Yapı kooperatifleri amaç ve faaliyet konuları dışında hizmet verebilir mi ?-ÖZMEN MALİ MÜŞAVİRLİK

AMAÇ VE FAALİYET KONULARI:

Madde 6- Kooperatifin amacı ortaklarının konut ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bu amaçla kooperatif:
1- Arsa ve arazi satın alır, birleştirir, imar planına uygun biçimde böldürerek altyapı, plan, proje

ve maliyet hesapları hazırlar ve ortaklarına konut yaptırır.

2- Yaptırılan konutların mülkiyetini bu anasözleşmede yazılı esaslara göre ortaklarına aktarır.

3- Ortaklarının sosyal, kültürel ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak üzere gerekli tesisleri kurar, bunları ortaklarına aktarabilir.

4- Yukarıdaki fıkralardaki yazılı hususları sağlamak üzere, ilgili kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalarda bulunabilir, gayrimenkul ve menkulleri iktisap eder, kiralar, kiraya verir, satar ve benzeri tasarruflarda bulunur, ayni haklar tesis eder.

5- Kooperatifin kredi ihtiyacının karşılanması amacı ile ilgili finansman kuruluşlarına başvurur, borçlanır, açılan kredinin zamanında ve amacına uygun kullanılmasını sağlayıcı tedbirleri alır.

6- Konut yapımının imkansızlaşması halinde, kooperatife ait arsayı parselleyerek, genel kurulca karara bağlanması şartıyla kura ile ortaklarına dağıtır.

7- Konut yapı kooperatifleri üst kuruluşlarına katılır.

8- Gerektiğinde ortaklar ve personel için yardım fonları oluşturur, konusu ile ilgili eğitim, yayın, araştırma ve benzeri faaliyetlerde bulunur.

1

Kooperatif Kuruluş ve Tüzel Kişiliğin kazanılması-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

KURULUġ: Madde 1- Bu anasözleşmede isimleri, tabiiyetleri, ikametgah adresleri ve taahhüt ettikleri sermaye payları gösterilen kimseler tarafından, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre değişir ortaklı, değişir sermayeli ve sınırlı sorumlu bir konut yapı kooperatifi kurulmuştur. TÜZEL KĠġĠLĠĞĠN KAZANILMASI VE ANASÖZLEġME DEĞĠġĠKLĠĞĠ: Madde 2- Kooperatif Ticaret Siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır. Tescilden önce kooperatif namına iş ve işlem yapanlar bunlardan şahsen ve zincirleme olarak sorumludurlar. Anasözleşmede yapılacak değişiklikler kuruluştaki usule tabidir.

AMAÇ VE FAALİYET KONULARI:

Madde 6- Kooperatifin amacı ortaklarının konut ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bu amaçla kooperatif:
1- Arsa ve arazi satın alır, birleştirir, imar planına uygun biçimde böldürerek altyapı, plan, proje

ve maliyet hesapları hazırlar ve ortaklarına konut yaptırır.

2- Yaptırılan konutların mülkiyetini bu anasözleşmede yazılı esaslara göre ortaklarına aktarır.

3- Ortaklarının sosyal, kültürel ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak üzere gerekli tesisleri kurar, bunları ortaklarına aktarabilir.

4- Yukarıdaki fıkralardaki yazılı hususları sağlamak üzere, ilgili kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalarda bulunabilir, gayrimenkul ve menkulleri iktisap eder, kiralar, kiraya verir, satar ve benzeri tasarruflarda bulunur, ayni haklar tesis eder.

5- Kooperatifin kredi ihtiyacının karşılanması amacı ile ilgili finansman kuruluşlarına başvurur, borçlanır, açılan kredinin zamanında ve amacına uygun kullanılmasını sağlayıcı tedbirleri alır.

6- Konut yapımının imkansızlaşması halinde, kooperatife ait arsayı parselleyerek, genel kurulca karara bağlanması şartıyla kura ile ortaklarına dağıtır.

7- Konut yapı kooperatifleri üst kuruluşlarına katılır.

8- Gerektiğinde ortaklar ve personel için yardım fonları oluşturur, konusu ile ilgili eğitim, yayın, araştırma ve benzeri faaliyetlerde bulunur.

1

20130120-084808.jpg
Kooperatiflerde Genel Kurul Gündemi

Fuar için gelen yabancı firmalar kdv iadesi alabilir mi ?-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİRLİK VE DANIŞMANLIK

39044742-KDV.11-77740

31/08/2015

Konu

:

Vekil sıfatıyla yabancı şirketlerin katma değer   vergisi işlemlerine aracılık hizmetinde KDV

            İlgi (a) da kayıtlı özelge talep formu ile ilgi (b) de kayıtlı dilekçede, uluslararası vergi danışmanlığı faaliyeti ile iştigal ettiğiniz, hukuki vekil statüsüyle yabancı şirketlerin katma değer vergisi işlemlerine aracılık hizmeti verdiğiniz belirtilerek,  yabancı firmaların Türkiye’de gerçekleştirilen kongre, konferans, festival ve sempozyumlara katılımları dolayısıyla satın alacakları mal ve hizmetler nedeniyle ödedikleri katma değer vergisinin (karşılıklı olmak kaydıyla) ilgili mükelleflere iade edilip edilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşleri talep edilmiştir.

 

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

 

-1/1 maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

-11/1-a maddesinde, yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetlerin KDV den istisna olduğu,

-11/1-b maddesinde, Türkiye’de ikamet etmeyen yolcuların satın alarak Türkiye dışına götürdükleri malların teslimi anında KDV nin tahsil edileceği, ancak gümrükten malın çıkışı anında fatura veya belgenin ibrazında KDV nin iade olunacağı,

 

Türkiye’de ikametgâhı, işyeri, kanuni ve iş merkezi bulunmayanların taşımacılık faaliyetlerine ilişkin olarak satın alacakları mal ve hizmetler ile fuar, panayır ve sergilere katılımları dolayısıyla satın alacakları mal ve hizmetler nedeniyle ödedikleri katma değer vergisinin, karşılıklı olmak kaydıyla iade olunacağı,

 

-12/2 maddesinde ise, bir hizmetin yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmet sayılabilmesi için, hizmetin yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olması ve hizmetten yurt dışında faydalanılması gerektiği,

hüküm altına alınmıştır.

 

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin “II/A-6. Türkiye’de İkamet Etmeyen Taşımacılar ile Fuar, Sergi, Panayır Katılımcılarına Yapılan Teslim ve Hizmetlerde İstisna” başlıklı bölümünde gerekli açıklamalar yapılmıştır.

 

Buna göre, şirketinizin vekil sıfatıyla aracılık yaptığı Türkiye’de ikamet etmeyen  firmaların  Türkiye’de fuar, panayır ve sergilere katılımlarına ilişkin bunlara yapılan teslim ve hizmetlere ilişkin KDV istisnasının yabancı firmaların kendi ülkelerinde aynı faaliyette bulunup KDV ödeyen Türk vatandaşlarının da iade hakkına sahip bulunduklarını yukarıda belirtildiği şekilde kanıtlamaları halinde, münhasıran bu katılım nedeniyle yüklendikleri KDV iadelerini KDV Genel Uygulama Tebliğinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak ibraz edilmesi halinde alabilmeleri mümkün bulunmaktadır.

 

Ancak aynı şartları taşısalar dahi fuar, panayır ve sergiler kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan kongre, konferans, festival ve sempozyumlara katılımlarına ilişkin bahsi geçen istisnadan faydalanmaları mümkün olmayıp, yabancı firmalara yapılan hizmetlerden Türkiye’de yararlanılması nedeniyle hizmet ihracı kapsamında değerlendirilmesi de söz konusu olmayacağından KDV Kanununun 1/1 inci maddesi uyarınca genel hükümler çerçevesinde KDV hesaplanması gerekmektedir.

 

Kooperatifin aktifinde kayıtlı arsanın Belediye tarafından istimlak edilmesi durumunda vergilendirme ve belge düzeni hakkında-M

Kooperatifin aktifinde kayıtlı arsanın Belediye   tarafından istimlak edilmesi durumunda vergilendirme ve belge düzeni   hakkında.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda, kooperatifinizin üyelerine konut yapmak amacıyla 19.. yılında kurulduğu, yapmış olduğunuz konutları 19.. yılında üyelerine teslim ettiğinizi, 19.. yılından bu yana faaliyetinizin olmadığı, kooperatif aktifinde 19.. yılından beri kayıtlı olan ve imar planında yeşil alan olarak gözüken arsanın Belediye tarafından istimlak edilerek, istimlak bedelinin kooperatife ödemesinin yapılmasının gündemde olduğu belirtilerek istimlakin gerçekleşmesinden sonra elde edilecek kazancın ortaklara dağıtılarak tasfiye sürecine girilmesi halinde kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilip edilmeyeceği, ortaklara dağıtılan tutarların tevkifata tabi tutulup tutulmayacağı, kooperatifin tasfiyesi sırasında enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan geçmiş yıl karlarının vergilendirilip vergilendirilmeyeceği, arsanın istimlaki nedeniyle KDV tahakkuku olup olmayacağı ve fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.

            I- KURUMLAR VERGİSİ VE VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüyle kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olmakla beraber aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olacağı hüküm altına alınmıştır.

Anılan Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ise; “Aşağıda belirtilen kazançlar, kurumlar vergisinden müstesnadır:

            …

            (e) Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75’lik kısmı.

            Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.

            …

            İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır…

hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca, anılan istisna ile ilgili ayrıntılı açıklamalara yer verilen 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “5.6.2.3.4.1. Kooperatiflerin durumu” başlıklı bölümünde, yapı kooperatiflerinin de önceki bölümlerde yapılan açıklamalar çerçevesinde söz konusu istisnadan yararlanabilmesinin mümkün olduğu; ancak istisna edilen kazancın özel bir fon hesabında tutulması, hiç bir şekilde ortaklara dağıtılmayarak kooperatif amaçları doğrultusunda kullanılması gerektiği belirtilmiştir.

Aynı Tebliğin “5.6.2.3.3. Fon hesabında tutulan kazançların işletmeden çekilmemesi” başlıklı bölümün üçüncü paragrafında, “Bu istisnanın amacı kurumların sermaye yapılarının güçlendirilmesi, finansman sıkıntılarının giderilmesi ve bağlı değerlerinin ekonomik faaliyetlerinde daha etkin bir şekilde kullanılmasına imkan sağlamak ve işletmelerin finansal bünyelerini güçlendirmektir. Tasfiyeye giren şirketlerde ise böyle bir amacın olamayacağı açıktır. Bu nedenle, istisna uygulamasında satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar tasfiyeye girilmiş olması halinde, fon hesabında tutulması gereken kazancın işletmeden çekildiği kabul edilecektir.” açıklamasına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; kooperatifinizin aktifinde kayıtlı olan taşınmazın (arsanın) Belediye tarafından istimlak edilmesi, kurumlar vergisi muafiyeti şartlarının ihlal edildiği anlamına gelmeyecektir. Ancak istimlak sonucu elde ettiğiniz kazancın ortaklarınıza dağıtılması, “sermaye üzerinden kazanç dağıtılması” şartının ihlali olarak değerlendirilecek ve bu şartın ihlal edildiği tarihten itibaren kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi gerekecektir.

Öte yandan, kooperatifinizin tasfiyeye girmiş olması nedeniyle mülkiyetinde bulunan gayrimenkulün satışından elde edilen kazancın, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen satış kazancı istisnasından yararlanması mümkün bulunmamaktadır.

Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasında, iştirak hisselerinden doğan kazançlar menkul sermaye iradı olarak sayılmış, aynı maddenin parantez içi hükmünde ise kooperatiflerin dağıttıkları kazançların bu zümreye dahil olduğu, kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevziinin, kazanç dağıtımı sayılmayacağı belirtilmiştir. Ayrıca, aynı Kanunun 94 üncü maddesinin (6) numaralı bendinin (b-i) alt bendinde, Tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından vergi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmış olup, anılan maddede yer alan yetkiye istinaden 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kesinti oranı %15 olarak belirlenmiştir.

Bu açıklamalar çerçevesinde kooperatife ait taşınmazın istimlak edilmesi nedeniyle doğan kazancın kooperatif üyelerine dağıtılması halinde, dağıtımı yapılacak tutar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin (6) numaralı bendinin (b-i) alt bendine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması ve muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde, fatura, “satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika” şeklinde tanımlanmış, 231 inci maddesinin 5 inci bendinde, faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı, 232 nci maddesinde ise, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin, birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere ve vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, mezkûr Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasının (5) numaralı bendinde, “… Pasif kalemlere ait enflasyon fark hesapları, herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemlerin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulur. Ancak öz sermaye kalemlerine ait enflasyon farkları düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilebilir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilebilir; bu işlemler kar dağıtımı sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre;

– Söz konusu taşınmazın tapuda Belediye adına tescil edildiği tarihten, bu tarihten önce Belediyenin kullanımına bırakılıyorsa kullanıma bırakıldığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

– Daha önce sermayeye eklenmiş olan pasif kalemlere ait enflasyon fark hesaplarının, kooperatifin tasfiye edilmesi sebebiyle ortaklara dağıtılması işlemi işletmeden çekiş sayılacak olup işletmeden çekilen tutarların öncelikle kurumlar vergisine tabi tutulması, vergi sonrası dağıtılan kazancın da kar dağıtımına bağlı vergi kesintisine tabi tutulması gerekecektir.

 

            II- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 1/1 inci maddesi ile Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 17/4-r maddesinde ise; kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dâhil) bankalara devir ve teslimlerinin KDV’den istisna olduğu hükme bağlanmıştır.

Ancak, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışındadır.

Diğer taraftan, istisna kapsamında teslim edilen kıymetlerin iktisabında yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi, teslimin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınacaktır.

Buna göre, en az iki tam yıl süreyle kooperatifiniz aktifinde yer alan arsanın mutad taşınmaz alım satım ticareti kapsamında olmaması koşuluyla Belediye tarafından istimlak edilmesi; KDV Kanununun 17/4-r maddesi kapsamında KDV’den istisna olacaktır.

Bahse konu arsa; en az iki tam yıl süre ile kooperatifiniz aktifinde yer alsa dahi, mutad taşınmaz alım satım kapsamında olması durumunda söz konusu istisna hükmünden yararlanılması mümkün bulunmamakta olup, bahse konu istimlak işlemi KDV’ye tabi olacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Arsa Sahibi kooperatiften kat karşılığı inşaat nedeni ile ayrıca katma değer vergisi talep edilebilir mi ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Konu

:

Hesaplanan KDV olarak beyan edilen ancak sözleşme   gereği arsa sahibi vakıftan tahsil edilmeyen KDV nin Değersiz Alacak olarak   kabul edilip edilemeyeceği hk.

Ekran Resmi 2015-12-13 08.58.09
Evren ÖZMEN-Mesleki yayınlar

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, bina inşaatı faaliyetiyle iştigal eden şirketiniz ile mülkiyeti … Vakfına ait arsa üzerine Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine göre arsa bedeli karşılığında 54 adet konut ve 1 adet iş yeri teslim edileceğinden bahisle, söz konusu teslimlerle ilgili olarak emsal bedel esasına göre konutlar için %1 ve iş yeri için %18 oranında hesaplanarak beyan edilen KDV’nin sözleşme gereği arsa sahibi Vakıftan tahsil edilmeyeceğinden, söz konusu KDV’nin değersiz alacak olarak kabul edilip dönem kurumlar vergisi matrahından tenzil edilip edilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

            KURUMLAR VERGİSİ VE VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:

 

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safı kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde ise; “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:

 

            1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;

            2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

 

            Ticari kazancın bu suretle tesbit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulur.”hükmüne yer verilmiştir.

 

Anılan Kanunun 40 ıncı maddesinde de safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.

 

Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler, Gelir Vergisi Kanununda ve Kurumlar Vergisi Kanununda sayılan kanunen kabul edilmeyen giderler dışında kalan ticari organizasyona bağlı olarak yapılan giderlerdir ve bunlara işletme gideri de denebilir. Yapılan genel giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için, söz konusu giderlerle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında doğrudan ve açık bir illiyet bağının bulunması ve işin önemi ölçüsünde yapılması gerekmekte olup, bu mahiyette olmayan giderlerin ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesinde; “Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar değersiz alacaktır.

           

            Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler.

 

            İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.”

 

hükmü yer almaktadır.

 

Buna göre sözleşme gereği tahsil edilmediği anlaşılan KDV’lerin değersiz alacak olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

 

Ayrıca, Katma Değer Vergisi Kanununun 58 inci maddesine göre mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV ile mükellefçe indirilebilecek KDV, gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilemeyeceğinden Şirketiniz ile anılan Vakıf arasında yapılan sözleşmeye istinaden, hesaplanarak beyan edilen, ancak söz konusu Vakıftan tahsil edilmeyen KDV’nin ilgili dönem kurum kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.

 

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

 

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

 

– 1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

 

– 8/1-a maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde malı teslim veya hizmeti ifa edenlerin KDV nin mükellefi olduğu,

 

– 10 uncu maddesinin (a) bendinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması, (b) bendinde ise malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura ve benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi hallerinde vergiyi doğuran olayın meydana geldiği,

 

hüküm altına alınmıştır.

 

Dolayısıyla, KDV yönünden vergiyi doğuran olay, malın teslimi veya hizmetin ifası ile meydana gelmekte olup, KDV mükelleflerinin mal teslimi veya hizmet ifası bedellerini tahsil edip etmemelerinin KDV uygulaması bakımından bir önemi bulunmamaktadır.

 

Diğer taraftan KDV Genel Uygulama Tebliğinin “I/B-8. Arsa Karşılığı İnşaat İşleri” bölümünde; arsa karşılığı inşaat işinde iki ayrı teslim söz konusu olduğu, bunlardan birincisinin arsa sahibi tarafından müteahhide arsa teslimi; ikincisinin ise müteahhit tarafından arsaya karşılık olarak arsa sahibine verilen konut veya işyeri teslimi olduğu, “I/B-8.1. Arsa Sahibi Tarafından Müteahhide Arsa Teslimi” başlıklı bölümünde; arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutat ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, konut veya işyeri karşılığı müteahhide yapılan bu arsa tesliminin KDV’ye tabi olduğu, ancak arsa sahibinin, gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde, arızi bir faaliyet olarak arsasını daire veya işyeri karşılığında müteahhide tesliminde vergi uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Bu çerçevede; arsa sahibi Vakıf tarafından şirketinize arsa teslimi söz konusu olmakla birlikte bu teslimle ilgili olarak KDV hesaplanmayacaktır.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim

Kooperatiflerde Kısıtlı EMLAK VERGİSİ UYGULAMASI-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Ekran Resmi 2016-04-10 22.57.13

İlgide kayıtlı dilekçenizde, … Belediyesi sınırları içinde bulunan arsanızın belediye imar planında ve imar durumu belgesinde yeşil saha olarak yer aldığı belirtilerek kısıtlı emlak vergisi uygulaması için söz konusu gayrimenkul üzerindeki kısıtlamanın tapuya şerh düşülmesinin gerekip gerekmediği hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinde, kanunlar veya diğer kamu düzeni koyan mevzuatla tasarrufu kısıtlanan bina, arsa ve arazinin vergisinin kısıtlamanın devam ettiği sürece 1/10’u oranında tahsil olunacağı, 9/10’unun ise tecil edileceği, kanunla ve diğer mevzuatla yapılan kısıtlamaların neler olduğunun, süresi, tevsiki ve kısıtlama koyan kamu organlarının görevleri ve sorumluluklarının Maliye Bakanlığınca, Milli Eğitim, Bayındırlık ve İskan ve İçişleri Bakanlıklarının mütalâaları alınarak hazırlanacak bir yönetmelikle tanzim olunacağı hükme bağlanmıştır.

Söz konusu hükme istinaden hazırlanan “Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik”in 2 nci maddesinde, “İmar planlarında resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binaların tasarrufu kısıtlanmış sayılır.

Bu hallerde kısıtlı olarak vergileme, imar planının kesinleştiği tarihi izleyen yıl başından itibaren yapılır. Kısıtlama, ilgili arsa veya binanın bulunduğu alan imar programına alınıncaya (imar programının kesinleştiği tarihe) kadar devam eder.

Arsanın imar planında kısıtlılığı gerektiren amaçlara tahsis edildiğinin bu yönetmeliğin 5 inci maddesindeki bildirim mecburiyeti hükümlerine göre tespit edilmemiş olması halinde, arsa veya bina sahibi tarafından yazılı müracaatta bulunarak kısıtlamayı koyan idareden alınacak kısıtlılık durumunu gösteren belge verginin tarhına yetkili daireye ibraz edildiğinde kısıtlılık aynı esaslar dahilinde uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre kısıtlı vergi, imar planlarında, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binalar için imar planının kesinleştiği tarihi izleyen yılın başından başlayıp, ilgili arsa veya binanın bulunduğu alan imar programına alınıncaya (imar programının kesinleştiği tarihe) kadar uygulanacaktır. Ayrıca, kısıtlılık şartlarını taşıyan gayrimenkuller nedeniyle kısıtlı vergi uygulaması yapılabilmesi için kısıtlılık durumunun tapuya şerh düşülmesine gerek bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

İşverenler Tarafından Ücretlerin Banka Kanalı ile Ödenmesi Zorunluluğu Hakkında5 Kişi üzeri personel çalıştıran işverenler personel ücretlerini ay başından itibaren banka kanalı ile ödemek zorundadır. ( Zorunluluk 10 Personelden 5 Personele düşürülmüştür )

İşverenler Tarafından Ücretlerin Banka Kanalı ile Ödenmesi Zorunluluğu Hakkında5 Kişi üzeri personel çalıştıran işverenler personel ücretlerini ay başından itibaren banka kanalı ile ödemek zorundadır. ( Zorunluluk 10 Personelden 5 Personele düşürülmüştür )

21 Mayıs 2016 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 29718

YÖNETMELİK

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

ÜCRET, PRİM, İKRAMİYE VE BU NİTELİKTEKİ HER TÜRLÜ İSTİHKAKIN

BANKALAR ARACILIĞIYLA ÖDENMESİNE DAİR

YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 18/11/2008 tarihli ve 27058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (ç) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Banka: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki bankaları,”

“ç) Hesap: 5411 sayılı Kanun kapsamındaki bankalar nezdinde açılan hesabı,”

MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “en az 10 olması halinde,” ibaresi “en az beş olması halinde,” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 6 – Bu Yönetmelik yayımı tarihini izleyen ay başında yürürlüğe girer.

MADDE 7 – Bu Yönetmelik hükümlerini, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Maliye Bakanı ve Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan birlikte yürütür.

5 (BEŞ) Kişi üzeri işveren ücretleri bankadan ödemek zorunda-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

21 Mayıs 2016 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 29718
YÖNETMELİK
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

ÜCRET, PRİM, İKRAMİYE VE BU NİTELİKTEKİ HER TÜRLÜ İSTİHKAKIN

BANKALAR ARACILIĞIYLA ÖDENMESİNE DAİR

YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 18/11/2008 tarihli ve 27058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (ç) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Banka: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki bankaları,”

“ç) Hesap: 5411 sayılı Kanun kapsamındaki bankalar nezdinde açılan hesabı,”

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “en az 10 gazeteci” ibaresi “en az beş gazeteci” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “en az 10 olması durumunda,” ibaresi “en az beş olması durumunda,” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “en az 10 gemi adamı” ibaresi “en az beş gemi adamı” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “en az 10 olması halinde,” ibaresi “en az beş olması halinde,” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 6 – Bu Yönetmelik yayımı tarihini izleyen ay başında yürürlüğe girer.

MADDE 7 – Bu Yönetmelik hükümlerini, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Maliye Bakanı ve Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan birlikte yürütür.

Organize sanayi bölgesindeki arsalar neden emlak vergisinden muaf değil ?-ÖZMEN MÜŞAVİRLİK

Sayı

:

35672403-010.01[175-5-f-05-2014]-13

18/03/2015

Konu

:

Emlak Vergisi Muafiyeti  

Ekran Resmi 2016-05-19 18.48.46

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda; İskenderun Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde bulunan ve yeni inşa edilen termik santral tesisinizin Emlak Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin (f) fıkrası gereği 5 yıl süre ile geçici muafiyet durumunun söz konusu olduğu, aynı maddenin (a), (b), (c) ve (d) fıkralarında yer alan muafiyetlerden istifade için bu fıkralarda yazılı hallerin vukuunda keyfiyetin bildiriminin zorunlu olduğu, (f) fıkrasıyla ilgili böyle bir zorunluluğun bulunmamasına karşın  bildirimde bulunulmadığı gerekçesiyle ilgili taşınmaz için emlak vergisi tahakkuku yapılmak istenildiği  belirtilerek, Hatay İskenderun Belediyesi Emlak Müdürlüğüne verilmek üzere muafiyetinizin mevcudiyeti ve bildirim zorunluluğu olmadığını ifade edici özelge verilmesi talep edilmektedir.

            Bilindiği üzere, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye sınırları içinde bulunan binaların bu Kanun hükümlerine göre bina vergisine tabi olduğu, 2 nci maddesinde, bina tabirinin, yapıldığı madde ne olursa olsun, gerek karada gerek su üzerindeki sabit inşaatın hepsini kapsadığı, 3 üncü maddesinde de bina vergisinin binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler tarafından ödeneceği, hükme bağlanmıştır.

            Anılan Kanununun “Geçici muaflıklar” başlıklı 5 inci maddesinde,

            “…

          f) Organize sanayi bölgeleri ile sanayi ve küçük sanat sitelerindeki binalar, inşalarının sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile geçici muafiyetten faydalandırılır.

          Yukarda (a), (b), (c) ve (d) fıkralarında yazılı muafiyetlerden istifade için, mezkür fıkralarda yazılı hallerin vukuunda, keyfiyetin bütçe yılı içinde ilgili vergi dairesine bildirilmesi şarttır. Ancak, bu olaylar bütçe yılının son üç ayı içinde vukubulduğu takdirde bildirim, olayın vukubulduğu tarihten itibaren üç ay içinde yapılır.

          Süresinde bildirimde bulunulmazsa muafiyet, bildirimin yapıldığı yılı takibeden bütçe yılından muteber olur. Bu takdirde bildirimin yapıldığı bütçe yılının sonuna kadar geçen yıllara ait muafiyet hakkı düşer. (Köylerdeki inşaat için bildirimde bulunulmaz.)” hükmü yer almaktadır.

            Aynı Kanunun 33 üncü maddesinin (1) inci fıkrasında, yeni bina inşa edilmesinin vergi değerini tadil eden sebep olduğu belirtilmiş, 23 üncü maddesinde, bu Kanunun 33 üncü maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde değişikliğin vuku bulduğu bütçe yılı içerisinde, değişiklik bütçe yılının son üç ayı içinde vuku bulmuş ise üç ay içinde ilgili belediyeye emlak vergisi bildirimi verileceği hükme bağlanmıştır.

       Buna göre, organize sanayi bölgesi içerisinde yer alan bina ya da binalarınızın bildirim verilip verilmediğine bakılmaksızın inşaatlarının sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile emlak vergisinden muaf tutulması gerekmektedir. Öte yandan; söz konusu taşınmazlarınızın yeni inşa edilmiş olması, vergi değerlerinin tadiline neden olduğundan ilgili belediyeye bu duruma ilişkin bildirimin verilmesi zorunludur.

             Bilgi edinilmesini rica ederim.

Organize Sanayi Bölgelerine sağlanan vergi muafiyetleri-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

OSB’LERE TANINAN VERGİ MUAFİYETLERİ

Ekran Resmi 2016-05-19 18.48.46

VERGİ TÜRÜ OSB TÜZEL KİŞİLİĞİ OSB’LERDE YER ALAN İŞLETMELER AÇIKLAMA

Emlak Vergisi

 

Muaf

(İnşaat bitim tarihini takip eden Bütçe yılından itibaren 5 yıl)

Muaf

(İnşaat bitim tarihini takip eden Bütçe yılından itibaren 5 yıl)

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 5. maddesine 3365 sayılı Kanunla eklenen (f) fıkrası
 

Atıksu Bedeli

Muaf

(Merkezi Atıksu Arıtma Tesisi İşleten Bölgeler)

Muaf

(Merkezi Atıksu Arıtma tesisi işleten bölgelerdeki işletmeler)

 

Muaf değil

(Merkezi Atıksu Arıtma tesisi işletmeyen bölgelerdeki işletmeler)

4562 sayılı OSB Kanununun 21. maddesi
Elektrik ve Havagazı Tüketim Vergisi Muaf

(OSB’nin kendi binalarının tüketeceği elektrik ve havagazı için)

Muaf Değil 4562 sayılı OSB Kanunu ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu
 

KDV

Muaf

(Arsa ve işyeri teslimleri )

(Arsa ve işyeri dışındaki teslimleri ile bölge dışındaki arsa ve işyeri teslimleri KDV’ye tabi)

Muaf Değil

(Teşvik Belgesi Kapsamında yapılacak makine ve teçhizat teslimleri KDV’den muaftır)

4369 sayılı Kanunun 60. maddesi ile 3065 sayılı KDV Kanunun 17/4. maddesine eklenen (k) bendi
Bina İnşaat Harcı ve Yapı Kullanma İzni Harcı Muaf

 

Muaf 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 80. maddesi

Kurumlar Vergisi
  Muaf

(OSB’nin esas faaliyetleri dışındaki faaliyetleri nedeniyle elde edeceği gelirleri kurumlar vergisine tabidir)

 

 

Muaf Değil

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun 4. maddesinin (n) bendi

Çevre Temizlik Vergisi
Muaf

(Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ancak   belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanmayan OSB’ler)

Muaf

(Belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanmayan işletmeler)

 

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun mükerrer 44. maddesi, (25/12/2003 – 5035 Sayılı kanunun 41. md.) 10.01.2004 tarih 25342 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 30 seri nolu Belediye Gelirleri Kanunu Genel tebliği I. Bölüm
Tevhid ve İfraz İşlem Harcı
Muaf

 


Muaf
5281 sayılı Kanun ile 492 sayılı Harçlar Kanununun 59. maddesine ilave (n) bendi

 

Gayrimenkul İşletme Kooperatifleri NASIL KURULUR ?

Ekran Resmi 2016-03-27 20.54.19

Gayrimenkul İşletme Kooperatifleri

  Bakanlığımız Kooperatifçilik Genel Müdürlüğünün 07.05.2013 tarihinde verdiği izinle, gayrimenkul sektörüne alternatif yatırım imkânları sağlayan ve küçük sermayelerin büyük projelere dönüşebileceği yeni bir tür olan “Gayrimenkul İşletme Kooperatifi”nin kuruluşunu sağlamıştır.

Merkezi Ankara’da olan bu kooperatif, hızla büyüyen gayrimenkul sektöründe yeni bir kan olarak nitelendirilmektedir.

Gayrimenkul işletme kooperatifi, getiri potansiyeli yüksek gayrimenkullere, gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapar ve uhdesindeki gayrimenkulleri işleterek kazanç elde eder. Bu doğrultudaarsa, arazi, bina vb. gayrimenkulleri edinen bunları değerlendiren bir kooperatif türü olarak tanımlanabilir.

Kooperatif uygun gördüğü menkul ve gayrimenkulleri satın alarak ya da kiralama ve benzeri sözleşme yolları ile edinerek, bunların değerlenmesi ve değerlendirilmesine yönelik, işyeri, konut, sanayi, turistik tesisler vb. yaptıracak gerekirse satacaktır.

Böylece ortaklar, tek başına sermaye niteliği taşımayan küçük birikimlerini gayrimenkul işletme kooperatifi çatısı altında bir araya getirerekbüyük yatırımları hayata geçirebileceklerdir.

Eğitim Kooperatifleri KURUMLAR VERGİSİNDEN MUAF MIDIR ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Eğitim Kooperatifleri-

[email protected]

Ekran Resmi 2016-05-18 06.48.14
EĞİTİM KOOPERATİFLERİ

Kooperatifler artık eğitim sektöründe de bir ihtiyaca cevap veriyor. Bu sektörün ihtiyacı olan yeni açılımları kooperatif girişim modeli ile halkımızın hizmetine sunuyoruz.

Dünya uygulamalarına bakıldığında, ortalama eğitim süresi 11-12 yıl veya daha üzerindedir. Türkiye’de ise yetişkin nüfusun ortalama eğitim süresi 6 yıl civarındadır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hemen hepsi ortalama eğitim sürelerini artırmak suretiyle nüfuslarının büyük bir bölümünü lise mezunu ya da üniversite mezunu yapmak üzere hedefler koymuşlar ve bunu gerçekleştirmek için tedbirler almaktadırlar. Avrupa Birliği ülkeleri 2020 yılına kadar nüfuslarının en az yüzde 90’ını lise mezunu yapmak üzere kendilerine hedefler koymuşlardır.

Ülkemizde son yıllarda alınan önlemlerle ve idari uygulamalarla okullaşma oranında çok önemli mesafeler kat edildiği görülmektedir. Bu kapsamda okullaşma oranında ilköğretim düzeyinde yüzde 98’lerin aşıldığı, ortaöğretim düzeyinde yüzde 70’lere yaklaşıldığı, yükseköğretim düzeyinde ise yüzde 33’leri yakaladığımız görülmektedir. Bu ilerlemelere rağmen, halen eğitim sistemimiz gelişime açıktır. Bu alanda atılması gereken önemli adımlar bulunmaktadır.

Son Dönemlerde Eğitim Kooperatiflerinin Kurulma Nedenleri: 

1- Kamuoyunda 4+4+4 Kanunu olarak bilinen, 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3 üncü, maddesiyle, birinci kademe 4 yıl süreli ilkokul, ikinci kademe 4 yıl süreli ortaokul ve üçüncü kademe 4 yıl süreli lise olarak yapılandırılmıştır. Böylece kademeler arası yatay ve dikey geçişlere imkân tanınmış, esnek yapı sayesinde bireye yetenek ve gelişimine göre erken yaşlarda tercih hakkı tanınmıştır.

Bu madde “Eğitim Kooperatiflerini” de cazip kılmıştır. Kanun yürürlüğe girmeden önce hüküm “İlköğretim kurumları, sekiz yıllık okullardan oluşur. Bu okullarda kesintisiz eğitim yapılır ve bitirenlere ilköğretim diploması verilir.” şeklinde idi. Sekiz yıllık eğitim kurumu kurmak ise çok büyük sermaye gerektiriyordu. Dar gelirli vatandaşların kooperatif çatısı altında bunu gerçekleştirmesi ise çok zordu.

Ancak, yeni Kanunla ilköğretim; ilkokul ve ortaokul olarak ikiye bölünmüş ve kesintili hale gelmiş, kuruluş giderleri neredeyse yarıya inmiştir. Bu da dar gelirli vatandaşlarımızın kooperatif çatısı altında birleşerek eğitim kurumu açmalarını kolaylaştırmıştır. Dolayısıyla Kanunun yürürlüğe girmesi eğitim kooperatifçiliğini olumlu yönde etkilemiştir.

2- Eğitim kooperatiflerini çekici hale getiren nedenlerden bir tanesi de kurumlar vergisi muafiyetidir. Kurumlar Vergisi Kanunun 4/k maddesine göre ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesi yönünde hükümler bulunan kooperatifler kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanacaklardır. Yeni kurulan eğitim kooperatifleri de veli ve öğretmenlerden teşekkül ettiği için kurumlar vergisi muafiyeti için istenilen şartları yerine getirmektedirler.

3- Eğitim kooperatiflerini cazip kılan bir diğer gelişme de 2012 yılında çıkarılan teşvik paketidir. Yeni teşvik sisteminde, eğitim yatırımları desteklenecek, özel sektör tarafından  gerçekleştirilecek olan ilk, orta ve lise eğitim yatırımları, hangi ilde yapılırsa yapılsın, Bölgesel Teşvik Uygulamaları kapsamında 5’inci bölge desteklerinden yararlandırılacaktır.

A- Eğitim Kooperatiflerinin amaç ve faaliyet konuları

Kooperatifin amacı;  Ortakları ile diğer özel ve tüzel kişilerin eğitim-öğretim ve araştırma gereksinimlerini karşılamak için özel eğitim yasalarına uygun olarak her derecede ve türde özel eğitim kurumları açmak, işletmek, araştırma ve incelemelere imkân sağlamaktır.

B- Bugüne kadar kurulan örnekleri hakkında bilgi

Bu güne kadar “Eğitim Kooperatifleri” iki değişik şekilde kurulmaktadır.
-Üniversite veya Yüksek Okul bünyesinde kurulanlar (Kurucu ortaklar genelde akademisyenlerden oluşmaktadır): Bunlar üniversitelerin kantin, misafirhane, otopark gibi tesislerini işletmektedirler. Yine bu şekilde kurulan bir kısım eğitim kooperatifleri de kurs işletmeciliği yapmaktadır.

-Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve medeni hakları kullanma ehliyetine sahip gerçek kişi ya da kooperatifin amacına uygun faaliyet konusu bulunan kamu veya özel hukuk tüzel kişiler tarafından kurulanlar: Bu çerçevede Bursa ve İzmir’de kurulu bulunan “Eğitim Kooperatifleri”nin okulları bulunmaktadır. Bunlardan, Bursa Eğitim Kooperatifinin, anaokul, ilkokul, ortaokul, orta ve yüksek öğretim yurdu ile bir de kültür merkezi; İzmir Eğitim Kooperatifinin de ilkokul ve ortaokulu bulunmaktadır.

Her iki örnek için de kurulmuş ve başarılı şekilde hizmet veren 20’nin üzerinde kooperatif bulunmaktadır.

C- Son dönemde kuruluşuna izin verilen kooperatifler hakkında bilgi

Bakanlığımızca Temmuz ve Ağustos aylarında 2 adet Eğitim Kooperatifinin kuruluşunu gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Diğer taraftan, yasal prosedürü tamamlanma aşamasında olan yine 4 adet eğitim kooperatifinin de kuruluş çalışmaları devam etmektedir.

D- Bu konuda Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü’nün hedefleri ve çalışmaları  

Genel Müdürlük olarak “Eğitim Kooperatifleri”nin başarılı dünya örneklerini yakından takip ederek, eğitim kooperatiflerinin sayısını artırmayı hedeflemekteyiz.

Ayrıca, Genel Müdürlüğümüzce son gelişmeler dikkate alınarak “Örnek Eğitim Kooperatifleri Anasözleşmesi” revize çalışmaları da sürdürülmektedir. Çalışma tamamlandıktan sonra Makam Onayı ile Örnek Anasözleşme haline getirilecek ve kuruluş yetkisi il müdürlüklerine devri düşünülmektedir.  Böylece  kuruluş işlemleri yerinde yapılarak kolaylaştırılacaktır.

Eğitim Kooperatifleri kurumlar vergisinden muaf mıdır ? Eğitim kooperatifleri eğitim öğretim istisnasından faydalanabilir mi ?-Mali Müşavir Evren Özmen

Eğitim Kooperatifleri kurumlar vergisinden muaf mıdır ? Eğitim kooperatifleri eğitim öğretim istisnasından faydalanabilir mi ?-Mali Müşavir Evren Özmen

Ekran Resmi 2016-05-18 06.48.14

Sayı

:

11355271-125.04.02[7-2019/1]-E.33775

17.08.2020

Konu

:

Eğitim kooperatifi üyelerinin çocuklarına eğitim verilmesinin kurumlar vergisi ve katma değer vergisi muafiyetine etkisi hk.

İlgi

:

 

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; kooperatifinizin sadece üyelerinizin çocuklarına eğitim verdiğini ve üye dışı eğitim verilmediğini belirterek kurumlar vergisi ve katma değer vergisinden muaf olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi istenilmektedir.

 

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

 

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler, iş ortaklıkları kazançlarının kurumlar vergisine tabi olduğu ve kurum kazançlarının gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluşacağı; aynı Kanunun 6 ncı maddesinde de kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

 

Anılan Kanunun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olup Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan “Tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatifleri. (Kooperatiflerin ortakları dışındaki kişilerle yaptıkları işlemler ile kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda ortakları ile yaptıkları işlemler “ortak dışı” işlemlerdir. Kooperatiflerin faaliyetin icrasına tahsis ettikleri ve ekonomik ömrünü tamamlamış olan demirbaş, makine, teçhizat, taşıt ve benzeri amortismana tabi iktisadi kıymetleri elden çıkarmaları ile yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir işyeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz. Kooperatiflerin ortak dışı işlemleri nedeniyle kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme oluşmuş kabul edilir. Kooperatiflerin, iktisadi işletmelerinden ve tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılımlarından kazanç elde etmelerinin ve bu kazançların daha sonra ortaklara dağıtılmasının muafiyete etkisi yoktur. Ortak dışı işlemlerden elde edilen kazançların vergilendirilmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.)” hükmüyle şartları sağlayan kooperatifler kurumlar vergisinden muaf tutulmuştur.

 

Öte yandan, 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “2.2. Kooperatifler” başlıklı bölümünde; “Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde kooperatiflerin, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa veya özel kanunlarına göre kurulan kooperatifler ile benzer nitelikteki yabancı kooperatifleri ifade ettiği belirtilmiş, ancak kooperatifler türleri itibarıyla tek tek sayılmamıştır. Bu çerçevede, hangi türde olursa olsun kooperatifler kurumlar vergisi mükellefi olarak kabul edilmektedir.

 

Kooperatifler Kanununun 1 inci maddesinde ise; kooperatifler “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklara kooperatif denir.” şeklinde tanımlanmıştır.

 

Anılan Tebliğin, “Kurumlar vergisinden muaf olan kooperatiflerde ortak dışı işlemlerin vergilendirilmesi” başlıklı (4.13.3.) bölümünde ise;

 

“…

 

Bu suretle kooperatiflerin, 1/1/2018 tarihinden itibaren gerçekleştirecekleri ortak dışı işlemler nedeniyle muafiyetleri etkilenmeyecek; ancak bu işlemlerden elde edilen kazançlar kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisine tabi tutulacaktır. Dolayısıyla, muafiyete ilişkin diğer şartları taşıyan kooperatiflerin ortak dışı işlemlerinden elde edilen kazançları kooperatif tüzel kişiliğine bağlı ayrı bir iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisine tabi tutulacak, ortak içi işlemlerinden elde edilen kazançlarının kurumlar vergisine tabi tutulması söz konusu olmayacaktır.

 

Ortak dışı işlemlerle ilgili olarak kooperatif tüzel kişiliğine bağlı oluştuğu kabul edilen iktisadi işletme adına kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilecektir…”

 

açıklamalarına yer verilmiştir.

 

Ayrıca, kooperatifçe yapılan bir işlemin ortak içi işlem olarak dikkate alınabilmesi için; işlem, faaliyet amacına başka bir ifade ile kooperatifin ana sözleşmesinde belirtilen uğraşı konusuna dahil olmalıdır ve faaliyet amacına dahil olan işin münhasıran kooperatif ortağıyla yapılması gerekmektedir.

 

Bu çerçevede, kooperatifiniz tarafından … İlkokulunda, sadece üyelerinizin çocuklarına eğitim hizmeti verilmesi ve Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan diğer şartların da sağlanması halinde kooperatifinizin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanması mümkün bulunmaktadır.

 

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

 

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

-1/1 inci maddesinde, ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

 

-20/1 inci maddesinde, vergi matrahının teslim ve hizmet işlemlerinin karşılığını teşkil eden bedel olduğu,

-20/2 nci maddesinde ise, bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği

 

hüküm altına alınmıştır.

 

Buna göre, Kooperatifiniz tarafından üyelerinize vermiş olduğunuz eğitim hizmeti karşılığında alınan bedeller (bağış veya ortak giderlere katılmak maksadıyla aidat adı altında alınanlar dahil) KDV’ye tabi tutulacaktır.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Özelge: Mülkiyeti TOKİ’ye ait olan söz konusu arsa üzerinde inşa edilecek dairelerin bir kısmının Mütahhit firma üzerinde kalması halinde TOKİ’nin firma adına düzenleyeceği “teslim edilen konuta ait arsa payı” tutarına ilişkin faturada katma değer vergisi

Sayı:
B.07.1.GİB.0.01.54/5401-3179-77462
Tarih:
11/08/2009

T.C.

MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

Sayı    : B.07.1.GİB.0.01.54/5401-3179

Konu  :

…………… VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(……………………..)

 

 

İlgi :     ………………. tarih ve ………….. sayılı yazınız.

 

İlgide kayıtlı yazınız ekinde alınan Başkanlığınız …………. Vergi Dairesi mükelleflerinden ……….. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye ait ……….. tarihli dilekçede, firma ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) arasında düzenlenen sözleşmeye istinaden TOKİ tarafından yapılan arsa teslimine karşılık olarak firmanın üreteceği konutların satışından elde edilecek hasılatın sözleşmede belirtilen oranlar dahilinde taraflar arasında paylaşılacağı belirtilmekte olup, mülkiyeti TOKİ’ye ait olan söz konusu arsa üzerinde inşa edilecek dairelerin bir kısmının firma üzerinde kalması halinde TOKİ’nin firma adına düzenleyeceği “teslim edilen konuta ait arsa payı” tutarına ilişkin faturada katma değer vergisi hesaplanıp hesaplanmayacağı sorulmaktadır.

Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

1/1. maddesinde, ticari, sınaî, zirai, faaliyet ve serbest meslek faaliyeti kapsamında Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

17/4-p maddesinde, Hazinece yapılan taşınmaz mal teslimi ve kiralamaları, irtifak hakkı tesisi, kullanma izni ve ön izin verilmesi işlemleri ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca yapılan arsa ve arazi teslimlerinin KDV’den istisna olduğu

hükmü yer almaktadır.

KDV Kanununun 28. maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetki uyarınca yayımlanan 2007/13033 sayılı Kararnameye göre, net alanı 150 m2’ye kadar olan konut teslimleri % 1, net alanı 150 m2’nin üzerindeki konutlar ile işyeri teslimleri %18 oranında KDV’ye tabidir.

30 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (D) bölümüne göre, arsa karşılığı inşaat işinde arsa sahibinden müteahhide “arsa”, müteahhitten arsa sahibine “bağımsız birim” şeklinde iki ayrı teslim söz konusudur.

Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibince arsa alım satımının mutat ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürülmesi halinde, konut veya işyeri karşılığı müteahhide yapılan bu arsa teslimi KDV’ye tabidir. Ancak arsa sahibinin, gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde, arızi bir faaliyet olarak arsasını bağımsız birimler karşılığında müteahhide tesliminde KDV uygulanmayacaktır.

Müteahhitten arsa sahibine yapılacak bağımsız birim teslimleri ise bağımsız birimin niteliğine göre % 1 veya % 18 oranında KDV’ye tabi olacaktır.

Arsa karşılığı inşaat işinde, inşa edilen bağımsız birimler arsa sahibi ile müteahhit arasında paylaşılmakta, inşaatın bitiminde, arsa sahibinden müteahhide arsa teslimi, müteahhitten arsa sahibine da bağımsız birim teslimi söz konusu olmaktadır.

Dilekçeye konu işlemde inşa edilen bağımsız birimler yerine bunların hasılatı paylaşılmaktadır. Bu nedenle işlemin 30 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde düzenlenen “arsa karşılığı inşaat” olarak kabul edilmesi mümkün bulunmaktadır.

Müteahhit firma ile TOKİ arasında düzenlenen sözleşme gereği hasılattan TOKİ’ye kalan pay firmaya teslim edilen arsanın karşılığıdır. Bu teslim nedeniyle TOKİ tarafından arsa satış bedeli olarak müteahhit firmaya bir fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

Bu açıklamalara göre, müteahhit firma tarafından inşa edilen konutların bir kısmının 3. şahıslara satılmayarak firmada kalması halinde bu konutlara isabet eden arsa payları için TOKİ tarafından düzenlenecek faturada Kanunun 17/4-p maddesi kapsamında KDV hesaplanmaması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

Kooperatiflerde Gündeme madde ilave edilebilir mi?

Soru: Gündeme madde ilave edilebilir mi?
Cevap: 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’ nun 46. maddesi çerçevesinde düzenlenen Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinin 31. maddesinde; “Dörtten az olmamak üzere ortakların en az 1/10’u tarafından genel kurul toplantı tarihinden en az yirmi gün önce müştereken ve noter tebligatı ile bildirilecek hususların gündeme konulması zorunludur” hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, gündeme konulması istenilen hususların “müştereken” gönderilecek bir tebligatla kooperatife bildirilmesi gerektiği açık olmakla birlikte, anasözleşmede sayılan diğer şartların ( Dörtten az olmamak üzere ortakların en az 1/10’u tarafından genel kurul toplantı tarihinden en az yirmi gün önce ) yerine getirilmesi durumunda; müştereken tebligatın dışında değişik şehirlerde yerleşik ortaklar tarafından ayrı ayrı yapılacak bildirimlerde yer alacak hususların, ortağın hür iradesini yansıtması nedeniyle gündeme alınması gerektiği düşünülmektedir.

Kooperatiflerde Genel kurul yönetim kurulunu her zaman azledebilir mi?

Soru: Genel kurul yönetim kurulunu her zaman azledebilir mi?
Cevap: 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’ na göre kooperatifin en yetkili organı olan genel kurulun, görev süreleri dolmayan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yeniden seçimini de konu alan bir gündemle toplanması, gündemde olmasa dahi anılan Yasa’ nın 46/son maddesinde öngörülen şekilde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin azli ile yerlerine yenilerinin seçilmesini gündemine alarak görüşüp karara bağlaması her zaman mümkün bulunmaktadır.

Kooperatiflerde Ortaklıktan çıkarılma kararı kesinleşmeden yeni ortak alınabilir mi?

Soru: Ortaklıktan çıkarılma kararı kesinleşmeden yeni ortak alınabilir mi?
Cevap: Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinin 14. maddesinde ortaklıktan çıkarılma şekil ve şartlarına yer verildiği gibi, ortakların bu maddede gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamayacağı ve haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamayacağı hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

Söz konusu hüküm karşısında ortaklıktan çıkarılma kararı kesinleşmeden konutun bir başkasına verilmesinin yasal olmadığı, ayrıca bir ortağın ihraç işleminin sonucu beklenmeden tekrar ortaklıktan çıkarılması hususunda yasada engelleyici bir hüküm bulunmamakla beraber, böyle bir işlemin iyi niyet esasları ile bağdaşmayacağı, dolayısıyla ihraç işlemi ile ilgili sonucun beklenmesinin yerinde olacağı düşünülmektedir.

Ortaklığın devri, devir alan ortağın yükümlülükleri konusunda bilgi verir misiniz?

Soru: Ortaklığın devri, devir alan ortağın yükümlülükleri konusunda bilgi verir misiniz?
Cevap: Konut Yapı Kooperatifleri Örnek Anasözleşmesinin “Ortaklığın Devri” başlıklı 17/3. maddesinde; “Devir halinde eski ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri yeni ortağa geçer, kooperatifçe bu devir sebebiyle taraflardan ayrıca bir ödemede bulunmaları istenemez.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre, kooperatif ortaklığının devredilmesi sebebiyle, devir eden ortağın kooperatife karşı olan tüm hak ve yükümlülükleri, ortaklığı devir alan kişiye geçmektedir.

Dolayısıyla, kooperatifin geçmiş dönemlerdeki iş ve işlemlerinden doğan borçlarının mevcut kooperatif ortakları tarafından karşılanması ve ortaklığı devralan kişilerin de bu döneme ilişkin olarak payına düşen borçları ödemesi gerekmektedir.

Ancak, ortaklığın devri sırasında taraflarca düzenlenen devir senedinde, ortaklığın devri ile ilgili özel hükümlere yer verilmiş ise, devir alan ortağın kooperatife ödediği geçmiş döneme ilişkin borçları, devir sözleşmesinde yer alan özel hükümler nedeniyle ortaklığı devreden kişiden istemesi de mümkün görülmektedir.