| 11 Ekim 2016 SALI | Resmî Gazete | Sayı : 29854 |
| YÖNETMELİK | ||
| Türkiye İş Kurumundan:
ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; özel istihdam bürolarının kurulması ve faaliyetleri ile incelenmesine, kontrolüne, denetim ve teftişine ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir. Dayanak MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 7 nci maddesi, 25/6/2003 tarihli ve 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununun 17 nci 18 inci ve 19 uncu maddeleri ile 32 nci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendine dayanılarak hazırlanmıştır. |
||
YAPI KOOPERATİFİ ANA SÖZLEŞMESİ
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Kooperatifin vergi borcu ilanen tebliğ edilebilir mi ?
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 93‘üncü maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yoluyla tebliğ edilmesi öngörülmüş, aynı Yasanın 103’üncü maddesinde, muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, bilinen adresin yanlış veya değişmiş olması ve bu yüzden mektubun geri gelmesi, başkaca sebeplerden dolayı tebliğin yapılmasına imkan bulunmaması hallerinde tebliğin ilan yoluyla yapılması, 101 ‘inci maddenin son fıkrasında ise mektupların gönderilmesinde ilk fıkraya bağlı sekiz bent halinde sayılan adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanın nazara alınması gerektiği kurallarına yer verilmiştir.
Kurumlar vergisi açık olmayan kooperatiflere kesilen ba bs cezaları için vergi mahkemesi dilekçesi

İSTANBUL VERGİ MAHKEMESİ
SAYIN BAŞKANLIĞI’NA
İSTANBUL
DAVACI :
ADRESİ :
VERGİ KİMLİK NO :
DAVALI : …………………..VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ
VERGİ / CEZA (TARİHİ :
İHBARNAMESİNİN (NUMARASI :
(TEBLİĞ TARİHİ :
(NEVİ :
VERGİNİN, (DÖNEMİ :
(MİKTARI :
(NEVİ : VERGİ ZİYAI CEZASI
CEZANIN, (DÖNEMİ :
(MİKTARI :
ÖZEL USULSÜZLÜK (DÖNEMİ :
CEZASININ, (DAYANAĞI : VUK Md.353/1
(MİKTARI :
I-DAVA KONUSU : ……….Vergi Dairesi Müdürlüğü, Vergi Denetmeni ………… tarafından düzenlenen ……….. Tarih ve……….Sayılı Vergi İnceleme Raporunu esas alarak ; Adıma Yukarıda belirtilen miktarlarda ……..Vergisi re’sen salmış, salınan vergilere Vergi ziyaı cezası ve Özel Usulsüzlük cezası kesmiştir. Yukarıda belirtilen ihbarnameler ile istenen Vergi ve cezaların aşağıda belirtilecek sebeplerle kaldırılması arz ve talep etmekteyim.
II-DAVANIN ÖZETİ VE İTİRAZ NEDENLERİ :
1-
2-
3
lll – SONUÇ VE İSTEM :
Yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere;
-Davanın kabulüne,
-Salınan vergi ile kesilen cezaların kaldırılmasına,
-Kesilen Özel Usulsüzlük Cezasının kaldırılmasına,
-Dava giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine, Karar verilmesini, Saygılarımızla Arz ederim.
Davacı
*Ekler ( Suret ) :
-Vergi / Ceza İhbarnameleri,
-Rapor ve ekleri
MİLLİ EMLAK GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 373)-Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ve/veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler üzerinde yeni yapılacak yat limanları ile yatlara ve özel teknelere bağlama ve barınma hizmeti verecek yeni iskele, yanaşma yeri ve rıhtım niteliğindeki kıyı yapılarının yapılması amacıyla yatırımcılar lehine tesis edilecek irtifak hakkı ve/veya verilecek kullanma izinleri hakkındaki işlemlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
|
|||||||||
YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAK ALANLARI YÖNETMELİĞİ
|
|||||||||
Günlük veya haftalık sürelerle konut kiralama faaliyetinden elde edilen gelirin vergilendirilmesi.
|
Konu |
: |
Günlük veya haftalık sürelerle konut kiralama faaliyetinden elde edilen gelirin vergilendirilmesi. |
|
|
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, mülkiyeti ve giderleri size ait gayrimenkulü eşyalı olarak sözleşme yapılmaksızın günlük veya haftalık sürelerle kiraya verdiğiniz belirtilerek, müşterilere düzenlenecek faturalarda KDV oranının ne olması gerektiği, günlük müşteri listesi düzenlenip kolluk güçlerine bildirimde bulunup bulunulmayacağı, demirbaşlar için amortisman ayrılıp ayrılmayacağı ve ayrılması durumunda amortisman tutarlarının ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilip indirilemeyeceği hususlarında bilgi talep ettiğiniz anlaşılmakta olup, Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.
1- GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde; “Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.” hükmüne yer verilmiş olup, aynı Kanunun 70 inci maddesinin (1) numaralı bendinde, binaların sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olduğu belirtilmiştir.
Anılan Kanunun gayrimenkul sermaye iradına ilişkin hükümleri uyarınca, binaların kısmen veya tamamen ya da boş veya dayalı döşeli şekilde kiraya verilmesinden elde edilen gelir gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmektedir. Günümüzde de konut olarak kullanılan binalar kiraya verilirken oda ve diğer müştemilatı ile birlikte tamamen kiracının kullanımına terk edilebilmekte olup, bu tür kullanımlar Borçlar Kanununda düzenlenen adi kiralama kapsamına girmektedir. Dolayısıyla bu tip kiralamadan elde edilen gelir gayrimenkul sermaye iradı olarak vergiye tabi tutulmaktadır.
Ancak, gayrimenkullerin uzun süreli kiralanması suretiyle elde edilecek gelirden daha fazla gelir elde edilmesi amacıyla, günlük veya haftalık olarak, süreklilik arz eden bir şekilde farklı kişilerin kullanımına hazır halde bulundurulması, kalacak kişilere konutun teslimi ve kalma sürelerinin sonunda konutun teslim alınması ve yeniden kullanıma hazır hale getirilmesi bir organizasyonu gerektirmektedir. Ayrıca, söz konusu konutun belirli bir bedel karşılığı olmak üzere günlük ya da haftalık olarak kullanıma sunulmasında bir kira akdinden söz edilmesi mümkün olmadığından bu faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup, maddenin (7) numaralı bendinde Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, mülkiyeti size ait gayrimenkullerin günlük ve haftalık olarak kiraya verilmesinden elde edilen kazancın ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerekmekte olup 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların da ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.
2-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
KDV Kanununun, 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, 1/3-f maddesinde ise Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinin KDV ye tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.
KDV oranları, KDV Kanununun 28 inci maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %l, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8, listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için % l8 olarak tespit edilmiştir.
Kararname eki (II) sayılı listenin “B) DİĞER MAL VE HİZMETLER” bölümünün 25 inci sırasında; “Otel, motel, pansiyon, tatil köyü ve benzeri konaklama tesislerinde sunulan geceleme hizmeti (1618 sayılı Kanun hükümlerine göre Kültür ve Turizm Bakanlığından işletme belgesi almış seyahat acenteleri tarafından müşteriye aktarılan geceleme hizmet tutarı ve bu hizmete ilişkin aracılık bedellerine de konaklama tesislerinde verilen geceleme hizmetlerinin ait olduğu oran uygulanır. Konaklama tesislerinde geceleme hizmetinden yararlanmayanlara verilen tüm hizmetler ile geceleme hizmetiyle beraber verilen ancak ayrıca belgelendirilen ya da geceleme hizmetine ait belgede ayrıca fiyatlandırılan hizmetler bu sıra kapsamında yer almamaktadır. Ancak geceleme hizmeti kapsamında verilmesi ve geceleme bedeline dahil edilmesi mutat olan diğer hizmetler bu sıra kapsamında yer almakla birlikte bu şekilde belirlenen geceleme bedeli içinde sunulan alkollü içeceklere ilişkin yüklenilen katma değer vergisi tutarları, hizmeti sunanlar tarafından indirim konusu yapılamaz.)” yer almıştır.
Buna göre, mülkiyeti size ait gayrimenkullerin üçüncü şahıslara günlük veya haftalık sürelerle kiraya verilmesi işleminin 2007/13033 sayılı Kararname eki II sayılı listenin 25 inci sırası kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmadığından bu hizmetin %18 oranında KDV ye tabi tutulması gerekmektedir.
3-VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Faturanın tarifi” başlıklı 229 uncu maddesinde, fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmış, 231/5 inci maddesinde ise faturanın mal teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 240 ıncı maddesinde otel, motel ve pansiyon gibi konaklama yerlerinin, odaları, bölmeler ve yatak planlarına uygun olarak müteselsil seri ve sıra numaralı günlük müşteri listeleri düzenleyeceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, günlük olarak kiralama işlemine konu edilen mülkiyeti şahsınıza ait olan gayrimenkuller ticari faaliyet çerçevesinde konaklama yeri kabul edileceğinden, bütün müşterilerinizin Vergi Usul Kanununun 240/C maddesindeki bilgileri içerecek şekilde düzenlenecek günlük müşteri listesine kaydedilmesi zorunlu bulunmaktadır. Ayrıca, kira gelirleri karşılığında kiralama hizmetinin ifa edildiği tarihten itibaren yedi gün içerisinde fatura düzenlenmesi gerektiği tabiidir.
Öte yandan, Kanunun 313 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.”hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 5024 sayılı Kanunla değişen 315 inci maddesinde; “Mükellefler amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa ederler. İlan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınır.” hükmü yer almaktadır.
Bahsi geçen maddenin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, amortismana tabi iktisadi kıymetler için uygulanacak ” 339, 365, 389, 399 ve 406 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile değişik 333 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği eki liste ile açıklanmıştır.
Bu hükümlere göre, işletmenizin aktifinde bulunan demirbaşlar için Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen faydalı ömür ve oranları üzerinden amortisman ayrılması mümkün bulunmaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Kooperatif hissesi değer artış kazancı
| Sayı | : | 62030549-120[74-2016/213]-56905 | 12/05/2016 | |
| Konu | : | Gayri Menkul Sermaya iradında iktisap bedelinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hakkında | ||
İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eki dilekçede, 2008 yılında fiilen kullanımınıza bırakılan kooperatif hisseli dairenizi yine bu tarihten itibaren kiraya verdiğinizi ve kira gelirlerinizi götürü gider usulü ile beyan ettiğinizi, dairenizin kat mülkiyetli tapusunu 28.01.2015 tarihinde aldığınızı ve gayrimenkul sermaye iradı beyannamesinde safi tutarın tespiti için gerçek gider usulünü seçmek istediğinizi belirterek, iktisap bedelinin % 5′ ini indirim konusu yapıp yapamayacağınız konusunda bilgi talep ettiğiniz anlaşılmış olup, konu hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde, maddede bentler halinde sayılan mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 74 üncü maddesinde, “Safi iradın bulunması için, 21’inci maddeye göre istisna edilen gayrisafi hâsılata isabet edenler hariç olmak üzere gayrisafi hâsılattan aşağıda yazılı giderler indirilir:
…
- Kiraya verilen mal ve haklar dolayısıyla yapılan ve bunlara sarf olunan borçların faizleri ile konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkulün iktisap yılından itibaren beş yıl süre ile iktisap bedelinin % 5’i (İktisap bedelinin % 5’i tutarındaki bu indirim, sadece ilgili gayrimenkule ait hâsılata uygulanır. Ancak, indirilmeyen kısım 88′ inci maddenin 3′ üncü fıkrasının uygulanmasında gider fazlalığı sayılmaz)”hükmü yer almaktadır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise, “Mükellefler (hakları kiraya verenler hariç) diledikleri takdirde yukarıda yazılı giderlere karşılık olmak üzere hâsılatlarından % 25 ‘ini götürü olarak indirebilir. Götürü gider usulünü kabul edenler iki yıl geçmedikçe bu usulden dönemezler.” hükmüne yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 704 ve 705 inci maddelerine göre, taşınmaz mülkiyetinin konusuna giren gayrimenkulün mülkiyetinin kazanılması, tapuya tescille doğacağından “iktisap tarihi” olarak, tapu tescil tarihinin esas alınması gerekir. Ancak, gayrimenkulün fiilen kullanım hakkının tapu tescil tarihinden önce alıcıya bırakılmış olması halinde ise bu tarih, iktisap tarihi olarak dikkate alınacaktır.
Konu ile ilgili olarak yayımlanan 76 Sıra No.lu Gelir Vergisi Sirkülerlerinin “Gayrimenkullerde İktisap Tarihinin Belirlenmesi” başlıklı 4 üncü bölümünde,
“Gayrimenkullerde iktisap, Türk Medeni Kanununun 705 inci maddesi uyarınca, tapuya tescille olmaktadır. Buna göre, kat karşılığı müteahhide veya kooperatiflere verilen arsa karşılığında alınan gayrimenkuller dâhil, iktisap edilen gayrimenkullerin elden çıkarılması halinde, değer artışı kazancının tespiti yönünden iktisap tarihi olarak, gayrimenkulün tapuya tescil edildiği tarih esas alınacaktır.
Ancak, gayrimenkulün tapuya tescil tarihinden önce sahibinin fiilen kullanımına bırakıldığı bazı özel haller de iktisap tarihi olarak tapuya tescil tarihi yerine fiilen kullanıma bırakılma tarihinin kabul edilmesi gerekir…” açıklamalarına yer verilmiştir.
Buna göre; 2008 yılında fiilen kullanımınıza bırakıldığı anlaşılan gayrimenkul yönünden, 2008 yılının iktisap tarihi olarak kabul edilmesi gerekmekte olup, gayrimenkulü konut olarak kiraya vermeniz ve gayrimenkul sermaye iradı beyannamesinde safi tutarın tespiti için gerçek gider usulünü seçmeniz halinde, istisna edilen gayrisafi hâsılata isabet eden kısım hariç olmak üzere, söz konusu gayrimenkulün iktisap bedelinin % 5’ini, iktisap tarihinden itibaren beş yıl süre ile indirim konusu yapmanız mümkün bulunmaktadır.
Ancak; kayıtlarımızın tetkiki sonucu, iktisap bedelinin % 5’i oranındaki indirimden, gerçek gider yöntemi seçilmek suretiyle, iktisap tarihinden (2008 Takvim Yılı) itibaren beş yıllık süre içerisinde faydalanmadığınız anlaşıldığından, 2015 takvim yılına ilişkin olarak gayrimenkul sermaye iradı yönünden vereceğiniz yıllık gelir vergisi beyannamesinde, kira geliri elde ettiğiniz gayrimenkulün iktisap bedelinin % 5’inin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Sözleşme ile organize sanayi bölgesine ait arsa üzerine inşa edilen ve işletilen kafeterya ve kantar yapımı için yapılan harcamaların vergilendirilmesi hk.
| Konu | : | Sözleşme ile organize sanayi bölgesine ait arsa üzerine inşa edilen ve işletilen kafeterya ve kantar yapımı için yapılan harcamaların vergilendirilmesi hk. | ||
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; … Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü ile mülkiyeti Bölge Müdürlüğüne ait arsa üzerine kafeterya ve 60 tonluk 2 adet kantarın yap-işlet-devret modeli ile yapımı ve buna karşılık 7 yıl bedelsiz işletilmesi konusunda sözleşme yapıldığını, sözleşmeye göre yapılacak kafeterya ve kantarın 7 yıl süresince şirketiniz tarafından işletileceği, bu süre içerisinde … Organize Sanayi Bölge Müdürlüğüne nakdi ve ayni kira ödemesinde bulunmayacağınız belirtilerek kafeterya ve kantar yapımı için yapılan harcamaların ne şekilde kayıt altına alınacağı ve fatura düzenlenmesi durumunda harcama tutarı üzerinden kira stopajı yapılıp yapılmayacağı hakkında Defterdarlığımız görüşü sorulmaktadır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler vergi mükellefiyeti kapsamına alınmış olup, aynı Kanunun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında da dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan sermaye şirketi ve kooperatif statüsünde bulunmayan ticari, sınai ve zirai işletmelerin iktisadi işletme olduğu; altıncı fıkrasında ise dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerin kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya işyerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerini etkilemeyeceği; mal veya hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kar edilmemesi veya karın kuruluş amaçlarına tahsil edilmesinin bunların iktisadi niteliğini değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Organize sanayi bölgeleri vergi uygulamalarında dernek olarak kabul edildiğinden bunlara yapılan kira ödemelerinden de gelir vergisi kesintisi yapılmakta; bunlara ait taşınmazların bir iktisadi işletme oluşturacak şekilde kiralanması halinde ise oluşacak iktisadi işletme kurumlar vergisi mükellefi olduğundan elde edilen kira gelirleri üzerinden vergi kesintisi yapılmamaktadır.
Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin (5) numaralı bendi ile 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemeler ile vakıflara (mazbut vakıflar hariç), derneklere ve kooperatiflere ait gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemelerinden tevkifat yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 2 nci maddesinde 01.01.2008- 31.12.2020 tarihleri arasında dernek veya vakıflarca elde edilen Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin (5) numaralı bendi ve Geçici 67 nci maddesi kapsamında kesinti suretiyle vergilendirilmiş kazanç ve iratlar dolayısıyla iktisadi işletme oluşmayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde;
– Şirketiniz ile arsa sahibi Organize Sanayi Bölgesi arasında akdedilen sözleşmeye istinaden kafeterya ve 2 adet kantarın inşa edilmesi için yapılan harcamaların özel maliyet bedeli olarak dikkate alınması mümkün bulunmayıp, sözleşmeye göre yapılan kafeterya ile 2 adet kantarın tamamlanıp cins tashihinin yapıldığı veya fiilen kullanılmaya başlandığı tarih itibarıyla, şirketinizce sözleşmeye konu arsa üzerine yapılarak Organize Sanayi Bölgesine teslim edildiğinin kabul edilmesi,
– Sözleşmeye istinaden Organize Sanayi Bölgesine inşa edilen kafeterya ve 2 adet kantar için yapılan harcamaların emsale uygun belirlenen bir kâr marjı ile arsa sahibi Organize Sanayi Bölgesine fatura edilerek yapım hizmeti karşılığı alacak olarak kayıtlara intikal ettirilmesi ve yapım hizmeti nedeniyle oluşan kazancın da kurum kazancına dahil edilerek vergilendirilmesi,
– Şirketiniz ile Organize Sanayi Bölgesi arasında yapılan sözleşme hükümleri dikkate alındığında, sözleşme süresinin sonuna kadar kafeterya ve 2 adet kantarın kullanım hakkı şirketinize ait olduğundan şirketiniz tarafından fatura edilen ve alacak olarak kayıtlara intikal ettirilen tutarın, kafeterya ve 2 adet kantarın kullanılmaya başlandığı tarihi müteakip kalan kira süresine bölünmek suretiyle hesaplanan kısmının ilgili yıllar itibarıyla alacak tutarından düşülerek safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca gider olarak dikkate alınması,
– Şirketinizce ilgili yıllar itibarıyla kira gideri olarak dikkate alınan tutarların arsa sahibi Organize Sanayi Bölgesine hesaben yapılan kira ödemesi olarak kabul edilmek suretiyle bu tutarlar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre gelir vergisi kesintisi yapılması
gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Bahreyn de inşaat firmasında çalışan Türk vatandaşlarının sigorta durumu
Yabancı ülkelerde meydana gelen iş kazasının, üç iş günlük bildirim süresi içinde, meslek hastalığı ve vazife malûllüğü olayları için ise Kanunda belirtilen haber verme süresi olayın meydana geldiği,
– İş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi hâlinde, üç iş günlük bildirim süresi iş kazasının öğrenildiği,
– Kurumca kabul edilebilir belgelenmiş bir mazeretin olması şartıyla bil- dirim süresi mazeretin ortadan kalktığı, tarihten itibaren başlar. (SSİY md. 90) 5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesi (g) bendi kapsamındaki sigortalıla- ra ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkelerdeki tedavileri sonucu verilen istirahat raporlarının ilgili ülke mevzuatına uygun olduğunun ülkemiz dış temsilciliklerince onanması hâlinde, SGK tarafından yetkilendiri-
len hekim ve sağlık kurullarının ayrıca onayı aranmaz.
İşveren, geçici veya sürekli görevle yurt dışında görevlendirdiği ya da
yurtdışına götürdüğü sigortalının, iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve ana- lık hâllerinde, SGK tarafından işe el konuluncaya kadar, Kanuna göre hak kazandığı geçici iş göremezlik ödeneğini ödemekle yükümlüdür. Bu yüküm- lülüğün yerine getirilmesindeki gecikmeden dolayı işveren, gerek Kurumun gerekse sigortalının uğrayacağı her türlü zarardan sorumludur. SGK, Kanuna uygun olarak yapılan ve belgelere dayanan geçici iş göremezlik ödenekleri tutarını işverene öder.
Organize Sanayi bölgelerinde Yenilenebilir Enerji Kaynak alanları nasıl açılır ?-EVREN ÖZMEN
l) 9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu (Endüstri Bölgeleri Kanunu ve Organize Sanayi Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun) kapsamında belirlenen bölgelerin Resmî Gazete’de YEKA olarak belirlenmesi halinde, bu alanların tahsis edileceği tüzel kişiler bu Yönetmelik kapsamında belirlenir.YEKA’nın yatırıma hazır hale getirilebilmesi için gerekli diğer işlemler 4737 sayılı Kanuna göre BSTB ile koordineli olarak yürütülür.
|
|||||||||
Kooperatiflerde Muhasebe Hile ve Suistimal Denetimi Nasıl Yapılır ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN
Kooperatiflerde muhasebe departmanında çalışan personelin veya diğer personellerin kendi menfaat yaratmak için muhasebe hilesi yaptığı zaman zaman gözlemlenmektedir.
Öncelikle denetim,3 aylık denetim kurulunun yaptığı denetimden veya rutin mali müşavirlik işlemleri dışında bir işlem olup genellikle habersiz denetim yapılmalıdır.
Öncelikle kooperatiflerde kasadan ödeme tahsilat kaldırılmalıdır.
- Banka hareketlerinde ödemeler mutlaka faturalar ile tek tek karşılaştırılmalıdır. Bankadan çıkışı yapılan her tutarın faturası teyit edilmelidir.
- Nakit tahsilat var ise mutlaka her akşam tahsil edilen tutarlar aynı gün bankaya yatırılmalıdır.
- Bankalardan elde edile fon veya faiz gelirlerinin doğru muhasebeleştirildiği, ayrı bir ekstre düzenlenmediği, direk bankadan alınan ekstre ile karşılaştırılmalıdır. Muhasebe personelinin aldığı ekstreye güvenilmemelidir. ( Bu şekilde hilelere çok rastlanılmaktadır. Banka personelinin uyanık olması da önemlidir)

- Mutabakatlar bizzat denetçi tarafından örnekleme olarak yapılmaktadır
Mutabakatlarda
1-Çok hareket gören küçük hesaplar
2-Az hareket gören büyük bakiyeli hesaplar ayrı ayrı incelenmelidir.
Cari hesaplarda olan hileleri tespit edebilmek için
- Sene sonu kapanış mizanı ile Sene başı açılış mizanını karşılaştırılması elzemdir.
- Çek ve senetlerin mutlaka fiziken var oldukları tespit edilmelidir.
Yukarıdaki hususlar dışında
- aidat dağıtımlarının ( Özellikle tüketimden doğan ) doğru yapıldığı ve bazı kiracıların veya kat maliklerinin kollanıp, kollanmadığı tespit edilmelidir.
- Aidatlarda gecikme faizlerinin doğru hesaplanıp, hesaplanmadığı, herkese aynı uygulamanın yapılıp yapılmadığı kontrol edilmelidir.
- Zaman zaman bazı kooperatiflerde kira bedelinin yönetim kurulu ile anlaşılarak düşük gösterildiği üzerinin elden kayıt dışı alındığı da bilinmektedir. Bu nedenle kiraların emsala uygun olup, olmadığı hususu mutlaka dikkate alınmalıdır.
Yukarıda özetle anlatılan ve daha bir çok inceleme yönteminin bulunduğu hile ve suistimal denetimi süreci konusunda destek almak ve kooperatifinize denetim yaptırmak için aşağıdaki mailden bize ulaşabilirsiniz.
MİLLİ EMLAK GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 373)
|
|||||||||
2015 yılında 171.000 TL ye kadar kar dağıtımına ortak açısından vergi yok
| Başlangıç | Bitiş | Oran | Vergi |
| – | 12.600,00 | 15% | 1.890,00 |
| 12.600,00 | 30.000,00 | 20% | 3.480,00 |
| 30.000,00 | 69.000,00 | 27% | 10.530,00 |
| 69.000,00 | 90.000,00 | 35% | 7.350,00 |
| 23.250,00 |
| Şirketin Kar Dağıtımı Vergi Beyanı | 2.015 | ||||
| Dağıtılan Kar | 171.000,00 | ||||
| Temettü Stopaj Oranı | 0,15 | ||||
| Temettü Stopajı | 25.650,00 | ||||
| Şirketin Ortağının Temettü Vergi Beyanı (2015) | |||||
| Kar Payı Tutarı | 171.000,00 | ||||
| Kar Payı İstisna Oranı | 0,50 | – | |||
| Kar Payı İstisna Tutarı | 85.500,00 | ||||
| Kar Payı Vergi Matrahı | 85.500,00 | ||||
| Temettü Stopajı | Başlangıç | Bitiş | Oran | Vergi | |
| – | 12.000,00 | 15% | 1.800,00 | ||
| 1.800,00 | 12.600,00 | 29.000,00 | 20% | 3.280,00 | |
| 30.000,00 | 66.000,00 | 27% | 9.720,00 | ||
| 3.280,00 | 69.000,00 | 100.000,00 | 35% | 10.850,00 | |
| 25.650,00 | |||||
| 9.720,00 | 58000 | ||||
| 10.850,00 | |||||
| 25.650,00 | 111600 | ||||
| Mahsup Edilecek Vergi | 25.650,00 | ||||
| Ödenecek Vergi | – |
KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SERİ NO: 7)
|
|||||||||
Harçlar kanunundaki değişiklikler
Birden fazla nüsha olarak düzenlenen muayyen bir bedeli ihtiva eden kâğıtlarla ilgili nispi harca tabi işlemlerden sadece bir nüsha için harç tahsil olunur.
Binalarda ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik olarak yapılan işlemler ile 17/4/1957 tarihli ve 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz sanayi işletmelerince münhasıran imalat sanayinde kullanılmak üzere yeni makine ve teçhizat alımına yönelik olarak yapılan işlemler bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır.
Ürünlerin yurt dışında tanıtım ve pazarlamasını sağlamak amacıyla, miktarı ticari teamüllere uygun örnek ürünler, tanıtım malzemeleri veya promosyon amaçlı ürünlerin bedelsiz ihracatına ilişkin yapılan işlemler ile yurt dışındaki fuarlara katılım amacıyla yapılan işlemler bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır.
Her türlü gemi, yat ve diğer su araçlarının inşası, yenileme ve dönüşümü ile bakım ve onarımına yönelik olarak düzenlenen kâğıtlarla ilgili işlemler bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır.
Öğrencilerin burs veya öğrenim kredisi almak ve okula veya öğrenci yurduna girebilmek için düzenledikleri sözleşme, taahhütname, kefaletname ve benzeri kâğıtlara ilişkin işlemler bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır
OYUNCAK GÜVENLİĞİ YÖNETMELİĞİ
|
|||||||||
HARÇLAR KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 77)
|
|||||||||
Kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz
Kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz oranının anılan yasal düzenlemedeki yerine gelince;
Para borçları açısından borçlu temerrüdüne bağlanan sonuçlardan birisi, temerrüt faizi ödeme yükümlülüğüdür.
Temerrüt faizi borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olması itibariyle, zamanında ifa etmeme olgusuyla doğrudan bir bağlantı içindedir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 42. maddesine göre, genel kurul bütün üyeleri temsil eden en yetkili organ olup, kanun veya anasözleşme ile genel kurula tanınmış olan konular hakkında karar verme yetkisini haizdir.
Konut Yapı Kooperatifi Tip Anasözleşmesi`nin 23/1. maddesinin 6. bendi uyarınca ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek genel kurulun yetkisi dahilindedir.
Genel kurulca, ödeme günü belirlenerek, (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup) aidatın veya şerefiye bedelinin süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır.
Genel kurul kararları, üyeler ile kooperatif arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, kooperatif ve üyeler arasında ayrıca faiz oranları ile ilgili sözleşme yapılmasına gerek yoktur.
Ayrıca genel kurullarca kararlaştırılan faiz oranları daha sonraki yıllarda değiştirilmediği ve iptal edilmediği sürece genel kurula katılmasa dahi tüm üyeleri bağlar.
Bu durumda, 818 sayılı BK`nın 101/2. (6098 sayılı TBK`nın 117.) maddesi hükmü karşısında, genel kurulun belirlediği tarih kesin vade olup, üyenin bir ihtarla ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek kalmadan, borcun ifasının istenebileceği kuşkusuzdur.
Anapara faizi ise, borçlunun henüz temerrüde düşmeden ödemesi gereken sözleşmeyle kararlaştırılan faizdir. Bu durumda, kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz oranı, TBK`nın 88. maddesinde düzenlenen anapara faizi olmayıp, 120. maddede düzenlenen temerrüt faizine ilişkindir.
Kooperatif ile üyesi arasında ticari ilişki bulunmadığından yasal oranda temerrüt faizi uygulanmalıdır.
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun`un 2/1. maddesi gereğince, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen yasal faiz oranına göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Maddenin açık ifadesinden de anlaşılacağı üzere temerrüt faizinin, yasal faiz oranından fazla alınması taraflarca kararlaştırılabilir.
Anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde kooperatif genel kurulunca belirlenen aidatların ödenmesinde gecikme durumunda alınacak temerrüt faizinin yasal temerrüt faiz oranından daha fazla miktarda kararlaştırılabileceği anlamı çıkmaktadır. Ancak taraflar, uygulanacak temerrüt faizi oranını belirlerken, yukarıdaki paragrafta belirtilen 6098 sayılı TBK’nın 120/2. maddesinde öngörülmüş olan sınırlamayı dikkate almak zorundadır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aylık % 5 faiz oranına göre hesaplanmış işlemiş faiz borcu TBK`nın 120/2. maddesindeki sınırlamaya tabi olup, davalı kooperatifin genel kurullarında kabul edilmiş temerrüt faiz oranı, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata yani 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun`un 2/1. maddesine göre belirlenen yasal faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacaktır.
Öte yandan, mahkemece bozma ilamına uyulmasından sonra geçmişe etkili yeni bir kanunun yürürlüğe girmesi halinde, bozma ilamına uyulmakla oluşan usuli kazanılmış hak, hukuki değer taşımayacaktır. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK ile YHGK`nın 07.03.2012 tarih ve 2011/19 – 799 E, 2012/128 K sayılı ilamı bu yöndedir.)
Bu durumda, mahkemece, karar tarihinden önce yürürlüğe giren anılan yasal düzenleme bu açıklamalar çerçevesinde somut olay bakımından değerlendirilerek,
İşlemiş temerrüt faizi oranı ve miktarı ile işleyecek temerrüt faiz oranı bakımından gerektiğinde bilirkişiden denetime elverişli bir rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yasal düzenleme gözden kaçırılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre tarafların hakları
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, yüklenicinin arsa sahibine karşı arsa üzerinde bağımsız bölümlerden oluşan bir ana yapı inşa etme borcu, arsa sahibinin ise karşılık olarak arsadaki mülkiyetinin belirli bir payını veya meydana getirilecek ana yapıdaki bağımsız bölümlerden bir kısmının mülkiyetini yükleniciye devir borcu altına girdiği sözleşme olarak tanımlanabilir (Gümüş, Mustafa Alper, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul 2012, s.107).
Sözleşme Borçlar Kanununda tanımlanmamış olduğundan isimsiz sözleşmeler grubundadır.
Sözleşme, bünyesinde taşınmaz satışı ile eser sözleşmesinin unsurlarını barındıran karma bir sözleşmedir (Yavuz, Cevdet, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul 2009, s.557).
Kural olarak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (6098 s. TBK) 470. maddesinde (818 s. BK., m. 355) maddesinde tanımlanan eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri, karşılıklı edimleri içeren iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdir.
Sözleşmenin taraflarından arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek, yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde de edimi karşılığı yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmekle yükümlüdür.
Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edimi ise, sözleşmede kararlaştırılan koşullarda binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. İşte böyle bir sözleşme imzalayan yüklenici, inşaat sözleşmesinden doğan edimlerini yerine getirdiğinde arsa sahibine karşı kişisel hak kazanır ve sözleşme uyarınca kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunun adına nakledilmesini arsa sahibinden isteyebilir. BK`nın 162 ve devamı maddeleri uyarınca, bu kişisel hakkını arsa sahibinin rıza ve onayını almaya gerek olmaksızın yazılı olmak koşuluyla üçüncü kişilere de devir ve temlik edebilir.
Ancak gerek yüklenici gerekse ondan kişisel hakkını yazılı olarak temellük eden halefi üçüncü kişinin, bu hakkı arsa sahibine karşı ileri sürebilmesi için, yukarıda değinildiği üzere, yüklenicinin sözleşmenin kendisine yüklediği edimini tam olarak yerine getirmiş olması zorunludur (İzzet Karataş, Eser Sözleşmeleri, 2004, sayfa 34 vd.).
Tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin devrini öngören her türlü sözleşmelerin resmi şekilde yapılması, geçerlilik koşuludur (4721 s. Türk Medeni Kanunu m. 706; 818 s. BK m. 213; 6098 s. TBK m. 237, Tapu Kanunu m. 26; Noterlik Kanunu m. 60).
Ne var ki, geçerli bir kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yükleniciye ait olacağı kararlaştırılan bir bağımsız bölümün, yüklenici tarafından adi yazılı bir sözleşmeyle üçüncü bir kişiye satılması, Yargıtayın kökleşmiş uygulamasına göre, tapulu taşınmaza ilişkin bir satış sözleşmesi değil, 818 s. BK’nın 162, (6098 s. TBK, m.183) ve sonraki maddelerinde düzenlenen alacağın temliki hükümlerine tabi bir işlemdir.
Eş söyleyişle, böyle durumlarda, yüklenici kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine düşen bir bağımsız bölümü üçüncü kişiye satmış değil; kat karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde o bağımsız bölüm yönünden arsa sahibine karşı sahip olduğu alacağını, daha açık bir ifadeyle o sözleşmeden doğan kişisel hakkını (o bağımsız bölümün mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteme hakkını) üçüncü kişiye temlik etmiş sayılır.
Kısaca, böyle durumlarda yüklenici ile üçüncü kişi arasında bir “alacağın temliki” sözleşmesi bulunur.
818 s. BK’nın 163, (6098 s. TBK m.184) maddesinde alacağın temliki sözleşmesinin geçerliliği sadece yazılı şekle tabi tutulmuş olup, resmi şekle bağlanmamıştır.
Dolayısıyla, yazılı şekilde düzenlenmiş olması şartıyla, yüklenici, arsa sahibinden olan alacağını üçüncü kişiye devredebilir; böyle bir sözleşme, alacağın temliki hükmünde olarak hukuken geçerlidir. Ancak, alacağın temliki şeklinde gerçekleşen böyle bir sözleşmeye dayalı olarak temlik alanın talepte bulunabilmesi için, öncelikle yüklenici tarafından kendisine temlik edilen hakkın arsa sahibi nezdinde gerçekleşmesi; eş söyleyişle, yüklenicinin kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle arsa sahibine karşı üstlendiği edimi yerine getirmesi; inşaatı bitirmesi veya eksik kalan kısmın paraya dönüştürülerek tamamlanacak kadar cüzi bir boyutta olması gerekir. Aksi takdirde, temlik alan, temlik sözleşmesine dayalı olarak, o sözleşmenin tarafı durumunda bulunmayan arsa sahibinden herhangi bir talepte bulunamaz; sadece ve ancak, kendi akidi durumundaki yükleniciden tazminat isteyebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.01.2013 gün ve 2012/13-592 E., 2013/65 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; şekil koşuluna uygun olmadığı için geçersiz olan arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin fiilen hayata geçirildiği, tarafların edimlerini ağırlıkla yerine getirdiğinin anlaşıldığı durumlarda bu sözleşmelere geçerlilik tanınmaktadır.
Şekil zorunluluğunun birinci istisnası;
“sözleşme adi yazılı şekilde olsa bile, yüklenici edimini (bina meydana getirme borcunu) tamamen veya reddolunmayacak oranda yerine getirmişse, arsa sahibi artık bu sözleşmenin geçersizliğini ileri süremez” kuralıdır.
Zira böyle bir davranış, TMK’nun 2.maddesinde tanımlanan “Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” kuralına aykırı düşer.
İkinci istisnası ise; “sözleşmeyle yükleniciye bedel olarak verilmesi kararlaştırılan taşınmazın devrine ilişkin yüküm, taşınmaz tapuda yükleniciye devredilerek gerçekleşmişse, başlangıçta geçersiz olan sözleşmenin geçerli hale gelmesidir.”
Zira karma nitelikteki sözleşmenin diğer kısmı, yani “inşaat sözleşmesi” zaten biçim koşuluna bağlı değildir.
Gerek, edimlerin karşılıklı olarak tümüyle veya önemli oranda yerine getirilmesi ve gerekse şekil koşuluna uyulmadan yapılan sözleşmeye rağmen,
arsa payının tapuda yükleniciye geçirilmesi halinde şekil eksikliğinin ileri sürülmemesi kuralı, dayanağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 30.09.1988 tarih, 1987/2 E. 1988/2 K. sayılı kararının gerekçesinden almaktadır.