Kooperatiflerde konutların veya işyerlerinin ortaklara dağıtım süreci-Şerefiye ve kura uygulaması-Mali Müşavir Evren Özmen

 

Konutların Ortaklara Dağıtımı- Kura çekimi ve Şerefiye raporu-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

 Detaylı bilgi ve kura çekim yönetmeliği ve şerefiye raporu için info@ozmconsultancy.com

 Konutlar, maliyet bedelleri kesinleştikten sonra ortaklar veya temsilcilerinin katılımıyla

noter önünde çekilecek kura ile dağıtılır.

Ancak, 59. maddenin 2. fıkrası uyarınca, konutların ortaklara önceden dağıtılması halinde kuraya başvurulmaz.

Kuranın yer ve zamanı en az 15 gün önce taahhütlü mektupla veya imza karşılığı ortaklara bildirir.

Kura çekilmiş olsa bile kooperatif hissesi haczedilemez-Kemal OZMEN

Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2006/ 5928 Esas 2006/8349 Karar İçtihat

“Ayni haklar kütüğe tescil ile doğar” denildikten sonra aynı Yasa’nın 705 inci maddesinde de tescilden önce mülkiyetin kazanılabileceği haller “Miras, Mahkeme Kararı, Cebri İcra, İşgal, Kamulaştırma halleri ile Kanunda öngörülen sair haller” olarak belirtilmiştir.

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda, kooperatif üyelerine mülkiyetin, kura çekimi ile geçeceğine dair bir düzenleme olmadığı gibi, olayda TMK. nun 705 inci maddesinde ön görülen sair istisnai haller (tescilsiz iktisap) de bulunmadığından, konut yapı kooperatiflerinde kura çekimi ile mülkiyetin kooperatif üyesine tescilsiz geçeceğinin kabulü mümkün değildir. Bu sebeplerle yerel mahkemenin aksi yöndeki değerlendirmesi anılan Kanun hükümlerine aykırı olduğundan mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
(Karar Tarihi : 13.07.2006)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır Asliye 1. Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.11.2005 gün ve 2004/510-2005/807 sayılı kararın Yargıtay’ca tetkiki duruşmalı olarak davalı O. Tetik vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.07.2006 günde taraflar ve avukatları tebligata rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunarak incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekilleri, davacıların davalı yapı kooperatifinin ortağı olduğunu, kura sonucu davacılar adına isabet eden konutların, sair davalı O____ T____ tarafından başlatılan icra takibi sonrası haczedildiğini, haczin, tapuda ferdileştirme çalışmaları sırasında davacılar tarafından öğrenildiğini, kura sonucu ortaklara isabet eden taşınmazların haczedilemeyeceğini ileri sürerek, davacılar adına kurada isabet eden taşınmazlar üzerindeki Diyarbakır 2. İcra Müdürlüğü’nün 2001/3925 sayılı dosya ile konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı O____ T____ vekili, davacılar taleplerinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, sınırlı sorumluluk gereği kooperatif ortaklarının, kooperatif borçlarından müteselsil sorumlu olduğunu, kura çekimi ile konutların mülkiyetinin ortaklara geçeceği ve bu hakkın herkese karşı ileri sürülebileceği iddiasının kabul edilemeyeceğini, kooperatif tarafından açılan menfi tesbit davasının derdest olup, sonucunun beklenilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı kooperatif vekili, davayı kabul ettiklerini açıklamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 1163 sayılı Yasa’nın 2. maddesi uyarınca 26.05.2001 gününde kura çekimi yapılarak konutların ortaklara tahsis edildiği, davacıların davalı O____ T____’e bir borcu bulunmadığı, tapu kaydına konulan haczin ise, dairelerin davacılara 26.05.2001 gününde yapılan kura sonucu tahsis edildikten sonra 30.11.2001 gününde konulduğu, tahsis sonucu malik olan davacıların kendilerini ilgilendirmeyen kooperatif borcundan dolayı dairelerine ilişkin tapu kaydına haksız olarak konulan haczin kaldırılmasını istemekte haklı oldukları gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı O. Tetik vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı O____ T____ vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kura çekimi sonucu kooperatif üyelerine tahsis edilen taşınmazların tapu kaydına, davalı kooperatifin borcu sebebiyle konulan haczin kaldırılması istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle kura çekiminin kooperatif üyesine mülkiyet hakkını kazandırıp kazandıramayacağının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
TMK. nun 1022 nci maddesinde; “Ayni haklar kütüğe tescil ile doğar” denildikten sonra aynı Yasa’nın 705 inci maddesinde de tescilden önce mülkiyetin kazanılabileceği haller “Miras, Mahkeme Kararı, Cebri İcra, İşgal, Kamulaştırma halleri ile Kanunda öngörülen sair haller”
olarak belirtilmiştir.
Somut olayda kooperatifçe 26.05.2001 gününde kura çekildiği, 07.11.2001 gününde kooperatif aleyhine icra takibi başlatıldığı ve tapu kaydına haciz şerhi işlendiği ve bu gün itibariyle taşınmazların tapuda davalı kooperatif adına kayıtlı olduğu tartışmasızdır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda, kooperatif üyelerine mülkiyetin, kura çekimi ile geçeceğine dair bir düzenleme olmadığı gibi, olayda TMK. nun 705 inci maddesinde ön görülen sair istisnai haller (tescilsiz iktisap) de bulunmadığından, konut yapı kooperatiflerinde kura çekimi ile mülkiyetin kooperatif üyesine tescilsiz geçeceğinin kabulü mümkün değildir. Bu sebeplerle yerel mahkemenin aksi yöndeki değerlendirmesi anılan Kanun hükümlerine aykırı olduğundan mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
KARAR : Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, taraf vekilleri duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : Kooperatifler Kanunu MADDE 2 :Bir kooperatif en az 7 ortak tarafından imzalanacak ana sözleşme ile kurulur. Ana sözleşmedeki imzaların noterce onaylanması gerekir.

Yapı kooperatifleri ile konusuna taşınmaz mal temliki dahil bulunan diğer kooperatiflerin anasözleşmelerinde ortaklara taşınmaz mal temlik edileceği hakkındaki taahhütler başka bir resmi şekil aranmaksızın muteberdir.

Sermaye miktarı sınırlandırılarak kooperatif kurulamaz. Kooperatif adını ancak bu kanuna göre kurulmuş teşekküller kullanabilir.

(Ek fıkra: 06/10/1988 – 3476/1 md.) Kooperatifler ve üst kuruluşlarının unvanlarında, kamu kurum ve kuruluşlarının isimlerine yer verilemez.

1163 Sayılı Kooperatifler Yasasının 2. maddesi ile Yargıtayın yerleşmiş görüşlerine göre dairenin mülkiyeti davacıya tahsis tarihinde geçmiştir. O halde, tahsis sonucu malik olan davacının M.K.un 618. maddesine dayanarak kendisini ilgilendirmeyen kooperatif borcundan dolayı dairesinin tapu kaydına haksız olarak konulan haczin kaldırılması isteğiyle açtığı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir

Yargıtay 21.Hukuk Dairesi 1997/5828 Esas 1997/ 5917 Karar İçtihat

1163 Sayılı Kooperatifler Yasasının 2. maddesi ile Yargıtayın yerleşmiş görüşlerine göre dairenin mülkiyeti davacıya tahsis tarihinde geçmiştir. O halde, tahsis sonucu malik olan davacının M.K.un 618. maddesine dayanarak kendisini ilgilendirmeyen kooperatif borcundan dolayı dairesinin tapu kaydına haksız olarak konulan haczin kaldırılması isteğiyle açtığı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
(Karar Tarihi : 30.09.1997)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı (3. Kişi) vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Karar: Dava İ.İ.K. 96. ve ardından gelen maddelerine göre açılan istihkak davasıdır. Davacı 3. şahıs borçlu kooperatifin borcundan dolayı kur’a ile kendisine tahsis olunan dairenin tapu kaydına konulan hacizlerin kaldırılmasını istemiş, merciice dava reddedilmiştir.

1- Kararın gerekçesindeki açıklamaların aksine, incelenen Mersin Asliye Ticaret Mahkemesinin 1994/225 E. sayılı tescil dosyası kapsamından, hacizleri içeren tapu kayıt örneğinin Tapu Müdürlüğünden getirtilmediği gibi davacıların hacizleri öğrendiğine ilişkin her hangi bir bilgi ve belgeye de rastlanmadığından davanın 7 günlük süreden sonra açıldığı hususundaki red gerekçesi doğru bulunmamıştır.

2- Öte yandan davacı davalı yapı kooperatifinin üyesi olup alacaklıya da borçlu bulunmamaktadır. Kaydına haciz konulan 8 nolu daire davacıya, Noter huzurunda 11.7.1982 tarihinde yapılan kura çekilişi sonucu tahsis olunmuş, hacizler ise tahsisten çok sonra konulmuştur. 1163 Sayılı Kooperatifler Yasasının 2. maddesi ile Yargıtayın yerleşmiş görüşlerine göre dairenin mülkiyeti davacıya tahsis tarihinde geçmiştir. O halde, tahsis sonucu malik olan davacının M.K.un 618. maddesine dayanarak kendisini ilgilendirmeyen kooperatif borcundan dolayı dairesinin tapu kaydına haksız olarak konulan haczin kaldırılması isteğiyle açtığı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

KARAR : Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 30.9.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : Kooperatifler Kanunu MADDE 2 :Bir kooperatif en az 7 ortak tarafından imzalanacak ana sözleşme ile kurulur. Ana sözleşmedeki imzaların noterce onaylanması gerekir.

Yapı kooperatifleri ile konusuna taşınmaz mal temliki dahil bulunan diğer kooperatiflerin anasözleşmelerinde ortaklara taşınmaz mal temlik edileceği hakkındaki taahhütler başka bir resmi şekil aranmaksızın muteberdir.

Sermaye miktarı sınırlandırılarak kooperatif kurulamaz. Kooperatif adını ancak bu kanuna göre kurulmuş teşekküller kullanabilir.

(Ek fıkra: 06/10/1988 – 3476/1 md.) Kooperatifler ve üst kuruluşlarının unvanlarında, kamu kurum ve kuruluşlarının isimlerine yer verilemez.

Şerhi Ekleyen Üyemiz:

Yıkılan Kooperatif Evi Hakkında

Üyemizin Özeti

1- Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğu: Kural olarak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesinin yollaması gereğince uygulanması gereken TTK’nın 336. maddesine göre genel olarak yönetim kurulu üyeleri kooperatif adına yapmış oldukları sözleşme ve işlemlerden ötürü şahsen sorumlu değillerdir. Aynı maddede 5 bent halinde açıklanan durumlar, bu genel kuralın istisnaları olarak gösterilmiştir. Buna göre zarar gören kooperatif üyeleri, kanunun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri kasten veya ihmal sonucu yerme getirmeyen yönetim kurulu üyeleri aleyhine doğrudan dava açabilir. Ancak kooperatif yöneticilerine karşı tazminat davası açılabilmesi için, davacı üyelerin, öncelikle kooperatiften tazminat alma olanağının kalmadığının sabit hale gelmesi gerekmektedir. Kooperatife karşı böyle bir talep hakkı bulunduğu sürece ortakların yöneticilere karşı dava açma hakkı doğmayacaktır. Bu itibarla, belirtilen bu hususlara göre bir değerlendirme yapılmadan, gerekçeleri belirtilmeden, davalı kooperatif yöneticilerinin doğrudan sorumlu tutulmaları doğru değildir.
2-Kooperatif Tüzel Kişiliğinin Sorumluluğu: Her ne kadar hükme esas alınan raporda kooperatif yöneticilerinin sorumluluğundan bahsedilmiş ise de; yukarıda da açıklandığı üzere bu sorumluluk esasen ve öncelikle kooperatif yöneticilerinin değil kooperatif tüzel kişiliğinin sorumluluğunu doğurmaktadır. Bununla beraber, davada yıkılan konutun yerine tazminat istenildiğinden, dosya kapsamına göre henüz konutların üyelere dağıtılmadığı savunulmuş olup, davacıların bu aşamadaki istemlerinin eşitlik ilkesine uygun olup olmadığı, bu bağlamda ferdileşmeye geçilip geçilmediği, geçilmiş işe davacılara verilebilecek bir başka konutun bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılması ve davalı kooperatifin sorumluluğunun buna göre değerlendirilmesi gereklidir. Bu itibarla, yukarıda açıklanan tüm bu ilkeler esas alınmadan, bir kısım davalıların sorumluluklarının gerekçeleri açıklanmadan ve kooperatif üyeliği ilişkisi dikkate alınmadan, davanın yalnızca bir eser sözleşmesine dayalı uyuşmazlık olarak nitelendirilmesi ve buna göre yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
(Karar Tarihi : 11.11.2008)
Dava: Taraflar arasında, kooperatif üyeliğine dayalı tazminat istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden A____ A____ vs. vekili Avukat H____ E____ geldi. Aleyhine temiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatifin üyeleri olduklarını, müvekkillerine tahsis edilen dairelerin, binaların tamamlanma aşamasına geldikleri sırada 17.8.1999 tarihli depremde yıkıldıklarını, hasar görüp kullanılamaz hale geldiklerini, ancak zararlarının karşılanmadığını ileri sürerek, toplam 52.715.240.000-TL’nin temerrüt faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılardan kooperatif ve müteahhit şirket vekili, binaların kanun ve yönetmeliklere uygun yapıldığını, Ö____ E____ İ____, N____ Ş____, E____ K____ ve S____ K____ zararlardan sorumlu olmadıklarını, F____ K____ ise inşaatın sözleşmeye uygun olduğunu savunmuşlar, A____ Y____ mirasçıları ile davalı A____ G____ vekilleri ayrı ayrı zamanaşımı defi ve husumet itirazında bulunarak, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece; iddia, savunmalar ve toplanan, delillere göre, olay sırasında görevde olan davalı kooperatifin yönetim kurulu üyeleri Ö.E.İ., A. Y. Mirasçıları, E. K. ve K. M. ile fenni mesul A. G. ve yüklenici firma M____ İnşaat Ltd. Şti sahibi F. K.’nin zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile iki davacı için ayrı ayrı 17.328.54’er YTL’nin dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle bu davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm davacılar vekili ile davalılardan A. G. vekili, davalı A. Y. Mirasçıları vekili ve davalı Ö. E. İ. tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
KARAR : Dava hatalı, imalat nedenine dayalı tazminat istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; davalı kooperatif yöneticileri bakımından kurulan hükümde isabet bulunmamaktadır. Kural olarak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesinin yollaması gereğince uygulanması gereken TTK’nın 336. maddesine göre genel olarak yönetim kurulu üyeleri kooperatif adına yapmış oldukları sözleşme ve işlemlerden ötürü şahsen sorumlu değillerdir. Aynı maddede 5 bent halinde açıklanan durumlar, bu genel kuralın istisnaları olarak gösterilmiştir. Buna göre zarar gören kooperatif üyeleri, kanunun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri kasten veya ihmal sonucu yerme getirmeyen yönetim kurulu üyeleri aleyhine doğrudan dava açabilir. Ancak kooperatif yöneticilerine karşı tazminat davası açılabilmesi için, davacı üyelerin, öncelikle kooperatiften tazminat alma olanağının kalmadığının sabit hale gelmesi gerekmektedir. Kooperatife karşı böyle bir talep hakkı bulunduğu sürece ortakların yöneticilere karşı dava açma hakkı doğmayacaktır. Bu itibarla, belirtilen bu hususlara göre bir değerlendirme yapılmadan, gerekçeleri belirtilmeden, davalı kooperatif yöneticilerinin doğrudan sorumlu tutulmaları doğru değildir. Davalı yüklenici şirket sahibi ile şirket adına görevli fenni mesul A____ G____ bakımından ise, davacılar ile bu davalılar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmayıp, eser sözleşmesi davalılar ile diğer, davalı kooperatif arasındadır. Dolayısıyla sözleşmenin tarafı olmayan davacı kooperatif üyelerinin açtıkları bu dava sonunda yüklenici şirket sahibi ve fenni mesul aleyhlerine hüküm kurulması da doğru değildir. Kaldı ki, hükme esas alınan raporda bu davalıların zarardan sorumlu olduklarına dair bir açıklama bulunmadığı gibi, kararda da sorumluluğun gerekçesi açıklanmamıştır. Ayrıca, davalılarca ileri sürülen zamanaşımı defi de hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedilmiştir. Davacılar vekilinin temyizi bakımından ise, her ne kadar hükme esas alınan raporda kooperatif yöneticilerinin sorumluluğundan bahsedilmiş ise de; yukarıda da açıklandığı üzere bu sorumluluk esasen ve öncelikle kooperatif yöneticilerinin değil kooperatif tüzel kişiliğinin sorumluluğunu doğurmaktadır. Bununla beraber, davada yıkılan konutun yerine tazminat istenildiğinden, dosya kapsamına göre henüz konutların üyelere dağıtılmadığı savunulmuş olup, davacıların bu aşamadaki istemlerinin eşitlik ilkesine uygun olup olmadığı, bu bağlamda ferdileşmeye geçilip geçilmediği, geçilmiş işe davacılara verilebilecek bir başka konutun bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılması ve davalı kooperatifin sorumluluğunun buna göre değerlendirilmesi gereklidir. Bu itibarla, yukarıda açıklanan tüm bu ilkeler esas alınmadan, bir kısım davalıların sorumluluklarının gerekçeleri açıklanmadan ve kooperatif üyeliği ilişkisi dikkate alınmadan, davanın yalnızca bir eser sözleşmesine dayalı uyuşmazlık olarak nitelendirilmesi ve buna göre yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşması için belirlenen 550.00 YTL. vekalet ücretinin aleyhine temyiz istenilen davalılardan alınarak duruşmada kendilerini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 11.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : Kooperatifler Kanunu MADDE 98 :Bu kanunda aksine açıklama olmıyan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır.

Kooperatif ortagi vefat ederse vergisi nasil hesaplanir?

Ölen kişinin kooperatif hissesinin beyanı-Sukru kizilot

Halk arasında söylenen Dünyada mekan, ahirette iman diye bir söz var. Yeterince parası olanlar ya da ödeme gücü bulunanlar, kısa zamanda bir ev sahibi olabiliyorlar. Olanakları yetersiz olan ya da tasarruf yapmak isteyen bazı kişiler de kooperatif yolu ile konut edinme yoluna gidiyorlar. Kooperatif olayı, o kadar uzun soluklu bir olay ki bazen kooperatif üyesinin, konut sahibi olmaya ömrü yetmiyor.

hurriyetemlak.com

16.03.2006 17:25:00

Halk arasında söylenen Dünyada mekan, ahirette iman diye bir söz var. Yeterince parası olanlar ya da ödeme gücü bulunanlar, kısa zamanda bir ev sahibi olabiliyorlar.

Olanakları yetersiz olan ya da tasarruf yapmak isteyen bazı kişiler de kooperatif yolu ile konut edinme yoluna gidiyorlar.

Kooperatif olayı, o kadar uzun soluklu bir olay ki bazen kooperatif üyesinin, konut sahibi olmaya ömrü yetmiyor. Ölünce de mirasçıları alıyor bir telaş. Acaba, bu hisseyi nasıl beyan edeceğiz, kaç lira göstereceğiz diye arayışa giriyorlar.

Ortağın Ölümü

Kooperatif üyesinin ölümü ile ortaklık sıfatı sona eriyor (Kooperatifler Kanunu Md. 141). Ancak Anasözleşmede gösterilecek olan şartlarla ölen ortağın mirasçılarının kooperatife ortak olmaları sağlanabilir (KK Md. 142).

Ölen ortağın kanuni mirasçılarının kooperatife ortak olmaları Anasözleşmeye bağlı. Örnek Anasözleşmede buna imkan tanınmıştır. Ancak ferdi ilişkiye geçilmemiş olması ve üç ay içinde temsilci tayin edilmesi (mirasçı sayısı birden fazla ise) koşulların yerine getirilmemesi, mirasın reddedilmesi veya ortaklığın devam ettirilmek istenmemesi halinde ölen kooperatif ortağının yaptığı ödemeler bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verilir.

Beyanname

Ölen kooperatif üyesinin mirasçılarının Kanun’da gösterilen koşulları yerine getirmeleri halinde mirasçılara intikal eden üyelik ve mallar veraset ve intikal vergisine tabidir. Mirasçı durumunda olan kişiler ölüm tarihinden itibaren 4 ay içerisinde Veraset ve İntikal Vergisi Beyannamesi vermek zorundadırlar. Bu süre, duruma göre sekiz aya kadar uzayabilmektedir.

Ölüm halinde, evlatlıklar da dahil olmak üzere, çocuklara ve eşe isabet eden miras paylarının, her biri için 83 bin 139 YTL’si (2006 yılı için) veraset ve intikal vergisinden istisnadır. Çocuk olmadığı durumlarda, eşe uygulanan vergi istisnası artmakta ve 166 bin 375 YTL olmaktadır.

Verginin Oranı

Veraset ve intikal vergisi, yüzde birden başlayan ve yüzde 10’a kadar ulaşan artan oranlı bir tarifeye göre alınır. Hesaplanan vergi ise 3 yılda ve her yıl Mayıs ve Kasım aylarında olmak üzere 6 taksitte ödenir.

Hissenin Değeri

Yapı kooperatifi üyesinin ölümü halinde, kooperatif hissesinin ne şekilde belirleneceği ve beyan edileceği bir iç genelge ile açıklanmış ve bu konuda uygulama birliği sağlanmıştır. Maliye Bakanlığı’nın 17.01.1997 gün ve 19971 Seri No.lu Veraset ve İntikal Vergisi İç Genelgesi’nde;

“Yapı kooperatifi üyesinin ölümü halinde, hissesinin alacak olarak kabul edilerek, VUK’un 281. maddesine göre mukayyet değeri (ölüm tarihine kadar ödenen aidatlar toplamı) ile değerlendirilmesi gerekmektedir.” denilmektedir.

Sonuç olarak, ölen kooperatif üyesinin, ölüm tarihine kadar ödediği aidatların toplamı kooperatif hissesinin değeri olarak kabul edilecek ve veraset ve intikal vergisi beyannamesinde bu tutar beyan edilecek.