700 konutlu sitede çalıştırılan temizlik elemanı, bahçıvan, elektrikçi, sıhhi tesisatçı ve güvenlik görevlisine ödenen ücretler ile dışardan sağlanan hizmetlerin vergilendirilmesi hk.

Başlık 700 konutlu sitede çalıştırılan temizlik elemanı, bahçıvan, elektrikçi, sıhhi tesisatçı ve güvenlik görevlisine ödenen ücretler ile dışardan sağlanan hizmetlerin vergilendirilmesi hk.
Tarih 10/10/2013
Sayı 84098128-120.03.05.06[23-2013-2]-614
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

84098128-120.03.05.06[23-2013-2]-614

10/10/2013

Konu

:

700 konutlu sitede çalıştırılan temizlik elemanı, bahçıvan, elektrikçi, sıhhi tesisatçı ve güvenlik görevlisine ödenen ücretler ile dışardan sağlanan hizmetlerin vergilendirilmesi hk.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; 700 konutlu, ticari tesisi bulunmayan, gelirleri site sakinlerinin ödediği aidatlardan oluşan sitenizde, yönetim kurulu başkanlığı bünyesinde temizlik elemanı, bahçıvan, elektrikçi, sıhhi tesisatçı ve güvenlik görevlisi çalıştırdığınız belirtilerek, söz konusu kişilere yapılan ücret ödemelerinin gelir vergisi tevkifatına tabi olup olmadığı, bu hizmetlerden bazılarının (güvenlik gibi) dışarıdan bir firmadan alınması durumunda, bu kişilere ait gelir vergilerinin ödenip ödenmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

GELİR VERGİSİ YÖNÜNDEN

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61’inci maddesinde, “Ücret işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanunun müteferrik istisnaları düzenleyen bölümünün “Ücretlerde” başlıklı 23’üncü maddesinde; “(2361 sayılı Kanunun 17’nci maddesiyle değişen madde) Aşağıda yazılı ücretler Gelir Vergisi’nden istisna edilmiştir:

6. Hizmetçilerin ücretleri (Hizmetçiler özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair yerlerde orta hizmetçiliği, süt ninelik, dadılık, bahçıvanlık, kapıcılık gibi özel hizmetlerde çalıştırılanlardır.) (Mürebbiyelere ödenen ücretler istisna kapsamına dahil değildir);

…” hükmü yer almıştır.

Bu hükme göre; ücretleri vergiden istisna edilmesi öngürülen hizmetçiler; özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair yerlerde çalıştırılan orta hizmetçisi, bahçıvan, kapıcı, kaloriferci gibi hizmet erbabıdır.

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununun 94’üncü maddesinde, vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar ile vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratlar sayılmış ve (1) numaralı bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61’inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben 103 ve 104’üncü maddelere göre tevkifat yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Bu itibarla, ticaret mahalli olmayan sitenizde çalıştırılan bahçıvana yapılan ücret ödemelerinin Gelir Vergisi Kanununun 23’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında gelir vergisinden müstesna tutulması; temizlik elemanı, elektrikçi, sıhhi tesisatçı ve güvenlik görevlisi olarak çalıştırılanların ise hizmetçi kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmadığından, bu kişilere yapılan ücret ödemelerinden Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104’üncü maddelerine göre vergi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 9’uncu maddesinde “Mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanunî merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu yetkiye dayanılarak 14.04.2012 tarih ve 28264 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01.05.2012 tarihinde yürürlüğe giren 117 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin ;

-“3.1. Kısmi Tevkifatın Mahiyeti Ve Tevkifat Uygulayacak Alıcılar” bölümünün 3.1.2. ayrımında “Kısmi tevkifat uygulaması kapsamında KDV tevkifatı yapmak üzere sorumlu tutulabilecekler aşağıda iki grup halinde sayılmış olup, tevkifat uygulaması kapsamındaki her bir işlem bazında tevkifat yapacaklar, söz konusu gruplardan birine veya ikisine veyahut söz konusu gruplar kapsamında olan bazı sorumlulara atıf yapılmak suretiyle Tebliğin ilgili bölümlerinde belirtilmiştir.

a) KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)

b) Belirlenmiş alıcılar (KDV mükellefi olsun olmasın):

– 5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar, il özel idareleri ve bunların teşkil ettikleri birlikler, belediyelerin teşkil ettikleri birlikler ile köylere hizmet götürme birlikleri,

– Yukarıda sayılanlar dışındaki, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları,

– Döner sermayeli kuruluşlar,

– Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,

– Kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları,

– Bankalar,

– Kamu iktisadi teşebbüsleri (Kamu İktisadi Kuruluşları, İktisadi Devlet Teşekkülleri),

– Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar,

– Organize sanayi bölgeleri ile menkul kıymetler, vadeli işlemler borsaları dahil bütün borsalar,

– Yarıdan fazla hissesi doğrudan yukarıda sayılan idare, kurum ve kuruluşlara ait olan (tek başına ya da birlikte) kurum, kuruluş ve işletmeler,

– Payları İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören şirketler,”

-(3.1.6) ayrımında; “KDV mükellefiyeti bulunmayanların, Tebliğin (3.1.2/b) ayrımı kapsamında olmamak kaydıyla, kısmi tevkifat uygulaması kapsamındaki alımlarında tevkifat uygulaması söz konusu olmayacaktır.”

– “3.2.5 İşgücü Temin Hizmetleri” bölümünün (3.2.5.2.1.) ayrımında ; “Gerçek veya tüzel kişiler faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin olarak ihtiyaç duydukları işgücünü kendilerine hizmet akdi ile bağlı ücretli statüsünde hizmet erbabı çalıştırarak temin etmek yerine, alt işverenlerden veya bu alanda ya da başka alanlarda faaliyette bulunan diğer kişi, kurum, kuruluş veya organizasyonlardan temin etmektedirler.

Bu tür hizmetler, esas itibariyle, temin edilen elemanların, hizmeti alan işletmenin bilfiil sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılabilmesinin mümkün bulunduğu durumlarda tevkifat kapsamına girmektedir.”

– (3.2.5.2.2.) ayrımında; “(3.1.2.) bölümünde sayılanlara verilen özel güvenlik ve koruma hizmetleri de işgücü temin hizmeti kapsamında tevkifata tabi tutulacaktır”.

düzenlemelerine yer verilmiştir.

Bu itibarla, sitenizin 117 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (3.1.2.) ayrımında sayılanlar kapsamında olmaması kaydıyla, kısmi tevkifat uygulaması kapsamındaki hizmet alımlarında tevkifat uygulaması söz konusu olmayacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Kat Karşılığı İnşaatta arsa sahibine ve üyelere yapılacak daire teslimlerinde fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği ve düzenlenecekse hangi bedel üzerinden düzenleneceği hk.

Başlık Kat Karşılığı İnşaatta arsa sahibine ve üyelere yapılacak daire teslimlerinde fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği ve düzenlenecekse hangi bedel üzerinden düzenleneceği hk.
Tarih 01/08/2013
Sayı 48349025-VUK-2-1266-71
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KONYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü (Usul Müdürlüğü)

Sayı

:

48349025-VUK-2-1266-71

01/08/2013

Konu

:

Kat Karşılığı İnşaatta Fatura Bedeli Hk.

İlgide kayıtlı özelge talebinizin incelenmesinden, kooperatifinizin … tarihinde kurulduğu, … tarihinde yüzölçümü … m2 olan arsanın kat karşılığı alındığı, bu arsa üzerinde toplam … daire inşa edildiği, … dairenin arsa karşılığı arsa sahibine verileceği, tapu ve inşaat ruhsatlarının kooperatif adına tescil edildiği, inşaatın üç bloktan oluştuğu, 1 ve 2 inci blok inşaat ruhsatlarının …, 3 üncü blok inşaat ruhsatının ise … tarihinde alındığı, dairelerin net kullanım alanının 150 m2’nin üzerinde olduğu, arsa sahibine ve üyelere yapılacak daire teslimlerinde fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği ve düzenlenecekse hangi bedel üzerinden düzenleneceği hususunda görüş talep ettiğiniz anlaşılmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde; tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olacağı belirtilmiştir.

Buna göre, kooperatifinizce kat karşılığı inşa edilen konutların bir kısmının üyelere kalan kısmının ise arsa sahibine verilmesi halinde, münhasıran ortaklarla iş görülmesi şartı ihlal edilmiş olacağından, kooperatifinizin söz konusu muafiyet hükmünden yararlanabilmesi mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla, kooperatifiniz adına kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekeceği tabiidir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun;

– 227 inci maddesinde; bu kanunda aksine hüküm olmadıkça bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu,

– 229 uncu maddesinde faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu,

– 231 inci maddesinin 5 inci fıkrasında faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği,

– 232 inci maddesinde ise; birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin; birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere, vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları, bunların dışında kalanların birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tespit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin (01/01/2012 tarihinden geçerli olmak üzere) 770,00 TL’yi geçmesi veya bedeli 770,00 TL’den az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesinin mecburi olduğu

– 262 nci maddesinde maliyet bedelinin, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin arttırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade ettiği,

– 267 nci maddesinde; emsal bedelinin gerçek bedeli olmayan veya bilinmeyen veyahut doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değer olduğu, emsal bedelinin sıra ile ortalama fiyat esası, maliyet bedeli esası ve takdir esasına göre tayin edileceği,

– 269 uncu maddesinde, iktisadi işletmelere dahil bulunan gayrimenkullerin maliyet bedeliyle değerleneceği,

– 270 inci maddesinde de gayrimenkullerde, maliyet bedeline, satın alma bedelinden başka, noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Özel Tüketim Vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükelleflerin serbest oldukları

hükümleri yer almaktadır.

Genellikle kat/arsa karşılığı inşaatlarda;

– Kat karşılığı olmak üzere arsa sahibine daire verilmesi durumunda karşılığı ayni olan bir taahhüt söz konusudur. Arsa sahibi arsasının bir kısmını müteahhide devretme, müteahhit ise bunun karşılığında inşa edeceği dairelerin bir kısmını arsa sahibine devretme taahhüdünde bulunmaktadır.

– Arsa sahibi, arsasının belli bir payını devretmiş olup, karşılığında müteahhidin verdiği dairelere, işyerlerine veya belli bir nakit paraya sahip olmaktadır. Arsa payının bir kısmı ise arsa sahibinde kalmakta, bu kalan kısım da müteahhit tarafından kendisine verilen dairelerin arsa payına isabet etmektedir.

– Arsa sahibi ticari işletme ise, bu işlem sonucunda arsası aktifinden çıkmakta olup, bunun karşılığında dairelere, işyerlerine veya belli bir nakit paraya sahip olmaktadır. Ticari işletmenin müteahhide devretmediği arsa payı, müteahhitçe verilen dairelere isabet ettiği için ticari işletme bu iktisadi kıymetleri kayıtlarına arsa payı dâhil olarak kaydetmelidir.

– Müteahhit ise, inşa ettiği dairelerden bir kısmını arsa sahibine vermekte olup, bunun karşılığında elde ettiği iktisadi kıymet ise müteahhidin arsa sahibinden devraldığı (müteahhide kalan dairelere isabet eden) arsa payıdır. Buna göre, arsa sahibine bırakılan dairelerin karşılığında müteahhit kendisinde kalan dairelere isabet eden arsa payını devralmaktadır. Diğer bir deyişle, müteahhit açısından arsa maliyet bedeli, arsa sahibine teslim edilen daire ve işyerlerinin inşaatı için yapılan harcamaların toplamını oluşturmakta olup, bu bedel inşaat maliyetinin de içerisinde yer almaktadır.

Öte yandan, konutların;

– fiilen tamamlanmadan önce kat mülkiyetine geçilmesi halinde mülkiyetin devri tapuda tescil suretiyle gerçekleştiğinden satışa ilişkin olarak tapuya tescil tarihinden

– herhangi bir suretle tapuya tescilinden evvel fiilen kullanılmaya başlanılması amacıyla hak sahiplerine tahsis edilmesi durumunda satışa ilişkin olarak konutların fiilen kullanım için tahsis edildiği tarihten

itibaren yedi gün içinde faturanın düzenlenmesi gerekmektedir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar doğrultusunda kooperatifinize kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edileceği de göz önünde bulundurulduğunda;

– Kooperatifiniz tarafından kat karşılığı olmak üzere arsa sahibine bırakılan daireler için, söz konusu dairelerin teslim edilmesinden (inşaatın tamamlanarak mülkiyetin alıcıya geçmesinden veya tescilden önce dairelerin alıcıların kullanımına terk edilmesinden) itibaren yedi gün içerisinde arsa sahibi adına Vergi Usul Kanununun 267 nci maddesine göre tespit edilen emsal bedel üzerinden fatura düzenlemeniz,

– Kooperatifinize teslim edilen arsanın bir iktisadi işletmeye dâhil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutad ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, teslim edilen arsa için arsa sahibi tarafından, kooperatifinizce kendisine teslim edilen dairelerin emsal bedeli üzerinden fatura düzenlenmesi,

– Arsa sahibinin gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde, arızi bir faaliyet olarak arsasını tarafınıza tesliminde, arsa sahibinin mükellef olmamasından dolayı kooperatifiniz tarafından arsa sahibi adına teslim edilen dairelerin emsal bedeli üzerinden gider pusulası düzenlemeniz,

– Kooperatifiniz üyelerine teslim edeceğiniz daireler için (tapudaki tescili sırasında belirtilen vergi değerinden az olmamak kaydıyla) üyeleriniz adına maliyet bedelinden az olmamak üzere fatura düzenlemeniz,

-Tarafınıza kalan daireleri arsa sahibi veya üyeleriniz dışında üçüncü kişilere satmanız durumunda ise; tapuda tescil işleminin yapıldığı tarihten itibaren, tescilden önce dairelerin alıcıların kullanımına terk edilmesi durumunda, bu tarihten itibaren yedi gün içerisinde satış bedeli üzerinden fatura düzenlemeniz

gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Kooperatife ait olup tapu senedinde satış bedeli bulunmayan gayrimenkullerin satışı sırasında satış karına esas alınacak maliyet bedelinin nasıl tespit edileceği hk.

KANUNLAR GEREKÇELER B.K.K. YÖNETMELİKLER TEBLİĞLER İÇ GENELGELER GENEL YAZILAR ÖZELGELER SİRKÜLER

Kanun Son güncelleme:11/11/2013
Madde:
Başlangıç: / / Bitiş: / /

Başlık Kooperatife ait olup tapu senedinde satış bedeli bulunmayan gayrimenkullerin satışı sırasında satış karına esas alınacak maliyet bedelinin nasıl tespit edileceği hk.
Tarih 06/08/2013
Sayı 49327596-KVK.ÖZ.2011.11.-198
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANTALYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

MÜKELLEF HİZMETLERİ GELİR GRUP MÜDÜRLÜĞÜ

Sayı

:

49327596-KVK.ÖZ.2011.11.-198

06/08/2013

Konu

:

Maliyet bedelinin nasıl tespit edileceği.

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden; … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellef olduğunuz 19.. tarihinde … Kooperatifinin unvan değişikliğine uğrayarak … ismini aldığı ve üzerindeki gayrimenkulleri unvan değişikliğinden dolayı kooperatifinize bedelsiz olarak devrettiği, devir sonucu kooperatifinize ait olup tapu senedinde satış bedeli bulunmayan gayrimenkullerinizin 20.. ve 20.. takvim yıllarında satışı sırasında satış karına esas alınacak maliyet bedelinin nasıl tespit edileceği konusunda özelge talep ettiğiniz anlaşılmıştır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 258 inci maddesinde, değerlemenin vergi matrahlarının hesaplanmasıyla ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tespiti olduğu hükmü yer almakta olup, müteakip 269 uncu maddesinde de iktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkullerin maliyet bedeli ile değerleneceği belirtilmiştir.

Mezkur Kanunun 267 nci maddesinde, emsal bedelinin, gerçek bedeli olmayan veya bilinmeyen veyahut doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değer olduğu; emsal bedelinin sıra ile, ortalama fiyat, maliyet bedeli, takdir esaslarına göre tayin olunacağı, takdir esasında diğer esaslara göre belli edilemeyen emsal bedellerinin ilgililerin müracaatı üzerine takdir komisyonunca takdir yolu ile belli edileceği, takdirlerin, maliyet bedeli ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma dereceleri nazara alınmak suretiyle yapılacağı, takdir edilen bedellere mükelleflerin vergi mahkemesinde dava açma hakkının mahfuz olduğu, ancak, dava açılmasının verginin tahakkuk ve tahsilini durdurmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 30.12.2003 tarih ve 25332 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5024 sayılı Kanunla değişik mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasında enflasyon düzeltmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

Söz konusu Kanuna eklenen geçici 25 inci maddede ise, mükelleflerin 31.12.2003 tarihli bilançolarını bu madde hükmüne göre, anılan maddede hüküm bulunmayan hallerde Vergi Usul Kanununun 5024 sayılı Kanunla değişik mükerrer 298 inci maddesinde yer alan hükümlere göre düzeltecekleri hükme bağlanmıştır. Aynı geçici maddenin (j) bendinde, 2004 yılı hesap döneminden itibaren ilk defa bilanço esasına geçen mükelleflerin bu maddede yer alan esaslara göre düzeltme yapacakları hüküm altına alınmıştır. Anılan hükmün kapsamına enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde kazançlarını bilanço esasına göre tespit etmesine rağmen gelir veya kurumlar vergisinden muaf olmaları nedeniyle düzeltme yapmayan mükellefler de girmektedir.

Buna göre, kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellef olması halinde; mükellefiyetin tesis edildiği tarih itibariyle düzenlenen bilançonun anılan Kanunun geçici 25 inci maddesine göre, şartların oluşması halinde de mükerrer 298 inci maddesine göre düzeltilmesi gerekmektedir.

Aynı geçici maddenin (l) bendinde, bu madde uyarınca düzeltilen kalemlerin elden çıkarılması halinde, bunlara ilişkin enflasyon düzeltme farklarının maliyet bedeli addolunacağı, şu kadar ki, amortismana tâbi olmayan kıymetlerin düzeltilmiş değerinin altında bir bedelle satılması halinde, düzeltilmiş değerle düzeltme öncesi değer arasındaki farka isabet eden zararın gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alınmayacağı hükme bağlanmıştır.

Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin A fıkrasının 5 inci bendinde de, enflasyon düzeltmesine tâbi tutulan değerlerin elden çıkarılması halinde, bunlara ilişkin enflasyon düzeltme farklarının maliyet addolunacağı hükmü yer almaktadır.

Bu durumda, enflasyon düzeltmesinin yapıldığı 2003 ve 2004 yıllarında gayrimenkullerin kooperatifinizin aktifinde yer alması koşuluyla, geçici 25 inci maddeye göre işlem yapmanız gerektiğinden, satılacak gayrimenkuller için enflasyon düzeltmesi yapılması ve gayrimenkulleri elden çıkarmanız durumunda buna ilişkin enflasyon düzeltme farkını gayrimenkullerin maliyetine eklemeniz mümkün bulunmaktadır. Söz konusu gayrimenkuller arasında arsa bulunması halinde, arsalar amortismana tabi iktisadi kıymet olmadığından, geçici 25 inci madde kapsamında düzeltilen arsa bedelinin düzeltilmiş değerinin altında elden çıkarılması halinde düzeltilmiş değerle düzeltme öncesi değer arasındaki farka isabet eden zararın gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alınmayacağı tabiidir.

Anılan Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin A fıkrasının 3/b bendinde, ilk madde ve malzeme, ticari mallar, yarı mamul ve mamul stokların maliyetine dahil edilen unsurlar, yıllara sarî inşaat ve onarım işlerinde maliyeti oluşturan unsurlar, gelecek aylara ve yıllara ait giderler, maddî duran varlıklar ve bu varlıkları oluşturan unsurlar, maddî olmayan duran varlıklar ve bu varlıkları oluşturan unsurlar, özel tükenmeye tâbi varlıklar ve bu varlıkları oluşturan unsurlar, yıllara sarî inşaat ve onarım hakedişleri, haklar ve şerefiyeler için; düzeltme esas alınacak tarihin defterlere kayıt tarihi (Bunlara mahsuben verilen veya alınan parasal olmayan avanslar, ödeme veya tahsil tarihinden mahsup tarihine kadar düzeltilir.) olduğu hükmü yer almaktadır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre, … Kooperatifinin unvan değişikliğine uğrayarak … Kooperatifi ismini aldığı ve üzerindeki gayrimenkulleri unvan değişikliğinden dolayı kooperatifinize bedelsiz olarak devrettiği hususları göz önüne alındığında, kooperatifinize bedelsiz olarak devredilen gayrimenkullerin düzeltmeye esas tarihinin unvan değişikliğine uğrayarak ortadan kalkan kooperatifin defterlere kayıt tarihinin esas alınması gerekmektedir. Ayrıca, söz konusu gayrimenkullerin maliyet bedelinin belli olmaması halinde düzeltmeye esas olacak bu bedelin tespiti hususunda takdir komisyonuna başvurmanız gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

ooperatifin yapacağı tapu birleştirme, ifraz, yapı ruhsatı işlemleri ile noterde düzenlenecek kat karşılığı inşaat sözleşmesinin harca tabi olup olmayacağı konusunda

Başlık Kooperatifin yapacağı tapu birleştirme, ifraz, yapı ruhsatı işlemleri ile noterde düzenlenecek kat karşılığı inşaat sözleşmesinin harca tabi olup olmayacağı konusunda
Tarih 26/08/2013
Sayı 97677631-047-7-21
Kapsam

T.C.

GİRESUN VALİLİĞİ

Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

Sayı

:

97677631-047-7-21

26/08/2013

Konu

:

Konut Yapı Kooperatifinin Harçlardan Muaf Olup Olmadığı

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzdan, kooperatifinizin yapacağı tapu birleştirme, ifraz, yapı ruhsatı işlemleri ile noterde düzenlenecek kat karşılığı inşaat sözleşmesinin harca tabi olup olmayacağı konusunda özelge talep edildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanununun 57 nci maddesinde “Tapu ve Kadastro İşlemlerinden bu Kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanları, tapu ve kadastro harçlarına tabidir.” hükmü yer almakta; (4) sayılı tarifenin 6 ncı maddesinin (a) fıkrasında, ifraz veya taksim veya birleştirme işlemlerinde kayıtlı değer üzerinden; aynı tarifenin 13 üncü maddesinin (a) fıkrasında, arsa ve arazi üzerine inşa olunacak bina vesair tesislerin tescilinde (her bir bağımsız bölüm vesair tesis için); ( c) fıkrasında ise, (a) fıkrası dışında kalan her nevi cins ve kayıt tashihinde (her bir işlem için) harç aranılacağı hükme bağlanmıştır.

Yine aynı Kanunun 38 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Noter işlemlerinden bu kanuna bağlı (2) sayılı tarifede yazılı olanları noter harçlarına tabidir.” hükmü; 41 inci maddesinde ise, “Noter harçları (2) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer veya ağırlık ölçüsüne göre nispi, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.” hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde yapılan her türlü bina inşaatı (ilave ve tadiller dahil), inşaat veya tadilat ruhsatının alınmasında Ek Madde 6’da yer alan tarifede gösterilen nispet ve hadlerde bina inşaat harcına tabidir.” hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 80 inci maddesinde de, imar mevzuatı gereğince yapı kullanma izni verilmesi işlerinin yapı kullanma izni harcına tabiî olduğu ve söz konusu harcın belediyece tahsil olunacağı hususları düzenlenmiştir.

Bu itibarla, kooperatifinizden, söz konusu işlemleri nedeniyle 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamındaki noter harcı ve tapu harcı ile 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu kapsamındaki bina inşaat harcı ve yapı kullanma izin harcının alınmayacağına dair bir düzenleme bulunmadığından anılan harçların aranılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

700 konutlu sitede çalıştırılan temizlik elemanı, bahçıvan, elektrikçi, sıhhi tesisatçı ve güvenlik görevlisine ödenen ücretler ile dışardan sağlanan hizmetlerin vergilendirilmesi hk. Tarih 10/10/2013

Başlık 700 konutlu sitede çalıştırılan temizlik elemanı, bahçıvan, elektrikçi, sıhhi tesisatçı ve güvenlik görevlisine ödenen ücretler ile dışardan sağlanan hizmetlerin vergilendirilmesi hk.
Tarih 10/10/2013
Sayı 84098128-120.03.05.06[23-2013-2]-614
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

84098128-120.03.05.06[23-2013-2]-614

10/10/2013

Konu

:

700 konutlu sitede çalıştırılan temizlik elemanı, bahçıvan, elektrikçi, sıhhi tesisatçı ve güvenlik görevlisine ödenen ücretler ile dışardan sağlanan hizmetlerin vergilendirilmesi hk.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; 700 konutlu, ticari tesisi bulunmayan, gelirleri site sakinlerinin ödediği aidatlardan oluşan sitenizde, yönetim kurulu başkanlığı bünyesinde temizlik elemanı, bahçıvan, elektrikçi, sıhhi tesisatçı ve güvenlik görevlisi çalıştırdığınız belirtilerek, söz konusu kişilere yapılan ücret ödemelerinin gelir vergisi tevkifatına tabi olup olmadığı, bu hizmetlerden bazılarının (güvenlik gibi) dışarıdan bir firmadan alınması durumunda, bu kişilere ait gelir vergilerinin ödenip ödenmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

GELİR VERGİSİ YÖNÜNDEN

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61’inci maddesinde, “Ücret işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanunun müteferrik istisnaları düzenleyen bölümünün “Ücretlerde” başlıklı 23’üncü maddesinde; “(2361 sayılı Kanunun 17’nci maddesiyle değişen madde) Aşağıda yazılı ücretler Gelir Vergisi’nden istisna edilmiştir:

6. Hizmetçilerin ücretleri (Hizmetçiler özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair yerlerde orta hizmetçiliği, süt ninelik, dadılık, bahçıvanlık, kapıcılık gibi özel hizmetlerde çalıştırılanlardır.) (Mürebbiyelere ödenen ücretler istisna kapsamına dahil değildir);

…” hükmü yer almıştır.

Bu hükme göre; ücretleri vergiden istisna edilmesi öngürülen hizmetçiler; özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair yerlerde çalıştırılan orta hizmetçisi, bahçıvan, kapıcı, kaloriferci gibi hizmet erbabıdır.

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununun 94’üncü maddesinde, vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar ile vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratlar sayılmış ve (1) numaralı bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61’inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben 103 ve 104’üncü maddelere göre tevkifat yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Bu itibarla, ticaret mahalli olmayan sitenizde çalıştırılan bahçıvana yapılan ücret ödemelerinin Gelir Vergisi Kanununun 23’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında gelir vergisinden müstesna tutulması; temizlik elemanı, elektrikçi, sıhhi tesisatçı ve güvenlik görevlisi olarak çalıştırılanların ise hizmetçi kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmadığından, bu kişilere yapılan ücret ödemelerinden Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104’üncü maddelerine göre vergi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 9’uncu maddesinde “Mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanunî merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu yetkiye dayanılarak 14.04.2012 tarih ve 28264 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01.05.2012 tarihinde yürürlüğe giren 117 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin ;

-“3.1. Kısmi Tevkifatın Mahiyeti Ve Tevkifat Uygulayacak Alıcılar” bölümünün 3.1.2. ayrımında “Kısmi tevkifat uygulaması kapsamında KDV tevkifatı yapmak üzere sorumlu tutulabilecekler aşağıda iki grup halinde sayılmış olup, tevkifat uygulaması kapsamındaki her bir işlem bazında tevkifat yapacaklar, söz konusu gruplardan birine veya ikisine veyahut söz konusu gruplar kapsamında olan bazı sorumlulara atıf yapılmak suretiyle Tebliğin ilgili bölümlerinde belirtilmiştir.

a) KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)

b) Belirlenmiş alıcılar (KDV mükellefi olsun olmasın):

– 5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar, il özel idareleri ve bunların teşkil ettikleri birlikler, belediyelerin teşkil ettikleri birlikler ile köylere hizmet götürme birlikleri,

– Yukarıda sayılanlar dışındaki, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları,

– Döner sermayeli kuruluşlar,

– Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,

– Kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları,

– Bankalar,

– Kamu iktisadi teşebbüsleri (Kamu İktisadi Kuruluşları, İktisadi Devlet Teşekkülleri),

– Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar,

– Organize sanayi bölgeleri ile menkul kıymetler, vadeli işlemler borsaları dahil bütün borsalar,

– Yarıdan fazla hissesi doğrudan yukarıda sayılan idare, kurum ve kuruluşlara ait olan (tek başına ya da birlikte) kurum, kuruluş ve işletmeler,

– Payları İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören şirketler,”

-(3.1.6) ayrımında; “KDV mükellefiyeti bulunmayanların, Tebliğin (3.1.2/b) ayrımı kapsamında olmamak kaydıyla, kısmi tevkifat uygulaması kapsamındaki alımlarında tevkifat uygulaması söz konusu olmayacaktır.”

– “3.2.5 İşgücü Temin Hizmetleri” bölümünün (3.2.5.2.1.) ayrımında ; “Gerçek veya tüzel kişiler faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin olarak ihtiyaç duydukları işgücünü kendilerine hizmet akdi ile bağlı ücretli statüsünde hizmet erbabı çalıştırarak temin etmek yerine, alt işverenlerden veya bu alanda ya da başka alanlarda faaliyette bulunan diğer kişi, kurum, kuruluş veya organizasyonlardan temin etmektedirler.

Bu tür hizmetler, esas itibariyle, temin edilen elemanların, hizmeti alan işletmenin bilfiil sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılabilmesinin mümkün bulunduğu durumlarda tevkifat kapsamına girmektedir.”

– (3.2.5.2.2.) ayrımında; “(3.1.2.) bölümünde sayılanlara verilen özel güvenlik ve koruma hizmetleri de işgücü temin hizmeti kapsamında tevkifata tabi tutulacaktır”.

düzenlemelerine yer verilmiştir.

Bu itibarla, sitenizin 117 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (3.1.2.) ayrımında sayılanlar kapsamında olmaması kaydıyla, kısmi tevkifat uygulaması kapsamındaki hizmet alımlarında tevkifat uygulaması söz konusu olmayacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerinin Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu Kaynaklı Kredi Borçlarının Yeniden Yapılandırılmasına Dair Karar”ın yürürlüğe konulması; Başbakan Yardımcılığının 30/9/2013 tarihli ve 15739 sayılı yazısı üzerine, 1/6/2000 tarihli ve 4572 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 30/9/2013 tarihinde kararlaştırılmıştır.

8 Kasım 2013 CUMA
Resmî Gazete
Sayı : 28815

BAKANLAR KURULU KARARI

Karar Sayısı : 2013/5473
Ekli “Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerinin Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu Kaynaklı Kredi Borçlarının Yeniden Yapılandırılmasına Dair Karar”ın yürürlüğe konulması; Başbakan Yardımcılığının 30/9/2013 tarihli ve 15739 sayılı yazısı üzerine, 1/6/2000 tarihli ve 4572 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 30/9/2013 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Abdullah GÜL
CUMHURBAŞKANI
Recep Tayyip ERDOĞAN
Başbakan
B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ
Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı
S. ERGİN F. ŞAHİN E. BAĞIŞ N. ERGÜN
Adalet Bakanı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı
F. ÇELİK E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU M. Z. ÇAĞLAYAN
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve Şehircilik Bakanı Dışişleri Bakanı Ekonomi Bakanı
T. YILDIZ S. KILIÇ E. BAYRAKTAR H. YAZICI
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik ve Spor Bakanı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı V. Gümrük ve Ticaret Bakanı
M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELİK M. ŞİMŞEK
İçişleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı
N. AVCI İ. YILMAZ V. EROĞLU
Millî Eğitim Bakanı Millî Savunma Bakanı Orman ve Su İşleri Bakanı
M. MÜEZZİNOĞLU B. YILDIRIM
Sağlık Bakanı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı

TARIM SATIŞ KOOPERATİFLERİ BİRLİKLERİNİN DESTEKLEME VE FİYAT
İSTİKRAR FONU KAYNAKLI KREDİ BORÇLARININ YENİDEN
YAPILANDIRILMASINA DAİR KARAR
Amaç
MADDE 1 − (1) Bu Kararın amacı; Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerinin (Birlik) 1/5/2000 tarihinden sonra Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) kaynaklarından kullandıkları ve bakiyesi bulunan kredi borçlarının 1/6/2000 tarihli ve 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesi uyarınca yeniden yapılandırılarak tahsiline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2 − (1) Bu Kararın kapsamına, 4572 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinde öngörülen süre içinde yapılandırma amacıyla müracaat eden Birliklerin, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip edilenler de dahil olmak üzere, 1/5/2000 tarihinden sonra Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu Gider Hesabından ilgili mevzuat uyarınca kullandıkları ve bakiyesi bulunan kredi borçları girer.
Borcun yeniden hesaplanması
MADDE 3 − (1) Birliklerin bu Karar kapsamındaki borçları T.C. Ziraat Bankası A.Ş. (Banka) tarafından aşağıdaki esaslara göre yeniden hesaplanır. Yeniden yapılandırmaya konu borçları 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen Birliklerden anılan Kanun çerçevesinde yapılan tahsilat tutarları da yeniden yapılandırmaya konu edilecek anapara tutarının belirlenebilmesi için tahsilat tarihleri ile birlikte ilgili vergi dairesi tarafından Hazine Müsteşarlığı aracılığıyla Bankaya bildirilir.
a) Yeniden yapılandırmaya konu edilecek anapara tutarının belirlenmesinde, Birliğin muhtelif tarihlerde kullandığı ve bakiyesi bulunan kredi toplamından, o krediye ilişkin varsa yapılan tüm ödemeler, ödemenin yapıldığı aydaki mevcut anapara bakiyesinden düşüldükten sonra elde edilecek tutar esas alınır. 1/5/2000 tarihinden sonra kullanılmış ancak bakiyesi bulunmayan krediler yeniden yapılandırma hesaplamalarında dikkate alınmaz.
b) Birliğin aylık anapara borç bakiyesi, ayın ilk ve son günü borç bakiyelerinin toplamının ikiye bölünmesi suretiyle bulunur. Bu şekilde bulunan aylık ortalama anapara borç bakiyelerine ilgili aya denk gelen ve EK-1’de yer alan yeniden yapılandırma faiz oranı basit usulde uygulanır.
c) Bu yolla belirlenen faizlerin toplamının, (a) bendine göre yeniden hesaplanan anapara borç bakiyesine eklenmesiyle ortaya çıkacak tutar ilgili Birliğin yeniden yapılandırılmış DFİF kredi borcunu oluşturur.
ç) Kredi borçları faizlerinin, bu maddedeki esaslara göre yeniden hesaplanarak ödenmesi şartıyla; 4572 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin yayımlandığı tarihe kadar uygulanan faiz, cezai faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilir.
(2) Borcu vergi daireleri tarafından takip edilen Birlikler için Banka tarafından bu maddenin 1 inci fıkrası çerçevesinde hesaplanan borç tutarı Hazine Müsteşarlığı aracılığıyla ilgili vergi dairesine bildirilir.
(3) Bu Karar uyarınca yapılacak yeniden hesaplama sonucunda tahsilinden vazgeçilen tutarlar Birlikler tarafından kurum kazancına dahil edilmez, bilançonun pasifinde özel bir hesapta izlenir. Bu hesapta izlenen tutarlardan, Birliğin gelir-gider menfi farklarının yanı sıra, 4572 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesi uyarınca ortak kooperatiflerden olan ve tahsil kabiliyeti kalmamış bulunan Birlik alacakları da mahsup edilebilir.
Yeniden yapılandırma protokolü
MADDE 4 − (1) Yeniden yapılandırmadan faydalanmak üzere 4572 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi uyarınca süresi içinde başvuruda bulunan Birlikler ile Banka arasında en geç 31/12/2013 tarihine kadar EK-2’de yer alan protokol imzalanır.
(2) Borçları 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve yeniden yapılandırma başvurusunda bulunan Birliklere ise ilgili vergi dairesi tarafından EK-3’te yer alan yeniden yapılandırma formu gönderilir. Birlikler söz konusu formu doldurup imzalamak suretiyle ilgili vergi dairesine yazı ekinde iade eder. Bu Kararda protokole ilişkin olarak yapılan atıflar bu fıkra kapsamındaki Birlikler için yeniden yapılandırma formuna yapılmış sayılır.
(3) İmzalanan protokol ve formların birer örneği Hazine Müsteşarlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığına iletilir.
Borcun vadesi ve ödemeler
MADDE 5 − (1) Bu Kararın 3 üncü maddesi uyarınca yeniden hesaplanan borç toplamı, yılda bir ödemeli olmak üzere en fazla 15 (onbeş) yılda eşit taksitler halinde ödenir. İlk taksit ödemesi 2014 yılı içinde yapılır. Birlik tarafından belirlenecek olan toplam taksit sayısı ile taksit ödemelerinin hangi ayda yapılacağı protokolde belirlenir. Banka ve vergi dairesi Birliğe ödemelerin ne zaman yapılacağını bir tablo ile bildirir.
(2) Ödeme süresi boyunca, protokolde belirlenen plana uygun olarak ödenen taksitlere ayrıca fer’i alacak hesaplanmaz.
(3) Yeniden yapılandırılan borcun tamamının ilk taksit süresi içerisinde ödenmesi durumunda bu Karar uyarınca hesaplanan faiz tutarından yüzde yirmi beş oranında indirim uygulanır.
(4) Yapılan tahsilatlar 2 (iki) iş günü içerisinde, genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere Hazine Müsteşarlığının ilgili hesabına aktarılır. Yapılan tahsilatlar, Banka veya ilgili vergi dairesi tarafından Hazine Müsteşarlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığına yazılı olarak bildirilir.
Geç veya eksik ödeme
MADDE 6 − (1) Bu Karara göre ödenmesi gereken taksitlerin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarları üzerinden gecikilen süreye 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranda gecikme zammı hesaplanır.
(2) Arka arkaya iki taksitin vadesinde ve tahakkuk eden gecikme zamları ile birlikte tam olarak ödenmemesi halinde yeniden yapılandırma hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir.
(3) Yeniden yapılandırmanın bozulması halinde, Birlik yeniden yapılandırılan borca ilişkin olarak yaptığı ödemeler nispetinde 4572 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinden faydalanır.
(4) Yeniden yapılandırmanın bozulması veya yeniden yapılandırmaya başvurulmaması halinde kredi borçları 6183 sayılı Kanun hükümleri kapsamında takip ve tahsil edilir. Yeniden yapılandırmanın bozulması durumunda, yeniden yapılandırma döneminde yapılan ödemelerin bu Karar uyarınca hesaplanmış olan toplam borca oranı esas alınarak, yapılandırma öncesi borçtan o oranda ödeme düşülür. Kalan tutar üzerinden ilgili mevzuata göre fer’i alacak hesaplanır ve 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmek üzere vergi dairesine bildirilir.
Diğer hususlar
MADDE 7 − (1) Yeniden yapılandırma şartlarını yerine getirmeyen Birliklerin yöneticilerine ilişkin olarak Birlik ve kooperatiflerin ilgili mevzuatı hükümlerine göre işlem yapılır.
(2) Bu Kararın uygulanması sırasında doğacak tereddüt ve anlaşmazlıklar ile uygulamaya ilişkin aksaklıkları gidermeye Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.
Yürürlük
MADDE 8 − (1) Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 9 − (1) Bu Karar hükümlerini Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yürütür.

EK-1
EK-2
EK-3

Anayasa’da ve 2577 sayılı Kanun’da, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin hesabında başlangıç tarihi olarak yazılı bildirimin esas alınacağı kurala bağlanmıştır. Subjektif işlemlere karşı açılacak idarî davalarda, dava açma süresinin işlemeye başlayabilmesi için idarî işlemin ilgilisine yazılı olarak bildirilmesi zorunludur. “Yasaklama kararları” ilanı gereken düzenleyici işlem niteliği taşımadığından, davanın, yasaklama kararının Resmi Gazete’de yayınlanması tarihinden sonraki bir tarihte ve dava konusu işlemin öğrenilmesi üzerine yasal süre içerisinde açıldığının kabulü gerekir.

Anayasa’da ve 2577 sayılı Kanun’da, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin hesabında başlangıç tarihi olarak yazılı bildirimin esas alınacağı kurala bağlanmıştır. Subjektif işlemlere karşı açılacak idarî davalarda, dava açma süresinin işlemeye başlayabilmesi için idarî işlemin ilgilisine yazılı olarak bildirilmesi zorunludur. “Yasaklama kararları” ilanı gereken düzenleyici işlem niteliği taşımadığından, davanın, yasaklama kararının Resmi Gazete’de yayınlanması tarihinden sonraki bir tarihte ve dava konusu işlemin öğrenilmesi üzerine yasal süre içerisinde açıldığının kabulü gerekir.
(Karar Tarihi : 12.03.2013)
“Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce verilen 22.11.2011 tarih ve E:2011/987, K:2011/5188 sayılı kararın, temyiz aşamasında öne sürülen iddialarla düzeltilmesi istenilmektedir.

Savunmaların Özeti : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hâkimi Emre ERMAN’ın Düşüncesi: İdari işlemin yürürlüğe girmesi ile o idari işleme karşı dava açma süresinin başlangıcı farklı kavramlar olup; birinci husus idari usulün, ikincisi ise hak arama özgürlüğünün konusuna girmektedir. Dava açma süresinin varlığı bizatihi hak arama özgürlüğüne getirilmiş bir sınırlama olup, bu özgürlüğü kısıtlayıcı nitelikteki hükümler dar yoruma tâbi tutulmalıdır. Bu çerçevede Anayasa’nın ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun bireysel işlemler için öngördüğü dava açma süresinin başlangıcı yazılı bildirim esasına bağlanmış, ihalelerden yasaklama işlemleri açısından 2886 sayılı Kanun’da aksine bir hüküm yer almamış, sadece bu işlemin Resmi Gazete’de ilan edileceği ifade edilmiştir. Bu husus yukarıda belirtildiği gibi idari usule ilişkin olup, işleme aleniyet kazandırma amacı taşıdığı değerlendirilmektedir. Öte yandan, ihaleden yasaklama kararının idari yaptırım niteliğinde olduğu açık olup, bu nitelikte bir işleme karşı sağlanması gereken hukuki güvence ve çarelerin klasik idari işlemlerden daha güçlü nitelikte olması gerektiği de açıktır. Belirtilen çerçevede, dava açma süresinin başlangıcı olarak Resmi Gazete’de ilan tarihinin esas alınarak davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin Mahkeme kararını onayan Dairemiz kararının kaldırılarak, temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacı şirketin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 22.11.2011 tarih ve E:2011/987, K:2011/5188 sayılı kararı kaldırıldı. İşin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, davacı şirketin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 84. maddesi uyarınca bir yıl süreyle kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına ilişkin 03.08.2004 tarih ve 25542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan işlemin iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince; Dairemizin 08.05.2009 tarih ve E:2007/1572, K:2009/4980 sayılı bozma kararına uyularak; 03.08.2004 tarihinde ilân suretiyle tebliğ edilmesi nedeniyle, bu tarihte öğrenildiği kabul edilen dava konusu yasaklama işlemine karşı, 04.10.2004 tarihine kadar dava açılması gerekirken 24.11.2004 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığından, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karar davacı şirket tarafından temyiz edilmiştir.

Anayasa’nın 11. maddesinde, “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.”, 36. maddesinde, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”, 40. maddesinin ikinci fıkrasında, “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.”, 125. maddesinde ise, ” İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda süre yazılı bildirim tarihinde başlar.” hükmüne yer verilmiş, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, bu sürenin, idarî uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı, ilânı gereken düzenleyici işlemlerde ise ilân tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş; aynı maddenin 2. fıkrasında, dava açma süresinin idari uyuşmazlıklarda, yazılı bildirimin yapıldığı, 4. fıkrasında ise ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kuralı yer almıştır.

Anayasa’nın 125. ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı düzenlemesine yer verilmek suretiyle dava açma süresinin başlamasında, “yazılı bildirim”in esas alınması öngörülmüş olup, hak arama özgürlüğünün kullanılması bakımından, idarî işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılabilir biçimde bildirilmesi gerekmektedir.

Diğer yandan, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 84. maddesinde; 83. maddede belirtilen fiil veya davranışlarda bulundukları anlaşılanların, bu fiil ve davranışların ihale safhasında vaki olmuşsa idarelerce o ihaleye iştirak ettirilmeyecekleri gibi, fiil veya davranışlarının özelliğine göre ihaleyi yapan bakanlık veya ilgili bakanlık tarafından, haklarında bir yıla kadar bütün ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verileceği, kararı veren idarelerin, bu kararı Resmi Gazete’de ilan ettirecekleri, bu kararların ilgililerin müteahhitlik siciline de işleneceği hükmü yer almış; bu hüküm, kamu idarelerinin ihalelere katılmaktan yasaklı kişilerden haberdar olmasını ve yasaklı kişilerin ihalelere katılmasını engelleyerek ihale işlemlerinin sekteye uğramasını önlemek amacıyla getirilmiş olup, ihalelere katılmaktan yasaklama kararlarının bireysel işlem niteliğini değiştirmemektedir.

Öte yandan, 2577 sayılı Kanun’da düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin başlangıcı olarak öngörülmüş olan ilân tarihinin, bireysel işlem niteliğinde olan ihalelere katılmaktan yasaklama kararlarında uygulanması mümkün olmayıp; ihalelere katılmaktan yasaklama kararlarının, yazılı bildirim veya öğrenme üzerine yasal süresi içinde dava konusu edilebileceğinin kabulü gerekmektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirketin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunun 84. maddesi uyarınca bir yıl süreyle kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına ilişkin işlemin 03.08.2004 tarih ve 25542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandığı; davacı şirketin katılmış olduğu başka bir ihalede teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasının gerekçesi olarak söz konusu ihalelere katılmaktan yasaklama işleminin gösterilmesi üzerine 22.10.2004 tarihinde öğrenildiği ileri sürülerek 24.11.2004 tarihinde bu işlemin iptali için açılan davanın, 03.08.2004 tarihinde ilan suretiyle tebliğ edilmesi nedeniyle bu tarihte öğrenildiği kabul edilen dava konusu yasaklama işlemine karşı, 04.10.2004 tarihine kadar dava açılması gerekirken 24.11.2004 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın 2577 sayılı Yasa’nın 7. maddesi uyarınca süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığından davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Anayasa’nın 125. maddesinde ve 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin hesabında başlangıç tarihi olarak yazılı bildirimin esas alınacağı kurala bağlanmış olduğundan, subjektif işlemlere karşı açılacak idarî davalarda, dava açma süresinin işlemeye başlayabilmesi için idarî işlemin ilgilisine yazılı olarak bildirilmesinin zorunlu olduğu, yasaklama kararlarının ilanı gereken düzenleyici işlem niteliği taşımadığı dikkate alındığında, bakılan davanın, dava konusu işlemin öğrenilmesi üzerine yasal süre içerisinde açıldığının kabulü gerektiğinden ve 22.10.2004 tarihinde davacı tarafından öğrenilen işleme karşı 24.11.2004 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşıldığından, İdare Mahkemesince davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken süre aşımı nedeniyle davanın reddi yolunda verilen kararda usule uygunluk bulunmamaktadır.

Nitekim benzer bir uyuşmazlık hakkında İdari Dava Daireleri Kurulu’nca verilen 30.01.2013 tarih ve E:2011/212, K:2013/121 sayılı karar da bu yöndedir.

KARAR : Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca Ankara 7. İdare Mahkemesi’nin 02.12.2010 tarih ve E:2010/2493, K:2010/2046 sayılı kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Konut Yapı Kooperatiflerinin üyelerine konut tesliminde KDV matrahı

Başlık Konut Yapı Kooperatiflerinin üyelerine konut tesliminde KDV matrahı hk.
Tarih 27/06/2013
Sayı 93767041-130[20-2012/32]-119
Kapsam

ekran-resmi-2016-10-22-19-29-31

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

93767041-130[20-2012/32]-119

27/06/2013

Konu

:

Konut Yapı Kooperatiflerinin üyelerine konut tesliminde KDV matrahı

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kooperatifinizin 3/7/2009 tarihinden sonra bina inşaat ruhsatı almış olması nedeniyle KDV yönünden mükellefiyet tesis ettirdiğiniz, inşaatların %90’lık kısmının tamamlandığı ve konutların yakın zamanda üyelere teslim edileceği belirtilerek, üyelere yapılan bu konut teslimine ilişkin katma değer vergisi (KDV) matrahı ile konutların üyeler adına tapu sicilinde kayıt ettirilmesinden sonra yine üyelerden genel giderler için tahsil edilecek aidatların KDV ye tabi olup olmayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

KDV Kanununun;

-1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

-27 nci maddesinde, bedeli bulunmayan veya bilinmeyen işlemler ile bedelin mal, menfaat, hizmet gibi paradan başka değerler olması halinde matrahın işlemin mahiyetine göre emsal bedeli veya emsal ücreti olduğu

hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, 5904 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (b) bendi ile KDV Kanununun 17/4-k maddesinde yer alan ‘‘konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri” ibaresi madde metninden çıkarılmış; 5904 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle KDV Kanununa eklenen geçici 28 inci maddede de, ‘‘Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince, üyelerine yapılan konut teslimleri katma değer vergisinden müstesnadır.” hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 60 numaralı KDV Sirkülerinin “1.3. Aidatlar” başlıklı bölümünde; kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kooperatifin ortak giderlerini karşılamak (üyelerin güvenlik, bahçıvanlık, havuz ve sosyal tesislerin bakımı, elektrik ve su gibi ihtiyaçlarının giderilmesi) amacıyla tahsil ettiği aidatların ticari mahiyet arz etmediğinden KDV ye tabi tutulmayacağı ifade edilmiştir.

Buna göre,

1) 3/7/2009 tarihinden sonra bina inşaat ruhsatı alan Kooperatifiniz tarafından üyelerinize yapılacak konut tesliminde emsal bedel üzerinden fatura düzenlenerek, net alanı 150 m²’ye kadar olan konutlar için %1, net alanı 150 m²’yi aşan konut ile işyeri teslimleri için %18 oranında KDV hesaplanacaktır.

2) Kurumlar Vergisi mükellefiyeti bulunmayan Kooperatifinizin ortak giderleri karşılamak (üyelerin güvenlik, bahçıvanlık, havuz ve sosyal tesislerin bakımı, elektrik ve su gibi ihtiyaçlarının giderilmesi) amacıyla üyelerinden tahsil ettiği aidatlar KDV ye tabi olmayacaktır.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

arsa tapusu ve yapı ruhsatı adına olmayan yapı kooperatifinin KDV mükellefiyetinin aylık olup olmayacağı Tarih 03/07/2013 Sayı 45404237-300.12.11-179 Kapsam

Başlık arsa tapusu ve yapı ruhsatı adına olmayan yapı kooperatifinin KDV mükellefiyetinin aylık olup olmayacağı
Tarih 03/07/2013
Sayı 45404237-300.12.11-179
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

BURSA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Grup Müdürlüğü

Sayı

:

45404237-300.12.11-179

03/07/2013

Konu

:

arsa tapusu ve yapı ruhsatı adına olmayan yapı kooperatifinin KDV mükellefiyetinin aylık olup olmayacağı

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, arsa sahipleri ile müteahhit arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 11/5/2006 tarihinde Kooperatifinizce devir alındığı, söz konusu sözleşmeye istinaden inşa edilecek konutlara ilişkin 1. etap yapı ruhsatının 14/4/2006 tarihinde, 2. etap yapı ruhsatının ise 7/12/2010 tarihinde arsa sahipleri adına düzenlendiği belirtilmekte olup, kooperatifinizin KDV yönünden mükellefiyetinin hangi tarihten itibaren tesis edileceği ve katma değer vergisi (KDV) beyannamelerinin hangi dönemler itibariyle verilmesi gerektiği konularında bilgi istenilmektedir.

KDV Kanununun 1/1 inci maddesine göre, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler KDV ye tabidir.

Öte yandan, 5904 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (b) bendi ile KDV Kanununun 17/4-k maddesinde yer alan ‘‘konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri” ibaresi madde metninden çıkarılmış; 5904 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle KDV Kanununa eklenen geçici 28 inci maddede de, ‘‘Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince, üyelerine yapılan konut teslimleri katma değer vergisinden müstesnadır.” hükmüne yer verilmiştir.

Konu ile ilgili olarak yayımlanan 113 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin, A/4 bölümünde;

“… 03.07.2009 tarihinden itibaren bina inşaat ruhsatı alan konut yapı kooperatifleri adına, bina inşaat ruhsatının alındığı tarihten itibaren KDV mükellefiyeti tesis edilecek, vergiye tabi işlemleri bulunmasa dahi sözü edilen konut yapı kooperatifleri tarafından takvim yılının üçer aylık dönemleri itibariyle KDV beyannamesi verilecektir.

Öte yandan, 03.07.2009 tarihinden önce veya sonra kurulan konut yapı kooperatifleri adına bina inşaat ruhsatı alınmadığı müddetçe KDV mükellefiyeti tesis edilmesine gerek bulunmamaktadır.

03.07.2009 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince üyelerine yapılan konut teslimlerinde ise istisna uygulaması devam edecek olup, bu kooperatifler bakımından daha önce yayımlanan KDV genel tebliğlerinde yer alan açıklamalar geçerli olacaktır.” şeklinde açıklama getirilerek istisna uygulamasına yön verilmiştir.

Buna göre, adına düzenlenmiş inşaat ruhsatı bulunmayan Kooperatifinizce 11/5/2006 tarihinde devir alınarak yapımı üstlenilen söz konusu inşaat işinin Kooperatifiniz tarafından devralındığı tarih itibariyle KDV mükellefiyetinin tesis edilmesi ve işlemlerinize ait KDV nin üçer aylık dönemler halinde beyan edilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Kooperatif tarafından ortaklarına kat irtifaklı arsa tapusu verilmesinde KDV açısından gayrimenkulün teslim zamanı,vergiyi doğuran olay ve matrahın tespiti

Başlık Kooperatif tarafından ortaklarına kat irtifaklı arsa tapusu verilmesinde KDV açısından gayrimenkulün teslim zamanı,vergiyi doğuran olay ve matrahın tespiti
Tarih 16/08/2013
Sayı 21152195-130-495
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Sayı

:

21152195-130-495

16/08/2013

Konu

:

Kooperatif tarafından ortaklarına kat irtifaklı arsa tapusu verilmesinde KDV açısından gayrimenkulün teslim zamanı,vergiyi doğuran olay ve matrahın tespiti

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda ve ek dilekçenizde; kooperatif ortaklarına mortgage kredisi kullanması ve kredinin güvencesini oluşturması amacıyla önceden kat irtifaklı arsa tapusu verilmesi ve daha sonra daire teslimlerinin, yapı kullanma izin belgesi veya dairelerin erken kullanılması halinde daire teslim belgesi ile yapılması aşamasında, gayrimenkulün teslim zamanı ve vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarih, vergiyi doğuran olay ve matrahın tespiti konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;

1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

2/1 inci maddesinde, teslimin, bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcı veya adına hareket edenlere devredilmesi olduğu,

10/a maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması ile 10/b maddesinde, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geldiği

hükme bağlanmıştır.

Gayrimenkul satışlarında mülkiyetin devri esas itibariyle gayrimenkulün tapuda alıcı adına tescil edilmesi ile gerçekleşmektedir. Tapuda alıcı adına tescil yapılmadan önce gayrimenkulün alıcının fiili kullanımına bırakılması ve alıcı tarafından malik gibi kullanılmaya başlanılması halinde, KDV açısından vergiyi doğuran olay gayrimenkulün kullanıma bırakılması anında meydana gelecektir.

Gayrimenkulün tapuda alıcı adına tescili veya fiili kullanımına bırakılmasından önce fatura veya benzeri belge düzenlenmesi halinde bu belgede gösterilen bedel üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.

Diğer taraftan, 60 Seri No.lu KDV Sirkülerinin “(8.2.1) Müzayede Yoluyla Yapılan Taşınmaz Satışları” bölümünde, konut olarak projelendirilen, inşaat ruhsatı da konut olarak alınan inşaatların henüz tamamlanmadan arsa payı veya kat irtifakı üzerinden satışlarının konut sayılacağı ve net alanı dikkate alınarak söz konusu sirkülerde belirtilen açıklamalar çerçevesinde KDV’ye tabi tutulacağı belirtilmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde;

1. Konutların inşaatı devam ettiği sürece vergiyi doğuran olay meydana gelmeyeceğinden KDV hesaplanmayacaktır. Ancak, henüz inşaatı bitmemiş konutlara ilişkin kat irtifakının devri halinde KDV açısından vergiyi doğuran olay kat irtifakı devrinin tapuda tescil edildiği tarihte gerçekleşmiş olacaktır.

2. Konutların inşaatının devam ettiği sürece kat irtifakı veya kat mülkiyetinin tesisi söz konusu değil ise konutların bitirilip fiilen kullanıma başlandığı tarihte vergiyi doğuran olay meydana geleceğinden bu tarih itibariyle KDV hesaplanacaktır.

3. Tapuda tescil veya fiili kullanımdan önce herhangi bir tarihte fatura veya benzeri bir belge düzenlenmesi halinde, belgede yer alan tutarla sınırlı olmak üzere belgenin düzenlendiği tarihte vergiyi doğuran olay gerçekleşecek ve bu tarihte KDV hesaplanacaktır.

4. Öte yandan, henüz inşaatı bitmemiş konutlara ilişkin kat irtifakının devri halinde KDV açısından vergiyi doğuran olay kat irtifakı devrinin tapuda tescil edildiği tarihte gerçekleşeceğinden matrahın tespitinde, vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarihte emsal bedeli esasının belirlendiği Vergi Usul Kanunun 267. maddesinde belirtilen Birinci Sıra (Ortalama Fiyat Esası) ve İkinci Sıranın (Maliyet Bedeli Esası) uygulanması mümkün olmadığından Üçüncü Sıranın (Takdir Esası) uygulanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Temerrüt faizinin KDV Kanunu karşısındaki durumu. Tarih 28/08/2013 Sayı 84974990-130

Başlık Temerrüt faizinin KDV Kanunu karşısındaki durumu.
Tarih 28/08/2013
Sayı 84974990-130[1-2013/21]-938
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

84974990-130[1-2013/21]-938

28/08/2013

Konu

:

Temerrüt faizinin KDV Kanunu karşısındaki durumu.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, KDV’ye tabi olan veya KDV’den istisna tutulan hizmet ifalarınıza ilişkin olarak düzenlenen faturalarda yer alan tutarların vadesinde ödenmemesi nedeniyle hesaplanan temerrüt faizlerinin KDV’ye tabi olup olmadığına ilişkin Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Katma Değer Vergisi Kanununun;

-1/1 maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

-4’üncü maddesinde, hizmetin teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu işlemlerin; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,

-20’nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu; bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği,

-24’üncü maddesinde ise, teslim alanın gösterdiği yere kadar satıcı tarafından yapılan taşıma, yükleme ve boşaltma giderleri; ambalaj giderleri, sigorta, komisyon ve benzeri gider karşılıkları ile vergi, resim, harç, pay, fon karşılığı gibi unsurların; vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin KDV’nin matrahına dahil olduğu,

hükme bağlanmıştır.

Buna göre, katma değer vergisinin konusuna giren teslim ve hizmetlere ilişkin olarak sonradan ortaya çıkan faizler katma değer vergisinin matrahına dahil olmaktadır.

Dolayısıyla kuruluşunuz tarafından yapılan teslim ve hizmet ifalarına ilişkin ödemelerin zamanında yapılmamasından dolayı temerrüde düşmüş alacaklarınız için hesaplanan temerrüt faizlerinin KDV matrahına dahil edilerek bu tutar üzerinden teslim ve hizmetin yapıldığı tarihte geçerli olan KDV oranına göre KDV hesaplanması gerekmektedir. Ancak, KDV Kanunu’nun 13/b maddesi kapsamında istisna olan teslim ve hizmetlerinize ilişkin olarak hesaplanan faizler için ayrıca KDV hesaplanmayacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Kısmi KDV tevkifat uygulamasından kaynaklanan iade alacaklarının Bağkur prim borçlarına mahsubu

Başlık Kısmi KDV tevkifat uygulamasından kaynaklanan iade alacaklarının Bağkur prim borçlarına mahsubu
Tarih 02/09/2013
Sayı 39044742-KDV.9-1398
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü

Sayı

:

39044742-KDV.9-1398

02/09/2013

Konu

:

Kısmi KDV tevkifat uygulamasından kaynaklanan iade alacaklarının Bağkur prim borçlarına mahsubu

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; servis taşımacılığı işiyle iştigal ettiğiniz belirtilerek kısmi tevkifat uygulamasından kaynaklanan katma değer vergisi (KDV) iade alacaklarınızın Bağ-Kur prim borçlarınıza mahsup edilip edilemeyeceği hususunda bilgi istenilmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabi tutulmuş; 9 uncu maddesinin birinci fıkrası ile vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutma konusunda Bakanlığımıza yetki verilmiştir.

Söz konusu yetkiye dayanılarak yayımlanan 117 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin “5.2.1. Mahsuben İade Talepleri” bölümünde, kısmi tevkifat uygulamasından kaynaklanan iade alacaklarının mahsuben iadesinin, mükellefin kendisinin, ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortakların (komandit şirketlerde sadece komandite ortakların) ithalat sırasında uygulananlar dahil vergi borçları ile sosyal sigortalar prim borçları ve ferileri için söz konusu olabileceği belirtilmiştir.

2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Kanun ile kurulan kısaca “Bağ-Kur” olarak anılan Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu, 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Kanun ile Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilmiştir. 5502 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde; sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası prim gelirleri, idarî para cezaları, gecikme cezaları, gecikme zamları ve katılım payları Sosyal Güvenlik Kurumunun gelirleri arasında sayılmıştır.

31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar; (b) bendinde, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticari kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından, sigortalı kabul edilmiştir.

5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesinde; prim borçlarının katma değer vergisi iade alacağından mahsubu suretiyle de ödenebileceği hükmüne yer verilmiştir.

5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesi ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine dayanılarak 1/9/2012 tarihli ve 28398 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan İşveren Uygulama Tebliğinin “6. Prim Borçlarının Katma Değer Vergisi İade Alacağından Mahsup Suretiyle Ödenmesi” başlıklı bölümünde;

“Prim borçlarının katma değer vergisi iade alacağından mahsup suretiyle ödenmesinin talep edilmesi durumunda, primin en geç ödenmesi gereken yasal süre; Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi sigortalı çalıştıran işverenlerden; sigortalılara ait ücretleri her ayın 1’i ila sonu arasına ilişkin olarak ödeyen işverenler yönünden, primin ilişkin olduğu ayı takip eden ayın sonu (vade) yerine, vadeyi izleyen onbeşinci, sigortalılara ait ücretlerin her ayın 15’inden, ertesi ayın 14’üne kadarki döneme ilişkin olarak ödendiği işverenler yönünden ise, primin ilişkin olduğu dönemi takip eden dönemin sonu (vade) yerine, vadeyi takip eden onbeşinci gün olacaktır.” açıklamaları yapılmıştır.

Buna göre, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi sigortalı çalıştıran işverenlerin prim borçlarının düzenleme kapsamında KDV iade alacaklarından mahsubu öngörülmüş olup Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılardan kaynaklanan sigorta primlerinin bu çerçevede KDV iade alacağından mahsup suretiyle ödenmesine imkan bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, özelge talep formunuzda belirttiğiniz Bağ-Kur prim borçlarınızın KDV iade alacaklarınızdan mahsubu suretiyle ödenmesi mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Konut Yapı Kooperatifine verilen inşaat taahhüt hizmeti ve kooperatifin mal alımlarında KDV uygulaması Tarih 12/09/2013

Başlık Konut Yapı Kooperatifine verilen inşaat taahhüt hizmeti ve kooperatifin mal alımlarında KDV uygulaması
Tarih 12/09/2013
Sayı 71387770-130[17-2013/249]-36
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

DİYARBAKIR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

71387770-130[17-2013/249]-36

12/09/2013

Konu

:

KATMA DEĞER VERGİSİ

Ilgi sayılı dilekçeniz ile yapımı kooperatifiniz tarafından devam eden inşaatla ilgili kooperatifinizce firmalara yaptırılacak inşaat taahhüt işleri ile bu işlerle ilgili mal alımlarınızda KDV indiriminden yararlanıp yararlanamayacağınız hususlarında Başkanlığımız görüşü istenilmiştir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun geçici 15 inci maddesi ile 29/7/1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri KDV’den müstesna edilmiş olup, 29/7/1998 tarihinden sonra bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak “konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri” ise 30/12/2007 tarih ve 26742 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine ekli (I) sayılı listenin 12 inci sırası uyarınca % 1 oranında KDV’ye tabi tutulmaktadır.

Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde katma değer vergisi istisnası ve indirimli katma değer vergisi oranı uygulamasına ilişkin açıklamalara, 49, 66, 106 ve 113 Seri numaralı KDV Genel Tebliğleri ile 5, 56, 58, 60 Seri Nolu Katma Değer Vergisi Sirkülerinde yer verilmiştir.

Konu ile ilgili olarak yayımlanan 113 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin, A/4 bölümünde;

“………………………

Buna göre, 5904 sayılı Kanunun yayımlandığı 03.07.2009 tarihinden itibaren bina inşaat ruhsatını almış olan konut yapı kooperatifleri tarafından, üyelerine yapılacak konut teslimleri, söz konusu konutlar için belirlenen oranlarda KDV’ye tabi tutulacaktır.

Dolayısıyla, 03.07.2009 tarihinden itibaren bina inşaat ruhsatı alan konut yapı kooperatifleri adına, bina inşaat ruhsatının alındığı tarihten itibaren KDV mükellefiyeti tesis edilecek, vergiye tabi işlemleri bulunmasa dahi sözü edilen konut yapı kooperatifleri tarafından takvim yılının üçer aylık dönemleri itibariyle KDV beyannamesi verilecektir.

Öte yandan, 03.07.2009 tarihinden önce veya sonra kurulan konut yapı kooperatifleri adına bina inşaat ruhsatı alınmadığı müddetçe KDV mükellefiyeti tesis edilmesine gerek bulunmamaktadır.

03.07.2009 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince üyelerine yapılan konut teslimlerinde ise istisna uygulaması devam edecek olup, bu kooperatifler bakımından daha önce yayımlanan KDV genel tebliğlerinde yer alan açıklamalar geçerli olacaktır.” şeklinde açıklama getirilerek istisna uygulamasına yön verilmiştir.

Bu düzenlemelere göre konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli oran uygulanabilmesi için;

– Kooperatifin konut yapı kooperatifi statüsünde olması,

– İşin konut yapı kooperatifine yapılması,

– Yapılan işin inşaat işi olması ve taahhüde dayanması,

şartlarının yanı sıra inşaatın yapıldığı arsanın tapu sicilinde inşaat taahhüt hizmetini alan kooperatif tüzel kişiliği veya kooperatifin bağlı olduğu üst birlik adına tescil edilmiş ve inşaat yapı ruhsatının konut yapı kooperatifine verilmiş olması da gerekmektedir.

Bu bağlamda, ilgide kayıtlı özelge talep formunuz ekindeki yapı ruhsatı ve tapu fotokopisinin tetkik edilmesi neticesinde, 07.06.2013 tarih ve …. no.lu yapı ruhsatlarının ve 10.05.2013 tarihli Tapu Senedinin … Konut Yapı Kooperatifi adına düzenlendiği tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan kanun maddesi, tebliğ ve sirkülerden de anlaşılacağı üzere, özelge talebinize konu inşaat işlerine ait yapı ruhsatlarında ve tapu senedinde “yapı sahibi”nin kooperatifiniz olması nedeniyle 49 ve 66 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği ile 5 ve 60 Seri Nolu KDV Sirküsünde belirtilen işler için %1 oranında katma değer vergisi uygulanması gerekmektedir.

Diğer taraftan, kooperatifinizin inşaat taahhüt niteliği taşımayacak diğer her türlü mal ve hizmet alımlarının ise yürürlükteki oranlara göre katma değer vergisine tabi tutulacağı tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Natamam inşaat devrinde uygulanacak KDV oranı

Başlık Natamam inşaat devrinde uygulanacak KDV oranı
Tarih 18/09/2013
Sayı 84974990-130[28-2013-12]-1033
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

84974990-130[28-2013-12]-1033

18/09/2013

Konu

:

NECDET EREN VE ORTAĞI

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kat karşılığı inşaat işi ile iştigal ettiğiniz belirtilerek, natamam inşaat devrinde uygulanacak katma değer vergisi oranı hususunda bilgi istenilmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

2/1 maddesinde, bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcı veya adına hareket edenlere devredilmesinin “teslim” hükmünde olduğu

hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, KDV oranları, KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetki uyarınca yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi (BKK) ile BKK eki I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tespit edilmiştir.

Buna göre, ortaklığınızca natamam vaziyetteki inşaatın devri işlemi KDV Kanununun 1/1 nci maddesi uyarınca KDV ye tabi olup, 2007/13033 sayılı BKK eki listelerde yer almayan bu işlem bedeli üzerinden genel oranda (%18) KDV hesaplanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatif -Uzman Mütalaası

Uzman mütalaası nedir?
Hukuki uyuşmazlıklarda Hâkimin Hukuk bilgisi dışında kalan özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda, somut uyuşmazlığa ilişkin, konusunda uzman kişi ve kurumlara hazırlatılarak dosyaya sunulan bilimsel bir rapordur.

Uzman Mütalaasının hukuki dayanağı nedir?
Ceza Usul Muhakemesi Kanunu madde 67 ile düzenlemeye tabi tutulmuş ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 293 ile de Özel Hukuk uyuşmazlıklarında delil sistemi içerisinde yer alan uygulamadır.

Hangi Mahkemelerde Hangi Davalara Bakılır ve Hangi Kapsamda Özel Uzman Mütalaası Alınabilir?

Mahkemeler sivil ve askeri olarak ikiye ayrılır. Adli ve İdari olarak adaleti sağlamayı amaç edinir ve genellikle devlet kurumu olarak teşkilatlanırlar.

– Adli Yargı Mahkemeleri
– İdari Yargı Mahkemeleri

(Hangi durumda hangi mahkemenin yetkili olacağı çeşitli kanunlarda dağınıktır bu yüzden mevcut mevzuat konuya genel bakış sağlamaktan uzak bir yapıdadır.)

Adli Yargı Mahkemeleri
2’ye ayrılır.

– Hukuk Mahkemeleri
– Ceza Mahkemeleri

– Hukuk Mahkemeleri;
Kişilerin kendi aralarındaki çekişmeli oldukları davalara bakmaktadir. (Alacak, mülkiyet, sözleşme ihlali, icra, iflas, boşanma, miras v.b.)

– Sulh Hukuk Mahkemeleri:

Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;

a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları,

b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları,

c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları,

ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları,
görürler. Tek hakimli olup kanun tarafından görevlendirildikleri davalara bakarlar.

Humk 4.maddesinde belirtilir. Humk 8. Maddesinin 2. Ve 3. Fıkrasında göre dava konuları görülür.

– Asliye Hukuk Mahkemeleri:

1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.

2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.

Özel Kanunlarla Kurulan Diğer Hukuk Mahkemeleri;

– Ticaret Mahkemeleri; kanunlarda aksi belirtilmedikce tüm ticari davalara bakarlar. Dava konusu seyin degerine ve tutarına bakılmaksızın ticari davalara bakarlar. Bölgede yoksa yerine asliye hukuk mahkemeleri bakar. Tek hakimlidir.

– İş Mahkemeleri ; 5521 sayılı is mahkemeleri kanunu ile kurulmuştur. İsciler ve işveren arasında is sözleşmelerden ve is kanuna dayanan sebeplerden doğan uyuşmazlıklarin davalarına bakar

– İcra Mahkemeleri; icra ve iflas itirazlarının incelenmesi amacıyla kurulmuştur. Ceza ve hukuk olarak ikiye ayrılır. İcra ve iflas müdürlükleri işlemlerine yapılan itiraz ve şikayetleri inceler bu dairelerin gözetim ve denetimlerini yapar. İdari islerine bakar.

– Aile Mahkemeleri ; 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin kuruluş, gorev ve yargılama usullerine dair kanun il kurulmuştur. Aile hukukundan doğan davaları görmek amacıyla kurulmuştur. Olmadıgı yerde yerine asliye hukuk mahkemesi bakar (hsyk tarafından belirlenen)

– Kadastro Mahkemeleri; 3402 sayılı kanunun 24. maddesi uyarınca kurulmuştur.

Ceza Mahkemeleri; 5235 sahili Adli yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin kuruluş, gorev ve yetkileri hakkındaki kanunun 8. Maddesine gore; sulh ceza, asliye ceza ve ağır ceza ayrıca özel kanunlarda kurulan diğer ceza mahkemelerinden olusur.

– Sulh Ceza Mahkemeleri; TCK’nin 11.maddesinde tanımı yapılan kabahatlere bakar. İki yıla kadar hapis cezaları ve bunlara bağlı Adli para cezaları ve bağımsız olarak hukmedilecek Adli para cezaları davalarına bakar. Yoksa yerine asliye ceza mahkemeleri bakar.

– Asliye Ceza Mahkemeleri; tek Hakimli mahkemelerdir. Duruşmalarda zabıt katibi ve cumhuriyet savcısının bulunması şarttır. Ağır ceza ve sulh ceza kapsamı dışındaki bütün davalara bakar.

– Ağır Ceza Mahkemeleri; ölüm, ağır hapis, 10 yıldan fazla ceza gerektiren davalara bakar.

– Ticaretin gelişmiş yerlerde fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi bulunur. Bu mahkeme aslında asliye ceza mahkemesidir.

– Özel kanunlara kurulan diğer ceza mahkemeleri
– Çocuk mahkemeleri

*TEMYİZ MERCİ YARGITAY DIR.

İDARİ YARGI MAHKEMELERİ
Kamu tüzel kişiliğine sahip devlet organları ile gerçek veya tüzel kişiler arasındaki , sözleşmesel ilişki dışında kalan uyuşmazlıklara bakan mahkemelerdir.1 başkan ve 2 üyeden oluşur.

*TEMYİZ MERCİ DANIŞTAYDIR.

Kooperatiften istifanın sonuçları

Mahkemece, çıkma payı alacağının muaccel hale gelmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kooperatif üyeliğinden ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 17/1 nci maddesi ve anasözleşmenin 15/1’nci maddesi gereğince, ayrıldığı yıl sonu bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkını haiz olup, ayrıldığı yıl sonu bilançosunun ertesi yıl genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ay geçtikten sonra bu hak talep edilebilir. Aynı Kanun’un 17/2 nci maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşüreceği gerekçesiyle ödemelerin 3 yılı aşmamak üzere geciktirilmesine ilişkin bir kararın, anılan aynı genel kurulda alınması ve mahkemece, ödemenin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikte olduğunun bilirkişi raporu ile yargılama sırasında saptanması halinde, erteleme kararındaki süre geçmeden önce başlatılan icra takibine dayalı olarak açılan bu dava, alacağın muaccel olmasından önce takip başlatıldığı gerekçesiyle reddedilmelidir.