Kooperatiflerde Şarta bağlı muafiyetlerin kaybedilmesi veya kazanılması- Kurumlar vergisi mükellefiyeti nasıl kapatılır ?- MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN DANIŞMANLIK

4.17. Şarta bağlı muafiyetlerin kaybedilmesi veya kazanılması

Şarta bağlı muafiyet tanınan kurum ve kuruluşların yıl içinde muafiyet şartlarını kazanmaları veya kaybetmeleri halinde kurumlar vergisinden muaf olacakları veya kurumlar vergisine tabi olacakları tarih önem arzetmektedir.

Kurumlar vergisinden belirli şartlara bağlı olarak muaf tutulan bir kurum veya kuruluşun muafiyet şartlarını ihlal etmesi halinde, bu şartların ihlal edildiği tarihten itibaren kurumlar vergisine tabi tutulması, muafiyet şartlarının tekrar kazanılması halinde ise izleyen hesap dönemi başından itibaren muafiyetten yararlandırılması gerekmektedir.

Örneğin; muafiyet şartlarını haiz genel yönetim kapsamındaki kamu idaresine ait (Y) Konukevinin, 17/8/2006 tarihinde kamu görevlileri dışındaki üçüncü kişilere de hizmet vermesi halinde, anılan Kurumun bu tarihten itibaren geçerli olmak üzere kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekmektedir.

(B) Belediyesine ait olan ve belediye sınırları dışında da yolcu taşıma faaliyeti bulunan yolcu taşıma işletmesinin, Belediye Meclisinin 10/10/2006 tarihinde aldığı kararla yalnızca belediye sınırları dahilinde faaliyet göstermeye başlaması halinde, söz konusu yolcu işletmesi 1/1/2007 tarihinden itibaren kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilecektir.

Muafiyet şartlarını haiz (Y) Konut Yapı Kooperatifinin, 17/8/2006 tarihinde muafiyet şartlarını kaybetmesi durumunda, anılan kooperatifin 17/8/2006 tarihinden geçerli olmak üzere kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekmektedir. Öteden beri kurumlar vergisi mükellefi olan (Z) İşyeri Yapı Kooperatifinin, 21/9/2006 tarihinde muafiyet şartlarını kazanması durumunda ise bu kooperatif, 1/1/2007 tarihinden itibaren kurumlar vergisinden muaf tutulacaktır.
Muafiyet şartlarını kaybedip mükellef olan bir kooperatifin, ileriki dönemlerde ana sözleşmesinde gerekli düzenlemeleri yapıp fiilen şartlara uyması halinde tekrar muafiyetten yararlanabileceği tabiidir.

Şekilsel bir şartın gerçekleşmesi suretiyle ilk defa muafiyete hak kazanılması halinde ise şekilsel şartın sağlandığı tarihten itibaren kurumlar vergisinden muaf olunacaktır.

Kooperatif Kurumlar vergisi muafiyet şartları-EVREN ÖZMEN DANIŞMANLIK

4.13. Kooperatifler

Kooperatifler, üyelerin meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma ile sağlanması esasıyla kurulmaktadırlar. Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi ile de tüketim ve taşımacılık kooperatifleri dışında kalan kooperatifler belirli şartlarla kurumlar vergisinden muaf tutulmuşlardır.

4.13.1. Muafiyet şartları

Kooperatiflerin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmeleri için ana sözleşmelerinde;

Sermaye üzerinden kazanç dağıtılmamasına,
Yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesine,
Yedek akçelerinin ortaklara dağıtılmamasına,
Sadece ortaklarla iş görülmesine
dair hükümlerin bulunması ve bu kayıt ve şartlara da fiilen uyulması gerekmektedir.
Bu şartlara ana sözleşmelerinde yer vermeyen ya da yer vermekle beraber bu şartlara fiiliyatta uymayan kooperatifler, muafiyet hükümlerinden yararlanamayacaktır.

4.13.1.1. Sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması

Sermaye üzerinden kazanç dağıtılması sermaye şirketlerine ait bir özelliktir. Kooperatiflerin elde ettikleri kazancı ortaklarına sermaye paylarına göre dağıtması durumunda, kooperatiflerin sermaye şirketlerinden farkı kalmayacaktır. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmamasına ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir.

4.13.1.2. Yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden hisse verilmemesi

Yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden hisse verilmesi sermaye şirketlerine ait bir özelliktir. Kooperatiflerin, elde ettikleri kazancı yönetim kurulu başkan ve üyelerine dağıtması durumunda, kooperatiflerin sermaye şirketlerinden farkı kalmayacaktır. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden hisse verilmemesine ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir.

4.13.1.3. Yedek akçelerin dağıtılmaması

Kooperatiflerce ayrılan yedek akçelerin ortakların sermayeye iştirak oranlarına veya kooperatif ile yaptıkları muamele miktarlarına ya da başka bir esasa göre dağıtılmasına izin verilmemiştir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde ayrılan yedek akçelerin ortaklara dağıtılmamasına ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir.

4.13.1.4. Sadece ortaklarla iş görülmesi

Kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarının ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının sağlanıp korunmasını amaçladıkları için faaliyetin normal olarak sadece ortaklarla sınırlı olması gerekmektedir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir.

Ortak dışı işlemler, sadece ortak olmayanlarla yapılan işlemleri değil, ortaklarla kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda yapılan işlemleri de kapsamaktadır.

4.13.1.4.1. Üretim kooperatiflerinde ortak dışı işlemler

Üretim kooperatiflerinin, ortaklarından aldığı ürünleri, niteliğinde herhangi bir değişiklik yapmadan üçüncü kişilere satmaları ortak dışı işlem sayılmamaktadır. Ortaklardan alınan ürünlerin bir takım işlemlerden geçirildikten sonra niteliği değiştirilmiş olarak üçüncü kişilere satılması ise ortak dışı işlem sayılmaktadır.

Örnek 1: Ortaklardan alınan sütlerin niteliği değiştirilmeksizin üçüncü kişilere satılması ortak dışı işlem sayılmazken, bu sütlerin işlendikten sonra peynir olarak ortaklara veya üçüncü kişilere satılması halinde, bu satış işlemi ortak dışı işlem sayılmaktadır.

Örnek 2: Ortaklardan alınan zeytinlerin ayıklanma ve temizlenme gibi işlemlerle sofralık zeytin haline getirilerek üçüncü kişilere satılması ortak dışı işlem sayılmazken, bu zeytinlerin çeşitli işlemlere tabi tutarak zeytinyağı şeklinde ortaklara veya üçüncü kişilere satılması halinde, bu satış işlemi ortak dışı işlem sayılacaktır.

Örnek 3: Kooperatiflerin üçüncü kişilerden satın aldığı üretimde kullanılan girdileri (ilaç, gübre, tohum gibi) ortaklara vermesi ve bedelin ortakların kooperatife satacakları ürün bedeli ile ilişkilendirilmesi ortak dışı işlem sayılmayacaktır. Buna göre bir pancar üretim kooperatifi tarafından üçüncü kişilerden satın alınan gübrenin, kooperatif ortaklarından satın alınacak pancara ait ürün bedelinden mahsup edilmek üzere ortaklara dağıtılması, ortak dışı işlem olarak kabul edilmeyecektir.

4.13.1.4.2. Kredi kooperatiflerinde ortak dışı işlemler

Kredi kooperatiflerinin kendi kaynaklarından veya banka, kredi kuruluşu benzeri üçüncü kişilerden sağladığı fonları, sadece ortaklarına kredi olarak vermesi halinde, bu faaliyetler ortak dışı işlem sayılmayacaktır. Kredinin, kooperatif ortağı olmayanlara verilmesi ise ortak dışı işlem olarak kabul edilecektir.

4.13.1.4.3. Yapı kooperatiflerinde ortak dışı işlemler

Yapı kooperatiflerinin, arsalarını kat karşılığı vererek işyeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılacaktır. Ancak, bu kooperatiflerin, her bir hisse için bir işyeri veya konut elde etmesi halinde, bu işlem ortak dışı işlem olarak kabul edilmeyecektir.

Yapı kooperatifi tarafından inşa edilen işyeri ve konutlarda yaşayan insanların sosyal ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sosyal tesislerin kat karşılığı inşa ettirilmesi de ortak dışı işlem sayılmayacaktır. Bu tesislerin yapımını müteakip, kooperatif tarafından işletilmesi halinde, işletilmeye başlandığı tarihte muafiyet şartı ihlal edilmiş sayılacaktır.

Kooperatiflerin konut inşa etmek üzere kum, çimento, demir v.b. malzeme satın alması, söz konusu inşaata finansman sağlamak üzere üçüncü kişilerden kredi temin etmesi de ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyecektir.

İşyeri veya konut inşa etmek üzere kurulan bir yapı kooperatifinin ortaklarından topladığı paraları değerlendirerek nemalandırması halinde, söz konusu nemaların Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesine göre vergilendirilmiş olması ve ortaklara dağıtılmayarak kooperatif amaçları doğrultusunda harcanması şartıyla, muafiyet şartları ihlal edilmiş olmayacaktır.

Kooperatife ait taşınmazların, ortaklara veya ortak olmayanlara kiraya verilmesi veya kooperatifin inşa ettiği konut veya işyerlerinin ortaklara dağıtımından sonra elinde kalan işyeri, konut veya arsaların satılması ortak dışı işlem sayılacaktır.
Kooperatifin amacını gerçekleştirmesinden sonra elinde kalan malzeme, alet ve edevatın satılması ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyecektir.

Öte yandan, bazı kooperatiflerin ana sözleşmelerinde, “ortakların sosyal, kültürel ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak üzere gerekli tesisleri kurmak, işletmek veya kiraya vermek ….” hükmü yer alabilmektedir. Ana sözleşmelerinde söz konusu hüküm olsa dahi fiilen söz konusu tesislerin kurulup bizzat işletilmesi veya kiraya verilmesi ortak dışı işlem olarak değerlendirilecektir. Bu hükmün, ana sözleşmede yer alması tek başına mükellefiyet için yeterli olmayacaktır.

4.13.2. Yapı kooperatiflerinin muafiyetinde özel şartlar

Yapı kooperatiflerinde muafiyetten yararlanabilmek için yukarıda belirtilen şartlara ilaveten;

Kuruluşlarından, yapı inşaatlarının sona erdiği tarihe kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine ve Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili kişilere veya işçi işveren ilişkisi bulunan kişilere yer verilmemesi,
Yapı ruhsatı ile arsa tapusunun kooperatif tüzel kişiliği adına olması
gerekmektedir.

Buna göre, yapı kooperatiflerinin muafiyetten yararlanabilmeleri için, kuruluşlarından inşaatın sona erdiği tarihe kadar yönetim ve denetim kurullarında, inşaat işini üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya bunlarla ilişkili kişi kabul edilen kişi ve kurumlara veya bunlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermemeleri gerekir.

Burada sözü geçen ilişkili kişi, inşaat işini üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişilerin,

Ortaklarını,
Ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek ve tüzel kişileri,
Ortaklarının idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek ve tüzel kişileri,
Ortaklarının eşlerini,
Ortaklarının veya eşlerinin üst soyları (usul) ve alt soyları (füruu) ile üçüncü derece dahil yansoy hısımları ile kayın hısımlarını
kapsamaktadır.

Yapı kooperatiflerinin yapı ruhsatı veya arsa tapusunun kooperatif tüzel kişiliği adına bulunmadığı durumlarda da muafiyetten yararlanılması mümkün değildir. Örneğin, inşaatı üstlenen müteahhit adına düzenlenecek bir yapı ruhsatı, yapı kooperatifinin muafiyetten yararlanmasını engelleyecektir. (2 Seri No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin 1. maddesiyle değiştirilen cümle) Henüz arsa temini veya inşaat aşamasına gelmemiş bulunan dolayısıyla, işyeri veya konut teminine yönelik faaliyeti bulunmayan kooperatifler için bu şartlar aranmayacaktır. Örneğin, arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliğine ait olmakla birlikte, henüz inşaat aşamasına gelmemiş bulunan konut yapı kooperatifinden inşaat ruhsatına ilişkin şart aranmayacaktır.(*)

T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, konut ihtiyacının karşılanması amacıyla konut ve arsa üretimi yapmakta olup yapı kooperatifleri, T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından tahsis edilen arsa ve araziler üzerine konut veya işyeri yapabilmekte, ayrıca 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulan kooperatif birlikleri veya kooperatifler merkez birlikleri de kooperatiflere arsa temini veya tahsisinde görevli ve/veya yetkili olabilmektedirler.

1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulan kooperatif birlikleri veya kooperatifler merkez birlikleri de anılan Kanun uyarınca kooperatif olarak değerlendirildiğinden söz konusu arsa ve arazilerin tapusunun veya yapı ruhsatlarının Toplu Konut İdaresi Başkanlığı veya kooperatif birlikleri ya da kooperatifler merkez birlikleri adına olması halinde de bahse konu yapı kooperatifleri, kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilecektir.

2006 yılının sonuna kadar Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yazılı şartları sağlayamayan yapı kooperatiflerinin muafiyeti, 1/1/2006 tarihi itibarıyla sona ermiş sayılacaktır. Dolayısıyla, bu tarihten önce kurulan yapı kooperatifleri, 31/12/2006 tarihine kadar yukarıda belirtilen muafiyet şartlarını yerine getirmiş olmaları şartıyla kurumlar vergisinden muaf olacaklardır.

Örneğin; (A) Yapı Kooperatifinin inşaat işini üstlenen müteahhidin oğlunun kooperatif yönetim kurulunda bulunması durumunda, yönetim kurulu üyeliğinden 2006 yılı sonuna kadar ayrılmış olması gerekmektedir. Aksi halde, kooperatifin 1/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilecekti

Tasfiye kararını ticaret siciline tescil etmemiş kooperatifte genel kurulu toplantıya çağırma sorumluluğunun kimde olduğu:-Evren özmen

35. Tasfiye kararını ticaret siciline tescil etmemiş kooperatifte genel kurulu toplantıya çağırma sorumluluğunun kimde olduğu:1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 45/1. maddesinde; “…olağan toplantının her hesap devresi sonundan itibaren 6 ay içinde ve en az yılda bir defa yapılması zorunludur.” denilmekte olup, aynı Kanunun Ek:2/2. maddesinde de genel kurulu olağan toplantıya çağırmayan yönetim kurulu üyelerinin bir aydan altı aya kadar hapis ve elli bin liradan beşyüz bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılacakları hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla genel kurulu toplantıya çağırmama nedeniyle Ek:2/2. maddede belirtilen cezai sorumluluk yalnızca yönetim kurulu üyeleri için öngörülmüş bir sorumluluktur.  

Öte yandan, tasfiye sürecinde bulunan kooperatiflerin faaliyetleri tasfiye amacıyla sınırlı olduğundan, bunları faal kooperatifler gibi değerlendirme imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle, Bakanlığımızca Valiliklere (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlükleri) gönderilen 27.01.1992 tarih ve 1340 sayılı yazı ile infisah etmiş veya tasfiye halinde olan kooperatifler hakkında genel kurul toplantısına çağırmama nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasına gerek olmadığı bildirilmiş bulunmaktadır. Ancak, anılan kooperatifin tasfiye kararını ticaret siciline tescil ettirmemiş ve gerekli tasfiye ilanlarını da yapmamış olması nedeniyle tasfiye haline girdiği söylenemeyecektir. Bu nedenle, anılan kooperatifin genel kurullarını toplantıya çağırma yetkisi ve sorumluluğu yönetim kurulu üyelerindedir.

Hesap döneminin değişmesi halinde ara dönemin kooperatif genel kurulunda görüşülüp görüşülemeyeceği

34. Hesap döneminin değişmesi halinde ara dönemin kooperatif genel kurulunda görüşülüp görüşülemeyeceği:1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 45. maddesinde; Kooperatifler ve üst kuruluşlarının olağan genel kurul toplantılarının her hesap devresi sonundan itibaren 6 ay içinde ve en az yılda bir defa yapılması zorunluluğu getirilmiş olup, anılan Kanunun Ek-2/2. maddesinde de ortakları 6 aylık süre içerisinde toplanacak şekilde olağan genel kurul toplantısına çağırmayan yönetim kurulu üyeleri için cezai yaptırım öngörülmüştür.

İlgi yazınızda, gerekli işlemler yapılarak ve genel kurul toplantısında karar alınarak mali yılbaşının Temmuz ayı başına alındığı belirtilmekle birlikte, özel hesap dönemi tayinine ilişkin olarak Maliye Bakanlığı nezdinde yapılması gereken işlemlerin yapıldığına ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.

Buna göre, özel hesap dönemi tayinine ilişkin olarak girişimde bulunmak suretiyle gerekli işlemleri yapmış olmanız ve hesap döneminizin 1 Temmuz-30 Haziran olması durumunda, Kanunun 45. maddesinde olağan genel kurul toplantılarının her hesap devresi sonundan itibaren 6 aylık süre içerisinde yapılması öngörüldüğünden, kooperatifiniz olağan genel kurul toplantılarının 1 Temmuz-31 Aralık tarihi içinde yapılması gerekeceği ve görüşülemeyen 01.01.2006-30.06.2006 döneminin de 2007 yılı Temmuz veya Ağustos ayında yapılması planlanan olağan genel kurul toplantısında görüşülmesinin mümkün bulunduğu sonucuna varılmaktadır.

Genel kurulda avukat aracılığıyla temsil olunup olunamayacağı:

33. Genel kurulda avukat aracılığıyla temsil olunup olunamayacağı:1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun “Temsil” başlıklı 49. maddesinde; “Anasözleşmede açıklama bulunduğu takdirde, bir ortak yazı ile izin vermek suretiyle genel kurul toplantısında oyunu ancak bir başka ortağa kullandırabilir. Eş ve birinci derecede akrabalar için temsilde ortaklık şartı aranmaz.” hükmüne yer verilmiş, Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinin “Oy Hakkı ve Temsil” başlıklı 24. maddesinde ise; “Eş ve birinci derece (ortağın; çocuğu, anne ve babası, eşinin annesi ve babası) akrabalar için temsilde ortaklık şartı aranmaz.” denilmiştir.

Dolayısıyla, ortak ya da birinci derece akraba dışındaki kimselerin, Noterden alınmış genel vekaleti dahi olsa, genel kurula katılma ve ortağı temsil etme hakkı bulunmamaktadır.

Kooperatiflerde Gecikme faizi oranının genel kurul kararı ile geçmişe yönelik düşürülüp düşürülemeyeceği:

32. Gecikme faizi oranının genel kurul kararı ile geçmişe yönelik düşürülüp düşürülemeyeceği:​1163 Sayılı Kooperatifler Kanununda ödemesini geç yapan ortaklara gecikme cezası uygulanacağına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, kooperatif ortaklarının ödemelerini geciktirmeleri halinde, anılan Kanunun 23. maddesi ve Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinin 23/6. maddesine göre, genel kurulca karar alınmak şartıyla gecikme cezası alınması mümkün bulunmaktadır.

Ayrıca, gerek Kooperatifler Kanunu gerekse örnek anasözleşmeye göre uygulanacak gecikme cezası oranıyla ilgili herhangi bir sınır bulunmadığından, genel kurulca tespit edilecek gecikme ceza oranının makul ölçüler içerisinde ve o günkü piyasa şartları dikkate alınarak tespit edilmesinin objektif iyi niyet kurallarına da uygun düşeceği düşünülmektedir.

Buna göre, genel kurulca belirlenen aidat ödemelerini geciktiren ortaklara uygulanan %6’lık gecikme cezasının anasözleşmenin 23/6. maddesi kapsamında %1’e indirilmesi mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, genel kurulca geçmişe dönük gecikme cezası tahakkuklarında bütün ortaklara eşit olmak kaydı ile indirim yapılması ya da “faizlerin affedilmesi” uygulamaları, ödemelerini düzenli yapan ve hakkında hiç gecikme cezası uygulanmayan ortakların aleyhine haksız bir sonuç doğuracağından, bu uygulamanın Kanunda öngörülen “ortakların hak ve vecibelerde eşitlik” ilkesine uygun düşmeyeceği gibi hususlar ileri sürülerek bir iptal davasına konu edilebilmesi mümkün bulunmaktadır

31. Ortaklardan gecikme faizine ilişkin alınan genel kurul kararının her sene uygulanıp uygulanamayacağı ve bu karara yönelik genel kurulda karar yeter sayısının ne olduğu:Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinin 23/6 maddesinde sıralanan genel kurulun devir ve terk edemeyeceği yetkiler arasında: “Ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek” hükmüne yer verilmiş olup, yükümlülüklerini zamanında yerine getirmeyen ortaklara, genel kurul kararı doğrultusunda gecikme cezası uygulanabilmektedir. Bunun yanı sıra, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve anasözleşmede gecikme cezasının oranına ilişkin herhangi bir alt veya üst sınır öngörülmemiştir. Dolayısıyla gecikme cezasının oranına ilişkin belirleme tasarrufu da genel kurula aittir.Öte yandan, gecikme cezasının hangi döneme ait ödentileri kapsamak üzere uygulanacağı konusuna genel kurul kararlarında bir açıklık getirilmemiş olması halinde; yıllık bütçelerin belirlenmesi sırasında ortakların yapacağı ödentiler kararlaştırıldıktan sonra ödentiler hakkında bir gecikme cezası öngörülmüş ise, söz konusu gecikme cezasının bütçede belirlenen ortak ödentilerinin ait olduğu dönemdeki parasal yükümlülükleri kapsamak üzere uygulanabileceği; parasal yükümlülüklerini aksatan ortaklar hakkında gecikme cezası uygulanmasına ilişkin olarak ayrı bir gündem maddesinde tüm ödenmesi gereken parasal yükümlülükler için gecikme cezası yürütülmesi öngörülmüş olması halinde ise bu kararın sonraki genel kurullarda değiştirilmediği sürece ileriki dönemlerde de uygulanabileceği düşünülmektedir.Buna göre, anılan kooperatifin 2002 yılında gerçekleştirdiği genel kurul toplantısında gecikme cezasına ilişkin olarak almış olduğu karar, ayrı bir gündem maddesi çerçevesinde görüşülmek suretiyle ileriye dönük olarak tüm parasal yükümlülükleri kapsıyor ise 2002 yılından sonraki tüm parasal yükümlülükler için uygulanabileceği, ancak o yılın tahmini bütçesi çerçevesinde alınmış bir karar ise sadece o yıla ait parasal yükümlülükler için uygulanabileceği düşünülmektedir.Diğer taraftan, Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinde gecikme cezalarına ilişkin özel bir nisap öngörülmemiş olup, konuya ilişkin sözkonusu kararın koopeartifiniz anasözleşmesinin 33. maddesine göre, oylama sırasındaki mevcudun yarıdan fazlasının veya ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınması gerekmektedir.

31. Ortaklardan gecikme faizine ilişkin alınan genel kurul kararının her sene uygulanıp uygulanamayacağı ve bu karara yönelik genel kurulda karar yeter sayısının ne olduğu:Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinin 23/6 maddesinde sıralanan genel kurulun devir ve terk edemeyeceği yetkiler arasında: “Ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek” hükmüne yer verilmiş olup, yükümlülüklerini zamanında yerine getirmeyen ortaklara, genel kurul kararı doğrultusunda gecikme cezası uygulanabilmektedir. Bunun yanı sıra, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve anasözleşmede gecikme cezasının oranına ilişkin herhangi bir alt veya üst sınır öngörülmemiştir. Dolayısıyla gecikme cezasının oranına ilişkin belirleme tasarrufu da genel kurula aittir.

Öte yandan, gecikme cezasının hangi döneme ait ödentileri kapsamak üzere uygulanacağı konusuna genel kurul kararlarında bir açıklık getirilmemiş olması halinde; yıllık bütçelerin belirlenmesi sırasında ortakların yapacağı ödentiler kararlaştırıldıktan sonra ödentiler hakkında bir gecikme cezası öngörülmüş ise, söz konusu gecikme cezasının bütçede belirlenen ortak ödentilerinin ait olduğu dönemdeki parasal yükümlülükleri kapsamak üzere uygulanabileceği; parasal yükümlülüklerini aksatan ortaklar hakkında gecikme cezası uygulanmasına ilişkin olarak ayrı bir gündem maddesinde tüm ödenmesi gereken parasal yükümlülükler için gecikme cezası yürütülmesi öngörülmüş olması halinde ise bu kararın sonraki genel kurullarda değiştirilmediği sürece ileriki dönemlerde de uygulanabileceği düşünülmektedir.

Buna göre, anılan kooperatifin 2002 yılında gerçekleştirdiği genel kurul toplantısında gecikme cezasına ilişkin olarak almış olduğu karar, ayrı bir gündem maddesi çerçevesinde görüşülmek suretiyle ileriye dönük olarak tüm parasal yükümlülükleri kapsıyor ise 2002 yılından sonraki tüm parasal yükümlülükler için uygulanabileceği, ancak o yılın tahmini bütçesi çerçevesinde alınmış bir karar ise sadece o yıla ait parasal yükümlülükler için uygulanabileceği düşünülmektedir.

Diğer taraftan, Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinde gecikme cezalarına ilişkin özel bir nisap öngörülmemiş olup, konuya ilişkin sözkonusu kararın koopeartifiniz anasözleşmesinin 33. maddesine göre, oylama sırasındaki mevcudun yarıdan fazlasının veya ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınması gerekmektedir.

Ortaklardan bileşik faiz alınıp alınamayacağı:

30. Ortaklardan bileşik faiz alınıp alınamayacağı:1163 sayılı Kooperatifler Kanununda, ödemelerini geç yapan ortaklara gecikme cezası yürütüleceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte, kooperatif ortaklarının ödemelerini geciktirmeleri halinde Kooperatifler Kanununun 23. maddesi çerçevesinde genel kurulca kararlaştırmak kaydıyla objektif esaslara dayalı olarak gecikme cezası alınması mümkün bulunmaktadır. Ancak, Kooperatif ortaklarının aidat ödeme borcunun cari hesap sözleşmesiyle ya da ortak açısından ticari iş mahiyetindeki ödünç sözleşmesiyle ilgisi bulunmadığından, faizin anaparaya eklenerek tekrar faiz (bileşik faiz) yürütülmesi uygun görülmemektedir.

Bütçede harcama kalemleri arasında aktarım yapılıp yapılamayacağı

28. Bütçede harcama kalemleri arasında aktarım yapılıp yapılamayacağı:Konut Yapı Kooperatifi Anasözleşmesinin 23/1. maddesinde; “Bilanço, bilanço hesaplarının dökümü, gelir-gider farkı hesapları ile yönetim kurulu ve denetçiler tarafından verilen raporları inceleyerek kabul veya reddetmek” görev ve yetkisi genel kurula verilmiştir.

Buna göre, yönetim kurulunca hazırlanan ve genel kurulca kabul edilen tahmini bütçede yer alan harcama kalemleri arasında yine genel kurulca yönetim kuruluna bu harcama kalemleri arasında para aktarma yetkisi verilmiş olması ve bir harcamaya ilişkin bütçede yer alan fasılda yeterli miktarda ödenek bulunmaması durumunda; genel kurulca miktar, oran, konu ve sair hususlarda verilen yetki çerçevesinde başka bir harcama kaleminden yine bahse konu yetki çerçevesinde yapılması düşünülen harcamayla ilgili harcama kalemine ödenek aktarımı yapılabilecektir

Yönetim kurulu kararı ile bazı ortaklardan aidat alınmamasına karar verilip verilemeyeceği:

26. Yönetim kurulu kararı ile bazı ortaklardan aidat alınmamasına karar verilip verilemeyeceği:İlgi yazınızda, kooperatifiniz ortağı olan 20 kişinin genel kurul toplantısında belirlenen aidatları, tapular dağıtılana kadar ödeme talep edilmeyeceği yönünde eski yönetim kurulunun kararına istinaden ödemekten imtina ettikleri belirtilmekte ve bu aşamada yapılması gerekenler hususunda Bakanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinin 23. maddesinde kooperatif genel kurul toplantısında kararlaştırılacak konular sıralanmış ve anılan maddenin 6. bendinde “Ortaklardan tahsil edilecek taksit miktarı ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek” genel kurulun devir ve terk edemeyeceği yetkiler arasında sayılmıştır.

Diğer taraftan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.04.1994 tarih ve Esas 2568, Karar 2729 sayılı kararında özetle; “Bazı ortakların sabit ve peşin aidat ödemeleriyle ortak alınmaları, ancak genel kurul kararıyla olur. Böyle bir karar yoksa, bu ortakların, diğer ortaklar gibi aidat yatırmaları gerekir.”denilmektedir.

Buna göre, ilgi dilekçenizde söz edilen 20 ortağın, daha evvel yapılan genel kurul toplantılarında kararlaştırılarak, bir sabit veya peşin ödeme grubu oluşturulmuş olması durumunda söz konusu aidatın bu ortaklardan talep edilemeyeceği, ancak bu minvalde bir genel kurul kararının olmaması halinde ise genel kurulca belirlenen aidat ödemelerinin bütün ortaklar için hüküm ifade edeceği açıktır.

Ayrıca 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 59/8. maddesinde; “Yönetim Kurulu üyeleri ve temsile yetkili şahıslar, genel kurulun devredemeyeceği yetkilerini kullanamaz.” denilmekte ve bu fıkraya aykırı hareket eden yönetim kurulu üyeleri için cezai sorumluluk öngörülmektedir.

Ortaklık devir işleminin yönetim kurulunca kabul edilmesinin zorunlu olup olmadığı:

25. Ortaklık devir işleminin yönetim kurulunca kabul edilmesinin zorunlu olup olmadığı:1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 14.maddesinde; “Ortaklık devredilebilir. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde bu kişiyi ortaklığa kabul eder.” hükmüne yer verilmiş olup, Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinin “Ortaklığın Devri” başlıklı 17.maddesinde de; “Ortaklık yazılı olarak yönetim kuruluna bildirilmek suretiyle 10.maddedeki ortaklık şartlarını taşıyan kişilere devredilebilir. Yönetim kurulu bu şekilde ortaklığı devralan kişiyi ortaklığa kabulden kaçınamaz. Devir halinde eski ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri yeni ortağa geçer, kooperatifçe bu devir sebebiyle taraflardan ayrıca bir ödemede bulunmaları istenemez.” denilmektedir.

Buna göre, Kanun ve anasözleşme hükümleri çerçevesinde, …’un ortaklık şartlarını taşıyor olması halinde yönetim kurulunuzca devir işleminin tamamlanarak adı geçenin kooperatif ortaklığına kabulü gerekmektedir.

İnşaatları blok halinde yapılan kooperatiflerde, genel kurulda alınan kararların, konutunu teslim alamayan ortaklar aleyhine şekillenmesinin engellenip engellenemeyeceği:

23. İnşaatları blok halinde yapılan kooperatiflerde, genel kurulda alınan kararların, konutunu teslim alamayan ortaklar aleyhine şekillenmesinin engellenip engellenemeyeceği:Konut yapı kooperatiflerinin amacı, tüm ortaklarının konut edinmelerini sağlamaktır. Kooperatifler bu amacı gerçekleştirken, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesinde belirtilen, “Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler.” hükmü uyarınca hareket etmek durumundadırlar. Dolayısıyla tüm ortakların eşit şartlarda konut edinmeleri sağlanmalıdır.

Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin konu üzerinde aldığı benzer kararlar özetle aşağıda belirtilmektedir.

– Kural, hak ve borçlarda eşitliktir. Özel bir durum yoksa, bir yapı kooperatifinde, bir kısım ortakların konutlarına az bedelle ve diğer bir kısmının da daha çok bedelle sahip olmaları yasaya aykırıdır. (Y.11.HD., 30.04.1982, E. 2164/K.2031)

– Kooperatif konut maliyetleri farklı ise, konutların ortaklara farklı maliyetleri ortadan kaldırılmak suretiyle dağıtılması gerekir. (Y.11.HD., 06.05.1983, E. 2088/K.2387)

– Kooperatif konutları, muhtelif tarihlerde tamamlanarak ortaklara dağıtılmış ve farklı maliyetler bulunmuştur. Bu durumda, maliyetin bir bütün halinde ve anasözleşme hükümleri de göz önüne alınarak, eşitlik ilkesi çerçevesinde yapılması gerekir. (Y.11.HD., 26.04.1984, E. 1624/K.2418)

– Kooperatif, iki arsaya sahip olup, tüm ortakların katkılarıyla birinci arsada konut yaparak ortaklara dağıtmış bulunmasına göre, ikinci arsada da konut yapıp, ilk arsadan yararlanmayanlara konut vermek zorundadır. Aksi hal, eşitlik ve iyi niyete aykırıdır. (Y.11.HD., 07.03.1996, E. 8489/K.1471)

– Kooperatif, iki arsaya sahip olup, tüm ortakların katkılarıyla birinci arsada konut yaparak ortaklara dağıtmış bulunmasına göre, ikinci arsada da konut yapıp, ilk arsadan yararlanmayanlara konut vermek zorundadır. Aksi hal, eşitlik ve iyi niyete aykırıdır. (Y.11.HD., 07.03.1996, E. 8489/K.1471)

Öte yandan, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53. maddesine göre, toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut da Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden pay sahiplerinin, anasözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile Genel Kurul kararları aleyhine, toplantıyı kovalayan günden başlamak üzere bir ay içinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurmak suretiyle iptal davası açmaları imkan dahilindedir.

Buna göre, kooperatifin uygulamaları sonucu ortaklar arasında oluşan eşitsizliklerin ortadan kaldırılması amacıyla yargı organlarına başvurulması ve bu eşitsizlikleri doğuran genel kurul kararları aleyhine yukarıda belirtilen şartlar dahilinde iptal davası açılması mümkün bulunmaktadır.

Ayrıca, konutlarını etaplar halinde yapan kooperatiflerde yaşanan bu tür sorunlar dikkate alınarak, bu yapıdaki kooperatifler için Bakanlığımızca hazırlanan Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinin 14, 61, 62 ve 63. maddeleri yeniden düzenlenmiştir.

Şerefiye bedellerinin ortaklar arasında eşit şekilde dağıtılıp dağıtılamayacağı

22. Şerefiye bedellerinin ortaklar arasında eşit şekilde dağıtılıp dağıtılamayacağı:1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesinde “Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler.” hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, şerefiye bedelleri ortaklar arasında eşitliğin sağlanması amacıyla ortaklara tahsis edilecek taşınmaz yönünden önceden yapılmış değerlendirme sonucunda, bir kısım ortakların ödedikleri, bir kısmının da aldıkları bedellerdir. Bir başka deyişle, ödenen şerefiye bedelinin şerefiye alacaklısı ortağa verilmesi gerekmekte olup, toplanan şerefiye bedellerinin ortaklar arasında eşit bir şekilde paylaştırılmak istenmesi tam tersine eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edecektir.

Diğer taraftan, kendilerine şerefiye bedeli ödenmesi gereken şerefiye alacaklısı ortaklar, genel kurulca aksi yönde karar alınması halinde 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53. maddesinde belirtilen şartlar dahilinde alınan bu yöndeki genel kurul kararının iptali cihetine gidebilecektir.

Kooperatifte fazla payı olan ortakla bir payı olan ortak arasında ne şekilde eşitliğin sağlanacağı:

21. Kooperatifte fazla payı olan ortakla bir payı olan ortak arasında ne şekilde eşitliğin sağlanacağı:1163 sayılı Kanunun 23’üncü maddesinde; “Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler.” denilmektedir.

Anılan Anasözleşmenin “Ortaklık Payı Dışındaki Ödemeler” başlıklı 21’inci maddesinin 1’inci fıkrasında ise; “Ortaklar taahhüt ve tediye ettikleri ortaklık payı bedelleri dışında, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere genel kurulca kararlaştırılan miktarlardaki diğer taksitlerini ödemek zorundadırlar…” hükümlerine yer verilmiştir.

Bu bakımdan, 1163 sayılı Kanunun 23’üncü, anılan Örnek Anasözleşmenin 6’ncı, 8’inci ve 21’inci maddelerinde yer alan hükümler çerçevesinde ortakların sahip oldukları payları ile eşit sayıda kooperatifin amacına uygun araçlarının bulunması gerekeceğinden, 1 paya sahip ortağın bir aracının ve 24 paya sahip olacak ortağın da 24 aracının bulunması ve buna göre anasözleşmede genel kurulca belirlenen diğer taksitlerine katılmaları durumunda, 1163 sayılı Kanunda (m.23) öngörülen hak ve vecibelerde ortaklar arasındaki eşitliğin sağlanması mümkün olacaktır.

Kooperatifin ortaklarının ikinci hisselerini devir alıp alamayacakları:

18. Kooperatifin ortaklarının ikinci hisselerini devir alıp alamayacakları:1163 sayılı Kanunun 19’uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Kooperatife giren her şahıstan en az bir ortaklık payı alınması gerekir. Anasözleşme, en yüksek had tespit ederek bir ortak tarafından bu had dahilinde birden fazla pay alınmasına cevaz verebilir.” hükmüne yer verilmiş olup, aynı zamanda anılan Anasözleşmenin “Paylar” başlıklı” 8’inci maddesine göre ise; “…Ortaklar en çok 5.000 pay taahhüt edebilirler…” denilmektedir.

Dolayısıyla, 1163 sayılı Kanunun 19 ve anılan Anasözleşmenin 8’inci maddelerine göre kooperatif ortaklarının en az bir pay taahhüt etmek zorunda oldukları ve en fazla 5.000 pay taahhüt edebileceklerinden, bu hadler dahilinde pay devir etmeleri ve/veya devir almaları imkan dahilindedir.

Kooperatiflerde Ortaklık devrinin ne şekilde olacağı

17. Ortaklık devrinin ne şekilde olacağı:Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinin “Ortaklığın Devri” başlıklı 17. maddesinde; “Ortaklık yazılı olarak yönetim kuruluna bildirilmek suretiyle 10’uncu maddedeki ortaklık şartlarını taşıyan kişilere devredilebilir. Yönetim Kurulu, bu şekilde ortaklığı devralan kişiyi ortaklığa kabulden kaçınamaz. Devir halinde eski ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri yeni ortağa geçer, kooperatifçe bu devir sebebiyle taraflardan ayrıca bir ödemede bulunmaları istenemez.” denilmektedir.

Buna göre, ortaklık payını devretmek isteyen ile devralmak isteyenin karşılıklı irade beyanlarını açıklayan bir belge düzenleyerek yönetim kuruluna başvurmaları gerekmektedir. Söz konusu başvuruyu inceleyerek ortaklığı devralmak isteyen kişinin ortaklık şartlarını taşıdığını tespit eden yönetim kurulu tarafından devir işlemine yönelik bir yönetim kurulu kararı alınarak devir işleminin gerçekleştirilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

15. Ölen ortak ve mirasçılarına ulaşılamaması halinde ne gibi işlemler yapılabileceği:

15. Ölen ortak ve mirasçılarına ulaşılamaması halinde ne gibi işlemler yapılabileceği:Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmenin “Ölen Ortağın Durumu” başlıklı 16.maddesinde; “Ölen ortağın kanuni mirasçılarının üç ay içinde temsilci tayin ederek kooperatife bildirmeleri halinde, ortaklık hak ve yükümlülükleri kanuni mirasçıları lehine devam eder. Mirasçıların temsilci tayin etmemeleri veya ortaklığa devam etmek istememeleri halinde, ölen ortağın alacak ve borçları 15 nci madde hükümlerine göre tasfiye edilir.” denilmektedir. Mirasçıların temsilci tayin etmeleri ile ilgili olarak Kanun ve Anasözleşmede herhangi bir şekil şartı bulunmamakla birlikte, söz konusu temsilci tayininin, anılan Anasözleşmenin 16.maddesine göre kooperatife bildirilmesi yeterli görülmektedir. Kooperatife yapılacak bildirim sonucunda, ölen ortağın tüm hak ve yükümlülükleri, kanuni mirasçılara geçecek ve bu hak ve yükümlülükler kanuni mirasçılar tarafından tayin edilmiş olan temsilci aracılığı ile kullanılacaktır.

Buna göre, ölen ortağın mirasçılarının aralarında anlaşarak üç ay içinde bir temsilci tayin etmeleri zaruridir. Aksi takdirde ölen ortağın borç ve alacakları, öldüğü yılın bilançosuna göre hesaplanıp, bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verilerek söz konusu ortaklığın tasfiyesinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve örnek anasözleşmede ortakların alacaklarının iadesi yöntemine ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemekle birlikte, daha sonra meydana gelebilecek anlaşmazlıkların engellenmesi ve ölen ortağın mirasçılarının ortaklığın sona ermesi ile yapılacak iade konusunda bilgilenmeleri açısından, durumun noter aracılığıyla ölen ortağın kooperatifte kayıtlı en son adresine bildirilmesinin ve bu bildirim sonunda ortağın mirasçıları tarafından yapılacak ödeme için müracaat edilmemesi halinde ise ortağın payına düşecek tutarın bir bankada açılacak hesapta adına bloke edilmelidir.

kooperatiften ihraç edilen ortaklara ödeme nasıl yapılır?

1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 16. maddesinin 1. bendinde; “Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir. Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar.” denilmedir.Bakanlığımızca hazırlanan Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinin “Ortaklıktan Çıkarma” başlıklı 14. maddesinde de; ortakların hangi sebeplerden dolayı ortaklıktan çıkartılacakları belirtilmiş olup, bu sebeplerden biri de 14/2. maddesindeki “Parasal yükümlülüklerini otuz gün geciktirmeleri üzerine, yönetim kurulunca noter aracılığı ile yapılacak ihtarı takip eden on gün içinde bu yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere yine aynı kurulca ikinci ihtar yapılır. İkinci ihtarı takip eden bir ay içerisinde de yükümlülüklerini yerine getirmeyenler.” hükmüdür.

Buna göre, ilgi dilekçeniz ve eki Noter ihtarnamesinden yukarıda anılan madde hükmü gereğince kooperatife olan ödeme yükümlülüklerinizi yerine getirmediğinizden dolayı ortaklıktan çıkartıldığınız anlaşılmaktadır.

Öte yandan, ortaklıktan çıkarma kararına karşı ortakların; Kooperatifler Kanununun 16/3. maddesi ile örnek anasözleşmenin 14. maddesinin 6. bendi çerçevesinde; çıkarma kararının tebliğ edildiği tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilme, tebliğ edilen kararın yönetim kurulunca verilmiş olması durumunda, üç aylık süre içinde genel kurula itiraz edebilme hakkı olup, bu itirazın, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılması gerekmektedir. Yine, Kanun ve anasözleşme kapsamında, ortak tarafından genel kurula itiraz edilmesi halinde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılması mümkün bulunmamakta, ancak itiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı ortağın iptal davası açma hakkı saklı bulunmaktadır.

Ayrıca, Kooperatifler Kanununun 16/4. ve örnek anasözleşmenin 14/7. maddesi mucibince; çıkarılan ortağın, üç aylık süre içinde, genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz etmemesi üzerine çıkarılma kararı kesinleşmektedir.

Diğer taraftan, örnek anasözleşmenin “Ortaklığı Sona Erenlerle Hesaplaşma” başlıklı 15. maddesinde; “Devir dışında bir nedenle ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacakları, o yılın bilançosuna göre hesaplanarak, bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verilir. Ancak ortaklığı sona erenlerin yerine yeni ortak alınması halinde eski ortağın 21. madde uyarınca ödediği gider taksitleri derhal geri verilir. Ayrılan ortaklar kooperatifin yedek akçeleri üzerinde bir hak iddia edemezler. Ortaklığı sona erenlerin alacak ve hakları, bunları isteyebilecekleri günden itibaren beş yıl geçmekle zaman aşımına uğrar.” denilmekte olup, buradan hareketle ortaklığı sona erenlerle hesaplaşma işlemi; ilişkisi kesilen ortağın yerine yeni ortak alınmış olması ve ilişkisi kesilen ortağın yerine yeni ortak alınmamış olması durumuna göre iki farklı şekilde yapılabilmektedir.

Buna göre; çıkan veya çıkarılan ortağın yerine yeni ortak alınmaması durumunda yapılacak ödemenin, ortağın ilişkisinin kesildiği yılın bilançosuna göre hesaplanarak iade edilmesi gerekmekte olup, genel giderler de bilançodaki kar/zarar hesabına yansımış olduğundan ayrılan ortağa yapılacak ödemelerden ayrıca herhangi bir kesinti yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, çıkan veya çıkarılan ortağın yerine yeni ortak alınmış olması durumunda ise, yeni alınacak ortaktan anasözleşmenin 11. maddesi uyarınca diğer ortakların her birinin o tarihe kadar ödemiş oldukları paralara eşit meblağın tamamı bir defada tahsil edileceğinden, ayrılan ortağa da ilişkisi kesildiği güne kadar kooperatife yapmış olduğu ödemelerin tamamının iade edilmesi gerekmektedir.

Ortaklıktan ayrılanlarla hesaplaşmanın ne şekilde yapılacağı:

13. Ortaklıktan ayrılanlarla hesaplaşmanın ne şekilde yapılacağı:İlgi’de kayıtlı yazınızda, kooperatiften ayrılan ortaklara yapılacak ödemelerin en adil şekilde dağıtımında izlenecek yolun tespiti hususunda bilgi talep edilmektedir.

Çıkan veya çıkarılan ortaklarca iadesi talep edilebilecek haklar, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre, diğer bir ifade ile çıkmanın kesinleştiği yıl bilançosuna göre hesaplanır. Hesaplaşmada dikkate alınacak bilanço; çıkma veya çıkarılmanın kesinleştiği tarihi takip eden yıl sonu itibariyle, Türk Ticaret Kanununun 74 ve 75’inci maddelerine göre düzenlenecek yıllık bilançodur.

Örnek anasözleşmelere göre, çıkan veya çıkarılan ortakların sermaye ve diğer alacaklarının, bilançonun genel kurulca kabul edildiği tarihinden itibaren bir ay içinde geri ödenmesi gereklidir. Ancak ortaklığı sona erenlerin yerine yeni ortak alınması halinde, eski ortağın taahhüt ve tediye ettiği ortaklık payı bedelleri dışında, kooperatif amaçlarının gerçekleştirilmesini sağlamak üzere yapılan ödemelerin derhal geri verilmesi zorunlu bulunmaktadır.

Kanunun 17’nci maddesinin ikinci fıkrasına göre; kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, ana sözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile, genel kurul kararı ile üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir. Ancak, ortaklığı sona erenlerin yerine yeni ortak alınmışsa, bu ortaklara iade ve ödemelerin geciktirilmesi yönünde karar alınamaz.

Diğer yandan, çıkan ya da çıkarılan ortak, ödemelerinin cari fiyat üzerinden değerlendirilmesini isteyemeyeceği gibi, birikimleri için faiz verilmesi talebinde de bulunamaz. Ancak, ayrıldığı yıl bilançosunun genel kurulca kabulünden itibaren bir ay içinde ödemeleri iade edilmezse ve bu bir ayın sonunda ortağın talebine rağmen kooperatifçe ödeme yapılmazsa, zaman aşımının işlemeye başladığı tarihten (genel kurulca kabulünden itibaren) itibaren faiz isteme hakkı dahi bulunmaktadır.

Yargıtay 11.Dairesinin 30.11.2000 gün ve E.7986/K.9495 sayılı kararında özetle; “1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 17/1. ve dosyada mevcut davalı kooperatif anasözleşmesinin 15.maddeleri hükümleri gereğince, kooperatiften ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, (aynı Kanunun 17/2. maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek olması nedeniyle iade ve ödemelerin geciktirilmesine ilişkin bir genel kurul kararı alınmış olmamak koşulu ile ) ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkını haizdir.” denilmektedir.

Buna göre, kooperatiften çıkan ortaklara yapılacak iade miktarının tespitine yönelik olarak, çıkmanın kesinleştiği yılın bilançosuna göre yapılacak hesaplaşma, bu ortakların;

-Sermaye payları ile arsa ve işyeri (altyapı-üstyapı) inşaat giderleri için genel kurul kararları doğrultusunda kooperatife yaptıkları ödemelerden,

-Kooperatifin amacı ile ilgili yönetim ve diğer işletme faaliyetlerinin yürütülmesi için yapılmış olan (örneğin, kuruluş ve kanuni defter-noter giderleri, genel kurul giderleri, kırtasiye, aydınlatma, ısıtma, su, elektrik, telefon giderleri, büro kirası gibi) genel giderlerden ortağın payına düşen miktarın,

mahsup edilmesi suretiyle yapılmalıdır.

Bu itibarla, ortakların tediye ettikleri ortaklık payı bedelleri ile kooperatif amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere genel kurulca kararlaştırılan aidat miktarlarından, kooperatifçe yapılmış olan yukarıda belirtilen türdeki masrafların ortağın payına düşen kısmının düşülmesi; kalan tutarın ise ayrılan ortağa iade edilmesi mümkün bulunmaktadır.

Dolayısıyla, kooperatiften istifa etmek suretiyle ortaklıktan çıkanlarla yapılacak hesaplaşmanın anılan Kanun (m.17) ve anasözleşme (m.15) ile yargı kararı çerçevesinde sonuçlandırılması uygun olacaktır.

İstifa eden ortaklarla hesaplaşmada kooperatifçe yapılmış olan hangi masrafların yapılacak ödemeden düşülebileceği:

12. İstifa eden ortaklarla hesaplaşmada kooperatifçe yapılmış olan hangi masrafların yapılacak ödemeden düşülebileceği:Kooperatifler Kanununun 17’nci maddesinde, “Kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortakların kendilerinin yahut mirasçılarının kooperatif varlığı üzerinde hakları olup olmadığı ve bu hakların nelerden ibaret bulunduğu anasözleşmede gösterilir. Bu haklar, yedek akçeler hariç olmak üzere, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanır.” hükmü yer almaktadır.

Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinin “Ortaklık Payı Dışındaki Ödemeler” başlıklı 21’inci maddesinde “Ortaklar taahhüt ve tediye ettikleri ortaklık payı bedelleri dışında, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere genel kurulca kararlaştırılacak miktarlardaki arsa, altyapı, üst yapı inşaat, ortak alan ve tesisler genel giderler katılım payları taksitlerini ödemek zorundadırlar…” hükmü yer almakta, 15’inci maddesinde de “Devir dışında bir nedenle ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacakları, o yılın bilançosuna göre hesaplanarak, bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verilir.” denilmektedir.

İlgide kayıtlı yazınız eki Yargıtay 11. H.D.’nin 15.05.2006 tarih ve E:2005/5645, K:2006/5462 sayılı kararında; kooperatiften ayrılan ortağın, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkını haiz olduğuna hükmedilmiştir.

Buna göre, kooperatiften çıkan ortaklara yapılacak iade miktarının tespitine yönelik olarak, çıkmanın kesinleştiği yılın bilançosuna göre yapılacak hesaplaşma, bu ortakların;

-Sermaye payları ile arsa ve işyeri (altyapı-üstyapı) inşaat giderleri için genel kurul kararları doğrultusunda kooperatife yaptıkları ödemelerden,

-Kooperatifin amacı ile ilgili yönetim ve diğer işletme faaliyetlerinin yürütülmesi için yapılmış olan (örneğin, kuruluş ve kanuni defter-noter giderleri, genel kurul giderleri, kırtasiye, aydınlatma, ısıtma, su, elektrik, telefon giderleri, büro kirası gibi) genel giderlerden ortağın payına düşen miktarın,

mahsup edilmesi suretiyle yapılmalıdır.

Bu itibarla, ortakların tediye ettikleri ortaklık payı bedelleri ile kooperatif amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere genel kurulca kararlaştırılan aidat miktarlarından, kooperatifçe yapılmış olan yukarıda belirtilen türdeki masrafların ortağın payına düşen kısmının düşülmesi; kalan tutarın ise ayrılan ortağa iade edilmesi mümkün bulunmaktadır.

Dolayısıyla, ilgide kayıtlı yazınızda adı geçen kooperatiften istifa etmek suretiyle ortaklıktan çıkanlarla yapılacak hesaplaşmanın anılan Kanun (m.17) ve anasözleşme (m.15) ile yargı kararı çerçevesinde sonuçlandırılması, ayrıca yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda ilgili kooperatife de bilgi verilmesi uygun olacaktır.