Silahlı ve silahsız özel güvenlik kurs hizmetinde KDV oranı

Silahlı ve silahsız özel güvenlik kurs hizmetinde KDV oranı

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, silahlı ve silahsız özel güvenlik kurs hizmetine uygulanması gereken katma değer vergisi (KDV) oranı hakkında bilgi istenilmektedir.

KDV oranları 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK)’ na ekli (I) sayılı listede yer alan mal ve hizmetler için % 1, (II) sayılı listede yer alan mal ve hizmetler için % 8, bu listeler dışındaki diğer mal ve hizmetler için % 18 olarak tespit edilmiştir.

Söz konusu BKK eki (II) sayılı listenin B/15 inci sırasında, üniversite ve yüksekokullar ile 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında verilen eğitim ve öğretim hizmetlerinin % 8 oranında KDV’ye tabi tutulacağı belirtilmiştir.

Buna göre, firmanız tarafından verilen silahlı ve silahsız özel güvenlik kurs hizmetinin 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında verilmesi halinde % 8, aksi halde genel oranda (% 18) KDV’ye tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatife yapılan inşaat taahhüt işlerinde KDV oranı

Kooperatife yapılan inşaat taahhüt işlerinde KDV oranı

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinde, bina inşaat ruhsatı 29/7/1998 tarihinden sonra alınan konutların yapımı için yüklenici Manzara Yapı San. ve Tic. A.Ş. ile yapım sözleşmesi imzalandığı belirtilerek, inşaat yapım işine ilişkin olarak Kooperatifiniz tarafından anılan Firmaya yapılacak hakediş ödemeleri üzerinden hesaplanması gereken katma değer vergisi (KDV) oranı konusunda bilgi istenilmektedir.

 

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 15 inci maddesi uyarınca, 29/7/1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri KDV’den istisnadır. Bina inşaat ruhsatının bu tarihten sonra alınmış olması halinde ise söz konusu işlere 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) eki (I) sayılı listenin 12 nci sırası uyarınca % 1 oranında KDV uygulanmaktadır.

 

Konuya ilişkin açıklamalar KDV Genel Uygulama Tebliğinin (II/G-4.2.) bölümünde yapılmıştır. Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli KDV oranı (%1) uygulanabilmesi için;

 

– Kooperatifin konut yapı kooperatifi statüsünde olması,

– İşin konut yapı kooperatifine yapılması,

– Yapılan işin inşaat işi olması ve taahhüde dayanması

 

gerekmektedir.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ekinde yer alan belgelerin incelenmesinden; yüklenici Firmanın Kooperatifinize ait Sivas Merkez Esenyurt Mahallesi 6119 ada 4 ve 8 no.lu parseller ile 6120 ada 1 no.lu parselde toplam 46 adet villanın yapım işini 12.190.000,00 TL karşılığı üstlendiği, 6120 ada 1 no.lu parselde 34 adet villaya ilişkin yapı ruhsatının 29/7/1998 tarihinden sonra düzenlendiği ve yapı sahibi bölümünde Kooperatifinizin yer aldığı anlaşılmaktadır.

 

Bu çerçevede, talep formunuz ekinde yer alan “Yapım Sözleşmesi”ne göre bu villaların inşasına ilişkin olarak Kooperatifinize yapılan inşaat taahhüt işlerinde, KDV Genel Uygulama Tebliğinin (II/G-4.2.) bölümü kapsamında % 1 oranında KDV uygulanması mümkün bulunmaktadır.

 

Diğer taraftan, 6119 ada 4 ve 8 no.lu parsellerde 12 adet villaya ilişkin yapı ruhsatı, ekli belgeler arasında yer almadığından yapı ruhsatının tarihi ile bu ruhsatın Kooperatifiniz adına düzenlenip düzenlenmediği anlaşılamamıştır. Söz konusu villalara ilişkin inşaat taahhüt işlerinin KDV Genel Uygulama Tebliğinin (II/G-4.2.) bölümü kapsamında değerlendirilebilmesi için, işin Kooperatifinize yapılması zorunlu olup, yapı ruhsatının 29/7/1998 tarihinden önce düzenlenmesi halinde KDV istisnası, bu tarihten sonra düzenlenmesi halinde ise % 1 oranında KDV uygulanması gerekmektedir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Konut Yapı Kooperatifine yapılan inşaat taahhüt işlerinde KDV oranı

Konu: Konut Yapı Kooperatifine yapılan inşaat taahhüt işlerinde KDV oranı
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Kooperatifinize yapılacak olan inşaat işine uygulanması gereken katma değer vergisi (KDV) oranı hususunda Başkanlığımız görüşü istenilmektedir.

KDV oranları, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tespit edilmiştir.

3065 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesi ile 29/7/1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri KDV’den istisna edilmiştir.

Öte yandan, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki (I) sayılı listenin 12 nci sırası ile konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri % 1 oranında katma değer vergisine tabi tutulmuştur.

Bu çerçevede, konut yapı kooperatiflerine ifa edilecek inşaat taahhüt işleri, bina inşaat ruhsatı 29/7/1998 tarihinden önce alınmış ise KDV’den istisna tutulmakta, bina inşaat ruhsatı bu tarihten sonra alınmışsa söz konusu işlere (% 1) oranında KDV uygulanmaktadır.

Konu ile ilgili açıklamalara ise KDV Genel Uygulama Tebliğinin (II/G-4.2) bölümü ile 60 Numaralı KDV Sirkülerinin (3.6.5.) bölümünde yer verilmiştir.

Bu bağlamda, konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli oran uygulanabilmesi için;

– Kooperatifin konut yapı kooperatifi statüsünde olması,

– İşin konut yapı kooperatifine yapılması,

– Yapılan işin inşaat işi olması ve taahhüde dayanması,

şartlarının yanı sıra inşaatın yapıldığı arsanın tapu sicilinde inşaat taahhüt hizmetini alan kooperatif tüzel kişiliği veya kooperatifin bağlı olduğu üstbirlik adına tescil edilmiş ve inşaat yapı ruhsatının konut yapı kooperatifine verilmiş olması da gerekmektedir.

Ayrıca, yukarıda da belirtildiği gibi talebiniz konusu indirimli oran uygulaması yalnızca konut yapı kooperatiflerine yönelik bulunduğundan, söz konusu oran uygulamasından yararlanılabilmesi için inşaatın yapılacağı arsanın konut yapı kooperatifi adına kayıtlı olması ve inşaat ruhsatının yapı sahibi bölümünde konut yapı kooperatifinin adının bulunması zorunludur.

İnşaat taahhüt işi ise bina inşaat ruhsatında “yapı sahibi” bölümünde yer alan kişi veya kurumlara verilmektedir. Dolayısıyla, bina inşaat ruhsatının “yapı sahibi” bölümünde konut yapı kooperatifinin unvanı yer almıyorsa inşaat taahhüt işinin konut yapı kooperatifine verilmesinden söz edilemeyeceğinden, sözü edilen inşaat taahhüt işleri ile ilgili olarak indirimli oranda KDV uygulanması mümkün değildir.

Buna göre, başvurunuza konu inşaat yapılan arsanın Kooperatifiniz adına kayıtlı olmaması nedeniyle, bu kapsamda Kooperatifinize yapılacak olan inşaat taahhüt işinin genel oranda (% 18) KDV ye tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatiflerde oy verme-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Oy Hakkı ve Temsil : Madde 24- Bütün ortaklar genel kurula katılma hakkına sahiptir. Her ortak yalnız bir oya sahip olup, yazı ile izin verilmek suretiyle bir ortak diğer bir ortağın oyunu kullanmak üzere temsilci tayin edebilir. 6 Kooperatifin ortak sayısı 1000’i geçtiğinde her ortak en çok 9 olmak üzere birden fazla ortağı temsil edebilir. Ancak, ortak sayısı 500’den fazla olması halinde, yönetim ve denetim kurulu belirleme seçimleri, gizli oy açık tasnif esasına göre yapılır. Bu durumda her ortak, en fazla bir ortağı temsilen oy kullanabilir. Eş ve birinci derece (ortağın; çocuğu, anne ve babası, eşinin annesi ve babası) akrabalar için temsilde ortaklık şartı aranmaz. Yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile kooperatifi temsile yetkili kılınılan kimseler vekaleten oy kullanamazlar. Yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile kooperatifin işlerinin görülmesine herhangi bir suretle katılmış olanlar yönetim kurulunun ibrasına ait kararlarda oylamaya katılamazlar. Bu hüküm denetçiler hakkında uygulanamaz. Denetçiler kendi ibralarında oy kullanamazlar. Hiçbir ortak; kendisi, eşi veya usul ve füruğu ile kooperatif arasında ortaklık ilişkileri dışındaki şahsi bir işe veya uyuşmazlığa ait görüşmelerde oy kullanamaz.

Ekran Resmi 2017-03-26 22.21.19

Hata: İletişim formu bulunamadı.

KOOPERATİFLERDE GENEL KURULUN YETKİLERİNİN SINIRI -EVREN ÖZMEN

GENEL KURUL Görev ve Yetkileri: Madde 23- En yetkili organ olan Genel Kurulun görev ve yetkileri şunlardır: 1- Bilanço, bilanço hesaplarının dökümü, gelir-gider farkı hesapları ile yönetim kurulu ve denetçiler tarafından verilen raporları inceleyerek kabul veya reddetmek. 2- Yönetim kurulu üyeleri ile denetim kurulu üyelerini seçmek, ibra etmek veya sorumluluklarına karar vermek, gerektiğinde bunları azletmek. 3- Yönetim ve denetim kurulu üyelerine verilecek aylık ücret, huzur hakkı ve yolluk miktarı ile bütçeyi görüşerek karara bağlamak, 4-Yönetim kurulu tarafından verilen ortaklıktan çıkarma kararlarına yapılan itirazları inceleyip karara bağlamak, 5- Kanun, anasözleşme ve iyi niyet esasları ile genel kurul kararlarına aykırı olduğu ileri sürülen yönetim kurulu kararlarının iptal edilip edilmeyeceği konusunda karar vermek, 6- Ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartlan ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek. 7- Üst kuruluşa girme kararı vermek ve bu kuruluşta görevlendirilecek temsilcileri seçmek, 8- Anasözleşmede yapılması öngörülen değişiklikler hakkında karar vermek, 9- Gayrimenkul alımında ve satımında takip edilecek usul ile alınacak gayrimenkulun niteliğini, yerini ve azami fiyatını, satılacak gayrimenkulun asgari fiyatını belirlemek. 10- İmalat ve inşaat işlerinin yaptırılma yönetimini kararlaştırmak, 11- Kooperatifin ortak sayısı ile yapılacak konut sayısını tespit etmek, 12- Kooperatifin dağılması hakkında karar vermek, tasfiye kurulunu seçmek. 13- Kanun ve anasözleşme ile genel kurula tanınmış olan diğer konular hakkında karar vermek, Genel kurul, yukarıdaki görev ve yetkilerini devir ve terk edemeyeceği gibi, kooperatifin amaçları ile ilgili her türlü işler hakkında da karar verebilir.

ekran-resmi-2016-09-16-20-17-49

Hata: İletişim formu bulunamadı.

KOOPERATİFLERDE ORTAKLIK PAYI DIŞINDAKİ ÖDEMELER NELERDİR ?-EVREN ÖZMEN

Ortaklar, taahhüt ve tediye ettikleri ortaklık payı bedelleri dışında, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere genel kurulca kararlaştırılacak miktarlardaki, arsa, altyapı, inşaat ve benzeri gider taksitlerini ödemek zorundadırlar. Bu kararlarda anasözleşmenin 33’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında gösterilen nisap aranır.

Ekran Resmi 2017-04-11 07.50.50

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Kooperatifinize ait raporları online ortamda hazırlama-Mali Müşavir Evren ÖZMEN

 

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=XekWMC4aU6o&w=560&h=315]

Ekran Resmi 2017-04-13 09.33.25

www.raporhazir.com

Rapor hazırlama programından ilk sizin haberiniz olması için

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Kooperatifinize ait Yıllık Yönetim ve Denetim Raporlarını online olarak çok yakında sayfamız üzerinden hazırlayabilirsiniz

Ekran Resmi 2017-04-13 09.33.25

KOOPERATİFİNİZE VE SİTENİZE AİT RAPORLARI ONLİNE OLARAK ÇOK YAKINDA SAYFAMIZDAN HAZIRLAYABİLİRSİNİZ

İLK ÖĞRENEN SİZ OLMAK İÇİN

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Ekran Resmi 2015-12-13 23.12.49

Ödemesi Ertelenen SGK Primlerinin Kurum Kazancının Tespitinde Gider Olarak Dikkate Alınıp Alınmayacağı

ayı: 18008620-125[2017-721-1]-16071

Tarih: 11.04.2017

Konu: Ödemesi Ertelenen SGK Primlerinin Kurum Kazancının Tespitinde Gider Olarak Dikkate Alınıp Alınmayacağı

İlgi: 08.02.2017 tarihli özelge talep formunuz

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzdan, 6770 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 28 inci maddesiyle 2016/Aralık, 2017/Ocak ve 2017/Şubat aylarına ilişkin SGK prim ödemelerinin kısmi olarak ertelenmesi uygulaması getirildiği, bu uygulamaya istinaden 2016/Aralık ayı SGK işçi ve işveren primlerinin 2016 yılı dördüncü dönem kurumlar geçici vergi ve yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde gider olarak indirime konu edilip edilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Safi kurum kazancı” başlıklı 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmış olup, bu hüküm uyarınca kurum kazancının tespitinde Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirim konusu yapılabilecektir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendine göre, hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı (Bu primlerin ve aidatın istirdat edilmemek üzere Türkiye’de kain sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartıyla), 27 nci maddede yazılı giyim giderleri safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebilecektir.

31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Prim Belgeleri ve Primlerin ödenmesi” başlıklı ikinci bölümünde sigorta primlerinin ödenmesine ilişkin çeşitli hükümlere yer verilmiş olup, anılan bölümün “Primlerin Ödenmesi” başlıklı 88 inci maddesinin on birinci fıkrasında; Kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarlarının, gelir vergisi ve kurumlar vergisi uygulamasında gider yazılamayacağı hükme bağlanmıştır.

5510 sayılı Kanuna, 6770 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile eklenen geçici 72 nci maddede ise; “Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinden, 2016 yılı Aralık ayı için geçici 68 inci, 2017 yılı Ocak ve Şubat ayları için geçici 71 inci madde kapsamında Hazine katkısına müstahak olanların, anılan maddeler uyarınca Hazine katkısı hesabında ilgili aylarda dikkate alınacak prim ödeme gün sayısının günlük 60 TL ile çarpımı sonucu bulunacak sigorta primine esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak 2016 yılı Aralık, 2017 yılı Ocak ve Şubat aylarına ait sigorta prim tutarlarını, sırasıyla 2017 yılı Ekim, Kasım ve Aralık ayları içerisinde Kurumca belirlenecek tarihe kadar ödemeleri halinde bu aylara ilişkin primler süresinde ödenmiş sayılır. Bu maddenin uygulamasında, 2016 ve 2017 yılı içerisinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerleri için sigorta primlerini yasal süresinde ödeme şartı aranmaz.”

hükümlerine yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 174 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “SSK Primlerinin Gelir ve Kurumlar Vergisi Yönünden Gider Yazılması” başlıklı (C) bölümünde;

“…

506 sayılı Kanunun 3917 sayılı Kanunla değişik 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, “İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden, bu kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.” denilmiş, aynı maddenin üçüncü fıkrasında da “Kuruma ödenmeyen prim Gelir ve Kurumlar Vergisi uygulamasında gider yazılmaz.” hükmü yer almıştır.

Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde; “Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı (Bu primlerin ve aidatın istirdat edilmemek üzere Türkiye’de kain sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartiyle), 27 nci maddede yazılı giyim giderleri”nin safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hükme bağlanmıştır.

Bu hükümlere göre SSK priminin gider olarak dikkate alınabilmesi için, bu primlerin Sosyal Sigortalar Kurumuna fiilen ödenmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, sigorta primleri, dönemine ve ait olduğu yıla bakılmaksızın fiilen ödendiği tarihte gider yazılacaktır.

Ancak, 506 sayılı Kanunun 80 inci maddesi gereğince bir aya ait sigorta primleri ertesi ayın sonuna kadar ödenebileceğinden, Aralık ayına ait olan sigorta primlerinin ertesi yılın Ocak ayı içinde ödenmesi durumunda bu primler Aralık ayının gideri olarak dikkate alınabilecektir.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, SGK primlerinin gider olarak dikkate alınabilmesi için, bu primlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna fiilen ödenmiş olması gerektiğinden, dönemine ve ait olduğu yıla bakılmaksızın sigorta primleri fiilen ödendiği tarihte kazancın tespitinde gider olarak  dikkate alınabilecek olup, ilgili mevzuat gereği bir aya ait sigorta primleri ertesi ayın sonuna kadar ödenebileceğinden yalnızca Aralık ayına ait olan sigorta primlerinin ertesi yılın Ocak ayı içinde ödenmesi durumunda Aralık ayının gideri olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

Dolayısıyla, 5510 sayılı Kanunun geçici 72 inci maddesi ile yapılan düzenlemeye göre Aralık 2016 dönemine ilişkin sigorta primlerinin 2017 takvim yılının Ekim ayında ödenmesi mümkün olsa da, 174 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan açıklamalar çerçevesinde Aralık ayına ilişkin primler ancak ertesi yılın Ocak ayı içinde ödenmesi durumunda Aralık ayının gideri olarak dikkate alınabileceğinden, 2017 yılı Ocak ayı içinde ödenmeyen 2016 Aralık ayına ait sigorta primlerinin 2016 yılı kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatiflerde Enerji Kimlik Belgesini kim alacak ?-Ortaklar mı Yönetim mi ?-Mali Müşavir Evren Özmen

KOOPERATİFLERDE ENERJİ KİMLİK BELGESİ

Enerjinin etkin kullanılması, israfın önlenmesi, enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünün hafifletilmesi ve çevrenin korunması için enerji kaynaklarının ve enerjinin kullanımında

verimliliğin artırılması amacıyla, TC. ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI tarafından 18.04.2007 tarihinde 5627

sayılı kanun kabul edilmiştir.Bu kanun 02.05.2007 tarih ve 26510 sayı ile resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir

Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği, yeni ve mevcut binaların Enerji Kimlik Belgesi (EKB) olmasını yasal olarak zorunlu

kılmaktadır. Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 02.05.2007 yılı itibariyle 10 yıl muaf tutularak ertelenen bu süre 02.05.2017 tarihi itibariyle tamamlanmış olacaktır.

Bu nedenle herhangi bir idari yaptırıma maruz kalınmaması için bu konuda hizmet veren firmalar ile temasa geçerek Enerji Kimlik Belgelerini almalarını önermekteyiz.

Saygılarımızla

Hata: İletişim formu bulunamadı.

 

Geçmiş yıl zararlarının kurumlar beyannamesine yazın

Mükelleflerin oluşan zararlarını izleyen yılda beyan etmemeleri ve kâr beyan etmeleri durumunda, kâr beyan ettiği yıldan sonraki yıllardaki kurum kazançlarından düşemeyecekleri şeklinde bir düzenleme yer almadığı gibi bu yönde yapılacak bir yorumun da, Kanun’un mükelleflere tanıdığı kanuni bir hakkın engellenmesi sonucunu doğuracağı,

– Geçmiş yıl zararının mahsup edildiği dönemde zarar mahsup hakkı var mı yok mu buna bakılacağı, mahsup hakkı varsa, örneğin beş yıllık süre geçmemişse, mahsubun mümkün olduğu,
belirtiliyor.

GÜMRÜK KANUNUNA GÖRE MÜLKİYETİN KAMUYA GEÇİRİLMESİ KARARI VERİLEN KARA TAŞITLARININ SAHİPLERİNE İADESİ HAKKINDA YÖNETMELİK

12 Nisan 2017 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 30036
YÖNETMELİK
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Maliye Bakanlığından:

GÜMRÜK KANUNUNA GÖRE MÜLKİYETİN KAMUYA GEÇİRİLMESİ

KARARI VERİLEN KARA TAŞITLARININ SAHİPLERİNE

İADESİ HAKKINDA YÖNETMELİK

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 235 inci maddesine göre el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilen araçların sahiplerine iadesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

(2) Bu Yönetmelik, Kanunun geçici 9 uncu maddesinin yürürlük tarihinden önce aynı Kanunun 235 inci maddesine göre el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmiş ve henüz tasfiyesi tamamlanmamış olan araçları kapsar.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun geçici 9 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Araç: Kara ulaşım aracını,

b) Başvuru sahibi: Aracın malikini,

c) İlk iktisap: 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki kara ulaşım araçlarından Türkiye’de kayıt ve tescil edilmemiş olanlarının kullanılmak üzere ithalini, müzayede yoluyla veya kayıt ve tescil edilmiş olsa dahi 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre iade edilenler de dâhil motorlu araç ticareti yapanlardan iktisabını, motorlu araç ticareti yapanlar tarafından kullanılmaya başlanmasını, aktife alınmasını veya adlarına kayıt ve tescil ettirilmesini,

ç) Kanun: 4458 sayılı Gümrük Kanununu,

ifade eder.

Başvuru şekli ve süresi

MADDE 4 – (1) Kanunun 235 inci maddesi uyarınca el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilen kara ulaşım araçlarının iadesi ile ilgili olarak Kanunun geçici 9 uncu maddesi hükümlerinden yararlanmak isteyen kişilerin, 31/7/2017 tarihi mesai saati bitimine kadar mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararını veren gümrük idaresine EK-1’de yer alan dilekçe ile başvuruda bulunmaları şarttır.

(2) Başvuru dilekçesinde, aracın tescil belgesi bilgilerine, başvuru yapan kişinin açık adres ve iletişim bilgilerine, ilk iktisapla ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi dairesi bilgisine, varsa mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı örneğine, araca el konulmasına ilişkin evrak suretine yer verilir.

(3) İlk iktisabın gerçekleştiği yer vergi dairesi bilgisi, motorlu taşıtlar vergisi ile görevli herhangi bir vergi dairesinden aracın tescil belgesi ibraz edilmek suretiyle öğrenilir.

(4) Başvurunun iadeli taahhütlü posta veya Acele Posta Servisi yoluyla yapılması durumunda başvuru belgelerinin postaya verildiği tarih, normal posta ile veya şahsen yapılması hâlinde ise başvuruda bulunulan idarenin genel evrak kayıtlarına intikal ettiği tarih başvuru tarihi olarak dikkate alınır.

Gümrük idaresince yapılacak işlemler

MADDE 5 – (1) Yapılan inceleme sonucu gerekli şartları sağlamadığı anlaşılan başvurular, eksikliklerin 31/7/2017 tarihine kadar tamamlanması halinde kabul edilir.

(2) Aracın tasfiyesinin tamamlandığının anlaşılması halinde başvuru reddedilir. Kanunun geçici 9 uncu maddesi kapsamına giren araçların tasfiye işlemleri, anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten, 31/7/2017 tarihi mesai saati bitimine kadar durdurulur.

(3) İlk iktisabın serbest dolaşıma girişten sonra gerçekleştiğinin anlaşılması halinde,  gümrük idaresince üç gün içinde, başvuru sahibi tarafından bildirilen aracın ilk iktisabı ile ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi dairesinden, aracın ilk iktisabında ödenen özel tüketim vergisinin bildirilmesi istenir.

Vergi dairesince yapılacak işlemler

MADDDE 6 – (1) 4 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre yapılan talep üzerine ilgili vergi dairesi, tescil belgesinde ibraz edilen aracın ilk iktisabı ile ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi dairesi bilgisini, ilk iktisapla ilgili işlemlerin vergi dairelerinde gerçekleştirilmediğinin tespiti halinde ise bu durumu üç gün içinde başvuru sahibine bildirir.

(2) 5 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca gümrük idaresi tarafından istenen, aracın ilk iktisabında ödenen özel tüketim vergisi tutarı bilgisi, ilgili vergi dairelerince üç gün içinde gümrük idaresine bildirilir. Ödenen özel tüketim vergisi, taşıtın ilk iktisabı gerçekleştikten sonra verilen düzeltme beyannameleri üzerine veya sair nedenlerle yapılan ek tahakkuklar da dikkate alınarak belirlenir.

(3) Kanunun geçici 9 uncu maddesi kapsamında işlem yapılması, söz konusu araçların ilk iktisabında ödenen vergilerde bir eksiklik tespit edilmesi halinde, gerekli vergi tarhiyatının yapılmasına ve ceza uygulamasına engel teşkil etmez.

Ödenecek tutarın tespiti ve ödeme

MADDE 7 – (1) İlk iktisabın, serbest dolaşıma girişte gerçekleşmesi halinde aracın ithalatında ödenen özel tüketim vergisi tutarı, serbest dolaşıma girişten sonra gerçekleşmesi halinde ise ilgili vergi dairesi tarafından bildirilen ödenen özel tüketim vergisi tutarı esas alınarak hesaplanan %25’lik tutar, başvuru sahibine ilgili gümrük idaresince posta, elektronik posta, faks ve benzeri iletişim yolları ile bildirilir.

(2) Ödeme, başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili gümrük idaresine yapılır.

(3) Gümrük idaresine ibraz edilen belgeler çerçevesinde, araç bilgilerinin de yer aldığı ödemeye ilişkin iki nüsha belge başvuru sahibine verilir.

Aracın iadesi

MADDE 8 – (1) Yapılan ödemeyi müteakip ilgili gümrük idaresince gerekli işlemler yapılarak araç sahibine iade edilir. Derdest davalarda, aracın iade edildiği bilgisi gümrük idaresince ilgili mahkemeye bildirilir.

(2) Aracın muhafazası nedeniyle ortaya çıkan masraflar için, başvuru sahibinden yıllık 250 TL tahsil edilir. Aracın kaldığı sürenin tam yıl olmayan kısmı için, belirtilen miktar esas alınarak aylık tutar üzerinden hesaplama yapılır. Bu hesaplamada bir aydan az olan süreler tam ay olarak kabul edilir.

Kendiliğinden yapılan beyanlar

MADDE 9 – (1) 27/1/2017 tarihinden önce serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutularak ilk iktisabı gerçekleşmiş araçlarla ilgili olarak, Kanunun 235 inci maddesi kapsamında el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmesi gereken fiilin gümrük idaresince tespit edilmesinden önce ve dördüncü maddede belirtilen süre içinde gümrük idarelerine kendiliğinden bildirilmesi durumunda 7 nci maddede belirlenen oran %15 olarak uygulanır. Ödeme süresi içinde araca el konulmaz ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilmez.

(2) Ödemenin yapılmaması halinde Kanunun geçici 9 uncu maddesi hükmünden faydalanılamaz.

Diğer hükümler

MADDE 10 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında karşılaşılan; gümrük idareleri ile ilgili tereddütleri gidermeye Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, vergi daireleri ile ilgili tereddütleri gidermeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

(2) Başvuru konusu eylemin aynı zamanda 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun geçici 10 uncu maddesi kapsamında bulunması halinde, sadece 5607 sayılı Kanun hükümleri uyarınca işlem yapılır.

Yürürlük

MADDE 11 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 12 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı ile Maliye Bakanı müştereken yürütür.

KOOPERATİFLERDE İHALE VE EMANET USULÜ

İnşaat ve onarım işleri, kamu kuruluş ve müesseselerince ya doğrudan yaptırılmakta ya da ihale suretiyle yaptırılmaktadır.

KOOPERATİF DANIŞMANI

EMANET USULÜ

Bir inşaat ve onarım işinin, araya bir müteahhit girmeksizin, idare veya idare adına kurulacak sorumlu bir heyet tarafından yaptırılmasıdır. Emanet usulü yürürlükten kaldırılan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 81. maddesinde yer almaktaydı.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda, emanet usulü veya benzeri nitelikte bir düzenleme yer almamaktadır. Bu durum, emanet usulünün kaldırıldığı şeklinde değerlendirilmemelidir.

İdarenin elinde bulunan işgücü ve ekipmanı kullanarak iş yapması her zaman mümkündür. Böyle durumlarda, ihtiyaçların mutlak suretle ihale ile karşılanması gibi bir zorunluluk yoktur([1]). Esasen, idarenin her tür ihtiyacının ihaleyle karşılanması gerektiği şeklindeki bir kabullenme, hukuksal düzenlemenin mantığına da uygun bir yaklaşım değildir.

İHALE USULÜ

İdarenin müteahhidi seçmek amacıyla, isteklilerin en uygun önerisini kabul etmesine ihale denilmektedir. Bu seçimde açıklık, dürüstlük, yeterlilik, rekabet serbestisi ve uygun fiyat gibi unsurlar gözetilir.

Eksiltmelerde uygun bedel, tahmin edilen bedeli geçmemek üzere, önerilen bedellerin en düşük olanıdır. Ancak, yapılan karışlaştırma sonucunda idare için daha yararlı olacağı anlaşılan öneri uygun bedel olarak kabul edilebilir.

 

Proje, Altyapı ve İnşaat işleri : Madde 60-Alınan arsaya ilişkin proje, altyapı ve inşaat işlerinin yaptırılma usulü genel kurulca tespit edilir. Yukarıdaki işlerin yaptırılmasında; ihale veya emanet usulünden hangisinin uygulanacağı, ihale usulünün kabulu halinde bunun kapalı teklif usulü, açık teklif usulü, pazarlık usulü veya yarışma usulü suretiyle yürütüleceği, ihale komisyonunun nasıl teşkil edeceği, emanet usulünün tercih edilmesi halinde ise emanet komisyonunun kimlerden oluşturulacağı hususları genel kurul kararında belirtilir. Sözü geçen işlerin belirlenen usule, proje, şartname ve iş programlarına göre yürütülüp sonuçlandırılmasından yönetim kurulu üyeleri müteselsilen sorumlu olup, denetim kurulu üyeleri de buna ilişkin hesap ve işlemleri tetkik ve denetlemekle yükümlüdür.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Evren ÖZMEN-Mesleki yayınlar

Kooperatiflerde genel kurulun görev ve yetkileri-EVREN ÖZMEN

Konut yapımının imkansızlaşması halinde, kooperatife ait arsayı parselleyerek, genel kurulca karara bağlanması şartıyla kura ile ortaklarına dağıtır.

Ortak sayısı, arsa ve konut imkanlarına göre genel kurulca belirlenir. Yönetim kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez.

Çıkarma kararı gerekçeli olarak yönetim kurulu karar defteri ile ortaklar defterine kaydedilir. Kararın onaylı örneği, çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere 10 gün içinde notere tevdi edilir. Ortak, çıkarma kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir veya genel kurula itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine iptal davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı iptal davası hakkı saklıdır

Ortaklar, taahhüt ve tediye ettikleri ortaklık payı bedelleri dışında, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere genel kurulca kararlaştırılacak miktarlardaki, arsa, altyapı, inşaat ve benzeri gider taksitlerini ödemek zorundadırlar.

İbra edilmeyen yönetim kurulu aleyhine tazminat davası açılabilmesi için, bu konuda genel kurulca karar verilmiş olması gereklidir. Kooperatif denetçileri genel kurul karar tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmaya mecburdur. Bu müddetin geçirilmesi ile dava hakkı düşmez.

Yönetim kurulu, genel kurulca en az bir, en çok dört yıl için seçilir ve en az üç üyeden oluşur. Genel kurulca böyle bir süre tespiti yapılmaması halinde bir yıl için seçilmiş sayılır.

Haklarında yukarıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davası açılmış olanların görevleri ilk genel kurul toplantısına kadar devam etmekle beraber yönetim kurulunca bu durumdaki üyelerin genel kurulca azli veya göreve devamı hakkında karar alınmak üzere yapılacak ilk genel kurul gündemine madde konulur

1- Kooperatifin amaçlarına, ortakların menfaatlerine ve genel kurulca belirlenen esaslara uygun arsa bulmak, arsa alımına ilişkin işlemleri yürütmek, arsayı tapu devri veya tapuya şerh verdirilecek satış vaadi sözleşmesi ile satın almak, imar planı ile arsaların parselasyonunu yaptırmak,

Yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile murahhas üyelere bu sıfatla yapacakları hizmet için aylık ücret veya katılacakları her toplantı için bir huzur hakkı ve yapacakları görev seyahatleri için yolluk ödenir. Ödemenin miktar ve şekli genel kurulca kararlaştırılır. Yönetim kurulu üyelerine, genel kurulca kararlaştırılan yukarıdaki nev’i ve miktarların dışında hiç bir ödeme yapılamaz

Genel Kurulca, en az bir yıl için ortaklar arasından veya dışarıdan en az iki veya daha fazla denetim kurulu üyesi ile bir o kadar da yedeği seçilir. Genel kurulca süre tespiti yapılmaması halinde bir yıl için seçilmiş sayılır. Süreleri biten üyeler tekrar seçilebilir.

Üyeliğin herhangi bir nedenle boşalması halinde yerlerine en çok oy alan yedekleri geçer. Yedeklerle beraber üye sayısı genel kurulca belirlenen sayının altına düştüğü takdirde, mevcut üye veya üyeler ilk genel kurula kadar görev yapmak üzere yerine birisini seçerler.

Konutlar; arsa durumuna, projeye, ortakların ihtiyaç ve tercihlerine göre değişik tip ve gruplar halinde planlanabilir. Yaptırılacak konutlar ile 61. maddede belirtilen genel hizmet tesislerinin sayı, cins ve özellikleri, kooperatifin amacına ve ortakların ihtiyaçlarına uygun olarak genel kurulca belirlenir.

Alınan arsaya ilişkin proje, altyapı ve inşaat işlerinin yaptırılma usulü genel kurulca tespit edilir.

Ortağın, bu anasözleşmenin 21’inci maddesi uyarınca yatırdığı paraların toplamı, konutun kesin maliyet bedelinden indirilerek geri kalanı genel kurulca kararlaştırılan taksitlere bağlanır. Bu taksitler için ortaklardan bono alınır

Her ortak borcunu tamamen ödeyinceye kadar konutunu ve arsasını iyi bir surette muhafaza etmekle mükelleftir. Konutun tamire muhtaç kısımlarını derhal onarmak ortağa aittir. Bunu yerine getirmeyen ortağa yönetim kurulunca tebliğ edilecek bir yazı ile, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde tamirin yaptırılması ihtar olunur. Bahse konu tamir; ortak tarafından yaptırılmadığı takdirde kooperatifçe yapılır. Tamir bedeli ile tahsil masrafları ve devlet tahvillerine verilen en yüksek faiz haddini geçmemek üzere genel kurulca tespit edilecek faizi ile birlikte ortaktan alınır.

Gelir- gider farkı genel kurulca onaylanan yıllık bilançoya göre tespit edilir.

Kooperatif ortak dışı işlemlerde bulunmuş ise 70’nci madde gereğince fon için ayırım yapıldıktan sonra, geri kalan müspet farkın tamamı kooperatifin gelişmesine yarayacak işlerde kullanılmak üzere özel bir fon hesabında toplanır. Bu fonda toplanan hasılanın kullanımına ilişkin esaslar genel kurulca kararlaştırılır

Genel kurulca tasfiye kurulu için bir seçim veya görevlendirme yapılmadığı takdirde, tasfiye işlerini yönetim kurulu yürütür. Bunlar genel kurulca her zaman azil ve yerlerine yenileri tayin olunabilir.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

KOOPERATİFİN BİRDEN FAZLA ARSASI OLABİLİR Mİ ?

Kooperatifçe, konut inşaatlarının devamı sırasında veya tamamlanmasından sonra değişik yer ve zamanlarda yeniden arsa alınması ve ortak kaydedilmesi şeklinde faaliyette bulunulamaz.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Kooperatifçe, konut inşaatlarının devamı sırasında veya tamamlanmasından sonra değişik yer ve zamanlarda yeniden arsa alınması ve ortak kaydedilmesi şeklinde faaliyette bulunulamaz.

ekran-resmi-2016-11-29-21-09-27

Konut Yapı Kooperatifine yapılan inşaat taahhüt işlerinde KDV oranı 2017-EVREN ÖZMEN

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KAYSERİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

50426076-130[28-2016/20-1268]-29

23.02.2017

Konu

:

Konut Yapı   Kooperatifine yapılan

inşaat taahhüt işlerinde   KDV oranı

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Kooperatifinize yapılacak olan inşaat işine uygulanması gereken katma değer vergisi (KDV) oranı hususunda Başkanlığımız görüşü istenilmektedir.

KDV oranları, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tespit edilmiştir.

3065 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesi ile 29/7/1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri KDV’den istisna edilmiştir.

Öte yandan, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki (I) sayılı listenin 12 nci sırası ile konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri % 1 oranında katma değer vergisine tabi tutulmuştur.

Bu çerçevede, konut yapı kooperatiflerine ifa edilecek inşaat taahhüt işleri, bina inşaat ruhsatı 29/7/1998 tarihinden önce alınmış ise KDV’den istisna tutulmakta, bina inşaat ruhsatı bu tarihten sonra alınmışsa söz konusu işlere (% 1) oranında KDV uygulanmaktadır.

Konu ile ilgili açıklamalara ise KDV Genel Uygulama Tebliğinin (II/G-4.2) bölümü ile 60 Numaralı KDV Sirkülerinin (3.6.5.) bölümünde yer verilmiştir.

Bu bağlamda, konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli oran uygulanabilmesi için;

– Kooperatifin konut yapı kooperatifi statüsünde olması,

– İşin konut yapı kooperatifine yapılması,

– Yapılan işin inşaat işi olması ve taahhüde dayanması,

şartlarının yanı sıra inşaatın yapıldığı arsanın tapu sicilinde inşaat taahhüt hizmetini alan kooperatif tüzel kişiliği veya kooperatifin bağlı olduğu üstbirlik adına tescil edilmiş ve inşaat yapı ruhsatının konut yapı kooperatifine verilmiş olması da gerekmektedir.

Ayrıca, yukarıda da belirtildiği gibi talebiniz konusu indirimli oran uygulaması yalnızca konut yapı kooperatiflerine yönelik bulunduğundan, söz konusu oran uygulamasından yararlanılabilmesi için inşaatın yapılacağı arsanın konut yapı kooperatifi adına kayıtlı olması ve inşaat ruhsatının yapı sahibi bölümünde konut yapı kooperatifinin adının bulunması zorunludur.

İnşaat taahhüt işi ise bina inşaat ruhsatında “yapı sahibi” bölümünde yer alan kişi veya kurumlara verilmektedir. Dolayısıyla, bina inşaat ruhsatının “yapı sahibi” bölümünde konut yapı kooperatifinin unvanı yer almıyorsa inşaat taahhüt işinin konut yapı kooperatifine verilmesinden söz edilemeyeceğinden, sözü edilen inşaat taahhüt işleri ile ilgili olarak indirimli oranda KDV uygulanması mümkün değildir.

Buna göre, başvurunuza konu inşaat yapılan arsanın Kooperatifiniz adına kayıtlı olmaması nedeniyle, bu kapsamda Kooperatifinize yapılacak olan inşaat taahhüt işinin genel oranda (% 18) KDV ye tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Ödemesi Ertelenen SGK Primlerinin Kurum Kazancının Tespitinde Gider Olarak Dikkate Alınıp Alınmayacağı

ayı: 18008620-125[2017-721-1]-16071

Tarih: 11.04.2017

Konu: Ödemesi Ertelenen SGK Primlerinin Kurum Kazancının Tespitinde Gider Olarak Dikkate Alınıp Alınmayacağı

İlgi: 08.02.2017 tarihli özelge talep formunuz

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzdan, 6770 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 28 inci maddesiyle 2016/Aralık, 2017/Ocak ve 2017/Şubat aylarına ilişkin SGK prim ödemelerinin kısmi olarak ertelenmesi uygulaması getirildiği, bu uygulamaya istinaden 2016/Aralık ayı SGK işçi ve işveren primlerinin 2016 yılı dördüncü dönem kurumlar geçici vergi ve yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde gider olarak indirime konu edilip edilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Safi kurum kazancı” başlıklı 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmış olup, bu hüküm uyarınca kurum kazancının tespitinde Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirim konusu yapılabilecektir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendine göre, hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı (Bu primlerin ve aidatın istirdat edilmemek üzere Türkiye’de kain sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartıyla), 27 nci maddede yazılı giyim giderleri safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebilecektir.

31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Prim Belgeleri ve Primlerin ödenmesi” başlıklı ikinci bölümünde sigorta primlerinin ödenmesine ilişkin çeşitli hükümlere yer verilmiş olup, anılan bölümün “Primlerin Ödenmesi” başlıklı 88 inci maddesinin on birinci fıkrasında; Kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarlarının, gelir vergisi ve kurumlar vergisi uygulamasında gider yazılamayacağı hükme bağlanmıştır.

5510 sayılı Kanuna, 6770 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile eklenen geçici 72 nci maddede ise; “Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinden, 2016 yılı Aralık ayı için geçici 68 inci, 2017 yılı Ocak ve Şubat ayları için geçici 71 inci madde kapsamında Hazine katkısına müstahak olanların, anılan maddeler uyarınca Hazine katkısı hesabında ilgili aylarda dikkate alınacak prim ödeme gün sayısının günlük 60 TL ile çarpımı sonucu bulunacak sigorta primine esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak 2016 yılı Aralık, 2017 yılı Ocak ve Şubat aylarına ait sigorta prim tutarlarını, sırasıyla 2017 yılı Ekim, Kasım ve Aralık ayları içerisinde Kurumca belirlenecek tarihe kadar ödemeleri halinde bu aylara ilişkin primler süresinde ödenmiş sayılır. Bu maddenin uygulamasında, 2016 ve 2017 yılı içerisinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerleri için sigorta primlerini yasal süresinde ödeme şartı aranmaz.”

hükümlerine yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 174 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “SSK Primlerinin Gelir ve Kurumlar Vergisi Yönünden Gider Yazılması” başlıklı (C) bölümünde;

“…

506 sayılı Kanunun 3917 sayılı Kanunla değişik 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, “İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden, bu kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.” denilmiş, aynı maddenin üçüncü fıkrasında da “Kuruma ödenmeyen prim Gelir ve Kurumlar Vergisi uygulamasında gider yazılmaz.” hükmü yer almıştır.

Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde; “Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı (Bu primlerin ve aidatın istirdat edilmemek üzere Türkiye’de kain sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartiyle), 27 nci maddede yazılı giyim giderleri”nin safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hükme bağlanmıştır.

Bu hükümlere göre SSK priminin gider olarak dikkate alınabilmesi için, bu primlerin Sosyal Sigortalar Kurumuna fiilen ödenmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, sigorta primleri, dönemine ve ait olduğu yıla bakılmaksızın fiilen ödendiği tarihte gider yazılacaktır.

Ancak, 506 sayılı Kanunun 80 inci maddesi gereğince bir aya ait sigorta primleri ertesi ayın sonuna kadar ödenebileceğinden, Aralık ayına ait olan sigorta primlerinin ertesi yılın Ocak ayı içinde ödenmesi durumunda bu primler Aralık ayının gideri olarak dikkate alınabilecektir.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, SGK primlerinin gider olarak dikkate alınabilmesi için, bu primlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna fiilen ödenmiş olması gerektiğinden, dönemine ve ait olduğu yıla bakılmaksızın sigorta primleri fiilen ödendiği tarihte kazancın tespitinde gider olarak  dikkate alınabilecek olup, ilgili mevzuat gereği bir aya ait sigorta primleri ertesi ayın sonuna kadar ödenebileceğinden yalnızca Aralık ayına ait olan sigorta primlerinin ertesi yılın Ocak ayı içinde ödenmesi durumunda Aralık ayının gideri olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

Dolayısıyla, 5510 sayılı Kanunun geçici 72 inci maddesi ile yapılan düzenlemeye göre Aralık 2016 dönemine ilişkin sigorta primlerinin 2017 takvim yılının Ekim ayında ödenmesi mümkün olsa da, 174 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan açıklamalar çerçevesinde Aralık ayına ilişkin primler ancak ertesi yılın Ocak ayı içinde ödenmesi durumunda Aralık ayının gideri olarak dikkate alınabileceğinden, 2017 yılı Ocak ayı içinde ödenmeyen 2016 Aralık ayına ait sigorta primlerinin 2016 yılı kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Arsasını Müteahhite kat karşılığı veren firma yabancıya kdv siz konut ve işyeri satamaz-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Konut veya iş Yerinin ilk Teslimi

3065 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde teslimin, bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesi olduğu, bir malın iki veya daha fazla kimse tarafından zincirleme akit yapılmak suretiyle el değiştirmeksizin doğrudan son alıcıya devredilmesi halinde, son alıcıya kadar aradaki safhaların her birinin ayrı birer teslim sayılacağı hüküm altına alınmıştır. İstisna, 1/4/2017 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, konut veya iş yerini inşa eden mükellefin yapacağı ilk teslimde uygulanır. Konut veya iş yerinin inşa edenlerden satın alınarak bir başkasına satılması halinde yapılan konut veya iş yeri teslimi ilk teslim olarak değerlendirilmez.

 

Örnek 1: (A) Yapı A.Ş. inşa ettiği toplam 10 adet bağımsız bölümden oluşan binayı toplu olarak (B) Emlak A.Ş.ye satmıştır. (B) Emlak A.Ş. de satın aldığı bu konut ve iş yerlerinin bir kısmını Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere satmıştır. Bu durumda (B) Emlak A.Ş. tarafından yapılan bu teslimler ilk teslim olmadığından istisna kapsamında değerlendirilmez. 3065 sayılı Kanunun (2/5) inci maddesine göre trampa, iki ayrı teslim hükmündedir. Bu hükme göre, arsa karşılığı inşaat işinde iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından müteahhide arsa teslimi; ikincisi ise müteahhit tarafından arsaya karşılık olarak arsa sahibine verilen konut veya iş yeri teslimidir. Buna göre arsaya karşılık olarak arsa sahibine verilen konut veya iş yerinin arsa sahibi tarafından teslimi ilk teslim kapsamında değerlendirilmez.

Örnek 2: (B) Konut A.Ş. kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında (C) Emlak Ltd. Şti.den aldığı arsa üzerinde inşa ettiği konutlardan bir kısmını sözleşme gereği (C) Emlak Ltd. Şti.ye devretmiştir. (C) Emlak Ltd. Şti. de bu konutları istisna kapsamında bulunan alıcıya satmıştır. Söz konusu satış işlemi, istisnanın diğer şartları sağlanmış olsa dahi ilk teslim kapsamında değerlendirilmeyeceğinden yapılan satış işleminde istisna uygulanmaz

Ekran Resmi 2017-04-11 07.57.35.png

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Kısmi Bölünme her zaman vergisiz gerçekleşmez-EVREN ÖZMEN

Ekran Resmi 2017-04-11 07.50.50.png

Üretim ve hizmet işletmeleri ile fiziki ve teknik bütünlük arz eden, dolayısıyla bu işletmelerden ayrılması mümkün olmayan bina, arsa ve arazi gibi üretim ve hizmet işletmelerinin faaliyetlerinin yürütülmesinde kullanılan taşınmazların bu işletmelerden ayrı olarak kısmi bölünmeye konu edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Örnek 1: (L) A.Ş. aktifinde kayıtlı bulunan ve demir çelik üretim faaliyetini yürüttüğü fabrika binasını (M) Ltd. Şti.’ne ayni sermaye olarak koymak istemektedir. Söz konusu fabrika binası, demir çelik üretim işletmesi ile fiziki ve teknik bütünlük arz etmesi nedeniyle, müstakilen kısmi bölünme işlemine konu edilemeyecektir. Bu nedenle fabrika binasının üretim işletmesinden ayrı olarak devrinden doğan kazançlar kurumlar vergisine tabi tutulacaktır.

Örnek 2: Tapuda kendisi adına kayıtlı binada insan sağlığı alanında teşhis ve tedavi hizmetleri sunan (N) A.Ş. bu faaliyetini yürüttüğü binanın bir katında da tıbbi laboratuvar hizmetleri vermektedir. (N) A.Ş. söz konusu teşhis ve tedavi hizmeti ile tıbbi laboratuvar hizmetini ayırmak amacıyla tıbbi laboratuvar işletmesini (O) A.Ş.’ye ayni sermaye olarak devretmek istemektedir. Tıbbi laboratuvar işletmesi, Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan şartların sağlanması kaydıyla kısmi bölünmeye konu edilebilecektir. Hem hastane hem de tıbbi laboratuvar hizmetlerinin yürütülmesinde kullanılan ve tapuda (N) A.Ş. adına kayıtlı taşınmazın hastane işletmesinden ayrı olarak devri ise mümkün değildir. Ancak, tıbbi laboratuvar işletmesinin faaliyetlerinin yürütüldüğü bölümün tapuda (N) A.Ş. adına ayrı bir sayfaya kaydedilmiş taşınmaz olması halinde

AYRICA KOOPERATİFLERDE KISMİ BÖLÜNME DE VERGİYE TABİDİR

Hata: İletişim formu bulunamadı.

 

VALUE-ADDED TAX EXEMPTION FOR RESIDENTIAL AND BUSINESS SALES EXTRA TAX ADVANTAGE ADDED IN HOUSING AND WORK PLACE SALE

VALUE-ADDED TAX EXEMPTION FOR RESIDENTIAL AND BUSINESS SALES

EXTRA TAX ADVANTAGE ADDED IN HOUSING AND WORK PLACE SALE

VAT will not be paid in the place of business where foreigners who do not settled in Turkey and in the place of business where the business center does not exist in Turkey or in the institutions that do not get the profits in Turkey, provided that they pay the foreign currency from abroad.

Regard’s
For further information please contact us

Ekran Resmi 2017-04-10 22.32.55

Hata: İletişim formu bulunamadı.