Kooperatifler hangi şartlarda kurumlar vergisi mükellefi olmaz- kurumlar vergisinden muaf olurlar ?

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 21.07.2008 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-4-1-k/8160-15976 sayılı özelgede;

5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 36. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olup, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 01/01/2006 tarihinde yürürlüğe giren 4. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde; tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13. maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olacağı hükme bağlanmıştır.

Konuyla ilgili olarak,  03/04/2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde;

“Kooperatifler, üyelerin meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma ile sağlanması esasıyla kurulmaktadırlar. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi ile de tüketim ve taşımacılık kooperatifleri dışında kalan kooperatifler belirli şartlarla kurumlar vergisinden muaf tutulmuşlardır.

4.13.1. Muafiyet şartları

Kooperatiflerin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmeleri için ana sözleşmelerinde;

—Sermaye üzerinden kazanç dağıtılmamasına,

—Yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesine,

—Yedek akçelerinin ortaklara dağıtılmamasına,

—Sadece ortaklarla iş görülmesine

dair hükümlerin bulunması ve bu kayıt ve şartlara da fiilen uyulması gerekmektedir.

Bu şartlara ana sözleşmelerinde yer vermeyen ya da yer vermekle beraber bu şartlara fiiliyatta uymayan kooperatifler, muafiyet hükümlerinden yararlanamayacaktır.

Yeni Kurulan ve Hiçbir Faaliyeti Bulunmayan Kooperatifin Mükellefiyet Durumu

  1. Yeni Kurulan ve Hiçbir Faaliyeti Bulunmayan Kooperatifin Mükellefiyet Durumu

 

Kooperatifler Kurumlar Vergisi mükellefi olmakla birlikte belli koşulların gerçekleşmesi halinde Kurumlar Vergisinden muaf tutulmuşlardır. Dolayısıyla yeni kurulan, arsa satın almadığı için inşaat aşamasına gelmemiş ve dolayısıyla hiçbir faaliyeti bulunmayan konut yapı kooperatifinin mükellefiyet tesisine gerek bulunmamaktadır.

Henüz arsa temini veya inşaat aşamasına gelmemiş  kooperatiflerin işyeri veya konut teminine yönelik faaliyeti bulunmadığı için muafiyete ilişkin şartlar aranılmayacağından kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanması mümkündür. Mükellefiyet tesisine gerek bulunmamaktadır.

Kooperatifler Kurumlar Vergisi Mükellefidir ancak….

  1. Kooperatifler Kurumlar Vergisi Mükellefidir

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinin 2. fıkrası, “Kooperatifler: 24.04.1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa veya özel kanunlarına göre kurulan kooperatifler ile benzer nitelikteki yabancı kooperatifleri ifade eder.” Hükmünü amirdir.

Kurumlar Vergisi Kanununun 2/2. maddesinde kooperatiflerin, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa veya özel kanunlarına göre kurulan kooperatifler ile benzer nitelikteki yabancı kooperatifleri ifade ettiği belirtilmiş, ancak kooperatifler türleri itibarıyla tek tek sayılmamıştır. Bu çerçevede, hangi türde olursa olsun kooperatifler kurumlar vergisi mükellefi olarak kabul edilmektedir. Başka bir deyişle 1163 sayılı Kanun hükümlerine kurulmuş ve faaliyet gösteren bir kooperatifin türü ne olursa olsun esas itibariyle kurumlar vergisi mükellefidir. Yabancı bir kuruluşun kooperatif niteliğinde olup olmadığı ise Kooperatifler Kanununun ilgili hükümlerine göre değerlendirilecektir.

Okul Kooperatifleri

Diğer taraftan, dernek veya adi şirket mahiyetinde olmakla birlikte kooperatif olarak adlandırılan okul kooperatifleri, Kurumlar Vergisi Kanununun uygulanmasında kooperatif sayılmamaktadır. Okul kooperatiflerinin 1163 sayılı Kanuna göre veya derneğe bağlı iktisadi işletme şeklinde kurulmaları durumunda ise hukuki durumlarının gerektirdiği şekilde kurumlar vergisi mükellefi olarak dikkate alınacağı tabiidir.

Kooperatifin münhasıran 1163 sayılı Kanuna göre kurulmuş olması şart değildir.1163 sayılı Kanun dışında özel kanunlarına göre kurulan kooperatifler de kurumlar vergisi mükellefi sayılacaklardır.

KOOPERATİF ORGANLARI

KOOPERATİF ORGANLARI

– Genel Kurul,

– Yönetim Kurulu,

– Denetçiler

– Kooperatif yönetim kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların asıl ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Koop. K. md.55

– Kooperatif yönetim kurulu üyelerinde aşağıdaki şartlar aranır.

1- Türk vatandaşı olmak

2- Aynı türde başka bir kooperatifin yönetim kurulu üyesi olmamak.

3- Türk ceza kanununun zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, görevi suistimal, sahtekarlık, hırsızlık, dolandırıcılık, hileli iflas, emniyeti suistimal ve devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlara ilişkin hükümlerine veya bu kanuna göre mahkum olmamak. Koop. K. md. 56

– Yönetim Kurulu üyeleri en çok 4 yıl için seçilebilirler. Ana sözleşmede aksine hüküm yoksa tekrar seçilmeleri caizdir. Koop. K. md. 57

– Kooperatif denetçileri, genel kurul, denetleme organı olarak en az bir yıl için bir veya daha çok denetçi seçer. Genel kurul yedek denetçiler de seçebilir. Denetçilerin ve yedeklerinin kooperatif ortaklarından olması şart değildir. Koop. K. md. 65

– Kooperatif deneticilerinde aşağıdaki şartlar aranır.

1- Türk vatandaşı olmak

2- Türk ceza kanununun zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, görevi suistimal, sahtekarlık, hırsızlık, dolandırıcılık, hileli iflas, emniyeti suistimal ve devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlara ilişkin hükümlerine veya bu kanuna göre mahkum olmamak

KOOPERATİF GENEL KURULLARINA KATILAN BAKANLIK TEMSİLCİLERİNE HARCIRAH ÖDENMESİ-6245 sayılı Harcırah Kanunu-05.03.2015-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

DAVA VE KARAR:

1131 sayılı ilâmın 3`üncü maddesiyle Kastamonu Sanayi Ticaret İl Müdürlüğü personeline görev mahalli dışındakikooperatiflerin genel kurul toplantılarına katılmalarından dolayı kooperatifler Kanunun 87`nci maddesine göre maliye veznesinden kendilerine ödenen temsilci ücreti dışında mevzuata aykırı olarak geçici görev yolluğu ödenmesi nedeniyle …- liraya tazmin hükmü verilmiştir.
SAYIŞTAY TEMYİZ KURULU KARARI:1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 87`nci maddesinde: “Ticaret Bakanlığı, kooperatiflerle, kooperatif birlikleri, merkez birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin, genel kurul toplantılarında temsilci bulundurur. Genel kurul toplantıları Bakanlık temsilcisinin huzuru ile açılır ve devam eder. İdare, bildirilen günde temsilci bulunmasını sağlar. ( Değişik: 6/10/1988 – 3476/22 md.) Temsilciler, toplantının kanunlara, ana sözleşmeye ve gündeme göre yürütülmesini denetleme ve temin ile görevlidirler. Temsilcilerden her birine birinci derece kadrolu memur için tespit edilen en yüksek yurt içi harcırahının bir günlük tutarının iki katını geçmemek üzere İlgili bakanlıkça tespit edilen tutarda ücret ödenir. Bu ücret görevli temsilciye ödenmek üzere kooperatif ve üst kuruluşlarınca genel kurul öncesinde maliye veznesine yatırılır.” denilmektedir.

6245 sayılı Harcırah Kanunun “Muvakkat vazife harcırahı” başlıklı 14`üncü maddesinde ise: “Aşağıda gösterilen memur ve hizmetlilere muvakkat vazife harcırahı olarak yol masrafı ile yevmiye verilir ve hamal ( Cins ve adedi beyannamede gösterilmek suretiyle ) bagaj ve ikametgah veya vazife mahalli ile istasyon, iskele veya durak arasındaki nakil vasıtası masrafları da ayrıca tediye olunur.

Birinci maddede yazılı kurumlara ait bir vazifenin ifası maksadıyla muvakkaten yurt içinde veya dışında başka bir yere gönderilenlere; ” hükmü yer almaktadır. Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi sonucunda; Kastamonu ilçesindekikooperatiflerin genel kurul toplantılarına temsilci olarak görevlendirilen memurların tamamının görevlendirme yazılarının ödeme emrine ekli olduğu, Kooperatifler Kanunun 87`nci maddesine göre görevlendirilecek memurlara verilecek ücretin Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca belirleneceği belirtilmiş olduğundan söz konusu Bakanlık ücretleri il merkezi ve il dışı olarak ayrı ayrı belirlemeyip mesai içi ve mesai dışı olarak ayrı ayrı belirlediği, memuriyet mahalli dışındaki kooperatiflerin genel kurul toplantılarına katılan memurlara söz konusu kooperatiflerce gider karşılığı doğrudan herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Kooperatiflerle, kooperatif birlikleri, merkez birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin, genel kurul toplantılarına temsilci olarak memur görevlendirmek Kooperatifler Kanunun 87`nci maddesine göre Sanayi ve Ticaret Bakanlının görevleri arasında sayılmaktadır.

Harcırah Kanunun 14`üncü maddesine göre de kuruma ait bir görevin ifası maksadıyla memuriyet mahalli dışına görevlendirilen memurlara harcırah verileceği belirtilmiştir. Diğer taraftan söz konusu Kanunun 87`nci maddesine göre memurlara verilecek temsilci ücretini belirleme yetkisi olan Bakanlık söz konusu ücreti mesai saatlerinde düşük, mesai saati dışında yüksek belirleyerek farklılaştırmış, il merkezi ve il dışı olarak ise farklılaştırma yapmamıştır. Bunun nedeni de memuriyet merkezi dışındaki kooperatif toplantılarına katılan memurlara Harcırah Kanununun 14`üncü maddesine göre müstehak olduğu harcırahın ödenmesidir. Söz konusu personele harcırah ödenmesi gerektiği hususunda Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının yazılan dilekçe ekinde ibraz edilmiştir.

Yukarıdaki mevzuat hükmü ve açıklamalar doğrultusunda, memuriyet mahalli dışındaki kooperatiflerle ile kooperatifbirliklerinin genel kurul toplantılarına temsilci olarak görevlendirilip katıldıkları anlaşılan ve görevlendirme yazıları ödeme evrakı ekinde bulunan memurlara, yaptıkları görevin karşılığı olarak Maliye veznesinden ödenen temsilci ücretinden ayrı olarak, kuruma ait bir görevin ifası amacıyla memuriyet mahalli dışına çıkmalarından dolayı Harcırah Kanunun 14`üncü maddesine göre geçici görev yolluğu ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

SONUÇ:

Açıklanan gerekçelerle 1131 sayılı ilâmın 3üncü maddesiyle verilen …- liraya ilişkin tazmin hükmünün ( KALDIRILMASINA ), karar verildi.

Kooperatifin süre uzatımı işlemleri-EVREN ÖZMEN DANIŞMANLIK. 05.03.2015

Detaylı bilgi için [email protected]

DAVA VE KARAR:

S.S.K……..Kooperatifi, 10.11.1973 tarihinde konut yapı kooperatifi olarak kurulmuş, 16.01.1974 tarihinde ticaret siciline tescil ettirilmiş, 06.02.1974 tarih ve 5066 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanarak hükmü şahsiyet kazanmış, bila tarih ve 2003.06 sayılı yazı ile Aydın Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğüne müracaat edilerek,kooperatif ana sözleşmesinin “kooperatifin süresi başlıklı” 5. maddesinde yazılı olan 30 yıl sürenin 60 yıl olarak değişiklik yapılması için ön izin verilmesi talebinde bulunulmuş; Müdürlüğün 01.04.2003 tarih ve MD.03/0 sayılı onayı ile izin verilmiş, 06.07.2003 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısında “Madde Tadilatı” kabul edilerek, 18.07.2003 tarih ve 5844 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanarak tescil edilmiştir.

Davacı T. Ö.;  Kooperatifin 154 no.lu ortağı olduğunu, yıllar önce, kooperatifin konut yapıp, ortaklarına dağıtmasının imkansızlığının görülmesi üzerine, kooperatif genel kurul kararı ve davalı idarenin onayı ile kooperatif arsasının ortaklarına dağıtıldığını; Kooperatifin, amaçsız olarak yöneticiler ve çevresinin ya­rarına, ortaklarının zararına faaliyetine devam ettirildiğini, ana sözleşmedeki süre dolmasına rağmen, yine davalı idarenin onayı ile amacı olmayan kooperatifin süresinin 30 yıl daha uzatıldığını, ortakların zarar görmesine, yönetici ve çevresinin faydalanmasına fırsat verildiğini; 02.08.2007 tarihli dilekçeyle davalı idarenin, hukuka ve yasaya uygun olmayan süre uzatımı onayının iptalini istediğini, talebinin 13.08.2007 tarih ve 114 İLM 0 09 00 03/II-I-I(87)2300 yazı ile reddedildiğini ifade ederek; Aydın Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünün, S.S. Kuşadası Özkent Sitesi Konut Yapı Koope­ratifinin süresinin 30 yıl daha uzatılmasına ilişkin 01.04.2003 tarih ve MD 03/07sayılı onayının iptali istemiyle 19.09.2007 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır.

AYDIN 1. İDARE MAHKEMESİ; 13.11.2007 gün ve E: 2007/1181, K: 2007/1359 sayı ile,  1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun “Davaların niteliği ve Muhakeme usulü” başlıklı 99. maddesinde,  bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır. Bu davalarda basit yargılama usulü uygulanır.” hükmünün yer aldığı;  uyuşmazlıkta 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu uyarınca S.S. Kuşadası Özkent Konut Yapı Kooperatifinin süresinin 30 yıl daha uzatılmasına ilişkin Aydın Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü’nün 01.04.2003 gün ve MD. 03/07 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan bu davada yukarıda anılan mevzuat uyarınca ticari dava sayılacağından, davaya özel hukuk hükümleri uygulanmak üzere Adli Yargı mercilerinde bakılmasının gerektiği gerekçesiyle; davanın görev yönünden reddine karar vermiş bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Davacı T. Ö. bu defa, S.S Kuşadası Özkent Konut Yapı Kooperatifi`nin süresinin 30 yıl daha uzatılmasına ilişkin Aydın Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünün 01.04.2003 gün MD 03/07 sayılı işleminin iptali, adı geçen Kooperatifin tasfiye sürecine girmesinin sağlanması,  süre uzatımı nedeniyle uğradığı 3.000.00 YTL maddi zararın tazmini istemiyle 08.01.2008 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.

Aydın 2.Asliye Hukuk Mahkemesi; 24.07.2008 gün ve E:2008/50 K:2008/518 sayı ile, olayda hukuk kuralları ile 1163 sayılıKooperatifler Kanunu’nun uygulanması bahis konusu olup, bu kanundan doğan uyuşmazlıkların çözümü adli mahkemelere ait olduğundan mahkemelerinin görevli bulunduğu belirtilerek esasa girilmiş ve Kooperatifi adına kayıtlı bulunan arsaların kura ile ortaklara dağıtılmış olduğu, ana sözleşmenin 6. maddesine göre ortaklarına konut yaptırma amacının ortadan kalkmış olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile,  Aydın Sanayi Ticaret İl Müdürlüğünün 01.04.2003 tarih M.D 2003/7 sayılı süre uzatımı işleminin iptaline, davacının fazlaya ilişkin ve maddi tazminat talebinin reddine karar vermiş; kararı, davacı ile davalı temsilcisinin temyiz etmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; 12.04.2010 gün ve E: 2010/2831, K:2010/4048 sayı ile,  mahkemece, her ne kadar uyuşmazlığın 1163 sayılı Kanun`dan kaynaklanması nedeni ile adli yargı mahkemelerinin görevli bulunduğu sonuca varılmış ise de, davalı tarafından verilen ön izin işleminin idari bir işlem olduğunda kuşku bulunmadığı;  bu bağlamda, ana sözleşme değişikliğinin Kooperatif]er Kanunu`na uygun olup olmadığını denetlemek ve sonucuna göre izin vermek ya da vermemenin Bakanlık yetkisi içinde bulunduğu, gerek izin isteminin reddi kararı, gerekse kabulü yönündeki kararın idari bir karar olmasına göre, ön izin işleminin iptaline yönelik davada genel mahkemelerin değil idari yargının görevli olduğunun kabulünün gerektiği, mahkemece,  davanın yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi yerine yanılgılı değerlendirme ile işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına, davalı temsilcisinin diğer, davacının ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermiştir.

AYDIN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; davanın geçirdiği aşamaları özetledikten sonra; davanın, ana sözleşme süresi biten dava dışı kooperatifin süresinin 30 yıl daha uzatılması yönündeki davalı tarafından verilen ön izne ilişkin işlemin iptali, bu isteme bağlı olarak kooperatifin tasfiye sürecine girmesinin sağlanması ve süre uzatımı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tahsili istemine ilişkin bulunduğu;  bozma ilamında da açıklandığı üzere, davalı tarafından verilen ön izin işleminin idari bir işlem olması karşısında, ana sözleşme değişikliğinin kooperatifler kanununa uygun olup olmadığını denetlemek ve sonucuna göre izin vermek ya da vermemek bakanlık yetkisi içinde idari bir karar niteliği taşıdığından, ön izin işleminin iptaline yönelik davanın Mahkemelerince görülemeyeceği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Davacı T. Ö.’ın vefatı üzerine mirasçıları D. ve N. Ö. tarafından, Aydın 1. İdare Mahkemesi’ne aynı istemle bir kez daha dava açılmış;  Mahkeme’ce 21.10.2010 gün ve E:2010/1940, K:2010/1767 sayı ile, aynı işlemin iptali istemiyle “İlk Görevsizlik Kararını veren” Mahkemelerine açılan davanın esasının incelenmesinin mümkün olmağı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiş; Davacıların,  Aydın 1. İdare Mahkemesi’nin 21.10.2010 gün ve E:2010/1940, K:2010/1767 sayılı kararı ile Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 12.4.2010 gün ve  E:2010/2831, K:2010/4048 (belirtilen tarih  ile Esas ve Karar sayıları Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bozma kararına aittir) kararları arasında olumsuz görev uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülerek uyuşmazlığın giderilmesi istemiyle, İdare Mahkemesi kanalıyla Mahkememize başvurması üzerine Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü, 06.06.2011 tarih, E:2011 / 74, K:2011/130 sayı ile, olumsuz görev uyuşmazlığına konu edilen kararlardan Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararı görevsizlik kararı olmasına karşılık; Aydın 1. İdare Mahkemesi’nin  21.10.2010 gün ve E:2010/1940, K:2010/1767 sayılı kararı görevsizlik değil, davanın incelemeksizin reddine ilişkin karar olduğundan, 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle başvurunun reddine karar vermiş;  son olarak, Davacıların kesinleşen görevsizlik kararları nedeniyle ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle  Asliye Hukuk Mahkemesine verdikleri dilekçeye istinaden dava dosyaları Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 4.6.2012 günlü toplantısında:

I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleri arasında “Aydın Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünün, S.S. Kuşadası  Özkent Sitesi Konut Yapı Koope­ratifinin süresinin 30 yıl daha uzatılmasına ilişkin 01.04.2003 tarih ve MD 03/07sayılı onayının iptali istemi”  yönünden anılan Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adli yargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacıların istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı Mehmet AKKAYA’nın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
HUKUK BÖLÜMÜ KARARI:Dava, S.S. Kuşadası Özkent Sitesi Konut Yapı Koope­ratifinin olağan genel kurul toplantısında alınan karar uyarınca, Ana Sözleşmenin “Süre” başlıklı” 5. maddesinde 30 olarak yer alan sürenin, 60 yıl olarak değiştirilmesi talebinin onaylanmasına ilişkin, Aydın Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü’nün 01.04.2003 tarih ve MD.03/0 sayılı olurunun iptali isteminden ibarettir.

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun “Tarif” başlıklı 1. maddesinde, “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklara kooperatif denir.” denilmiş; Kanun’un 2. maddesinde, bir kooperatifin en az 7 ortak tarafından imzalanacak ana sözleşme ile kurulacağı; 3.maddesinde, ana sözleşmenin, Ticaret Bakanlığına verileceği, Bakanlığın kuruluşa izin vermesi halinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yerin ticaret siciline tescil ve ilan olunacağı, kooperatifin amacı, konusu ve varsa süresinin, tescil ve ilan olunacak hususlar arasında sayıldığı, ana sözleşmenin değişikliklerinin de kuruluştaki usullere bağlı olacağı; 81 ila 85. maddeleri kapsayan Yedinci Bölümde Kooperatiflerin dağılması koşullarının yöntemi ve sonuçlarının neler olacağı hususlarına;

“Anonim şirket hükümlerine atıf” başlıklı 98.maddesinde, “ Bu kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır.;
“Davaların niteliği ve muhakeme usulü” başlıklı 99. maddesinde ise, “Bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır.
Bu davalarda basit muhakeme usulü uygulanır.”  hükümlerine yer verilmiştir.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin değişik 1 numaralı bendinde:
“a) (Değişik : 8.6.2000-4577/5 md.) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,
c) (Değişik : 18.12.1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar” idari dava türleri olarak sayılmıştır.

Olayda, davaya konu kooperatifin 10.11.1973 tarihinde 30 yıl süreli konut yapı kooperatifi olarak kurulduğu, 16.01.1974 tarihinde ticaret siciline tescil ettirilip, 06.02.1974 tarih ve 5066 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanarak hükmi şahsiyet kazandığı; Kooperatif tarafından, 30 yıl süresinin dolacağına binaen, bila tarih ve 2003.06 sayılı yazı ile Aydın Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğüne müracaat edilerek,  kooperatif ana sözleşmesinin “Süre” başlıklı 5. maddesinde yazılı olan 30 yıl sürenin 60 yıl olarak değiştirilmesi için ön izin verilmesi talebinde bulunulduğu, Müdürlüğün 01.04.2003 tarih ve MD 03/07 sayılı onayı ile izin verildiği,  06.07.2003 tarihinde yapılan kooperatif genel kurul toplantısında gündemin 5. maddesinde “madde tadilatı”nın görüşülerek kabul edildiği;  davacı tarafından, Aydın Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünün S.S.Kuşadası Özkent Konut Yapı Kooperatifinin süresinin 30 yıl daha uzatılmasına İlişkin 01.04.2003 tarih ve MD 03/07 sayılı onayının iptali istemiyle açtığı davada; davalı İdare; Kooperatiflerin, madde tadili ile ilgili olarak “Müdürlüklerince” istenilen evrak ve belgeleri ibraz etmeleri halinde “Bakanlığın Müdürlüklerine vermiş olduğu yetkiye istinaden” ön izin verilmekte olduğunu,  ancak; madde tadilatının kabul edilmesinin ve onaylanmasının ana sözleşmenin “Genel kurulun görev ve yetkileri” başlıklı 23. maddesinde belirtildiği üzere, genel kurulun yetkisinde olduğunu, ortakların vereceği karara bağlı bulunduğunu, madde tadilatının da genel kurul toplantısında oy birliği ile kabul edilmiş bulunduğunu;  ayrıca;Kooperatifin tasfiyeye girmesi ve fesih edilmesinin de yine 23. maddede belirtildiği üzere genel kurulun yetkisinde olduğunu, ortakların vereceği karara bağlı bulunduğunu ifade ederek, yapılan işlemin yasalara uygun olduğunu savunmuştur.

Bu durumda, adli ve idari yargı yerleri arasında “Aydın Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünün, S.S. Kuşadası  Özkent Sitesi Konut Yapı Koope­ratifinin süresinin 30 yıl daha uzatılmasına ilişkin 01.04.2003 tarih ve MD 03/07sayılı onayının iptali istemi”  yönünden olumsuz görev uyuşmazlığının doğduğu; her iki yargı yerinde, kooperatif genel kurulu kararlarına ilişkin bir itirazın ve iptal isteminin mevcut bulunmadığı; davalı İdare tarafından verilen ve idari bir işlem niteliği taşıyan  ön izin işleminin iptalinin istenildiği;  bu bağlamda, ana sözleşme değişikliğinin Kooperatifler Kanunu`na uygun olup olmadığını denetlemenin,  sonucuna göre izin verme ya da vermemenin Bakanlığın yetkisinde bulunduğu, gerek izin isteminin reddi, gerekse kabulü yönündeki kararın idari bir karar olduğu gözetildiğinde; bu idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünde,  2577 sayılı Yasanın 2/1-a maddesi uyarınca idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle Aydın 1. İdare Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ:

Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Aydın 1. İdare Mahkemesi’nin 13.11.2007 gün ve E:2007/1181, K:2007/1359 sayılı ( GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA ), OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

Kooperatif İş kanunu

Y7HDEsas : 2014/12684Karar : 2014/20227Tarih : 05.11.2014 İŞVERENCE HAKLI FESİH

İşverence 4857 sayılı Yasanın 25/2-9 maddesi gereğince haklı nedenle feshedildiğine ilişkin gerekçesi yerinde değilse de davacının 15 ve 27 Kasım 2013 tarihlerinde devamsızlık yapması, şahsi dosyasında işe geç gelme ve mazeretsiz ve izinsiz işe gelmeme nedeniyle tutulan tutanaklar ve verilen uyarılar dikkate alındığında davacının eylemleri işyeri disiplini ve işleyişini olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğundan işverence yapılan fesih işleminin geçerli nedene dayandığının anlaşılmıştır.jct

—-

DAVA VE KARAR:

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı.

Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ KARARI:Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacının, devamsızlık yaptığı günlerden 02/11/2013 tarihinde davacının gözünü kaynak aldığından işe gelemediğini savunmasında belirttiği ve davalı tanıkları aynı zamanda tutanak tanığı olan H… T… ve K… S… tarafından davacının gözünü kaynak aldığına şahit olunduğu ifade edildiğinden 4857 sayılı Yasanın 25/2-g bendi kapsamında ardı ardına 2 iş günü ya da bir ay içinde 2 defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş gününde devamsızlık yapılması gerektiğinden devamsızlık nedenine dayanılarak iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi şartları oluşmadığından mahkemenin davacının 02/11/2013, 15/11/2013, 27/11/2013 tarihlerinde izinsiz ve mazeretsiz olarak işyerine gelmemesi sebebiyle işverence 4857 sayılı Yasanın 25/2-9 maddesi gereğince haklı nedenle feshedildiğine ilişkin gerekçesi yerinde değilse de davacının 15 ve 27 Kasım 2013 tarihlerinde devamsızlık yapması, şahsi dosyasında işe geç gelme ve mazeretsiz ve izinsiz işe gelmeme nedeniyle tutulan tutanaklar ve verilen uyarılar dikkate alındığında davacının eylemleri işyeri disiplini ve işleyişini olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğundan işverence yapılan fesih işleminin geçerli nedene dayandığının anlaşılmasına göre,

SONUÇ:

Davacının yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle sonucu bakımından doğru olan kararın bu gerekçe ile (ONANMASINA), davacıdan temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.

Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.Bilindiği üzere; kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. Ancak, davaya konu taşınmazın doğal ürün veren ya da ( işyeri, konut gibi ) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması durumunda intifadan men koşulunun aranmayacağı kuşkusuzdur.

Y1HDEsas : 2014/13884Karar : 2014/16892Tarih : 04.11.2014 ELATMANIN ÖNLENMESİ
ECRİMİSİL
ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ

Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.Bilindiği üzere; kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. Ancak, davaya konu taşınmazın doğal ürün veren ya da ( işyeri, konut gibi ) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması durumunda intifadan men koşulunun aranmayacağı kuşkusuzdur.

DAVA VE KARAR:

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi Şükrü Hanlı Baydın`ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ KARARI:Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 48 ada 32 parsel sayılı taşınmazda yer alan 5 numaralı bağımsız bölümün tarafların mirasbırakanı M. adına kayıtlı olduğu, fiili taksim olgusunun saptanamadığı sabittir.

Davacı, ortaklığın giderilmesi isteğiyle Adalar Sulh Hukuk Mahkemesi`nin 2012/115 E. sayılı dosyasına açılan davada, dava konusu 5 numaralı bağımsız bölümün kendisine, diğer bağımsız bölümlerin ise davalı ve dava dışı diğer yasal mirasçılara bırakıldığı halde, davalı tarafından kendisine bırakılan anılan bağımsız bölümün 2012 yılı yaz sezonunda 3 aylık süreyle 4.000 TL bedelle kiraya verildiğini ileri sürüp, 4.000 TL kira bedelinin tahsiline karar verilmesi istemiştir.

Bilindiği üzere; kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. Ancak, davaya konu taşınmazın doğal ürün veren ya da ( işyeri, konut gibi ) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması durumunda intifadan men koşulunun aranmayacağı kuşkusuzdur.

O halde, 5 numaralı bağımsız bölümün davalı tarafından 4.000 TL bedelle kiraya verildiği davalının da kabulünde olup, bu bedelden davacının payına isabet eden miktarın hüküm altına alınması gerektiği açıktır.

SONUÇ:

Davacı vekilinin temyiz itirazı değinilen yön itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu`nun 428.maddesi gereğince ( BOZULMASINA), alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, oybirliği ile karar verildi

GİRİŞ KATA DEMİR PARMAKLIK YAPTIRMAK KAT MÜLKİYETİ KANUNUNA AYKIRI MIDIR ?-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR-04.03.2015

Detaylı bilgi için [email protected]

Ancak;

1- 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesinin 2. fıkrasına göre kat maliklerinden biri, kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça ana taşınmazın ortak yerlerinde inşaat, onarım, tesis ve değişiklik yaptıramaz. Yasanın bu hükmü karşısında normal koşullarda kat maliklerinin ortak yer niteliğinde olan balkonun dış cephesine projesine aykırı tesis yapması ( demir parmaklık takması )mümkün değil ise de;

Yargıtay`ın kararlılık kazanmış uygulamalarında özellikle bodrum ve zemin katlarda bulunan bağımsız bölümlerin, balkonlarındaki kapılarla pencerelerin dış yüzeyine yatay bağlantısı ve bombesi olmayan düz ve dikey demir parmaklık takılmasına güvenlik açısından zorunluluk bulunduğunda izin verilmektedir. Dava konusu edilen balkonun kapı ve penceresine, yukarda nitelikleri belirtilen şekilde demir parmaklık takılmasına karar verilmesi gerekirken sözü edilen demirlerin tümden kaldırılmasına hükmedilmesi,

2- İcra İflas Yasası`nın 30. maddesinde bir işin yapılmasına ( yerine getirilmesine )ilişkin ilamların ne şekilde infaz edileceği açıkça hükme bağlanmış olup; somut olayda mahkemece davalıya verilen süre içerisinde davaya konu demir parmaklıkların yukarda değinilen biçimde değiştirilmesine hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infaz aşamasında yapılacak işleri de kapsar biçimde “yaptırmadığında davalı bu hususların davacılar tarafından yerine getirilmesine, taşınmazın eski hale getirilmesi için gereken masraf 100 TL`nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” yolunda hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir.

CAM BALKON YARGITAY KARARI- EVREN ÖZMEN DANIŞMANLIK-03.03.2015

Y18HDEsas : 2011/3837Karar : 2011/7428Tarih : 20.06.2011 BALKON KAPATILMASI
ANA YAPIDA PROJEYE AYKIRILIKLARIN GİDERİLMESİ ( Balkon Kapatılması )
BALKONUN KATLANIR CAM TESİSİ İLE KAPATILMASI

Kat maliklerinden biri bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anataşınmazın ortak yerlerinde onarım, tesis ve değişiklik yaptıramaz.

Davalı bağımsız bölümünün balkonunu katlanır cam sistemiyle kapalı hale getirmiş olup, bu tür bir sistemi kurmanın, kenarlarının anayapıya sabitleştirilmek suretiyle mümkün bulunduğu ve
ana yapının onaylı mimari projesinde de balkonların açık olarak gösterildiği anlaşıldığından;
Davanın kabulüne, balkonların kapatılması suretiyle yapılan tesisatın kaldırılmasına bağımsız bölümün projesine uygun eski hale getirilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.fk

DAVA VE KARAR:

Dava dilekçesinde, projeye aykırı olarak kapatılan balkonun eski hale getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ KARARI:Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının anataşınmazda kendisine ait bağımsız bölümünün balkonlarını mimari projeye aykırı olarak kapattığını ileri sürerek projesine uygun eski hale getirilmesini, yapılan tesislerin yıkılmasını istemiş,

mahkemece davaya konu taşınmaza yapılan katlanır cam sisteminin mimari projeye aykırılık teşkil etmediği, sabit eser niteliği taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasası`nın 19. maddesinin 2. fıkrasına göre kat maliklerinden biri bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anataşınmazın ortak yerlerinde onarım, tesis ve değişiklik yaptıramaz.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalının bağımsız bölümünün balkonunu katlanır cam sistemiyle kapalı hale getirdiği ve bu tür bir sistemi kurmanın, kenarlarının anayapıya sabitleştirilmek suretiyle mümkün bulunduğu, aksi halde böyle bir tesisatı kurma olanağının mevcut olmadığı, bilirkişinin raporunda her ne kadar davalının yaptığı tesisin, Yargıtay içtihatları da referans gösterilmek suretiyle sabit tesis niteliğinde olmadığı belirtilmişse de bu görüşün yanılgıya dayandığı, anataşınmazın onaylı mimari projesinde balkonların açık olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece yukarda açıklanan hususlar dikkate alınarak toplanan delillere göre davanın kabulüne, balkonların kapatılması suretiyle yapılan tesisatın kaldırılmasına bağımsız bölümün projesine uygun eski hale getirilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ:

Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükümün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, oybirliğiyle karar verildi

kat mülkiyeti kanununa göre gecikme faiz hesaplaması hangi tarihten başlar ? Evren ÖZMEN DANIŞMANLIK- 03.03.2015

Kat Mülkiyeti Yasası`nın 20.maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre ortak giderden payına düşeni ödemeyen bağımsız bölüm malikinin ödemekle yükümlü bulunduğu gecikme tazminatının başlangıç gününün açıkça saptanmış olması gerekir. Dava konusu ortak giderin dayanağını oluşturan kat malikleri kurulu kararına davalı katılmışsa karar tarihi, kararın alındığı toplantıya katılmamışsa bu kararın kendisine tebliğ edildiği ya da başka bir biçimde borcunu öğrendiği tarih, bu da yoksa hakkında açılan icra takibi nedeniyle ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih esas alınmalıdır. Buna göre davalının aidat borçlarını ödemiş olduğu dikkate alınarak, yukarıdaki esaslara göre davalının ortak gider borcunu öğrendiği günün yöntemince araştırılarak gecikme tazminatından ve icra takibi sırasında yapılan masraflardan sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarı belirlenerek, bu miktar üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

ORTAK ALAN OLARAK TAPUYA TESCİL -EVREN ÖZMEN DANIŞMANLIK-03.03.2015

Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde dava konusu anataşınmazda 17 adet bağımsız bölüm bulunduğu, dava konusu 1 nolu depo niteliğindeki bağımsız bölümün, davalılardan Ş… C… adına arsa payı ayrılmak suretiyle tapuya tescil edildiği, davacılardan M… M… A… dışındaki davacıların kat maliki olup, depo olarak tapuya tescil edilen bağımsız bölümün tapusunun iptali ile ortak yer olarak tapuya tescilini istemiş oldukları, dava sonucu verilecek kararın tüm kat maliklerinin hukukunu yakından ilgilendirdiği, bu nedenle anataşınmazdaki kat maliklerinin tamamına karşı açılması gerektiği yönündeki mahkeme tespiti doğru ise de, usul ekonomisi de gözönünde tutularak tüm kat malikleri davaya dahil edilerek öncelikle taraf teşkili sağlanıp, daha sonra yerinde uzman bilirkişiye anataşınmazın kat irtifakına esas teşkil eden onaylı mimari projesi uygulanmak suretiyle inceleme yaptırılıp dava konusu yerin projesindeki niteliği ( sığınak ya da arsa paylı depo vs. olup olmadığı ) saptanıp bu durumu dikkate alınıp oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.

Tüm kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızasıyla yapılması olanaklı kılınan değişiklikler, anagayrimenkulün ortak yerlerinde yapılacak olan inşaat, onarım ve tesisler ile değişik renkte dış badana veya boya işlemlerinden ibarettir.-EVREN ÖZMEN DANIŞMANLIK-03.03.2015-

9. maddenin 5711 Sayılı Yasayla değişik ikinci fıkrası hükmü ile tüm kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızasıyla yapılması olanaklı kılınan değişiklikler, anagayrimenkulün ortak yerlerinde yapılacak olan inşaat, onarım ve tesisler ile değişik renkte dış badana veya boya işlemlerinden ibarettir.    Değişik ikinci fıkra kat maliklerinin bir kısmına, korunması mecbur olan mimari durumu belirleyen onaylı mimari projeyi değiştirme hak ve yetkisi vermez.

APARTMAN SİTE YÖNETİMİ VE KOOPERATİFLERDE MİMARİ PROJE DEĞİŞTİRME OY BİRLİĞİ Mİ YOKSA 4/5 ÇOĞUNLUK MU İSTENİR ? EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR 03.03.2015

Mahkemece 634 Sayılı Yasanın 19.maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre proje değişikliğinin bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası ile yapılabileceği, bu nedenle kararın nisap yönünden iptalinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kat Mülkiyeti Yasası`nın 14. maddesine göre kat irtifakının kurulması için o arsanın malikinin veya bütün paydaşlarının buna ait istem ile birlikte 12. maddenin ( a ) bendine uygun olarak düzenlenen projeyi ( maddede sözü edilen diğer belgelerle birlikte ) tapu idaresine vermeleri lazımdır.
Yapının tamamlanmasından sonra kat irtifakının kat mülkiyetine çevrilmesi, kat irtifakının tesciline ait resmi senede ve 12.maddede yazılı belgelere dayalı olarak, o gayrimenkulün maliki veya bütün paydaşlarının birlikte tapu idaresinden istemde bulunması suretiyle yapılır.
Kat irtifakının kurulması sırasında tapuya tescil edilmiş olan mimari projeden farklı bir projeye göre kat mülkiyetine geçilebilmesi mümkün değildir.

Öte yandan; Kat Mülkiyeti Yasası`nın 19. maddesinin birinci fıkrasında
” Kat malikleri, anagayrimenkulün bakımına ve mimari durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını titizlikle korumaya mecburdurlar”       hükmüne yer verilmiştir.

Bu madde hükmüne göre kat maliklerinin korumaya mecbur oldukları mimari durum, onaylanmış ve aslı belediye imar müdürlüğünde saklanmakta olan mimari projedeki durumdur.

19. maddenin 5711 Sayılı Yasayla değişik ikinci fıkrası hükmü ile tüm kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızasıyla yapılması olanaklı kılınan değişiklikler, anagayrimenkulün ortak yerlerinde yapılacak olan inşaat, onarım ve tesisler ile değişik renkte dış badana veya boya işlemlerinden ibarettir.    Değişik ikinci fıkra kat maliklerinin bir kısmına, korunması mecbur olan mimari durumu belirleyen onaylı mimari projeyi değiştirme hak ve yetkisi vermez.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden anataşınmazın 6 bağımsız bölümden oluştuğu,  iptali istenen kararın alındığı toplantıya 5 bağımsız bölüm malikinin asaleten ve vekaleten katıldığı anlaşılmaktadır.  Tüm kat maliklerinin oybirliğiyle alınmayan, onaylı mimari proje dışında başka bir projenin kabulüne ve bu suretle kat irtifakından kat mülkiyetine geçilmesini karara bağlayan 27 Ocak 2010 tarihli kat malikleri kurulu kararının 7. maddesinin iptali gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

İPTAL EDİLEN KAT MALİKLERİ KURULU KARARI VE İŞLETME PROJESİNE İSTİNADEN MAHKEME YENİ AİDAT TUTARLARINI BELİRLEYEBİLİR Mİ ?-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR-03.03.2015

Dava dilekçesinde, kat malikleri kurulu kararlarının ve işletme projesinin iptali istenilmiştir. Anataşınmazda ortak giderlerin yönetim planına uygun şekilde belirlenmesi işinin, kat malikleri kurulunca ya da yönetici tarafından yapılabileceğinden mahkemenin kat maliklerinin iradesi yerine geçerek bağımsız bölüm maliklerinin sorumlu olacakları ortak gider borçlarını belirlemesi söz konusu olamaz. Buna göre mahkemece kat malikleri kurulu kararının iptaliyle yetinilmesi gerekirken, ayrıca bağımsız bölümlerin maliklerinin ödeyeceği aidat miktarının tesbitine de karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

DAVA VE KARAR:

Dava dilekçesinde, 23.01.2011 günlü kat malikleri kurulu kararlarının ve işletme projesinin iptali istenilmiştir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalılar vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalılar ile aleyhine temyiz olunan davacılar adına gelen olmadı. Dosya eksiklik nedeniyle geri çevrilmiş bu kez iade edilmekle dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ KARARI:Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak;
Anataşınmazda ortak giderlerin yönetim planına uygun şekilde belirlenmesi işinin, kat malikleri kurulunca ya da yönetici tarafından yapılabileceğinden mahkemenin kat maliklerinin iradesi yerine geçerek bağımsız bölüm maliklerinin sorumlu olacakları ortak gider borçlarını belirlemesi söz konusu olamaz. Buna göre mahkemece kat malikleri kurulu kararının iptaliyle yetinilmesi gerekirken, ayrıca bağımsız bölümlerin maliklerinin ödeyeceği aidat miktarının tesbitine de karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

SONUÇ:

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün   ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.

Aidatların arsa payına göre hesaplanmaması durumunda yapılacak işlemler-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR 03.03.2015

DAVA VE KARAR:

Dava dilekçesinde, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesindeki gider paylaşımına uyulmamasından doğan anlaşmazlığa hakimin müdahalesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı M. Ç. tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ KARARI:Davacı dava açtığı dilekçesinde; 15.01.2011 tarihinde yapılan kat malikleri kurulu toplantısında yönetici seçildiğini, Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesi gereğince ortak giderlerin arsa payları oranında ödenmesinin esas olduğunu ve bu yönde uygulamaya geçildiği halde davalıların buna itiraz ettiklerini, yakıt ve diğer ortak giderlerin eşit olarak alınması yönündeki kat maliklerinin ısrarlı tutumları nedeniyle yönetimi zor duruma düşürdüklerini ileri sürerek ortak gider paylaşımına uyulmamasından doğan anlaşmazlığa hakimin müdahalesi talep edilmiş; mahkemece davanın kabulüyle, davalıların Kat Mülkiyeti Yasasının 20/b maddesinde belirtilen ortak giderlere arsa payları oranında katılmalarına karar verilmiştir.

Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesinde, kat maliklerinden her birinin aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça ortak giderlere ne oranda katılacaklarını düzenlemiş olup, buna göre kat maliklerinin ortak giderleri kat malikleri kurulu toplantısında belirleyebilecekleri gibi yönetim planıyla da giderlerin paylaşım şekli belirlenebilir, aksi halde Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesi hükümleri uygulanır. Kat malikleri kurulu kararının yönetim planına veya Yasa hükümlerine aykırı olduğu iddiasında olan kat maliki ortak giderlerle ilgili kat malikleri kurulu kararına karşı iptal davası açabilir. Bu nedenle davanın reddi gerekirken kat malikleri iradesi yerine geçip yönetim planı da gözardı edilerek Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesine göre ortak giderlerin paylaştırılmasına karar verilmesi doğru görülmemişti

Kat Mülkiyeti kurulmamış sitelerde aidat alınabilir mi ?-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR-03.03.2015

DETAYLI BİLGİ İÇİN [email protected]

Dava dilekçesinde, ortak gider alacağının tahsili için yürütülen icra takibine itirazın iptali ve %40 icra inkar tazminatı istenilmiştir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ KARARI:Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı tarafından ödenmeyen ortak gider borcunun tahsili için yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve % 40 icra inkar tazminatı istemiş, mahkemece dava konusu sitenin tüm bağımsız bölümlerinin üçte ikisinin fiilen kullanılmaya başlanmamış olması nedeniyle Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı ve icra takibinde alacaklı olarak M… Site Yöneticiliği olmasına rağmen itirazın iptali davasında davacının ….. İşletme Kooperatifi olduğu, site yöneticiliğinin tüzel kişiliği olmadığından bu davada aktif husumet ehliyeti de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 17. maddesinin son fıkrası gereğince kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmışsa kat mülkiyeti hükümleri uygulanır. Dosya içindeki bilgi ve belgelerin ve bilirkişi raporunun incelenmesinden; dava konusu taşınmazda 1818 bağımsız bölümlü site için kat irtifakı kurulduğu, 765 tane bağımsız bölümün tamamlandığı, ancak diğer bağımsız bölümlerin kullanıma hazır halde bulunmadığı, bu haliyle yapının tamamlanmamış olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemenin yönetimde Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerinin uygulanamayacağı yolundaki kabulü doğru ise de; anataşınmazın kat irtifakı sahiplerince imzalanmış bulunan yönetim planında, anataşınmazın yönetiminde Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan ve ayrıca Kat Mülkiyeti hukukunda yönetimin sürekliliği esas olup, icra takibinden sonra ve dava tarihinden önce ( 31.12.2010 tarihli karar ile ) yönetimin S.S. M… Site İşletme Kooperatifine devredilmiş olmasının, yönetimin dava ehliyetinin bulunmadığı anlamına gelmediği de dikkate alınarak mahkemece yönetim planı içeriğine göre, genel hükümler çerçevesinde davaya bakılıp tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

SONUÇ:

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, oybirliğiyle karar verildi.
Y18HD 19.02.2013 E.2013/1312 – K.2013/2126

Apartman ortak alan işgali, mimari projenin getirilmesi-Kemal özmen danışmanlık-03.03.2015

Davacı vekili dava dilekçesinde, ortak yer olan bahçeye temel kazarak demir kazık çakıp tel örgü çekmek suretiyle kullanan davalının ortak alana yaptığı bu haksız müdahalenin men`i ile eski hale getirilmesini istemiş;

mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.

Şöyle ki:

Dosya içindeki bilgi ve belgeler ile hükme esas bilirkişi raporunun incelenmesinden; dava konusu taşınmazın bahçesine davalı tarafından demir kazık çakılarak tel örgü çekildiği, yapılan tadilatın yönetim planına ve Kat Mülkiyeti Yasası`na aykırı olduğu belirlenmiş ise de,

Dava konusu taşınmaza ait onaylı mimari proje getirtilip mahalline uygulanmadan, yapılan tadilatın projeye aykırı olup olmadığı değerlendirilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece; dava konusu taşınmaza ait onaylı mimari proje getirtilip mahalline uygulanarak, davalı tarafından yapıldığı iddia edilen tadilatların onaylı mimari projeye aykırı olan hususlar tek tek belirlenip krokiye de bağlanmak suretiyle tespit edildikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde yeterli araştırma ve incelemeyi yapmayan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiştir

Apartman aidatını iade almak için nereye başvurulur ?-Tüketici hakem heyeti yetkili midir ?-KEMAL ÖZMEN DANIŞMANLIK

DAVA VE KARAR:

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ KARARI:Davacı dava dilekçesinde, davalı Ayşe`nın S… Konutları A Blok 32 nolu bağımsız bölümü 06.01.2010 tarihinde satın aldığını, dairesinde ısınma vanalarının kapalı olmasına rağmen kendisinden yakıt parası tahsil edildiği iddiasıyla tüketici hakem heyetine başvurarak ödediği bedelin iadesini talep ettiğini, tüketici hakem heyeti`nin talebi değerlendirerek davalıdan fazla tahsil edilen 256,49 TL nin iadesine karar verdiğini belirterek, tüketici hakem heyeti`nin söz konusu kararının kaldırılmasını istemiş, mahkemece davanın reddine kesin olarak karar verilmiş, davacı vekilinin Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü`ne başvurusu üzerine dosya Kat Mülkiyeti Kanunu`nun Ek 1 inci maddesine göre görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olması nedeniyle kanun yararına temyiz edilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yukarıdaki gerekçeyle kararın kanun yararına temyiz yoluyla bozulması talep edilmiş, dosya Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu kararıyla kanun yararına temyiz incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiştir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anataşınmazda kat mülkiyeti kurulu olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık  kat mülkiyeti kurulu anataşınmazda ortak gider alacağından kaynaklanmakta olup, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu`nun Ek-1 maddesinde yer alan, bu Yasadan doğan uyuşmazlıklar sulh hukuk mahkemelerinde incelenerek karar bağlanır hükmü gereğince sulh hukuk mahkemelerince çözümlenmelidir.

Davalı tarafından tüketici hakem heyetine başvurulması üzerine fazladan ödediği belirtilen ortak gider bedelinin iadesine karar verilmiş ise de başvuru konusu istem, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında tüketici hakem heyeti`nce çözülmesi öngörülen sorunlardan değildir.

Bu durumda mahkemece davalının istemi hakkında, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında tüketici hakem heyeti`nce karar verilemeyeceği, görev  konusunun  kamu  düzenine ilişkin olduğu gözetilerek itiraza konu iade kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ:

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün HUMK nun 427 nci maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına  ( BOZULMASINA ), ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneğiyle dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, oybirliğiyle karar verildi.