|
|||||||||
Kooperatifler Mevzuatı ile ilgili Güncel Bilgilere Sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz
|
|||||||||
|
|||||||||
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından çıkartılan tebliğle, kooperatif ve üst kuruluşların olağan genel kurul toplantılarının birleştirilerek yapılmasının yolu açıldı. Tebliğ, tarımsal amaçlı kooperatifler, yapı kooperatifleri ile diğer kooperatifler ve üst kuruluşlarını kapsıyor.

Kooperatif ve Üst Kuruluşların Olağan Genel Kurul Toplantılarının Birleştirilerek Yapılması Hakkında Tebliğ, 31 Ekim’de Resmi Gazete’de yayımlandı.
Tebliğ ile kooperatif ve üst kuruluşlarınca, olağan genel kurul toplantılarının en fazla üç hesap dönemini kapsayacak şekilde birleştirilerek yapılmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlendi
Olağan genel kurul toplantılarını birleştirme kararı alan kooperatiflerin, rapor örneklerini her bir hesap devresi sonundan itibaren 6 ay içinde il müdürlüğüne ve kooperatifin ortağı olduğu üst kuruluşa vermeleri zorunlu olacak.
Gelecek hesap dönemlerine ilişkin tahmini bütçelerin birleştirme süresini kapsayacak şekilde her yıl için hazırlanarak, birleştirme kararının görüşüleceği genel kurul toplantısında karara bağlanması şartı aranacak.
Anasözleşmelerinde gelir-gider farkının dağıtılacağına yönelik hüküm bulunan kooperatifler, birleştirme kararı alınacak genel kurul toplantısında, birleştirme süresince gelir-gider dağıtımına ilişkin yapılacak uygulama hakkında da karar alacaklar.
Olağan genel kurul toplantılarının birleştirilmesi sonrası devir dışında bir sebeple ortaklığı sona erenlerin, sermaye ve diğer alacakları, bilançonun genel kurulca onaylanması beklenmeksizin ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak. Hesaplanan tutar, hesap döneminin kapanmasını izleyen 4’üncü ayın 25’inci gününü takiben en geç bir ay içerisinde geri verilecek.
Birleşik genel kurulda, birleştirilen her bir hesap devresine yönelik raporlar ve ibralar ayrı ayrı görüşülecek. Herhangi bir hesap dönemine yönelik ibra edilmeyen yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler bu organlara aynı genel kurulda tekrar seçilemeyecekler.
Ortaklıktan çıkma ya da çıkarılma suretiyle üst kuruluş ile ortaklık ilişkisi sona eren kooperatifler, üst kuruluşlar tarafından il müdürlüğüne bildirilecek.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda sayılan suçlarla ilgili olarak yönetim kurulu üyeleri hakkında kamu davası açılması veya Tebliğin maddelerinde sayılan şartlara aykırı hareket edilmesi halinde birleştirme şartları kaybedilecek ve genel kurul olağan toplantıya çağrılacak.
Olağan genel kurul toplantılarını birleştirme kararı alan kooperatiflerin Tebliğdeki hükümlere aykırı ana sözleşme hükümleri, birleştirme süresince uygulanmayacak.
KOOPERATİF VE ÜST KURULUŞLARININ OLAĞAN GENEL KURUL
TOPLANTILARININ BİRLEŞTİRİLEREK YAPILMASI
HAKKINDA TEBLİĞ
|
|||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
AYM bu kararı ile vergilemede “ölçülülük ilkesi” ve “orantılılık” ilkesi çerçevesinde Danıştay’ın kararının adil olduğu sonucuna varmıştır. Somut olayda vergileme “orantılılık” ilkesine uygun bulunmuştur. Böylece böyle vergilendirmede ölçülülük dikkate alınması gereken bir unsur haline gelmiştir.
Ancak somut olayla ilgili yukarıda gösterdiğimiz kronolojiye baktığımızda VUK’nun 114. maddesinin 2. fıkrası ile ilgili iptal kararı ve sonrasında yasa koyucunun kalıcı ve geçici düzenlemelerin vergide eşitlik ve adalet ilkelerine uymadığı kanaatindeyiz. Çünkü dava sürecinin uzun ve geçici maddenin süresinin (1.8.2010 – 31.12.2012), kalıcı maddeden (1 yıl ile sınırlanmış) uzun olması bu adaletsizliğin sebebi olduğu kanaatindeyiz.
Kaldı ki, “Vergi inceleme raporu” tarihi 10.11.2006 ile 31.12.2006 tarihi arasındaki sürede vergi inceleme raporu ile vergi tarhiyatı yapabilirdi. 2001 takvim yılı için tarh işleminin durma tarihi 31 Aralık 2006 tarihi ile geçiş maddesi zamanaşımı süresi olan 31.12.2012 arasında geçen sürenin 6 yıl daha uzamasını nasıl adil bulabiliriz? Bulamıyoruz. Özellikle enflasyondan daha yüksek gecikme faizi uygulanan Ülkemizde takdire sevk ile tarhiyat arasında geçen sürenin uzun olması bu yükü daha da artırıyor.
Diğer taraftan “zamanaşımını durdurmak amacıyla takdir komisyonuna sevk” kanun koyucunun iradesini aşmaktadır. Çünkü söz konusu takdire sevk işleminin amacı tamamen zamanaşımını durdurarak zaman kazanmak ve bu işlemi de takdir komisyonunun inceleme yetkisinin kullanmadan “vergi denetimi yapmaya yetkili olanlar tarafından” yapılan hesaplamalara dayalı olarak yapılması değildir. Uygulamada takdir komisyonları “vergi denetimine yetkili olanlar” tarafından yapılan tespitlere istinaden, diğer bir deyişle “inceleme yetkilerini kullanmadan” kendilerine sunulan tespitlere istinaden karar vermektedirler.
Sorumlu Vergicilik Bakışıyla, 31 Aralık 2006 tarihinde zamanaşımına uğrayacak bir vergilendirme işleminin, VUK’nun geçici 28. maddesi düzenlemesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarında belirtilen “kamu veya genel yarar ile kişi yararı arasındaki dengeyi bozduğu” kanaatindeyiz. Dolayısıyla somut olayla ilgili kararın Avrupa İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye (“Sözleşme”) ekli 1 No lu Ek Protokol’ün 1 inci maddesi ihlal edilerek başvurucuya “aşırı yük yüklendiği ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği” ve “orantılılık ilkesine” uygun olmadığı kanaatindeyiz.
Marmarabirlik’in kooperatif ve birliklerin Turquality kapsamına alınmasına yönelik girişimleri sonuç verdi. Resmi Gazete’de bugün yayımlanan tebliğ değişikliği ile kooperatif ve birliklere de Turquality yolu açıldı.
Sektörün ihracat şampiyonu Marmarabirlik, Türk markalarının yurtdışında desteklenmesi amacıyla yürütülen Turquality Destek Programına kooperatif ve birliklerin de dahil edilmesi için verdiği mücadeleden olumlu sonuç aldı. Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulunca hazırlanan “Türk Ürünlerinin Yurtdışında Markalaşması, Türk Malı İmajının Yerleştirilmesi ve Turquality’nin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” bugün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tebliğin 3’üncü maddesinde değişiklik yapılarak, Turquality’den faydalanacak şirketlere, “4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde ticari ve/veya sınai faaliyette bulunan kooperatif ve birlikleri” de dahil edildi.
“Hedefimiz dünya markası olmak”
Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa, “Sektörün öncü kuruluşu olarak bu kararı 32 bin üretici ortağımız adına sevinçle karşıladık. Zeytin ve zeytinyağı sektöründe 5 kez ihracat şampiyonu olan Marmarabirlik’i, Turquality desteği ile birlikte dünya markası haline getirmeyi hedeflemekteyiz. Biz bugüne değil, geleceğe yatırım yapıyoruz. Yapacak çok işimiz var, ortaklarımız her şeyin en güzelini hak ediyor. Yapılan değişiklikle tüm kooperatif ve birliklerimizin de ülkemize katma değer sağlayacak çalışmalar yapacağına inanıyoruz” dedi.
Başkan Asa, Turquality’nin dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olduğuna işaret ederek, “Bu değişikliğin yapılmasında desteklerini esirgemeyen Başbakan Yardımcımız Sayın Hakan Çavuşoğlu başta olmak üzere, Ekonomi Bakanlığımız, Maliye Bakanlığımız ve ilgili diğer Bakanlıklarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Sektörümüz ve tüm Marmarabirlik camiası için hayırlı olsun” diye konuştu.
“Marmarabirlik’in gücüne güç katacak”
Marmarabirlik’in Ar-Ge çalışmaları ve hedef pazarlara yönelik yeni ürünleri ile ihracat yaptığı ülke sayısını 7 yılda 18’den 54’e çıkardığını anlatan Asa, şöyle devam etti:
“Marmarabirlik, ürünlerini yurtdışında başta Avrupa ülkeleri olmak üzere 54 ülkeye doğrudan satmaktadır. 32 bin ortağın güç birliği ile dünya standartlarında üretim yapan Birliğimiz, Ar-Ge faaliyetleri, inovatif ve yenilikçi yaklaşımlarıyla marka değerini her geçen gün artırmaktadır. Ancak bütün bunlara rağmen Marmarabirlik, Turquality’den faydalanamamaktaydı. Bugün itibariyle altyapımız hazır, gerekli resmi işlemleri de en kısa sürede yerine getireceğiz. Alınacak destek kapsamında, bütün dünya Marmarabirlik’i konuşacak, yurtdışında yapılacak reklam ve tanıtım faaliyetleri, Marmarabirlik markasının gücüne güç katacaktır.”

SOSYAL KOOPERATİFLER KONUSUNDA BİLGİ ALMAK İÇİN
Hata: İletişim formu bulunamadı.
İlk elde sosyal amaçları olan, demokratik değer yargıları üzerine kurulmuş ve resmi sektörden bağımsız faaliyetlerdir. Organizasyon yapıları; dernek, vakıf veya kooperatif olabilir. Topluma veya üyelerine yönelik çalışan, asıl amaçları kar gütmek olamayan faaliyetlerdir.
Sosyal ekonomi endüstriyel gelişimle ortaya çıkan bir ekonomik modeldir. Avrupa’da endüstri devrimi ile toplumda bazı sıkıntılar doğmuştur. Bu sıkıntıların çözüm arayışları sosyal ekonomiyi doğurmuştur. 18. yüzyıl başlarında Katolik kilisesinin harmonisi ile çözümler üretilmeye çalışılmıştır. Ancak 18. yy sonlarında bu harmoni çözüm üretemez duruma gelmiştir. Sosyal ekonomi terimi ilk başlarda tutucu çevreler tarafından kullanılmaktaydı (sosyal tutucular). Bu dönemde toplumdaki sosyal patlamaları ve devrimleri önlemek için sosyal ekonomi terimi ortaya atıldı. Ancak sosyal ekonominin gelişmesi 19. yy.da gerçekleşti. Sosyal ekonomi terimini ilk kullanan kişi Frederich Le Play’dir.
Sosyal muhafazakarlar toplumsal barışı devam ettirmek için bu modeli kullanmışlardır. Ancak sosyalistler sosyal ekonomi terimini kendi yorumlarını katarak kullandılar. Dönemin anarşistleri de bu terimi kullanmıştır (Bu terimi en çok kullanan kişi Kropotkin). Ortaya çıkma nedeni sermaye-insan çelişkisine barışçı bir çözüm bulma arayışıdır. Sonuçta 3 farklı yorum gelişmiştir.

|
|||||||||
Düzenlemeye göre stajyerlere net asgari ücretin yüzde otuzu kadar ücret miktarı banka kanalıyla ödenmek zorunda. Bu tutar 2017 yılı asgari ücreti dikkate alındığında 381.23 TL’dir. Bu tutarın yirmiden az çalışanı olan işletmeler için 2/3 ü, yirmi ve üzerinde personel işletmeler için 1/3 ü stajyer devlet katkısı olarak ödenmektedir.
Dolayısıyla yirmiden fazla personeli olan işyerleri için destek tutarı 127.08 TL, yirmiden az personeli olan işyerleri için destek tutarı 254.15 TL olacaktır.
Çıkarma Kararı Vermeye Yetkili Organlar KoopK’nın 16/II. maddesine göre, çıkarma kararı verme yetkisi tüm ortakları temsil eden, en üst ve en yetkili organ konumundaki (bkz. KoopK m. 42/I) kooperatif genel kuruluna aittir. Bununla birlikte, bu hususta yönetim kuruluna da yetki verilebilir. KoopK’nın 16. maddesinin ikinci fıkrasına göre, ana sözleşmeye açıkça hüküm konulmak ve çıkarılan ortağın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak kaydıyla, yönetim kurulu da ortağın kooperatiften çıkarılması konusunda yetkili kılınabilir.
Konutların ortaklara dağıtımında yönetim kurulunca yapılması gereken işlemler nelerdir?
Konutlar, maliyet bedelleri kesinleştikten sonra ortaklar veya temsilcilerinin katılımıyla noter önünde çekilecek kur’a ile dağıtılır.Ancak, genel kurul kararı ile konutlar ortaklara önceden dağıtılmışsa kur’a işlemine başvurulmaz(Anas. Md.62).
Yönetim kurulu, kur’a çekiminin yeri ve zamanını en az 15 gün önce taahhütlü mektupla veya imza karşılığı ortaklara bildirir(Anas. Md.62).
Yargıtay, GK toplantısı için ortaklara yapılan çağrının usulsüz olması durumunda çağrılmayan ortağın GK’ da alınan kararlara muhalif kalıp bunu tutanağa geçirtme koşulları aranmaksızın iptal davası açabileceğini ifade etmektedir[26]. Elbette bu durumda usulsüz çağrının yapıldığı GK toplantısında alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kurallarına aykırı olduğu ispatlanırsa ancak karar iptal edilebilir. Yoksa tek başına çağrının usulsüz olması iptal sebebi değildir[27].
Kendi kusuru sebebiyle GK toplantısına katılamayan ortak, kararın iptalini isteyemez, yalnızca batıllığının tespitini talep edebilir[28]. Ayrıca Yargıtay, müktesep hakları ihlal eden bir karar aleyhine muhalif oy kullanılmamış olsa bile iptal davası açabileceğini kabul etmiştir[29].
“Kuraları çekilerek ortaklara dağıtılan ve bazı sebeplerle geçici olarak kooperatif tarafından yönetilen dairelerle ilgili genel giderlere ilişkin borç ise malikin kooperatif ortağı olmasından kaynaklanan kooperatifin amacına ulaşması için ödenmesi gerekli bir ortaklık borcu (parasal yükümü) olmayıp, maliklik sıfatı ile ilgili, oradan kaynaklanan bir borç olduğu içindir ki tahsili ayrı bir prosedüre tabîdir ve ortaklıktan ihraç sebebi değildir. Bu durumda ortaklık sıfatından kaynaklanmayan bir borç için, davacı ortağın ihracı ile ilgili yönetim kurulu kararları yok sayılır ve yokluğun tespiti davasının açılması da süreye bağlı değildir.” (11.HD, 06.03.1992 , E. 6112, K. 3308 – ERİŞ, Gönen: Uygulamalı Kooperatifler Hukuku, Ankara 1998, s. 42).
Görev ve Yetkileri: Madde 23- En yetkili organ olan Genel Kurulun görev ve yetkileri şunlardır: 1- Bilanço, bilanço hesaplarının dökümü, gelir-gider farkı hesapları ile yönetim kurulu ve denetçiler tarafından verilen raporları inceleyerek kabul veya reddetmek. 2- Yönetim kurulu üyeleri ile denetim kurulu üyelerini seçmek, ibra etmek veya sorumluluklarına karar vermek, gerektiğinde bunları azletmek. 3- Yönetim ve denetim kurulu üyelerine verilecek aylık ücret, huzur hakkı ve yolluk miktarı ile bütçeyi görüşerek karara bağlamak, 4-Yönetim kurulu tarafından verilen ortaklıktan çıkarma kararlarına yapılan itirazları inceleyip karara bağlamak, 5- Kanun, anasözleşme ve iyi niyet esasları ile genel kurul kararlarına aykırı olduğu ileri sürülen yönetim kurulu kararlarının iptal edilip edilmeyeceği konusunda karar vermek, 6- Ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartlan ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek. 7- Üst kuruluşa girme kararı vermek ve bu kuruluşta görevlendirilecek temsilcileri seçmek, 8- Anasözleşmede yapılması öngörülen değişiklikler hakkında karar vermek, 9- Gayrimenkul alımında ve satımında takip edilecek usul ile alınacak gayrimenkulun niteliğini, yerini ve azami fiyatını, satılacak gayrimenkulun asgari fiyatını belirlemek. 10- İmalat ve inşaat işlerinin yaptırılma yönetimini kararlaştırmak, 11- Kooperatifin ortak sayısı ile yapılacak konut sayısını tespit etmek, 12- Kooperatifin dağılması hakkında karar vermek, tasfiye kurulunu seçmek. 13- Kanun ve anasözleşme ile genel kurula tanınmış olan diğer konular hakkında karar vermek, Genel kurul, yukarıdaki görev ve yetkiler

Hata: İletişim formu bulunamadı.
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı kooperatif vekili avukat … gelmiş olup, başka gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– KARAR –
Davacı vekili, müvekkilinin … ilçesi … numaralı bağımsız bölümlerin maliki olduğunu, davalı kooperatif tarafından 2000 yılında alınan genel kurul kararı gereği 20.08.2000 tarihinde kura çekimi ile birlikte evleri sahiplerine anahtarları ile birlikte teslim edildiği halde, müvekkiline teslim edilmediği gerekçesiyle, ıslah da nazara alınarak 134.720,00 TL kira kaybı, 30.750,00 TL hasar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 25.06.2000 tarihli genel kurulda alınan karar gereğince her üç bağımsız bölüm için ödemesi gereken şerefiye bedelleri toplamı 7.500,00 TL ve işlemiş gecikme faizlerini ödemede temerrüte düştüğünü ve temerrütte ısrar ettiğini, teslim edilmek istenmesine rağmen davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, ecrimisil ve tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda, davacının açmış olduğu …Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2000/1217 E., 2002/814 K. sayılı dosyasında davacının şerefiye bedeli yükümlülüğü yönünden diğer üyelerden farkı olmadığı belirtilerek, davacının davalı kooperatife borçlu olduğunun tespitine karar verildiği, yine davacının açmış olduğu …Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/1039 E., 2006/321 K. sayılı dosyasında davacının davalı kooperatife borçlu olmadığı değil, ihtarnamelerin usulsüz olduğu gerekçesiyle ihraç kararının iptaline karar verildiği, bu nedenle davalı kooperatifin davacıya konut tesliminde bir kusurunun olmadığı dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalıya verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kooperatif hakkında yanlış bilgi vermek, görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat (CMK’nın 223/2-e maddesi)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın 20/01/2007, 16/05/2010 tarihleri arasında kooperatif yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, aynı kooperatifin yönetim kurulu başkanı hakkında ….Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, sanığın eyleme doğrudan katıldığına dair delil olmamasına rağmen konumu gereği usülsüz işlemin tespiti ve önlenmesi konusunda görevini gereği gibi yerine getirmeyerek ihmal ettiği, görev süresi içerisinde yapılan genel kurul toplantılarında sunmuş oldukları faaliyet raporlarında ve açıklamalarında kooperatifin borçları, icra takipleri, SGK ve Vergi Dairesine olan borçlar ve taşeron firmaya yapılan ödemeler konusunda yanlış bilgi verildiği, bütçe dışı harcamalara yer verilmesine rağmen bununla ilgili genel kurulun, bilgilendirilmediği, ortakların ödemeleri ile ilgili resmi tespitlerin yapılmadığı, sunulan faaliyet raporunun kabul görmeyerek ibra edilmedikleri, genel kurulun yanlış bilgilendirildiği, sanığın bu suretle kooperatif hakkında yanlış bilgi verme, görevi kötüye kullanma suçlarını işlediği iddia olunan olayda;
Temyiz incelemesine konu dosya ile aynı eylemler nedeniyle ve aynı dönemlerde kooperatifin diğer yönetim ve denetim kurul üyeleri …., …., …., …. ve…. hakkında kooperatif hakkında yanlış bilgi vermek suçundan açılan ….2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/244 Esas sayılı dava dosyası; yine kooperatifin diğer yönetim kurulu üyeleri …., …. ….hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan ….1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/244 Esas sayılı dava dosyası ve 2007 – 2011 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanı olan …. hakkında, zimmet suçundan açılan ….1 Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/121 Esas sayılı dava dosyası arasında CMK’nın 8 ve devamı maddeleri gereğince irtibat olduğunun ve birlikte görülmesinde zorunluluk bulunduğunun anlaşılması karşısında; anılan dava dosyalarının mahkemelerinden sorularak sonuçlanmış ise dosyaların onaylı suretlerinin getirtilip Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde dosyaya konulması, sonuçlanmamış ise dosyaların birleştirilmesi yoluna gidilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırmayla hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Somut olayda iptali talep edilen ve önerge ile sırası değiştirilen genel kurulun 4. maddesiyle hesap tetkik komisyonun raporu tartışılarak oylanmış ve kabul edilmiştir. Ancak, toplantıdan önce ölan edilen genel kurul gündeminde salt “Hesap tetkik komisyonu raporu hakkında bilgi verilmesi” konusunun yer almasına rağmen raporun tartışmaya açılarak görüşülmesi, kabulü veya reddinin oylanmasına dair bir açıklık bulunmamaktadır. Kooperatifler Kanunu 46/son maddesinde, gündemde olmayan hususların görüşülemeyeceği, ancak, kooperatife kayıtlı ortakların en az 1/10 ‘unun gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce yazılı teklifte bulunmaları halinde, hesap tetkik komisyonunun seçilmesi, bilanço incelemesinin ve ibranın geriye bırakılması, çıkan veya çıkarılan ortaklar hakkında karar alınması, genel kurulun yeni bir toplantıya çağırılması ve kanun, ana sözleşme ve iyi niyet esasları ile genel kurul kararlarına aykırı olduğu ileri sürülen yönetim kurulu kararlarının iptali, yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin azli ve yerlerine yenilerinin seçilmesi ile ilgili hususların genel kurula katılanların yarıdan bir fazlasının kabulü ile gündeme alınacağı belirlenmiştir. Somut olayda hesap tetkik komisyonu raporunun görüşülerek bir karara bağlanmasına ilişkin bir gündem maddesi bulunmadığı gibi bu hususun gündeme alınmasına dair bir karar da alınmadığı anlaşılmaktadır. O halde, 4. maddeyle alınan genel kurul kararı gündem dışına çıkılarak alınmış bir karar olduğundan anılan 46. maddede düzenlenen gündemde olmayan hususların görüşülemeyeceği yönündeki yasal hükme aykırı bulunmaktadır. Dolayısıyla iptali yönünde hüküm kurulmasında yanlışlık yoktur. Bu durum karşısında, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.