k) Tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatifleri.
Damga Vergi ve Cezada Sorumluluk-Kemal OZMEN
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Sorumluluk
Vergi ve Cezada Sorumluluk
Madde 24-
Vergiye tabi kağıtların Damga Vergisinin ödenmemesinden veya noksan ödenmesinden dolayı alınması lazım gelen vergi ve cezadan, mükelleflere rücu hakkı olmak üzere, kağıtları ibraz edenler sorumludur.
(Değişik: 2344/1 md.) (Yürürlük: 28.11.1980) Birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenler müteselsilen sorumludurlar. Bunlar arasında vergiden müstesna olanların bulunması Damga Vergisinin noksan ödenmesini gerektirmez. Damga Vergisinden muaf kuruluşlarca kişilerin (1) sayılı tabloda yer alan işlemleriyle ilgili olarak düzenlenen ve sadece bu kurumların imzasını taşıyan kağıtlara ait verginin tamamı kişiler tarafından ödenir. Ancak bu kağıtlara ait verginin hiç ödenmemesi veya noksan ödenmesi halinde vergi ve cezanın tamamından kişilerle birlikte kurumlar müteselsilen sorumludurlar.
(Ek: 5281/4 md.) (Geçerlilik 1.1.2005 ; Yürürlük: 31.12.2004) 22 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında bulunanlar, taraf oldukları işlemlere ilişkin kâğıtlara ait verginin beyan ve ödenmesinden sorumludurlar. Verginin ödenmemesi veya noksan ödenmesi durumunda vergi, ceza ve fer’ileri, vergi için diğer işlem taraflarına rücu hakkı olmak üzere, bu fıkrada belirtilen kişilerden alınır.
Resmi daireler veya noterlerce düzenlenerek kişilere verilen veya dairede bırakılan ve Damga Vergisi hiç alınmıyan veya noksan alınan kağıtların vergisi mükelleflere, cezası düzenliyenlere aittir.
Vergi ve ceza, vergi için mükelleflere rücu hakkı olmak üzere, kağıtları düzenleyenlerden alınır.
Damga vergisi ne zaman nereye nasil odenir ?-Kemal OZMEN
(Değişik: 5281/3 md.) (Geçerlilik 1.1.2005 ; Yürürlük: 31.12.2004) Makbuz karşılığı ödemelerde Damga Vergisi;
a) Maliye Bakanlığınca belirlenen mükellefler, kurum ve kuruluşlar tarafından bir ay içinde düzenlenen kağıtların vergisi, ertesi ayın yirminci (371 Sıra No.lu VUK Tebliği uyarınca yirmiüçüncü) günü akşamına kadar vergi dairesine bir beyanname ile bildirilir ve yirmialtıncı günü akşamına kadar ödenir.
b) (a) bendi dışındaki hallerde, kâğıdın düzenlendiği tarihi izleyen onbeş gün içinde vergi dairesine bir beyanname ile bildirilir ve aynı süre içinde ödenir.
Hata: İletişim formu bulunamadı.

Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye, lüzum göreceği işlemlere ilişkin kâğıtlara ait verginin yukarıdaki sürelere bağlı kalmaksızın ve beyanname aranmaksızın kâğıdın düzenlenmesinden önce veya noterlerce işleme tâbi tutulması sırasında ödenmesi zorunluluğunu getirmeye, vergiyi işlem anında ilgili kamu kurum veya kuruluşuna makbuz karşılığı ödettirmeye yetkilidir.
Kamu kurumlarına yapılan kiralamalarda damga vergisi
(Degişik: 5035/48 md.) (Değişik: 5281/2 md.) (Geçerlilik: 1.1.2005, Yürürlük: 31.12.2004 ) Bu Kanunda gösterilen haller dışında Damga Vergisi makbuz karşılığında ödenir.
Maliye Bakanlığı makbuz karşılığı ödemeye ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkilidir.
İstihkaktan Kesinti Şekliyle Ödeme
Madde 19-
Genel ve (5766 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin (a) bendiyle değişen ibare, Yürürlük: 06.06.2008)özel bütçeli(*) dairelerle il özel idareleri ve belediyeler, bankalar, iktisadi kamu teşekkülleri ile bunların iştirakleri ve müesseseleri ve benzeri teşekkül, iştirak ve müesseselerin ödemelerinde kullanılan ve nispi vergiye tabi bulunan makbuzlarla bu mahiyetteki kağıtlara ait vergilerin,
a) Bu ödemelerin yapılması,
b) Avans suretiyle ödemelerde avansın itası,
Sırasında ilgili daire ve müesseseler tarafından istihkaklardan kesinti yapılması şekliyle ödenmesine Maliye Bakanlığınca izin verilebilir.
(Ek: 1318/100 md.) (Yürürlük: 10.8.1970) Maliye Bakanlığı lüzum gördüğü hallerde vergiyi istihkaktan kesinti yapılması şekliyle ödetmeye yetkilidir.
(*) (5766 sayılı Kanunla değişmeden önceki şekli) katma bütçeli
3.2.2. İthalat işlemlerinin form Ba ile bildirilmesinde Gümrük Beyannamesi giriş tarihi, ihracat işlemlerinin form Bs ile bildirilmesinde ise, fiili ihracatın gerçekleştiği tarih dikkate alınacaktır.
3.2.2. İthalat işlemlerinin form Ba ile bildirilmesinde Gümrük Beyannamesi giriş tarihi, ihracat işlemlerinin form Bs ile bildirilmesinde ise, fiili ihracatın gerçekleştiği tarih dikkate alınacaktır.
PAZAR YERLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK-KEMAL ÖZMEN-12.07.2012
|
|||||||||
İlişik Kesme Belgesi hk.
Başlık İlişik Kesme Belgesi hk.
Tarih 23/06/2012
Sayı B.07.4.DEF.0.02.10.00-2010/3-14
Kapsam
T.C.
ADIYAMAN VALİLİĞİ
Defterdarlık Gelir Müdürlüğü
Sayı
:
B.07.4.DEF.0.02.10.00-2010/3-14
23/06/2012
Konu
:
İlişik Kesme Belgesi
İlgide kayıtlı özelge talep formunun incelenmesinden, veraset yoluyla intikal eden mallarla ilgili olarak veraset intikal vergisi beyannamesinin tarafınızdan verildiği, Tapu ve Trafik Tescil Müdürlüğüne ibraz edilmek üzere veraset intikal vergisi ilişik kesme belgesini talep ettiğiniz, intikal eden mallara ilişkin borçları bulunmamakla beraber bazı mirasçıların veraset ve intikal vergisi dışında vergi dairesine borçlarının bulunması nedeniyle ilişik kesme belgesinin verilmediği belirtilerek, tarafınıza ilişik kesme belgesinin verilip verilemeyeceği hususunda görüş istenilmektedir.
7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu, 5 inci maddesinde de veraset ve intikal vergisinin mükellefinin, veraset yoluyla veya ivazsız bir şekilde mal iktisabeden şahıs olduğu hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanunun 17 inci maddesinde, “Amme idare ve müesseseleri, bankalar, bankerler, kasa kiralayanlar, sigorta şirketleri sair şirket ve müesseseler, mahkemeler ve icra daireleri istihkak sahiplerine bu verginin mevzuuna giren herhangi bir muamele dolayısiyle para ve senet verebilmek için evvelemirde verginin ödenmiş olduğuna dair vergi dairesinden verilmiş bir tasdikname talebederler.
Tasdikname ibraz etmeyen hak sahiplerinin istihkaklarından, veraset yoluyla intikallerde yüzde 5, ivazsız intikallerde yüzde 15 oranında vergi karşılığı olarak tevkifat yaptıktan sonra, bakiyesini verebilirler. Tevkifatı yapanlar, tevkif ettikleri parayı en geç bir hafta içinde bulundukları yerin malsandığına yatırmaya ve keyfiyeti bağlı bulundukları vergi dairesine yazı ile bildirmeye mecburdurlar.
Tevkifat yapmadan para ve senet verenlerle tevkif ettikleri parayı yukarıda belirtilen süre içinde malsandığına yatırmayanlardan (Hakimler hariç), tevkif etmeye ve yatırmaya mecbur oldukları paralar Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı tatbik edilerek tahsil edilir. Tevkifatı yapan ilgili kuruluşların, bu görevleri süresinde yerine getirmeyen sorumlularından, tevkif etmeye ve yatırmaya mecbur oldukları paraların % 10’u oranında ayrıca ceza tahsil olunur.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasında “Tescil tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde sonucu ilgili vergi dairesine bildirilmek üzere, intikal eden gayrimenkullerin tescil işlemi veraset ve intikal vergisinin tahakkuku beklenilmeksizin yapılır. Ancak, intikali yapılan gayrimenkule isabet eden veraset ve intikal vergisi tamamen ödenmedikçe devir ve ferağı yapılamaz ve üzerinde herhangi bir aynı hak tesis edilemez. Tapu memurları vergi dairesince verilmiş ilişik kesme belgesi olmaksızın devir ve ferağ işlemi yapamazlar, aksi halde verginin ödenmesinden mükellef ile birlikte müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 17 ve 19 uncu maddeleri gereğince vergi dairesince ilişik kesme belgesinin verilmesi, intikali yapılan gayrimenkule ve mallara isabet eden veraset ve intikal vergisinin tamamen ödenmesi şartına bağlı olup, bu şartın yerine getirilmesi halinde ilişik kesme belgesinin verilmesinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Ayrıca, mirasçılara ait diğer amme borçlarının ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre cebri takibatlarının yapılması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
İşgücü temin ve servis taşımacılığı hizmetinde KDV tevkifatı hk.
Başlık İşgücü temin ve servis taşımacılığı hizmetinde KDV tevkifatı hk.
Tarih 16/06/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.41.15.01-130[9-2012/28]-141
Kapsam
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)
Sayı
:
B.07.1.GİB.4.41.15.01-130[9-2012/28]-141
19/06/2012
Konu
:
İşgücü temin ve servis taşımacılığı hizmetinde KDV tevkifatı
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Şirketiniz tarafından … Kocaeli Bölge Müdürlüğüne verilen Nisan ayında başlayıp 4/5/2012 tarihinde biten şoförlü araç kiralama hizmetinde uygulanması gereken KDV tevkifatı oranının bildirilmesi istenmektedir.
Katma Değer Vergisi Kanununun 9/1 inci maddesi ile vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları vergi alacağının ödenmesinden sorumlu tutma konusunda Bakanlığımıza yetki verilmiştir.
Söz konusu maddenin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 91, 95, 96 ve 97 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerinde tevkifat yapmakla yükümlü kurum ve kuruluşlar, tevkifat kapsamındaki hizmetler ile bu hizmetlere uygulanacak tevkifat oranlarına ilişkin hükümler 14/4/2012 tarih ve 28264 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 1/5/2012 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 117 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile kaldırılarak yeniden düzenlenmiştir. Dolayısıyla 1/5/2012 tarihinden önceki işlemlerde kaldırılan hükümler kapsamında, 1/5/2012 tarihinden sonra yapılan işlemlerde ise 117 Seri No.lu KDV Genel Tebliğindeki açıklamalar çerçevesinde işlem yapılması gerekmektedir.
117 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin;
– (3.1.2) bölümünde, 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşların kısmi tevkifat yapmakla yükümlü oldukları,
– (3.2.5.) bölümünde, kısmi tevkifat yapmakla yükümlü kurum ve kuruluşların faaliyetlerinin yürütülmesi ile ilgili işlemlerde kullanacakları işgücünün sağlanması şeklinde verilen hizmetlerde alıcılar tarafından (9/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacağı,
– (3.2.13.) bölümünde, KDV mükellefleri tarafından 5018 sayılı Karara ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlara ifa edilen ve tebliğde belirtilmeyen bütün hizmet ifalarında söz konusu idare, kurum ve kuruluşlar tarafından (5/10) oranında KDV tevkifatı, uygulanacağı,
– (8.2) bölümünde, Tebliğin yürürlüğünden önce başlayan ve halen devam eden işler kapsamında, yürürlük tarihinden itibaren yapılacak işlemler bakımından da bu Tebliğde yer alan düzenlemeler geçerli olduğu,
belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 60 No.lu KDV Sirkülerinin “İşgücü Temin Hizmetinde Tevkifat Uygulaması” başlıklı 2 nci maddesinde, alt işverenlerden temin edilen elemanların, hizmeti alan işletmenin bilfiil sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılabilmesinin mümkün bulunduğu durumlarda söz konusu hizmetlerin tevkifat kapsamına girdiği açıklanmıştır.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; Şirketiniz tarafından … Kocaeli Bölge Müdürlüğüne Nisan ayında başlayıp 4/5/2012 tarihinde biten dolayısıyla 117 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin yürürlüğünden sonra tamamlanmış bulunan şoförlü araç kiralama hizmetinde;
– … Kocaeli Bölge Müdürlüğü ile şoförler arasında herhangi bir hizmet akdi bulunmaması, şoförlerin iş süresince idare yetkililerinin emir ve talimatları altında çalışması halinde, bu hizmet işgücü temin hizmeti olarak değerlendirilecek ve hizmet bedeli üzerinden hesaplanan KDV (9/10) oranında tevkifata tabi tutulacaktır.
– Bu hizmete ait bedelden şoför teminine ilişkin bedelin; sözleşme, ücret bordrosu, muhasebe kayıtları, sigorta prim bildirgeleri vb. belge ve kayıtlardan hareketle ayrıştırılması ve faturada ayrıca gösterilmesi halinde, bedelin şoför ücretine isabet eden kısmına ait KDV üzerinden (9/10), araç kiralama bedeline isabet eden KDV üzerinden ise (5/10) oranında tevkifat yapılması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Mecburi Meslek Kararlarına ilişkin 1996/1 sayılı Genelge uyarınca, serbest meslek makbuzu dışında başka bir belgeyle tahsilat yapmasının yasaya aykırı olduğunu, para makbuzuyla ödeme yapıldığına ilişkin dava dilekçesindeki iddianın bu nedenle dinlenemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.
Davacı Muhasebeci tarafından düzenlenen serbest meslek makbuzundan sonra ki tarihli, davalının itirazına uğramayan bir para alma makbuzu bulunduğuna göre,
*Davacının anılan serbest meslek makbuzunu yıllık ücret alacağına karşılık olarak ve mevzuat öyle gerektirdiği için düzenlediği,
*Bu makbuzun düzenlenmiş olmasının, makbuza konu alacağın bütünüyle ödendiğinin kabulüne yeterli bulunmadığı,
hususlarının kabulüyle, davalının ödeme iddiasını, tıpkı serbest meslek makbuzundan sonra düzenlenmiş olan para alma makbuzunda olduğu gibi,aynı nitelikteki başka para alma makbuzlarıyla kanıtlaması gerekir.
(Karar Tarihi : 14.06.2006)
Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 17.6.2004 gün ve 2003/1052-2004/425 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 27.9.2005 gün ve 2005/7549-13986 sayılı ilamı ile, (“.Davacı, aralarındaki sözleşmeye dayanarak davalıya mali müşavirlik hizmeti verip, defterlerini tuttuğunu, davalının her ay ödemesi gereken 200.000.000 TL. ücretini ödemediğini, yıl sonunda 2.304.000.000 TL. alacağına ilişkin serbest meslek makbuzu düzenleyip davalıya verdiğini, davalının bundan sonra sadece 500.000.000 TL. ödediğini, bakiye alacağı yönünden takip başlattığını davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının dayandığı 30.11.2002 tarihli makbuzla borcunun tamamını ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının bizzat düzenleyip davalıya verdiğini kabul ettiği 30.11.2002 tarihli “Serbest Meslek makbuzu” Başlıklı belgede “yukarıda adı yazılı müşteriden 31.1.2002-2002-4 hizmet sözleşmesi -işleri karşılığı net ve KDV toplamı karşılığı olarak 2.304.000.000 TL. tahsil edilmiştir” yazısı yazıldıktan sonra belgenin altı davacı tarafından imzalanmıştır. Davalı ise borcunu ödediğini karşılığında dayanılan bu belgeyi aldığını savunmuştur. Bu durumda davacı tarafından bizzat düzenlenip davalıya verilen ve az yukarıda içeriği açıklanan yazılı belge karşısında bilirkişi raporuna itibar edilemez. Toplanan delillerden davacının davasını ispat edemediği anlaşılmaktadır. Ne var ki, davacı, dava dilekçesinde “vs. delil demek suretiyle yemin deliline de dayanmış bulunduğundan kendisine yemin hakkı hatırlatılmalı, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Bu hususun göz ardı edilerek aksine düşüncelerle yazılı şeklide hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir…”) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, muhasebecilik hizmet sözleşmesine dayalı olarak, bakiye ücret alacağının tahsili istemiyle girişilen ilamsız icra takibinde borca itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı Halit Kültürel vekili, taraflar arasındaki 31.1.2002 günlü hizmet sözleşmesi ile taraflar arasında, aylık 200.000.000 TL. brüt ücret ödemesinin kararlaştırıldığını, davalının ödemelerini aylık olarak düzenli bir şekilde yapmadığını, cari hesap şeklinde çalışıldığını, davacıya para makbuzu karşılığı ödeme yapılması nedeniyle davacının serbest meslek makbuzunu her ay için değil, yıllık olarak düzenlemek zorunda kaldığını; 2002 yılı ücretleri karşılığında davacı tarafından düzenlenerek davalıya verilen 30.11.2002 günlü, 2.304.000.000 TL. net bedelli serbest meslek makbuzuna karşılık, davacıya 25.12.2002 tarihinde 500.000.000 ödeme yapıldığını, davacının bu serbest meslek makbuzundan dolayı bakiye 1.804.000.000 TL. alacağı kaldığını, dava dilekçesi ekinde sunulan 2002 yılı sonu itibariyle davacının bakiye alacağını gösteren cari hesap dökümünün de bunu doğruladığını, serbest meslek makbuzu düzenlenip verildikten sonra davacıya para makbuzu karşılığı ödeme yapılmasının da, ödemelerin serbest meslek makbuzu verilmek suretiyle değil, bunun dışında ödeme sırasında ayrıca para makbuzu düzenlenerek yapıldığını gösterdiğini; davalının bakiye borcunu ödememesi üzerine hakkında icra takibi yapıldığını, haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, asgari %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Geotest Zemin Mekaniği ve Geoteknik Müh. Hizmetleri San. Tic.A.Ş. vekili, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde aylık 200.000.000 brüt ücret ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının sözleşmeden doğan borcunu yerine getirdiğini, 30.11.2002 tarihli 11601 seri numaralı serbest meslek makbuzu ile, davacıya 2.304.000.000 TL. ödendiğini, Yeminli Mali müşavir olan davacının, Mecburi Meslek Kararlarına ilişkin 1996/1 sayılı Genelge uyarınca, serbest meslek makbuzu dışında başka bir belgeyle tahsilat yapmasının yasaya aykırı olduğunu, para makbuzuyla ödeme yapıldığına ilişkin dava dilekçesindeki iddianın bu nedenle dinlenemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.
Yerel Mahkeme; davalı şirketin 30.10.2002 tarihli serbest meslek makbuzundaki 2.304.000.000 TL. alacağını 30.11.2002 tarih ve 796 sayılı mahsup fişi ile 100.001 nolu kasa hesabından 320.009.001 nolu hesap karşılığında ödenmiş olarak kayda aldığı, ancak ödeme ile ilgili davacının imzası ile tahsilat makbuzunun mevcut olmadığı, ayrıca davacının tahsil ettiği 500.000.000 TL.’nin davalı şirket kayıtlarında görünmediği, muavin defter ve kayıtlarında ise davacıya ödenen 500.000.000 TL.nin mizanda yer aldığı, ancak, bilahare bilgisayar kayıtlarından çıkartıldığı, bunun bilerek yapıldığı, ödenen 500.000.000 TL. mizanın alındığı ve bakiyenin 1.804.000.000 TL. borç görüldüğü, yani mizan değerlerinin defter kayıtları ile uygun olmadığı, buna göre davacının davalıdan 1.804.000.000 TL. alacaklı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, %40 oranında 721.600.000 TL. icra inkar tazminatına karar vermiş; bu karar Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulduktan sonra, Yerel Mahkeme, gerekçesini tekrarlayarak ve genişleterek önceki kararında direnmiş, direnme kararını da davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında 31.1.2002 günlü hizmet sözleşmesinin düzenlendiği ve davacının bu sözleşme uyarınca hak kazandığı toplam net ücretin 2.304.000.000 TL. olduğu; davacının, aynı miktarı içeren 30.11.2002 tarihli serbest meslek makbuzunu düzenleyerek davalıya verdiği çekişmesizdir. Davacı, bu makbuzun ödemeyi kanıtlamadığını, ödemelerin ayrıca düzenlenen para alma makbuzları karşılığında yapıldığını, nitekim davalının 25.12.2002 tarihinde yaptığı 500.000.000 ödeme karşılığı olarak ayrı bir para alma makbuzu düzenlendiğini, başkaca bir ödeme yapılmadığını ileri sürmüş; davalı taraf ise, sözleşmeden doğan borcun tamamının, 30.11.2002 tarihli serbest meslek makbuzu karşılığında davacıya ödendiğini savunmuştur.
Alınan bilirkişi raporunda, davalının defterleri değerlendirilmek suretiyle, takibe konu alacağın mevcut olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Bu noktada belirtilmelidir ki; borcun varlığının davalı tarafça kabul edildiği ve ancak bunun ödendiğinin savunulduğu durumlarda, ödeme definin davalı tarafça kanıtlanması, usul hukukunun gereğidir.
Somut olayda, davacı muhasebeci tarafından düzenlenen ve net 2.304.000.000 TL. meblağı içeren serbest meslek makbuzu 30.11.2002 tarihlidir. Ancak, dosyada, davacı tarafından daha sonra 25.12.2002 günü düzenlenen ve tarihi ile içeriği davalı tarafın itirazına uğramayan bir para alma makbuzu da mevcuttur.
30.11.2002 tarihli serbest meslek makbuzundan daha sonra, 25.12.2002 günlü para alma makbuzunun düzenlenmiş olması karşısında, davacı tarafından ileri sürüldüğü şekilde, davalının ücret ödemelerini aylık olarak düzenli bir şekilde yapmadığı, davacıya para makbuzu karşılığı ödeme yapıldığı, davacının anılan serbest meslek makbuzunu yıllık ücret alacağına karşılık olarak ve mevzuat öyle gerektirdiği için düzenlediği; bu makbuzun düzenlenmiş olmasının, makbuza konu alacağın bütünüyle ödendiğinin kabulüne yeterli bulunmadığı; dolayısıyla, davalının dava konusu döneme ait ücret borcunun tamamını ödediğine ilişkin savunmasını kanıtlamakla yükümlü bulunduğu ve bu savunmasını tıpkı 25.12.2002 günlü para makbuzu gibi, aynı nitelikteki başka para alma makbuzlarını sunmak suretiyle kanıtlaması gerektiği kabul edilmelidir.
Davalı taraf, yukarıda sözü edilen para alma makbuzu dışında, başka makbuzların da bulunduğunu savunmamış ve dosyaya bu konuda belge sunmamıştır.
Davalı vekilinin 20.10.2003 günlü delil listesinde açıkça -veya örneğin “Sair deliller” gibi bir ibareye yer verilmek suretiyle zımnen- yemin deliline de dayanılmamıştır.
Hal böyle olunca, davalının ödeme savunmasını kanıtlayamadığının kabulü gerekir. Yerel Mahkemenin aynı gerekçeye dayalı direnme kararı bu nedenle yerindedir. Ne var ki, davalı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden, bu yönden inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
KARAR : Yerel Mahkemenin direnmesi yerinde görüldüğünden, işin esası yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın 13. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 14.6.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : İcra ve İflas Kanunu MADDE 68 :(Değişik madde: 18/02/1965 – 538/38 md.)
(Değişik fıkra: 17/07/2003 – 4949 S.K./16. md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz.
Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir.
İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur.
Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 – 3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar.
TÜRMOB’UN MECBURİ MESLEK KARARLARINA İLİŞKİN GENELGESİ
TÜRMOB’UN MECBURİ MESLEK KARARLARINA İLİŞKİN
GENELGESİ
1996/1
(26.01.1996 tarih ve 22535 sayılı R.G.)
3568 sayılı, Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununun 33. Maddesine dayanarak 7.10.1995 tarihli TÜRMOB (Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği) Genel Kurulunda alınan meslek kararı aşağıdaki gibidir:
1. Meslek mensupları müşteri adına üçüncü kişilere (Vergi Dairesi, SSK, Bağ-Kur ve benzeri kurumlara) ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun, mali değerler (para, çek, senet, menkul değerler ve benzerlerini) alamazlar.
2. Emanet para makbuzu veya benzeri belge kullanamazlar.
3. Emanet para makbuzu veya benzeri belge kullananlar hakkında, Disiplin Yönetmeliği hükümleri uygulanır
4. Bu uygulama ile ilgili olarak meslek kararına bağlı olmak üzere TÜRMOB (Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği) Başkanlığı açıklayıcı sirküler yayımlayabilir.
5. Bu Genelgenin uygulaması 30.06.1996 tarihinde başlar. Bu süreye kadar Odalar gerekli hazırlıkları yaparak üyelere bildirecektir.
Sayfa / 1
Siteye kamera takilmasi icin alinmasi gereken karar-Kemal Ozmen
Mahkemece yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu içeriğinden ortak alan olan dış duvar delinmek suretiyle kamera yerleştirildiği anlaşılmaktadır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasına göre kat maliklerinden biri bütün kat maliklerinin beşte dördünün rızası olmadıkça anataşınmazın ortak yerlerinde onarım, tesis ve değişiklik yaptıramaz. Yasanın bu hükmü dikkate alınarak mahkemece ortak alana yerleştirilen kameraların sökülüp dış duvarın eski hale getirilmesine karar verilmesi gerekirken bu konudaki istemin reddi yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Maddeye göre ivazsız elde olunan hisse senetlerinin elden çıkarılması ile bir bedel (ivaz) karşılığı edinilen hisse senetlerinin iktisap tarihinden itibaren iki yıl geçmesinden sonra sağlanan kazançlar
Maddeye göre ivazsız elde olunan hisse senetlerinin elden çıkarılması ile bir bedel (ivaz) karşılığı edinilen hisse senetlerinin iktisap tarihinden itibaren iki yıl geçmesinden sonra sağlanan kazançlar
Kooperatiflerde KDV
Kurumların aktifinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimlerin KDV’ den istisna olmasına ilişkin düzenleme, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun[1] geçici 10 uncu maddesinde yeralmakta iken, 5281 sayılı Kanunun[2] 33 üncü maddesi ile, Katma Değer Vergisi Kanununun 17 inci maddesinin 4 üncü bendinin “r” fıkrasında, uygulamanın devamı niteliğinde, Kurumlar Vergisi Kanunundan bağımsız ve yerleşik hale getirilmiştir.
Kanunun ilgili maddesinde yer alan “İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışındadır.” hükmü konut yapı kooperatiflerinin istisna hükmünden faydalanıp faydalanamayacağı hususunda, Gelir idaresinin çelişkili görüşleri bulunmasının da etkisiyle tereddütlere neden olmaktadır.
II. YASAL DURUM:
İstisnaya ilişkin düzenleme, 3065 sayılı Kanunun “Sosyal ve Askerî Amaçlı İstisnalarla Diğer İstisnalar” bölümünün 17. maddesinin 4. bendinin “r” fıkrasında;
“Kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimleri.
İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışındadır.
İstisna kapsamında teslim edilen kıymetlerin iktisabında yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi, teslimin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınır.”
şeklinde yapılmıştır.
Düzenleme, kurumların mali yapılarını güçlendirme ve bankaların alacaklarının tahsilini hızlandırma amacını taşımaktadır. Bu nedenle istisna uygulamasına bu amaca uygun düşecek şartlar getirilmiştir. Buna göre;
1.İstisna kurumlar tarafından uygulanabilecektir.
2.İstisna, kurumların en az iki tam yıl süresiyle aktiflerinde yer alan iştirak hissesi ve taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve tesliminde uygulanabilecektir.
3.İstisna “satış” yoluyla gerçekleştirilen devir ve teslimlerde uygulanabilecektir. Bağış ve hibe şeklindeki devir ve teslimler istisna kapsamı dışında tutulmuştur.
4.İştirak hissesi ve taşınmazların ticaretini yapanların ticaret amacıyla elde tuttukları bu mevcutların devir ve teslimi istisna kapsamı dışındadır.
Konut yapı kooperatiflerinin söz konusu istisna hükmünden faydalanıp, faydalanamayacağı hususunda, yukarıda belirtilen 4 numaralı şart Gelir idaresinin görüşlerinde belirleyici olmaktadır.
III. KONUT YAPI KOOPERATİFLERİNİN İSTİSNA KARŞISINDAKİ DURUMU:
Kooperatifin tanımı 24.04.1969 tarihli 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun[3] 1. maddesinde;
“Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve kamu tüzel kişileri ile özel idareler, belediyeler, köyler, cemiyetler ve dernekler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli teşekküllere kooperatif denir.”
şeklinde yapılmış olup, kooperatifler, türü ne olursa olsun, kurumlar vergisi mükellefidir. Ancak kooperatifler, üyelerin meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma ile sağlanması esasıyla kurulmaları dolayısıyla, Kurumlar Vergisi Kanununun 4. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi ile tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere dışında kalan kooperatifler belirli şartlarla kurumlar vergisinden muaf tutulmuştur. Böylece vergilendirmede sosyal amaç ile ticari amaç ayrıştırılmıştır.
Yazımızın giriş bölümde belirtiğimiz gibi, Yazımızın bir önceki bölümünde açıkladığımız üzere, aktifte 2 yıl süreyle tutulan taşınmazların satışı KDV ‘nden istisna edilmiş olmakla birlikte, Kanunun Katma Değer Vergisi Kanununun 17 inci maddesinin 4 üncü bendinin “r” fıkrasında yeralan “İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışındadır.” hükmü konut yapı kooperatiflerinin istisnadan faydalanıp faydalanamayacağı hususunda bir takım tereddütlere neden olmaktadır. Bu konuda Gelir İdaresinin farklı çelişkili görüşlerinin de bulunması da bu durumu etkilemektedir.
1. Konuya İlişkin Gelir İdaresinin Görüşleri:
İstisnadan faydalanılabileceğine ilişkin seçtiğimiz özelgeler:
B.07.1.GİB.4.07.16.02/KDV-ÖZG.2007-122 sayılı Kooperatif tarafından 17 yıl önce satın alınan, Çakırlar Mevkiinde, tarım arazisi niteliğindeki arazinin bir şirkete satılacağı, satış sonucu elde edilen para üyelerin hissesi oranında dağıtılacağı bahisle, ne tür vergiler ödeyeceği ve Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-r bendi gereğince katma değer vergisinden istisna olup olmayacağı konusunda verilen özelge;
“kooperatif adına kayıtlı arazinin satışı, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-r maddesi gereğince katma değer vergisinden istisna tutulması mümkün bulunmaktadır.” [4]
B.07.1.GİB.4.07.16.01/KVK.06 sayılı Kooperatifin aktifinde yer alan gayrimenkul satışının KDV ve KV istisna olup olmadığına ilişkin verilen özelge;
“iktisap tarihinin tapu tescil tarihi olarak kabul edilerek, iki tam yıl süreyle kooperatifin aktifinde yer aldığını belirttiğinizden, gayrimenkulün devir ve tesliminin katma değer vergisi ve kurumlar vergisinden istisna tutulması gerekmektedir.” [4]
B.07.1.GİB.4.35.16.01/176300-ÖZ-160 sayılı Kurumlar vergisinden muaf olarak faaliyetinizi sürdüren, finansman ihtiyacınızı karşılamak amacıyla iki tam yıl süreyle aktifinizde kayıtlı taşınmazın 2007 takvim yılı içerisinde satılması durumunda elde edilen gelirin Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi Kanunları yönünden istisna olup olmayacağına ilişkin verilen özelge;
“Belirtilen arsa satışı işlemi nedeniyle oluşan bedel üzerinden, söz konusu arsanın en az iki tam yıl kooperatifinizin aktifinde yer alması koşuluyla katma değer vergisi hesaplanmaması gerekmektedir.”[5]
İstisnadan faydalanılamayacağına ilişkin seçtiğimiz özelgeler :
B.07.1.GİB.4.16.16.01.KV.08.03/691 sayılı 24.02.2008 tarihinde yapılacak olan 2007 yılı olağan genel kurulunda kooperatifin tasfiyesi yönünde karar alınması ve kooperatifin aktifine kayıtlı kiraya verilen 19 adet gayrimenkulün ortaklara ve/veya üçüncü şahıslara satılması halinde, satın alanların vergi yükümlülükleri ile tasfiyeye giren kooperatifin Katma Değer Vergisi Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu açısından yükümlülükleri hakkında bilgi talebine ilişkin verilen özelge:
“İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları gayrimenkul ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışındadır. Bu itibarla, kooperatifinizce kiralama suretiyle değerlendirilen 19 adet işyerinin ortaklara veya üçüncü şahıslara satışı işleminin ticari mahiyette yapıldığının kabul edilmesi ve katma değer vergisine tabi tutulması gerekmektedir.”[5]
B.07.1.GİB.4.34.17.01.17/4-r.25-32378 sayılı Konut yapı kooperatifine ait arsanın satışında KDV uygulamasına ilişkin verilen özelge;
“Kooperatifinizce 1993 yılında iktisap edilen arsanın satılması işlemi taşınmaz alım satım faaliyeti olarak değerlendirilerek, Kanunun 1/1. maddesi gereği ticari faaliyet kapsamında genel oranda (%18) katma değer vergisine tabi olacaktır.”
Konut yapı kooperatiflerinin istisna hükmünden faydalanamayacağına ilişkin seçtiğimiz özelgelerde, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışında tutulmasına ilişkin sınırlama gerekçe olarak gösterilmektedir. Yani aykırı görüş verilen özelgelerde, konut yapı kooperatiflerinin konut yapımına ilişkin faaliyetleri bulunması ve ortaklara veya üçüncü şahıslara taşınmaz satışı, kanunun istisna hükmünde engellediği nitelikte ticari faaliyet olarak kabul edilmiştir.
2. Konuya İlişkin Görüşlerimiz:
3065 sayılı Kanunun “Sosyal ve Askerî Amaçlı İstisnalarla Diğer İstisnalar” bölümünün 17. maddesinin 4. bendinin “r” fıkrasında düzenlenmiş olan istisna uygulamasının 4 şartı bulunmaktadır. İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışında bırakılmasına ilişkin şart, temel şartlara sahip olunmakla birlikte istisna uygulanmasını engelleyen bir durum olmakla birlikte konut yapı kooperatiflerinin konut yapımına ilişkin faaliyetleri olması dolayısıyla, faaliyetlerinin sosyal veya ticari amacının ötesinde, elde bulundurulan taşınmazın niteliğine de bakılmadan, istisna hükmünden faydalanamayacaklarına dair yanlış algılamalara neden olmaktadır.
İstisnadan faydalanabilmenin belirleyici şartı, kurum kooperatif dahi olsa taşınmazı iki yıl süreyle aktifte bulundurmaktan ibarettir. Kooperatif olmasından kaynaklanan diğer hususlar sadece kurumlar vergisi muafiyetinin kaybedilmesine ilişkindir. Diğer taraftan kurumlar vergisi muafiyeti kaybedilmiş bir durum açısından istisnayı da kaybetmiş muamelesi yapmak KDV Kanununun 17. Maddesi hükmünü de yok saymak anlamına gelir. Oysa ki, verginin konusundan kanunda yazılı şartlarla muafiyet tanınarak çıkarılan kooperatiflerin, kurumlar vergisi mükellefi olmaları ve yaptıkları işlemin vergiye tabi hale gelmesi, ortada kazanç varsa istisnanın da uygulanabilir hale geldiğini gösterir.
ları, uygulamada toplu aranmasının yanı sıra, her biri münferit değerlendirilmelidir.
Yani nasıl ki,
– İstisnadan faydalanacak teşebbüsün kurum olup, olmaması.
– Satışa konu taşınmazın en az iki tam yıl süreyle kurumun aktifde yer alıp almaması,
– Taşınmaza ilişkin devir ve teslimin satış yoluyla gerçekleştirilip, gerçekleştirilmemesi,
şartları istisna hükmünden faydalanma esnasında ayrı ayrı değerlendiriliyorsa,
Gelir idaresinin aykırı görüş vermesinin temelindeki “İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışındadır “ hükmüne gelince;
Bu hükmün kooperatifler açısından tek başına ve sadece satış işlemi yönüyle değerlendirilmesi sanırız çok katı ve hazineci bir yaklaşım olur.
Bir şeyin “taşınmaz dahi olsa” ticaretini yapmak demek, hem almak ve hem de satmak yönüyle ticari olup olmadığının değerlendirilmesini gerektirir. Sadece satışı ticari olarak tanımlayıp alış işlemi için amaç ortaya konulmaması ise ticaretini yapmak eylemini eksik kılar.
Bu itibarla, satışa konu taşınmazların ticaretini yapanların, ticari amaç dışındaki taşınmazlarını satıp satmadıkları da ayrıca değerlendirilmelidir.
Kanunda açıkça belirtildiği gibi, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışındadır. Yani ticari amaçla satın alınmış olan taşınmazlar istisna kapsamı dışında bırakılmış olup, ticari amaç dışındaki taşınmazların satışı, diğer şartların da varlığı halinde istisnaya tabidir.
Konuyu konut yapı kooperatifleri açısından değerlendirdiğimizde de, konut yapı kooperatifinin, istisna kapsamındaki kıymetin ticaretini yapan kurum olup, olmaması ve istisnadan faydalanılmasına ilişkin gayrimenkulün hangi maksatla alındığının doğru değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, KDV kanununun ilgili istisna hükmü her nekadar Kurumlar Vergisi Kanunundan bağımsız hale getirilmiş olsa da, organik bağının devam ettiğini düşündüğümüz, Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-e maddesindeki istisna uygulamasına ilişkin 1 Seri Nolu KVK Genel Tebliğinde[6], kooperatiflerin istisna karşısındaki durumu hakkında;
“5.6.2.3.4.1. Kooperatiflerin durumu
Yapı kooperatiflerinin de önceki bölümlerde yapılan açıklamalar çerçevesinde söz konusu istisnadan yararlanabilmesi mümkündür. Ancak, istisna edilen kazancın özel bir fon hesabında tutulması, hiç bir şekilde ortaklara dağıtılmayarak kooperatif amaçları doğrultusunda kullanılması gerekmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, diğer kooperatiflerin yapacakları işlemlerden doğan kazançlar da kurumlar vergisinden istisna edilebilecektir.
İstisna uygulaması bakımından ortakların bir veya birden fazla konut veya işyeri sahibi olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Diğer taraftan, kooperatiflerin amaçlarını gerçekleştirdikten sonra kalan fazla arsa veya konutu elden çıkarmaları halinde de doğan kazanç istisnaya konu olabilecektir.”
özel bir uygulama getirilmiştir. KDV Kanununun geçici 10. maddesinin devamı niteliğinde olan KDV Kanununun 17/4-r maddesinin kooperatifler açısından değerlendirilmesi esnasında, KVK 5/1-e maddesindeki istisna hükmünün kooperatifler açısından uygulamasına ilişkin 1 Seri Nolu KVK Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar göz ardı edilmemelidir.
Dolayısıyla, üyelerine konut veya işyeri teslim etmek amacıyla kurulmuş olan bir yapı kooperatifinin, çeşitli nedenlerle amacını gerçekleştirememesi dolayısıyla, aktifinde bulundurduğu taşınmazı amacını gerçekleştirmek veya finansman sağlamak üzere satması halinde, diğer şartlarında gerçekleşmiş olması koşuluyla, istisnaya tabi olması gerektiği kanaatindeyiz. Bunun da ötesinde, KVK’ nın ilgili istisna hükmünün kooperatifler açısından uygulanmasına ilişkin yapılan açıklamalarda, kooperatiflerin amaçlarını gerçekleştirdikten sonra kalan fazla arsa veya konutu elden çıkarmaları halinde de doğan kazanç istisnaya konu olabileceği belirtilmiştir.
IV. SONUÇ:
5281 sayılı kanunun gerekçesinde, 1984 yılından bu yana geçici maddeler çerçevesinde uygulanan ve mevcut hükme göre 31.12.2004 tarihi itibariyle uygulama süresi biten gayrimenkul ve iştirak hissesi satış kazançları istisnası, kurumların mali yapılarının güçlendirilmesi amacıyla kalıcı olarak ve daha sade bir şekilde düzenlendiği, buna paralel olarak uygulanan katma değer vergisi istisnasına ilişkin düzenleme kurumlar vergisi istisnasından bağımsız olarak kalıcı hale getirildiği belirtilmiştir.[7]
Gerekçesinde de belirtildiği üzere, taşınmaz satışına ilişkin istisna uygulaması, geçmişten gelen KDV Kanunu ile KV kanunu arasındaki birliktelik 5281 sayılı kanun ile son bulmuştur. Ancak, KDV kanununa ilişkin istisna hükmünün bağımsız hale getirilmiş olması, geçmiş yıllardan beri devam eden istisna uygulamasının paralelinde ve devamı niteliğinde yapılan düzenleme dolayısıyla, iki kanun arasındaki organik bağı ortadan kaldırmamaktadır.
Üst birliği olmayan kooperatifin işyerini kiraya vermesi halinde ne şekilde vergilendirileceği.
SAYI : KDV.MUK.B.07.4.DEF.0.34.18.1176
KONU : Üst birliği olmayan kooperatifin işyerini
kiraya vermesi halinde ne şekilde vergilendirileceği.
……………..KOOPERATİFİ
İlgide kayıtlı dilekçenizde; faaliyette bulunduğunuz bölgede bir üst birliğiniz olmadığı, devrolan tüketim kooperatifinin faaliyetlerinin devam etmediği, kooperatif olarak gelirinizin kooperatif bünyesindeki işyerinden alınan kiralardan oluştuğu, kira geliri haricinde kooperatifinizin bir geliri olmadığı belirtilerek;
1- Kiraları tahsil ederken iş yerlerine fatura kesildiği, kesilen faturada hem stopaj hem KDV uygulaması mı yapılacağı,
2- Aylık toplanan kiralardan kooperatif giderlerini düştükten sonra kalan kısmı bankaya faize yatırdığınızı dolayısıyla kira geliri ile birlikte faiz geliri oluştuğu belirtilerek Kurumlar Vergisi ve Geçici Vergi karşısındaki durumunuzun ne olacağı hususlarında Defterdarlığımızdan görüş sorulmaktadır.
5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 7. maddesinin 16. bendinde; esas mukavelelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, idare meclisi başkan ve üyelerine kazanç üzerinden hisse verilmemesi, ihtiyat akçelerinin ortaklara dağıtılmaması ve münhasıran ortaklar ile iş görülmesine dair hükümler bulunması şartı ile kooperatiflerin (4369 sayılı Kanunun 81/D-7 maddesiyle değişen ibare) (29.07.1998 tarihinden geçerli olmak üzere) (Esas mukavelelerinde yukarıdaki şartlar mevcut olmakla beraber fiilen bu kayıt ve şartlara uymayan kooperatifler ile faaliyete geçen üst kuruluşlara girmeyen kooperatifler muafiyetten faydalanamaz) kurumlar vergisinden muaf tutulacakları hükme bağlanmıştır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 93. maddesinin 4. bendinde kooperatifler, kooperatif birlikleri ve kooperatifler merkez birlikleri faaliyete geçen üst kuruluşlara girmedikleri takdirde kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanamayacakları hükme bağlanmıştır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun kooperatif kuruluşların hiyerarşik düzenlemesine ilişkin hükümlerinde Bölge birliği kavramına yer verilmemiş olup örgütlenmenin Kooperatif, Kooperatif Birlikleri, Kooperatif Merkez Birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliği şeklinde olması öngörülmüştür.
Bu nedenle kooperatiflerin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmeleri için kuruldukları il merkezlerinde varsa faaliyette bulunan birliklere, birliklerin ise kooperatifler merkez birliklerine üye olmaları gerekmektedir.
Ancak dilekçeniz ekinde yer alan ……. Valiliği ……..Müdürlüğünden alınan …. tarih …….. sayılı yazıda “İlimiz sınırları dahilinde kurulmuş ve faaliyet gösteren İşletme Kooperatifleri Birliğinin mevcut olmadığı tespit edilmiştir” denilmiştir.
Bu durumda kooperatifin üye olacağı merkez birlik kurulmadığından kooperatifiniz kurumlar vergisinden muaf tutulması gerekmektedir.
Ancak kooperatifin sahibi bulunduğu gayrimenkulleri kooperatifin ortağı olmayan kişilere kiraya vermesi işlemi, KVK-7/16 hükmü gereğince Muaflık Şartlarından “münhasıran ortaklarla iş görülmesi” şartını ihlal anlamına geleceğinden kiralama işleminin yapıldığı tarihten itibaren kurumlar vergisi mükellefiyeti doğacağı tabiidir.
Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinde kimlerin tevkifat yapacakları açıklanmış olup, söz konusu maddenin 5. bendinin (a) fıkrasında 70. maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığında nakden veya hesaben yapılan ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun’un 70. maddesinde de gayrimenkul sermaye iradının tarifi yapılmıştır. Buna göre aşağıda yazılı mal ve hakların sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu belirtilmiş ve gayrimenkul sermaye iratları maddeler halinde sıralanmıştır.
Maddenin son paragrafında, yukarıda yazılı mallar ve haklar ticari veya zirai bir işletmeye dahil bulunduğu takdirde bunların iratları ticari ve zirai kazancın tespitine müteallik hükümlere göre hesaplanır denilmiştir.
Öte yandan geliri sadece tevkifata tabi tutulmuş gayrimenkul kira gelirlerinden ibaret bulunan kooperatiflerin bu gelirlerini kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan etmeleri söz konusu olmadığından geçici vergi de ödemeyeceklerdir.
Diğer taraftan kooperatife kira ödemesinde bulunan kişilerin, tevkifat yapma mecburiyetlerinin bulunmaması halinde de kooperatiflerin tevkifata tabi tutulmamış bu gelirlerini kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan edecekleri tabiidir.
Gayrimenkul kira gelirleri dışında gelir elde eden kooperatifler kurumlar vergisi beyannamesi vermek zorunda olduklarından; gayrimenkul kira gelirlerini de bu beyannameye dahil edeceklerdir. Ancak, gayrimenkul kira gelirleri üzerinden Gelir Vergisi Kanunu’nun 94.maddesinin (A) fıkrasının 6/c bendi uyarınca tevkif yoluyla ödenen gelir vergisi, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 44.maddesi gereğince beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilecektir.
Ticari işletmeye dahil olma ifadesinden ise; kurumlar ve bilanço esasına tabi olan işletmelerde bilançonun aktifinde kayıtlı mal ve hakların anlaşılması gerekmektedir.
Bu hükümlere göre, ………….kooperatifi’nden işyeri olarak kiralanan gayrimenkuller için kira ödemelerinden Gelir Vergisi Kanunu’nun 94.maddesinde sayılanlar tarafından kiralanması halinde gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.
Ayrıca, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/8.maddesinde (4369 sayılı Kanunun 48.maddesiyle 29.07.1998 tarihinden geçerli olmak üzere değişen hüküm) mevduat faizlerinden tevkifat yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Buna göre kooperatifin gayrimenkullerini üçüncü kişilere kiraya vermesi nedeniyle, muafiyet şartlarını ihlal etmiş olduğundan kurumlar vergisi mükellefiyeti doğmaktadır. Bu nedenle de kooperatifin bankalarda bulunan mevduatlarına yürütülen faizlerden gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.
Öte yandan, Gelir Vergisi Kanunu’nun 75.maddesinin ikinci fıkrasının 2.bendinde, “İştirak hisselerinden doğan kazançlar (Limited şirket ortaklarının, iş ortaklarının ortakları ve komanditerlerin kar payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii kazanç dağıtımı sayılmaz.)”ın menkul sermaye iradı sayılacağı” hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanunun “Beyanname Verilmeyen Haller” başlıklı 86.maddesinin 1.bendine göre “Tam mükellefiyette vergiye tabi gelirin (yabancı memleketlerde elde edilenler hariç) sadece;
…………………….
c) 75.maddenin ikinci fıkrasının (15) numaralı bendinde yer alan menkul sermaye iratları ile tevkif yoluyla vergilendirilmiş bulunan ve gayrisafi tutarları toplamı 103.maddede yazılı tarifenin birinci ve ikinci gelir dilimleri toplamının yarısını aşmayan menkul sermaye iratlarından ve vergi alacağı dahil kurumlardan elde edilen kar paylarından ibaret ise yıllık beyanname verilmeyeceği” hükme bağlanmıştır.
Buna göre, kooperatifin bankada biriken gelirlerini üyelerine dağıtması durumunda dağıtılacak bu tutarlar Gelir Vergisi Kanunu’nun 75/2.maddesine göre üyeler tarafından elde edilmiş menkul sermaye iradı olarak değerlendirileceğinden üyeler tarafından elde edilen kar paylarının vergi alacağı dahil olmak üzere ilgili yıl için belirlenen 103.maddede yazılı tarifenin birinci ve ikinci gelir dilimleri toplamının yarısını aşması halinde gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir. Ayrıca menkul sermaye iradı dışında ortaklara ödenen tutar, ortakların kooperatife koymuş olduğu ortaklık payı olduğundan tevkifat matrahına dahil edilmeyecektir.
3065 sayılı KDV Kanunu’nun 1/1 maddesinde ticari,sınai, zırai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin 1/3-f maddesinde Gelir Vergisi Kanunu’nun 70. maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinin katma değer vergisine tabi olduğu, 17/4-d maddesinde ise sadece iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemlerinin katma değer vergisinden istisna olacağı hükme bağlanmıştır.
Kanunun 4/1. maddesinde; Hizmetin teslim ve teslim sayılan halleri ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu işlemlerin ise, bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı kanunun 20. maddesinin 1. fıkrasında teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu ve aynı maddenin 2. fıkrasında bedel deyiminin malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği belirtilmektedir.
Binanin Mimari Projesinde Kombi Klima Gibi Cihazlar İcin Yer Belirlenmemis İse Yonetim Planinda Bu Cihazlarin Konulmasini Yasaklayici Duzenleme Bulunup Bulunmadigina Bakilmasi Gerektigi )
T.C. YARGITAY 18. HUKUK DAIRESI
E. 2008/314Binanin Mimari Projesinde Kombi Klima Gibi Cihazlar İcin Yer Belirlenmemis İse Yonetim Planinda Bu Cihazlarin Konulmasini Yasaklayici Duzenleme Bulunup Bulunmadigina Bakilmasi Gerektigi )
K. 2008/4171
T. 10.4.2008
– BAGIMSIZ BOLUME KLIMA TAKILMASI ( Ortak Yere Elatmanin Onlenmesi – Yer Belirlenmemis İse Yonetim Planinda Bu Cihazlarin Konulmasini Yasaklayici Duzenleme Bulunup Bulunmadigina Bakilmasi )
– ORTAK YERE ELATMANIN ONLENMESI ( Binanin Mimari Projesinde Kombi Klima Gibi Cihazlar İcin Yer Belirlenmemis İse Yonetim Planinda Bu Cihazlarin Konulmasini Yasaklayici Duzenleme Bulunup Bulunmadigina Bakilmasi Gerektigi )
– BINANIN MIMARI PROJESI ( Kombi Klima Gibi Cihazlar İcin Yer Belirlenmemis İse Yonetim Planinda Bu Cihazlarin Konulmasini Yasaklayici Duzenleme Bulunup Bulunmadigina Bakilmasi Gerektigi – Ortak Yere Elatmanin Onlenmesi )
– PROJEYE AYKIRILIGIN GIDERILMESI ( Binanin Mimari Projesinde Kombi Klima Gibi Cihazlar İcin Yer Belirlenmemis İse Yonetim Planinda Bu Cihazlarin Konulmasini Yasaklayici Duzenleme Bulunup Bulunmadigina Bakilmasi Gerektigi )
4721/m.683
634/m.18
OZET :
Dava dilekcesinde, ortak yere elatmanin onlenmesi, projeye aykiriliklarin giderilmesi istenilmistir. Binanin mimari projesinde kombi, klima gibi cihazlar icin yer belirlenmemis ise, yonetim planinda bu cihazlarin konulmasini yasaklayici duzenleme bulunup bulunmadigina bakilmalidir. Bir yasaklama bulunmamasi halinde; baska bagimsiz bolumlere ve ortak alanlara zarar verecek ve tahammul sinirlarini asacak boyutta koku, duman veya ses cikarmamak kosuluyla buna izin verilmelidir.
DAVA :
Dava dilekcesinde, ortak yere elatmanin onlenmesi, projeye aykiriliklarin giderilmesi istenilmistir. Mahkemece davanin kismen kabulune karar verilmis, hukum: taraf vekillerince temyiz edilmistir.
Temyiz isteminin suresi icinde oldugu anlasildiktan sonra, dosyadaki butun kagitlar okunup geregi dusunuldu:
KARAR :
Dosyadaki yazilara, kararin dayandigi kanitlarla yasal gerektirici nedenlere ve ozellikle kanitlarin takdirinde bir isabetsizlik gorulmemesine gore sair temyiz itirazlari yerinde degildir.
Ancak;
Davaci dava dilekcesinde, davalinin balkonuna monte ettigi kombi cihazinin bacasinda yogunlasan buhari olusturdugu suyun binanin giris ve cikis yerlerine akmak suretiyle kat maliklerinin islanmalarina neden oldugunu ileri surmektedir. Yerinde yapilan kesif sonucu duzenlenen bilirkisi raporunda sozu edilen su damlamasi ile ilgili olarak ne gibi tedbirlerin alinmasi gerektigi tartisilmamistir.
Dogalgaz veya sivi yakitla calisan sofben ve kombi ile elektrikle calisan klima cihazlari modern yasamin vazgecilmez, faydali ve zorunlu ev aletlerindendir. Anatasinmazin onayli mimari projesinde bu aletler icin yer ayrilmadigi takdirde, bunlarin bagimsiz bolumlerin hangi yerlerine konulacagi sorunu ile karsilasilmaktadir. Bu tur uyusmazliklarin cozumunde, Kat Mulkiyeti Yasasi’nin yasaklayici hukumlerini aynen uygulamak sorunu herkesin kabul edebilecegi bicimde cozmemekte, bazen de isi daha karmasik ve icinden cikilmaz bir hale getirmekte, memnuniyetsizlige neden olmaktadir. Bulunacak cozum yolu; kisilerin can guvenligini tehlikeye dusurmemek, cagin sundugu bu teknolojik olanaklardan tum kat maliklerini yararlandirmak, bunun yaninda da 634 sayili Kat Mulkiyeti Yasasi’nin 18. maddesinde deginildigi gibi bu cihazlari kullananlarin dogruluk kurallarina uymasini saglamak, diger kat maliklerini rahatsiz etmemek. ve onlarin haklarini cignememek, yonetim plani hukumlerine de uymak olmalidir. Bu ana ilkeler cercevesinde; oncelikle apartmanin onayli mimari projesinde kombi, sofben ve klima cihazlari icin belirlenmis bir yer bulunup bulunmadiginin arastirilmasi ve bu aletler icin ozel bir yer ile baca ve gider sistemi ile ilgili herhangi bir duzenleme yapilip yapilmadigina bakilmali, yer ayrilmamis ise bu takdirde anatasinmazin yonetim planinda; kat maliklerinin bagimsiz bolumlerinin balkon veya pencerelerine kombi, sofben ve klima cihazlarinin konulmasinin yasaklanip yasaklanmadigi arastirilip, yonetim planinda boyle bir yasaklayici duzenleme bulundugu takdirde mahkemece balkona veya pencereye konulmus olan cihazlarin sokulup kaldirilmasina karar verilmelidir. Bu aletler icin yonetim planinda bir yasaklama bulunmadigi takdirde balkonun ic kismindaki duvarlara veya bagimsiz bolumun pencerelerine monte edilmek, baska bagimsiz bolumlere ve ortak alanlara su veya herhangi bir sivi akitmamak, zarar verecek ve tahammul sinirlarini asacak boyutta koku, duman veya ses cikarmamak kosuluyla buna izin verilmelidir.
Somut olaya gelince; anatasinmazin yonetim planinda balkonlara kombi cihazi konulamayacagina dair bir yasaklama bulunmamaktadir. O halde mahkemece, olay yerinde bilirkisi araciligiyla onayli mimari proje de uygulanmak suretiyle kesif yapilarak mimari projede kombi icin yer ayrilip ayrilmadiginin, ayrilmis ise sofbenin buraya konulup konulmadiginin tespit edilmesi, projede ozel bir yer gosterilmis ve alet bu yere konulmamis ise halen bulundugu yerden kaldirilarak teknigine uygun sekilde projesindeki yerine yerlestirilmesi, projesinde herhangi bir sekilde kombi Cihazi yeri yok ise bu takdirde kombi cihazinin teknik ozellikleri de irdelenerek davacinin iddia ettigi gibi bacasinda buhar yogunlasmasi olusup olusmayacagi ve bunun sonucu olarak cevreye rahatsizlik verecek miktarda su akitip akitmadiginin, su akitmasi halinde bunun ne sekilde giderilebileceginin, soz konusu suyun bagimsiz bolumun kombi cihazinin yerlestirildigi balkonun zemininde bulunmasi gereken atik su gideri hattina verilip verilemeyeceginin saptanip belirlenmesi, rahatsizligi giderecek hicbir cozum yolu bulunamadigi takdirde kombi cihazinin sokulerek kaldirilmasina karar verilmesi gerektiginin dusunulmemesi dogru gorulmemistir.
SONUC :
Bu itibarla, yukarida aciklanan esaslar gozonunde tutulmaksizin yazili sekilde hukum tesisi isabetsiz, temyiz itirazlari bu nedenlerle yerinde oldugundan kabulu ile hukmun HUMK’nin 428. maddesi geregince ( BOZULMASINA ), temyiz pesin harclarinin istek halinde temyiz edenlere iadesine, 10.04.2008 gununde oybirligiyle karar verildi.
Kooperatifin yenilenen ruhsatı nedeniyle kdv mükellefi olup olmayacağı hk. Tarih 09/03/2012
Başlık Kooperatifin yenilenen ruhsatı nedeniyle kdv mükellefi olup olmayacağı hk.
Tarih 09/03/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.33.15.01-2011-701-30-28
Kapsam
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
MERSİN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)
Sayı
:
B.07.1.GİB.4.33.15.01-2011-701-30-28
09/03/2012
Konu
:
Kooperatifin yenilenen ruhsatı nedeniyle kdv mükellefi olup olmayacağı
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Kooperatifinize ait arsa üzerinde 10.05.2004 tarihinde almış olduğunuz yapı ruhsatı ile başlatılmış olan konut inşaatına ilişkin yapı ruhsatının 31.12.2010 tarihinde yenilendiği belirtilerek, KDV mükellefiyetinizin tesis edilip edilmeyeceği hususunda bilgi istenilmektedir
Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-k maddesindeki “konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri” ibaresi 5904 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (b) bendi ile madde metninden çıkarılmış; aynı Kanunun 16 ıncı maddesiyle Katma Değer Vergisi Kanununa eklenen geçici 28 inci maddede ise “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince, üyelerine yapılan konut teslimleri katma değer vergisinden müstesnadır.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere ilişkin yayımlanan 113 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin A/4 bölümünde, 03.07.2009 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince üyelerine yapılan konut teslimlerinde istisna uygulamasına devam edileceği belirtilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, Kooperatifinizin 31.12.2010 tarihinde aldığı yenileme ruhsatı, 10.05.2004 tarihli ilk yapı ruhsatının devamı niteliğinde olduğundan, inşa ettirilen konutların üyelerinize teslimi Kanunun geçici 28 inci maddesi hükmü uyarınca katma değer vergisinden müstesnadır.
Bu durumda, 03.07.2009 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan Kooperatifinizin mükellefiyet tesis ettirmesine ve beyanname vermesine gerek bulunmamaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Kooperatiflerde Matrah
66 SERİ NO’LU KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ
Resmi Gazete Sayısı 23275
Resmi Gazete Tarihi 03/03/1998
Kapsam
Katma Değer Vergisi Kanununun Geçici 8 ve Geçici 9 uncu maddelerinde yer alan ve uygulama süresi 31 Aralık 1997 tarihinde sona eren konut istisnası ile ilgili olarak aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur.
I _ MÜKELLEFİYET TESİSİ VE BEYAN DÖNEMİ
Katma Değer Vergisi Kanununun Geçici 8 ve Geçici 9 uncu maddelerindeki konut istisnası uygulaması 31 Aralık 1997 tarihinde sona erdiğinden;
– Net alan 150 m2’ye kadar konut teslimleri,
– Konut yapı koaperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri,
– Kanunla kurulmuş sosyal güvenlik kuruluşları ve belediyelere yapılan sadece 150 m2’ye kadar konutlara ilişkin inşaat taahhüt işleri,
1 Ocak 1998 tarihinden itibaren katma değer vergisine tabi olacaktır.
Buna göre, daha önce katma değer vergisi yönünden mükellefiyet tesis ettirmeyen konut yapı kooperatifleri vergi dairelerine katma değer vergisi yönünden mükellefiyetlerini tesis ettireceklerdir. Konut yapı kooperatiflerinin 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren vergiye tabi teslim ve hizmetlerinin olmaması mükellefiyetlerinin tesisini etkilemeyecektir.
Öte yandan, Katma Değer Vergisi Kanununun 39 uncu maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak konut yapı kooperatiflerinin üçer aylık vergilendirme dönemine tabi olmaları uygun görülmüştür.
Bu durumda, konut yapı kooperatifleri Ocak-Şubat-Mart 1998 aylarını kapsayan üç aylık döneme ait katma değer vergisi beyannamelerini 25 Nisan 1998 günü mesai saati sonuna kadar ilgili vergi dairesine vereceklerdir.
Konut yapı kooperatifleri, Kanunun 40/3. maddesi gereğince faaliyetlerinin olmadığı dönemlerde de katma değer vergisi beyannamesi vereceklerdir.(*)
II _ UYGULANACAK KATMA DEĞER VERGİSİ ORANI
2 Ocak 1998 tarihli ve 23218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 97/10465 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile;
– Net alanı 150 m2’ye kadar konut teslimleri
– Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri,
– Kanunla kurulmuş sosyal güvenlik kuruluşları ve belediyelere yapılan sadece 150 m2’ye kadar konutlara ilişkin inşaat taahhüt işleri,
için 1 Ocak 1998 tarihinden geçerli olmak üzere, katma değer vergisi oranı %1 olarak tespit edilmiştir.
%1 oranı uygulamasında, net alan tanımı yönünden 9 ve 30, inşaat taahhüt işleri açısından da 49 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğlerinde yer alan açıklamalar geçerli olacaktır.
Bu durumda, Kanunun 1 inci maddesi kapsamına giren ve net alanı 150 m2’ye kadar olan konut teslimlerine katma değer vergisi oranı %1 olarak uygulanacaktır. 150 m2’yi aşan konutların tesliminde ise genel Vergi oranı (%15) uygulaması devam edecektir.
Kişilerin özel mülkü mahiyetindeki konutların arızi ticari faaliyet çerçevesindeki teslimleri katma değer vergisinin konusuna girmediğinden, net alanına bakılmaksızın konutların bu şekilde tesliminde evvelce olduğu gibi katma değer vergisi uygulanmayacağı tabiidir.
III _ KONUT YAPI KOOPERATİFLERİNİN ÜYELERİNE KONUT TESLİMLERİNDE MATRAH
Katma Değer Vergisi Kanununun 20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin de malı teslim alan veya hizmet yapılanlardan bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ve temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, konut yapı kooperatiflerinin inşa ettikleri konutların üyelerine tesliminin karşılığını teşkil eden bedelin, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarihte üyeler tarafından ödenen veya borçlanılan tutarlar toplamı olacağı tabiidir.(**)
Örnek
(x) Konut yapı kooperatifinin üyesi 14 Ocak 1998 tarihinde teslim edilen 110 m2 lik konut için 1994 yılında 250 milyon, 1995 yılında 400 milyon, 1996 yılında 600 milyon, 1997 yılında 750 milyon lira olmak üzere toplam 2 milyar lira ödemiştir. 14 Ocak 1998 tarihinde hesaplanacak katma değer vergisinin matrahı olarak 2 milyar lira esas alınacaktır. Dolayısıyla bu tutar üzerinden (2.000.000 000 X %1) = 20.000.000 lira katma değer vergisi hesaplanacaktır.
IV _ İNDİRİM
Katma Değer Vergisi Kanununun 29 ve 34 üncü maddeleri gereğince, mükelleflerin 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren teslim ettikleri net alanı 150 m2ye kadar olan konutlar için yüklenilen katma değer vergileri indirim konusu yapılacaktır.
Yukarıda kapsamı belirtilen inşaat taahhüt işlerinde ise, 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren onaylanan hakediş belgesine bağlanan hizmete ilişkin alış ve giderlere ait katma değer vergisi indirim konusu yapılacaktır.
Öte yandan, Kanunun 29/4. maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak
1 Ocak 1998 tarihinden itibaren yapılan teslim ve hizmetler için 1 Ocak 1998 tarihinden önce yüklenilen ancak sonuç hesaplarına intikal ettirilmemiş olan katma değer vergilerinin indirilebilir vergi olarak dikkate alınması uygun görülmüştür.
Örnek 1
Konut yapı kooperatifi tarafından inşa edilen 150 m2 nin altındaki konutlar, üyelere 20 Şubat 1998 tarihinde teslim edildiği varsayıldığında, bu konutların tesliminde % 1 oranı üzerinden katma değer vergisi hesaplanacak ve konutların meydana getirilmesi ile ilgili olarak yüklenilen (1.1.1998 tarihi öncesine ait olanlar dahil) katma değer vergileri indirim konusu yapılacaktır. 1.1.1998 tarihi öncesine ait yüklenilen katma değer vergileri gider veya maliyet hesaplarından çıkarılarak indirilecek katma değer vergisi hesabına alınacaktır.
Örnek 2
Konut yapı kooperatifine inşaat taahhüt işi yapan bir müteahhidin 21 Ocak 1998 tarihli hakediş belgesinde yer alan istihkak tutarına % 1 katma değer vergisi oranı uygulanacak ve bu hakediş kapsamı işle ilgili olarak yüklenilen katma değer vergileri (1998’den önceki yıllara ait olanlar dahi indirilebilir vergi olarak dikkate alınacaktır. 1998 tarihi öncesine ait yüklenilen katma değer vergileri gider veya maliyet hesaplarından çıkarılarak indirilecek katma değer vergisi hesabına alınacaktır.
Kooperatif nasil kurulur ?
Kredi kooperatifleri
TARIM KREDİ KOOPERATİFİ ANASÖZLEŞMESİ
Kuruluş
Madde-1: Bu anasözleşme altında ad ve soyadları ile ikametgâhları yazılı üreticiler arasında çalışma merkezi ……….de/da olmak ve ……….. sınırları içinde faaliyette bulunmak üzere, 1581 Sayılı Kanun ile ek ve değişikliklerine göre …….. Sayılı ……….. Tarım Kredi Kooperatifi adı altında sınırlı sorumlu, değişir ortaklı ve değişir sermayeli bir tarım kredi kooperatifi kurulmuştur.
Kuruluşa Karar Verme
Madde-2: Üreticilerin başvurması üzerine kooperatifin kurulmasına, çalışma merkezi ve çalışma alanlarının tespit edilmesine Merkez Birliği yönetim kurulunca karar verilir.
Tüzel Kişilik Kazanma
Madde-3: Kooperatif, 1581 Sayılı Kanun’un 21. maddesine göre tescil ve ilâna tâbi değildir. Kurucu ortaklarca imzalanan kooperatif anasözleşmesinin noterce tasdikinden sonra, Merkez Birliği yönetim kurulunca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın iznine sunulur. Bakanlığın izin ve tasdikinden sonra kooperatif tüzel kişilik kazanır.
Bölge Birliğine Girme Mecburiyeti
Madde-4: Kooperatif, çalışma alanı içinde bulunduğu bölge birliğine girmek mecburiyetindedir. Bu mecburiyete uymayan kooperatif 1581 Sayılı Kanun hükümlerinden faydalanamaz.
Kuruluş genel kurulunda bölge birliğine ortak olunması için karar alınması gerekmektedir.
Kooperatifin Amacı, Çalışma Konuları
Madde-5: Üreticilerin ekonomik menfaatlerini korumak ve özellikle meslek ve geçimleriyle ilgili ihtiyaçlarını sağlamak amacıyla karşılıklı yardım prensibine dayanılarak kurulan kooperatifin çalışma konuları şunlardır:
A-Ortakların:
a-Kısa ve orta vadeli kredi ile her türlü tarımsal girdi ihtiyaçlarını karşılamak, b-Mahsullerini değerlendirmek ve pazarlamak,
c-Müştereken faydalanabilecekleri her çeşit makine, ekipman ve tesisleri temin etmek.
B-Ortak ve gerektiğinde diğer üreticilerin:
a-Üretim ve zarurî tüketim maddeleri ile üretim araçlarını toptan sağlamak ve bu maksatla, Merkez Birliği yönetim kurulunun müsaadesi ile kuruluşlara iştirak etmek,
b-Hükümetçe görev verildiği takdirde, Devletçe yapılacak destekleme ödemelerine aracılık etmek,
c-El sanatlarını geliştirmek ve mamullerini değerlendirmek,
d-Meslekî ve teknik yönden bilgilerini arttırmak, sosyal ve kültürel konularla ilgili faaliyetlerde bulunmak, kurslar açmak ve seminerler tertip etmek.
C-Mevduat toplamak, bankacılık hizmetleri ve sigorta acenteliği yapmak.
D-1581 Sayılı Kanun ile ek ve değişikliklerine göre kurulmuş diğer kooperatifler, bölge birlikleri ve Merkez Birliği ile kredi ihtiyaçlarını karşılamak üzere banka ve sigorta şirketi kurmak veya bu gibi kuruluşlara iştirak etmek,
E-Bölge birliğince kendisine verilecek diğer görevleri yapmak.
Kooperatif bu faaliyetlerini, üst kuruluşlarca tespit edilecek genel uygulama esaslarına göre yürütür.
1
Tarım kooperatifi
KOOPERATİFLER KANUNU
Kabul Numarası: 1163
Kanun Kabul Tarihi: 24/04/1969
Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 10/05/1969
Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 13195
BİRİNCİ BÖLÜM: KOOPERATİF VE KURULUŞLARI
A TARİF:
Madde 1 – (Değişik madde: 21/04/2004 – 5146 S.K. /1.mad) *1* Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklara kooperatif denir.
B KURULUŞ, MUTEBERLİK ŞARTLARI, İSİM KULLANMA YETKİSİ:
Madde 2 – Bir kooperatif en az 7 ortak tarafından imzalanacak ana sözleşme ile kurulur. Ana sözleşmedeki imzaların noterce onaylanması gerekir.
Yapı kooperatifleri ile konusuna taşınmaz mal temliki dahil bulunan diğer kooperatiflerin anasözleşmelerinde ortaklara taşınmaz mal temlik edileceği hakkındaki taahhütler başka bir resmi şekil aranmaksızın muteberdir.
Sermaye miktarı sınırlandırılarak kooperatif kurulamaz. Kooperatif adını ancak bu kanuna göre kurulmuş teşekküller kullanabilir.
(Ek fıkra: 06/10/1988 – 3476/1 md.) Kooperatifler ve üst kuruluşlarının unvanlarında, kamu kurum ve kuruluşlarının isimlerine yer verilemez.
C İZİN VERME, TESCİL VE İLAN:
Madde 3 – Ana sözleşme, Ticaret Bakanlığına verilir. Bakanlığın kuruluşa izin vermesi halinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Tescil ve ilan olunacak hususlar şunlardır:
1. Ana sözleşme tarihi,
2. Kooperatifin amacı, konusu ve varsa süresi,
3. Kooperatifin unvanı ve merkezi,
4. Kooperatifin sermayesi ve bunun nakdi kısmına karşılık olarak ödenen en az miktar ve her ortaklık payının değeri,
5. Ortaklık payı belgelerinin ada yazılı olduğu,
6. Ayni sermaye ve devralınan akçalı kıymetlerle işletmelerin neden ibaret oldukları ve bunlara biçilen değerler,
7. Kooperatifin ne suretle temsil olunacağı ve denetleneceği,
8. Yönetim Kurulu üyeleriyle kooperatifi temsile yetkili kimselerin ad ve soyadları,
9. Kooperatifin yapacağı ilanların şekli ve anasözleşmede de bu hususta bir hüküm varsa yönetim kurulu kararlarının pay sahiplerine ne suretle bildirileceği,
10. Kooperatifin şubeleri: Kooperatifler, lüzum gördükleri takdirde memleket içinde ve dışında şubeler açabilirler. Şubeler, merkezin sicil kaydına atıf yapılmak suretiyle bulundukları yer ticaret siciline tescil olunurlar.
Ticaret Bakanlığı, ana sözleşmelerin, kanunun ihtiyari hükümlerinden ayrıldığını ileri sürerek kooperatifleri kuruluşuna izin vermekten kaçınamaz.
Anasözleşmenin değişiklikleri de kuruluştaki usullere bağlıdır.
D ANASÖZLEŞMEYE KONACAK HÜKÜMLER:
I – MECBURİ HÜKÜMLER:
Madde 4 – Kooperatif anasözleşmesinde aşağıdaki hususlara ait hükümlerin yer olması gerektir.
1. Kooperatifin adı ve merkezi,
2. Kooperatifin amacı ve çalışma konuları,
3. Ortaklık sıfatını kazandıran ve kaybettiren hal ve şartlar,
4. Ortakların pay tutarı ve kooperatif sermayesinin ödenme şekli, nakdi sermayenin en az 1/4 nün peşin ödenmesi,
5. Ortakların ayni sermaye koyup koymıyacakları,
6. Kooperatiflerin yükümlerinden dolayı ortakların sorumluluk durumu ve derecesi,
7. Kooperatifin yönetici ve denetleyici organlarının görev ve yetki ve sorumlulukları ve seçim tarzları,
8. Kooperatifin temsiline ait hükümler,
9. Yıllık gelir gider farklarının, hesaplama ve kullanma şekilleri,
10.Kurucuların adı, soyadı iş ve konut adresleri,
II – İHTİYARİ HÜKÜMLER:
Madde 5 – Anasözleşme ayrıca aşağıdaki hususları da kapsıyabilir.
1. Genel kurulun toplantısı, kararların alınması, oyların kullanılması hakkındaki hükümler;
2. Kooperatifin çalışma şekline dair esaslar;
3. Kooperatifin birliklerle olan münasebetleri;
4. Kooperatifin diğer bir kooperatifle birleşmesine ait hükümler;
5. Kooperatifin süresi.
III – YORUMLAYICI HÜKÜMLER:
Madde 6 – 5 inci maddenin 1 ve 2 nci bentlerinde yazılı hususlar hakkında anasözleşmede hüküm olmadığı takdirde aşağıdaki hükümler uygulanır.
1. Genel kurul, kooperatifi temsile yetkililer tarafından imzalanan taahütlü mektuplarla veya mahalli gazete ile köylerde ise yazılı olarak imza karşılığı toplantıya çağrılır.
5. Kooperatifin faaliyeti; kooperatifin amacı ve çalışma konusuyle sınırlıdır.
E TÜZEL KİŞİLİĞİN KAZANILMASI VE SORUMLULUK:
Madde 7 – Kooperatif ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır. Tescilden önce kooperatif namına işlem yapanlar bunlardan şahsan ve zincirleme olarak sorumludur.
İKİNCİ BÖLÜM: ORTAKLIK SIFATININ KAZANILMASI VE KAYBEDİLMESİ
A ORTAKLIĞA GİRME ŞARTLARI VE EK ÖDEMELER:
I. ORTAKLIĞA GİRME ŞARTLARI VE ORTAK SAYISI:
Madde 8 – (Değişik madde: 06/10/1988 -3476/2 md.)
Kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzelkişiler, kooperatif anasözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi halinde değer taşır.
Yönetim Kurulu; ortaklar ile ortak olmak için müracaat edenlerin anasözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak zorundadır.
Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir. Yönetim Kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez.
II – TÜZEL KİŞİLERİN ORTAKLIĞI:
Madde 9 – (Değişik madde: 21/04/2004 – 5146 S.K. /2.mad) *1* Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri amaçları bakımından ilgilendikleri kooperatiflerin kuruluşlarına yardımcı olabilir, önderlik edebilir ve ortak olabilirler.
B ORTAKLIĞIN SONA ERMESİ:
I – ORTAKLIKTAN ÇIKMA SERBESTİSİ – TAZMİNAT:
Madde 10 – Her ortağın kooperatiften çıkma hakkı vardır. Çıkma keyfiyetinin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürmesi halinde ayrılmak istiyen ortağın, muhik bir tazminat ödenmesine dahi hüküm anasözleşmeye konulabilir.
II – ORTAKLIKTAN ÇIKMANIN SINIRLANDIRILMASI:
Madde 11 – Kooperatiften çıkma hakkının kullanılması, anasözleşme ile en çok 5 yıl için sınırlandırılabilir.
Haklı ve önemli sebeplerle bu süreden evvel çıkabileceği hususunda Anasözleşmeye hüküm konulabilir.
Bir ortağın hiçbir suretle kooperatiften çıkamıyacağına dair bağlamalar hükümsüzdür.
III – BİLDİRME SÜRESİ VE ÇIKMA ZAMANI:
Madde 12 – Çıkış, ancak bir hesap senesi sonu için ve en az 6 ay önceden haber verilerek yapılır. Anasözleşmede daha kısa bir süre belirtilip hesap senesi içinde çıkışa müsaade edilebilir.
IV – ORTAKLIKTAN ÇIKMAYI KABULDEN KAÇINMA:
Madde 13 – Yönetim kurulu, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınacak olursa, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirir. Bildiri tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir.
V – ORTAĞIN ÖLÜMÜ VE ORTAKLIĞIN DEVRİ:
Madde 14 – Ortağın ölümü ile ortaklık sıfatı sona erer. Anasözleşmede gösterilecek şartlarla ölen ortağın mirasçılarının kooperatifte ortak olarak kalmaları sağlanabilir.
(Değişik fıkra: 06/10/1988 – 3476/3. md.) Ortaklık devredilebilir. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder.
VI – GÖREV VEYA HİZMETİN BİTMESİ, TAŞINMAZ MAL VEYA İŞLETME KARŞILIĞI ORTAKLIK:
Madde 15 – Ortaklık sıfatı bir görev veya hizmetin yerine getirilmesine bağlı ise, bu görev veya hizmetin sona ermesi ile ortaklık sıfatı kalkar. Bu halde Anasözleşmeye hüküm konulmak suretiyle ortaklığın devamı sağlanabilir.
Ortaklık sıfatının kazanılması, Anasözleşme ile bir taşınmaz malın mülkiyetine bağlı hakların kullanılmasına veya bir teşebbüsün işletilmesine bağlanabilir. Bu gibi hallerde taşınmaz malın mülkiyetinin veya işletmenin üçüncü şahıslara devir veya temliki ile ortaklık sıfatının bir hak olarak yeni malike veya işletmeyi alana geçebileceğini anasözleşme hüküm altına alabilir. Taşınmaz mala ait bu şekil iktisabın üçüncü şahıslara karşı muteber olması tapu siciline bu yoldan meşruhat verilmesine bağlıdır.
C ORTAKLIKTAN ÇIKARILMA ESASLARI VE İTİRAZ:
Madde 16 – (Değişik fıkra: 06/10/1988 – 3476/4 md.) Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir. Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar.
