Kooperatif Yönetim Kurulu Üyelerinin Mal Varlıklarına Tedbir Konulabilir mi ?

Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı ve özel belgede sahtecilik suçlarının işlendiği iddiasına ilişkin olarak yürütülen soruşturma kapsamında şirket veya kooperatif yöneticilerinin taşınmazlarına ve banka hesaplarına 5271 sayılı Kanun’un 128.maddesi kapsamında el koyma tedbiri uygulanabilir.

Ceza Muhakemeleri Kanunu

Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma Madde 128 —

(1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;

a) Taşınmazlara,

b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,

c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba,

d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,

e) Kıymetli evraka,

f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına,

g) Kiralık kasa mevcutlarına,

h) Diğer malvarlığı değerlerine,

El konulabilir

Kooperatiflerde Payın Bölünemezliği Hakkında

Kooperatiflerde Aidat Ödemeleri Hakkında Önemli Yargıtay Kararları

Yargıtay Kararları:

 

– Tahsil yetkisi yönetim kuruluna ait olup, aidat ve gecikme faizi alacağının miktarı ancak genel kurul kararları çerçevesinde tespit edilebilir. Borç, tamamen genel kurul kararlarına göre tayin edilir. (Y. 11. HD. 24.11.2008, E. 2007/9718, K. 2008/13253)

 

– Ortakların ödeyeceği aidat tutarı genel kurulca belirlendiğine göre, bu alacak likit sayılır. (Y.11.HD. 12.06.1997 E.3826/K.4591)

 

– Ortağın aidat borcu hesap edilirken, ortakların fiilen ödediği borç tutarı değil, genel kurul kararının kabul ettiği aidat tutarına göre, hesap edilmesi gerekir. (Y.11.HD. 10.06.1997 E.4058/K.4533)

 

– Ortağın aidat borcu kooperatif genel kurulunca belirlenmiş olup, likit bir alacaktır ve inkarı halinde de, icra inkar tazminatına karar vermek gerekir. (Y.11.HD. 26.02.1996 E. 673 /K.1179)

Ortak Alanların Bakım Onarımı Kime Aittir ?

Kat Mülkiyeti Kanunu,  ve genel Yargıtay uygulaması ışığında her kat malikinin kendi bölümü dışında kalan kalorifer, doğal gaz, elektrik, telefon, televizyon ve su hatları ortak alan olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle  bu hatlarda yapılacak tadilat ve yenileme çalışmalarının masrafı tüm kat sahipleri arasında eşit şekilde paylaşılır. Bunlar dışında çatı, baca, yağmur oluğu, yangın merdiveni, bina temeli, taşıyıcı duvarlar, asansör, koridor, genel kömürlük, garaj, kuyu, sarnıç, kalorifer dairesi, su deposu ve sığınak gibi ortak kullanıma tahsis edilmiş alanlar da tüm daire sahiplerinin ortak malıdır. Bu alanların yapımı, yıkımı ve onarımı da tüm kat maliklerini ilgilendirir.

Av. Doğuçay Yılmaz 

Hangi Kooperatifler Hazineden Arsa Kiralayabilir ?

Hangi Kooperatifler Hazineden Arsa Kiralayabilir ?

Mali Müşavir Evren ÖZMEN

Yoğun gündem içerisinde 23 Ağustos 2019 Tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 393 Sayılı Milli Emlak Genel Tebliğ pek dikkat çekmedi.Aslında ilgili tebliğ son derece önemli. Çok yakın tarihte yaşadığımız gıda fiyatlarındaki artışları ve tanzim satış noktalarını hepimiz üzülerek hatırlıyoruz. Mevsim etkisi ile nispeten şu dönem fiyatlar düşmüş olsa da kışın tekrar fiyatların artması muhtemel.

Gıda fiyatlarındaki yüksek artışlar yaşanırken bir çok kişinin hem fikir olduğu, tarımsal üretimlerin daha çok kooperatifler aracılığı ile teknolojik bir şekilde yapılması gerektiğine ilişkin düşünceler yukarıda numarasını verdiğim Milli Emlak Genel Tebliğ ile kısmen hayata geçecek.

Hazine arazileri teknolojik seracılık şirketleri sayesinde (çiftçilerimiz mağdur edilmeden)yılda 12 ay üretim yapabilen fabrikalar haline dönüşebileceğini umuyorum.

Tebliğ hazineye ait taşınmazlarıntarımsal üretim yapmak üzere;

Tarımsal amaçlı kooperatifler,

Tarım satış kooperatifleri ve

Tarımsal üretici birlikleri ile bunların üst kuruluşlarına vade farkı alınmadan taksitle ve son derece düşük bedeller ile kiraya verilebilmesi ile ilgilidir.

Tebliğ ile Hangi Taşınmazlar kiraya verilebilecektir ?

İmar planı bulunmayan veya 1/5000 ya da 1/1000 ölçekli imar planlarında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait taşınmazlar bu tebliğ ile kiraya verilebilecektir.

Hangi Kooperatifler bu taşınmazları kiralayabilir ?

Tarımsal amaçlı kooperatifler, tarım satış kooperatifleri ve tarımsal üretici birlikleri ve üst kuruluşları bu taşınmazları kiralayabilir.

Ne Kadar Süre ile bu Taşınmazlar kiralanabilir ?

İlgili taşınmazlar yirmi yıl süre ile kiralanabilir.

Kira Süresi Uzatılabilir mi ?

Evet Süre uzatılabilir. Kira süresi sonunda yükümlülüklerini yerine getirdiği tespit edilen ve talepte bulunan kiracıların kira süresi, kontrol ekibinin uygunluk raporu ve yeniden bedel belirlenmek suretiyle Bakanlık izni ile uzatılabilir.

Kira Bedeli Nedir ?

Taşınmazın ilk yıl kira bedeli, taşınmazın 492 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinde yer alan harca esas değerin yüzde biridir.

Kira Bedeli Taksit ile Ödenebilir mi ?

Kira ve katılım bedeli peşin veya taksitle ödenebilir. İlk yıl kira ve varsa katılım bedelinin taksitle ödenmesi halinde dörtte biri sözleşme imzalanmadan önce peşin olarak, kalanı ise aynı yıl kira dönemi içinde iki eşit taksitle veya yılı sonunda tek seferde ödenebilir. Müteakip yıllar kira bedelleri ise aynı yıl kira dönemi içinde olmak kaydıyla üç eşit taksitle veya yılı sonunda tek seferde ödenebilir. Taksitlere kanuni faiz uygulanmaz.

Taşınmazlarda tarımsal amaçlı faaliyet yapıldığı nasıl denetlenecektir ?

Tebliğ kapsamında yürütülen faaliyetlere ilişkin kontrol ekibi tarafından, başvuru şartlarına ve kira sözleşmesine uygun faaliyette bulunup bulunulmadığı yıllık olarak denetlenir.

Taşınmazlarda Yapılaşma mümkün müdür ?

Hayır değildir. Kiraya verilen taşınmazlar kiralama amacı dışında kullanılamaz, sera ve jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımlarıhariç üzerlerinde hiçbir şekilde sabit yapı ve tesis inşa edilemez.

Ancak kiracı tarafından talep edilmesi halinde üretim için zorunlu olan; modern örtüaltı, topraksız tarımsal üretim gibi ihtiyaçlar için gerekli altyapı ve kiralama amacına matuf takılıp sökülebilir malzemelerle geçici nitelikte tesis, depo ve benzeri yapılar kontrol ekibinin uygun görüşü ve İdarenin izni ile yapılabilir. Bu şekilde izin verilen yapılar, sözleşme bitiminde kiracı tarafından kaldırılır ve tahliye edilir.

Teknolojik Seracılık Şirketleri bu taşınmazlar üzerinde kiralayabilir mi ?

Hayır. Ancak Tarımsal amaçlı kooperatifler, tarım satış kooperatifleri ve tarımsal üretici birlikleri ile bunların üst kuruluşları, kiraya verilen taşınmazları bizzat işletebilecekleri gibi bünyesinde bulunan kooperatiflere, birliklere, üst kuruluşlara ve sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip olduğu iştiraklerineBakanlıkça izin verilmek suretiyle işlettirebilirler.

Tarım Kredi Kooperatifleri ortaklığıyla kurulacak Sera A.Ş.bu kapsamda teknolojik tarım yapmasının da önünün açılabileceğini ancak bu noktada çiftçinin de küstürülmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Saygılarımla

 

Organize Sanayi Bölgesinde bulunan ve şirket ortağına ait binanın Şirket tarafından kiralanmasında Emlak Vergisi muafiyeti var mı ?

Konu

:

Organize Sanayi Bölgesinde bulunan ve şirket ortağına ait binanın Şirket tarafından kiralanmasında Emlak Vergisi

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … Organize Sanayi Bölgesinde bulunan ve şirketinizin faaliyet gösterdiği binanın mülkiyetinin şirketinizin sahibi …’e ait olduğu belirtilerek, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin (m) fıkrasına göre daimi olarak emlak vergisinden muaf olup olmadığınız hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

 

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye sınırları içinde bulunan binaların bu Kanun hükümlerine göre bina vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde de bina vergisinin, binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler tarafından ödeneceği hükme bağlanmıştır.

 

7033 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile 1319 sayılı Kanunun daimi muaflıklara ilişkin 4 üncü maddesi,

 

” Aşağıda yazılı binalar, kiraya verilmemek (24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanun kapsamında yapılan işletme hakkı devirleri hariç) şartıyla Bina Vergisinden daimi olarak muaftır. ( (a), (b), (s), (y) ve (z) fıkraları için kiraya verilmeme şartı aranmaz.)

 

 

m) Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ait binalar (Vakıf senedindeki cihete tahsis edilmek şartiyle) ile organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi sitelerinde yer alan binalar ” şeklinde düzenlenmiştir.

 

Bu itibarla, organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi sitelerinde yer alan binaların kiraya verilmemek şartıyla daimi olarak emlak (bina) vergisinden muaf tutulmaları gerekmekte olup, kiralama ilişkisine konu edilen bahse konu binanın anılan muafiyet hükmünden yararlanması mümkün bulunmamaktadır.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Site içinde bulunan ve sadece site sakinleri tarafından kullanılan kapalı otopark inşaatı sebebiyle işyerlerine yapılan ilave m²’lerin Emlak Vergisi hesaplanması hk.

Site içinde bulunan ve sadece site sakinleri tarafından kullanılan kapalı otopark inşaatı sebebiyle işyerlerine yapılan ilave m²’lerin Emlak Vergisi hesaplanması hk.

 

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden; … adresinde maliki bulunduğunuz üç adet dükkan için tahakkuk ettirilen emlak vergilerinin, site içerisinde bulunan ve sadece site sakinlerinin kullandığı kapalı otopark inşaatı sebebiyle arttığı, dükkanların brüt alanlarına yaklaşık 55 m² ilave yapıldığı, Yönetim Planı gereği dükkan sahiplerinin kapalı otoparkı kullanma haklarının bulunmadığı hususları belirtilerek konu ile ilgili olarak Başkanlığımızdan bilgi talep edildiği anlaşılmaktadır.,

 

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, “Türkiye sınırları içinde bulunan binalar bu kanun hükümlerine göre Bina Vergisine tabidir.”, 2 nci maddesinde “Bu kanundaki bina tabiri, yapıldığı madde ne olursa olsun, gerek karada gerek su üzerindeki sabit inşaatın hepsini kapsar.

 

Bu kanunun uygulanmasında Vergi Usul Kanununda yazılı bina mütemmimleri de bina ile birlikte nazara alınır.” hükümleri yer almaktadır.

 

Aynı Kanunun, 3 üncü maddesinde bina vergisinin binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler tarafından ödeneceği, 7 nci maddesinde de bina vergisinin matrahının binanın bu kanun hükümlerine göre tespit edilen vergi değeri olduğu hükme bağlanmıştır.

 

Anılan Kanunun 29 uncu maddesinde;

 

“Vergi değeri;

 

a) Arsa ve araziler için, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin hükümlerine göre takdir komisyonlarınca arsalar için her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler (turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller), arazide her il veya ilçe için arazinin cinsi (kıraç, taban, sulak) itibarıyla takdir olunan birim değerlere göre,

 

b) Binalar için, Maliye ve Bayındırlık ve İskan Bakanlıklarınca müştereken tespit ve ilân edilecek bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile (a) bendinde belirtilen esaslara göre bulunacak arsa veya arsa payı değeri esas alınarak 31 inci madde uyarınca hazırlanmış bulunan tüzük hükümlerinden yararlanılmak suretiyle,

 

Hesaplanan bedeldir.” hükmü yer almaktadır.

 

15/3/1972 tarih ve 14129 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 29/2/1972 tarih ve 7/3995 sayılı Emlak Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzüğün “Mütemmim cüzüler, eklentiler ve müştemilatın takdiri” başlıklı 14 üncü maddesinde;

 

“Vergi değerinin takdirinde, Vergi Usul Kanununda yazılı bina mütemmimleri ve kat mülkiyeti kurulmuş binalarda eklentiler, bağlı oldukları bina ile birlikte nazara alınır.” denilmiştir.

 

Ayrıca, binanın brüt alanı ile ilgili olarak 6 seri no.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde;

 

“A – BİNA VERGİSİ

 

l. Verginin konusu ve bina kavramı:

 

 

c) Ortak yerlerin değerlemesi:

 

Kat mülkiyeti kurulmuş binalarda ortak yerlerin nasıl değerlendirileceği Emlâk Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzüğün 15 inci maddesinde belirtilmiştir.

 

Bu maddedeki ortak yerler deyimi, kat mülkiyetine konu olabilecek veya ortak faydalanma dışında müstakilen kulanılabilecek duruma getirilen (dükkân, daire, depo gibi.) yerleri kapsamaktadır. Bu bakımdan sözü edilen hükümlere göre bu nitelikteki yerlerin ayrıca değerlendirilerek kat (bağımsız bölüm) malikleri tarafından payları oranında ayrı ayrı beyan edilmesi gerekir.

 

Buna karşılık, Kat Mülkiyet Kanununa göre kat maliklerinin ortak kullanımına tahsis edilen ve müstakillen tasarrufu mümkün olmayan (çamaşırlık, sığınak, kapıcı ve kalorifer dairesi, bahçe, ortak garaj ve benzeri.) yerler için, eklentilerde olduğu gibi, bunlar da bağımsız bölümlerin değerini tayin eden kısımlar olduğundan, ayrıca vergi değeri tayin ve takdir edilmiyecek ve bağımsız bölümlerle bağlantıları ölçüsünde bu bölümlerle birlikte değerleme konusu yapılacaktır.” denilmektedir.

 

Bu açıklamalara göre, kat maliklerinin ortak kullanımına tahsis edilen ve müstakilen tasarrufu mümkün olmayan çamaşırlık, sığınak, kapıcı ve kalorifer daireleri, ortak garaj gibi yerler, eklentilerde olduğu gibi arsa payı oranında bağlı olduğu bina ile birlikte dikkate alınır.

 

Buna göre, genel ortak alanların yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde değerlendirilmesi ve kat maliklerinin ortak kullanımına tahsis edilen ve müstakilen tasarrufu mümkün olmayan yerlerin, mükelleflerin arsa hissesine göre bulunacak payları oranında bağımsız bölümlerle birlikte değerleme konusu yapılarak vergi değerinin hesaplanması gerekmektedir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Boşanılan Eş İle Çocuğunuza Ödenen Nafakanın Gelir Vergisi Beyannamesinden İndirilip İndirilmeyeceği Hk.

Sayı

:

84098128-120.04[68-2019/1]-E.258925

08.07.2019

Konu

:

Boşanılan Eş İle Çocuğunuza Ödenen Nafakanın Gelir Vergisi Beyannamesinden İndirilip İndirilmeyeceği Hk.

 

 

İlgi

:

02/02/2019 tarihli özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, ayrılmış olduğunuz eşiniz ile çocuğunuza ödediğiniz nafaka tutarının, mahkeme tarafından, serbest meslek faaliyetiniz dolayısıyla vermiş olduğunuz yıllık gelir vergisi beyannamesi ile bildirdiğiniz gelir beyanınız dikkate alınmak suretiyle belirlendiği belirtilerek, söz konusu nafaka ödemelerini vermiş olduğunuz gelir vergisi beyannamesinde indirim konusu yapıp yapamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun; “Serbest Meslek Kazancının Tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde;

 

“Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

 

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır…” hükmü yer almaktadır.

 

Aynı Kanunun “Serbest Meslek Kazancının Tespiti” başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında da; “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.” hükmüne yer verilmiştir.

 

Anılan Kanunun 68 inci maddesinde, serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilecek mesleki giderlere, 89 uncu maddesinde ise, gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden yapılabilecek indirimlere yer verilmiş olup, nafaka ödemelerine söz konusu maddelerde yer verilmemiştir.

 

Bu hükümlere göre, ayrılmış olduğunuz eşiniz ile çocuğunuza ödediğiniz nafaka tutarının serbest meslek kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate almanız veya yıllık gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirden, indirim konusu yapmanız mümkün bulunmamaktadır.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Evde kaktüs üretimi yaparak internet üzerinden satışının yapılması halinde esnaf muaflığından yararlanılıp yararlanılamayacağı hk.

Sayı

:

85373914-120.01.03[40.01.99]-E.92961

11.07.2019

Konu

:

Evde kaktüs üretimi yaparak internet üzerinden satışının yapılması halinde esnaf muaflığından yararlanılıp yararlanılamayacağı hk.

 

 

İlgi

:

02/03/2018 tarih ve 53075 kayıt sayılı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; evde kaktüs üretimi yapıp internetten satmanız halinde esnaf muaflığından yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Vergiden Muaf Esnaf” başlıklı 9 uncu maddesinde,

 

Ticaret ve sanat erbabından aşağıda yazılı şekil ve suretle çalışanlar gelir vergisinden muaftır.

 

 

6. Evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç olmak üzere, muharrik kuvvet kullanmamak ve dışarıdan işçi almamak şartıyla; oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamûlleri, kırpıntı deriden üretilen mamûller, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, ip ve urganları, tarhana, erişte, mantı gibi ürünleri işyeri açmaksızın (7162 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle eklenen ibare Yürürlük; 30.1.2019) veya yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarı, ilgili yıl için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarından fazla olmamak üzere, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satanlar. Bu ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılması ile ticarî, ziraî veya meslekî faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri hariç olmak üzere; düzenlenen kermes, festival, panayır ile kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satılması muaflıktan faydalanmaya engel değildir.

 

 

Ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısı ile gerçek usulde Gelir Vergisine tabi olanlar ile yukarıda sayılan işleri Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapanlar esnaf muaflığından faydalanamazlar.

 

hükmü yer almıştır.

 

Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 156 ncı maddesinde işyeri; ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş yeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yer olarak tarif edilmiştir.

 

Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, işyerinin tanımı yapılırken, ticari, sinai, zirai ve mesleki faaliyetin yapılması ve yürütülmesinde kullanılan yerlerin neler olabileceği nitelenmiş ve tanımda belirtilen yerlerle sınırlandırılmamıştır. Bu nedenle, elektronik ortamda yapılan bu tür faaliyetler için iletişim amacıyla kullanılan yerin işyeri olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

 

7162 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 30/1/2019 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından faydalananların, evlerde imal ettikleri ürünleri, internet ve benzeri elektronik ortamlarda da satmaları halinde esnaf muaflığından faydalanmaları mümkün hale getirilmiştir. Bu muaflıktan faydalanılabilmesi için, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarının ilgili yıl içinde geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması gerekmektedir.

 

Konu ile ilgili ayrıntılı açıklamalara 306 seri no.lu Gelir Vergisi Genel tebliğinin “İnternet ve Benzeri Elektronik Ortamlar Üzerinden Yapılan Satışlarda Esnaf Muaflığı”başlıklı bölümde yer verilmiştir.

 

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; Kanunun öngördüğü makine ve aletler dışında başka makine ve alet kullanmadan evde üretimini yaptığınız kaktüsleri, herhangi bir işyeri açmaksızın, pazar takibi yapmaksızın ve ticari, zirai, mesleki faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri kermes, festival, panayır gibi yerler haricinde satmanız halinde, Gelir Vergisi Kanununun 9/6 maddesi kapsamında esnaf muaflığından yararlanmanız mümkündür.

 

Ayrıca, söz konusu ürünlerin internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satmanız halinde, yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarının ilgili yıl içinde geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması kaydıyla muafiyetten faydalanmanız mümkün bulunmaktadır. İnternet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yıl içerisinde yaptığınız satışların ilgili yılda geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını geçmesi halinde ise, muafiyetiniz kaybedilecek ve izleyen takvim yılı başı itibarıyla adınıza gelir vergisi mükellefiyeti tesis edilecektir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

İhbar tazminatında Asgari Geçim İndirimi var mı ?

Sayı : 62030549-120[32-2018/1164]-E.603624

25.07.2019

Konu :Asgari ücretle çalışan personele ödenen ihbar tazminatı için asgari geçim indirimi uygulanıp uygulanmayacağı

İlgi 18/10/2018 tarihli ve 5209631 evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, şirketinizde asgari ücretle çalışan personelin Haziran ayında 8 gün çalışarak işten ayrıldığı, 8 günlük çalışmanın karşılığı olan ücretin gelir vergisi tutarının 69,00-TL olduğu ve işten ayrılan söz konusu personele ayrıca ihbar tazminatı ödendiği, ihbar tazminatı gelir vergisine tabi olduğundan gelir vergisi tutarının 864,00-TL’ye yükseldiği belirtilerek, vergiden mahsup edilerek personele ödenmesi gereken asgari geçim indirimi tutarının 152,21-TL olarak mı dikkate alınması gerektiği yoksa ihbar tazminatından doğan gelir vergisinin dikkate alınmayıp 69,00-TL asgari geçim indirim tutarının mı ödenmesi gerektiği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında, ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olarak tanımlanmıştır.

Aynı Kanunun 32 inci maddesinde ise; ücretin gerçek usulde vergilendirilmesinde asgari geçim indiriminin uygulanacağı belirtilerek gelirin kısmi döneme ait olması halinde, ay kesirleri tam ay sayılmak suretiyle bu süreye isabet eden indirim tutarlarının esas alınacağı hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, asgari geçim indiriminin uygulanmasına ilişkin açıklamaların yapıldığı 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “Asgari Geçim İndirimi Tutarının Hesaplanması” başlıklı 5 inci bölümünde; “Asgari geçim indirimi yıllık tutarı, ücretlinin asgari geçim indiriminden bir yıl boyunca faydalanacağı net menfaattir. Aylık yapılan ücret ödemelerinde ise asgari geçim indirimi, hesaplanan yıllık tutarın 12’ye bölünmesi suretiyle uygulanacak ve bir ay içerisinde yararlanılabilecek asgari geçim indirimi tutarı, yıllık olarak hesaplanan tutarın 1/12’sini geçemeyecektir.

Asgari geçim indiriminin yıllık tutarı, her ücretli için asgari ücret üzerinden hesaplanan yıllık vergi tutarını aşamayacak ve yılı içerisinde asgari ücret tutarında meydana gelen değişiklikler, asgari geçim indirimi uygulamasında dikkate alınmayacaktır.

Ücretlinin faydalanacağı azami indirim tutarı, elde ettiği ücret geliri üzerinden hesaplanan gelir vergisi ile sınırlı olduğundan, mahsup edilecek kısmın fazla olması halinde ücretliye herhangi bir iade yapılmayacaktır.” açıklamasına yer verilmiştir.

Anılan Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında tevkifat yapmak zorunda olan mükellefler sayılmış, aynı fıkranın (1) numaralı bendinde de hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun 25 inci maddesinde gelir vergisinden müstesna olan tazminat ve yardımlar bentler halinde sayılmış olup ihbar tazminatı gelir vergisinden müstesna olan tazminatlar arasında yer almadığından, çalışana ödenen ihbar tazminatının tamamı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesi uyarınca ücret kapsamında değerlendirilerek gelir vergisi tevkifatına tabi tutulacaktır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, asgari geçim indirimi hesaplanırken çalışılan sürenin tam ay olarak dikkate alınması gerekmekte olup, çalışana ödenen normal ücret ve ihbar tazminatı toplamı dikkate alınarak yapılan gelir vergisi kesintisi üzerinden, ödemenin yapıldığı aya ilişkin asgari geçim indirimi tutarını aşmamak üzere, asgari geçim indiriminin tam olarak uygulanması mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Yapay Zeka Sitelerde Aidat Tutarını Düşürüyor.

Yapay Zeka Sitelerde Aidat Tutarını Düşürüyor.

MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Günümüzü ve Geleceğimizi şekillendirmeye başlayan Yapay Zeka süreçleri en sonunda site yönetimleri ve kooperatifler için de önemli olmaya başladı.

Bir çok şirket için yapay zeka veya makine öğrenmesi ile operasyonel maliyetler her geçen gün düşürülmeye çalışılıyor. Yapay zeka ile optimal stok, üretim talep miktarı, satış trendleri, personel devir hızı gibi veriler bir araya getirilerek elde edilen anlamlı sonuçlar ile kaynak israfı, öğrenen bir sistem ile minimuma indiriliyor. Artık Amazon gibi dünya devlerinde özgeçmişlerin bile yapay zeka ile değerlendirildiğini, ölçme yerleştirme süreçlerinin bu şekilde planlandığını görüyoruz.

Toplu Yapı ve Sitelerde Yapay Zeka Uygulaması Nasıl Oluyor ?

Toplu yapı ve sitelerde yapay zeka hangi noktada ve nasıl devreye giriyor derseniz tabi ki ortak alan enerji maliyetlerini ölçerek, hesaplayarak, öğrenerek ve öneri sunarak düşürmesi sayesinde. Bildiğiniz üzere sitelerin ve kooperatiflerin en büyük gider kalemleri arasında ortak alan enerji giderleri bulunuyor. En azından bizim danışmanlık hizmeti verdiğimiz bir çok toplu yapı site, sanayi sitesi ve kooperatiflerde bu şekilde.

Enerji maliyetlerin her geçen gün artması ister istemez aidatlara yansıyor ve kat maliklerini olumsuz olarak etkiliyor. Sensörlü lambalarla daha düşük elektrik faturası ödeyip, enerji verimliliği sağlayacağınızı düşünüyorsanız sanki biraz daha tasarruf anlamında yapmanız gerekenler var gibi.

Peki Yapay Zeka aidat tutarlarını nasıl düşürüyor ?

Mevcut durumda toplu yapı ve sitelerde enerji giderlerinin tasarruf yöntemi ile ilgili en büyük eksiklik sistemin insan yoğunluk oranları ve bölgelerini dikkate almadan çalışması, çok yakın zamanlarda tamamlanmış ve akıllı bina olarak pazarlanmış binalar da bile gerçek hayat şartları ve günlük hayat döngüsünden bağımsız olarak enerji harcamaları gerçekleştiriliyor.

Yapay zeka sayesinde ısıtma, soğutma elektrik ve diğer sistemlerin çalışma saatlerini ve alanlarını insan yoğunluğu analiz ederek planlandığı takdirde enerji giderlerinde büyük ölçüde düşüş sağlanabiliyor. Örnek olarak binada daha az kullanılan alanlara daha az enerji sarf edilmesi gibi.

Sitenizde veya binanızda

Saatlik, Günlük, Haftalık insan yoğunluğu nerelerde ve ne zaman gerçekleşiyor ?

  • Yoğunluk hangi saatte başlıyor ?
  • Yoğunluk hangi saatlerde en yüksek noktasına ulaşıyor ?
  • Yoğunluk hangi saatlerde azalmaya başlıyor ?

Yapay zeka binada insan davranışlarını , kullanım alışkanlıklarını ve insan yoğunluğu trendlerini analiz ederken hangi bölgeler daha yoğun ve bu yoğunluk akısı nasıl gerçekleşiyor gibi analizleri elde edip, nasıl bir enerji tüketimi olduğunu anlayarak bütün gün kimsenin geçmediği koridorları daha çok kullanılan bölgeler kadar ısıtmanıza veya soğutmanıza gerek olmadığı gibi bir çok konuda önerilerde bulunuyor.

Hali hazırda bir çok büyük alışveriş merkezi ve İstanbul’da bilinen plazalarda kullanılan bu yöntem site ve toplu yapılarda da kullanılabiliyor.

Sonuç olarak önümüzdeki günlerde hayatımızın bir çok alanında daha da çok karşımıza çıkacak yapay zeka veya makine öğrenmesi süreçlerini günlük hayatımızı nasıl etkileyecek hep beraber göreceğiz.

Bu noktada enerji kimlik belgesi alma yükümlülüğünün tarihinin de en geç 01.01.2020 olduğunu hatırlatmak isterim.

Binalar veya bağımsız bölümlere ilişkin alım, satım ve kiraya verme ile ilgili iş ve işlemlerde enerji kimlik belgesi düzenlenmiş olması şartı aranır. Binanın veya bağımsız bölümün satılması veya kiraya verilmesi safhasında, mal sahibi enerji kimlik belgesinin bir suretini alıcıya veya kiracıya verir.”

28 nisan 2017 tarihli Resmi Gazetede yer alan düzenlemenin geçici 5. maddesiyle bu zorunluluk 1 Ocak 2020 yılına ertelenmiştir.

Saygılarımla

 

 

 

 

Anonim Şirketlerde İmza Yetkisine Sahip Olmasanız Dahi Kamu Borçlarından Sorumlusunuz-Anayasa Mahkemesi Kararı

Başvurucunun iddiaları

Yönetim Kurulu üyesi olmasına rağmen herhangi bir temsil ilzam yetkisi olmadığını bu nedenle de sigorta prim ve gecikme cezalarından sorumlu olmadığını iddia etmektedir.

Karar: Sonuç;

Sonuç olarak başvurucunun imza yetkisine sahip olmaması borçlardan sorumluluğunu kaldırmaz

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2019/07/20190719-13.pdf

 

Kooperatifler e-devletten nasıl kurulur ?

Kooperatif e-Devlet üzerinden kurulabilecek.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ülke genelindeki 35 bin yapı kooperatifini e-Devlet sistemine aktarmak için harekete geçti. Aktarım çalışmasının tamamlanmasıyla birlikte, yapı kooperatiflerinin üyesi yaklaşık 1.5 milyon vatandaş üyesi bulunduğu kooperatifin attığı her adımı e-Devlet üzerinden takip edebilecek.

Yeni kurulacak kooperatifler için bürokrasi azalacak ve kuruluş işlemleri e-Devlet üzerinden yapılacak. Kooperatif ortaklarının ödeyeceği üyelik aidatları ve diğer ödemeler de elden tahsilat dönemi sona erecek. Ödemeler sadece banka kanalıyla yapılacak. 

Böylece elden yapılan ödemelerde yaşanan anlaşmazlık, usulsüzlük ve suistimallerin önüne geçilecek.

Alt Taşeron Güvenlik Firmasının Faturasına Nasıl İtiraz Edilir ?

Alt iş veren ve üst iş veren İş kanunu gereğince işçilerin fazla mesailerinden ve yıllık izin alacağından birlikte sorumludur.  personellerin fazla mesaileri veya yıllık izin alacakları bulunmuyor ise faturaya teslim alındığı tarihten itibaren 8 gün içerisinde içeriğine noter aracılığı ile itiraz edilmelidir.
Faturaya itiraz süresi geçmiş ise herhangi bir ödeme yapılmayarak karşı tarafından hukuksal süreci başlatması beklenebileceği gibi  borcun bulunmadığı yönünde menfi tespit davası da açılabilecektir.

DOP PAYI % 45 E ÇIKARTILIYOR

Bu madde hükümlerine göre herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır. Ancak imar planı kararı ile yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması halinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerin önceki değerinden az olmamak kaydı ile, ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını % 45 e kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir.

Hatalı Blok ve Bağımsız Bölüm Numaralarının Düzeltilmesi İçin Blok Bazında Kat Malikleri Kurulunun Oy Çokluğu Yeterli

23.06.1965 tarihli ve 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

Ek Madde 5-Kat mülkiyetine tabi yapıların projesindeki hatalı blok numaralarının düzeltilebilmesi için; blok bazında kat malikleri kurulunun salt çoğunluğu ile alınmış kararile lisanslı harita ve kadastro bürosu veya kadastro müdürlüğü tarafından hazırlanan teknik rapor gereğince düzenlenen ve ilgili idarece onaylanan yeni vaziyet planı ilgilisi tarafından tapu müdürlüğüne sunulur.

Kat mülkiyetine tabi yapıların projesindeki hatalı bağımsız bölümnumaralarınındüzeltilebilmesi için lisanslı harita ve kadastro bürosu veya kadastro müdürlüğü tarafından hazırlanan ve ilgili idarece onaylanan teknik rapor ilgilisi tarafından tapu müdürlüğüne sunulur. Bu fıkra kapsamında yapılan düzeltmelerde ayni ve şahsi hak lehtarlarının muvafakatı aranır.

Alıcı ve Satıcı Farklı Müdürlüklerinden Tapu Devri Yapabilir mi ?

Alıcı ve Satıcı Farklı Müdürlüklerinden Tapu Devri Yapabilir mi ?

YURT DIŞINDA YAŞAYANLAR TÜRKİYE’YE GELMEDEN KONUT SATIN ALABİLECEKLER

22.12.1934 Tarihli ve 2644 Sayılı Tapu Kanununun 26.maddesine birinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerde, tarafların farklı tapu müdürlükleri veya yurtdışı teşkilatında bulunmaları halinde, taraf iradeleri resmi görevliler tarafından ayrı ayrı alınarak sözleşme tamamlanabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelik ile belirlenir.”

Tapu Dağıtım Sürecine Girmiş Kooperatiflerde Tasfiye Halinde Unvanı Eklenmesi Nedeni ile Ayrıca Tapu Harcı talep edilemez

Tapu Dağıtım Sürecine Girmiş Kooperatiflerde Tasfiye Halinde Unvanı Eklenmesi Nedeni ile Ayrıca Tapu Harcı talep edilemez

(Ek fıkra: 20/6/2001-4684/23 md.; Değişik: 25/12/2003 – 5035/31 md.) Anonim,
eshamlı komandit, limited şirket ve kooperatiflerin kuruluş, pay devri, sermaye artırımı,
birleşme, devir, bölünme ve nev’i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile Esnaf ve
Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (Değişik parantez içi hüküm: 15/7/2016-
6728/33 md.) (Bu kooperatifler tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek
kefaletler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından verilecek
kefaletler dâhil) bankalar, finansman şirketleri, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası
kurumlarca kullandırılacak kredilere, bunların teminatlarına ve geri ödenmelerine ilişkin
işlemler (yargı harçları hariç) bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır

İmar Barışı Tutarını Ödemeyen Kooperatif Ortağının Konutu/İşyeri Elinden Alınabilir mi ?

İmar Barışı Tutarını Ödemeyen Kooperatif Ortağının Konutu/İşyeri Elinden Alınabilir mi ?

Mali Müşavir EVREN ÖZMEN

info@ozmconsultancy.com

Kooperatiflerde Ortaklıktan İhraç Süreci

İmar Barışı ile yıllardır tapu bekleyen bir çok kooperatif ortağı tapularını almaya başladı. Gerek imar barışından kaynaklanan ödemeler gerek imar barışı ödemeleri dışında söz konusu olan tapu harçları kooperatif ortaklarının belini büktüğü de aşikar.

Yapı Kayıt belgesi için hak düşürücü son bir tarih olması nedeni ile ilk aşamaya ait konutlar için % 3 işyerleri için % 5 olan ödemeler genellikle sorunsuz yapılmasına rağmen ikinci aşama yani kat mülkiyet süreci ile ilgili son bir tarih bulunmaması tapu (ferdileşme süreçlerini) yavaşlattığı zaman zaman da tıkadığı da görülmektedir.

Peki böyle bir durumda parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen kooperatif ortaklarının ortaklıktan ihracı mümkün müdür ?

Ferdileşen kooperatiflerin zaman zaman ortak gayrimenkulleri de bulunması nedeni ile (imar barışı sayesinde kazanılan) tür değişikliği yaparak site işletme kooperatifi olarak tüzel kişiliklerini devam ettirmektedirler, bu durumda tasfiye süreci söz konusu olmadığı için ihraç prosedürleri de farklılık arz etmektedir. Özetle başlıktaki sorunun cevabı aslında kooperatiften, kooperatife değişiklik arz etmektedir. Öncelikle kooperatiflerde parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen kişilerin ortaklıktan ihraç süreci hakkında bilgi verirsek;

  • Hemen hemen tüm ana sözleşmelerde yer alan diğer bir çıkarma nedeni ortağın parasal yükümlülüklerini yerine getirmemesidir.
  • Ortaklıktan çıkarılma teklifini yönetim kurulu genel kurula sunar ve genel kurulca ortaklıktan çıkarılmaya veya ortaklığın devamına karar verilir.
  • Ana sözleşmede belirtilmek şartı ile ortakların çıkarılması konusunda yönetim kurulu yetkili kılınabilir.
  • Ortaklıktan çıkarılma kararı, ana sözleşmede yer alan çıkarılma gerekçesiyle birlikte, kararı genel kurul vermişse, genel kurul karar defterine, yönetim kurulu vermişse yönetim kurulu karar defterine yazılır Ayrıca çıkarılma kararı ortaklar defterine de yazılır.

Continue reading