İnşaatların yapım yöntemi yönetim kurulunca belirlenebilir mi?

4.1.İnşaatların yapım yöntemi yönetim kurulunca belirlenebilir mi?
Kooperatiflerde imalat ve inşaat işlerinin yaptırılma usulü genel kurulca belirlenir, yönetim kurulunun bu hususta yetkisi yoktur(KK Md.42, 59/8 Ek:2/1).
Kooperatiflerde inşaat işleri esas itibariyle, emanet veya ihale usullerinden biri tercih edilerek yaptırılmakla birlikte yönetim kurulu, kooperatif imalatlarının plan, proje ve şartnamelere uygun olarak yapılmasını yürütmek ve takip etmekle yükümlüdür(Anas. Md.60).

Yönetim kurulu üyelerinin Kooperatif ile ticari muamele yapmaları yasal mıdır

3.19.Yönetim kurulu üyelerinin Kooperatif ile ticari muamele yapmaları yasal mıdır?
Yönetim kurulu üyeleri ortaklık işlemleri dışında kendisi veya başkası namına bizzat veya dolaylı olarak kooperatifle kooperatif konusuna giren bir ticari muamele yapmamalıdır(KK Md. 59/6 Ek:2/1).
Bu bağlamda, Kooperatif yöneticilerinin kooperatifin esas faaliyet amacına giren alanlarda bizzat veya dolaylı olarak ticari muamele yapmaları yasal düzenlemeye aykırılık oluşturmakla birlikte yapı kooperatiflerinde serbest meslek faaliyeti(muhasebecilik, proje çizimi, avukatlık gibi) niteliğindeki çalışmaların ticari muamele niteliği olmaması nedeniyle bu kapsam dışında tutulması mümkündür.

Yönetim kurulu üyelerine ödenecek yasal ödentiler nelerdir?Aynı zamanda Müdürlük görevini ifa eden yöneticilere(Murahhas üyelere) ayrıca Müdürlük Ücreti ödenebilir mi?

3.13.Yönetim kurulu üyelerine ödenecek yasal ödentiler nelerdir?Aynı zamanda Müdürlük görevini ifa eden yöneticilere(Murahhas üyelere) ayrıca Müdürlük Ücreti ödenebilir mi?
Yönetim kurulu üyelerine aylık ücret veya huzur hakkı ile risturn ve yolluk dışında hiçbir ad altında başkaca ödeme yapılamayacağı gibi bu ödentilerin genel kurul tarafından belirlenmesi şarttır(KK Md.56/6 Ek:2/1).
Aynı zamanda Müdürlük görevini üstlenmiş olan yönetim kurulu üyesine “Müdürlük Ücreti” veya “Murahhaslık Ücreti” adı altında bir ödeme belirlenemez.Bununla birlikte, bu durumdaki üyeye yapacağı hizmet de göz önünde bulundurulmak suretiyle diğer yöneticilere ödenecek ücretten yüksek miktarda aylık ücret veya huzur hakkı verilmesi genel kurulca kararlaştırılabilir.
Ayrıca, gerek yönetim kurulu üyelerinin kooperatif çalışanı olmamaları ve gerekse Kooperatif yöneticilerine yapılacak ödemelerin kooperatifler yasasında açıkça belirlenmiş olması nedeniyle yöneticiler adına Kooperatif tarafından sigorta ödemesi, ihbar veya kıdem tazminatı veya bunlara benzer ödemelerin yapılması yasal düzenlemelere uygun düşmemekte ve ilgililerin cezai sorumluluklarını gerektirmektedir.

3.11.Yönetim kurulu üyeleri aynı zamanda müdürlük görevine seçilebilir mi? Yönetim kurulu alacağı bir karar ile yönetim kurulu üyelerinden bir veya birkaçını kooperatifi temsil yetkisini haiz murahhas üye olarak seçebilir.Murahhas üyelerin seçilmesi ve değiştirilmesi ticaret siciline tescil ettirilir(Anas. Md.50).

3.11.Yönetim kurulu üyeleri aynı zamanda müdürlük görevine seçilebilir mi?
Yönetim kurulu alacağı bir karar ile yönetim kurulu üyelerinden bir veya birkaçını kooperatifi temsil yetkisini haiz murahhas üye olarak seçebilir.Murahhas üyelerin seçilmesi ve değiştirilmesi ticaret siciline tescil ettirilir(Anas. Md.50).

3.10.Genel kurula ait olup yönetim kurulunca hiçbir şekilde kullanılamayacak yetkiler nelerdir? Yönetim kurulu aşağıda belirtilen ve genel kurula ait olan yetkileri –genel kurulda yetki devri veya görevlendirme yapılmış olsa dahi- kullanamaz.

3.10.Genel kurula ait olup yönetim kurulunca hiçbir şekilde kullanılamayacak yetkiler nelerdir?
Yönetim kurulu aşağıda belirtilen ve genel kurula ait olan yetkileri –genel kurulda yetki devri veya görevlendirme yapılmış olsa dahi- kullanamaz.

Süresi biten kooperatif ne yapacak ?-Kemal özmen

Ana sözleşmenin 5. maddesinde belirtilen süre içerisinde faaliyetlerinin tamamlayamamış kooperatifler genel kurul için temsilci talebinde bulunabilmeleri için mahkemeden kooperatifin faaliyetlerinin devam ettiğine dair karar almaları gerekmektedir.

Daha detaylı bilgi için bize ulaşın

İ[email protected]

Tarım kredi kooperatifinin işyeri açma izni harcından muaf olup olmadığı hk. Tarih 31/01/2013 Sayı 73903997-175.02[81-2012/1]-32 Kapsam

Başlık Tarım kredi kooperatifinin işyeri açma izni harcından muaf olup olmadığı hk.
Tarih 31/01/2013
Sayı 73903997-175.02[81-2012/1]-32
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ESKİŞEHİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

73903997-175.02[81-2012/1]-32

31/01/2013

Konu

:

İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsat Harcı

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Belediyenize işyeri açma ve çalışma ruhsatı için müracaatta bulunan 1029 sayılı … Tarım Kredi Kooperatifinin, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 81 inci maddesine göre belediyelerce alınması gereken işyeri açma izin harcından, 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununun 19 uncu maddesi gereğince muaf tutulup tulumayacağı hususunda tereddüte düşüldüğünden Başkanlığımızdan görüş istenilmektedir.

2464 sayılı Kanunun 81 inci maddesinde, “Belediye sınırları veya mücavir alanlar içinde bir işyerinin açılması “İşyeri Açma İzni Harcına” tabidir.” hükmüne yer verilmiştir.

10/8/2005 tarihli ve 25902 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 2 nci maddesinde, bu Yönetmeliğin, sıhhi ve gayrisıhhi işyerleri ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin ruhsatlandırılması ve denetlenmesine dair iş ve işlemleri kapsadığı belirtilmekte ve aynı Yönetmeliğin 13/4/2007 tarihli ve 26492 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren değişik 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise, “Yetkili idarelerden usulüne uygun olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan işyeri açılamaz ve çalıştırılamaz. İşyerlerine bu Yönetmelikte belirtilen yetkili idareler dışında diğer kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili meslek kuruluşları tarafından özel mevzuatına göre verilen izinler ile tescil ve benzeri işlemler bu Yönetmelik hükümlerine göre ruhsat alma mükellefiyetini ortadan kaldırmaz. İşyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan açılan işyerleri yetkili idareler tarafından kapatılır.” denilmektedir.

Diğer taraftan, 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununun Muafiyetler başlıklı 19 uncu maddesinin (B) fıkrasında,

“Bu Kanuna göre kurulacak ve kurulmuş sayılan kooperatifler, bölge ve merkez birlikleri,

a) Kurumlar, gider, gayrimenkul kıymet artışı, intikal ve diğer vergilerden ve icra makamları, resmi daireler ve mahkemeler nezdinde yapacakları takip ve tahsillerle açacakları tazminat davaları ile ilgili her nev’i talep, tebliğ ve kararlar her türlü masraf, vergi, resim ve harçlardan,

b) Sermaye ve yedek akçeleri ile taşınmaz malları ve bunların gelirleri,

kendi ihtiyaçları için satın aldıkları ve alacaklarının tahsili gayesiyle mülk edindikleri taşınmaz malları ve bunların 15 inci madde hükmüne göre sahiplerine geri verilmesi işlemi, bütün vergi, resim ve harçtan,

c) Yapacakları kredi işlerine ilişkin bütün senet, belge, kağıt, defter ve hesap özetleri, taşınmaz mallara ait ipotek ve taşınır mallara ait rehin işlemleri, vekaletnameler, taahhütnameler vesair evrak, bütün resim ve harçtan,

muaftır.”

hükmü yer almaktadır.

Bu açıklamalara göre, tarım kredi kooperatiflerince Belediyeniz sınırları içinde bir işyeri açılması halinde, 2464 sayılı Kanunun 81 nci maddesine göre belediyelerce alınan işyeri açma izni harcından muaf tutulması mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatife ait arsanın parsellenerek üyelere dağıtılması hk.-Kemal ÖZMEN

KANUNLAR GEREKÇELER B.K.K. YÖNETMELİKLER TEBLİĞLER İÇ GENELGELER GENEL YAZILAR ÖZELGELER SİRKÜLER

Kanun Son güncelleme:21/02/2013
Madde:

Başlangıç: / / Bitiş: / /

Başlık Kooperatife ait arsanın parsellenerek üyelere dağıtılması hk.
Tarih 18/12/2012
Sayı 84098128-125[4-2012/938]-1036
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

84098128-125[4-2012/938]-1036

18/12/2012

Konu

:

Kooperatife ait arsanın parsellenerek üyelere dağıtılması.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve ekli dilekçenizde, kooperatifinizin 148 ortaklı olduğu, ortakların her birine hisseleri oranında konut sağlandığı, bu konutların ferdileşme ile tüm ortaklara teslim edildiği, teslim edilen bu konutlar haricinde kooperatifinize ait 186 parsel arsanın bu güne kadar atıl olduğu, kooperatifinizin maddi imkansızlıkları göz önüne alarak ve bundan sonraki aşamada tasfiye işlemlerine başlanılması amacıyla kooperatif ana sözleşmesinin 6.6 maddesi kapsamında söz konusu parsellerin mevcut ortaklara kura ile dağıtılmasına karar verildiği belirtilerek, üyelere tahsis edilen arsaların tapu devirlerinin yapılması sırasında kooperatifinizin veya üyelerinizin KDV, kurumlar vergisi yönünden vergisel yükümlülüğünün olup olmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

I- KURUMLAR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüyle kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olmakla beraber aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklar ile iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13’üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hükme bağlanmıştır.

Konuyla ilgili olarak 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır.

Ayrıca, Gelir İdaresi Başkanlığı Yönetim Bilgi Sistemi üzerinden yapılan sorgulama sonucunda kooperatifinizin …….. Vergi Dairesi Müdürlüğünde 01.01.2002 tarihinden itibaren kurumlar vergisi yönünden mükellefiyetinin bulunduğu anlaşılmıştır.

Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında menkul sermaye iradının tanımı yapılmış olup, ikinci fıkrasının (2) numaralı bendinde ise; iştirak hisselerinden doğan kazançların (Limited şirket ortaklarının, iş ortaklıklarının ve komanditerlerin kâr payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan kârların ortaklara kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii kazanç dağıtımı sayılmaz.) menkul sermaye iradı olduğu belirtilmiştir.

Anılan Kanunun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşların, yine söz konusu maddelerde bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hükme bağlanmış olup, anılan maddenin (6/b-i) numaralı bendinde, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz.) % 15 oranında tevkifat yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifinizin ortaklarına hisseleri oranında konut sağlamasının yanında atıl duran ve mali imkânsızlıklar nedeniyle üzerine konut inşa edilmeyen söz konusu arsanın ortaklarınıza hisseleri oranında devredilmesi sonucunda kooperatifiniz tarafından herhangi bir gelir elde edilmesi durumunda, elde edilecek gelirin kurum kazancı olarak kurumlar vergisine tabi tutulması gerekmekte olup, söz konusu dağıtım sonucunda kooperatifinizce herhangi bir gelir elde edilmemesi durumunda ise kurumlar vergisine tabi tutulacak bir kazancın doğmayacağı tabiidir.

Ayrıca, kooperatifinizin sahip olduğu arsayı ortaklarına hisseleri oranında devretmesi halinde dağıtımı yapılacak arsanın emsal bedelinin hesaplanması ve bu bedel üzerinden de Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin (6/b-i) numaralı bendine göre %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması ve muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

II- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN:

Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

-1/1 maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, vergiye tabi olduğu,

-17/4-r maddesinde ise; kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimlerinin istisna olduğu,

İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamında yer almadığı, istisna kapsamında teslim edilen kıymetlerin iktisabında yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi, teslimin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınacağı

hükümlerine yer verilmiştir.

Buna göre, kooperatifiniz tarafından üyelere devredilen arsa, en az iki tam yıl süreyle kooperatifin aktifinde bulunmuş olması kaydıyla KDV’den istisna olacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Türk Borçlar Kanunu (Yeni) MADDE 19 :Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.

Türk Borçlar Kanunu (Yeni) MADDE 19 :Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.

Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz.

Mağaza güvenlik cihazının sinyal vermesi sebebiyle çanta aramasının yapılması ve çantada mağazaya ait ürünün bulunmamasının maddi ve manevi tazminatı gerektireceği”

Mağaza güvenlik cihazının sinyal vermesi sebebiyle çanta aramasının yapılması ve çantada mağazaya ait ürünün bulunmamasının maddi ve manevi tazminatı gerektireceği”  
(Karar Tarihi : 28.12.2011)
DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı, eşi ile birlikte 26.02.2005 tarihinde 18:30 sıralarında ____ Alışveriş Merkezine giderek iki kişilik bilet aldıklarını, sinema saatini beklerken ____ mağazasına girdiğini, 5-10 dakika mağazada kitap ve kasetlere bakıp mağazadan ayrılıp biraz uzaklaştıktan sonra, mağazanın güvenlik görevlisinin arkalarından gelerek, kendisinden tekrar güvenlik aygıtından geçmesini istediğini, güvenlik aygıtının sinyal vermesi üzerine güvenlik görevlisinin çantasını kontrol etmek istediğini, bayan görevli ve polis eşliğinde gerekli kontrollerin yapılmasını kabul ettiğini, çantasında yapılan aramada mağazaya ait hiçbir ürünün olmadığının anlaşıldığını, davalı şirketin güvenlik cihazının arızalı olması ve mağaza görevlilerinin tutumları sonucu hırsız gibi gösterilip küçük düşürüldüğünü, böylece onur ve saygınlığının zedelendiğini, ruh sağlığının bu nedenle bozulup psikilojik destek dahi aldığını, eşi ile birlikte sinemaya girmek için bilet almasına rağmen bu işlemler nedeniyle sinemaya da giremediğini belirtmiş ve sinema biletinin bedeli olan 20,00.-TL maddi tazminat ile yine kişilik haklarının ihlali nedeniyle 100.000 TL manevi tazminatın 26.02.2005 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve kararın en az üç büyük gazetede ilan edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket, davacının güvenlik cihazından geçerken sinyal çaldığını, bunun üzerine görevli memurun çantayı kontrol etmek islediğini, davacının çantayı kontrol ettirmek istememesi ve polis çağrılmasını talep etmesi üzerine de durumun mağaza müdürüne bildirilip polis çağrıldığını, görevli polisin gelip çantayı kontrol ettiğinde davalı şirkete ait bir malın çantada bulunamadığını, bunun üzerine şirket görevlilerince alarm bandrolü sökülememiş makyaj malzemeleri nedeniyle alarmın çalmış olabileceği belirtilip davacıdan özür dilendiğini, yapılan işlemlerde hukuka aykırı bir durum bulunmadığını, olayda maddi ve manevi tazminat istenebilme koşullarının oluşmadığını, ayrıca talep edilen manevi zararın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, olayda manevi tazminatın koşullarının oluştuğu benimsenmek suretiyle, davanın kısmen kabulü ile 20,00.-TL maddi ve 5.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemece önceki kararında olay tarihinden itibaren faiz yürütülmüş ve bu husus dairemizce bozma kapsamının dışında bırakılmıştır. Böyle olunca faiz başlangıcı davacı yararına müktesep hak teşkil etmiştir. Mahkemece bu defa faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeni bir yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.’un 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
KARAR :  Birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. maddesinde yer alan “dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte” sözlerinin çıkartılarak, “olay tarihi olan 26.02.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte” sözcüklerinin eklenmesine, kararın değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 28.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İş sağlığı ve güvenliği kanununa göre kooperatif yönetimlerinin sorumlulukları nelerdir ?-Kemal ÖZMEN

Detaylı bilgi için bize ulaşabilirsiniz.
İ[email protected]

İş sağlığı ve güvenliği kanununa göre kooperatif yönetimlerinin yapması gereken işlemler-Kemal ÖZMEN

Yapılması gereken işlemler için bize ulaşın
[email protected]

Karşılıklı edimleri içeren kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde, yer teslimi arsa sahibinin öncelikli edim borcu olduğundan; arsa sahibi, arsayı ayıpsız ve inşaata elverişli şekilde teslim etmedikçe müteahhitten inşaata başlamasını isteyemez

Karşılıklı edimleri içeren kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde, yer teslimi arsa sahibinin öncelikli edim borcu olduğundan; arsa sahibi, arsayı ayıpsız ve inşaata elverişli şekilde teslim etmedikçe müteahhitten inşaata başlamasını isteyemez.
(Karar Tarihi : 05.05.2004 T.,)
“Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili ile davalı vekili geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Yanlar arasındaki, Ü____ Birinci Noterliği’nce doğrudan düzenlenen 12.5.1993 günlü ve 24449 yevmiye numaralı ve “Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Daire Karşılığı İnşaat Mukavelesi” başlıklı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin kapsamına göre; davacı M____ yüklenici, davalı M____ ise arsa sahibidir. Davacı yüklenici, İ____ İli, Ü____ ilçesi, Toygarhamza Mahallesinde bulunan ve 53 pafta, 243 ada ve 12 parsel olarak davalı adına tapuya tescilli taşınmaz üzerine, nitelikleri sözleşmede yazılı inşaatı yapmayı ve sözleşmeye uygun şekilde davalıya teslim etmeyi yüklenmiştir.

İnşaatın yapım süresi, yanlar arasındaki sözleşmenin 3.maddesinde kararlaştırılmış olup, temel üstü ruhsatından itibaren yedi aydır. Yüklenicinin yüklendiği ediminin ifası doğrultusunda inşaat işinin yapımına başlayabilmesi için öncelikle arsa sahibi tarafından yükleniciye yer tesliminin yapılması gerekmektedir. Çünkü, karşılıklı edimleri içeren inşaat sözleşmelerinde, yer teslimi iş sahibinin öncelikli edim borcudur (BK m. 81,90). Bu yasal nedenle, arsanın ayıpsız ve inşaata elverişli şekilde teslimine kadar yükleniciden inşaata başlaması istenemez.

Somut olayda, yüklenici davacı, Ü____ 2.Noterliği aracılığıyla davalı arsa sahibine gönderip tebliğ ettirdiği 16.8.1994 gün ve 49201 yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşme konusu arsa üzerindeki binayı tahliye edip boş olarak teslimini istemiş olmasına karşın, arsa sahibi davalı arsayı ona teslim etmemiştir. Arsanın ihtarnamenin tebliğinden itibaren 30 gün içinde kendisine teslimini, Ü____ 1.Noterliği aracılığıyla gönderdiği 17.5.2000 tarih ve 11549 Yevmiye numaralı ihtarname ile davacı istediği halde, arsa sahibi davalı yine davete uymamış ve öncelikli edimini ifadan kaçınmıştır. Ayrıca, yüklenicinin ediminin ifasında temerrüdünün gerçekleştiği iddiasıyla arsa sahibi tarafından yüklenici hakkında 26.7.1994 tarihinde açılan dava, arsa sahibinin öncelikli edimi olan arsanın yükleniciye teslim edilmesine ilişkin edimini ifa etmemesi sonucu yüklenicinin temerrüdünün gerçekleşmediği gerekçesiyle, Ü____ 2.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.3.1995 tarih, 1994/538 Esas ve 1995/156 sayılı hüküm ile reddolunmuştur.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca da; arsa sahibi davalının belirtilen öncelikli ediminin ifasında temerrüde düşmüş olduğunun kabulü gerekir (BK m. 90). Sözleşmenin taraflarından birinin ediminin ifasında temerrüde düşmesi halinde, diğer taraf Borçlar Yasası’nın 106. maddesinde öngörülen seçimlik haklardan birini kullanabilir. Somut olayda da, yüklenici davacı sözleşmenin aynen ifasını istemiştir. Başka bir anlatımla, davacı BK.nun 106/II. maddesinde öngörülen gecikmiş ifanın aynen yerine getirilmesi yönünde hakkını kullanmış ve inşaat yapılacak arsanın boş ve sorunsuz olarak teslimini, davalı arsa sahibinden istemiştir. Mahkemece, davacının bu yöndeki isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda 1. bendde belirtilen nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine; 2. bendde açıklanan sebeplerle de, temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 375.000.000 TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 5.5.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
İlgili Mevzuat Hükmü : Türk Borçlar Kanunu (Yeni) MADDE 97 :Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.

5510 sayılı kanunun 81.maddesi gereği %5 lik SGK indirim payının hakedişlerden kesintisinin yasal olduğu hakkında

5510 sayılı kanunun 81.maddesi gereği %5 lik SGK indirim payının hakedişlerden kesintisinin yasal olduğu hakkında
(Karar Tarihi : 27.05.2012)
“Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan üç ayrı sözleşme ile davacının üstlendiği işleri yapıp, fatura keserek hakedişlerini aldığını, ancak davalı kurumca yapılan %5 tutarında prim indirimi kesintisinin davacıya ödenmediğini iddia ederek, davacının hakedişinden kesilen 22.895,36 TL primlerin davalı kuruma ödendiği tarihlerden, bu mümkün değilse 17.5.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevabında, dava konusu üç ayrı ihaleyi müvekkilinin açtığını, davacının bu ihaleleri kazanıp, üç sözleşme imzaladığını, davacının sözleşme içeriğinde bulunan yükümlülüklere uymayı taahhüt ettiğini ve sözleşmedeki taahhütlerin davacıyı bağlaması gerektiğini, dava konusu kesintilerin Kamu İhale Genel Tebliğine göre yapıldığını, bu mevzuatın iptali için davanın Kamu İhale Kurumu aleyhine açılması gerektiğinden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu kesintilerin idari işlem olduğundan davanın görev yönünden reddi gerektiğini, dava konusu işlemlerin sözleşmedeki kabul ve taahhütlere ve sözleşmelerde belirtilen mevzuata aykırı olmadığını, davacı yüklenicinin başta kabul ettiği taahhütlerden bilahare vazgeçmesine dair kanuni dayanak bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre; davacı firma ile davalı arasında değişen tarihlerde üç ayrı sözleşme imzalanıp, davacının, davalıya temizlik hizmeti verdiği, sözleşme gereğince davacıya hakedişlerinin ödendiği %5 prim kesintisi yapılarak ödeme yapıldığı, sözleşme imzalanırken hizmet alımlarına tip sözleşmenin kullanıldığı Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 12. maddesi gereğince davacının Kamu İhale Kurumu Genel Tebliğine uymayı kabul ettiği, uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak olan sözleşme ve ihale dokümanlarının davacı yükleniciyi bağlayacağı, davacının tebliğin yasaya aykırı olduğu iddiasının, tarafların serbest iradeleriyle imzaladıkları sözleşme hükümleri karşısında nazara alınamayacağı, %5’lik prim kesintisinin davacıya iadesi halinde davacının sebepsiz olarak zenginleşeceği, %5’lik sigorta priminin ihale sözleşmesinin fiyat farkı hesabına dahil edilmesinin yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 27.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde aksine hüküm yoksa veya bu iş için yükleniciye arsa sahipleri tarafından vekalet verilmemişse; üzerinde inşaat yapılacak taşınmaz üzerinde bina ve bu binada kiracı varsa binanın yıkımı ve bundan evvel de kiracının tahliyesi arsa sahibinin yükümüdür. Bu işler yapılmadan da arsa sahibinin yükleniciye, inşaata elverişli bir arsa teslim ettiğinden söz edilemeyeceği gibi bu işlerden kaynaklanan gecikmeden yüklenici sorumlu tutulamaz. (Karar Tarihi : 12.07.2011)

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde aksine hüküm yoksa veya bu iş için yükleniciye arsa sahipleri tarafından vekalet verilmemişse; üzerinde inşaat yapılacak taşınmaz üzerinde bina ve bu binada kiracı varsa binanın yıkımı ve bundan evvel de kiracının tahliyesi arsa sahibinin yükümüdür. Bu işler yapılmadan da arsa sahibinin yükleniciye, inşaata elverişli bir arsa teslim ettiğinden söz edilemeyeceği gibi bu işlerden kaynaklanan gecikmeden yüklenici sorumlu tutulamaz.
(Karar Tarihi : 12.07.2011)
“Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.10.2006 gününde verilen dilekçeyle alacağın tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.05.2009 tarihli hükümün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kararlaştırılan teslim tarihinde teslim edilmeyen bağımsız bölümler sebebi ile gecikmeden kaynaklanan kira geliri yoksunluğu tazminatına ilişkindir.

Davalı yüklenici, üzerine inşaat yapılması kararlaştırılan taşınmazda bulunan gecekondunun yıkımındaki işlemler sebebi ile elde olmayan gecikmeler bulunduğunu, bu gecikmelerden sorumlu tutulamayacağını, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bilirkişinin hesapladığı 5.400,00 TL gecikme tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir.

Taraflar arasında 17.10.2003 tarihli biçimine uygun düzenlenmiş bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi mevcut olduğu çekişmeli değildir. Bu sözleşmeye göre 24 ay olan eserin teslim süresi 17.10.2005 tarihinde sona ermektedir. Sözleşme uyarınca davacı arsa sahibine binadan 1 tam bağımsız bölüm ve 1 dairenin de 1/3 payı isabet etmektedir. Yine sözleşmeye göre, gecikme halinde yüklenici her ay için rayiç kira bedeli ödeyecektir.

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri uyarınca yüklenicinin inşaata başlayabilmesi için arsanın imar durumunun bu işe uygun olması, imar durumu uygun olan arsanın her türlü ayıptan ari olarak arsa sahibi tarafından yükleniciye teslim edilmesi gerekir. Taşınmaz üzerinde bina ve bu binada kiracı varsa kuşkusuz binanın yıkımından evvel kiracının da tahliyesi gerekmektedir. Bunlar giderilmeden yükleniciye inşaata elverişli bir arsa teslim edildiğinden söz edilemez. Nitekim, 17.10.2003 tarihli sözleşmede taraflar, üzerinde bina yapılacak arsada bir gecekondu bulunduğunu, bu gecekondunun yıkılarak yükleniciye arsanın teslim edileceğini bilmektedir. Aksine sözleşme yoksa veya bu iş için yükleniciye arsa sahipleri tarafından vekalet verilmemişse gecekondunun yıkımındaki görev arsa sahibine düşer.

Davalı yüklenici, sözleşme gereğince arsa sahibinin yıkması gereken gecekondunun onun tarafından yıkılmadığını, bu işler için belediyeye başvurduğunu ve zaman gerektirdiğini savunmuştur. Mahkemece bu savunma üzerinde durulmamıştır. Gerçekten, arsa sahibinin yerine getirmesi gereken edim yüklenici tarafından yerine getirilmişse yüklenici bundan kaynaklanan gecikmeden sorumlu tutulamaz. O halde, yükleniciden savunmasında geçen delilleri istenip toplanmalı, bu arada dava dışı belediyede mevcut işlem dosyasına göre arsa üzerindeki gecekondunun yıkılması için kimlerin ne gibi işlem yaptığı belediye imar müdürlüğünden sorularak tespit edilmeli, bu işlemlerin yerine getirilmesi için meydana gelen gecikmeden yüklenici sorumlu tutulmamalıdır.

Mahkemece değinilen bu husus üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırma ile davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.

KARAR : Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istenmesi halinde iadesine, 12.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.”
İlgili Mevzuat Hükmü : Türk Borçlar Kanunu (Yeni) MADDE 97 :Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.

ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNDEKİ ÖZEL MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM OKULLARINDA ÖĞRENİM GÖREN ÖĞRENCİLEREDESTEK VERİLMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ

13 Şubat 2013  ÇARŞAMBA

Resmî Gazete

Sayı : 28558

TEBLİĞ

Maliye Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığından:

2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDA ORGANİZE SANAYİ

BÖLGELERİNDEKİ ÖZEL MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM

OKULLARINDA ÖĞRENİM GÖREN ÖĞRENCİLERE

DESTEK VERİLMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ

Bilindiği üzere, 8/2/2007 tarihli ve    5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 12 nci    maddesinin üçüncü, beşinci ve altıncı fıkralarında;

“Bu Kanun kapsamında organize sanayi bölgelerinde açılan mesleki ve teknik eğitim okullarında öğrenim gören her bir öğrenci için, 2012-2013 eğitim ve öğretim yılından başlamak üzere, resmî okullarda öğrenim gören bir öğrencinin okul türüne göre Devlete maliyetinin bir buçuk katını geçmemek üzere, her eğitim öğretim yılı itibarıyla Maliye Bakanlığı ile Bakanlık tarafından müştereken belirlenen tutarda, Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten eğitim ve öğretim desteği yapılabilir.

Söz konusu eğitim öğretim hizmetini sunan veya yararlananların, gerçek dışı beyanda bulunmak suretiyle fazladan ödemeye sebebiyet vermeleri durumunda bu tutarlar,    iki katı ve kanuni    faiziyle birlikte ilgililerden müteselsilen    tahsil edilir. Bu fiillerin okullar tarafından tekrarı halinde, ayrıca kurum açma izinleri iptal edilir.

Bu konu ile    ilgili öğrenci başarı durumu da dahil olmak üzere destek verilme kriterleri, hangi eğitim ve öğretim alanlarına destek verileceğine dair kurallar ile diğer usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Bakanlıkça müştereken hazırlanan yönetmelikle belirlenir.”

hükümleri    yer almaktadır.

Diğer taraftan 20/3/2012    tarihli ve 28239 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin Geçici 3 üncü maddesinde, 2012-2013 eğitim ve öğretim yılında eğitim ve öğretim desteğini alacak okul türü, alan ve dallarına ilişkin ödenecek tutarların da yer aldığı tebliğin Maliye Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığınca müştereken hazırlanarak yayımlanacağı hükmüne yer verilmiştir.

Bu kapsamda, eğitim ve öğretim desteği verilecek alanlar, destek tutarları ve bunlara ilişkin diğer hususlar aşağıda belirtilmiştir.

1- 5580 sayılı Kanun kapsamında organize sanayi bölgelerinde açılan özel mesleki ve teknik eğitim okullarında öğrenim gören her bir öğrenci için verilecek eğitim ve öğretim desteği tutarları, 9 uncu sınıflarda her alan için aynı, 10, 11 ve 12 nci sınıflarda ise alanlara göre ayrı ayrı olmak üzere aşağıda yer almaktadır.

 

Eğitim ve Öğretim Desteği Verilen Alanlar ve Tutarları

Sıra No

Alan Adı

Destek Tutarı (TL)

1

Makine Teknolojisi

5.000

2

Metal Teknolojisi

4.500

3

Elektrik Elektronik Teknolojisi

5.000

4

Tekstil Teknolojisi

4.000

5

Mobilya ve İç Mekân Tasarımı

4.000

6

Plastik Teknolojisi

4.500

7

Motorlu Araçlar Teknolojisi

5.000

8

Gıda Teknolojisi

4.500

9

Kimya Teknolojisi

4.500

10

Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri

4.500

11

9. Sınıf

3.500

 

2- Yukarıda belirlenen alanların dallarında da bu alan için belirlenen tutarda eğitim öğretim desteği uygulanır.

3- Eğitim öğretim desteği, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten karşılanır. Ödemeye ilişkin usulleri belirlemeye Millî Eğitim Bakanlığı yetkilidir.

4- Bu Tebliğde yer almayan hususlarda düzenleme yapmaya ve uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Maliye Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı yetkilidir.

5- Maliye    Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından müştereken hazırlanan bu Tebliğ, 17/9/2012 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

6- Bu Tebliğ hükümleri Maliye Bakanı ve Millî Eğitim Bakanı tarafından yürütülür.

Tebliğ olunur.

 

 

 

Bağımsız bölümlerin başkasına devri, kayıtlanması veya kiralanması halinde, eklentiler ve ortak yerler de kendiliğinden devredilmiş, kayıtlanmış vaya kiralanmış olur.

Bağımsız bölümlerin başkasına devri, kayıtlanması veya kiralanması halinde, eklentiler ve ortak yerler de kendiliğinden devredilmiş, kayıtlanmış vaya kiralanmış olur.

Toki’den tahsis edilen arsalar

Madde 11 – (Değişik: 28/6/2001 – 4698/9 md.)
Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü, sattığı veya devrettiği arsa ve arazinin amacına uygun kullanılması için tapu kayıtlarına, satış şartlarına uygun alt yapı, yapı veya tesis yapılmadıkça üçüncü kişilere satış, devir, temlik yapılamayacağı ve haczedilemeyeceği hususunda şerhler koydurmaya ve/veya bu amaca yönelik sözleşmeler yapmaya yetkilidir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin esaslar yönetmelikle belirlenir.

Hizmet tespit davası-Kemal ÖZMEN

T.C.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Hukuk Müşavirliği

 

GENELGE

2012/14

Tarih               : 16.04.2012

Konu               : 25.02.1982 tarih, 2952 sayılı Genelgenin yürürlükten kaldırılması

 

Bilindiği üzere, sadece işveren aleyhine hizmet süresinin tespiti talebiyle açılan davalar sonucunda verilen kararlarda tespit olunan ancak, primi ödenmeyen veya Kurumca primlerin ödetilme imkanının ortadan kalktığı halleri kapsayan sürelerin, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 61. maddesi muvacehesinde nazara alınmayacağı hususundaki Devredilen Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünün 25.02.1982 tarih, 2952 sayılı Genelgesi halen yürürlükte bulunmakta ise de, bu Genelgenin dayanağı olan Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.04.1981 gün ve 1981/608 E., 1981/2253 K. sayılı ilamında belirtilen görüşünü, 506 sayılı Kanunun mülga 60. maddesi kapsamında yaşlılık aylığı tahsis koşullarından birinin belirli sayıda malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları priminin ödenmiş olması ise de, ancak aynı Kanunun mülga 79. maddesinin onuncu fıkrası hükmünün, mülga 60. maddeye göre uygulama önceliği olduğu ve hizmet tespit kararıyla kazanılan gün sayısının, ancak tespite ilişkin hükmün kesinleşmesinden sonra Kurum yönünden bağlayıcılık kazandığı şeklinde görüş değiştirmiştir. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.12.2010 gün ve 2010/13035 E., 2010/16459 K., Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.03.2006 gün ve 2005/12426 E., 2006/2934 K.)

Anılan Genelgenin uygulanması nedeniyle, hizmet tespitine ilişkin mahkeme kararlarına müstenit primlerin yasal olarak işveren tarafından ödenmesi gerekirken, bu primin gerek işverenler gerek sigortalılar tarafından ödenmeden Kurumumuzca yaşlılık aylığı bağlanmamasının sigortalılarımızın mağduriyetine sebep olması nedeniyle, sigortalılar Kurumumuz aleyhine dava açmakta ve bağlanması gereken aylıkların ödenmemesi nedeniyle uğradıkları zararları faizi ile birlikte talep etmekte, Kurumumuzun bu kez sigortalılar tarafından mevcut hizmet tespiti kararlarının uygulanması amacıyla açtıkları yeni davalarla karşı karşıya kalmakta ve anılan davaların aleyhimize sonuçlanması nedeniyle, fuzuli yargılama giderleri ile zaman emek ve masraf kaybına sebebiyet verilmektedir.

Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 138. maddesinin dördüncü fıkrası “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” Hükmüne amirdir. Bu nedenle bu Genelge çerçevesinde mahkeme kararlarını uygulayamayan personelimiz hakkında da Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunularak personelimizin mağduriyetine neden olunmaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, 25.02.1982 tarihli ve 2952 sayılı Genelge yürürlükten kaldırılmış olup, Anayasada, idarelerin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, mahkeme kararları gereklerinin gecikmeksizin yerine getirilmesi gerektiği kabul edildiğinden kesinleşen mahkeme kararlarının uygulanması gerekmektedir.

Bilgilerinizi ve gereğini rica ederim.

Mali Müşavirler Mali Mesuliyet sigortasını vergiden düşebilir mi ?