Kooperatiflerde yönetim kurulu aidat ödemez ise yine de stopaj kesintisi yapılacak mıdır ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Sayı

:

38418978-120[61-15/1]-648

17/06/2015

Konu

:

Kooperatif yönetim kurulu üyelerinin muaf tutulduğu   aidatların durumu

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin aylık olarak ödemiş oldukları aidat tutarlarının 500,00 TL. ‘sinden muaf tutulmaları yönünde karar alındığı belirtilerek, muaf tutulan bu tutarların vergiye tabi olup olmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

 

– 61 inci maddesinde; “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

 

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.

 

Bu kanunun uygulanmasında, aşağıda yazılı ödemeler de ücret sayılır:

 

4. Yönetim ve denetim kurulları başkanı ve üyeleriyle tasfiye memurlarına bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler.”,

 

– 62 inci maddesinde; “İşverenler, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir.

 

61 inci maddenin 1 ila 6 numaralı bentlerinde yazılı ödemeleri yapanlar bu kanunda yazılı ödevleri yerine getirmek bakımından işveren hükmündedir.”,

 

– 94 üncü maddesinde; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

 

1.Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,

 

Yukarıdaki bentlerde yazılı vergi tevkifatının yapılmasında 96 ncı madde hükmü göz önünde tutulur. ”,

 

-98 incı maddesinde; “94 üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri (5615 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle değişen ibare. Yürürlük:04.04.2007) ertesi ayın yirmiüçüncü günü akşamına kadar, ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar. …” hükümlerine yer verilmiştir.

 

Bu hükümlere göre, kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyelerine herhangi bir ücret ödemesi yapılmamasına rağmen, aidat ödemesinden muaf tutulmaları nedeniyle kişilere bu şekilde sağlanan menfaatler ücret olarak kabul edileceğinden, Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre vergi tevkifatı yaparak 98 inci madde gereğince bağlı olduğunuz vergi dairesine bildirmeniz gerekmektedir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

KREDİ KARTI İŞLEMLERİNDE UYGULANACAKAZAMİ FAİZ ORANLARI HAKKINDA TEBLİĞ

12 Kasım 2016 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 29886
TEBLİĞ
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından:

KREDİ KARTI İŞLEMLERİNDE UYGULANACAK

AZAMİ FAİZ ORANLARI HAKKINDA TEBLİĞ

(SAYI: 2016/8)

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranlarını düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Kredi kartı düzenleme yetkisini haiz bankalar ile diğer kuruluşlar bu Tebliğ hükümlerine tabidir.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 23/2/2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Azami akdi faiz oranları

MADDE 4 – (1) Türk lirası cinsinden kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı yüzde 1,84’tür.

(2) Yabancı para cinsinden kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı yüzde 1,47’dir.

Azami gecikme faiz oranları

MADDE 5 – (1) Türk lirası cinsinden kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami gecikme faiz oranı yüzde 2,34’tür.

(2) Yabancı para cinsinden kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami gecikme faiz oranı yüzde 1,97’dir.

Katılım bankalarınca uygulanacak azami oranlar

MADDE 6 – (1) Katılım bankalarınca kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık akdi kâr payı oranları bu Tebliğin 4 üncü maddesinde yer alan aylık azami akdi faiz oranlarını, aylık gecikme cezası oranları ise bu Tebliğin 5 inci maddesinde yer alan aylık azami gecikme faiz oranlarını geçemez.

Azami akdi ve gecikme faiz oranlarının açıklanması

MADDE 7 – (1) Kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi ve gecikme faiz oranları her yılın Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül ve Ekim-Aralık dönemleri için açıklanır.

Yürürlükten kaldırılan tebliğ

MADDE 8 – (1) 22/10/2014 tarihli ve 29153 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ (Sayı: 2014/5) yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ 1/1/2017 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 10 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı yürütür.

 
 

KOOPERATİF KURULUŞU İÇİN GEREKLİ İŞLEMLER 2017-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Kooperatif Kuruluşu İçin Gerekli İşlemler

ekran-resmi-2016-09-16-20-17-49

KOOPERATİF KURULUŞU İÇİN GEREKLİ İŞLEMLER

KURULUŞ İŞLEMLERİ İÇİN [email protected]

Bakanlığımızca, yasal formaliteleri yerine getirmiş kooperatiflerden, kuruluş için aşağıdaki belgeler istenilmektedir:
– Başvuru dilekçesi,
– En az yedi kurucu tarafından düzenlenip imzalanarak Noterce onaylanan beş adet anasözleşme,
– Bilgi formu,
– Sermayenin kurucu ortaklardan birinin adına yatırıldığını gösterir beyanın kuruluş dilekçesinde belirtilmesi,
gerekmektedir.
Bunların haricinde;
Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifleri ile Küçük Sanat Kooperatiflerinin kuruluşlarında;
– Kurucu ortakların anasözleşmelerinin ilgili maddelerinde belirtilen ortaklık şartlarını taşıdıklarını belirtir ilgili esnaf odası veya sanayi ve ticaret odaları ile vergi dairelerinden verilmiş belgelerin,
Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi kuruluşunda;
– Kurucuların taşıyıcılığı fiilen meslek edinmiş şoför esnafı olduklarına dair ilgili esnaf odasından verilmiş belge ile vergi dairelerinden verilmiş belgenin,
– Kurucuların sahip oldukları araçların İl Trafik Şubesine kayıt yaptırdıkları sicil cüzdanlarının noterden tasdikli birer suretinin,
Deniz Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi kuruluşunda;
– Motorlu taşıyıcılar kooperatifinden farklı olarak kuruculara ait deniz motorlarının, deniz trafiğine elverişli olduğuna dair ilgili Liman Müdürlüğünce verilmiş denize elverişlilik belgelerinin noter tasdikli birer suretinin,
– Kurucu ortakların limana kayıtlı olduklarına dair Liman Müdürlüğünden verilmiş belgenin,
Üretim ve Pazarlama Kooperatifi kuruluşunda;
– Kooperatif kurucularının, kooperatifin konusu ile ilgili üretimde bulunduklarına dair ilgili Ziraat Odasından ve Vergi Dairesinden verilmiş belgelerin,
Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi kuruluşunda;
–  Tamamı esnaf ve/veya sanatkar olmak üzere en az 100 kişiyle kurulan bu kooperatif kurucularının, esnaf ve sanatkar olduklarına dair kayıtlı oldukları oda tarafından verilmiş belge ile esnaf sicili ve vergi dairesince verilmiş esnaflık faaliyetini devam ettirdiklerine dair belge ve ilk yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında Cumhuriyet Savcılığında verilmiş olan adli sicil kaydının aranması,
gerekmektedir.

Kooperatif Nasıl Kurulur 2017 ?Kooperatif kuruluşu için gerekli evraklar-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

KOOPERATİF NASIL KURULUR?Bir kooperatif; -Kurucu en az yedi gerçek veya tüzel kişinin hazırlayacakları anasözleşmeyi imzalaması, -İmzaların notere tasdik ettirilmesi, -Noterce onaylı anasözleşme ile Bakanlığımız veya Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüklerine başvurarak kuruluş izni alınması, -Anasözleşmenin Ticaret Sicili Memurluğuna  tescil ve ilan ettirilmesi suretiyle kurulur ve tüzel kişilik kazanır.
[youtube https://www.youtube.com/watch?v=4CM0Iq0LFC8&w=560&h=315]

Hata: İletişim formu bulunamadı.

KURULUŞ İŞLEMLERİ İÇİN [email protected]

Kooperatife şirket olarak ortak-üye olunmasının vergisel boyutu-evren özmen

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)
 
 
 
Sayı
:
21152195-35-02-531
27/11/2015
Konu
:
Şirket adına kayıtlı kooperatif üyeliği satışının VUK,KVK ve KDV yönünden değerlendirilmesi.
 
 
            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, konut yapı kooperatifi ile yapılan iş sözleşmesi gereği, yapılan iş karşılığında daire verileceğinden bahisle, söz konusu inşaatların henüz bitmemesi nedeniyle tapularının çıkmadığı, bu nedenle şirketinize daire yerine kooperatif üyeliğinin verildiğini belirterek, söz konusu üyeliğin devri (satışı) halinde fatura kesilip kesilmeyeceği ile uygulanacak KDV oranının bildirilmesi konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
             KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
             5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
             Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce; işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükmüne yer verilmiştir.
             Bu hüküm ve açıklamalara göre, şirketinizin … Kooperatifine sunmuş olduğu inşaat hizmeti karşılığında elde etmiş olduğu kooperatif hissesinin emsal bedeli ile kurum kazancına dahil edilmesi gerekmektedir. Söz konusu kooperatif hissesinin şirketiniz tarafından satılması durumunda ise şirketiniz aktifindeki kayıtlı değeri ile satış değeri arasında oluşacak farkın kurum kazancının tespitinde dikkate alınması gerekeceği tabiidir.
             VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN :
            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu, 231 inci maddesinin 5 inci fıkrasında faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği belirtilmiştir.
             Bahse konu olayda, şirketinizin yaptığı işler karşılığında anılan kooperatif tarafından verilen üyelik kaydının şirketiniz tarafından devredilmesi halinde, fatura düzenlenmesi gerekmektedir.
              KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:
            3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 1/1 inci maddesine göre, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler KDV’ye tabidir.
            Diğer taraftan KDV oranları, KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Kararnamenin 1/1 maddesi ile KDV oranları Kararname eki I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tespit edilmiştir.
           Buna göre, … Konut Yapı Koop. ile şirketiniz arasında yapılan sözleşme gereği yapılan iş karşılığında (… TL üyelik değerinde olan … No.lu daire) alınan kooperatif üyeliğinin satılması durumunda genel oranda katma değer vergisi uygulanacaktır.
             Bilgi edinilmesini rica ederim.
 
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

üyelerce kullanılmaya başlanmış ancak yapı kullanım izin belgesi alınmamış kooperatife yapılan yalıtım işinde KDV istisnası

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü
 
 
 
Sayı
:
39044742-130-2078
11/01/2016
Konu
:
60 No.lu KDV Sirkülerinin 3.6.5.4. bölümünün parantez içi hükmü uyarınca üyelerce kullanılmaya başlanmış ancak yapı kullanım izin belgesi alınmamış kooperatife yapılan yalıtım işinde KDV istisnası
 
 
            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda 22/12/1995 tarihinde inşaat ruhsatı alarak faaliyete başladığınızı, inşaat faaliyetinin kısmen bitirilerek kooperatif üyelerinin noter huzurunda kuralarını çekerek dairelerini belirlediğini, zaman içinde kısmen oturumların başladığını, ancak Üsküdar Belediyesi ile yaşanan bazı sorunlar nedeniyle binalar için iskan ruhsatının bugüne kadar alınamadığını, kooperatifinizin halen inşaat kooperatifi olarak üyelerine hizmet ettiğini,

 

            Kooperatif Genel Kurulunda alınan 08/03/2015 tarihli karar ile binaların ısı yalıtımı yapılmasına karar verildiğini,

 

            60 No.lu KDV Sirkülerinin 3.6.5.4. başlıklı bölümünde “KDV Kanununa göre konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli oran uygulamasının, konutların kullanılmaya başlanılmasına (yapı kullanım izin belgesi alınmasına) kadar yaptırılacak inşaat taahhüt işlerini kapsamaktadır.”

 

            ibaresinde yer alan parantez içi hükmün yapı kullanma izin belgesi olmayan yapı kooperatiflerine istisna uygulamasının yapılacağını açıkça belirttiğini ifade ederek Kooperatifinize yapılacak dış cephe yalıtım işinin KDV’den istisna olup olmadığı konusunda Başkanlığımızın görüşü sorulmuştur.
            3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 1/1 inci maddesine göre ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetler KDV’ye tabidir. KDV Kanununun geçici 15 inci maddesi ile 29/7/1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri KDV’den istisna edilmiştir.
            29/7/1998 tarihinden sonra bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak “konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri” ise 30/12/2007 tarih ve 26742 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine ekli (I) sayılı listenin 12 nci sırası uyarınca % 1 oranında KDV’ye tabidir.
            Konuya ilişkin olarak Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin “II./G./4.2.Konut Yapı Kooperatiflerine Yapılan İnşaat Taahhüt İşlerinde İstisna/İndirimli Oran Uygulaması” başlıklı bölümünde;
                   “3065 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesi ile 29/7/1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri KDV’den istisna edilmiştir. Bu madde çerçevesinde, konut yapı kooperatiflerine ifa edilecek inşaat taahhüt işleri, bina inşaat ruhsatı 29/7/1998 tarihinden önce alınmış ise KDV’den istisna tutulur. Bina inşaat ruhsatı bu tarihten sonra alınmışsa söz konusu işlere (% 1) oranında KDV uygulanır.
            Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli KDV oranı (%1) uygulanabilmesi için;
            -Kooperatifin konut yapı kooperatifi statüsünde olması,
            -İşin konut yapı kooperatifine yapılması,
            -Yapılan işin inşaat işi olması ve taahhüde dayanması,
gerekir.

            İstisna veya indirimli oran uygulaması kapsamına girip girmediği konusunda Bakanlığımızca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan alınan görüşler çerçevesinde inşaat taahhüt işi olarak değerlendirilen işler girmektedir.
            Konut yapı kooperatiflerine yapılan ve inşaat işi niteliğinde olmayan veya taahhüde dayanmayan hizmet ifaları ile mal teslimleri, istisna ya da indirimli oran uygulamasından yararlanamaz. Dolayısıyla bu teslim ve hizmetlere genel hükümler çerçevesinde KDV uygulanır.
            … ” açıklamalarına yer verilmiştir.
            Ayrıca konuya ilişkin olarak 60 No.lu KDV Sirkülerinde gerekli açıklamalar yapılmış olup, 3.6.5.4. başlıklı bölümde ise KDV Kanununa göre konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli oran uygulamasının, konutların kullanılmaya başlanılmasına (yapı kullanım izin belgesi alınmasına) kadar yaptırılacak inşaat taahhüt işlerini kapsadığı ifade edilmiştir.

            Buna göre, her ne kadar kooperatif üyelerine ait konutlar için iskan ruhsatı alınmasa da söz konusu konutlar üyelere teslim edilip kullanılmaya başlandığından tarafınıza yapılacak olan ısı yalıtım işi genel oranda (%18) KDV’ye tabi olacaktır.

             Bilgi edinilmesini rica ederim.
 

Toplu işyeri kooperatifinin KV ve KDV karşısındaki durumu.Hatalı Mukteza 

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)
 
 
 
Sayı
:
84974990-130[2014-8-10]-7086
19/02/2016
Konu
:
Toplu işyeri kooperatifinin KV ve KDV karşısındaki durumu.
 
 
            İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden; üyelerine arsa alımı yapmak ve işyeri kazandırmak amacı ile kurulduğu belirtilen Kooperatifinizin vergi kanunları (kurumlar vergisi ve katma değer vergisi) karşısındaki durumuna ilişkin Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.
            a) Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:
            5520 sayılı Kurumlar Vergi Kanununun “Muafiyetler” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13’üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.
            Konuya ilişkin yayımlanan 1 seri no.lu. Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde gerekli açıklamalara yer verilmiştir.
            Öte yandan, Kooperatifinize ait 30/7/2013 tarihli kuruluş ana sözleşmesinin 6 ncı maddesinde; kooperatifin, ortaklarının iş yeri ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ortaklarına toplu iş yeri yaptıracağı, 68 inci maddesinde de muafiyet şartlarının yazılı olduğu anlaşılmıştır.
            Buna göre, Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen muafiyet şartlarının kooperatif ana sözleşmesinde yer almasının yanında bu şartlara fiilen de uyulması kaydıyla kooperatifinizin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanması mümkün bulunmaktadır. Ancak bu şartlardan herhangi birinin ihlali halinde Kooperatifiniz adına mükellefiyet tesis edileceği tabiidir.
            b) Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu Yönünden Değerlendirme:
            KDV Kanununun;
            1/1 inci maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
            17/4-k maddesinde ise; organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla oluşturulan iktisadi işletmelerin arsa ve işyeri teslimlerinin KDV den istisna olduğu
            hükme bağlanmıştır.
            Organize sanayi bölgeleri ve küçük küçük sanayi sitelerine tanınan istisna ile ilgili açıklamalara, 16.10.2014 tarih ve 29147 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 Seri No.lu KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’in (4.23.) bölümünde yer verilmiştir.
            Söz konusu hüküm ve ilgili Tebliğde yapılan açıklamalar çerçevesinde;
            Kooperatifinizin kuruluş amacının ve faaliyetlerinin organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulmasına yönelik olması halinde, söz konusu istisna hükmünden yararlanılacak ve bu istisna yalnızca kooperatifinizin arsa ve işyeri teslimlerini kapsayacaktır.
            Bunların dışında Kooperatifiniz tarafından yapılacak her türlü hizmetler, arsa ve işyeri dışındaki teslimlerinizin yanı sıra bölge ve site dışındaki arsa ve işyeri teslimleri ile Kooperatifinize yapılacak teslim ve hizmetler genel hükümler çerçevesinde KDV ye tabi bulunmaktadır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.          
 

Kooperatifin aktifine kayıtlı demirbaşı bedelsiz site yönetimine devrinin KDV ve Kurumlar Vergisi karşısındaki durumu

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)
 
 
 
Sayı
:
84974990-130[1-2014/41]-11415
09/03/2016
Konu
:
Kooperatifin aktifine kayıtlı demirbaşı bedelsiz site yönetimine devrinin KDV ve Kurumlar Vergisi karşısındaki durumu
 
 
            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, tasfiyeye girmiş olan kooperatifinizin envanterinde kayıtlı demirbaşları site yönetimine bedelsiz olarak devir işleminin KDV ve Kurumlar Vergisine tabi olup olmayacağı hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.
            A- KURUMLAR VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:    
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2’nci maddesinin ikinci fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, aynı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde ise tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.
            1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 4.13. Kooperatifler başlıklı bölümünde muafiyet şartları detaylı olarak açıklanmış olup, 4.13.1.4.3. Yapı kooperatiflerinde ortak dışı işlemler” başlıklı bölümünde de;
            ” Kooperatifin amacını gerçekleştirmesinden sonra elinde kalan malzeme, alet ve edevatın satılması ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyecektir.
            açıklamalarına yer verilmiştir.
           Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, kurumlar vergisinden muaf kooperatifinizce amacın gerçekleştirilmesinden sonra envanterde kayıtlı bulunan demirbaşların yeni kurulan site yönetimine devredilmesi ortak dışı işlem olarak değerlendirilemeyeceğinden, bu işlem dolayısıyla kooperatifiniz için kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesine gerek bulunmamaktadır.
            B- KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME;
            3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun,

             1/1 inci maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu,

            27/1 inci maddesinde; bedeli bulunmayan veya bilinmeyen işlemler ile bedelin mal, menfaat, hizmet gibi paradan başka değerler olması halinde matrah işlemin mahiyetine göre emsal bedeli veya emsal ücretidir,

            hükümlerine yer verilmiştir.

            Konuyla ilgili olarak yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/A-2) bölümünün son paragrafında,

            “Malın tasarruf hakkının mutlaka bir bedel karşılığı devredilmesi şart değildir. Bedelsiz teslimler de (hibe gibi) vergiye tabidir. Bu gibi durumlarda matrah,3065 sayılı Kanunun 27 nci maddesi uyarınca emsal bedeli olur.”

            açıklamalarına yer verilmiştir.

            Buna göre, tasfiye edilen kooperatifinizin aktifine kayıtlı demirbaşlarların site yönetimine bedelsiz devri durumunda bu demirbaşların emsal bedeli üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.
 
 

Bitmemiş ev tesliminde kdv oranı kaçtır ? Kooperatifin kaba inşaat olarak teslim ettiği konutlarda kdv oranı

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KAYSERİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

 

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.38.15.01-KDV-20-869-66

13/07/2011

Konu

:

Yapı ruhsatı ve arsa tapusu kooperatif adına olan, inşaat yapı ruhsatında 16 adet bağımsız bölümden oluşan ve inşaatının % 60’ı tamamlanan taşınmaz tesliminde KDV oranı hk.  

İlgide kayıtlı özelge talep formu ile, inşaat yapı ruhsatı ve arsa tapusu kooperatif adına bulunan,  Müdürlüğünüzce kıymet takdiri yapılan, inşaat yapı ruhsatından da 16 adet bağımsız bölümden oluştuğu ve inşaatının % 60 oranında tamamlandığı anlaşılan arsa vasıflı taşınmazın icra yoluyla satışında uygulanacak katma değer vergisi (KDV) oranı hususunda görüş isteminde bulunulmuştur.

Bilindiği üzere, 3065 Sayılı KDV Kanununun 1/3-d maddesinde, müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışların KDV ye tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.

KDV oranları, KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile Kararnameye ekli (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, (II) sayılılistede yer alan teslim ve hizmetler için %8, listelerde yer alanlar hariç olmak üzere vergiye tabi işlemler için%18 olarak tespit edilmiştir.

Söz konusu Kararname eki (I) sayılı listenin 11 inci sırasında yer alan net alanı 150 m² ye kadar konut teslimlerine % 1 oranında KDV uygulanmaktadır.

15 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin I bölümünde, KDV Kanununun 1/3-d maddesine göre, cebri icra, izale-i şuyu, ipoteği paraya çevrilmesi, tasfiye gibi nedenlerle müzayede mahallerinde, yapılan açık artırma, pazarlık ve diğer şekillerdeki satışların KDV ye tabi bulunduğu, ancak sözü edilen Kanunun istisna ve temel gıda maddelerine ilişkin hükümlerinin bu satışlar için de geçerli olacağı açıklanmış, bu satışlarda vergiyi doğuran olayın  satışın yapıldığı tarihte vuku bulduğu, verginin mükellefinin satışları düzenleyen özel veya resmi kişi veya kuruluşlar olduğu, KDV Kanununun 23/d maddesi hükmüne göre satılan malın kesin satış bedelinin KDV matrahı olacağı ifade edilmiştir.

Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinin “İspat” başlıklı (B) fıkrasında, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas alınacağı hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre,  söz konusu taşınmazın projesinde ve inşaat ruhsatında konut olarak gösterilmiş olması halinde kaba inşaatı bitmemiş olsa da konut olarak kabulü mümkün bulunmaktadır. Bu nedenle, taşınmazın icra yoluyla satışında, net alanının 150 m² ye kadar olması halinde  %1, 150 m² yi aşması halinde ise (%18) oranında KDV uygulanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

araçlarda ötv değişikliği 2016

1.6L ve altı

  • Motor hacmi 1.6L altında olup net fiyatı 55 bin TL altında olan otomobiller için ÖTV oranı değişmedi, %45
  • Motor hacmi 1.6L altında olup net fiyatı 55 bin TL üstünde olan otomobiller için yeni ÖTV oranı %74 oldu.

Pratikte bu değerler aşağıda yer alan tablodaki gibidir. Özetle bugün 94-95 bin tl ve üzeri fiyata sahip olan araçlar en az 19,700 TL kadar fazla vergi ödeyecek. Bu değerin altındaki araçlar ise bu ÖTV zammından etkilenmeyecek.

ötv 1

1.6L–2.0L arası

  • Motor hacmi 1.6L-2.0L aralığında olup net fiyatı 160 bin TL altında olan otomobiller için ÖTV oranı değişmedi, %90
  • Motor hacmi 1.6 L–2.0L arasında olup net fiyatı 160 bin TL üstünde olan araçlar için yeni ÖTV oranı %120 oldu.

ötv 2

2.0L ve üstü

  • Motor hacmi 2.0L üstünde olup net fiyatı 200 bin TL altında olan otomobiller için ÖTV oranı değişmedi, %145
  • Motor hacmi 2.0 üstünde olup net fiyatı 200 bin TL üstünde olan otomobiller için yeni ÖTV oranı %168 oldu.

ötv 3

Tüm hafif ticariler

  • Tüm hafif ticarilerin ÖTV oranı %15’den %20‘ye çıktı.

ötv 4

Kimler Etkileniyor?

Yüksek donanımlı C sınıfı araçlar ve üst segment tüm 1.6L ve altı araçlar diyebiliriz.

e defter geç gönderme cezası 2016

Hata: İletişim formu bulunamadı.

E-defter süresinde göndermeme cezası

ekran-resmi-2016-09-29-21-26-07

E-defter, E-Fatura, E-Arşiv kapsamında sorularınız için [email protected]

VUK
Usulsüzlük Dereceleri ve Cezaları
Madde 352

4. (3505 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle değişen bent) Vergi kanunlarında yazılı bildirmelerin zamanında yapılmamış olması (işe başlamayı bildirmek hariç);

460 Seri no lu VUK GT

1.Derece usulsüzlükler (Sermaye şirketleri için) 126,00 TL

Kentsel dönüşüm kapsamında yükleniciden ev alanlarda tapu harcı oranı kaçtır ?

Ancak, riskli yapı yerine yapılacak bağımsız bölümlerin hak sahipleri dışında kalan üçüncü kişilere satışı nedeniyle üçüncü kişilerle inşaatı yapan şirket arasında düzenlenen sözleşmelere damga vergisi uygulanacak ve tapuda yapılacak işlemlerden de tapu harcı alınacaktır. (Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü’nün 07.01.2015 tarih ve 10 sayılı Özelgesi)

 

% 2 Satıcı- % 2 Alıcı

Aynı Parselde hem riskli hem risksiz yapı var ise ne yapılacak ?-EVREN ÖZMEN

Bir parselde birden fazla yapı bulunması ve bu yapılardan bazılarının riskli yapı olarak tespit edilmiş olması halinde;

a) İlgili tapu müdürlüğünce, parsel üzerinde bulunan bütün yapıların değil, sadece riskli olarak tespit edilen yapıların tapu kütüğüne yapının açık adresi belirtilerek riskli yapı-belirtmesi işlenir.

b) Yürütülecek uygulamalara sahip oldukları hisseleri oranında riskli olarak tespit edilen yapıların maliklerinin en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir.

c) Riskli olarak tespit edilen yapıların yeniden inşası için düzenlenecek yapı ruhsatı, diğer maliklerin haklarının menfi olarak etkilenmemesi şartıyla, bütün maliklerin değil, sadece riskli yapıların maliklerinin talep ve muvafakatine istinaden düzenlenir. Riskli yapıların yeniden inşası için kurulacak kat irtifakında da, diğer maliklerin arsa payını etkilememesi kaydıyla sadece riskli yapıların maliklerinin talep ve muvafakati aranır.

ç) Riskli olarak tespit edilen yapıların bulunduğu alanın risksiz olan veya riskli yapı tespiti yapılmamış olan yapıların bulunduğu alandan ifrazı mümkün ise, ifraz, taksim, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemleri re’sen yapılır veya yaptırılır.”

Parsel bazında kentsel dönüşüm ve riskli yapı tespiti-EVREN ÖZMEN

Bir parselde birden fazla yapı bulunması ve bu yapıların tamamının riskli yapı olarak tespit edilmiş olması halinde, yürütülecek uygulamalara yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin sahip oldukları hisseleri oranında bütün maliklerin en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir.

Riskli yapı malikleri taşınmazlarına verilen rakamı istemezler ise bakanlık rayiç bedeli vererek alabilir.-Evren özmen

Riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etapta veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde; yapıların yıktırılmış olması şartı aranmaksızın ve yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, taksim, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, bütün maliklerce oybirliği ile karar verilememiş ise, anlaşma sağlanamayan maliklere ait taşınmazların değeri Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilir ve bu değer de gözetilerek oybirliği ile anlaşmaya çalışılır. Oybirliği ile anlaşma sağlanamaması halinde yapılacak uygulamalara sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karar anlaşma şartlarını ihtiva eden teklif ile birlikte karara katılmayanlara noter vasıtasıyla veya 7201 sayılı Kanuna göre tebliğ edilir ve bu tebliğde, onbeş gün içinde kararın ve teklifin kabul edilmemesi halinde arsa paylarının, Bakanlıkça tespit edilecek veya ettirilecek rayiç değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılacağı, paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu payların, rayiç bedeli Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edileceği bildirilir.

Yapısı riskli çıkan 60 günden sonra yıkıma başlamaz ve konutu boşaltmaz ise elektrik ve su verilmez-EVREN ÖZMEN

Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (ç) bentleri ile üçüncü ve altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Altmış günden az olmamak üzere süre verilerek riskli yapıların tahliyesi ve yıktırılması yapı maliklerinden istenir. Maliklere yapılacak tebligatta, riskli yapıyı kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi kullananlara tahliye için malik tarafından bildirim yapılması gerektiği belirtilir. Malik tarafından kiracı veya sınırlı ayni hak sahibine tahliye için bildirim yapılmadığının tespit edilmesi halinde bildirim idarece yapılır.”

“ç) (a) ve (c) bentlerinde belirtilen şekilde verilen süreler içinde riskli yapıların maliklerince yıktırılmaması hâlinde, riskli yapılara elektrik, su ve doğal gaz verilmemesi ve verilen hizmetlerin durdurulması ilgili kurum ve kuruluşlardan istenir. İdarenin talebi üzerine, ilgili kurum ve kuruluşların riskli yapılara verilen elektrik, su ve doğal gaz gibi hizmetleri durdurması zorunludur.”

“(3) Maliklere verilen süreler içerisinde maliklerce yıktırılmayan riskli yapılar mülki amire bildirilir ve bu yapıların tahliyesi ve yıktırma işlemleri, mülkî amirler tarafından sağlanacak kolluk kuvveti desteği ile İdarece yapılır veya yaptırılır.”

“(6) Müdürlük veya yetki devri yapılması durumunda İdare, yıktırılan riskli yapılara ilişkin bilgileri elektronik yazılım sistemine kaydeder. İdare, tahliye ve yıkım işlemleri gerçekleştirilemeyen riskli yapılara ilişkin bilgi ve belgeleri, ikişer aylık periyotlar hâlinde Müdürlüğe bildirir. Yukarıdaki fıkralara göre yıktırılamayan yapılar Bakanlıkça veya Müdürlükçe yıkılır veya yıktırılır. Bakanlık veya İdare tarafından yapılan yıktırmanın masraflarından malikler hisseleri oranında sorumludur. Yıktırma işleminin masrafı maliklerden genel hükümlere göre tahsil edilir.”

Adım Adım Riskli Yapı Süreci

MADDE 7 – (1) Riskli yapılar, Ek-2’de yer alan Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslara göre tespit edilir. Riskli yapı tespiti; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan yapılar ile hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar hakkında yapılır. İnşaat halinde olup ikamet edilmeyen yapılar ile metrukluk veya başka bir sebeple statik bakımdan yapı bütünlüğü bozulmuş olan yapılar riskli yapı tespitine konu edilmez.

(2) Riskli yapıların tespiti;

a) Öncelikle yapı malikleri veya kanunî temsilcileri tarafından, masrafları kendilerine ait olmak üzere yaptırılır. Riskli yapı tespiti talebi, talebe ilişkin dilekçe, güncel tapu durum belgesi ve kimlik belgesinin fotokopisi ile yapılır. 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmadığı için arsa paylı tapu var ise, arsa üzerinde fiilen bulunan yapının riskli yapı tespiti, yapının sahibi olan arsa payı sahibince yaptırılır. Arsa üzerindeki yapının başkasına ait olması ve bunun da tapu kütüğünde belirtilmiş olması halinde, riskli yapı tespiti lehine şerh olan tarafça yaptırılır.

b) Süre verilerek maliklerden veya kanunî temsilcilerinden istenebilir. Verilen süre içinde yaptırılmadığı takdirde, tespitler Bakanlıkça veya İdarece yapılır veya yaptırılır. Bakanlık, belirlediği alanlardaki riskli yapıların tespitini süre vererek İdareden de isteyebilir.

(3) İtiraz veya yargı kararı üzerine yeniden rapor tanzim edilmesinin gerekmesi, raporun gerçeğe aykırı düzenlendiğinin tespit edilmiş olması ve yapının risk durumunu etkileyebilecek kasdi bir müdahale dışında somut bir hadisenin gerçekleşmiş olması halleri hariç olmak üzere, her yapı için sadece bir adet riskli yapı tespiti raporu düzenlenebilir. Lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlar riskli yapı tespit talebi üzerine, o yapı hakkında daha önce riskli yapı tespit raporu düzenlenip düzenlenmediğini elektronik yazılım sistemi üzerinden kontrol eder. Elektronik yazılım sistemi üzerinden yapı kaydı oluşturulduktan sonra iki ay içerisinde riskli yapı tespitinin yapılmaması halinde tespit başvurusunda bulunan malikin talebi üzerine oluşturulan yapı kaydı elektronik yazılım sisteminden silinir. Riskli yapı tespit raporunda, tespite konu binanın Ulusal Adres Veri Tabanında belirtilen adresinin ve bina kodunun yer alması zorunludur.

(4) Riskli yapı tespitine ilişkin raporların bir örneği, tespit tarihinden itibaren en geç on iş günü içinde, tespiti yapan İdarece veya lisanslandırılmış kurum veya kuruluşça, tespite konu yapının bulunduğu ildeki Müdürlüğe veya Bakanlıkça yetki devri yapılması durumunda İdareye gönderilir. Raporlar Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde incelenir ve herhangi bir eksiklik tespit edilmesi halinde gerekli düzeltmeler yapılmak üzere raporu düzenleyen kurum veya kuruluşa iade edilir. Yapılan incelemede raporlarda herhangi bir eksiklik yok ise, riskli yapılar, Müdürlükçe en geç on iş günü içinde, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilmek üzere, ilgili tapu müdürlüğüne bildirir. Müdürlükçe veya riskli yapı tespitine karşı yapılan itirazı inceleyen teknik heyetçe, riskli yapı tespit raporunda tespit edilen teknik inceleme eksikliklerinin tamamının, raporu düzenleyen kurum veya kuruluşa bildirildiği tarihten itibaren otuz gün içinde düzeltilmesi ve raporun Müdürlüğe sunulması zorunludur. Lisanslı kurum veya kuruluşun otuz günlük süre içerisinde gerekçeli talebi üzerine eksikliklerin giderilmesi için ek süre verilebilir.

(5) İlgili tapu müdürlüğünce, tapu kütüğüne işlenen belirtmeler, riskli yapı tespitine karşı tebligat tarihinden itibaren onbeş gün içinde riskli yapının bulunduğu yerdeki Müdürlüğe itiraz edilebileceği, aksi takdirde İdarece verilecek süre içinde riskli yapının yıktırılması gerektiği de belirtilmek suretiyle, aynî ve şahsî hak sahiplerine 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre tebliğ edilir ve yapılan bu tebligat yazılı olarak veya elektronik ortamda Müdürlüğe bildirilir. Arsa paylı tapularda, arsa üzerindeki riskli yapının arsa malikleri dışındaki bir başkasına ait olması durumunda Müdürlükçe tapu müdürlüğüne bildirilecek yapı sahibine; arsa üzerinde birden fazla yapı olması ve riskli yapının arsa maliklerinden sadece bazılarına ait olması durumunda ise sadece riskli yapının sahibi olan arsa hissedarlarına ve ilgili aynî ve şahsî hak sahiplerine tebligat yapılır. Tapuda kayıtlı malikin ölmüş olması hâlinde, Bakanlık, Müdürlük veya İdare tebligat işlemleri için 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre mirasçılık belgesi çıkartmaya, kayyım tayin ettirmeye veya tapuda kayıtlı son malike göre işlem yapmaya yetkilidir.

(6) Riskli yapı tespitine karşı yapı malikleri veya kanunî temsilcilerince on beş gün içinde yapının bulunduğu yerdeki Müdürlüğe verilecek bir dilekçe ile itiraz edilebilir. İtirazın süresi içerisinde ve yapı malikince yapılıp yapılmadığı Müdürlükçe kontrol edilir. Süresi içinde yapılmayan itirazlar ile yapı malikince veya malikin vefat etmiş olması halinde mirasçılarınca yapılmayan itirazlar işleme alınmaz.

(7) Riskli yapı tespiti yapılan yapının bulunduğu ilde itirazı değerlendirecek teknik heyetin teşkil edilmemiş olması halinde, itiraz dilekçeleri ile itiraz edilen tespite ilişkin raporlar, yapının bulunduğu yerdeki Müdürlükçe, o il için yetkilendirilmiş teknik heyetin bulunduğu ildeki Müdürlüğe gönderilir.

(8) Riskli yapı tespiti neticesinin, itiraz üzerine veya yargı kararı ile değişmesi halinde, durum aynı şekilde ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir.

(9) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında olan yapıların riskli yapı tespiti yapı maliklerinin talebine istinaden yapılır. Riskli yapı tespitinin kesinleşmesinden sonra durum ilgili kültür varlıklarını koruma bölge kuruluna bildirilir ve bu kurulun alacağı karara göre uygulama yapılır.”

Riskli Yapı Süreci

Riskli yapıların tespiti;

a) Öncelikle yapı malikleri veya kanunî temsilcileri tarafından, masrafları kendilerine ait olmak üzere yaptırılır. Riskli yapı tespiti talebi, talebe ilişkin dilekçe, güncel tapu durum belgesi ve kimlik belgesinin fotokopisi ile yapılır. 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmadığı için arsa paylı tapu var ise, arsa üzerinde fiilen bulunan yapının riskli yapı tespiti, yapının sahibi olan arsa payı sahibince yaptırılır. Arsa üzerindeki yapının başkasına ait olması ve bunun da tapu kütüğünde belirtilmiş olması halinde, riskli yapı tespiti lehine şerh olan tarafça yaptırılır.

b) Süre verilerek maliklerden veya kanunî temsilcilerinden istenebilir. Verilen süre içinde yaptırılmadığı takdirde, tespitler Bakanlıkça veya İdarece yapılır veya yaptırılır. Bakanlık, belirlediği alanlardaki riskli yapıların tespitini süre vererek İdareden de isteyebilir.

Asgari ücret düşecek mi ? Gelir vergisi genel tebliğ- 294

28 Ekim 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29871
TEBLİĞ
Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

(SERİ NO: 294)

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç ve Yasal Düzenlemeler

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarındaki ücretlerde 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarife nedeniyle net ücretlerin 1.300,99 TL’nin altına düşmesi sonucu sadece 1.300,99 TL ile bunun altına düşen tutar arasındaki farkın ilave asgari geçim indirimi yoluyla telafisine yönelik olarak 26/10/2016 tarihli ve 6753 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanuna eklenen geçici 86 ncı maddenin uygulamasına ilişkin açıklamaların yapılmasıdır.

Yasal düzenlemeler

MADDE 2 – (1) 26/10/2016 tarihli ve 6753 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici 86 ncı madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 86 – 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ilişkin net ücretleri bu Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarife nedeniyle 32 nci maddedeki esaslara göre sadece kendisi için asgari geçim indirimi hesaplanan asgari ücretlilere 2016 yılı Ocak ayına ilişkin ödenen net ücretin altında kalanlara, bu tutar ile 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ilişkin olarak aylık hesaplanan net ücreti arasındaki fark tutar, ücretlinin asgari geçim indirimine ayrıca ilave edilir. Bu fıkrada geçen net ücret, yasal kesintiler sonrası ücret tutarına asgari geçim indiriminin ilavesi sonucu oluşan ücreti ifade eder.

Bu Kanunun bu maddeye aykırı olan hükümleri 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık ayları için uygulanmaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile mahsup şeklini ve dönemini belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

(2) 193 sayılı Kanunun 32 nci maddesi aşağıdaki gibidir:

“Asgarî geçim indirimi

Madde 32 – Ücretin gerçek usûlde vergilendirilmesinde asgarî geçim indirimi uygulanır.

Asgarî geçim indirimi; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgarî ücretin yıllık brüt tutarının; mükellefin kendisi için % 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10’u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5, üçüncü çocuk için % 10, diğer çocuklar için % 5’idir. Gelirin kısmî döneme ait olması halinde, ay kesirleri tam ay sayılmak suretiyle bu süreye isabet eden indirim tutarları esas alınır. Asgarî geçim indirimi, bu fıkraya göre belirlenen tutar ile 103 üncü maddedeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine uygulanan oranın çarpılmasıyla bulunan tutarın, hesaplanan vergiden mahsup edilmesi suretiyle uygulanır. Mahsup edilecek kısmın fazla olması halinde iade yapılmaz.

İndirimin uygulamasında “çocuk” tabiri, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları, “eş” tabiri ise, aralarında yasal evlilik bağı bulunan kişileri ifade eder.

İndirim tutarının tespitinde mükellefin, gelirin elde edildiği tarihteki medenî hali ve aile durumu esas alınır. İndirim, yukarıdaki oranlara göre hesaplanan tutarları aşmamak kaydıyla, ücret geliri elde eden aile fertlerinden her biri için ayrı ayrı, çocuklar için eşlerden yalnızca birisinin gelirine uygulanır. Boşananlar için indirim tutarının hesabında, nafakasını sağladıkları çocuk sayısı dikkate alınır.

Ücretlerin vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra, varsa teşvik amaçlı diğer indirim ve istisnalar dikkate alınır.

Bakanlar Kurulu, indirim konusu yapılacak toplam tutarın asgarî ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması şartıyla ikinci fıkrada belirtilen asgarî geçim indirimi oranlarını artırmaya veya kanunî oranına kadar indirmeye yetkilidir.

Asgarî geçim indiriminin uygulama dönemleri ve mahsup şekli ile diğer hususlara ilişkin usûl ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.”

(3) 4/12/2007 tarihli ve 26720 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 265)’nde asgari geçim indirimi uygulamasına ilişkin usul ve esaslar açıklanmıştır.

İKİNCİ BÖLÜM

Uygulama Esasları

Uygulamadan faydalanacaklar

MADDE 3 – (1) 2016 yılının Ocak ayından itibaren bekâr ve çocuksuz olan asgari ücretlilere 1.300,99 TL net ücret ödenmeye başlanmıştır.

(2) 2016 yılında asgari ücret tutarında yapılan artış nedeniyle 1.647 TL brüt asgari ücret geliri elde edenler ile 1.751,10 TL’ye kadar brüt ücret geliri olan hizmet erbabının da elde ettiği ücret gelirleri üzerinden ödemesi gereken gelir vergisi, 2016 yılının Ekim ayından itibaren 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesinin ikinci dilimi de dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Bu nedenle, söz konusu ücretlilerden bir kısmının eline geçen net ücret tutarı Ekim 2016 ayından itibaren 1.300,99 TL’nin altına düşmektedir.

(3) 26/10/2016 tarihli ve 6753 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanuna eklenen geçici 86 ncı maddede düzenlenen ilave asgari geçim indirimi uygulamasından, 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ilişkin net ücretleri 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarife nedeniyle 1.300,99 TL’nin altına düşen hizmet erbabı yararlanacaktır.

(4) Gelir vergisi tarifesi nedeniyle ücretlerinde düşüş olsa dahi net ücretleri 1.300,99 TL’nin altına düşmeyenler bu uygulamadan yararlanamayacaklardır.

(5) Hizmet erbabının, ücret aldığı dönemde işe başlaması veya işten ayrılması, ücretsiz izin ve benzeri nedenlerle net ücretinin 1.300,99 TL’nin altına düşmesi durumunda ilave asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.

Uygulama esasları

MADDE 4 – (1) 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarife nedeniyle 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ilişkin net ücretleri 1.300,99 TL’nin altına düşen hizmet erbabının ücretleri ilave asgari geçim indirimi ile 1.300,99 TL’ye tamamlanacaktır.

(2) 193 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan esaslara göre sadece kendisi için asgari geçim indirimi hesaplanan asgari ücretlilere 2016 yılı Ocak ayına ilişkin ödenen net ücret 1.300,99 TL’dir. Ödenen 1.300,99 TL ile 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ilişkin olarak aylık hesaplanan net ücret arasındaki fark tutar, Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 265)’nde belirtilen esaslara göre düzenlenen “Asgari Geçim İndirimi Bordrosu”nda hesaplanan asgari geçim indirimine ayrıca ilave edilecektir.

(3) Asgari geçim indirimi bordrosunda yer alan ilave tutar dahil toplam asgari geçim indirimi tutarı, ücret ödemesinin yapıldığı döneme ilişkin ücret bordrosunun “Asgari Geçim İndirimi” satırına aktarılacaktır.

(4) İkinci fıkrada belirtilen esaslara göre hesaplanan ilave tutar dahil toplam asgari geçim indirimi tutarı, hizmet erbabının ücreti üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için, söz konusu tutarın ücretlilere ödenmiş olması gerekmektedir.

(5) Asgari geçim indiriminin toplamı, ücretlinin o aydaki ücretinden kesilen gelir vergisinden fazla olamayacaktır.

(6) Bu Tebliğin uygulamasında net ücret, yasal kesintiler sonrası ücret tutarına asgari geçim indiriminin ilavesi sonucu oluşan ücreti ifade etmektedir.

(7) Asgari geçim indiriminin hesaplanması ve uygulanmasına ilişkin olarak bu Tebliğde yer almayan hususlar hakkında Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 265)’nde yer alan açıklamalar dikkate alınacaktır.

ÖRNEK 1: Bekâr ve çocuksuz olan hizmet erbabı Bay (A)’nın 2016 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.300,99 TL’dir.

193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle Bay (A)’nın, 2016 yılı Ekim ayı net ücreti ise 1.231,08 TL’ye düşmektedir.

Bu hizmet erbabının söz konusu dönemde eline geçen ücretinin 1.300,99 TL’nin altında kalan kısmı olan (1.300,99-1.231,08=) 69,91 TL asgari geçim indirimine ilave edilerek hizmet erbabına ödenecektir.

Böylece, örneğimizdeki bekâr ve çocuksuz hizmet erbabının, 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarında vergi tarifesinin ikinci dilimine girmesinden kaynaklanan aylık 69,91 TL’lik tutar, asgari geçim indirimi yoluyla telafi edilecek ve kendisine 1.300,99 TL ödenecektir.

ÖRNEK 2: Bay (B) asgari ücretli olarak çalışmaktadır. Bay (B), evli ve 1 çocuklu olup eşi çalışmamaktadır.

Bay (B)’nin 2016 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.344,22 TL olup Ekim ayı net ücreti ise 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle 1.274,22 TL’ye düşmektedir.

Buna göre, hizmet erbabının söz konusu dönemde eline geçen ücretinin 1.300,99 TL’nin altında kalan kısmı olan (1.300,99-1.274,22=) 26,77 TL asgari geçim indirimine ilave edilerek hizmet erbabına ödenecektir.

Böylece, örneğimizdeki hizmet erbabının, 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarında vergi tarifesinin ikinci dilimine girmesinden kaynaklanan aylık 26,77 TL’lik tutar, asgari geçim indirimi yoluyla telafi edilecek ve kendisine 1.300,99 TL ödenecektir.

ÖRNEK 3: Evli, eşi ücretli olarak çalışan Bayan (C), 1.700 TL brüt ücret almaktadır. Bayan (C)’nin 2016 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.338,88 TL’dir. Ekim ayı net ücreti ise 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle 1.266,63 TL’ye düştüğünden (1.300,99-1.266,63=) 34,36 TL’lik fark ücretlinin asgari geçim indirimine ilave edilecek ve kendisine 1.300,99 TL ödenecektir.

ÖRNEK 4: Bay (D) asgari ücretle çalışmaktadır. Bay (D) evli ve 3 çocuklu olup eşi çalışmamaktadır.

Bay (D)’nin 2016 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.387,45 TL’dir. Ekim ayı net ücreti ise 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle 1.317,45 TL’ye düşmektedir.

Bay (D), Ekim ayı net ücreti 1.300,99 TL’nin altına düşmediğinden ilave asgari geçim indiriminden yararlanamayacak ve kendisine 1.317,45 TL ödenecektir.

Yürürlük

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ 1/10/2016 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.