Turkey Hikes Corporation Tax to 25 Percent

Turkey Hikes Corporation Tax to 25 Percent

Turkey Plans to Raise Corporate Income Tax

Recent Development

According to draft communique Turkey plans to raise corporate income tax rate to 25 percent from 22 percent for 2021 corporate revenues

What the Draft Law says ?

In Turkey, the corporate income tax rate levied on business profits is 22%. With the proposal of the Law; corporate income tax increase will be applied to 2021 and 2022 revenues.

Corporate tax; which is currently 22 percent, will be increased to 25 percent in 2021 and will be reduced to 23 percent in 2022.

İşyeri Kira Sözleşmelerinde Neler Değişti  ?

İşyeri Kira Sözleşmelerinde Neler Değişti 

1 Temmuz itibari ile yürürlüğe giren değişiklikler nelerdir ?

Mali Müşavir Evren Özmen

Ön Bilgi

Bilindiği üzere Türk Borçlar Kanunu’na göre kira ilişkilerinde kiralayan ile kiracının aynı durumda olmadığı kabul edilerek, kiralayanın pazarlık gücü v.b.nedenlerle daha avantajlı durumda olduğu noktasından hareket ile kiracıyı koruyan bazı düzenlemeler bulunmaktadır.

Yukarıda bahsedilen kiracıları koruyan düzenlemeler işyeri kiralamalarında, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Geçici 2. maddesi kapsamında, kiracının tacir ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralamalarında, Türk Borçlar Kanunu’nun kira sözleşmelerine ilişkin 9 maddesinin yürürlüğü 8 yıl süreyle ertelenmiş bulunmaktadır.

Bu kapsamda, Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri kiracının tacir ve kiralananın işyeri olduğu kira sözleşmeleri bakımından tekrar bir erteleme söz konusu olmadığı takdirde 1Temmuz 2020 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanacaktır.

Yukarıda bahsedilen hükümlerin 01.07.2020 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi ile beraber işyeri kira sözleşmelerinde yer alan ve kiracı aleyhine olan bir takım hükümler uygulanamaz hale gelecektir.

Bu yazıda işyeri kiralamalarında yürürlüğe girecek maddeler hakkında bilgi verilmiştir.

Yürürlüğe girecek maddeler

  1. Madde 323- Kira ilişkisinin devri
  2. Madde 325– Kiralananın sözleşmenin bitiminden önce geri verilmesi
  3. Madde 331 -Kira sözleşmesinin olağanüstü/ önemli sebeplerle feshi
  4. Madde 340 -Bağlantılı sözleşme
  5. Madde 342- Kiracının güvence (depozito) vermesi
  6. Madde 343 -Genel olarak kira bedeli
  7. Madde 344 -Kira bedelinin belirlenmesi
  8. Madde 346 -Kiracı aleyhine düzenleme yasağı (muacceliyet şartı, ceza koşulu gibi bazı anlaşmaların geçersizliği)
  9. Madde 354 -Dava sebeplerinin sınırlılığı

Haklı bir neden olmadan kira sözleşmesinin devrine engel olunması mümkün olamayacak.

Kiracı, kiraya verenin yazılı rızasını almadıkça, kira ilişkisini başkasına devredemez. Kiraya veren, işyeri kiralarında haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamaz.

Kiraya verenin yazılı rızasıyla kira ilişkisi kendisine devredilen kişi, kira sözleşmesinde kiracının yerine geçer ve devreden kiracı, kiraya verene karşı borçlarından kurtulur.
İşyeri kiralarında devreden kiracı, kira sözleşmesinin bitimine kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olur.

Erken fesihte sözleşme sonuna kadar değil, makul süre kadar kira ödenebilmesi mümkün olacak.

Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder.

Kiracının bu sürenin geçmesinden önce kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulması hâlinde, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer.

Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu giderler ile kiralananı başka biçimde kullanmakla elde ettiği veya elde etmekten kasten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmekle yükümlüdür.

Depozito Bedeli Bankaya Yatırılması Artık Zorunlu olacak. Depozito tutarları ise üç aylık bedeli aşamayacak.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle kiracıya güvence verme borcu getirilmişse, bu güvence üç aylık kira bedelini aşamaz.

Güvence olarak para veya kıymetli evrak verilmesi kararlaştırılmışsa kiracı, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatırır, kıymetli evrakı ise bir bankaya depo eder.

Banka, güvenceleri ancak iki tarafın rızasıyla veya icra takibinin kesinleşmesiyle ya da kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilir.

Kiraya veren, kira sözleşmesinin sona ermesini izleyen üç ay içinde kiracıya karşı kira sözleşmesiyle ilgili bir dava açtığını veya icra ya da iflas yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmemişse banka, kiracının istemi üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlüdür.

 

 

Olağan üstü sebeplerde sözleşmenin feshi mümkün olacak.

Taraflardan her biri, kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hâle getiren önemli sebeplerin varlığı durumunda, sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak her zaman feshedebilir.
Hâkim, durum ve koşulları göz önünde tutarak, olağanüstü fesih bildiriminin parasal sonuçlarını karara bağlar

Kira Bedelinin artışında üst sınır söz konusu olacak.

Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.

Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir

Kiracı aleyhine düzenleme yasağı

“Kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez. Özellikle, kira bedelinin zamanında ödenmemesi hâlinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir.”

TBK’nın 346. Maddesi ile getirilen düzenleme ile ise kira sözleşmelerinde kira bedelleri ve yan giderler dışında başkaca bir ödeme yükümlüğünün getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin süresinde ödenmemesi halinde ceza koşulu veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz nitelikte olacağı açıkça belirtilmiştir.

Örnek vermek gerekir ise; kiracının yılda iki kez kira bedelini ödemede temerrüde düşmesi halinde, bakiye süreye ilişkin kira bedellerinin muaccel hale geleceğine dair hüküm hali hazırda işyeri kiraları açısından geçerli kabul edilmekle birlikte, 01.07.2020 itibariyle bu tür hükümler geçersiz hale gelecektir. Öte yandan, elbette bu hüküm kira bedelinin ödenmesinde gecikmeye bağlı olarak işletilecek faizlere engel teşkil etmemektedir.

Kiracı Aleyhine Sözleşmede değişiklik yapılamayacaktır.

Kiracı aleyhine değişiklik yasağının düzenlendiği TBK madde 343 hükmü uyarınca, kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesi dışında, kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz.

Bağlantılı Sözleşme Yapılamayacaktır.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin kurulması ya da sürdürülmesi, kiracının yararı olmaksızın, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına girmesine bağlanmışsa, kirayla bağlantılı sözleşme geçersizdir.

Kira sözleşmesinin sona ermesine ilişkin hükümler kiracı aleyhine değiştirilemeyecek.

Dava yoluyla kira sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin hükümler, kiracı aleyhine değiştirilemez

Türk Borçlar Kanununun kiracı lehine düzenlemeler öngören uygulamaları 1 Temmuz 2020 tarihine ertelenen bahsi geçen maddelerin yürürlüğe girmesiyle beraber birçok ticari işyeri kira sözleşmelerinde önemli değişikliklere neden olacaktır.

Saygılarımla

 

 

2021 YILINDA TUTULACAK DEFTERLER VE TASDİK ZAMANLARI

SİRKÜLER 2020/17 01.12.2020
Konu : Defter Onayı

2021 YILINDA TUTULACAK DEFTERLER VE TASDİK ZAMANLARI

GELİR VERGİSİ MÜKELLEFLERİ İÇİN:
1)-Bilanço Esasına Göre Tutulacak Defterler (Gerçek Kişiler);
a)-Yevmiye Defteri
b)-Defteri Kebir
c)-Envanter Defteri

KURUMLAR VERGİSİ MÜKELLEFLERİ İÇİN:
ANONİM ŞİRKETLER :
a) Yevmiye Defteri
b) Defteri Kebir
c) Envanter Defteri
d) Yönetim Kurulu Karar Defteri
e) Pay Defteri
f) Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri
g)Damga Vergisi Defteri

Mevcut durumda kullanılmakta olan, pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla ve bu Tebliğde belirtilen bilgilerden eksik olanların yazılması suretiyle açılış onayı yapılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. (Ticari defter tebliği Geçici Madde -3/1)

LİMİTED ŞİRKETLER:
a) Yevmiye Defteri
b) Defteri Kebir
c) Envanter Defteri
d) Pay Defteri
e) Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri

Limited şirketlerde halen kullanılmakta olan ortaklar kurulu karar defterlerinde yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla, genel kurul toplantı ve müzakere defteri olarak kullanılmaya devam olunabilir. (Ticari Defter Tebliği Geçici Madde -3/2)

Mevcut durumda kullanılmakta olan, pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla ve bu Tebliğde belirtilen bilgilerden eksik olanların yazılması suretiyle açılış onayı yapılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. (Ticari defter tebliği Geçici Madde -3/1)

LİMİTED ŞİRKET MÜDÜRLER KURULU DEFTERİ HAKKINDA AÇIKLAMA:
(Bu defterin tutulması zorunlu değildir. Bu defteri tutmak istemeyenler; Limited şirkette aldıkları kararları genel kurul toplantı ve müzakere defterine kaydetmek zorundadırlar. Limited şirketlerde müdür veya müdürler kurulunun şirket yönetimi ile ilgili olarak aldığı kararlar genel kurul toplantı ve müzakere defterine kaydedilebileceği gibi ayrı bir müdürler kurulu karar defteri de tutulabilir. ,
Müdürler kurulu karar defterinin tutulması halinde açılış ve kapanış onayları dahil olmak üzere yönetim kurulu karar defterine ilişkin hükümler uygulanır. Kararların genel kurul toplantı ve müzakere defterine kaydedilmesi halinde Ticari Defterler Tebliğinin 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hususların yazılması zorunludur. Ayrı bir müdürler kurulu karar defteri tutulması halinde müdür veya müdürler kurulu kararları genel kurul toplantı ve müzakere defterine kaydedilemez.

E-DEFTER TUTANLAR; YEVMİYE VE DEFTERİ KEBİR DIŞINDAKİ DEFTERLERİ NOTERE TASDİK ETTİRECEKLER:
E- defter tutan mükellefler; Yevmiye ve Defteri Kebir defterleri dışında, Tutmak zorunda oldukları defterleri kağıt ortamında tasdik ettirmek ve tutmak zorundadırlar.

KOOPERATİFLERİN TUTACAĞI DEFTERLER:
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na göre kurulan kooperatifler ile bunların üst kuruluşları aşağıdaki defterleri tutacaktır.
a) Yevmiye Defteri
b) Defteri Kebir
c) Envanter Defteri
d) Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri
e) Yönetim Kurulu Karar Defteri
f) Pay Defteri

DEFTERLERİN TASDİK ZAMANI:
Gerek VUK Md.221 gerekse TTK Md.64 hükümlerine göre:
1. Öteden beri işe devam etmekte olanlar defterin kullanılacağı yıldan önce gelen son ayda (Normal hesap dönemleri için ARALIK AYI);
2. Hesap dönemleri Maliye Bakanlığı tarafından tespit edilenler, defterin kullanılacağı hesap döneminden önce gelen son ayda;
3. Yeniden işe başlayanlar, sınıf değiştirenler ve yeni bir mükellefiyete girenler işe başlama, sınıf değiştirme ve yeni mükellefiyete girme tarihinden önce; vergi muafiyeti kalkanlar, muaflıktan çıkma tarihinden başlayarak on gün içinde;
4. Tasdike tabi defterlerin dolması dolayısıyla veya sair sebeplerle yıl içinde yeni defter kullanmaya mecbur olanlar bunları kullanmaya başlamadan önce.
TASDİK YENİLEME ( ARA TASDİK ) (VUK MD. 222 ve TİCARİ DEFTER TEBLİĞİ MADDE 17-18)
Defterlerini ertesi yılda da kullanmak isteyenler Ocak ayı, hesap dönemleri Maliye Bakanlığınca tespit edilenler bu dönemin ilk ayı içinde tasdiki yeniletmeye mecburdurlar.
ARA TASDİK (TASDİK YENİLEME) YAPILABİLECEK DEFTERLER:
1- Yevmiye defteri, ( Ara tasdik yapılmasan önce, kapanış onayı yaptırılması gerekir.)
2- Defteri kebir,
3- Envanter defteri
4- A.Ş Yönetim Kurulu Karar Defteri, ( Ara tasdik yapılmasan önce. kapanış onayı yaptırılması gerekir.)
5-İşletme defteri,
6-Serbest meslek kazanç defteri,
7-Damga Vergisi Defteri
KAPANIŞ ONAYI (TASDİKİ ) YAPILACAK DEFTERLER : (TTK MD 64/ 3, 5 )
1)- YEVMİYE DEFTERİ, (İzleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar normal hesap dönemleri için HAZİRAN AYI Sonu)
2)-Anonim Şirket Yönetim Kurulu KARAR DEFTERİ, (İzleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar normal hesap dönemleri için OCAK AYI Sonu)
Yukarıdaki defterler dışındaki defterlerin KAPANIŞ TASDİKİ YAPTIRILMAZ.

Bilgilerinize sunulur

Saygılarımızla,

Kooperatiflerin 2021 Yılı Resmi Defterleri Hakkında Bilgilendirme

İst    : 01/12/2020

Özü  : 2021 yılı resmi

                     defterlerin tasdiki hk

 

 

MUHASEBE BİRİM BAŞKANLIĞI’NA

 

Faaliyetine devam etmekte olan  kooperatifler, defterlerinin kullanılacağı yıldan önce gelen son ayda (VUK.221/1) Aralık/2020 ayı sonuna kadar aşağıdaki  resmi defterlerinin açılış tasdiklerini notere tasdik ettirmek zorundadırlar.

 

Aksi halde, aşağıda notlar bölümünde yazılı cezai yaptırımlar söz konusudur.

 

Gerek Vergi Usul Kanununa göre ve gerek ise kooperatifler mevzuatına göre, kooperatiflerin  notere tasdik ettirecekleri resmi defter nev’i leri ve tasdik tarihleri ile ilgili  bilgiler aşağıdadır.

 

Defteri Nev-i Açılış Tasdik zamanı Kapanış tasdik zamanı
Yevmiye Defteri En geç 31.12.2020 En geç 30.06.2021
Kebir-i Kebir En geç 31.12.2020 Kapanışa Tabi değildir.(Kapatılmasını öneririz)
Envanter Defteri En geç 31.12.2020 Kapanışa Tabi değildir.(Kapatılmasını öneririz)
Yönetim Kurulu Karar Defteri En geç 31.12.2020 En geç  31.01.2021
Genel Kurul Karar Defteri Boş sayfası mevcut ise kullanılmaya devam edilecektir. Defterde kullanılacak sayfa kalmadığında kapanış yapılarak yeni defter tasdik ettirilir
Ortaklar Defteri Boş sayfası mevcut ise kullanılmaya devam edilecektir. Defterde kullanılacak sayfa kalmadığında kapanış yapılarak yeni defter tasdik ettirilir

 

Not:

1-E-defter kapsamında olanlar için noterden Yevmiye ve Defteri-i Kebir’in tasdiki zorunlu değildir. Diğer defterlerin  noterden tasdiki gerekmektedir.

E-defter beratlarının  ilgili olduğu ayı takip eden 3. ayın son gününe kadar (Hesap döneminin son ayına ait defterler kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın son gününe kadar) mali mühür ile onaylanması gerekmektedir.

 

 

2-2018 veya 2019 yılının  brüt satışları 5.000.000,00 TL’nin üzerinde olan mükellefler, e-Fatura uygulamasına geçiş zorunluluğu bulunan mükellefler ve 2020 yılı içinde e-Fatura uygulamasına geçiş yapan mükellefler 2021  yılı başından itibaren e-deftere geçiş yapmak zorundadırlar.

 

Defterlerin zamanında notere tasdik ettirilmemesi ya da hiç tasdik ettirilmemiş olması durumunda aşağıdaki yaptırımlar söz konusudur.

 

1-Tasdik işleminin, süresinin sonundan başlayarak bir ay içinde yaptırılmamış olması Vergi Usul Kanunu’nun 352/II-6. Maddesi çerçevesinde ikinci derece usulsüzlük cezasını gerektirmektedir.

 

2-Tasdik işleminin yaptırılmamış olması (yasal sürenin sonundan başlayarak bir ay geçtikten sonar tasdik ettirilen defterler de tasdik ettirilmemiş sayılmaktadır) Vergi Usul Kanunu’nun 352/I-8. Maddesi çerçevesinde birinci derece usulsüzlük cezasını, bu fiil aynı zamanda re’sen takdir nedeni de sayıldığından cezanın iki kat kesilmesini gerektirmektedir.

 

3-Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 34. Maddesi hükmü,  yüklenilen katma değer vergisinin indirimini, belgelerin yasal defterlere kaydedilmesi koşuluna bağlamıştır.

 

4-Türk Ticaret Kanunu’na göre kooperatifin lehine delil teşkil etmeyecektir.

 

5-1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 62.maddesine göre, yönetim kurulu üyeleri hakkında  cezai yaptırıma neden olmaktadır.

 

Bilgilerinize sunarız.

 

Saygılarımızla,

Özmen Mali Müşavirlik

KOOPERATİFLERİN GENEL KURULLARININ ERTELENMESİNE AİT MEVZUAT VE YAŞANAN SÜREÇ

KOOPERATİFLERİN GENEL KURULLARININ ERTELENMESİNE AİT MEVZUAT VE YAŞANAN SÜREÇ

Kemal Özmen

Kooperatiflerin genel kurullarının ertelenmesi ile ilgili bugüne kadar çıkarılan mevzuatla ilgili bilgiler aşağıdadır.

 

1.erteleme:

7244 sayılı  Kanunun 2/d maddesi ile kooperatiflerin genel kurullarının yapılması 31/07/2020 tarihine kadar ertelenmiş ve bu tarihten itibaren üç ay içinde  yapılmasına, erteleme sonrası genel kurul yapılıncaya kadar kooperatifin  organlarının görev, yetki ve sorumluluklarının  devam edeceği ifadesine yer verilmiştir. (Ek.1-7244 sayılı Kanun, md.2/d)

 

2.erteleme:

Ticaret Bakanlığı başta işletme kooperatifleri olmak  üzere  kuruluş, işleyiş ve denetimi kendi Bakanlığına bağlı olan kooperatiflerin genel kurullarının yapılmasını 31/10/2020 tarihine kadar ertelemiş olup, yine kanunda olduğu üzere bu tarihten itibaren genel kurulların üç ay içinde yapılmasına ve genel kurul yapılıncaya kadar kooperatif organlarının görev, yetki ve sorumluluklarının  devam edeceğine dair ifadeye yer vermiştir. (Ek.-Ticaret Bakanlığı’nın Genelgesi)

 

3.erteleme:

Bu erteleme pandemi nedeniyle etkinliklerin kısıtlanması kapsamında İçişleri Bakanlığı’nın Genelgesine istinaden yapılmış olup, bu genelgeye dayalı olarak İstanbul Valiliği İl Hıfzıssıhha Meclis Kararı oluşturulmuş, İl Müdürlüklerine tebliğ edilmiş ve İl Müdürlükleri kooperatiflere genel kurulların 01/12/2020 tarihine kadar ertelendiğini, bu tarihe kadar genel kurulların yapılamayacağını ve Bakanlık temsilcisi görevlendirilemeyeceğini belirtmiştir.  Ancak  ertelemeden sonra genel kurulun ne kadar süre içinde yapılacağını ve kooperatif organlarının görev, yetki ve sorumluluklarının devam edeceğine dair herhangi bir bilgi yer almadığından çok sayıda kooperatif 01/12/2020 tarihinden 31/12/2020 tarihine kadar genel kurul yapılması ile ilgili ortaklarına duyuru vs diğer  çalışmaları yapmak zorunda kalmışlardır.  (Ek.3-İç İşleri Bakanlığı Genelgesi, İl Hıfzıssıhha Kurulu Kararı, İl Müdürlüğü yazısı)

 

4.erteleme:

Bu ertelemede yine İçişleri Bakanlığının pandemi nedeniyle etkinliklerin kısıtlanması kapsamında çıkarılan genelge ile  yapılmış olup, bu genelgede açıkça “kooperatif” ifadesine yer verilerek  genel kurulların yapılması 01/03/2021 tarihine kadar ertelenmiştir. Bu genelge doğrultusunda Valilik Hıfzıssıhha Meclisi Kararı almış ve durumu İl Müdürlüklerine bildirmiştir. Kısıtlama kapsamında çıkarılan bu genelgede de, genel kurulların erteleme tarihi olan 01/03/2021 tarihinden sonra ne kadar süre içinde yapılacağı ile kooperatif organlarının görev, yetki ve sorumluluklarının devam edeceğine dair herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir. (Ek. İçişleri Bakanlığı Genelgesi, Valilik Hıfzıssıhha Meclis Kararı)

 

Kısaca; pandemi nedeniyle bugüne kadar kooperatiflerin genel kurullarının ertelenmesi ile ilgili  biri kanun, biri Ticaret Bakanlığı Genelgesi ve ikisi de İçişleri Bakanlığı’nın genelgesi olmak üzere 4 kez erteleme yapılmıştır. Ancak bu erteleme mevzuatında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birinci erteleme olan kanun dışında diğer ertelemelerde doğrudan bir genelge çıkarması söz konusu olmamıştır. Bu nedenle birinci ertelemede kanunla belirlenen 31/10/2020 tarihinden önce görev süresi sona eren yapı kooperatiflerinin Ticaret Sicil yetki belgesini gerektiren iş ve işlemleri yetki belgesi alınamadığından yapılamamıştır. Diğer taraftan Ticaret Bakanlığı işletme kooperatifleri ile ilgili süreyi 31/10/2020 tarihinden itibaren üç ay ifadesine yer vererek 31/01/2021 tarihine kadar uzatmış ise de, bu işlemin bir genelge ile yapılmış olması nedeniyle bankalar başta olmak üzere bazı kurumları nezdinde yapmış olduğu işlerden dolayı tereddüt hasıl olmuş ve zorlamalar yaşanmıştır. Ayrıca  kanunda ve Ticaret Bakanlığının erteleme genelgesinde kooperatif organlarının görev, yetki ve sorumluluklarının  devam edeceğine dair ifadeye açıklık getirilmesi gerekmektedir. Zira  ortakların yapacakları ödemeler konusu genel kurula ait bir yetki olması nedeniyle, uygulamada  çoğu kooperatifte ödemeler aksadığından iş ve hizmetlerin aksamasına neden olunmuştur.

 

Ertelemede en büyük sorun, kooperatifler arasında bu konuda bir uygulama birliği oluşturulmamasından kaynaklanmaktadır. Zira her ne kadar 2011 yılında 5983 sayılı yasa kapsamında bir protokolle yapı kooperatifleri  Ticaret Bakanlığından alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlanmış ise de, iki bakanlık arasında yapılan protokolde genel konularda birlikte hareket edileceğine dair hükme yer verilmiştir. Kaldı ki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminde birlikte ve bir bütünlük içinde uygulama yapılması esastır.  Yapı kooperatiflerinin çoğu inşaatını tamamlamış olmakla birlikte, henüz işletme kooperatifine geçme prosedürünü yerine getirmemiş, çalışması itibariyle işletme kooperatifi gibi  olduğundan bu durumda olan yapı kooperatifleri ile  işletme kooperatifleri arasında ortak bir uygulama oluşturulması gerektiği görülmektedir.

Yapı kooperatiflerinin amaç ve tür değişikliği yaparak anonim şirkete dönüşmesi

KEMAL ÖZMEN

Yapı kooperatiflerinin amaç ve tür değişikliği yaparak anonim şirkete dönüşmesi (nev’i değişikliği) ve anonim şirket olarak faaliyetini sürdürmesi olanaklı bulunmaktadır:

Yakın zamana kadar kooperatiflerin ticari şirketlere dönüşümüne (nev’i değişikliği) izin verilmediği halde, 27.01.1999 tarihli Sanayi ve Ticaret Bakanlığı oluru ile aşağıdaki şartların yerine getirilmesi halinde kooperatiflerin anonim şirkete dönüşmesine izin verilmeye başlanmıştır. (Sanayi ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü Sayı: B. 14. 0.İTG. 0.10.00.01. – Onay No: 1998/12)

 

STB’nın yapı kooperatiflerinin anonim şirkete dönüşmesi için amacını gerçekleştirmiş olması koşulunu aramamaktadır. Bu nedenle kitabın yapı kooperatiflerinin inşaatı tamamlamasından sonra geçebilecekleri hukuki statüsünün neler olabileceği konusundaki çalışmalar kapsamında belirtilmiş olmasına rağmen, yapı kooperatiflerinin inşaatını tamamlamadan önce, hatta inşaata başlamadan anonim şirkete dönüşmesi olanaklıdır. Ancak, bu durumda A.Ş.’ye dönüşme gerekçesinin A.Ş.’nin kuruluşuna izin veren STB İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nce uygun görülmesi gerekmektedir. Dolayısıyla yapı kooperatifleri inşaatını tamamladıktan sonra A.Ş.’ye dönüşebilecekleri gibi inşaatı tamamlamadan önce A.Ş.’ye dönüşebilmeleri olanaklıdır.

 

STB İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nce kooperatiflerin anonim şirket olarak nev’i değişikliği yapabilmesi için yerine getirilmesini istediği iş ve işlemler aşağıda belirtilmiştir.

        

Kooperatif ortaklarının haklarının korunması açısından;

1-Ortakların en az yarısının temsil edildiği kooperatif genel kurulunda katılanların 2/3’ekseriyeti ile anonim şirkete dönüşüm için karar alınması,

 

2-Kooperatif özvarlığının ve kooperatif ortaklarının bu özvarlıktaki  paylarının mahkemece tayin edilecek bilirkişiler tarafından tesbiti,

 

3-Genel kurul toplantı tarihinden bir ay geçtikten sonra izin için STB İç Ticaret Genel Müdürlüğü’ne başvurulması,

 

4-Dönüşüm kararının verildiği, genel kurul toplantısı aleyhine iptal davası açılmadığının Bakanlıkça yapılacak inceleme sonucunun belirlenmesi,

 

5-Kooperatif ortaklarının tamamının şirket ortağı olması ve anasözleşmeyi imzalaması halinde yukarıdaki 3 ve 4. fıkralarda belirtilen hususların aranmaması,

6-Şirket ortağı olmak istemeyen ortakların kooperatifin özvarlığından kendi paylarına  düşen miktarının ilgili ortağa ödenmesi veya payının ödenmesinin teminat altına alınması ve bunun belgelenmesi,

 

Bilindiği üzere kooperatiflerin faaliyeti amacı ile sınırlıdır. Bu nedenle amacı sadece konut veya işyeri yapmak olan yapı kooperatiflerinin bu amacının dışına taşan ticari bir faaliyette bulunmaları yasaklanmıştır. Kaldı ki vergi yasaları ile de bu faaliyeti sınırlanmış olup, kooperatiflerin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanmaları için “münhasıran ortaklarla iş görme” koşulunu sürekli korumaları esas alınmaktadır. (1) Oysa ki ticari faaliyet genelde üçüncü kişilerle ilişkileri gerektirmektedir. Böyle bir faaliyet sözkonusu olduğunda ticari özellik arz eden bu işlemlerin kooperatif  faaliyetleri kapsamında yürütülemeyeceği için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı asıl amacı ticari olan anonim şirkete dönüştükten sonra ticari faaliyette bulunmalarını uygun görmüştür. Böylece açık yada kapalı kooperatif unvanı altında ticari faaliyette bulunma hareketlerini de önlemeyi amaçlamıştır.

 

Şirketlerin birbirlerine dönüşümü olarak ifade edilen nev’i değiştirme işlemi, kooperatiflerin de bir şirket olarak Türk Ticaret Kanununda yer alması  nedeni ile (2) anonim şirketlere dönüşmesi işlemi de bu kapsama dahil edilmiştir. (3) Ticaret şirketlerinin nev’i değiştirmesi bir hukuki biçimden diğer bir hukuki biçime geçmek olarak tanımlanabilir. Zira Y. 4. HD. 16.04.1978, E. 1978/9965, K. 1979/5152 sayılı kararında “Nev’i değiştirme hali en geniş anlamı ile işletmenin hukuksal bir biçimden diğer bir hukuksal biçime çevrilmesi, yani hukuksal ve ekonomik birlik (ayniyet) ve devamlılığını sürdürerek başka bir ticaret şirketi olarak başka ve o ortaklık tipine uygun statü ve unvanla ortaya çıkması demektir.” şeklinde ifade edilmiştir.

KOOPERATİFLERİN GENEL KURULLARINDA TOPLANTI VE KARAR YETER SAYISI

KOOPERATİFLERİN GENEL KURULLARINDA TOPLANTI VE KARAR YETER SAYISI

 

Kemal Özmen

Danışman

 

 

Hukuki ifadesi ile “nisap” olarak adlandırılan yeter sayı konusunda kooperatif genel kurullarında tereddütler ve anlaşmazlıklar yaşandığından, hatta bazen de genel kurul kararının yada kararlarının bu yüzden  yargıya taşındığı görüldüğünden, özellikle  ortak sayısı 500’ü geçen  kooperatiflerin  yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçiminin  gizli oy açık tasnif yöntemi ile yapılması (KK. 48) ve bu şekilde yapılan seçimlerde    bir ortağın en fazla bir vekalet kullanabilmesi (KK. 49), 1000’den fazla ortağı olan kooperatiflerde  bir ortağın dokuza kadar vekalet  kullanması  söz konusu olduğu halde, seçimlerde  bu vekaletnamelerden sadece birini kullanabilmesi nedenleri ile  ortak sayısı 1000’in üzerinde olan kooperatiflerin  genel kurullarında  toplantı ve karar yeter sayısının  belirlenmesindeki bu hususun bu durumda olan, yani  ortak sayısı 1000’den fazla olan kooperatiflerin  genel kurullarında toplantı ve karar sayısının belirlenmesine katkı sağlamak amacı ile bu konuda açıklama gereği duyulmuştur.

 

Bilindiği üzere  yapı kooperatifleri ile işletme kooperatiflerinin bütün iş ve işlemleri 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile bu kanunun 88.maddesine göre Bakanlıkça hazırlanan anasözleşmeye ve Bakanlıkça bu mevzuata göre çıkarılan Bakanlık Genelgelerine tabidir. Kooperatifler mevzuatında  aksine açıklama olmayan hallerde de Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanmaktadır.

 

Kooperatiflerin bütün iş ve işlemlerinde olduğu üzere genel kurul ile ilgili iş ve işlemlerinde de Kooperatifler Kanunu, Kooperatif Anasözleşmesi ile  Bakanlık Genelgelerine göre uygulama yapılması  gerekmektedir. Ancak  kooperatifler mevzuatında  aksine açıklama olmayan hallerde  Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ait  hükümlerinden yararlanılmaktadır. Kooperatifler mevzuatında  (Kooperatifler Kanunu, Kooperatif Anasözleşmesi ve Bakanlık Genelgeleri) kooperatif genel kurullarında toplantı ve karar yeter sayısı ile ilgili  hükümleri  gözden geçirecek olursak aşağıdaki gibi olduğu görülecektir.

 

Kooperatifler Kanunu’nun 45.maddesinde “Toplantı nisabı anasözleşmede gösterilir.”  denilmektedir. Kooperatifler Kanunu’nun 51.maddesinde ise “Kanun veya anasözleşmede  aykırı hüküm bulunmadıkça Genel Kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur.” hükmünü içermektedir.

 

Bu hükümlerin yollaması ile toplantı ve karar yeter sayısının  anasözleşmedeki hükümlerini incelememiz  gerekmektedir. Zira  aynı şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 01/05/2008 E. 2007/3983, K. 2008/587 sayılı kararı ile HGK’nun 20/03/1996 E. 1995/11/1113, K. 173 sayılı kararlarında  anasözleşmeye yollama yapılarak ve anasözleşme hükümlerine bakılarak değerlendirme yapılması gerektiğini belirtmiştir.

 

Gerek kanunun (KK. 45, 51) ve gerekse Yargıtay İçtihatları yollaması gereği, anasözleşmeyi ve bu konuya ilişkin Bakanlığın  2019/11 sayılı “Genel Kurullarda Bakanlık Temsilcisinin Görevlendirilmesi” Genelgesini incelediğimizde;

 

-Anasözleşmenin 34.maddesinde başkanlık divanı seçiminde en çok oy alan adayların seçilmiş sayılacağı,

 

-Anasözleşmenin 42.maddesinde yönetim kurulunun asıl ve yedek üyelerinin genel kurulda  en çok oy alanlar arasından sıra ile belirleneceği,

 

-Anasözleşmenin  52.maddesinde de denetim kurulu üyelerinin seçiminde yönetim kurulunda olduğu gibi 42.maddenin uygulanacağı,

 

-Konu ile ilgili Bakanlığın 2019/11 no’lu Genelgesinin “Temsilcinin toplantı  sırasındaki görev, yetki ve sorumlulukları” başlığını taşıyan 14.maddesinin 8. ve 9.fıkralarında aynen aşağıdaki açıklamaya yer verilmiştir.

 

(8) Ortak sayısı 1000’in üstünde olan kooperatiflerde 1 ortak 9 ortağı  temsil edebildiğinden; tüm gündem maddeleri için toplantı nisabı asaleten katılan ve temsil edilen ortakların toplamı üzerinden değerlendirilir. Ancak, sadece organ seçimlerinde toplantı nisabı korunmak şartıyla bir ortak en çok bir ortağı temsilen oy kullanabilir. Toplantı nisabı organ seçimlerinde kullanılan oy toplamı üzerinden değerlendirilmez.

 

(9) Toplam ortak sayısı 500’den fazla olan kooperatif ve üst kuruluşların genel kurul toplantılarındaki yönetim ve denetim kurulu belirleme seçimlerinin gizli oy açık tasnif esasına göre yapılması sağlanır.

 

Yukarıdaki maddelerde de görüleceği üzere; 5983 sayılı kanunla 3/6/2010 tarihinden itibaren ortak sayısı 500’den fazla olan kooperatiflerde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin  seçiminin  gizli oy, açık tasnif esasına göre  yapılmış olması ve  ortak sayısı 1000’i geçen kooperatiflerde de bir ortağın 9 adede kadar vekaletname kullanması mümkün olduğu halde, yönetim ve denetim kurulu üye seçiminde  bu  vekaletnameden ancak birini kullanabilmesi ve seçimlerde  ortakların  oy kullanmaya mecbur  tutulamaması nedenleri ile seçimler konusunda anasözleşmeye  uygulanabilir  hükümler konularak bu yüzden  kooperatiflerdeki yaşanması muhtemel seçimle ilgili  tereddütler ve anlaşmazlıklar  giderilmiş  ve böylece  kooperatifin  faaliyetini engelleyen  durumlar  ortadan kalkmış olmaktadır.

 

Mükellefiyet Kaydının Analiz ve Değerlendirme Sonuçlarına bağlı olarak terkini/kapatılması

Mükellefiyet Kaydının Analiz ve Değerlendirme Sonuçlarına bağlı olarak terkini/kapatılması

Hangi Firmaların Vergi Kayıtları Kapanabilir ?

Sahte belge düzenleme riski yüksek olan mükelleflerin İdare tarafından bir an önce tespit edilerek bu fiillerinin sonlandırılması amacı ile;

  • Mükellefiyet süresi,
  • Aktif ve öz sermaye büyüklüğü,
  • Ödenen vergi tutarı,
  • Çalışan sayısı,
  • Vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği

gibi hususlar dikkate alınarak mükelleflerin vergisel uyum seviyelerine yönelik olarak Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimleri tarafından yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde, sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükellefler

  • vergi incelemesine sevk edilecek,
  • ayrıca bunların mükellefiyetleri yapılacak yoklama sonucunda, vergi dairesinin görüşü ve ilgisine göre vergi dairesi başkanı/defterdar onayıyla terkin edilecektir.

İnceleme neticesine göre mükellefler ile bunlarla ilişkili kişilerin durumu yeniden değerlendirilecek olup mükellefiyet tesisi/devamı için alınan teminat belirli şartlar dâhilinde iade edilebilecektir.

Sahte Belge Düzenleme Riski Olan Mükellefler Nasıl Tespit Edilecektir ?

Sahte belge düzenleme riski yüksek olan mükelleflerin belirlenmesine yönelik olarak yapılan analiz ve değerlendirme çalışmalarında,

esas olarak,

  • Mükellefler tarafından verilen beyanname ve bildirimler,
  • Sicil, ortaklık, tahakkuk, tahsilat ve mükellefiyete ilişkin diğer bilgiler
  • Diğer kurum ve kuruluşlardan alınan gümrük beyannameleri, kapasite raporu, yatırım teşvik belgesi gibi bilgi ve belgeler dikkate alınır.

Bu kapsamda,

  • Mükelleflerin aktif ve öz sermaye büyüklükleri, iş yeri, taşıt, makine, teçhizat, demirbaş bilgileri ve çalışan sayıları itibarıyla üretim ve/veya ticaret/faaliyet kapasitesi ile beyan ve bildirimlerinin uyumlu olup olmadığı,
  • Haklarında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ya da kullanma yönünden rapor/tespit bulunup bulunmadığı,
  • Alış ve satış yaptıkları mükellefler hakkında düzenlenen/yapılan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme/kullanma rapor/olumsuz tespit bilgileri, ortaklık yapısı ile ortaklara ilişkin bilgiler gibi hususlara bağlı olarak analiz ve değerlendirme çalışmaları yapılır.

Riskli Görülen Mükelleflerde Süreç Nasıl İşleyecek ?

1-Yoklamaya Gidilmesi

Analiz ve değerlendirme sonucunun ilgili vergi dairesi başkanlığının/defterdarlığın/vergi dairesi müdürlüğünün ıttılaına girmesini müteakiben mükellefin bilinen iş yeri adresinde yoklama yapılır.

2-Yoklamada bulunamadığı takdirde Nüfusta Gözüken Adresine Yoklamaya Gidilir

İkinci yoklama; gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin, 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır.

Yoklamada;

– Bilinen iş yeri adresinde faal olunup olunmadığı,

– Cari dönem ve tespitin ilgili olduğu dönem itibarıyla faaliyetin bulunup bulunmadığı,

– Üretim ve/veya ticaret/faaliyet kapasitesi,

– Depo, tesis, taşıt, makine, teçhizat, demirbaş vb. varlığı,

– Emtia mevcudu,

– Çalışan sayısı,

gibi mükellefin hakikatte faaliyette bulunduğunu veya bulunmadığını ispatlamaya matuf hususlar tespit edilir.

Vergi Kaydı Kapatıldığı Takdirde Tekrar Nasıl Açılır ?

Mükellefiyet kaydının yeniden tesisi için, en geç mükellefiyet kaydının re’sen terkin edildiğine ilişkin bilgilendirme yazısının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde;

– Bağlı olunan vergi dairesine başvuruda bulunulması,

– 213 sayılı Kanunun 153/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan, mükellefiyetin terkin edildiği yıl için geçerli asgari teminat tutarından az olmamak üzere, sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde düzenlenen belgelerde yer alan toplam tutarın %10’u tutarında teminat verilmesi,

  • Tüm vergi borçlarının ödenmesi,

Örnek;

Ticari faaliyeti nedeniyle Başkent Vergi Dairesinin mükellefi olan Bay (A)’nın mükellefiyet kaydı 213 sayılı Kanunun 160/A maddesi kapsamında 30/12/2020 tarihinde terkin edilmiş ve bu durum kendisine 8/1/2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mükellefin sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde düzenlediği belgelerde yer alan toplam tutar 500.000 TL’dir.

Bay (A)’nın mükellefiyetinin yeniden tesisi için, 8/2/2021 (bu tarih dâhil) tarihine kadar varsa tüm vergi borçlarını ödemesi ve sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde düzenlediği belgelerde yer alan toplam tutarın %10’unun (500.000 TL x %10 = 50.000 TL) 2020 yılı için geçerli asgari teminat tutarından az olması nedeniyle 140.000 TL tutarında teminat vermesi gerekmektedir.

Yurtdışında gerçek ve tüzel kişilere verilen tasarım, mimarlık ve montaj hizmetlerinden elde edilen gelirin kurumlar vergisi beyannamesinde indirim konusu yapılıp yapılmayacağı

Sayı

:

17192610-125[KV-18-69]-E.114489

13.08.2020

Konu

:

Yurtdışında gerçek ve tüzel kişilere verilen tasarım, mimarlık ve montaj hizmetlerinden elde edilen gelirin kurumlar vergisi beyannamesinde indirim konusu yapılıp yapılmayacağı

 

İlgi

:

15/10/2018 tarihli özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, şirketinizce yurt dışında mukim kişi ve kurumlara stant tasarımı, mimarlık ve montaj hizmetleri verildiği belirtilerek, ana faaliyet konularınız arasında yer alan söz konusu hizmetler nedeniyle elde edilen kazancın Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi kapsamında kurumlar vergisi matrahında indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında; Kanunun 1 inci maddesinde sayılan kurumlardan kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunanların, gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirileceği hükme bağlanmış olup, aynı Kanunun 6 ncı maddesinde de kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan anılan Kanunun “Diğer indirimler” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından yapılabilecek indirimlere yer verilmiş olup anılan maddenin birinci fıkrasının (ğ) bendinde;

“Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi ve veri saklama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın %50’si.

Bu indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şarttır.

…”

hükmü bulunmaktadır.

Konu ile ilgili olarak 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde,

”10.5.2.1. İndirimden faydalanabilecek şirketlerin ana sözleşmelerinde yazılı esas faaliyet konusu

İlgili şirketlerin ana sözleşmelerinde yazılı esas faaliyet konuları arasında, mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi, mesleki eğitim, eğitim ve sağlık hizmetleri sunmak olmalıdır. Şirket bünyesinde sözü edilen hizmetlerden sadece birisi verilebileceği gibi ana sözleşmelerinde yer almak şartıyla birden fazlası da verilebilir.

Mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim hizmeti ile Milli Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının izni ve denetimine tabi olarak eğitim veya sağlık alanında faaliyet gösteren işletmelerin Türkiye’de yerleşmiş olan kişilere de hizmet vermesi indirimden faydalanmaya engel teşkil etmeyecek, Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, iş yeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara verilen hizmetlerden elde edilen kazancın %50’sine indirim uygulanacaktır.

10.5.2.2. Hizmetin, Türkiye’den münhasıran yurt dışı mukimi kişi ve/veya kurum için yapılmış olması

Mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim hizmetlerinin, Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, iş yeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara; eğitim veya sağlık hizmetlerinin de Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere verilmesi gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen hizmetlerin fiilen verilmesi gerekmekte olup bu alanlarda sunulan asistanlık, danışmanlık ve aracılık gibi hizmetlerin bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün değildir.

10.5.2.3. Faturanın yurt dışı mukimi kişi ve/veya kurum adına düzenlenmesi

Yapılan hizmet ile ilgili olarak düzenlenecek faturanın, yukarıda özellikleri açıklanan yurt dışı mukimi kişi ve/veya kurum adına düzenlenmesi gerekmektedir. 

10.5.2.4. Türkiye’den verilen, mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme ve veri analizi hizmetlerinden yurt dışında yararlanılması

Verilen hizmetten yurt dışında yararlanılmış olması gerekir. Diğer bir anlatımla, yurt dışı mukimi kişi ve/veya kurum için verilen hizmetin, bu kişilerin ve/veya kurumların Türkiye’deki faaliyetleri ile ilgisinin olmaması gerekmektedir.

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, montaj hizmetlerinin Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi kapsamına girmemesi nedeniyle bu faaliyetten elde edilen kazançların söz konusu indirim kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır.

Ayrıca, tasarım ve mimarlık hizmetlerinin şirketinizin esas faaliyet konuları arasında yer alması ve anılan Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde yer alan diğer şartların da taşınması halinde, yurt dışındaki kişi ve kurumlara Türkiye’de sunmuş olduğunuz ve münhasıran da yurt dışında yararlanılan tasarım ve mimarlık hizmetlerinden elde edilecek kazancınızın Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca kurumlar vergisi matrahından indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, söz konusu yurt dışı mukimi kişi veya kurumlara  tasarım ve mimarlık hizmetlerinin yurt dışında verilmesi halinde, bu işlerden elde ettiğiniz kazancınızın Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca kurumlar vergisi matrahından indirim konusu yapılamayacağı tabiidir.

Kooperatifin Demirbaşlarının Site Yönetimine Devrinde KDV

Sayı

:

96620903-125-E.64916

12.08.2020

Konu

:

Kooperatife ait muhtelif demirbaşı, tesisler ile traktör ve ekipmanlarının bedelsiz olarak site yönetimine devrinin KDV ve Kurumlar Vergisi karşısındaki durumu

 

 

İlgi

:

 

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, konut yapı kooperatifinizin tasfiye aşamasında olduğu, ihtiyaç gereği alınan muhtelif demirbaş, tesis, traktör, römork ve ekipmanlarınızın bulunduğu, kooperatifiniz site yönetimine geçeceğinden yukarıda belirtilen iktisadi kıymetlerin site yönetimine bedelsiz devrinin yapılacağı belirtilmiş olup, tasfiyeye girmiş olan kooperatifinizin envanterinde kayıtlı iktisadi kıymetlerin site yönetimine bedelsiz devir işleminin vergi mevzuatı karşısındaki durumuyla ilgili Başkanlığımız görüşü sorulmuştur.

 

Konuyla ilgili olarak … Vergi Dairesi Müdürlüğünden alınan 02.04.2019 tarihli yazıdan;

 

– Kooperatifiniz adına kayıtlı olan arsanın bir kısmının parselasyon ve ifraz işlemleri gerçekleştirilerek satışının yapıldığı,

 

– Satış işleminin gerçekleştiği 2015/Mayıs ayından itibaren kurumlar vergisi, geçici vergi, stopaj ve Ba/Bs bildirimleri yönünden mükellefiyet kaydının açıldığı,

 

– 19.07.2018 tarihinde tasfiyeye girildiğinden geçici vergi mükellefiyetinin kapatıldığı,

 

– Kooperatife daha iyi hizmet verebilmek için ekipmanlarıyla traktör satın alındığı, arsa içerisinde 2 adet dubleks daire bekçi lojmanı ve hizmet binası, 1 adet bilgisayar, 2 adet para kasası, 2 adet buzdolabı, 1 adet büro mobilya takımı, 1 adet hidrofor seti, 1 adet dalgıç kuyu pompası, 1 adet drenaj yer altı pompası gibi malzeme ve demirbaşların kooperatifin tasfiyeye girmesi nedeniyle yeni oluşacak olan site yönetimine bedelsiz olarak devredileceği anlaşılmaktadır.

 

I- KURUMLAR VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME

 

Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinde, “(1) Aşağıda sayılan kurumlar, kurumlar vergisinden muaftır:

k) Tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatifleri. (7061 sayılı kanunun 88 inci maddesiyle eklenen parantez içi ibare; Yürürlük: 01.01.2018) (Kooperatiflerin ortakları dışındaki kişilerle yaptıkları işlemler ile kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda ortakları ile yaptıkları işlemler “ortak dışı” işlemlerdir. Kooperatiflerin faaliyetin icrasına tahsis ettikleri ve ekonomik ömrünü tamamlamış olan demirbaş, makine, teçhizat, taşıt ve benzeri amortismana tabi iktisadi kıymetleri elden çıkarmaları ile yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir işyeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz. Kooperatiflerin ortak dışı işlemleri nedeniyle kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme oluşmuş kabul edilir. Kooperatiflerin, iktisadi işletmelerinden ve tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılımlarından kazanç elde etmelerinin ve bu kazançların daha sonra ortaklara dağıtılmasının muafiyete etkisi yoktur. Ortak dışı işlemlerden elde edilen kazançların vergilendirilmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.)”

hükmü yer almaktadır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin;

– “4.13.1.4. Sadece ortaklarla iş görülmesi” başlıklı bölümünde, “…28/11/2017 tarihli ve 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla 5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendine eklenen ve 1/1/2018 tarihinden itibaren yürürlüğe giren parantez içi hükümle, kooperatiflerin faaliyetin icrasına tahsis ettikleri ve ekonomik ömrünü tamamlamış olan demirbaş, makine, teçhizat, taşıt ve benzeri amortismana tabi iktisadi kıymetleri elden çıkarmalarının ortak dışı işlem sayılmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Örneğin, bir üretim kooperatifinin amacını gerçekleştirmek üzere kullanmış olduğu iş makinesini, ekonomik ömrünü tamamladıktan sonra satması ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyecek ve bu satış işlemi dolayısıyla kooperatif muafiyeti etkilenmeyecektir.”

– “4.13.1.4.3. Yapı kooperatiflerinde ortak dışı işlemler” başlıklı bölümünde, “…Kooperatifin amacını gerçekleştirmesinden sonra elinde kalan malzeme, alet ve edevatın satılması ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyecektir…”

– “4.13.3. Kurumlar vergisinden muaf olan kooperatiflerde ortak dışı işlemlerin vergilendirilmesi” başlıklı bölümünde, “7061 sayılı Kanunla 5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendine eklenen parantez içi hükümle 1/1/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, kurumlar vergisinden muaf kooperatiflerin ortak dışı işlemleri nedeniyle kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme oluşmuş kabul edileceği, kooperatiflerin bu iktisadi işletmelerinden ve tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılımlarından kazanç elde etmelerinin ve bu kazançların daha sonra ortaklara dağıtılmasının da muafiyete etkisinin olmayacağı ve ortak dışı işlemlerden elde edilen kazancın vergilendirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Bu suretle kooperatiflerin, 1/1/2018 tarihinden itibaren gerçekleştirecekleri ortak dışı işlemler nedeniyle muafiyetleri etkilenmeyecek; ancak bu işlemlerden elde edilen kazançlar kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisine tabi tutulacaktır. Dolayısıyla, muafiyete ilişkin diğer şartları taşıyan kooperatiflerin ortak dışı işlemlerinden elde edilen kazançları kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisine tabi tutulacak, ortak içi işlemlerinden elde edilen kazançlarının kurumlar vergisine tabi tutulması söz konusu olmayacaktır.

Ortak dışı işlemlerle ilgili olarak kooperatif tüzel kişiliğine bağlı oluştuğu kabul edilen iktisadi işletme adına gerekli kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilecektir.

Öte yandan, ortak dışı işlemlerde bulunmaları nedeniyle 1/1/2018 tarihinden önce kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmiş olan kooperatiflerin, muafiyete ilişkin diğer şartları da taşıyor olmaları kaydıyla, 1/1/2018 tarihi itibarıyla kurumlar vergisi mükellefiyet kayıtları sonlandırılacaktır. Bu kooperatiflerin 1/1/2018 tarihinden itibaren gerçekleştirdikleri ortak dışı işlemlerine ilişkin olarak kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirilmek suretiyle bu işlemlerden elde ettikleri kazançları vergilendirilecektir.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde;

– Arsa satışından dolayı 1/1/2018 tarihinden önce kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmiş olan kooperatifinizin, muafiyete ilişkin diğer şartları da taşıyor olması kaydıyla, 1/1/2018 tarihi itibariyle kurumlar vergisi mükellefiyetinin sonlandırılması,

– 1/1/2018 tarihinden sonra ortak dışı işlemler nedeniyle kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesini gerektirecek iş ve işlemlerinizin bulunması halinde, bu tarih itibariyle kooperatife bağlı oluştuğu kabul edilen iktisadi işletme adına ayrı bir kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi

gerekmektedir.

Ayrıca, amacını gerçekleştiren kooperatifinizin envanterinde kayıtlı söz konusu iktisadi kıymetlerin yeni kurulan site yönetimine bedelsiz olarak devredilmesi ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyecektir.

II- KDV YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;

– 1/1 maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu,

– 27/1 maddesinde, bedeli bulunmayan veya bilinmeyen işlemler ile bedelin mal, menfaat, hizmet gibi paradan başka değerler olması halinde matrahın işlemin mahiyetine göre emsal bedeli veya emsal ücreti olduğu

hükümlerine yer verilmiştir.

Konuyla ilgili olarak yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/A-2) bölümünün son paragrafında, “Malın tasarruf hakkının mutlaka bir bedel karşılığı devredilmesi şart değildir. Bedelsiz teslimler de (hibe gibi) vergiye tabidir. Bu gibi durumlarda matrah, 3065 sayılı Kanunun 27 nci maddesi uyarınca emsal bedeli olur.” açıklamasına yer verilmiştir.

Buna göre, tasfiye edilen kooperatifinizin aktifine kayıtlı demirbaşların site yönetimine bedelsiz devri durumunda, bu demirbaşların emsal bedeli üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.

III- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME

Vergi Usul Kanununun;

– 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.”

– 229 uncu maddesinde, “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.”

– 231/5 maddesinde, “Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.”

– 267 nci maddesinde, “Emsal bedeli, gerçek bedeli olmayan, veya bilinmeyen veyahut doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değerdir.

…”

hükümlerine yer verilmiştir.

Buna göre, kooperatifinizin envanterinde kayıtlı olan demirbaş, tesis, traktör ve ekipman gibi iktisadi kıymetlerin kooperatifiniz site yönetimine bedelsiz devrinde, emsal bedeli üzerinden site yönetimi adına fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

Eğitim Kooperatiflerinde Fatura Nasıl Düzenlenir ? Mali Müşavir Evren ÖZMEN

Sayı

:

11355271-125.04.02[7-2019/1]-E.33775

17.08.2020

Konu

:

Eğitim kooperatifi üyelerinin çocuklarına eğitim verilmesinin kurumlar vergisi ve katma değer vergisi muafiyetine etkisi hk.

İlgi

:

 

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; kooperatifinizin sadece üyelerinizin çocuklarına eğitim verdiğini ve üye dışı eğitim verilmediğini belirterek kurumlar vergisi ve katma değer vergisinden muaf olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi istenilmektedir.

 

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

 

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler, iş ortaklıkları kazançlarının kurumlar vergisine tabi olduğu ve kurum kazançlarının gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluşacağı; aynı Kanunun 6 ncı maddesinde de kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

 

Anılan Kanunun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olup Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan “Tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatifleri. (Kooperatiflerin ortakları dışındaki kişilerle yaptıkları işlemler ile kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda ortakları ile yaptıkları işlemler “ortak dışı” işlemlerdir. Kooperatiflerin faaliyetin icrasına tahsis ettikleri ve ekonomik ömrünü tamamlamış olan demirbaş, makine, teçhizat, taşıt ve benzeri amortismana tabi iktisadi kıymetleri elden çıkarmaları ile yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir işyeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz. Kooperatiflerin ortak dışı işlemleri nedeniyle kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme oluşmuş kabul edilir. Kooperatiflerin, iktisadi işletmelerinden ve tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılımlarından kazanç elde etmelerinin ve bu kazançların daha sonra ortaklara dağıtılmasının muafiyete etkisi yoktur. Ortak dışı işlemlerden elde edilen kazançların vergilendirilmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.)” hükmüyle şartları sağlayan kooperatifler kurumlar vergisinden muaf tutulmuştur.

 

Öte yandan, 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “2.2. Kooperatifler” başlıklı bölümünde; “Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde kooperatiflerin, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa veya özel kanunlarına göre kurulan kooperatifler ile benzer nitelikteki yabancı kooperatifleri ifade ettiği belirtilmiş, ancak kooperatifler türleri itibarıyla tek tek sayılmamıştır. Bu çerçevede, hangi türde olursa olsun kooperatifler kurumlar vergisi mükellefi olarak kabul edilmektedir.

 

Kooperatifler Kanununun 1 inci maddesinde ise; kooperatifler “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklara kooperatif denir.” şeklinde tanımlanmıştır.

 

Anılan Tebliğin, “Kurumlar vergisinden muaf olan kooperatiflerde ortak dışı işlemlerin vergilendirilmesi” başlıklı (4.13.3.) bölümünde ise;

 

“…

 

Bu suretle kooperatiflerin, 1/1/2018 tarihinden itibaren gerçekleştirecekleri ortak dışı işlemler nedeniyle muafiyetleri etkilenmeyecek; ancak bu işlemlerden elde edilen kazançlar kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisine tabi tutulacaktır. Dolayısıyla, muafiyete ilişkin diğer şartları taşıyan kooperatiflerin ortak dışı işlemlerinden elde edilen kazançları kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisine tabi tutulacak, ortak içi işlemlerinden elde edilen kazançlarının kurumlar vergisine tabi tutulması söz konusu olmayacaktır.

 

Ortak dışı işlemlerle ilgili olarak kooperatif tüzel kişiliğine bağlı oluştuğu kabul edilen iktisadi işletme adına kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilecektir…”

 

açıklamalarına yer verilmiştir.

 

Ayrıca, kooperatifçe yapılan bir işlemin ortak içi işlem olarak dikkate alınabilmesi için; işlem, faaliyet amacına başka bir ifade ile kooperatifin ana sözleşmesinde belirtilen uğraşı konusuna dahil olmalıdır ve faaliyet amacına dahil olan işin münhasıran kooperatif ortağıyla yapılması gerekmektedir.

 

Bu çerçevede, kooperatifiniz tarafından … İlkokulunda, sadece üyelerinizin çocuklarına eğitim hizmeti verilmesi ve Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan diğer şartların da sağlanması halinde kooperatifinizin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanması mümkün bulunmaktadır.

 

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

 

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

-1/1 inci maddesinde, ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

 

-20/1 inci maddesinde, vergi matrahının teslim ve hizmet işlemlerinin karşılığını teşkil eden bedel olduğu,

-20/2 nci maddesinde ise, bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği

 

hüküm altına alınmıştır.

 

Buna göre, Kooperatifiniz tarafından üyelerinize vermiş olduğunuz eğitim hizmeti karşılığında alınan bedeller (bağış veya ortak giderlere katılmak maksadıyla aidat adı altında alınanlar dahil) KDV’ye tabi tutulacaktır.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatif Genel Kurulları Erteleniyor

Ticaret Bakanlığına Bağlı Kooperatiflerin Genel Kurulları Ekim sonrasına ertelenmiştir.

Yurt dışına verilen reklam tanıtım filmi hizmetinin hizmet ihracı sayılıp sayılamayacağı hakkında

Konu

:

Yurt dışına verilen reklam tanıtım filmi hizmetinin hizmet ihracı sayılıp sayılamayacağı hakkında

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, merkezi yurt dışında bulunan ve iş makineleri üreten müşterinize reklam tanıtım filmi hizmeti yapacağınız, çekimi Türkiye’de gerçekleştirerek filmi elektronik (e-posta) aracılığıyla teslim edeceğiniz, ilgili filmin internet sitesinde ve Facebook, Youtube gibi tüm dünyada kullanılan internet sitelerinde de reklam amaçlı yayınlanacağından ilgili reklam filmine Türkiye’deki internet kullanıcılarının da erişebileceği belirtilerek,  yurt dışına kesilen hizmet faturasının hizmet ihracı kapsamında değerlendirilip KDV istisnası uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

-1 inci maddesinde, Türkiye’deki ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler ile her türlü mal ve hizmet ithalinin KDV’ye tabi olduğu,

-11/1-a maddesinde, ihracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetlerin KDV’den istisna olduğu,

-12/2 maddesinde, bir hizmetin yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmet sayılabilmesi için hizmetlerin yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olması ve hizmetten yurt dışında faydalanılması gerektiği

hüküm altına alınmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin “II.İSTİSNALAR ” başlıklı kısmının “A-2. Hizmet İhracı” bölümünde,

”3065 sayılı Kanunun (11/1-a) maddesi kapsamında bir hizmetin KDV’den istisna olabilmesi için, aynı Kanunun (12/2) nci maddesine göre;

-Hizmetin yurt dışındaki bir müşteri için yapılması,

-Hizmetten yurt dışında faydalanılması gerekir.

Hizmetin yurt dışındaki bir müşteri için yapıldığı, yurt dışındaki müşteri adına düzenlenen fatura ve benzeri belge ile tevsik edilir.

Hizmetten yurt dışında faydalanılmasından kasıt, Türkiye’de yurt dışındaki müşteri için yapılan hizmetin, müşterinin yurt dışındaki iş, işlem ve faaliyetleri ile ilgili olması; Türkiye’deki faaliyetleri ile ilgisi bulunmamasıdır.’

açıklamaları mevcuttur.

Buna göre, Türkiye’de çekimi gerçekleştirilen reklam tanıtım filminin, film sahibi olan yurt dışı alıcı tarafından Türkiye’deki internet kullanıcılarının da erişimine imkan verecek şekilde internet sitesinde ve Facebook, Youtube gibi tüm dünyada kullanılan internet sitelerinde reklam amaçlı yayınlanması nedeniyle hizmetten Türkiye’de de yararlanılmış olacağından, Şirketinizce sunulan reklam tanıtım filmi hazırlama hizmetinin, hizmet ihracı kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayıp, hizmet bedeli üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Yapı Kooperatifinin üçüncü kişilere taşınmaz satışı

Sayı

:

35831311-010.01[KV]-E.5266

05.05.2020

Konu

:

Yapı Kooperatifinin üçüncü kişilere taşınmaz satışı

 

 

İlgi

:

 

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, kooperatifinizin … yılında kurulduğu, … tarihinde … mevkiinde …m2 yüzölçümlü tarla satın alındığı, ancak söz konusu tarlada imar olmadığından … imarlı kooperatif arsasından kooperatifinize yazı ile arsa teklifinde bulunulduğu, kooperatif üyelerini konut sahibi yapmak için …ilçesi … mahallesinde … m2 yüzölçümlü arsanın … tarihinde satın alındığı, söz konusu arsada konut yapılarak … yılında üyelerinize teslim edildiği, bu inşaattan 3 katlı toplam … m2 yüzölçümlü dükkanın kooperatifinize … tarihinde yer karşılığı verildiği, kooperatifinizin elindeki taşınmazları satarak üyelerine dağıtmak ve kooperatifin tasfiyesini sağlamak amacında olduğu  belirtilerek bu satışlardan doğacak mali yükümlülükler hususunda Defterdarlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.

 

I-KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

 

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, bentte yer alan şartları topluca sağlayan kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu hükme bağlanmıştır.

 

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13.1.4.3. Yapı kooperatiflerinde ortak dışı işlemler” başlıklı bölümünde “… Kooperatife ait taşınmazların, ortaklara veya ortak olmayanlara kiraya verilmesi veya kooperatifin inşa ettiği konut veya işyerlerinin ortaklara dağıtımından sonra elinde kalan işyeri, konut veya arsaların satılması ortak dışı işlem sayılacaktır.” açıklamalarına, “4.13.3.Kurumlar vergisinden muaf olan kooperatiflerde ortak dışı işlemlerin vergilendirilmesi” başlıklı bölümünde ise,

 

“7061 sayılı Kanunla 5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendine eklenen parantez içi hükümle 1/1/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, kurumlar vergisinden muaf kooperatiflerin ortak dışı işlemleri nedeniyle kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme oluşmuş kabul edileceği, kooperatiflerin bu iktisadi işletmelerinden ve tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılımlarından kazanç elde etmelerinin ve bu kazançların daha sonra ortaklara dağıtılmasının da muafiyete etkisinin olmayacağı ve ortak dışı işlemlerden elde edilen kazancın vergilendirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

 

Bu suretle kooperatiflerin, 1/1/2018 tarihinden itibaren gerçekleştirecekleri ortak dışı işlemler nedeniyle muafiyetleri etkilenmeyecek; ancak bu işlemlerden elde edilen kazançlar kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisine tabi tutulacaktır. Dolayısıyla, muafiyete ilişkin diğer şartları taşıyan kooperatiflerin ortak dışı işlemlerinden elde edilen kazançları kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisine tabi tutulacak, ortak içi işlemlerinden elde edilen kazançlarının kurumlar vergisine tabi tutulması söz konusu olmayacaktır.

 

Ortak dışı işlemlerle ilgili olarak kooperatif tüzel kişiliğine bağlı oluştuğu kabul edilen iktisadi işletme adına gerekli kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilecektir.

 

Öte yandan, ortak dışı işlemlerde bulunmaları nedeniyle 1/1/2018 tarihinden önce kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmiş olan kooperatiflerin, muafiyete ilişkin diğer şartları da taşıyor olmaları kaydıyla, 1/1/2018 tarihi itibarıyla kurumlar vergisi mükellefiyet kayıtları sonlandırılacaktır. Bu kooperatiflerin 1/1/2018 tarihinden itibaren gerçekleştirdikleri ortak dışı işlemlerine ilişkin olarak kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirilmek suretiyle bu işlemlerden elde ettikleri kazançları vergilendirilecektir.

 

…”

 

açıklamalarına yer verilmiştir.

 

Diğer taraftan aynı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı ile aynı süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %50’lik kısmı maddede belirtilen şartlar çerçevesinde kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur.

 

Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanmakta olup satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulacaktır. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılacaktır.

 

Ayrıca 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “5.6.2.3.4.1. Kooperatiflerin durumu” başlıklı bölümünde, yapı kooperatiflerinin de önceki bölümlerde yapılan açıklamalar çerçevesinde söz konusu istisnadan yararlanabilmesinin mümkün olduğu, ancak, istisna edilen kazancın özel bir fon hesabında tutulması, hiçbir şekilde ortaklara dağıtılmayarak kooperatif amaçları doğrultusunda kullanılması gerektiği belirtilmiştir.

 

Yukarıdaki hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifiniz adına kayıtlı taşınmazların satışı ortak dışı işlem olarak değerlendirilecek olup 1/1/2018 tarihinden itibaren gerçekleştirilecek ortak dışı işlemler nedeniyle (diğer şartların da sağlanması kaydıyla) muafiyetiniz etkilenmeyecek ve ortak dışı bu işlemlerden elde ettiğiniz kazançlar kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisine tabi tutulacaktır.

 

Öte yandan, … yılında satın alınan tarla ile … yılında yer karşılığı olarak verilen dükkanın kooperatifin aktifinde iki yıldan fazla süreyle bulunması ve Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan diğer şartların da sağlanması halinde taşınmaz satışından elde edilecek kazancın %50’sinin kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmakla birlikte söz konusu satış işlemlerinden doğan kazançların, kooperatif ortaklarına dağıtılacak olması, satışın yapıldığı yılı izleyen beş yıl içinde fon hesabından başka bir hesaba (sermayeye ilave hariç) nakledilmesi, işletmeden çekilmesi ve bu süre içinde tasfiyeye girilmesi halinde, anılan istisna hükmünden yararlanılamayacaktır.

 

Buna göre, söz konusu taşınmazların üçüncü kişilere satışı ortak dışı işlem olarak değerlendirilecek olup satıştan doğan kazancın kooperatif tüzel kişiliğine bağlı oluştuğu kabul edilen ayrı bir iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisine tabi tutulması gerekmektedir. Bu taşınmazların satışından doğan kazancın kooperatif ortaklarına dağıtılacak olması nedeniyle Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen istisnadan yararlanmanız mümkün değildir.

 

Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (2) numaralı bendinde; iştirak hisselerinden doğan kazançların (Limited Şirket ortaklarının, iş ortaklıklarının ortakları ve komanditerlerin kar payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii, kazanç dağıtımı sayılmaz.) menkul sermaye iradı olduğu belirtilmiş olup, 94 üncü maddenin birinci fıkrasının (6/b-i) bendinde ise; tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz.) %15 oranında vergi kesintisi yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.

 

Bu çerçevede, kooperatifinize ait taşınmazların satışından elde edilen kazancın ortaklara dağıtılması durumunda Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 6/b-i bendine göre %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması ve muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

 

II-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

 

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

 

-1/1 maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

 

-17/4-r maddesinde, kurumların aktifinde en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine devir ve teslimleri ile bu taşınmaz ve iştirak hisselerinin finansal kiralama ve finansman şirketlerince devir ve teslimlerinin KDV den müstesna olduğu, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimlerinin ise istisna kapsamı dışında olduğu hükme bağlanmıştır.

 

Buna göre; kooperatifinize ait taşınmazların en az iki tam yıl süreyle kooperatifiniz aktifinde kayıtlı bulunması ve kooperatif olarak bu arsa ve tarlaların ticaretinin yapılmaması şartıyla bu arsa ve tarlaların teslimi 3065 sayılı KDV Kanununun 17/4-r maddesi kapsamında KDV den istisna olacaktır.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatifler Genel Kurullarının Birleştirilmesini İstiyor.

Kooperatifler Genel Kurullarının Birleştirilmesini İstiyor.

Bilindiği üzere kooperatifler her yıl genel kurullarını haziran ayı sonuna kadar gerçekleştirmek zorundadır. Süresinde yapılmayan genel kurullar nedeni ile yönetim kurulu ve denetim kurullarının hukuki ve cezai sorumlulukları bulunmaktadır.

Ancak bu yıl Covid-19 Salgını nedeni ile kooperatiflerin genel kurulları 31.07.2020 Tarihine kadar ertelenmiştir.

Erteleme ile ilgili kanun 7224 Sayılı Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik Ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ismi ile 16.04.2020 Tarihinde resmi gazetede yayımlanmıştır.

Kanununun “Süre uzatımı, toplantı erteleme ve uzaktan çalışma” başlıklı 2.maddesinin d fıkrası aşağıdaki şekildedir.

  1. d) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu kapsamındaki genel kurul toplantıları 31/7/2020 tarihine kadar ertelenir. Bu süre, ilgili Bakan tarafından 3 aya kadar uzatılabilir. Ertelenen genel kurul toplantıları, ertelemenin sona erdiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılır.Mevcut organların görev, yetki ve sorumlulukları erteleme süresi sonrasında yapılacak ilk genel kurula kadar devam eder.

Ortalama her yıl 100’e yakın kooperatif genel kuruluna fiilen danışman/müşavir sıfatı ile iştirak etmekteyim.

Mevcut durum ve gelişmeler nedeni ile 31 Temmuz 2020–30 Ekim 2020 arası kooperatif genel kurullarının gerçekleştirilmesinin aşağıdaki nedenlerden dolayı uygun olmadığını, yapılacak düzenlemeler ile 2019 ve 2020 yılı genel kurullarının 2021 yılında genel kurulların birleştirerek yapılması gerektiğini düşünmekteyim.

Ertelenmeyi gerektiren bazı nedenleri aşağıda sıraladım.

1-Toplantı Salonlarının Durumu

Sağlık bakanlığının Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi isimli kapsamlı raporuna göre kapalı alanlarda toplantı yapılacak ise çok kısa süreli ve az sayıda katılım ile yapılması önerilmektedir.

Ancak bilindiği üzere kooperatif genel kurulları büyük toplantı salonlarında. veya otellerde havalandırmanın yetersiz olduğu genellikle küçük alanlarda kalabalık insan topluluğu ile gerçekleştirilmektedir.

2-Kooperatif Ortakların Yaş Ortalaması

Kooperatiflerin ortaklarının yaş ortalamaları yüksektir. Her yıl katıldığım bir çok kooperatifin genel kurulda bu durumu gözlemlemekteyim.

Genel olarak son yıllarda tekrar kooperatifçiliğe ivme kazandırmaya çalışılan düzenlemeler olsa da bugün Türkiye’nin bilinen ve ortak sayısı en fazla olan kooperatifleri kooperatifçiliğin altın çağları olan 1980 ve 90 lı yıllarda kurulmuş ve ortak kayıt etmeye başlamıştır.

Salgının artmaması için 65 yaş üzeri vatandaşlarımızı uzun süre evden çıkartmayıp, şimdi kooperatif genel kurullarına çağırmak kendi içinde çelişen bir düzenleme olmayacak mıdır ?

3-Ortaklar cetvellerinin imzalanması, sosyal mesafe ve ortak kullanım

Yine sağlık bakanlığının Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde yönetim kurulu toplantılarında kalemin bileortaklaşa kullanılmaması önerilirken, kooperatif genel kurulu başlamadan önce toplantı ortaklar cetvelinin imzalanması sırasında salgın riski kaçınılmaz hale gelecektir.

4–2020 Yılının Genel Kurullarının da çok kısa süre sonra yapılması gerektiği

Kooperatifler 2020 yılının genel kurulunu 2021 yılının ilk altı ayı içinde yapmak zorundadır.

2019 Yılı genel kurullarını ise en geç Ekim ayı sonuna kadar gerçekleştirmek zorundadır. Bu durumda 4–5 aylık ara ile iki genel kurul gerçekleştirilmesi gerektiği anlamına gelecektir.

Kooperatiflerde genel kurul çağrısının sadece tebliğ masrafları bile son derece yüksek tutarlara ulaşabilmektedir. Bu masraf dışında genel kurullarda bir çok ek masraf da söz konusudur. ( Otel kiralama, genel kurul tescil, personel güvenlik fazla mesai v.b.)

5-Bir çok Genel Kurulda Toplantı Nisabının Sağlanamayacak olması.

Bilindiği üzere yapı ve işletme kooperatiflerinde genel kurul nisabı 1/4 dür. Ortaklar cetvelinde ismi bulunan ortakların en az 1/4 ünün toplantıya asil veya vekil olarak katılması gerekmektedir.

Pandemi süreci öncesinde de bu nisaba ulaşılmasında zorluk yaşanmaktaydı.

Erteleme neticesinde Ağustos ve Eylül ayları özellikle ortak sayısı fazla olan kooperatiflerin genel kurullarını gerçekleştirmeyecek ve Ekim ayına sarkacaktır. ( Normal dönemlerde de son ay olan Haziran ayı içinde yapıldığı gibi )

Ekim ayına yığılan genel kurullar nedeni ile bakanlıklar tarafından temsilci atama noktasında da yoğunluk oluşacaktır.

Kaldı ki Ekim ayı içinde genel kurul yapılmak istense dahi nisap bulunamayacaktır. Yapı kooperatiflerinde ilk ve devam eden toplantılarda hep 1/4 nisap aranacağı için devam eden toplantılarda da nisap sağlanamayabilecek ve bir çok kooperatifte çözümsüz durumlar devam edecektir.

7244 Sayılı kanun ile Mevcut organların görev, yetki ve sorumlulukları erteleme süresi sonrasında yapılacak ilk genel kurula kadar devam etse de genel kurulda nisap bulunamadığı takdirde organlar yetkisiz hale düşecektir.

Bu noktada bankalar tarafından ödeme işlemleri yapılmayacak ve kooperatifin iş ve işlemleri kitlenecektir.

Zaten hali hazırda 7244 sayılı Kanun’un hükümleri açık ve net iken bile kooperatifler banka işlemlerinde zorluk ve yetki sorunu yaşanmaktadırlar

6-Kooperatif Genel Kurullarının Birleştirilerek Yapılması Önündeki Engel Nedir ?

Her ne kadar mevcutta kooperatiflerin genel kurullarını birleştirerek yapmasına imkan veren düzenleme olsa da mevcut durumda ihtiyaca cevap vermemektedir.

Şöyle ki ilgili düzenlemeye göre;

  • Daha öncesinde genel kurullarda birleştirilerek yapılabilmesinin kabule edildiği bir genel kurul kararı olması gereklidir.
  • Kooperatifin üst birliğe bağlı olması gerekmektedir.

Bir çok kooperatifte bu şekilde bir karar bulunmamaktadır.

Zaten bulunsa dahi yönetim ve denetim kurulu görev sürelerinin daha uzun süreyi kapsayacak şekilde genel kurullar birleştirilemez hükmü gereği de bu durum mümkün değildir.

Sonuç ve Öneri

Bu süreçte bir çok kooperatif tarafından bağlı bulundukları bakanlıklara başvurular yapılarak veya kooperatif ortakları tarafından Cimer üzerinden kooperatif genel kurullarının 2021 yılında 2019 ve 2020 yılları birleştirilerek yapılması yönünde talepler iletilmiştir.

Özellikle kooperatiflerin yoğun olarak bulunduğu Dudullu ve İkitelli bölgesinden başvurular yapılmıştır.

Yapılacak kanuni düzenleme ile genel kurullarının birleştirilerek 2021 yılında yapılmasının önünün açılması gerekmektedir. Çünkü zaten bu yıl bir çok kooperatif bu tarihler içerisinde genel kurullarını gerçekleştiremeyecek ve bile bile boşuna masraflara katlanacaktır.

Ayrıca bir taraftan 2019 yılının genel kurulunu yapmaya çalışırken yetki tartışmaları arasında 2020 yılı genel kurulunun süresi de gelecektir.

Sonuç olarak kooperatiflerin toplum sağlığını ilgilendiren bu önemli ve gerçekçi talebinin göz önüne alınması gerektiğini düşünüyorum.

Saygılarımla

Ek olarak Anonim Şirketlerin Genel Kurul toplantılarına Bakanlık Temsilcisi görevlendirilmesi taleplerinin MERSİS üzerinden elektronik ortamda yapılmasına imkan sağlayan Genel Kurul Modülü, tüm Ticaret İl Müdürlüklerinde uygulamaya alınmıştır ancak kooperatifler için bu imkan geçerli değildir.

Kooperatifler için de bakanlık temsilcisi talebi online ortamda yapılmasının önü açılmalıdır.

Mali Müşavir Evren ÖZMEN

 

 

 

 

 

Kooperatiflerde Genel Kurul Yapılmadan Kar Dağıtımı Yapılabilir mi ?

Kooperatiflerde Genel Kurul Yapılmadan Kar Dağıtımı Yapılabilir mi ?

Kooperatiflerde kar dağıtımı yapılabilmesi için genel kurul kararı alınması gerekmektedir. Ancak önceki yıllarda alınan genel kurul kararlarında veya ana sözleşmede kar dağıtım oranı belirtilmiş ise genel kurul beklenmeden kar dağıtımı yapılabilmesinin mümkün olabileceğini düşünmekteyiz.

Saygılarımızla

KOOPERATİF YÖNETİM VE DENETİM KURULU ÜYELERİ SİGORTALI OLMASI GEREKLİ Mİ ?

Kooperatiflerde Yöneticilerin Sigortalılığı

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu gereğince kooperatif başkanları ile kooperatifin yönetim ve denetim kurullarına seçilenler, bu göreve seçimle geldiklerinden aralarındaki hukuki ilişki, vekalet akdine ve kanunda belirtilen görevlerini yerine getirmelerine dayandığından sigortalı sayılmayacaklardır. Bu görevlerinden dolayı huzur hakkı veya sair bir ad altında ücret almaları akdin niteliğini değiştirmeyecektir. Ancak, kooperatif başkanları ile kooperatifin yönetim, denetim kurullarına seçilenler ve üyeleri; bu görevleri haricinde, hizmet akdine tabi olarak üçüncü şahısların yapabilecekleri işleri yapmaları karşılığında ücret ödenmesi şartıyla 5510-4/(a) (Ücret akdine dayalı çalışma) bendi kapsamında sigortalı sayılmalıdırlar.

Kooperatif Genel Kurulları Temmuz Ayı Sonuna Kadar Erteleniyor !

24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu kapsamındaki genel kurul toplantıları 31/07/2020 tarihine kadar ertelenir.

Bu süre, ilgili Bakan tarafından 3 aya kadar uzatılabilir. Ertelenen genel kurul toplantıları, ertelemenin sona erdiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılır.

Mevcut organların görev, yetki ve sorumlulukları erteleme süresi sonrasında yapılacak ilk genel kurula kadar devam eder.