Kooperatiflerde genel kurula çağrı-KEMAL ÖZMEN DANIŞMANLIK

I – Çağrı:
1. Çağrıya yetkisi olanlar:
Madde 43 – (Değişik: 6/10/1988 – 3476/10 md.)

Yönetim kurulu veya anasözleşme ile bu hususta yetkili kılınan diğer bir organ ve gerektiğinde denetçiler kurulu, ortağı olduğu üst birlik ve tasfiye memurları genel kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahiptirler. Ancak genel kurul yukarıda belirtildiği şekilde toplanamadığı takdirde ilgili bakanlık genel kurulur toplantıya çağırma yetkisine sahiptir.

2. Ortakların isteği, bakanlıkların çağrısı, mahkemenin izni:

Madde 44 – Dört ortaktan az olmamak kaydıyle ortak sayısının en az onda birinin isteği üzerine Genel Kurul toplantıya çağrılır.

Yönetim Kurulu bu isteği en az on gün içinde yerine getirmediği takdirde, istek sahiplerinin müracaatı üzerine veya doğrudan doğruya Ticaret Bakanlığı tarafından, yapı kooperatiflerinde de İmar ve İskan Bakanlığı tarafından Genel Kurul toplantıya çağrılabilir.

Çağrılmadığı takdirde istek sahipleri mahalli mahkemeye başvurarak Genel Kurulu bizzat toplantıya çağırma müsaadesini alabilirler.

OSBLERDE RUHSAT VE İZİNLER-ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ- İL ÖZEL İDARESİ-KEMAL ÖZMEN DANIŞMANLIK

rganize Sanayi Bölgelerinde (OSB) Ruhsat ve İzinler

Organize sanayi bölgeleri 12.04.2000 tarih ve 4562 sayılı (Resmi Gazete: 15.04.2000-24025) Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’na göre kurulan ve söz konusu kanunun 2/b maddesinde:

Sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dahilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla; sınırları tasdik edilmiş arazi parçalarının imar planlarındaki oranlar dahilinde gerekli idari, sosyal ve teknik altyapı alanları ile küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık alanları, teknoloji geliştirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dahilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu Kanun hükümlerine göre işletilen mal ve hizmet üretim bölgeleri.

olarak tanımlanan işletmelerdir.

 

4562 sayılı kanunun “Kuruluş” başlıklı 4/7  Maddesinde:

Yürürlüğe giren imar plânına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerinin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları OSB tarafından verilir ve denetlenir. İşyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesi sırasında işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin harçlar, OSB tarafından tahsil edilerek ilgili belediye veya il özel idaresi hesabına yatırılır.

hükmüne amirdir.

 

Söz konusu hüküm 22.08.2009 tarih ve 27327 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Ruhsat ve İzin Yetkisi” başlıklı 84. Maddesinde;

Yürürlüğe giren imar planına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler, OSB tarafından verilir ve denetlenir.

şeklinde ifade edilmiştir.

 

Bakanlar Kurulu’nun 14.07.2005 tarih ve 2005/9207 sayılı Kararı ile kabul edilerek 10.08.2005 tarih ve 25902 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. Maddesinin a) bendi;

a)Yetkili idare:Belediye sınırları ve mücavir alanlar dışı ile kanunlarda münhasıran il    özel idaresine yetki verilen hususlarda il özel idaresini; büyükşehir belediyesi sınırları ve mücavir alanlar içinde büyükşehir belediyesinin yetkili olduğu konularda büyükşehir belediyesini, bunların dışında kalan hususlarda büyükşehir ilçe veya ilk kademe belediyesini; belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde belediyeyi veorganize sanayi bölgesi sınırları içinde organize sanayi bölgesi tüzel kişiliğini,

hükmüne amirdir.

 

Söz konusu hükümler gereği Organize Sanayi Bölgeleri’nin onaylı sınırları içerisinde kurulacak her türlü yapının;

–  Yapı Ruhsatı,

–  Yapı Kullanma İzni,

–   İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı,

OSB Müdürlükleri tarafından verilmektedir. Ancak, Yasa hükmü gereği işyeri açma ve çalışma ruhsatı harcı ilgili belediye ve İl Özel İdaresi’nin tarifesine göre ilgili belediye veya İl Özel İdaresine ödenmektedir.

Daha fazla bilgi için tıklayınız.

A RSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİ ( Kooperatif – İşin Nama İfa Yoluyla Yapılmasına İzin – Bekletici Mesele )-KEMAL ÖZMEN DANIŞMANLIK

A


İŞİN NAMA İFA YOLUYLA YAPILMASINA İZİN ( Arsa Payı Karşılığı İnşaat )
BEKLETİCİ MESELE ( Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi )

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, gecikme tazminatı; eksik ve kusurlu işler bedelinin tahsili ve nama ifa talepleri hakkında karar verilmesi istemlerinin kabul edilebilmesi için;

Yanlar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ya resmi şekilde yapılması ya da sözleşmenin tarafları bağlayıcı nitelikte olması gerekmektedir.fk

DAVA VE KARAR:

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün  temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş olmakla, Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra eksiklik sebebiyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ KARARI:Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak açılmış olup; sözleşme konusu işin nama ifa yoluyla yapılmasına izin verilmesine: gecikme tazminatıyla eksik ve kusurlu işler bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesi istemlerine ilişkindir.

Mahkemece, 10.000,00 TL gecikme tazminatının davalılardan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Davacıyla davalılardan SS. G… Tur. Konut Yapı Koop. arasında 1.10.1996 tarihli adi yazılı şekilde sözleşme yapılmıştır.

Davacı arsa sahibi;
Davalı kooperatif ise yüklenicidir.    Diğer davalılar da sözleşmeyi garanti eden sıfatıyla imzalamışlardır.

Ancak, davacı kooperatif tarafından, bu davanın davalıları hakkında Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi`ne, yanlar arasındaki 1.10.1996 tarihli sözleşmeye dayalı olarak açılan davada; sözleşme gereğince davacıya verilmesi gereken bağımsız bölümlerin “tesliminde” davalıların temerrütlerinin gerçekleşmiş olduğu iddiasıyla, gecikme tazminatının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine davalıların vaki itirazlarının iptaline karar verilmesi istenmiş ve mahkemece verilen 2008/134 Esas ve 2010/383 Sayılı kararla itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmiş ve verilen karar, Dairemizin 2010/6987 Esas ve 2012/506 Karar sayılı ilamıyla, davaya dayanak alınan yanlar arasındaki sözleşmenin, “geçersiz” olduğu gerekçesiyle “davanın reddine” karar verilmesi gerektiğinin kabulüyle karar bozulmuş ve ayrıca Dairemizin 7.2.2013 tarih, 2012/3004 Esas ve 2013/847 Karar sayılı ilamıyla da davacı kooperatifin karar düzeltilmesi isteminin reddine karar verilmiştir.

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, gecikme tazminatı; eksik ve kusurlu işler bedelinin tahsili ve nama ifa talepleri hakkında karar verilmesi istemlerinin kabul edilebilmesi için;
yanlar arasında somut olayda uygulanması gereken 818 Sayılı B.K.`nun 213, Türk Medeni Kanunu`nun 706, Tapu Kanunu`nun 26 ve Noterlik Kanunu`nun 60. maddeleri uyarınca arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin, kural olarak “zorunlu şekil” koşuluna uygun olarak yapılması zorunludur. Ancak, bazı ayrık hallerde resmi şekle uygun olarak yapılmamış olduğu halde, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin, taraflarını bağlayıcı olduğu kabul edilebilir.

O halde, eldeki davanın dinlenebilir olabilmesi için yanlar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ya resmi şekilde yapılması ya da sözleşmenin tarafları bağlayıcı nitelikte olması gerekmektedir. Buna göre Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi`ne açılan sözü edilen davanın Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda reddine karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi durumunda bu davanın da reddi gerekecektir. Açıklanan bu sebeplerle, Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi`ne açılan davada verilecek kararın, bu davanın sonucunu etkileyecek nitelikte olduğu açıktır.

O halde, mahkemece sözü edilen Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi`ndeki davanın “ön mesele” sayılmasına ve Dairemizin az yukarda tarih ve sayısı belirtilen bozma ilamı gereğince, davanın reddine karar verilmesi ve verilecek kararın kesinleşmesi durumunda bu davanın da reddine karar verilmesi; aksi durumda ise, varılacak yargılama sonucuna göre uyuşmazlığın çözüme bağlanması gerekecektir.

Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.

SONUÇ:

Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın ( BOZULMASINA ), bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, oybirliğiyle karar verildi.

MALİ MÜŞAVİRLİK ÜCRETİ HAKKINDA-KEMAL ÖZMEN DANIŞMANLIK

Y23HDEsas : 2012/2783Karar : 2012/4483Tarih : 29.06.2012 MALİ MÜŞAVİRLİK ÜCRETİ ( Para Almadan Makbuz Kesme Teamülü )
İFLAS MASASINA KAYIT ( Mali Müşavirlik Ücreti – Alacağı İsbat Külfeti )

Müflis şirketin, iflastan önceki mali müşavirliğini ifa eden davacının, sözleşmesi gereğince doğan alacağının,müflis şirket iflas masasına kayıt ve kabulü istemine ilişkin davada:

Davacının para almadan makbuz kestiği, teamülün bu şekilde olduğu iddiası yönenden, İlgili meslek odasından bu konudaki meslek uygulaması sorulmadan hüküm tesisi doğru omlmamıştır.fk

DAVA VE KARAR:

Taraflar arasındaki kayıt kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili ile davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ KARARI:Davacı, sözleşme gereğince müflis şirketin mali müşavirliğini ifa ettiğini, ancak 2003 yılından itibaren kendisine ücretödemesi yapılmadığını, mevzuat gereğince ücret tahsil edilmese bile hizmetin ifasıyla birlikte KDV doğduğu gerekçesiyle serbest meslek makbuzları düzenlendiğini, mesleki uygulamanın bu şekilde olduğunu, bu makbuzların stopajların ve vergilerinin ödendiğini, 2003 yılı ocak ayından 2009 yılı eylül ayının sonuna kadar olan dönem için toplam 63.082,80 TL alacağının iflas masasına kaydı için yaptığı başvurunun reddedildiğini ileri sürerek, alacağının iflas masasına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müflis şirketin tüm kayıt ve defterlerinin kendilerinde bulunmadığını, 2003 yılından beri bir mali müşavirinücret almadan çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ücret tahsil edilmeden serbest meslek makbuzunun kesilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, makbuzların kesilmediği dönemlere ilişkin ödeme yapılmadığı, iflas tarihine kadar ücret istenebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.865,00 TL alacağın müflis şirketin iflas masasına kaydına karar verilmiştir.

Kararı, davacı asil ve davalı vekili temyiz etmiştir.

1) Davacının temyiz istemi açısından;

a) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

b) Dava, alacağın müflis şirket iflas masasına kayıt ve kabulü istemine ilişkindir.

Davacı, 2007 yılı nisan ayı sonrasındaki dönemde karşılıklı anlaşma nedeniyle mali müşavirlik hizmeti nedeniyle serbest meslek makbuzu kesmediğini, öncesindeki dönemle ilgili uygulama doğrultusunda makbuz kesilmişse de ücretini tahsil edemediğini beyan etmiştir.
Mahkemece makbuz kesilmiş olması sebebiyle söz konusu dönemlere ilişkin istemin reddine karar verilmiş ise de, yapılmış olan araştırma somut uyuşmazlığın çözümü için yeterli değildir.

İlgili meslek odasından bu konudaki meslek uygulaması sorulduktan sonra, mahkemece red kararına konu 2003-2007 yılı ilgili dönemlerine ilişkin ticari defter, kayıt ve belgeler üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak, bu dönemde davacının 01.03.2010 havale tarihli dilekçesindeki beyanı da dikkate alınarak davacıya mali müşavirlik ücreti ödenip ödenmediği, ödenmiş ise ne kadar ödendiği hususlarında mevcut bilirkişi heyetinden ek rapor alınıp, oluşacak uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

2) Davalının temyizi açısından; davacının davada kendisini vekille temsil ettirmemiş olmasına rağmen, davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmadığı gibi, davanın kısmen kabul edilmiş olmasına göre yargılama giderlerinin davanın kabul ve red oranına göre belirlenmemesi de doğru olmamıştır.

SONUÇ:

Yukarıda ( 1/b ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 1/a ve 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı asilin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, taraflar yararına ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.

YAPI KOOPERATİFLERİ YAPI KOOPERATİFLERİ GENEL KURUL TOPLANTILARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER- KEMAL ÖZMEN DANIŞMANLIK

YAPI KOOPERATİFLERİ YAPI KOOPERATİFLERİ GENEL KURUL TOPLANTILARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER A- Genel Kurul Toplantıları ve Süresi: 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 45. Maddesine göre kooperatifin genel kurul toplantısı olağan ve olağanüstü olmak üzere 2 şekilde yapılır. Olağan toplantının yılda en az 1 defa ve her hesap devresi sonundan itibaren 6 ay içinde yapılması zorunludur. (1 Ocak-30 Haziran tarihleri arasında yapılması zorunludur.) Genel kurulun, hesap döneminin (1 Ocak-30 Haziran tarihleri arası) ilk 6 ayı içerisinde toplanacak şekilde yönetim kurulunca çağrılmaması yönetim kurulu üyeleri için suç teşkil etmektedir. Süresi içerisinde genel kurulu toplantıya çağırmayan yönetim kurulu üyeleri hakkında kanunun Ek: 2/2 maddesi gereği işlem yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulur. (Ek: 2/2 maddesi: “Genel Kurulu olağan toplantıya çağırmayan yönetim kurulu üyeleri ile 2 nci maddenin dördüncü fıkrasına, 8 inci maddenin ikinci fıkrasına, 16 ncı maddenin birinci fıkrasına, 66 ncı maddenin ikinci fıkrasına ve 90 ncı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı hareket eden kooperatif ve üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyeleri altı aya kadar hapis ve otuz günden üçyüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.”) B- Genel Kurul Toplantı Çağrısı: – Genel kurulu toplantıya çağırma görevi yönetim kuruluna aittir. – Gerektiğinde; – Denetçiler kurulu, – Kooperatifin ortağı olduğu üst birlik ve -Tasfiye memurları Kooperatifler Kanununun 45. maddesine göre genel kurulu toplantıya çağırabilir. – Ana sözleşmenin 28. maddesi gereği olağan ve olağanüstü toplantılara çağrı taahhütlü mektupla, ayrıca gerektiğinde gazete ile, gazete olmayan yerlerde ise mahalli örf ve adetlere göre ilan yolu ile yapılır. -Çağrının sadece yazılı olarak imza karşılığı yapılması da mümkündür. -Çağrının toplantı gününden en az 30 gün önce ve en çok 2 ay içinde yapılması, toplantı gün ve saati ile yerinin ve gündem maddelerinin bildirilmesi zorunludur. Çağrı tarihi ile toplantı günü bu 30 günlük süreye dahil değildir. -Sürelerin hesabında duyuru ve toplantı günleri hesaba katılmaz. -Kooperatifler Kanununun 45. maddesi gereği; genel kurul toplantı tarihi, yeri ve gündemi ile ilgili toplantıdan en az 15 gün önce müdürlüğümüze yazılı olarak müracaat edilmesi gerekmektedir. -Yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az dörtte birinin (1/4) şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır.C- Genel Kurul Toplantısı: – Dört ortaktan az olmamak üzere ortakların en az onda biri tarafından ve genel kurul toplantısından en az yirmi gün önce yazılı olarak bildirilecek hususların gündeme konulması zorunludur. – Ana sözleşmenin 40. Maddesi gereği genel kurul toplantı tutanağı, toplantı tarihinden itibaren 15 gün içinde Ticaret Sicil Memurluğuna verilmekle birlikte tescil ve ilan işlemi yaptırılır. D- Yönetim Kurulu: – Yönetim kurulu üyeleri, en az 1 en fazla 4 yıl için seçilir ve an az 3 üyeden oluşur. Genel kurulca böyle bir süre tespiti yapılmaması halinde bir yıl için seçilmiş sayılır. Yönetim kuruluna seçilen üye sayısı kadar yedek üye seçilir. (KK.. Madde 57 ve ana sözleşmenin 42. maddesi) E- Denetim Kurulu: – Genel kurul, kooperatifin tüm işlem ve hesaplarını tetkik etmek üzere kooperatif ortaklarından veya dışarıdan en az 1 yıl en çok 3 yıl için en az 1 ve en çok 5 denetçi seçebilecektir. Genel kurul yedek denetçileri de seçebilmektedir. (KK. Madde 65 f.2; KK.98, TTK Madde 347 f.2) F- Bütün Ortakların Hazır Bulunması Hali: Kooperatifler kanununun 47. ve ana sözleşmenin 29. maddesi gereği; toplantıya çağrı hakkındaki hükümlere uyulmaması halinde, kooperatifin bütün ortaklarının veya temsilcilerinin hazır bulunması halinde kararlar alınabilir. Alınan kararlar tüm ortaklar ve ortakların oy birliği ile seçecekleri temsilciler tarafından (Divan tarafından) imzalanacak bir tutanağa bağlanır. G- Tasfiye Sürecine Girmiş Olan Kooperatiflerde Olağan Genel Kurul Toplantısı: – 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 45/1. maddesinde “Genel Kurul olağan ve gerektiğinde olağan üstü toplanır. Olağan toplantının her hesap devresi sonundan itibaren 6 ay içinde ve en az yılda 1 defa yapılması zorunludur.” denilmekte ve genel kurulu toplantıya çağırmayan yönetim kurulu üyeleri hakkında da anılan kanunun Ek:2/2. maddesi gereği cezai müeyyide öngörülmektedir. – Tasfiye halinde bulunan kooperatiflerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri seçimi yapılması gerekmektedir. Ayrıca, tasfiye kurulu seçimi de yapılması gerekmektedir. Tasfiye kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyeleri aynı kişilerden oluşabilir. – Ana sözleşmenin 87. Maddesine göre tasfiye halindeki kooperatif ticaret siciline tescil ettirilir ve Ticaret Sicil Gazetesi ile mahalli bir gazetede birer hafta arayla üç defa yapılacak ilanla alacaklılar tasfiyeden haberdar edilerek bir yıl içinde alacaklılar beyana davet edilir. Yukarıda, yapı kooperatifleri hakkında kısa ve özet bilgi verilmiş olup, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve Yapı Kooperatiflerinin Ana Sözleşmesi incelenerek detaylı bilgi sahibi oluna bilinir. MÜDÜRLÜĞÜMÜZ UHDESİNDEKİ YAPI KOOPERATİFİ VE ÜST BİRLİKLERİNE İLİŞKİN KURULUŞ / İŞLEYİŞ / DENETİM İŞ VE İŞLEMLERİNE AİT DURUM TESPİT TABLOSU DÖNEMİ: 2013 HESAP YILI 2014 YILI (1 OCAK-27 MART TARİHLERİ ARASI) AÇIKLAMALAR KONUT KSS TOPLU İŞYERİ TOPLAM KURULUŞU YAPILAN OOPERATİF SAYISI 5 1 0 6 KURULUŞU YAPILIP TESCİL EDİLEN KOOPERATİF SAYISI 5 1 0 6 YAPILAN SÖZLEŞME DEĞİŞİKLİĞİ SAYISI 0 0 0 0 OLAĞAN GENEL KURULA TEMSİLCİ TALEP EDEN KOOPERATİF SAYISI 28 1 0 29 OLAĞAN GENEL KURUL TEMSİLCİ TALEBİ KARŞILANAN KOOPERATİF SAYISI 28 1 0 29 İLK 6 AYDA GENEL KURUL YAPMAYIP CUMHURİYET SAVCILIKLARINA BİLDİRİLEN KONUT SAYISI 0 0 0 0 OLGAN/OLAGANÜSTÜ GENEL KURUL TOPLAM TEMSİLCİ TALEP SAYISI 30 1 31 OLAGAN/OLAGANÜSTÜ TEMSİLCİ TALEBİ KARŞIANAN KOOPERATİF SAYISI 2 0 0 2 DENETİM TALEBİ SAYISI BAKANLIK 0 0 0 0 CUM BAŞSAVCILIĞI 0 0 0 0 VATANDAŞ 0 0 0 0 ALINAN DENETİM OLURU SAYISI 1 0 0 1 SONUÇLANAN DENETİM SAYISI 0 0 0 0 YAPILAN DENETİM SONUCUNDA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA YAPILAN SUÇ DUYURUSU SAYISI 0 0 0 0

KOOPERATİF MÜTEAHHİTE TAPU ÇIKARABİLİR Mİ ? KEMAL ÖZMEN DANIŞMANLIK-ATAŞEHİR

Evlendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik-KEMAL ÖZMEN DANIŞMANLIK

10 Şubat 2015 SALI Resmî Gazete Sayı : 29263
YÖNETMELİK
Karar Sayısı : 2014/7126

Ekli “Evlendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in yürürlüğe konulması; İçişleri Bakanlığının 2/10/2014 tarihli ve 2618 sayılı yazısı üzerine, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre, Bakanlar Kurulu’nca 29/12/2014 tarihinde kararlaştırılmıştır.

                                                                                                                            Recep Tayyip ERDOĞAN

CUMHURBAŞKANI

Ahmet DAVUTOĞLU

Başbakan

B. ARINÇ                                                   A. BABACAN                                           Y. AKDOĞAN                                        N. KURTULMUŞ

Başbakan Yardımcısı                                  Başbakan Yardımcısı                               Başbakan Yardımcısı                               Başbakan Yardımcısı

B. BOZDAĞ                                                     A. İSLAM                                                   V. BOZKIR                                                      F. IŞIK

Adalet Bakanı                             Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı                   Avrupa Birliği Bakanı                  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı

F. ÇELİK                                                     İ. GÜLLÜCE                                          M. ÇAVUŞOĞLU                                        N. ZEYBEKCİ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı           Çevre ve Şehircilik Bakanı                               Dışişleri Bakanı                                        Ekonomi Bakanı

T. YILDIZ                                                      A. Ç. KILIÇ                                                 M. M. EKER                                               N. CANİKLİ

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı                   Gençlik ve Spor Bakanı                Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı             Gümrük ve Ticaret Bakanı

E. ALA                                                        C. YILMAZ                                                   Ö. ÇELİK                                                   M. ŞİMŞEK

İçişleri Bakanı                                             Kalkınma Bakanı                                Kültür ve Turizm Bakanı                                  Maliye Bakanı

N. AVCI                                                     İ. YILMAZ                                                       V. EROĞLU

Millî Eğitim Bakanı                               Millî Savunma Bakanı                                Orman ve Su İşleri Bakanı

M. MÜEZZİNOĞLU                                                                                    L. ELVAN

Sağlık Bakanı                                                          Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı

EVLENDİRME YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 10/7/1985 tarihli ve 85/9747 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Evlendirme Yönetmeliğinin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (f) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı fıkraya (g) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve sonraki bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.

“ç) Beyanname: Bu Yönetmelik hükümlerine göre evlenmek isteğini belirten, aksi ispat edilinceye kadar doğruluğu kabul edilen evlenme beyannamesi ve evlenme izin belgesini,”

“f) Evlenme: Bir kadın ve bir erkeğin usulüne göre yetki verilmiş bir memur önünde bir aile kurmak amacı ile yapmış oldukları medenî hukuk sözleşmesini,”

“ğ) Evlenme ehliyet belgesi: Kişinin evlenme anındaki millî hukukuna göre evlenme ehliyeti ve şartlarının yer aldığı ve evlenmeye sakınca bulunmadığını gösterir belgeyi,”

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, dördüncü, beşinci ve onbirincifıkraları aşağıdaki şekilde, altıncı fıkrasında yer alan “nüfus kayıt örneği ister ve dosyaya ekler” ibaresi “nüfus kayıt örneğini veya evlenme ehliyet belgesini ister ve dosyaya ekler; Kimlik Paylaşımı Sistemini kullanan evlendirme memurlukları nüfus kayıt örneğini veya evlenme ehliyet belgesini sistem üzerinden temin eder” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

“a) Beyanname (İzin belgesi talebinde evlenme izin belgesi iki örnek olarak düzenlenir.).”

“Yaşlarının küçüklüğü veya kısıtlama sebebiyle evlenmeleri ana, baba veya vasinin rızası ya da hakiminiznine bağlı olanlar, müracaat sırasında beyannameye bunların rızalarını gösterir belgeyi ya da hakimin izin belgesini eklemek zorundadır. Rıza belgeleri ana, baba veya vasi tarafından bizzat evlendirme memurunun huzurunda imzalanarak imza tasdiki evlendirme memuru tarafından yapılabileceği gibi, rıza gösteren şahısların imzalarının yetkili merciler tarafından tasdik edilmiş olması şartı ile rıza belgeleri imzalı olarak da sunulabilir. Ana ve babadan birinin ölmüş olması halinde sağ olan veya boşanma halinde velayet verilmiş olan tarafın imzası yeterlidir. Rıza belgesi vasi tarafından imza edildiği takdirde vasi tayinine dair mahkeme kararı istenir ve dosyaya eklenir.

Fotoğrafın, renkli ve ön cepheden baş açık, sivil giysilerle çekilmiş olması ve kişinin son halini göstermesi bakımından son altı ay içerisinde çekilmiş olması gerekir. Kadınların alın, çene ve yüzleri açık olmak şartıyla başörtülü fotoğrafları da kabul edilir.”

“Yabancıların, beyannamede beyan ettikleri adres esas alınır. Adrese ilişkin başka bir belge istenmez.”

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 21 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 21 – Evlendirme memuru, evlenme talebine dair beyannamenin usulüne göre doldurulup imza edilip edilmediğini, evlenme ehliyet belgesi ile nüfus cüzdanı arasında bir fark olup olmadığını, bir fark varsa bu farklılığın şahısta hataya sebebiyet verecek nitelikte olup olmadığını, yaşlarının küçüklüğü veya kısıtlama sebebiyle ana, baba veya vasinin rızası ya da hakimin izninin zorunlu olduğu durumlarda rızanın veya hakim izninin, rıza belgesi vasi tarafından imzalanmışsa vasi tayinine dair mahkeme kararının bulunup bulunmadığını kontrol eder, varsa eksiklikleri tamamlar veya tamamlatır ve beyannamenin kaydını yaparak taraflara müracaat sırasına göre evlenmenin yapılacağı gün ve saati bildirir.

Evlenmenin yapılabilmesi için evlenme kararının ilanına lüzum yoktur.”

MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bu belgeye dayanarak evlendirmeyi yapan yetkili makam, izin belgesini veren evlendirme memurluğuna, bu durumu 15 gün içinde bildirmekle görevlidir.”

MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 41 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Evlenme yapılmasına esas olan dosya ve belgeler evlenme tarihinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra imha edilir.”

MADDE 6 – Aynı Yönetmeliğin 55 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Aile Cüzdanlarının Doldurulması, Kaydı ve İmhası

MADDE 55 – Aile cüzdanları yazı makinesi ile veya mümkün olmadığı takdirde mürekkepli kalemle ve kitap harfleriyle doldurulur. Aile cüzdanlarının birinci sayfasına karı ve kocanın fotoğrafları yan yana yapıştırılır. Aile cüzdanları varsa soğuk damga ile yoksa resmi mühürle mühürlenir ve evlenme töreninin bitiminde çiftlere verilir. Aile cüzdanı seri ve numarası evlenme kütüğüne işlenir.

Evlenmenin yapılmaması halinde; doldurulmuş aile cüzdanları, evlendirme memurluğunca usulüne göre imha edilir. İmha edilen aile cüzdanının seri ve numarası evlendirme memurluğunun bulunduğu yerin nüfus müdürlüğüne bildirilir.”

MADDE 7 – Aynı Yönetmeliğin;

a) 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “evlenme akdinin yapılmasına” ibaresi “evlenmenin yapılmasına”,

b) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “evlenme akdini yapmak” ibaresi “evlenmeyi yapmak”,

c) 8 inci, 15 inci, 23 üncü, 25 inci ve 42 nci maddelerinde yer alan “evlenme akdi” ibareleri “evlenme”,

ç) 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ “Evlenme Beyannamesi” ” ibaresi “beyanname”, beşinci fıkrasında yer alan “evlenme beyannamesine” ibaresi “beyannameye”,

d) 28 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “akdin” ibaresi “evlenmenin”,

e) Dördüncü Bölümünün başlığı “Evlenmede Usul ve Evlenmenin Yapılması”,

f) 35 inci maddesinin madde başlığında yer alan “Evlenme Akdinin” ibaresi “Evlenmenin”,

g) 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “evlenme beyannamesi” ibaresi “beyanname”,

ğ) 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “evlenme akdinin” ibaresi “evlenmenin”,

h) Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “akid” ibaresi “evlendirme”,

şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 8 – Aynı Yönetmeliğin;

a) 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında ve 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “il ve ilçe” ibareleri,

b) 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ya da belde”, “bağlı bulunduğu il veya ilçe” ve “ilçe” ibareleri ile aynı maddenin ikinci ve dördüncü fıkraları,

c) 18 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları,

ç) 37 nci maddesinin üçüncü fıkrası,

yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 9 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 10 – Bu Yönetmelik hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

Kat mülkiyeti kanununa göre geçici yönetim kurulu-Kemal özmen danışmanlık

Geçici yönetim kurulu!
Toplu yapı temsilciler kurulu oluşuncaya kadar, bu kurulun görevlerini üstlenmek ve kurulun oluşması için gerekli girişim ve çağrılarda bulunmak üzere, bir geçici yönetim kurulabiliyor.

Kanuna göre geçici yönetim en geç toplu yapının bitimini izleyen bir yıl sonrasına kadar devam edebiliyor. Konu ile ilgili kanun maddeleri 73. maddede şu şekilde sıralanıyor:

Geçici yönetim
Madde 73 – (Ek: 14/11/2007-5711/22 md.)
Yönetim planında toplu yapı temsilciler kurulu oluşuncaya kadar, bu kurulun görevlerini üstlenmek, yetkilerini kullanmak ve kurulun oluşması için gerekli girişim ve çağrılarda bulunmak üzere, bir geçici yönetim kurulması öngörülebilir.

KENTSEL DÖNÜŞÜM VE KOOPERATİFLER-KEMAL ÖZMEN DANIŞMANLIK

Danışmanlık yaptığımız bir kooperatifimiz

http://www.kartal.bel.tr/tr/haberler/Habergoster.aspx?id=3425

Yerinde dönüşüm ve deprem dönüşümü halkla birlikte gerçekleştirerek diğer belediyelere örnek olan Kartal Belediyesi, Tüm Emek İş Sitesi’nin temelini törenle attı.

Kartal Soğanlık Yeni Mahalle Baltacı Mehmet Paşa Sokak’ta yer alan Tüm Emek İş Sitesi, ruhsatı ve iskanı bulunmayan bir site konumundaydı. Kartal Belediyesi ve Çevre Bakanlığı işbirliğiyle Tüm Emek İş Sitesi hem imar kaydına alınmış, hem de depreme dayanıklı olarak yeniden yapılandırılma sürecine alınmıştı. Tüm Emek İş Sitesi Kooperatifi’nin AC Yapı ile anlaşması ve arsanın ruhsatlandırılmasından sonra temel açma çalışmalarının tamamlanmasıyla 17 Ağustos 2013’de yıkımı gerçekleştirilen Tüm Emek İş Sitesi’nin temeli törenle atıldı.
Tüm Emek İş Sitesi’nin temel atma törenine Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, İstanbul Milletvekili Ahmet Baha Öğütken, Belediye Başkan Yardımcıları, CHP Kartal İlçe Yöneticileri, Kartal Belediyesi Meclis Üyeleri, Kartal Belediyesi birim müdürleri, başkan danışmanları, mahalle muhtarları, Tüm Emek İş Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Doğan ve yönetim kurulu üyeleri, AC Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Coşkun ve yönetim kurulu üyeleri, Tüm Emek İş Sitesi sakinleri ile Kartallılar katıldı.
Kurbanların kesildiği temel atma töreninde, Tüm Emek İş Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Doğan, Yönetim Kurulu adına yaptığı konuşmada, uzun ve zahmetli bir yolun sonunda Tüm Emek İş Sitesi’nin temelinin atılmasının mutluluk verici olduğunu belirterek “Kartal Belediye Başkanımız Altınok Öz’ün ileri görüşlülüğü ve üstün gayretleriyle ilk adım atıldı. Bundan dolayı dönüşümü sağlayan Belediye Başkanımız Op. Dr. Altınok Öz’e teşekkür ediyorum. Doğan bu projede emeği geçen herkese teşekkür ederken tüm paydaşlar için hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

AİDAT ARTIŞINA İTİRAZ-KEMAL ÖZMEN DANIŞMANLIK

Y18HDEsas : 2014/6852Karar : 2014/8338Tarih : 06.05.2014 KAT MÜLKİYETİ KANUNUNA GÖRE ALINAN ORTAK GİDER BEDELİNİN İADESİ TALEBİ
ORTAK GİDER ALACAĞI
GÖREV
Satın alınan dairesinde ısınma vanalarının kapalı olmasına rağmen kendisinden yakıt parası tahsil edildiği iddiası sebebiyle ödene bedelin iadesi talep edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık kat mülkiyeti kurulu anataşınmazda ortak gider alacağından kaynaklanmakta olup, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu`nun Ek-1 maddesinde yer alan, bu Yasadan doğan uyuşmazlıklar sulh hukuk mahkemelerinde incelenerek karar bağlanır hükmü gereğince sulh hukuk mahkemelerince çözümlenmelidir.

DAVA VE KARAR:

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ KARARI:Davacı dava dilekçesinde, davalı Ayşe`nın S… Konutları A Blok 32 nolu bağımsız bölümü 06.01.2010 tarihinde satın aldığını, dairesinde ısınma vanalarının kapalı olmasına rağmen kendisinden yakıt parası tahsil edildiği iddiasıyla tüketici hakem heyetine başvurarak ödediği bedelin iadesini talep ettiğini, tüketici hakem heyeti`nin talebi değerlendirerek davalıdan fazla tahsil edilen 256,49 TL nin iadesine karar verdiğini belirterek, tüketici hakem heyeti`nin söz konusu kararının kaldırılmasını istemiş, mahkemece davanın reddine kesin olarak karar verilmiş, davacı vekilinin Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü`ne başvurusu üzerine dosya Kat Mülkiyeti Kanunu`nun Ek 1 inci maddesine göre görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olması nedeniyle kanun yararına temyiz edilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yukarıdaki gerekçeyle kararın kanun yararına temyiz yoluyla bozulması talep edilmiş, dosya Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu kararıyla kanun yararına temyiz incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiştir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anataşınmazda kat mülkiyeti kurulu olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık  kat mülkiyeti kurulu anataşınmazda ortak gider alacağından kaynaklanmakta olup, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu`nun Ek-1 maddesinde yer alan, bu Yasadan doğan uyuşmazlıklar sulh hukuk mahkemelerinde incelenerek karar bağlanır hükmü gereğince sulh hukuk mahkemelerince çözümlenmelidir.

Davalı tarafından tüketici hakem heyetine başvurulması üzerine fazladan ödediği belirtilen ortak gider bedelinin iadesine karar verilmiş ise de başvuru konusu istem, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında tüketici hakem heyeti`nce çözülmesi öngörülen sorunlardan değildir.

Bu durumda mahkemece davalının istemi hakkında, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında tüketici hakem heyeti`nce karar verilemeyeceği, görev  konusunun  kamu  düzenine ilişkin olduğu gözetilerek itiraza konu iade kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ:

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün HUMK nun 427 nci maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına  ( BOZULMASINA ), ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneğiyle dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, oybirliğiyle karar verildi.
Y18HD 06.05.2014 E.2014/6852 – K.2014/8338
____________ oOo ____________

Dava, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun ek 2. maddesinin (3) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 10. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.-KEMAL ÖZMEN DANIŞMANLIK

Esas : 2012/134Karar : 2013/34Karar Günü : 28.02.2013Resmi Gazete Tarihi : 26.07.2013Resmi Gazete Sayısı : 28719 KOOPERATİFLER KANUNUNU EK-2. MADDESİNİN İPTALİ TALEBİ

Dava, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun ek 2. maddesinin (3) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 10. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.

DAVA VE KARAR:

İTİRAZIN KONUSU : 24.4.1969 günlü, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun ek 2. maddesinin (3) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 10. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Kooperatif denetçisi olan sanık hakkında, kooperatif yevmiye defterinin kapanış onaylarının süresinde yaptırılıp yaptırılmadığının denetiminde ihmal gösterdiği iddiasıyla açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:

“Mahkememizin yukarıda esas sayısı yazılı dosyasının yapılan yargılaması sırasında verilen ara karar gereğince;

S.S. … Konut Yapı Kooperatifi’nin 2008 yılında kullandığı yevmiye defterinin noter kapanış tasdikinin süresinde yaptırılmadığı, bu işlemden sorumlu olan yönetim kurulu üyesi …’ya TTK m. 67/3 maddesine uyan eylemi nedeniyle çıkartılan ön ödeme ihtaratına uymayarak üzerine atılı suçu işlediği, kooperatifin denetim kurulu üyeleri olan sanıklar … ve …’ın da denetim görevlerini ifa etmeyerek 1163 sayılı Kanun’un Ek 2/3 maddesince düzenlenen müsnet suçu işledikleri anlaşılmakla, sanıkların mahkememizce yargılamasının yapılarak, sanık …’ın TTK m. 67/3 ve sanıklar … ile …’ın 1163 sayılı Yasanın Ek 2/3 maddesi gereği cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açıldığı, sanık …’nın eyleminin sabit görülmesi durumunda, hakkında, 20/06/2012 tarih ve 6335 sayılı Yasanın 30. maddesi ile değişik, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 562/1. maddesi gereği, sanığın eylemi suç olmaktan çıkartılıp, kabahate dönüştürüldüğü için, dört bin TL idari para cezasının, adı geçen Yasanın 562/13. fıkrası gereği, mahallin en büyük mülki idari amirince uygulanacağı, bu itibarla adı geçen sanık hakkında, yargılamaya konu eylemin “suç” olmaktan çıkartıldığı, sanık …’nın, yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle atılı eylemde asli sorumlu olduğu; zira, 6102 sayılı Yasanın 64. maddesi ile ticari defterlerin usulüne uygun tutulmasının yasa ile doğrudan doğruya kendisine yüklenen görev olduğu, sanıklar… ve …’ın ise, sanık …’nın asli sorumluluğunu taşıdığı, ticari defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığını denetleme görevleri nedeni ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun (iddianamede sehven 1162 yazılmıştır) Ek Madde 2/3 delaletiyle 1163 sayılı Yasanın 66. maddesine aykırı davrandıklarından bahisle cezalandırılmaları talebiyle kamu davasında sanık sıfatı ile yer aldıkları, sanıklar … ve …’ın, ticari defterler üzerindeki “denetim görevi”nin, tali sorumluluğa konu olduğu bir an için tüm sanıkların “ticari defterlerin, usulüne uygun tutulması ve bu uygunluğun denetlenmesi” yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle doğan sorumluluklarının eşit olduğu kabul edilse bile, “ticari defterleri usulüne uygun tutma” yükümlülüğüne aykırı davranan sanığın eyleminin suç olmaktan çıkartılıp kabahate dönüştürülmesi karşısında, “uygunluğu denetleme” yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar yönünden eylemin; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun. 66/1. maddesine göre “Denetçiler, işletme hesabiyle bilançonun defterlerle uygunluk halinde bulunup bulunmadığını, defterlerin düzenli bir surette tutulup tutulmadığını ve işletmenin neticeleriyle mameleki hakkında uyulması gerekli olan hükümlere göre işlem yapılıp yapılmadığını incelemekle yükümlüdürler. Ortakların şahsan sorumlu veya ek ödeme ile yükümlü olan kooperatiflerde denetçiler, ortaklar listesinin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığını da incelemek zorundadırlar.” ve aynı Yasanın Ek.Madde 2/3 uyarınca; “ … 66 ve 67 nci maddeye aykırı hareket eden kooperatif ve üst kuruluşlarının denetim kurulu üyeleri bir aydan altı aya kadar hapis ve otuz günden üçyüz güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar.” hükümleri gereği, eylemlerinin “suç” olarak kalması ve hapis ve adli para cezasına hükmedilmesi gerekliliğinin, 1982 Anayasası’nın 10. maddesinde tanımlanan “kanun önünde eşitlik” ilkesine aykırılık teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.

1982 Anayasası’nın 10. maddesine göre;

Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

(Ek fıkra: 07/05/2004 – 5170 S.K./l.mad) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 07/05/2010-5982 S.K./l. md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

(Ek fıkra: 07/05/2010-5982 S.K./l. md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (..) (İptal ibare: Anayasa Mah.nin 05/06/2008 tarihli ve E. 2008/16, K. 2008/116 sayılı Kararı ile.) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

Yasa önünde eşitlik ilkesi, “ayrımcılık yasağı”nı da içinde barındıran bir temel ilkedir. Eşitlik ilkesinde kural olarak, herkes için kanun önünde mutlak eşitlik (şekli eşitlik) geçerliyken, aynı durumda olan  hak öznelerinin “haklı nedenlere dayalı olarak” farklı muameleye tabi tutulmaları  “maddi eşitlik”de söz konusu olmaktadır.

Şöyle ki; “ayrımcılık yasaklı eşitlik, aynı durumda bulunan hak öznelerinin; haklı nedenler olmadıkça, özellikle ırk, cinsiyet, dil, din ve inanç, siyasal ya da başka görüşler, yaş, engel, cinsel yönelim ve benzeri nedenlere dayalı ayrım gözetilmeksizin aynı kurallara bağlı olmasını ve yasaklama, kısıtlama, dışlama ya da yeğleme gibi eylemlere başvurmaksızın, tüm insan haklarından eşitlik koşulları içinde Devlet tarafından yararlandırılmalarının sağlanmasını amaçlayan üstün bir ilke, temel bir haktır.”

Hukuk önünde eşitlik ilkesinin, gerek Uluslararası İnsan Hakları Ortak Hukuku, gerek Avrupa Birliği Hukuku ve gerekse iç hukukumuzun pozitif kuralları ile Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay kararları ve öğretideki kimi görüşler çerçevesinde yapılan bu “eklektik” tanımda, “olmazsa olmaz” nitelikli dört öge birlikte bulunmaktadır.

Birincisi, öncelikle hak öznelerinin insan haklarından yararlanmalarındadır ki; bu, kısaca, sosyal hakların da kapsamında olduğu “insan haklarından yararlanmada eşitlik” olarak ifade edilebilir. Bu özelliği nedeniyledir ki, ayrımcılık yasaklı eşitlik, Devlet’in uyması gereken “üstün” bir ilke, bir “ölçü” ilkedir; buna karşılık hak özneleri açısından, bir “insan hakkı”dır, uluslararası ve “usulüne göre yürürlüğe konuldukları” için Türkiye açısından “ulusalüstü” nitelik taşıyan uluslararası sözleşmelerin ve ulusal hukukun güvenceye aldığı bir “temel hak”tır

İkinci öge, ayrımcılık yasaklı eşitliğin ve eşit işlemin, hak öznelerinin her durumda, her koşulda, her konuda ve her zaman “mutlak” biçimde eşit olmadıkları, eşitleştirilmelerine olanak bulunmadığı gerçeğiyle ilgilidir.. Tersine bir söyleyişle, kimi zaman aynı, benzer ya da özdeş olmayan “farklı” durum ya da koşullarda bulunan kişilere, aynı kuralların uygulanamaması, uygulanmasının da eşitliği sağlama yerine daha da bozma, eşitsizliği artırma sonucu doğurmasıdır. Yani ayrımcılık yasaklı eşitlik, farklı durumlarda bulunan kişiler için farklı kurallar konulmasına ve uygulanmasına engel olmaz. Var olan eşitsizlikler bunu gerektirmektedir. Ancak, biçimsel düzenlemelerle üstesinden gelinemeyen eşitsizliklerin hafifletilmesi ve giderek kaldırılması amacıyla olumlu önlemler alınması da, ayrımcılık yasaklı eşitlik ilkesinin kapsamındadır.

Üçüncü öge, ikincisiyle bağlantılıdır. Birbirinin aynı olmayan durumlarda farklı kuralların uygulanabilmesinin “haklı” sayılabilecek gerekçeleri, ölçütleri olmalı; böyle bir uygulama, “keyfi” nitelik taşımamalıdır. Kimi hak özneleri için öngörülen farklı işlemler, nesnel, makul, inandırıcı, kısacası “haklı” nedenlere dayanıyorsa ayrımcı sayılmaz.

Dördüncü ve sonuncu öge, eşitlikle bağdaşmayan ayrımcı eylemlere ilişkindir. Haklı nedenlere dayanmayan ayrımcı bir eylem ya da farklı işlem, hak ve özgürlüklerin eşitlik koşullarına uygun biçimde kullanılmasını doğrudan yasaklama ve/veya kısıtlama biçiminde gerçekleştirilebileceği gibi, hak öznelerinin dışlanması ya da yeğlenmesi biçiminde de kendini gösterebilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ayrımcılık yasağı öngören 14. maddesinde, gerekse de 12 sayılı protokolün 1. maddesinde eşitlik ilkesine doğrudan ve açık bir gönderme yapılmamış olmasına karşın, “işlem eşitliği” ve “cinsiyetlerin eşitliği” ilkelerine göndermelerde bulunmuş, sözleşme ve protokolün anılan maddelerinin bu ilkeleri içerdiğine karar vermiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ayrımcılık kavramını tanımladığı gibi, sözleşmenin sağladığı korumanın doğrudan ayrımcılıkların yanı sıra dolaylı ayrımcılıkları da kapsadığını belirtmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ayrımcılık kavramını, “bir birey ya da gruba, uygun haklı gösterme olmaksızın, sözleşme daha elverişli bir işlem gerektirmese bile, bir başkasına oranla daha az iyi davranıldığı durumları kapsar.” (Affaire Abdulaziz) şeklinde tanımlamış ve bir çok kararında bu tanımlamayı uygulamıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uygulamaları ile, 1982 Anayasası’nın 10. maddesinde tanımlanan kanun önünde eşitlik ilkesinin yanı sıra, Anayasa’nın Başlangıç bölümü ve sistematiği de hep birlikte göz önüne alındığında, 1982 Anayasası’nın, genel olarak “eşitlik” ilkesini ve aynı zamanda “sosyal adalet” ilkesini, “kanun önünde eşitlik” ile sınırlı olmaksızın Cumhuriyetin “değiştirilemez” niteliklerinden biri (m.4) düzeyine yükselttiği sonucuna varılmaktadır.

Şöyle ki; 1961 Anayasası’nda olduğu gibi 1982 Anayasası da, “Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dahil” olduğunu (m. 176) ve 2. maddesinde de, “Türkiye Cumhuriyeti’nin … başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan … sosyal bir hukuk devleti” niteliği taşıdığını öngörmüştür. Başlangıç’taki ilkeler arasında ise, “Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak (…) onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu” da bulunmaktadır.

1982 Anayasası’nın, 1961 Anayasası’ndan ayrılarak, yasa önünde eşitlik ilkesine “Genel Esaslar” içinde yer vermiş olmasının, bu ilkeye “Anayasa’nın tümüne ve Devlet’e egemen bir ilke” niteliği kazandırdığı; bu düzenleme biçiminin, yani ilkenin Anayasa’daki yerinin, “eşitliğin temel bir Devlet yönetimi ilkesi olarak düşünülmesi gerektiği görüşüne güç kattığı belirtilmiştir. Yasa önünde eşitlik ilkesinin demokrasinin vazgeçilmez üç ilkesinden birini oluşturduğunu vurgulayan 10. maddenin gerekçesi göz önüne alındığında, “eşitlik ilkesinin Genel Esaslar kısmındaki Devlet’in kuruluş unsurları ve dayanaklarından biri olduğunu söylemek gereklidir, tıpkı 2. ve 5. maddelerde belirtilen Demokrasi, Hukuk Devleti ve İnsan Hakları gibi.”

Mevcut açıklamalar ışığında, somut olayda, sanık … ile sanıklar … ve …’ın eylemlerine farklı yasal düzenlemelerin tatbikinin, “haklı sayılabilecek gerekçelere ve ölçütlere” dayanmadığı, sanıkların aynı hukuki statüde bulundukları ve aralarında statüler eşitliğin de bulunduğu, mevcut yasal mevzuat ile hak özneleri arasında ayrımcılık oluşturulduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu arasında, özel yasa – genel yasa ilişkisinin bulunduğu, bu itibarla, sonradan yürürlüğe giren ve Kooperatifler Kanunu’ndaki yasal düzenlemeyi açıkça yürürlükten kaldırdığını ifade etmeyen genel yasa hükmü ile, özel yasa hükmünün çelişmesi durumunda, bu çelişkinin Hukukun genel ilkeleri ile giderilemeyeceği, özel yasanın genel yasaya karşı üstünlüğünü koruyacağı ve somut olayda sorumluluğun konusu aynı olan (hatta yönetim kurulu üyelerinin eylemine nazaran, denetim kurulu üyelerinin eylemi, kusuru, sorumluluğu ikincil nitelikte kalmaktadır, eylemi ve sorumluluğu doğuran asıl davranış yönetim kurulu üyelerinin davranışıdır.) sanıklar hakkında, eylemi daha ağır olan sanık …’nın eyleminin suç olmaktan çıkartılıp, hakkında yargılama yapmayı dahi gerektirmeyen ve idari mülki amir tarafından uygulanacak idari para cezasına çeviren 6102 sayılı Yasanın 562. maddesi karşısında, 1162 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun Ek 2/3 maddesinin Anayasa’nın 10. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. maddesinde tanımlanan kanun önünde eşitlik ilkesine, Anayasa Mahkemesi’nin “aynı hukuksal durumda olan kişilerin aynı kurallara bağlı tutulacağı” ve “Anayasa’nın 10. maddesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin arasında haklı nedene dayanmayan ayrımları önleyerek eşitliği sağlamaktır” şeklindeki yorum ve uygulamaları ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ayrımcılık yasağını öngören 14. maddesine, 12 sayılı protokolün işlem eşitliğine yer veren ilgili hükmüne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karar ve uygulamalarına konu ve kaynak olan, Hukukun evrensel ilkesi, “eşitlik ilkesi”ne aykırılık teşkil ettiği anlaşılmakla, somut norm denetimi açısından Anayasa Mahkemesine müracaat edilmesi gerektiği kanaatine varılmakla, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesi uyarınca dosyanın ilgili belgeleri dizi pusulasına bağlanarak ekli gönderilmiş olup, Mahkemeniz kararının bekletici mesele yapılmasına karar verilmiştir.”

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

24.4.1969 günlü, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun itiraz konusu kuralı da içeren “Cezai sorumluluk” başlıklı ek 2. maddesi şöyledir:

“Ek Madde 2- (Ek: 6/10/1988 – 3476/26 md.; Değişik: 23/1/2008-5728/340 md.)

1. 8 inci maddenin üçüncü fıkrasına, 16 ncı maddenin beşinci fıkrasına, 56 ncı maddenin altıncı fıkrasına, 59 uncu maddenin dördüncü, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarına ve 90 ıncı maddenin beşinci fıkrasına aykırı hareket edenkooperatif ve üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyeleri ve memurları üç aydan iki yıla kadar hapis ve elli günden beşyüz güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar.

2. Genel kurulu olağan toplantıya çağırmayan yönetim kurulu üyeleri ile 2 nci maddenin dördüncü fıkrasına, 8 inci maddenin ikinci fıkrasına, 16 ncı maddenin birinci fıkrasına, 66 ncı maddenin ikinci fıkrasına ve 90 ıncı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı hareket eden kooperatif ve üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyeleri altı aya kadar hapis ve otuz günden üçyüz güne kadar adlî  para cezası ile cezalandırılırlar.

3. 56 ncı maddenin ikinci ve dördüncü fıkralarına, 66 ve 67 nci maddeye aykırı hareket eden kooperatif ve üst kuruluşlarının denetim kurulu üyeleri bir aydan altı aya kadar hapis ve otuz günden üçyüz güne kadar adlî  para cezası ile cezalandırılırlar.

İlgili bakanlık, kooperatifler ve üst kuruluşlarının yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile memurları hakkında görevlerine ilişkin olarak işledikleri suçlardan dolayı açılan kamu davalarına katılma talebinde bulunabilir.”

B- İlgili Yasa Kuralları

1163 sayılı Kanun’un ilgili görülen “Üyelik şartları ve ücret” başlıklı 56.,  “İnceleme yükümlülüğü” başlıklı 66. ve “Rapor düzenlenmesi” başlıklı 67. maddeleri şöyledir:

“Madde 56- (Değişik: 6/10/1988 – 3476/14 md.)

Yönetim kurulu üyelerinde aşağıdaki şartlar aranır.

1. Türk vatandaşı olmak.

2. Aynı türde başka bir kooperatifin yönetim kurulu üyesi olmamak.

3.(Değişik: 23/1/2008-5728/338 md.) Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından ya da bu Kanun hükümlerine göre mahkum olmamak.

Üyelik şartları denetçiler tarafından araştırılır. Bu şartları taşımadıkları halde seçilenler ile sonradan kaybedenlerin görevlerine yönetim kurulunca son verilir.

Haklarında yukarıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davası açılmış olanların görevleri ilk genel kurul toplantısına kadar devam etmekle beraber, yönetim kurulunca bu durumdaki üyelerin genel kurulca azli veya göreve devamı hakkında karar alınmak üzere yapılacak ilk genel kurul gündemine madde konulur.

Bu veya anasözleşmede gösterilecek diğer bir sebeple yönetim kurulu toplantı nisabını kaybederse, boşalan yönetim kurulu üyeliklerine denetim kurulu üyeleri tarafından gecikilmeksizin yeteri kadar yedek üye çağrılır.

Yönetim kurulu üyelerinden bir veya bir kaç kooperatifi temsil yetkisini haiz murahhas üye seçilebilir. Murahhas üyelerin seçilmesi ve değiştirilmesi Ticaret Siciline tescil ettirilir.

Yönetim kurulu üyelerine genel kurulca belirlenen aylık ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluk dışında hiç bir ad altında başkaca ödeme yapılamaz.

Madde 66- Denetçiler, işletme hesabiyle bilançonun defterlerle uygunluk halinde bulunup bulunmadığını, defterlerin düzenli bir surette tutulup tutulmadığını ve işletmenin neticeleriyle mameleki hakkında uyulması gerekli olan hükümlere göre işlem yapılıp yapılmadığını incelemekle yükümlüdürler. Ortakların şahsan sorumlu veya ek ödeme ile yükümlü olankooperatiflerde denetçiler, ortaklar listesinin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığını da incelemek zorundadırlar.

Yöneticiler, bu maksatla denetçilere defterleri ve belgeleri verirler. Denetçilerin istekleri üzerine müfredat defteri ve bu defterin hangi esaslara göre düzenlendiği ve istenilen her konu hakkında bilgi verilir.

Ortaklar gerekli gördükleri hususlarda denetçilerin dikkatini çekmeye ve açıklama yapılmasını istemeye yetkilidirler.

Madde 67- Denetçiler her yıl yazılı bir raporla beraber tekliflerini genel kurula sunmaya mecburdurlar.

Denetçiler, görevleri çerçevesinde işlerin yürütülmesinde gördükleri noksanlıkları, kanun veya anasözleşmeye aykırı hareketleri bundan sorumlu olanların bağlı bulundukları organa ve gerekli hallerde aynı zamanda genel kurula haber vermekle yükümlüdürler.

Denetçiler yönetim ve genel kurul toplantılarına katılırlar. Ancak, yönetim kurulunda oy kullanamazlar.”

C- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa’nın 10. maddesine dayanılmış, 2. maddesi ise ilgili görülmüştür.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri gereğince Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN’ın katılımlarıyla 22.11.2012 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hasan Mutlu ALTUN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI:Başvuru kararında, kooperatif denetçileri ile ilgili olarak uygulanacak yaptırımları gösteren itiraz konusu kuralda yer alan hükümlerin, aynı görevi yapan ve bu görevin asli ve tali sorumluluklarını paylaşan kişiler arasında eşitsizliğe yol açabileceği, değişik görevleri ifa eden kişiler ile ilgili olarak sorumluluk belirlenirken haklı bir nedene dayanmayan bir ayrım yapılmasının da eşitsizlik doğuracağı belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 10. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle itiraz konusu kural Anayasa’nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, ticari defterlerden olan yevmiye defterinin kapanış onaylarının notere yaptırılacağı kural altına alınmıştır. Aynı Kanun’un 562. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde ise bu kurala uymayan şirket yöneticilerinin idari para cezası ile cezalandırılacakları belirtilmiştir. Söz konusu kural, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi gereğince kooperatif yönetim kurulu üyeleri hakkında da uygulanmaktadır.

1163 sayılı Kanun’un 56. maddesinde, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin üyelik şartlarının ve sayılarının; 66. maddesinde, kooperatif defter ve hesaplarının düzenli tutulmasının; 67. maddesinde ise kooperatif raporlarının düzenli olarak genel kurula sunulmasının denetlenmesi yükümlülükleri düzenlenmektedir.

İtiraz konusu kuralda, bu maddelerde belirlenen görevlere aykırı hareket eden kooperatif ve üst kuruluşlarının denetim kurulu üyelerinin bir aydan altı aya kadar hapis ve otuz günden üçyüz güne kadar adlî  para cezası ile cezalandırılacakları hükme bağlanmıştır.

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa’nın konuya ilişkin kuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak ceza siyasetine göre belirlenir. Kanun koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda kimlerin hangi eylemlerinin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği konularında takdir yetkisine sahiptir.

İtiraz konusu kuralda, Kanunla belirlenen bazı görevleri yapmada ihmali bulunan denetim kurulu üyelerine verilecek cezalar düzenlenmiştir. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, kooperatif yönetim kurulu üyelerine uygulanan yaptırım ile denetim kurulu üyeleri hakkında uygulanan cezayı karşılaştırarak, bu hususun suç ve ceza dengesini bozduğunu ileri sürmüş ise de,kooperatif yönetim kurulu üyeleri ile denetim kurulu üyelerinin görev ve sorumluluklarındaki farklılıkları dikkate alarak,  itiraz konusu kural uyarınca denetim görevinin ihmal edilmesi durumunu yaptırıma bağlamak ve bunun karşılığında verilecek cezayı belirlemek kanun koyucunun takdirindedir.

Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen “kanun önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

1163 sayılı Kanun’da, yönetim kurulu ve denetim kurulu arasında bir astlık ya da üstlük ilişkisine yer verilmemiştir. Ancak bu durum iki organın birbirine eşit olduğu anlamına gelmemektedir. Kooperatiflere özgü işbölümü esaslarına göre her iki organa farklı işlev ve statüler tanınmıştır. Bu durumuyla her iki organın birbiriyle eşit değil, birbirini tamamlayıcı statüde olduklarını kabul etmek gerekir. Dolayısıyla farklı hukuksal konumda bulunan kişiler hakkında farklı yaptırımların uygulanmasını öngören itiraz konusu kuralda eşitlik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

SONUÇ:

24.4.1969 günlü, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun ek 2. maddesinin (3) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİ KOOPERATİF (Müteahhitin Sorumluluğu) GÖREVLİ MAHKEME (Dava Şartı)- KEMAL ÖZMEN DANIŞMANLIK

Esas : 2013/20439Karar : 2014/23247Tarih : 09.07.2014 KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİ
KOOPERATİF (Müteahhitin Sorumluluğu)
GÖREVLİ MAHKEME (Dava Şartı)

Ayrı bir tüketici mahkemesi varlığı halinde görevsizlik kararı verilmesi yok ise ara davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekir. jct

DAVA VE KARAR:

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat U… K… geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ KARARI:Davacı, dava dışı arsa sahibi ile dava dışı kooperatif arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden yapılan inşaatın müteahhitliğini yapan davalı Adnan Kara ile yaptığı inşaattan ev satın alma konusunda anlaştığını bunun içinkooperatif üyeliğine geçtiğini, 03.04.2006 tarihine kadar 11.600.00.TL ödediğini ve bu tarihte davalı ve dava dışı kooperatifile 35.000.00.TL peşin ödeme ile anahtar teslimi bağımsız bölümün kendisine teslim edileceği ve yaptığı toplam 46.600.00.TL ödeme dışında herhangi bir fiyat farkı, ek ödeme gibi herhangi bir ödeme yapmayacağının yapılan yazılı sözleşme ile kararlaştırılmasına ve gerekli ödemeyi yapmasına rağmen dava dışı Kooperatifin, kendisinden arsa payı ve inşaat maliyeti için icra takibi ve dava yoluyla 26.192.50.TL tahsilat yaptığını ödediği bu bedelden davalı müteahhitin sorumlu olduğunu ileri sürerek 26.192.50.TL` nın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Somut uyuşmazlık, davacı tüketici ile davalı müteahhit arasındaki konut satışından kaynaklanmakta olup, taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun  kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.

4077 sayılı Yasanın 23.maddesinde bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir.

Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece ayrı bir tüketici mahkemesi var ise görevsizlik kararı verilmesi yok ise ara kararıyla davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2-Bozma nedenine göre, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ:

Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün (BOZULMASINA), 2. bent gereğince davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,oybirliğiyle karar verildi.