Kooperatif tarafından ortaklarına kat irtifaklı arsa tapusu verilmesinde KDV açısından gayrimenkulün teslim zamanı,vergiyi doğuran olay ve matrahın tespiti Tarih 16/08/2013

Başlık Kooperatif tarafından ortaklarına kat irtifaklı arsa tapusu verilmesinde KDV açısından gayrimenkulün teslim zamanı,vergiyi doğuran olay ve matrahın tespiti
Tarih 16/08/2013
Sayı 21152195-130-495
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Sayı

:

21152195-130-495

16/08/2013

Konu

:

Kooperatif tarafından ortaklarına kat irtifaklı arsa tapusu verilmesinde KDV açısından gayrimenkulün teslim zamanı,vergiyi doğuran olay ve matrahın tespiti

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda ve ek dilekçenizde; kooperatif ortaklarına mortgage kredisi kullanması ve kredinin güvencesini oluşturması amacıyla önceden kat irtifaklı arsa tapusu verilmesi ve daha sonra daire teslimlerinin, yapı kullanma izin belgesi veya dairelerin erken kullanılması halinde daire teslim belgesi ile yapılması aşamasında, gayrimenkulün teslim zamanı ve vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarih, vergiyi doğuran olay ve matrahın tespiti konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;

1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

2/1 inci maddesinde, teslimin, bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcı veya adına hareket edenlere devredilmesi olduğu,

10/a maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması ile 10/b maddesinde, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geldiği

hükme bağlanmıştır.

Gayrimenkul satışlarında mülkiyetin devri esas itibariyle gayrimenkulün tapuda alıcı adına tescil edilmesi ile gerçekleşmektedir. Tapuda alıcı adına tescil yapılmadan önce gayrimenkulün alıcının fiili kullanımına bırakılması ve alıcı tarafından malik gibi kullanılmaya başlanılması halinde, KDV açısından vergiyi doğuran olay gayrimenkulün kullanıma bırakılması anında meydana gelecektir.

Gayrimenkulün tapuda alıcı adına tescili veya fiili kullanımına bırakılmasından önce fatura veya benzeri belge düzenlenmesi halinde bu belgede gösterilen bedel üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.

Diğer taraftan, 60 Seri No.lu KDV Sirkülerinin “(8.2.1) Müzayede Yoluyla Yapılan Taşınmaz Satışları” bölümünde, konut olarak projelendirilen, inşaat ruhsatı da konut olarak alınan inşaatların henüz tamamlanmadan arsa payı veya kat irtifakı üzerinden satışlarının konut sayılacağı ve net alanı dikkate alınarak söz konusu sirkülerde belirtilen açıklamalar çerçevesinde KDV’ye tabi tutulacağı belirtilmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde;

1. Konutların inşaatı devam ettiği sürece vergiyi doğuran olay meydana gelmeyeceğinden KDV hesaplanmayacaktır. Ancak, henüz inşaatı bitmemiş konutlara ilişkin kat irtifakının devri halinde KDV açısından vergiyi doğuran olay kat irtifakı devrinin tapuda tescil edildiği tarihte gerçekleşmiş olacaktır.

2. Konutların inşaatının devam ettiği sürece kat irtifakı veya kat mülkiyetinin tesisi söz konusu değil ise konutların bitirilip fiilen kullanıma başlandığı tarihte vergiyi doğuran olay meydana geleceğinden bu tarih itibariyle KDV hesaplanacaktır.

3. Tapuda tescil veya fiili kullanımdan önce herhangi bir tarihte fatura veya benzeri bir belge düzenlenmesi halinde, belgede yer alan tutarla sınırlı olmak üzere belgenin düzenlendiği tarihte vergiyi doğuran olay gerçekleşecek ve bu tarihte KDV hesaplanacaktır.

4. Öte yandan, henüz inşaatı bitmemiş konutlara ilişkin kat irtifakının devri halinde KDV açısından vergiyi doğuran olay kat irtifakı devrinin tapuda tescil edildiği tarihte gerçekleşeceğinden matrahın tespitinde, vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarihte emsal bedeli esasının belirlendiği Vergi Usul Kanunun 267. maddesinde belirtilen Birinci Sıra (Ortalama Fiyat Esası) ve İkinci Sıranın (Maliyet Bedeli Esası) uygulanması mümkün olmadığından Üçüncü Sıranın (Takdir Esası) uygulanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Kooperatif tarafından ortaklarına kat irtifaklı arsa tapusu verilmesinde KDV açısından gayrimenkulün teslim zamanı,vergiyi doğuran olay ve matrahın tespiti Tarih 16/08/2013

Başlık Kooperatif tarafından ortaklarına kat irtifaklı arsa tapusu verilmesinde KDV açısından gayrimenkulün teslim zamanı,vergiyi doğuran olay ve matrahın tespiti
Tarih 16/08/2013
Sayı 21152195-130-495
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Sayı

:

21152195-130-495

16/08/2013

Konu

:

Kooperatif tarafından ortaklarına kat irtifaklı arsa tapusu verilmesinde KDV açısından gayrimenkulün teslim zamanı,vergiyi doğuran olay ve matrahın tespiti

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda ve ek dilekçenizde; kooperatif ortaklarına mortgage kredisi kullanması ve kredinin güvencesini oluşturması amacıyla önceden kat irtifaklı arsa tapusu verilmesi ve daha sonra daire teslimlerinin, yapı kullanma izin belgesi veya dairelerin erken kullanılması halinde daire teslim belgesi ile yapılması aşamasında, gayrimenkulün teslim zamanı ve vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarih, vergiyi doğuran olay ve matrahın tespiti konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;

1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

2/1 inci maddesinde, teslimin, bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcı veya adına hareket edenlere devredilmesi olduğu,

10/a maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması ile 10/b maddesinde, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geldiği

hükme bağlanmıştır.

Gayrimenkul satışlarında mülkiyetin devri esas itibariyle gayrimenkulün tapuda alıcı adına tescil edilmesi ile gerçekleşmektedir. Tapuda alıcı adına tescil yapılmadan önce gayrimenkulün alıcının fiili kullanımına bırakılması ve alıcı tarafından malik gibi kullanılmaya başlanılması halinde, KDV açısından vergiyi doğuran olay gayrimenkulün kullanıma bırakılması anında meydana gelecektir.

Gayrimenkulün tapuda alıcı adına tescili veya fiili kullanımına bırakılmasından önce fatura veya benzeri belge düzenlenmesi halinde bu belgede gösterilen bedel üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.

Diğer taraftan, 60 Seri No.lu KDV Sirkülerinin “(8.2.1) Müzayede Yoluyla Yapılan Taşınmaz Satışları” bölümünde, konut olarak projelendirilen, inşaat ruhsatı da konut olarak alınan inşaatların henüz tamamlanmadan arsa payı veya kat irtifakı üzerinden satışlarının konut sayılacağı ve net alanı dikkate alınarak söz konusu sirkülerde belirtilen açıklamalar çerçevesinde KDV’ye tabi tutulacağı belirtilmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde;

1. Konutların inşaatı devam ettiği sürece vergiyi doğuran olay meydana gelmeyeceğinden KDV hesaplanmayacaktır. Ancak, henüz inşaatı bitmemiş konutlara ilişkin kat irtifakının devri halinde KDV açısından vergiyi doğuran olay kat irtifakı devrinin tapuda tescil edildiği tarihte gerçekleşmiş olacaktır.

2. Konutların inşaatının devam ettiği sürece kat irtifakı veya kat mülkiyetinin tesisi söz konusu değil ise konutların bitirilip fiilen kullanıma başlandığı tarihte vergiyi doğuran olay meydana geleceğinden bu tarih itibariyle KDV hesaplanacaktır.

3. Tapuda tescil veya fiili kullanımdan önce herhangi bir tarihte fatura veya benzeri bir belge düzenlenmesi halinde, belgede yer alan tutarla sınırlı olmak üzere belgenin düzenlendiği tarihte vergiyi doğuran olay gerçekleşecek ve bu tarihte KDV hesaplanacaktır.

4. Öte yandan, henüz inşaatı bitmemiş konutlara ilişkin kat irtifakının devri halinde KDV açısından vergiyi doğuran olay kat irtifakı devrinin tapuda tescil edildiği tarihte gerçekleşeceğinden matrahın tespitinde, vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarihte emsal bedeli esasının belirlendiği Vergi Usul Kanunun 267. maddesinde belirtilen Birinci Sıra (Ortalama Fiyat Esası) ve İkinci Sıranın (Maliyet Bedeli Esası) uygulanması mümkün olmadığından Üçüncü Sıranın (Takdir Esası) uygulanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Şirkete ait tapuda konut olarak geçen gayrimenkulün fiilen işyeri olarak kullanılması nedeniyle satışında KDV oranı Tarih 21/08/2013

Başlık Şirkete ait tapuda konut olarak geçen gayrimenkulün fiilen işyeri olarak kullanılması nedeniyle satışında KDV oranı
Tarih 21/08/2013
Sayı 93767041-130[28-2012/86]-160
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

93767041-130[28-2012/86]-160

21/08/2013

Konu

:

Şirkete ait tapuda konut olarak geçen gayrimenkulün fiilen işyeri olarak kullanılması nedeniyle satışında KDV oranı

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 01/11/2011 tarihinde satın alınan firmanız aktifinde kayıtlı ve tapuda konut olarak tescil edilen 92 m2 net alanı bulunan ancak fiilen iş yeri (mimarlık-inşaat ofisi) olarak kullanılan taşınmazın satışında uygulanması gereken katma değer vergisi (KDV) oranı hakkındaki Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

KDV Kanununun;

-1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

-17/4-r maddesi maddesinde, kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimlerin KDV’den istisna olduğu, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisseleri teslimlerinin istisna kapsamı dışında olduğu

hüküm altına alınmıştır.

KDV Kanununun 28 inci maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye istinaden yayımlanan 24/12/2007 tarih ve 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi Eki (I) sayılı listenin 11 inci sırasına göre, net alanı 150 m2’ye kadar konut teslimleri %1 oranında KDV ye tabi bulunmakta olup, söz konusu kararname eki listelerde yer almayan 150 m2’nin üzerindeki konutlar ile m2 sınırlaması olmaksızın iş yeri, arsa ve arazi gibi diğer taşınmaz satışlarında genel oranda (%18) KDV uygulanması gerekmektedir.

60 No.lu KDV Sirkülerinde, taşınmaz teslimlerinde teslime konu taşınmazın işlem tarihi itibariyle geçerli fiili durumunun dikkate alınacağı ifade edilmiştir.

Buna göre, firmanız aktifinde kayıtlı taşınmazın fiili durumuna göre işyeri olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, fiilen işyeri olarak kabul edilen söz konusu taşınmazın tesliminde metrekare büyüklüğüne bakılmaksızın genel oranda (%18) KDV hesaplanması gerekmektedir.

Öte yandan, söz konusu taşınmaz satışı, firmanın aktifinde en az iki tam yıl süreyle kalma şartını sağlaması halinde Kanunun 17/4-r maddesine istinaden KDV den istisna olacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Elektrik abonelerinden tahsil edilen güvence bedellerinin iade edilmesi durumunda ortaya çıkan farkın kdv\’ye tabi olup olmayacağı, gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı ve belge düzeni hk. Tarih 01/08/2013

Başlık Elektrik abonelerinden tahsil edilen güvence bedellerinin iade edilmesi durumunda ortaya çıkan farkın kdv\’ye tabi olup olmayacağı, gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı ve belge düzeni hk.
Tarih 01/08/2013
Sayı 51421814-130[1-2012/391]-82
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

DENİZLİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

51421814-130[1-2012/391]-82

01/08/2013

Konu

:

Elektrik abonelerinden tahsil edilen güvence bedellerinin iade edilmesi durumunda ortaya çıkan farkın kdv’ye tabi olup olmayacağı, gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı ve belge düzeni hk.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ile şirketinizin elektrik abonelerinden tahsil ettiği güvence bedellerinin, aboneliğin kapatılması halinde güncelleştirilerek iade edildiği belirtilerek, bu durumda ödenen güncelleştirme farkı için vergi mükellefi olan müşterilerinizden fatura talep edilip edilmeyeceği, talep edilmesi halinde bu ödemenin KDV ne tabi olup olmayacağı, vergi mükellefi olmayan müşterilerinize yapılan ödemeler için gider pusulası düzenlenip düzenlenmeyeceği, düzenlenmesi halinde gelir vergisi stopajı yapılıp yapılmayacağı hususunda bilgi verilmesi istenilmiştir.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde de Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Bilanço esasına göre ticari kazancın tespiti” başlıklı 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı ve ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı belirtilmiştir.

Ticari kazancın tespitinde iki temel ilke geçerlidir. Bunlar “dönemsellik” ve “tahakkuk esası” ilkeleridir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Bu esas dikkate alındığında bir gelir unsurunun, özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında, sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratların menkul sermaye iradı olduğu hüküm altına alınmıştır.

Anılan maddenin ikinci fıkrasının (6) numaralı bendinde de; “Her nevi alacak faizleri (Adi, imtiyazlı, rehinli, senetli alacaklarla carî hesap alacaklarından doğan faizler ve kamu tüzel kişilerince borçlanılan ve senede bağlanmış olan meblağlar için ödenen faizler dahil.)” hükmüne yer verilmek suretiyle alacak faizinin menkul sermaye iradı sayılacağı belirtilmiştir.

Ayrıca, aynı Kanunun vergi tevkifatına ilişkin 94 üncü maddesinde, alacak faizlerinden vergi tevkifatı yapılacağına dair bir hükme yer verilmemiştir.

Bu düzenlemeler çerçevesinde, abonelerden alınan güvence bedellerinin mevduat v.b. şekillerde değerlendirilmesinden elde edilen gelirlerin ilgili dönemlerde kurum kazancınıza dahil edilerek vergilendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, ayrılan abonelere iadenin güncelleştirilmiş değer üzerinden yapılması nedeniyle ödenen fark tutarlarının da tahakkuk ettiği dönemde kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkündür.

Öte yandan, Şirket tarafından tahsil edilen güvence bedellerinin aboneliğin kapatılması durumunda, güncelleştirilerek iade edilen fark tutarlarının alacak faizi olarak değerlendirilmesi ve vergi mükellefiyeti bulunanların işletmeleri ile ilgili olan ödemeleri gelir olarak dikkate almaları, vergi mükellefi olmayanlar açısından ise söz konusu ödemelerin anılan Kanunun 85 inci ve 86 ncı maddeleri uyarınca tevkifata ve istisnaya konu olmayan menkul sermaye iratları için öngörülen beyan haddini ( 2012 yılı için 1.290 TL) aşması halinde, tamamının yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde, alacak faizlerinden vergi tevkifatı yapılacağına dair bir hüküm bulunmadığından gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.

KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun birinci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, elektrik abonelerinden tahsil edilen güvence bedellerinin, aboneliğin kapatılması halinde şirketiniz tarafından güncellenerek geri ödenmesi işlemi, bir teslim veya hizmet ifası kapsamında değerlendirilemeyeceğinden katma değer vergisine tabi tutulmayacaktır.

VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

Bilindiği üzere; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde, “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.” şeklinde tanımlanmış, 232 nci maddesinde de; “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:

1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara,

2. Serbest meslek erbabına,

3. Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara,

4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere,

5. Vergiden muaf esnafa

Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler. ” hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun 234 üncü maddesinde ise, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin, vergiden muaf esnafa yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir. ” hükmü yer almaktadır.

Buna göre, söz konusu güncelleştirme farkı için vergi mükellefi olan müşterilerinizin fatura düzenlemesi, mükellef olmayanlara yapılan iadelerde de şirketinizce gider pusulası düzenlenerek karşı tarafa imzalattırılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Bilirkişi tarafından kiralanan iş yeri için yapılan ödemeler üzerinden tevkifat yapılıp yapılmayacağı hk. Tarih 19/07/2

Başlık Bilirkişi tarafından kiralanan iş yeri için yapılan ödemeler üzerinden tevkifat yapılıp yapılmayacağı hk.
Tarih 19/07/2013
Sayı 62030549-120[94-2013/162]-1063
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

62030549-120[94-2013/162]-1063

19/07/2013

Konu

:

Bilirkişi tarafından kiralanan iş yeri için yapılan ödemeler üzerinden tevkifat yapılıp yapılmayacağı.

İlgi (ç)’de kayıtlı dilekçeniz ekinde yer alan özelge talep formunda, T.C. Adli Yargı Komisyonunda bilirkişi olarak görev yaptığınız belirtilerek, söz konusu faaliyetinizi gerçekleştirmek amacıyla kiraladığınız gayrimenkul için yapılan ödemeler üzerinden tevkifat yapılıp yapılmayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup, konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61 inci maddesinde; “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.

Bu kanunun uygulanmasında, aşağıda yazılı ödemeler de ücret sayılır:

5. Bilirkişilere, resmî arabuluculara, eksperlere, spor hakemlerine ve her türlü yarışma jürisi üyelerine ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler;…”; hükmüne,

86 ncı maddesinde; “- Aşağıda belirtilen gelirler için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmez.

1. Tam mükellefiyette;

b) Tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler (birden fazla işverenden ücret almakla beraber, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplamı, 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan mükelleflerin, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretleri dahil),” hükmüne,

94 üncü maddesinde; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

1. Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,

5. a) 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden, (2009/14592 sayılı BKK ile % 20)

vergi tevkifatı yapılır.” hükmüne yer verilmiştir.

Birden fazla işverenden ücret geliri elde edenlerin vergilendirilmesine ilişkin 128, 149 ve 160 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğlerinde ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.

Konuya ilişkin olarak 11/02/2004 tarihinde yayımlanan 16 no.lu Gelir Vergisi Sirkülerinin “3.2. Ücretler” başlıklı bölümünde, “Tam mükellef gerçek kişiler tevkif yoluyla vergilendirilmiş, tek işverenden alınan ücretleri için yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeyeceklerdir. Birden fazla işverenden ücret geliri elde edilmesi durumunda, birden sonraki işverenden alınan ücretlerin toplamının gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşması halinde birinci işverenden alınan da dahil olmak üzere ücret gelirlerinin tamamı beyan edilecektir.

Birden fazla işverenden ücret alınması halinde, birinci işverenden alınan ücretin hangisi olacağı serbestçe belirlenebilecektir.

Tevkifata tabi tutulmamış ücret gelirleri (Gelir Vergisi Kanununun 64 üncü maddesinde yer alan diğer ücretler hariç) için tutarı ne olursa olsun yıllık beyanname verilecektir.” açıklamaları yer almıştır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre, bilirkişilik hizmetinden elde etmiş olduğunuz gelir ücret niteliğinde olup, ödemelerin tahakkuk işleminin tek vezneden yapılmış olması halinde elde edilen gelirin tek işverenden elde edilen ücret geliri olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ancak bilirkişi ödemelerinin mahkemelerin ayrı ayrı veznelerinden yapılması halinde, ikinci ve müteakip mahkeme veznelerinin ayrı işveren olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, birinci işverenden sonrakilerden alınan ücret gelirleri toplamının Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı (284 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2013 takvim yılı için 26.000 TL) tutarı aşması halinde, birinci işverenden alınan da dahil olmak üzere tamamının ücret geliri olarak yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden yıl içinde tevkif suretiyle kesilen vergilerin mahsup edileceği tabiidir.

Öte yandan, bilirkişiler Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere tevkifat yapma zorunluluğu bulunan kişi ve kurumlar arasında sayılmadığından, sadece bilirkişi olarak faaliyetinize devam etmeniz şartıyla, söz konusu faaliyetinizi gerçekleştirmek amacıyla kiraladığınız gayrimenkul için yapılan ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapmanıza gerek bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

AVM\’nin yönetilmesinde ve iş merkezinin işletilmesi ile ilgili işlerin yapılmasında mükellefiyet tesisi hk. Tarih 01/08/2013

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Başlık AVM\’nin yönetilmesinde ve iş merkezinin işletilmesi ile ilgili işlerin yapılmasında mükellefiyet tesisi hk.
Tarih 01/08/2013
Sayı 93767041-120[70-2012/17]-143
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

93767041-120[70-2012/17]-143

01/08/2013

Konu

:

AVM’nin yönetilmesinde ve iş merkezinin işletilmesi ile ilgili işlerin yapılmasında mükellefiyet.

İlgide kayıtlı özelge talebiniz ile, Kocaeli’nin … ilçesinde açılacak olan … iş merkezindeki mal sahiplerinin yaptığı kat malikleri kurulu toplantısı ile AVM Yönetimi kurulduğu ve tek yönetici seçilen kişiye dükkanları dilediği şekilde kiraya verme, AVM’yi yönetme, işçi ve hizmet alma gibi yetkilerin verildiği, yönetimde çalıştırılan işçiler dolayısıyla SGK’na verilecek bildirimler için … Yöneticiliği adına gelir stopaj vergisinden mükellefiyet açtırıldığı, buradaki işyerlerini kiralayan firmaların kurumsal olması nedeniyle mal sahipleri ile değil tek bir kişi ile muhatap olmak istedikleri, yönetimden kiralar ve ortak giderlere katılma ücretleri için fatura istenildiği, tahsil edilen kira bedellerinin yönetime ait banka hesabından ilgili mal sahiplerine transfer edildiği belirtilerek, mükellefiyetin AVM Yönetimi adına mı yoksa … adına mı açılması gerektiği hususunda bilgi istenildiği anlaşılmaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 70 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Aşağıda yazılı mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar gayrimenkul sermaye iradıdır.”denilmiş, aynı maddenin birinci bendinde de; arazi, bina (Döşeli olarak kiraya verilenlerde döşeme için alınan kira bedelleri dahildir), maden suları, menba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatının kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu hükme bağlanmıştır.

Bu madde hükmüne göre, … AVM Yöneticiliği tarafından kiraya verilen ortak alanların hak sahiplerinin ortak kullanımına mahsus olması dolayısıyla elde edilen kira gelirinin de hak sahiplerinin geliri olduğundan, bu kiralama işleminden dolayı adı geçen yöneticiliğin vergilendirilmesi söz konusu olmayacaktır.

Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.”denilmiş, aynı maddenin 5/a bendinde; 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden gelir vergisi tevkif edileceği hükme bağlanmıştır.

Bu itibarla, anılan ortak alanların kiraya verildiği mükellefler tarafından yapılacak kira ödemelerinin, hak sahibi gerçek kişilere isabet eden gayrisafi tutarı üzerinden, aynı Kanunun 94/5-a maddesine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması, ancak hak sahibi olarak ticari, zirai veya kurumlar vergisine tabi işletmelere isabet eden gayrisafi tutarı üzerinden ise elde edilen kira geliri bu işletmelerin ticari, zirai veya kurum kazancının tespitinde dikkate alınacağından gelir vergisi tevkifatı yapılmaması gerekmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde kurumlar vergisi mükellefleri sayılmış olup, kat malikleri kurulu tarafından oluşturulan iş merkezi yöneticiliği kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmamış olduğundan, iş merkezi yöneticiliğinin kurumlar vergisi mükellefi olması ve buna bağlı olarak fatura bastırması mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Başlık Apartman yönetimi adına bankalarda açılan mevduat hesaplarına yürütülen faizlerden gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hk.

Başlık Apartman yönetimi adına bankalarda açılan mevduat hesaplarına yürütülen faizlerden gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hk.
Tarih 14/08/2013
Sayı 84098128-120[94-2013-1]-489
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

MÜKELLEF HİZMETLERİ GELİR VERGİLERİ GRUP MÜDÜRLÜĞÜ

Sayı

:

84098128-120[94-2013-1]-489

14/08/2013

Konu

:

Apartmanın bankada bulunan vadeli hesaplarından tevkifat yapılıp yapılmayacağı hakkında.

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eki dilekçenizde, … adresinde yer alan … Apartmanının yöneticiliği yaptığınız belirtilerek apartman yönetimi adına bankalarda açılan vadeli-vadesiz hesaplara yürütülen faizlerden gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında, sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kâr payı, faiz, kira ve benzeri iratların menkul sermaye iradı olduğu belirtilmektedir. Mevduat faizleri ise anılan maddenin ikinci fıkrasının (7) numaralı bendinde açıkça sayılmak suretiyle menkul sermaye iradı olarak kabul edilmektedir.

Aynı Kanununun geçici 67 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasında, bu Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca % 15 oranında vergi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmış olup, Kanunun geçici 67 nci maddesinin (5) numaralı fıkrasında ise gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının söz konusu maddenin (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, apartmandaki konutlara verilen hizmet ile ortak giderlerin karşılanması amacıyla malik veya kiracılardan gider karşılığı, aidat, avans vb. isimler altında toplanan paraların değerlendirilmesi amacıyla apartman yönetimi tarafından bankalarda açılmış bulunan mevduat hesaplarına yürütülen faizlerden Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında 22/7/2006 tarihli ve 2006/10731 sayılı kararnamenin eki Kararda değişiklik yapan 24/12/2012 tarihli ve 20/2/4116 sayılı Kararname oranlarına göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

2013 in review**Teşekkürler

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2013 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Louvre Müzesi, yıllık 8.5 milyon ziyaretçi ye sahip. Bu blog, 2013 içinde yaklaşık 180.000 kez görüntülendi. Eğer bu Louvre Müzesi’nde bir sergi olsaydı, bu kadar insanın bunu görmesi yaklaşık 8 gün sürerdi.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

KOOPERATİFLERDE SIK RASTLANILAN YOLSUZLUKLAR !

KOOPERATİFLERDE SIK RASTLANILAN YOLSUZLUKLAR !

Kooperatiflerde, her türlü yolsuzlukla karşılaşılmaktadır. Bunlardan bazılarının ispatı ve yakalanması mümkün iken, çoğunu ortaya çıkarmak ve ispat etmek çok zor veya imkansızdır. 

Karşılaşılan yolsuzlukları teker teker sayarak bir sona ulaşmak mümkün değildir. Çünkü yukarıda da belirttiğim gibi, bir kısım insanlar kıvrak zekalarını bu yönde kullanmakta, her defasında farklı bir yolsuzluk türüyle karşılaşılabilmektedir. Ancak genel olarak, bir fikir vermesi açısından özellikle konut yapı kooperatiflerinde karşılaşılan yolsuzluklardan bazılarına işaret etmekle yetineceğim. 

YAPILAN YOLSUZLUKLARDAN BAZILARI ŞUNLARDIR:

1. Kooperatife arsa alırken, arsanın genel kurulca belirlenen fiyatının çok altında alınmasına rağmen, arsa sahibiyle anlaşarak fiyatın yüksek gösterilmesi, tapuda ve kooperatif kayıtlarında daha fazla ödenmiş gibi kayıt yapılması, aradaki farkın zimmete geçirilmesi. Bu işleme özellikle kooperatif kurulduktan hemen sonra ortak kaydetmeden arsasını alan kooperatiflerde sık rastlanmaktadır.

2. Kooperatif yöneticilerinin önce kendi üzerlerine aldıkları arsayı daha sonra kooperatife fahiş fiyatla satmaları.

3. Özellikle Akdeniz Bölgesinde; Müteahhitlerin, kooperatif unvanını kullanarak gizli ve sabit yedi ortakla kurdukları aslen şirket, görünüşte kooperatifte konut yapıp satmaları, konut satın alanları sadece ihtiyaç duyulan zamanlarda gizlice ortaklığa alıp, ihtiyaç bittikten sonra ortaklıktan çıkarmaları, böylece kooperatiflere sağlanan vergi kolaylıklarından, kredilerden ve diğer olanaklardan yararlanmaları, vergi kaybı yanında haksız rekabet yapılması.

4. Belediyelerin, kendi yandaşlarına çıkar sağlamak amacıyla anlaştığı kişilerin daha önceden imarsız iken ucuz fiyata aldığı yerlere imar vermek suretiyle buralarda aşırı fiyat yükselmesine ve bu şahısların aşırı kar elde etmelerine neden olmaları, böylece haksız rekabet yapılması, arsa simsarlığı sonucu ortaya çıkan çarpık ve plansız kentleşme.

5. Özellikle müteahhitler tarafından kurulan veya müteahhitle yönetim kurulunun ‘yakın’ olduğu kooperatiflerde; müteahhidin hazırladığı hakediş bedellerinin şişirilmesi. 

6. Kooperatif inşaatlarının ihale yöntemiyle yaptırıldığı bazı kooperatiflerde, göstermelik ihaleler yapılması, ihale yapılırken müteahhitlerle çeşitli rüşvet pazarlıkları yapılması. Bu rüşvetlerin bir kısmı nakit para olduğu gibi mal vaadi de olabilmekte, bunun yanında müteahhidin düzenlediği her hakediş üzerinden yönetim kuruluna (bazen sadece başkana) aralarındaki gizli anlaşmayla komisyon da verilmektedir. 

7. Kooperatife malzeme alımlarında, faturaların sürekli şişirilmesi, gerçek değerinden yüksek meblağda fatura alınması, aradaki farkın zimmete geçirilmesi. 

8. Hayali harcamaların yapılmış gibi gösterilmesi, kooperatif muhasebe kayıtlarına belgesiz harcama şeklinde veya adi bir tutanak dayanak gösterilerek kayıt yapılması.

9. Herhangi bir şekilde belgesiz veya hayali harcama yapılması durumunda, harcamayı belgelendirmek için başka bir yerden fatura temin edilmesi ve temin edilen faturanın da yapılan harcamadan fazla olması.

10. Açıkların naylon ve sahte faturalar temin etmek suretiyle kapatılması, mevcut bir faturanın fotokopisi çekilmek suretiyle tekrar harcama yapılmış gibi gösterilmesi, veya önceden yapılmış bir işi yeni yapılmış gibi göstermek suretiyle yeni bir ödeme belgesi veya gider pusulası düzenlenmesi, fatura ve belgelerin muhasebe defter kayıtlarına mükerrer kaydedilmesi ve aradaki farkın zimmete geçirilmesi. 

11. Kooperatifle arsa sahibi veya müteahhit arasında yapılan kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi yapılırken, arsa sahibinin veya müteahhidin tanıdık olması nedeniyle kooperatif aleyhine olacak şekilde oran belirlenmesi, daha sonra arsa sahibi veya müteahhitle yöneticilerin yaptığı gizli anlaşma sonucu elde edilen menfaatin paylaşılması.

12. Genel kurul öncesi yönetim kurulunun yakınlarını kayıt üzerinde ortak kaydedip, genel kurulda istenilen kararları aldırdıktan sonra bunların tekrar ortaklıktan çıkarılması. Bunun bir başka şekli ise, naylon ortak kayıtları. Bunlarda kooperatif ortaklık hisselerinin asıl sahibi yöneticilerden bir veya birkaçı. Aidatları bunlar ödüyorlar ama oy, yeniden yönetime seçilme, ibra vs. açısından naylon kişileri kullanıyorlar.

13. Gayrimenkul alımı, ortak sayısı, inşaatların yaptırılma yöntemi, sözleşmelerin yapılması gibi önemli kararların kooperatifin kuruluşu sırasında, çok az ortakla, bunların menfaati yönünde alınması.

14. Müteahhidin arsa ve kooperatifin de başında olması, inşaatları da kendi firmasının yapması, böylece hakedişlerle, faturalarla vs. istediği şekilde oynaması, müteahhide yaptığı işin çok çok ilerisinde olacak şekilde avans verilmesi.

15. Kooperatif inşaatlarının yönetim kurulu üyeleri veya yakınlarının sahip olduğu şirkete ihale edilmesi, kooperatife alınan inşaat malzemelerinin yönetici veya yakınlarının sahibi olduğu şirketten fahiş fiyatlarla alınması.

16. Kooperatif inşaatlarının yapımı için düzenlenen ihalede, en düşük teklifi veren firmayla sözleşme yapıldıktan sonra aynı firmayla kısa bir süre sonra hiçbir neden gösterilmeksizin yeni bir sözleşme yapılarak fiyat farkı verilmesi.

17. Toplanan aidatları kontrol etmek için kooperatif yönetimince naylon inşaat şirketi kurulması, bu şirket tarafından aidatların üstünde hayali hakedişler yapılıp paranın dışarı gitmesinin önlenmesi, kooperatifin aldığı malzemeleri önce bu firmanın almış gibi gösterilmesi, daha sonra belli bir kar koyulduktan sonra tekrar bu şirketten alınıyor gibi işlem yapılması.

18. Müteahhitlerin hakedişleri kontrol eden kontrol mühendislerini ayarlamaları ve abartılı yapılan hakedişlerin onaylanması sonucu elde edilecek menfaatin paylaşılması.

19. Müteahhitlerin yaptıkları işlerin hakedişlerini ertesi yıla bırakarak yeni fiyatlardan hesaplamaları ve oluşan eskalasyon farkının alınması.

20. Kooperatifin yaptığı bir harcamanın, muhasebe kayıtları üzerinde muhtelif hesaplara mahsuplar, aktarmalar, yansıtmalar vs. yapmak suretiyle karışıklığa sebebiyet verip hesaplarla oynamalar sonucu mükerrer kayıtlarla fazla harcama gösterilmesi.

21. Genel kurullarda vekaletle oy verme işlemlerinde herhangi bir şekil zorunluluğu bulunmaması nedeniyle sahte imzalarla vekaletname düzenlenmesi.

22. Yanıltıcı reklam vererek aidatları az ve sabit gösterip ortak kaydederek bir miktar para topladıktan sonra kooperatif aidatlarının genel kurulda kasıtlı olarak birden, aşırı yükseltilerek bu şekildeki aidatlarını ödeyemeyecek durumda olan ortakların kooperatiften ayrılmak zorunda bırakılmaları ve böylece boşalan konutları yönetim kurulu üyelerinin kendilerinin almaları ya da yakınlarını yeni ortak olarak kaydetmeleri, ya da boşalan konutun devrinin kooperatifçe yapılması durumunda bu devir işleminde yöneticilerin menfaat sağlamaları.

23. Kura çekimi işlemlerinde noterle gizli anlaşma yapmak suretiyle hile yapılması.

24. Kooperatifle ticari ilişkisi bulunan kişiler adına ya da hamiline düzenlenen çeklerin daha sonra yöneticilere veya yakınlarına ciro edilmesi.

25. Elden yapılan tahsilatlarda düzenlenen makbuzların tamamının ya da bir kısmının kayıtlara intikal ettirilmemesi ya da bir nüshası ortağa verilmesi gereken makbuzun herhangi bir şekilde unutturulmak suretiyle ortağa verilmemesi ve anılan makbuzun kayıtlara intikal ettirilmemesi.

26. Bankadan yapılan aidatlara ilişkin tahsilatların eksik bir şekilde muhasebeleştirilmesi.
27. Yönetim kurulu üyelerinin kendi aidatlarını yatırmamaları nedeniyle oluşan farkın çimento, demir ve kum gibi tam olarak tespiti mümkün olamayan inşaat malzemelerine ait faturalarla kapatılması.

28. Emanet usulüyle yapılan işlerde kooperatife işçilik hizmetinde bulunan kuruluşlara yapılan ödemeler için düzenlenen gider pusulalarında işi yapana daha az ödendiği halde kayıtlarda daha fazla ödenmiş gibi işlem yapılması.

29. Kooperatif defter ve belgelerinin işlenmeyerek gelirlerin ve giderlerin hiç kaydedilmemesi ya da geç kaydedilmesi suretiyle sonuçlara göre fatura temin edilmesi.

30. Sahte imza kullanmak suretiyle gelir kalemlerinin azaltılması ya da gider kalemlerinin arttırılması.

31. Kooperatife iş yapan tanıdık kimselere veya firmalara fazla ödeme yapılması.

32. Kooperatifin ortaklardan almış oldukları senetleri yönetici veya yakınlarına ciro etmeleri, ciro edilen kişinin de bu senetleri teminat göstermek suretiyle kredi kullanması.

33. Yönetim kurulu üyelerine genel kurulca belirlenen aylık ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluk dışında başka adlar altında ödeme yapılması, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sigorta primlerinin kooperatifçe yatırılması, bunlara kıdem tazminatı ödenmesi.

34. Kooperatifin özellikle kuruluş aşamasında toplanan aidat miktarının az olduğu dönemlerde hayali olarak borçlandırılması, sonradan bu borcun kooperatifçe ödenmesi.

35. Eşitlik ilkesine aykırı olarak yönetici ve yakınlarından eksik aidat alınması ya da bunlardan gecikme faizi alınmaması.

36. Alınan bağış veya gecikme faizlerinin kooperatif kayıtlarına intikal ettirilmemesi.

37. Yöneticilerin kendi adlarına açtırdıkları hesaplara ortakların para yatırmalarının sağlanması ve bu hesaba yatırılan paraların veya faizlerinin kooperatif hesaplarına hiç aktarılmaması ya da eksik aktarılması veya başka amaçlar için kullanılması.

38. Yöneticilerin gerek elden yaptıkları gerekse bankadan yaptıkları tahsilatları repoda değerlendirmeleri ve kayıtların da sonradan tutulması nedeniyle kayıtlarda tahsil edildiği gün gibi işlem yapılması.

39. Kooperatifin vergi, harç ve benzeri borçlarının para olduğu halde ödenmeyerek gecikme faizi ödenmesi durumunda kalınması, kooperatifin zarara uğratılması.

40. Kooperatifçe; özellikle yöneticilerin ilgisi veya bağı bulunan vakıf, dernek gibi kuruluşlara genel kurul kararı olmaksızın bağış adı altında para aktarılması.

41. Yöneticilerin kendi özel harcamalarının kooperatifçe karşılanması veya yöneticilerin kooperatif imkanlarını kendi özel işleri için kullanması.

42. Yöneticilerin üzerlerinde bulunan paraların, kayıtlarda müteahhide ya da başka kişilere iş avansları olarak verilmiş gibi gösterilmesi veya bunların gerçeğe aykırı olarak düzenlenen hakediş raporları veya para makbuzları ile kapatılması.

43. Hisse devirlerinde; devreden ile devralanın birbirlerini tanımadan yaptıkları devir işlemlerinde yöneticilerin devir rakamlarını farklı göstermek suretiyle menfaat temin etmeleri,

44. Kooperatifçe satılan malzemelerin (demirbaş niteliğindeki araç vs.) piyasa rayicinden çok aşağı bir şekilde yönetici ve yakınlarına satılması.

45. Yöneticilerin seyahat yapmadıkları halde harcırah beyannamesi düzenlemek suretiyle menfaat temin etmeleri.

46. Kapanış bilançosundaki kasa hesabının, açılış bilançosunda eksik gösterilmesi, aradaki farkın zimmete geçirilmesi.

47. Gelen PTT havalesinin tahsil edildiği halde kayıtlara hiç intikal ettirilmemesi, ya da eksik intikal ettirilmesi.

48. Belediyenin herhangi bir konuda yapı izni veya kararı olmamasına rağmen o konuda kooperatifçe kaçak yapılaşmaya gidilmesi ve sonradan yapılan yerin yıktırılması suretiyle kooperatifin zarara uğratılması.

49. Kooperatif arsasının sahte genel kurul tutanağı düzenlemek suretiyle veya sahte imza atmak suretiyle ortaklardan habersiz satılması.

50. Özellikle belediyelerin kurduğu kooperatiflerde, yöneticiler tarafından birden fazla kooperatif, dernek, vakıf, şirket vs. kurularak buralara para transferi yapılması.

51. Kooperatif yöneticilerinin şahsi borçları için kooperatifin malvarlıklarını teminat ya da kooperatifi kefil olarak göstermeleri.

52. Kooperatifçe çekilen kredilerin kayıtlara geç intikal ettirilmesi ve bu süre zarfında kredinin yöneticiler tarafından faiz, repo vb. alanlarda değerlendirilmesi veya çekilen bu kredinin eksik olarak kayıtlara intikal ettirilmesi.

53. İnşaat taahhüdüne dayalı işlerde kooperatiflerin KDV istisnası bulunmasına rağmen müteahhitçe düzenlenen faturalarda fatura bedeli üzerinde KDV ödenmesi.

54. Kooperatif kurulmasından sonra ortak kaydı yapılırken ortaklardan alınan peşinatlarla birlikte yöneticilerin ortadan kaybolmaları.

55. Kooperatif yöneticilerinin yakınlarının çalışmadıkları halde çalıştırılıyor gösterilip onlara sigorta ve ücret ödenmesi.

56. Yıllık aidatını peşin olarak ödeyen ortakların, aidatlarının yöneticilerce taksit taksit kaydedilmesi ve bu sürede diğer paraların yöneticiler tarafından değişik şekillerde değerlendirilmesi, yıllık aidatı için tek bir senet ya da çek veren ortağın, bu çekinin veya senedinin vadesi gelene kadar yöneticilerin kendi işlerinde kullanması.

57. Ortaklar arasında eşitlik ilkesine aykırı olarak hareket edilmek suretiyle aynı konumda olan ortak ihraç edilirken yöneticilerin ya da yakınları olan ortakların ihraç edilmemeleri, ihtar, ihraç ve aidat toplama işlerinde ayrımcılık yapılması.

58. Üçüncü şahıslardan alınan borçların faizleri için daha az para ödendiği halde kayıtlarda daha fazla ödenmiş gibi işlem yapılması, kredi kuruluşlarının haricinde özel veya tüzel kişilerden, tefecilerden genel kurul kararı olmaksızın çok yüksek faizle borç para temin edilmesi.

59. Kat karşılığı inşaat yapan kooperatiflerde kooperatifçe alınan gayrimenkullerin alımının tapu devri veya tapuya şerh verdirilecek satış vaadi sözleşmesi ile yapılmaması, konutların bitme aşamasında arsa sahiplerinin bu konutları başkalarına satmaları.

Bütün bunlara, kooperatifler kanunu ve diğer mevzuatta kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyeleriyle memurlarının cezalandırılmalarını gerektiren eylemler teker teker sayılabilirse de tekrara kaçmamak amacıyla burada sayılmamıştır. 

Bunun yanı sıra, doğrudan kooperatif yönetiminden kaynaklanmayan, ancak kooperatifin çalışmak ve çeşitli belgeler almak zorunda olduğu kamu müesseseleri, belediyeler ve bunlara bağlı su, elektrik, doğalgaz idareleri ile kooperatiflerin yaptıkları işlemlerde (özellikle abone, ruhsat ve tapu işlemleri), bu yerlere rüşvet verilmesi ve bu giderlerin de fatura alınarak kapatılması gibi yolsuzluklarla sıklıkla karşılaşılmaktadır.

Kredi kooperatifleri bölge birliğinizin, sanayi ve ticaret odasında yapılacak tescil işlemlerinden dolayı ticaret sicili harcından muaf tutulup tutulmayacağı hususunda

Başlık Kredi kooperatifleri bölge birliğinizin, sanayi ve ticaret odasında yapılacak tescil işlemlerinden dolayı ticaret sicili harcından muaf tutulup tutulmayacağı hususunda
Tarih 19/09/2013
Sayı 75497510-140[123-2013-86]-55
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

TEKİRDAĞ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

75497510-140[123-2013-86]-55

19/09/2013

Konu

:

Tarım Kredi Kooperatiflerinin Ticaret Sicil Harçlarından Muafiyeti hk.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Birliğinizin … Sanayi ve Ticaret Odası’nda yapacağı işlemlerinden dolayı Ticaret Sicili Harçlarından muaf olup olmadığı hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.

Bilindiği üzere 492 sayılı Harçlar Kanununun 2 nci maddesinde, yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu hüküm altına alınmış olup Kanuna bağlı (1) sayılı tarifenin C- Ticaret Sicil Harçları başlıklı bölümünün I-Kayıt ve tescil harçları bölümünde alınacak harçların miktarları belirtilmiştir.

Aynı Kanunun 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmaz.” hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununun 19 “Muafiyetler” başlıklı 19 uncu maddesinin (B) fıkrasının (a) ve (b) nentlerinde; “Bu kanuna göre kurulacak ve kurulmuş sayılan kooperatifler, bölge ve merkez birlikleri,

a) Kurumlar, gider, gayrimenkul kıymet artışı, intikal ve diğer vergilerden ve icra makamları, resmi daireler ve mahkemeler nezdinde yapacakları takip ve tahsillerle açacakları tazminat davaları ile ilgili her nevi talep, tebliğ ve kararlar her türlü masraf, vergi, resim ve harçtan,

b) Sermaye ve yedek akçeleri ile taşınmaz malları ve bunların gelirleri, kendi ihtiyaçları için satın aldıkları ve alacaklarının tahsili gayesiyle mülk edindikleri taşınmaz malları ve bunların 15’inci madde hükmüne göre sahiplerine geri verilmesi işlemi, bütün vergi, resim ve harçtan”

muaftır hükmü yer almaktadır.

Söz konusu maddede harç muafiyeti kapsamına giren işlemler ayrı ayrı belirtilmiş olup, tarım kredi kooperatiflerinin ve bölge birliklerinin ticaret sicilinde yaptıracağı kayıt ve tescil işlemlerinin harçtan muaf olduğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır.

Buna göre; … Kredi Kooperatifleri … Bölge Birliğinizin, … Sanayi ve Ticaret Odasında yapılacak tescil işlemlerinden dolayı ticaret sicili harcı ödemesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

21 aralık dünya kooperatifçilik günü

Bayraktar, 21 Aralık Dünya Kooperatifçilik Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Birlikten kuvvet doğar” sözünün kooperatifçiliği en iyi şekilde ortaya koyduğunu, Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada 800 binden fazla kooperatif ve 1 milyardan fazla kooperatif ortağı olduğunu belirtti. Kooperatiflerin 100 milyondan fazla insana iş imkanı sağladığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

Kaynak : http://www.haber3.com/21-aralik-dunya-kooperatifcilik-gunu-haberi-2379582h.htm#ixzz2o66By1oH

Hurda metal alım faaliyetinin vergi kanunları karşısındaki durumu hk.

Başlık Hurda metal alım faaliyetinin vergi kanunları karşısındaki durumu hk.
Tarih 06/09/2013
Sayı B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-1454
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

Sayı

:

11395140-019.01-1454

06/09/2013

Konu

:

Hurda metal alım faaliyetinin vergi kanunları karşısındaki durumu.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, hurda metal toplayıcılığı ve alım satımı faaliyeti ile iştigal ettiğiniz, hurda alımlarınızı; vergiden muaf esnaf kapsamında sayılan ve kendi nam ve hesabına hurda toplayanlardan, bizzat kendine ait hurda eşyasını işyerinize getirerek satanlardan yaptığınız, aynı zamanda da şahsınıza ait traktörünüz ile kapı kapı dolaşmak suretiyle evlerden hurda topladığınız belirtilerek, söz konusu hurda alımlarınız için vergi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı ile kendiniz tarafından kapı kapı dolaşmak suretiyle yapmış olduğunuz hurda metal alımlarında her alış için gider pusulası düzenlenip düzenlenmeyeceği, hurda aldığınız kişilerin TC kimlik numaralarının yazılıp yazılmayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşünü talep edilmektedir.

A- Gelir Vergisi Kanunu Yönünden :

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 9 uncu maddesinde vergiden muaf esnafa ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, kimlerin esnaf muaflığından faydalanacakları da maddede bentler halinde sayılmıştır.

Aynı maddenin birinci fıkrasının 7 numaralı bendinde de; ticari işletmelere ait atıkları mutat olarak veya belli aralıklarla satın alanlar hariç olmak üzere, bir işyeri açmaksızın kendi nam ve hesabına münhasıran kapı kapı dolaşmak suretiyle her türlü hurda maddeyi toplayarak veya satın alarak bu malların ticaretini yapanlara veya tekrar işleyenlere satanların gelir vergisinden muaf olacakları hükme bağlanmıştır.

Aynı maddenin mülga ikinci fıkrasından sonra gelen üçüncü fıkrasında ise ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısı ile gerçek usulde Gelir Vergisine tabi olanlar ile yukarıda sayılan işleri Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapanların esnaf muaflığından faydalanamayacakları belirtilmiştir.

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında vergi tevkifatı yapmak zorunda olanlar ile tevkifata tabi tutulacak ödemeler belirtilmiş, anılan fıkranın 13/b numaralı bendinde ise esnaf muaflığından yararlananlara mal ve hizmet alımları karşılığı yapılan ödemelerden hurda alımları için (2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca) % 2 oranında tevkifat uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Buna göre, hurda alımının, esnaf muaflığı kapsamında bulunan ve kendi nam ve hesabına münhasıran kapı kapı dolaşmak suretiyle hurda toplayanlardan yapılması halinde, bu kişilere yapılacak ödemeler üzerinden % 2 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir. Ancak, söz konusu mal veya hizmet alımlarının esnaf muaflığından faydalananlar dışında kalan diğer kişilerden, başka bir ifade ile kendine ait hurda eşyasını işyerinize getirerek satan nihai tüketicilerden yapılması durumunda ise gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.

B- Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden :

Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu; aynı Kanunun 17/4-a maddesinde, Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf esnaflar tarafından yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisinden istisna olduğu hükme bağlanmıştır.

Buna göre, Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf esnaflar tarafından yapılan hurda metal teslimleri KDV Kanununun 17/4-a maddesine göre katma değer vergisinden istisnadır.

Ayrıca, gider pusulası birinci ve ikinci sınıf tüccarların vergiden muaf esnaftan aldıkları mallar için vergiden muaf esnaf tarafından verilen fatura hükmünde olduğundan, söz konusu belgenin düzenlendiği durumlarda bu belge üzerinde katma değer vergisi hesaplanmasına teknik olarak imkan bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu teslimlere ilişkin olarak herhangi bir şekilde katma değer vergisi hesaplanması söz konusu değildir.

C- Vergi Usul Kanunu Yönünden :

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinde, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanun’a göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hüküm altına alınmış olup bu kayıtların anılan Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan belgelerden herhangi biri ile tevsiki zorunludur.

Aynı Kanun’un 234 üncü maddesinde de, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin vergiden muaf esnafa yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulasının vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmünde olduğu bu belgenin, birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zati eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya için de tanzim edileceği, gider pusulasının işin mahiyeti, emtianın cins ve nev’i ile miktar ve bedelini, iş ücretini, işi yaptıran ile yapanın veya emtiayı satın alan ile satanın adlarıyla soyadlarını (Tüzel kişilerde unvanlarını), adreslerini ve tarihi ihtiva edeceği, iki nüsha olarak tanzim edileceği ve bir nüshasının işi yapana veya malı satana tevdi olunacağı hükme bağlanmıştır.

Bu itibarla, vergi mükellefi olmayan kişilerden satmak üzere satın aldığınız hurdalar için yukarıda belirtildiği şekilde gider pusulası düzenlemeniz ve bu gider pusulasını hurda satan kişiye imzalattırılarak bir nüshasını satan kişiye vermeniz gerekmektedir.

Diğer taraftan, 225 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 1 inci fıkrasında “Gider pusulalarında, işin mahiyeti, cinsi, adedi, fiyatı, tutarı, toplamı, tevkif edilen vergi oranı ve net tutarı; işi yaptıran ile yapanın veya emtiayı satın alan ile satanın adlarıyla soyadları (Tüzel kişilerde ünvanları) adresleri, varsa vergi dairesi ve hesap numarası, seri ve müteselsil sıra numarası ve düzenleme tarihine ilişkin bilgilere yer verilecektir. ” hükmü yer almaktadır.

Buna göre, vergi mükellefi olmayan kişilere düzenlenecek gider pusulasında 234 üncü madde uyarınca emtiayı satanın adı, soyadı ve adresinin bulunması mecburi olup, varsa vergi dairesi ve hesap numarası (T.C. Kimlik Numarası) yer alacaktır. Ayrıca, gider pusulasının hurda alımının yapıldığı anda düzenlenmesi mecburi olup, toplu olarak düzenlenmesi mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Vitamin ve güneş kremi vergiden düşülür mü?

Başlık Bazı sağlık harcamalarının ticari kazanç hükümlerine göre gider olarak kabul edilip edilmeyeceği hk.
Tarih 01/10/2013
Sayı 13649056-120[89-2013/ÖZE-07]-74
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

SAMSUN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

13649056-120[89-2013/ÖZE-07]-74

01/10/2013

Konu

:

Sağlık harcamalarının kapsamı.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, tansiyon ölçme cihazı, kan şekeri ölçme cihazı, güneş kremleri ve solgar türü vitamin harcamalarının sağlık gideri olarak kabul edilip edilmeyeceği hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Ticari Kazancın Tarifi” başlıklı 37 nci maddesinde; her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hüküm altına alınmış olup, aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde ise safi kazancın tespitinde indirilecek giderlere yer verilmiştir.

Aynı Kanunun “Diğer İndirimler” başlıklı 89 uncu maddesinde ise;

“Gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden aşağıdaki indirimler yapılabilir.

…….

2.Beyan edilen (5281 sayılı Kanunun 43/8-c maddesiyle değişen ibare) (1.1.2005 tarihinden geçerli olmak üzere) gelirin %10 unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları (mükerrer 121 inci madde çerçevesinde eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle vergi indiriminden yararlanan ücretliler, aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak matrahlarından indiremezler).”

hükmüne yer verilmiştir.

Bu çerçevede tansiyon ölçme cihazı ve kan şekeri ölçme cihazı nedeniyle yapılan harcamalar sağlık harcaması olarak kabul edilecek olup, güneş kremleri ve vitaminler için yapılan harcamalar ise söz konusu krem ve vitaminlerin Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğlerinde belirtilen tedavilerde kullanılmak üzere reçetelendirilmesi şartıyla, söz konusu Tebliğlerin ekinde yer alan listelerde yer alan fiyatlarla sınırlı olmak üzere sağlık harcaması olarak dikkate alınabilecektir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Marka ve patent aracılık hizmetlerine ilişkin düzenlenen faturada müşteri adına ödenen harçtan stopaj ve KDV tevkifatı yapılıp yapılmayacağı.

Başlık Marka ve patent aracılık hizmetlerine ilişkin düzenlenen faturada müşteri adına ödenen harçtan stopaj ve KDV tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hk.
Tarih 27/09/2013
Sayı B.07.1.GİB.4.07.16.01-120[65.GVK.2013.39]-241
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANTALYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Grup Müdürlüğü

Sayı

:

49327596-120[65.GVK.2013.39]-241

27/09/2013

Konu

:

Marka ve patent aracılık hizmetlerine ilişkin düzenlenen faturada müşteri adına ödenen harçtan stopaj ve KDV tevkifatı yapılıp yapılmayacağı.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … kimlik numarasında kayıtlı mükellef olduğunuzu, Türk Patent Enstitüsüne marka müracaatı yaptığınızda resmi harç ve Türk Patent Enstitüsü işlem ücretinin tarafınıza fatura edildiğini, sizde marka sahibine düzenlemiş olduğunuz serbest meslek makbuzunda resmi harç, Türk Patent Enstitüsü İşlem ücreti ve vekillik bedelinin toplamını gösterdiğinizi, kesmiş olduğunuz serbest meslek makbuzunda harç bedeline KDV ve gelir vergisi tevkifatı uygulamadığınızı belirterek, yapmış olduğunuz bu uygulamanın doğru olup olmadığı konusunda Başkanlığımızdan görüş talep ettiğiniz anlaşılmıştır.

GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

Bilindiği üzere; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Serbest Meslek Kazancının Tarifi” başlıklı 65. maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

Serbest meslek faaliyeti, sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun “Serbest Meslek Kazancının Tespiti” başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyle yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.” bu maddenin dördüncü fıkrasında ise “Vergi, resim, harç, keşif, şahitlik, bilirkişilik ve ekspertiz gibi hususlara harcanmak üzere müşteri veya müvekkilden alınan ve tamamen bu hususlara sarf edilen para ve ayınlar kazanç sayılmaz.” hükümlerine yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre; Türk Patent Enstitüsüne marka ve patent işlemleri için müşteriler adına yapılan harç ödemeleri serbest meslek kazancına dahil olmadığından gelir vergisi tevkifatına tabi tutulmayacaktır.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

– 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

– 20/1 inci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu,

– 20/2 nci maddesinde, bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veya bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği,

– 24/b maddesinde, ambalaj giderleri, sigorta, komisyon ve benzeri gider karşılıkları ile vergi, resim, harç, pay, fon karşılığı gibi unsurların matraha dahil olduğu,

hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, Türk Patent Enstitüsüne marka ve patent işlemleri için müşteriler adına yapılan harç ödemeleri esas itibariyle KDV ye tabi olmadığından, ödenen bu tutarın müşterilere aktarılması amacıyla düzenlenen faturalarda bu tutarın birebir olarak yer alması halinde KDV hesaplanmayacaktır. Ancak, düzenlenen faturalarda ödenen bu tutarı aşan bir bedelin yer alması halinde, bu bedel sunulan hizmetin karşılığını teşkil edeceğinden, aşan kısım üzerinden genel oranda (%18) KDV hesaplanması gerekmektedir.

Site yönetimi tarafından kredi kartı ile tahsil edilen aidat ödemelerinin vergilendirilmesi hk.

Başlık Site yönetimi tarafından kredi kartı ile tahsil edilen aidat ödemelerinin vergilendirilmesi hk.
Tarih 17/09/2013
Sayı 62030549-125[1-2013/41]-1510
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

62030549-125[1-2013/41]-1510

17/09/2013

Konu

:

Site yönetimi tarafından kredi kartı ile tahsil edilen aidat ödemelerinin vergilendirilmesi.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, site yönetimi olarak kat malikleri ve kiracılardan gider karşılığı toplanan aidatların kredi kartı ile tahsili durumunda banka tarafından komisyon alındığı ve bu komisyon tutarının da ödemeyi yapan kişilerden tahsil edilmesinin düşünüldüğü belirtilerek, söz konusu komisyon tutarının kredi kartı ile tahsis edilmesi durumunda vergi yükümlülüğü doğup doğmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinin birinci fıkrasında, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hüküm altına alınmıştır.

Ticari faaliyet, bir tür emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama niyet ve kastının bulunup bulunmaması böyle bir organizasyon tarafından icra edilen faaliyetin “ticari faaliyet” olma niteliğine etki etmemektedir.

Ancak bir faaliyetin “ticari faaliyet” sayılabilmesi için kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle birlikte, faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurlarıyla birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Buna göre, site yönetiminiz tarafından aidat tutarı ile aidat tutarına ilişkin olarak banka tarafından alınan komisyon tutarının kredi kartı ile tahsil edilmesi ticari faaliyet kapsamında bulunmadığından söz konusu aidatların kredi kartı ile tahsil edilmesi nedeniyle gelir vergisi mükellefiyeti doğmayacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kendisine konut teslim edilmeyen kooperatif ortağına ödenecek tazminat ile ilgili Yargıtay kararı

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Kooperatif genel kurulu toplantısında alınan kararla yönetim kuruluna verilen yetki neticesi, yönetim kurulunun müteahhide, avans hesabına borç yazarak devrettiği daireyi harici alım satım sözleşmesi ile müteahhitten devralıp zilyetliğinde bulunduran davacının,
zilyetliğindeki yerin kapıcı dairesinin sığınağın bir kısmı da dahil edilerek meskene dönüştürülen yer olduğunun tespiti sonrası, kooperatife de üye olduğu iddiasıyla müteahhide ve kooperatife karşı ikame ettiği tapu iptal ve tescil, olmazsa tazminat davasında;

öncelikle, kooperatifin defter, kayıt ve belgeleriyle genel kurul ve yönetim kurulu kararları incelenerek davacının açık ya da zımni biçimde kooperatif ortağı olup olmadığı belirlenmeli; davacının kooperatif ortağı olduğunun belirlenmesi hâlinde kendisine tahsis edilen meskenle ilgili tadilat projesinin yapılması halinde meskene tapu verilmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmalıdır.

Tapu verilmesi, tahsis imkanı yoksa; ortağın uygun bir tazminat isteme hakkı olduğundan;
* kooperatife tüm ödemelerini yapmışsa tazminat miktarı, emsal bir konutun dava tarihi itibariyle değeridir.
* ödemelerin eksik yapılmış olması halinde ise kararda açıklanan şekilde bulunacak tazminata hükmedilmelidir.
(Karar Tarihi : 11.06.2013)
“Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Asıl davada davacı vekili, davalı kooperatifin 8.11.1998 tarihli olağan genel kurul toplantısında aldığı 4 numaralı kararla kod farkından dolayı imalatı yapılan 9 adet zemin kat dairenin satılmasına, 1 dairenin asgari satış fiyatının 2.500,00 TL olmasına, satış komisyonunun yönetim kurulu asil üyelerinden oluşturulmasına oybirliğiyle karar verdiğini, kooperatif yönetim kurulunun da 20.11.1999 tarih ve 59 numaralı kararı ile, 1998 yılı olağan genel kurulunun yönetime verdiği yetkiye istinaden giriş katta oluşan dairelerin sekizinin 2.500,00 TL, toplamda 20.000,00 TL olarak diğer davalı yüklenici A____ G____’ün iş avans hesabına borç yazılmak suretiyle devri yönünde karar aldığını, davalı yüklenici A____ G____’ün de yönetim kurulu kararına istinaden 21/A Blok, giriş katında bulunan daireyi 26.10.2000 tarihli alım satım sözleşmesiyle müvekkiline satarak teslim ettiğini, müvekkilinin 10 yılı aşkın zamandır taşınmazın maliki sıfatıyla zilyetliğini devam ettirdiğini, Bursa 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/1152 D.iş sayılı tespit dosyasından elde edilen bilirkişi raporunda; ortak alanların projeye aykırı olarak daire haline dönüştürüldüğü, A blok bodrum katında blok girişinin sağ tarafında yer alan kapıcı dairesinin sığınağın bir kısmı da dahil edilerek meskene dönüştürüldüğü ve müvekkilinin kullanımında olduğunun belirlendiğini, proje tadilatıyla kaçak yerlerin imara uygun hale gelebileceğini düşünen müvekkilinin bu yöndeki talebinin davalı kooperatifçe kabul edilmediği gibi taşınmazdan tahliyesinin istendiğini, müvekkilinin söz konusu bağımsız bölüme faydalı imalatlar yaptırdığı gibi kat maliki sıfatıyla zorunlu giderlere de katıldığını, davalı kooperatifin usulüne uygun alınan ve kesinleşen genel kurul, yönetim kurulu kararları sebebiyle müvekkiline karşı, diğer davalı A____ G____le birlikte sorumlu olduğunu ileri sürerek, söz konusu bağımsız bölümün müvekkili adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde dairenin dava tarihindeki rayiç bedelinin tahsilini, bunun da mümkün olmaması halinde, ödediği 6.250,00 TL’nin denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, yapılan zorunlu ve faydalı işlerin yapıldığı tarih itibariyle belirlenecek değeri üzerinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Asıl davada davalı kooperatif vekili, davanın reddini istemiştir.

Asıl davada davalı A____ G____, davaya cevap vermemiştir.

Birleşen davada davacı vekili, müvekkili kooperatifin yaptırmış olduğu Bursa ili, N____ ilçesi, Ü____ Mah, 3132 ada, 1-2-3-4-5-6 numaralı parsellerdeki konut inşaatlarının müteahhidi A____ G____’ün kod farkından kazanılan daireler diyerek, kooperatif yöneticilerini yanıltmak suretiyle projeye ve ruhsata aykırı olarak alt katlarda 12 adet mesken ihdas ettiğini, bu meskenlerin 3 adedinin kooperatif tarafından haricen üçüncü kişilere devredildiğini, diğer 9 adet meskene toplam 20.000,00 TL bedel takdir edildiğini ve avans olarak haricen yükleniciye devredildiğini, yüklenicinin de bu daireleri üçüncü kişilere haricen satarak devrettiğini, davalıya müvekkili tarafından daire satışı yapılmadığını ve hiçbir zaman kooperatif üyesi olarak kabul edilmediğini, davalının, üçüncü kişiden haricen satın almış olduğu dairede fuzuli şagil olduğunu, noter kanalıyla keşide edilen cevabi ihtarnamede bu hususun bildirilmesine rağmen davalının haksız işgaline son vermediğini ileri sürerek, davalının söz konusu bağımsız bölüme vaki müdahalesinin men’i ile fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydı ile 2.000,00 TL ecrimisilin, 20.10.1999 olan harici satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşınmazın büyük oranda kapıcı dairesi, kısmen sığınak ilave edilmek suretiyle ihdas edildiği, gerek kapıcı dairesi, gerekse sığınağın ortak yer olduğundan kişisel tasarrufa konu olamayacağı, davaya konu yapının mimari projeye aykırı olarak inşa edilmiş olması sebebiyle yüklenici tarafından BK.nın 162. maddesi gereği üçüncü kişilere satılamayacağı, davacıya yapılan harici satışın geçersiz olacağı, bu itibarla tapu iptali ve tescile karar verilemeyeceği, geçerli bir sebep olmaksızın bir başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını arttıran kimsenin elde ettiği kazanımı geri vermek zorunda olduğu, davacının 26.10.2000 tarihinde ödediği 6.250,00 TL satış bedelinin, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca dava tarihindeki karşılığı 37.637,19 TL ile faydalı imalatların satış tarihi itibariyle değeri 5.391,00 TL’nin arsa sahibi davalı kooperatifin almış olduğu genel kurul ve yönetim kurulu kararları uyarınca, davacının uğradığı bu zarardan yükleniciyle birlikte sorumlu olduğu, birleşen davada davaya konu bağımsız bölümün davalı tarafından harici satış sözleşmesine istinaden bedelini ödemek suretiyle yükleniciden satın alındığı, iyiniyetli alıcı olduğu, taşınmazda fuzuli şagil olmadığı, bu bakımdan kendisinden ecrimisil talep edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüyle 43.028,19 TL’nin 27.5.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar S.S. Y____ Konut Yapı Kooperatifi ile A____ G____’den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, birleşen ecrimisil ve men’i müdahale davasının reddine karar verilmiştir.

Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.

1- Asıl davada davacı vekiliyle davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazları yönünden;

Dava, tapu iptali ve tescil olmaz ise tazminat istemine ilişkindir. Davacı tarafça davalı kooperatifin üyesi olunduğu ileri sürülmüş, davalı kooperatif tarafından davacının kooperatif üyesi olmadığı savunulmuş olduğuna göre, davacının üyelik durumu uyuşmazlık konusu olmasına rağmen Mahkemece bu konuda herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın davacının kooperatif ortağı olmadığının kabulüyle sonuca ulaşılmıştır.

Kooperatif üyeliği, kooperatif yetkili organlarının açık kabulüyle gerçekleşebileceği gibi bu hususta açıkça bir karar alınmasa da kooperatifin bu kişi ile üye sıfatıyla yazışmalar yapması, onu genel kurullara çağırması, ödemelerini kabul etmesi suretiyle zımnen de gerçekleşebilir. Başka bir anlatımla, bir kişi fiili uygulama ile de ortak olarak benimsenebilir.

Bu durumda mahkemece öncelikle, konusunda uzman bir bilirkişi veya bilirkişi heyeti seçilerek, kooperatifin defter, kayıt ve belgeleriyle genel kurul ve yönetim kurulu kararları incelenerek yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda asıl davada davacının açık ya da zımni biçimde kooperatif ortağı olup olmadığı belirlenmelidir.

Davacının kooperatif ortağı olduğunun belirlenmesi halinde; davaya konu konutun bulunduğu taşınmazın halen arsa vasfında olduğu, davacının hak iddia ettiği konutun projesinde ortak alan olması sebebiyle davacıyla birlikte diğer üyeler de dahil tüm konutların tapularının alınamadığı anlaşılmaktadır. Bursa 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/1152 D.iş sayılı tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda “Kooperatifin 6 ayrı parsel üzerine inşaat yapmıştır. Her parselin bodrum katına sığınak ve otopark yapılmıştır. Yeni imar durumunda kaks belirtilmemiştir. Belediyenin belirlediği kaks sınırını aşmadan, gerekirse altı adet parselin tevhidi yapılarak (bu suretle sığınak alanı ve otopark sayısı daha az tutulacak ve ortada bahçe otopark alanı olarak gösterilebilecek) bodrum katlarda aleyhine tespit istenenler tarafından kullanan ortak alanların mesken olarak düzenlenmesi imkanı bulunmaktadır. Bunun için müellifi mimarın veya müellifin izni ile bir başka mimar tarafından tadilat projesinin yapılması gerekmektedir.” tespitiyle tadilat projesi yapılması halinde tapu alınabileceği açıklanmıştır. Mahkemece öncelikle ilgili Belediye Başkanlığıyla yazışmalar yapılarak davacıya tahsis edilen meskenle ilgili tadilat projesinin yapılması halinde meskene tapu verilmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmalıdır.

Kooperatifler Kanunu’nun 2/2. maddesinde “Yapı kooperatifleriyle konusuna taşınmaz mal temliki dahil bulunan diğer kooperatiflerin anasözleşmelerinde ortaklara taşınmaz mal temlik edileceği hakkındaki taahhütler başka bir resmi şekil aranmaksızın muteberdir”, hükmü uyarınca kooperatifin ortağına taşınmaz mal temliki hakkındaki sözleşmeler resmi şekle bağlı değildir.

Bir yapı kooperatifinin ana amacı ortakların akçalı yükümlülüklerini yerine getirmeleri karşılığında anasözleşmeye uygun, konut ya da işyeri teslim etmektir. Çeşitli sebeplerle konut ya da işyeri tahsisi imkansızlığı ortaya çıktığında ortağın uygun bir tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Ortağın tüm ödemelerini yapmış olduğu belirlenirse verilecek tazminat miktarı emsal bir konutun dava tarihi itibariyle değeridir. Ödemelerin eksik yapılmış olması halinde ise Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre tazminat hesaplama ilkesi aşağıdaki şekilde formüle edilmiştir.

a-) Önce ortaklara tahsis edilen konutun dava tarihi itibariyle rayiç değeri hesaplanmalıdır.

b-) Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar (toptan eşya fiyat endeksi “TEFE” artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak güncel değeri bulunmalıdır.

c-) Bundan sonra yukarda (a) maddesinde bulunan değerden (b) maddesinde bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettikleri ortaya çıkarılmalıdır,

d-) Bunu takiben eksik ödeme yapan davacı ortağın ödentileri (b) maddesindeki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı güncelleştirilmelidir.

e-) Bu hesaplamalardan sonra normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarda (b) maddesinde bulunan ödemelerinin güncel değerinin karşılığı yine yukarda (c) maddesinde bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre davacının (d) maddesinde eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yararlanması gerektiği orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak (d) maddesinde bulunan miktar (c) maddesinde bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan rakamın (b) maddesinde bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktarın (d) maddesinde bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar davacı ortağın davalı kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar tutarıdır. Mahkemece, davacının kooperatife üye olduğu ancak kendisine konut tahsisinin mümkün bulunmaması durumunda yukarda belirlenen formüle göre tazminat hesabı yapılması gerektiğinin gözetilmemesi de doğru olmamıştır.

2- Asıl davada davacı vekilinin asıl davada imalat bedelleriyle asıl ve birleşen davada vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarıyla asıl davada davalı-birleşen davada davacı kooperatif vekilinin temyiz itirazları ve asıl davada davalı A____ G____ vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

KARAR : Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün, asıl davada davacı ve davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harçların istenmesi halinde temyiz edenlere iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
İlgili Mevzuat Hükmü : Kooperatifler Kanunu MADDE 2 :Bir kooperatif en az 7 ortak tarafından imzalanacak ana sözleşme ile kurulur. Ana sözleşmedeki imzaların noterce onaylanması gerekir.

Yapı kooperatifleri ile konusuna taşınmaz mal temliki dahil bulunan diğer kooperatiflerin anasözleşmelerinde ortaklara taşınmaz mal temlik edileceği hakkındaki taahhütler başka bir resmi şekil aranmaksızın muteberdir.

Sermaye miktarı sınırlandırılarak kooperatif kurulamaz. Kooperatif adını ancak bu kanuna göre kurulmuş teşekküller kullanabilir.

(Ek fıkra: 06/10/1988 – 3476/1 md.) Kooperatifler ve üst kuruluşlarının unvanlarında, kamu kurum ve kuruluşlarının isimlerine yer verilemez.

Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerinin Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu

BAKANLAR KURULU KARARI

Karar Sayısı : 2013/5656
Ekli “Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerinin Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu Kaynaklı Kredi Borçlarının Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar”ın yürürlüğe konulması; Başbakan Yardımcılığının 15/11/2013 tarihli ve 17967 sayılı yazısı üzerine, 1/6/2000 tarihli ve 4572 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18/11/2013 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Abdullah GÜL
CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN
Başbakan

B. ARINÇ A. BABACAN N. AVCI B. BOZDAĞ
Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı V. Başbakan Yardımcısı

S. ERGİN F. ŞAHİN E. BAĞIŞ N. ERGÜN
Adalet Bakanı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı

F. ÇELİK E. BAYRAKTAR A. BABACAN M. Z. ÇAĞLAYAN
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve Şehircilik Bakanı Dışişleri Bakanı V. Ekonomi Bakanı

M. ŞİMŞEK S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı V. Gençlik ve Spor Bakanı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Gümrük ve Ticaret Bakanı

M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELİK M. ŞİMŞEK
İçişleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı

N. AVCI İ. YILMAZ V. EROĞLU
Millî Eğitim Bakanı Millî Savunma Bakanı Orman ve Su İşleri Bakanı

M. MÜEZZİNOĞLU B. YILDIRIM
Sağlık Bakanı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı