Kooperatiflerde eski yönetim kuruluna dava açmak için genel kuruldan yetki alınması zorunlu mudur ?- MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Ekran Resmi 2015-11-09 19.57.42
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 98. maddesi yollaması ile TTK`nun 341.madde hükmüne göre,
Böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Ancak açıklanan koşullar dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabilen usulü eksikliktir.
Bu durumda, mahkemece, davacı tarafa HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde ( 6100 sayılı HMK`nun 115/2 nci madde ) hükümleri uyarınca süre verilerek, davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan bu davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı ibrazına ve davanın gelindiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilemez ise davanın, açıklanan usul yönünden reddedilmesi gerekecektir.
Hal böyle olunca, mahkemece açıklanan hususlar üzerinde durulup değerlendirilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

KOOPERATİF ESKİ YÖNETİM KURULU ÜYESİNE DAVA AÇMA ŞARTLARI- EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

1- Dava, davacı kooperatifin eski yönetim kurulu üyesi olan davalılara karşı açılmış sorumluluk davasıdır.

KOOPERATİF
KOOPERATİF

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 98. maddesi yollaması ile TTK`nun 341.madde hükmüne göre,
Böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Ancak açıklanan koşullar dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabilen usulü eksikliktir.
Bu durumda, mahkemece, davacı tarafa HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde ( 6100 sayılı HMK`nun 115/2 nci madde ) hükümleri uyarınca süre verilerek, davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan bu davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı ibrazına ve davanın gelindiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilemez ise davanın, açıklanan usul yönünden reddedilmesi gerekecektir.
Hal böyle olunca, mahkemece açıklanan hususlar üzerinde durulup değerlendirilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

Kooperatif ortaklığından ihraç süreci nasıl olmalıdır ? Yazışmalar ve İhtarnameler -MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Ekran Resmi 2015-11-09 19.57.42
YHGK
Esas : 2013/23-1522
Karar : 2015/1196
Tarih : 15.04.2015
KOOPERATİF ORTAKLIĞINDAN İHRAÇ KARARININ İPTALİ ( Geçersiz Tebligat – Hak Düşürücü Süre )
KOOPERATİF YÖNETİM KURULU İHRAÇ KARARININ TEBLİĞİ
KOOPERATİF YÖNETİM KURULU İHRAÇ KARARININ GENEL KURUL KARARININ İPTALİ İSTEMİ OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

Kooperatif Yönetim Kurulunca alınan, ortaklıktan ihraç kararının iptali istemine ilişkin davada:
Davalı kooperatifin 02.05.2009 tarihli genel kurul toplantısında alınan 12 nolu karar aynen; “Deniz E…’un ihracının kabulüne…” şeklindedir.

Yasa, ortağın ana sözleşme gereği belirlenen parasal yükümlülüklerini yerine getirmesini gerektirmekte;
Bu gereği yerine getirmediği için ihraç edilen üyeye ise kooperatif üyeliğinden ihraç kararının usulünce kendisine tebliğinden itibaren üç aylık süre içinde itiraz olanağı tanımaktadır.

Davacının davalı kooperatife bildirdiği adresten farklı bir adrese çıkartılan, ihraç tebligatının davacı ortağa tebliğ edilmemiş olması nedeniyle;
Yönetim kurulu ihraç kararı davacıya tebliğ edilerek kesinleşmiş değildir.

Yasal süresinde açıldığı belirlenen davada Yerel Mahkemece yapılması gereken, kararda açıklanan ilkeler ve 02.05.2009 tarihli genel kurul kararı dikkate alınarak;
eldeki davanın, yönetim kurulu kararını onayan kooperatif genel kurul kararının iptali istemi olarak değerlendirilerek inceleme yapmaktır.fk
1163 Sa.Ka.1, 16, 27
DAVA VE KARAR:
Taraflar arasındaki “kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;

Bursa (4.)Asliye Ticaret Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 02.05.2012 gün ve 2010/332 E.-2012/179 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 30.11.2012 gün ve 2012/4731 E.- 2012/7065 K sayılı ilamı ile;

(…Davacı vekili, müvekkilinin aidat yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle,
borç miktarını gösterir iki ihtar çekilmeden, yasaya ve anasözleşmeye aykırı olarak üyelikten ihraç edildiğini ileri sürerek,
davalı kooperatif yönetim kurulunca müvekkili hakkında alınan ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının, 23.01.2008 tarihli yönetim kurulu kararıyla üyelikten ihraç edildiğini ve
ihraç kararının davacıya 08.02.2008 tarihinde tebliğ edildiğini, bu nedenle dava tarihi itibariyle üç aylık hak düşürücü sürenin sona erdiğini,
öte yandan davalının altı yıldır genel kurullara katılmadığını ve aidatlarını ödemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre; davacı hakkında alınan yönetim kurulu ihraç kararının 08.02.2008 tarihinde usulsüz olarak davacının hissedarı bulunduğu şirkette çalışan kardeşine tebliğ edildiği,
bu bakımdan yasada öngörülen üç aylık hak düşürücü sürenin sona ermediği, ihraç kararından önce borç miktarını açık bir biçimde gösterir iki ihtar çekilmesine ilişkin prosedürün yerine getirilmediği,
davacıya borcunu ödemesi için yalnızca bir ihtar çekildiği gerekçesiyle, davanın kabulüyle ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2) Dava, kooperatif yönetim kurulu ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.

18.12.2006 tarihli ihtarname davacının kooperatife bildirdiği “Yeni Yalova Yolu 14. km Alaşar/Bursa” adresine tebliğe çıkarılmış,
23.01.2008 tarihli ihraç kararı ise 08.02.2008 tarihinde “Organize Sanayi Bölgesi Yeşil Cd. No.34 Nilüfer/Bursa ” adresine, aynı adreste yetkili tebliğe ehil memur olduğu belirtilerek davacının kardeşi Birol E…`a tebliğ edilmiştir.
Mahkemece bu tebligatın geçersiz olduğu sonucuna varılarak, davanın süresinde olduğu kabul edilip işin esası hakkında karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.

Mahkemece 18.12.2006 tarihli ihtarnamenin tebliğ belgesiyle 2007 yılı genel kurulunun davacıya tebliğine ilişkin tebligat parçasının arkalı önlü onaylı örnekleri getirtilip,
Davalı kooperatifin 2007 genel kurul çağrı kağıdını ve ihraç kararını, davacın kooperatife bildirdiği ortaklar defterinde yazılı adres dışında farklı bir adrese tebliğe çıkarma nedeni ve davacının adres değişikliği bildiriminde bulunup bulunmadığı hususları araştırıldıktan sonra, oluşacak sonuç çerçevesinde ihraç kararı tebliğinin geçerli olup olmadığı değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır…)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davalı vekili

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Dava, kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, davacı hakkında yönetim kurulu tarafından verilen ihraç kararının 08.02.2008 tarihinde usulsüz olarak davacının hissedarı bulunduğu şirkette çalışan kardeşine tebliğ edildiği, bu bakımdan yasada öngörülen üç aylık hak düşürücü sürenin sona ermediği, ihraç kararından önce borç miktarını açık bir biçimde gösterir iki ihtar çekilmesine ilişkin prosedürün yerine getirilmediği, davacıya borcunu ödemesi için yalnızca bir ihtar çekildiği gerekçesiyle davanın kabulüyle ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.

Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.

Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı vekili getirmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ihraç kararının tebliğinin geçerli olup olmadığı konusunda Yerel Mahkemece yapılan araştırmanın hüküm kurmak için yeterli olup olmadığı, varılacak sonuca göre ihraç kararının, davacının kooperatif ortaklar defterinde yazılı adresi dışında farklı bir adrese tebliğe çıkartılma nedeninin araştırılması gerekip gerekmediği ve kooperatif genel kurulu tarafından ihracın kabulüne karar verilmesinin davaya etkisi noktalarında toplanmaktadır.

1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun (KK) 1 inci maddesinde de açıklandığı üzere,
Kooperatifler; ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla, gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan tüzel kişiliklerdir.

Anılan Kanun`un “Ortaklıktan Çıkarılma Esasları ve İtiraz” başlıklı 16 ncı maddesi;
“ Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir. Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar.
Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifiyle genel kurulca karar verilir. Anasözleşme, çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim kurulunu da yetkili kılabilir.
Çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağa geçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır. Kararın onaylı örneği, çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içinde notere tevdi edilir. Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir. Tebliğ edilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığıyla tebliğ ettirilecek bir yazıyla yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır.
Üç aylık süre içinde, genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmiyen çıkarılma kararları kesinleşir.
(Ek fıkra: 06/10/1988-3476/4 md.) Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder.” hükmünü amirdir.

Bu hüküm göstermektedir ki, ortağın ana sözleşme gereği belirlenen parasal yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmekte; bu gereği yerine getirmediği için ihraç edilen üyeye ise kooperatif üyeliğinden ihraç kararının usulünce kendisine tebliğinden itibaren üç aylık süre içinde itiraz olanağı tanınmaktadır.

Öte yandan, ortağa bildirilen borç miktarının ortağın kooperatife girişi ve sonrasındaki durumlara göre kişisel ve gerçek borç miktarını yansıtması gerekmekte olup aksi halde ortak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16. ve 27 nci maddesi hükümlerine uygun şekilde temerrüde düşürülmüş olmayacaktır. Zira bahsi geçen 27 nci madde uyarınca kooperatifin, sermaye veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklarına münasip bir süre vererek yükümlülüklerini yerine getirmelerini istemesi, ilk isteğe uymayanlara ise bir aylık ikinci bir süre tanıması gereklidir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davalı kooperatifin yönetim kurulunun ihraç kararının davacıya tebliğ edildiği adres “Organize Sanayi bölgesi Yeşil Cad. No. 34 Bursa” adresidir. Ancak bu adresin kooperatif kayıtlarında yer alan davacı ortağa ait adresten farklı olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Zira adres değişikliği bildirimi yapılmadığının belirtildiği 02.05.2011 tarihli davalı dilekçesinde bu husus açıklanmış olup, davacı Deniz Elibol’un kooperatife bildirmiş olduğu adresin Yeni Yalova Yolu 14. Km. Alaşar/Bursa olduğu, “kooperatif resmi kayıtlarında yapılan tüm incelemelerde de davacı tarafından adres değişikliğine ilişkin hiçbir yazılı bildirim ve resmi belgeye rastlanmadığı” belirtilmiştir. Davalı kooperatifin 19.01.2002, 05.04.2003, 24.08.2004, 18.06.2005, 24.06.2006 tarihli genel kurul toplantılarına çağrının da bu adrese yapıldığı dosya İçeriğinden anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, davacının davalı kooperatife bildirdiği adresten farklı bir adrese çıkartılan tebligatın davacı ortağa tebliğ edilmemiş olması nedeniyle yönetim kurulu ihraç kararı davacıya tebliğ edilerek kesinleşmiş değildir.

Öte yandan, davalı kooperatifin 02.05.2009 tarihli genel kurul toplantısında alınan 12 nolu karar aynen; “Deniz E…’un ihracının kabulüne…” şeklindedir.

Bu itibarla, aksi ispatlanmadığı için davalı tarafından keşide edilen 28.04.2010 gün ve 10168 yevmiye nolu cevabi ihtarnameyle davalı kooperatif tarafından davacı ortağa ihraç edilmiş olduğunun ilk kez bildirildiğinin kabulü zorunlu olup, bu ihtarın tebliğine ilişkin belge dosyada bulunmamakla birlikte davanın açıldığı 03.06.2010 tarihi itibariyle 3 aylık hak düşürücü süre dolmadan davanın açıldığı sabittir. Bu aşamada hemen belirtilmedir ki genel kurul kararlarına karşı Kanun’un 53 ncü maddesindeki 1 aylık dava açma süresinin tek istisnası, üyelik ihraç kararlarına karşı açılacak davalardır ve süre bu halde 3 aydır.

O halde, yasal süresinde açıldığı belirlenen davada Yerel Mahkemece yapılması gereken, yukarıda açıklanan ilkeler ve 02.05.2009 tarihli genel kurul kararı dikkate alınarak eldeki davanın, yönetim kurulu kararını onayan kooperatif genel kurul kararının iptali istemi olarak değerlendirilerek inceleme yapmaktır.

Bu durumda, delillerin tartışılması sonucunda davacı ortağın ihracının yasal şartlarının oluşup oluşmadığının tespitiyle varılacak sonuca göre gerektiğinde 02.05.2009 tarihli genel kurulun 12 nolu kararının davacıyla ilgili bölümünün iptaline yönelik hüküm kurulmak üzere yerel mahkeme direnme kararının bu değişik gerekçeyle bozulması gerekmiştir.

Direnme kararı açıklanan bu değişik nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı (BOZULMASINA), oybirliğiyle karar verildi.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Belediyelere Bedelsiz Terki Yapılan Arsaların KDV Karşısındaki Durumu-

(*) İnşaat Muhasebesi Uzmanı, Seranit Granit Seramik A.Ş. Muhasebe Müdür Yard.
Belediyelere Bedelsiz Terki Yapılan Arsaların KDV Karşısındaki Durumu

İşletmeler, aktiflerinde kayıtlı arsalar üzerine yapacakları binalar için yapı ruhsatı müracaatı aşamasında belediyelerin yol, park, okul, cami vs hizmetlerinde kullanılmak üzere arsaların bir bölümünü encümen kararıyla bedelsiz olarak kamu yararına terk etmek zorunlu kalmaktadırlar. Yapı ruhsatlarının onayının bu zorunlu bedelsiz terklere bağlı olması sebebi ile gerek şahıs işletmeleri gerekse tüzel kişiliğe haiz işletmeler gayrimenkulleri üzerine yapmayı planladıkları yapılara başlayabilmeleri için böyle fedakârlıklara katlanmaktadırlar. Yeşil alan, yol, okul, cami ya da park yeri olarak kamulaştırılan bu yerleri bedelsiz terk eden işletmeler çoğu zaman muhasebe kayıtlarını atlamaktadırlar.

II- BEDELSİZ YAPILAN TERKLERİN KDV KANUNU KARŞISINDAKİ DURUMU

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1. maddesinde; Türkiye’de ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyetleri çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun’un 17/2-b maddesinde; kanunların gösterdiği gerek üzerine bedelsiz olarak yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları ile genel ve katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler, köyler, bunların teşkil ettikleri birlikler, üniversiteler, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasi partiler ve sendikalar, kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları, kamu menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve bakanlar kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal teslimi ve hizmet ifalarının Katma Değer Vergisine tabi olmayacağı hüküm altına alınmıştır. Diğer taraftan, söz konusu gayrimenkuller ile ilgili olarak yüklenilen ve daha önce indirim konusu yapılan Katma Değer Vergisinin Kanunu’nun “İndirilemeyecek Katma Değer Vergileri” başlıklı 30. maddesinin (a) bendinde “Vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan katma değer vergisi”nin indirim konusu yapılamayacağı hükmü bulunması sebebi ile ilgili madde gereğince bedelsiz teslimin gerçekleştiği dönem beyannamesinde hesaplanan vergiye ilave edilmek suretiyle beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir. Yine bedelsiz olarak terki yapılan arsanın aktifte kayıtlı değeri üzerinden arsa payı oranında hesaplanacak tutarının, Bağış ve Yardımlar hesabında izlenmesi gerekmektedir.

III- SONUÇ

İşletmeler yatırım amacıyla aktiflerine almış oldukları arsaların üzerinde yapacak oldukları binaların yapı inşaat ruhsatı müracaatı aşamasında, belediyelerce zorunlu terklerde bulunulması karşılığında izin verilmesi sebebi ile aktiflerindeki bu arsaların bir kısmını bedelsiz olarak belediyelere terk etmektedirler. Belediyelere yapılan bu bedelsiz terklerin arsa payı oranının aktif değeri üzerinden hesaplanacak tutarı Bağış ve Yardımlar hesabında izlenmesi gerekmektedir. Ayrıca arsaları aktife alırken indirim konusu yapılmış olan KDV’nin, bağış ya da bedelsiz terki yapılan kısma isabet eden oranında KDV’yi ilgili dönem Katma Değer Vergisi Beyannamesi ile Hesaplanan Katma Değer Vergisi olarak beyan edilmesi gerekmektedir.

E-Yaklaşım / Eylül 2008 / Sayı: 62

(*) İnşaat Muhasebesi Uzmanı, Seranit Granit Seramik A.Ş. Muhasebe Müdür Yard.

KOOPERATİF ORTAKLIK HİSSESİNİN HARİCEN DEVRİ- Kooperatif ortaklığı nasıl devredilir ?- EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

YHGK
Ekran Resmi 2015-11-09 19.57.42
Esas : 2015/13-1611
Karar : 2015/1501
Tarih : 05.06.2015
KOOPERATİF ORTAKLIK HİSSESİNİN HARİCEN DEVRİ ( Aidat Borcu Yönünden )
MENFİ TESBİT DAVASI ( Kooperatif Aidet Borcu – Kooperatif Ortaklık Hissesinin Devri )

Kooperatif aidat borcu sebebiyle yapılan icra takibine karşı açılan, menfi tesbit davasında:

Davacı, kooperatife ait borcunu dört (4) adet senetle (her biri 1.000 TL) ödediğini ileri sürmekle birlikte;
bu senetlerin vade tarihleri dikkate alındığında üç adet senedin vade tarihinin hisse devir tarihinden sonraki döneme denk geldiği gibi, senetlerin hangi tarihte tahsil edildiği ve buna göre, davacının hisse devir tarihi itibariyle ne kadar borçlu olduğu hükme esas alınan bilirkişi raporu içeriğinden anlaşılamamaktadır.

Bu nedenle, bilirkişi raporu bu yönüyle hem tarafların denetimine, hem de Yargıtay’ın sağlıklı bir temyiz incelemesi yapmasına olanak vermemektedir.

Devirden önceki ve devirden sonraki borç ayrı ayrı tespit edilmeden hüküm tesisi doğru değildir.fk
İİK.72
DAVA VE KARAR:
Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;

Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi`nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 31.07.2009 gün ve 2006/485 E-2009/445 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25.01.2012 gün ve 2012/1259 E-2012/1087 K. Sayılı ilamıyla;

(…Davacı, SS Çardak Konut Yapı Kooperatifindeki ortaklık hissesini 06.06.2000 tarihinde davalıya devir ettiğini,
davalının hisseyi kooperatife kendi adına kayıt yaptırmadan, dava dışı 3.kişiye devrettiğini,
davalının hissesini devrettiği 3.kişinin borçları nedeniyle kooperatifle aralarında ihtilaf doğduğunu ve açılan dava sonucunda davalının 3.kişiye ödeme yaptığı iddiasıyla hakkında icra takibi yaptığını,
devir tarihi itibarıyla kendisinin kooperatife borcu olmadığını belirterek, takibe konu olan 25.142,00 TL davalıya borcu olmadığının tespitiyle davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davacının devir tarihinden önceki borçları nedeniyle dava dışı Ömür Y…`a 25.142,00 TL ödemek zorunda kaldığını ve devir tarihinden önceki tüm sorumluluğun davacıda olduğu iddiasıyla davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda; davanın kısmen kabulü ile, davacı-borçlu aleyhine Ankara 14. İcra Müdürlüğü`nün 2006/1128 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takibe konu 25.142,00 TL`nin 23.328,16 TL`sinden dolayı davacı-borçlunun davalı-alacaklıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş;

hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilirken, dava dışı Ömür Y…`ın kooperatife ödediği bedelin ne kadarlık kısmının davacının hissesini davalıya devretttiği 06.06.2000 tarihinden önceki, ne kadarlık kısmının ise bu tarihten sonraki borç olduğu araştırılmamıştır. Eksik incelemeyle yazılı şekilde, devirden önceki ve devirden sonraki borç ayrı ayrı tespit edilmeden hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

3-Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının ödediğini iddia ettiği 4 adet 4000 TL`lik senetin kooperatif kayıtlarına geçmediği belirtilmiş olup, mahkemece bu ödemenin kooperatif kayıtlarına geçmemesinde davacının kusuru olup olmadığı araştırılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

gerekçes ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davalı vekili

Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.

Mahkemenin, davanın kısmen kabulüne dair verdiği karar davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Daire’ce, yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; … önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararını, davalı vekili temyiz etmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; hisse devrinden önceki ve sonraki borç miktarının ayrı ayrı tespit edilmesiyle davacının ödediği dört adet senet bedelinin (4.000 TL) kooperatif kayıtlarına geçmemesinde davacının bir kusurunun olup olmadığının araştırılması gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, mahkemece hükme esas bilirkişi raporunda davacı-borçlunun dava dışı kooperatife olan borcunu dört (4) adet senetle (her biri 1.000 TL) ödediğini ileri sürmesi karşısında, bu ödemelerin kooperatif kayıtlarına geçip geçmemesinde davacının bir sorumluluğu bulunmadığından, bu yönde bir araştırma yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Zira, borçlu usulüne uygun yapılan ödemeyle borcundan kurtulur. Yerel mahkemenin bu yöne ilişkin bozma ilamının üçüncü bendine karşı aynı gerekçeyle direnmesi yerindedir.

Ne varki, dava dışı Ömür Yıldırım`ın kooperatife ödediği bedelin ne kadarlık kısmının davacının hissesini davalıya devrettiği 06.06.2000 tarihinden önceki, ne kadarlık kısmının ise bu tarihten sonraki borç olduğuna yönelik mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu denetime elverişli bulunmamaktadır.
Zira, davacı kooperatife ait borcunu dört (4) adet senetle (her biri 1.000 TL) ödediğini ileri sürmekle birlikte, bu senetlerin vade tarihleri dikkate alındığında üç adet senedin vade tarihinin hisse devir tarihinden sonraki döneme denk geldiği gibi, senetlerin hangi tarihte tahsil edildiği ve buna göre, davacının hisse devir tarihi itibariyle ne kadar borçlu olduğu hükme esas alınan bilirkişi raporu içeriğinden anlaşılamamaktadır. Bu nedenle, bilirkişi raporu bu yönüyle hem tarafların denetimine, hem de Yargıtay’ın sağlıklı bir temyiz incelemesi yapmasına olanak vermemektedir.

Hal böyle olunca; yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik incelemeyle yazılı şekilde, devirden önceki ve devirden sonraki borç ayrı ayrı tespit edilmeden hüküm tesisi doğru değildir.

Bu nedenle direnme kararı belirtilen değişik gerekçeyle bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda belirtilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı (BOZULMASINA), oybirliğiyle karar verildi.

Kooperatifin ortaklarına tapu tescil harçları ne kadar ?- MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

13. a) (5838 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle değişen bent. Yürürlük: 28/2/2009) Arsa ve arazi üzerine inşa olunacak bina vesair tesislerin tescilinde (Her bir bağımsız bölüm vesair tesis için) 179,10
Ekran Resmi 2015-11-09 19.57.42

KOOPERATİF
KOOPERATİF

15.Yapı kooperatiflerinin ortaklarına dağıtacağı gayrimenkullerin ortaklar adına tescilinde kayıtlı değer üzerinden (Binde 2,27)

Kooperatif Arsasının hibe ve terk edilmesi katma değer vergisine tabi midir ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

TARİH : 02.01.2012
SAYI : B.07.1.GİB.4.99.16.02-KDV-17/2-b-1
KONU : Şirket aktifinde kayıtlı arsaların belediyeye terkinde KDV uygulaması hk.

İLGİ: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca imar gören bir arsanın yaklaşık % 40 ının eğitim alanı, sağlık hizmeti alanı, park vb. amaçlarla kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelsiz olarak belediyeye terk edildiği, ya da bazı özel durumlar oluştuğunda aynı belediye bölgesinde imar planları arsalar arasında emsal transferine izin verildiği, bu durumda A ve B parselleri üzerinde ayrı ayrı 1000 er m2 inşaat yapılabilecek iken, B parselinin yeşil alan olarak belediyeye terk edilmesi halinde bunun inşaat izin hakkının A parseline taşınabildiği durumda, terkler karşılığı inşa edilecek bağımsız bölüm alanının arttığı belirtilerek, söz konusu işlemlerin katma değer vergisine tabi olup olmadığı hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

3065 sayılı KDVK.nun 1. maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu, ayrıca, ticari, sınai, zirai faaliyet ile serbest meslek faaliyetinin devamlılığı, kapsamı ve niteliğinin Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre; GVK.nunda açıklık bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit edileceği, bu faaliyetlerin kanunların veya resmi makamların gösterdiği gerek üzerine yapılmasının, bunları yapanların hukuki statü ve kişiliklerinin, Türk tabiyetinde bulunup bulunmamalarının, ikametgah veya işyerlerinin yahut kanuni merkez veya iş merkezlerinin Türkiye’de olup olmamasının işlemlerin mahiyetini değiştirmeyeceği ve vergilendimeye mani teşkil etmeyeceği hükümlerine yer verilmiştir.

Aynı Kanunun “Sosyal ve Askeri Amaçlı İstisnalarla Diğer İstisnalar” başlıklı 17/2-b maddesiyle; kanunların gösterdiği gerek üzerine bedelsiz olarak yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları, aynı maddenin 1. fıkrasında sayılan genel ve katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler, köyler bunların teşkil ettikleri birlikler, üniversiteler, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasi partiler ve sendikalar, kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları, kamu menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal teslimi ve hizmet ifaları katma değer vergisinden istisna edilmiştir.

Buna göre, şirket aktifinizde kayıtlı arsaların bir kısmının (% 40), yapı inşaat ruhsatı aşamasında İmar Kanunu uyarınca zorunlu olarak eğitim alanı, sağlık hizmeti alanı, park vb. amaçlarla kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelsiz olarak belediyelere teslimi ile bazı özel durumlarda iki ayrı arsadan birinin kamusal amaçla kullanılmak üzere, terk edilen parseldeki inşaat alanı izin hakkının diğer arsanın inşaat alanına transfer edilmesi karşılığı terki işlemi, KDVK.nun 17/2-b maddesi kapsamında katma değer vergisine tabi tutulmayacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

KOOPERATİF
KOOPERATİF

Boşanma sürecinde kooperatif hissesi

Tahsis kime yapıldı?-TAMER HEPER
14 Kasım 2015
Yazı Boyutu:
Eşimle boşanma davası sürerken bir kooperatifteki ortaklıktan dolayı sahip olacağımız iki dairenin biri bana biri eşime ait olacağı şeklinde, birlikte hakime beyanda bulunduk. Hakim de karara, bu konuda yazılı beyanımız olmadığı, konunun bilahare kendi aramızda halledileceği şeklinde bir cümle koydu. Şimdi inşaat bitmek üzere ve boşandığım eşim iki dairenin de kendisine ait olduğunu söylüyor. Ben ise bunca senelik emeğimle ödediğim aidatların karşılığı bir daireme sahip olmak istiyorum. Bu durumda daireme nasıl sahip olurum? A.B.
Öncelikle şunu hatırlatayım, kooperatif ortaklığından söz ediyorsunuz ya, işte o kooperatife ortak olan kim? Dairelerin tapusu çıkmadan önce bu dairelerin kooperatif tarafından ortaklara tahsisi yapılır. Tapular sonra çıkar. Tahsis yapılan kişi de kooperatif ortağıdır ve çok büyük ihtimalle tahsis, noter kurası sonucu yapılmıştır. Yani dairelerin maliki o günden yani tahsis yapıldığı andan itibaren bellidir. Bu nedenle kooperatif tahsis olunan kişi adına tapu çıkaracaktır. Şayet tahsis eşiniz adına ise tapu da eşiniz adına olacaktır. Ancak; şayet her iki daire de eşiniz adına tahsis olundu ve iki daire tapusu da onun adına çıkarılacak ise ‘edinilmiş mallara katılma rejimi’ dahilinde evlilik birliği içinde edinilmiş mal olarak, siz bunlar için bölüşme talebinde bulunabileceksiniz. Bölüşme sözü, gayrimenkulün yarısının sizin adınıza tescili şeklinde değil de maddi değerinin yani parasal değerinin bölüşülmesi şeklinde algılanmalıdır. Şayet tahsis bir daire sizin adınıza bir daire eşiniz adına yapıldı ise bu durumda tapular da biri sizin adınıza diğeri eşiniz adına çıkarılacaktır. Tahsis konusuna açıklık getirerek konunun çözüm yolunu bulabilirsiniz.

Sigortacılık kooperatifi harçtan muaf mıdır ?- MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Tarih: 22.05.2013
Soru: Münhasıran ortaklarına sigortacılık faaliyetinde bulunmak üzere kuruan ve kar amacı gütmediği belirtilen kooperatifin, 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (8) sayılı tarifenin “XI-Finansal faaliyet harçları” başlıklı bölümünün 8/a bendinde yer alan “Sigorta şirketleri kuruluş izin belgeleri” harcından muaf olup olmadığı
Cevap:
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 108’inci maddesinde, imtiyazname, ruhsatname ve diplomalardan 492 sayılı Kanun’a bağlı (8) sayılı tarifede yazılı olanların harca tabi olduğu; 109’uncu maddesinde, imtiyazname, ruhsatname ve diploma harçlarını kendilerine bu belgeler verilen kişilerin ödemekle mükellef olduğu; 113’üncü maddesinde ise söz konusu harçların peşin olarak alınacağı, yıllık harçların her yıl ocak ayının başında yıllık olarak tahakkuk ettirilmiş sayılacağı, tahakkuk ettirilen harçlar ayrıca mükellefe tebliğ olunmayacağı ve ocak ayı içerisinde ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

Kanun’a bağlı (8) sayılı tarifenin sayılı tarifenin “XI- Finansal faaliyet harçları” başlıklı bölümünün 8/a bendinde sigorta şirketleri kuruluş izin belgelerinden (her yıl) (2013 yılı için 105.529,50 TL) harç alınacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanun’un 123’üncü maddesinde ise özel Kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun “Muaflıklar” başlıklı 93’üncü maddesinde,

“Kooperatifler, kooperatif birlikleri, kooperatif merkez birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliği;

Birbirlerinden ve ortaklarından aldıkları faiz ve komisyonlar ile ortaklarına kefalet etmeleri dolayısıyla bunlardan aldıkları paralar, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinden,
Her nevi defterlerin ve ana sözleşmelerin tasdiki ve açılış tasdiklerinde sayfalarının mühürlenmesi her nevi Harçtan ve Damga Vergisinden,
Kiraya verilmediği veya irat getirmeyen bir cihete tahsis edilmediği müddetçe sahip oldukları gayrimenkul mallar üzerinden alınacak her türlü vergilerden,
Ortakların temlik edecekleri gayrimenkuller her türlü vergi ve harcından,
Muaftır.

13’üncü madde gereğince verilecek bildiri Damga Vergisine, diğer harç ve resimlere tabi değildir.”
hükmü yer almaktadır.

Öte yandan, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 3’üncü maddesinde, Türkiye’de faaliyet gösterecek sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin anonim şirket veya kooperatif şeklinde kurulmuş olmasının şart olduğu; 4’üncü maddesinde ise, kooperatiflerin, üyeleri dışındaki kişilerle sigorta sözleşmesi yapabilmesinin, bu hususun ana sözleşmelerinde açıkça yer alması şartıyla Hazine Müsteşarlığının iznine tabi olduğu ve kooperatif üyeleri dışındaki kişilerle sigorta sözleşmesi yapılabilmesi için kooperatiflerin sermayelerini, Hazine Müsteşarlığınca belirlenecek miktara yükseltmesinin zorunlu olduğu hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde, 492, 1163 ve 5684 sayılı Kanunlarda, kooperatiflerin münhasıran ortaklarına sigortacılık faaliyetinde bulunmak üzere almış oldukları sigorta şirketleri kuruluş izin belgeleri için ödemeleri gereken harçtan muaf olacaklarına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından, kooperatifler adına düzenlenecek sigorta şirketleri kuruluş izin belgesi için 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (8) tarifenin XI-8/a bendine göre her yıl harç ödenmesi gerekmektedir.

Planlı alanlar tip imar Yönetmeliğinde değişiklik

5/2014-29007)Bu madde değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce; belirli parsellere yönelik olarak; yıkım ruhsatı başvurusunda bulunulan veya binası yıkılan veya riskli yapı tespiti yaptırılan veya Bakanlıkça lisanslandırılan kuruluşlarca yapı kimlik numarası alınarak riskli yapı tespit işlemlerine başlanılan veya inşaat sözleşmesi yapılan veya proje sözleşmesi yapılan veya inşaat yahut proje yapmak için noter tasdikli taahhütname veya vekâletname alınan veya yeni inşaat yapmak üzere; ifraz, tevhit, yola terk işlemi için başvurulan veya imar durum belgesi, yol kotu tutanağı, aplikasyon krokisi almak üzere başvurulan veya zemin ve temel etüt raporu hazırlanan parsellere ilişkin, madde değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce veya sonra yapılan yapı ruhsatı müracaatları, 1/1/2016 tarihine kadar sonuçlandırılmak kaydıyla, bu Yönetmelik hükümlerine veya ilgilisinin talebine göre Yönetmeliğin 14/9/2013 tarihli, 8/9/2013 tarihli ve 1/6/2013 tarihli değişiklik hükümlerine veya 1/6/2013 tarihinden önce yürürlükte olan ilgili idarelerin mevzuatına göre neticelendirilir. Ancak bu madde hükmü hiçbir şekilde yapının plânla belirlenen kat adedini ve emsalini artırmak amacıyla uygulanamaz ve bu amaçla yapı ruhsatı düzenlenemez.
14 Kasım 2015 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 29532
YÖNETMELİK
Çevre ve Şehircilik Bakanlığından:

PLANLI ALANLAR TİP İMAR YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 2/11/1985 tarihli ve 18916 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin geçici 6 ncı maddesinde yer alan “1/1/2016” ibaresi “1/1/2017” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin beşinci bölümünün başlığı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Son Hükümler”

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 66 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 66 – Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Şehircilik Bakanı yürütür.”

MADDE 4 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 5 – Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Şehircilik Bakanı yürütür.

 

Kooperatif Kredi kullanabilir mi ? Evren ÖZMEN

Kooperatiflerin kredi kullanması için yapması gereken işlemlerin neler olduğu ile ilgili tarafımızdan danışmanlık hizmetleri verilmektedir.

Bu kapsamda genel kurul kararına ihtiyaç duyulup, duyulmadığı

Kredinin türü v.b. hususlar önem arz etmektedir.

Hatalı Yapılan işlemlerden dolayı kooperatifin zarara uğramasından yönetim kurulu şahsen sorumludur.

Saygılarımızla

[email protected]

Ekran Resmi 2018-08-22 16.03.57.png