İktisadi işletme kuran kooperatifler için muhasebe iç yönetmeliği örneği-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

ÖZMEN MALİ MÜŞAVİRLİK-ATAŞEHİR

S.S. ……………. ARSA VE KONUT YAPI KOOPERATİFİ

MUHASEBE İÇ YÖNETMELİĞİ

 info@ozmconsultancy.com

İş bu yönetmelik S.S. ……… Arsa ve konut yapı kooperatifi ;bundan sonra (Kooperatif olarak anılacaktır ) ile S.S. ………. Arsa ve konut yapı kooperatifi iktisadi işletmesinin; bundan sonra

( iktisadi işletme olarak anılacaktır ) muhasebe iş ve işlemlerinin kapsamı ve detayının belirlenmesi maksadıyla hazırlanmıştır.

Vergisel Mükellefiyetler

Kooperatif

31.12.2017 tarihi itibari ile kooperatif’in kurumlar vergisi mükellefiyeti kapatılmış olup, aşağıda bulunan vergilerin mükellefidir.

-Aylık Katma Değer vergisi

-Aylık 2 Numaralı Katma Değer vergisi

-Aylık Muhtasar Beyannamesi

Devamı için bize ulaşın

Danışmanlık hizmetlerimiz ücretlidir.

[contact-form-7 404 "Not Found"]

Kooperatif ile tacir olmayan kişi arasındaki davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılacaktır.

Kooperatif ile tacir olmayan kişi arasındaki davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılacaktır.

Y. 23 HD., E. 2017/180, K. 2017/170, T. 13.1.2017

pexels-photo-705792.jpeg

Kooperatif, davalıların ise tacir olmayan gerçek kişiler olduğu; davacının dayanağının arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin devri, sözleşmenin kısmen iptali davası olduğu; davaya konu uyuşmazlıkta TBK’nın 470 vd. hükümlerinin uygulanacağı; söz konusu davada taraflardan birisi tacir olmadığından nisbi ticari dava olmadığı, uyuşmazlığın konusunun Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir konu olmadığından cihetle de mutlak ticari dava olmadığı; uyuşmazlık konusuna Asliye Ticaret Mahkemelerinde bakılacağına dair yasal bir düzenlemenin de bulunmadığı, söz konusu uyuşmazlığın ticari dava olmadığı ve haliyle Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevinde olmadığı; ….06.2012 tarihli 6335 sayılı Yasa’nın …. maddesi ile değiştirilen TTK’nın …/…. maddesi uyarınca, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı; HMK’nın 114/…-c maddesi hükmü gereğince göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, davanın HMK’nın 115/…. maddesi hükmü gereğince usulden reddine karar verilmiştir.

ÖZMEN MALİ MÜŞAVİRLİK-İSTANBUL ATAŞEHİR-EVREN ÖZMEN

Özmen Mali Müşavirlik olarak 18 kişilik ekibimiz ile Ataşehir İstanbul’da faaliyet göstermekteyiz.

Ekran Resmi 2017-06-19 00.46.02

Nasıl Çalışıyoruz ? Nereden Başlıyoruz
1- İlk olarak  firma yetkilileri ile Vergisel ve Muhasebe anlamında 2 saati aşmayacak sizleri sıkmayacak kısa ve öz bilgileri aktaracağımız bir toplantı yapıyoruz.
2- Mail atmak bizim için önemli ancak Trello üzerinden daha hızlı ve verimli olacağımızı düşünmekteyiz.
3-Mümkün ise çalıştığımız firmalara Paraşüt programını ön muhasebe tarafında kullanmalarını öneriyoruz
4-Aylık Muhasebe düzeninde sürekli bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Bizim için en önemli konu sürekli iletişim
5-Deadline’lar bizim için de çok önemli, firma içinde iletişimde bulunduğumuz ön muhasebe personelini veya ilgili kişiye önemli tarihleri önceden hatırlatıyoruz.
6-Ay Başında vergi takvimi, vergi ve sgk ödeme zamanlarında mutlaka mailing yapıyoruz.
7-Mail veya Trello üzerinden sizlere daha hızlı dönüş yapabiliyoruz. Ancak isterseniz bizi her zaman arayabilirsiniz.
8- Çalıştığımız firmaları E-Fatura E-Arşiv E defter kapsamında çalışmaları için yönlendiriyoruz ve bu süreçte kendilerine destek oluyoruz.
9-İnfografikleri seviyoruz, biz nasıl yazılımcı değilsek, müşterilerimizin de finans uzmanı olmadığının farkındayız, bu nedenle mümkün olduğunca mali bilgileri anlaşılır sunmayı amaçlıyoruz. Bu sayede bilgiyi en iyi şekilde paylaşacağımıza inanıyoruz.
10-Webrazzi, Techcrunch, venturebeat sitelerine bizde bayılıyoruz 🙂Fintech firmalar özel ilgi alanımız, hatta bizim de kendimize göre bir software yazılımımız var 🙂 http://www.raporhazir.com

Özet olarak Yenilikçi, hızlı, çözüm odaklı ve sürekli öğrenme odaklı anlayışımız ile firmaların sorunlarını bilerek ve aynı dili konuşarak hizmet vermeye çalışmaktayız.

Bizden beklenenler dışında beklenmeyenleri de sunmayı hedefliyoruz.

Bize mail adresimizden veya aşağıdaki iletişim kutusundan ulaşabilirsiniz.
iletişim : info@ozmconsultancy.com
Batı Ataşehir Teknik Yapı Deluxia Palace A-157/ A-158/ A-288
0216 352 29 61

ÖZMEN MALİ MÜŞAVİRLİK-İSTANBUL-ATAŞEHİR

[contact-form-7 404 "Not Found"]

 

Kooperatif Müteahhitin sattığı kişiye tapu çıkarabilir mi ?-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

 

T.C.

KASTAMONU VALİLİĞİ

Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

 

   
Sayı : B.07.4.DEF.0.37.10.00-037.02-21 25/10/2011
Konu : Tapu Devri  

 

İlgide kayıtlı dilekçeniz ve eklerinin incelenmesinden, İlimizde bulunan 5 adet arsanın sahipleriyle kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlediğiniz ve söz konusu sözleşmeye göre 9 adet bağımsız bölümün tarafınıza devredileceği belirtilerek arsa sahiplerince tarafınıza devri yapılacak söz konusu gayrimenkullerin tarafınıza devredilmeksizin göstereceğiniz 3 üncü kişilere satışı işlemi ile ilgili olarak 492 sayılı Harçlar Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu yönünden Defterdarlığımızdan görüş talep edildiği anlaşılmıştır.

1- 492 sayılı Harçlar Kanunu Yönünden:

Bilindiği gibi, 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifenin 20/a fıkrasında, gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden (Cebri icra veşuyuun izalesi hallerinde satış bedeli, istimlaklerde takdir edilen bedel üzerinden) devir eden ve devir alandan ayrı ayrı tapu harcı aranılacağı hükme bağlanmıştır. Söz konusu harç oranı 29/12/2009 tarih ve 2009/15725 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01/01/2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere binde 16,5 olarak belirlenmiştir.

Diğer taraftan, gayrimenkul devir ve iktisabına yönelik tescil işlemi karşılığında tapu harcı tahsil edilmekte olup tapu harcı, tescili yapılan gayrimenkulün devrinin tapuya tescili sırasında doğmaktadır.

Buna göre, söz konusu gayrimenkullerin arsa sahiplerince tarafınıza devredilmeksizin göstereceğiniz 3 üncü kişilere satışı durumunda, tapuda yapılacak her bir tescil işlemi için 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifenin yukarıda açıklanan 20/a fıkrasına göre tapu harcı aranılması gerekmektedir.

2- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu Yönünden:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmış olup, Kanunun 232 inci maddesindede birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter
tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin;

  1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;
  2. Serbest meslek erbabına;
  3. Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara;
  4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;
  5. Vergiden muaf esnafa.

sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek mecburiyetinde oldukları düzenlenmiş bulunmaktadır.

Buna göre, tarafınızca inşaat taahhüt sözleşmesi kapsamında inşa edilen taşınmazların üçüncü kişilere satışı ve arsa sahiplerine arsa payı karşılığı olmak üzere devri halinde fatura düzenlenmesi gerekmektedir. Kat karşılığı anlaşma yapılıp inşaat bittikten sonra arsa sahiplerine teslim edilen konutlar için tarafınızca düzenlenecek faturada, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 27 nci maddesi maddesi uyarınca gösterilecek emsal bedelinin, Vergi Usul Kanununun 267 nci madde hükmünde yer alan sıranın (Birinci sıra: Ortalama fiyat esası, İkinci sıra: Maliyet bedeli esası, Üçüncü sıra: Takdir esası) takip edilmesi suretiyle tespit edilmesi icap etmektedir. Tarafınızca üçüncü kişilere satışı yapılan gayrimenkuller için düzenlenecek faturalarda ise satış bedelinin esas alınacağı tabiidir.

Arsa sahiplerince arsa payı karşılığı olarak iktisap edilen gayrimenkullerin, aynı yılda birden fazla satılması veya birden fazla yılda daire satışına devam edilmesi halinde satışta devamlılık unsuru oluşacağından elde edilen kazancın ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerekmekte olup, bu kişilerce dairelerin satışı halinde Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesine göre fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

Arsa karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşaat işine karşılık olarak müteahhide devredilmesi gereken gayrimenkullerin, arsa sahiplerince müteahhit tarafından gösterilecek olan üçüncü şahıslara devredilmesi olayında ise söz konusu devirler arsa sahipleri tarafından satış işlemi olarak değerlendirilemeyeceğinden, bu işlemlerin esas olarak müteahhit tarafından satış işlemi olarak kabul edilmesi ve satışa ilişkin faturanın da müteahhit tarafından alıcı adına satış bedeli üzerinden düzenlenmesi gerekmektedir. Bu durumda, arsa sahipleri tarafından müteahhidin göstereceği üçüncü kişilere devredilecek taşınmazlar için fatura düzenleme yükümlülüğünüzün bulunmadığı tabiidir.

3- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Yönünden:

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinin birinci fıkrasında, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiş, söz konusu maddenin (4) numaralı bendinde ise gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden elde ettikleri kazancın ticari kazanç olduğu hükme bağlanmıştır.

Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinin (B) fıkrasında; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açıkbulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan ve olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, dilekçeniz ekindeki, arsa sahibiyle yapılan sözleşmenin Genel Şartlar başlıklı 2 nci maddesinde arsa sahiplerine kaç adet daire verileceği ve bu dairelerin hangi daireler olduğu belirtilerek diğer dairelerin müteahhide bırakılacağı ifade edilmiştir.

Aynı sözleşmenin 11 inci maddesinde

“Tapuda kat irtifakı kurulacaktır. Mal sahibi müteahhide devretmeyi vaad ettiği %65 kat irtifak hissesini şöyle devredecektir. İnşaatın %65’i tamamlandığında müteahhidin hissesinin yarısı verilecektir. Tüm dairelerin bu sözleşmeye göre inşa edilerek hepsinin bitirilerek, çevre, park ve bahçe düzenlemelerinin, istinat duvarlarının yapılması tüm blokların iskanının alınmasından sonra müteahhit tarafından yapılması gereken her türlü işlemler eksiksiz ve kusursuz ve ayıpsız olarak bitirildiği, bilirkişinin hazırladığı tespit raporu ile tespit ettirildikten sonra tapuda müteahhide ait kat irtifak payının diğeryarısını vererek müteahhideait arsa payının tamamı devredilmiş olacak ve hemen kat mülkiyetine geçilerek bütün üyelerin kat mülkiyet tapuları kendilerine teslim edilecektir. Giderleri müteahhide ait olmak kayıt ve şartıyla kat mülkiyeti kurulma işlemlerinin tamamlanmasımüteahhidin vecibesidir.

Müteahhide bırakılan bağımsız bölümlere tekabül eden kat irtifak payının müteahhidin belirleyeceği kişilere ferağından evvel, bu kişiler ile müteahhit arasındaki inşaat sözleşmesi ilişkisinin arsa sahiplerini hiçbir şekilde bağlamadığını içeren belgeyi müştereken imza ederek arsa sahiplerine vereceklerdir. Müteahhit böyle bir belgenin inşaat sözleşmesinin tarafı olan kişilerce imzalanmasının sağlanacağını taahhüt eder.”

hükümleri yer almaktadır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre; tapuda arsa sahipleri adına kayıtlı olmakla birlikte aranızdaki sözleşme gereği şahsınıza ait olan dairelerin üçüncü kişilere satışından elde edeceğiniz gelirin ticari kazancınızın tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

Diğer taraftan, söz konusu dairelerin arsa sahipleri tarafından üçüncü kişilere tapuda devir işlemi gerçek bir satış işlemi olmayacağından ve bu devir işleminden elde edilen gelir tarafınızdan ticari kazanç olarak beyan edileceğinden arsa sahipleri adına gelir vergisi yönünden herhangi bir vergileme yapılmayacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

[contact-form-7 404 "Not Found"]

 

2019 YILI NOTER DEFTER TASDİK ÜCRETLERİ 2019- DEFTER TASDİK ÜCRETİ 2019-RESMİ DEFTER ÜCRETLERİ-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

[mailchimp_subscriber_popup baseUrl=’mc.us10.list-manage.com’ uuid=’69c6d526b898edca6d59fe356′ lid=’bc8d847c5e’ usePlainJson=’true’ isDebug=’false’]

Ekran Resmi 2017-12-17 08.46.55.png

ŞİRKET SAHİPLERİNİN AYLIK YAPMASI GEREKEN MUHASEBE İŞLEMLERİ NELERDİR ?

Noter harçları için aşağıdaki linke basınız

Noter-2019

TALEP FORMU

https://medium.com/@evrenozmen/muhasebeci-de%C4%9Fi%C5%9Ftirme-i%C5%9Flemlerinde-yap%C4%B1lacak-i%C5%9Flemler-459d306f4017

[contact-form-7 404 "Not Found"]

Konu :2018 Yılı Defter Tasdik ve Kırtasiye Masrafları Hk.

Sayın Üyemiz, Defter Tasdikleri, Kırtasiye vb. gibi masraflar konusunda komisyonumuzca yapılan çalışmalar sonucu, elde edilen veriler aşağıdaki gibidir. 2017 Takvim Yılında kullanılacak olan Yasal Defterler ’in Noter Tasdik ücretleri, defterlerle ilgili kırtasiye masrafları, yol masrafları ve diğer çeşitli harcamaların uygulanabilir Asgari maliyetleri belirlenmiş olup, bu rakamlar işyerlerinin kapasiteleri göz önünde bulundurularak artırılabilir. Şube işyerleri için % 20 ilave edilir. Bu liste tavsiye niteliğindedir. Bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla, Sekreter Başkan Mustafa ÖNDER Oğuz Nihat ALKAN

SERBEST MESLEK KAZANÇ VE İŞLETME DEFTERLERİ TABLO I İşletmenin Türü İşçisiz İşçili 1 Hizmet İşletmeleri/Serbest Meslek 445,00 TL 545,00 TL 2 Alım Satım İşletmeleri 575,00 TL 690,00 TL 3 Her ikisi aynı işletmede 630,00 TL 750,00 TL

BİLANÇO USULÜ DEFTERLER TABLO II Sayfa Sayısı İşçisiz İşçili 1 001 / 150’ye kadar 880,00 TL 1.015,00 TL 2 151 / 500 arası 1.240,00 TL 1.535,00 TL 3 501 / 1.000 arası 1.610,00 TL 2.130,00 TL 4 1.000 / 2.000 arası 2.415,00 TL 3.230,00 TL 5 2.001 ve üstü tasdik işlemlerinde, ilave her 1.000 sayfa için 400.00 TL ilave edilecektir. 6

TİCARET ŞİRKETLERİNDE İLAVETEN TASDİKİ ZORUNLU DEFTERLER (TTK 64/4) – Yönetim Kurulu Karar Defteri, – Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri, – Pay Defteri, 535,00 TL

KOOPERATİF, VAKIF, DERNEK ve İKTİSADİ İŞLETMELERİ TABLO III Defter Türü İşçisiz İşçili 1 İşletme Esası 805,00 TL 1.040,00 TL 2 Bilanço Esası 1.155,00 TL 1.500,00 TL NOT: Haziran 2017’de yapılacak kapanış tasdik ücretleri bu tabloya dahil edilmemiştir. LTD: Müdürler Kurulu Karar Defteri (Açılışı yapıldıysa) A.Ş. ve Koop. : Y.K. Karar Defteri ve 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa Göre Apartman Karar Defterinin Kapanış Tasdikleri 31.01.2017 tarihine kadar yapılmalıdır.

Kooperatiflerde İnşaat Ruhsatının süresi ne zaman dolar ?-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

İnşasına 2 yıl içinde başlanmayan veya 5 yıllık ruhsat süresi içinde tamamlanmayan ve süresi içinde ruhsat yenilemesi yapılmayan yapılar, ruhsatsız yapı olarak değerlendirilir. Ruhsat süresi içinde yapılan başvurularda ilgili idarelerin ruhsatı yeniledikleri tarihe bakılmaksızın ruhsat, ilk ruhsat alma tarihindeki plan ve mevzuat hükümleri kapsamında beş yıl uzatılarak yenilenir. Süre uzatımı başvurusu yapılmayan yapılarda idareler, ruhsat süresinin dolduğu tarihten itibaren en geç 30 gün içinde yapı yerinde seviye tespitini yapar. Ruhsatı hükümsüz hale gelenlerin inşasına devam edilebilmesi için yeniden ruhsat alınması zorunludur.

Ekran Resmi 2015-12-13 08.58.09
Evren ÖZMEN-Mesleki yayınlar-ATAŞEHİR İSTANBUL

Ekran Resmi 2015-11-29 22.28.13

Başka firma adına ödenen harçların gider yazılıp yazılamayacağı konusu-ÖZMEN DANIŞMANLIK-EVREN ÖZMEN

Sayı

:

62030549-125[8-2013/475]-84862

07/10/2015

Konu

:

Başka firma adına ödenen harçların gider yazılıp   yazılamayacağı

 Ekran Resmi 2016-06-17 08.36.10

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, gayrimenkul yatırım değerleme şirketlerine çözüm ortaklığı ve ekspertizlik hizmeti verdiğiniz, ekspertiz için işlem yaparken tapuya ve belediyeye gayrimenkul yatırım şirketi adına kendi kasanızdan harç ödediğiniz fakat dekontların gayrimenkul yatırım şirketi adına düzenlendiği, gayrimenkul yatırım şirketi adına yaptığınız harç ödemeleri için gayrimenkul yatırım şirketinin Şirketinizden bu giderlere ait yansıtma faturası talep ettiği belirtilerek, başka bir şirket adına yapılan harç ödemelerine istinaden düzenlenen dekontlarda yalnızca gayrimenkul yatırım değerleme şirketinin isminin bulunması halinde aradaki iş sözleşmesine istinaden kendi defterlerinize gider kaydedilip kaydedilemeceği ve bu olayın vergisel durumu hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

 

VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

 

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3’üncü maddesinde;

 

“A)…

 

Vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder. Lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanır.

 

B) İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.

 

Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her
türlü delille ispatlanabilir. …”

 

hükmüne yer verilmiştir.

 

Mezkûr Kanunun 227 nci maddesinde; “Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü yer almakta olup, söz konusu kayıtların aynı kanunun 229 uncu ve müteakip maddelerinde yer alan belgelerden (fatura, gider pusulası, serbest meslek makbuzu vb.) herhangi biri ile tevsik edilmesi gerekmektedir.

 

Diğer taraftan, Kanunun 242 nci maddesinde ise; “Tüccarlar evvelki maddelerin dışında kalan ve bir hüküm ifade eden veya icabında bir hakkın ispatına delil olarak kullanılabilen mukavelename, taahhütname, kefaletname, mahkeme ilamları gibi hukuki vesikalarla ihbarname, karar örnekleri, vergi makbuzları gibi vergi evrakını dosyada muhafaza etmeye mecburdurlar…”

 

hükmü yer almaktadır.

 

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

 

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Safi Kurum Kazancı” başlıklı 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

 

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun “Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti” başlıklı 38 inci maddesinde ise;

 

Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:

 

1.İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;

 

2.İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

 

Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulur.”

 

hükümlerine yer verilmiştir.

 

Buna göre, tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.

 

Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup maddenin (6) numaralı bendinde işletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçların safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

 

Dolayısıyla, şirketiniz ile gayrimenkul yatırım değerleme şirketi arasında bulunan iş sözleşmesine istinaden yapmış olduğunuz ekspertizlik hizmeti sebebiyle tapuya ve belediyeye gayrimenkul yatırım değerleme şirketi adına yaptığınız ödemeler, bu ödemeler karşılığında düzenlenen makbuzların gayrimenkul yatırım değerleme şirketi adına kesilmesi ve esas itibariyle doğrudan gayrimenkul yatırım değerleme şirketinin ticari kazancının elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili bir gider olması sebebiyle, şirketinizce kurum kazancının tespitinde doğrudan gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.

 

Ancak, sunmuş olduğunuz ekspertizlik hizmeti sebebiyle gayrimenkul yatırım değerleme şirketi adına tapu ve belediyeye  yapılan harç ödemeleri esas itibariyle doğrudan gayrimenkul yatırım değerleme şirketinin ticari kazancının elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili bir gider olma niteliği taşıdığından, şirketinizce ödenen bu tutarların, hizmetten faydalanan gayrimenkul yatırım değerleme şirketi adına düzenlenecek bir fatura ile yansıtılmak suretiyle şirketinizce gelir olarak dikkate alınması durumunda, kurum kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

 

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

 

3065 sayılı KDV Kanununun;

 

– 1/1 inci maddesinde ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin vergiye tabi olduğu,

 

– 20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan ya da bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği,

 

hüküm altına alınmıştır.

 

Buna göre, gayrimenkul yatırım şirketine verilen ekspertizlik hizmetine ilişkin olarak ortaya çıkan ve gayrimenkul yatırım şirketi adına ödenen aslı KDV’ ye tabi olmayan tapu ve belediye harçlarının herhangi bir bedel eklenmeksizin aynen yansıtılması işleminde KDV hesaplanmayacaktır. Ancak, aktarılan tutara ilaveten herhangi bir bedel alınması halinde ise bu bedel, Şirketinizce sunulan hizmetin karşılığını teşkil edeceğinden genel oranda KDV ye tabi tutulacaktır.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Fuar için gelen yabancı firmalar kdv iadesi alabilir mi ?-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİRLİK VE DANIŞMANLIK

39044742-KDV.11-77740

31/08/2015

Konu

:

Vekil sıfatıyla yabancı şirketlerin katma değer   vergisi işlemlerine aracılık hizmetinde KDV

            İlgi (a) da kayıtlı özelge talep formu ile ilgi (b) de kayıtlı dilekçede, uluslararası vergi danışmanlığı faaliyeti ile iştigal ettiğiniz, hukuki vekil statüsüyle yabancı şirketlerin katma değer vergisi işlemlerine aracılık hizmeti verdiğiniz belirtilerek,  yabancı firmaların Türkiye’de gerçekleştirilen kongre, konferans, festival ve sempozyumlara katılımları dolayısıyla satın alacakları mal ve hizmetler nedeniyle ödedikleri katma değer vergisinin (karşılıklı olmak kaydıyla) ilgili mükelleflere iade edilip edilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşleri talep edilmiştir.

 

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

 

-1/1 maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

-11/1-a maddesinde, yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetlerin KDV den istisna olduğu,

-11/1-b maddesinde, Türkiye’de ikamet etmeyen yolcuların satın alarak Türkiye dışına götürdükleri malların teslimi anında KDV nin tahsil edileceği, ancak gümrükten malın çıkışı anında fatura veya belgenin ibrazında KDV nin iade olunacağı,

 

Türkiye’de ikametgâhı, işyeri, kanuni ve iş merkezi bulunmayanların taşımacılık faaliyetlerine ilişkin olarak satın alacakları mal ve hizmetler ile fuar, panayır ve sergilere katılımları dolayısıyla satın alacakları mal ve hizmetler nedeniyle ödedikleri katma değer vergisinin, karşılıklı olmak kaydıyla iade olunacağı,

 

-12/2 maddesinde ise, bir hizmetin yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmet sayılabilmesi için, hizmetin yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olması ve hizmetten yurt dışında faydalanılması gerektiği,

hüküm altına alınmıştır.

 

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin “II/A-6. Türkiye’de İkamet Etmeyen Taşımacılar ile Fuar, Sergi, Panayır Katılımcılarına Yapılan Teslim ve Hizmetlerde İstisna” başlıklı bölümünde gerekli açıklamalar yapılmıştır.

 

Buna göre, şirketinizin vekil sıfatıyla aracılık yaptığı Türkiye’de ikamet etmeyen  firmaların  Türkiye’de fuar, panayır ve sergilere katılımlarına ilişkin bunlara yapılan teslim ve hizmetlere ilişkin KDV istisnasının yabancı firmaların kendi ülkelerinde aynı faaliyette bulunup KDV ödeyen Türk vatandaşlarının da iade hakkına sahip bulunduklarını yukarıda belirtildiği şekilde kanıtlamaları halinde, münhasıran bu katılım nedeniyle yüklendikleri KDV iadelerini KDV Genel Uygulama Tebliğinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak ibraz edilmesi halinde alabilmeleri mümkün bulunmaktadır.

 

Ancak aynı şartları taşısalar dahi fuar, panayır ve sergiler kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan kongre, konferans, festival ve sempozyumlara katılımlarına ilişkin bahsi geçen istisnadan faydalanmaları mümkün olmayıp, yabancı firmalara yapılan hizmetlerden Türkiye’de yararlanılması nedeniyle hizmet ihracı kapsamında değerlendirilmesi de söz konusu olmayacağından KDV Kanununun 1/1 inci maddesi uyarınca genel hükümler çerçevesinde KDV hesaplanması gerekmektedir.

 

Mali Müşavir seçiminde dikkat edilecek hususlar, Mali Müşavir değiştirme nedenleri, Mali Müşavirlik Hizmet kalitesinde belirleyici unsurlar

Hizmet Almak için Bize Ulaşın info@ozmconsultancy.com

 

ekran-resmi-2016-09-30-12-00-51

MUHASEBE VE MÜŞAVİRLİK HİZMETLERİNDE MODERN PAZARLAMA ANLAYIŞI

Prof.Dr.Cemal YÜKSELEN

Mustafa Kemal Üniversitesi

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi

 

  1. Muhasebecilik ve Müşavirlik Hizmetlerinin Özellikleri

Serbest muhasebecilik, serbest muhasebeci ve mali müşavirlik ve yeminli mali müşavirlik mesleğini yerine getiren meslek mensuplarının sayısı her yıl artmaktadır. Mevcut meslek mensupları arasında yaşanan rekabetin yanısıra, pazara girenlerin de “pasta”dan pay alma hedefi, rekabetin yoğunluğunu arttırmaktadır. Bu rekabet ortamı ise meslek mensupları arasında öncelikle “fiyat rekabeti” yaratmaktadır. Fiyat rekabeti ise ya meslek mensubunun gelir kaybına neden olmakta, ya da uğradığı gelir kaybı sonucu meslek mensubu sunduğu hizmetten mükellefin beklediği kalite düzeyinin altında hizmet sunmak zorunda kalmaktadır. Düşük hizmet kalitesinin vereceği zararı göze alamayan meslek mensupları gelir kaybına razı olmakta, hedefledikleri yaşam kalitesine ulaşamamaktadırlar.

Öte yandan her geçen gün vergi mevzuatındaki değişiklikleri mükelleflere aktarma ve gerekli düzenlemeleri yapma zorunluluğu da emek ve zaman maliyetine katlanmayı gerektirmektedir. Bu alanda gerekli özenin gösterilmemesi durumunda ya mükellef zarara uğramakta, ya da mükellefin yeni düzenlemeleri başka şekilde öğrenmesi ile meslek mensubu hakkındaki izlenimi olumsuz yöne kaymaktadır. Her iki durum da meslek mensubu için imaj ve mükellef kaybı anlamına gelmektedir.

Son yıllarda mükellefler, vergisel işlemler dışında da meslek mensuplarından çeşitli konularda bilgi alma gereksinimi duymaktadırlar. İşyeri, şube açma, büyüme olanaklarını araştırma, makine/teçhizat satınalma veya kiralama vb. konular, mükelleflerin bilgilenmek istedikleri hususlar olarak karşımıza çıkmaktadır1.

Ayrıca, gerek uluslararası ve ulusal muhasebe standartlarının her geçen gün önem kazanması, gerekse yabancı firmaların ortak yatırım yapmak amacıyla yerli firma hakkında doğru, güvenilir mali bilgi alma ihtiyacı karşısında önem kazanan meslek, elektronik iletişimin de yarattığı yeni ufuklarla önemli değişimlere uğramaktadır.

Bütün bu gelişmeler, meslek mensuplarının, sırlarını paylaştıkları mükellefleriyle daha yakın ilişkiler kurmalarını ve sundukları hizmetin kalitesini mükellef beklentisine uygun hale getirmelerini zorunlu kılmaktadır.

Meslek mensuplarının sundukları hizmetin pazarlanması, mal pazarlamasından daha zordur. Bu zorluk, hizmetlerin mallardan farklı şu özelliklerinden kaynaklanmaktadır2:

  • Hizmetler soyuttur. Fiyat, kalite vb. karşılaştırması bir takım güçlükler yaratır.
  • Hizmetin kalitesini belirleyen önemli unsur, hizmeti sunan personeldir.
  • Hizmetlerin kalite kontrolünü yapmak mümkün değildir. Hizmet sunumunda yapılan hata ve ihmallerin ortadan kaldırılması, düzeltilmesi, hizmetin yeniden sunulması çoğu zaman güçtür.
  • Müşteriler satınalma aşamasında mamullerin çeşitli özelliklerini görebilme ve değerleyebilme şansına sahip olmalarına rağmen, hizmetlerinde böyle bir olanak yoktur.
  • Hizmetlerin stoklanması söz konusu değildir. Hizmet işletmelerinde kullanılmayan kapasite, para ve emek maliyet anlamını taşır. Talebin kapasiteyi aşması durumunda ise bazı müşterilere hizmetin yeterince ve gereğince sunulamaması söz konusudur. Bu durumda müşteri hayal kırıklığı yaşar ve işletme hakkında olumsuz düşüncelere kapılır.
  • Hizmet sunumunda hizmet işletmesi aracı kullanmaz, çoğu zaman ya doğrudan, yüzyüze veya elektronik kanallarla müşteriyle karşı karşıya gelir. Bu nedenle personel, hizmet sunumunda önemlidir.

Soyutluk, hizmetlerin en önemli özelliğidir. Bir malın ambalajına, etiketine, bileşimine vb. bakarak satınalma esnasında fikir edinip satınalmaya veya almamaya karar verebiliriz. Ancak bir hizmeti bu şekilde değerleme olanağımız yoktur. Bir mali müşavirin bir yıllık “muhasebecilik ve mali müşavirlik” işi gereği mükellefine sunduğu hizmetin karşılığı talep ettiği hizmet bedeli (sunduğu fiyatı) mükellefin hizmeti eline alıp mal gibi değerleme olanağı olmadığı için fikir edinmesi uygun/yüksek şeklinde değerlemesi kolay değildir. Bu nedenle meslek mensubunun sunmayı taahhüt ettiği hizmetin ne kadar “iyi” olduğu konusunda mükellefi ikna etmesi; mükellefin ise satınalmayı istediği hizmetin karşısındaki meslek mensubunca ne kadar “iyi” sunulacağı konusunda ikna olması, zorluk yaratmaktadır. Bu iletişimde mükellefin, meslek mensubu ile ilgili duyumlarının önemli bir rol oynadığı dikkate alınmalıdır.

Hizmet kalitesini belirleyen önemli unsur, personeldir. Personelin ilgili hizmet sunumunda sahip olduğu bilgi ve beceri ile güler yüzlü olması, sıcak iletişime açık ve yatkın olması önemlidir. Örneğin, bir müşavirlik işyerine gelen mükellefin doğrudan meslek mensubu kadar işyerinde çalışan elemanlar tarafından da karşılanmakta olduğu dikkate alınırsa, mükellefe verilecek bilgi, gösterilecek saygı ve güler yüz, mükellefin işyerinden memnun ayrılmasına olanak sağlayacaktır. Meslek mensubunun işyerinde bulunmaması durumunda personelin tutum ve davranışları ve bilgileri ayrı bir önem kazanmaktadır.

Hizmetlerde yapılan hataların düzeltilmesi çok güçtür. Örneğin, muhasebe hizmetlerinde kayıtların hatalı girilmesi, beyannamenin hatalı doldurulması telafisi güç sonuçlar doğurabilmektedir.

Müşteri hizmeti satınalırken mal özellikleri gibi hizmeti görebilme ve değerleme olanağından yoksundur. Örneğin, mali müşavirinden bir işyeri kurmak üzere fizibilite etüdü hazırlamasını isteyen mükellef, hizmet bedeli konusunda anlaşmayı yaparken nasıl bir “hizmet” için bu bedeli kabul ettiğini önceden görebilme olanağına sahip değildir.

Bir hizmet işletmesinde kullanılmayan (boş) kapasite o ölçüde boşa harcanan zaman ve katlanılan gider olarak görülür. Tersi durum ise hizmetin kalitesini olumsuz yönde etkiler. Bir müşavirlik işyerinde personelin mesai süresince çalışır durumda olamaması, meslek mensubu için fazla personel, yüksek gider, düşük verimlilik sonuçlarını doğurur. Buna karşılık bir işyerinin tüm personel olanaklarıyla sunabileceği muhasebecilik ve mali müşavirlik hizmetinde fazla mükellefe karşı yükümlülük üstlenilmesi, kimi aksamalara, hatalara, mükellef – meslek mensubu iletişiminde tatminsizliklere neden olabilir.

Hizmet sunumunda hizmet sunan personel, başarıda önemli unsurdur. Bir müşavirlik işyerinde mükellef meslek mensubundan ihtiyaç duyduğu bilgiyi alması ölçüsünde tatmin olur. Sorduğu sorulara yanıt alması, sorunlarının çözülmesi, beyannamelerinin zamanında hazırlanmış olması müşteri tatmini yaratır. Meslek mensubunun işyerinde bulunmaması halinde aynı koşulların personelce de sağlanması büyük önem taşır.

Görüldüğü gibi hizmet bir performans olarak görülmektedir. Bu performansı sağlayan ise “insan”dır. Bu nedenle muhasebe ve mali müşavirlik hizmeti sunan bir işletmede meslek mensubu ve personelinin birlikte sundukları değer, performans düzeyini gösterir. O halde işletme bu değeri ne kadar arttırırsa performansını da o denli yükseltmiş olacaktır. Bu ise, mükellefin tatmin olmasını sağlayacaktır.

  1. Modern Pazarlama Anlayışı Nedir?

Amerikan Pazarlama Derneği’nin yaptığı tanıma göre, “Pazarlama, kişilerin ve örgütlerin amaçlarına uygun şekilde değişimi sağlamak üzere, malların, hizmetlerin ve düşüncelerin yaratılmasını, fiyatlandırılmasını, dağıtımını ve satış çabalarını planlama ve uygulama sürecidir”3.

Dikkat edileceği üzere tanım, faaliyet konusu ne olursa olsun bir işletmenin, kendi lehine değişimi yani mal ve hizmet sunumu ile karşılığında parasını alma işlemini sağlamaya yönelik bir çaba olarak pazarlamayı ifade etmektedir. Bu anlamda muhasebe ve müşavirlik hizmeti sunan bir işletmenin de amacı, mükelleflerin o işletmeyi tercih etmesini ve tercih sonrası kurulan iş ilişkisinin her iki tarafı da tatmin edecek şekilde sürmesini sağlamaktır. Bunun için bir işletmede tüm personelin bu değişimin müşavirlik işletmesi lehine değişimi sağlamada sorumluluk ve atkısı olduğu gerçeğinden hareketle günümüzde pazarlama, “Modern Pazarlama Anlayışı” olarak bir yönetim anlayışı olarak da ifade edilmektedir.

Modern pazarlama anlayışı, müşteri ihtiyaç ve isteklerini hareket noktası alan, faaliyetleri bu ihtiyaç ve istekleri karşılayacak şekilde pazarlama programı çerçevesinde planlayan ve uygulayan, hedefi de rakiplerden daha etkin ve yeterli müşteri tatmini yaratmak olan bir anlayıştır.

 

  1. Bir Muhasebe ve Müşavirlik İşletmesinde Modern Pazarlama Anlayışı

Bir muhasebecilik ve mali müşavirlik işletmesinde modern pazarlama anlayışı, mükellef beklentileri doğrultusunda söz konusu hizmetleri sunarak mükellef tatmini yaratma hedefi taşımalıdır.

Modern pazarlama anlayışının dört temel unsuru bulunmaktadır4:

  • Müşteriye yönelik olma
  • Hedef Pazar
  • Bütünleşik pazarlama çabaları
  • Müşteriyi tatmin ederek kar sağlama

Bir muhasebecilik ve mali müşavirlik işletmesinde müşteriye yönelik olma, mükellefin ihtiyaç ve isteklerini dikkate alma anlamı taşımaktadır. Mükellef müşavirinden ne bekler? Öncelikle vergisel işlemlerde doğru ve güvenilir hizmet sunulmasını bekler. Dolayısıyla, meslek mensubu kendisi ve tüm personeliyle bu noktayı temel almalıdır. Her bir mükellefin beklentilerinin farklı olabileceği de dikkate alındığında günümüzde “bire bir pazarlama”, “ilişkisel pazarlama” gibi kavramlarla adlandırılan her bir mükellefe uygun hizmet yaratma ve sunma faaliyetinin önemi ortaya çıkmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere, müşavirlik işletmesinin sunduğu hizmet, performanstır. Bu ise hizmet akdi gerçekleştikten sonra izlenebilecek bir işin riskini almak olarak görülebilir. Bu nedenle mükellefin, meslek mensubundan beklentilerinin ne olduğunu öğrenmek ve bunları karşılamak hedeflenen tatmini yaratır.

Modern pazarlama anlayışının ikinci unsuru hedef pazardır. Hedef pazar unsuru, müşteri ihtiyaç ve isteklerinin farklılığından hareket ederek onların çeşitli kriterlere ayrılarak pazarın bölümler haline getirilmesi ve işletmenin bu bölümleri dikkate alarak uygun gördüğü sayıdaki pazar bölümünü hedef pazar/pazarlar seçip bu bölümlere mal ve hizmet sunmayı ifade etmektedir.

Bu anlayışa göre müşavirlik işletmesi mükelleflerini çeşitli kriterlere göre gruplara, pazarlama kavramıyla pazar bölümlerine ayırmalıdır. Bu çerçevede önem kazanan husus, her bir pazarlama bölümünde veya bölümlerinde uzmanlaşma sayesinde daha etkin olabilmektir. Örneğin, mükellefler işkollarına göre bölümlere ayrılabilir. Meslek mensubu, kendisinin “uzman” olduğu alandaki muhasebe kayıt düzeni ve mevzuat bilgisine göre daha doğru, daha güvenilir hizmet sunacağından emin olarak hareket eder. Mükellefler de meslek mensubunun o konunun, iş kolunun uzmanı olarak gördüklerinden hizmeti o kişiden satınalmayı yeğleyeceklerdir. Her geçen gün artan mevzuat hacmi ve sayısal olarak yoğunluğu dikkate alındığında hedef pazar kavramının taşıdığı önem daha açık şekilde ortaya çıkmaktadır. BU kavram aynı zamanda meslek mensupları arasında çok az görülen “şirketleşme”yi de beraberinde getirecektir. Arklı alanlarda uzman olan meslek mensupları bir şirket çatısı altında her bir mükellef grubuna, başka bir anlatımla pazar bölümüne hizmet sunacaklar ve hedefledikleri mükellef tatminini de yaratmış olacaklardır.

Üçüncü unsur bütünleşik pazarlama programıdır. Pazarlama programı mal (hizmet), fiyat, dağıtım ve tutundurma araçlarında oluşur. Bir hizmet işletmesinde bu araçlara ayrıca personel, fiziksel varlıklar ve süreçler de eklenmelidir.

Bütünleşik pazarlama programı kavramı, belirtilen bu yedi aracın birlikte kullanılarak hedeflenen müşteri tatmini yaratacağını ifade etmektedir. Hizmet, özellikle hizmet kalitesi ile anlam bulur. Hizmet kalitesi ise, hizmeti alanın isteklerine uygunluk derecesi olarak tanımlanır. Bir müşavirlik işletmesinde hizmet kalitesi, meslek mensubunun, mükellefin beklediği hizmeti ona sunabilme düzeyidir. Fiyat, müşavirlik işletmesi için hizmetin karşılığında talep ettiği ücrettir. Bu ücretin hem mükellefin beklentilerine, hem de sunulan hizmetin kalitesine uygun olması gerekir. Dağıtım, müşavirlik hizmetinin mükellefe sunulduğu işyerinin konumu, şubeleridir. Mükellefin bu hizmeti satınalmak için yoğun çaba göstermemesi, ulaşım olarak kolay erişebileceği yerde faaliyet göstermesi, ya da belge ve bilgi akışında personeli ile destek olması mükellefte hedeflenen tatmini yaratır.

Tutundurma, müşavirlik işletmesinin, mükellefler nezdinde kendisini, faaliyetlerini tanıtmayı amaçlayan çabalardır. 18 Ekim 2001 tarih ve 24557 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Meslek Ahlak Kuralları ile ilgili Mecburi meslek Kararı” çerçevesinde yapabilecekleri çalışmalar, hükümlerle düzenlenmiştir. Bu çerçevede müşteri ilişkileri yönetimi, ayrı bir önem kazanmaktadır.

Personel, makalemizin başında da belirttiğimiz gibi, hizmet işletmesinin en önemli unsurudur. Personelin bilgili, mükellefle bire bir iletişim kurmayı bilen iletşime açık kişiler olması müşavirlik işletmesinin hedeflediği mükellef tatmini açısından büyük önem taşımaktadır.

Fiziksel varlıklar, işyerinde kayıt ve beyannamelerin hazırlanmasında kullanılan araçlardan, büro donanımına kadar uzaman geniş bir alanı kapsar. Bilgisayar kullanılması, modern donanım malzemeleri, temiz bir büro, temiz giyimli personel, mükellefin beklerken rahat olabileceği, ağırlanabileceği bir salon bu kapsamda düşünülmelidir.

Süreçler, müşavirlik işletmesinde yerine getirilen hizmetlerin nasıl yapıldığına ilişkindir. Kayıt işlemlerinin zamanında yapılmasını sağlamak, personel arasında görev dağılımını yaparak işlerin düzenli yürümesine olanak tanımak, beyannamelerin zamanında hazırlanması ve mükelleflere ulaştırılmasını sağlayacak şekilde iş düzeni kurmak, işyerinde verimliliği sağlayacağı gibi, mükellefte de hedeflenen tatmini yaratacaktır.

Unutulmamalıdır ki, müşavirlik işletmesinin mükellefi tatmini, hizmet pazarlamasında büyük önem taşıyan “ağızdan ağıza pazarlama”, “fiskos pazarlaması” gibi adlarla tanımlanan mükellef tavsiyesini sağlayacaktır.

  1. Sonuç

Bir muhasebecilik ve müşavirlik işletmesinin başarısında, sunulan hizmetin, mükellef beklentilerin uygun olması ayrı bir önem arz etmektedir. Mükellefin beklentilerini     alması, meslek mensubu ile uzun dönemli bir iş ilişkisi içinde olmasını sağlayacağı gibi, memnuniyet, mükellefin meslek mensubunu çevresine de tavsiye etmesi sonucunu getirmektedir. Bu ise bir muhasebe ve müşavirlik işletmesinde tüm personel ile paylaşılmasını gerektiren değerleri ifade eden ve mükellef tatminini hedefleyen modern pazarlama anlayışı ile sağlanır.

Günümüzde artan rekabet, yabancı müşavirlik işletmelerinin pazara girişleri ve yeni standartlar ışığında yapılması gereken düzenlemeler, genellikle içe dönük, yani kayıt ve beyanname işlemleri hedefli çalışan meslek mensuplarının dışa dönük, başka bir anlatımla mükellefe yönelik pazarlama çabalarına da girmelerini zorunlu kılmaktadır.

Vergisel sorumluluklar çerçevesinde yapılacak işlerin yanısıra, modern pazarlama anlayışı doğrulturunda pazarlama çabalarını da planlamaları ve yürütmeleri günümüzde artan bir önemle meslek mensuplarını karşı karşıya bırakmaktadır.

DİPNOTLAR

  • Gülhan Suadiye, Cemal Yükselen, “Mükelleflerin ve Muhasebecilerin Birbirlerinden Beklentileri”, Mali Çözüm, İSMMMO Yayını, Yıl:11, Sayı:56, s.15-26.
  • Christopher Lovelock, Services Marketing, Third Edition, Prentice Hall International, 1996, 10-14.
  • İlhan Cemalcılar, “Pazarlama’nın Tanımı”, Pazarlama Dünyası, Yıl:1, Sayı:5, Eylül/Ekim 1987, s.13.
  • Cemal Yükselen, Pazarlama, İlkeler, Yönetim, 2. Baskı, Detay Yayıncılık, Ankara, 2000, s.