Motorlu taşıtlar vergisi 1.taksidi

Motorlu taşıtlar vergisi 1.taksidi

Uygulamada yapı kooperatiflerinin ortaklarından aidat yada genel giderlere katılım payı adı altında almış olduğu ödemeler için fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği ve kdv tahakkuk ettirilip ettirilmeyeceği

Uygulamada yapı kooperatiflerinin ortaklarından aidat yada genel giderlere katılım payı adı altında almış olduğu ödemeler için fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği ve kdv tahakkuk ettirilip ettirilmeyeceği konusunda ortak bir uygulamanın olmadığı benzer kooperatiflerdeki uygulamalardan görülmektedir. Yakın zamana kadar Vergi İdaresinden alınan özelgelerde, yani müktezalarda tahsil edilen aidatı sitenin genel bakımı, korunması gibi gerekçelerle tahsili halinde işin ticari mahiyette olmaması nedeniyle kdv’ye tabi olmadığı, ancak yönetim giderleri için tahsil edilen miktarın kdv’ye tabi olduğu şeklinde görüş verilmekte ise de, bu görüşün baştan itibaren yanlış olduğu, zira konutlardan oluşan siteleri göz önünde tutarak verildiği bilindiğinden, bu ayrıma itibar edilmemiş, dolayısıyla site işletmeye açıldıktan sonra güvenlik, temizlik vs gibi adlarla genel kurul kararına istinaden tahsil edilen aidatların tamamı kdv’ye tabi olduğu doğrultusunda uygulama yapılması uygun düşmektedir. Kaldı ki, 60 no’lu Katma Değer Vergisi Sirküsünde; aidatların herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığını teşkil etmemek şartıyla alınması halinde kdv’nin konusunu teşkil etmeyeceği, ancak kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan kooperatiflerin ticari nitelikteki teslim ve hizmetlerinin karşılığında yapılan ve kurum kazancının bir unsuru sayılan ödemelerin kdv’ye tabi tutulacağı ifade edilmiştir. Bu husus kooperatiflerde bütçe uygulamaları bölümünde daha ayrıntılı açıklanacaktır.

Kooperatiflerin Kurumlar Vergisi kanunu karsisindaki durumu- Kooperatif Danismani Kemal Ozmen -www.kemalozmen.com

20120111-224033.jpg
1-Kurumlar Vergisi Kanunu karşısındaki durumu:
Kooperatifler kural olarak 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1/b maddesinde hüküm altına alındığı üzere kurumlar vergisine tabi ortaklıklardır. Temel kural budur. Ancak KVK’nun 4/k maddesinde yazılı genel şartların anasözleşmelerinde yazılı olması ve fiilen de bu durumlara uyulması ile birlikte, ayrıca yine 4/k maddesinde yazılı özel şartlara fiilen de uyulması halinde bu şartlar devam ettiği sürece kurumlar vergisinden muaftır.

Bilindiği üzere işyeri yapı kooperatiflerinin anasözleşmeleri, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun tanıdığı yetkiye istinaden Bakanlıkça örnek olarak hazırlanmaktadır. Örnek anasözleşme incelendiğinde görüleceği üzere; kurumlar vergisi muafiyeti için aranan genel şartların yazılı olduğu görülecektir. Burada öne çıkan konu, bu hususların yani şartların anasözleşmede yazılı olduğu halde, fiilen bu hususlara uyulup uyulmaması ile ilgilidir. KVK’nun 4/k maddesinde; kooperatiflerin kurumular vergisi muafiyeti için aranan genel şartlar;

1.a-Sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması,
1.b-Yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi,
1.c-Yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması,
1.d-Sadece ortakları ile iş görülmesi.
olarak hüküm altına alınmıştır.

İŞYERİ YAPI KOOPERATİFLERİ İLE İŞLETME KOOPERATİFLERİNİN VERGİ MEVZUATI KARŞISINDA DEĞERLENDİRİLMESİ -Kooperatif Danismani Mali Musavir Kemal Ozmen

İŞYERİ YAPI KOOPERATİFLERİ İLE İŞLETME KOOPERATİFLERİNİN
VERGİ MEVZUATI KARŞISINDA DEĞERLENDİRİLMESİ
Kooperatiflerin sosyal ve ekonomik kuruluşlar olması:
Kooperatifler, Kooperatifler Kanunu’nun 1.maddesindeki tarifinden anlaşılacağı üzere hem ekonomik, hem de sosyal ortaklıklar olması nedeniyle, sermaye şirketlerinden farklı olarak muafiyet ve istisnalar konusunda önemli ölçüde yararlanmaktadırlar. Başka bir ifadeyle muafiyet ve istisnalar bir şahıs şirketi olan kooperatiflerde sermaye şirketlerinden daha fazla ve farklı olarak görülmekte ve uygulanmaktadır.

Vergi kanunlarında açık olmayan hükümlerin yorumlanması:

– Hükümlerin konuşulundaki maksat,
– Hükümlerin kanun yapısındaki yeri,
– Hükümlerin diğer maddelerle olan bağlantısı.

İşyeri yapı kooperatifleri ile işletme kooperatiflerinin vergi hukuku karşısında durumunu değerlendirirken muafiyet ve istisnalar konusu öne çıkmaktadır. Bu nedenledir ki, kooperatiflerde muafiyet ve istisnalara ilişkin vergi kanunlarında yer alan hükümlerin doğru olarak uygulanıp uygulanmadığını değerlendirmemiz gerekmektedir.

İZİN VERME, TESCİL VE İLAN: MADDE

C İZİN VERME, TESCİL VE İLAN:
MADDE 3. Ana sözleşme, Ticaret Bakanlığına verilir. Bakanlığın kuruluşa izin vermesi halinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Tescil ve ilan olunacak hususlar şunlardır:

1. Ana sözleşme tarihi,

2. Kooperatifin amacı, konusu ve varsa süresi,

3. Kooperatifin unvanı ve merkezi,

4. Kooperatifin sermayesi ve bunun nakdi kısmına karşılık olarak ödenen en az miktar ve her ortaklık payının değeri,

5. Ortaklık payı belgelerinin ada yazılı olduğu,

6. Ayni sermaye ve devralınan akçalı kıymetlerle işletmelerin neden ibaret oldukları ve bunlara biçilen değerler,

7. Kooperatifin ne suretle temsil olunacağı ve denetleneceği,

8. Yönetim Kurulu üyeleriyle kooperatifi temsile yetkili kimselerin ad ve soyadları,

9. Kooperatifin yapacağı ilanların şekli ve anasözleşmede de bu hususta bir hüküm varsa yönetim kurulu kararlarının pay sahiplerine ne suretle bildirileceği,

10. Kooperatifin şubeleri: Kooperatifler, lüzum gördükleri takdirde memleket içinde ve dışında şubeler açabilirler. Şubeler, merkezin sicil kaydına atıf yapılmak suretiyle bulundukları yer ticaret siciline tescil olunurlar.

Ticaret Bakanlığı, ana sözleşmelerin, kanunun ihtiyari hükümlerinden ayrıldığını ileri sürerek kooperatifleri kuruluşuna izin vermekten kaçınamaz.

Anasözleşmenin değişiklikleri de kuruluştaki usullere bağlıdır.
[Yeni Şerh Ekleyin]

Bilanço, bütçe ve işletme projesi ilişkisi-Kooperatif Danismani Mali Musavir Kemal Ozmen

Bilanço, bütçe ve işletme projesi ilişkisi:
Yapı kooperatiflerinde ortakların yapacakları ödemelerin miktar, zaman ve ödeme esaslarını belirleme görev ve yetkisi genel kurula aittir. Bu yetki başka bir organa devredilememektedir. Genel kurul tarafından yönetim kuruluna verilen bu yetkinin muhasebe kuralları içinde ve doğru olarak denetlenebilmesi için bilanço hesapları ile bütçe fasılları arasında parelel bir bağlantının oluşturulması sonucu istenilen zamanlarda genel kuruldan alınan yetkinin doğru olarak kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi gerekmektedir. Uygulamada bu konuya gerekli özenin gösterilmesi birçok yönüyle yararlı olmaktadır. Özellikle bütçede bilançoda olduğu gibi dipnotlarının yazılması gerekmektedir.

Bilanço, bütçe ve işletme projesi ilişkisi-Kooperatif Danismani Mali Musavir Kemal Ozmen

Bilanço, bütçe ve işletme projesi ilişkisi:
Yapı kooperatiflerinde ortakların yapacakları ödemelerin miktar, zaman ve ödeme esaslarını belirleme görev ve yetkisi genel kurula aittir. Bu yetki başka bir organa devredilememektedir. Genel kurul tarafından yönetim kuruluna verilen bu yetkinin muhasebe kuralları içinde ve doğru olarak denetlenebilmesi için bilanço hesapları ile bütçe fasılları arasında parelel bir bağlantının oluşturulması sonucu istenilen zamanlarda genel kuruldan alınan yetkinin doğru olarak kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi gerekmektedir. Uygulamada bu konuya gerekli özenin gösterilmesi birçok yönüyle yararlı olmaktadır. Özellikle bütçede bilançoda olduğu gibi dipnotlarının yazılması gerekmektedir.

Kooperatif Ortaklarının Ortaklık Haklarını Devretmelerinin Gelir Vergisi Kanunu Karşısındaki Durumu

Kooperatif Ortaklarının Ortaklık Haklarını Devretmelerinin Gelir Vergisi Kanunu Karşısındaki Durumu:
Kooperatiflerin bir tüzel kişi olması nedeniyle gelir vergisinin mükellefi değil, sorumlusudur. Bu nedenle yapmış olduğu ödemelerin vergiye tabi olanlarından gerekli vergi kesintisini yaparak yasal süresinde vergi dairesine vergi sorumlusu sıfatıyla ödemesi gerekmektedir. Bu kapsamda sayabileceğimiz vergi kesintileri; birden fazla yıllara sarkan inşaat onarım işi, ücret, ücret sayılan ödemeler, kdv tevkifatıdır. Herne kadar bu kesintilerin yasal dayanağı 13/06/2006 tarihine kadar Gelir Vergisi Kanununun 94. ve 96.maddeleri olmakla birlikte, bu tarihten sonra 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15.maddesinde bu kesintiler hüküm altına alınmıştır.

Vergi kesintisi, ücret dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılmaktadır.

Bu kapsamda ortakların ortaklık haklarının devrinin de gelir vergisi karşısındaki durumunu ifade etmek uygun olacaktır. Zira uygulamada bu hususla ilgili çok sayıda soru sorulmaktadır. Kooperatif ortaklarının gerçek kişi olması durumunda, ortaklık haklarının yani paylarının devri 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80/4.maddesinde değer artış kazancı olarak ifade edilmiştir. Değer artış kazancının tesbiti ise, ilk ortaklık ilişkisinden itibaren kooperatife yapılan ödemelerin 01 Ocak 2006 tarihinden önce TEFE, bu tarihten sonra is TÜFE oranına göre güncelleştirilerek satış miktarından düşülmesi ve ayrıca o yılla ilgili istisnanın da düşülmesi suretiyle hesaplanmaktadır.

İşyeri yapı kooperatiflerinde elde edilen işyerlerinin satışı ise 193 sayılı GVK’nun mükerrer 80/6.maddesinde 01/01/2007 tarihine kadar 4 yıl, bu tarihten sonra da 5 yıl içinde satılması halinde elde edilen kazancı vergiye tabi tutmuştur. Burada dikkat edilmesi gereken husus, kooperatif ortaklarına ortaklık sıfatıyla tahsis edilen işyerlerinin teslim tarihinin açıkça belirtilmiş olmasıdır. Zira teslim tarihi iktisap tarihi olarak dikkate alınmaktadır.

Kooperatifimizin 1053 adet daire çocuk odası dolabı, vestiyer, gardırop işlerinin yapım ve montaj işlerine ilişkin

Kooperatifimizin 1053 adet daire çocuk odası dolabı, vestiyer, gardırop işlerinin yapım ve montaj işlerine ilişkin sözleşmesinde, aynı yıl içinde biteceği (6 ay) hükmüne yer verildiği halde, işin fiilen ertesi yıla sarkması nedeniyle, sarkan işin yıllara sari iş olup olmadığı, dolayısıyla vergi kesintisini gerektirip gerektirmediği konusunda tereddüt oluştuğu görülmüş, bu konuda yüklenici firmanın katma değer vergisi oranı ile ilgili almış olduğu özelgede geçen ifadeleri dayanak alarak bu işin inşaat taahhüt işi olmaması, dolayısıyla vergi kesintisine tabi olmaması şeklinde kanaat oluştuğu ifade edilmiştir.

Bilindiği üzere bu husus, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 42.maddesinde hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye göre, bir işin yapım ve onarım işi sayılabilmesi için öncelikle bir yapım ve onarım işi olması, yapım ve onarım işinin taahhüt işi olması ve yapımının birden fazla yıllara sarkmış olması gerekmektedir.

Bu işin sözleşmesi incelendiğinde görüleceği üzere, yukarıdaki üç şartın da var olduğu görülmektedir. Zira “inşaa” kelimesi, yapma, kurmayı da içermekte olup, malzemelerin tedariki ve montaj işi de, 5 no’lu KDV Sirkülerinde inşaa işi kapsamında sayılmıştır.

Herne kadar katma değer vergisi oranı ile ilgili alınan Özelgede bu işin inşaat taahhüt işi kapsamında ifade edilemeyeceği belirtilmiş ise de, bu değerlendirme katma değer vergisi yönünden yapılmıştır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 42.maddesinin değerlendirilmesi ile Özelgedeki değerlendirme örtüşmemektedir.

Şöyle ki, sözkonusu işin kar ve zararı, işin bittiği yıl tesbit edileceğinden, beyanı da bir sonraki yıla kalacaktır. Bu yönüyle vergi kesintisinin yapılmamış olması sözkonusu olduğu taktirde, kooperatifimiz yönünden bir sorumluluk sözkonusu olacaktır. (VUK. 11) Bu verginin mükellefi yüklenici firma, sorumlusu ise kooperatifimizdir. Sözkonusu vergi, peşin vergi mahiyetinde olup, ileride kurum kazancına mahsup edilecektir. Dolayısıyla bir gider değildir. Bu yönüyle herne kadar taraflar arasında bir görüş birliği oluşmamış ise de, bu verginin kesilmesi her iki taraf yönünden daha uygun düşmektedir. Aksi halde, bu konu için de Özelge alınmalıdır. Kaldı ki, bu işlemde vergi konusu 2011 yılına sarkan işle ilgilidir.

Bilgilerinize sunarım

Ortaklarımıza kat mülkiyeti tapuları verilirken K.K.’nun …… maddeleri gereği ortaklık paylarından borçları olmaması veya mevcut borçlarını yapılandırılmış olmaları gerekmektedir. Yine Kooperatifimiz, …. Tarihli genel kurulunda aldığı karar gereği kurucu ortak olduğu iki şirkete ait hisselerini ortaklarına kat mülkiyeti tapuları ile birlikte devredecektir. Zira bu şirketlerin kuruluş amacı Kooperatifte bulunan bütün ortakların söz konusu şirketlerde pay sahibi olmalarını sağlamaktır. Ancak tapu işlemleri sırasında bu iki şirkete ait hisseleri almak istemeyen ortaklar hisselerini kooperatif tasarrufuna bırakabilecektir.

Ortaklarımıza kat mülkiyeti tapuları verilirken K.K.’nun …… maddeleri gereği ortaklık paylarından borçları olmaması veya mevcut borçlarını yapılandırılmış olmaları gerekmektedir. Yine Kooperatifimiz, …. Tarihli genel kurulunda aldığı karar gereği kurucu ortak olduğu iki şirkete ait hisselerini ortaklarına kat mülkiyeti tapuları ile birlikte devredecektir. Zira bu şirketlerin kuruluş amacı Kooperatifte bulunan bütün ortakların söz konusu şirketlerde pay sahibi olmalarını sağlamaktır. Ancak tapu işlemleri sırasında bu iki şirkete ait hisseleri almak istemeyen ortaklar hisselerini kooperatif tasarrufuna bırakabilecektir.

Arsası kendine ait olmayan sadece irtifak hakkı olan kooperatifteki işyerlerinin kiralanması

KONU:Kooperatif işyerlerinin ortaklar veya kiracı tarafından eczane olarak kullanılıp-kullanılamayacağı hakkında.

Milli Emlak Müdürlüğü ile yapılan irtifak hakkı sözleşmesinin;

• “MADDE 4-İRTİFAK HAKKININ KONUSU:Hak lehdarınca irtifak hakkına konu taşınmaz imar planında ayrıldığı amaç doğrultusunda Gemi Yan Sanayi İş Merkezi olarak kullanılacaktır.İrtifak hakkı süresince, irtifak hakkı konusu taşınmazın kullanım amacı değiştirilmeyecek ve amaç dışı kullanılmayacaktır…….”

• MADDE 13- İRTİFAK HAKKININ İPTALİ: ……..Bu sözleşmenin 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11.maddelerindeki yazılı şartlara uyulmaması, irtifak hakkı sözleşmesinin önemli ölçüde ihlaili sayılır ve irtifak hakkı iptal edilir.Bu durumda Hazinece bir tazminat veya bedel ödenmeksizin tüm yapı ve tesisler sağlam ve işler durumda Hazineye intikal eder….”

Hükümleri bulunmaktadır. Bu nedenle ÖNCELİKLE MİLLİ EMLAK MÜDÜRLÜĞÜNE YAZILI OLARAK MÜRACAAT EDEREK İŞYERİNİN ECZANE OLARAK KULLANILIP KULLANILAMAYACAĞI YÖNÜNDE GÖRÜŞÜ VE GÖRÜŞÜN OLUMLU OLMASI HALİNDE DE İLGİLİ İŞYERİ SAHİBİNİNİN hem MİLLİ EMLAK MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN hem de ULAŞTIRMA BAKANLIĞI’ndan (Deniziclik Müsteşarlığı kapatılarak Ulaştırma Bakanlığı nezdinde Genel Müdürlük olmuştur) YAZILI OLUR ALMASI GEREKMEKTEDİR. Akabinde de yine aynı sözleşmenin;

• “MADDE 5-B) Hasılat payı;İrtifak hakkı tesis edilen taşınmazın üzerinde yapılacak tesislerin bizzat hak lehdarınca işletilmesi halinde, hak lehdarı tarafından bu tesislerin işletilmesinden elde edilen toplam yıllık hasılatın %1 oranındaki pay ayrıca Hazineye yatırılır.Hak lehdarınca, Maliye Bakanlığından yazılı izin alınması kaydıyla bu tesislerin tamamının veya bir kısmının işletmeciliğinin üçüncü kişi ve kuruluşlara kiraya verilmesi halinde, hak lehdarı brüt kiranın %25’ini, kiracı/kiracılar ise toplam yıllık hasılatın %1’ini ayrıca Hazineye ödemekle yükümlüdür……Hak lehdarı ile kiracı/kiracılar arasında yapılan kira sözleşmesinin bir örneği, sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren en geç 1 ay içinde Maliye Bakanlığına (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) ve ilgili Defterdarlığa veya Mal Müdürlüğüne verilir.”

Hümü uyarınca işlem yapılması gerekmektedir.

Yukarıdaki madde hükümlerinin birikte incelenmesi neticesinde kooperatife ait işyerlerinin kiraya verilebilmesi için ;

• Eczane olarak kullanabilmek için T.C.Maliye Bakanlığı’ndan ve T.C.Ulaştırma Bakanlığı’ndan yazılı izin alınması,

Kiraya verilmesi halinde de;
• T.C.Maliye Bakanlığı’ndan yazılı izin alınması,
• Kooperatif ortağının brüt kiranın %25’ini, kiracı da yıllık hasılatın %1’ini Hazineye pay olarak ödemesi,
• Kira kontratının bir ay içinde Defterdarlığa verilmesi gerekir.

Sonuç olarak bu şartların yerine getirilmesi ile durum yasal bir hal alacaktır.

Yönetim Kurulu Karar Defteri, Kooperatifler ve Üst Kuruluşları Muhasebe Yönetmeliği’ne göre “.. Her karar için ait olduğu iş yılında birden başlamak ve iş yılı sonunda hitam bulunmak üzere numara verilir.” hükmünü içermektedir.

Yönetim Kurulu Karar Defteri, Kooperatifler ve Üst Kuruluşları Muhasebe Yönetmeliği’ne göre “.. Her karar için ait olduğu iş yılında birden başlamak ve iş yılı sonunda hitam bulunmak üzere numara verilir.” hükmünü içermektedir.

Bu hüküm gereği, her yıl yönetim kurulu kararlarına 1’den başlamak suretiyle karar numarası verilmektedir.

Muhasebe defterlerinin dışında kalan idari defterler (Ortaklar Defteri, Yönetim Kurulu Karar Defteri, Genel Kurul Karar Defteri) dönemsellik kuralına tabi olmayan defterler olup, bu defterlerin her yıl sonu kapanışı ve tekrar açılışı gerekmemektedir. Sadece defterler dolduğunda, yeni defter kullanılmadan önce notere onaylattırıldıktan sonra kullanılmaya başlanmalıdır.

Bilgilerinizi rica ederim.

Kooperatifimiz tarafından Genel kurul kararları neticesinde site yönetim planına uymayan ortaklara veya kat maliklerine uygulanan cezaların vergi kanunları karşısındaki durumu aşağıda özetlenmiştir.

Kooperatifimiz tarafından Genel kurul kararları neticesinde site yönetim planına uymayan ortaklara veya kat maliklerine uygulanan cezaların vergi kanunları karşısındaki durumu aşağıda özetlenmiştir.

3065 Sayılı Katma Değer vergisi kanunu açısından
Bilindiği üzere 3065 sayılı KDV Kanununun “Verginin Konusunu Teşkil Eden İşlemler” başlıklı 1/1. maddesinde; Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu yazılmıştır, ancak genel kurul kararları sonucunda uygulanan ceza tutarları katma değer vergisinin konusuna giren bir mal teslimi veya hizmet ifasının karşılığı olmadığından, katma değer vergisinin konusuna girmemektedir.

213 Sayılı Vergi Usul kanunu açısından
213 Sayılı Vergi usul kanunun 229. Maddesinde faturanın tanımı yapılmıştır. Buna göre fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. Kooperatifimiz tarafından site yönetim planına ve genel kurul kararlarına aykırı davranılması nedeni ile kesilen ceza satılan emtia veya yapılan iş karşılığında olmaması nedeni ile fatura düzenlenmemesi gerektiğini düşünmekteyiz.

5520 Sayılı Kurumlar vergisi kanunu açısından
Bilindiği üzere Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu nedenle ilgili bedellerin kooperatifimiz tarafından kurum kazancının bir unsuru olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu ve Diğer Yasal Mevzuat Karşısındaki durumu
Anayasamızın 38. Maddesinde suç ve cezalara ilişkin esaslar belirtilmiştir. Kanunsuz suç olmaz ilkesinden hareketle suç ve cezaların anayasaya uygun olarak ancak yasayla koyulabileceği hükmü nettir. Ancak Emredici hukuk kaidelerine ve kamu düzenine aykırı olmadıkça genel kurul tarafından kabul edilen yönetim planı maliklerin anayasası hükmündedir, bu nedenle her ne kadar Yargıtay tarafından farklı kararlar verilmiş olsa da ilgili cezaların kooperatifimiz tarafından uygulanabileceğini düşünmekteyiz.

Bilgilerinize sunarız
Saygılarımızla
Mali Müşavir Evren ÖZMEN

Kooperatif davalari

20120109-092633.jpg

www.kemalozmen.com

www.kemalozmen.com