F klavye genelgesi

10 Aralık 2013 SALI
Resmî Gazete
Sayı : 28847

GENELGE

Başbakanlıktan:

Konu : F Klavye

GENELGE

2013/13

Ülkemizde bilgisayar ve internet kullanım oranlarında son yıllarda önemli artışlar kaydedilmiştir. Bilgisayar giriş birimlerinden biri olan klavyeyi etkin kullanma ve hızlı yazma becerisi, bilgi toplumuna dönüşüm sürecinde bilgi üreten bireylerin gelişimine katkı sağlayan unsurlardan biridir. Günümüzde birçok ülke tarafından kendi dillerinin özelliklerine uygun çeşitli harf ve sembol yerleşim düzenine sahip klavyeler geliştirilmiş, ülkemizde de Milli Eğitim Bakanlığı öncülüğünde başlatılan çalışmalar sonucunda, Türk dili ve alfabesinin özelliklerine uygun ve hızlı yazmaya elverişli bir tasarıma sahip bulunan F klavye düzeni oluşturulmuştur.

Yazım kolaylığı ve verimliliği bakımından F klavyenin getirdiği avantajlardan yararlanılması ve ülkemizde F klavye kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından hazırlanan TS 2117 “Alfasayısal Türkçe Klavyelerin Temel Yerleşim Düzeni” standardına uygun F klavyeye kademeli olarak geçiş sağlanacaktır.

Bu çerçevede;

Kamu kurum ve kuruluşlarınca genelgenin yayımından itibaren, alım süreci başlatılmış olanlar dışında temin edilecek tüm bilgisayarların F klavyeli olması ve halen kullanımda olanların da 2017 yılı sonuna kadar F klavyeye dönüştürülmesi sağlanacaktır.

Kamu kurum ve kuruluşlarında F klavyeye geçiş sürecinde en önemli husus olan kamu personeline verilecek eğitime ait içerik Milli Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilecektir. Bu eğitimin sağlanmasında uzaktan eğitim öncelikli olacaktır. Bu kapsamda kurulacak www.fklavye.gov.tr internet sitesinde eğitim içeriği kullanıma sunulacaktır. Eğitimin alınması, değerlendirilmesi ve belgelendirilmesi konusunda kamu kurum ve kuruluşlarına gerekli yönlendirme Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılacaktır. Vatandaşa doğrudan hizmet sunan veya iş sürecinde yoğun klavye kullanan personelin eğitimi öncelikli olarak tamamlanacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarında F klavye eğitiminin planlanması, uygulanması, takibi ve raporlanması konusunda sorumlu olacak birimler tespit edilerek, Milli Eğitim Bakanlığına bildirilecektir. Kamu kurum ve kuruluşları F klavyeye geçiş planlarını; kurumsal işleyişi aksatmayacak şekilde ve personelinin F klavye eğitim takvimini dikkate alarak kendileri oluşturacaktır.

Ayrıca, bilgisayar kullanımının yoğun olduğu özel sektöre ait kamuya açık alanlarda (internet salonu vb. toplu kullanım sağlayıcıları) ve özel sektör kuruluşlarında F klavyenin teşvik edilerek yaygınlaştırılması sağlanacaktır.

Bilgilerini ve gereğini rica ederim.

Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan

Başlık Konut yapı kooperatiflerinde mükellefiyet tesisi konusunda ne şekilde hareket edileceği hakkında… Tarih

KANUNLAR GEREKÇELER B.K.K. YÖNETMELİKLER TEBLİĞLER İÇ GENELGELER GENEL YAZILAR ÖZELGELER SİRKÜLER

Kanun Son güncelleme:22/04/2010
Madde:

Başlangıç: / / Bitiş: / /
Anahtar Kelime:

Başlık Konut yapı kooperatiflerinde mükellefiyet tesisi konusunda ne şekilde hareket edileceği hakkında…
Tarih 04/09/2009
Sayı B.07.1.GİB.0.01.53/5317-2383
Kapsam

T.C.

MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

Sayı : B.07.1.GİB.0.01.53/5317-2383 04.09.2009

Konu :

…………………… VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(………….. ve ……….. Grup Müdürlüğüne)

İlgi : …………. tarih ve …………. sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız incelenmiş olup, konuya ilişkin Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.

Bilindiği üzere, KDV Kanununa 4369 sayılı Kanunla eklenen Geçici 15. madde ile, 4369 sayılı Kanunun yayımlandığı 29.07.1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı alınmış olan inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri KDV’den istisna edilmiştir.

Öte yandan, KDV Kanununun 17/4-k maddesinde yer alan konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimlerinin istisna kapsamında olacağına ilişkin ifade, 03.07.2009 tarih ve 27277 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 16.06.2009 tarih ve 5904 sayılı Kanun’un 13/b maddesi ile madde metninden çıkartılarak KDV Kanununun Geçici 28. maddesine taşınmıştır.

Söz konusu madde hükmüne göre; 03.07.2009 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince, üyelerine yapılan konut teslimleri katma değer vergisinden müstesnadır.

Bu açıklamalara göre konut yapı kooperatiflerinde mükellefiyet tesisi konusunda aşağıdaki şekilde hareket edilecektir.

– Geçici 28. maddenin yayımlandığı 03.07.2009 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olmaları halinde bu ruhsatlara dayanılarak inşa edilecek konutların üyelere tesliminde (vergiye tabi başka işlemleri bulunmamak kaydıyla) 69 Seri No.lu KDV Genel Tebliği gereğince, mükellefiyet tesis ettirmelerine ve beyanname vermelerine gerek bulunmamaktadır.

Bu kooperatiflerin 03.07.2009 tarihi itibariyle inşaat ruhsatı alınmamış başka arsalarının bulunması halinde, bu arsalarda inşa edilecek konutlar için inşaat ruhsatı alınıncaya kadar mükellefiyetleri tesis edilmeyecektir.

– 03.07.2009 tarihi itibariyle arsası olup bina inşaat ruhsatı almamış kooperatifler ile bu tarih itibariyle hiç arsası bulunmayan veya bu tarihten sonra kurulacak kooperatiflerin, bina inşaat ruhsatı almadıkları müddetçe mükellefiyetleri tesis edilmeyecektir.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

53 bin yapı kooperatifi devrediliyor

53 bin yapı kooperatifi devrediliyor

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görev alanında bulunan yapı kooperatifleri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına devredilecek.

ANKARA – Esra Altınmakas

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görev alanında bulunan yapı kooperatifleri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına devredilecek.

Hazırlanan İmar Kanunu taslağına göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görev alanındaki yapı kooperatiflerinin kuruluşu, yetki ve görevleriyle ilgili işlemleri artık Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yürütecek.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca başlatılmış veya planlanmış iş ve işlemleri yürütmeye, bunlar hakkında yeni iş ve işlemler yapmaya, gerekli gördüklerini tasfiye etmeye yetkili olacak.

Ancak yapıya yönelik harita, plan, etüt, proje ve yapı denetim işlemleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılacak.

Uygulamadaki sıkıntılar ortadan kalkacak

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, kooperatiflerin halihazırda üç ayrı bakanlığın görev alanında bulunduğunu bildirdi.

Bu durumun uygulamada ve denetimlerde sıkıntılara neden olduğunu ifade eden Bayraktar, kooperatiflerle ilgili daha çok ticari şikayetler geldiğine dikkati çekti.

Kooperatiflerin görev ve yetkileri, ortaklıkları, genel kurul, tasfiye gibi uygulamalarının Kooperatifler ve Türk Ticaret kanunlarında yer alan hükümler kapsamında değerlendirildiğine işaret eden Bayraktar, yapı kooperatiflerine yönelik işlemlerin, imar mevzuatından ziyade hukuki ve ticari mevzuat kapsamında bulunduğunu vurguladı.

Bayraktar, kooperatiflerin imar ve yapısal açıdan denetlemesini ise kendilerinin yapacağını kaydetti.

En fazla yapı kooperatifi Ankara’da

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre, Türkiye genelinde 53 bin 49 yapı kooperatifi bulunuyor. Bunların 49 bin 910’u konut, bin 732’si iş yeri, bin 85’i küçük sanayi, 311’i konut yapı kooperatifleri birliği, 5’i küçük sanayi sitesi yapı kooperatifleri birliği, 6’sı toplu iş yeri yapı kooperatifleri birliğinden oluşuyor.

Ankara, 12 bin 508 yapı kooperatifi ile ilk sırada yer alırken, bu şehri 10 bin 746 ile İstanbul, 5 bin 483 ile İzmir, 4 bin 232 ile Konya, 3 bin 884 ile Antalya, 3 bin 266 ile Bursa, 2 bin 453 yapı kooperatifiyle de Adana takip ediyor.

Tebliğ ticari defterlere ilişkin

1 Aralık 2013 PAZAR
Resmî Gazete
Sayı : 28838

TEBLİĞ

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığından:

TİCARİ DEFTERLERE İLİŞKİN TEBLİĞDE DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

MADDE 1 – 19/12/2012 tarihli ve 28502 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ticari Defterlere İlişkin Tebliğin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş ve aynı maddenin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Ticaret sicili tasdiknamesinin aslı ibraz edilmek kaydıyla bir örneği noterce saklanır.”

“(6) Pay defteri ve yönetim kurulu karar defterinin yenilenmesinin gerektiği durumlarda açılış onayı yapılacak yeni defter, kullanımına son verilecek defterle veya zayi edilmişse zayi belgesi ile birlikte notere ibraz edilir. Yeni defterin açılış onayının yapıldığı sırada noter, eski deftere veya zayi belgesine, yeni defterin açılış onayının yapıldığını tarih ve sayıyı belirterek şerh düşer. Eski defterde veya zayi belgesinde söz konusu şerhi gören noter tekrar bir açılış onayı yapamaz.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin 15 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Vergi Usul Kanununun 13 üncü ve 15 inci maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı tarafından mücbir sebep halinin ilan edildiği yerlerde, defterlerin kapanış onayları, mücbir sebebin sona erdiği tarihi takip eden ayın sonuna kadar yapılabilir.”

MADDE 3 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4 – Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı ile Maliye Bakanı birlikte yürütür.

:Faturası önceden düzenlenen satışlara ilişkin tahsilatların YN ÖKC uygulamasındaki durumu

T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı
Gelir Yönetimi Daire Başkanlığı (IV)

Sayı :12436462-195.01[166]-36813 19/08/2013
Konu :Faturası önceden düzenlenen satışlara
ilişkin tahsilatların YN ÖKC
uygulamasındaki durumu hk.

İlgi : …/…/2013 tarihli ve ……… sayılı iç yazışma.

İlgide kayıtlı yazınız ekinde alınan …………… ait Bilgi Edinme Başvuru Formu’nda bahsi geçen hususlarla ilgili olarak kısmımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.

426 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 2 numaralı bölümünün son paragrafında, “Mezkûr hükümlerle Bakanlığa (Maliye Bakanlığı) tanınan yetkiye istinaden, satışı yapılan malları aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar dışındaki kimselere satan veya aynı kimselere hizmet veren birinci ve ikinci sınıf tüccarlara (perakende teslimde bulunan veya hizmet ifa eden) Vergi Usul Kanununa göre fatura vermek zorunda olmadıkları mal satışları veya hizmet ifalarının belgelendirilmesinde (6/12/1984 tarihli ve 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanuna göre kullanmak zorunda oldukları ödeme kaydedici cihazların yerine) “Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihazları” kullanma mecburiyeti getirilmiştir.” denilmektedir.

Anılan Tebliğin 4 numaralı bölümünün (a) bendinde ise 3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanun ve ilgili mevzuatına göre ödeme kaydedici cihaz kullanmak zorunda olan mükelleflerden, faaliyetlerinde seyyar EFT-POS cihazı kullananların 1/10/2013 tarihinden itibaren yeni nesil ödeme kaydedici cihazlardan EFT-POS özellikli cihazları kullanmak zorunda oldukları, kapsama dâhil olan mükelleflerin, mezkûr tarihten sonra kullandıkları tüm seyyar EFT-POS cihazlarının yeni nesil ödeme kaydedici cihaz özelliğine sahip olacağı, mükelleflerin bu tarihten önce de söz konusu yeni nesil ödeme kaydedici cihazları alarak kullanabilecekleri belirtilmiştir.

Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihaz Teknik Klavuzu 17/e bendinde açıklandığı üzere faturaların, gerek EFT-POS özellikli yeni nesil ödeme kaydedici cihazlara bağlı fatura yazıcıları kullanılmak suretiyle gerekse başka fatura düzenleyici cihazlar kullanılarak veya elle düzenlenmesi halinde de satış işleminin yeni nesil ödeme kaydedici cihazda başlaması ve cihazda buna dair kayıt oluşturulması gerektiği ve fatura numarası girilmeden satış işleminin sonlandırılamayacağı açıklanmaktadır.

Ayrıca yapılan satışlara ilişkin fatura düzenlendikten sonra tahsilat işleminin daha sonra yapılması vergisel açıdan bir hüküm içermemektedir.

Buna göre, sözü edilen seyyar EFT-POS cihazların, perakende teslim ve hizmet bedellerinin tahsilinde değil, münhasıran satışı yapılan malları aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlara gerçekleştirilen teslim ve hizmet (toptan satışların) bedellerinin tahsilinde kullanılması şartıyla Tebliğin 4/a bölümü kapsamına girmediğinden, bu tahsilatlarda EFT POS özellikli yeni nesil Ödeme kaydedici cihaz kullanılma zorunluluğu yoktur. Kısmen perakende kısmen toptan yapılan satışların, perakende olarak gerçekleştirilen kısımlarına ilişkin tahsilatların seyyar EFT-POS cihazı (banka POS’u) ile gerçekleştirilmesi halinde bu tahsilatlar için EFT-POS özellikli yeni nesil ödeme kaydedici cihaz kullanılması gerekmektedir.

Faturası önceden düzenlenmiş olan perakende mal satışı veya hizmet ifasına ilişkin bilahare seyyar EFT POS’ lar kullanılmak suretiyle yapılan tahsilatlarda da EFT-POS özellikli yeni nesil ödeme kaydedici cihazlar kullanılacaktır. Bu şekildeki kullanımlarda, Teknik Kılavuzun 17/e maddesinde açıklandığı gibi önceden düzenlenen fatura bilgileri (fatura tarih ve no) EFT-POS özellikli yeni nesil ödeme kaydedici cihaza kaydedilmek suretiyle işlem sonlandırılacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kenarı Otopark işletmelerinde Yeni Nesil ökc kullanımı.

T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı
Gelir Yönetimi Daire Başkanlığı (IV)

Sayı

:

12436462-195.01[120]- 32125

16/07/2013

Konu

:

Yol Kenarı Otopark işletmelerinde Yeni Nesil ökc kullanımı.

İlgi :

…/…./2013 tarihli ve ……… sayılı iç yazışma.

Bilindiği gibi, 426 sıra numaralı Tebliğin 4 numaralı bölümünün (b) bendinde yeralan “…Yol kenarı otopark hizmeti veren mükellefler (427 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile belirlenen) 1/10/2013 tarihinden itibaren yeni nesil ödeme kaydedici cihazlardan EFT-POS özelliği olanlarını kullanmak zorundadırlar.” denilmiştir.

Anılan genel tebliğin, 6 numaralı bölümünde de, “Bu Tebliğ kapsamında yeni nesil ödeme kaydedici cihaz kullanmak mecburiyetinde olan mükelleflerden, belirli bir tür cihaz kullanma mecburiyeti getirilenler alış faturasının düzenlendiği tarihten itibaren 90 gün içerisinde, diğer mükellefler ise alış faturasının düzenlendiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde bağlı bulundukları vergi dairesine bir dilekçeyle (alış faturası örneği, cihaz sicil numarası, cihazdan alınan bir fiş örneği de dâhil olmak üzere gerekli belgeleri eklemek suretiyle) müracaat ederek cihazlarını kayıt ettirmek zorundadır. Ayrıca mükelleflerin kayıt işlemi ile birlikte, söz konusu süre içerisinde her bir cihaz için ayrı ayrı olmak üzere ödeme kaydedici cihazlara ait levhayı vergi dairelerinden alarak işyerlerinde muhafaza etmesi gerekir.” açıklaması yer almaktadır.

Buna göre, yol kenarı otopark işletmeciliğinden dolayı 01.10.2013 tarihine kadar bahse konu seyyar EFT-POS’ların yerine EFT-POS özellikli yeni nesil ödeme kaydedici cihaz almaları ve fatura tarihinden itibaren en geç 90 gün (30/12/2013 tarihini geçmemek üzere) içerisinde vergi dairesine kayıt ettirerek kullanmaya başlamaları gerekmektedir. Ayrıca EFT-POS özellikli yeni nesil ödeme kaydedici cihazların teslimine kadar geçen süre içerisinde (90 günlük sürede) mevcut ödeme kaydedici cihazların ve seyyar EFT POS cihazlarının kullanımına devam edilebilecektir.

Bilgi edinilmesini ve gereğini arz ederim.

KONU : Ticari Belgelere Ticaret Sicil Numarası ve İnternet Adresi Eklenmesi hk. 2014

 

KONU : Ticari Belgelere Ticaret Sicil Numarası ve İnternet Adresi Eklenmesi hk.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), 01 Ocak 2014 tarihinden geçerli olmak üzere ticari belgelerde ( fatura vb. ) bir takım değişiklikleri zorunlu kılmaktadır.

TTK’nin 39. maddesinde, “Tacirin işletmesiyle ilgili olarak düzenlediği ticari mektuplarda ve ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgelerde tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi ile tacir internet sitesi oluşturma yükümlülüğüne tabi ise tescil edilen internet sitesinin adresi de gösterilir.” hükmü yer almaktadır. Diğer taraftan aynı Kanunun 1534. maddesinde ise yukarıda değinilen düzenlemenin 01 Ocak 2014 tarihinde yürürlüğe gireceğine hükmedilmiştir.

Buna göre, ticaret sicil numarasının ve kapsam dahilinde olanlar açısından internet sitesi adresinin, artık ticari mektuplarda ve ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgelerde gösterilecek olması nedeniyle, yeni bastırılacak fatura gibi belgelerde bu bilgilere yer verilecek şekilde işlem yapılmasına özen gösterilmelidir.

Ayrıca, 1 Ocak 2014 tarihinden önce bastırıldığı için, üzerlerinde ticaret sicil numarası ve kapsam dahilinde olanlar için internet sitesi adresine yer verilmeyen fatura ve benzeri belgelerin, geçersiz kabul edilmeyeceği, söz konusu bilgilerin de eklenmesi suretiyle kullanımına izin verileceği yönünde, bir teamül söz konusudur.

Konuyu önemle bilgilerinize arz ederiz.

Saygılarımızla,

 ÖZMEN MALİ MÜŞAVİRLİK

www.kemalozmen.com

Osblerin kamulaştırma yetkisi anayasa mahkemesi tarafından iptal edildi

amusal nitelik statüsü edinmeyi bekleyen OSB’lere büyük şok… Anayasa Mahkemesi, Danıştay’ın başvurusu üzerene OSB’lere bizzat kamulaştırma yetkisi tanıyan düzenlemeyi iptal etti. AYM’nin iptal ettiği düzenlemeler arasında, 4562 sayılı OSB Kanunu’nun OSB’ler adına o tarihe kadar yapılan kamulaştırmalara da bir nevi af getirip yasallık kazandıran geçici madde de yer aldı.

2012 yılına kadar 4562 sayılı OSB Kanunu’nun 5. maddesinde OSB’lere bizzat kamulaştırma yapma yetkisi tanınmıyordu. OSB’ler adına “kamu yararı” hâlinde bakanlık aracığıyla kamulaştırma yapılabileceği ifadeleri yer alıyordu. 
OSB Kanunu’nun 5.maddesi, Temmuz 2012’de çıkarılan ve kamuoyunda torba kanun olarak bilinen 6353 sayılı kanun ile değiştirildi. Yeni düzenlemenin 20. maddesiyle OSB’lere doğrudan kamulaştırma yetkisi tanındı. Torba kanun ile ayrıca bu değişikliğin OSB’ler adına o tarihe kadar yapılan kamulaştırma işlemleri için de geçerli olacağı yönünde geçici madde eklendi.
4652 sayılı OSB kanununda yapılan tartışmalı değişiklikler, Danıştay 6. Dairesi tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı. AYM, Danıştay’ın başvurusunu geçtiğimiz günlerde sonuçlandırdı. AYM, öncelikle başvuruyu 5.maddede OSB’lere kamulaştırma yetkisi tanıyan “…yapabilen veya…” sözcükleriyle sınırlı gerçekleştirdi ve OSB’lere kamu kuruluşu veya belediye gibi bizatihi kamulaştırma yapma yetkisi veren bu sözcükleri Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.

KAMUSAL NİTELİK STATÜSÜ KAÇINILMAZ OLDU
Sanayi Gazetesi, OSB’lerin kamusal nitelik statüsü edinmesi gerekliliğini uzun süredir ısrarla gündemde tutarken Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu kararı bu statünün ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha açığa çıkardı. Kamulaştırma yetkisi geriye dönük olarak elinden alınan OSB’ler gerek kuruluş aşamasında gerekse genişleme çalışması esnasında önemli sıkıntılar yaşayacak. Sorunun çözümü ise OSB’lere kamusal nitelik statüsü hakkı tanınmasından geçiyor.

Türk Borçlar Kanunu (Yeni) MADDE 97 :Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.

Taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, kat irtifakı kurulduğu zaman müteahhide, teminat tutulacak iki daire dışındaki bağımsız bölümlerin satış yetkisinin verileceği kabul edilmiştir.
Müteahhidin tapu iptal ve tescil talepli açtığı davada, inşaatın seviyesi ve sözleşmede kararlaştırılan bu husus göz önünde bulundurularak; teminat tutulan iki bağımsız bölüm dışındakiler yönünden davanın kabulü gerekir.
(Karar Tarihi : 08.11.2004)
“Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm davacı ve müdahil Z____, S____ vekillerince temyiz edilmiş davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili ile davalılar O____ vs. vekili geldi. Müdahiller vekilleri gelmedi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Dava, tapu iptali ve tescil istemiyle açılmış, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı ve bir kısım müdahiller vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı ile davalı arsa sahipleri arasındaki 11.8.1994 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin 20. maddesinde kat irtifakı kurulduğu zaman iki dairenin teminat olarak tutulması, yükleniciye ait diğer bağımsız bölümlerin satış yetkisinin verilmesi kabul edilmiştir. Kat irtifakının 15.12.1997 tarihinde kurulduğu anlaşılmaktadır. Sözleşme halen de geçerli ve yürürlükte olduğu halde davacı yükleniciye tapuda devri yapılmış veya satış yetkisi verilmiş bağımsız bölüm bulunmamaktadır. Dairemizin bozma kararına uyulmasından sonra yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda, arsa sahiplerine ait bir bağımsız bölümün teslim edildiği, dört bağımsız bölümde %20 oranında eksik iş olduğu belirtilmiş, ortak yerler de dahil tamamlanması için gereken miktar açıklanmıştır. Bu durumda inşaatın seviyesi ve sözleşmenin 20.maddesi de dikkate alınarak, iki adet bağımsız bölüm hakkındaki davanın reddine, kalan davacıya ait bağımsız bölümler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, Dairemizin bozma ilamı yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 375.000.000 lira duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak, davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacı ve müdahillere geri verilmesine, 8.11.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
İlgili Mevzuat Hükmü : Türk Borçlar Kanunu (Yeni) MADDE 97 :Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.

Maktu harçlar 2014

19 Kasım 2013 SALI
Resmî Gazete
Sayı : 28826

TEBLİĞ

Maliye Bakanlığından:

VERGI USUL KANUNU GENEL TEBLIĞI

(SIRA NO: 430)

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasında “Yeniden değerleme oranı, yeniden değerleme yapılacak yılın Ekim ayında (Ekim ayı dâhil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumunun Üretici Fiyatları Genel Endeksinde meydana gelen ortalama fiyat artış oranıdır. Bu oran Maliye Bakanlığınca Resmî Gazete ile ilan edilir.” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm uyarınca yeniden değerleme oranı 2013 yılı için % 3,93 (üç virgül doksan üç) olarak tespit edilmiştir.

Bu oran, aynı zamanda 2013 yılına ait son geçici vergi dönemi için de uygulanacaktır.

Öte yandan, bu konuda daha önce yayımlanmış olan tebliğler de yürürlükte bulunmaktadır.

Tebliğ olunur.

2014 de damga vergileri ne kadar olacak?

19 Kasım 2013 SALI
Resmî Gazete
Sayı : 28826

TEBLİĞ

Maliye Bakanlığından:

VERGI USUL KANUNU GENEL TEBLIĞI

(SIRA NO: 430)

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasında “Yeniden değerleme oranı, yeniden değerleme yapılacak yılın Ekim ayında (Ekim ayı dâhil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumunun Üretici Fiyatları Genel Endeksinde meydana gelen ortalama fiyat artış oranıdır. Bu oran Maliye Bakanlığınca Resmî Gazete ile ilan edilir.” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm uyarınca yeniden değerleme oranı 2013 yılı için % 3,93 (üç virgül doksan üç) olarak tespit edilmiştir.

Bu oran, aynı zamanda 2013 yılına ait son geçici vergi dönemi için de uygulanacaktır.

Öte yandan, bu konuda daha önce yayımlanmış olan tebliğler de yürürlükte bulunmaktadır.

Tebliğ olunur.

Başlık 1581 sayılı Kanuna göre kurulmuş olan Kooperatifin tapuda yapılacak cins değişikliği işlemlerinden tapu harcı aranılıp aranılmayacağı hususunda

Başlık 1581 sayılı Kanuna göre kurulmuş olan Kooperatifin tapuda yapılacak cins değişikliği işlemlerinden tapu harcı aranılıp aranılmayacağı hususunda
Tarih 17/09/2013
Sayı 66491453-014-14
Kapsam

T.C.

KIRŞEHİR VALİLİĞİ

Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

Sayı

:

66491453-014-14

17/09/2013

Konu

:

Cins Tashihi Harcı

İlgide kayıtlı özelge talep formunun incelenmesinden, Kooperatifinize ait arsa üzerine depo ve hizmet binası yaptırıldığı belirtilerek yaptırılan söz konusu gayrimenkullerin tapuda yapılacak cins değişikliği işlemlerinde Kooperatifinizin cins değişikliği harcından muaf olup olmadığı hususunda Defterdarlığımızdan görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği gibi, 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifenin I-13/a fıkrasında, arsa ve arazi üzerine inşa olunacak bina vesair tesislerin tescilinde her bir bağımsız bölüm vesair tesis için harç alınacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun “Özel Kanunlardaki Hükümler” başlıklı 123 üncü maddesinin ilk fıkrasında, “Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmaz.” hükmü bulunmaktadır.

Diğer taraftan, 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununun 19/B-b maddesinde bu Kanuna göre kurulan Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birliklerinin sermaye ve yedek akçeleri ile taşınmaz malları ve bunların gelirleri, kendi ihtiyaçları için satın aldıkları ve alacaklarının tahsili gayesiyle mülk edindikleri taşınmaz malları ve bunların 15 inci madde hükmüne göre sahiplerine geri verilmesi işleminin, bütün vergi, resim ve harçtan muaf olacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hükme göre, 1581 sayılı Kanuna göre kurulmuş olan Kooperatifinizin tapuda yapılacak cins değişikliği işlemlerinden dolayı tapu harcından muaf tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Başlık Tapu ve kadastro idaresinin işlemlerinden kaynaklanmadığı anlaşılan hatalı kat mülkiyetinin terkini ile hatalı parsel numaralarının düzeltilerek maliklerin hali hazırda oturdukları parsellerin adlarına tescil edilmesi işlemlerinden ne şekilde tapu harcı aranılacağı hususunda

Başlık Tapu ve kadastro idaresinin işlemlerinden kaynaklanmadığı anlaşılan hatalı kat mülkiyetinin terkini ile hatalı parsel numaralarının düzeltilerek maliklerin hali hazırda oturdukları parsellerin adlarına tescil edilmesi işlemlerinden ne şekilde tapu harcı aranılacağı hususunda
Tarih 19/09/2013
Sayı 46480499-140.04.01[59-2013/577]-87
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

BALIKESİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

46480499-140.04.01[59-2013/577]-87

19/09/2013

Konu

:

Kat mülkiyetinin terkininde tapu harcı

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, … İlçesi … Mahallesi … pafta … ada’da kayıtlı bulunan taşınmaz üzerinde kurulu … Konut Yapı Kooperatifi ortaklarından olduğunuz ve söz konusu taşınmaz üzerinde yapılan imar uygulamaları sonucu taşınmazın … ada … parsel, … ada … parsel ve … ada … numaralı parsele ayrıldığı; kat mülkiyetine geçiş için Kooperatif tarafından … Belediye Başkanlığına onaylanmak üzere verilen mimari projede yer alan parsel numaralarının belediye tarafından hatalı olarak onaylandığı belirtilerek, hatalı yazılan parsel numaralarının düzeltilerek tekrar kat mülkiyeti kurulması sırasında tapuda yapılacak işlemlerden harç aranılıp aranılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanununun 57 nci maddesinde; tapu ve kadastro işlemlerinden bu Kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanlarının tapu ve kadastro harcına tabi olduğu belirtilmiş, Kanunun “Harçtan müstesna tutulan işlemler” başlıklı 59 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde ise; ilgililerin kusurları olmaksızın tapu ve kadastro idareleri tarafından yapılacak hataların tashihlerinde harç aranılmayacağı hüküm altına alınmıştır.

492 sayılı Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin “I-Tapu işlemleri” başlıklı bölümünün 14 üncü maddesinde, tapu harcı mevzuuna giren işlemlerle ilgili tescil ve şerhlerin terkininden maktu tutarda; 20/(a) fıkrasında ise, gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden devir alan ve devir eden için nispi oranda harç alınacağı hükmü yer almıştır.

Özelge talep formunuz ekinde yer alan … Tapu Müdürlüğünün Belediye Başkanlığına hitaben yazdığı … tarih ve … sayılı yazıda; tüm bağımsız bölüm maliklerinin bizzat veya vekâletname yoluyla vekillerinin müracaatı ve bağımsız bölümler üzerinde hak ve alacağı olan gerçek ve tüzel kişilerin muvaffaktı sağlandığı takdirde mevcut kat mülkiyetlerinin terkin edilerek, … ada … parsel ile … ada … parsel maliklerinin trampa yolu ile hali hazırda oturdukları parsele tescil edileceği, gerçek durumu gösterir Belediyece tasdiklenecek mimari projeye göre yeniden kat mülkiyeti tesis edilebileceğine yönelik açıklamalar yer almıştır.

Buna göre, tapu ve kadastro idaresinin işlemlerinden kaynaklanmadığı anlaşılan hatalı kat mülkiyetinin terkininden 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifenin 14 üncü maddesine göre; hatalı parsel numaralarının düzeltilerek maliklerin hali hazırda oturdukları parsellerin adlarına tescil edilmesi işleminden 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifenin 20/(a) fıkrasına göre harç aranılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İş yerinde kullanılmak üzere alınan motosiklete ait giderlerin hasılattan indirilip indirilemeyeceği ve KDV karşısındaki durumu hk. Tarih 23/08/2013

Başlık İş yerinde kullanılmak üzere alınan motosiklete ait giderlerin hasılattan indirilip indirilemeyeceği ve KDV karşısındaki durumu hk.
Tarih 23/08/2013
Sayı 11395140-105[269-2012/VUK-1- . . .]-1328
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

Sayı

:

11395140-105[269-2012/VUK-1- . . .]-1328

23/08/2013

Konu

:

İş yerinde kullanılmak üzere alınan motosiklete ait giderlerin hasılattan indirilip indirilemeyeceği ve KDV karşısındaki durumu.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; işyerinizde kullanmak üzere alınan motosiklet için amortisman ayrılıp ayrılmayacağı, alış faturasındaki ÖTV ve KDV nin maliyet bedeline dahil edilip edilmeyeceği ve motosiklete ait yakıt, tamir-bakım giderlerinin hasılattan indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

I-GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükellefin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde ise 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hüküm uyarınca tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir. Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde safi kazancın tespit edilmesi için indirilecek giderlerin neler olduğu sayılmış olup (5) numaralı bendinde, “kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri”, (6) numaralı bendinde, “işletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçlar” (7) numaralı bendinde de, “Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların” indirilebileceği hükme bağlanmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre; motosikletin işletmenize dahil edilmesi ve işte kullanılması halinde yapılan yakıt, tamir-bakım harcamalarının Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin (5) numaralı bendi kapsamında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların da (7) numaralı bendi kapsamında safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

II-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29/1-a maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri; aynı maddenin 3 üncü bendinde ise indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Kanunun 30/b maddesinde ise faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisinin mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Buna göre, iktisap edilen motosikletin işletmenize ilişkin faaliyetlerde kullanılması ve takvim yılı aşılmamak kaydıyla kanuni defterlere de kaydedilmesi şartıyla motosikletin iktisabında yüklenilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

III-VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 269 uncu maddesinde; iktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkullerin maliyet bedelleri ile değerleneceği ve aşağıda yazılı kıymetlerin gayrimenkuller gibi değerleneceği;

1. Gayrimenkullerin mütemmim cüzüleri ve teferruatı,

2. Tesisat ve makinalar,

3. Gemiler ve diğer taşıtlar,

4. Gayrimaddi haklar

hüküm altına alınmıştır.

Söz konusu Kanunun “Gayrimenkullerde Maliyet Bedeline Giren Giderler” başlıklı 270 inci maddesinde; gayrimenkullerde, maliyet bedeline, satın alma bedelinden başka makine ve tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve montaj giderleri ile mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden mütevellit giderlerinin gireceği ve noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Özel Tüketim Vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükelleflerin serbest oldukları hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, mezkur Kanununun 313 üncü maddesinde, “İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.

Değeri (2013 yılı için) 800- TL yi aşmayan peştemallıklar ile işletmede kullanılan ve değeri 800- TL yi aşmayan alet, edevat, mefruşat ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edenlerde bu had topluca dikkate alınır.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, bir iktisadi kıymetin amortismana tabi tutulabilmesi için, işletmenin aktifinde kayıtlı olması, işletmede bir yıldan fazla kullanılması, yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunması, kullanıma hazır halde bulunması ve değerinin maddede belirtilen tutarın üzerinde olması gerekmektedir.

Aynı Kanunun 315 inci maddesinde mükelleflerin amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinde itfa edecekleri ve ilan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürlerinin dikkate alınacağı hükme bağlanmış olup söz konusu maddenin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden amortismana tabi iktisadi kıymetler için uygulanacak “Faydalı Ömür ve Amortisman Oranları” tespit edilmiş ve bu oranlar 339, 365, 389, 399, 406 ve 418 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile değişik 333 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği eki liste ile açıklanmıştır.

Buna göre, işyerinizde kullanmak üzere iktisap ettiğiniz motosikletin 333 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine ekli listenin “6.5. Motosikletler (Mopedler ve Triportörler dahil)” bölümünde değerlendirilerek, faydalı ömrünün 4 yıl, amortisman oranının ise %25 olarak dikkate alınmak suretiyle amortismana tabî tutulması gerekmektedir.

Öte yandan, motosikletin alış bedeli içerisinde yer alan ÖTV nin maliyet bedeline ilave edilerek amortisman ayırmak suretiyle gider kaydedilmesi veya ilgili dönemde gider olarak dikkate alınması ihtiyari olduğundan bu tercihlerden herhangi birinin kullanılması mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

özel Kütahya kırklar a.ş.(şirket aktifindeki binanın bedelsiz kiralama olarak 30 yıllığına kullanım hakkı verilmesiı) Tarih 19/09/2013 Sayı 61504625-6004/30

Başlık özel Kütahya kırklar a.ş.(şirket aktifindeki binanın bedelsiz kiralama olarak 30 yıllığına kullanım hakkı verilmesiı)
Tarih 19/09/2013
Sayı 61504625-6004/3026-28
Kapsam

T.C.

KÜTAHYA VALİLİĞİ

Defterdarlık: Gelir Müdürlüğü

Sayı

:

61504625-6004/3026-28

19/09/2013

Konu

:

Özel Kütahya Kırklar Anonim Şirketi (Şirket aktifindeki binanın 30 yıllığına bedelsiz olarak tahsis edilmesinin KV, KDV ve DV karşısındaki durumu)

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Şirketinize ait taşınmazın Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğüne, Kız İmam Hatip Lisesi olarak kullanılmak şartıyla 30 yıllığına bedelsiz tahsis edileceği belirtilerek, konunun Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi ve Damga Vergisi Kanunu yönünden değerlendirilerek bilgi verilmesi istenmektedir.

Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun Diğer İndirimler” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımların toplamının o yıla ait kurum kazancının %5’ine kadar olan kısmının; (ç) bendinde ise (c) bendinde sayılan kamu kurum ve kuruluşlarına bağışlanan okul, sağlık tesisi, 100 yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde 50 yatak) kapasitesinden az olmamak kaydıyla öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi ve bakım ve rehabilitasyon merkezi ile yaptırılacak ibadethaneler ile mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımların tamamının kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirilebileceği hükmüne yer verilmiştir.

Konuya ilişkin olarak 1 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “10.3.2.2. Eğitim ve sağlık tesisleri ile dini tesislere ilişkin bağış ve yardımlar” başlıklı bölümünde ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.

Buna göre, şirketinize ait taşınmazın, Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğüne, imam hatip lisesi olarak kullanılmak şartıyla bedelsiz tahsis edilmesi halinde, öncelikle emsaline uygun bir bedelin tespit edilerek gelir yazılması, akabinde ise tespit edilen bu bedelin tamamının Kurumlar Vergisi Kanunun birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca beyannamede gösterilmek suretiyle bağış olarak indirim konusu yapılması mümkündür.

Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden:

Katma Değer Vergisi Kanununun 1 inci maddesi uyarınca Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir.

Aynı Kanunun 17/2-b maddesinde, Katma Değer Vergisi Kanunun 17/1 inci maddesinde sayılan, genel ve katma bütçeli dairelere, il özel idarelerine, belediyelere, köylere, bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, döner sermayeli kuruluşlara, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, siyasî partiler ve sendikalara, kanunla kurulan veya tüzelkişiliği haiz emekli ve yardım sandıklarına, kamu menfaatine yararlı derneklere, tarımsal amaçlı kooperatiflere ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal teslimi ve hizmet ifalarının katma değer vergisinden istisna olduğu hükme bağlanmıştır.

Yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde; Şirketiniz tarafından KDV Kanununun 17/1 inci maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlardan olan Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak yapılacak taşınmaz tahsis edilmesi Kanunun 17/2-b maddesi kapsamında katma değer vergisinden istisnadır.

Damga Vergisi Kanunu Yönünden:

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtların damga vergisine tabi olduğu, bu Kanundaki kâğıtlar teriminin, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade ettiği; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu hükümleri yer almaktadır.

Mezkur Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I-Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/2 fıkrasında, belli parayı ihtiva eden kira mukavelenamelerinin mukavele süresine göre kira bedeli üzerinden nispi damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, 31/12/2004 tarih ve 25687 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5281 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle yapılan değişiklikle belli parayı ihtiva etmeyen bazı kağıtlar 01/01/2005 tarihinden geçerli olmak üzere damga vergisine tabi kağıtlar kapsamından çıkartılmıştır. Bu kapsamda 04/02/2005 tarih ve 25717 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 43 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin (6.1.1) bölümünün ikinci paragrafında; “Yapılan düzenleme ile (1) sayılı tablonun 1/A fıkrasında sayılan kağıtlardan belli parayı ihtiva etmeyen mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknameler, kira mukavelenameleri, kefalet, teminat ve rehin senetleri, fesihnameler damga vergisine tabi tutulmayacaktır.” açıklamasına yer verilmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, Şirketinizin aktifine kayıtlı gayrimenkulün adı geçen Genel Müdürlüğün bedelsiz olarak kullanımına tahsis edilmesine ilişkin olarak belli parayı ihtiva etmeyen kira sözleşmesinin düzenlenmesi durumunda, söz konusu kira sözleşmesinin damga vergisine tabi tutulmaması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.