ARSA SAHİBİ OLMAYAN MÜTEAHHİTTEN DAİRE ALMAK

KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİ ( Yüklenicinin Sattığı Pay Yönünden )
YÜKLENİCİNİN MÜLKİYET ALACAĞINI TEMLİK ETMESİ ( Kat Karşılığıİnşaat Sözleşmesi )
ALACAĞIN TEMLİKİ ( Yüklenicinin Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde )

1. Geçerli bir kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yükleniciye ait olacağı kararlaştırılan bir bağımsız bölümün, yüklenici tarafından adi yazılı bir sözleşmeyle üçüncü bir kişiye satılması(Yargıtayın kökleşmiş uygulamasına göre), tapulu taşınmaza ilişkin bir satış sözleşmesi değil; alacağın temliki hükümlerine tabi bir işlemdir.

Eş söyleyişle,
böyle durumlarda, yüklenici kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine düşen bir bağımsız bölümü üçüncü kişiye satmış değil;
kat karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde o bağımsız bölüm yönünden arsa sahibine karşı sahip olduğu alacağını, daha açık bir ifadeyle o sözleşmeden doğan kişisel hakkını (o bağımsız bölümün mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteme hakkını) üçüncü kişiye temlik etmiş sayılır.

Ancak,
Alacağın temliki şeklinde gerçekleşen böyle bir sözleşmeye dayalı olarak temlik alanın talepte bulunabilmesi için, öncelikle yüklenici tarafından kendisine temlik edilen hakkın arsa sahibi nezdinde gerçekleşmesi; eş söyleyişle, yüklenicinin kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle arsa sahibine karşı üstlendiği edimi yerine getirmesi; inşaatı bitirmesi veya eksik kalan kısmın paraya dönüştürülerek tamamlanacak kadar cüzi bir boyutta olması gerekir. Aksi takdirde, temlik alan, temlik sözleşmesine dayalı olarak, o sözleşmenin tarafı durumunda bulunmayan arsa sahibinden herhangi bir talepte bulunamaz; sadece ve ancak, kendi akidi durumundaki yükleniciden tazminat isteyebilir.

Adım Adım Kurumlar vergisi hesaplanması

KURUMLAR VERGİSİNİN HESAPLANMASI :

  1. Kurum Kazancı
– Ticari Bilanço kârı / zararı
  1. İlaveler (+)
–   Kanunen kabul edilmeyen giderler
–   Önceki yıl ayrılan finansman fonu
  1. İlaveler Sonrası Kâr/Zarar (1+2)
  2. Zarar Olsa da İndirilecek İstisna ve İndirimler
–         İştirak kazançları
–         Yatırım fonları ve ortaklıkları portföy işletmeciliği kazancı
–         Rüçhan hakkı satışı ve emisyon primi kazancı
–         Yurt dışı inşaat ve onarım işlerinden sağlanan kazançlar
–         Eğitim, öğretim ve rehabilitasyon merkezi kazançları
–         İştirak hisseleri veya gayrimenkullerin satışından doğan kazançlar
–         Serbest bölgelerde elde edilen kazançlar
–         OHAL ve kalkınmada öncelikli yörelerde elde edilen kazançlar
–         Teknoloji geliştirme bölgelerinde elde edilen kazançlar
–         Ar-ge indirimi
–         Diğer indirimler (Uluslararası anlaşmalarda yer alan istisnalar ve Türk Uluslararası     Gemi Siciline kayıtlı gemilerin işletilmesi veya devrinden sağlanan kazançlar)
   5.    İstisnalar Sonrası Kâr/Zarar (3-4)
  1. Geçmiş Yıl Mali Zararları (İstisnalar sonrası kârdan büyük olamaz)
  2. Zarar Mahsubu Sonrası Kâr/Zarar (5-6). (Bu tutar pozitif çıkarsa yatırım indirimi uygulanır. Uygulanacak yatırım indirimi bu tutarı aşamaz.)
  3. Kazancın Bulunması Halinde İndirilecek İstisna ve İndirimler (-)
–         Risturnlar
–         Bağış ve yardımlar
–         Eğitim ve sağlık tesisleri ile yurt inşaatına ilişkin bağış ve yardımlar
–         Kültür ve turizm amaçlı bağış ve yardımlar
–         Sponsorluk harcamaları
–         Yatırım indirimi
–         Diğer indirimler ( temettü ikramiyeleri)
9. Kurumlar Vergisi Matrahı (7-8)

“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”Mustafa Kemal Atatürk

Ekran Resmi 2018-06-10 11.44.42.png

“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
Mustafa Kemal Atatürk

Anadolu Osb’nin üretim reform paketi hakkında görüşleri

Alınan bir dizi ekonomik tedbir kapsamında, Türkiye ekonomisi ve sanayisi bakımından stratejik öneme sahip Organize Sanayi Bölgeleriyle(OSB) ilgili “Üretim Reformu Paketi” olarak da adlandırılan bir Torba Kanun Tasarısı Taslağı ile önemli değişiklikler yapılması hedefleniyor. Çok sayıda Kanun ve KHK’da değişiklikler yapılmasını içeriyor. Kapsamlı bir çalışma. OSB’leri ve sanayicileri, daha çok vergi kanunlarında ve OSB kanunda yapılanlar ilgilendiriyor. Önce bir tespitle başlamak istiyorum. OSB’ler, 12/4/2000 tarihinde çıkarılan 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ile hukuki altyapısına kavuştu. Kanunda 16 yıllık uygulama süresinde neredeyse her yıl bir değişiklik yapıldı. Bu değişiklikler ihtiyaçtan kaynaklanmıştır. Bakanlığın OSB’lerin ve sanayicilerin sorunlarını çözmeye ve pozitif uygulamalar getirmeye yönelik iradesini takdirle karşılıyor ve emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.

 

Hızla değişen teknoloji, ekonomik koşullar ve yeni ihtiyaçlar nedeniyle bu olumlu ve iyi niyetli girişimler sonucu yapılan değişiklikler yetersiz kalıyor. OSB Kanunu, yürürlük ve yürütme hariç 29 esas madde, 2 ek madde ve 12 geçici madde olmak üzere toplam 43 maddeden oluşmaktadır. Taslak ile; OSB Kanununun 19 esas ve 4 geçici maddesinde değişiklik yapılacak, 2 ek ve 3 geçici madde eklenecek. Toplam 28 madde yer alıyor. Bu değişiklik bugüne kadar yapılan en kapsamlı değişiklik olacak. Muhtemeldir ki bir torba kanun Taslağı kapsamında OSB Kanunda yapılacak bu değişiklikler de, OSB’lerin ve bölge sanayicisinin ihtiyaçlarını ve beklentilerini tam anlamıyla karşılamayacaktır.

 

Konuyla ilgili önerilerimiz ise şöyledir:

İlk olarak şunu söylemek lazım, herhangi bir kanun madde sayısı veya içeriği bakımından %40’ını oluşturan kısmı yahut varlık sebebi olan(kanuna ruhunu veren) esaslı maddeleri değiştiriliyor ise, o kanunun yeniden yazılması düzenleme tekniği bakımdan daha uygundur.  İkinci olarak; OSB Kanunu torba taslaktan ayrı, bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalı, tüm maddeleri yeniden yazılmalı, maddeler ve bölümler arasında içerik ve sistematik bakımdan tutarlılık oluşturulmalı ve yenisi yürürlüğe konularak mevcut kanunun yürürlükten kaldırılmalıdır.  Bu çalışma, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda, OSB’lerin iki kuruluşu OSBÜK ve OSBDER ile Bakanlıkça farklı nitelikleri esas alınarak belirlenecek en fazla üç OSB’den de temsilcilerin katılımıyla oluşturulan bir komisyonca yapılmalıdır. Bizim önerimiz mutfak çalışmasında OSB’lerin temsilcisinin olmasıdır. Yine son sözü ayın Bakanımız koysun.

 

Taslak, kamuoyuna “ÜRETİM REFORM PAKETİ” şeklinde sunuldu. Gerçekten Taslağın böyle bir özelliği ve fonksiyonu var mı? Buna bakmak gerekir. Öncelikle bir tespitle başlayalım. Taslak, özellikle vergi kanunlarında öngördüğü değişiklikler ile OSB’ler ve sanayiciler lehine önemli düzenlemeler içeriyor, bunu söyleyelim.

Üretim reformu deyince ne anlamak lazım? Bunun aslından nereden bakıldığına bağlıdır. Bizim ne anladığımızı söyleyeyim. Bir defa, Türkiye sanayisi, bilimsel ve teknolojik içerikten, yenilikçi ve yaratıcı fikirlerden yoksun, ürün ve üretim yöntem ve tekniklerini geliştirme ve uyarlama yeteneği zayıf, ürettiği ve satışa sunduğu ürünlerde (dolayısıyla ihracatında) ithalat bileşenin payı yüksek bir sanayidir. Bu kısır döngüden çıkmamız lazım. Bu durumda, sanayinde ithalata bağımlılığın makul düzeye indirilmesini (ithal ikameci politika) ve üretimde orta ve ileri teknoloji ürünü desenine geçişi sağlamayı, yani sanayide yapısal dönüşümü gerçekleştirmeyi hedefleyen Taslak, üretim reformu kanunu taslağı olabilir. Bazı küçük vergisel avantajlar ve üniversitelere yönelik düzenlemeler bir yana bırakılacak olursa, Taslağın üretim reformu niteliği olmadığı, OSB’ler ile bazı kuruluşların teşkilat ve personel sorunlarını çözmeyi hedeflediği söylenebilir. Tabi ki, Taslak çok önemli ve olumlu düzenlemeler içeriyor. Reform iddialı bir söylem, biz de sanayiciler olarak böyle olmasını arzu ederdik.

 

OSB’ler açısından vergisel bazı olumlu düzenlemelerde var. Örneğin; yatırım yapmak isteyen girişimciler, sanayi yatırım kredisi kullandıklarında bu kredilerde, banka ve sigorta muameleleri vergisi ödemeyecek.  OSB’lerde emlak vergine esas arazi ve arsa rayiç bedeli,  komşu emsal rayiç değerini aşamayacak. Beş yıllık muafiyetten sonra, emlak vergisi, organize sanayi bölgelerinde %75 indirimli olacak. Yine organize sanayi bölgelerinin altyapı yapım işleri, sanayi sitelerinin üstyapı ve altyapı yapım işleri ile organize sanayi bölgeleri ve sanayi sitelerinin arsa ve işyeri teslimlerinde KDV ödenmeyecek. Bunlar yasalaşması halinde önemli bir değişiklikler. Bir başka önemli değişiklik, organize sanayi bölgelerince katılımcıya yapılan arsa satış hasılatlarından KOSGEB’e yüzde 1 oranında ödeme yapılmayacak. Bu Taslak ile OSB’lerde, elektrik enerjisi satış bedelleri üzerinden kesilen TRT payının kaldırılmasını bekliyorduk. Ancak bu yok. Sanayici bakımından önemli bir mali yük.

 

OSB Kanunda yapılan değişiklikler kapsamlı; olumlu ve olumsuz olanlar var.  Beklediğimiz halde taslakta olmayanlar var. Bunları burada tek tek sayma imkanı yok. Ancak beklentilerimizi karşılamayan bazı önemli konulara değinmek gerekir.

 

Her parselde bir katılımcı veya kiracısı faaliyette bulunabileceği düzenleniyor. TTK’da tanımlanan hâkim ve bağlı şirketler bu hükümden istisna tutuluyor. İşyeri açma ve çalışma ruhsatı mevzuatına göre;  aynı adreste bulunsa bile ana faaliyet konusu veya işletmecisi farklı olan işyerlerine ayrı ayrı ruhsat düzenlenebilir. Ancak, Taslak değişiklik önerisi yeni bir sınırlama getirecek. OSB’lerin ve katılımcıların, esas beklentisi; OSB katılımcısına ait işyerinde (parselde/tesiste), katılımcının farklı faaliyet konuları veya imalatını yaptığı malın pazarlaması yahut lojistik işleri için kurduğu diğer şirketleri ile üretim sürecinin bir aşamasını üstlenmiş olan taşeron firmanın/firmalarının katılımcıya ait işyerinde faaliyette bulunabilmesidir.

 

OSB’lerde genel kurula geçişin şartları ağırlaştırılıyor. Kanunun 25 inci maddesi, OSB’lerde genel kurula geçişin şartlarını düzenliyor. Maddenin mevcut halinde, 2/3 yapı kullanma izni ve bunun da yarısında (1/3=0,33) işyeri açma ve çalışma ruhsatı aranırken, bu taslakta ½ (0,50) işyeri açma ve çalışma ruhsatı aranmaktadır. Ayrıca mevcut kanunda orana esas hesaplamada “OSB de kurulacak toplam işletme sayısı” dikkate alınmakta iken, Taslakta idari ve sosyal tesis alanlarındaki katılımcılar da katılımcı sayısına eklenerek oran ½’i den de yukarıya taşınmıştır. Sanayiciler kendilerini yönetecek kişileri seçme ehliyetine sahiptir. Kendi seçtikleri yöneticiler tarafından yönetilmelerinin önünün açılması, OSB ruhuna ve demokratik kültürün yerleşmesine ve gelişmesine daha uygun olduğu tartışmasızdır. Bakanlığın idari vesayet yetkisinin güçlendiği ve çeşitlendiği de dikkate alındığında, OSB’lerin Bakanlıktan beklentileri, genel kurula geçişin kolaylaştırılması, bölgenin, sanayicileri tarafından seçilen yönetim ve denetim kurulları tarafından yönetilmelerine imkân sağlanmasıdır.

 

Yatırımcıya üst yapılı veya üst yapısız sanayi parseli sunmak üzere yeni bir İktisadi Devlet Teşekkülü (İDT yaratılıyor). Taslak ile OSB Kanununa eklenen ek maddelerle; sanayi parseli arzını artırmak, yatırımcının üst yapılı veya üst yapısız sanayi alanlarına ulaşmasını sağlamak amacıyla sermayesi Devlete ait Sanayi Gayrimenkul Yatırım Anonim Şirketi unvanıyla bir şirket kuruluyor. Bu şirketin amacı ve faaliyet konuları, OSB’ler ve yine bu Kanuna göre kurulan özel OSB’ler tarafından yerine getirmesi mümkündür.  Devletin, yatırımcılara alt ve üstyapısı tamamlanmış sanayi parseli arzını OSB’ler aracılığıyla yapmasına hukuki bir engel bulunmadığı gibi; OSB’ler, bu konuda yeterli bilgi, tecrübe ve arazi/arsa arzı kapasitesine de sahiptir. Esas görevi de, yatırımcıya alt yapısı tamamlanmış sanayi parseli sunmaktır. Devlet OSB’lere faizsiz veya düşük faizli üst yapı kredisi vererek yatırımcının üstyapısı tamamlanmış yatırım yeri ihtiyacını karşılayabilir. Ayrıca, böyle bir şirket kuruluşunun piyasa ekonomisi dinamikleri ve iktisadi devlet teşekküllerinin özelleştirilmesi bakımından izahının zor olacağı da tartışmasızıdır.

 

Kanun tasarısında şunları beklerdik:

En önemlisi OSB’lerde katılımcıya arsa tahsisi, iptali ve geri alınması istemi sorun üretiyor, yeniden düzenlenmesi gereklidir. OSB’lerde arsa tahsisi, tahsisin iptali ve katılımcıdan arsanın geri alınması sorunlu alanların başında geliyor. OSB’lerin arsa tahsisi iptali kararlarından doğan hukuki uyuşmazlıklar, OSB mevzuatından doğan uyuşmazlıklar içinde önemli bir yer tutmaktadır. OSB’ler öz kaynak ihtiyacını karşılamak için biryandan katılımcı olma talepleri doğrultusunda yatırım yapmak isteyenlere tahsis yapıyor; diğer yandan da kamulaştırmayı, imar planlarını ve altyapı yatırımlarını etaplar halinde gerçekleştirmeyi planlayarak finansman sorununu çözmeye çalışıyor. Belirtilen gerekçe ile katılımcılara tahsis yapılmış olabilir. Bu aşamada henüz kamulaştırma, imar planları ve alt yapı yatırımları gerçekleştirilmemiştir. OSB mevzuatında arsa tahsisi düzenlendiği halde, arazi tahsisi düzenlenmemiştir. Tahsisin; finansman temini amacıyla parselasyon planından önce yapılan arazi ön tahsisi ve parselasyon planından ve alt yapı yatırımlarının gerçekleşmesinden sonra ve yapı yapmaya elverişli parsel teslimi şeklinde tahsis olarak iki aşamalı yapılması, arsa tahsisi iptali kararlarından doğan hukuki uyuşmazlıkları önemli ölçüde azaltacağı gibi, uygulama sorunlarının çözülmesine de önemli katkı sağlayacaktır.

Yurt Dışına Hizmet Veren İşletmelerde vergi Indirimi-Evren özmen mali Müşavir 

Uygulama için [email protected]

TEBLİĞ
Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

(SERİ NO: 293)

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Yurt Dışına Hizmet Veren İşletmelerde İndirim

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 22, 23 ve 25 inci maddelerinde yapılan değişiklikler ile 193 sayılı Kanunun mülga 33 üncü maddesinin yeniden düzenlenmesiyle getirilen yurt dışına hizmet veren işletmelerin istihdam ettikleri hizmet erbabının ücretlerine ilişkin indirim uygulamasına yönelik hususları düzenlemektir.

Yasal düzenleme

MADDE 2 – (1) 6728 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, 193 sayılı Kanunun mülga 33 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme 1/1/2017 tarihinde yürürlüğe girecektir.

“Yurt dışına hizmet veren işletmelerde indirim:

MADDE 33 – Bu Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde yer alan indirim kapsamındaki faaliyet alanlarında hizmet veren işverenlerin, destek personeli hariç olmak üzere, münhasıran bu faaliyetler için istihdam ettikleri ve fiilen bu işleri ifa eden hizmet erbabına ödedikleri ücretler üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan vergiden, işverenin bu faaliyetlerinden sağladığı hasılatın %85’inin yurt dışından elde edilmiş olması ve fatura veya benzeri belgenin yurtdışındaki müşteri adına düzenlenmesi şartıyla, her bir çalışan için faaliyetin yapıldığı yılın Ocak ayına ait asgari ücretin safi tutarının bu Kanunun 103 üncü maddesindeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir diliminde yer alan oranla çarpılmasıyla bulunan indirim tutarı mahsup edilir.

Bu indirim, yıl içinde vergilendirme dönemleri itibarıyla tahsil edilen vergilerin, bu maddede yer alan şartların gerçekleşmesi halinde, takvim yılına ilişkin yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihten sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergilerden mahsup edilmek suretiyle uygulanır.

Bu maddede yer alan %85 oranını, hizmet alanları itibarıyla veya kazanç tutarına bağlı olarak ayrı ayrı veya birlikte %50’ye kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya Bakanlar Kurulu, bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

Yurt dışına hizmet veren işletmelerin istihdam ettikleri hizmet erbabının ücretlerine ilişkin indirim uygulaması

MADDE 3 – (1) 193 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi ile 5520 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde yer alan indirim kapsamındaki faaliyet alanlarında hizmet veren işverenlerin, destek personeli hariç olmak üzere, münhasıran bu faaliyetler için istihdam ettikleri ve fiilen bu işleri ifa eden hizmet erbabına ödedikleri ücretler üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan vergiden, işverenin bu faaliyetlerinden sağladığı hasılatın %85’inin yurt dışından elde edilmiş olması ve fatura veya benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şartıyla, her bir çalışan için faaliyetin yapıldığı yılın Ocak ayına ait asgari ücretin safi tutarının 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesindeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir diliminde yer alan oranla çarpılmasıyla bulunan indirim tutarı mahsup edilebilecektir.

(2) Yurt dışına hizmet veren işletmelerin, istihdam ettikleri personelin ücretlerine ait stopaj indiriminden yararlanabilmeleri için aşağıda belirtilen faaliyetlerde bulunmaları gerekmektedir:

a) Münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi hizmetleri.

b) İlgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim alanlarında yürütülen hizmetler.

c) İlgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak verilen eğitim ve sağlık hizmetleri.

(3) Mükellefler, işletmelerinde ikinci fıkrada belirtilen hizmetlerden sadece birisini verebilecekleri gibi şartları taşımak kaydıyla birden fazlasını da verebileceklerdir.

(4) Söz konusu hizmetlerin Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara verilmesi gerekmektedir.

6736 Dilekçe

 
………………. KURUMUNA[1]
              ………………………………        
 
         Kurumunuzun verdiği ve dava konusu yaptığım aşağıda belirtilen idari para cezaları için 6736 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmayı talep ediyor ve yapılandırılan borçlarımı aşağıdaki şekilde ödemek istiyorum.
                           
    Peşin (Yazıyla:…………….……..)[2]   12 eşit taksitte (Yazıyla:………..)
    6 eşit taksitte (Yazıyla:…………..)[3]       18 eşit taksitte (Yazıyla:………..)
    9 eşit taksitte (Yazıyla:…………..)          
               
Yapılandırılmasını talep ettiğim borçlarıma ilişkin ihtilafta, tarafıma tebliğ edilmiş en son karar ekte yer almaktadır.[4]
Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisini süresinde ödemem koşuluyla, bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödememe ya da eksik ödeme yapmam halinde madde hükümlerine göre yapılandırılan borçlarıma ilişkin kalan taksitlerimi ödeme hakkımı kaybedeceğimi biliyor, iletişim bilgilerimin bilgilendirme amacıyla kullanılmasına izin veriyorum.

Yapılandırılan idari para cezalarıyla ilgili olarak; 5326 sayılı Kanun uyarınca indirim talep etmeyeceğimi, dava açmayacağımı, kanun yollarına başvurmayacağımı ve açmış olduğum tüm davalardan vazgeçtiğimi bildirir, gereğinin yapılmasını ve dilekçemin birer örneğinin ilgili mahkeme ile vergi dairesine gönderilmesini arz ederim.

 

                      …/…/2016
                      Adı ve Soyadı[5] / Unvanı
                      İmza / Kaşe

 

 

BORÇLUNUN KİMLİK BİLGİLERİ

VERGİ KİMLİK NUMARASI[6]  
ADI VE SOYADI / UNVANI  
İLETİŞİM BİLGİLERİ Adres  
Telefon Cep 0 (          )
İş 0 (         )
Ev 0 (         )
E-posta   @  
ARAÇ PLAKA NO [7] 1 2 3

 

BORÇLAR[8]

  Türü Dönemi Tutarı[9] Yargı Mercii Davanın Esas Numarası
1          
2          
3          
4          
5          

EKLER: ….. Adet LİSTE I

               ….. Adet Mahkeme Kararı

[1] İdari para cezasını veren kuruma üç örnek dilekçe verilecektir.

[2] Yapılandırılan alacak tutarının tamamının ilk taksit ödeme süresi içerisinde ödenmek istenmesi halinde bu seçenek tercih edilecek ve el yazısı ile “peşin” ibaresi yazılacaktır.

[3] Hesaplanacak alacak tutarının 2’şer aylık dönemler şeklinde taksitle ödenmek istenmesi halinde, başvuru sırasında bu seçeneklerden biri tercih edilecek ve tercih edilen taksit sayısı el yazısı ile yazılacaktır. Tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapılamayacaktır.

[4] İhtilafa ilişkin verilmiş herhangi bir karar bulunması halinde eklenecektir.

[5] Tüzel kişilik adına yapılacak başvurular kanuni temsilciler tarafından yapılacaktır. Başvuru sırasında kanuni temsilci sıfatını gösterir belge eklenecektir.

[6] T.C. vatandaşı olan gerçek kişilerde T.C. kimlik numarası, yabancı kimlik numarası bulunan yabancı gerçek kişilerde yabancı kimlik numarası yazılacaktır.

[7] Yapılandırmaya konu borcun ilişkili olduğu araç sayısının 3’ten fazla olması halinde EK: LİSTE I kullanılacaktır.

[8] Yapılandırmaya konu idari para cezalarının veya ihtilafların 5’ten fazla olması halinde EK: LİSTE I kullanılacaktır.

[9] Borcun tutarı bilinmiyorsa bu sütun boş bırakılacaktır.

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU TANIK ÜCRET TARİFESİ

1 Ekim 2016 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 29844
TEBLİĞ
Adalet Bakanlığından:

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU TANIK ÜCRET TARİFESİ
Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tarifenin amacı, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince tanığa ödenecek ücret ve giderlerin miktarı ile bunların ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tarife, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 265 inci maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Ücret

MADDE 3 – (1) Tanığa, tanıklık nedeniyle kaybettiği zamanla orantılı olarak 20,00 ilâ 40,00 TL arasında ücret ödenir.

Giderler

MADDE 4 – (1) Tanık, hazır olabilmek için seyahat etmek zorunda kalmışsa yol giderleriyle tanıklığa çağrıldığı yerdeki konaklama ve beslenme giderleri de karşılanır.

Muafiyet

MADDE 5 – (1) Tanığa bu Tarifeye göre ödenmesi gereken ücret ve giderler hiçbir vergi, resim ve harca tabi değildir.

Yürürlükten kaldırılan tarifeler

MADDE 6 – (1) Aşağıdaki tarifeler yürürlükten kaldırılmıştır:

a) 30/9/2015 tarihli ve 29488 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi.

b) 28/9/2014 tarihli ve 29133 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi.

c) 26/9/2013 tarihli ve 28777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi.

ç) 2/10/2012 tarihli ve 28429 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi.

d) 30/9/2011 tarihli ve 28070 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi.

Yürürlük

MADDE 7 – (1) Bu Tarife yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 
 

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU HAKEM ÜCRET TARİFESİ

1 Ekim 2016 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 29844
TEBLİĞ
Adalet Bakanlığından:

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU HAKEM ÜCRET TARİFESİ
Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tarifenin amacı, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre tahkim yoluyla görülen dava ve işlerde, taraflarla hakem veya hakem kurulları arasında ücretin belirlenmesi konusunda anlaşmaya varılamaması veya tahkim anlaşmasında bir hüküm bulunmaması ya da taraflarca bu konuda yerleşmiş kurallara veya kurumsal tahkim kurallarına yollama yapılmaması hallerinde hakem veya hakem kuruluna ödenecek ücretin miktarı ile ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tarife, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 440 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Hakem ücretinin kapsadığı işler

MADDE 3 – (1) Tarifede yazılı hakem ücreti, tahkim davasının açıldığı tarihten itibaren nihaî hakem kararı verilinceye kadar yapılan dava ile ilgili iş ve işlemlerin karşılığıdır.

(2) Hakem kararının düzeltilmesi, yorumlanması veya tamamlanması halleri ek ücreti gerektirmez.

Başkanın ücreti

MADDE 4 – (1) Başkanın ücreti, hakemlerden her birine ödenecek hakem ücretinin yüzde on fazlası olarak hesaplanır.

Ücretin kısmen hak edilmesi ve ücret ödenmeyecek haller

MADDE 5 – (1) Hakemlerden birinin veya hakem kurulunun görevinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 435 inci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c), (ç), (d) ve (e) bentlerinde yazılı sebeplerden biriyle sona ermesi halinde, ücret tablosunda yazılı ücretin yarısına hükmedilir.

Davanın geri alınması, konusuz kalması, feragat, kabul veya sulh halinde ücret

MADDE 6 – (1) Anlaşmazlığın, davanın geri alınması, konusuz kalması, feragat, kabul veya sulh nedeniyle, hakem veya hakem kurulunca taraflara delillerin sunulması hususunda süre verilmesinden önce sona ermesi halinde ücret tablosunda belirlenen ücretin yarısına, süre verilmesinden sonra sona ermesi halinde ise tabloda belirlenen ücretin tamamına hükmolunur.

Kısmî kararda ücret

MADDE 7 – (1) Hakem veya hakem kurulunca kısmî karar verilmesi halinde ücret, kısmî karar konusu uyuşmazlığın değerine göre belirlenir.

(2) Kısmî kararın, nihaî karar olarak verilmesi halinde ücret tablosunda yazılı ücretin tamamına hükmedilir.

İptal davası sonucunda hakemin davaya yeniden bakması

MADDE 8 – (1) Hukuk Muhakemeleri Kanununun 439 uncu maddesinin yedinci fıkrası uyarınca tarafların eski hakemlerden birini yeniden tayin etmeleri durumunda ücret tablosunda yazılı ücretin yarısına hükmedilir.

Ücretin hak edilme zamanı

MADDE 9 – (1) Hakem ücreti, tahkim yargılamasının sona ermesi ile hak edilir.

Ücretin paylaşımı

MADDE 10 – (1) Ücret tablosuna göre belirlenecek ücret, 4 üncü madde hükmü de gözetilmek suretiyle hakemler arasında paylaştırılır.

Uygulanacak tarife

MADDE 11 – (1) Hakem ücretinin tayininde hüküm verildiği tarihte yürürlükte bulunan tarife esas alınır.

Ücret tablosu

MADDE 12 – (1) Bu Tarifeye göre verilecek ücretler aşağıdaki ücret tablosuna göre hesaplanır.

 

ANLAŞMAZLIK KONUSU DEĞER

ÜCRET

TEK HAKEM

3 VEYA DAHA FAZLA 

SAYIDA HAKEM

İlk gelen 500.000,00 TL için

% 5

% 8

Sonra gelen 500.000,00 TL için

% 4

% 7

Sonra gelen 1.000.000,00 TL için

% 3

% 6

Sonra gelen 3.000.000,00 TL için

% 2

% 4

Sonra gelen 5.000.000,00 TL için

% 1

% 2

10.000.000,00 TL’den yukarısı için

% 0,1

% 0,2

 

Yürürlükten kaldırılan tarifeler

MADDE 13 – (1) Aşağıdaki tarifeler yürürlükten kaldırılmıştır.

a) 30/9/2015 tarihli ve 29488 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hakem Ücret Tarifesi.

b) 28/9/2014 tarihli ve 29133 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hakem Ücret Tarifesi.

c) 26/9/2013 tarihli ve 28777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hakem Ücret Tarifesi.

ç) 2/10/2012 tarihli ve 28429 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hakem Ücret Tarifesi.

d) 30/9/2011 tarihli ve 28070 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hakem Ücret Tarifesi.

Yürürlük

MADDE 14 – (1) Bu Tarife yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 
 

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU GİDER AVANSI TARİFESİ

1 Ekim 2016 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 29844
TEBLİĞ
Adalet Bakanlığından:

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU GİDER AVANSI TARİFESİ
Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tarifenin amacı, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tarife, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 120 nci maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Gider avansı

MADDE 3 – (1) Davacı, bu Tarifede gösterilen gider avansını dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri ile dosyanın Yargıtay’a gidiş dönüş ücretleri gibi giderleri kapsar.

Gider avansı miktarı

MADDE 4 – (1) Davacı;

a) Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri,

b) Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri,

c) Dava dilekçesinde keşif deliline dayanılmış ise keşif harcı avansı ile birlikte 85 TL ulaşım gideri,

ç) Dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayanılmış ise Bilirkişi Ücret Tarifesinde davanın açıldığı mahkeme için öngörülen bilirkişi ücreti,

d) Diğer iş ve işlemler için 55 TL,

toplamını avans olarak öder.

Gider avansının iadesi

MADDE 5 – (1) Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir.

(2) Geçici hukuki koruma talebi için alınan gider avansının kullanılmayan kısmı verilen karardan sonra talep üzerine iade edilir.

Zaman bakımından uygulama

MADDE 6 – (1) 1/10/2011 tarihinden önce açılmış olan davalarda, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 120 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre gider avansı ikmal ettirilir.

Yürürlükten kaldırılan tarifeler

MADDE 7 – (1) Aşağıdaki tarifeler yürürlükten kaldırılmıştır:

a) 30/9/2015 tarihli ve 29488 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi.

b) 28/9/2014 tarihli ve 29133 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi.

c) 26/9/2013 tarihli ve 28777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi.

ç) 2/10/2012 tarihli ve 28429 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi.

d) 30/9/2011 tarihli ve 28070 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi.

Yürürlük

MADDE 8 – (1) Bu Tarife yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 
 

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU BİLİRKİŞİ ÜCRET TARİFESİ2016-2017

TEBLİĞ
Adalet Bakanlığından:

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU BİLİRKİŞİ ÜCRET TARİFESİ
Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tarifenin amacı, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince bilirkişiye ödenecek ücret ve giderlerin miktarı ile bunların ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tarife, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 283 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Bilirkişi ücreti

MADDE 3 – (1) Bilirkişi ücreti, bilirkişiye sarf etmiş olduğu emek ve mesaisi karşılığı ödenen ücrettir.

Giderler

MADDE 4 – (1) Bilirkişiye inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri de ödenir.

Bilirkişi ücretleri

MADDE 5 – (1) Bu Tarifeye göre verilecek bilirkişi ücretleri aşağıda gösterilmiştir.

 

a)Sulh hukuk mahkemelerinde görülen dava ve işler için 

165,00 TL

b) İcra hukuk mahkemelerinde görülen dava ve işler için 

165,00 TL

c) Asliye hukuk mahkemelerinde görülen dava ve işler için

275,00 TL

ç) Aile mahkemelerinde görülen dava ve işler için

220,00 TL

d) İş mahkemelerinde görülen dava ve işler için

220,00 TL

e) Kadastro mahkemelerinde görülen dava ve işler için

220,00 TL

f) Tüketici mahkemelerinde görülen dava ve işler için

165,00 TL

g) Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinde görülen dava ve işler için

330,00 TL

ğ) Asliye ticaret ve denizcilik ihtisas mahkemelerinde görülen dava ve işler için

330,00 TL

 

(2) Dava, mahkemece hangi sıfatla görülüyorsa bilirkişi ücreti de buna göre belirlenir.

Bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde ücret

MADDE 6 – (1) Bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde, görülmekte olan davanın türüne göre ait olduğu mahkemeye ait bilirkişi ücreti ödenir.

Tarifede belirtilen ücretlerin azaltılması ve artırılması

MADDE 7 – (1) Hâkim, işin mahiyetine göre bu Tarifede yazılı bilirkişi ücretlerini artırabilir ve indirebilir.

Seri dosyalarda bilirkişi ücreti

MADDE 8 – (1) Ayrı bir inceleme ve araştırmayı gerektirmeyen seri dosyalarda bu Tarifede yazılı bilirkişi ücretlerinde indirim yapılır.

Ücretin ödenmesi

MADDE 9 – (1) Yazı işleri müdürü veya görevli personel tarafından bilirkişi ücretinden gerekli vergiler kesildikten sonra kalanı bilirkişiye ödenir.

Uygulanacak tarife

MADDE 10 – (1) Bilirkişi ücretinin tayininde mahkemece görevlendirmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan tarife esas alınır.

Yürürlükten kaldırılan tarifeler

MADDE 11 – (1) Aşağıdaki tarifeler yürürlükten kaldırılmıştır.

a) 30/9/2015 tarihli ve 29488 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi.

b) 28/9/2014 tarihli ve 29133 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi.

c) 26/9/2013 tarihli ve 28777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi.

ç) 2/10/2012 tarihli ve 28429 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi.

d) 30/9/2011 tarihli ve 28070 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi.

Yürürlük

MADDE 12 – (1) Bu Tarife yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 

Kat Karşılığı İnşaat İşlerinde Belge ve Kayıt Düzeni Nihat Kara,Deloitte Vergi Denetçisi

Kat Karşılığı İnşaat İşlerinde Belge ve Kayıt Düzeni Nihat Kara, Deloitte Vergi Denetçisi Özet Son yıllarda ekonomide lokomotif rol üstlenen inşaat sektöründe birçok farklı türde yapım modeli vardır. Bunlardan birisi de, hem arsa sahibi hem de müteahhit firmalar açısından kârlı olarak değerlendirilebilecek olan kat karşılığı inşaat işleridir. Trampa olarak değerlendirilebilecek bu işlem sırasında Kurumlar Vergisi, Harçlar Kanunu, Katma Değer Vergisi ve Vergi Usul Kanunu açısından birçok hatalı uygulama yapılabilmektedir. Bu makalede bahsedilen bu kanunlar uyarınca hesaplama yöntemleri ve kanunlar açısından doğacak vergisel yükler hakkında açıklamalarda bulunulmuştur. Kurumlar Vergisi Kanunu Açısından Kurumlar Vergisi Kanunun (KVK) 5/1 (e) maddesine göre kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların % 75’lik kısmı kurumlar vergisinden istisnadır. 1 Seri No.lu KVK Genel Tebliği’nin 5.6.2.4.1. “Taşınmazlar ile iştirak hisselerinin para karşılığı olmaksızın devir ve temliki, trampası ve kamulaştırılması” bölümünde aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir. “İstisna uygulanabilmesi için taşınmazlar ile iştirak hisselerinin satılması ve bu işlemden bir kazanç elde edilerek, satan kurumun mali yapısında bir iyileşmenin olması gerekmektedir. Bu nedenle, söz konusu aktif kalemlerin para karşılığı olmaksızın devir ve temliki, trampası gibi işlemler istisna kapsamına girmemektedir. Kat karşılığında arsa devrinde olduğu gibi, bir mal veya hakkın başka bir mal veya hak ile değiştirilmesini ifade eden trampa işlemlerinde de söz konusu istisna hükmü uygulanmayacaktır.” Buna göre; arsa satışından elde edilecek kazanç için KVK 5/1 (e) istisnasından faydalanılamayacak olup, kazancın tamamı kurumlar vergisine tabi olacaktır. Vergi Usul Kanunu Açısından Firmaların arsa sahiplerine yaptıkları daire teslimini takiben 7 gün içerisinde dairelerin emsal bedelleri üzerinden KDV’li olarak fatura düzenlemeleri gerekmektedir. Arsa sahibinin gerçek kişi olması durumunda teslim alınan arsa bedeli(*) hesaplanarak KDV’siz ve Stopajsız gider pusulası düzenlenerek tevsik edilecektir. Arsa sahibinin bir iktisadi işletme olması durumunda ise, teslim edilen arsa için arsa sahibi tarafından, şirketinizce kendisine teslim edilen dairelerin emsal bedeli üzerinden fatura düzenlenmesi gerekmektedir. (*)Arsa bedeli ise, Müteahhit açısından arsa sahibine teslim edilen daire ve işyerlerinin inşaatı için yapılan harcamaların toplamını oluşturmakta olup, bu bedel inşaat maliyetinin de içerisinde yer almaktadır. Dairelerin emsal bedellerinin belirlenmesi Vergi Usul Kanunu 267. Maddesinde yer aldığı üzere aşağıdaki gibi tarif edilmiştir: “Emsal bedeli, gerçek bedeli olmayan veya bilinmeyen veyahut doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değerdir. Emsal bedeli sıra ile aşağıdaki esaslara göre tayin olunur: Birinci sıra: (Ortalama fiyat esası) aynı cins ve nevideki mallardan sıra ile değerlemenin yapılacağı ayda veya bir evvelki veya bir daha evvelki aylarda satış yapılmışsa, emsal bedeli bu satışların miktar ve tutarına göre mükellef tarafından çıkarılacak olan “Ortalama satış fiyatı” ile hesaplanır. Bu esasın uygulanması için, aylık satış miktarının, emsal bedeli tayin olunacak her bir malın miktarına nazaran %25’ten az olmaması şarttır. İkinci sıra: (Maliyet bedeli esası) Emsal bedeli belli edilecek malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, bu takdirde mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için %5, perakende satışlar için %10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli eder. Üçüncü sıra: (Takdir esası) Yukarıda yazılı esaslara göre belli edilemeyen emsal bedelleri ilgililerin müracaatı üzerine takdir komisyonunca takdir yolu ile belli edilir. Takdirler, maliyet bedeli ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma dereceleri nazara alınmak suretiyle yapılır. Takdir edilen bedellere mükelleflerin vergi mahkemesinde dava açma hakkı mahfuzdur. Ancak, dava açılması verginin tahakkuk ve tahsilini durdurmaz. Emsal bedelinin mükellef tarafından bizzat hesaplandığı hallerde, bu hesaplara ait kayıt ve cetveller ispat edici kağıtlar olarak muhafaza edilir.” Harçlar Kanunu Açısından Kat karşılığı daire teslimlerinde dairelerin değeri Harçlar Kanunu Madde 60’ta belirtildiği üzere “işlemlerin nevi ve mahiyetine göre, değer esası üzerinden nispî veya maktu olarak alınır.” Aynı kanunun 63. Maddesinde ise, “Madde 63 – Bu Kanunda sözü edilen “kayıtlı değer” veya ” emlâk vergisi değeri” deyimi; 1319 sayılı Emlâk Vergisi Kanununun 29 uncu maddesine göre belirlenen vergi değerini ifade eder. Gayrimenkul devir ve iktisaplarında tapu ve kadastro harcı, emlak vergisi değerinden az olmamak üzere, beyan edilen devir ve iktisap bedeli üzerinden hesaplanır. Kat irtifaklı gayrimenkul devir ve iktisaplarında harç, devir ve iktisap bedelinin tamamı üzerinden hesaplanır. Tapuda yapılan işlemden sonra, emlak vergisi değerinden daha düşük bir bedel üzerinden harç ödendiğinin veya beyan edilen devir ve iktisap bedelinin gerçek durumu yansıtmadığının tespit edilmesi halinde, aradaki farka isabet eden harç ikmalen veya re’sen tarh edilir. Bu suretle tarh edilecek tapu ve kadastro harcı için, 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan vergi ziyaı cezası % 25 nispetinde uygulanır. Takdir komisyonu kararlarına istinaden bu fıkra uyarınca tarhiyat yapılamaz.” denilmektedir. Buna göre kat karşılığı inşaat işlerinde Tapu Harcının belirlenmesinde emlak vergisi değeri göz önüne alınarak beyan edilmesi gerekmektedir. KDV Kanunu Açısından a)Arsa Sahibinin Şirket Olması Durumunda: Müteahhit firmaların kat karşılığı daire teslimleriyle ilgili olarak KDV Kanunu Md. 17/4-r’de yer alan “kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimlerinin KDV’den müstesnadır” hükmü gereği olarak KDV istisnasından yararlanması ise istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimlerinin istisna kapsamı dışında olduğundan mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, arsa devri suretiyle müteahhitten alınan bağımsız bölümlerin müteahhit tarafından teslimi KDV’ye tabidir. Bu durumda arsa, KDV istisnası kapsamında müteahhide KDV hesaplanmaksızın devredilirken, müteahhitten alınan bağımsız bölümler için arsa sahibi tarafından müteahhide KDV ödenmesi gerekecektir. Dolayısıyla arsanın KDV’siz devri durumu arsa sahibi aleyhine sonuç doğuracaktır. Bu açıdan da arsa sahibince müteahhide devredilen arsa için KDV istisnasının uygulanmaması ve devrin KDV’li olarak yapılması, KDV yükünü ortadan kaldıracaktır. Yine ayrıca kat karşılığı arsa tesliminin satış değil trampa hükmünde olduğu bu nedenle de KDV istisnasından yararlanılamayacağı yönünde görüşler de bulunmaktadır. Sonuç olarak, arsa teslimleri genel oranda KDV’ye tabidir. Ancak, teslime konu arsalar, en az iki tam yıl süreyle şirketin aktifinde kayıtlı olması halinde (arsa sahibi şirketin faaliyet konusunda arsa alım-satım işleminin yer almaması ve bu işin ticaretini yapmaması şartıyla) Kanunun 17/4-r maddesi kapsamında KDV’den istisna olacaktır. b)Müteahhit Tarafından Yapılan Teslim: Müteahhit tarafından arsa sahibine arsanın karşılığı olarak yapılan teslimlerde, emsal bedel üzerinden KDV uygulanır. Emsal bedelin belirlenmesinde ayrıca KDV kanunu 27/4 maddesinde “ Katma değer vergisi uygulaması bakımından emsal bedelin tayininde genel idare giderleri ve genel giderlerden mamule düşen hissenin bedele katılması mecburidir.” denilmiştir. Buna göre maliyet bedellerinin hesaplanması sırasında Genel Yönetim giderlerinin projeye isabet eden kısımlarının da bu bedele dahil edilmesi gerekecektir. Yine 60 numaralı KDV sirküleri 1.8.1. maddesi uyarınca, “Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutad ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte, müteahhide yapılan bu arsa teslimi nedeniyle düzenlenecek faturada arsa karşılığı alınan bağımsız birimlerin emsal bedeli (arsa payı dahil) üzerinden genel oranda KDV hesaplanması gerekmektedir.” denilmektedir. Daire teslimleri için düzenlenecek faturalarda yer alacak KDV oranı ise, KDV Genel Uygulama Tebliğinin 2.1.3. maddesinde yer aldığı üzere belirlenmesi, bu tebliğ uyarınca 150 m2’yi geçiyorsa %18, geçmiyorsa %1 uygulanması gerekmektedir. Tebliğin ilgili kısmı aşağıdaki gibidir: 2.1.3. Net Alan Net alan deyimi “konut içerisinde duvarlar arasında kalan temiz alan” olarak tanımlanan faydalı alanı ifade etmekte olup, plan ve proje gereği konut dışında bir amaçla kullanılacak bölümleri de ihtiva eden inşaatlarda indirimli oran sadece konut olarak kullanılacak bölümlere uygulanır. Net alanın hesaplanması konusunda aşağıdaki şekilde hareket edilir: a. Balkon, kömürlük, garaj, asansör boşluğu ve benzeri yerler, konutlardan ayrı olarak kullanılmaları mümkün olmadığından prensip olarak net alan hesabına dahildir. b. Faydalı alan genel olarak duvar yüzlerinde 2,5 cm sıva bulunduğu kabul edilerek, proje üzerinde gösterilmiş bulunan kaba yapı boyutlarının her birinden 5’er cm. düşülmek suretiyle hesaplanır. Ancak; -Konutlarda kapı ve pencere şeritleri, duman ve çöp bacası çıkıntıları, ışıklıklar ve hava bacaları, -Karkas binalardaki kolonların duvarlardan taşan dişleri, -Bir konuttaki balkonların veya arsa zemininden 0,75 m’den yüksek terasların toplamının 2 m2’si çok katlı binalarda yapılan çekme katların etrafında kalan ve ticaret bölgelerinde zemin katların komşu hududuna kadar uzaması ile meydana gelen teraslar, -Çok katlı binalarda genel giriş, merdiven, sahanlıklar ve asansörler, -İki katlı tek ev olarak yapılan konutlarda iç merdivenlerin altında 1,75 m. yüksekliğinden az olan yerler, -Bodrumlarda konut başına bir adet, konutun bulunduğu bina dışında konut başına 4 m2’den büyük olmamak üzere yapılan kömürlük veya depo, -Kalorifer dairesi, yakıt deposu, sığınak, kapıcı dairesi, müşterek hizmete ayrılan depo, çamaşırlık, -Bina içindeki garajlar ile bina dışında konut başına 18 m2’den büyük olmamak üzere yapılan garajlar faydalı alan dışındadır. Bina dışındaki kömürlük ve depoların 4 m2’yi, garajların 18 m2’yi aşan kısmı, ait oldukları konutun faydalı alanına dahil edilirler. Öte yandan Danıştay 4. Dairesi son zamanlarda inşaat sektöründen gelen net alanın hesabı konusunda itirazları haklı bularak, Tebliğin ilgili bölümünün yürürlüğünü oyçokluğuyla durdurdu (Danıştay 4. Dairesi’nin 10.12.2014 tarihli ve E.2014/4835 sayılı Kararı). Bağımsız bölüm net alanı; bağımsız bölüm içerisindeki kapalı olup duvarlar arasında kalan net alan olarak tanımlandı. Açık çıkmalar, balkonlar, zemin, çatı ve kat terasları, kat ve çatı bahçeleri gibi en az bir cephesi açık olan mekânlar ile aynı katta veya farklı katta olup bağımsız bölümün eklentisi olan mekânlar (depo ve kömürlük gibi), otoparklar ve ortak alanlar ile genel giriş, merdiven, sahanlıklar ve asansör boşlukları net alan hesabına dahil edilmedi. Maliyet Bedeli Esasına Göre Hesaplama Örneği Müteahhit Firmanın arsa karşılığında arsa sahiplerine düzenleyeceği faturada yer alacak emsal bedelin maliyet esasına göre hesaplaması aşağıdaki örnekteki gibi olacaktır (İnşaat sonucunda yapılacak 10 Dairenin 5 adedinin Arsa sahibine verileceği, başkaca bir para verilmediği ve her bir dairenin maliyet bedelinin aynı olduğu göz önüne alınmıştır): 710 Direkt İlk Madde ve Malzeme Gd. 400.000,00-TL 720 Direkt İşçilik Giderleri 100.000,00-TL 730 Genel Üretim Giderleri 350.000,00-TL 770 Genel Yönetim Giderlerinden Pay 50.000,00-TL 780 Finansman Giderleri 100.000,00-TL TOPLAM: 1.000.000,00- TL İnşa edilen her bir dairenin maliyet bedeli 1.000.000,00/10=100.000,00TL *5 adet Daire bedeli arsa sahibine verilecektir. 1.000.000,00/2=500.000,00TL (arsa bedeli bu tutara isabet etmektedir.) İnşa edilen her bir daireye isabet eden arsa payı bedeli 500.000,00/10=50.000,00TL Arsa Payı dahil daire bedeli 100.000,00+50.000,00=150.000,00TL V.U.K 267 Maddesi uyarınca maliyete eklenecek tutar (toptan satışta %5, perakende satışta %10 alınacaktır.) 150.000,00*1,10= 165.000,00TL (arsa sahibine düzenlenecek faturada yer alacak daire başına düşen emsal bedel) Arsa sahibine faturalanacak tutarların hesaplanması sırasında ise, Öncelikle VUK 267.madde kapsamında emsal değerlerin tümünün göz önüne alınması gerekmektedir. Örneğin; Ortalama Fiyat Esası: Önceden bir satış olmuşsa ve arsa sahibine verilen daireler bu daireler ile aynı özelliklere haizse bu değeri tespit edilecektir. Maliyet Artı Yöntemi: Maliyet bedeli üzerine arsa sahibinin vergi mükellefi olmaması halinde %10 vergi mükellefi ise %5 kar marjı ekleyip bu değer de hesaplanacaktır. Takdir Komisyonu: Bu yolu denemek işletme açısından ciddi maliyet oluşturacağından burada emlak vergisi değerini esas alınması uygun olacaktır. Şöyle ki, takdir komisyonu tespitinin emlak vergisi değerinin[1]üzerinde çıkacağını düşünülmemektedir. İhtiyatlılık ilkesi gereği, hesaplamalar sonucu çıkan en yüksek değeri KDV matrahı kabul edip, faturanın bu şekilde kesilmesi KDV ve Tapu harcı ziyaını engelleyecektir. Sonuç İnşaat firmalarının arsa sahiplerine teslim ettikleri dairelerin bedelleri belirlenirken dikkate alınması gereken usul ve kanunlara yer verilen bu yazıdan da görüleceği üzere tapu harcının belirlenmesi diğer birçok kanunla ilişkili olarak değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Yer verilen kanun maddelerinden herhangi birinin dikkate alınmadan işlem yapılması halinde karşılaşılacak incelemelerde ek vergi yükümlülükleri ortaya çıkacaktır. Kaynakça 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu 492 Sayılı Harçlar Kanunu 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu [1] Emlak vergi değeri ise, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 29. Maddesinde belirtildiği üzere; a) Arsa ve araziler için, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin hükümlerine göre takdir komisyonlarınca arsalar için her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgele (turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller), arazide her il veya ilçe için arazinin cinsi (kıraç, taban, sulak) itibarıyla takdir olunan birim değerlere göre, b) Binalar için, Maliye ve Bayındırlık ve İskan bakanlıklarınca müştereken tespit ve ilân edilecek bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile (a) bendinde belirtilen esaslara göre bulunacak arsa veya arsa payı değeri esas alınarak 31 inci madde uyarınca hazırlanmış bulunan tüzük hükümlerinden yararlanılmak suretiyle hesaplanan bedeldir. Deloitte; İngiltere mevzuatına göre kurulmuş olan Deloitte Touche Tohmatsu Limited (“DTTL”) şirketini, üye firma ağındaki şirketlerden ve ilişkili tüzel kişiliklerden bir veya birden fazlasını ifade etmektedir. DTTL ve üye firmalarının her biri ayrı ve bağımsız birer tüzel kişiliktir. DTTL (“Deloitte Global” olarak da anılmaktadır) müşterilere hizmet sunmamaktadır. DTTL ve üye firmalarının yasal yapısının detaylı açıklaması www.deloitte.com/about adresinde yer almaktadır. Deloitte, denetim, danışmanlık, finansal danışmanlık, risk yönetimi, vergi ve ilgili alanlarda, birçok farklı endüstride faaliyet gösteren özel ve kamu sektörü müşterilerine hizmet sunmaktadır. Dünya çapında farklı bölgelerde 150’den fazla ülkede yer alan global üye firma ağı ile Deloitte, müşterilerinin iş dünyasında karşılaştıkları zorlukları aşmalarına destek olmak ve başarılarına katkıda bulunmak amacıyla dünya standartlarında yüksek kaliteli hizmetler sunmaktadır. Deloitte, 225.000’i aşan uzman kadrosu ile kendini iz bırakan bir etki yaratmaya adamıştır. Deloitte, her 5 Fortune Global 500® şirketinden 4’üne hizmet vermektedir. Bu belgede yer alan bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır ve Deloitte Touche Tohmatsu Limited, onun üye firmaları veya ilişkili kuruluşları (birlikte, “Deloitte Network” olarak anılacaktır) tarafından profesyonel bağlamda herhangi bir tavsiye veya hizmet sunmayı amaçlamamaktadır. Şirketinizi, işinizi, finansmanınızı ya da mali durumunuzu etkileyecek herhangi bir karar ya da aksiyon almadan, yetkin bir profesyonel uzmana danışın. Deloitte Network bünyesinde bulunan hiçbir kuruluş, bu belgede yer alan bilgilerin üçüncü kişiler tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir. © 2015. Daha fazla bilgi için Deloitte Türkiye (Deloitte Touche Tohmatsu Limited üye şirketi) ile iletişime geçiniz.

Kooperatif kat karşılığı verdiği arsanın üzerinde ipotek koyabilir mi ?

–          İnşaat teminat ipoteği:

Arsa payının müteahhit firmaya devredilmesi karşılığında devredilen arsa payları üzerinde inşaat teminat ipoteği konulması da uygulamada sıklıkla kullanılan bir teminat yöntemidir. Konulan ipotekler, müteahhit firmaya isabet edecek dairelerin tümüne konulmaktadır. İpoteğin fekki yani kaldırılması süreci ise taraflar arasındaki müzakereye bağlıdır. Genellikle, inşaat sürecindeki işlerin tamamlanma aşamasına göre ipotekler sırasıyla kaldırılmaktadır. Ancak tarafların, ipoteğin inşaatın tamamlanmasıyla (veya iskanın alınmasıyla) fekkinde anlaşmasında herhangi bir hukuki sakınca yoktur.

Yargıtay’a göre, inşaat teminat ipoteklerinde, müteahhit firmanın inşaatı yarıda bırakması veya gereken şartları yapmaması halinde, sözleşmenin geriye etkili olarak feshinin sağlanarak ipotekli bağımsız bölümlerin tapu kaydının iptal edilmesi mümkün olmaktadır.

ekran-resmi-2016-09-16-20-13-04

KENEVİR YETİŞTİRİCİLİĞİ VE KONTROLÜ HAKKINDA YÖNETMELİK

29 Eylül 2016 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 29842
YÖNETMELİK
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından:

KENEVİR YETİŞTİRİCİLİĞİ VE KONTROLÜ

HAKKINDA YÖNETMELİK

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, kenevire bağlı uyuşturucu madde üretiminin engellenmesinin sağlanması için izinli kenevir yetiştiriciliğine ve izinsiz kenevir yetiştiriciliğine dair yapılacak işlemlere ilişkin  usul ve esasların belirlenmesidir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, kenevir yetiştiriciliği yapılmasına izin verilecek il ve ilçelerin tespitine, yetiştiricilik izinlerinin verilmesine, izinli ve izinsiz kenevir yetiştiriciliğine yönelik uygulanacak işlemler ile gerekli kontrollere ve bu kontrollerde görev alacak personelin niteliklerine yönelik hükümleri kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik; 3/6/2011 tarihli ve 639 sayılı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesi ile 12/6/1933 tarihli ve 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi  Hakkında Kanunun 23 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar 

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte yer alan;

a) Bakanlık: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığını,

b) Çiftçi: Kenevir yetiştiriciliği yapan ÇKS’ye kayıtlı gerçek veya tüzel kişileri,

c) Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS): 27/5/2014 tarihli ve 29012 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliği ile oluşturulan ve çiftçilerin kimlik, arazi ve ürün bilgileri ile tarımsal desteklemelere ilişkin bilgilerin de kayıt altına alındığı veri tabanını,

ç) İl müdürlüğü: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı il müdürlüğünü,

d) İlçe müdürlüğü: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ilçe müdürlüğünü,

e) Kenevir: Lif, tohum, sap ve benzeri amaçlarla yapılan yetiştiricilik yanında, farklı organlarından münhasıran esrar elde edilebilen, mahalli olarak bazı yörelerde kendir, hint keneviri, çedene veya çetene olarak isimlendirilen; cannabis cinsine bağlı bütün tür ve alt türlere ait bitkileri,

f) Kenevir yetiştiriciliği: Her ne maksatla olursa olsun kenevir tohumunun çimlendirilmesinden veya vegetatif aksamın çoğaltılmasından hasada kadar yapılan tüm tarımsal uygulamaları,

g) Lif: Kenevir saplarından elde edilen ve birçok maksatla kullanılan bitkisel materyali,

ğ) Teknik personel: Bakanlık il veya ilçe müdürlüğünde görevli ziraat mühendisini, bulunmadığı halde ziraat teknisyenini,

h) Tohum: Kenevir yetiştiriciliği sonucunda elde edilen gıda veya yem olarak kullanılabilen bitki organını,

ı) Tohumluk: Kenevirin çoğaltımı için kullanılan tohum veya fide gibi üretimde kullanılabilen her türlü vegetatif bitki kısımlarını,

i) Üretim dönemi: Takvim yılında kenevirin ekim tarihi ile hasat tarihi arasındaki  süreyi,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Yetiştiricilikle İlgili Hükümler

Yetiştiricilik izni verilebilecek bölgeler

MADDE 5 – (1) İzinli kenevir yetiştiriciliği; Amasya, Antalya, Bartın, Burdur, Çorum, İzmir, Karabük, Kastamonu, Kayseri, Kütahya, Malatya, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Uşak, Yozgat ve Zonguldak illerinde ve bu illerin bütün ilçelerinde yapılabilir.

(2) Birinci fıkrada izin verilen il ve ilçelerin dışında kenevir yetiştiriciliği yasaktır. Ancak, bu Yönetmelik çerçevesinde belirlenen hükümlere uymak şartı ile bilimsel araştırma amacıyla ana veya tali bitki olarak kenevir yetiştiriciliğine birinci fıkrada belirlenen bölgeler dışında da Bakanlıkça izin verilebilir.

İhtiyaç hallerinde yetiştiricilik bölgesi ihdas ve iptali

MADDE 6 – (1) İhtiyaç hallerinde kenevir yetiştiricilik bölgelerini azaltmak veya çoğaltmak Bakanlık yetkisindedir. Bu kapsamda, Bakanlık yeni yetiştiricilik bölgeleri ihdas edebileceği gibi mevcut yetiştirme bölgelerini de iptal edebilir.

Yetiştiricilik izni müracaatı

MADDE 7 – (1) Lif, tohum, sap ve benzeri amaçlara yönelik izinli kenevir yetiştiriciliği yapmak isteyen çiftçiler, 1 Ocak-1 Nisan tarihleri arasında yetiştiricilik yapacakları yerin en büyük mülki idare amirliğine;

a) Başvuru sahibinin kenevir yetiştiriciliği amacını belirtir Ek-1’de yer alan örneğe uygun başvuru formu,

b) Çiftçinin daha önce izinsiz kenevir ekme, uyuşturucu imal etme, dağıtma, ticaretini yapma veya kullanma suçu işlemediğine, yetiştiricilik izni verilmesini müteakip bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak hareket edeceğine ilişkin Ek-2’de yer alan örneğe uygun taahhütname,

c) Üretim yılına ilişkin ÇKS belgesi,

ç) Üretim yerinin toplam yüzölçümü ile ada/parsel numarasını gösterir kroki, kadastro geçmemiş yerlerde ise ÇKS’ ye uygun keşif raporu,

d) Nüfus kayıt örneği,

ile başvuruda bulunurlar.

(2) Üniversiteler, Bakanlık araştırma enstitüleri ile araştırma izni bulunan kuruluşlardan, bilimsel araştırmalar için ana veya tali bitki olarak kenevir yetiştiriciliği yapmak isteyenler, birinci fıkrada belirtilen tarihlere bağlı kalmaksızın, yetiştiricilik yapacakları ilin en büyük mülki idare amirliğine;

a) Bilimsel araştırma yapmak isteyen kurum yetkilisinin yazılı müracaatı,

b) Araştırmanın amacını, materyal ve yöntemi ile araştırma süresini gösterir ayrıntılı proje dokümanı,

c) Üretim yerinin toplam yüzölçümü ile krokisi, varsa ada/parsel numarası,

ç) Araştırma ekibinde yer alanların onaylı listesi ve nüfus kayıt örnekleri,

d) Araştırma ekibinde yer alanların daha önce izinsiz kenevir ekme, uyuşturucu imal etme, dağıtma, ticaretini yapma veya kullanma suçu işlemediğine,  yetiştiricilik izni verilmesini müteakip bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak hareket edeceğine ilişkin Ek-2’de yer alan örneğe uygun taahhütname,

ile birlikte başvuruda bulunurlar.

Yetiştiricilik izni ve iptali

MADDE 8 – (1) Kenevir yetiştiriciliği izni için müracaat edenlerin başvuruları kayıt altına alınır. İl veya ilçe müdürlüğü kendilerine ulaşan müracaatları bu Yönetmelik hükümlerince aşağıdaki şekilde inceler. İl veya ilçe  müdürlüğü;

a) Müracaat edenlerin 2313 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 188 ilâ 192 nci ve 297 nci maddelerinde yazılı suçlardan birini işleyip işlemediğine ilişkin Cumhuriyet Savcılığından bilgi talep eder.

b) Yetiştiricilik yapılacak yeri, başvuruda ibraz edilen belgeleri dikkate alarak yerinde inceler ve yapılan birinci inceleme için Ek-3’e uygun şekilde kenevir yetiştiriciliği arazi kontrol tutanağı düzenler.

c) Yetiştiricilik yapılan alanın bulunduğu mahalli, bu mahallin yerleşim yerine veya ana yollara olan uzaklığını, arazinin bulunduğu topoğrafik koşullar ile personel ve ekipman durumu açısından yetiştiricilik yapılacak yerin etkin bir şekilde kontrol edilebilme imkanını dikkate alır.

(2) 5 inci maddenin  birinci fıkrasında belirtilen yerlerde kenevir yetiştirmek amacıyla yapılan müracaatlar, il veya ilçe müdürlüğünce  birinci fıkra hükümleri çerçevesinde değerlendirilir ve uygun görülen müracaatlara il veya  ilçe müdürlüğünün teklifi, başvurulan mahallin en  büyük mülki  idare  amirinin  onayı  ile Ek-4/A’ya uygun olarak düzenlenmiş yetiştiricilik izin belgesi, uygun görülen bilimsel araştırma amacına yönelik yetiştiricilik izni müracaatlarında ise il müdürlüğünün teklifi mahallin en  büyük mülki  idare amirinin onayı ile Ek-4/B’ye uygun olarak düzenlenmiş bilimsel araştırma amacına yönelik yetiştiricilik izin belgesi verilir.

(3) Yetiştiricilik izni; lif, tohum, sap ve benzeri amaçlara yönelik başvurularda en fazla bir üretim dönemi, bilimsel araştırmalar için yapılan başvurularda proje uygulama süresi dikkate alınarak en fazla üç yıl geçerlidir.

(4) Bilimsel araştırmaya yönelik kenevir yetiştiriciliğinde araştırmanın amacı, materyal ve yöntemi, araştırma süresi ile proje ekibinde değişiklik olması durumunda bu değişiklik ve gerekçesi bilimsel araştırma yapan kurum tarafından on iş günü içerisinde ilin en büyük mülki idare amirliğine bildirilir. Araştırmanın amacı, materyal ve yöntemi ile araştırma süresinde  değişiklik olması durumda bu madde hükümleri çerçevesinde il müdürlüğünün teklifi ilin en  büyük mülki  idare amirinin onayı  ile  izin belgesi yenilenir.  Proje ekibinde değişiklik olması durumunda proje ekibine ilişkin bilgi ve belgeler ile Ek-2’ye uygun taahhütname yenilenir.

(5) Yetiştiricilik izni için yapılacak müracaatlar, müracaatın il veya ilçe müdürlüğüne ulaşmasını müteakip bir ay içerisinde sonuçlandırılır. Ancak, Bakanlık görüşüne başvurulan durumlarda bu süre üç aya kadar uzatılabilir.

(6) Uygun görülmeyen müracaatlar, il veya ilçe müdürlüğünce gerekçeleri ile birlikte ilgililere yazılı olarak bildirilir. Bu kararlara karşı itirazlar, kararın ilgiliye tebliğinden itibaren en fazla beş iş günü içerisinde üst makama yapılır. Üst makam ilçe müdürlüğüne yapılan müracaatlarda il müdürlüğü, il müdürlüğüne yapılan müracaatlarda ise Bakanlıktır. İtirazlar, onbeş iş günü içerisinde karara bağlanarak ilgiliye yazılı olarak tebliğ edilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

(7) İl veya ilçe müdürlüğü, düzenlediği kenevir yetiştiriciliği izin belgesinin bir örneğini ve yetiştiricilik yapılacak alanın krokisini ilgili mülki idare amirliği aracılığıyla mahallin kolluk birimlerine bildirir.

(8) Yetiştiricilik izni verilenlerin bu Yönetmeliğe aykırı hareket ettiğinin tespit edilmesi halinde yetiştiricilik izinleri iptal edilir.

Yetiştiricilikte dikkat edilecek hususlar

MADDE 9 – (1) Kenevir yetiştiriciliği yapan çiftçiler veya bilimsel amaçlı araştırmada görev alanlar;

a) İzin belgesinde belirtilen amaca uygun yetiştiricilik yapmak ve yetiştiricilik amacına aykırı iş ve işlemlerin yapılmasını  engelleyecek tedbirleri  almakla,

b) Kamu görevlilerinin yetiştiricilik alanında yapacağı kontrollere yardımcı olmakla,

c) Hasat sonrasında esrar elde edilmesini önlemek için kenevir bitkisinin yan dal, yaprak ve çiçek gibi artıkları derhal imha etmekle,

ç) Bilimsel araştırmalar amacıyla yapılan kenevir yetiştiriciliğinde, elde edilen kenevir veya ürünlerine yönelik yapılan işlemleri, takvim yılı içerisinde yetiştiricilik izni veren il veya ilçe müdürlüğüne bildirmekle,

yükümlüdür.

(2) Yetiştiricilik sonunda elde edilen tohumluk için 31/10/2006 tarihli ve 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu hükümleri esas alınır. Üretim sonunda elde edilen tohumlar ise çimlendirilmemek şartıyla ilgili mevzuata uygun olarak kullanılır.

İzinsiz yetiştiriciliğe ilişkin işlemler

MADDE 10 – (1) Hangi amaca yönelik olursa olsun izinsiz yetiştirilen kenevir, 2313 sayılı Kanun hükümlerine göre imha edilir ve konu adli mercilere intikal ettirilir.

(2) İzinsiz kenevir yetiştiriciliğine ilişkin tespit veya imha işlemlerinde, kolluk birimleriyle birlikte teknik personel tarafından Ek-6’ya uygun rapor tanzim edilir.

(3) İzin belgesi alınmasına rağmen belgede belirtilen alandan fazla yerde veya izin belgesinde kayıtlı yerden başka yerde yetiştiricilik yapanlar ile izin belgesinde belirtilen amaç dışında yetiştiricilik yapanlar hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.

(4) Bakanlık, izinsiz yetiştirilen kenevirlerin sökülmesi, toplanması, taşınması ve imhasının daha hızlı ve kolay yapılabilmesine imkan veren yeni metodlara yönelik tavsiyelerde bulunur.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Kontroller ile İlgili Hükümler

Kontrol merci

MADDE 11 – (1) Kenevir yetiştiriciliği için izin verilen yerler, il veya ilçe müdürlüklerindeki teknik personel tarafından ekimden hasada kadar devamlı kontrol altında tutulur ve bu yerlerde amaca yönelik yetiştiricilik yapılıp yapılmadığı izlenir.

(2) Yetiştiricilik izni verilen bölgeler dışında yapılan kenevir yetiştiriciliği, il veya ilçe müdürlükleri ve mahallin kolluk birimleri tarafından birlikte izlenir ve tespiti halinde 10 uncu madde hükümleri uygulanır.

Kontrollerde görevli personel

MADDE 12 – (1) İl veya ilçe müdürlüklerinde, yeterli sayıda teknik personel görevlendirilir. Görevlendirilen teknik personele  ait liste her yıl Ocak ayı sonuna kadar kolluk birimlerine bildirilir. Ayrıca görevlendirilen teknik personelin, Bakanlığa bildirilmek suretiyle kenevir tarımı ve kontrolü hususlarında hizmet içi eğitime katılması sağlanır.

(2) İhtiyaç halinde, teknik personel asli görev mahalli dışında Bakanlık onayı ile farklı il veya ilçelerde kontrol, tespit ve/veya imha işlemlerinde görevlendirilebilir.

(3) Bu Yönetmeliğin tanımladığı görevleri icra etmek üzere teknik personelin her türlü ihtiyaçları, görevli oldukları il veya ilçe müdürlüklerince karşılanır.

Kontrollerde dikkat edilecek hususlar

MADDE 13 – (1) Kontrollerde esas amaç; izinsiz yetiştiricilik ile uyuşturucu madde üretimine mani olmanın yanı sıra, izinli kenevir üretiminde eğitim ve yayım çalışmaları ile tetrahydrocannabinol (THC) maddesi düşük kenevir çeşitleri kullanılarak uygun tekniklerle üretimin yapılmasını sağlamaktır.

(2) Teknik personelce yapılacak kontrollerde;

a) Yetiştiricilik izninde belirtilen bilgiler ile kenevir ekim alanındaki mevcut durum karşılaştırılır.

b) İzin belgesinde belirtilen kenevir ekim alanından fazla yerde veya izin belgesinde kayıtlı yerden başka yerde kenevir yetiştiriciliği yapılmasına müsaade edilmez.

c) Üretimin her aşamasında yapılan uygulamaların, Ek-4’de belirtilen yetiştiricilik amacına uygun olup olmadığı incelenir. Kenevirin, yetiştiricilik amacı dışında kullanılmasına müsaade edilmez.

ç) Hasat sonrasında esrar elde edilmesini önlemek için kenevir bitkisinin yan dal, yaprak ve çiçek gibi artıkları ilgili mevzuata uygun olarak derhal imha ettirilir.

d) Her kontrolden sonra tespit edilen hususlar, Ek-5’teki arazi kontrol kartlarına işlenerek kayıt altına alınır.

Kontrol zamanı

MADDE 14 – (1) İl veya ilçe müdürlükleri teknik personelince kenevir yetiştiriciliği izni verilen yerler kenevirin ekiminden hasada kadar en az ayda bir defa kontrol edilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Yürürlükten kaldırılan yönetmelik

MADDE 15 – (1) 21/10/1990 tarihli ve 20672 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kenevir Ekimi ve Kontrolü Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlükten kaldırılan yönetmeliğin uygulanması

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) 21/10/1990 tarihli ve 20672 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kenevir Ekimi ve Kontrolü Hakkında Yönetmelik hükümlerince düzenlenen kenevir ekim izin belgeleri 31/12/2016 tarihine kadar geçerlidir.

Yürürlük

MADDE 16 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 17 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür.

 

Ekler için tıklayınız

 

 

09.08.2016 Tarihinden sonraki sözleşmelerde damga vergisi tek nüsha üzerinden ödenecektir.-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

ÖRNEK 1: (A) İnşaat Ticaret Ltd. Şti. ile (B) Site Yönetimi arasında bina tadilatına ilişkin olarak 9/8/2016 tarihinden sonra, 100.000 TL bedel üzerinden iki nüsha sözleşme düzenlenmiştir. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenen söz konusu sözleşme için, 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-1 fıkrasına göre tek nüsha üzerinden nispi damga vergisi hesaplanması gerekmektedir.

ÖRNEK 2: (B) Turizm İşletmesi ile (C) Seyahat Acentesi arasında 20/8/2016 tarihinde 5.000 TL bedel üzerinden üç nüsha kontenjan sözleşmesi düzenlenmiştir. Maktu vergiye tabi söz konusu sözleşmenin her bir nüshasının ayrı ayrı, 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/B-3 fıkrasına göre maktu damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Denetçilerin kooperatifle iş yapma yasağı- Denetçi Kooperatife dairesini kiraya verebilir mi ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Denetçilerin kooperatifle iş yapma yasağı:

Ekran Resmi 2016-05-09 06.16.55Kooperatifler Kanunu’nda denetçilerin ortaklık işlemleri dışında kendileri veya başkası namına, bizzat veya dolaylı olarak kooperatifle kooperatif konusuna giren bir ticari muamelenin yapmalarını yasaklayan bir hüküm bulunmamaktadır.

Buna karşın, Türk Ticaret Kanunu’nun 347. maddesinin 3. fık- rasında, denetçilerin aynı zamanda kooperatifin memuru dahi olamaya- cakları hüküm altına alınmıştır.

Bu durumda, denetçilerin kooperatifle olan ilişkileri kanunlarda belirlenen denetleme, idare ve istisnai temsil işleriyle, kanun hükümleri- ne aykırı olmayacak şekilde hazırlanacak anasözleşme ile tespit edilecek denetleme ve idare işleriyle sınırlı olacaktır.

Bununla birlikte, Bakanlıkça hazırlanan anasözleşmelere de- netçilerin kooperatifin personeli olamayacakları; denetçilerin ortaklık işlemleri dışında kendi şahıslarını ilgilendiren hususlarda kooperatifle iş yapamayacakları yönünde hükümler konulmuştur.

Bu itibarla, denetçilerin kooperatifin anasözleşmesini de göz önünde bulundurarak kooperatifle ortaklık işlemleri dışında bir iş ilişkisi içine girmemeleri ya da kooperatifin memuru olmamaları gerekmekte- dir.

Taslak Üretim Reform Paketinde OSBlerle ilgili değişiklikler nelerdir ?

Üretim Reform Paketinde OSBlerle ilgili değişiklikler (1)

Ahmet Özenalp
Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı Taslağı içinde OSBlerle ilgili ilgili önemli değişiklikler var. Bu değişiklikler sanayicilerimize, OSBlere ne getirecek, ne götürecek? Bunların incelemesini tasarı kanunlaşmadan inceleyip, sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Taslağın içindeki en çarpıcı değişikliklerden biri şüphesiz Bursa OSBmiz için önemli. Çünkü bizim yönetimimizi de yıllarca meşgul eden, önce TMSF sonra TOKİye gelir paylaşımı kapsamında devredilen bir konu, çok önem arz ediyor. Bu konu hepinizin yakından takip ettiği, Bursa kamuoyunun da izlediği SİFAŞ, POLYEN konusu. Bu iki yer OSB dışına çıkarılabilecek. Çünkü OSB yönetimleri OSBnin bütünlüğünün bozulmaması için burasını TOKİnin talebine rağmen kapsamdışına çıkarmamıştı. Burası 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunuun 4. maddesine getirilen ek fıkralarla sanayi dışı alanlara tahsis edilecek.
Aynı madde içinde, OSB yönetimlerince sürüncemede bırakılan imar, parselasyon, plan değişiklikleri de üç ay içinde karara bağlanma zorunluluğu getiriliyor. Aksi halde konu Bakanlığın yetkisinde çözülecek. Konuyla ilgili düzenlemenin taslak metni aşağıda. Baştaki maddeler taslak maddeleri ondan sonraki maddeler OSB kanunu 4562nin ilgili maddeleri.
1-MADDE 4e getirilen ek fıkralar (Yer Seçimi, Kuruluş, Planlama)
Değişiklikle 4. Maddeye aşağıda yer alan fıkraların getirilmesi öngörülmektedir.
Katılımcı tarafından OSBye başvurulduğu halde başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde karara bağlanmayan imar ve parselasyon planı ve değişiklikleri katılımcının müracaatı halinde Bakanlıkça değerlendirmeye alınır. Bakanlık değerlendirme aşamasında OSBnin bu başvuru hakkındaki görüşünü ister. OSB konu hakkındaki görüşünü on beş gün içinde Bakanlığa bildirmek zorundadır. Başvuruya konu imar ve parselasyon planı ile değişiklikleri Bakanlık tarafından uygun bulunması halinde onaylanabilir.
OSBlerde plan bütünlüğünü bozmayacak konumda yer alan taşınmazlar; Bakanlıkça OSB sınırları dışına çıkarılabilir.

*Değişiklikle, Bakanlığın doğrudan OSBlerin imar ve parselasyon değişikliklerini yapabileceği, hatta taşınmazları OSB dışına çıkarabileceği amaçlanmış. İlgili husus OSB organlarını (Müteşebbis Heyet/Genel Kurul-Yönetim Kurulu) bertaraf edecek nitelikte bir düzenleme. Bu düzenleme hayata geçerse bakanlık her şeye daha hakim olacak.
3-MADDE 12ye getirilen ek fıkralar (Gelirler)
Yönetim aidatlarının yüzde 50sinden fazlası ile su, elektrik, doğalgaz ve arıtma tesisi işletme gelirleri haczedilemez ve su, elektrik, doğalgaz ve arıtma tesisi işletme gelirleri amacı dışında kullanılamaz.
OSB vermekle yükümlü olduğu hizmetlerle ilgili olarak katılımcılardan bağış adı altında bedel talep edemez.
”
*Değişiklikle, OSBlerin önemli orandaki gelirlerinin (Yönetim aidatlarının yüzde 50sinden fazlası ile su, elektrik, doğalgaz ve arıtma tesisi işletme gelirleri) haczedilemeyeceği belirtilmiş ve mali açıdan zor durumda olan OSBlerin korunması sağlanmıştır. Ancak madde devamında yer alan su, elektrik, doğalgaz ve arıtma tesisi işletme gelirleri amacı dışında kullanılamaz hükmünün OSBlerde nasıl bir sıkıntıya sebep olacağı uygulamada görülecektir.
Tasarının önemli maddelerinden birinin ise ARSA SATIŞLARI kısmında yapıldığı. Bu düzenleme ile OSB yönetimlerinin OSB tarafından üretilen arsaları istedikleri fiyata satamayacaklarıdır.
4-MADDE 15e getirilen ek fıkra (Arsa satışları)

Parsel birim maliyeti; altyapısı tamamlanmış ve işletmeye geçmiş OSBnin muhasebe kayıtlarındaki; kamulaştırma, altyapı inşaatı, arıtma tesisi maliyeti ve genel idare giderleri gibi tüm giderlerden oluşan toplam yatırım tutarının toplam sanayi alanına bölünmesiyle hesaplanır. Bulunan birim maliyetinin yüzde 20 fazlasını geçmemek üzere parsel birim satış fiyatı belirlenir. Altyapı yatırımları devam eden OSBlerde; yatırım tutarları ve diğer masraflar tahmini olarak hesaplanır. Bu şekilde hesaplanan parsel birim maliyeti sonraki yıllar için Maliye Bakanlığı tarafından 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca açıklanan yeniden değerleme oranlarına göre güncellenir.
*İlgili ek fıkranın bakanlıktan kredi kullanan OSBler için getirildiğini ve bunlara yönelik olmak üzere düzeltileceğini düşünüyorum. Aksi takdirde fıkra, arsa satışlarının Müteşebbis Heyet (Genel Kurul) prensipleri çerçevesinde Yönetim Kurulu tarafından yapılması ilkesine ve OSBnin yönetim mantığına ters düşecektir.
OSBLERDE KİRACILAR TEK PARSELDE TEK ABONE KONUSU HALEN ÇÖZÜLEMEMİŞ BİR SORUNDUR.
Taslakta getirilen en önemli konu bizim de yıllardır öneri olarak verdiğimiz bir konuydu. Kanunda tanımlanan hakim ve bağlı şirketler konusu ile aynı gruba ait birbirini tamamlayan başka konularda ufak üretim yapan şirketler istisna edilmiş bu çok önemli bir konuya çözüm olacağını sanayicileri rahatlatacağını düşünüyorum. Taslak tasarıda konunun düzenlenmesi 5 madde de yazıldığı gibi çözümlenmiş.
5-MADDE 18e getirilen ek fıkra (Arsa Tahsisleri)

Hizmet ve destek alanları haricinde OSBlerde yer alan her bir parselde bir katılımcı ya da katılımcının kiracısı üretim yapabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda tanımlanan hâkim ve bağlı şirketler bu hükümden istisnadır.”
*Ancak aynı düzenlemenin getirdiği çok önemli bir konu OSB yönetimlerinin başını ağrıtacak gibi gözüküyor.
İlgili ek fıkra ile bakanlığın tek parselde tek abonelik görüşü kanuna geçirilmektedir. Maddeye göre hizmet ve destek alanı olarak tabir edilen ticari parseller haricindeki sanayi parsellerinde ancak tek bir firma üretimde bulunabilir ve abonelik yaptırabilir. Bunun istisnası Ticaret Kanunundaki hakim ve bağlı şirketler (Holding vb.) olarak belirtilmiş.
Devamı Haftaya…

OSB yönetimleri üç yıl için seçilecek. Yönetim kurulları 11 asil 11 yedek üyeden fazla olamayacak. Mevcut durumda görev süresi iki yıldı.
2-MADDE 8 ve 9 değişiklikleri (Yönetim Kurulu-Denetim Kurulu)

Yönetim kurulu, müteşebbis heyetin en az dördü kendi üyeleri arasından olmak üzere seçeceği beş asıl, beş yedek üyeden oluşur. Genel kurula geçen ve müteşebbis heyetin sona erdiği OSBlerde yönetim kurulu yönetmelikle belirlenecek kriterlere göre en fazla 11 asıl 11 yedek üyeden oluşur. Yönetim kurulu üyeleri üç yıl için seçilir.
*Değişiklikle Organların (Yönetim ve Denetim Kurulu) görev süresi 3 yıla çıkarılmakta, Yönetim kurulu üye sayısının en fazla 11 asıl ve 11 yedek üye olacak şekilde oluşabileceği öngörülmektedir.
OSB Yönetim Ve Denetleme Kurullarının sorumlulukları artırıldı. Organların üyeleri her konuda devlet memuru gibi cezalandırılacak.
6-MADDE 22de yapılan değişiklikler (Sorumluluk)

OSB ve OSBÜK organ üyeleri ile personeli, görevleriyle ilgili suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden dolayı kamu görevlisi olarak cezalandırılırlar.
*Daha önceki madde metni para ve para hükmündeki evrak ve senetler ile bilanço, tutanak, rapor, defter ve belgeler üzerinde işledikleri suçlardan dolayı Devlet memurları gibi cezalandırılırlar.şeklindeydi ve uygulama alanı daha dardı. Değişiklikle, OSB organ üyeleri ve personelinin tüm görevleriyle ilgili hususlardan cezalandırılması öngörülüyor.
GEÇİÇİ MADDE İLE GETİRİLEN DÜZENLEMELER
YAPI RUHSATI ALMAYANLARA 6 AY SÜRE VERİLECEK AKSİ TAKDİRDE TESİS BİNASI ELİNDEN ALINACAK YAPI RUHASATI OLUP ÜRETİME 2 YILDA GEÇMEYENLER KAMULAŞTIRILACAK.
6-GEÇİCİ 14. Madde getirilmiş
Bu Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce maliki bulunduğu taşınmazı OSB olarak seçilen alan içerisinde kalan ve bu taşınmazı, üzerinde yatırım yapmayarak boş halde bulunduran taşınmaz malikine, yapı ruhsatını alması ya da OSBnin uygun gördüğü yatırımcıya devretmesi için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihinden itibaren 6 ay süre tanınır. Bu süre içinde taşınmazın OSBnin uygun göreceği bir yatırımcıya devredilmemesi ya da yapı ruhsatı alınmaması, yapı ruhsatı alınmış ise yapı ruhsatı tarihinden itibaren 2 yıl içinde üretime geçilmemesi hallerinde, kamulaştırma yoluyla iktisap edilir.
Birinci fıkraya göre OSB adına re sen tescil edilen taşınmazlar ile ikinci fıkraya göre kamulaştırma yoluyla iktisap edilen taşınmazlar, öncelikli olarak orta yüksek ve yüksek teknolojili yatırımlara tahsis edilir. Aynı parsel için birden fazla yatırımcının tahsis talebinde bulunması durumunda teknoloji yoğunluğu, yatırım tutarı ve istihdam oranı yüksek olan yatırıma öncelik tanınır, eşitlik halinde ise kura yöntemine başvurulur.
Bakanlık, OSB tarafından talep edilmesi durumunda, bu maddenin birinci ve ikinci fıkrasının uygulanması kapsamında ortaya çıkacak arsa edinim masraflarının tamamına kadar olan kısmını kredilendirebilir.
”*Madde ile OSBlerde boş olan ve yatırım yapılmayan arsaların önüne geçilmesi amaçlanıyor. Buna göre bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yatırım yapılmayıp boş olan arsa sahiplerine 6 ay süre verilmesi, süre sonunda yapı ruhsatı alınmaması veya arsanın OSBnin uygun göreceği bir yatırımcıya devredilmemesi veya 2 yıl içinde üretime geçilmemesi halinde, arsaların OSB tarafından satın alınması veya kamulaştırılması öngörülüyor. Ayrıca ilgili arsaların öncelikle orta yüksek ve yüksek teknolojili yatırımlara tahsis edileceği ve OSBnin arsa edinimi için yapacağı masrafların bakanlıkça kredilendirilebileceği belirtilmiş. DİĞER KANUNLARLA OSBLERE
GETİRİLEN DEĞİŞİKLİKLER 

Taslağın getirdiği önemli değişikliklerden biri de yılan hikayesine dönen OSBlerin Emlak Vergisi konusu. OSBler belediyelere Emlak Vergisi ödemesi her zaman eleştiri konusu olmuş hizmet yok neden belediye ye Emlak Vergisi ödeniyor konusu tartışmaları beraberinde getirmiş konu yargıya taşınmıştı.
1- Emlak Vergisi Kanununun Geçici Muaflıklar başlıklı 5 inci maddesinin (f) fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“f) Organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri ile sanayi sitelerindeki binalar, inşaatlarının bittiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile geçici muafiyetten faydalandırılır. Muafiyet süresinin bitiminden itibaren, organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri ile sanayi sitelerinde yer alan işletmelere ait binalardan alınacak emlak vergisinde, üretimde oldukları sürece yüzde 75 indirim uygulanır.”
*Değişiklikle, binaların inşasından itibaren 5 yıl olan muafiyetin, 5 yılın ardından da emlak vergisinden yüzde 75 indirimli olarak devam etmesi öngörülmüştür. Bu konuda itilafları ortadan kaldırmak adına olumlu bir değişiklik olarak taslakta yer almaktadır.
2- Katma Değer Vergisi Kanununun Sosyal ve Askeri Amaçlı İstisnalarla Diğer İstisnalar başlıklı 17nci maddesinin dördüncü fıkrasının (k) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Devamı Haftaya…

MADDE 17 – … 4. Diğer İstisnalar
“k) Organize sanayi bölgelerinin altyapı yapım işleri, sanayi sitelerinin üstyapı ve altyapı yapım işleri ile organize sanayi bölgeleri ve sanayi sitelerinin arsa ve işyeri teslimleri.”
*Değişiklikle daha önce OSBlerin arsa ve işyeri teslimleri için uygulanan KDV istisnası OSBlerin altyapı yapım işlerini de içine alacak şekilde genişletilmiştir. Olumlu bir değişiklik olmakla birlikte istisnanın üstyapı yapım işlerini de kapsayacak şekilde istisnaya tabi tutulmasının daha doğru olurdu.
3- Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) Kurulması Hakkında Kanunun Bütçe başlıklı 14. Maddesinin (g) bendi kaldırılmıştır
g)Organize sanayi bölgeleri müteşebbis heyetlerince yapılan arsa satış hasılatlarının yüzde 1i oranında ayrılacak pay,
*Değişiklikle, OSBlerin önemli bir sorunu çözülecektir. OSBmizin de KOSGEBle dava konusu yaptığı arsa satışlarından alınan yüzde 1lik oran kaldırılmaktadır.
4- Vergi Usul Kanununun 74 üncü maddesinin (c) fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“d) Takdir komisyonları, organize sanayi bölgesi sınırları içinde yer alan arazi ve arsalar için rayiç bedel belirlerken ilgili organize sanayi bölgesine sınırı bulunan arazi ve arsaların ortalama rayiç bedelinin üzerinde bir bedel belirleyemez.”
*Eklenen fıkra ile organize sanayi bölgesi sınırları içinde yer alan arazi ve arsalar için belirlenen emlak rayiç bedelinin çevresinde bulunan arsa ve arazilere göre yüksek belirlenmesinin önüne geçilmiştir.
6-Mera Kanununun Tahsis Amacının Değiştirilmesi başlıklı 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki i- bendi eklenmiştir.
“i) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının talebi üzerine 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu kapsamında Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edilen endüstri bölgeleri, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edilen teknoloji geliştirme bölgeleri, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulacak organize sanayi bölgeleri ve 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında yerleşim alanları içerisinde bulunan sanayi sitelerinin ve münferit sanayi işletmelerinin yerleşim yeri dışına çıkarılması amacıyla ihtiyaç duyulan, yerlerin, ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine, valilikçe tahsis amacı değiştirilebilir ve söz konusu yerlerin tescilleri Hazine adına, vakıf meralarının tescilleri ise vakıf adına yaptırılır.
*İlgili fıkra ile daha önce kamu yatırımları, maden ve petrol faaliyetleri, ülke güvenliği, doğal afet vb. sebeplerle tahsis amacı değiştirilen meraların, bakanlığın talebi ve OSB Kanunu vb. kanunlar kapsamında sanayi tesislerinin yerleşim yerlerinin dışına çıkarılması amacıyla tahsis amacının değiştirilmesi öngörülmüş, ancak maddenin yazımı biraz karışık olduğundan tam olarak neyi amaçladığı ortaya konmamış. Konu ile ilgili bakanlıkla görüşülüp bilgi verilecektir.
6- Sanayi Sicil Kanununa aşağıdaki maddeler eklenmiştir.
“Uygulanmayacak hükümler
MADDE 15/A
– (1) 2.1.1924 tarihli ve 394 sayılı Hafta Tatili Hakkında Kanun hükümleri sanayi siciline kayıtlı işletmeler hakkında uygulanmaz.”
*Madde ile sanayi siciline kayıtlı işletmeler Hafta Tatili Hakkında Kanun hükümleri kapsamından çıkarılmış ve ilgili işletmeler idareden izin ve ruhsat alma mükellefiyetinden kurtulmuştur.
MADDE 5 – 6948 sayılı Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“Geçici Madde 3- Faaliyette olup olmadığına bakılmaksızın sanayi işletmelerinden sanayi siciline kayıt olmayanlardan 31.12.2017 tarihine kadar sanayi siciline kayıt olup sanayi sicil belgesi alanlar hariç, bu tarihe kadar kayıt olmayanlar hakkında bu Kanunun 9 uncu maddesi gereği sanayi siciline tescil ettirmeyenler için öngörülen idari para cezası uygulanır. 
*Madde ile sanayici siciline kayıt olmayan işletmelere 31.12.2017 tarihine kadar süre tanınması öngörülmüştür.

 

Kooperatifler ve demokrasi- DR.AYHAN ÇIKIN

Kooperatifler ve demokrasi

Kooperatifler ve demokrasi

“Kooperatif işletme, Cumhuriyet’in kurucu değerlerini ekonomik alanda yansıtır.”


Kooperatif

Kooperatif, insanların çalışma (iş) veya tüketim ihtiyaçlarını tatmin etmek amacıyla, onları eşit haklarla bir faaliyette bulunmayı götüren ekonomik bir birleşme eylemidir. Kooperatiflerin ekonomik sonucundan, sahip olunan sosyal sermaye pay sayısıyla değil, ortaklarının kooperatifleriyle yaptıkları faaliyetlerle orantılı olarak yararlanılır[1]. Kooperatiflerin faaliyet alanları çok çeşitlidir : tarım, sanayi, bankacılılık, taşımacılık, konut, turizm, balıkçılık, eğitim, basın, sanatlar, ticaret,  vb..  Küresel düzeyde kooperatiflerin ortak sayısı bir milyar kişiyi, istihdam ettiği insan sayısı da 250 milyon kişiyi aşmıştır. 3 trilyon ABD dolara yaklaşan iş hacmiyle kooperatif ekonomi dünyanın 5. Ekonomisi durumuna ulaşmıştır[2].

Demokrasi

Demokrasi, yurttaşların tümü tarafından, halk tarafından gerçekleştirilen iktidarda yönetim sistemi, siyasi rejimdir. Geniş anlamda , ayni adı taşıyan siyasal rejimde ayni özellikleri sunan organizasyondaki kişiler grubu.

Demokrasi, sosyal ekonomi girişimlerinin temel değerlerinden biridir. Bu değer, sosyal ekonomi girişimlerinin alabildiği  tüm hukuki biçimlerinde somut olarak uygulanır . Örneğin üretim kooperatiflerinde ortak-işçiler tarafından seçilmiş yönetici, derneklerde genel kurulda seçilmiş büro yönetimi, banka ve sigorta kooperatiflerinin hem ortağı, hem müşterisi olan kişilerden seçilen idarecileri…

Sosyal ekonomi işletmelerinin demokratik işleyişi, yönetici makamların belirlenmesine engellemez[3].

Çift nitelik

Çift nitelik ilkesi kooperatiflerin kurucu ilkelerinden biridir. Bu ilkeye göre,  kooperatiflerden yararlananlar ayni zamanda kooperatif ortağıdırlar. Kooperatiflerden yararlananlar  ve ortak üyeleri  çiftçiler (tarımsal kooperatifler), nakliye şirketleri (taşıma kooperatifleri), tüketiciler (tüketim kooperatifleri), vb.. olabilirler[4].

Kooperatif ve demokrasi

Demokrasi , kooperatif kurumun temel özelliğidir.
Kooperatif işletme, Cumhuriyet’in kurucu değerlerini ekonomik alanda yansıtır.

Kooperatif , hem ortağı (işletmenin sahipleri) ve hem de üyesi (kooperatif hizmetleri kullananlar) olan kişilerin ortak ihtiyaçlarına karşılamaya amaçlar.

Kooperatiflerde “çift nitelik” olarak adlandırılan bu iki fonksiyonluluk onun “emek ekonomisiaçısından ekonominin yönetilmesindeki kilit özelliğini belirler.

Oysa kapitalist işletmeler de amaç pay sahiplerinin işletmeye yatırdığı sermayeyi ödüllendirmeyi amaçlar ve sermaye ekonomisinin yönetimine dayanır.

EMEK EKONOMİSİ’nin işletmeleri olan kooperatiflerin geliştiği ülkelerde siyasi demokrasinin de geliştiği gözlemlenir.

Kooperatifçi selamlarımla…

Dr. Ayhan ÇIKIN

Urla, Eylül 2016

SAGYAŞ KURULUYOR

SAGYAŞ KURULUYOR

Üretim Reform Paketi Kanunu Tasarı Taslağı, Sanayi Gayrimenkul Yatırım Anonim Şirketi (SAGYAŞ) kurulmasını öngörüyor. Taslağa göre, Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi olarak SAGYAŞ unvanı altında bir anonim şirket kurulacak. Amacı, sanayi parseli arzını artırmak, yatırımcıların yatırım sermayesi ihtiyaçlarını azaltarak farklı finansman yöntemleriyle üst yapılı veya üst yapısız sanayi alanlarına ulaşmasını sağlamak, yabancı yatırımcının ihtiyaç duyduğu sanayi üretim alanlarını geliştirerek yabancı sermayeyi ülkeye çekmek ve arazi stokunu ülkenin sanayi politikaları doğrultusunda hızlı ve etkin şekilde sanayiye yönlendirmek olan SAGYAŞ’ın sermayesinin tamamı Hazineye ait olacak.
SAGYAŞ’ın yürüteceği faaliyetler arasında, özel OSB’lerin kurulması, işletilmesi ile altyapı ve genel hizmet tesislerinin yapılması, parsellerin satılması, kiraya verilmesi yer alacak. SAGYAŞ, yurt içinde ve yurt dışında şirket ve ortaklıklar kurabilecek, kurulu bulunan şirketlere ortak olabilecek.

Özel OSB kurabilecek
SAGYAŞ veya ortaklıkları, özel OSB kurmak için kuruluş talebini, fizibilite raporu ve özel OSB’nin kurulacağı ilin valiliğinin uygun görüşü ile birlikte Bakanlığa iletecek. Özel OSB, SAGYAŞ veya ortaklıklarının yönetim kurulunca imzalı kuruluş protokolünün Bakanlıkça onaylanması ve sicile kaydı ile tüzel kişilik kazanacak.
SAGYAŞ tarafından kurulan özel OSB alanlarında, Hazine veya kamuya ait araziler bulunması halinde, bu araziler, Harçlar Kanunu’nda belirlenen harca esas değerinin yarısı üzerinden peşin veya taksitle ödenmek üzere pazarlık usulüyle SAGYAŞ’a satılacak.

10 yıl bedel alınmayacak
SAGYAŞ tarafından talep edilmesi halinde bu arazilerin tamamı veya bir kısmı üzerinde Maliye Bakanlığı tarafından SAGYAŞ lehine ilk 10 yılı bedelsiz olarak, devam eden yıllar için yatırım konusu taşınmazın emlak vergi değerinin binde 2’si karşılığında irtifak hakkı tesis edilecek. SAGYAŞ’ın kuracağı ortaklıklar için bu oran binde 5 olarak uygulanacak.
SAGYAŞ veya ortaklıkları tarafından kurulan özel OSB alanlarında, özel mülkiyette araziler bulunması halinde, bu araziler rızaen satın alınarak veya gerekli görülen hallerde kamulaştırılacak. Kamulaştırma bedeli ve masrafları, arazi mülkiyetinin edinimi ve irtifak haklarına ilişkin tüm bedeller SAGYAŞ veya ortaklıkları tarafından karşılanacak.

Özel OSB tanımı değişti
Yürürlüğe giren imar plânına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerinin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları özel OSB tarafından verilecek ve denetlenecek. İşyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesi sırasında işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin harçlar, özel OSB tarafından tahsil edilerek ilgili belediye veya il özel idaresi hesabına yatırılacak.
SAGYAŞ ve ortaklıkları hariç, özel OSB kuracak özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler adına kamulaştırma yapılamayacak.
Özel OSB’de alanında yer alan sanayi parselleri ile hizmet ve destek alanlarının mülkiyeti özel OSB’yi kuran özel hukuk tüzel kişileri veya gerçek kişilere ait olacak.

Hizmet ve destek alanları
Taslakta, “hizmet ve destek alanları”, küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık sektörlerinde katılımcı veya katılımcının kiracısı olarak faaliyet gösterilen alanları olarak tanımlanıyor.
“Ortak kullanım alanları” ise OSB’nin amaçlarına uygun şekilde faaliyet göstermesini teminen, OSB alanı içinde planlanan yollar, altyapı ve enerji hatları ve sağlık koruma bandı hariç, OSB’nin mülkiyet ve tasarrufunda bulunan sosyal, idari ve teknik altyapı ve hizmet alanları ile park alanlarını ifade ediyor.

 

Sagyaş nedir

SAGYAŞ KURULUYOR
Üretim Reform Paketi Kanunu Tasarı Taslağı, Sanayi Gayrimenkul Yatırım Anonim Şirketi (SAGYAŞ) kurulmasını öngörüyor. Taslağa göre, Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi olarak SAGYAŞ unvanı altında bir anonim şirket kurulacak. Amacı, sanayi parseli arzını artırmak, yatırımcıların yatırım sermayesi ihtiyaçlarını azaltarak farklı finansman yöntemleriyle üst yapılı veya üst yapısız sanayi alanlarına ulaşmasını sağlamak, yabancı yatırımcının ihtiyaç duyduğu sanayi üretim alanlarını geliştirerek yabancı sermayeyi ülkeye çekmek ve arazi stokunu ülkenin sanayi politikaları doğrultusunda hızlı ve etkin şekilde sanayiye yönlendirmek olan SAGYAŞ’ın sermayesinin tamamı Hazineye ait olacak.

SAGYAŞ’ın yürüteceği faaliyetler arasında, özel OSB’lerin kurulması, işletilmesi ile altyapı ve genel hizmet tesislerinin yapılması, parsellerin satılması, kiraya verilmesi yer alacak. SAGYAŞ, yurt içinde ve yurt dışında şirket ve ortaklıklar kurabilecek, kurulu bulunan şirketlere ortak olabilecek.
Özel OSB kurabilecek

SAGYAŞ veya ortaklıkları, özel OSB kurmak için kuruluş talebini, fizibilite raporu ve özel OSB’nin kurulacağı ilin valiliğinin uygun görüşü ile birlikte Bakanlığa iletecek. Özel OSB, SAGYAŞ veya ortaklıklarının yönetim kurulunca imzalı kuruluş protokolünün Bakanlıkça onaylanması ve sicile kaydı ile tüzel kişilik kazanacak.

SAGYAŞ tarafından kurulan özel OSB alanlarında, Hazine veya kamuya ait araziler bulunması halinde, bu araziler, Harçlar Kanunu’nda belirlenen harca esas değerinin yarısı üzerinden peşin veya taksitle ödenmek üzere pazarlık usulüyle SAGYAŞ’a satılacak.
10 yıl bedel alınmayacak

SAGYAŞ tarafından talep edilmesi halinde bu arazilerin tamamı veya bir kısmı üzerinde Maliye Bakanlığı tarafından SAGYAŞ lehine ilk 10 yılı bedelsiz olarak, devam eden yıllar için yatırım konusu taşınmazın emlak vergi değerinin binde 2’si karşılığında irtifak hakkı tesis edilecek. SAGYAŞ’ın kuracağı ortaklıklar için bu oran binde 5 olarak uygulanacak.

SAGYAŞ veya ortaklıkları tarafından kurulan özel OSB alanlarında, özel mülkiyette araziler bulunması halinde, bu araziler rızaen satın alınarak veya gerekli görülen hallerde kamulaştırılacak. Kamulaştırma bedeli ve masrafları, arazi mülkiyetinin edinimi ve irtifak haklarına ilişkin tüm bedeller SAGYAŞ veya ortaklıkları tarafından karşılanacak.
Özel OSB tanımı değişti

Yürürlüğe giren imar plânına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerinin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları özel OSB tarafından verilecek ve denetlenecek. İşyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesi sırasında işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin harçlar, özel OSB tarafından tahsil edilerek ilgili belediye veya il özel idaresi hesabına yatırılacak.

SAGYAŞ ve ortaklıkları hariç, özel OSB kuracak özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler adına kamulaştırma yapılamayacak.

Özel OSB’de alanında yer alan sanayi parselleri ile hizmet ve destek alanlarının mülkiyeti özel OSB’yi kuran özel hukuk tüzel kişileri veya gerçek kişilere ait olacak.
Hizmet ve destek alanları

Taslakta, “hizmet ve destek alanları”, küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık sektörlerinde katılımcı veya katılımcının kiracısı olarak faaliyet gösterilen alanları olarak tanımlanıyor. 

“Ortak kullanım alanları” ise OSB’nin amaçlarına uygun şekilde faaliyet göstermesini teminen, OSB alanı içinde planlanan yollar, altyapı ve enerji hatları ve sağlık koruma bandı hariç, OSB’nin mülkiyet ve tasarrufunda bulunan sosyal, idari ve teknik altyapı ve hizmet alanları ile park alanlarını ifade ediyor.