KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE, TEMİNAT OLARAK, BİR İKİ DAİRE GÖSTERİLMİŞTİR. MÜTEAHHİT, BU TEMİNAT DAİRELERİNİ, 3. KİŞİLERE, ADİ YAZILI SÖZLEŞME İLE SATMIŞ, HUKUKİ DURUM NE OLACAK?

KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE, TEMİNAT OLARAK, BİR İKİ DAİRE GÖSTERİLMİŞTİR.
MÜTEAHHİT, BU TEMİNAT DAİRELERİNİ, 3. KİŞİLERE, ADİ YAZILI SÖZLEŞME İLE SATMIŞ, HUKUKİ DURUM NE OLACAK?

7.CEVAP :
a)İNŞAATTAKİ NOKSANLIKLAR İÇİN TEMİNAT DAİRESİ BIRAKILMASI :
MÜTEAHHİT İLE ARSA SAHİBİ, İNŞAATTAKİ “NOKSANLIKLAR” NEDENİ İLE, ARSA SAHİBİNE, BU “EKSİKLİKLERİN” TAMAMLANMASI İÇİN, BİR KAÇ DAİRE TEMİNAT OLARAK BIRAKILMIŞTIR.

b)MÜTEAHHİTİN “TEMLİK” HAKKI YOK :
MÜTEAHHİT, KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE, “EKSİKLİKLERİN” TAMAMLANMASI İÇİN, “TEMİNAT” OLARAK GÖSTERİLEN DAİRELERİ, ADİ YAZILI SÖZLEŞME İLE, 3. ŞAHISA SATAMAZ.

c)SATILAN TEMİNAT DAİRESİ İÇİN, TESCİL İSTENEMEMESİ :
TEMİNAT DAİRESİNİ, ADİ YAZILI SÖZLEŞME İLE SATIN ALAN 3. KİŞİNİN TESCİL İSTEME HAKKI YOKTUR.
YANİ, TEMİNAT DAİRESİNİ SATIN ALAN, TAPU DA, MÜLKİYETİ ALAMAZ. (14 HD. 19.12.1991 T., E:1991/6180, K: 1991/11193)

MÜTEAHHİTİN YAPTIĞI İNŞAATTA, EKSİK İŞLER SÖZ KONUSU İSE, İSKAN RUHSATI ALMAK İÇİN, NELER GEREKLİDİR?

MÜTEAHHİTİN YAPTIĞI İNŞAATTA, EKSİK İŞLER SÖZ KONUSU İSE, İSKAN RUHSATI ALMAK İÇİN, NELER GEREKLİDİR?

6.CEVAP :
a)EKSİK İŞLER PEK AZ VE KATLANILABİLİR NİTELİKTE OLMALIDIR.

b)YAPI KULLANIM İZNİ (=İSKAN RUHSATI)’NIN ALINMASI İÇİN, DAVACI ALICIYA BK. M. 81’E GÖRE YETKİ VE ÖNEL VERİLMELİDİR.

c)SSK PRİM BORCU :
ÖZEL DAİRE, SSK PRİM BORCUNUN DA, MÜTEAHHİTİN HALEFİ OLARAK, DAİRE ALAN DAVACI ALICI TARAFINDAN ÖDENMESİ İÇİN, ÖNEL VERİLMESİNİ VE DEPO ETTİRİLMESİNİ ÖNGÖRMÜŞTÜR. (14. HD. 28.04.2003 T., E: 2003/1055, K: 2003/3357)

d)RUHSAT KOŞULLARI :
“-…MÜTEAHHİTİN HALEFİ OLAN DAVACILARIN, İSKAN RUHSATI ALINABİLEMSİ İÇİN, TÜM KOŞULLARINI YERİNE GETİRMESİ,
-SİGORTA PRİMİ,
-VERGİ,

e) ALICIYA, İSKAN RUHSATI ALMASI İÇİN “YETKİ” VERİLMESİ :
İSKAN RUHSATINI, ALMAYI ÜSTLENEN YÜKLENİCİYE, BU YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ YERİNE GETİRMESİ İÇİN, “ÖNEL” VERİLMELİDİR.
YÜKLENİCİNİN, BU YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ YERİNE GETİRMEMESİ HALİNDE, YÜKLENİCİNİN “HALEFİ” OLAN DAVACI “ALICIYA”, İSKAN RUHSATI ALMASI İÇİN, “YETKİ” VERİLEREK, İSKAN RUHSATININ ALINMASI TEMİN EDİLMELİDİR. (14 HD. 11.6.2002 T., 4121/4574)

MÜTEAHHİT, KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNİN, TÜM HAK VE SORUMLULUKLARI İLE BİR BAŞKA MÜTEAHHİTE, “DEVİR” ETTİ. BİRİNCİ MÜTEAHHİTTEN, DAİRE ALAN ALICININ, HUKUKİ DURUMU NE OLACAK?

MÜTEAHHİT, KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNİN, TÜM HAK VE SORUMLULUKLARI İLE BİR BAŞKA MÜTEAHHİTE, “DEVİR” ETTİ.
BİRİNCİ MÜTEAHHİTTEN, DAİRE ALAN ALICININ, HUKUKİ DURUMU NE OLACAK?

5.CEVAP :
a)KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNİ DEVİR ETMEK :
MÜTEAHHİT, KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNİ, TÜM HAK VE SORUMLULUKLARI İLE BİR BAŞKA MÜTEAHHİTE, “DEVİR” ETMİŞTİR.

b)KİŞİSEL HAKKIN, İKİNCİ MÜTEAHHİTE İLERİ SÜRÜLEBİLMESİ :
İLK MÜTEAHHİTTEN, DAİRE ALAN ALICI, BU HAKKINI, İKİNCİ MÜTEAHHİTE KARŞI DA İLERİ SÜREBİLİR.
BU NOKTA ÇOK ÖNEMLİDİR.

MÜTEAHHİT, İNŞAATI, BİR BAŞKA MÜTEAHHİTE DEVRETMİŞ İSE, BİRİNCİ MÜTEAHHİTTEN, ADİ YAZILI SÖZLEŞME İLE DAİRE ALAN ALICI, BU HAKKINI, İKİNCİ MÜTEAHHİTE KARŞI DA İLERİ SÜREBİLECEĞİNDEN, İKİNCİ MÜTEAHHİTİ DE DAVALI OLARAK GÖSTERMELİDİR.

c)EDİMİN TAM YERİNE GETİRİLMESİ :
MÜTEAHHİTTEN, DAİRE ALAN ALICININ, İKİNCİ MÜTEAHHİTE BU HAKKINI İLERİ SÜRMESİ İÇİN, EDİM, ARSA SAHİBİNE KARŞI, “TAM” YERİNE GETİRİLMİŞ OLMALIDIR. (14. HD. 26.06.2000 T., E: 2000/4344, K: 2000/4548)

MÜTEAHHİTİN, AYNI DAİREYİ, BİRDEN FAZLA KİŞİYE SATMASI HALİNDE, HUKUKİ DURUM NE OLACAK?

MÜTEAHHİTİN, AYNI DAİREYİ, BİRDEN FAZLA KİŞİYE SATMASI HALİNDE, HUKUKİ DURUM NE OLACAK?

4.CEVAP :
ÜÇ İHTİMAL VAR.
a)BİRİNCİ İHTİMAL :
MÜTEAHHİT, KENDİSİNE KALAN DAİREYİ, ADİ YAZILI SÖZLEŞME İLE, AHMET’E SATTI.
DAHA SONRA, AYNI DAİREYİ, YİNE ADİ YAZILI BİR SÖZLEŞME İLE, MEHMET’E SATTI.
KADİMLİK İLKESİ UYARINCA, ÖNCEKİ TARİHLİ SÖZLEŞMEYE İTİBAR EDİLİR.
“-…MÜTEAHHİT, AYNI DAİREYİ, İKİ KİŞİYE, AYRI TARİHLERDE, ADİ YAZILI SÖZLEŞME İLE SATMIŞTIR.
KİŞİSEL HAKLAR, YARIŞMAKTADIR.
“ESKİ” TARİHLİ ADİ YAZILI SATIŞ SÖZLEŞMESİNE DEĞER VERİLİR.” ( 14HD, 11.10.2005 T., 6426/8915).

b)İKİNCİ İHTİMAL :
MÜTEAHHİT, KENDİSİNE KALAN DAİREYİ, ADİ YAZILI SÖZLEŞME İLE, HASAN’A SATTI.
DAHA SONRA, AYNI DAİREYİ, GAYRİMENKUL SATIŞ VAADİ İLE NOTERDEN HÜSEYİN’E SATTI.
KADİMLİK İLKESİ GEREĞİNCE, İLK ADİ YAZILI SATIŞ SÖZLEŞMESİNE DEĞER VERİLECEKTİR. (14. HD. 20.11.2003 T., E: 2003/5341 K:2003/8244)
GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ, MÜTEAHHİTTEN, DAİRE ALAN, BUNU NOTERDEN GAYRİMENKUL SATIŞ VAADİ ŞEKLİNDE YAPSA BİLE, BİR ÖNCEKİ ADİ YAZILI SATIŞ SÖZLEŞMESİ GEÇERLİ OLMAKTADIR.

c)ÜÇÜNCÜ İHTİMAL :
MÜTEAHHİT, KENDİSİNE KALAN BİR DAİREYİ, BİRİNCİ ALICIYA, “ADİ” SENETLE, İKİNCİ ALICIYA TAPU’DA, “RESMİ” SENETLE SATMIŞTIR.
TAPUDAKİ SATIŞ (=AYNİ HAK) OLUP, ÖNCEKİ KİŞİSEL HAKKA “ÜSTÜNLÜK” TANINIR. (14 HD. 11.4.2003, 2148/2996)
BUNUN ANLAMI ŞUDUR :
MÜTEAHHİTTEN, “TAPUDAN” DAİRE ALAN ALICI, TAPUDAN ÖNCEKİ TÜM ADİ YAZILI SATIŞ SÖZLEŞMELERİN, “ÖNÜNE” GEÇMEKTEDİR.

Kat karşılığı inşaat yapan müteahhitten daire alan ancak müteahhitin inşaatı bitirmemesi nedeni ile ilgili açılacak dava nerede açılır ?

a) GÖREVLİ MAHKEME :
4077 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI KANUNUNUN, 4822 SAYILI KANUNLA DEĞİŞİK 3/c MADDESİ İLE : “-…KONUT VE TATİL AMAÇLI TAŞINMAZ MALLAR, TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDAKİ YASA KAPSAMINA ALINMIŞTIR.

KONUT VE TATİL AMAÇLI DAİRENİN SATIŞINA DAYALI, TAPU İPTAL DAVALARI, TÜKETİCİ MAHKEMESİNDE, TÜKETİCİ MAHKEMESİ BULUNMUYORSA, TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA GÖRÜLECEKTİR.

“-…ARSA SAHİBİNİN “KONUT” SATMASI HALİNDE, DAVA “GENEL” MAHKEMEDE GÖRÜLECEKTİR”. (14 HD., 31.3.2006, 2524/3781)

“İŞYERİ” (ASMA KATLI DEPOLU DÜKKAN) GİBİ “TİCARİ” NİTELİKLİ MALLARIN ALIM SATIMINDAN KAYNAKLANAN ÇEKİŞMELER, TÜKETİCİ KANUNU KAPSAMINDA DEĞİLDİR. İŞYERİ SATIMINDA, “GENEL” MAHKEMELER GÖREVLİDİR. (14 HD., 24.1.2006 T., 103/40/150).

UYARI :
MÜTEAHHİTTEN, ADİ YAZILI SÖZLEŞME İLE DAİRE (KONUT) ALAN ALICI, “TÜKETİCİ” MAHKEMESİNE, “İŞYERİ (=DÜKKAN) ALAN ALICI, “GENEL” MAHKAMEYE DAVA AÇMALIDIR.

b) YETKİLİ MAHKEME :
DAİREYİ, MÜTEAHHİTTEN, ADİ YAZILI SÖZLEŞME İLE SATIN ALAN ALICI, TAPU İPTAL DAVASINI, DAVA AYNİ HAK İLE İLGİLİ OLDUĞUNDAN, DAİRENİN BULUNDUĞU YER MAHKEMESİNDE AÇACAKTIR.

c) DAVA HARCI :
4077 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI KANUNUNUN 23. MADDESİ GEREĞİNCE, TÜKETİCİ ALICI, AÇILACAK DAVA HARCINDAN MUAFTIR.

BAŞKA BİR ANLATIMLA, MÜTEAHHİTTEN, ADİ YAZILI ŞEKİLDE DAİRE ALAN DAVACI, TESCİL DAVASINI AÇARKEN, HARÇ ÖDEMEYECEKTİR.

d) VEKALET ÜCRETİ, KEŞFEN SAPTANAN DEĞER ÜZERİNDEN, “NİSPİ” OLARAK HESAPLANIR.

KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE, ARSA SAHİBİNİN VE MÜTEAHHİTİN, “EDİMLERİ” NELERDİR

2.SORU :
KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE, ARSA SAHİBİNİN VE MÜTEAHHİTİN, “EDİMLERİ” NELERDİR?
YARGITAY ÖZEL DAİRESİ, İNŞAAT SEVİYESİNİ, EN AZ YÜZDE KAÇ ORANINDA ARIYOR?

2.CEVAP :
a)ARSA MALİKİNİN VE MÜTEAHHİDİN EDİMİ:
ARSA MALİKİNİN EDİMİ, ARSAYI, MÜTEAHHİTE TESLİM ETMEKTİR.
MÜTEAHHİTİN EDİMİ, BİNAYI YAPMAKTIR.

b)MÜTEAHHİTİN EDİMİNİ TAM İFASI :
ÖRNEĞİN, MÜTEAHHİT HER İKİ BLOKU DA BİTİRMİŞ OLMALIDIR.
MÜTEAHHİT, KENDİNE KALAN BLOKU YAPMIŞ, ARSA SAHİBİNİN BLOKUNU BİTİRMEMİŞ İSE, MÜTEAHHİTTEN, DAİRE ALANLARIN TAPU İSTEME HAKLARI YOKTUR. (14 HD. 14.10.2005 T., E: 2005/6189, K: 2005/9055)

c)MÜTEAHHİT, İNŞAATI, “TAMAMA” YAKIN ORANDA TAMAMLAMIŞ, ARSA SAHİBİ DE, EKSİK İŞLER BEDELİNİ, DAVA YOLU İLE KAZANIP, “TAHSİL” ETMİŞSE ARTIK KİŞİSEL HAK KAZANMIŞ OLUR.

d)MÜTEAHHİT, ARSA SAHİBİNE KARŞI EDİMİNİ, “BÜYÜK” BİR BÖLÜMÜNÜ YERİNE GETİRMİŞTİR.
MÜTEAHHİTTEN, DAİRE SATIN ALAN, KALAN TAHAMMÜL EDİLEBİLİR CÜZİ (=KÜÇÜK) EKSİKLİKLERİ, MÜTEAHHİTİN ADINA TAMAMLAYARAK, DAİRENİN TAPUSUNUN KENDİ ÜZERİNE GEÇİRİLMESİNİ İSTEYEBİLİR.
“-…EKSİK KALAN KISIM, PARAYA DÖNÜŞTÜREBİLECEK CÜZİ BOYUTTA OLMALIDIR”. (HGK 02.07.2003 T., E: 2003/14-452, K: 2003/456)

a)%95 SEVİYE :
ÖZEL DAİRE, İNŞAAT SEVİYESİNİN, %95 VE ONU AŞAN SEVİYEDE OLMASINI, EDİMİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN YERİNE GETİRİLDİĞİ ŞEKLİNDE KABUL ETMİŞTİR. (14. HD. 18.10.2001 T., E: 2001/5681, K: 2001/6884)
“-…İNŞAAT %98,62 SEVİYESİNDE TAMAMLANMIŞTIR. TESCİL TALEP EDİLEBİLİR”. (HGK 16.02.2005 T., E: 2005/14-6, K: 2005/73)

b)% 77 SEVİYE :
ÖZEL DAİRE, %77 İNŞAAT SEVİYESİNİ YETERSİZ GÖRMÜŞTÜR. (14 HD. 12.10.2006 T., E:2006/8825, K: 2006/10878)

c)%81-%67 SEVİYE :
HUKUK GENEL KURULU, İNŞAATIN %81 – %67 BİTİRİLMESİNİ, MÜTEAHHİDE VE DOLAYISI İLE HALEFİ ALICIYA, TAPU İSTEME “HAKKI” VERMEDİĞİNE HÜKMETMİŞTİR. (HGK 04.04.2001 T., E: 2001/14-288, K: 2001/330; HGK 11.03.1998 T., E: 1998/14-159, K: /1998/215)
İNŞAATIN, %81 ORANINDA TAMAMLANMASI, TESCİLE İMKAN VERMEZ.
İNŞAAT SEVİYESİNİN, %67 OLMASI HALİNDE, TESCİL DAVASI RET EDİLİR.

d)%92 SEVİYE :
ÖZEL DAİRE, BİNANIN %92 ORANINDA TAMAMLANMIŞ OLMASINA, PEK AZ BİR BOYUT OLARAK KABUL ETMEMİŞTİR. (14 HD. 07.04.2003 T., E:2003/2288, K: 2003/2798)
SONUÇ OLARAK, YÜKSEK MAHKEME, İNŞAAT SEVİYESİNİN, EN AZ %95 SEVİYEYE GETİRİLMESİNİ KABUL ETMEKTEDİR.
%95’İN ALTINDAKİ SEVİYEYİ, KABUL ETMEMEKTEDİR.
BU NEDENLE, %95’İN ALTINDAKİ İNŞAAT SEVİYESİNDE, MÜTEAHHİTTEN DAİRE ALAN, TESCİLE HAK KAZANAMAMAKTADIR.
ARSA SAHİBİNDEN, TAPU İSTEME HAKKINI ELDE EDEMEMİŞ MÜTEAHHİTİN HALEFİ OLARAK, MÜTEAHHİTTEN DAİRE ALAN 3. KİŞİNİN DE, TAPU İSTEME HAKKI YOKTUR. (14.HD. 27.01.2000 T., E: 1999/8639, K: 2000/227)
MÜTEAHHİTTEN, DAİRE ALAN, TAPU İSTEYEMEZSE, BK. M. 61 UYARINCA, MÜTEAHHİTTEN HAKSIZ İKTİSAP KURALINA GÖRE, VERDİĞİ BEDELİ İSTEYEBİLİR. (14. HD. 30.12.2005 T., E: 2005/10301, K: 2005/12599)

MESAJ :
SEVGİLİ OKUYUCULARIMIZ, MÜTEAHHİTTEN DAİRE ALIRKEN, MÜMKÜN OLDUĞU KADAR “BİTMİŞ” DAİRELERİ TERCİH ETMELERİNDE YARAR VARDIR.

3.SORU :

MÜTEAHHİT, KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE, KENDİSİNE KALAN DAİRELERİ, ADİ BİR SÖZLEŞME İLE, 3. ŞAHSA SATABİLİR Mİ

MÜTEAHHİT, KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE, KENDİSİNE KALAN DAİRELERİ, ADİ BİR SÖZLEŞME İLE, 3. ŞAHSA SATABİLİR Mİ?

1.CEVAP :
a)ALACAĞIN TEMLİKİ :
MÜTEAHHİT, KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİ İLE, KENDİSİNE KALAN DAİRELERİ, ADİ BİR SÖZLEŞME İLE, BK. M. 162 GEREĞİNCE, ALACAĞIN TEMLİKİ İLE SATABİLİR.

b)TEMLİKİN YAZILI OLMASI :
TEMLİKİN, BK. M. 11/2’YE GÖRE, “YAZILI” OLMASI ŞARTTIR.
“SÖZLÜ” DAİRE SATIŞI, GEÇERSİZDİR.

c)ARSA MALİKİNİN, RIZASININ ARANMAMASI :
MÜTEAHHİT, ARSA MALİKİNİN RIZASINI ALMAKSIZIN, KENDİSİNE KALAN DAİRELERİ, 3. ŞAHISA SATABİLİR.

d)TEMLİKİN TEMLİKİNİN GEÇERLİ OLMASI :
MÜTEAHHİTTEN, YAZILI ADİ SÖZLEŞME İLE DAİRE SATIN ALAN ALICI, YAZILI OLMASI KOŞULU İLE, İKİNCİ ALICIYA, ADİ SÖZLEŞME İLE SATABİLİR.
BU İKİNCİ SATIŞ DA, YANİ TEMLİKİN TEMLİKİ DE GEÇERLİDİR. (HGK 02.07.2003 T., 2003/14-452, 2003/456)

e)ÖRNEK :
MÜTEAHHİTTEN, ADİ YAZILI SÖZLEŞME İLE, MEHMET TUNCER, BİR DAİRE ALDI.
MEHMET TUNCER’DE, MÜTEAHHİTTEN ADİ YAZILI SÖZLEŞME İLE ALDIĞI DAİREYİ, YİNE ADİ YAZILI SÖZLEŞME İLE, AHMET ÜNALDI’YA SATABİLİR. BU SATIŞ GEÇERLİDİR.

KAT KARŞILIĞI YAPILAN İNŞAATLARDAN BAĞIMSIZ BÖLÜM SATIN ALAN ÜÇÜNCÜ SAHISLARIN HAKLARI

KAT KARŞILIĞI YAPILAN İNŞAATLARDAN BAĞIMSIZ BÖLÜM SATIN ALAN ÜÇÜNCÜ SAHISLARIN HAKLARI

Kat karşılığı yapılan inşaatlarda; müteahhitler ya da arsa sahipleri sözleşmede paylarına düşen ev, büro veya mağazaları inşaat aşamasında çeşitli yöntemlerle satma hakkına sahiptirler. Bu makalemde yazımda müteahhitlerin ya da arsa sahiplerinin sözleşmeden doğan haklarını hangi yöntemlerle sattıklarını ve bu satışlardan doğan anlaşmazlıklarda, tarafların hukuki olarak hangi yaptırımlara sahip olduklarını açıklamaya çalışacağım.

Arsa sahipleri, sözleşmeye istinaden, kendine verilecek bağımsız bölümleri, inşaat aşamasında, iki yöntemle satabilirler. Birincisi noterden düzenlenmiş satış vadi senediyle satış, ikincisi kat irtifaklı arsa payının tapuda yapılan satışıdır.

Arsa sahiplerinin, noterden düzenlenmiş satış vadi senediyle, sattıkları bağımsız bölümleri alan üçüncü kişilerin; İnşaatın bitirilmesi ile ilgili sorunlar çıktığında hukuki olarak yaptırım güçleri oldukça zayıftır. Müteahhidin, inşaatın bitirilmesi ile ilgili sorumluluğu arsa sahibi ile sınırlıdır. Yani bağımsız bölümü satın alan kişi satış vadi ile arsa sahibinin haklarına sahip olamaz. Ancak satış sözleşmesinde satın aldığı bölüm için özel bir hüküm konmuşsa arsa sahibinin haklarına sahip olabilir.

Arsa sahiplerinin, kat irtifaklı arsa payı için tapuda yaptıkları satışlarda ise bağımsız bölümü satın alan üçüncü şahısların hukuki olarak yaptırım güçleri vardır. Bağımsız bölümü satın alan kişi, bağımsız bölümle ilgili, arsa sahibinin sahip olduğu şahsi haklara sahiptir.

Müteahhitlerin kat karşılığı yaptıkları inşaatlarda kendilerine düşen bağımsız bölümleri üçüncü kişilere üç şekilde satabilirler. Birincisi arsa payının tapudan devri, ikincisi noterden satış vadi senedi yapılması, üçüncüsü ise müteahhidin şahsi hakkının temliki suretiyle yapılabilir.

Müteahhitler kendilerine düşen bağımsız bölümlerin satışını, arsa payının tapudan devri şeklinde yaparlarsa, Üçüncü şahıslar aldıkları bölümle ilgili arsa sahibinin haklarına sahip olurlar.

Müteahhitler kendilerine düşen bağımsız bölümleri, noterden satış vadi ile satmaları halinde, bağımsız bölümü alan kişi, ancak müteahhidin inşaatı tamamlayıp arsa sahibine teslim etmesinden sonra arsa payının devrini talep edebilir. Şunu da unutmamak gerekir ki bu gibi satışlarda müteahhittin rızası olmadan arsa sahibin devir yükümlülüğü yoktur.

Müteahhitler kendilerine düşen bağımsız bölümlerdeki ,şahsi haklarını üçüncü kişilere Borçlar Kanunun 162.maddesi hükmüne uygun olarak adi yazılı bir belge ile temlik etmek suretiyle satabilirler. Ancak bağımsız bölümü alan kişi müteahhidin inşaatı kusursuz tamamlayıp arsa sahibine devir etmediği sürece arsa sahibinden arsa payının devrini talep edemez.

İnşaat halinde alacağınızı ev, büro, mağazalarla ilgili yukarıdaki hususları dikkate alarak karar vermeniz ileride doğabilecek hukuki antlaşmazlıklarda en asgari zararla atlatmanızı sağlayacaktır.

SMMM Sedat ERYÜREK

Kooperatifler 2013 yılında yeni Türk ticaret kanunu kapsamında hangi defterleri tasdik ettirecekler -Kemal özmen

Detaylı bilgi için [email protected]

Cins değişikliği yapılan binanın emlak vergisi-Kemal özmen

Öte yandan, 17 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin “IV-Müşterek Hükümler” başlıklı bölümünün 3 üncü fıkrasında; ” ….Bu değişiklik ile devir ve ferağı yapılan bina ve arazinin, devir ve ferağın yapıldığı yıl ile geçmiş yıllara ait ödenmemiş emlâk vergisinin ödenmesinden devreden ve devralan için müteselsil sorumluluk esası getirilmiştir. Devralanın ödeyeceği vergiden dolayı devredene rücu hakkı saklı bulunmaktadır…….” denilmiştir.

Geçmiş dönemlere ait ödenmeyen emlak vergilerinde devreden ve devralanın müteselsil sorumluluğu hk.-Kemal özmen

Başlık Geçmiş dönemlere ait ödenmeyen emlak vergilerinde devreden ve devralanın müteselsil sorumluluğu hk.
Tarih 14/08/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.35.17.02-175.01[30-2012/1]-759
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.35.17.02-175.01[30-2012/1]-759

14/08/2012

Konu

:

Ödenmeyen emlak vergilerinde devreden ve devralanın müteselsil sorumluluğu

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, İlimiz … sok. No:… Alsancak adresindeki meskeni, 14/10/2011 tarihinde satın aldığınız ve … Belediye Başkanlığına değişiklik bildirimi verdiğiniz, ancak taşınmazın önceki sahipleri tarafından işyeri olarak kiraya verilmesine rağmen verginin meskene ait değerler üzerinden ödenmesi nedeniyle emlak vergisi fark tahakkuku yapıldığı ve tarafınızdan ödenmesinin talep edildiği belirtilerek konu hakkında Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

Konuya ilişkin olarak … Belediye Başkanlığının … tarihli ve … sayılı yazısı ekinde alınan ve tarafınıza hitaben düzenlenen … tarih ve … sayılı yazıda, anılan taşınmazın … tarihinde sahibi olan … ´nin 10/8/2009 tarihinde …´ye sattığı, bu kişinin de 19/11/2009 tarihinde … Taah. San.ve Tic. Ltd. Şti.ne devrettiği, şirketin de 14/10/2011 tarihinde tarafınıza sattığı, bu tarihe kadar taşınmazın kullanım şeklinin mesken olarak bildirerek emlak vergisinin bu yönde ödendiği, ancak taşınmazın işyeri olarak kullanılması nedeniyle Müdürlüklerince 24/10/2011 tarihinde tahakkuk zamanaşımı süresi de dikkate alınarak 2006-2009 yılları için … adına, 2010-2011 yılları ise … . Taah. San.ve Tic. Ltd. Şti. adına fark emlak vergisi tahakkuku yapıldığı, eksik ödenen bu dönemlerle ilgili müteselsilen sorumlu olduğunuz hususunda tarafınıza bildirildiği anlaşılmaktadır.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde; Türkiye sınırları içinde bulunan binaların bu Kanun hükümlerine göre bina vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde de; bina vergisini, binanın malikinin, varsa intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde bina vergisi mükellefiyetinin; 33 üncü maddenin (1) ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vuku bulduğu tarihi takip eden bütçe yılından itibaren başlayacağı; 23 üncü maddesinde, bu Kanunun 33 üncü maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde, değişikliğin meydana geldiği bütçe yılı içerisinde, değişiklik bütçe yılının son üç ayı içinde meydana gelmiş ise olayın meydana geldiği tarihten itibaren üç ay içinde ilgili belediyeye emlak vergisi bildirimi verileceği; 33 üncü maddenin 3 üncü fıkrasında da; bir binanın kullanış tarzının tamamen değiştirilmesi veya bir binanın ikamete mahsus mahallerinden bir kısmının dükkan, mağaza, depo gibi ticaret ve sanat icrasına mahsus mahaller haline kalbedilmesinin vergi değerini tadil eden sebep olduğu; 30 uncu maddesinin son fıkrasında ise devir ve ferağı yapılan bina ve arazinin, devir ve ferağın yapıldığı yıl ile geçmiş yıllara ait ödenmemiş emlak vergisinin ödenmesinden devreden ve devralanın müteselsilen sorumlu tutulduğu, devralanın mükellefe rücu hakkının saklı olduğu, tapu dairelerinin devir ve ferağ işlemini, işlemin yapıldığı ayı takip eden ayın 15 inci günü akşamına kadar ilgili belediyelere bildirmesi gerektiği hükümlerine yer verilmiştir.

Öte yandan, 17 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin “IV-Müşterek Hükümler” başlıklı bölümünün 3 üncü fıkrasında; ” ….Bu değişiklik ile devir ve ferağı yapılan bina ve arazinin, devir ve ferağın yapıldığı yıl ile geçmiş yıllara ait ödenmemiş emlâk vergisinin ödenmesinden devreden ve devralan için müteselsil sorumluluk esası getirilmiştir. Devralanın ödeyeceği vergiden dolayı devredene rücu hakkı saklı bulunmaktadır…….” denilmiştir.

Bu hükümlere göre; bir meskenin kullanış tarzının işyeri olarak değiştirilmesi, vergi değerini değiştiren sebep olduğundan mükelleflerin söz konusu değişiklik için ilgili belediyeye bildirim vermesi gerekmekte olup bu gayrimenkulün satışa konu olması halinde ise satışın yapıldığı yıl ile geçmiş yıllara ait ödenmemiş emlak vergisinin ödenmesinden alıcı ve satıcılar müteselsilen (birlikte) sorumludurlar.

Devir ve ferağı yapılan bina ve arazinin, devir ve ferağın yapıldığı yıl ile geçmiş yıllara ait ödenmemiş emlak vergisi ve gecikme zamlarının takip ve tahsil işlemlerine, asıl emlak vergisi mükellefi ile bu vergi ve gecikme zamlarının ödenmesinden müteselsil sorumlu olan devralan adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55 inci maddesi hükmü uyarınca ödeme emri düzenlenmek suretiyle başlanacaktır. Ancak, söz konusu amme alacağının müteselsil sorumluların herhangi birisinden tahsili halinde diğer borçlu hakkında takip işlemleri sonlandırılacaktır.

Yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde, 1319 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin son fıkrası gereğince, işyeri olarak kullanılırken emlak vergisinin mesken olarak ödendiği söz konusu taşınmaz için satışın yapıldığı yıl ile geçmiş yıllara ait tahakkuk etmiş ya da sonradan tahakkuk ettirilmiş emlak vergilerinin ödenmesinde, diğer maliklerle beraber gayrimenkulün en son sahibi olarak şahsınız da müteselsilen sorumlu olacaktır. Ayrıca, sözü edilen taşınmaz ile ilgili olarak önceki dönemlere ait tarafınızca ödenenen/ödenecek emlak vergileri için satıcıya rucu etmeniz mümkün bulunmakta olup satıcı ile aranızdaki uyuşmazlığın özel hukuk hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılması gerekmektedir.

Yeniden değerleme oranı 2013,yeniden değerleme oranları 2013,yeniden değerleme oranları 2013 resmi gazeteyeniden değerleme oranları nasıl hesaplanır 2013-Kemal özmen ,

10 Kasım 2012 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 28463

TEBLİĞ

Maliye Bakanlığından:

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ

(SIRA NO: 419)

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasında “Yeniden değerleme oranı, yeniden değerleme yapılacak yılın Ekim ayında (Ekim ayı dâhil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumunun Üretici Fiyatları Genel Endeksinde meydana gelen ortalama fiyat artış oranıdır. Bu oran Maliye Bakanlığınca Resmî Gazete ile ilan edilir.” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm uyarınca yeniden değerleme oranı 2012 yılı için % 7,80 (yedi virgül seksen) olarak tespit edilmiştir.

Bu oran, aynı zamanda 2012 yılına ait son geçici vergi dönemi için de uygulanacaktır.

Öte yandan, bu konuda daha önce yayımlanmış olan tebliğler de yürürlükte bulunmaktadır.

Tebliğ olunur.

2013 yılı Yeniden değerleme oranı resmi gazete 10 Kasım -Kemal özmen

10 Kasım 2012 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 28463

TEBLİĞ

Maliye Bakanlığından:

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ

(SIRA NO: 419)

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasında “Yeniden değerleme oranı, yeniden değerleme yapılacak yılın Ekim ayında (Ekim ayı dâhil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumunun Üretici Fiyatları Genel Endeksinde meydana gelen ortalama fiyat artış oranıdır. Bu oran Maliye Bakanlığınca Resmî Gazete ile ilan edilir.” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm uyarınca yeniden değerleme oranı 2012 yılı için % 7,80 (yedi virgül seksen) olarak tespit edilmiştir.

Bu oran, aynı zamanda 2012 yılına ait son geçici vergi dönemi için de uygulanacaktır.

Öte yandan, bu konuda daha önce yayımlanmış olan tebliğler de yürürlükte bulunmaktadır.

Tebliğ olunur.

419 sayılı vergı usul genel tebliğ-Kemal özmen (yeniden değerleme oranı 2013)

10 Kasım 2012 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 28463

TEBLİĞ

Maliye Bakanlığından:

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ

(SIRA NO: 419)

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasında “Yeniden değerleme oranı, yeniden değerleme yapılacak yılın Ekim ayında (Ekim ayı dâhil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumunun Üretici Fiyatları Genel Endeksinde meydana gelen ortalama fiyat artış oranıdır. Bu oran Maliye Bakanlığınca Resmî Gazete ile ilan edilir.” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm uyarınca yeniden değerleme oranı 2012 yılı için % 7,80 (yedi virgül seksen) olarak tespit edilmiştir.

Bu oran, aynı zamanda 2012 yılına ait son geçici vergi dönemi için de uygulanacaktır.

Öte yandan, bu konuda daha önce yayımlanmış olan tebliğler de yürürlükte bulunmaktadır.

Tebliğ olunur.

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ HAKKINDA YÖNETMELİK yayınlandı,Bireysel emeklilik yönetmelik-9 Kasım 2012 Resmi gazete-Kemal özmen

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı)’tan:

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ HAKKINDA YÖNETMELİK

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, kişilerin bireysel emeklilik sistemine girmesine, emeklilik sözleşmesinin düzenlenmesinden sona ermesine kadar geçen süreçte emeklilik sözleşmesine taraf olanların hak ve yükümlülüklerine ve bireysel emeklilik sisteminin işleyişine ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Birikim: Devlet katkısı ve buna ilişkin getiriler hariç, katılımcının bireysel emeklilik hesabında bulunan toplam tutarı,

b) Devlet katkısı: 4632 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesine göre Devlet tarafından katılımcının bireysel emeklilik hesabına ödenen tutarı,

c) Devlet katkısı hesabı: Münhasıran devlet katkısı ve getirilerinin izlendiği, katılımcının bireysel emeklilik hesabı kapsamındaki alt hesabı,

ç) Emeklilik gözetim merkezi: Müsteşarlıkça emeklilik gözetim merkezi olarak görevlendirilen tüzel kişiyi,

d) Emeklilik planı: Emeklilik sözleşmesinin uygulama biçimini belirleyen teknik esasları,

e) Fon: Emeklilik yatırım fonunu,

f) Giriş bilgi formu: Bireysel emeklilik sisteminin işleyişine ilişkin önemli hususlar hakkında katılımcıya veya sponsor kuruluşa bilgi vermek için hazırlanan ve içeriği Müsteşarlıkça belirlenen formu,

g) Kanun: 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununu,

ğ) Katılımcı: Emeklilik sözleşmesine göre ad ve hesabına şirket nezdinde bireysel emeklilik hesabı açılan fiil ehliyetine sahip gerçek kişiyi,

h) Katkı payı: Emeklilik sözleşmesine göre şirkete ödenen, giriş aidatı hariç, tasarrufa yönelik tutarı,

ı) Kurul: Sermaye Piyasası Kurulunu,

i) Müsteşarlık: Hazine Müsteşarlığını,

j) Sponsor kuruluş: Bir işveren grup emeklilik sözleşmesine göre katılımcı adına katkı payı ödeyen tüzel kişiyi,

k) Şirket: 4632 sayılı Kanuna göre kurulmuş emeklilik şirketini,

l) Teklif formu: Emeklilik planına, plan kapsamında sunulan fonlara, yapılan kesintilere, katkı payı tutarına, emeklilik sözleşmesinin taraflarına ve katılımcının yatırım tercihlerine ilişkin hususlar ile benzeri bilgileri içeren formu

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Emeklilik Sözleşmesi ve Bireysel Emeklilik Sistemine Giriş

Emeklilik sözleşmesi ve tarafları

MADDE 4 – (1) Emeklilik sözleşmesi, şirket nezdinde bireysel emeklilik hesabı açılması, hesaba katkı payı ödenmesi, ödenen katkı paylarının tercih edilen fonlarda yatırıma yönlendirilmesi ve hesapta biriken paraların hak sahiplerine ödenmesine ilişkin esas ve usuller ile tarafların bu kapsamdaki diğer hak ve yükümlülüklerini düzenleyen sözleşmedir. Emeklilik sözleşmesi bireysel veya grup emeklilik sözleşmesi olarak yapılabilir. Grup emeklilik sözleşmesi, gruba bağlı bireysel veya işveren grup emeklilik sözleşmesi olarak düzenlenir.

(2) Bireysel emeklilik sözleşmesi, bireysel emeklilik planına bağlı olarak düzenlenen ve şirket ile katılımcının taraf olarak yer aldığı emeklilik sözleşmesidir.

(3) Gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesi, bir grup emeklilik planına bağlı olarak düzenlenen ve şirket ile katılımcının taraf olarak yer aldığı emeklilik sözleşmesidir.

(4) İşveren grup emeklilik sözleşmesi, bir istihdam ilişkisine dayalı olarak veya katılımcı lehine bir sponsor kuruluş ile şirket arasında imzalanan ve katılımcı adına sponsor kuruluş tarafından katkı payı ödenen emeklilik sözleşmesidir.

Bilgilendirme, teklif ve sözleşmenin düzenlenmesi

MADDE 5 – (1) Şirket, bireysel emeklilik sistemine girmek isteyenlere, sisteme girme kararını etkileyebilecek hususlar hakkında bilgi verir; dürüstlük ilkeleri çerçevesinde, emeklilik sözleşmesinin müzakeresi ve düzenlenmesi sırasında katılımcıya veya varsa sponsor kuruluşa sistemin işleyişine ilişkin teknik konularda yardımcı olur, tarafların hak ve yükümlülüklerine ilişkin gerekli her türlü bilgiyi sağlar, yanıltıcı her türlü hâl ve davranıştan kaçınır.

(2) Şirket, kişinin emekliliğe yönelik beklentilerine, gelir düzeyine ve yaşına uygun bir emeklilik planı teklifi sunar. Fon dağılımı kişinin tercihine göre belirlenir. Herhangi bir tercihte bulunmayan kişilerin birikimleri, portföy sınırlamaları Kurulun görüşü alınarak Müsteşarlıkça belirlenen standart fonlarda yatırıma yönlendirilir.

(3) Katılımcı, giriş bilgi formunu ve teklif formunu usulüne uygun olarak doldurup imzalar. İmzalı formların birer örneği derhal katılımcıya verilir. Şirket, teklif formunu ve giriş bilgi formunu katılımcı bazında muhafaza eder.

(4) İşveren grup emeklilik sözleşmesinde, giriş bilgi formu ve teklif formu sponsor kuruluş tarafından doldurulup imzalanır; sponsor kuruluşça tüm katılımcılar için ortak bir fon veya fon dağılımı belirlenebilir.

(5) Şirket, mesafeli satış yoluyla düzenlediği sözleşmeler dahil tüm emeklilik sözleşmeleriyle ilgili olarak mevzuatta belirtilen bilgilendirmenin usulüne uygun olarak yapıldığını ispatla yükümlüdür.

(6) Emeklilik sözleşmesinin akdedilmesine aracılık edecek kişilerin, geçerli bir bireysel emeklilik aracılığı lisansının bulunması zorunludur.

Mesafeli satış yoluyla sözleşme düzenlenmesi

MADDE 6 – (1) İşveren grup emeklilik sözleşmesi hariç, emeklilik sözleşmesi, karşı karşıya gelinmeksizin şirketin İnternet sitesi veya çağrı merkezi yahut şirketçe yetkilendirilen çağrı merkezi aracılığıyla düzenlenebilir.

(2) Mesafeli satışta şirket, kişiyi 5 inci madde hükümlerine uygun şekilde bilgilendirir ve uygun bir emeklilik planı teklifi sunar. Katılımcı, emeklilik sözleşmesine, emeklilik planına ve sisteme ilişkin gerekli bilgilerin kendisine verildiğini teyit ederek teklifi çağrı merkezi veya elektronik imza aracılığıyla onaylar ve bu şekilde emeklilik sözleşmesi akdedilmiş olur. Onay işlemi gerçekleşmemiş tekliflere dayanılarak düzenlenen sözleşmeler yürürlüğe girmez ve şirketçe bunlar için hiçbir tahsilat yapılamaz. Şirket, onay işlemini müteakip beş iş günü içinde giriş bilgi formunu ve teklif formunu katılımcının tercihi doğrultusunda tanımlı elektronik posta adresine veya faksına yahut posta adresine gönderir.

(3) Müsteşarlıkça uygun görülmeyen emeklilik planları ve fonlar mesafeli satışa konu edilemez.

Sözleşmenin yürürlüğe girmesi ve cayma hakkı

MADDE 7 – (1) Emeklilik sözleşmesi, şirket tarafından reddedilmediği takdirde, varsa blokaj süresinin tamamlanmasını müteakip, katkı payı olarak yapılan ilk ödemenin şirket hesaplarına nakden intikal ettiği tarihte yürürlüğe girer. Teklifin şirket tarafından reddedilmesi halinde, verilen ödeme talimatları iptal ettirilir ve varsa yapılan tüm ödemeler hiçbir kesinti yapılmadan beş iş günü içinde ödeyene iade edilir.

(2) Katılımcı, teklif formunun imzalanmasını veya teklifin onaylanmasını müteakip altmış gün içinde cayma hakkına sahiptir. Cayma halinde durum, katılımcı tarafından şirketin çağrı merkezine veya faksla yahut postayla şirkete bildirilir. Cayma bildiriminin şirkete ulaşmasını müteakip verilen ödeme talimatları iptal ettirilir ve yapılan tüm ödemeler, fon toplam gider kesintisi haricinde hiçbir kesinti yapılmadan, varsa yatırım gelirleriyle birlikte on iş günü içinde ödeyene iade edilir.

(3) Katılımcının sisteme giriş tarihi, yürürlükte bulunan sözleşmeleri arasında, sisteme giriş tarihi açısından en eski tarihli sözleşme dikkate alınarak belirlenir. İşveren grup emeklilik sözleşmesinde, gruba sonradan dahil olan ve başka bir emeklilik sözleşmesi bulunmayan katılımcının sisteme giriş tarihi, ilgili grup emeklilik planına göre katılımcı ad ve hesabına katkı payı olarak yapılan ilk ödemenin şirket hesaplarına nakden intikal ettiği tarihtir.

(4) Şirket, emeklilik sözleşmesini, sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on iş günü içinde katılımcının veya varsa sponsor kuruluşun tercihi doğrultusunda elektronik ortamda veya matbu halde katılımcıya yahut varsa sponsor kuruluşa gönderir. İşveren grup emeklilik sözleşmesinde şirket, işveren grup emeklilik sertifikasını, sertifikanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on iş günü içinde sponsor kuruluşun tercihi doğrultusunda elektronik ortamda veya matbu halde katılımcıya gönderir. İşveren grup emeklilik sertifikası, grup emeklilik planının genel esasları ile sistemin işleyişine ilişkin temel bilgileri içerir. Şirket, emeklilik sözleşmesinin ve işveren grup emeklilik sertifikasının belirtilen süre içinde ve usulüne uygun olarak gönderildiğini ispatla yükümlüdür.

Emeklilik planı

MADDE 8 – (1) Emeklilik planı, plan kapsamında katılımcıya sunulan fonlara, giriş aidatına, yönetim gider kesintilerine ve fon toplam gider kesintilerine dair bilgileri, bunlara ilişkin hesaplamaları ve emeklilik sözleşmesinin uygulanmasına dair diğer teknik esasları içerir. Emeklilik planı, bireysel emeklilik planı veya grup emeklilik planı olarak düzenlenebilir.

(2) Müsteşarlık, emeklilik planında mevzuata aykırı bulunan veya katılımcının ve varsa sponsor kuruluşun hak ve menfaatlerinin korunması açısından uygulanmasında sakınca görülen hususların değiştirilmesini isteyebilir; emeklilik planına ek olarak, harcama ve kârlılık analizleri ile benzeri diğer bilgilerin Müsteşarlığa gönderilmesini talep edebilir.

(3) Emeklilik planları emeklilik gözetim merkezi nezdinde işletilen elektronik plan tanımlama (e-plan) sisteminde kayıt altına alınır.

Katkı payının yatırıma yönlendirilmesi

MADDE 9 – (1) Katkı payı, şirket hesaplarına nakden intikalini takip eden en geç ikinci iş gününde katılımcı veya varsa sponsor kuruluş tarafından belirlenen fonlar için gerekli talimatlar verilerek yatırıma yönlendirilir.

(2) Şirket hesaplarına intikal etmekle birlikte, kime ait olduğu tespit edilemeyen ödemeler, intikal tarihini müteakip iki iş günü içinde kaynağına iade edilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Emeklilik Sözleşmesi Taraflarının Hakları ve Yükümlülükleri

Fon dağılımı değişikliği

MADDE 10 – (1) Bireysel emeklilik hesabındaki birikimin ve ödenen katkı paylarının fonlar arasındaki dağılım oranları veya tutarları, bir yılda azami altı kez değiştirilebilir. Bu yöndeki değişiklik talebi, şirkete yazılı olarak veya şirketin çağrı merkezinden yahut şirketin internet sitesinde katılımcı adına oluşturulan güvenli sayfadan yapılır. Şirket değişiklik talebini, talebin ulaştığı tarihi müteakip iki iş günü içinde gerekli talimatları vermek suretiyle gerçekleştirir.

(2) Şirket, fon dağılımı değişikliği işleminde, alışı yapılacak fonların alım talimatı tarihlerini, satışı yapılacak fonların nakde dönüştürülme sürelerini dikkate alarak belirler. Şirket, katkı paylarının fonlar arasında paylaştırılması sırasında ortaya çıkan artık değeri en aza indirmek üzere gerekli tedbirleri alır.

Emeklilik planı değişikliği

MADDE 11 – (1) Emeklilik planı bir yılda azami dört kez değiştirilebilir. Bu yöndeki değişiklik talebi, şirkete yazılı olarak veya şirketin çağrı merkezinden yahut şirketin internet sitesinde katılımcı adına oluşturulan güvenli sayfadan yapılır. Şirketin uygun görmesi halinde yeni emeklilik planına, plan değişiklik talebinin şirkete ulaşmasını müteakip on iş günü içinde geçiş yapılır ve tadil edilen emeklilik sözleşmesi on iş günü içinde katılımcıya veya varsa sponsor kuruluşa, tercihleri doğrultusunda elektronik ortamda veya matbu halde gönderilir. İşveren grup emeklilik sözleşmesinde ise gruba dahil olan katılımcılara tadil edilen işveren grup emeklilik sertifikası gönderilir.

Birikimin aktarımı

MADDE 12 – (1) Bir şirketle, başka şirketten aktarımla düzenlenenler hariç, akdedilmiş bir emeklilik sözleşmesi kapsamındaki birikimin başka bir şirkete aktarılabilmesi için sözleşmenin, yürürlük tarihinden itibaren en az iki yıl süreyle şirkette kalması gerekir. Başka şirketten aktarımla düzenlenmiş sözleşmenin tekrar aktarıma konu olabilmesi için ise ilgili şirkette en az bir yıl kalması gerekir. Aktarım, birikimin ve devlet katkısı hesabına ilişkin tutarın tamamını kapsayacak şekilde yapılır. 19 uncu maddeye göre yapılan transfer yoluyla aktarımlarda bu fıkra hükmü uygulanmaz.

(2) Aktarım talebi, 13 üncü madde hükümlerine göre katılımcı veya sponsor kuruluş tarafından yapılır.

(3) Şirket, aktarım amacıyla kendisine başvuruda bulunan katılımcının veya sponsor kuruluşun tanımlı elektronik posta adresine veya faksına, bunlar yoksa posta adresine beş iş günü içinde hesap özetini, aktarım bilgi formunu ve aktarım talep formunu gönderir. Şirket, isteyen katılımcının veya sponsor kuruluşun hesap özetini, aktarım bilgi formunu ve aktarım talep formunu, şirketin internet sitesinde kendi adına oluşturulan güvenli sayfadan alabilmesi için gerekli düzenlemeyi yapar. Katılımcı veya sponsor kuruluş, hesap özetiyle birlikte aktarım yapılacak şirkete başvurur. Aktarım yapılacak şirket, talebi uygun bulması halinde bir plan önerir ve planda öngörülen kesintilere ilişkin bilgi verir. Katılımcı veya sponsor kuruluş, ilgili planı tercih etmesi durumunda, aktarım işlemi için düzenlenmiş teklif formunu doldurarak imzalar.

(4) Katılımcı veya sponsor kuruluş imzaladığı aktarım talep formunu faks veya posta ile aktarım yapacak şirkete gönderir. Katılımcının hesabına henüz intikal etmemiş devlet katkısı bulunması halinde, bu tutarlara ilişkin olarak bireysel emeklilik sisteminde devlet katkısı hakkındaki mevzuat hükümleri uygulanır. Aktarım talep formunun şirkete ulaştığı tarihten itibaren on iş günü içinde birikim, devlet katkısı hesabına ilişkin tutarlarla birlikte aktarım yapılacak şirkete aktarılır. Katılımcının bireysel emeklilik hesabına ilişkin bilgi ve belgeler eş zamanlı olarak elektronik ortamda aktarım yapılacak şirkete gönderilir. Katılımcıya ait gerekli bilgilerin eksiksiz olarak ve uygun şekilde aktarılmasından aktarım yapacak şirket sorumludur. Şirket, satışı yapılacak fonların nakde dönüştürülme sürelerini dikkate alarak aktarım işlemini süresi içinde tamamlamak üzere gerekli tedbirleri alır.

(5) Aktarım yapılan şirketteki emeklilik sözleşmesi, birikimin aktarıldığı tarihte yürürlüğe girer ve yürürlüğü müteakip on iş günü içinde yeni emeklilik sözleşmesi katılımcının veya varsa sponsor kuruluşun tercihi doğrultusunda tanımlı elektronik posta adresine, faksına veya posta adresine gönderilir. Yeni emeklilik sözleşmesi için giriş aidatı alınmaz. Katılımcının bireysel emeklilik sistemine giriş tarihinden kaynaklanan süreye ilişkin hakları ile varsa hak kazanma sürelerine ilişkin hakları aktarım yapılan şirkette aynen korunur.

(6) Şirket, aktarım talep formunun kendisine ulaşmasını müteakip iki iş günü içinde hesap özetinin bir örneğini elektronik veri olarak emeklilik gözetim merkezine gönderir. Katılımcıların aktarım sürecinde doğru bilgilendirildiğini ve katılımcıların bilinçli tercih yaptığını teyit etmek amacıyla emeklilik gözetim merkezi tarafından kontrol aramaları yapılabilir. Bu aramaların sonuçları emeklilik gözetim merkezi tarafından Müsteşarlığa raporlanır.

Hakların kullanımı

MADDE 13 – (1) Bireysel emeklilik sözleşmesinde ve gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesinde, sözleşmeden doğan haklar kural olarak katılımcı tarafından kullanılır. Bu sözleşmelerde, sistemden ayrılma ve emeklilik hakkı hariç diğer hakların katılımcı ad ve hesabına katkı payı ödeyen kişiler tarafından kullanılması kararlaştırılabilir.

(2) İşveren grup emeklilik sözleşmesinde, fon dağılımı değişikliği, emeklilik planı değişikliği ve birikimin aktarımı hakları, 18 inci maddeye göre belirlenen hak kazanma süresi sonuna kadar kural olarak sponsor kuruluş tarafından kullanılır. Emeklilik sözleşmesinde belirtilmesi koşuluyla, sponsor kuruluş, fon dağılımı değişikliği hakkının kullanımını katılımcıya devredebilir. Katılımcının kabul etmesi durumunda, bu fıkrada belirtilen haklar, hak kazanma süresi tamamlandıktan sonra da sponsor kuruluş tarafından kullanılabilir.

Katkı payının değiştirilmesi ve ödemeye ara verme

MADDE 14 – (1) Emeklilik sözleşmesi süresi içinde katkı payı tutarı ve ödeme dönemi değiştirilebilir.

(2) Emeklilik sözleşmesine göre ödenmesi öngörülen katkı paylarının vadesinde ödenmesi esastır. Ancak, emeklilik sözleşmesi süresi içinde katkı payı ödenmesine ara verilebilir. Vadesinde ödenmeyen katkı payının ödeme tarihini müteakip üç ay içinde, ilgili hesaba herhangi bir ödeme yapılmaması durumunda, ilgili sözleşmede ödemeye ara verildiği kabul edilir. Bu hüküm, bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden sonraki dönemlere ait katkı payları için uygulanır.

Sistemden ayrılma

MADDE 15 – (1) Emeklilik sözleşmesini emekliliğe hak kazanmadan sona erdirmesi halinde katılımcı, sona erdirilen sözleşme bakımından bireysel emeklilik sistemine giriş tarihinden kaynaklanan süreye ilişkin haklarını kaybeder.

(2) Şirket, ayrılma amacı ile yapılan başvurunun kendisine ulaştığı tarihten itibaren beş iş günü içinde, ayrılma bilgi ve talep formu ile hesap özetini katılımcının tanımlı elektronik posta adresine veya faksına, bunlar yoksa posta adresine gönderir. Şirket, isteyen katılımcının ayrılma bilgi ve talep formu ile hesap özetini şirketin internet sitesinde kendi adına oluşturulan güvenli sayfadan alabilmesi için gerekli düzenlemeyi yapar. Katılımcının, ayrılma talep formunu imzalayarak faks veya posta ile şirkete göndermesi halinde, bireysel emeklilik hesabındaki birikim ve devlet katkısı hesabındaki varsa hak kazanılan tutarlar, formun şirkete ulaştığı tarihten itibaren yirmi iş günü içinde katılımcının belirttiği hesaba ödenir.

(3) Katılımcının maluliyet hali nedeniyle sistemden ayrılma talebinde bulunabilmesi için sosyal güvenlik mevzuatına göre maluliyet gelirine hak kazandığına dair belgeyi veya sosyal güvenlik mevzuatında belirlenen koşullara göre maluliyet halinin oluştuğunu gösteren, resmi sağlık kuruluşlarından alınmış bir belgeyi şirkete vermesi gerekir. Maluliyet halinin her durumda emeklilik sözleşmesi yürürlüğe girdikten sonra oluşmuş olması şarttır.

(4) Katılımcının vefat etmesi halinde birikimleri ve varsa hak kazanılan devlet katkısı ve getirileri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla varsa emeklilik sözleşmesinde belirtilen lehdarlara veya kanunî mirasçılarına ödenir.

(5) Bu madde kapsamında yapılacak işlemlerde, katılımcının devlet katkısı hesabındaki hak kazanılmayan tutarlara ve varsa katılımcının hesabına henüz intikal etmemiş devlet katkısına ilişkin olarak bireysel emeklilik sisteminde devlet katkısı hakkındaki mevzuat hükümleri uygulanır.

Emekliliğe hak kazanma ve birikimin ödenmesi

MADDE 16 – (1) Katılımcı, bireysel emeklilik sistemine giriş tarihinden itibaren en az on yıl sistemde bulunmak koşuluyla 56 yaşını tamamladıktan sonra emekliliğe hak kazanır.

(2) Emekliliğe hak kazanan ve bireysel emeklilik hesabındaki birikimini almak isteyen katılımcı, toplu para, programlı geri ödeme ya da yıllık gelir sigortası seçeneklerinden birini seçebilir veya hesabındaki tutarı belirtilen seçenekler arasında paylaştırabilir. Şirket, katılımcının faks veya posta aracılığıyla şirkete ilettiği yazılı tercihi doğrultusunda işlem yapar.

(3) Şirket, emekliliğe hak kazanan ve birikimini almak için başvuran katılımcıyı emeklilik seçenekleri hakkında bilgilendirir ve emeklilik bilgi formunu ve hesap özetini, katılımcının tanımlı elektronik posta adresine veya faksına, bunlar yoksa posta adresine beş iş günü içinde gönderir. Emeklilik bilgi formu, sistemde kalma ve emekli olma seçeneklerine ilişkin bilgiler ile örnek mali projeksiyonları içerir; formda katılımcının sistemden emeklilik hakkını kullanabilmesi için tüm sözleşmelerine ilişkin hesaplarını birleştirmesi gerektiği belirtilir.

(4) Şirket, emeklilik seçenekleri konusunda bilgilendirdiği katılımcının, birikiminin ve devlet katkısı hesabındaki tutarların tamamının kendisine ödenmesini talep etmesi halinde, bu talebi, talebin şirkete ulaşmasından itibaren on iş günü içinde yerine getirir. Katılımcının hesabına henüz intikal etmemiş devlet katkısı bulunması halinde, bu tutarlara ilişkin olarak bireysel emeklilik sisteminde devlet katkısı hakkındaki mevzuat hükümleri uygulanır.

(5) Birikimini ve devlet katkısı hesabındaki tutarları programlı geri ödeme yoluyla almak isteyen katılımcı, hazırlanacak bir program çerçevesinde hesabından kendisine aylık, üç aylık, altı aylık veya yıllık dönemlerde düzenli ödeme yapılmasını talep edebilir. Bu şekilde belirlenen ödeme dönemleri veya ödeme tutarları yılda en fazla iki kez değiştirilebilir. Katılımcının hesabında kalan tutarın tamamını istediği anda alma hakkı saklıdır. Birikimini bu şekilde almaya başlayan katılımcı, ilgili bireysel emeklilik hesabına katkı payı ödeyemez. Ancak katılımcı, hesabında kalan tutar için fon dağılımını değiştirebilir ve başka bir şirkete aktarım hakkını kullanabilir.

(6) Katılımcının aynı veya farklı şirkette birden fazla emeklilik sözleşmesi bulunması halinde, katılımcının sisteme giriş tarihi, yürürlükte bulunan sözleşmeleri arasından sisteme giriş tarihi açısından en eski tarihli sözleşme dikkate alınarak belirlenir. Bu durumda katılımcının tüm sözleşmelerinden emekliliğe hak kazanması için en az birinden bu hakkı kazanması ve hesaplarını birleştirmesi gerekir.

(7) Birden fazla emeklilik sözleşmesi bulunan katılımcı, emeklilik hakkını elde ettiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan sözleşmelerinin bulunduğu şirketlerden birine talepte bulunarak ve diğer sözleşmelerine ilişkin hesaplarını talepte bulunduğu şirketteki sözleşmesine ilişkin hesapları ile birleştirmek suretiyle emeklilik hakkını kullanır. Bu şekilde yapılan hesap birleştirme işlemlerinde 12 nci maddede belirtilen şirkette kalma süresine ilişkin kısıtlamalar uygulanmaz. Başvurunun yapıldığı şirket, katılımcının hesap birleştirme işlemlerini, katılımcının diğer şirketlerdeki hesaplarına ilişkin olarak emeklilik gözetim merkezinden alacağı bilgiye göre yürütür.

(8) Emeklilik hakkını kullanan katılımcının, başka bir şirketten aktarımla düzenlenenler hariç, yeni bir emeklilik sözleşmesi akdetmesi durumunda, bu sözleşmeden emeklilik hakkını kullanabilmesi için yeni sözleşmenin en az on yıl sistemde bulunması gerekir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Grup Emeklilik

Katkı paylarının takip edileceği hesaplar

MADDE 17 – (1) Sponsor kuruluş tarafından bir işveren grup emeklilik sözleşmesine dayanarak çalışanlarının ad ve hesabına ödenen katkı payları ile bunların getirileri, işveren grup emeklilik sözleşmesine bağlı olarak açılan katılımcılara ait bireysel emeklilik hesaplarında takip edilir. Dernek, vakıf, sandık veya tüzel kişiliği haiz bir meslek kuruluşu tarafından üyeleri hesabına ödenen katkı payları da işveren grup emeklilik sözleşmesi kapsamında değerlendirilir. Katılımcının ödediği katkı payları ile bunların getirileri, gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesine göre açılan bireysel emeklilik hesabında takip edilir.

(2) İşveren sıfatıyla yalnızca işveren grup emeklilik sözleşmesi kapsamında katkı payı ödemesi yapılabilir.

(3) Sponsor kuruluşu olmayan bir grup emeklilik planına dahil olan katılımcı tarafından ödenen katkı payları ile bunların getirileri, gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesine göre açılan bireysel emeklilik hesabında takip edilir.

Hak kazanma süresi ve hak kazanılan birikim

MADDE 18 – (1) Hak kazanma süresi, sponsor kuruluş tarafından ödenen katkı payları ile bunların getirilerinin tamamına veya bir kısmına katılımcı tarafından hak kazanılması için işveren grup emeklilik sözleşmesinde belirlenen süredir. Bu süre bir yıldan az yedi yıldan fazla olamaz.

(2) İşveren grup emeklilik sözleşmesinde, yıllara göre uygulanacak hak kazanma oranları ek-1’deki tabloya uygun olarak belirlenir.

(3) Sponsor kuruluş tarafından bu kuruluştaki işine haklı nedenle fesih haricinde son verilmesi veya katılımcının 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa göre haklı nedenle işinden ayrılması veya maluliyet gibi zorunlu nedenlerle işinden ayrılması yahut sponsor kuruluşun aktarım durumu hariç işveren grup emeklilik sözleşmesini feshetmesi veya iflas yahut konkordato ilan etmesi halinde katılımcı, sponsor kuruluş tarafından kendi ad ve hesabına ödenen katkı payları ile bunların getirilerinin tümüne, hak kazanma süresinin tamamlanmasını beklemeksizin hak kazanır. Katılımcının vefatı halinde bu şekildeki birikim, hak kazanma süresinin tamamlanmasını beklemeksizin 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla varsa emeklilik sözleşmesinde belirtilen lehdarlara veya kanunî mirasçılarına ödenir.

Hak kazanılan birikimin transfer yoluyla aktarılması ve ödenmesi

MADDE 19 – (1) Emeklilik sözleşmesinde belirtilen hak kazanma süresi tamamlandıktan sonra, işveren grup emeklilik sözleşmesi kapsamında sponsor kuruluş tarafından katılımcı adına katkı payı ödemesi yapılmaya devam edildiği süre zarfında, hesabında bulunan birikim katılımcının bu sözleşmeye bağlı hesabında kalır.

(2) Hak kazanma süresi tamamlandıktan sonra, sponsor kuruluş tarafından katılımcı adına katkı payı ödenmesine son verilmesi halinde bu birikim katılımcının hesabında kalmaya devam eder veya yazılı talebi doğrultusunda katılımcının aynı veya başka bir şirkette yürürlükte olan veya yeni düzenlenen bireysel veya gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesine transfer yoluyla aktarılabilir. Transfer yoluyla aktarım işlemlerinde, birikimle birlikte sistemde geçirilen süre bilgisi de ilgili şirkete iletilir. Katılımcının sistemden ayrılmak istemesi halinde bu şekildeki birikim kendisine ödenir.

(3) Katılımcının hak kazanma süresi tamamlanmadan sponsor kuruluştaki işinden ayrılması durumunda, sponsor kuruluş tarafından katılımcı ad ve hesabına ödenen katkı payları ve bunların getirilerinden 18 inci maddeye göre katılımcının hak ettiği tutar, katılımcının aynı veya başka bir emeklilik şirketinde mevcut bulunan veya yeni düzenlenen bireysel veya gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesine transfer yoluyla aktarılabilir yahut doğrudan katılımcıya ödenir. Katılımcı istediği takdirde, ilgili grup emeklilik planı çerçevesinde katkı payı ödediği gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesini devam ettirebilir.

(4) 18 inci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen sebepler haricinde herhangi bir sebeple işten ayrılma veya grup emeklilik planından çıkarılma durumunda, katılımcı tarafından hak kazanılmayan tutarlar, sponsor kuruluşa ödenir.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Kesintiler

Giriş aidatı

MADDE 20 – (1) Katılımcının, bireysel emeklilik sistemine ilk defa katılması sırasında veya farklı bir şirkette ilk defa emeklilik sözleşmesi akdetmesi halinde, katılımcıdan veya sponsor kuruluştan, teklifin imzalandığı veya mesafeli satışta teklifin onaylandığı tarihte geçerli aylık brüt asgari ücret tutarı dikkate alınarak bu maddede belirtilen esaslar dahilinde giriş aidatı alınabilir.

(2) Giriş aidatı peşin ya da aktarım veya sistemden çıkış tarihine ertelenmiş olarak tahsil edilebilir. Giriş aidatının peşin olarak alınan kısmı, teklifin imzalandığı veya onaylandığı tarihte geçerli aylık brüt asgari ücretin yüzde onunu aşamaz. Peşin ve ertelenmiş olarak alınan giriş aidatlarının toplamı teklifin imzalandığı veya onaylandığı tarihte geçerli aylık brüt asgari ücretin;

a) Sözleşmenin yürürlük tarihinden itibaren üç yıl içinde şirketten ayrılanlar için yüzde yetmiş beşini,

b) Sözleşmenin yürürlük tarihinden itibaren üç yılını dolduran sözleşmelerden altı yıldan önce şirketten ayrılanlar için yüzde ellisini,

c) Sözleşmenin yürürlük tarihinden itibaren altı yılını dolduran sözleşmelerden on yıldan önce şirketten ayrılanlar için yüzde yirmi beşini

aşamaz.

(3) Emeklilik sözleşmesinin yürürlük tarihinden itibaren onuncu yılını dolduranlardan, ölüm veya maluliyet nedeniyle yahut emeklilik hakkını kullanarak ayrılanlardan ertelenmiş şekildeki giriş aidatı tahsil edilemez.

(4) Giriş aidatı, katkı paylarından ayrı olarak takip ve tahsil edilir. Ancak katılımcının sistemden ayrılması veya başka bir şirkete aktarım talebinde bulunması durumunda şirket, varsa ertelenmiş giriş aidatını katılımcının bireysel emeklilik hesabındaki birikiminden indirebilir.

(5) Katılımcının aynı şirkette birden fazla bireysel emeklilik sözleşmesi veya gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesi bulunması halinde, bu sözleşmelerden sadece ilki için giriş aidatı alınabilir.

(6) Katılımcının, teklifin imzalandığı veya onaylandığı tarihten sonra cayma hakkını kullanarak sözleşmeyi sonlandırması halinde varsa tahsil edilmiş giriş aidatı iade edilir.

Yönetim gider kesintisi

MADDE 21 – (1) Bireysel emeklilik hesabına ödenen katkı payları üzerinden azami yüzde iki oranında yönetim gider kesintisi alınabilir. Ayrıca, 14 üncü maddeye göre ödemeye ara verilmesi halinde ara verme süresi boyunca katılımcının birikiminden, ara verilen her tam ay için iki Türk Lirasını aşmayacak şekilde ek yönetim gideri kesintisi alınabilir.

(2) 14 üncü madde kapsamında bir yıldan fazla ödemeye ara verme durumunda, bireysel emeklilik hesabına ilişkin olarak emeklilik gözetim merkezine şirket tarafından ödenen sabit giderler, emeklilik planında belirtilmek kaydıyla katılımcının bireysel emeklilik hesabındaki birikiminden indirilebilir.

(3) Bu maddeye göre birikimden alınacak kesintilerin hesaptaki birikimin sıfır Türk Lirasının altına düşmesine yol açacağı durumlarda, bu kesintinin, birikimin bu tutarın altına düşmesine yol açacak kısmı tahsil edilmez.

Fon toplam gider kesintisi ve performans kesintisi

MADDE 22 – (1) Fona ilişkin giderlerin karşılanması için fondan gider kesintisi yapılabilir. Bu kapsamda yapılacak toplam kesinti, fon işletim giderine ilişkin kesinti dahil, ek-2’de fon grubu bazında belirtilen azami oranları aşmayacak şekilde fon içtüzüğünde belirlenir. Fon içtüzüğünde belirlenen günlük kesinti oranına karşılık gelen yıllık oranın aşılıp aşılmadığı şirket tarafından her takvim yılı sonunda kontrol edilir. Bu kontrol, fon içtüzüğünde yer alan yıllık kesinti oranı ve o yıl için hesaplanan günlük ortalama fon net varlık değerine göre yapılır. Şirket tarafından her dönem sonunda yapılan kontrolde fon içtüzüğünde belirlenen oranların aşıldığının tespiti halinde, aşan tutar ilgili dönemi takip eden beş iş günü içinde şirketçe fona iade edilir.

(2) Ek-2’deki tabloya göre II. ve III. grupta bulunan fon türleri için, karşılaştırma ölçütünün üzerindeki getiri üzerinden performans kesintisi yapılabilir. Bu kesintiyi uygulamak isteyen şirketlerin, gerekli operasyon alt yapısını kurmuş olmaları gerekir. Bu kesintinin uygulanmasına ilişkin esas ve usuller Müsteşarlığın uygun görüşü alınarak Kurulca belirlenir.

(3) Emeklilik sözleşmesine, performans kesintisi ve fon toplam gider kesintisi azami oranlarında değişen koşullara göre Müsteşarlıkça yapılabilecek değişikliğin, değişiklik oranını aşmamak üzere sözleşmede belirtilen kesinti oranlarına yansıtılabileceğine ilişkin hüküm konulabilir.

ALTINCI BÖLÜM

Diğer Hükümler

Katılımcıya verilecek bilgi, belge ve formlar

MADDE 23 – (1) Giriş aidatı, yönetim gider kesintileri, fon toplam gider kesintileri ve bunların uygulanma şekli teklif formunda ve emeklilik sözleşmesinde açıkça belirtilir.

(2) Şirket, emekliliğe hak kazanılmadan asgari iki yıl önce, birikiminin mali piyasalardaki risklerden daha az etkilenmesini sağlamak amacıyla katılımcının düşük risk düzeyine sahip fonlara geçişini sağlamak üzere katılımcıya öneride bulunur. Öneri katılımcının tanımlı elektronik posta adresine veya faksına, bunlar yoksa posta adresine gönderilir.

(3) Sponsor kuruluşun ödemesi gereken bir katkı payını ödeme tarihinden itibaren otuz gün içinde ödememesi halinde, bu durum şirket tarafından, katılımcının tanımlı elektronik posta adresine veya faksına, bunlar yoksa posta adresine beş iş günü içinde bildirilir.

(4) Şirket her hesap dönemini müteakip on iş günü içinde hesap bildirim cetveli ile birlikte emeklilik planında yer alan parametrelerdeki ve mevzuattaki önemli değişikliklere ilişkin bilgi notunu katılımcının tanımlı elektronik posta adresine veya faksına, bunlar yoksa posta adresine gönderir.

(5) Katılımcıların fon tercihlerini bilinçli bir şekilde yapabilmesini teminen şirket, takvim yılının her üç aylık döneminde elektronik postayla ve kendi İnternet sitesi aracılığıyla katılımcılara bilgilendirme yapar. Bu bilgilendirmede asgari olarak; yatırım araçlarına ilişkin genel bilgilere, finansal piyasalardaki güncel gelişmelere, sunulan fonlara ilişkin yatırım ve performans bilgilerine, katılımcıların maruz kalabileceği yatırım riskine ve diğer finansal risklere ilişkin konulara yer verilir.

(6) Müsteşarlık, bu Yönetmelikte belirtilen bilgi, belge ve formların şekil ve içeriğini, gönderilme süreleri ile şeklini ve hesaplama dönemlerini değiştirmeye, gerekli gördüğü hallerde bunlara ek olarak yeni bilgi, belge ve formlar istemeye yetkilidir.

Sözleşmelerin numaralandırılması

MADDE 24 – (1) Katılımcı, bireysel emeklilik sisteminde Müsteşarlıkça belirlenen esaslar dahilinde tanımlanır. Her bir emeklilik sözleşmesi, Müsteşarlığın belirlediği esaslara göre verilmiş olan numarayı alır. Bu numara sözleşme yürürlükte kaldığı sürece sabit kalır ve aktarım olması durumunda önceki sözleşme numarası olarak aktarım yapılan şirket tarafından saklanır.

Kayıtların saklanması

MADDE 25 – (1) Katılımcının, fon dağılımı değişikliği, emeklilik planı değişikliği, birikimin aktarımı, yatırım tercihinin yönlendirilmesi ve benzeri işlemler ile ilgili olarak şirketin çağrı merkezini veya İnternet sitesini kullanarak yaptığı tüm işlemler dahil olmak üzere verdiği talimatlar şirket tarafından en az beş yıl süreyle saklanır.

Fon paylarına ilişkin tedbirler

MADDE 26 – (1) Katılımcının sistemde bulunduğu ay sayısı ile haciz, rehin veya iflas tarihinde geçerli brüt asgari ücret tutarının çarpımına karşılık gelen birikim tutarının üzerindeki tutar nafaka borcu alacaklılarının hakkı saklı kalmak kaydıyla haczedilebilir, rehnedilebilir ve iflas masasına dahil edilebilir. Emekliliğe hak kazanan katılımcının bireysel emeklilik hesabındaki birikimi ile yaptırdığı yıllık gelir sigortası çerçevesinde kendisine maaş bağlanması veya programlı geri ödeme çerçevesinde düzenli ödeme yapılması halinde, bu şekildeki ödemelerin aylık ödemeye isabet eden miktarının aylık brüt asgari ücret tutarının üzerinde kalan kısmı nafaka borcu alacaklılarının hakkı saklı kalmak kaydıyla haczedilebilir, rehnedilebilir, iflas masasına dahil edilebilir.

(2) Katılımcı olan borçlunun aynı şirkette veya farklı şirketlerde birden çok bireysel emeklilik hesabı olması halinde, haczedilemeyecek tutar, tüm hesaplardaki toplam tutar üzerinden hesaplanır.

(3) Haciz bildiriminin yapılması üzerine şirket katılımcının mevcut birikimi üzerinden ve bu maddede belirtilen hükümlere göre hesaplanan haczedilemeyecek kısım düşüldükten sonra bakiyeyi, alacağa karşılık gelen kısmına kadar olmak üzere, derhal öder.

(4) Birinci ve üçüncü fıkra uyarınca yapılan işlemler şirketçe emeklilik gözetim merkezine bildirilir. Emeklilik gözetim merkezi, bildirilen işlemleri katılımcı bazında kaydeder.

(5) İşveren grup emeklilik sözleşmesine bağlı olarak açılan bireysel emeklilik hesaplarına uygulanacak hacizlerde, emeklilik sözleşmesine hak kazanma süresi koşulunun konulmuş olması halinde, hak kazanma süresi sonunda katılımcının hak kazandığı birikim tutarı bu hesaplamaya dahil edilir.

(6) Bu maddede geçen hacze ilişkin hükümler rehin, iflas ve ihtiyati haciz durumunda da kıyasen uygulanır. Haciz uygulamasında, alacaklar ve üçüncü şahıslar elinde haczedilen mallara dair 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine göre işlem yapılır.

(7) Devlet katkısı ve getirileri haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına dâhil edilemez.

Yürürlükten kaldırılan yönetmelik

MADDE 27 – (1) 9/4/2008 tarihli ve 26842 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.

Geçiş hükümleri

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce yürürlüğe girmiş olan emeklilik sözleşmeleri ve emeklilik planları için herhangi bir değişikliğe gerek olmaksızın bu Yönetmelik hükümleri uygulanır. Şirketler, mevcut emeklilik planlarında uygulayacakları değişiklikleri 1/1/2013 tarihine kadar Müsteşarlığa ve emeklilik gözetim merkezine bildirmek ve planları 31/12/2013 tarihine kadar emeklilik gözetim merkezi nezdinde işletilen elektronik plan tanımlama (e-plan) sisteminde kayıt altına almak zorundadır.

(2) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce yürürlüğe girmiş olan emeklilik sözleşmelerinde yer alan giriş aidatına ilişkin hükümler, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, sözleşme sona erene kadar geçerliliğini korur.

(3) Ödemeye ara verilmesi durumunda yapılacak ek yönetim gider kesintisine ilişkin hükümler, bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce yürürlüğe girmiş emeklilik sözleşmelerine de uygulanabilir. Ancak, uygulama başlatılmadan önce katılımcılar bu konuda şirket tarafından bilgilendirilir.

(4) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce yürürlüğe giren sözleşmeler için, 12 nci maddede düzenlenen aktarım öncesi şirkette geçirilmesi gereken asgari süre bir yıl olarak uygulanır.

(5) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce işveren grup emeklilik sözleşmesine dahil olmuş katılımcılar için, bu tarihten önce geçerli mevzuata göre belirlenmiş olan hak kazanma süreleri ve oranları uygulanmaya devam edilir.

Yürürlük

MADDE 28 – (1) Bu Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrası 1/1/2014 tarihinde, diğer hükümleri 1/1/2013 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 29 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yürütür.

Ekleri için tıklayınız.

Özel hesap dönemine tabi olanlarda kesin mizan ne zaman verilir ?-Kemal özmen

Başlık Kesin Mizan Bildiriminin Verilme Süresi hk.
Tarih 17/09/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.59.15.02-VUK-13-2011-60
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

TEKİRDAĞ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.59.15.02-VUK-13-2011-60

17/09/2012

Konu

:

Kesin Mizan Bildiriminin Verilme Süresi Hk.

İlgide belirtilen dilekçenizde; … Vergi Dairesi’nin … vergi kimlik numarasında kayıtlı kurumlar vergisi mükellefi olduğunuzu, elektronik ortamda verilme mecburiyeti getirilen “Kesin Mizan Bildirimi” ile ilgili olarak 01.07-30.06 özel hesap dönemine tabii olduğunuzdan, bildiriminizi kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresi içinde mi ( 25 Ekim ) yoksa (31 Ekim) tarihinde mi verilmesi gerektiği konusunda tereddüt edildiğinden bahisle Başkanlığımızdan görüş talebinde bulunulmuştur.

Bilindiği üzere; Kurumlar Vergisi Kanununun “Vergilendirme Dönemi ve Beyanı” başlıklı 25. Maddesinde;

1)Yıllık beyan esasında vergilendirilen kurumların vergilendirme dönemi; hesap dönemidir. Ancak kendilerine özel hesap dönemi tahsis edilenlerin vergilendirme dönemi, özel hesap dönemidir. ………………

5) Beyanname, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden, yirmi beşinci günü akşamına kadar, tarhiyatın muhatabının Türkiye’yi terk etmesi halinde ise ülkeyi terk etmesinden önceki on beş gün içinde verilir.” …………………………

hükümlerine yer verilmiştir.

Konu ile ilgili olarak 19.01.2011 tarih ve 27820 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 403 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile bilanço esasına tabi mükelleflere 2010 yılı ve takip eden dönemler için elektronik ortamda kesin mizan bildirimi verme zorunluluğu getirilmiştir.

Anılan Tebliğin; 5) “Bildirimin dönemi ve verilme zamanı” başlıklı bölümünde de;

” Bildirim verme yükümlülüğü getirilen gelir vergisi mükellefleri bildirimlerini 01 Mart- 31 Mart tarihleri arasında, Kurumlar Vergisi Mükellefleri ise 01 Nisan – 30 Nisan tarihleri arasında elektronik ortamda vereceklerdir.

Özel Hesap Dönemine tabi olan mükellefler bildirimlerini, kendi gelir ve ya kurumlar vergisi beyannamelerinin verilme süresi içinde vermek zorundadırlar.”………açıklamalarına yer verilmiştir.

Yukarıda belirtilen Kanun ve Genel Tebliğ hükümlerine göre, özel hesap dönemine tabi kurumlar vergisi mükelleflerinin Kesin Mizan Bildirimlerini, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden, yirmi beşinci günü akşamına kadar elektronik ortamda verilmesi gerektiği tabiidir.

Bu itibarla kurumunuzun özel hesap dönemine tabi olduğu 01.07 – 30.06 dönemine ait Kesin Mizan Bildirimini kurumlar vergisi beyannamenizin verilme süresi olan 25 Ekim tarihine kadar elektronik ortamda verilmesi gerekmektedir.

Kooperatife ait daire ve işyerlerinin satışı hk.-Kemal özmen

Başlık Kooperatife ait daire ve işyerlerinin satışı hk.
Tarih 03/09/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.06.17.01-130[2012-17-12]-884
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.06.17.01-130[2012-17-12]-884

03/09/2012

Konu

:

Kooperatife ait daire ve işyerlerinin satışı

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; üye sayısından fazla olan kooperatifinize ait bir adet daire ve dört adet dükkanın ihale ile satışının yapılacağı belirtilerek, bu satıştan elde edilen gelirin kurumlar vergisi ve katma değer vergisi karşısındaki durumuna ilişkin Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

I- Kurumlar Vergisi Yönünden Değerlendirme:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüyle kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olmakla beraber aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklar ile iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu hükme bağlanmıştır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde muafiyet şartları detaylı olarak açıklanmış, takip eden bölümlerde ise ortak dışı işlemler kooperatif türlerine göre ayrıntılı olarak örneklendirilmiştir.

Başkanlığımızca oluşturulan dosyanızın tetkikinden, konut yapı kooperatifi olarak kurulan kooperatif tüzel kişiliğiniz adına işyeri ve konut edinilmesi nedeniyle kuruluş tarihi itibariyle kurumlar vergisi mükellefi olan kooperatifinizin, aktifinde kayıtlı olan bir daire ve 4 dükkanı satması nedeniyle elde edeceği kazancın ilgili dönem kurum kazancına dahil edilerek vergilendirilmesi gerekmektedir.

Aynı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca; kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı maddede belirtilen şartlar çerçevesinde kurumlar vergisinden istisna edilmekle beraber, menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançların istisna kapsamı dışında olduğu hükme bağlanmıştır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “5.6.2.3.4. Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ile uğraşılmaması” başlıklı bölümünde, menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları istisna kapsamındaki değerlerin satışından elde ettikleri kazançların istisna kapsamı dışında olduğu, taşınmaz ticareti ile uğraşan mükelleflerin faaliyetlerinin yürütülmesine tahsis ettikleri taşınmazların satışından elde ettikleri kazançlara istisna uygulanabileceği, taşınmaz ticaretine konu edilen veya kiralama ya da başka surette değerlendirilen taşınmazların satış kazancının ise istisnaya konu edilmeyeceği açıklamalarına yer verilmiş, aynı Tebliğin “5.6.2.3.4.1. Kooperatiflerin durumu” başlıklı bölümünde de, istisnadan yararlanmak için gereken diğer şartların yanında istisna edilen kazancın özel bir fon hesabında tutulması ve hiçbir şekilde ortaklara dağıtılmayarak kooperatif amaçları doğrultusunda kullanılması şartıyla yapı kooperatiflerinin de bu istisnadan yararlanabilmesinin mümkündür. Kooperatiflerin amaçlarını gerçekleştirdikten sonra kalan fazla arsa veya konutu elden çıkarmaları halinde de doğan kazanç istisnaya konu olabileceği belirtilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, aktifinizde kayıtlı olan dükkânlar ile bu dükanlarla birlikte satılan dairenin ihale yoluyla satılması taşınmaz ticareti kapsamında değerlendirileceğinden, bu dükkânların ve dairenin satışından elde edilecek kazancın Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-e maddesi kapsamında kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkün değildir.

II- Katma Değer Vergisi Yönünden Değerlendirme:

Katma Değer Vergisi Kanununun;

1/1 maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

17/4-r maddesinde ise; kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimlerinin vergiden istisna olduğu, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimlerinin istisna kapsamında yer almadığı, istisna kapsamında teslim edilen kıymetlerin iktisabında yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisinin, teslimin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır.

Buna göre, aktifinizde kayıtlı olan dükkânlar ile bu dükanlarla birlikte satılan dairenin ihale yoluyla satılması taşınmaz ticareti kapsamında değerlendirileceğinden, KDV Kanununun 17/4-r maddesinde düzenlenen istisna hükmünün uygulanması mümkün bulunmamakta olup, genel hükümler çerçevesinde KDV hesaplanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Taşımacılık kooperatifinin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanıp yararlanmayacağı hususu hk.-Kemal özmen

Başlık Taşımacılık kooperatifinin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanıp yararlanmayacağı hususu hk.
Tarih 11/09/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.61.15.01-125[606-42-2012]-99
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

TRABZON VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.61.15.01-125[606-42-2012]-99

11/09/2012

Konu

:

Taşımacılık kooperatifinin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanıp yararlanmayacağı hususu

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden; Kooperatifinizin unvanının taşıyıcılar kooperatifi olmakla beraber İl Özel İdaresi Müdürlüğünden ihale yolu ile kiralamış olduğunuz kum ocağından üyelerinize ait motorlarla çıkarılan kumların niteliğinde bir değişiklik yapılmadan bedel karşılığı kooperatifinize teslim edildiği, kooperatifinizin ise aldığı kumları üçüncü kişilere sattığı, bunun dışında (taşımacılık) faaliyetinizin bulunmadığı bu nedenle kooperatifinizce sadece ortaklarla iş yapıldığı, ayrıca ana sözleşmenize göre ortaklara sermaye üzerinden kazanç dağıtılmadığı, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmediği ve yedek akçelerin ortaklara dağıtılmadığı belirtilerek, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Muafiyetler” başlıklı 4 üncü maddesinin (k) bendi gereğince kurumlar vergisinden muaf olup olmadığı sorulmaktadır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüyle kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olmakla beraber aynı kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklar ile iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde ise kooperatif ortaklarının yönetim gideri karşılığı olarak ödedikleri paralardan harcanmayarak iade edilen kısımlar için hesaplanan risturnların ortaklara dağıtımının kâr dağıtımı sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “5.11.1. Yönetim gideri karşılığı olarak ödenen paralardan harcanmayarak ortaklara dağıtılan kısımlar” başlıklı bölümünde de, “Bütün kooperatifler için ortakların yönetim gideri karşılığı olarak ödedikleri paralardan harcanmayarak ortaklara iade edilen kısımlar, risturn istisnasından yararlanacaktır. Yönetim gideri olarak ödenen paraların risturn sayılabilmesi için kooperatif tarafından üyelere iade edilmesi gerekmektedir. İade nakden olabileceği gibi hesaben de olabilir.” açıklamasına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, tüketim ve taşımacılık kooperatiflerinin muafiyet şartlarını taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın kurumlar vergisi mükellefi olmaları ve kurumlar vergisi beyannamesi vermeleri gerekmekte olup kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanamayan kooperatifinizin, sadece ortakların yönetim gideri karşılığı olarak ödedikleri paralardan harcanmayarak ortaklara iade edilen kısımlar için risturn istisnasından yararlanabileceği tabiidir.

Kooperatifin İlçe Emniyet Müdürlüğü ile imzalanacak protokol gereği mülkiyeti hazineye ait arsa üzerinde kooperatif tarafından bağış olarak inşa edilecek karakol binasına ilişkin yapılacak harcamaların kurum kazancından indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hk.-Kemal özmen

Başlık İlçe Emniyet Müdürlüğü ile imzalanacak protokol gereği mülkiyeti hazineye ait arsa üzerinde kooperatif tarafından bağış olarak inşa edilecek karakol binasına ilişkin yapılacak harcamaların kurum kazancından indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hk.
Tarih 19/09/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.06.16.01-125[4-11/4]-981
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.06.16.01-125[4-11/4]-981

19/09/2012

Konu

:

İlçe Emniyet Müdürlüğü ile imzalanacak protokol gereği mülkiyeti hazineye ait arsa üzerinde kooperatif tarafından bağış olarak inşa edilecek karakol binasına ilişkin yapılacak harcamaların kurum kazancından indirim konusu yapılıp yapılmayacağı

İlgi (a)’da kayıtlı özelge talep formunuzda, … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi numarasında kayıtlı mükellefi olduğunuz belirtilerek, … İlçe Emniyet Müdürlüğü ile imzalanacak protokol gereğince mülkiyeti hazineye ait olan arsa üzerine tamamı kooperatifiniz tarafından bağış olarak inşa edileceği belirtilen karakol binası nedeniyle Kooperatifinizin kurumlar vergisi karşısındaki durumu hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Muafiyetler” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde; tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir işyeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.

Konu ile ilgili 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13.1. Muafiyet şartları başlıklı bölümünde,

“Kooperatiflerin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmeleri için ana sözleşmelerinde;

•Sermaye üzerinden kazanç dağıtılmamasına,

•Yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesine,

•Yedek akçelerin ortaklara dağıtılmamasına,

•Sadece ortaklarla iş görülmesine

dair hükümlerin bulunması ve bu kayıt ve şartlara da fiilen uyulması gerekmektedir.

Bu şartlara ana sözleşmelerinde yer vermeyen ya da yer vermekle beraber bu şartlara fiiliyatta uymayan kooperatifler, muafiyet hükümlerinden yararlanamayacaktır.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Özelge talep formunuz ekinde yer alan ana sözleşmenizin 70 inci maddesinde;

“Gelir-gider farkı genel kurulca onaylanan yıllık bilançoya göre tespit edilir.

Yönetim ve denetim kurul üyelerine gelir- gider farkından pay verilemez ve kooperatif yalnız ortakları ile işlem yapar.

Gelir gider müspet farkının % 1’i, bilanço tarihinden itibaren üç ay içinde 1163 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca Sanayi ve Ticaret Bakanlığı emrindeki fona yatırılır. Ortaklarla yapılan işlemlerden doğmuş bulunan geri kalan farkın tamamı yedek akçe olarak ayrılır. Yedek akçeler ortaklara dağıtılamaz.

Gelir gider farkı menfi olduğu takdirde, ortaya çıkan yedek akçelerden, bunun yetmemesi halinde ortak sermeye paylarından ve 71 inci maddeye göre oluşturulan özel fondan karşılanır.”

hükmü yer almaktadır.

Kooperatif ana sözleşmesinde “yönetim ve denetim kurulu üyelerine kazanç üzerinden hisse vermemek”, “ihtiyat akçelerini ortaklara dağıtmamak” ve “münhasıran ortaklarla iş görmek” şartları açıkça yazılı bulunmakta olup aynı maddede, ortaklar ile yapılan işlemlerden doğmuş bulunan kalan farkın tamamının yedek akçeye ayrılacağı ve ortaklara dağıtılmayacağı açıkça belirtildiğinden kooperatifinizin “sermaye üzerinden kazanç dağıtması” fiilen mümkün bulunmamaktadır.

Dolayısıyla ana sözleşmenizde her ne kadar açık bir hüküm yer almasa da sermaye üzerinden kazanç dağıtılması fiilen mümkün olmadığından sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması şartının da zımnen sağlandığının kabulü gerekmektedir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifinizin Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan muafiyet şartlarını taşıması halinde kurumlar vergisinden muaf olacağı, muafiyet şartlarının ihlal edilmesi halinde ise kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edileceği tabiidir.

Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Diğer İndirimler” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında “Kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla kurum kazancından sırasıyla aşağıdaki indirimler yapılır.” hükmü yer almış olup, aynı maddenin (c) bendinde; genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımların toplamının o yıla ait kurum kazancının % 5’ine kadar olan kısmının indirileceği hükme bağlanmıştır.

Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bağış ve yardımların nakden yapılmaması halinde, bağışlanan veya yardımın konusunu oluşturan mal veya hakkın maliyet bedelinin veya kayıtlı değerinin, bu değer mevcut değilse Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre takdir komisyonlarınca tespit edilecek değerinin esas alınacağı hükmüne yer verilmiştir.

Konu ile ilgili olarak, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “10.3.2.2.4. Bağış ve Yardımın Belgelendirilmesi” başlıklı bölümünde; ayni veya nakdi olarak yapılan bağış ve yardımların kurumlar vergisi mükelleflerince indirim olarak dikkate alınabilmesi için makbuz karşılığı yapılmış olmasının gerekli ve yeterli olduğu belirtilerek kamu kurum ve kuruluşları ile imzalanan protokol gereğince kamu arazisi üzerine okul yaptırılması halinde söz konusu okul inşasına ilişkin olarak yapılan harcamaların, harcamanın yapıldığı yıla ilişkin kazancın tespitinde indirim konusu yapılabileceği açıklanmıştır.

Buna göre, kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyetinin bulunması halinde, Gölbaşı İlçe Emniyet Müdürlüğü ile imzalanacak protokol gereğince mülkiyeti hazineye ait olan arsa üzerinde karakol binası inşasına ilişkin olarak kooperatifinizce yapılan harcamaların, kurum kazancının %5 ine kadar olan kısmı, kurumlar vergisi beyannamesinde ayrıca gösterilmek şartıyla harcamanın yapıldığı yıla ilişkin kurum kazancınızdan indirim konusu yapılabilecektir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatifin Ortak dışı işlemleri dolayısıyla kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilen kooperatifin daha sonra ortak dışı işlem yapmaması durumunda kurumlar vergisi ve stopaj yönünden muaf olup olmayacağı hk.-Kemal özmen

Başlık Ortak dışı işlemleri dolayısıyla kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilen kooperatifin daha sonra ortak dışı işlem yapmaması durumunda kurumlar vergisi ve stopaj yönünden muaf olup olmayacağı hk.
Tarih 14/09/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.55.15.01-125[04-2012/ÖZE-06]-298
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

SAMSUN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.55.15.01-125[04-2012/ÖZE-06]-298

14/09/2012

Konu

:

Ortak dışı işlemleri dolayısıyla kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilen kooperatifin daha sonra ortak dışı işlem yapmaması durumunda kurumlar vergisi ve stopaj yönünden muaf olup olmayacağı

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, ortak dışı işlem yapacağınızdan bahisle 01.01.2011 tarihinden itibaren kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirdiğiniz ancak 01.01.2012 tarihinden itibaren ortak dışı işlem yapmadığınız belirtilerek kurumlar ve stopaj yönünden muaf olup olmayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında, kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde ise tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde muafiyet şartları detaylı olarak açıklanmış olup, “4.13.1.4 Sadece ortaklarla iş görülmesi” başlıklı bölümünde de “Kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarının ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının sağlanıp korunmasını amaçladıkları için faaliyetin normal olarak sadece ortaklarla sınırlı olması gerekmektedir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir.

Ortak dışı işlemler, sadece ortak olmayanlarla yapılan işlemleri değil, ortaklarla kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda yapılan işlemleri de kapsamaktadır.”

açıklamasına yer verilmiştir.

Öte yandan, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.17. Şarta Bağlı Muafiyetlerin Kaybedilmesi ve Kazanılması” bölümünde ise; muafiyet şartlarını taşıyan bir kooperatifin muafiyet şartlarını ihlal etmesi durumunda muafiyet şartlarının ihlal edildiği tarihten itibaren kurumlar vergisine tabi tutulması, muafiyet şartlarının tekrar kazanılması durumunda ise izleyen hesap dönemi başından itibaren muafiyetten yararlanılması gerektiği açıklanmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, ortak dışı işlemleriniz dolayısıyla kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilen kooperatifinizin Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen şartları taşıması halinde izleyen yılın başından itibaren kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanması mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinde belirtilen ödemelerden vergi kesintisi yapmak zorunda olan kişi ve kurumlar arasında kooperatifler de sayılmış olup anılan ödemelerin kooperatifinizce yapılması halinde vergi kesintine tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.