Paylı Mülkiyet-Medeni Kanun

Kat malikleri ve kat irtifakı sahiplerinin ortak yerler üzerinde yararlanma hakkını ve oranını düzenleyen 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 16. maddesinde, hükmü öngörülmüştür.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 688. maddesinde; paylı mülkiyette birden çok kimsenin, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik oldukları belirtilmiş; 693. maddesinde ise, paydaşlardan her birinin, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilecekleri ve onu kullanabilecekleri benimsenmiştir.

Görüldüğü üzere, paylı mülkiyette paydaşlardan her biri, diğer paydaş ya da paydaşlara karşı eşyanın elinden alınmasında istihkak davası, hakkının ihlali halinde el atmanın önlenmesi davası açabilir.

Öteden beri öğreti ve uygulamada, paylı mülkiyete konu olan taşınmaz paydaşlarından birinin, o taşınmaz malın tamamını kullanmasının, öteki paydaşa ya da paydaşlara bir tazminat ödemesini gerektirdiği kabul edilmiş ve bir paydaşın ötekinden tazminat isteyebilmesi, kullanmadan eylemli olarak alıkonulmasına bağlanmıştır.

Önemle vurgulanmalıdır ki; uygulamada, bu tazminat olarak nitelendirilmiş ve Yargıtay, bir paydaşın tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için, öbür paydaşı ya da paydaşları ettiğinin gerçekleşmesi doğrultusunda içtihatlarını kökleştirmiştir ( HGK 11/10/1950 T., 4/17 E. – 49 K.; 6. HD. 03/11/1961 T., 3086 E. – 3988 K.; 11/11/1961 T., 4452 E. – 6190 K.; 02/02/1962 T., 8902 E. 909 K.; 17/11/1975 T., 6103 E. -7132 K.; 08/03/1976 T., 1038 E. – 1578 K.; 3. HD. 14/02/1961 T., 9101 E. -7200 K.; 29/12/1980 T., 6335 E. – 6335 K.; 01/03/1982 T., 729 E. – 847 K.; 05/06/1985 T., 3402 E. – 4111 K.; 2. HD. 21/03/1968 T., 1235 E. 1782 K.; 13. HD. 12/05/1982 T., 2880 E. – 3480 K.).

Şu açıklamalardan anlaşıldığı üzere; paylı mülkiyette paydaşlar, intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesinin ise; ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlı bulunduğu kuşkusuzdur.

Tüm açıklamalar ışığında somut durum değerlendirildiğinde; kat irtifaklı yapıda ana taşınmazın ortak yerlerinden olduğu kuşkusuz ve çekişmesiz bulunan dava konusu bahçede, kat maliklerinin birlikte ve paylan oranında kullanma hakları mevcut olup; davalı kiracı da mal sahibine izafeten bu haktan yararlanmaktadır. Daha önce dava konusu ortak bahçenin tamamının davalı tarafından kullanılmasına rıza gösteren diğer kat malikleri tarafından keşide edilen ihtarnamede, tebliğden itibaren 3 gün içinde davalının ortak bahçeye müdahalesine son vermesi istenilmiş ve ihtarnamenin 01.07.2004 tarihinde bizzat tebliği ile davalı uyarılmıştır. O halde, bu tarihten önce intifadan men koşulu gerçekleşmemiş olup, diğer paydaşlarca davalıya herhangi bir uyan yapılmamıştır.

Ayıptan sorumluluk -Borçlar kanunu 219

MADDE 219- Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.
Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.

5 puanlık işveren teşviği hangi şehirlerde arttı

14 Temmuz 2013 PAZAR
Resmî Gazete
Sayı : 28707

BAKANLAR KURULU KARARI

Karar Sayısı : 2013/4966
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden uygulanacak ilave puan, ilave puan uygulanacak iller ve uygulama süresi hakkındaki ekli Kararın yürürlüğe konulması; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 29/5/2013 tarihli ve 9140493 sayılı yazısı üzerine, anılan Kanunun 81 inci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 30/5/2013 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Abdullah GÜL
CUMHURBAŞKANI
Recep Tayyip ERDOĞAN
Başbakan
B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. ATALAY
Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı V.
S. ERGİN F. ŞAHİN E. BAĞIŞ F. ŞAHİN
Adalet Bakanı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı V.
F. ÇELİK E. BAYRAKTAR C. YILMAZ M. Z. ÇAĞLAYAN
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre ve Şehircilik Bakanı Dışişleri Bakanı V. Ekonomi Bakanı
E. BAĞIŞ N. AVCI M. M. EKER H. YAZICI
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı V. Gençlik ve Spor Bakanı V. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Gümrük ve Ticaret Bakanı
M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELİK M. ŞİMŞEK
İçişleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı
N. AVCI İ. YILMAZ V. EROĞLU
Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma Bakanı Orman ve Su İşleri Bakanı
M. MÜEZZİNOĞLU B. YILDIRIM
Sağlık Bakanı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı

30/5/2013 TARİHLİ VE 2013/4966 SAYILI

KARARNAMENİN EKİ

KARAR
Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Kararın amacı; sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksi dikkate alınarak belirlenen ekli listelerdeki yerlerde sigorta primi işveren hissesi teşviki uygulanmak suretiyle üretim ve istihdam imkânlarını artırmaktır.

(2) Bu Karar; ekli (I), (II) ve (III) sayılı listelerde belirtilen yerlerde faaliyet gösteren ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi hükümlerinden yararlanıp, 10 ve üzerinde sigortalı çalıştıran özel sektöre ait işyerlerini kapsar.

İlave sigorta primi teşvik oranı ve uygulama süresi

MADDE 2 – (1) 1 inci madde kapsamındaki yerlerde faaliyet gösteren özel sektör işyerlerine, 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi kapsamında uygulanan malûllük, yaşlılık ve ölüm sigorta primi işveren hissesinde beş puanlık prim teşvikine ilave olarak, sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanmak üzere altı puan ilave edilmek suretiyle sigorta primi teşviki uygulanır.

(2) Bu Karar kapsamındaki teşvik;

a) Ekli (I) sayılı listede belirtilen yerlerde faaliyet gösteren işyerleri için 31/12/2016 tarihine kadar,

b) Ekli (II) sayılı listede belirtilen yerlerde faaliyet gösteren işyerleri için 31/12/2017 tarihine kadar,

c) Ekli (III) sayılı listede belirtilen yerlerde faaliyet gösteren işyerleri için ise 31/12/2018 tarihine kadar,

uygulanır.

Sigorta primi teşviki kapsamına girmeyen işyerleri

MADDE 3 – (1) 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi kapsamında sigorta primi teşvikinden yararlanamayan işyerleri ile aynı Kanunun ek 2 nci maddesinde öngörülen sigorta primi teşvikinden yararlanmakta olan işyerleri hakkında bu Karar hükümleri uygulanmaz.

Uygulama ile ilgili işlemler ve denetim

MADDE 4 – (1) Sigorta primi işveren hissesi desteğinin uygulanması ile ilgili işlemler Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgili mevzuatı çerçevesinde yürütülür.

(2) Yapılan kontrol ve denetimlerde, çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığının tespit edilmesi halinde, bu işverenler, bir yıl süreyle destek unsurlarından yararlanamaz.

(3) Sigorta primi teşvikinden yersiz olarak faydalanıldığının tespiti halinde, yararlanılan teşvik tutarı, 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi çerçevesinde gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte işverenden tahsil edilir.

Düzenleme yetkisi

MADDE 5 – (1) Bu Kararın uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve gerektiğinde uygulama esaslarını belirlemeye Sosyal Güvenlik Kurumu yetkilidir.

Yürürlük

MADDE 6 – (1) Bu Karar 1/1/2013 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 7 – (1) Bu Karar hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.

I-II-III SAYILI LİSTELER

Taşınmazın fiilen tamamlanıp tamamlanmadığı ve bağımsız bölümlerinin 2/3’ünün kullanılmaya başlanıp başlanmadığı kat irtifakı kurulup kurulmadığı araştırılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken henüz kat mülkiyetine geçilmediği nedeni ile itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi isabetsizdir

Yargıtay 12.Hkuk Dairesi 2003/5198 Esas 2003/7707 Karar İçtihat

Taşınmazın fiilen tamamlanıp tamamlanmadığı ve bağımsız bölümlerinin 2/3’ünün kullanılmaya başlanıp başlanmadığı kat irtifakı kurulup kurulmadığı araştırılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken henüz kat mülkiyetine geçilmediği nedeni ile itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
(Karar Tarihi : 08.04.2003)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 17/son maddesinde; “””kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin 2/3’ü fiilen kullanılmaya başlanmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi, ana gayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümleri uygulanır”” kuralı düzenlenmiştir. Her ne kadar, tapudan gelen cevapta taşınmaz üzerinde henüz kat mülkiyeti kurulmadığı belirtilmekte ise de, mercice yukarıda belirtilen kural gereğince taşınmazın fiilen tamamlanıp tamamlanmadığı ve bağımsız bölümlerinin 2/3’ünün kullanılmaya başlanıp başlanmadığı kat irtifakı kurulup kurulmadığı araştırılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken henüz kat mülkiyetine geçilmediği nedeni ile itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi isabetsizdir.

KARAR : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mercii kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 08.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.

Takibin dayanağı olan 8.8.2001 tarihli kat malikleri kurulu kararında borçlunun imzasının bulunmaması sonucu etkilemez. Anılan karar Sulh Hukuk Mahkemesince iptal edilmediği sürece bağlayıcı niteliktedir

Takibin dayanağı olan 8.8.2001 tarihli kat malikleri kurulu kararında borçlunun imzasının bulunmaması sonucu etkilemez. Anılan karar Sulh Hukuk Mahkemesince iptal edilmediği sürece bağlayıcı niteliktedir.
(Karar Tarihi : 03.03.2003)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mercii kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 37/son maddesi gereğince “kesinleşen işletme projeleri veya kat malikleri kurulunun işletme giderleriyle ilgili kararları” İİK.nun 68/1. maddesinde sayılan belgelerdendir. Takibin dayanağı olan 8.8.2001 tarihli kat malikleri kurulu kararında borçlunun imzasının bulunmaması sonucu etkilemez. Anılan karar Sulh Hukuk Mahkemesince iptal edilmediği sürece bağlayıcı niteliktedir. Bu nedenle Mercii Hakimliğinin aksine gerekçesi isabetli değil ise de, yönetici M____ D____’ın şahsı adına takip yapması yasaya uygun görülmediğinden itirazın kaldırılması isteminin reddi, sonucu itibariyle doğru olup, karar onanmalıdır.

KARAR : Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile soncu doğru mercii kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nın 438. maddeleri uyarınca ONANMASINA, 5.000.000.-TL. onama harcı peşin alındığından mahsubuna, bakiye 2.880.000.-TL. harcın temyiz edenden alınmasına, 3.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.

İİK.68.maddenin işletme projesi için öngördüğü kesinleşme koşulu kat malikleri kurulu kararlarında aranmaz

İİK.68.maddenin işletme projesi için öngördüğü kesinleşme koşulu kat malikleri kurulu kararlarında aranmaz.

Anılan kararın genel mahkemede iptal edildiği yönünde bir iddia ileri sürülmediğine ve borçlu ödeme belgesi de sunamadığına göre itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.
(Karar Tarihi : 01.02.2002)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı Merci kararının müddeti içerisinde temyizen incelenmesi alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasanın 37/son maddesi gereğince Kat Malikleri Kurulunun işletme giderleri ile ilgili kararları İİK. nun 68/1. maddesinde yazılı belgelerden sayılır. Aynı maddenin işletme projesi için öngördüğü kesinleşme koşulu kat malikleri kurulu kararlarında aranmaz. Anılan kararın genel mahkemede iptal edildiği yönünde bir iddia ileri sürülmediğine ve borçlu ödeme belgesi de sunamadığına göre itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, kanuni olmayan gerekçelerle yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsizdir.

KARAR : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 01.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Takip konusu alacak 13.7.1997 tarihli işletme projesine dayanmıştır. 634 Sayılı Kanunun 37/son maddesi hükmüne göre bu proje kat maliklerine veya bağımsız bölümlerden yararlananlara imzaları karşılığında bildirilmesi şarttır

Takip konusu alacak 13.7.1997 tarihli işletme projesine dayanmıştır. 634 Sayılı Kanunun 37/son maddesi hükmüne göre bu proje kat maliklerine veya bağımsız bölümlerden yararlananlara imzaları karşılığında bildirilmesi şarttır.
(Karar Tarihi : 22.04.1999)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu Ş____ D____ vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 25.3.1999 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Takip konusu alacak 13.7.1997 tarihli işletme projesine dayanmıştır. 634 Sayılı Kanunun 37/son maddesi hükmüne göre bu proje kat maliklerine veya bağımsız bölümlerden yararlananlara imzaları karşılığında bildirilmesi gerektiği şartını taşımasına rağmen incelenen icra dosyasında bu lazimeye riayet edilmeksizin borçluya çıkarılan taahhütlü mektubun tebliğ edilemeden iade edildiği nazara alınmaksızın, anılan belgenin İİK. 68. maddesinde belirtilen belgelerden sayılamayacağı gözardı edilerek yazılı şekilde istemin reddi yerine kabulü isabetsizdir.

KARAR : Borçlu Ş____ vekilinin temyiz itirazının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenle İİK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 22.04.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kat irtifakına geçilen kooperatiflerde de genel kurul kararları İİK. 68. maddesinde yazılı belgeler kapsamındadır

Kat irtifakına geçilen kooperatiflerde de genel kurul kararları İİK. 68. maddesinde yazılı belgeler kapsamındadır.
(Karar Tarihi : 05.02.1998)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Merciİ kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 12.1.1998 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Takip 22.6.1997 tarihli Kat Malikleri Kurulu kararına dayalı olarak yapılmıştır. Borçlu kendi dairesine ait iskan raporu alınmadığı cihetle genel giderleri ödemek yükümlülüğünde olmadığından alacağa itiraz etmiştir. 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 17/son maddesi hükmüne göre; kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmış ise, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi ana gayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümleri uygulanır. Aynı Kanunun 37/son maddesi uyarınca da kat malikleri kurulu kararı İİK. 68. maddesinde yazılı belgeler kapsamındadır. Kat irtifakına geçilen kooperatiflerde de genel kurul kararları aynı nitelikte sayılır. Mercice bu yönde bir araştırma yapılmamıştır.

Borçlunun genel kurul kararında imzası bulunmadığından, kesinleşmiş bir işletme projesi de olmadığından bahisle alacaklının itirazın kaldırılması isteminin reddi isabetsizdir.

KARAR : Alacaklı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Merci kararının yukarıda yazılı nedenle İİK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 05.02.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.

6352 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinden önce yapılmış olan icra takiplerine eski Kanunda yer alan %40 inkar tazminatı uygulanmalıdır. Yeni kanundaki %20 inkar tazminatı ancak bu tarihten sonraki takiplere uygulanabilir. (Karar Tarihi : 28.02.2013) Davac

6352 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinden önce yapılmış olan icra takiplerine eski Kanunda yer alan %40 inkar tazminatı uygulanmalıdır. Yeni kanundaki %20 inkar tazminatı ancak bu tarihten sonraki takiplere uygulanabilir.
(Karar Tarihi : 28.02.2013)
Davacı vekili, “davalının müvekkili aleyhine bonoya dayalı takip başlattığını, takibe konu bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bononun sahte olduğunu, bonodaki imza müvekkiline ait çıksa bile bu imzanın müvekkilinin saflığından yararlanılarak hile ile elde edilmiş olduğunu” belirterek “müvekkilinin sahte bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %40 oranında tazminat ile %10 tutarında para cezasına karar verilmesini” talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, “davacının icra hukuk mahkemesinde açtığı davada alınan bilirkişi raporunda bonodaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiğini, davacının iddialarını yazılı olarak ispat etmesi gerektiğini, menfi tespit davasının kısmen açılamayacağını” bildirerek “davanın reddini” istemiştir.

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, “takibe konu bonodaki imzanın davacının eli ürünü olduğu, taraflar arasındaki mevcut akdi ilişkiye dayalı iddialar yönünden, bu ilişkinin dava konusu senede teşmili yönünde aynı kuvvette bir delil bulunmadığı” gerekçeleriyle “davanın reddine ve tatbik edilen tedbir kararı nedeniyle davacının % 20 oranında tazminatla sorumluluğuna” karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin
yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davalı vekilinin temyizine gelince:
İİK.nun 72/4. maddesindeki “yüzde kırkından” ibaresi, 02.07.2012 tarihinde ve 6352 sayılı Kanunun 11.maddesi ile “yüzde yirmisinden” şeklinde değiştirilmiştir. İİK.nun 67. maddesinde değişiklik yapan 6352 sayılı Kanunun 11. maddesi 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

6352 sayılı Kanun’un 38.maddesi ile İİK.na eklenen geçici 10.maddeye göre, bu Kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takip işlemleri hakkında değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilir.

Geçici 10. maddedeki “takip işlemleri” ibaresini “takip talebi” olarak anlamak gerekir.

Bu durumda 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinden önce yapılmış olan icra takipleri üzerine açılan ve açılacak olan menfi tespit davalarında İİK.nun 72/4.maddesindeki tazminat asgari % 40 olarak uygulanacaktır.
6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinden sonra yapılan icra takipleri üzerine açılacak olan menfi tespit davalarında ise İİK.nun 72/4.maddesindeki tazminat asgari % 20 olarak uygulanacaktır.

Somut olayda davalının başlattığı icra takibinin tarihi 25.11.2010 olup, 6352 sayılı Kanun’un 38. maddesi ile İİK.ya eklenen geçici 10.maddesi uyarınca davacı aleyhine % 40 oranında tazminata hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu % 20 oranında tazminata hükmedilmesi anılan yasa hükmüne aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
İlgili Mevzuat Hükmü : İcra ve İflas Kanunu MADDE 67 :(Değişik madde: 18/02/1965 – 538/37 md.)

(Değişik fıkra: 17/07/2003 – 4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

(Değişik fıkra: 09/11/1988 – 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare: 6352 S.K.-02.07.2012/m.11) “yüzde yirmisinden” aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.

İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.

(Mülga fıkra: 17/07/2003 – 4949 S.K./103. md.)

Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.

(Ek fıkra: 6352 S.K.-02.07.2012/m.11) “Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.”

Kat Mülkiyeti Kanunundan doğan ihtilaflarda Sulh Mahkemesinin görevi mutlak nitelikte ise de; somut olayda “eser” sözleşmesine dayanıldığına ve ihtilaf BK.nun 355 ve devamı maddeleri ve sözleşme hükümleri dairesinde çözümleneceğine göre davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanında kaldığı düşünülemez.

Kat Mülkiyeti Kanunundan doğan ihtilaflarda Sulh Mahkemesinin görevi mutlak nitelikte ise de; somut olayda “eser” sözleşmesine dayanıldığına ve ihtilaf BK.nun 355 ve devamı maddeleri ve sözleşme hükümleri dairesinde çözümleneceğine göre davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanında kaldığı düşünülemez.
(Karar Tarihi : 10.05.2005)
“Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

Yanlar arasındaki uyuşmazlık eser (istisna) sözleşmesinin özel bir türü olan arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanmış olup, davacı yapının tasdikli projesine aykırı bulunan kısımlarının yıktırılarak tasdikli projesine uygun hale getirilmesini talep etmiştir. Mahkemece, uyuşmazlığın 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında kaldığı ve davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

Sulh Hukuk Mahkemelerinin hangi davalara bakmakla görevli oldukları HUMK.nun 8. maddesi hükmünde gösterilmiştir. Ayrıca 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun Ek 1. maddesi hükmü gereğince de, Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlıkların Sulh Mahkemelerinde çözümleneceği belirtilmiştir. Kat Mülkiyeti Kanunundan doğan ihtilaflarda Sulh Mahkemesinin görevi mutlak niteliktedir. Ne var ki davada BK.nun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen “eser” sözleşmesine dayanıldığına ve ihtilaf 634 sayılı Kanuna göre değil, BK.nun 355 ve devamı maddeleri ve sözleşme hükümleri dairesinde çözümleneceğine göre davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanında kaldığı düşünülemez. O halde uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilerek ihtilafın giderilmesi yerine dava dilekçesinin görev noktasından reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 10.05.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
İlgili Mevzuat Hükmü : Kat Mülkiyeti Kanunu Ek Madde 1 :(Ek madde: 13/04/1983 – 2814/15 md.)

Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir.

Tasfiye halindeki kooperatiflerde diğer organların durumu nedir?

Soru: Tasfiye halindeki kooperatiflerde diğer organların durumu nedir?
Cevap: Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinin 44. maddesinde, “Yönetim Kurulunun, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetlerini yöneten ve onu temsil eden icra organı olduğu; aynı Anasözleşmenin 87. maddesinde de, Tasfiye Kurulunun, tasfiye işlerinin bir an önce bitirilmesi için çalışmakla yükümlü bulunduğu ve yine yukarıda belirtilen maddelerde ayrıca gerek yönetim kurulunun ve gerekse tasfiye kurulunun görev ve yetkilerine ilişkin hükümlere yer verildiği bilinmektedir.

Yukarıda belirtilen anasözleşme hükümlerinden anlaşılacağı gibi; yönetim kurulu ile tasfiye kurulunun görevleri arasında işlevi bakımından büyük farklılıklar bulunmakta, kooperatifin tasfiye haline girmesiyle tasfiye kurulu seçilmekle birlikte bu durum kooperatif yönetim kurulunun yürütme organı niteliğini değiştirmemekte, ancak yönetim kurulunun görevleri nitelikleri gereği tasfiye kurulunca yapılamayan işlemlerle sınırlı kalmaktadır.

Nitekim, Türk Ticaret Kanununun 440/1 maddesinde yer alan, “…… tasfiye haline girince; organların vazife ve selahiyetleri, tasfiyenin yapılabilmesi için zaruri olan, fakat mahiyetleri icabı tasfiye memurlarınca yapılamayan muamelelere inhisar eder” hükmü karşısında, yönetim ve denetim kurulları seçimlerinin yapılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Öte yandan, Anasözleşmenin 86. maddesi uyarınca; genel kurul tarafından, yönetim kurulunun tasfiye işlerini yürütmek üzere görevlendirilmesi mümkün bulunmaktadır.

TOPLANTI NİSABI SAĞLANAMAMASI HALİNDE HAZIRLANACAK ERTELEME TUTANAĞI ÖRNEĞİ

TOPLANTI NİSABI SAĞLANAMAMASI HALİNDE HAZIRLANACAK ERTELEME TUTANAĞI ÖRNEĞİ

ERTELEME TUTANAĞI

S.S. ……………………….. Kooperatifinin olağan/olağanüstü genel kurul toplantısını yapmak üzere…………..günü saat………’da Bakanlık Temsilcisi ………………………ile birlikte………………………………………………..adresinde hazır bulunuldu.

Toplantıya ilişkin çağrının;……… ortağa elden imza karşılığı, ..………….. ortağa …… ..…….Postanesindenden ………………….. tarihinde Tahüütlü mektupla tepliğ edildiği ve ayrıca ………………..gazetesinin …………günü nüshasında yayımlandığı, bir saat beklenildiği halde kayıtlı …………….. ortaktan …………..ortağın asaleten ve ……………..ortağında vekaleten olmak üzere, sadece toplam ……….. ortağın geldiği, buna göre toplantı için gerekli nisabın sağlanamadığı, belirlenmiştir.

Çağrı uyarınca, ……….. günü saat ………’de ………………..adresinde ikinci kez yapılmak üzere toplantı ertelenmiştir. …./…./2011

Bakanlık Temsilcisi Yön.Kr. Bşk. Yön.Kr.Bşk. Yrd.

Denetçi Denetçi

Not: Bu Tutanak iki nüsha olarak hazırlanacaktır.

Tutanağın hazır bulunan ortaklarada imzalatılmasında fayda vardır.

Yönetim Kurulu üyelerine tercihli daire verilebilir mi

Soru: Yönetim Kurulu üyelerine tercihli daire verilebilir mi? Cevap: 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 56. maddesinde;
“Yönetim kurulu üyelerine genel kurulca belirlenen aylık ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluk dışında hiçbir ad altında başkaca ödeme yapılamaz.”
Denilmektedir.
Buna göre, yönetim kurulu üyeleri yaptıkları hizmetler nedeniyle, Kanunun anılan maddesinde öngörülen imkânlara kavuşturulmuş bulunmaktadır. Bunun dışında kalan hususlarda bir yönetim kurulu üyesi ile kooperatif ortağı arasında her hangi bir fark görülmemekte, diğer ortaklar gibi aynı hak ve yükümlülüklere sahip olunmaktadır.
Kanun ve Ana sözleşmelerde, yönetim kurulu üyelerine kura çekimine tabi tutulmadan tercihli daire seçme hakkının verilmesine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından, böyle bir uygulama 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesindeki eşitlik kuralına aykırılık teşkil edecektir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesinde öngörülen bu kural emredici nitelikte olup, kura çekimi işlemlerinde de uygulanması gerekmektedir. —————————–

Kooperatifler konutları veya işyerlerini ortaklara nasıl dağıtır?( kura,tercihli tahsis)

KOOPERATİFLERDE KONUTLARIN ORTAKLARA DAĞITIMI (KUR’A VEYA TAHSİS)-
Konutlar, maliyet bedelleri kesinleştikten sonra ortaklar veya temsilcilerinin katılımıyla noter önünde çekilecek kura ile dağıtılır.

konutların ortaklara önceden dağıtılması halinde kuraya başvurulmaz.

Kuranın yer ve zamanı en az 15 gün önce taahhütlü mektupla veya imza karşılığı ortaklara bildirir.

Kooperatif ortaklarının konut üzerinde hak sahibi olabilmeleri için kur’a çekiminin usulüne uygun olarak konutların tahsis edilmesi gerekir. Ancak böyle bir tahsisten sonra ortaklar konutlarda hak sahibi olurlar ve bu haklarını kooperatife veya diğer ortaklara veya üçüncü kişilere karşı öne sürebilirler.

Konut ya da işyerlerinin değişik tip ve gruplar halinde yapılması söz konusu olduğunda, ortağın girişi sırasında taşınmazını seçmesi sağlanabileceği gibi, ortaklık girişi sırasında gerekli belgeler imzalattırılarak daha sonra konut ya da işyerini tercihan seçmesi olanaklıdır.

Kur’a çekiminin yasal olmadığının tespiti değil, iptali istenmelidir.

Noter huzurunda çekilecek kur’a ile yapılacak dağıtımın dışında başka bir yöntemle dağıtım söz konusu olduğu takdirde, bu konuda genel kurulca karar alınması zorunludur.

Ortağın kur’a çekiminin iptali davasının açılabilmesi için, kur’a çekim kararı ve işlemine muhalefet etmesi gerekmediği gibi, genel kurula başvurması da zorunlu değildir.

Kur’a ile yapılan konut tahsisi resmi şekil şartına bağlı olmamakla birlikte, tahsis edilen konutların, ada, parsel numaralarının fiilen de paftasına uygun olması gerekir.

Kur’a ile tahsis edilen konut ortağa bir aynî hak kazandırmayıp, ancak şahsi hak kazandırabilir.

Kooperatif genel kurulunca ferdileşmeye geçilme kararı alındığında, ortağın halen üyeliği devam edip, yükümlülüklerini de yerine getirdiğinde, ona yeni bir daire tahsis edilmelidir. Tahsis edilecek daire kalmamışsa, zararları tazmin edilmelidir.

Kur’ada çıkan konutun kalitesiz malzeme ile yapıldığı ve zarar doğduğu savıyla, ortak tarafından yüklenici aleyhine değil, kooperatife dava açılabilir.

Kur’a çekimindeki hile ve sahtecilik savı tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.

Kur’a çekiminden önce kat irtifakının kurulması uygun olmaktadır. Ancak yapılaşmanın onaylanmış projesi yoksa, fiili yapılaşma durumuna göre hazırlanan yerleşim planının notere onaylattırılması ve bu planın kur’a çekiminden önce şerefiye raporu ve kur’a yönetmeliği ile birlikte ortaklara tebliğ edilmesi, ayrıca yerleşim planına göre yapının blok ve kapı numarasının yerinde (kapıların girişine yazılarak) verilmiş olması zorunludur.

Ortağın, kur’ada çıkan konut yönünden ileri sürdüğü eksikler, diğer konutlardaki eksiklikler ile karşılaştırılmalı, özel bir eksiklik veya bozukluk olup olmadığı saptanmalıdır.

Kur’anın iptali yönünde dava açıldığında, kur’anın ne şekilde çekildiği, kur’a çekimine ilişkin ne gibi kararlar alındığı, çekilişe katılacak ortakların nasıl saptandığı, davacının başka bir ortaktan öncelikli bir hakkı bulunup bulunmadığı araştırılacaktır.

Kooperatif ortağı konutu teslim alırken, “konutu eksiksiz teslim aldığına” ibraname vermişse, tazminat davası açamaz.

Ortakların ortaklığa girişi sırasında tercihli tahsis yöntemi ile konutunu ya da işyerini seçeceklerine ilişkin belge imzalattırılmamış olsa bile, bu konuda daha sonra oybirliğiyle genel kurul kararı alınması halinde de tercihli tahsis yöntemi ile dağıtım yapılması olanaklıdır.

Kur’ada çıkan yerin, kooperatif yönetim kurulunca değiştirildiği ve bu yolla uyuşmazlık çıktığı öne sürülüyorsa, kur’a tutanakları ile genel kurul kararları ve proje getirilerek sonucu çerçevesinde karar verilmelidir.

Kur’ada çekilen konutların yanlış numaralar taşıdığı ileri sürülmüşse, sorun projeye göre çözümlenecektir.

Tercihli konut seçme hakkına ilişkin genel kurul kararı, iptali edilebilir.

Kur’ada çıkan arsanın bedeli ödenmemiş ve uzun zaman geçmiş ise, diğer ortakların ödemelerine denk bir bedel ödemesi sağlanması için hesap yapılmalı, buna göre çıkan borcun miktarı bulunup tahsil edilmelidir.

Kooperatif’teki kur’anın, tapuya işlenen proje ve oluşturulan kat irtifakına göre çekilmesi gerekir.

Önceden karar vermek koşuluyla, konutların inşaatı için belli bir miktarın tam ve zamanında yatıranlara önceden kur’a çektirmek, yasaya aykırı değildir.

Bazı ortaklar (yöneticiler ve kooperatife diğer ortaklardan fazla emeği geçen kişiler) kur’aya iştirak etmeden yer belirlemek istiyorlarsa ya da birden çok konutu ya da işyeri olan kişiler yan yana gelmek istemiyorlarsa ya da ortaklık ilişkisi nedeniyle yan yana işyerini seçmek isteyenler varsa, bazı konutlar veya işyerleri kur’aya dahil edilmek istenmiyorsa ya da belirli amaçlara tahsis edilecekse bu durumlarda genel kurul kararına göre işlem yapılması gerekeceğinden, önce genel kurul kararı alınıp, daha sonra genel kurul kararı doğrultusunda kur’anın çekilmesi gerekmektedir.

Av.İlker Duman

29 Haziran 2013 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 28692 TEBLİĞ Gümrük ve Ticaret Bakanlığından: ANONİM VE LİMİTED ŞİRKETLERİN SÖZLEŞMELERİNİN TÜRK TİCARET KANUNUNA UYUMLU HALE GETİRİLME SÜRESİNİN UZATILMASINA İLİŞKİN TEBLİĞ MADDE 1 – (1) Bu Tebliğ, 14/1/2011 tarihli ve 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır. MADDE 2 – (1) 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 22 nci maddesi gereğince anonim şirketlerin esas sözleşmelerini ve limited şirketlerin şirket sözleşmelerini, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa uyumlu hale getirmeleri için öngörülen süre 1/7/2014 tarihine kadar uzatılmıştır. MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

29 Haziran 2013 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 28692

TEBLİĞ

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:

ANONİM VE LİMİTED ŞİRKETLERİN SÖZLEŞMELERİNİN

TÜRK TİCARET KANUNUNA UYUMLU HALE

GETİRİLME SÜRESİNİN UZATILMASINA

İLİŞKİN TEBLİĞ

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğ, 14/1/2011 tarihli ve 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

MADDE 2 – (1) 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 22 nci maddesi gereğince anonim şirketlerin esas sözleşmelerini ve limited şirketlerin şirket sözleşmelerini, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa uyumlu hale getirmeleri için öngörülen süre 1/7/2014 tarihine kadar uzatılmıştır.

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

Şirket aktifine kayıtlı arsa ve arazilerin Özel OSB\’ye devri işleminin KDV\’den istisna olup olmadığı hk.

KANUNLAR GEREKÇELER B.K.K. YÖNETMELİKLER TEBLİĞLER İÇ GENELGELER GENEL YAZILAR ÖZELGELER SİRKÜLER

Kanun Son güncelleme:28/06/2013
Madde:

Başlangıç: / / Bitiş: / /

Başlık Şirket aktifine kayıtlı arsa ve arazilerin Özel OSB\’ye devri işleminin KDV\’den istisna olup olmadığı hk.
Tarih 06/06/2013
Sayı 39044742-KDV.17.4-815
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü

Sayı

:

39044742-KDV.17.4-815

06/06/2013

Konu

:

Şirket aktifine kayıtlı arsa ve arazilerin Özel OSB’ye devri işleminin KDV’den istisna olup olmadığı.

İlgi (a)’da kayıtlı özelge talep formunda;

– 1992-1995 yılları arasında yatırım amaçlı olarak satın aldığınız ve Şirketiniz aktifinde bulunan tarla vasfındaki gayrimenkullerin organize sanayi bölgesi olarak tescil edilmesi için başlattığınız yasal girişimler sonucunda sahibi olduğunuz gayrimenkullerin 02/12/2012 tarihinde “özel organize sanayi bölgesi” olarak kayıt ve tescil ettirildiği,

– Şirketiniz aktifinde yer alan gayrimenkullerin tahsis edilmesiyle kurulan “… Özel Organize Sanayi Bölgesi”nin ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğu,

– …. Özel Organize Sanayi Bölgesi’nin yatırımcılara açılmasını teminen 01/06/2012 tarihinde …. Sanayicileri Derneği ile protokol imzalandığı ve bu protokole istinaden … Özel Organize Sanayi Bölgesi’nin unvanının 28/08/2012 tarihinden itibaren …. Özel Organize Sanayi Bölgesi olarak değiştirildiği,

– Söz konusu protokol kapsamında ….. Özel Organize Sanayi Bölgesi’ne tahsisli gayrimenkullerin ayrı bir tüzel kişiliği bulunan … Özel Organize Sanayi Bölgesi’ne devredileceği

belirtilerek, söz konusu devir işleminin Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 17/4-r maddesi kapsamında KDV’den istisna olup olmadığı, Şirketiniz aktifinde kayıtlı bahse konu gayrimenkullerin zaten …. Özel Organize Sanayi Bölgesi adına tescil edilmiş olması sebebiyle, bunların tapu idaresi nezdinde … Özel Organize Sanayi Bölgesi tüzel kişiliğine devredilmesi halinde aynı Kanunun 17/4-k maddesine göre KDV istisnası uygulanıp uygulanmayacağı hususlarındaki Başkanlığımız görüşü sorulmuştur.

İlgi (b)’de kayıtlı dilekçenizde ise özelge talebinize konu olan arazilerin tapuda Şirketiniz adına tescilli olduğu ve aktifinizde yer aldığı, söz konusu gayrimenkullerin Şirketiniz tarafından …. Özel Organize Sanayi Bölgesi tüzel kişiliğine tapuda tescil edilmek suretiyle devredileceği belirtilerek konunun bu yönüyle KDV Kanununun 17/4-r maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve görüş bildirilmesi talep edilmektedir.

KDV Kanununun 1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 17/4-r maddesine göre, kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler KDV’den müstesnadır.

Bu hüküm uyarınca, kurumların aktiflerinde, belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde en az iki tam yıl süreyle bulunan taşınmazların (arsa, arazi, bina) satışı KDV’den müstesnadır. Bu satışların müzayede suretiyle yapılması halinde de istisna uygulanacaktır.

Ancak, istisna hükmü, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz teslimleri için geçerli olmadığından, taşınmazların ticaretini yapan kurumlar ile mülkiyetlerindeki taşınmazları ticari bir organizasyon içinde satan belediyeler ve il özel idarelerinin bu istisnadan faydalanmaları mümkün değildir.

Buna göre, 1992-1995 yıllarında iktisap ettiğinizi ve halen tapuda Şirketiniz adına tescilli olup Şirketiniz aktifinde yer aldığını ifade ettiğiniz arazilerin Şirketiniz tarafından … Özel Organize Sanayi Bölgesi tüzel kişiliğine tapuda tescil edilmek suretiyle devredilmesi işlemi, taşınmaz ticareti ile iştigal etmemeniz şartıyla KDV Kanununun 17/4-r maddesi uyarınca KDV’den istisnadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.