“MADDE 7 – (1) Riskli yapılar, Ek-2’de yer alan Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslara göre tespit edilir. Riskli yapı tespiti; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan yapılar ile hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar hakkında yapılır. İnşaat halinde olup ikamet edilmeyen yapılar ile metrukluk veya başka bir sebeple statik bakımdan yapı bütünlüğü bozulmuş olan yapılar riskli yapı tespitine konu edilmez.
Metruk yapılar riskli yapı kapsamına alınabilir mi ?
“MADDE 7 – (1) Riskli yapılar, Ek-2’de yer alan Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslara göre tespit edilir. Riskli yapı tespiti; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan yapılar ile hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar hakkında yapılır. İnşaat halinde olup ikamet edilmeyen yapılar ile metrukluk veya başka bir sebeple statik bakımdan yapı bütünlüğü bozulmuş olan yapılar riskli yapı tespitine konu edilmez.
Riskli alan ilan edilmesi için yapılması gereken işlemler-Bakanlığa başvuru
Riskli alan belirlenmesi için alanda taşınmaz maliki olan gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri, riskli alan belirlenmesine ilişkin bilgi ve belgeleri ihtiva eden dosya ile birlikte Bakanlık veya İdareden riskli alan tespit talebinde bulunabilir. İdareye yapılacak talepler Bakanlığa iletilir. Bakanlıkça uygun görülen talepler, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü alınarak, teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur.”
Riskli alan ilan etme ilgili kanun değişti
MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(2) Bakanlıkça;
a) Kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu yerlerde;
1) Planlama veya altyapı hizmetlerinin yetersiz olması,
2) İmar mevzuatına aykırı yapılaşmanın bulunması,
3) Altyapı veya üstyapıda hasar meydana gelmiş olması,
sebeplerinden birinin veya bir kaçının bir arada bulunması halinde,
b) Üzerindeki toplam yapı sayısının en az % 65’i imar mevzuatına aykırı olan veya yapı ruhsatı alınmaksızın inşa edilmiş olmakla birlikte sonradan yapı ve iskân ruhsatı alan yapılardan oluşan alanlarda,
uygulama bütünlüğü gözetilerek belirlenen alanlar, riskli alan olarak belirlenmek üzere teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur.
Kooperatif aidatlarında muhasebe kayıtları-EVREN ÖZMEN
SAYI : B.07.0.GEL.0.31/3185-59 25.02.2003- 007114
KONU :
…………………. VALİLİĞİ
(Defterdarlık: Gelir Müdürlüğüne)
İLGİ : 07/02/2003 tarih ve B. 07.4. DEF. 0.20.10/33-848 sayılı yazınız.
İlgide kayıtlı yazınız ve ekleri incelenmiş olup, Bakanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.
Bilindiği üzere, tekdüzen muhasebe sisteminin uygulanmasına ilişkin açıklamalar, 26/12/1992 tarih ve 21447 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve daha sonra bu konuda yayımlanan diğer tebliğlerde yapılmış bulunmaktadır.
Buna göre, kooperatiflerin ortaklarından aldıkları üye aidatı adı altındaki paraların kooperatif açısından gelir kabul edilmesi halinde, alınan paralar ilgili aktif hesabın (Kasa, Banka, v.s.) borcu karşılığında “649 Diğer Olağan Gelir Ve Karlar” hesabının alacağına kaydedilecektir.
Diğer taraftan, sözkonusu üye aidatı adı altındaki paraların kooperatif açısından borç ve ortaklar açısından alacak kabul edilmesi halinde,alınan paralar ilgili aktif hesabın (Kasa, Banka, v.s.) borcu karşılığında “431 Ortaklara Borçlar” hesabının alacağına kaydedilecektir.
Ayrıca, kooperatifin aldığı bağışlar “649 Diğer Olağan Gelir Ve Karlar” hesabının alacağına kaydedilerek muhasebeleştirilecektir.
Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim
SANAT KOOPERATİFİ NASIL KURULUR ?-EVREN ÖZMEN
NAFAKA GELİRİ ELDE EDEN KİŞİ İNDİRİMLİ EMLAK VERGİSİNDEN YARARLANABİLİR Mİ ?-EVREN ÖZMEN
| Konu | : | Nafaka geliri bulunması halinde indirimli emlak vergisi oranı uygulamasından yararlanılıp yararlanılmayacağı hk. | ||

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, İzmir ili Karabağlar Belediyesi sınırları içerisinde 200 m2’yi geçmeyen tek meskeninizin bulunduğunu ve nafaka geliri dışında başkaca bir gelirinizin olmadığını belirterek, söz konusu meskenden dolayı indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.
Bilindiği üzere, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Bakanlar Kurulu, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup onsekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m2 ‘yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dahil) halinde, bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu hüküm, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır. Muayyen zamanlarda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hüküm uygulanmaz. Geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.
Anılan hükmün verdiği yetkiye dayanılarak muhtelif tarihlerde çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararları ile 1999-2006 yılları için, 2006/11450 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de 2007 ve müteakip yıllar için kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup onsekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskene sahip olmaları halinde (2004 yılından itibaren intifa hakkına sahip olunması hali dahil), bu meskene ait bina vergisi oranı sıfır olarak belirlenmiştir.
38 seri no.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin I/1 bölümünde “Bakanlar Kurulunca belirlenecek indirimli vergi oranından, Türkiye’de brüt yüzölçümü 200 m2’yi geçmeyen tek meskeni olan veya tek meskenin intifa hakkına sahip bulunan;
– Kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup 18 yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenler,
…. yararlanacaklardır.”; I/3-e bölümünde “Sosyal güvenlik kurumlarından emekli, dul, yetim, ölüm ve malûliyet aylığı alanların, bu aylıkları dışında başka gelirlerinin bulunması halinde, bunların meskenine indirimli vergi oranı uygulanmayacaktır. Mükelleflerin gelir getirmeyen işyeri, arsa ve araziye sahip olmaları, indirimli vergi oranından yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir.” ; “II. Belediyeye Yapılacak Bildirim” başlıklı bölümünde de “İndirimli bina vergisi oranının uygulanabilmesi için, Tebliğin (I/1) bölümünde belirtilen şartları taşıyan mükelleflerin, bu Tebliğe ekli formlardan durumlarına uygun olanını doldurup imzalayarak ilgili belediyelere eki belgelerle birlikte vermeleri gerekmektedir.” denilmektedir.
Öte yandan, 44 seri no.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin “I- Hiçbir Geliri Olmayan Mükelleflerin İndirimli Bina Vergisi Oranından Faydalanmak İçin Taahhüt Belgesi Vermelerinin Yeterli Olması” başlıklı bölümünde, hiçbir geliri olmadığını taahhüt eden mükelleflerin; indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulamasından yararlanmak için bu Tebliğin ekinde yer alan “Hiçbir Geliri Olmayanların Tek Meskenlerine Ait Taahhüt Belgesi”ni doldurarak ilgili Belediyeye vermelerinin yeterli olduğu; II- Hiçbir Geliri Olmadığını Beyan Eden Mükelleflerin Geliri Veya İkinci Bir Meskeni Bulunduğunun Tespit Edilmesi Halinde Yapılacak İşlemler” başlıklı bölümünde, gelir vergisine tabi hizmet karşılığı elde edilen ücret, ticari, sınai, mesleki ve zirai faaliyet geliri ile menkul ve gayrimenkul sermaye iradı, faiz ve temettü veya benzeri bir gelirinin olmaması gerektiği belirtilmektedir.
Buna göre anılan Tebliğde sayılan gelirler arasında yer almayan nafaka, gerekli şartları taşıyan ve hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin meskenleri için indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasına engel teşkil etmemekte olup, söz konusu meskeniniz için indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanmanız mümkün bulunmaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederi
KOOPERATİFLERDE TAPU HARCI-EVREN ÖZMEN
| Sayı |
: |
97895701-140[57-2012/155]-31 |
07/01/2014 |
|
| Konu |
: |
KOOPERATİF TAPU HARCI | ||
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, kooperatifinizin maliki bulunduğu ve okul yapımı için tahsis edilen … pafta, … ada, … parselde kayıtlı gayrimenkul ile ilgili olarak tapuda yapılacak ifraz ve tevhit işleminde Kooperatifinizden harç aranılıp aranılmayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanununun 57 nci maddesinde; “Tapu ve Kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanları, tapu ve kadastro harçlarına tabidir” hükmü; Kanunun 64 üncü maddesinde ise, tapu ve kadastro harçlarının (4) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınacağı; muhtelif işlemler aynı zamanda yapılırsa her işlemin ayrı ayrı harca tabi olacağı hükmü yer almıştır.
Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin I-6/a fıkrasında, ifraz veya taksim veya birleştirme işlemlerinde kayıtlı değerler üzerinden nispi esasa göre harç aranılacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, tapuda yapılacak söz konusu işlemleri harçtan müstesna tutacak kanuni bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Kooperatifiniz tarafından tapuda yapılacak ifraz işleminde, müfrez parçanın işlemin yapıldığı tarihteki emlak vergisi değeri üzerinden; yapılacak tevhit işleminde ise tevhit edilecek parsellerin emlak vergisi değerlerinin toplamı üzerinden 492 sayılı Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin I-6/a fıkrasına göre işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan oran üzerinden harç aranılması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Emlak vergisinde inşaat sınıfının belirlenmesi
| Sayı | : | 39044742-KDV. 28-83001 | 20/06/2016 | |
| Konu | : | Konut tesliminde uygulanması gereken KDV oranı hakkında | ||
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; 01/01/2013 tarihi sonrası yapı ruhsatına sahip konut teslimlerinde yapı ruhsatında lüks veya birinci sınıf ibaresinin bulunmadığı ifade edilerek, konut teslimlerinde uygulanması gereken KDV oranı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
KDV oranları, 3065 sayılı KDV Kanununun 28 inci maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) ile BKK eki (I) sayılı listede yer alan mal ve hizmetler için % 1, (II) sayılı listede yer alan mal ve hizmetler için % 8, bu listelerde yer alanlar hariç olmak üzere vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tespit edilmiştir.
Söz konusu Kararname eki (I) sayılı listenin 11 inci sırasında; “Net alanı 150 m² ye kadar konut teslimleri” ibaresi yer almaktadır. Bu itibarla, KDV’ye tabi taşınmaz teslimlerinde KDV oranı; net alanı 150 m² yi aşmayan konutlar için % 1, 150 m² yi aşan konutlar ile m² sınırlaması olmaksızın diğer bütün taşınmazlar için % 18 dir.
Öte yandan, 24/12/2012 tarih ve 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 7 nci maddesi ile 24/12/2007 tarih ve 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Karar”ın 1 inci maddesine;
“(6) (I) sayılı listenin 11 inci sırasında yer alan net alanı 150 m²’ye kadar konutlardan; 10.07.2004 tarih ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirlerde (16.05.2012 tarih ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerler hariç), lüks veya birinci sınıf inşaat olarak yapılan ve ruhsatın sonradan revize edilip inşaat kalitesinin yükseltilmesi hali de dahil olmak üzere, yapı ruhsatının alındığı tarihte, üzerine yapıldığı arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 29 uncu maddesine istinaden tespit edilen arsa birim m² vergi değeri;
- a) Beşyüz Türk Lirası ile bin Türk Lirası (bin Türk Lirası hariç) arasında olan konutların tesliminde bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen vergi oranı,
- b) Bin Türk Lirası ve üzerinde olan konutların tesliminde bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen vergi oranı, uygulanır.”
fıkrası eklenmiştir.
Aynı Kararın 12/b maddesi ile de söz konusu hükmün, yapı ruhsatı 01/01/2013 tarihinden itibaren alınan konut inşaatı projeleri ile kamu kurum ve kuruluşları ile bunların iştirakleri tarafından ihalesi bu tarihten itibaren yapılacak konut inşaatı projelerine ilişkin konut teslimlerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Söz konusu madde hükmü gereğince, 01/01/2013 tarihinden önce inşaat yapı ruhsatı alınan 150 m² nin altındaki konutlar; bulunduğu yere ve niteliğine bakılmaksızın 2007/13033 sayılı BKK eki (I) sayılı listenin 11 inci sırası kapsamında % 1 oranında KDV’ye tabi olacaktır.
Konuyla ilgili olarak, yapıları inşaat sınıflarına göre ayıran temel düzenleme, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa dayalı olarak 29/02/1972 tarih ve 7/3995 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı doğrultusunda 15/03/1972 tarihinde yayımlanan “Emlak Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük’ün;
7 nci maddesinde, “Binaların vergi değeri; kullanılış tarzı, inşaatın nevi ve sınıfına göre takdir olunur.”
10 uncu maddesinde, “Binalar, aşağıdaki sınıflara ayrılır:
1-Lüks İnşaat,
2-Birinci sınıf inşaat,
3-İkinci sınıf inşaat,
4-Üçüncü sınıf inşaat,
5-Basit inşaat
Bu sınıflama, binanın yapılış tarzı, işçiliği, çeşitli kısımlarında kullanılan malzemenin cinsi, kalitesi ve benzeri hususlar nazara alınarak yapılır.
İnşaat sınıflarının tayininde esas alınacak nitelikler Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan olunur.”
hükmü yer almaktadır.
Söz konusu madde uyarınca, Bakanlığımıza verilen yetki çerçevesinde, 15/12/1982 tarih ve 17899 sayılı Resmi Gazete’de “Bina İnşaat Sınıflarının Tespitine Dair Cetvel” yayımlanmış ve bu cetvelde bina inşaat sınıfları tasnif edilmiştir.
Diğer taraftan, 14 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde bina inşaat sınıflarının tespitine ilişkin olarak ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup, Emlak Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine ilişkin Tüzüğün 10 uncu maddesinde binaların inşaat sınıflarına göre beş gruba ayrıldığı, Bina İnşaat Sınıflarının Tespitine Dair Cetvelde binaların yapılış tarzı, işçiliği, çeşitli kısımlarında kullanılan malzemenin cinsi ve kalitesi gibi özelliklerine yer verildiği, binanın gireceği sınıfın, bu özelliklerden yarıdan fazlasını taşıyıp taşımadığına bakılarak belirleneceği ifade edilmiştir.
Ayrıca, 64 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği ekinde yer alan “Binaların Metrekare Normal İnşaat Maliyetini Gösterir Cetvel” de binaların metrekare inşaat maliyet bedelleri, lüks, 1. sınıf, 2. sınıf, 3. sınıf ve basit inşaat sınıflarına göre belirlenmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, konut teslimi uygulamasına ilişkin yeni düzenlemeler getiren 2012/4116 sayılı Kararname uyarınca, lüks veya birinci sınıf inşaat ifadelerindeki sınıf çeşidinin tespitinde, Emlak Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük, Bina İnşaat Sınıflarının Tespitine Dair Cetvel ile 14 ve 64 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğlerinde yer alan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Belediyelerin Elektrik satmasının vergisel Boyutu-Evren özmen
| T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü
|
||||
| Sayı | : | 84098128-125[2-2015/2]-312 | 06/06/2016 | |
| Konu | : | Belediye tarafından ihtiyaç fazlası elektriğin perakendeci kuruma satışı faaliyeti nedeniyle kurumlar vergisi ve katma değer vergisi mükellefiyeti tesis edilip edilmeyeceği | ||
İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eki dilekçenizde; Belediyeniz tarafından Yenilenebilir Enerji ve Çevre Teknolojileri Mali Destek Programı kapsamında … Kalkınma Ajansına sunulan … Yenilenebilir Enerji Sistemi (Güneş Enerjisi) Projesinin kabul edildiği ve sistemin tamamlanarak faaliyete geçtiği, 21/07/2011 tarih ve 28001 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin 20 nci maddesine göre, ihtiyaç fazlası enerjinin sisteme verileceği ve sisteme verilen enerjinin perakende satış şirketi tarafından alınacağı belirtilerek, genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri arasında yer alan Belediyeniz tarafından anılan yönetmeliğe göre yapılan, kâr amacı gütmeyen, ekonomik hayata müdahale etmeyen dolayısıyla iktisadi alanda rekabet eşitsizliği yaratmayan, enerji mahsuplaşması sonucunda ortaya çıkan, aslında Belediyenizin elektrik giderlerinin azalmasına katkı sağlayan ve Belediyenizin bütçe gelirlerine dahil edilecek olan söz konusu elektrik teslimi karşılığında alınan bedelin 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamında Belediyenize verilen görevler için kullanılacağı belirtilerek, ihtiyaç fazlası elektriğin perakendeci kuruma teslim edilmesi sonucu ortaya çıkan gelir nedeniyle kurumlar vergisi ve katma değer vergisi mükellefiyeti gerekip gerekmediği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasını (c) bendinde, iktisadi kamu kuruluşları kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olup, aynı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında da devlete, il özel idarelerine, belediyelere, diğer kamu idarelerine ve kuruluşlarına ait veya bağlı olup, faaliyetleri devamlı bulunan ve birinci ve ikinci fıkralar dışında kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmelerin iktisadî kamu kuruluşu olduğu; altıncı fıkrasında ise iktisadi kamu kuruluşları ile dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerin kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerini etkilemeyeceği, mal veya hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadî niteliğini değiştirmeyeceği hükme bağlanmıştır.
1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin “2.3.1. Devlete, il özel idarelerine, belediyelere, diğer kamu idarelerine ve kuruluşlarına ait veya bağlı olan ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler” başlıklı bölümünde, iktisadi kamu kuruluşunun ticari, sınai veya zirai bir işletme oluşturup oluşturmadığı hususunda, Tebliğin (2.4) bölümünde yapılan açıklamaların dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
Söz konusu Tebliğin “2.4. Dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler” başlıklı bölümünde ise; iktisadi işletmenin tanımı içinde yer alan ve devamlı olarak yapılan ticari, sınai veya zirai faaliyetten söz edilebilmesi için bu işletmenin tedavül ekonomisine katılması, başka bir ifadeyle işletmede üretilen veya alınan malların veya verilen hizmetin bir bedel karşılığı satılmış olması gerektiği, aksi halde diğer unsurlar var olsa dahi bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilmeyeceği ifade edilmiştir.
İktisadi işletmelerin belirgin özellikleri bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesidir. Diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin unsurları, ticari faaliyetin de temel özelliklerinden olan, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde bedel karşılığı mal alım-satımı, imalatı ya da hizmet ifaları gibi faaliyetlerdir. Kanun, bu gibi halleri tek tek saymak yerine, dernek ya da vakıf tarafından piyasa ekonomisi içerisinde icra edilen tüm iktisadi faaliyetleri kapsama almıştır.
Belediyeler, tüzel kişilikleri itibariyle kurumlar vergisi mükellefi olmamakla birlikte, devamlılık arz eden ticari, sınai ve zirai faaliyetleri nedeniyle belediyelerin tüzel kişiliklerine bağlı oluşan iktisadi kamu kuruluşlarının kurumlar vergisine tabi tutulması gerekecektir. İktisadi kamu kuruluşlarının kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmaması mükellefiyetlerini etkilemeyeceği gibi, mal veya hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesi bunların iktisadî niteliğini de değiştirmeyecektir.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre; Belediyeniz tarafından Yenilenebilir Enerji ve Çevre Teknolojileri Mali Destek Programı kapsamında faaliyete geçirilen … Yenilenebilir Enerji Sistemi (Güneş Enerjisi) Projesi dahilinde üretilen ihtiyaç fazlası elektriğin Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik çerçevesinde perakendeci kuruma bedel karşılığı teslim edilmesi dolayısıyla Belediyeniz bünyesinde oluşacak iktisadi kamu kuruluşu nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi gerekmektedir.
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı KDV Kanunun 1/1’inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, 1/3-g maddesinde de genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermeyeli kuruluşların veya bunlara ait veya tabi diğer müesseselerin ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetlerinin KDV’ ye tabi olduğu, ticari, sınai, zirai faaliyet ile serbest meslek faaliyetinin devamlılığı, kapsamı ve niteliğinin Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre tayin ve tespit olunacağı hükme bağlanmıştır.
Konuyla ilgili olarak 26.04.2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren KDV Genel Uygulama Tebliğinin I/B.2. “Kamu Kurum ve Kuruluşları, Dernek ve Vakıflar ile Mesleki Kuruluşların Vergilendirilmesi” başlıklı bölümünde, KDV Kanununun (1/3-g) maddesinde sayılanların ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyet kapsamına girmeyen, kuruluş amaçlarına uygun teslim ve hizmetlerinin vergiye tabi olmadığı belirtilerek devamında;
“Öte yandan yukarıda sayılan kuruluşlara ait veya tabi olan veya bunlar tarafından kurulan ve işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşlar, iktisadi işletme olarak mütalaa edilir. Bunların ticari, sınaî, zirai ve mesleki faaliyetleri vergiye tabi tutulur. Bu çerçevede belediyelere bağlı otobüs, havagazı, su, elektrik, mezbaha, soğuk hava deposu vb. işletmeler ile döner sermayeli kuruluşlar, istisna kapsamına girmeyen faaliyetleri dolayısıyla vergiye tabi olurlar.”
açıklamalarına yer verilmiştir.
Buna göre, Belediyenizce Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik kapsamında ihtiyaç fazlası elektriğin perakendeci kuruma bedel karşılığı teslim edilmesi dolayısıyla oluşacak iktisadi kamu kuruluşu nezdinde katma değer vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
KIRSAL KALKINMA DESTEKLERİ KAPSAMINDA TARIMA DAYALI YATIRIMLARIN DESTEKLENMESİ HAKKINDA TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2016/37)
|
|||||||||
Kooperatiflerde ÜYELERİN TİTİZLİK DERECESİ VE SORUMLULUKLARI
- ÜYELERİN TİTİZLİK DERECESİ VE SORUMLULUKLARI
MADDE 62 – Yönetim Kurulu, kooperatif işlerinin yönetimi için gereken titizliği gösterir ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda bütün gayretini sarf eder.
Yönetim Kurulu, kendi tutanakları ile Genel Kurul tutanaklarının, gerekli defterlerin ve ortak listelerinin muntazam hazırlanıp, tutulup, saklanmasından ve işletme hesabı ile, yıllık bilançonun kanuni hükümlere uygun olarak hazırlanıp tetkik olunmak üzere denetleme kuruluna verilmesinden sorumludur.
Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar. Bunların suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı (Değişik ibare: 5728 Sa.Ka. 339 – 23.1.2008 ) “kamu görevlisi gibi cezalandırılır.”
EK MADDE 2 – (Değişik: 5728 Sa.Ka. 340 – 23.1.2008 ) 1. 8 inci maddenin üçüncü fıkrasına, 16 ncı maddenin beşinci fıkrasına, 56 ncı maddenin altıncı fıkrasına, 59 uncu maddenin dördüncü, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarına ve 90 ıncı maddenin beşinci fıkrasına aykırı hareket eden kooperatif ve üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyeleri ve memurları üç aydan iki yıla kadar hapis ve elli günden beşyüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.
İlgili bakanlık, kooperatifler ve üst kuruluşlarının yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile memurları hakkında görevlerine ilişkin olarak işledikleri suçlardan dolayı açılan kamu davalarına katılma talebinde bulunabilir
- 56 ncı maddenin ikinci ve dördüncü fıkralarına, 66 ve 67 nci maddeye aykırı hareket eden kooperatif ve üst kuruluşlarının denetim kurulu üyeleri bir aydan altı aya kadar hapis ve otuz günden üçyüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun “anonim şirket hükümlerine atıf” başlıklı 98 inci maddesi uyarınca bu Kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanır.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu`nun anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin 336 ncı maddesine göre yönetim kurulu üyeleri şirket adına yapmış oldukları sözleşme ve işlemlerden dolayı, kural olarak şahsen sorumlu değil iseler de gerek Kanunun ve gerek anasözleşmenin kendilerine yüklediği diğer görevlerin kasden veya ihmal neticesi olarak yapılmaması halinde sorumludurlar ( m.366/5 ).
Sorumluluk davası aynı Kanun`un 341 inci maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre sorumluluk davası açılması genel kurulun bu yönde vereceği karara bağlıdır ( m.341/I ). Bu dava kural olarak denetçiler tarafından açılır ( m.341/II ).
Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, bu denetçiler 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 65. ve devamı maddeleri uyarınca görevlendirilen denetçiler olacaktır.
Davanın denetçiler tarafından genel kurul kararı ile açılabileceği hususları sorumluluk davası bakımından dava şartı niteliğinde ise de bunların eksikliği sonradan giderilebilir. Sorumluluk davası açılmasına dair genel kurul kararının bulunmaması ve davanın denetçilerce açılmamış olması hallerinde mahkemece davacı yana ( dava tarihinde yürürlükte bulunan ) HUMK`nın 39 ve 40 ıncı maddeleri ( ve Hukuk Genel Kurulunun inceleme yaptığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan HMK`nın 115/2 nci maddesi ) uyarınca süre verilerek, davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan bu davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı ibrazına ve davanın gelindiği aşamada görevde olan denetçilerin denetleme kurulu üyesi sıfatıyla davayı açan vekile vekâletname vermesine olanak tanınması ile verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilemez ise davanın ( anılan yasal düzenleme çerçevesinde ) reddine karar verilmesi gerekir.
Kooperatif anasözleşmesinin 43/k maddesinde, Yönetim Kurulunun, kooperatif müdürü, diğer memurlar ve personel tayin etmek yetkisine sahip bulunduğu, 50. maddesinde ise, idari ve mali işleri yürütmek üzere kendi arasında yada dışarıdan müdür, müdür yardımcısı ve işlerin ge-rektirdiği kadar personel istihdam edebileceği, müdüre yapılacak işlerin niteliğine göre 984 ve 1262 sayılı Yasaların öngördüğü sorumluluk görev ve yetkilerin verilebileceği belirtilmiştir.
Ana sözleşme
Müdür ve Diğer Personel : Madde 51- Yönetim kurulu, kooperatifin mali ve idari işlerini yürütmek üzere kendi arasından veya hariçten bir müdür ile kooperatif işlerinin gerekli kıldığı diğer personeli istihdam edebilir. Bunlar kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludur. İstihdam edilecek personelin nitelik ve görevleri yönetim kurulu kararı ile belirlenir. Bütçede belirtmek şartı ile bu personele yönetim kurulunca tespit edilecek ücret verilir.
Kooperatif Yönetim Kurulu üyelerinin sorumlulukları; 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 62. maddesinde düzenlenmiştir.
Madde 62 – “Yönetim Kurulu, kooperatif işlerinin yönetimi için gereken titizliği gösterir ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda bütün gayretini sarfeder.
Yönetim Kurulu, kendi tutanakları ile Genel Kurul tutanaklarının, gerekli defterlerin ve ortak listelerinin muntazam hazırlanıp, tutulup saklanmasından ve işletme hesabıyla, yıllık bilançonun kanuni hükümlere uygun olarak hazırlanıp tetkik olunmak üzere denetleme kuruluna verilmesinden sorumludur.
Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar. Bunların suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları ile bilanço, tutanak, rapor ve başka .evrak, defter ve belgeler üzerinde işledikleri suçlardan dolayı (Devlet Memurları) gibi ceza görürler.”
Maddenin 1 ve 2. fıkrasında Yönetim Kurulu üyelerinin hukuki, 3. fıkrasında ise cezai sorumlulukları hükme bağlanmıştır. Kooperatif yönetim kurulu üyeleri ile memurlarının devlet memuru gibi cezalandırılacak fiil ve hareketleri, kooperatifin yönetimiyle ilgili olanlardır. Yönetimle ilgisi olmayan fiil ve hareketler ise madde kapsamı dışında olup genel hükümlere tâbidir. Hangi fiil ve davranışların kooperatif yönetimi ile ilgili olacağını, kooperatifler mevzuatı ile ana sözleşme hükümleri belirler.
Kanun; devlet memurları gibi cezalandırmayı gerektirir fiil ve davranışları tahdidi olarak belirtmemiş, bunlardan önemli olanlarını emsal olarak açıklamakla yetinmiştir. Bu husus, fıkrada genel ifadeden sonra ve özellikle” sözcüğüyle vurgulanmıştır.
Kooperatif yönetimiyle ilgili fiil ve davranışların hangi hallerde hangi suçları oluşturacağı hususunda Kooperatifler Kanununda bir hüküm bulunmamakta bu konuda kanun, ceza kanununa gönderme yapmaktadır.
Kooperatif yönetimiyle ilgili ve suç sayılan fiil ve davranışlarda devlet memuru gibi cezalandırılan kooperatif yönetim kurulu üyeleri ve memurları, , Devlet memurları gibi görevi ihmal ve suistimal suçlarını da işleyebilirler. Ancak özel kasıtla işlenebilen bu suçlarda, devlet memurları gibi, kooperatif yönetici ve memurlarının da bu özel kasıtla hareket edip etmediklerinin açık ve seçik bir şekilde belirlenmesi gerekir.
Dosyanın tüm ekleriyle birlikte emekli Sayıştay uzman denetçilerinden oluşturulacak yeni bir heyete tevdii ile suça konu dönemde kooperatifin gelir gider ve mevcutlarının karşılaştırılması suretiyle sanıkların uhdelerinde kalan bir miktarın bulunup bulunmadığına dair rapor alınmasından sonra 3568 sayılı Kanun`un 47. maddesi, 1163 sayılı Kanun`un 62. maddesi ve 5237 sayılı TCK`nın 212. maddesi de nazara alınıp davaya konu belgelerin düzenlenmesi nedeniyle “memurun resmi belgede sahteciliği” suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı da değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden ve sanıkların fikir ve irade birliği içinde hareket ettiklerine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilip tartışılmadan yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Ancak;
5237 sayılı Yasadaki kamu görevlisi kavramının “devlet memuru” kavramını da içermesi, aynı yasanın 5.maddesinin yürürlüğünün 5560 Kanun ile 31 Aralık 2008 tarihine ertelenmiş bulunması, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 3/1.maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 62.maddesinin “Yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar. Bunların suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları, bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı devlet memuru gibi ceza görürler.” hükmü karşısında, kooperatif yönetim kurulu üyesi olan sanığın oluşa uygun olarak işlediği kabul edilen kooperatife ait 5.000.000.000 TL.yi 32 gün süreyle kullanıp iade etme eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 247/3. maddesine uyan kullanma zimmeti suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç niteliğinde yanılgıya düşülerek güveni kötüye kullanmaktan mahkumiyetine karar verilmesi,
- 5237 sayılı Tck 212- Memurun Resmi Belgede sahteciliği
- 5237 sayılı Tck 247-3 Zimmet
Özel istihdam bürosu nasıl açılır ?
Kuruluş işlemleri için [email protected]
ÖİB’lerde ‘Üst düzey yönetici’ istisnası
Yönetmeliğe göre özel istihdam büroları işe yerleştirdikleri kişilerden hizmet bedeli alamayacak. Bunun istisnası ise teknik direktörlük, mankenlik gibi işlerde ya da genel müdür gibi üst düzey yönetici pozisyonunda çalışanlar olacak.
Serhat ALİGİL
İşveren örgütleri tarafından “her ülkede çalışma hayatının vazgeçilmez bir gereği”, işçi örgütleri tarafından “kiralık işçilik ya da kölelik düzeni” olarak nitelenen esnek çalışma modelinin asli unsurlarından biri olacak özel istihdam bürolarıyla (ÖİB) ilgili “Özel İstihdam Büroları Yönetmeliği” geçen hafta Resmi Gazete’de yayınlandı. Tahminlere göre Türkiye’de çalışma yaşındaki 7-7,5 milyon kişi geçici iş ilişkisinin öznesi olabilecek. Bu kişilerin önemli bir kısmının da ÖİB’lerin “geçici işçi” statüsündeki çalışanı olması bekleniyor. Bu nedenle yönetmeliğin maddeleri geniş bir kesimi yakından ilgilendiriyor.
* ÖİB’lerin aracılık faaliyet neleri kapsıyor?
Yasal düzenlemeye göre ÖİB’ler iş ve işçi bulmaya aracılık faaliyeti yapabilecek, işgücü piyasası ile istihdam ve insan kaynaklarına yönelik hizmetleri yürütebilecek ve mesleki eğitim verebilecek. Aracılık faaliyeti, iş arayanlar ya da işverenlerle bir işyerinde birebir görüşme ya da 5187 sayılı Basın Kanunu’na uygun araçlarla da yapılabilecek. Öte yandan kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonları için aracılık faaliyeti yapamayacak olan ÖİB’ler, yurtdışına işçi göndermeleri halinde, bu işçilerin yurtdışı hizmet akitlerini İŞKUR’a onaylatmak zorunda.
Temel eğitim ücretsiz
* ÖİB’ler kimlerden hizmet bedeli alabilecek?
Yasal düzenlemeye göre özel istihdam büroları, iş arayanlardan ve geçici iş ilişkisi ile çalıştırılacak işçilerden aracılık faaliyeti kapsamında ve aracılık faaliyetine yönelik olarak düzenleyecekleri eğitimlerden menfaat temin edemeyecek ve hizmet bedeli alamayacak. Ancak bunun istisnaları da var. ÖİB’ler aracılık faaliyetleri kapsamında; profesyonel sporcu, teknik direktör, antrenör, manken, fotomodel ve sanatçı meslek gruplarında yer alanlar ile genel müdür veya bu göreve eş ya da daha üst düzey yönetici pozisyonlarında işe yerleştirilecek kişilerden ücret alabilecek. Yine düzenlemeye göre bu bürolar aracılık faaliyetine yönelik olarak düzenleyecekleri eğitimlerle ilgili olarak işverenlerden para alabilecek. Ayrıca bürolar, aracılık faaliyeti dışında sunacakları eğitimlerden ücret alabilecek.
* Geçici iş ilişkisi nasıl kurulacak?
ÖİB’ler geçici iş ilişkisinde “işveren” konumunda olacak. Buna göre ÖİB aracılığıyla geçici iş ilişkisi; geçici işçi ile iş sözleşmesi, geçici işçi çalıştıran işveren ile geçici işçi sağlama sözleşmesi yapmak suretiyle yazılı olarak kurulacak. ÖİB ile geçici işçi çalıştıran işveren arasında yapılacak geçici işçi sağlama sözleşmesinde; sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihi, işin niteliği, özel istihdam bürosunun hizmet bedeli, varsa geçici işçi çalıştıran işverenin ve özel istihdam bürosunun özel yükümlülükleri yer alacak. Geçici işçi ile yapılacak iş sözleşmesinde ise işçinin ne kadar süre içerisinde işe çağrılmazsa haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebileceği belirtilecek. Bu süre üç ayı geçemeyecek. Bu durumda, eğer işçi özel istihdam bürosuna bağlı olarak en az 1 yıl çalışmışsa, kıdem tazminatı alabilecek.
* ÖİB’lerin yükümlülükleri neler olacak?
ÖİB ile işçi arasında imzalanan sözleşmede belirtilen sürenin dolmasına rağmen geçici iş ilişkisinin devam etmesi halinde, geçici işçi çalıştıran işveren ile işçi arasında sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi kurulmuş sayılacak. Bu durumda, ÖİB bu işçinin geçici iş ilişkisinden kaynaklanan ücretinden, işçiyi gözetme borcundan ve sosyal sigorta primlerinden sözleşme süresiyle sınırlı olmak üzere sorumlu olacak. ÖİB geçici işçilerin ücretinin ödendiğini gösteren belgeleri aylık olarak geçici işçi çalıştıran işverene ibraz etmekle yükümlü.
200 katı teminat şart
* Bu bürolar için temel yetki şartları neler?
ÖİB’lerin geçici iş ilişkisi kurma yetkisi alabilmesi için başvuru tarihinden önceki 2 yıl süresince kesintisiz faaliyet göstermesi ve brüt asgari ücretin en az 200 katı tutarında teminat vermesi gerekecek.
* Ne tür anlaşmalar geçersiz sayılacak?
ÖİB’lerin işçi veya işverenle yapacağı bazı anlaşmalar geçersiz kabul edilecek. Bu kapsamda, manken, teknik direktör gibi istisna meslek grupları dışında iş arayanlarla bedel alınması konusunda yapılan anlaşmalar veya onlardan herhangi bir şekilde menfaat sağlamaları halinde özel istihdam büroları ile işverenler arasında yapılmış bulunan anlaşmalar, işçinin kayıtdışı çalışması, sendikaya üye olması veya olmaması ya da asgari ücretin altında ücret ödenmesi şartlarını taşıyan anlaşmalar ve bir işverenin veya iş arayanın, işe yerleştirme faaliyeti için diğer ÖİB veya İŞKUR’dan hizmet almasını engelleyen anlaşmalar bulunuyor. *
Büroların geçici iş ilişkisi kurma yetkisi hangi hallerde iptal edilecek?
Bürolara İŞKUR tarafından verilen geçici iş ilişkisi kurma yetkisi, belli hallerde iptal edilebilecek. Bunlar arasında “Özel istihdam bürosu izninin iptal edilmesi, geçici iş ilişkisi kurulan işçi sayısının yüzde 10’unun ücretinin, ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir sebeplere dayanmaksızın ödenmemesi, bir yıl içinde en az bir işçinin ücretinin, en az üç defa sözleşme ile belirlenen ücretin altında ödenmesi veya süresinde ödenmemesi, yazılı sözleşme yapma şartına uyulmaması, kayıtdışı işçi çalıştırıldığının tespit edilmesi” var.
İşe yerleştirmede payı yüzde 3,5
Türkiye’de özellikle 1990’lı yıllardan itibaren değişik adlarla tanınır hale gelen özel istihdam büroları, esas olarak 2003 yılında Türkiye İş Kurumu Kanunu ile yasal altyapısına kavuştu. Halen İŞKUR’a kayıtlı faaliyet gösteren 450 civarında özel istihdam bürosu bulunuyor. Geçen yıl bu bürolar aracılığıyla işe yerleştirilen kayıtlı personel sayısı 14 bin civarında oldu. Yine İŞKUR’un kayıtlarına göre 2004’ten buyana işe yerleştirilen kişi sayısı ise 330 bin kişi civarında. Dünya genelinde ise sayıları 260 bin olarak tahmin edilen özel istihdam bürosu 40,2 milyonu dönemsel projeler aracılığı ile olmak üzere, 60,9 milyon kişiyi işe yerleştiriyor. Geçtiğimiz dönemde İŞKUR’un yaptırdığı “Türkiye İşgücü Piyasası Talep Araştırması”na göre Türkiye genelinde 2 ve daha fazla istihdamlı işyerleri için işe girmede “Akraba-Eş Dost” arama kanalı ilk sırada yer alıyor ve bu işyerlerinden alınan açık işlerin yüzde 71,1’ini kapsamına alıyor. İkinci sırada yüzde 39,8 ile İŞKUR var. Özel istihdam bürolarının payı ise 3,4. Ancak özel istihdam bürolarının payı daha nitelikli sayılan işlerde artıyor. Örneğin bilgi-iletişim gibi nitelikli personel ihtiyacının çok olduğu sektörlerde ve 10 ve daha fazla istihdamlı işyerlerindeki işler için bu oran yüzde 35’e kadar çıkıyor. Zaten 2004 yılından buyana özel istihdam büroları tarafından işe yerleştirilenlerin eğitim durumuyla ilgili verilere bakınca, yüzde 40’tan fazlasının lisans ve üstü eğitim alan kişilerden oluştuğu görülüyor. Geçici iş ilişkisi düzenlemesinin ise bunu değiştirmesi bekleniyor.
10’dan az kişi çalışan yerlerde en az 5 işçi ‘geçici’ olabilecek
Geçici iş ilişkisiyle ilgili yasayla artık doğum izni ve doğum sonrası kısmi çalışma hakkı kullanan, askerlik hizmetini yapan ve iş sözleşmesi askıya alınan, yıllık izin kullanan çalışan yerine başka bir işçi ile geçici iş ilişkisi, bu hallerin devamı süresince kurulabilecek. Mevsimlik tarım işlerinde veya temizlik işleri, hasta, yaşlı ve çocuk bakım hizmetleri gibi ev hizmetlerinde, süre sınırı aranmadan geçici iş ilişkisi oluşturulabilecek. Yine örneğin ortalama mal-hizmet kapasitesinin geçici iş ilişkisi kurulmasını gerektirecek ölçüde ve öngörülemeyen şekilde artması nedeniyle 4+4 ay geçici iş ilişkisi kurulabilecek. Bu geçici ilişki mevcut işçi sayının yüzde 25’ini geçemeyecek. Ayrıca 6 ay beklenerek bu durum tekrarlana da bilecek. Ancak 10 ve daha az işçi çalıştırılan işyerlerinde 5 işçiye kadar geçici iş ilişkisi kurulabilecek. İşçi sayısının tespitinde ise kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülecek. Geçici işçi çalıştırılmasına yönelik sınırlamalara uyulmaması halinde bu durumdaki her işçi için 250 lira idari para cezası uygulanması öngörülüyor.
DERNEKLER POS CİHAZI İLE TAHSİLAT YAPABİLİR Mİ ?
|
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü
|
||||
| Sayı |
:
|
11395140-019.01-2288 |
25/07/2012
|
|
| Konu |
:
|
Üye aidatları ve bağışların POS cihazı aracılığıyla tahsil edilmesinin kurumlar vergisi ve katma değer vergisi açısından mükellefiyet tesisini gerektirip gerektirmediği ile belge düzeni. | ||
Nitelikli personel KİMDİR ?
i) Nitelikli personel: Meslekî Yeterlilik Kurumunca onaylanan iş ve meslek danışmanı meslekî yeterlilik belgesine sahip olan ya da en az ön lisans düzeyinde; bilgi yönetimi, büro yönetimi ve yönetici asistanlığı, halkla ilişkiler ve tanıtım, insan kaynakları yönetimi, işletme yönetimi bölümleri veya lisans düzeyinde; siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler, iktisat, işletme veya yönetim bilimleri fakültelerinden mezun olmuş kişiyi,
Geçici işçi kimdir ? Geçici işçi çalıştıra işveren kimdir ? İş kurdan izin almak gerekli midir ? MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN
c) Geçici işçi: Geçici işçi sağlama sözleşmesi kapsamında özel istihdam bürosu aracılığıyla başka bir işverene ait işyerinde çalıştırılan işçiyi,
ç) Geçici işçi çalıştıran işveren: Özel istihdam bürosundan geçici işçi sağlama sözleşmesi ile geçici iş ilişkisi kapsamında işçi temin eden işvereni,
d) Geçici işçi sağlama sözleşmesi: Özel istihdam bürosu ile işveren arasında işçinin, iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici iş ilişkisi kapsamında yapılan yazılı sözleşmeyi,
e) Hizmet merkezi: Çalışma ve İş Kurumu hizmet merkezini,
f) İl müdürlüğü: Çalışma ve İş Kurumu il müdürlüğünü,
g) İş sözleşmesi: Özel istihdam bürosunun geçici iş ilişkisi kurmasını teminen işçi ile özel istihdam bürosu arasında yapılan sözleşmeyi,
ğ) Kanun: 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununu,
h) Kurum: Türkiye İş Kurumunu,
ı) Merkez büro: Özel istihdam bürosunun hukuki ve idari faaliyetleri ile aracılık faaliyetinin yürütüldüğü yeri,
Özel İstihdam Bürosu Nasıl Kurulur ?-Evren özmen
| 11 Ekim 2016 SALI | Resmî Gazete | Sayı : 29854 |
| YÖNETMELİK | ||
| Türkiye İş Kurumundan:
ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; özel istihdam bürolarının kurulması ve faaliyetleri ile incelenmesine, kontrolüne, denetim ve teftişine ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir. Dayanak MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 7 nci maddesi, 25/6/2003 tarihli ve 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununun 17 nci 18 inci ve 19 uncu maddeleri ile 32 nci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendine dayanılarak hazırlanmıştır. |
||
YAPI KOOPERATİFİ ANA SÖZLEŞMESİ
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Kooperatifin vergi borcu ilanen tebliğ edilebilir mi ?
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 93‘üncü maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yoluyla tebliğ edilmesi öngörülmüş, aynı Yasanın 103’üncü maddesinde, muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, bilinen adresin yanlış veya değişmiş olması ve bu yüzden mektubun geri gelmesi, başkaca sebeplerden dolayı tebliğin yapılmasına imkan bulunmaması hallerinde tebliğin ilan yoluyla yapılması, 101 ‘inci maddenin son fıkrasında ise mektupların gönderilmesinde ilk fıkraya bağlı sekiz bent halinde sayılan adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanın nazara alınması gerektiği kurallarına yer verilmiştir.
Kurumlar vergisi açık olmayan kooperatiflere kesilen ba bs cezaları için vergi mahkemesi dilekçesi

İSTANBUL VERGİ MAHKEMESİ
SAYIN BAŞKANLIĞI’NA
İSTANBUL
DAVACI :
ADRESİ :
VERGİ KİMLİK NO :
DAVALI : …………………..VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ
VERGİ / CEZA (TARİHİ :
İHBARNAMESİNİN (NUMARASI :
(TEBLİĞ TARİHİ :
(NEVİ :
VERGİNİN, (DÖNEMİ :
(MİKTARI :
(NEVİ : VERGİ ZİYAI CEZASI
CEZANIN, (DÖNEMİ :
(MİKTARI :
ÖZEL USULSÜZLÜK (DÖNEMİ :
CEZASININ, (DAYANAĞI : VUK Md.353/1
(MİKTARI :
I-DAVA KONUSU : ……….Vergi Dairesi Müdürlüğü, Vergi Denetmeni ………… tarafından düzenlenen ……….. Tarih ve……….Sayılı Vergi İnceleme Raporunu esas alarak ; Adıma Yukarıda belirtilen miktarlarda ……..Vergisi re’sen salmış, salınan vergilere Vergi ziyaı cezası ve Özel Usulsüzlük cezası kesmiştir. Yukarıda belirtilen ihbarnameler ile istenen Vergi ve cezaların aşağıda belirtilecek sebeplerle kaldırılması arz ve talep etmekteyim.
II-DAVANIN ÖZETİ VE İTİRAZ NEDENLERİ :
1-
2-
3
lll – SONUÇ VE İSTEM :
Yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere;
-Davanın kabulüne,
-Salınan vergi ile kesilen cezaların kaldırılmasına,
-Kesilen Özel Usulsüzlük Cezasının kaldırılmasına,
-Dava giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine, Karar verilmesini, Saygılarımızla Arz ederim.
Davacı
*Ekler ( Suret ) :
-Vergi / Ceza İhbarnameleri,
-Rapor ve ekleri
