15 mart 2012 Kooperatifleride ilgilendiren 2b tasarisi Kabul edildi

Ekonomi Haberleri 15.03.2012 16:26
“2B” tasarısı kabul edildi

Orman özelliğini yitirmiş ve 2B arazisi olarak bilinen Hazine arazilerinin satışını öngören kanun tasarısı, TBMM Tarım Komisyonunda kabul edildi

TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu, orman özelliğini yitirmiş ve kamuoyunda 2B arazisi olarak bilinen Hazine arazilerinin satışını öngören kanun tasarısını kabul etti.

AK Parti İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit başkanlığında toplanan komisyon, Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun Tasarısını ele aldı.

Görüşmelerin ardından kabul edilen tasarı, orman niteliğini kaybettiği için Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin, rayiç değeri üzerinden satılmasını öngörüyor.

Kooperatifler, kooperatif birlikleri, kooperatif merkez birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliğine sağlanan muaflıklar

Madde 93 – 1. Kooperatifler, kooperatif birlikleri, kooperatif merkez birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliği;

a) Birbirlerinden ve ortaklarından aldıkları faiz ve komisyonlar ile ortaklarına kefalet etmeleri dolayısiyle bunlardan aldıkları paralar, banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinden,

b) Her nevi defterlerin ve anasözleşmelerin tasdiki ve açılış tasdiklerinde sayfalarının mühürlenmesi her nevi harçtan ve Damga Vergisinden,

c) Kiraya verilmediği veya irat getirmiyen bir cihete tahsis edilmediği müddetçe sahip oldukları gayrimenkul mallar üzerinden alınacak her türlü vergilerden,

d) Ortakların temlik edecekleri gayrimenkuller her türlü vergi ve harcından, Muaftır.

e) 13 üncü madde gereğince verilecek bildiri Damga Vergisine, diğer harç ve resimlere tabi değildir.

2. Gayrimenkullerin irtifak haklarının ve gayrimenkul mükellefiyetinin kooperatiflere, kooperatif birliklerine, kooperatif merkez birliklerine, Türkiye Milli Kooperatifler Birliğine sermaye konulması halinde bunlar Emlak Alım Vergisi Kanununun 9 uncu maddesindeki indirimli nispetten,

3. 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 199 sayılı Kanunla değişik 7 nci maddesinin 16 ncı bendindeki esaslar dahilinde Kurumlar Vergisi muaflığından,

Faydalanırlar.

4. Kooperatifler, kooperatif birlikleri ve kooperatifler merkez birlikleri faaliyete geçen üst kuruluşlara girmedikleri takdirde, bu maddenin 1 nolu fıkrasının (b) bendi ile 2 nolu fıkrasından gayri fıkralarında yazılı muaflıklardan istifade edemezler.

TASFİYE KÂRI KAVRAMI VE HESAPLAMA YÖNTEMİ

III- TASFİYE KÂRI KAVRAMI VE HESAPLAMA YÖNTEMİ

Tasfiye halindeki kurumlarda vergi matrahı, tasfiye kârıdır (KVK md. 17/4). Tasfiye kârı, tasfiye dönemi sonundaki servet değeri ile tasfiye dönemi başındaki servet değeri arasındaki olumlu farktır.

Servet kıyaslaması yapılırken tasfiye dönemi içinde ortaklara ve sahiplere işletmeden yapılan her nev’i ödemeler tasfiye dönemi sonundaki servet değerine; mevcut sermayeye ilaveten ortaklar veya sahipler tarafından yapılan ödemeler ile tasfiye dönemi içinde elde edilmiş olan vergiden müstesna kazanç ve iratlar, tasfiye döneminin başındaki servet değerine eklenir (KVK md. 17/4-a).

Tasfiye halinde, Yasa’da, öz sermaye yerine servet değeri deyimine yer verilmiştir. Aslında, servet değerinin, öz sermayeden farklılığı yoktur.

KVK’nın 17/5. maddesinde, “tasfiye döneminin başındaki ve sonundaki servet değeri, kurumun tasfiye dönemi başındaki ve sonundaki bilançosunda görülen öz sermayesidir” denilmek suretiyle, bu husus açıkça ifade edilmiştir.

KVK’nın 17/5. maddesine göre servet değerini ifade eden öz sermaye, aktif toplamıyla borçlar arasındaki farkı ifade eder (VUK md. 192) .

Tasfiye kârı, bilanço esasında öz sermaye kıyaslama suretiyle belirlenir.

KVK’nın 8. maddesinde yer alan giderler, tasfiye kârının hesabında matrahtan indirilir. Buna karşılık 11. maddedeki indirimler tasfiye sırasında kabul edilmez.

KVK’nın 17. maddesindeki tasfiye kârının tespitine ilişkin düzenleme GVK’nın 38. maddesindeki ticari kazancın tespitindeki özkaynak kıyaslaması yöntemiyle paralellik taşır. Her iki düzenlemede de işletmeye konulan sermayenin ve sermayenin ayrılmaz parçası sayılan kaynakların (yedek akçeler, dağıtılmayan kârlar ve diğer içsel kaynaklar) ticari kazancın (matrahın) hesabında dikkate alınamayacağı açık bir şekilde belirtilmiştir.

Emlak Vergisi

T.C.

Gelir İdaresi Başkanlığı

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Mükellef Hizmetleri Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

 

 

Sayı  : B.07.1.GİB.4.34.18.01/6-1.134.54.13162/6459

         13 Aralık 2007

 

S.S. …. Konut Yapı Kooperatifi

………………

……….-İstanbul

 

İlgi  : 06/12/2007 tarihli ve 4895 sayılı dilekçeniz.

 

Dilekçenizde, Kooperatifinizin Üsküdar İlçesi, Çengelköy mevkiinde kurulu bulunan 2754 ortaklı konut yapı kooperatifi olduğu, inşaat yapımı esnasında hazinece açılan dava sonucunda arsaların 2/3’ünün tapuda hazine lehine tescilinin yapıldığı, hazine lehine tescili yapılan arsa üzerinde 1600 konutun bulunduğu belirterek, sözkonusu konutların emlak vergi değeri hesaplanmasında arsa payı değerinin Emlak Vergisi değerine dahil edilip edilmeyeceği hususunda bilgi verilmesi istenilmiştir.

 

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 3. 13.maddelerinde, bina vergisini, binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerin, arazi vergisini, arazinin maliki, varsa intifa hakkı sahibi her ikisi de yoksa araziye malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği hüküm altına alınmıştır.

 

Diğer taraftar, 6 seri no.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin A/1-d bendinde, özellikle büyük şehirlerde Devletin veya özel hukuk kişilerinin sahip oldukları arazi ve arsalar üzerine, sahibinin rızası alınarak veya alınmayarak binalar yapıldığının bilindiği Kanunda tarif edilen bina kavramına dahil bulunan bu çeşit binaların değerlemesinde de bina değerlemesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı ve beyannamenin binaya tasarruf edenler tarafından verileceği belirtilmiştir.

 

13 seri no.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin I-A/4-d bendinde ise, başkasının arsa veya arazisi üzerine sahibinin rızası alınarak veya alınmaksızın inşa edilen binalarda, bina normal inşaat maliyet bedeline göre bulunun değere arsa veya arazi değeri ilave edilmeyeceği, zira Emlak Vergisi Kanunun 13.maddesi uyarınca arsa veya arazi vergisini sahibinin ödemesi gerektiği açıklanmıştır.

 

Bu itibarla, Hazineye ait arsa üzerinde Kooperatifinizce inşa edilen 1600 konutun Emlak Vergisi Kanununun  29 uncu maddesi hükmüne göre tespit edilecek Emlak Vergisi değerine arsa payı değerinin ilave edilmemesi gerekmektedir.

 

Ayrıca, Emlak Vergisi Kanununun 14.maddesi hükmü gereğince, Katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyelere ve köy tüzel kişiliğine, kanunla kurulan üniversitelere ve Devlete ait arazilerin daimi olarak Emlak Vergisinden muaf tutulacakları tabiidir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

…………………..

Başkan a.

Grup Müdür

Kooperatiflerde Arsa payı karşılığı olarak inşa edilen bağımsız bölümlerin yüklenici tarafından arsa sahibine verilmesinin trampa olmadığını ve bu işlemin arsanın değerlendirilmesi olduğunu”

Arsa payı karşılığı olarak inşa edilen bağımsız bölümlerin yüklenici tarafından arsa sahibine verilmesinin trampa olmadığını ve bu işlemin arsanın değerlendirilmesi olduğunu”

 

Belirterek, yükleniciler tarafından arsa sahibine arsanın karşılığı olarak verilen konut veya işyerlerinin emsal bedelleri üzerinden cezalı olarak salınan katma değer vergileri  terkin etmiştir.

 

Danıştay 9. Dairesi’nin verdiği bir Karar’da ise; “Arsa karşılığında daire alınması  işleminin arsa sahibi yönünden ticari muamele değil arsanın değerlendirilmesi amacına yönelik olduğu ve trampa niteliği taşıması nedeniyle katma değer vergisine tabi tutulamayacağını” belirtmiştir.

 

“Arsasını kat karşılığı müteahhide teslim eden arsa sahibinin bu işleminin kendisi yönünden ticari bir muamele değil arsanın değerlendirilmesi  amacına yönelik olması nedeniyle katma değer vergisine tabi olmadığı, müteahhidin arsa sahibine arsanın karşılığı olarak daire ve işyeri teslimlerinin ise trampa olmaması nedeniyle katma değer vergisine tabi tutulmayacağı” belirtilmektedir

Kooperatif Mali Tabloları ile ilgili Yargıtay Kararları-Kooperatif Danışmanı Mali Müşavir Kemal ÖZMEN-2012

Kooperatiflerde bilançonun ortaklara tebliği zorunlu olmayıp, ancak kooperatif merkezinde incelemeye açık tutulması yeterlidir. (Y.11.HD. 08.02.1994 E.3562/K.870)

 

– İddia edilen zarar, genel kurulda görüşülmemiş olmasına göre, verilen ibra kararı kooperatifi bağlamaz. (Y.11.HD. 25.06.1993 E.3929/K.4650)

 

– Kooperatif defter ve belgesi zayi olmuş ise, TTK’nun 68’nci maddesindeki koşullar gözönüne alınarak, bu defter ve belgelerin zayi olduğuna karar verilmesi istenebilir. (Y.11.HD. 21.05.1993 E.3910/K. 3763)

 

– Bilançonun onanmasına ilişkin görüşmeler en az bir ay sonraya bırakılır. Bu süreden daha az bir süreye erteleme yasaya aykırıdır.

 

Genel kurulun ertelenmesi halinde, izleyen toplantının günü, toplantı yeri ve gündemin normal genel kurul toplantıları için yasaca  öngörülen biçimde çağrı ile ilân yoluyla paydaşlara duyurmalıdır. (Y.11.HD. 14.10.1982 E. 3556/K. 3887)

 

         – Yönetim kurulu üyelerinin oy hakkından mahrumiyetleri sadece ibraya ilişkindir (TTK. 374). Bilançonun onanmasında ise, yönetim kurulu üyeleri oy kullanabilirler. (Y.11.HD. 18.05.1982 E. 2253/K. 2385

Kooperatiflerle ilgili Önemli Yargıtay Kararları 2012

Tüzel kişi kooperatife tebligat yapılabilmesi için, yetkili temsilcilerden birine yapılan tebligat geçerli olur. (Y.11.HD. 01.12.1997  E.8017/K.8750)

 

–   Kooperatif ortaklarının A ve B olmak üzere iki gruba ayrılmalarına ve davacılarında B grubuna geçirilmelerine ilişkin genel kurul kararları, kamu düzeni ve ahlak ve adaba aykırı olmadığından, batıl sayılamaz. (Y.11.HD. 06.03.1997 E.8383/K.1388)

 

–   Kooperatifler, yasa ve anasözleşmelerinde öngörülen amacın dışında faaliyette bulunamazlar. Ticari faaliyet yasağı kooperatifler için de söz konusu olduğundan, amacı dışında faaliyette bulunan kooperatiflerin feshi ilgili Bakanlıkça istenebilir. (Y. 11. HD. 17/12/1992 E.5062/K.11603)

 

–   3476 sayılı Yasa uyarınca  kooperatif anasözleşmesinde intibak yapılmış ise, artık kooperatif tüzel kişiliğinin devam ettiğinin kabulü gerekir. (Y.11.HD. 11.05.1992 E. 2798/K.K. 3419)

 

–   Kooperatifin tescilinden önce bir takım işlemleri yapanlar, bu işlemlerinden kişisel olarak sorumludurlar. Ayrıca, dört yıl geçmedikçe, sulh ve ibra suretiyle bu sorumluluktan ıskat edilemezler. (Y.11.HD.  31.10.1986  E. 4724/K.5661)

 

–   Kooperatif yöneticilerinin kişisel eylemlerinden kaynaklanan suiistimal nedeniyle kooperatif TTK’nun 274’ncü maddesi uyarınca fesih edilemez. (Y.11.HD. 26.10.1984 E./K.5069)

 

–   Anasözleşmede çelişkili hükümler varsa, ticaret sicil memuru tescil ve ilan istemini red eder. (Y.11.HD. 05.11.1982 E.4755/K.4444)

 

–   Bir ticari işletmenin kendi anasözleşmesinde belirtilen işletme konusuna doğrudan doğruya girmemekle birlikte o işletmenin ticari faaliyetlerini kolaylaştıran ticari iş ve ticari sözleşmelerin de o işletmenin konusu içinde bulunduğunun kabulü zorunludur. (Y. 11. HD. 23.03.1982, E. 1982/851, K. 1982/1225)

 

–   Kooperatif borcundan dolayı ortakların sorumluluğu, Kooperatifler Kanunu’nun 29, 30 ve 31’nci maddelerinde öngörülen koşullara göre saptanır. (Y.12.HD. 30.11.1981  E.6824/K.8987)

Gayrimenkulün gerçek satış bedelinin, tapu harcına esas matrahı oluşturan emlak vergi değerinden düşük veya yüksek olduğu durumlarda, değer artışı kazancının tespitinde tapu harcına esas teşkil eden vergi değeri değil, gerçek satış bedelinin dikkate alınacağı hk.-2012

Gayrimenkulün gerçek satış bedelinin, tapu harcına esas matrahı oluşturan emlak vergi değerinden düşük veya yüksek olduğu durumlarda, değer artışı kazancının tespitinde tapu harcına esas teşkil eden vergi değeri değil, gerçek satış bedelinin dikkate alınacağı hk.

Özelge talep formunuzda, 2009 yılında satın aldığınız gayrimenkulünüzü satmak istediğinizi ve gayrimenkulün emlak vergisine esas değerinin satış bedelinden yüksek olduğunu belirterek, değer artış kazancının hesaplanmasında satış bedeli olarak hangi değerin esas alınması gerektiği hususunda Başkanlığımızın görüşünü sorduğunuz anlaşılmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Değer Artışı Kazançları” başlıklı mükerrer 80. maddesinde, “Aşağıda yazılı mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artış kazançlarıdır.

……

6. İktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70. maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tâbi çiftçilerin ziraî istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarakbeş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar (Kooperatiflerin ortaklarına bu sıfatları dolayısıyla tahsis ettikleri gayrimenkulleri tahsis tarihinde ortak tarafından satın alınmış sayılır).

Bu maddede geçen “elden çıkarma” deyimi, yukarıda yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade eder.

Bir takvim yılında elde edilen değer artışı kazancının, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlananlar hariç, 8.000 Türk Lirası gelir vergisinden müstesnadır.

……” hükümleri yer almaktadır.


Aynı Kanun’un “Safi Değer Artışı” başlıklı mükerrer 81. maddesinde ise “Değer artışında safi kazanç, elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen her türlü menfaatlerin tutarından, elden çıkarılan mal ve hakların maliyet bedelleri ile elden çıkarma dolayısıyla yapılan ve satıcının uhdesinde kalan giderlerin ve ödenen vergi ve harçların indirilmesi suretiyle bulunur. Hâsılatın ayın ve menfaat olarak sağlanan kısmının tutarı Vergi Usul Kanunu’nun değerleme ile ilgili hükümlerine göre tayin ve tespit olunur.

……

Mal ve hakların elden çıkarılmasında iktisap bedeli, elden çıkarılan mal ve hakların, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsü’nce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edilir. Şu kadar ki, bu endekslemenin yapılabilmesi için artış oranının % 10 veya üzerinde olması şarttır.” hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesinin (C) bendinde, “Vergi Kanunlarında yer alan “toptan eşya fiyatları genel endeksi” ibaresi “üretici fiyatları genel endeksi” ve  “TEFE” ibaresi “ÜFE” olarak uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanun’un 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı hüküm altına alınmıştır.

Gayrimenkulün gerçek satış bedelinin, tapu harcına esas matrahı oluşturan emlak vergi değerinden düşük veya yüksek olduğu durumlarda değer artışı kazancının tespitinde tapu harcına esas teşkil eden vergi değeri değil, gerçek satış bedelinin dikkate alınacağı tabiidir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre; 2009 yılında satın aldığınız gayrimenkulün satışından doğacak kazancın  değer artış kazancı olarak vergilendirilmesi gerekmekte olup değer artış kazancının hesabında satış bedeli olarak,  gerçek satış bedelinin dikkate alınması gerekir.

Yonetim Kurulunun sorumluluğu 2012

“İbra edilmiş Yönetim Kurulu hakkında sorumluluk davası 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 98. maddesi yollamasıyla TTK nun 341. maddesine göre, Genel Kurulca dava açılması yoluyla karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekir.” (14)

Enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan kar ve zararların tasfiye aşamasında mahsup imkanının olup olmadığı hk-Kemal ÖZMEN

Enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan kar ve zararların tasfiye aşamasında mahsup imkanının olup olmadığı hk. Tarih 23/12/2011 Sayı B.07.1.GİB.4.35.18.02-1741-748 Kapsam T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü Sayı : B.07.1.GİB.4.35.18.02-1741-748 23/12/2011 Konu : Tasfiye aşamasında enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan kar ve zararların mahsup imkanının olup olmadığı. İlgide kayıtlı özelge talep formunuz incelenmiş olup 2004 yılında uygulanan enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan Enflasyon düzeltmesi karları (502 nolu hesap) sermayenin unsuru olarak, zararları ise; mahsup edilmeden (580 nolu hesap) Geçmiş yıllar zararları hesabında bekletildiği, akabinde şirketinizin tasfiyeye girdiği belirtilmekte olup, tasfiye işlemleri sonucunda düzenlenecek tasfiye bilançosunda 502 ve 580 nolu hesaplar arasında mahsuplaştırma işleminin yapılıp yapılamıyacağı ve süresi hakkında tereddüt hasıl olduğu anlaşılmıştır. 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesinin (A) fıkrasının 5 inci bendi ile Geçici 25 inci maddesinin (g) bendinde; ”….. Pasif kalemlere ait enflasyon fark hesapları, her hangi bir suretle başka bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemlerin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulur. Ancak öz sermaye kalemlerine ait enflasyon farkları düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilebilir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilebilir; bu işlemler kar dağıtımısayılmaz.” hükmü yer almakta olup, Öte yandan, 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6’ncı maddesinde kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağının, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun ”Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti” başlıklı 38 inci maddesinin birinci fıkrasında ise, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun ”Tasfiye” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında her ne sebeple olursa olsun tasfiye haline girmiş kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye döneminin geçerli olacağı, tasfiyenin kurumun tasfiyeye girmesine ilişkin genel kurul kararının tescil edildiği tarihte başlayacağı ve tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona ereceği, başlangıç tarihinden aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı başından tasfiyenin bitiş tarihine kadar olan dönemin bağımsız bir tasfiye dönemi sayılacağı, Anılan maddenin dördüncü fıkrasında ise, tasfiye halindeki kurumların vergi matrahının tasfiye karı olduğu, tasfiye karının da tasfiye döneminin sonundaki servet değeri ile tasfiye döneminin başındaki servet değeri arasındaki olumlu fark olduğu, tasfiye karı hesaplanırken, ortaklara veya kurum sahiplerine tasfiye esnasında avans olarak veya diğer şekillerde yapılan her türlü ödemelerin tasfiye sonundaki servet değerine ekleneceğinin; beşinci fıkrasında da tasfiye döneminin başındaki ve sonundaki servet değerinin, kurumun tasfiye dönemi başındaki ve sonundaki bilançosunda görülen öz sermayesi olduğu, Aynı Kanunun 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise, vergiden muaf olan kurumlara dağıtılan (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz.) Gelir Vergisi Kanunu’nun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1),(2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından, 30’uncu maddesinin üçüncü fıkrasında da tam mükellef kurumlar tarafından, Türkiyede bir iş yeri veya daimi temsilci aracılığıyla kar payı elde edenler hariç olmak üzere dar mükellef kurumlara veya kurumlar vergisinden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz.) ve Gelir Vergisi Kanunu’nun 75’inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar payları üzerinden bu Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vergi kesintisine tabi tutulanlar hariç olmak üzere vergi kesintisi yapılacağının, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendinde ise, tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara, dar mükellef gerçek kişilere, dar mükellef kurumlara (Türkiye’de bir iş yeri veya daimi temsilci aracılığıyla kar payı elde edenler hariç) gelir ve kurumlar vergisinden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından birinci fıkrada belirtilenler tarafından tevkifat yapılacağı, hükümleri yer almaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalara göre; – Daha önceki yıllarda şirket sermayesine eklenmiş olan geçmiş yıl karlarının, şirketin sermaye azaltımı yapması veya tasfiye edilmesi sebebiyle ortaklara dağıtılması durumunda, kar dağıtımına bağlı tevkifata tabi tutulması, – Daha önce sermayeye eklenmiş olan pasif kalemlere ait enflasyon fark hesaplarının, şirketin sermaye azaltımı yapması veya tasfiye edilmesi sebebiyle ortaklara dağılması halinde, işletmeden çekilen tutarların öncelikle kurumlar vergisine tabi tutulması, vergi sonrası dağıtılan kazancın da kar dağıtımına bağlı tevkifata tabi tutulması, – Tasfiye sürecine girmeden önce mevcut öz sermaye enflasyon farklarının öncelikle enflasyon düzeltmesi sonucu oluşmuş geçmiş yıl zararları varsa bu tutara mahsup edilmesi ve bu mahsup sonrası bir bakiye kalıyorsa da bu öz sermaye olumlu enflasyon farkının sermayeye ilave edilmesi gerekmekte olup, şirketinizin öz sermaye kalemlerine ait enflasyon farklarını sermayeye eklemeden tasfiyeye girmiş olması nedeniyle, öz sermaye kalemlerine ait enflasyon farklarının başkabir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen değer olarak addedilmek suretiyle vergiye tabi tutulması ve muhasebeleştirme süreci içerisinde mahsup işleminin yapılması gerekmektedir. Bilgi edinilmesini rica ederim. (*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul

Kooperatiflerde Genel Kurul Nasıl Yapılır 2012 ?-Mali Müşavir Kemal ÖZMEN

   

Madde 45 –

(Değişik madde: 04/10/1988 – 3476/11 md.)

    Genel kurul olağan ve gerektiğinde olağanüstü olarak toplanır. Olağan toplantının her hesap devresi sonundan itibaren 6 ay içinde ve en az yılda bir defa yapılması zorunludur.

 

    Genel kurul, anasözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır. Toplantı nisabı anasözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4’ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır.

 

    Genel kurul toplantı tarihi, yeri ve gündemi toplantıdan en az 15 gün önce ilgili bakanlığa ve mülki idare amirliğine yazılı olarak bildirilir.

 

    Genel kurulun sevk ve idaresi, ortaklar veya üst kuruluş temsilcileri arasında seçilen başkan ve üyeler tarafından sağlanır.

 

   

 

 

 

 

Kooperatif Genel Kurul Tescil Talep Dilekçesi 2012-Mali Müşavir Kemal ÖZMEN

1. Genel Kurul Toplantı Tutanağı (2 Adet Noter onaylı ve daktilo edilmiş)
2. Genel Kurulda Yönetim Kurulu seçimi var ise; Yönetim Kurulu Görev Bölümü Yetki Kararı (2 Adet Noter onaylı ve daktilo edilmiş)
3. Görev Bölümü Yetki Kararına Göre İmza Beyannamesi (2 Adet Noter onaylı)

NOT: Bir önceki yılda imza yetkililerinde hiçbir değişiklik yok ise imza beyannamesi gerekmez.

4. Hazirun Cetveli (1 Adet Asıl veya Noter onaylısı)
5. Toplantıya Katılan Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü Komiseri Görevlendirme Yazısının Aslı
6. Tasfiyeye Girmesi Halinde Tasfiyeye Giriş Bilançosu (Aslı) ve Odaya Dilekçe
7. Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelerinin genel kurul toplantı tutanaklarında TC kimlik numaralarının belirtilmesi zorunludur.

NOT: Yabancı uyruklu gerçek kişilerin ise vergi kimlik numaraları belirtilecektir.

8. Ticaret Sicili Memurluğu’na dilekçe (1 Adet)

Kooperatiflerde Genel Kurulların Tescili

Uygulamada bazı genel kurulların  tescil ve ilanının gerekmediği gerekçesiyle Ticaret Sicil Memurluğunca iade edildiği görülmektedir.  Özellikle olağanüstü genel kurul toplantılarında bu hususa rastlanmaktadır. Herne kadar genel kurul kararlarında dışa dönük bir işlem, yani üçüncü kişileri ilgilendiren bir konu olmasa bile, bütün genel kurulların tescil ve ilan edilmesi birçok yönüyle  uygun düşmektedir

Kooperatiflerde Genel Kurul İşlemleri Kitabının İçindekiler Bölümü-Yazar Kemal Özmen

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

 

I. BÖLÜM / GENEL BİLGİLER

 

– Genel bilgiler …………………..……………………………………………:          13

1-Kooperatifin tanımı    …………………………………………………..:          13

2-Kooperatifçiliğin özellikleri   ………..…………………………………:          13

3-Kooperatifçiliğin yararları    ………..………………………………….:          14

4-Kooperatifçilik ilkeleri   ………………………………………………..:          15

    4.1- Gönüllü ve serbest giriş-çıkış ilkesi   …………………………….:          15

    4.2- Demokratik yönetim ilkesi  ……………………………………….:          15

    4.3- Ortağın ekonomik katılımı ilkesi  ………………………………..:          16

    4.4-Özerklik ve bağımsızlık ilkesi  …………………………………….:          16

    4.5-Eğitim, öğretim ve bilgilendirme ilkesi …………………………..:          16

    4.6-Kooperatifler arası işbirliği ilkesi    ………………………………:          16

    4.7-Topluma karşı sorumluluk ilkesi     ………………………………:          16

5- Kooperatiflerle şirketler  ve dernekler arasındaki farklar  …………:          16

    5.1- Kooperatiflerle, şirketler arasındaki farklar   …………….…….:          16

    5.2- Kooperatiflerle, dernekler arasındaki farklar …………….…….:          17

6-Kooperatif türleri      ……………………………………………………:          17

7- Kooperatiflerin mevzuat içindeki yeri  ……………………………….:          18

 

II. BÖLÜM / GENEL KURUL

 

-Genel bilgiler   ……………………………………………………………….:          23

1-Genel kurul yapmaya yetkili olanlar  …………………………………:          23

2-Genel kurula çağrı zamanı, şekli  ve süresi  …………………………..:          23

3-Genel kurullarda çoğunluk (nisap)   …………………………………..:          24

4-Genel kurullarda oy hakkı ve temsil  ………………………………….:          24

5-Genel kurullarda bütün ortakların hazır bulunması  ………………..:          27

6-Genel kurulların devir ve terk edemeyeceği yetkiler    ………………:          27

7-Genel kurulların ertelenme nedenleri   ………………………………..:          30

8-Genel kurulların iptal nedenleri  ………………………………………:          31

-Yazışma belge örnekleri     …………………………………………………:          32     -Vekaletname hk        …………………………………………………………:          32    

III. BÖLÜM/ GENEL KURUL ÇALIŞMALARI

 

A-GENEL KURUL HAZIRLIK ÇALIŞMALARI  ……………………….:          35

1-Genel kurul toplantısı için yönetim kurulu kararı alınması   ……….:          35

2-Genel kurul gündeminin ve belgelerin hazırlanması  ………………..:          35

2.1-Genel kurul gündeminin hazırlanması  …………………………..:          36

2.2-Yönetim kurulu yıllık çalışma raporunun hazırlanması ………..:          42

2.3-Denetim kurulu raporunun hazırlanması ………………………..:          42

2.4-Envanter, bilanço ve gelir-gider farkı hesabının hazırlanması …:          43

2.5-Çalışma programı ve tahmini bütçenin hazırlanması …………..:          44

2.6-Gündemde yer alan diğer konularla ilgili belgelerin

hazırlanması ………………………………………………………:          45

2.7-Ortaklar cetvelinin hazırlanması …………………………………:          46

3-Bakanlık temsilcisi görevlendirilmesi için müracaat edilmesi  ………:          46

-Yazışma belge örnekleri    ……………………………………………….:          48

    -Genel kurul için temsilci görevlendirilmesi hk.  …………………….:          48

    -Genel kurul kararı hk  ………………………………………………..:          49

    -Gündem hk …………………………………………………………….:          50

    -Yıllık çalışma raporu hk   …………………………………………….:          51

    -Denetleme kurulu raporu   ……………………………………………:          57

    -Genel kuruldan en az 20 gün önce  gündeme alınması istenen

       konular ile ilgili başvuru örneği       ………………………………..:          64

    -Genel kurulda gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden

      önce  gündeme eklenmesi istenen hususlar ile ilgili verilecek

      önerge       ……………………………………………………………..:          65

                                                                                                             

B-GENEL KURUL GÜNÜ YAPILAN ÇALIŞMALAR  …………………:          66

1-Toplantı salonunun hazırlanması  ……………………………………..:          66

2-Vekaletlerin birleştirilmesi  …………………………………………….:          66

3-Bakanlık temsilcilerinin gelmesinin beklenmesi  ……………………..:          66

4-Çoğunluğun sağlanmasının beklenmesi  ………………………………:          66

5-Genel kurul tutanağının yazılması ……………………………………..:          66

6- Ortak sayısı 500 kişiyi geçen kooperatiflerde seçimle ilgili

    hazırlık çalışmaları …………………………………………………….:          67

7-Divan başkanının görevleri ……………………………………………..:          67

 

C-GENEL KURULDAN SONRA YAPILAN ÇALIŞMALAR   …………:          69

-Genel bilgi      ……………………………………………………………..:          69

1-Genel kurul tutanağının tescil ve ilanının sağlanması ……………….:         70

2-Genel kurul sonrası ortakların genel kurul hakkında

    bilgilendirilmesi ………………………………………………………..:          70

3- Genel kurul sonrası ortakların genel kurul hakkında

    bilgilendirilmesi  ………………………………………………………:          70

4- Genel kurul belgelerinin muhafazası   ………………………………:          70

-Yazışma belge örnekleri    …………………………………..……….:          71

     -Genel kurul tutanağı hk  ……………………………….………..:          71

     -Genel kurulun tescili hk  ……………………………….………..:          72

 

IV. BÖLÜM / GENEL KURUL BOZMA (İPTAL) DAVALARI

 

    1-Genel kurul iptal davaları  …………….……………………………….:          75

    2-Bilirkişi Rapor örnekleri …………………………………….…………:          85

    3-Yargıtay içtihatları   …………………….…………………………..….:        177

 

 

 

 

 

 

GENEL KURULLA İLGİLİ MEVZUAT

1-Kooperatifler Kanunu’nun ilgili maddeleri     ……………………..…:        233

2-Kooperatifler Kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde

    Kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun   ………………:        238

3-Kooperatif Anasözleşmesi’nin ilgili maddeleri    …………………..…:        241

4-Bakanlık yazıları   ………………………………………………………:        247

5-Bakanlık tebliğleri ………………………………………………………:        256

-3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve

  Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun Kooperatiflerde

  Uygulanmasına Dair Tebliğ  …………………………………………:        256

-Kooperatifler ve Üst Kuruluşlarının Genel Kurul Toplantılarına

  Bakanlık temsilcisi Görevlendirilmesi İşlemlerinde Uyulması

  Gerekli  Usul ve Esaslara İlişkin Tebliğ …………………………….:        260

-Kooperatifler ve Üst Kuruluşları Yönetim Kurulu Üyelerinin

  Genel Kurul Toplantılarına Sunacakları Yönetim Kurulu Yıllık

  Çalışma Raporunun Usul ve Esaslarına İlişkin Tebliğ  ……………:        262

-Kooperatifler ve Üst Kuruluşları Denetim Kurulu Üyelerinin

  Genel Kurul Toplantılarına Sunacakları Denetim Kurulu

  Raporunun Usul ve Esaslarına İlişkin Tebliğ ………………………:        265

6-Tüzük ……………………………………………………………….……:        270

-Kooperatif ve Üst Kuruluşların Genel Kurullarında

  Bulundurulacak Ticaret Bakanlığı Temsilcisinin Nitelik ve

  Görevleri Hakkında Tüzük  ………………………………………….:        271

7-Yapı Kooperatifleri ve Üst Kuruluşlarının Genel Kurullarında

    Görevlendirilecek Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Temsilci

    Klavuzu  …………………………………………………………………:        277

8-Genelgeler ……………………………………………………………….:        286

 

 

Kooperatiflerde Bakanlık Temsilcisi Başvurusu 2012-Mali Müşavir Kemal ÖZMEN

Kooperatifler ve üst kuruluşlarının genel kurul toplantıları ile ilgili hizmetlerin gereği gibi yürütülmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla, Bakanlık Temsilcisi için başvuruda bulunulması, Bakanlık Temsilcilerinin görevlendirilmesi, toplantıya katılımı, tutanak ve raporların düzenlenmesi konularında aşağıdaki hususlara uygun hareket edilmesi gerekli görülmektedir. Bu genelge, 3143 sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 13 üncü ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 86 ncı maddesine dayanılarak yayımlanmıştır. Bakanlık Temsilcisi Görevlendirilmesi 1) Kooperatifler ve üst kuruluşlarınca, genel kurul toplantıları için Bakanlık Temsilcisi görevlendirilmesi isteminde bulunulması zorunludur. Başvuru sırasında kullanılacak yazı örneği genelge ekinde yer almakta olup (EK:1), başvuru ile birlikte; – Çağrı için alınan kararın örneği (yönetim kurulu, denetim kurulu veya tasfiye memurları, üst birlik yönetim kurulu kararı ya da kesinleşme şerhli mahkeme kararı), – Çağrıyı yapanların yetkili olduklarını gösteren belge (Başvuru sahipleri, ticaret sicil memurluğundan kooperatifi temsile yetkili son yönetim kurulu üyeleri olduklarını gösterir yazı alacaklardır. Ticaret sicil memurluklarınca verilecek bu yazıda, başvuru sahiplerinin kooperatifin temsili konusunda yetkili oldukları, yetkilerinin başlangıç tarihi, yetki süreleri dolmuşsa yetkinin bitiş tarihi vb. hususlara yer vereceklerdir. Azlık tarafından çağrı yapılmakta ise çağrı iznini veren kesinleşme şerhli mahkeme kararı), – Toplantı gündemi, – Vezne alındısı genel kurul toplantı tarihinden en az 15 gün önce İl Müdürlüğüne teslim edilmesi gerekmektedir.

Kooperatif üyeliğinden men -Kemal OZMEN

7. Ceza Dairesi 2002/21921 E., 2003/2149 K.

1163 SAYILI KANUNA AYKIRILIK
KOOPERATİF ÜYELİĞİNDEN MEN ETMEK
5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA … [ Madde 3 ]
5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA … [ Madde 3 ]

“ÖZET”

SANIĞIN 1163 SAYILI YASAYA AYKIRILIK OLUŞTURAN EYLEMİ NEDENİYLE “SANIĞIN 6 AY KOOPERATİF ÜYELİĞİNDEN MEN’İNE” ŞEKLİNDE HÜKMOLUNAN TEDBİRİN 647 SAYILI KANUNUN 4/4. MADDESİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİNE YASAL OLANAK BULUNMADIĞI NAZARA ALINMADAN KARAR VERİLMESİ YASAYA AYKIRIDIR.

“İçtihat Metni”

1163 sayılı Kanuna muhalefetten sanık Ahmet hakkında yapılan duruşma sonunda; hükümlülüğüne ve ertelemeye dair (Ihsan gazi Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 22.10.2001 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 169530 sayılı tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

647 sayılı Kanunun 4/4. maddesinde kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar için bir yılı geçmemek kaydıyla muayyen bir yere gitmekten, bazı faaliyetleri veya meslek ve sanatı icradan men’e çevrilmesinden söz edildiği konular yasaklılığın suçluyu ıslah edeceği kanısını vermesi koşulu ile uygulanması mümkün olduğu cihetle sanığın 1163 sayılı Yasaya aykırılık oluşturan eylemi nedeniyle “sanığın 6 ay kooperatif üyeliğinden men’ine şeklinde hükmolunan tedbirin bu ölçüler içinde değerlendirilmesine yasal olanak bulunmadığı nazara alınmadan yazılı sekide karar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme uygun olarak (BOZULMASINA), bozmanın niteliği gereği hükmü temyiz etmeyen sanıklar Celal ile Kemal’e teşmiline 1.5.2003 günü oybirliğiyle karar verildi.

20120313-070849.jpg

Kooperatif Eski yoneticisinin sorumluluğunun belirlenmesi

11. Hukuk Dairesi 2003/1000 E., 2003/1636 K.

KOOPERATİF ESKİ YÖNETİCİSİNİN SORUMLULUĞU
MADDİ ZARARIN BELİRLENMESİ
SORUMLULUK DAVASI
5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA … [ Madde 3 ]
5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA … [ Madde 3 ]
5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA … [ Madde 3 ]
5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA … [ Madde 3 ]

“ÖZET”

DAVACI KOOPERATİFİN ESKİ YÖNETİCİSİ OLUN DAVALININ, HAZİNE ARAZİSİ ÜZERİNE İNŞA ETTİRDİĞİ DİSKONUN İNŞAAT DEĞERİNİN DAVALIDAN TAHSİLİNE KARAR VERİLİRKEN, DAVALI ESKİ YÖNETİCİ İNSİYATİFİNDE YAPTIRILAN DİSKO İNŞAATI KONUSUNDA GENEL KURULCA ALINMIŞ BİR KARARLA YÖNETİM KURULUNUN YETKİLENDİRİLİP YETKİLENDİRİLMEDİĞİ, ONAYLI İNŞAAT RUHSATI VE PROJESİNDE KOOPERATİF ARSASINDA DİSKO İNŞA EDİLMESİNE YER VERİLİP VERİLMEDİĞİ, KOOPERATİFİN BÖYLE BİR YAPI İNŞASINA UYGUN ARSASI OLUP OLMADIĞI, DİSKONUN HAZİNE ARAZİSİNE İNŞA EDİLMESİNDEN DOLAYI DAVACININ İLERİDE MUTLAKA GERÇEKLEŞECEK BİR YARARLANMADAN YOKSUN KILINMIŞ OLUP OLMADIĞI VE BUNA BAĞLI OLARAK BİR ZARARIN GİDERİMİNİ İŞLEYEBİLME OLANAĞI GENİŞ BİR ÇERÇEVEDE DEĞERLENDİRİLMELİDİR.

“İçtihat Metni”

Taraflar arasında görülen davada (Dikili Asliye Hukuk Mahkemesi)nce verilen 28.3.2002 gün ve 2001/189-2002/103 sayılı kararı onayan Daire’nin 18.11.2002 gün ve 2002/5948-2002/10533 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin kooperatifin eski yöneticisi olan davalının Hazine arazisi üzerine inşa ettirdiği kaçak disco yüzünden idarece binanın mühürlendiğini ve müvekkiline ecrimisil tazminatı ödetildiğini ileri sürerek, 4.168.100.000. liranın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, zamanaşımı ve esastan davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.

Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve mahkemece uyulan bozma ilamında belirtilen biçimde varlığı kabul edilen uzamış ceza zamanaşımının ilişkin bulunduğu cezai yaptırım gerektiren suç ve suçların ne olduğuna değinilmemiş ise de, davalıya yükletilen iş ve eylemlerin TCK.nun 230 ve 240. maddelerinde tanımlanan suçlara uyması ve bu maddelerin tabi bulunduğu olağan dava zamanaşımı süresi içerisinde sorumluluk davasının açılmış bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

Ancak, davacı kooperatif adına Hazine arazisi üzerine yap-işlet-devret yöntemiyle disko inşa ettirilmesinden dolayı davacının Belediye ve Maliye’ye ödediği ceza ve ecrimisilin gerçekleşmiş (eylemli) zarar oluşturması nedeniyle bu sözleşmeyi yapan davalı eski yöneticiye yükletilmesi doğru ise de, maddi zarar iddiasının diğer kalemi olan diskonun inşaat değerinin zamanında kooperatif arazisine yapılmış olsaydı kooperatifin böyle bir varlığa sahip olabilecekken, bundan yoksun kaldığı gerekçesiyle davalıdan tahsiline karar verilmesi yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmadığından yerinde görülmemiştir.

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 42. maddesi hükmünce davalı eski yöneticinin inisiyatifinde yaptırılan disko inşaatı konusunda genel kurulca alınmış bir kararla yönetim kurulunun yetkilendirilip yetkilendirilmediğini onaylı inşaat ruhsatı ve projesinde kooperatif arasında disko inşa edilmesine yer verilip verilmediği, bunun yanında kooperatifin böyle bir yapı inşa edilmesine uygun arsası bulunup bulunmadığı gibi koşul ve olguların alıştırılıp belirlenmesinden sonra Hazine arazisi üzerinde disko inşa edilmesinden dolayı davacının ileride mutlaka gerçekleşecek bir yararlanmadan yoksun kılınmış olup olmadığı ve buna bağlı olarak bir zararın giderimini işleyebilme olanağı geniş bir çevrede değerlendirmek gerekirken, salt söz konusu yapının Hazine arazisinde yapılması sonucu sözleşmeyle öngörülen on yılın sonunda davacının böyle bir malvarlığı unsuruna kavuşmadığı gerekçe gösterilerek yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu yöne ilişen karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemiz onama ilamı kaldırılarak yerel mahkeme kararının kısmen bozulması gerekmiştir.

Sonuç : Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının (REDDİNE), 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 18.11.2002 gün ve 2002/5948-10533 sayılı onama ilanı kaldırılarak yerel mahkeme kararının davalı kararına (BOZULMASINA), ödediği karar düzeltme, temyiz ilam ve temyiz peşin harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 27.2.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

20120313-070654.jpg

İmar planı olmayan kooperatif arsası hakkında 2012-Kooperatif Danismani Mali Musavir Kemal OZMEN

3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin son fıkrasında yer alan düzenlemeye göre, imar planı bulunmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla taşınmazları hisselere ayıracak özel parselasyon planları ile satış vaadi sözleşmelerinin yapılamayacağı açıktır.
Bu itibarla, taşınmazın 1.derece doğal sit alanında kaldığı gerekçesiyle tasfiyeye karar verildiğinden bahisle kooperatifçe taşınmazın 1/21’er pay olarak ortaklar adına müşterek mülkiyet halinde tescil ve tahsisi yönünde yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından aksi yöndeki idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Ahmet Arslan’ın Düşüncesi : Edirne İli, ? İlçesi, ? Köyü sınırları içinde bulunan 2078 parsel sayılı taşınmazın 1/21’er müşterek mülkiyet halinde tescili istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 30.3.2004 günlü, 1520 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararını davalı idare temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı kooperatifin tasfiyesi için karar alındığı, tasfiyenin yapılabilmesi için kooperatif adına kayıtlı taşınmazın kooperatif üyelerine hisseleri oranında taşınmazın müşterek mülkiyete çevrilerek hisselere ayrılması istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun reddi üzerine bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin son fıkrasında imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacı ile arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamayacağı hükme bağlanmış ve anılan kanun maddesinin nasıl uygulanması gerektiği yolunda da Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 3.10.1997 günlü, 1997/12 sayılı Genelgesi yayımlanmıştır.
Olayda, taşınmazın bulunduğu alana ilişkin imar planının bulunmaması nedeniyle hisselendirme suretiyle taşınmazın devrinin yapılmasına olanak bulunmadığından, davacının isteminin reddine yönelik işlemde 3194 sayılı Kanuna ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 3.10.1997 günlü, 1997/112 sayılı Genelgesine aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Dava, Edirne İli, ? İlçesi, ? Köyü, 2078 parsel sayılı taşınmazın, 1/21 oranında müşterek mülkiyet halinde tescili istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 30.3.2004 günlü, 1520 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmış, idare mahkemesince, uyuşmazlık konusu taşınmazın davacı kooperatife ait olduğu, taşınmazı kapsayan alanın imar planının bulunmadığı, alanın 1. derece doğal sit olarak belirlenmesine ilişkin Mahkeme kararının Danıştay Altıncı Dairesi’nin 20.5.1999 günlü, E:1998/2636, K:1999/2778 sayılı kararıyla onandığı, ardından kooperatif tarafından tasfiye kararı alındığı ve idareye taşınmazın müşterek mülkiyet halinde parsellere ayrılması istemiyle başvuruda bulunulduğu, olayda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine göre imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planlarının yapılamayacağının açık olduğu, ancak taşınmazın 1. derece doğal sit alanı olarak belirlenmesi nedeniyle üzerinde yazlık konut yapılamayacağından bahisle kooperatifin tasfiyesine karar verildiği, bu durumda davacı kooperatif tarafından yapılaşma amacı ile taşınmazın hisselere ayrılması talep edilmediğinden ve yeni yapılaşma amacı bulunmadığından, tapu kayıtları üzerinde doğal sit şerhi bulunmadığı ve hisseli tescilin mümkün olmadığı gerekçesiyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediğinden iptaline karar verilmiş, bu karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesinin son fıkrasında, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları ve satış vaadi sözleşmeleri yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün 3.10.1997 günlü, 1997/12 sayılı genelgesiyle, anılan Kanunun 18. maddesinin son fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca yapılacak uygulamalara yön verilmiştir.
Olayda, davacı kooperatife ait taşınmazı kapsayan bir imar planının bulunmadığı, tasfiye kararı üzerine taşınmazın 1/21’er pay olarak ortaklar adına müşterek mülkiyet halinde tescili ve tahsisi yönünde talepte bulunulduğu ancak başvurunun 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin son fıkrası uyarınca reddedildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer alan düzenlemeler uyarınca, imar planı bulunmayan bir alanda hisselendirme suretiyle taşınmazın devrinin mümkün olmaması karşısında, bu yöndeki başvurunun reddine ilişkin işlemde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla anılan husus gözetilmeksizin verilen idare mahkemesi kararında yasal isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Edirne İdare Mahkemesinin 22.11.2005 günlü, E:2004/1474, K:2005/1339 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 10.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kooperatifin kira gelirleri dolayısıyla fatura düzenleyip düzenlemeyeceği ve bu kira gelirlerinden vergi kesintisi yapılıp yapılmayacağı hk. Tarih 05/12/2011

Kooperatif Danismani Mali Musavir Kemal OZMEN
Kooperatifin kira gelirleri dolayısıyla fatura düzenleyip düzenlemeyeceği ve bu kira gelirlerinden vergi kesintisi yapılıp yapılmayacağı hk.
Tarih 05/12/2011
Sayı B.07.1.GİB.4.26.15.01-GVK 40-2/23-121
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ESKİŞEHİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.26.15.01-GVK 40-2/23-121

05/12/2011

Konu

:

Gelir Vergisi Tevkifatı

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kurumlar vergisi ve katma değer vergisi mükellefiyeti bulunan kooperatifinizin sahip olduğu dükkanlardan elde ettiği kira gelirleri dolayısıyla fatura düzenleyip düzenlemeyeceği ve bu kira gelirlerinden vergi kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Vergi Kesintisi” başlıklı 15 inci maddesinde; “Kamu idare ve kuruluşları, iktisadi kamu kuruluşları, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler; kurumlara avanslar da dahil olmak üzere nakden veyahesaben yaptıkları aşağıdaki ödemeler üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben % 15 oranında kesinti yapmak zorundadırlar:

a)….

b) Kooperatiflere ait taşınmazların kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemeleri.

….” hükmü yer almaktadır.

Konu ile ilgili olarak 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “Kooperatiflere ait taşınmazların kiralanması karşılığında yapılan kira ödemeleri” başlıklı 15.3.2.1. bölümünde;

– Bu Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, kooperatiflere ait taşınmazların kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemeleri üzerinden vergi kesintisi yapılacağı,

– 01.01.2007 tarihinden itibaren 2006/11447 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca kooperatiflere ait taşınmazların kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemeleri üzerinden % 20 oranında vergi kesintisi yapılacağı,

– Söz konusu kira ödemeleri üzerinden yapılacak vergi kesintisinde, kooperatifin türü, mükellef veya muaf olup olmamasının bir önemi bulunmadığı

açıklamalarına yer verilmiştir.

Diğer taraftan, söz konusu tevkifat oranı, 03.02.2009 tarih ve 27130 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2009/14594 sayılı B.K.K. ile % 20 olarak tespit edilmiştir.

Ayrıca, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde; Türkiye’de ticari, sınai,zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi bulunduğu hükmü ile aynı fıkranın (3/f) bendinde ise Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinin katma değer vergisinin konusuna girdiği hükmü bulunmaktadır.

Öte yandan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde ise “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:

1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;

2. Serbest meslek erbabına;

3. Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara;

4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;

5. Vergiden muaf esnafa.

Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.

Yukarıdakiler dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tesbit edilenlerdenve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin 700. -TL (402 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2011’den itibaren) geçmesi veya bedeli 700. -TL (402 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2011’den itibaren) az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesi mecburidir.” hükmü bulunmaktadır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifinize ait dükkanlar dolayısıyla kooperatifinize yapılan kira ödemeleri için fatura düzenlenmesi, kooperatifiniz tarafından kiracılar adına düzenlenecek bu faturalarda kira bedeli üzerinden genel oranda (% 18) katma değer vergisi hesaplanması ve kiracıların vergi tevkifatı yapmakla yükümlü bulunması halinde söz konusu kira bedelleri (KDV hariç) üzerinden 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fırkasının (b) bendi uyarınca % 20 oranında vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

20120312-192853.jpg

Arsa Tapusuna Müşterek Hisse ile Sahip Olan Toplu İşyeri Yapı Kooperatifinin Kurumlar Vergisi Muafiyeti 2012-Kemal OZMEN

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.06.16.01-125[4-11/16]-10

03/01/2012

Konu

:

Arsa Tapusuna Müşterek Hisse ile Sahip Olan Toplu İşyeri Yapı Kooperatifinin Kurumlar Vergisi Muafiyeti

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kooperatifinizin arsa tapusuna belli bir hisse ile sahip olduğu, henüz inşaata başlamadığı belirtilerek, kurumlar vergisi mükellefiyetiniz hakkında Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir işyeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf oldukları hükme bağlanmıştır.

Konuyla ilgili olarak 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13.1.” ve “4.13.2.” bölümlerinde ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup “4.13.2. Yapı kooperatiflerinin muafiyetinde özel şartlar” başlıklı bölümünde, “…..Yapı kooperatiflerinin yapı ruhsatı veya arsa tapusunun kooperatif tüzel kişiliği adına bulunmadığı durumlarda da muafiyetten yararlanılması mümkün değildir. Örneğin, inşaatı üstlenen müteahhit adına düzenlenecek bir yapı ruhsatı, yapı kooperatifinin muafiyetten yararlanmasını engelleyecektir. Henüz arsa temini veya inşaat aşamasına gelmemiş bulunan dolayısıyla, işyeri veya konut teminine yönelik faaliyeti bulunmayan kooperatifler için bu şartlar aranmayacaktır. Örneğin, arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliğine ait olmakla birlikte, henüz inşaat aşamasına gelmemiş bulunan konut yapı kooperatifinden inşaat ruhsatına ilişkin şart aranmayacaktır.” açıklamasına yer verilmiştir.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz eklerinin incelenmesi neticesinde; arsa tapusuna belli bir hisse ile (1817197/1985200) sahip olunduğu, inşaata başlanmadığı, yapı ruhsatının alınmadığı ve kat karşılığı sözleşmenin yapılmadığı anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan hükümler uyarınca, kooperatifinizin henüz inşaat aşamasına gelmemiş olması nedeniyle 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yazılı muafiyet şartları arasında yer alan yapı ruhsatının kooperatif tüzel kişiliği adına bulunması şartı aranmayacak olup anılan maddedeki diğer şartları da taşımanız kaydıyla arsa tapusunun hisseli olması kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanmanıza engel teşkil etmeyecektir.

Ancak, inşaat aşamasına gelinmesi durumunda arsa tapusunun ve yapı ruhsatının kooperatif tüzel kişiliği adına bulunması şart olup bu aşamada arsa tapusu ve/veya yapı ruhsatının belli bir hisse ile adınıza tescil edilmiş olması durumunda ise kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanmanız mümkün olmayacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.