Ödemelerini tamamlamayan ortak dairenin adına tespiti, tapu iptal ve tescili isteminde bulunamaz. Davacı konutunun başka bir kişiye tahsis edilmişse, dava onun yokluğunda devam ettirilemez. Kur’a ile yapılan tahsis genel kurul kararı ya da bir mahkeme kararıyla iptal edilmedikçe geçerli ve uygulanması zorunludur. Yönetim kurulunun tek taraflı olarak karar alıp, kur’a ile belirlenen tahsisleri iptal etme yetkisi bulunmamaktadır.

ÖZET: Ödemelerini tamamlamayan ortak dairenin adına tespiti, tapu iptal ve tescili isteminde bulunamaz. Davacı konutunun başka bir kişiye tahsis edilmişse, dava onun yokluğunda devam ettirilemez. Kur’a ile yapılan tahsis genel kurul kararı ya da bir mahkeme kararıyla iptal edilmedikçe geçerli ve uygulanması zorunludur. Yönetim kurulunun tek taraflı olarak karar alıp, kur’a ile belirlenen tahsisleri iptal etme yetkisi bulunmamaktadır.

Somut olayda davacı dava öncesinde davalıya gönderdiği ihtarda (L) blok (6) nolu dairenin kendisine isabet ettiğini bildirmiş ve bu dairenin teslimin istemiş olup, bu davada ise kur’ada belirtilen dağılımı değiştiren yönetim kurulunun 25.5.2004 tarihli kararı ile oluşturulan yeni dağıtımda davacıya bırakılan (G) blok (14) nolu dairenin davacı adına tescili ile teslimini talep etmiştir. Dosyada mevcut yönetim kurulu kararında yeni bir yerleşim planının yapılmasına, bazı üyelerin ödemelerini bitirmeleri nedeniyle oyçokluğu ile karar verildiği belirtilmiş ve yeni yerleşim planı oluşturularak dairelerin kimlere tahsis edildiği tek tek gösterilmiştir. Bu kararda genel kurulun bu yönde bir yetki verip vermediğinden söz edilmemiş olup, mahkemece de bu kararın yetki ve nisap noktasında geçerli bir karar olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Kur’a ile yapılan tahsis genel kurul kararı ya da bir mahkeme kararıyla iptal edilmedikçe geçerli ve uygulanması zorunlu olup, davacıya kur’ada isabet eden dairenin kendisine verilmesini, muarazanın bu şekilde giderilmesini isteyebilir. Yönetim kurulunun tek taraflı olarak karar alıp, kur’a ile belirlenen tahsisleri iptal etme yetkisi bulunmamaktadır. Bu hususlar üzerinde durulmadan yönetim kurulu kararına göre yapılan tahsise geçerlilik tanınıp davanın kabulü eksik incelemeye dayalıdır.

Diğer yandan, davacı konutunun tahsis edildiği üyenin belirlenip, bu üye aleyhine dava açması için davacıya süre verilmesi, açtığında işbu dava ile birleştirilmesi gerekirken, o kişinin hukukunu da etkileyen işbu davanın, o kişinin yokluğunda görülüp sonuçlandırılması da doğru değildir.

Öte yandan, ödemelerini tamamlamayan ortağın dairenin adına tespiti, tapu iptal ve tescili isteminde bulunamayacağı gözetilmelidir. Davacı, şerefiye ve aidat borcunu bitirdiğini ileri sürmüş, davalı yan aksini savunmuş olup, bilirkişi raporunda da aidat borcunun tümünün ödenip ödenmediği kesin olarak ortaya konulmamış, çeşitli olasılık ve olgulardan bahsedilip farklı rakamlardan söz edilmiş, rapora davalı vekili 22.12.2006 tarihli oturumda itiraz etmiş ve davacının ödemelerini yapmadığı savunulmuştur. Bu yönden de eksik inceleme ile hüküm tesis edilmiştir (11. HD. 16.11.2009, 12270/11832).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir