tapu harcı oranları 2012,tapu harçlari zamlandi

Alici ve saticinin her biri İcin binde 16,5 Oran binde 20 ye artirilmistir.

Tapu harçlari orani artti, tapu harçlari ne kadar oldu,tapu harçlari degisti,tapu harçlari 2012 eylül,tapu harçlari resmi gazete, tapu harci hesaplama 2012, tapu harci orani ne kadar artti ,tapu harcı oranı 2012, tapu harcini Kim oder 2012, tapu harci ne kadar oldu, tapu harci hesaplama 2012,tapu harclarina zam, tapu harci oranlari arti,

Tapu harçlari 21/09/2012 tarihli resmi gazete ile oranlar /16,5 ten binde 20 ye
Alici ve saticinin her biri İcin binde 16,5 Oran binde 20 ye artirilmistir.

Tapu harclari artti-Kemal Ozmen

/16,5 olan harclar /20 olmustur

Kooperatiflerde risturn kazanç istisnası-Kemal ozmen

i) Kooperatif ortaklarının yönetim gideri karşılığı olarak ödedikleri paralardan harcanmayarak iade edilen kısımlar ile aşağıda belirtilen kooperatiflerin ortakları için;

1) Tüketim kooperatiflerinde, ortakların kişisel ve ailevî gıda ve giyecek ihtiyaçlarını karşılamak için satın aldıkları malların değerine,

2) Üretim kooperatiflerinde, ortakların üreterek kooperatife sattıkları veya kooperatiften üretim faaliyetinde kullanmak üzere satın aldıkları malların değerine,

3) Kredi kooperatiflerinde, ortakların kullandıkları kredilere,

göre hesapladıkları risturnlar.

Bu risturnların ortaklara dağıtımı, kâr dağıtımı sayılmaz. Risturnun nakden veya aynı değerde mal ile ödenmesi istisnanın uygulanmasına engel değildir.

Ortaklardan başka kimselerle yapılan işlemlerden doğan kazançlar ile ortaklarla ortaklık statüsü dışında yapılan işlemlerden doğan kazançlar hakkında risturnlara ilişkin istisna hükmü uygulanmaz. Bunların genel kazançtan ayrılmasında, ortaklarla yapılan iş hacminin genel iş hacmine olan oranı esas alınır.

(6009 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle eklenen paragraf Yürürlük; 01.08.2010) Bu bent hükümleri, 29/6/2004 tarihli ve 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanununa göre kurulan Birliklerin üyeleri ile yaptıkları muameleler hakkında da uygulanır.
(2) Bu maddedeki istisnaların uygulanmasına ilişkin usûlleri tespit etmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

(3) İştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesi kabul edilmez.

osb’lerde vergi muafiyeti,osb lerde vergi muafiyeti

n) Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin alt yapılarını hazırlamak ve buralarda faaliyette bulunanların; arsa, elektrik, gaz, buhar ve su gibi ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kamu kurumları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce birlikte oluşturulan ve kazancının tamamını bu yerlerin ortak ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanan iktisadî işletmeler.

yapi kooperatiflerinde kurumlar vergisi muafiyeti yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisi kurumlar vergisi 5520 kooperatif üst birlikleri kooperatiflerin kurumlar vergisinden muafiyeti kooperatif kurumlar vergisi matrahkooperatif kurumlar vergisi muafı

k) Tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatifleri.

Kooperatıflerın kurumlar vergısınden muaf olması ıcın gereken şartlar nelerdır ?

k) Tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatifleri.

Zarar ziyan bedeli olarak alınan tazminat bedelinin beyan edilip edilmeyeceği hk.

Başlık Zarar ziyan bedeli olarak alınan tazminat bedelinin beyan edilip edilmeyeceği hk.
Tarih 10/08/2012
Sayı B.07.4.DEF.0.52.10.00-002-20
Kapsam

T.C.

ORDU VALİLİĞİ

Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

Sayı

:

B.07.4.DEF.0.52.10.00-002-20

10/08/2012

Konu

:

Zarar ziyan bedeli olarak alınan tazminat bedelinin beyan edilip edilmeyeceği.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, … A.Ş.’nin şahsınıza ait arazide maden ararken meydana gelen kayma sonucu arazide zarar ziyan oluştuğu, bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve tarafların anlaşması neticesinde belirlenen ve şirket tarafından tarafınıza zarar-ziyan bedeli olarak ödenen 170.000 TL’nin gelir olarak kabul edilip edilmeyeceği ve gelir olarak kabul edilirse hangi gelir unsuru ile beyan edileceği hususunda Defterdarlığımız görüşü talep edilmektedir.

Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 1 inci maddesinde, gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tâbi olduğu ve gelirin bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu hükme bağlanmış olup aynı Kanunun “Gelirin Unsurları” başlıklı 2 nci maddesinde ise gelire giren kazanç ve iratlar yedi bent halinde sıralanmıştır.

Buna göre, özelge talep formunuzda belirtmiş olduğunuz tazminatın yukarıda belirtilen yedi gelir unsurunun konusuna girmediğinden beyan edilmesi gerekmemektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Yıl içerisinde nakil olarak atanan personelin ücret gelirinin vergilendirilmesi hk.

Yıl içerisinde nakil olarak atanan personelin ücret gelirinin vergilendirilmesi hk.
Tarih 15/08/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 61-2594
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 61-2594

15/08/2012

Konu

:

Yıl içerisinde nakil olarak atanan personelin ücret gelirinin vergilendirilmesi hk.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Üniversitenize başka kamu üniversitelerinden ve kamu kurumlardan nakil olarak atanan personelin, Üniversitenize atandıktan sonra, daha önce çalışmış oldukları üniversiteler/kurumlardan elde ettikleri ücret gelirlerine ilişkin kümülatif matrahın Üniversitenizde çalışacakları sürede elde edecekleri ücret matrahı ile ilişkilendirilmesinin gerekip gerekmediği hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, “Ücret işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez…” hükmüne, 62 nci maddesinde ise, “İşverenler hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir.” hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan, aynı Kanunun 86 ncı maddesinde ise “Aşağıda belirtilen gelirler için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmez.

1- Tam mükellefiyette

b) Tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler (4962 sayılı Kanunun 17/D maddesiyle değişen parantez içi hüküm 07/08/2003 tarihinden geçerli olmak üzere) (birden fazla işverenden ücret almakla beraber, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplam 103’üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan mükelleflerin, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretleri dahil)…” hükmü yer almıştır.

Ayrıca, gelirin toplanması ve beyanına ilişkin olarak 16 No.lu Gelir Vergisi Sirküleri’nde ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.

Öte yandan, 21.11.1989 tarih ve 20349 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 160 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “Genel ve Katma Bütçeli İdareler İle Döner Sermayeden Ödenen Ücretlerin Vergilendirilmesi” başlıklı (I) inci bölümünde açıklandığı üzere bakanlıklar, bağlı kuruluşlar ve üniversiteler ile bu kuruluşlar bünyesindeki döner sermaye işletmeleri 1/1/1990 tarihinden geçerli olmak üzere tek işveren olarak kabul edilecektir.

Bu çerçevede;

a) Bakanlıklar, bağlı kuruluşlar ve üniversitelerde bulunan tahakkuk birimlerinin, bu kuruluşlar bünyesinde kurulmuş olan döner sermaye işletmelerindeki tahakkuk birimleri ile koordineli olarak çalışmaları,

b) Bu kuruluşlar tarafından bir ay içinde yapılan ücret ödemeleri ile döner sermaye işletmeleri tarafından yapılan ücret ödemelerinin toplanarak vergilendirilmesi gerekmektedir.

Bu açıklamalara göre, bakanlıklar, bağlı kuruluşlar ve üniversiteler ayrı işveren olup, bu kurumların bünyesinde kurulan döner sermaye işletmeleri, kurulduğu kurum ile tek işveren olarak kabul edilmektedir.

Ayrıca, söz konusu Tebliğde, “…Buna göre, bir hizmet erbabının birden fazla işverenden ücret alması halinde, her bir işverenin ödediği ücretler, ayrı ayrı vergilendirilmektedir. Dolayısıyla vergi tarifesi, her bir işverenin ödediği ücrete, diğer işveren veya işverenlerin ödediği ücretle ilgilendirilmeksizin ayrı ayrı uygulanmaktadır…” açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Üniversitenize başka kamu üniversitelerinden veya kamu kurumlarından nakil olarak atanan personelin elde edeceği ücret gelirinin Gelir Vergisi Kanununun 61, 94 ve 103 üncü maddeleri uyarınca vergilendirilmesi aşamasında daha önce çalışmış olduğu işverenden elde ettiği kümülatif ücret matrahının Üniversitenizde çalışacağı süre içerisinde elde edeceği ücret matrahı ile ilişkilendirilmemesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla Üniversitenizde söz konusu personelin elde edeceği ücretlerin tevkif suretiyle vergilendirilmesine esas olarak başlangıçta “0” matrahın dikkate alınması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Yıl içerisinde nakil olarak atanan personelin ücret gelirinin vergilendirilmesi hk.

Yıl içerisinde nakil olarak atanan personelin ücret gelirinin vergilendirilmesi hk.
Tarih 15/08/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 61-2594
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 61-2594

15/08/2012

Konu

:

Yıl içerisinde nakil olarak atanan personelin ücret gelirinin vergilendirilmesi hk.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Üniversitenize başka kamu üniversitelerinden ve kamu kurumlardan nakil olarak atanan personelin, Üniversitenize atandıktan sonra, daha önce çalışmış oldukları üniversiteler/kurumlardan elde ettikleri ücret gelirlerine ilişkin kümülatif matrahın Üniversitenizde çalışacakları sürede elde edecekleri ücret matrahı ile ilişkilendirilmesinin gerekip gerekmediği hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, “Ücret işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez…” hükmüne, 62 nci maddesinde ise, “İşverenler hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir.” hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan, aynı Kanunun 86 ncı maddesinde ise “Aşağıda belirtilen gelirler için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmez.

1- Tam mükellefiyette

b) Tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler (4962 sayılı Kanunun 17/D maddesiyle değişen parantez içi hüküm 07/08/2003 tarihinden geçerli olmak üzere) (birden fazla işverenden ücret almakla beraber, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplam 103’üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan mükelleflerin, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretleri dahil)…” hükmü yer almıştır.

Ayrıca, gelirin toplanması ve beyanına ilişkin olarak 16 No.lu Gelir Vergisi Sirküleri’nde ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.

Öte yandan, 21.11.1989 tarih ve 20349 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 160 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “Genel ve Katma Bütçeli İdareler İle Döner Sermayeden Ödenen Ücretlerin Vergilendirilmesi” başlıklı (I) inci bölümünde açıklandığı üzere bakanlıklar, bağlı kuruluşlar ve üniversiteler ile bu kuruluşlar bünyesindeki döner sermaye işletmeleri 1/1/1990 tarihinden geçerli olmak üzere tek işveren olarak kabul edilecektir.

Bu çerçevede;

a) Bakanlıklar, bağlı kuruluşlar ve üniversitelerde bulunan tahakkuk birimlerinin, bu kuruluşlar bünyesinde kurulmuş olan döner sermaye işletmelerindeki tahakkuk birimleri ile koordineli olarak çalışmaları,

b) Bu kuruluşlar tarafından bir ay içinde yapılan ücret ödemeleri ile döner sermaye işletmeleri tarafından yapılan ücret ödemelerinin toplanarak vergilendirilmesi gerekmektedir.

Bu açıklamalara göre, bakanlıklar, bağlı kuruluşlar ve üniversiteler ayrı işveren olup, bu kurumların bünyesinde kurulan döner sermaye işletmeleri, kurulduğu kurum ile tek işveren olarak kabul edilmektedir.

Ayrıca, söz konusu Tebliğde, “…Buna göre, bir hizmet erbabının birden fazla işverenden ücret alması halinde, her bir işverenin ödediği ücretler, ayrı ayrı vergilendirilmektedir. Dolayısıyla vergi tarifesi, her bir işverenin ödediği ücrete, diğer işveren veya işverenlerin ödediği ücretle ilgilendirilmeksizin ayrı ayrı uygulanmaktadır…” açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Üniversitenize başka kamu üniversitelerinden veya kamu kurumlarından nakil olarak atanan personelin elde edeceği ücret gelirinin Gelir Vergisi Kanununun 61, 94 ve 103 üncü maddeleri uyarınca vergilendirilmesi aşamasında daha önce çalışmış olduğu işverenden elde ettiği kümülatif ücret matrahının Üniversitenizde çalışacağı süre içerisinde elde edeceği ücret matrahı ile ilişkilendirilmemesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla Üniversitenizde söz konusu personelin elde edeceği ücretlerin tevkif suretiyle vergilendirilmesine esas olarak başlangıçta “0” matrahın dikkate alınması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Serbest meslek makbuzundan alınmayan hizmet bedeline tekabül eden stopajın ne şekilde ödeneceği hk.

Başlık Serbest meslek makbuzundan alınmayan hizmet bedeline tekabül eden stopajın ne şekilde ödeneceği hk.
Tarih 29/08/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-2703
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-2703

29/08/2012

Konu

:

Serbest meslek makbuzundan alınmayan hizmet bedeline tekabül eden stopajın ne şekilde ödeneceği.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, aranızdaki vekalet ilişkisinden dolayı Avukat … tarafından kurumunuza düzenlenen 576.900,00 TL serbest meslek makbuzu karşılığının, 250.000,00 TL.’sinin banka aracılığıyla nakit olarak, 103.842,00 TL.’sinin vadeli çek ile ödendiği ancak, aranızdaki karşılıklı anlaşma ile vekalet ilişkisinin sonlandırılarak, düzenlenen serbest meslek makbuzundan alınmayan hizmet bedeline tekabül eden kısma karşılık olarak iade faturası tanzim edildiği belirtilerek, ödenmeyen ve iade faturası düzenlenen hizmet bedeline ilişkin gelir vergisi stopajı tutarının ödenip ödenmeyeceği ile ödenecek gelir vergisi stopajının ne şekilde iade edileceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

“Serbest Meslek Kazancının Tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır… ” hükmü,

“Serbest Meslek Kazancının Tespiti” başlıklı 67 nci maddesinde;”Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır. …” hükmü,

94 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak saliplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifa yapmaya mecburdurlar.” hükmü,

94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendinde; “Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);

b) Diğerlerinden, (2009/14592 sayılı B.K.K. ile % 20)

vergi tevkifatı yapılır. ” hükmü,

96 ncı maddesinde; “Vergi tevkifatı, 94’üncü madde kapsamına giren nakten veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder… ” hükmü,

98 inci maddesinde; “94 ‘üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri kârlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın yirmiüçüncü günü akşamına kadar, ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar…” hükmü,

yer almaktadır.

Ayrıca 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmış olup, “Makbuz Mecburiyeti” başlıklı 236 ncı maddesinde ise, serbest meslek erbabının mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim edeceği ve bir nüshasını müşteriye vereceği, müşterininde bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetinde olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “3.Gelir ve Kurumlar Vergisi ile İlgili Vergi Hatalarından Kaynaklanan İade İşlemleri” başlıklı bölümün “3.2. Diğer Vergi Borçlarına Mahsup veya Nakden İade” başlıklı alt bölümünde;

“Fazla veya yersiz olarak vergi tahakkuk ettirilmesine neden olan vergi hatasının düzeltilmesi halinde, vergi hatası nedeniyle fazla olarak tahakkuk ettirilmiş verginin ödenmiş olması şartıyla, verginin mükellefe iadesi gerekmektedir…” açıklaması yer almaktadır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, vekalet ilişkisinden dolayı kurumunuza avukat … tarafından düzenlenen serbest meslek makbuzundaki 576.900,00 TL.’lik tutar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94/2-b alt bendine göre gelir vergisi tevkifat yapılarak muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, sona erdirilen vekalet ilişkisine ait iade faturası ile verilmeyen hizmet bedeline ilişkin alınmayan tutarlara ait gelir vergisi tevkifatı fazla veya yersiz olarak ödenen vergi niteliğinde değerlendirilemeyeceğinden 252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan açıklamalar çerçevesinde yıllık gelir vergisi beyannamesi üzerinden mahsup edilmesi mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Henuz teslim alinmamis daire icin aidat odenir mı ?-Kemal OZMEN

T.C.

YARGITAY

18. HUKUK DAİRESİ

E. 2001/2212

K. 2001/2577

T. 20.3.2001

• İTİRAZIN İPTALİ DAVASI ( Aidat Borcunu Ödemeyen Davalı Hakkında İcra Takibi Yapılması Nedeniyle )

• KAT MÜLKİYETİ KANUNUNUN UYGULAMASI ( Kat İrtifakı Kurulmuş Gayrimenkullerde Yapı Fiilen Tamamlanmış ve Bağımsız Bölümlerin 2/3’ü Fiilen Kullanılmaya Başlanmışsa Uygulanması )

• ORTAK GİDERDEN SORUMLULUK ( Yapının Genelde Tamamlandığının ve 2/3’ünün Fiilen Kullanıldığının Saptanması Halinde Binadaki Tüm Bağımsız Bölüm Maliklerinin Ortak Gider ve Avans Borcundan Sorumlu Tutulması )

• İSKAN BELGESİ ( Bunun Yokluğunun Taşınmazda Kat Mülkiyetine Geçişe Engel İse de Anayapının Ortak Yerlerinde ve Bağımsız Bölümlerindeki Eksikliklerin Kat Mülkiyeti Kanunu Hükümlerine Göre Yönetime Mani Olmaması )

2004/m.67

634/m.17

ÖZET : Kat Mülkiyeti Kanununun 17. maddesinin 3.fıkrasına göre, kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin 2/3’ü fiilen kullanılmaya başlanılmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi anagayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanması gerekir. Yasanın bu hükmü çerçevesinde yapının genelde tamamlandığının ve 2/3’ünün fiilen kullanıldığının saptanması, binadaki tüm bağımsız bölüm maliklerinin ortak gider ve avans borcundan sorumlu tutulmaları için yeterlidir. Anayapının ortak yerlerinde ve bağımsız bölümlerindeki bazı eksiklikler nedeniyle oturma izin belgesinin bulunmaması da bu sorumluluğu bertaraf etmez. İskan belgesinin yokluğu bu taşınmazda kat mülkiyetine geçişe engel ise de, yukarıdaki fiili durumun mevcudiyeti Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre yönetime mani değildir.
DAVA : Dava dilekçesinde aidat borcunu ödemeyen davalı hakkında yapılan icra takibine karşı ileri sürülen itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Kat Mülkiyeti Kanununun 17. maddesinin 3.fıkrasına göre, kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin 2/3’ü fiilen kullanılmaya başlanılmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi anagayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanması gerekir. Yasanın bu hükmü çerçevesinde yapının genelde tamamlandığının ve 2/3’ünün fiilen kullanıldığının saptanması, binadaki tüm bağımsız bölüm maliklerinin ortak gider ve avans borcundan sorumlu tutulmaları için yeterlidir. Bu durumdaki anayapının bağımsız bölümlerinin bazısında eksikliklerin bulunması ve bu yerlerin kullanılmamakta olması halinde dahi malikler, Kat Mülkiyeti Kanunu ve yönetim planı çerçevesinde ve kat malikleri kurulu kararları uyarınca kendisine düşen borç ve yükümlülükleri yerine getirmekten kaçınamaz. Anayapının ortak yerlerinde ve bağımsız bölümlerindeki bazı eksiklikler nedeniyle oturma izin belgesinin bulunmaması da bu sorumluluğu bertaraf etmez. İskan belgesinin yokluğu bu taşınmazda kat mülkiyetine geçişe engel ise de, yukarıdaki fiili durumun mevcudiyeti Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre yönetime mani değildir.
Hal böyle iken mahkemece, fiilen tamamlanmış ve üzerinde kat irtifakı kurulu bulunan bu yapının 2/3’ünün fiilen kullanılma durumu dikkate alınarak, Kat Mülkiyeti Kanununu hükümlerine göre tahkikat ikmal edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, binanın iskan ruhsatının iptal edilmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.3.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi. yarx

T.C.

YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/1096

K. 2004/1412

T. 1.3.2004

• KAT MALİKİ ( Aidat Borcu )

• ORTAK GİDERLER ( Kat Mülkiyetine Tabi Olmayan Yerlerde Tahsili )

• MADDİ OLAY ( Hakimin Bağlılığı – Hukuksal Nitelendirmeyi Kendiliğinden Yapmakla Yükümlü Olması )

818/m. 61

ÖZET : Maddi olay ile bağlı olan hakim, hukuksal nitelendirmeyi kendiliğinden yapmakla yükümlüdür. O nedenle talep olmasa dahi vekaletsiz iş görme veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacağın tahsilinin mümkün olup-olmadığı gerekirse mahallinde keşif yapılmak suretiyle ( ortak kullanım yerlerinden ve hizmetlerinden faydalanma hususunda ) oluşacak gözlem ve alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda re’sen incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
DAVA : Dava dilekçesinde ve birleştirilen dosyada 291.996.000 lira için yapılan ilamsız takibe vaki haksız itirazın iptali ile takibin devamı ile % 40 icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili dilekçesinde, davalı kat malikinin 8 aylık aidat borcunu ( Ocak 2001-Ağustos 2001 ) ödememesi nedeniyle aleyhine icra takibine girişildiğini, davalının bu takibe itiraz ettiğini, itirazın iptali ile % 40 icra-inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında davacının dava açma ehliyeti olmadığını ileri sürmüştür.
Mahkemece, davacı site yönetiminin, yasal bir yönetim olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, birden çok parsel üzerinde kurulu bulunan ve bu nedenlede Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmayan sitede ortak giderlerin tahsiline ilişkindir.
Yaygın mülkiyette Kat Mülkiyeti Kanunu uygulanmadığından ötürü genel hükümler çerçevesinde uyuşmazlığının çözümü gerekmektedir.
Davacı yönetici, davalının yapılan hizmetlerden faydalandığını iddia ettiğine ve davalının payına düşen faydalı ve zorunlu masrafları talep ettiğine göre uyuşmazlık sebepsiz zenginleşme veya vekaletsiz iş görme hükümleri dairesinde çözümlenecek mahiyettedir.
Maddi olay ile bağlı olan hakim, hukuksal nitelendirmeyi kendiliğinden yapmakla yükümlüdür. O nedenle talep olmasa dahi vekaletsiz iş görme veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacağın tahsilinin mümkün olup-olmadığı gerekirse mahallinde keşif yapılmak suretiyle ( ortak kullanım yerlerinden ve hizmetlerinden faydalanma hususunda ) oluşacak gözlem ve alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda re’sen incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeler ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
yarx

Kooperatiflerde atifet Mehli-Kemal OZMEN

11. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/6644

K. 2009/1573

T. 12.2.2009

• BORÇLARIN ÖDENMESİ İÇİN MEHİL VERİLMESİ

ÖZET : Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı iken genel kurulda borçlarını ödemeyen ortakların çıkarılması kararı alındığını, herhangi bir aidat borcu olmayan davacının haberi dahi olmadan ihracına karar verildiğini ileri sürerek, haksız olarak verilen ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Kooperatif üyesinin borçlarını ödememesi halinde genel kurulca ödeme hususunda üyeye süre tanınması gerekir. Genel kurulca verilen süre, atifet süresidir. Dosya kapsamından, atifet mehlinin davacıya tebliğ edilip edilmediği araştırılarak, tebligat yapılmışsa verilen süre içinde borcun ödenip ödenmediği araştırılmalıdır. Tebligata rağmen ödeme yapılmamışsa ihraç kararının geçerliliğini koruyacağı dikkate alınmalıdır.

KARAR :

Dava, davacı hakkında verilen kooperatif yönetim kurulu ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.

Davacının ihracına dair 10.06.1999 tarihli yönetim kurulu kararının 24.06.1999 tarihinde davacı tarafından bildirilen adrese tebliğ edildiği, tebligat yapılan adresin değiştiği konusunda davacı tarafından davalı kooperatife bir bildirimde bulunulmadığı, kooperatif tarafından yapılan tebligatların yasaya uygun olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Ancak, davalı kooperatif yönetim kurulu tarafından verilen ihraç kararından sonra 11.06.2000 tarihli genel kurulda, gündemin 8. maddesinde “…Borçlarını zamanında ödemediği için ihraç işlemi tamamlanan İnci, … borçlarını bugünden itibaren 12.08.2000 tarihine kadar gecikme faizleri ile birlikte ödemeleri halinde ihraç işlemlerinin durdurulmasına, gecikme faizleri ile birlikte ödemedikleri takdirde 12.08.2000 tarihinde üyeliklerinin otomatikman düşürülmesine…” karar verilmiştir.

Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, genel kurulca verilen süre bir “atifet mehli” olup, borcun verilen sürede ödenmemesi halinde önceki tarihli yönetim kurulu kararı geçerliliğini korur. Dava konusu olayda da, 11.06.2000 tarihli genel kurulda, davacı hakkında verilen ihraç kararından sonra adı geçenlere atıfet mehli verilmiş olup, bahsi geçen genel kurul kararının davacıya tebliğ edilip edilmediği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.

Mahkemece, ihraç kararının iptali isteminin ortak olduğunun tespiti istemini de içeriyor olması nedeniyle,11.06.2000 tarihli genel kurul kararı gereği yönetim kurulu tarafından davacıya tebligat yapılıp yapılmadığı, tebligat yapılmış ise, verilen sürede tüm borcun ödenip ödenmediğinin öncelikle araştırılması; tebliğe rağmen borcun ödenmemesi halinde ihraç kararının kesinleşeceği, aksi takdirde davacının ortaklığının halen devam ettiğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

1163 Sayılı Yasanın 16. maddesi uyarınca, ihraç edilen ortağın hak ve yükümlülükleri ihraç kararı kesinleşinceye kadar devam edeceğinden, davacının ortaklığı süresince aidat ödeme yükümlülüğü söz konusudur.

11. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/2300

K. 2009/7000

T. 8.6.2009

• KOOPERATİFTEN KONUT TAHSİS EDİLMEMESİ

ÖZET : Davacı, davalı kooperatifin üyesi olduğunu, tüm parasal yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen kendisine konut teslim edilmediğini iddia ederek alacak; birleşen davada ise ihraç kararının iptali talebinde bulunmuştur. İhraç edilen ortağın hak ve yükümlülükleri ihraç kararı kesinleşinceye kadar devam eder. Konut tahsis edilmemesi parasal yükümlülüklerin yerine getirilmesine engel teşkil etmez. Konut tahsis edilmeyen ortak kooperatiften tazminat talep edebilir. Ancak, ortaklık devam ettiği sürece kooperatiften konut verilmemesine dayalı olarak tazminat talep edilebilir. Tazminat davası süresince de ortaklığın devam etmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, birleştirilen ihraç kararının iptali davası esas davadan ayrılmalı ve ihraç kararının iptali davasının neticesi beklenmeli, davacının ortaklığı devam ettiği takdirde tazminat davası karara bağlanmalıdır.

KARAR : Davacı vekili, asıl davada müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, parasal yükümlülüklerini yerine getirdiği halde müvekkiline tahsis edilen konutun teslim edilmediğini ileri sürerek, B Blok … Kat, … nolu dairenin müvekkili adına tescilini talep etmiş, ıslahla konut tahsis edilmeyeceği anlaşıldığı gerekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 120.000,00.- YTL’nin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, birleşen 2007/150 H. sayılı dosyada, müvekkili hakkında alınan 12.01.2007 tarih 1 nolu ihraç kararının iptalini talep etmiş, birleşen 2006/108 E. sayılı dosyada da dava konusu taşınmazın davalı Muhammed adına düzenlenen tapusunun iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Kadıköy 4’üncü Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2006/286 E., 20071736 K. sayılı dosyası ile tespit edilen borcun davacı tarafça ödenmediği için hakkında alınan ihraç kararının yerinde olduğunu, ihraç kararı alındığı için daire tahsis edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, konut tahsis edilmeyen davacının açtığı tazminat davası devam ederken ihtarname gönderip konut tahsis edilecekmiş gibi davacıdan aidat talep edilip sonucunda da ihraç kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, tazminat alacaklısı olan davacının konut sahibi olarak ortaklar gibi aidat ödemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacı hakkında alınan ihraç kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, dairenin rayiç değerinin 150.000,00.- YTL olarak hesaplandığı; davacının talep edebileceği tazminat hesabının Yargıtay’ca benimsenen formüle göre yapılan hesaplama sonunda 123.574,00.- YTL olduğu, davacı tarafça bilirkişi raporuna itiraz edilmediği ve bu miktarın davacı yönünden müktesep hak oluşturduğu, davalı tarafın itirazı üzerine alınan raporda ise tazminat miktarının 246.503,35.- YTL olarak hesaplandığı, davalı vekili bu rapora da itiraz etmiş ise de normal bir ortağın en fazla kazancının daire bedeli olduğuna göre, eşitlik ilkesi uyarınca daire sahibi olamayan davacı ortağın elde edebileceği menfaatin en fazla diğer ortakların elde ettiği menfaat olan konutun bedeli kadar olması gerektiği, bu bedelin de itiraz edilmeyen raporda belirlenen 150.000,00.- YTL olduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının bu meblağı geçemeyeceği, rayiç bedel ve davacının müktesep hakkı olan bedel göz önüne alındığında ek rapor alınması neticeyi değiştirmeyeceğinden davacının talebi ile bağlı kalınarak 120.000,00.- YTL tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 120.000,00.- YTL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı kooperatiften tahsiline, birleşen 2007/150 E. sayılı dosyada davanın kabulü ile 12.01.2007 tarih 1 nolu ihraç kararının iptaline, birleşen 2006/108 E. sayılı dosyada davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir.

1- 1163 Sayılı Yasanın 16. maddesi uyarınca, ihraç edilen ortağın hak ve yükümlülükleri ihraç kararı kesinleşinceye kadar devam edeceğinden, davacının ortaklığı süresince aidat ödeme yükümlülüğü söz konusudur. Davacıya konut tahsis edilmemiş olması, bunun yerine kooperatiften tazminat talep etme hakkı bulunan davacının parasal yükümlülükleri yerine getirmesine engel teşkil etmez. Bu itibarla, mahkemece öncelikle davacı hakkında daha önce alınan ihraç kararının iptali davasının akıbeti araştırılıp, bilahare birleşen davada ihtarların usulüne uygun olup olmadığı değerlendirilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, kendisine konut tahsis edilmeyen ortaktan aidat istenemeyeceği gerekçesiyle ihraç kararının iptaline karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Asıl dava ıslah edilmiş şekli ile konut verilmemesine dayalı tazminat, birleşen 2007/150 E. sayılı dava ise davacı hakkında alınan ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Davacı, ortaklığı devam ettiği sürece kooperatiften konut verilmemesine dayalı olarak tazminat talep edebileceğinden, tazminat davası süresince de davacının ortaklığının devam etmesi gerekir. Bu itibarla, mahkemece davacı hakkında açılmış bulunan ve işbu dava ile birleştirilen ihraç kararının iptali davası, esas davadan ayrılarak ihraç kararının iptali davasının akıbeti beklenmek ve o davanın neticesine göre davacının ortaklığı devam ettiği takdirde tazminat davası karara bağlanmak gerekirken, anılan husus nazara alınmadan tazminata karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Ödemelerini tamamlamayan ortak dairenin adına tespiti, tapu iptal ve tescili isteminde bulunamaz. Davacı konutunun başka bir kişiye tahsis edilmişse, dava onun yokluğunda devam ettirilemez. Kur’a ile yapılan tahsis genel kurul kararı ya da bir mahkeme kararıyla iptal edilmedikçe geçerli ve uygulanması zorunludur. Yönetim kurulunun tek taraflı olarak karar alıp, kur’a ile belirlenen tahsisleri iptal etme yetkisi bulunmamaktadır.

ÖZET: Ödemelerini tamamlamayan ortak dairenin adına tespiti, tapu iptal ve tescili isteminde bulunamaz. Davacı konutunun başka bir kişiye tahsis edilmişse, dava onun yokluğunda devam ettirilemez. Kur’a ile yapılan tahsis genel kurul kararı ya da bir mahkeme kararıyla iptal edilmedikçe geçerli ve uygulanması zorunludur. Yönetim kurulunun tek taraflı olarak karar alıp, kur’a ile belirlenen tahsisleri iptal etme yetkisi bulunmamaktadır.

Somut olayda davacı dava öncesinde davalıya gönderdiği ihtarda (L) blok (6) nolu dairenin kendisine isabet ettiğini bildirmiş ve bu dairenin teslimin istemiş olup, bu davada ise kur’ada belirtilen dağılımı değiştiren yönetim kurulunun 25.5.2004 tarihli kararı ile oluşturulan yeni dağıtımda davacıya bırakılan (G) blok (14) nolu dairenin davacı adına tescili ile teslimini talep etmiştir. Dosyada mevcut yönetim kurulu kararında yeni bir yerleşim planının yapılmasına, bazı üyelerin ödemelerini bitirmeleri nedeniyle oyçokluğu ile karar verildiği belirtilmiş ve yeni yerleşim planı oluşturularak dairelerin kimlere tahsis edildiği tek tek gösterilmiştir. Bu kararda genel kurulun bu yönde bir yetki verip vermediğinden söz edilmemiş olup, mahkemece de bu kararın yetki ve nisap noktasında geçerli bir karar olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Kur’a ile yapılan tahsis genel kurul kararı ya da bir mahkeme kararıyla iptal edilmedikçe geçerli ve uygulanması zorunlu olup, davacıya kur’ada isabet eden dairenin kendisine verilmesini, muarazanın bu şekilde giderilmesini isteyebilir. Yönetim kurulunun tek taraflı olarak karar alıp, kur’a ile belirlenen tahsisleri iptal etme yetkisi bulunmamaktadır. Bu hususlar üzerinde durulmadan yönetim kurulu kararına göre yapılan tahsise geçerlilik tanınıp davanın kabulü eksik incelemeye dayalıdır.

Diğer yandan, davacı konutunun tahsis edildiği üyenin belirlenip, bu üye aleyhine dava açması için davacıya süre verilmesi, açtığında işbu dava ile birleştirilmesi gerekirken, o kişinin hukukunu da etkileyen işbu davanın, o kişinin yokluğunda görülüp sonuçlandırılması da doğru değildir.

Öte yandan, ödemelerini tamamlamayan ortağın dairenin adına tespiti, tapu iptal ve tescili isteminde bulunamayacağı gözetilmelidir. Davacı, şerefiye ve aidat borcunu bitirdiğini ileri sürmüş, davalı yan aksini savunmuş olup, bilirkişi raporunda da aidat borcunun tümünün ödenip ödenmediği kesin olarak ortaya konulmamış, çeşitli olasılık ve olgulardan bahsedilip farklı rakamlardan söz edilmiş, rapora davalı vekili 22.12.2006 tarihli oturumda itiraz etmiş ve davacının ödemelerini yapmadığı savunulmuştur. Bu yönden de eksik inceleme ile hüküm tesis edilmiştir (11. HD. 16.11.2009, 12270/11832).

Buna göre aidat borcunu ödeyecek olanlar bağımsız bölümlerin malikleridirler. Diğer bir deyişle bağımsız bölümler tapuda sizin adınıza ise aidat borcundan da siz sorumlu olacaksınız. Müteaahhitin işi geç teslim etmesinden doğan bir zararınız varsa, örneğin müteahhit adına olacak daireler hala sizin adınıza göründüğü için bir de o daireler için aidat ödemek durumunda kalırsanız müteahhit ile aranızdaki eser sözleşmesine aykırılıktan fazladan ödediğiniz aidatların iadesini talep edebilirsiniz.

Sayın Av. Ali Yüksel,
2004 yılında 68 daire karşılığı arsamı müteahhite verdim. 2007 yılının Ağustos ayında bu daireleri teslim etmesi gerekiyordu ancak halen teslim etmedi. Kat irtifakı kuruldu ve site yönetimi oluşturuldu. Müteahhit daireleri teslim etmediği için Mart 2011 ayı sonuna kadar bana ait 68 dairenin aidatını kendi ödüyordu. Ancak Nisan ve Mayıs 2011 aidatlarını ödemedi. Site yönetiminin avukatı beni arayıp, bu aidatların ödenmesini talep etti. Müteahhit tarafından teslim edilmeyen dairelerin aidatlarını ödemek mal sahibine mi yoksa müteahhite mi aittir? Bu duruma ait tavsiyeleriniz ve bilgiler için şimdiden teşekkür ederim.

Hakan Unutmaz
Hakan Bey,
Kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi ana gayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümleri uygulanır. Kat Mülkiyeti Yasası’nın 20. madde hükmüne göre kat maliklerinden her biri, başka türlü anlaşma olmadıkça ana taşınmazla ilgili giderler ile toplanacak avansa arsa payı oranında katılmakla yükümlüdür. Buna göre aidat borcunu ödeyecek olanlar bağımsız bölümlerin malikleridirler. Diğer bir deyişle bağımsız bölümler tapuda sizin adınıza ise aidat borcundan da siz sorumlu olacaksınız. Müteaahhitin işi geç teslim etmesinden doğan bir zararınız varsa, örneğin müteahhit adına olacak daireler hala sizin adınıza göründüğü için bir de o daireler için aidat ödemek durumunda kalırsanız müteahhit ile aranızdaki eser sözleşmesine aykırılıktan fazladan ödediğiniz aidatların iadesini talep edebilirsiniz.

Mükellefiyet tesis ettirmeden yakınlarına bedelsiz olarak müşavirlik hizmeti veren SMMM\’nin vergi kanunları karşısındaki durumu hk

Başlık Mükellefiyet tesis ettirmeden yakınlarına bedelsiz olarak müşavirlik hizmeti veren SMMM\’nin vergi kanunları karşısındaki durumu hk.
Tarih 01/06/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-1793
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-1793

01/06/2012

Konu

:

Mükellefiyet tesis ettirmeden yakınlarına bedelsiz olarak müşavirlik hizmeti veren SMMM’nin vergi kanunları karşısındaki durumu.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın … numaralı üyesi olduğunuzu ve anılan Oda’dan … numaralı büro açma ruhsatı aldığınızı ancak faaliyete başlamamanız nedeniyle vergi mükellefiyetinizi tesis ettirmediğinizi ve yakın çevreniz ile arkadaşlarınız tarafından mükellefiyetlerine ilişkin işlemlerin tarafınızdan yapılmasının istenildiğini ve bu işlemlerin çoğunu bedelsiz olarak yapacağınızı belirterek, bedel almamanız nedeniyle serbest meslek makbuzu düzenleyip düzenlemeyeceğiniz ve katma değer vergisi, gelir vergisi ile gelir vergisi tevkifatı açısından nasıl bir durum oluşacağı hususlarındaki Başkanlığımız görüşleri talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65 inci maddesinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğu hüküm altına alındıktan sonra, serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması şeklinde tanımlanmıştır.

Anılan Kanun’un 66 ncı maddesinde de serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabı olarak tanımlanmış, maddenin 4 üncü bendinde ise dava vekilleri, müşavirler, kurumlar ve tüccarlarla serbest meslek erbabının ticarî ve meslekî işlerini takip edenler ve konser veren müzik sanatçılarının serbest meslek erbabı olacağı hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, söz konusu Kanun’un 67 nci maddesinin birinci fıkrasında, serbest meslek kazancının bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden, bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan fark olduğu hükme bağlanmıştır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, nakden veya hesaben yaptıkları ödemelerden, istihkak sahiplerinin gelir vergisine mahsuben tevkifat yapmak zorunda olanlar belirtilerek hangi ödemelerden tevkifat yapılacağı bentler halinde sayılmış olup anılan fıkranın (2-b) numaralı bent hükmü uyarınca, serbest meslek faaliyetlerini icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden % 20 oranında vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1 inci maddesi hükmüne göre, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler KDV’ye tabi olup ticari, sınai, zirai faaliyet ile serbest meslek faaliyetlerinin devamlılığı, kapsamı ve niteliği Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre Gelir Vergisi Kanunu’nda açıklık bulunmadığı hallerde Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit edilecektir.

Öte yandan, aynı Kanun’un 19/1 inci maddesinde diğer kanunlardaki vergi muaflık ve istisna hükümlerinin katma değer vergisi bakımından geçersiz olduğu, katma değer vergisine ilişkin istisna ve muafiyetlerin ancak bu Kanuna hüküm eklemek veya bu Kanunda değişiklik yapılmak suretiyle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanun’un 27 nci maddesinin birinci fıkrasında, bedeli bulunmayan veya bilinmeyen işlemler ile bedelin mal, menfaat, hizmet gibi paradan başka değerler olması halinde matrahın mahiyetine göre emsal bedeli veya emsal ücreti olacağı; üçüncü fıkrasında emsal bedeli ve emsal ücretin Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tespit olunacağı; beşinci fıkrasında ise serbest meslek faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife varsa, hizmet bedelinin bu tarifede gösterilen ücretten düşük olamayacağı hüküm altına alınmıştır.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 155 inci maddesinde serbest meslek erbabı için muayenehane, yazıhane, atölye gibi özel işyerleri açılmasının, çalışılan yere tabela, levha gibi mesleki faaliyette bulunulduğunu ifade eden alametlerin asılmasının, her ne şekilde olursa olsun devamlı olarak mesleki faaliyette bulunduğunu gösteren ilanlar yapılmasının, serbest olarak mesleki faaliyette bulunmak üzere mesleki teşekküllere kaydolunmanın işe başlamayı gösterdiği, mesleki teşekküllere kaydolunanlardan görevleri veya durumları icabı bilfiil mesleki faaliyette bulunmayacak olanların bildirmelerinde bu ciheti de açıklayacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanun’un 210 uncu maddesinde, serbest meslek erbabının serbest meslek kazanç defteri tutacağı; 220 nci maddesinde, söz konusu defterlerin tasdike tabi olduğu; 236 ncı maddesinde ise serbest meslek erbabının mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşterinin de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetinde olduğu hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre;

– Tarafınızca verilecek hizmetin sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayalı olması, ticari mahiyet taşımaması ve bir işverene tabi olmaksızın kendi nam ve hesabınıza yapılması halinde, söz konusu hizmetiniz karşılığında bedel alıp almadığınıza bakılmaksızın Gelir Vergisi Kanunu’nun serbest meslek kazancının tespitine ilişkin hükümlerine göre vergilendirilmek üzere mükellefiyet tesis ettirmeniz gerekmektedir.

– Serbest meslek faaliyetinize ilişkin tahsilatlarınız için serbest meslek makbuzu düzenlemeniz ve serbest meslek kazanç defteri tutmanız gerekmekte olup bahse konu müşavirlik hizmetiniz katma değer vergisine tabi olacaktır.

– Serbest meslek kazancının tespitinde tahsil esası geçerli olduğundan, vereceğiniz müşavirlik hizmeti dolayısıyla nakden veya aynen tahsil ettiğiniz bir tutar söz konusu olmadığı takdirde tarafınızca elde edilmiş bir serbest meslek kazancından söz edilemeyecektir. Ancak, söz konusu faaliyet çerçevesinde verilen hizmet karşılığı nakden veya aynen tahsil ettiğiniz bir tutar bulunması halinde elde ettiğiniz serbest meslek kazancınızı tahsil ettiğiniz dönemin kazancı olarak beyan etmeniz gerekmektedir.

– Vereceğiniz müşavirlik hizmeti karşılığında tarafınıza nakden veya hesaben bir ödemede bulunulmaması halinde Gelir Vergisi Kanunu’nun 94 üncü maddesi hükmü gereğince tevkifat yapılması sözkonusu olmayacaktır.

– Müşavirlik hizmetini bedelsiz olarak ifa etmeniz halinde ise, hizmetin emsal bedeli üzerinden katma değer vergisi beyan etmeniz gerekmektedir.

Oyunculuk ve seslendirme faaliyeti nedeniyle mükellefiyetin hangi yer vergi dairesince tesis edileceği ve yapılacak tevkifat oranı hk.

Oyunculuk ve seslendirme faaliyeti nedeniyle mükellefiyetin hangi yer vergi dairesince tesis edileceği ve yapılacak tevkifat oranı hk.
Tarih 26/06/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.06.16.01-120[65-11/16]-702
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.06.16.01-120[65-11/16]-702

26/06/2012

Konu

:

Oyunculuk ve seslendirme faaliyeti nedeniyle mükellefiyetin hangi yer vergi dairesince tesis edileceği ve yapılacak tevkifat oranı hk.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; TRT stüdyoları ile dizi ve film stüdyolarında oyunculuk ve seslendirme faaliyetinde bulunduğunuzu, ancak kendinize ait bir işyerinizin bulunmadığını belirterek, bu faaliyetiniz nedeniyle mükellefiyetinizin hangi yer vergi dairesine tesis edileceği ve ikametgah olarak kullandığınız yer için yapacağınız ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılıp yapılmayacağı hakkında Başkanlığımız görüşü istenilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

61 inci maddesinde; “Ücret işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.”

62 nci maddesinde ise; “İşverenler, hizmet erbabını işe alan emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir.”

hükümlerine yer verilmiştir.

Aynı Kanununun 65 inci maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır…”

66 ncı maddesinde ise; Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez.

Bu işleri dolayısiyle serbest meslek erbabı sayılırlar.”

hükümlerine yer verilmiştir.

Gelir Vergisi Kanununun ”Vergi tevkifatı” başlıklı 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında tevkifat yapmakla sorumlu olanlar sayılmış olup, aynı fıkranın 1 numaralı bendinde; hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup, ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre, 2 numaralı bendinde; yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden, 5/a bendinde ise; 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Mal ve hakların kiralanması karşılığında yapılacak ödemelerde tevkifat oranı 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile % 20 olarak tespit edilmiştir.

Anılan Kanunun “Tarh yeri” başlıklı 106 ncı maddesinde de, gelir vergisinin mükellefin ikametgahının bulunduğu mahal vergi dairesince tarh edileceği hükme bağlanmış, işyeri ve ikametgahı ayrı vergi daireleri bölgesinde bulunan mükelleflerin vergilerinin Maliye Bakanlığınca uygun görüldüğü takdirde ve mükellefe de evvelden bildirmek kaydıyla iş yerinin bulunduğu yerin vergi dairesince tarh olunacağı belirtilmiştir.

Diğer taraftan, Otomasyonlu Vergi Daireleri İşlem Yönergesinin Tarha Yetkili Vergi Dairesi başlıklı 36 ncı maddesinde; tarha yetkili vergi dairesinin gelir vergisinde, mükellefin kanuni ikametgahının bulunduğu yer vergi dairesi olduğu, ancak; Bakanlığımıza tanınan yetkiye istinaden gelirleri sadece zirai kazanç, ücret, gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve iratlardan veya bunların birkaçından veyahut tamamından ibaret olan mükellefler ile belli bir işyeri bulunmaksızın çalışan ticaret ve serbest meslek erbabının beyannamelerinin ikametgahının bulunduğu yer vergi dairesince alınarak tarhiyat ve tahakkuk işlemi yapılacağı açıklanmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, oyunculuk ve seslendirme faaliyetinizi TRT’ye bir iş akdi ile bağlı olarak ve TRT’ nin emir ve talimatları doğrultusunda bağlılık arz edecek şekilde yapmanız halinde elde ettiğiniz para ve ayınların Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesi uyarınca ücret olarak değerlendirilerek aynı Kanunun 94 üncü maddesi gereğince tevkif suretiyle vergilendirilecektir.

Ancak, oyunculuk ve seslendirme faaliyetinizi herhangi bir işyerine bağlı olmadan, şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabınıza mutad meslek olarak yapmanız halinde, bu faaliyetten dolayı elde edeceğiniz gelir, serbest meslek kazancı olarak değerlendirilerek Gelir Vergisi Kanununun serbest meslek kazancına ilişkin genel hükümlerine göre vergilendirilecektir.

Ayrıca, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “İşyeri” başlıklı 156 ncı maddesinde, “Ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş yeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane şube,depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri,dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari,sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerlerdir.” hükmüne yer verilmiş olup, ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyetin yapılmasına veya yürütülmesine elverişli olan yerlerin de işyeri olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Buna göre, oyunculuk ve seslendirme faaliyetinizin TRT ile dizi ve film stüdyolarında yapıldığı ve evde söz konusu faaliyetlerin yapılmadığı hususu dikkate alındığında, evin işyeri olarak kabulü mümkün bulunmamakta olup, bu durumda ikametgah olarak kullandığınız gayrimenkul için yapacağınız ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması söz konusu olmayacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

çilerin toplu olarak taşınması, konut temini, iş yerinde yemek verilmesinin gelir vergisi matrahından istisna edilmesi ancak, nakden ödenen yol parası, konut yardımı ve yemek yardımı ile bulaşıcı hastalıklar primi, sahada çalışma primi adı altında nakden veya hesaben yapılan ödemelerin istisna edilmemesi hk.

Başlık İşçilerin toplu olarak taşınması, konut temini, iş yerinde yemek verilmesinin gelir vergisi matrahından istisna edilmesi ancak, nakden ödenen yol parası, konut yardımı ve yemek yardımı ile bulaşıcı hastalıklar primi, sahada çalışma primi adı altında nakden veya hesaben yapılan ödemelerin istisna edilmemesi hk.
Tarih 20/07/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.31.15.01-010.01[GVK-23-2012/2]-73
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

HATAY VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.31.15.01-010.01[GVK-23-2012/2]-73

20/07/2012

Konu

:

Gelir Vergisi Muafiyeti

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden; kadrolu ve sendikalı işçi çalıştırdığınızı, aylık maaş hesaplaması yapılırken, sosyal yardım, yemek yardımı, yol parası, konut yardımı, bulaşıcı hastalıklar primi, sahada çalışma primi gibi ödemeler yapıp, tamamından gelir vergisi kestiğinizi belirterek, ödenen bu yardımların gelir vergisinden istisna olup olmadığı konusunda bilgi talep ettiğiniz anlaşılmaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde; “Ücret, işverene tabi ve belirli bir iş yerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun 94 üncü maddesi ile maddenin birinci fıkrasında sayılanlar tarafından, maddede bentler halinde sayılan ödemelerin nakden veya hesaben yapıldığı anda istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapılacağı, aynı fıkranın birinci bendi ile de hizmet erbabına ödenen ücretlerin 103 ve 104 üncü maddelere göre gelir vergisi tevkifatına tabi tutulacağı hükme bağlanmış, 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise hesaben ödeme deyiminin, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade ettiği belirtilmiştir.

Yine aynı Kanunun 23 üncü maddesinde;

“Aşağıda yazılı ücretler Gelir Vergisinden istisna edilmiştir;

…..

8. Hizmet erbabına işverenlerce yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaatler (işverenlerce, işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 2012 yılında 11.70 TL lirayı aşmaması veya buna ilişkin ödemenin yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere yapılması şarttır. Ödemenin bu tutarı aşması halinde, aşan kısım ile hizmet erbabına yemek bedeli olarak nakten yapılan ödemeler ve bu amaçla sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilir.);

9. Genel olarak maden işletmelerinde ve fabrikalarda çalışan işçilere ve özel kanunlarına göre barındırılması gereken memurlarla müstahdemlere konut tedariki ve bunların aydınlatılması, ısıtılması ve suyunun temini suretiyle sağlanan menfaatler ile mülkiyeti işverene ait brüt alanı 100 m2’yi aşmayan konutların hizmet erbabına mesken olarak tahsisi suretiyle sağlanan menfaatler (Bu konutların 100 m2’yi aşması halinde, aşan kısma isabet eden menfaat için bu istisna hükmü uygulanmaz);

10.Hizmet erbabının toplu olarak işyerlerine gidip gelmelerini sağlamak maksadıyla işverenler tarafından yapılan taşıma giderleri;

….” hükümleri yer almaktadır.

Buna göre, … işyerinizde kadrolu ve sendikalı işçi olarak çalışanlara işyerlerine toplu olarak gidip gelmelerinin tarafınızca karşılanması, 100 m2’yi aşmayan konut temini, iş yerinde yemek verilmesi veya çalışılan günlere ait bir günlük 11,70 TL’ yi aşmayacak şekilde yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere yaptırılması, gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Ancak, işçilere nakden ödenen yol parası, konut yardımı ve yemek yardımı ile bulaşıcı hastalıklar primi, sahada çalışma primi adı altında nakden veya hesaben yapılan ödemelerin gelir vergisi matrahlarına dahil edilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatif muhasebe yönetmeliği ,kooperatif muhasebe işlemleri ,kooperatif muhasebe işlemleri ,kooperatiflerin tutmak zorunda oldukları defterler,

MUHASEBE YÖNETMELİĞİ

Amaç ve kapsam

Madde 1 – 1163 sayılı Kanuna göre kurulan kooperatiflerin, kooperatif birliklerinin, kooperatifler merkez birliklerinin ve Türkiye Millî Kooperatifler Birliğinin muhasebe usulleri ve tutacakları defterler hakkında, bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.

BİRİNCİ BÖLÜM

Tutulacak defterler

Madde 2 – Kooperatifler ve bunların üst kuruluşları aşağıda belirtilen defterleri tutarlar.

A. Kanunî defterler,

B. Diğer kanunî defterler,

C. Yardımcı defterler.

A. KANUNİ DEFTERLER

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 182 ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 66 ncı maddeleri gereğince tutulması zorunlu olan defterlerdir.

a. Yevmiye defteri (T.T.K. mad. 70)

Yevmiye defteri kayda geçirilmesi icabeden işlemleri vesikalardan çıkararak tarih sırasiyle ve madde halinde tertipli olarak yazmaya mahsus defterdir.

Yevmiye defteri ciltli ve sahifeleri müteselsil sıra numaralı olur. Vergi kanunlarına göre, müteharrik yapraklı yevmiye defterinin kullanılmasına müsaade olunduğu takdirde, vergi kanunlarına uygun olarak bu defterler de kullanılabilir.

Yevmiye defterlerinin en az aşağıdaki bilgileri ihtiva etmesi şarttır.

1. Madde sıra numarası,

2. Tarih,

3. Borçlu hesap,

_________________________________________________

(*) 28.11.1973 günlü, 14726 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

4. Alacaklı hesap,

5. Meblağ (Yardımcı hesaplara taksim edilenlerin izahat sütununda gösterilmesi şarttır.)

6. Her kaydın dayandığı vesikaların nev’i, varsa tarih ve numarası,

Bu defter; borç, alacak, izahat fiş numarası, yevmiye defteri, madde numarası, defteri kebir sahife numarası ve varsa tarih kayıtlarının yazılmasına imkan verecek şekilde tertip edilir. (Örnek: 1)

Nakden yapılan işlemler için tahsil veya tediye, mahsuben yapılan işlemlerde ise mahsup fişi kullanılır.

Günlük işlemleri ihtiva eden bu fişler, yevmiye defterine aşağıda belirtilen şekilde kaydedilir.

Fişler önce türlerine göre ayırıma tabi tutulduktan sonra, muhasebe planındaki en küçük hesaptan başlamak üzere yevmiye defterine tahsil, tediye ve mahsup fişi sırasına göre kaydedilir.

İş hacminin genişliği, işlemlerin bir yevmiye defterine kaydına imkân vermediği durumda tek ve çift günler veya tek ve çift aylar için ayrı ayrı yevmiye defteri kullanılabilir.

İş yılı bittiği halde defter dolmamışsa, gelecek yıl işlemlerinin kaydında da kullanılabilir.

Yevmiye defterinin borç ve alacak toplamlarının biribirine eşit olması gerekir.

Her iş yılı sonunda katî mizanın çıkarılmasının müteakip katî mizan bakiyeleri esas alınmak ve borç bakiyesi veren hesaplar ALACAK, alacak bakiyesi veren hesaplar BORÇ kaydedilmek üzere bir mahsup fişi düzenlenerek yevmiye defterinin sonuna kapanış maddesi kaydedilir. Yeni iş yılında yevmiye defterinin ilk maddesine kati mizan bakiyeleri yazılır.

b. Defteri kebir (T.T.K. mad. 71)

Defteri kebir, yevmiye defterine kaydedilmiş olan işlemleri buradan alarak sistemli bir surette hesaplara dağıtan ve tasnifli olarak bu hesaplarda toplayan defterdir.

Defteri kebir en azından şu bilgileri ihtiva etmek zorundadır:

1 Tarih,

2. Yevmiye defteri madde numarası,

3. Meblağ,

4. Toplu hesaplarda yardımcı nihaî hesapların isimleri,

Defteri kebir ciltli ve müteselsil sıra numaralıdır. Karşılıklı iki sahifesi bir hesaba tahsis edilir. Birinci sahifeye ilgili hesabın borç işlemleri, ikinci sahifeye alacak işlemleri kaydolunur. (Örnek: 2)

Defteri kebir sahifeleri, hesap planındaki sıraya ve hesabın işleme durumuna göre taksim olunur. (Örnek: 2)

İş hacmi az olan kooperatif kuruluşlar, yevmiyeli defteri kebir kullanabilirler.

Bu defter, defteri kebir ile yevmiye defteri ve kasa defterinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu üç defterin vazifesini görür.

Kasa ve mahsup işlemlerinin tarih sırasıyla düzenli ve müfredatlı olarak kaydına mahsustur. Ciltli olup sahifeleri müteselsil sıra numaraları taşır. (Örnek: 3)

c. Envanter ve bilanço defteri (T.T.K. mad.72, 73)

Envanter çıkarmak; saymak, ölçmek, tartmak ve değerlendirmek suretiyle, bilanço günündeki mevcutları, alacakları ve borçları, kesin bir şekilde ve müfredatlı olarak tespit etmektir.

Envanter defteri, işe başlama tarihinde ve müteakiben her iş yılı sonunda çıkarılan envanter ve bilançoların kaydına mahsus defterdir.

Envanter defteri, ciltli ve sahifeleri müteselsil sıra numaralıdır.

Kanunda aksine hüküm olmadıkça iş yılı sonu için çıkarılacak envanter ve bilançoların gelecek iş yılının ilk üç ayı içinde tamamlanmış olması lazımdır.

Envanter esas itibariyle defter üzerine çıkarılır. Ancak işlerinde geniş ölçüde ve çeşitli mal kullanan büyük kooperatif işletmeleri, envanterlerini listeler halinde tanzim ve listeler muhteviyatını envanter defterine icmalen kaydedebilirler.

Bu takdirde envanter cetvellerinin;

a. Sahifelerinin numaralanarak sıraya konulması,

b. Envanterleri çıkaran memurla yetkililer tarafından imzalanması ve tanzim tarihinin konulması gerekir.

ç. Karar defteri (T.T.K. mad. 78, 326)

Karar defterleri kooperatifin yetkili organlarınca (Genel kurul ve yönetim kurulu) alınan kararların kaydına mahsus defterlerdir.

I. Genel kurul karar defteri
Bu deftere, genel kurul tarafından alınmış olan kararlar, toplantı tarihi, toplantıda bulunan ortakların ortak numarası, ad ve soyadları ile, alınan kararlarda oy sayısı ve müzakerelerin tam bir surette bilinmesi için gerekli diğer hususlar kaydedilir. Kararların altı imzaya yetkili olanlar tarafından imzalanır.

Defter ciltli ve müteselsil sıra numaralı olacaktır.

Bu defter, sahifeleri bitinceye kadar kullanılır.

II. Yönetim kurulu karar defteri

Yönetim kurulu karar defteri yönetim kurulu tarafından alınan kararların kaydına mahsustur.

Ciltli ve müteselsil sıra numaralıdır.

Yönetim kurulu tarafından alınan kararların, deftere yazılması ve altının toplantıda hazır bulunan üyeler tarafından toplantı sırasında imzalanması mecburidir.

Verilen karara aykırı oy kullanan veya çekimser kalan üyeler sorumluluktan kurtulabilmek için karar altına aykırı oy kullanma ve çekimserlik sebeplerini belirterek kararı imzalarlar ve bu durumu denetçilere bildirirler.

Karar metninde; toplantı günü, karar numarası, toplantıda hazır bulunan üyelerin ad ve soyadları, beyan edilen oy ve müzakerelerin tam bir surette bilinmesi için gerekli diğer hususlar bulunur.

Her karar için, ait olduğu iş yılında birden başlamak ve iş yılı sonunda hitam bulmak üzere numara verilir.

d. Ortaklar defteri (T.T.K. mad. 326, K.K.mad.16)

Bu deftere; ortakların ad ve soyadları, iş ve konut adresleri, ortaklığa giriş-çıkış tarihleri ve çıkarılma sebepleri, taahhüt ettikleri sermaye payları ile bu paylara karşılık yapılan tahsilat ve iadeler, ortaklığa kabul ve çıkışları ile ilgili yönetim kurullarının kararı, tarih ve numaraları kaydedilir. (Örnek: 4)

B. DİĞER KANUNİ DEFTERLER (V.U.K. mad.197, 201, 206, 213)

Vergi Usul Kanunu işletmelerin özelliğine göre bazı ilave defterlerin tutulmasını gerekli kılmıştır. Eğer kooperatif, sınai bir işletme kurmuşsa, bu işletme için (İmâlat defteri) ile (İstihsal vergisi defteri) tutacaktır. Kooperatif nakliyat işleri ile uğraşıyorsa (Nakliyat vergisi defteri) veya zirai işletme söz konusu ise (Çiftçi işletme defteri) tutulması gereklidir.

C. YARDIMCI DEFTERLER
Kooperatif ve üst kuruluşlar kanunî defterler dışında aşağıda belirtilen

yardımcı defterleri tutmakla zorunludur. (Örnek: 5 – 10)

1. Kasa defteri,

2. Stok giriş-çıkış defteri veya kartları,

3. Sabit kıymetler ve demirbaş defteri,

4. Kıymetli evrak defteri,

5. Teftiş defteri,

6. Gelen giden evrak kayıt defteri.

Bu defterler dışında ihtiyaca göre her hesap için ayrı ve müfredatlı diğer defter ve föyler tutulabilir.

Bu defterler tasdike tabi değildir. Defter veya kalamoza şeklinde tutulur. Şekilleri ihtiyaç ve iş icaplarına göre değişik olabilir.

1. Kasa defteri

Günlük tahsil ve tediye işlemlerinin kaydına ve kasa mevcudunun kontroluna yarıyan yardımcı bir defterdir.

Tahsil edilen paralar bu defterin borç kısmına, nakden yapılan ödemeler de alacak kısmına kaydedilir. Bu defterin borç bakiyesi kasa mevcudunu gösterir. (Örnek: 5)

Günlük işlemlerin sonunda kasadaki paralar sayılarak kasa yardımcı defteri kayıtlarına uygun olup olmadığı kontrol edilir.

Yevmiyeli defteri kebir kullanan kooperatif kuruluşlar, kasa mevcudunu bu defter üzerinde takip edebileceklerinden ayrıca kasa yardımcı defteri tutmalarına lüzum yoktur.

(Tahsil ve tediye işlemlerinden ve kasadaki paraların saklanmasından sorumlu olanların yönetim kurulu tarafından alınacak bir kararla yazılı olarak tesbiti gerekir.)

2. Stok giriş ve çıkış defteri

Depoya giren ve çıkan malların kaydına ve depodaki malların kontroluna mahsus bir defterdir.

Bu defterin borç kısmına depoya giren mallar, alacak kısmına depodan çıkan mallar miktar ve bedel olarak kaydedilir. Her malın cinsine göre bu defterde ayrı bölümler tahsis edilebildiği gibi işin önemine göre çeşitli türdeki mallar için ayrı ayrı defterler de tutulabilir. (Örnek: 6,7)

3. Sabit kıymetler ve demirbaş defteri

Bu defter, kooperatif kuruluşlara ait sabit kıymetlerle, demirbaşların alım tarihini, cinsini, maliyet bedellerini, miktarını, yıllar itibariyle ayrılan amortismanları gösteren bir defterdir. Sabit kıymetler ve demirbaş defteri şeklinde ayrı ayrı olarak da düzenlenebilir. (Örnek:

4. Kıymetli evrak defteri

Bu defteri, kooperatifte kullanılan çekler, tahsil, tediye ve mahsup fişleri, ambar giriş ve çıkış fişleri, çek pusulaları, nakliye fişleri gibi evrakın giriş ve çıkışlarının kaydına mahsus defterdir. (Örnek: 9)

5. Teftiş defteri

Bu defter Ticaret Bakanlığı veya görevlendireceği kuruluşların müfettişleri ta-rafından yapılan teftişler ve düzenlenen raporlarla ilgili defterdir. (Örnek: 10)

6. Gelen giden evrak defteri

Kooperatife gelen ve kooperatiften gönderilen yazıların kaydına mahsus defterdir. (Örnek: 11)

Hesap dönemi

Madde 3 – Defterler hesap dönemi itibariyle tutulur. Kayıtlar her hesap dönemi sonunda kapatılır ve ertesi dönem başında yeniden açılır.

Hesap dönemi normal olarak takvim yılıdır.

Şu kadar ki, takvim yılı dönemi faaliyet ve muamelelerinin mahiyetine uygun bulunmayan kooperatif kuruluşlar Maliye Bakanlığına müracaat ederek 12 aylık özel hesap dönemleri uygulayabilirler. (V.U.K. Mad. 174)

İKİNCİ BÖLÜM

Kanuni defterlerin tasdiki

Madde 4 – Yevmiye defteri, defteri kebir, (veya yevmiyeli defteri kebir) envanter ve bilanço defteri, karar defterlerinin kullanılmaya başlanılmadan önce notere tasdik ettirilmesi gerekir. (T.T.K. mAD. 69)

Vergi mükellefiyeti yönünden defterlerin tasdiki hakkında Vergi Usul Kanununun 220 ve 221 inci maddeleri hükümleri saklıdır.

A. Beyanname verme

Kooperatif ve üst kuruluşlar tutmaya mecbur oldukları diğer defterlerle tutmak istedikleri defterlerin her birinin nev’i ve mahiyetleriyle sayfa sayılarını gösteren iki nüsha beyannameyi bu defterleri kullanmaya başlamadan önce sicil memuruna vermeye mecburdur.

Memur bunlardan birisini tasdik ederek ilgili kuruluşa geri verir. Bu mükellefiyeti hiç veya kanuna uygun şekilde yerine getirmeyen kooperatif kuruluşun bu gibi defterleri lehine delil olamaz.(T.T.K. mad.69)

B. Tasdiki yenileme

Yevmiye ve envanter defteri ile V.U.Kanununa göre tutulması mecburi olan diğer defterleri ertesi yılda da kullanmak isteyenler Ocak ayı, hesap dönemleri Maliye Bakanlığınca tespit edilenler bu dönemin ilk ayı içinde tasdiki yeniletmeye mecburdurlar. (V.U.K. mad.222)

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Kayıt nizamı

Madde 5 – Bu Yönetmeliğin 2 nci maddesinde sayılan kooperatif kuruluşları tutacakları defter ve kayıtların:

a. Türkçe olarak tutulması, (V.U.K. mad. 215)

b. Mürekkeple veya makina ile yazması, (V.U.K. mad.216) gerekir.

Bilumum defterlerde hesaplar kapatılıncaya kadar toplamlar geçici olarak kurşun kalemle yapılabilir. Bunlar mizan çıkarılarak mutabakat sağlandıktan sonra mürekkeplenir ve müteakip aya kurşun kalem ile yazılmış yazı veya yekûn bırakılmaz. (V.U.K. mad. 216)

Yevmiye defteri maddelerinde yapılan yanlışlar ancak muhasebe kaidelerine göre düzeltilebilir. Diğer bilumum defter ve kayıtlara rakam ve yazılar yanlış yazıldığı takdirde, düzeltmeler ancak yanlış rakam ve yazı okunacak şekilde çizilmek, üste veya yan tarafına veyahut ilgili bulunduğu hesaba doğrusu yazılmak suretiyle yapılabilir.

Defterlere geçirilen bir kaydı kazımak, çizmek veya silmek suretiyle okunamaz bir hale getirmek yasaktır. (V.U.K. mad.217)

Defterlerde, kayıtlar arasında usulen yazılmaya mahsus olan satırlar, çizilmeksizin boş bırakılamaz ve atlanamaz.

Ciltli defterlerde, defter sayfaları ciltten koparılamaz. Tasdikli müteharrik yapraklarda bu yaprakların sırası bozulamaz ve bunlar yırtılamaz. (V.U.K. m. 218)

Kayıtların mazeretsiz ve sebepsiz olarak 10 günden fazla geciktirilmesi caiz değildir. (V.U.K. mad. 219/9)

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Muhasebeyle ilgili belgeler

Madde 6 – Kooperatif kuruluşların işlemlerinin muhasebeleştirilmesinde aşağıdaki belgeler kullanılır:

A. FİŞLER:

1. Tahsil fişi,

2. Tediye fişi,

3. Mahsup fişi.

1. Tahsil fişi

Tahsil fişleri, numaraları teselsül eden ve her numarası biri dip koçan olmak üzere ikişer nüshalı olan matbu belgelerdir. Kasaya giren paralar için kullanılır.

2. Tediye fişi

Tediye fişleri de tahsil fişleri şeklinde matbu belgelerdir. Kasadan çıkan paralar için kullanılır.

Fişlerin üzerinde borçlu veya alacaklı hesapların numara ve isimleri, tahsil veya tediyenin yapıldığı şahıs veya müessesenin ismi, meblağ ve muamelenin açık şekilde müstenidatının cins, numara ve tarihini de belirtecek izahat bulunur.

Fişlere eklenen evrakı müsbitenin cinsi ve adedi fiş üzerine kaydedilir. Fiş onu yazan tarafından ve ayrıca yetkililer tarafından imzalanır. Fişlere istinaden kasadan yapılacak tediye veya tahsilâtı müteakip bunların üzerine veznedar tarafından “tahsil edilmiştir”, “tediye edilmiştir” damgası vurulur ve imzalanır.

Bu fişlerin ilk nüshaları müsbit evrak olarak kayıt ve muhafaza olunur. Dip koçanı ayrıca muhafaza edilir.

3. Mahsup fişi

Mahsup fişlerinin numaralı olması zorunlu değildir. Bu fişte de tahsil ve tediye fişlerinde olduğu gibi muamelenin mahiyetini açıkça belirtecek şekilde izahat, müstenidatının cins, tarih ve numarası, borçlu ve alacaklı hesapların isim ve numaraları, miktar, fişi yazanın ve yetkililerin imzası bulunur. Fişlerin dayanağı olan eklerin adetleri de fişe kaydedilir.

Tahsil, tediye ve mahsup fişleri yevmiye defterine işlendikten sonra yevmiye defterinin madde numarası kırmızı mürekkeple bu fişler üzerine kaydedilir.

B. MAKBUZ

Kasaya giren paralar ile depoya giren ayniyat karşılığında verilen vesikalara makbuz denir.

Kasaya giren para karşılığında ve yatıranın isteği üzerine verilen kasa makbuzları iki nüsha olarak düzenlenir. Makbuz numaraları matbu ve müteselsildir. İlk nüsha ilgili şahıs veya müesseseye verilir. Sabit nüshası dip koçan olarak saklanır. Makbuz üzerinde paranın niçin alındığı, parayı verenin adı, alınan paranın yazı ve rakamla miktarı, makbuzu yazanın ve ayrıca yetkililerin imzaları ve tarih bulunur.

C. ÇEK

Kooperatif bankalar nezdinde açtırmış olduğu tevdiat hesaplarından veya bankalarca kooperatif lehine açılmış bulunan kredi dahilinde borçlu cari hesaplardan çekilecek paralar için kullanılan, usulüne uygun şekilde düzenlenen matbu bir vesikadır. Çekler ilgili bankalardan temin edilir. Kullanılan çeklerin dip koçanları saklanır.

D. FATURALAR

Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya iş yapan tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.

a. Faturada bulunması gereken bilgiler

Faturada en az aşağıda belirtilen bilgiler bulunur.

1. Faturanın sıra numarası ve tarihi,

2. Faturayı çıkaranın ticaret unvanı ve iş adresi,

3. Müşterinin ticaret unvanı ve adresi,

4. Emtianın veya işin nev’i, miktarı, fiyatı ve tutarı,

5. Satılan mallar faturanın düzenlenmesinden evvel teslim edilmişse teslim tarihi.

b. Fatura düzenlenmesi (V.U.K. mad. 230, 231)

Faturanın düzenlenmesinde aşağıdaki kaideler uygulanır.

1. Faturalar sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir. Aynı müessesenin muhtelif şube ve kısımlarında her biri aynı numara ile başlamak üzere ayrı ayrı fatura kullanıldığı takdirde, bu faturalara şube ve kısımlara göre şube veya kısmın isimlerinin yazılması veya özel işaretle seri tefriki yapılması mecburidir.

2. Faturalar mürekkeple, makine ile veya kopya kalemiyle doldurulur.

3. Faturalar en az bir asıl ve bir örnek olarak çıkarılır. Birden fazla örnek çıkarıldığı takdirde her birine kaçıncı örnek olduğu işaret edilir.

4. Faturanın baş tarafında iş sahibinin veya namına imzaya yetkili olanların imzası bulunur.

c. Fatura kullanma mecburiyeti (V.U.K. mad. 232)

Kooperatif kuruluşlar Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre birinci sınıf tüccar olarak mütalaa edilir.

Bu bakımdan:

1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara,

2. Serbest meslek erbabına,

3. Kazançları götürü usulde tesbit olunan tüccarlara,

4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere,

5. Vergiden muaf esnafa,

Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.

Yukarıdakiler dışında kalanların kooperatiften satın aldıkları emtia veya kooperatife yaptırdıkları iş bedelinin bin lirayı geçmesi veya bedeli bin liradan az olsa dahi istemeleri halinde kooperatifin fatura vermesi mecburidir.

E. PERAKENDE SATIŞ VESİKALARI

Kooperatif kuruluşlar fatura vermek mecburiyeti olmayan satışlarını aşağıda belirtilen kayıtlardan herhangi biri ile tevsik eder.

1. Kasa veya satış fişleri,

2. Kasa veya satış fişlerinin dökümlerini ihtiva eden günlük bordrolar,

3. Makineli kasaların kayıt ruloları veya rulosuzlarda günlük satış toplamının yazıldığı fişler.

F. GİDER PUSULASI (V.U.K. mad.234)

Kooperatifler:

1. Kazançları götürü usulde tesbit olunan tüccara,

2. Kazançları götürü usulde tesbit olunan serbest meslek erbabına,

3. Vergiden muaf esnafa,

Yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri bir gider pusulası tanzim ederler. Bu pusulanın bir nüshası işi yapana veya emtiayı satana verilir.

Gider pusulası, işin mahiyeti, emtianın cins ve nev’i ile miktar ve bedelini ve iş ücretini, işi yapan ile yaptıranın veya emtiayı satın alan ile satanın adları ile soyadlarını, adreslerini ve tarihi ihtiva eder.

G. MÜSTAHSİL MAKBUZU

Kooperatif ve üst kuruluşları birinci sınıf tüccar gibi defter tutmak mecburiyetinde olduklarından, götürü usule tabi veya vergiden muaf çiftçilerden satın aldıkları malların bedelini ödedikleri sırada iki nüsha makbuz tanzim etmeye ve bunlardan birini imzalayarak satıcı çiftçiye vermeye ve diğerini ona imzalatarak almaya mecburdur. (V.U.K. mad.225). Alınan bu nüsha fatura yerine geçer.

Müstahsil makbuzunda en az aşağıda yazılı bilgiler bulunur.

1. Makbuzun tarihi,

2. Kooperatif veya üst kuruluşun adı ve unvanı,

3. Malı satan çiftçinin soyadı, adı ve ikametgâh adresi,

4. Satın alınan malın, cinsi miktarı ve bedeli.

H. ÜCRET BORDROSU

İşverenler her ay ödedikleri ücretler için (Ücret bordrosu) tutmaya mecburdurlar (V.U.K. mad.238). Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf olan ücretlerle götürü ücret üzerinden vergiye tabi hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri için bordro tutulmaz.

Ücret bordrolarına en az aşağıdaki bilgiler yazılır.

1. Hizmet erbabının soyadı, adı, ücretin alındığına dair imzası veya mührü (Ücretin ödenmesinde ayrıca makbuz alan işverenlerin tutacakları ücret bordrosuna imza veya mühür konulması mecburî değildir.)

2. Varsa vergi karnesinin tarih ve numarası,

3. Birim ücreti (Aylık, haftalık, gündelik, saat veya parça başı ücreti),

4. Çalışma süresi veya ücretin ilgili olduğu süre,

5. Ücret üzerinden hesaplanan vergilerin tutarı, (Varsa diğer kesintiler)

Bordronun hangi aya ait olduğu baş tarafında gösterilir. Bir aya ait bordro ertesi ayın yirminci gününe kadar hazırlanıp tarihlenerek kooperatif yetkilileri ile bordroyu tanzim eden memur tarafından imzalanır.

İşverenler, ücret bordrolarını, yukarıdaki esaslara uymak şartiyle diledikleri şekilde tanzim edebilirler.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Defterlerin ve müsbit evrakın saklanma mecburiyeti ve müddeti

Madde 7 – Türk Ticaret Kanununa göre, defterlerin son kayıt tarihinden ve saklanması mecburî olan diğer hesap ve kağıtların tarihlerinden itibaren on yıl geçinceye kadar saklanması mecburidir. (T.T.K. mad. 68)

Kooperatiflerin, işletmeleriyle ilgili işler dolayısiyle aldıkları mektup, yazı, telgraf, fatura, cetvel, senet gibi vesika ve kâğıtlarla ödemelerini gösteren vesikaları ve yazdığı mektup, yazı ve telgrafların kopyalarını ve mukavelenameleri, taahhüt ve kefalet vesair teminat senetleri ve mahkeme ilâmları gibi belgeleri muntazam bir tarzda dosya halinde saklamaları mecburidir. (T.T.K. mad. 66)

Bu defterler ve kâğıtlar; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet sebebiyle ve kanunî müddet içinde ziyaa uğrarsa, ziyanın öğrenildiği tarihten itibaren 15 gün içinde kooperatif yetkilileri kooperatifin bulunduğu yerin salâhiyetli mahkemesinden kendilerine bir vesika verilmesini isteyebilirler.

Mahkeme lüzumlu gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir. Böyle bir vesikanın alınmamış olması halinde defterlerin ibrazından kaçınılmış sayılır. (T.T.K. ma6. 68)

ALTINCI BÖLÜM

Hesap planı

Madde 8 – (Tekdüzen Hesap Planı uygulamasına geçildiğinden Yönetmeliğin kendi hesap planı yazılmamıştır)

Madde 9 – 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 89 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmış bulunan bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 10 – Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanlığı yürütür.