OKUL ÜCRETİ VERGİDEN DÜŞÜLÜR MÜ ?EYLÜL 2017

Okulların açılmasına fazla bir zaman kalmadı. Velilere, eğitim alanında yatırım yapan girişimcilere ve eğitimle ilgili sosyal sorumluluk gereği bağış yapan veya öğrencilere burs veren hayırseverlere bazı vergi hatırlatmaları yapmanın tam zamanı.

Eğitim harcamalarının vergi matrahından indirimi

Gelir türü ne olursa olsun, yıllık gelir vergisi beyannamesi veren gerçek kişilerin, yaptıkları eğitim harcamalarını, belli sınırlar çerçevesinde gelir vergisi matrahından indirmeleri mümkün.

Konuyla ilgili olarak kısaca şunlar söylenebilir:

• Bu olanak sadece gelirini beyan eden kişiler için mümkün. Gelirini beyan etmek zorunda olmayan, örneğin ücretlilerin büyük bölümü için bu olanak yok.

• Beyan edilen gelirden indirilebilecek eğitim harcamalarının, mükellefin kendisine, eşine veya küçük çocuklarına ait olması gerekiyor.

• Eğitim harcamasının beyan edilen gelirden indirilebilmesi için, Türkiye’de gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden fatura alınması gerekiyor. Dolayısıyla yurt dışında yapılan harcamaların veya mükellefiyeti bulunmayan örneğin vakıf üniversitelerine yapılan ödemelerin matrahtan indirimi mümkün değil.

• Yukarıdaki sınırlar çerçevesinde her türlü eğitim harcaması, beyan edilen gelirden indirilebilir. Bu kapsamda örnek olarak; okul ve kreş ücretleri, kitap ve kırtasiye harcamaları, yurt ücretleri, eğitim amaçlı olarak kullanılan internet hizmet bedeli ve okul servis ücretleri sayılabilir.

• Okul aile birliğine veya okul koruma örneğine yapılan bağışlar, bu kapsamda matrahtan düşülemez

Üzerinde yapı bulunmayan parsellerin kentsel dönüşüme girmesi

Kentsel Dönüşüm Uzmanı Av. Ahmet Aydın
Kentsel dönüşüm sürecinde ihtilaflı olan konularda hak sahiplerinin en sık sorduğu soruların yanıtını öğrenmek için videolarımızı izleyebilirsiniz.
 
Üzerinde yapı bulunmayan parsellerin kentsel dönüşüme girmesi
Üzerinde yapı bulunmayan parseller pratik anlamda iki şekilde kentsel dönüşüme girebilir. Bunlardan birincisi riskli alan kapsamında, ikincisi ise riskli yapı kapsamındadır. Şayet riskli alan kapsamında bir parseli kentsel dönüşüme sokacaksak, bir kere en az 15.000 m2’lik bir alana ihtiyaç vardır.
Ayrıca uygulama yapılacak alanın zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal riski olduğuna dair teknik rapor, harita, uydu görüntüleri, jeolojik etüd çalışmaları gibi belgelerle donatılmış bir dosyayı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı’nın da görüşü alınarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı?na müracat gerekecektir.
Hazırlanan bu dosya Bakanlık tarafından, Bakanlar Kurulu’na sunulacak ve Bakanlar Kurulu’ndan da olumlu olarak geçmesi sonrasında resmi gazetede yayınlanarak alanımız riskli ilan edilecektir ve boş olan bir arsa bu şekilde kentsel dönüşüme dahil edilmiş olacaktır.
Riskli yapı kapsamında ise, 6306 Sayılı yasanın Uygulama Yönetmeliği’nin 15/9 maddesi gereği 2/3 çoğunluğun kararıyla parselin yan parsel veya parsellerle tevhidine karar verilebilir. Yani riskli bir arsa ile riskli olmayan bir parsel birleştirilebilir.
Bir parselde birden çok yapı olması durumunda kentsel dönüşüm
Bir parselde birden çok yapı mevcut ise ve tüm binalarda yapılan incelemelerde tüm binaların da riskli olduğu sonucuna varılmışsa, tüm yapıların beyanlar hanesine ayrı ayrı riskli yapı belirtmesi yapılır ve tüm parsel maliklerinin 2/3 çoğunluğuyla istenilen karar alınacaktır. Ancak bir kısım yapıların riskli olması ve buna rağmen bir kısım yapıların ise sağlam olması halinde bazı sorunlar ortaya çıkar.
Alternatifler:
– Sağlam olan yapıların beyanlar hanesi boş bırakılacak, yalnızca riskli yapıların beyanlar hanesine riskli yapı belirmesi işlenecek.
– Normal şartlarda, bu yasa çıkmadan önce, yalnızca bir kısım yapılar yenilenecekse tüm hissedarların rızası ve binaları sağlam çıkan hak sahiplerinin, hissedar muvafakatları gerekliyken 6306 sayılı yasa uygulamasına göre riskli yapıların yeniden inşaası için gerekli olan yapı ruhsatı, binaları riskli olan maliklerin haklarının olumsuz etkilenmemesi için tüm hissedarlarının değil, sadece riskli yapı maliklerinin muvafakatine istinaden düzenlenecektir.
– Riskli olarak tespit edilen yapıların yeniden inşaası için bu yapıların bulunduğu alanın risksiz olan yapılardan ifrazı (yani ayrılması) şayet hukuken mümkünse ifraz için normal şartlarda aranan oybirliği şartı yine burada uygulanmayacak 2/3 çoğunluk kararıyla aynı parseldeki birden çok yapılar ayrıştırılabilecektir.
Bina ortak karar protokolünün hazırlanması
Ortak karar protokolü aslında, arsa sahiplerinin bir araya gelerek 2/3 arsa payı oranıyla binalarının hangi yol ve yöntemlerin kullanılarak dönüştürüleceğinin belirlendiği bir toplantıdır. Protokole dayanak olan bu toplantının; riskli yapı kararının kesinleşmesi ve SPK lisanlı değerleme şirketince değerleme raporunun tanzim etmesinden sonra ve binanın yıkılmasını takip eden 30 günden önce yapılmış olmalıdır ancak toplantı erken yapılırsa geçersizdir, yıkımdan sonraki 30. günün sonrasına bırakılırsa da parselin acele kamulaştırmayla kamulaştırılması gündeme gelecektir.
Kentsel dönüşümde 2/3 bina yenileme kararının işletilmesi
Tebligata rağmen katılmayan veya katıldığı halde toplantıda alınan kararlara iştirak etmeyen hak sahipleri için uygulama yönetmeliğinin 15 maddesine göre alınan kararlar noter vasıtasıyla tebliğ edilir.
1/3?ünde yer alan hak sahibine tebliğden itibaren 15 gün süre içinde uygulama toplantısında alınan kararlara iştirak edilmesi bir kez daha istenecektir.
Aksi takdirde verilecek 15 günlük süreden sonra bakanlık tarafından belirlenecek rayiç değer üzerinden arsa paylarının o taşınmazda bulunan diğer hak sahiplerine açık artırma suretiyle satılacağı, satın alan olmadığı takdirde, arsa paylarının bakanlıkça bedeli ödenmek suretiyle Hazine adına satın alınacağı noter vasıtasıyla bildirilecektir. Bu sayede 2/3 çoğunluğa sahip hak sahiplerinin uygulama toplantılarında aldıkları kararların icrası için büyük bir aşama kaydedilmiş olacaktır.
Kentsel dönüşümde muhalif hak sahiplerinin arsa payları
Riskli yapılarda yeniden yapım ve uygulama toplantısına geçerli tebliğe rağmen katılmayan veya katıldığı halde kararlara iştirak etmeyen hak sahiplerinin arsa payları uygulama yönetmeliğinin 15/A maddesindeki esaslar çerçevesinde açık artırma suretiyle taşınmazda bulunan diğer hak sahiplerine satılır. Taşınmaz üzerinde bulunan ipotekler satışa engel olmaz.
Bağımsız bölüme ilişkin arsa paylarının rayiç bedelinden aşağı olmamak üzere açık artırmada en fazla fiyat veren hak sahibine satışın yapılmasına karar verilir.

ORTAK KARAR PROTOKOLÜ ÖRNEĞİ-KENTSEL DÖNÜŞÜM

BİNA YIKILDIKTAN SONRA YAPILMASI ZORUNLU DEĞİLDİR.

PROTOKOL İÇİN BİZE ULAŞIN

TOPLANTI ERKEN YAPILIR İSE GEÇERSİZ

TOPLANTI YAPMAK İÇİN RİSKLİ YAPI KARARI VE MUAFİYET KARARI

SPK RAPORUNUN OLMASI

USÜLÜNE UYGUN GÜNDEM VE ÇAĞRI YAPILMASI GEREKLİDİR.

TOPLANTIYA HER HAK SAHİBİ ÇAĞIRILMALIDIR

NOTERDEN ÇAĞRI ZORUNLU DEĞİLDİR

ASALETEN VE VEKALETEN KATILANLARIN AYRI YAZILMASI

VEKALETTE KENTSEL DÖNÜŞÜM KANUNUNA GÖRE ALINMASI GEREKLİDİR.

SATIŞA KONU EDİLECEK PAYLARIN KARARI DÜZGÜN YAZILMALIDIR

YIKIM KARARI TOPLANTIDA OKUNMALIDIR. DEĞERLEME RAPORU TEBLİĞ EDİLECEKTİR.

HANGİ YÖNTEM UYGULANACAĞIN YAZILMASI GEREKLİDİR

ADIM ADIM KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECİ

 

  1. Yapılması gereken ilk şey, yapının deprem açısından risk taşıyıp taşımadığının tespit edilmesidir. Bu tespit işlemi “Risk Tespit Raporu” ile yapılır. Bu raporu almak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü’ne veya bakanlıkça yetkilendirilmiş kuruluşlara başvuru yapılabilir. (Yetkilendirilmiş kuruluşların listesine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne ait “http://www.csb.gov.tr/gm/altyapi/” adresli internet sitesinden ulaşılabilir). Ayrıca vatandaşlar yapılarını belediyelere, il özel idarelerine, büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerine, büyükşehir ilçe belediyelerine de tespit ettirebilirler. Bu aşamada herhangi bir çoğunluk aranmaz. Maliklerden birinin veya kanuni temsilcisinin müracaatı ile bu tespit yapılabilir. Müracaat için tapu belgesinin ve kimlik belgesinin fotokopisi gereklidir. Riskli yapılar, 6/3/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tespit edilir.

Yapının riskli olup olmadığının tespiti aşamasında Bakanlık “Tespit Kredisi” imkanı da sunmaktadır. Kredi tutarının hak sahibinin hesabına aktarıldığı tarihten itibaren üç ay içerisinde tespitin yaptırılması ve Bakanlığa gönderilmesi zorunludur.

  • Tespit Kredisi kullanmak isteyen hak sahiplerince, bulundukları yerdeki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine başvurulur.
  • Kredinin geri ödeme süresi 24 aydır.
  • Geri ödemeler kredinin verildiği tarihi takip eden ay başlar.
  1. Bakanlık ya da başvurduğunuz yetkili kuruluş, binanızda yaptığı gerekli inceleme, tespit ve çalışmalar sonucu binanız için Risk Tespit Raporunu hazırlar.
  2. Eğer yapınız riskli olarak tespit edilmemişse yapılması gereken başka herhangi bir işlem yoktur.
  3. Yapılan tespitler neticesinde riskli olduğu tespit edilen yapılar, tespiti yapanlar tarafından Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne bildirilir. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri raporları inceler, raporlarda eksik veyahut yanlış hususların bulunması halinde raporlar ilgilisine iade edilir, diğer raporlar ise ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir.Eğer yapınız riskli olarak tespit edilmişse, Bakanlık bu durumu yapınızın kayıtlı bulunduğu tapu sicil müdürlüğüne bildirir ve yapınızın tapu sicil kaydı üzerine riskli yapı olduğuna dair şerh konulur.
  4. İlgili tapu müdürlüğünce, tapu kütüğüne işlenen belirtmeler, riskli yapı tespitine karşı tebligat tarihinden itibaren onbeş gün içinde riskli yapının bulunduğu yerdeki Müdürlüğe dilekçe ile itiraz edilebileceği, aksi takdirde tebligat tarihinden itibaren İdarece altmış günden az olmamak üzere belirlenen süre içinde yapının yıktırılması gerektiği de belirtilmek suretiyle, aynî ve şahsî hak sahiplerine tebliğ edilir ve yapılan bu tebligat Müdürlüğe bildirilir.
  5. Itirazlari inceleyecek olan teknik heyet, üniversitelerden bildirilen dört üye ile en az ikisi inşaat mühendisi olmak üzere, Bakanlik teşkilâtinda görev yapan üç üyenin istiraki ile teşkil edilir. Riskli yapı tespitinin, itiraz üzerine değişmesi halinde, durum aynı şekilde ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir.
  6. Onay yazısının size tebliğinden sonra yapınızın yenilenmesi gerekiyor ise (yapınız riskli olarak tespit edilmişse), 60 gün içinde bina maliklerinin en az 2/3 (tapu hisse) çoğunluğu ile Bina Ortak Karar Protokolü imza altına alınır. Bu protokolün hazırlanma sürecinde bina kat malikleri arasında karşılıklı görüşülerek bir sonuca varılamamışsa, yöneticinin veya denetçinin veya kat maliklerinin üçte birinin istemi üzerine, noter vasıtası ile yapılacak tebligat ile kat malikleri kurulu toplantıya çağrılır. Bu toplantıda yürütülecek uygulamalar konusunda bütün maliklerce oybirliği ile anlaşma sağlanamaması halinde, öncelikle riskli yapının değeri, Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilir ve bu değer gözetilerek oybirliği ile anlaşmaya çalışılır,  anlaşma sağlanamaması durumunda, yapılacak uygulamaya sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karar tutanağa bağlanır ve toplantıda bulunan bütün kat maliklerince imzalanır.

En az üçte iki çoğunluk ile alınan karar, karara katılmayanlara ve kat malikleri kurulu toplantısına iştirak etmeyenlere noter vasıtasıyla tebliğ edilir ve bu tebliğde, onbeş gün içinde bu kararın kabul edilmemesi halinde bağımsız bölümlerine ilişkin arsa paylarının, Bakanlıkça tesbit edilecek rayiç değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılacağı, bu suretle paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu payların, rayiç bedeli Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edileceği bildirilir

En az üçte iki çoğunluk ile alınacak kararlar ve anlaşma şartları Müdürlüğe bildirilir. Anlaşmaya katılmayan maliklerin bağımsız bölümlerine ilişkin arsa payları; Bakanlıkça tespit ettirilen arsa payı değeri üzerinden anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır. Bu suretle paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu paylar, Bakanlığın talebi üzerine, tespit edilen rayiç bedeli de Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edilir ve yapılan anlaşma çerçevesinde değerlendirilmek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır.

  1. En az üçte iki çoğunluk ile alınacak kararlar ve anlaşma şartları (Bina Ortak Karar Protokolü) bağlı bulunduğunuz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kentsel Dönüşüm İl Müdürlüğü’ne bir dilekçe ile sunulur. Anlaşmaya katılmayan maliklerin bağımsız bölümlerine ilişkin arsa payları; Bakanlıkça tespit ettirilen arsa payı değeri üzerinden anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır. Bu suretle paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu paylar, Bakanlığın talebi üzerine, tespit edilen rayiç bedeli de Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edilir ve yapılan anlaşma çerçevesinde değerlendirilmek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır.
  2. Riskli yapıların altmış günlük süre içinde maliklerince yıktırılıp yıktırılmadığı, Müdürlükçe mahallinde kontrol edilir ve riskli yapı, malik tarafından yıktırılmamış ise, yapının idarî makamlarca yıktırılacağı belirtilerek ve otuz günden az olmak üzere ek süre verilerek tebligatta bulunulur. Bu süre sonunda da riskli yapıların maliklerince yıktırılmaması halinde, riskli yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri; yıktırma masrafı öncelikle dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere, mahallî idarelerin de iştiraki ile mülki amirler tarafından yapılır veya yaptırılır.
  3. Riskli yapının yine de yıktırılmadığı tespit durumlarda Bakanlıkça yazılı olarak İdareye bildirilir. Buna rağmen yıktırılmadığı tespit edilen yapılar, Bakanlıkça yıkılır veya yıktırılır. Bakanlık veya İdare tarafından yapılan yıktırmanın masrafları, ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir. Tapu müdürlüğü, yıkılan binanın paydaşlarının müteselsil sorumlu olmalarını sağlamak üzere tapu kaydındaki arsa payları üzerine masraf tutarında müşterek ipotek belirtmesinde bulunarak Bakanlığa veya İdareye ve binanın aynî ve şahsî hak sahiplerine bilgi verir.
  4. Bakanlık riskli olarak tespit edilen yapıda ikamet eden malik ya da kiracılara kira yardımı yapabilir. Kira yardımı yapı malikleri için aylık olarak ödenecek olup 18 ay ile sınırlıdır. Kiracılar içinse Bakanlıkça tespit edilen yardım miktarı tek seferde ödenir.
  5. Riskli yapı sahibinin Bakanlık ile anlaşma yapan bankalardan kredi kullanması halinde Bakanlık kredi faiz desteği sağlar. Hak sahibi hem kira yardımı hem faiz desteği alamaz. Bir başka ifadeyle, kira yardımı alan kişi faiz desteği; faiz desteği alan kişi ise kira yardımı alamaz.
  6. Riskli yapının yenilenmesi için yıkılması, yeniden inşaatı veya güçlendirmesi amacıyla Bakanlık aracılığı ile kredi olanaklarından yararlanmak isteyen hak sahipleri Bakanlığa talepte bulunabilirler. Bu kredilerle ilgili detaylı bilgilere ise şu internet adresinden ulaşılabilir: http://www.csb.gov.tr/gm/altyapi/finansman_destegi.html
  7. Riskli yapının yeniden inşaatı veya güçlendirmesinin yapılması için tüm projeler hazırlatılır ve ilgili belediyeden ruhsat alınır.
  8. Yapının yeniden inşaat ve güçlendirme uygulaması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müteahhitlik Lisansı’na sahip şirketler ile sözleşme yapılabilir. Yapı maliki dilerse bu uygulamaları bizzat da yürütebilir.
  9. Yapımı tamamlanan bina-yapı için bağlı bulunulan Belediyeden (Depreme dayanıklı, projesine uygun yapılmış, eksiksiz bina) İSKANLI TAPULARINIZ alınır.

Kooperatiften ayrılan yönetim kurulu üyesinin mal bildirimi verirken bakanlığa vermesi gereken dilekçe

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı

İstanbul-Eminönü İl Müdürlüğüne

 

 

 

S.S. … işletme kooperatifindeki yönetim kurulu üyeliği görevimden ….. tarihi itibari ile istifa etmiş bulunuyorum.

 

3268 Sayılı mal bildiriminde bulunulması, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele kanununun 6 maddesinin e fıkrasına istinaden mal bildirim formu bu yazı ekinde tarafınıza sunulmuştur.

Kooperatiflerde veraset yolu ile ortaklık-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

 

 

                       

 

Kooperatif anasözleşmesinin konuya ilişkin 16.maddesi hükmü aynen aşağıya alınmıştır.

 

“Ferdi münasebete geçilmeden önce ölen ortağın kanuni mirasçılarının üç ay içinde temsilci tayin ederek kooperatife bildirmeleri halinde, ortaklık hak ve yükümlülükleri kanuni mirasçıları lehine devam eder.

 

Mirasçıların temsilci tayin etmemeleri veya ortaklığa devam etmek istememeleri halinde, ölen ortağın alacak ve borçları 15’inci madde hükümlerine göre tasfiye edilir.”

 

Diğer taraftan yapı kooperatiflerinde payın bölünmezlik ilkesi gereği, bir pay üzerinde birden çok kişinin ortaklık hakkının olması, o payın dışarıya karşı bölünmezliği nedeniyle tamamının hakları toplamı payı oluşturduğundan, tamamı bir pay kabul edilerek temsilci tayinini gerektirmektedir.

Continue reading

Yenilenebilir enerji Kooperatifleri

Halkımız kendi elektriğini kendisi üretecek

TÜRKİYE’YE NEFES

 ALDIRACAK PROJE

Yasal engeller kaldırıldı. Yenilenebilir enerji kooperatifi kurmanın önü açıldı

Türkiye enerjiye çok büyük faturalar ödüyor. “Enerjimizi yerli kaynaklardan karşılasak bütçemiz fazla verir” diyorlar. Geçen ay gerçekleşen Rüzgar Enerjisi ihalesi ülkemiz için umut olurken, bir başka müjdeli haberi Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın Kooperatifler Genel Müdürlüğü’nden aldık.

LİSANSSIZ ÜRETİM

İzmir Fuarı’nda stand açan bakanlığın uzmanları, Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri kurun çağrısı yaptı. Geçen ay yayınlanıp yürürlüğe giren 1 MW’a kadar lisanssız üretim sektörün önünü açarken Gümrük ve Ticaret Bakanlığı uzmanlarından Gülsüm Gözde Ayanoğlu,”Her türlü danışmanlığı ücretsiz olarak veriyoruz” dedi.

PROJE ÇOK AMAÇLI

Türkiye’de çiftçilerin, küçük sanayi sitelerinin birleşerek Yenilenebilir Enerji Kooperatifi kurmasının enerji bağımlılığını azaltacağını belirten Ayanoğlu, “Hem kendi elektrik ihtiyacımızı karşılayacağız hem de dağıtım şirketlerine 10 yıl boyunca fazla üretilen enerjiyi satıp, bireysel emeklilik gibi para biriktireceğiz” diye konuştu.

GÜLSÜM GÖZDE AYANOĞLU TRT KENT RADYO’DA İBRAHİM IRMAK’A VE TARIK YENEN’E KONUK OLDU VE YENİLENEBİLİR ENERJİ KOOPERATİFLERİNİ ANLATTI.

Eylül 2017 Vergi Takvimi-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Vergi Türü İlk Beyan Tarihi Son Beyan Tarihi Son ödeme Tarihi
Ağustos 2017 Dönemine Ait Muhtasar Beyanname 01.09.2017 25.09.2017 26.09.2017
Ağustos 2017 Dönemine Ait (Form Ba-Bs) 01.09.2017 30.09.2017 Ödeme Yapılmamaktadır
Ağustos Dönemine ait Sigorta bildirimi 01.09.2017 23.09.2017 30.09.2017

 

Ağustos 2017 Dönemine Ait Kdv Beyanname 01.09.2017 25.09.2017 26.09.2017

ÖZMEN MALİ MÜŞAVİRLİK-İSTANBUL ATAŞEHİR-EVREN ÖZMEN

Özmen Mali Müşavirlik olarak 18 kişilik ekibimiz ile Ataşehir İstanbul’da faaliyet göstermekteyiz.

Ekran Resmi 2017-06-19 00.46.02

Nasıl Çalışıyoruz ? Nereden Başlıyoruz
1- İlk olarak  firma yetkilileri ile Vergisel ve Muhasebe anlamında 2 saati aşmayacak sizleri sıkmayacak kısa ve öz bilgileri aktaracağımız bir toplantı yapıyoruz.
2- Mail atmak bizim için önemli ancak Trello üzerinden daha hızlı ve verimli olacağımızı düşünmekteyiz.
3-Mümkün ise çalıştığımız firmalara Paraşüt programını ön muhasebe tarafında kullanmalarını öneriyoruz
4-Aylık Muhasebe düzeninde sürekli bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Bizim için en önemli konu sürekli iletişim
5-Deadline’lar bizim için de çok önemli, firma içinde iletişimde bulunduğumuz ön muhasebe personelini veya ilgili kişiye önemli tarihleri önceden hatırlatıyoruz.
6-Ay Başında vergi takvimi, vergi ve sgk ödeme zamanlarında mutlaka mailing yapıyoruz.
7-Mail veya Trello üzerinden sizlere daha hızlı dönüş yapabiliyoruz. Ancak isterseniz bizi her zaman arayabilirsiniz.
8- Çalıştığımız firmaları E-Fatura E-Arşiv E defter kapsamında çalışmaları için yönlendiriyoruz ve bu süreçte kendilerine destek oluyoruz.
9-İnfografikleri seviyoruz, biz nasıl yazılımcı değilsek, müşterilerimizin de finans uzmanı olmadığının farkındayız, bu nedenle mümkün olduğunca mali bilgileri anlaşılır sunmayı amaçlıyoruz. Bu sayede bilgiyi en iyi şekilde paylaşacağımıza inanıyoruz.
10-Webrazzi, Techcrunch, venturebeat sitelerine bizde bayılıyoruz 🙂Fintech firmalar özel ilgi alanımız, hatta bizim de kendimize göre bir software yazılımımız var 🙂 http://www.raporhazir.com

Özet olarak Yenilikçi, hızlı, çözüm odaklı ve sürekli öğrenme odaklı anlayışımız ile firmaların sorunlarını bilerek ve aynı dili konuşarak hizmet vermeye çalışmaktayız.

Bizden beklenenler dışında beklenmeyenleri de sunmayı hedefliyoruz.

Bize mail adresimizden veya aşağıdaki iletişim kutusundan ulaşabilirsiniz.
iletişim : [email protected]
Batı Ataşehir Teknik Yapı Deluxia Palace A-157/ A-158/ A-288
0216 352 29 61

ÖZMEN MALİ MÜŞAVİRLİK-İSTANBUL-ATAŞEHİR

Hata: İletişim formu bulunamadı.

 

Kooperatif Kat Karşılığı inşaat kdv , fatura 2017 Ağustos güncel özelge mukteza

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Sayı: 64597866-105[267-2016]-15442

17.08.2017

Konu: Kat karşılığı olarak yapılan arsa teslimlerinde belge düzeni.

İlgide kayıtlı özelge talep formlarınızda; şirketiniz ile … (müteahhit firma) arasında 17.03.2010 tarihinde “Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” imzalandığı, şirketiniz ile müteahhit firma arasındaki paylaşım oranının %50 olarak belirlendiği, müteahhit firmaya isabet eden arsa payının mülkiyet devrinin inşaatın bitimini müteakip şirketinize isabet eden bağımsız birimlerin teslimi karşılığında yapılacağı, kaba inşaatın tamamlanması sürecinde müteahhit firma tarafından kendi payına isabet eden iş yeri mahiyetindeki bağımsız birimlerin bir kısmının nakit karşılığı satıldığı, müteahhit firma tarafından satılan bağımsız birimlere isabet eden ve şirketiniz uhdesinde bulunan arsa paylarına ait mülkiyetlerin doğrudan müşterilere devrinin talep edildiği  belirtilerek;

Ekran Resmi 2017-06-19 00.46.02

– Şirketiniz aktifine kayıtlı arsaya ilişkin faturanın, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu, diğer bir ifadeyle inşaatın tamamlanarak arsa karşılığı bağımsız birimlerin şirketinize teslim edildiği tarihte düzenlenmesinde herhangi bir sakınca bulunup bulunmadığı ile faturada, arsa karşılığı alınan bağımsız birimlerin emsal bedeli (arsa payı dahil) üzerinden genel oranda KDV hesaplanıp hesaplanmayacağı,

 

– Müteahhit firma tarafından şirketinize teslim edilecek bağımsız birimlerin bedelinin müteahhit firmanın muhasebe kayıtlarından tespiti mümkün olduğundan “inşaat maliyet bedeli + müteahhit kâr marjından” oluşan bir bedel ile şirketinize fatura edilmesinin, karşılığında şirketiniz tarafından müteahhit firmaya devredilecek arsa payı için de aynı bedelli bir fatura düzenlenmesinin mümkün olup olmayacağı,

 

– İnşaat tamamlanmadan müteahhit firmaya ait kısım üzerinden, müteahhit firma tarafından yapılan satışlar için şirketinizin fatura düzenlemek mecburiyetinde olup olmayacağı

 

hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

I- 213 SAYILI VERGİ USUL KANUNU UYGULAMASI

 

Vergi Usul Kanununun;

 

– 227 nci maddesinde; “Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.”

 

– 229 uncu maddesinde; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.”,

 

– 231 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde; “Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir.”

 

– 232 nci maddesinde; “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler; birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere, vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.

 

Yukarıdakiler dışında kalanların birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tespit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin (1/1/2017 tarihinden geçerli olmak üzere) 900,00 TL’yi geçmesi veya bedeli (1/1/2017 tarihinden geçerli olmak üzere) 900,00 TL’den az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesi mecburidir.”,

 

– 267 nci maddesinde, “Emsal bedeli, gerçek bedeli olmayan veya bilinmeyen veyahut doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değerdir.

 

Emsal bedeli sıra ile, aşağıdaki esaslara göre tayin olunur.

 

Birinci sıra: (Ortalama fiyat esası) Aynı cins ve nevideki mallardan sıra ile değerlemenin yapılacağı ayda veya bir evvelki veya bir daha evvelki aylarda satış yapılmışsa, emsal bedeli bu satışların miktar ve tutarına göre mükellef tarafından çıkarılacak olan “Ortalama satış fiyatı” ile hesaplanır. Bu esasın uygulanması için, aylık satış miktarının, emsal bedeli tayin olunacak her bir malın miktarına nazaran % 25’ten az olmaması şarttır.

 

İkinci sıra: (Maliyet bedeli esası) Emsal bedeli belli edilecek malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, bu takdirde mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için % 5, perakende satışlar için % 10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli eder.

 

Üçüncü sıra: (Takdir esası) Yukarıda yazılı esaslara göre belli edilemeyen emsal bedelleri ilgililerin müracaatı üzerine takdir komisyonunca takdir yolu ile belli edilir. Takdirler, maliyet bedeli ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma dereceleri nazara alınmak suretiyle yapılır. Takdir edilen bedellere mükelleflerin vergi mahkemesinde dava açma hakkı mahfuzdur. Ancak, dava açılması verginin tahakkuk ve tahsilini durdurmaz.

 

Emsal bedelinin mükellef tarafından bizzat hesaplandığı hallerde, bu hesaplara ait kayıt ve cetveller ispat edici kağıtlar olarak muhafaza edilir.

 

Yukarıdaki esaslarla mukayyet olmaksızın kaza mercilerinin re’sen biçtikleri değerler ile zirai kazanç ölçülerini tespit eden kararnamelerde yer alan unsurlar emsal bedeli yerine geçer.

 

Ücretle yapılan imalatta ücretin gerçek miktarının bilinmemesi veya doğru olarak tayin edilememesi hallerinde tespit edilecek emsal ücret de aynı esaslara göre tayin olunur.”

 

hükümleri yer almaktadır.

 

Bunun yanı sıra, genel itibariyle, kat/arsa karşılığı inşaat işlerinde;

 

– Arsa karşılığı olmak üzere arsa sahibine daire/işyeri verilmesi durumunda, karşılığı ayni olan bir taahhüt söz konusudur. Arsa sahibi arsasının bir kısmını müteahhide devretme, müteahhit ise bunun karşılığında inşa edeceği dairelerin/işyerlerinin bir kısmını arsa sahibine devretme taahhüdünde bulunmaktadır.

 

– Arsa sahibi, arsasının belli bir payını devretmiş olup, karşılığında müteahhidin verdiği dairelere, işyerlerine veya belli bir nakit paraya sahip olmaktadır. Arsa payının bir kısmı ise arsa sahibinde kalmakta, bu kalan kısım da müteahhit tarafından kendisine verilen dairelerin arsa payına isabet etmektedir.

 

– Arsa sahibi ticari işletme bakımından bu işlem sonucunda arsası aktifinden çıkmakta olup, bunun karşılığında dairelere, işyerlerine veya belli bir nakit paraya sahip olmaktadır. Ticari işletmenin müteahhide devretmediği arsa payı, müteahhitçe verilen dairelere/işyerlerine isabet ettiği için ticari işletmenin bu iktisadi kıymetleri kayıtlarına arsa payı dâhil olarak kaydetmesi gerekmektedir.

 

– Müteahhit ise, inşa ettiği dairelerden/işyerlerinden bir kısmını arsa sahibine vermekte ve bunun karşılığında elde ettiği iktisadi kıymet ise, arsa sahibinden devraldığı (müteahhide kalan dairelere/işyerlerine isabet eden) arsa payı olup, arsa sahibine bırakılan dairelerin/işyerlerinin karşılığında müteahhit kendisinde kalan dairelere/işyerlerine isabet eden arsa payını devralmaktadır.

 

Ayrıca, kat/arsa karşılığı inşaat işlerinde, arsa karşılığında daire/işyeri teslimi, karşılıklı olarak eş zamanlı olarak gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, arsa sahibinin arsa tesliminin ticari nitelikli olması durumunda arsa için, müteahhidin ise arsa sahibine teslim ettiği bağımsız birimler için, eş zamanlı olarak gerçekleşecek arsa ve daire/işyeri teslim tarihinden itibaren yedi gün içerisinde fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

 

Buna göre;

 

1- Müteahhit tarafından, şirketinize teslim edilen bağımsız birimler (daireler/işyerleri) için, bağımsız birimlerin şirketinize teslimini müteakip azami yedi gün içinde bağımsız birimlerin emsal bedelleri üzerinden şirketiniz adına fatura düzenlenecektir.

 

213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinde, emsal bedelin tespitinde yer alan esasların sıra ile uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle şirketinize teslim edilecek dairelerin emsal bedeli tespit edilirken madde hükmünde yer alan sıralamaya uyulması gerekmektedir.

 

Bu itibarla söz konusu maddede yer alan emsal bedel tespitinde ilk sıra ortalama fiyat esası olup bu esasta emsal bedeli belirlenecek malın değerlemesinin yapılacağı ayda veya daha önceki aylardaki satış bedelleri ve miktarlarına dayanılarak emsal bedeli belirlendiğinden söz konusu olayda ilgili aylara ait bir satış görülmemesi halinde bu esasın kullanılması mümkün değildir.

 

Ortalama fiyat esasının kullanılması mümkün değilse sıradaki esas olan maliyet bedeli esasının kullanılması gerekmektedir. Maliyet bedeli esasında ise malın maliyet bedeline toptan satışlar için %5, perakende satışlar için %10 eklenerek emsal bedel belirlenmektedir. Arsa karşılığı olmak üzere arsa sahibine daire verilmesi durumunda karşılığı ayni olan bir taahhüt söz konusudur. Ayni taahhütler olmasına rağmen, söz konusu olayda maliyet bedelinin belirlenmesi mümkün olduğu takdirde 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinde yer alan bu esasın kullanılması mümkün bulunmaktadır.

 

Ancak söz konusu olayda maliyet bedeli esasının kullanılması da mümkün olmazsa takdir komisyonunca takdir esasına göre belirlenecek olan emsal bedeli dikkate alınmak suretiyle söz konusu faturanın düzenlenmesi gerektiği tabiidir.

 

Diğer taraftan müteahhit firmaya teslim edilen arsa payı içinse, şirketiniz tarafından, şirketinize teslim edilen bağımsız birimler için tespit edilen emsal bedel üzerinden, yine azami yedi gün içinde müteahhit firma adına arsa satış faturası düzenlenmesi gerekmektedir.

 

2- Müteahhit firma tarafından, inşaatlar devam ederken, kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden kendi payına isabet eden konut, işyeri gibi bağımsız birimlerin üçüncü şahıslara satışının gerçekleştirildiği durumda, müteahhit firmanın yapmış olduğu satışlara ilişkin olarak, şirketinizce fatura düzenlenmesi söz konusu olmayacaktır.

 

II- 3065 SAYILI KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU UYGULAMASI

 

Katma Değer Vergisi Kanununun;

 

– 1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi tutulacağı,

 

– 2/1 inci maddesinde, teslimin bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesi olduğu,

 

– 2/5 inci maddesinde, trampanın iki ayrı teslim olduğu,

 

– 4/2 nci maddesinde, bir hizmetin karşılığının bir mal teslimi veya diğer bir hizmet olması halinde bunların her birinin ayrı işlem olduğu, hizmet veya teslim hükümlerine göre ayrı ayrı vergiye tabi tutulacağı,

 

– 10 uncu maddenin (a) bendinde, vergiyi doğuran olayın, malın teslimi ve hizmetin ifası hallerinde malın teslimi veya hizmetin yapılması ile (b) bendinde malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi halinde bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi ile meydana geleceği,

 

– 27/1 inci maddesinde ise bedeli bulunmayan veya bilinmeyen işlemler ile bedelin mal, menfaat, hizmet gibi paradan başka değerler olması halinde matrahın işlemin mahiyetine göre emsal bedeli veya emsal ücreti olduğu

 

hükme bağlanmıştır.

 

Ayrıca, KDV oranları KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurula Kararnamesine ekli (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8, bu listede yer almayan vergiye tabi işlemler için %18 olarak tespit edilmiştir.

 

Bunun yanı sıra, KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/B-8.) bölümünde, “8. Arsa Karşılığı İnşaat İşleri

 

Arsa karşılığı inşaat işinde iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından müteahhide arsa teslimi; ikincisi ise müteahhit tarafından arsaya karşılık olarak arsa sahibine verilen konut veya işyeri teslimidir. Karşılıklı olarak gerçekleşen bu teslimlerin her birinin KDV karşısındaki durumu aşağıda açıklanmıştır.

 

8.1. Arsa Sahibi Tarafından Müteahhide Arsa Teslimi

 

Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutat ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, konut veya işyeri karşılığı müteahhide yapılan bu arsa teslimi KDV’ye tabidir.

 

Ancak arsa sahibinin, gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde, arızi bir faaliyet olarak arsasını daire veya işyeri karşılığında müteahhide tesliminde vergi uygulanmaz.

 

8.2. Müteahhit Tarafından Arsa Sahibine Konut veya İşyeri Teslimi

 

Müteahhit tarafından arsa sahibine arsanın karşılığı olarak yapılan teslimlerde, emsal bedel üzerinden KDV uygulanır.”  açıklamalarına yer verilmiştir.

 

Konuya ilişkin açıklamaların yer aldığı 60 No.lu KDV Sirkülerinin “Arsa Karşılığı İnşaat İşleri” başlıklı (1.8) bölümünde de; “…

 

Arsa karşılığı inşaat işlerinde vergiyi doğuran olay, müteahhidin arsa karşılığı konut, işyeri gibi bağımsız birimleri arsa sahibine teslimiyle gerçekleşmektedir. Bu tarih itibariyle arsa açısından da vergiyi doğuran olay vuku bulmaktadır. Taşınmazda teslim kural olarak tescil ile gerçekleşmekle birlikte, tapuya tescilden önce bağımsız birimlerin alıcının tasarrufuna terk edilmesi durumunda da vergiyi doğuran olay gerçekleşmektedir.

 

Dolayısıyla, arsa sahibinin arsa tesliminin ticari nitelikli olması durumunda arsa için, müteahhidin ise arsa sahibine teslim ettiği bağımsız birimler için, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarih itibariyle eş zamanlı olarak fatura düzenlemesi gerekmektedir.

 

Buna göre;

 

– Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutad ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte, müteahhide yapılan bu arsa teslimi nedeniyle düzenlenecek faturada arsa karşılığı alınan bağımsız birimlerin emsal bedeli (arsa payı dahil) üzerinden genel oranda KDV hesaplanması gerekmektedir.

 

– Arsa sahibinin, gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde arızi faaliyet olarak arsasını bağımsız birimler karşılığında müteahhide tesliminde KDV uygulanmayacaktır.

 

– Vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte, müteahhitten arsa sahibine yapılacak bağımsız birim teslimleri için müteahhit tarafından düzenlenecek faturada bağımsız birimin niteliğine göre emsal bedeli (arsa payı dahil) üzerinden % 1 veya % 18 oranında KDV hesaplanması gerekmektedir.

 

Öte yandan, her iki teslimde de işlem bedelinin emsaline göre açıkça düşüklük göstermesi halinde KDV Kanununun 27/3 üncü maddesine göre işlem yapılacağı tabiidir.

 

…” ifadelerine yer verilmiştir.

 

Buna göre;

 

1- Kat karşılığı inşaat işlerinde vergiyi doğuran olay, müteahhit firmanın arsa karşılığı yapacağı bağımsız birimleri arsa sahibine teslimiyle gerçekleşmektedir. Bu tarih itibariyle arsa açısından da vergiyi doğuran olay vuku bulmaktadır. Bu durumda, şirketinizin aktifinde bulunan arsa için vergiyi doğuran olay, müteahhit firmanın arsa karşılığı yapmış olduğu bağımsız birimleri şirketinize teslimiyle gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, şirketinizce söz konusu arsa teslimine ilişkin olarak, müteahhit firma tarafından şirketinize teslim edilen bağımsız birimlerin emsal bedelleri üzerinden (arsa payı dahil), genel oranda KDV hesaplanarak beyan edilmesi gerekmektedir.

 

2- Müteahhit firma tarafından, inşaatlar devam ederken, kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden kendi payına isabet eden konut, işyeri gibi bağımsız birimlerin üçüncü şahıslara satışının gerçekleştirildiği durumda, müteahhit firmanın yapmış olduğu satışlara ilişkin olarak Şirketinizce KDV hesaplanması söz konusu değildir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 Yönetim Kurulu Üyelerinin İstifası

Kooperatiflerde Yönetim Kurulu üyesinin istifası sonrası yapılması gereken iş ve işlemler ile ilgili sorularınızı aşağıdaki iletişim kutusundan bize iletebilirsiniz.
YÖNETİM KURULUNUN İSTİFASI
night-office-shirt-mail.jpg
KAYNAK       :   YAKLAŞIM EKİM 2014 YAZAR           :    MUSTAFA YAVUZ

Hata: İletişim formu bulunamadı.

 Yönetim Kurulu Üyelerinin İstifası


I- GİRİŞ6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)’na(1) göre anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinden birinin iflasına karar verilmesi veya ehliyetinin kısıtlanması ya da bir üyenin üyelik için gerekli kanuni şartları yahut esas sözleşmede öngörülen nitelikleri kaybetmesi veya görev süresinin dolması hallerinde bu kişinin üyeliği, herhangi bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona ermektedir. Anılan Kanun’da düzenlenmeyen ancak genel hükümler çerçevesinde yönetim kurulu üyeliğini sona erdiren sebeplerden biri de istifadır. İstifa (görevden çekilme), istifa eden yönetim kurulu üyesinin bu yöndeki irade beyanının şirkete ulaşması ile sonuç doğuran ve görev süresinin dolmasından önce üyeliği sona erdiren tek taraflı bir hukuki işlemdir.

Bu çalışmada, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyesinin istifası ile bu işlemin sonuçları hakkında detaylı ve açıklayıcı bir şekilde bilgi verilecektir.

II- YÖNETİM KURULU ÜYESİNİN İSTİFA HAKKI

Yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasındaki akdin hukuki niteliği hakkında taraflar arasında özel bir hüküm öngörülmemişse, bu sözleşmenin vekalet olduğu öğretide kabul edilmektedir. Vekalet sözleşmesine ilişkin hükümler, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(2)’nda düzenlenmiştir. Mezkur Kanun’un 512. maddesinde; “Vekalet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir.” denilmektedir. Bu bağlamda söz konusu hükme göre yönetim kurulu üyeliğinden istifa her zaman mümkündür.

İstifa, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeliğini sona erdiren sebepler arasında yer almaktadır. İstifa hakkı, her yönetim kurulu üyesinin bireysel hakkıdır. Söz konusu üyelik zorunlu bir görev olmadığından ve hiç kimse de zorla yönetim kurulunda çalıştırılamayacağından bahsi geçen hakkın kullanımı, herhangi bir sınırlamaya tabi değildir. Dolayısıyla üyeler, fikir ayrılığı, anlaşamama veya benzeri sebeplerle her zaman üyelikten istifa edebilir. İstifanın muhatabı, yönetim kurulu başkanı veya başkan vekilidir.

Diğer taraftan, istifa eden yönetim kurulu üyesinin gerçek ya da tüzel kişi olması önemli değildir. Tüzel kişi yönetim kurulu üyeleri de, yetkili organlarının kararıyla üyelikten istifa edebilir. Ancak, tüzel kişinin yönetim kurulundan istifası ile tüzel kişi adına hareket eden gerçek kişinin istifası birbirine karıştırılmamalıdır. Bilindiği üzere, bir tüzel kişi yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece bir gerçek kişi de tescil ve ilan olunmakta, tüzel kişi adına sadece, bu tescil edilmiş kişi toplantılara katılıp oy kullanabilmektedir. Söz konusu gerçek kişi de her zaman görevinden istifa edebilir. Fakat onun istifası, yönetim kurulu üyeliğine ilişkin değildir. Nitekim yönetim kurulu üyesi gerçek kişi değil, temsil ettiği tüzel kişidir. Gerçek kişi istifa ettiği takdirde yönetim kurulu üyesi tüzel kişi, aynı usulle yeniden kendisi adına hareket edecek bir gerçek kişi daha belirleyip şirkete bildirir.

İstifa eden ve yazılı istifa beyanını şirkete sunan yönetim kurulu üyesi, kendi irade beyanı ile istifasından feragat edemediği gibi, şirket de müdürün muvafakati olmaksızın göreve devamında ısrar edemez(3).

Yeri gelmişken belirtelim ki, aynı zamanda pay sahibi olan bir yönetim kurulu üyesi, sahibi olduğu payların tamamını devretmiş olsa da yönetim kurulu üyeliğine kural olarak devam edebilir. O kişinin yönetim kurulundan istifa etmesi zorunlu değildir. Zira TTK’ya göre artık yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olması şart değildir. Ancak, bir anonim şirketteki bütün paylarını devreden bir kişinin, aynı şirkette yönetim kurulu üyeliğine devam etmesi hayatın olağan akışını uygun düşmeyebilir.

III- İSTİFANIN İÇ VE DIŞ İLİŞKİDE ETKİSİ

Tek taraflı bozucu yenilik doğuran hak niteliğinde olan istifa, iç ilişkide, bu yöndeki beyanın şirkete ulaşmasıyla hukuki sonuç doğurur. Bu nedenle istifa, yönetim kurulu veya genel kurulun onayına bağlı değildir. İstifanın belli bir organın onayına tabi olacağına dair esas sözleşmeye hüküm konulamayacağı gibi genel kurul da bu yönde bir karar alamaz. Öte yandan, istifa eden yönetim kurulu üyesinin görevi, istifa beyanının şirkete ulaşmasıyla sona erer. Bir başka deyişle, istifa eden yönetim kurulu üyesinin görev süresi, yeni üyenin seçimine kadar devam etmez.

Dış ilişkide ise görünüşe güven ilkesi gereğince, iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından etkili olabilmesi için ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmesi gerekir. İstifa, tescil ve ilan edilmiş olmadıkça üçüncü kişiler açısından bir hüküm ifade etmez. Nitekim TTK’nın 373. maddesinde yönetim kurulunun, temsile yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini gösterir kararının noterce onaylanmış suretini, tescil ve ilan edilmek üzere ticaret siciline vereceği öngörülmüştür.

Dolayısıyla şirketi temsile yetkili olan kişileri tescil edilmek üzere ticaret siciline bildirmekle yükümlü olan yönetim kurulu, istifa nedeniyle temsil yetkisi kalkan üyelerin istifalarını da sicile bildirmekle yükümlüdür(4).

Bunun yanında Yargıtay bir kararında, yönetim kurulu üyeliğinden istifa eden davacının, kamu kurum ve kuruluşları tarafından istifaya rağmen kendisinin sorumlu tutulmaya devam edildiği, davacının şirkete ulaştırdığı istifasının şirket tarafından ilgili yerlere bildirilmediği, özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında mali yükümlülüğünün sona erdirilmesi bakımından davacının ilan yapılmasını talep etmekte hukuki menfaatinin kabulüyle uyuşmazlığın esası hakkında bir karar vermek gerekirken davanın reddinin doğru olmadığına ve kararın davacı yararına bozulması gerektiğine hükmetmiştir(9). Anılan karar çerçevesinde, istifası tescil ve ilan ettirilmemiş olan yönetim kurulu üyeleri, üyeliğinin ve buna bağlı olarak şirketi temsil, ilzam ve imza yetkilerinin istifa tarihi itibarıyla sona erdiğinin tespiti için şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde dava açabilecektir.

Bununla birlikte, sicilin olumlu etkisi sadece hukuki işlemlerden doğan borçlar için geçerlidir. Dolayısıyla, doğumunda sicilin rol oynamadığı haksız fiil, sebepsiz zenginleşme veya kanundan doğan (Vergi Usul Kanunu md. 10 ya da 6183 sayılı Kanun mükerrer md. 35’teki gibi) borçlarda ise istifa hükümleri, şirkete ulaştığı andan itibaren sonuç doğurur(10).

IV- İSTİFANIN ŞEKLİ

İstifa, kural olarak herhangi bir şekle tabi değildir. Ancak ispat hukuku açısından istifanın yazılı olarak yapılması faydalı olacaktır. Ayrıca istifanın hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafa ulaşması gerektiğinden, istifanın şirkete ulaşıp ulaşmadığı konusunda hukuki ihtilaf yaşanmaması için istifayı içeren yazılı beyanın, noter kanalıyla veya iadeli taahhütlü olarak tebliğ edilmesi önerilmektedir. Bununla birlikte, öğretide bazı yazarlar, yönetim kurulu üyesinin esas sözleşme ile atandığı veya genel kurul tarafından seçildiği ve dolayısıyla tayinlerinin yazılı şekle tabi olduğu gerekçesiyle her durumda istifanın da yazılı şekilde yapılmasını savunmaktadır. Bunun yanında istifanın, toplantıda tutanağa geçirilmek suretiyle gerçekleşmesi halinde bu tutanağın istifa eden üye tarafından da imzalanması lazımdır.

V- UYGUN OLMAYAN ZAMANDA İSTİFA EDEN YÖNETİM KURULU ÜYESİNİN SORUMLULUĞU

Yönetim kurulu üyesinin istediği zaman istifası, önceki bölümlerde de belirtildiği üzere, hem öğretide hem de uygulamada kabul edilmektedir. Durum böyle olmakla birlikte istifa, şirketin zararına olacak bir zamanda yapılmamalıdır. Zira üye, buna dikkat etmeden uygun olmayan bir zamanda (zamansız) istifa edecek olursa şirketin bu yüzden uğradığı zararları tazminle yükümlü olacaktır(11). Zira Türk Borçlar Kanunu’nun 512. maddesinde “Vekalet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir.” denildikten sonra “Ancak, uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf, diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir. Bu durum karşısında şirket tüzel kişiliği, pay sahipleri ve belli hallerde şirket alacaklıları, uğranılan zararın tazmini için ilgili yönetim kurulu üyesi/üyeleri aleyhine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde tazminat davası açabilecektir.

Diğer taraftan, TTK’nın 369/I. maddesinde, yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişilerin, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altında olduğu ifade edilmiştir. Bu kapsamda, uygun olmayan zamanda istifa eden yönetim kurulu üyeleri, belirtilen madde gereğince de sorumlu tutulabilecektir.

VI- İSTİFA EDEN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN YERİNE YENİ ÜYELERİN SEÇİMİ

İstifa nedeniyle yönetim kurulu üyeliğinin boşalması halinde yönetim kurulu, kanuni şartları haiz birini, geçici olarak yönetim kurulu üyeliğine seçip ilk genel kurulun onayına sunacaktır. Bu yolla seçilen üye, onaya sunulduğu genel kurul toplantısına kadar görev yapacak ve onaylandığı takdirde selefinin süresini tamamlayacaktır (TTK md. 363).

Ancak, istifalar sonucunda yönetim kurulu üye sayısının toplantı nisabının altına düşmesi halinde yönetim kurulu boşalan üyelikler için seçim yapamayacak, bu durumda genel kurulun toplanarak yönetim kurulunu seçmesi gerekecektir. Örneğin, 7 üyeli yönetim kurulunda 3 üyenin istifa etmesi durumunda kalan üyeler seçim yapabilecektir. Bununla birlikte, istifa eden üye sayısı 3’ü aşarsa, artık yönetim kurulu, toplantı yeter sayısını kaybettiği için boşalan üyelikler için seçim yapamayacaktır.

Ancak, uygulamada bu tür (çoğunluğun) istifası halinde her defasında genel kurula gidilmesi sorunlu olmaktadır. Birden fazla üyenin istifası söz konusuysa üyelerin birer birer ya da yönetim kurulunun çoğunlukla toplanmasını imkansız hale getirmeyecek şekilde sıra ile ikişer üçer istifa etmesi, boşalan üyeliklerin doldurulmasından sonra ise diğerlerinin istifa etmeleri daha uygun olacaktır(12).

VII- SONUÇ

Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın her zaman üyelikten istifa edebilir. İstifanın kabulü için yönetim kurulu veya genel kurulca bir karar alınması gerekli değildir. İstifa iç ilişkide, bu yöndeki beyanın şirkete ulaşmasıyla hukuki sonuç doğurur. İstifanın dış ilişkide iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından etkili olabilmesi için ise ticaret siciline tescili gerekir. İstifa için belli bir şekil şartı bulunmamakla birlikte, ispat açısından bu işlemin yazılı olarak yapılması ve hatta istifayı içeren yazılı beyanın noter kanalıyla veya iadeli taahhütlü mektupla şirkete gönderilmesi uygun olacaktır.

Yönetim kurulu üyelerinin kendi iradeleriyle her zaman istifa etmeleri mümkün ise de, uygun olmayan zamanda istifa edilmesi ve bundan dolayı şirketin zarara uğraması halinde ilgili üye, şirketin doğan zararını Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca gidermekle yükümlü olacaktır.

KAYNAK       :   YAKLAŞIM EKİM 2014 

YAZAR           :    MUSTAFA YAVUZ

*           Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Başmüfettişi

(1)         14.02.2011 tarih ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

(2)         04.02.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

(3)         Hayri DOMANİÇ, Anonim Şirketler Hukuku ve Uygulaması TTK Şerhi-II,İstanbul 1988, s. 480

(4)         Talha APAK, “Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu”,

https://www.alomaliye.com/Talha__apak_as_yonetim _kurulu.htm (Erişim: 06.08.2014)

(9)         Yrg. 11. HD.’nin, 10.10.2011 tarih ve E. 2010/1095, K. 2011/12434 sayılı Kararı.

(10)       Hasan PULAŞLI, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, s. 405

(11)       Mehtap POYRAZ, “Anonim Ortaklıklarda Yönetim Kurulu Üyeliğinin Sona Ermesi”, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi,Eskişehir 1994, s. 67

(12)       Hayri DOMANİÇ, Anonim Şirketler Hukuku ve Uygulaması, C.2, Temel Yayınları, İstanbul 1985, s. 471

Kooperatiflerde Yönetim Kurulundan istifa

 

İstifa, kooperatiflerde yönetim kurulu üyeliğini sona erdiren sebepler arasında yer almaktadır. İstifa hakkı, her yönetim kurulu üyesinin bireysel hakkıdır. Söz konusu üyelik zorunlu bir görev olmadığından ve hiç kimse de zorla yönetim kurulunda çalıştırılamayacağından bahsi geçen hakkın kullanımı, herhangi bir sınırlamaya tabi değildir. Dolayısıyla üyeler, fikir ayrılığı, anlaşamama veya benzeri sebeplerle her zaman üyelikten istifa edebilir. İstifanın muhatabı, yönetim kurulu başkanı veya başkan vekilidir

Ekran Resmi 2017-03-26 22.55.32

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Sitelerde Geçici Yönetimin Süresi en fazla kaç sene olabilir ?-Mali Müşavir Evren ÖZMEN

Geçici yönetim en geç toplu yapının bitimini izleyen bir yıl sonrasına kadar devam edebilir. Bu süre, her halde toplu yapı kapsamındaki ilk yapı ruhsatının alınmasından itibaren on yıl geçmekle sona erer.

Ekran Resmi 2017-03-26 23.21.50

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Kooperatifler tam mükellef midir?

MADDE 3- (1) Tam mükellefiyet: Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanunî veya iş merkezi Türkiye’de bulunanlar, gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirilirler.

(2) Dar mükellefiyet: Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayanlar, sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler.

(3) Dar mükellefiyette kurum kazancı, aşağıdaki kazanç ve iratlardan oluşur:

a) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun Türkiye’de iş yeri olan veya daimî temsilci bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerden elde edilen ticarî kazançlar (Bu şartları taşısalar bile kurumların ihraç edilmek üzere Türkiye’de satın aldıkları malları Türkiye’de satmaksızın yabancı ülkelere göndermelerinden doğan kazançlar, Türkiye’de elde edilmiş sayılmaz. Türkiye’de satmaktan maksat, alıcı veya satıcının ya da her ikisinin Türkiye’de olması veya satış sözleşmesinin Türkiye’de yapılmasıdır.).

b) Türkiye’de bulunan ziraî işletmeden elde edilen kazançlar.

c) Türkiye’de elde edilen serbest meslek kazançları.

ç) Taşınır ve taşınmazlar ile hakların Türkiye’de kiralanmasından elde edilen iratlar.

d) Türkiye’de elde edilen menkul sermaye iratları.

e) Türkiye’de elde edilen diğer kazanç ve iratlar.

(4) Bu maddede belirtilen kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye’de elde edilmesi ve Türkiye’de daimî temsilci bulundurulması konularında, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

(5) Kanunî merkez: Vergiye tâbi kurumların kuruluş kanunlarında, tüzüklerinde, ana statülerinde veya sözleşmelerinde gösterilen merkezdir.

(6) İş merkezi: İş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği merkezdir.

9883

Kooperatiflerde Denetçi olurken bir daha düşünün

– Denetim kurulu üyeleri, kanun ve anasözleşme ile kendilerine yükletilen görevleri hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan dolayı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen sorumludurlar. Bunlar, görevleri sırasında öğrendikleri ve açıklanmasında kooperatif veya ortaklar için zarar umulan hususları açıklayamazlar. Ayrıca, ortaklık işlemleri dışında kendi şahıslarını ilgilendiren hususlarda kooperatifle iş yapamazlar.

Ekran Resmi 2017-06-19 00.41.40

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Kooperatiflerde Denetim Kurulunun Görevleri

Denetim kurulunun başlıca görevleri ve yetkileri şunlardır:

1- Yıllık bilanço ve sonuç hesaplarını inceleyerek bu husustaki görüşlerini birlikte veya tek başına genel kurula bir raporla bildirmek, 2- Kooperatif işlemlerinden bilgi edinmek ve gerekli kayıtların düzenli olarak tutulmasını sağlamak amacıyla en az üç ayda bir defa kooperatifin defterlerini incelemek, 3- En az üç ayda bir defa kooperatifin nakit mevcudu ile menkul değerlerini kontrol etmek, 4- Bütçe, bilanço ve gelir-gider cetvelini denetlemek, 5- Yönetim kurulunun ihmali halinde genel kurulu olağan veya olağanüstü toplantıya davet etmek, 6- Yönetim kurulu üyelerinin kanun ve anasözleşme hükümleri ile iyi niyet esaslarına uygun davranmalarına nezaret etmek,

7- Yönetim kurulu üyelerinin gerekli şartları taşıyıp taşımadıklarını araştırmak, toplantı nisabının kaybedilmesi halinde boşalan bu üyeliklere geciktirmeksizin yeteri kadar yedek üye çağırmak, 8- Alınan arsaya ilişkin proje, altyapı ve inşaat işlerinin usulüne uygun yürütülmesini teminen bunlarla ilgili hesap ve işlemleri denetlemek. 9- Kooperatif ortaklarının, yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif personeli hakkındaki şikayetlerini incelemek ve inceleme sonucu yıllık raporunda açıklamak, 10- Uygun gördükleri teklifleri yönetim kurulu ve genel kurul toplantıları gündemlerine koydurmak. Denetim kurulu üyeleri, görevleri çerçevesinde işlerin yürütülmesinde gördükleri noksanlıkları, kanun ve anasözleşmeye aykırı hareketleri bundan sorumlu olanları bağlı bulundukları organa ve gerekli hallerde aynı zamanda genel kurula haber vermekle yükümlüdür. Denetim kurulu üyeleri, kendilerine kanun ve anasözleşme ile verilen görev ve yetkileri, gerektiğinde tek başlarına da kullanabilirler. Denetim kurulu üyeleri, yönetim ve genel kurul toplantılarına katılırlar. Ancak, yönetim kurulu toplantılarında oy kullanamazlar.

İŞ KANUNUNA İLİŞKİN FAZLA ÇALIŞMA VE FAZLA SÜRELERLE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

25 Ağustos 2017 CUMA

Resmî Gazete

Sayı : 30165

YÖNETMELİK

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

İŞ KANUNUNA İLİŞKİN FAZLA ÇALIŞMA VE FAZLA SÜRELERLE ÇALIŞMA

YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 6/4/2004 tarihli ve 25425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliğinin 4 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Yer altında maden işlerinde çalışan işçilere, 4857 sayılı Kanunun 42 nci maddesi uyarınca zorunlu nedenlerle ve 43 üncü maddesi uyarınca olağanüstü hallerde, haftalık otuz yedi buçuk saati aşan her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yüzden az olmamak üzere arttırılması suretiyle ödenir.”

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“e) 4857 sayılı Kanunun 42 nci maddesi uyarınca zorunlu nedenler ve 43 üncü maddesi uyarınca olağanüstü haller dışında yer altında maden işlerinde çalışan işçilere fazla çalışma yaptırılamaz.”

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Fazla çalışma ihtiyacı olan işverence bu onay iş sözleşmesinin yapılması esnasında ya da bu ihtiyaç ortaya çıktığında alınır ve işçi özlük dosyasında saklanır. Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapmak istemeyen işçi verdiği onayı otuz gün önceden işverene yazılı olarak bildirimde bulunmak kaydıyla geri alabilir.”

MADDE 4 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 5 – Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.

 

 

İŞ KANUNUNA İLİŞKİN ÇALIŞMA SÜRELERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

25 Ağustos 2017 CUMA

Resmî Gazete

Sayı : 30165

YÖNETMELİK

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

İŞ KANUNUNA İLİŞKİN ÇALIŞMA SÜRELERİ YÖNETMELİĞİNDE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 6/4/2004 tarihli ve 25425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 4 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Yer altı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi; günde en çok yedi buçuk, haftada en çok otuz yedi buçuk saattir.”

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Turizm sektöründe dört aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz; denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile altı aya kadar artırılabilir.”

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 4 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 5 – Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.

 

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: ALT İŞVERENLİK YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

ALT İŞVERENLİK YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 27/9/2008 tarihli ve 27010 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 13 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 13 – (1) Asıl işveren – alt işveren ilişkisinin iş müfettişlerince incelenmesi sonucunda muvazaanın tespitine ilişkin gerekçeli müfettiş raporu ve tutulan tutanaklar Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce işverenlere tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren otuz işgünü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine görülecek olan dava basit yargılama usulüne göre dört ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi hâlinde Yargıtay altı ay içinde kesin olarak karar verir. Kamu idarelerince bu raporlara karşı yetkili iş mahkemelerine itiraz edilmesi ve mahkeme kararlarına karşı diğer kanun yollarına başvurulması zorunludur.

(2) Rapora otuz iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.”

MADDE 2 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.

 

Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin

Tarihi

Sayısı

27/9/2008

27010

Sözleşmenin maddesi değişince damga vergisi durumu ?

Belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin değiştirilmesi halinde artan miktar aynı nispette vergiye tabidir. (Ek cümle: 15/7/2016-6728/25 md.)

Birinci fıkraya göre azami tutardan vergi alınan mukavelenamelerin, diğer hükümlerinde değişiklik olmaksızın sadece bedelinin artması durumunda, artan bedele ilişkin bu hüküm uygulanmaz.

Bunların devri halinde aslından alınan verginin dörtte biri alınır. (Ek: 29/7/1970 – 1318/95 md.)

Mukavelenamelerin müddetinin uzatılması halinde aynı miktar veya nispette vergi alınır.