Kooperatifin Kurumlar Vergisi Muafiyeti ve internet üzerinden beyanname verme ve form Ba-Bs bildiriminde bulunup bulunmayacağı hk.-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)

 

   
Sayı : 27575268-105[Mük257-2012-9208]-843 20/08/2015
Konu : Kooperatifin Kurumlar Vergisi Muafiyeti ve internet üzerinden beyanname verme ve form Ba-Bs bildiriminde bulunup bulunmayacağı hk.  

 

İlgi özelge talep formunuzda; ………… Vergi Dairesi Müdürlüğünün ………………. vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, kooperatifinize ait 2 ayrı grupta ortak kaydınız bulunduğu, kooperatifinizin birinci grup ortakları için …………… mevkiinde, ikinci grup ortaklarınız için ise …………….. OSB’de arsa alındığı, ……………. mevkiinde alınmış olan arsa için 24 kayıtlı ortağınızın bulunduğu, bu arsanızla ilgili olarak herhangi bir işleminizin söz konusu olmadığı, …………….. mevkiinde bulunan arsa tapularınızdan söz konusu arsalara belirli hisseler ile sahip olunduğu ve bu arsalara ilişkin olarak henüz inşaata başlanılmadığı, yapı ruhsatının alınmadığı ve kat karşılığı sözleşmenin yapılmadığı,

………….. OSB’deki arsanıza ise 4 kişinin ortak olduğu ve bu arsanın 20.06.2014 tarihinde “Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Karşılığı İnşaat Sözleşmesine” istinaden müteahhit bir firmaya verildiği ve bu sözleşme karşılığında söz konusu arsanıza yapılacak iş merkezinden 4 adet işyerinin kooperatifiniz ortaklarına verileceği belirtilerek; kurumlar vergisi ve katma değer vergisi yönünden muafiyetinizin devam edip etmeyeceği, kurumlar vergisi muafiyetinizin devam etmesi ve katma değer vergisi mükellefiyetinizin açılması halinde, katma değer vergisi beyannameleri ile Ba-Bs bildirim formlarının kağıt ortamında verilip verilmeyeceği hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmiştir.

 

A-Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:

 

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Muafiyetler” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13. maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf oldukları hükme bağlanmıştır.

 

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin; “4.13.1. Muafiyet şartları” başlıklı bölümünde kooperatiflerin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmeleri için taşımaları gereken şartlara ayrıntılarıyla yer verilmiştir.

 

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen şartları taşımanız halinde kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanmanız mümkün bulunmaktadır.

 

 

B-Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:

 

3065 sayılı KDV Kanununun;

 

1/1 inci maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

 

17/4-k maddesinde ise; organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla oluşturulan iktisadi işletmelerin arsa ve işyeri teslimlerinin KDV den istisna olduğu

hükme bağlanmıştır.

 

Organize sanayi bölgeleri ve küçük küçük sanayi sitelerine tanınan istisna ile ilgili açıklamalara, 16.10.2014 tarih ve 29147 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 Seri No.lu KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’in (4.23.) bölümünde yer verilmiştir.

 

Buna göre;

 

Kooperatiflerin kuruluş amacının ve faaliyetlerinin organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulmasına yönelik olması halinde, söz konusu istisna hükmünden yararlanılacak ve bu istisna yalnızca kooperatiflerin arsa ve işyeri teslimlerini kapsayacaktır.

 

Bunların dışında Kooperatifler tarafından yapılacak her türlü hizmetler, arsa ve işyeri dışındaki teslimlerin yanı sıra bölge ve site dışındaki arsa ve işyeri teslimleri ile Kooperatiflere yapılacak teslim ve hizmetler genel hükümler çerçevesinde KDV ye tabi bulunmaktadır.

 

Özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, söz konusu toplu işyeri yapı kooperatifinizin bağımsız bir kooperatif olduğu, küçük sanayi sitesi kurulması amacıyla oluşturulan bir kooperatif konumunda bulunmaması nedeniyle küçük sanayi sitesinin kurulmasından, oluşturulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olmadığı anlaşılmıştır.

 

Söz konusu hüküm ve ilgili Tebliğde yapılan açıklamalar çerçevesinde; müteahhit firma tarafından Kooperatifinize yapılan işyeri teslimleri ile Toplu İşyeri Yapı Kooperatifinizin üyelerine yapacağı işyeri teslimleri genel oranda (% 18) KDV ye tabi olacaktır.

 

   C-Vergi Usul Kanunu Yönünden Değerlendirme:

 

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve Mükerrer 257’nci maddelerinin Bakanlığımıza  verdiği  yetkiye  dayanılarak,  350 Sıra  No.lu  Vergi  Usul  Kanunu  Genel  Tebliğiyle, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirmeleri yükümlülüğü getirilmiş, 362, 381 ve 396 Sıra  No.lu  Vergi  Usul  Kanunu  Genel  Tebliğleriyle  de  bu  yükümlülüğe  ilişkin  düzenlemeler yapılmıştır.

 

396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak yeniden belirlenmiş olup, bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alışları, “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; bir kişi veya kuruma katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet satışları ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirilecektir.

 

Söz konusu Genel Tebliğin 1.1.2. bölümünde kurumlar vergisinden muaf olan mükelleflerin, muafiyetten yararlandıkları hesap döneminden itibaren Ba-Bs bildirim formu vermeyecekleri ve 3.1.1. bölümünde bilanço esasına göre defter tutan ve 376 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine göre beyannamesini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükelleflerin, Ba ve Bs bildirim formlarını da elektronik ortamda vermek zorunda oldukları açıklanmıştır.

 

Aynı Kanunun  mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan düzenleme ile Maliye Bakanlığı vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye yetkili kılınmıştır.

 

Bu yetkiye istinaden yayımlanan 367 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile kurumlar vergisi mükelleflerine hiçbir hadle sınırlı olmaksızın Kurumlar Vergisi Beyannamesini, 376 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de Muhtasar Beyannamesini ve Katma Değer Vergisi Beyannamesini elektronik ortamda gönderme zorunluluğu getirilmiştir.

 

Yukarıda yer alan açıklamalara göre; kooperatifinizin kurumlar vergisinden muaf olması halinde; muafiyetten yararlanılan hesap döneminden itibaren Ba-Bs bildirim formu verme yükümlülüğü bulunmamakta olup, kooperatifinizin kurumlar vergisinden muaf olmaması halinde ise muafiyet şartlarının ihlal edildiği dönemden itibaren Ba-Bs bildirim formu verme yükümlülüğü bulunmaktadır.

 

Diğer taraftan, kurumlar vergisi mükellefiyeti olmayan mükelleflerin muhtasar ve Katma Değer Vergisi beyannamelerini elektronik ortamda gönderme zorunlulukları bulunmamaktadır. Dolayısıyla kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyetinin bulunmaması halinde Muhtasar ve Katma Değer Vergisi beyannamelerini elektronik ortamda gönderme mecburiyetinin olmadığı, kurumlar vergisi mükellefiyetinin bulunması halinde ise; Muhtasar ve Katma Değer Vergisi beyannameleri ile Ba-Bs bildirim formlarını elektronik ortamda gönderme mecburiyetinin bulunduğu tabiidir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

Kooperatife ait arsanın icra yoluyla satılması durumunda vergilendirmenin nasıl yapılacağı.-EVREN ÖZMEN

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)

 

   
Sayı : 27575268-105[262-2014-158]-844 20/08/2015
Konu : Kooperatife ait arsanın icra yoluyla satılması durumunda vergilendirmenin nasıl yapılacağı.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kooperatifinizin 1990 yılında kurulduğu ve 51 hissedarı bulunan bir arsanın 14 hissedarı dışındaki ortaklarının arsa paylarını kooperatifinize bedelsiz olarak devretmek suretiyle arsa değeri üzerinden hissedar oldukları, ancak hissedarlar arasındaki uyuşmazlık nedeniyle açılan dava neticesinde söz konusu arsanın mahkeme kararına istinaden icra yoluyla üçüncü kişilere 861.000 TL’ye rayiç değerinin altında satıldığı belirtilerek, bu satış işleminden dolayı kooperatifiniz adına kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilerek kurumlar vergisi beyannamesi verilip verilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

            I-KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüyle kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olmakla beraber aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklar ile iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hükme bağlanmıştır.

Öte yandan 1 seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde, kooperatif muafiyeti ile ilgili olarak ayrıntılı açıklamalar yapılmış olup, “4.13.1. Muafiyet şartları” başlıklı bölümünde de, kooperatiflerin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmeleri için ana sözleşmelerinde;

-Sermaye üzerinden kazanç dağıtılmamasına,

-Yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesine,

-Yedek akçelerin ortaklara dağıtılmamasına,

-Sadece ortaklarla iş görülmesine

dair hükümlerin bulunması ve bu kayıt ve şartlara fiilen uyulması gerektiği, ayrıca bu şartlara ana sözleşmelerinde yer vermeyen ya da yer vermekle beraber bu şartlara fiiliyatta uymayan kooperatiflerin, muafiyet hükümlerinden yararlanamayacakları belirtilmiştir.

Tebliğin “4.13.1.4. Sadece ortaklarla iş görülmesi” başlıklı bölümünde ise; “Kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarının ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının sağlanıp korunmasını amaçladıkları için faaliyetin normal olarak sadece ortaklarla sınırlı olması gerekmektedir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir. Ortak dışı işlemler, sadece ortak olmayanlarla yapılan işlemleri değil, ortaklarla kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda yapılan işlemleri de kapsamaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifinizin, anılan Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen şartları sağlaması ve herhangi bir ortak dışı işleminin de bulunmaması halinde kurumlar vergisinden muaf tutulması mümkün bulunmaktadır. Ancak, kooperatifinizin arsasının, ortaklar ve diğer arsa hissedarları arasındaki anlaşmazlık nedeniyle bir paylaşma davasına konu edilerek söz konusu arsanın kooperatifinizce açılan paylaşma davası sonucunda mahkeme kararına istinaden icra yoluyla üçüncü kişilere satılması halinde, bu satış işlemi ortak dışı işlem sayılacak ve kooperatifiniz adına kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi gerekecektir.

Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında menkul sermaye iradının tanımı yapılmış olup, ikinci fıkrasının (2) numaralı bendinde ise; iştirak hisselerinden doğan kazançların (Limited şirket ortaklarının, iş ortaklıklarının ve komanditerlerin kar payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii kazanç dağıtımı sayılmaz.) menkul sermaye iradı olduğu belirtilmiştir.

Anılan Kanunun 94 üncü maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşların, yine söz konusu maddelerde bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir ve kurumlar vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hükme bağlanmış olup, anılan maddenin birinci fıkrasının (6/b-i) bendinde, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz) % 15 tevkifat yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, kooperatifinizin icra yoluyla satılan arsası nedeniyle elde ettiği kazancın ortaklara hisseleri oranında dağıtılan tutarları üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6-b-i) bendine göre %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapması ve muhtasar beyanname ile beyan etmesi gerekmektedir.

II-VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

213 sayılı Vergi Usul Kanununun;

-227 nci maddesinde, bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu,

-229 uncu maddesinde faturanın satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu,

-231 inci maddesinin (5) numaralı bendinde; faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî yedi gün içinde düzenleneceği,

-232 nci maddesinde ise birinci ve ikinci sınıf tüccarların, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin: birinci ve ikinci sınıf tüccarlara; serbest meslek erbabına; kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara; defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere; vergiden muaf esnafa; sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları,

-262 nci maddesinde; maliyet bedelinin iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade ettiği,

-269 uncu maddesinde ise; iktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkullerin maliyet bedelleri ile değerleneceği,

hükümlerine yer verilmiştir.

Yukarıdaki madde hükümlerinde fatura kullanma mecburiyetinde bulunanlar tadadi olarak sayılmış olup, kurumlar veya katma değer vergisi mükellefiyeti bulunan mükellefler aktifinde kayıtlı gayrimenkullerin satışından dolayı fatura düzenlemek zorundadırlar. Kurumlar veya katma değer vergisi mükellefiyeti bulunan kooperatifler de sattıkları emtia ya da yaptıkları iş nedeniyle Vergi Usul Kanununa göre fatura kullanma mecburiyetleri bulunduğundan, söz konusu gayrimenkule ilişkin satış işleminizin tapuya tescil tarihinden itibaren, ancak tapuya tescil tarihinden önce fiilen teslim gerçekleşmiş ise mal tesliminin gerçekleştiği tarihten itibaren azami yedi gün içerisinde fatura düzenlenmesi gerekeceği tabiidir.

Öte yandan, aynı Kanunun 30.12.2003 tarih ve 25332 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5024 sayılı Kanunla değişik mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasında enflasyon düzeltmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

Söz konusu Kanuna eklenen Geçici 25 inci maddede ise, mükelleflerin 31.12.2003 tarihli bilançolarını bu madde hükmüne göre, anılan maddede hüküm bulunmayan hallerde Vergi Usul Kanununun 5024 sayılı Kanunla değişik mükerrer 298 inci maddesinde yer alan hükümlere göre düzeltecekleri hükme bağlanmıştır. Aynı geçici maddenin (j) bendinde, 2004 yılı hesap döneminden itibaren ilk defa bilanço esasına geçen mükelleflerin bu maddede yer alan esaslara göre düzeltme yapacakları hüküm altına alınmıştır. Anılan hükmün kapsamına enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde kazançlarını bilanço esasına göre tespit etmesine rağmen gelir veya kurumlar vergisinden muaf olmaları nedeniyle düzeltme yapmayan mükellefler de girmektedir.

Buna göre, kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunması halinde; mükellefiyetinizin tesis edildiği tarih itibariyle düzenlenen bilançonun anılan Kanunun geçici 25 inci maddesine göre, şartların oluşması halinde de mükerrer 298 inci maddesine göre düzeltilmesi gerekmektedir.

Yukarıdaki açıklamalara göre, kooperatifinizce mükellefiyetinin tesis edildiği tarih itibariyle düzenlenen bilançonun Kanunun geçici 25 inci maddesine göre düzeltmeye tabi tutulması gerekmektedir.

Aynı Kanunun geçici 25 inci maddesinin (l) bendinde ve mükerrer 298 inci maddesinin A fıkrasının 5 inci bendinde, enflasyon düzeltmesine tâbi tutulan değerlerin elden çıkarılması halinde, bunlara ilişkin enflasyon düzeltme farklarının maliyet addolunacağı hükmü yer almaktadır.

Bu durumda, enflasyon düzeltmesinin yapıldığı 2003 ve 2004 yıllarında arsanın kooperatifinizin aktifinde yer alması koşuluyla, (kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edildiği tarih itibarıyla düzenlenen bilançonun aktifinde yer alan) arsa için enflasyon düzeltmesi yapılması ve arsayı elden çıkarmanız durumunda buna ilişkin enflasyon düzeltme farkını arsanın maliyetine eklemeniz mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, geçici 25 inci madde ve mükerrer 298 inci madde kapsamında enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan geçmiş yıl karları ve zararlarına ilişkin yapılacak işlemler 328, 337, 338 ve 348 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile enflasyon düzeltmesi uygulamasına yönelik sirkülerler de ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatife ait arsanın satışı ve istifa eden üyelerin hisselerinin kooperatif tarafından satın alınması- Mali Müşavir Evren ÖZMEN

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

MANİSA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

   
Sayı : 85373914-125[49.01.13]-73 12/06/2015
Konu : Kooperatife ait arsanın satışı ve istifa eden üyelerin hisselerinin kooperatif tarafından satın alınması  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 1995 yılında tarla olarak satın almış olduğunuz arsayı 10/04/2013 tarihinde sattığınız ve elde ettiğiniz tutarı üyelere dağıtarak tasfiyeye girmek istediğiniz belirtilerek söz konusu arsanın değerlemesinin nasıl yapılacağı ve satış kazancının nasıl tespit edileceği ile kooperatifinizden istifa ederek ayrılan üyelerinizin hisselerinin kooperatifinizce satın alınması durumunda, hisseler için ödenen bedelin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

            I- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 262 nci maddesinde “Maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade eder.”; 269 uncu maddesinde ise “İktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkuller maliyet bedelleri ile değerlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 30.12.2003 tarihli ve 25332 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5024 sayılı Kanunla değişik mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasında enflasyon düzeltmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

Söz konusu Kanuna eklenen geçici 25 inci maddede ise, mükelleflerin 31.12.2003 tarihli bilançolarını bu madde hükmüne göre, anılan maddede hüküm bulunmayan hallerde Vergi Usul Kanununun 5024 sayılı Kanunla değişik mükerrer 298 inci maddesinde yer alan hükümlere göre düzeltecekleri hükme bağlanmıştır. Aynı geçici maddenin (j) bendinde, 2004 yılı hesap döneminden itibaren ilk defa bilanço esasına geçen mükelleflerin bu maddede yer alan esaslara göre düzeltme yapacakları hüküm altına alınmıştır. Anılan hükmün kapsamına enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde kazançlarını bilanço esasına göre tespit etmesine rağmen gelir veya kurumlar vergisinden muaf olmaları nedeniyle düzeltme yapmayan mükellefler de girmektedir.

Buna göre, kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunması halinde; mükellefiyetinizin tesis edildiği tarih itibariyle düzenlenen bilançonun anılan Kanunun geçici 25 inci maddesine göre, şartların oluşması halinde de mükerrer 298 inci maddesine göre düzeltilmesi gerekmektedir.

Aynı Kanunun geçici 25 inci maddesinin (l) bendinde ve mükerrer 298 inci maddesinin A fıkrasının (5) numaralı bendinde, enflasyon düzeltmesine tâbi tutulan değerlerin elden çıkarılması halinde, bunlara ilişkin enflasyon düzeltme farklarının maliyet addolunacağı hükmü yer almaktadır.

Buna göre, kooperatifinizin 2013 yılında satmış olduğu arsayı maliyet bedeli ile değerlemesi ve enflasyon düzeltmesinin yapıldığı 2003 ve 2004 yıllarında arsanın kooperatifinizin aktifinde yer alması nedeniyle arsa için enflasyon düzeltmesi yapılması ve buna ilişkin enflasyon düzeltme farkının da arsanın maliyetine eklenmesi mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, anılan Kanunun geçici 25 inci ve mükerrer 298 inci maddeleri kapsamında enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan geçmiş yıl karları ve zararlarına ilişkin yapılacak işlemler 328, 337, 338 ve 348 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile enflasyon düzeltmesi uygulamasına yönelik sirkülerlerde ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

            II – KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde kooperatifler, kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olup, aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde de tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olacakları hükme bağlanmıştır.

Diğer yandan,  Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

193 sayılı  Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde; safi kazancın tespit edilmesi sırasında indirilecek giderler tadadi olarak sayılmış olup, ayrıca Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinde de kurum kazancından indirilebilecek bazı giderler belirtilmiştir.

Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında, sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kâr payı, faiz, kira ve benzeri iratların menkul sermaye iradı olduğu belirtilerek, ikinci fıkrasının (2) numaralı bendinde de, “İştirak hisselerinden doğan kazançlar (Limited şirket ortaklarının, iş ortaklıklarının ortakları ve komanditerlerin kâr payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir.Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan kârların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii, kazanç dağıtımı sayılmaz.) kaynağı ne olursa olsun menkul sermaye iradı sayılır.” hükmü yer almaktadır.

Söz konusu Kanunun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşların, yine söz konusu maddelerde bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hükme bağlanmış olup, anılan maddenin (6/b-i) numaralı bendinde, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz.) % 15 oranında tevkifat yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre; kooperatifinizin sahip olduğu arsayı satması durumunda “münhasıran ortaklar ile iş görülmesi” şartı ihlal edilmiş olacağından kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanılması mümkün bulunmayacak olup, satışın yapıldığı tarih itibariyle de kooperatifin kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis ettirilmesi gerekecektir. Söz konusu arsanın satış bedeli ile enflasyon düzeltmesine tabi tutulmuş maliyet bedeli arasındaki fark satış kazancı olarak kurum kazancına dahil edilerek kurumlar vergisine tabi tutulacaktır.

Öte yandan, kooperatifinizden istifa ederek ayrılan üyelerinize ait hisselerin kooperatifinizce satın alınması halinde ödenen bedeller, gerek Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde gerekse Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinde indirim konusu yapılacak giderler arasında sayılmadığından, söz konusu bedeller kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacaktır. Diğer taraftan, söz konusu hisselerin kooperatifiniz tarafından geri alınması sırasında ödenen bedelle, ayrılan üyelerin  ayrıldıkları tarihe kadar kooperatifinize ödedikleri aidat bedelleri  arasında müspet bir bir fark olması durumunda ise, oluşan bu fark üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin (6/b-i) numaralı bendine göre % 15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatife ait arsanın icra yoluyla satılması durumunda vergilendirmenin nasıl yapılacağı-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)

Ekran Resmi 2015-11-21 18.57.53

   
Sayı : 27575268-105[262-2014-158]-844 20/08/2015
Konu : Kooperatife ait arsanın icra yoluyla satılması durumunda vergilendirmenin nasıl yapılacağı.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kooperatifinizin 1990 yılında kurulduğu ve 51 hissedarı bulunan bir arsanın 14 hissedarı dışındaki ortaklarının arsa paylarını kooperatifinize bedelsiz olarak devretmek suretiyle arsa değeri üzerinden hissedar oldukları, ancak hissedarlar arasındaki uyuşmazlık nedeniyle açılan dava neticesinde söz konusu arsanın mahkeme kararına istinaden icra yoluyla üçüncü kişilere 861.000 TL’ye rayiç değerinin altında satıldığı belirtilerek, bu satış işleminden dolayı kooperatifiniz adına kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilerek kurumlar vergisi beyannamesi verilip verilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

            I-KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüyle kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olmakla beraber aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklar ile iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hükme bağlanmıştır.

Öte yandan 1 seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde, kooperatif muafiyeti ile ilgili olarak ayrıntılı açıklamalar yapılmış olup, “4.13.1. Muafiyet şartları” başlıklı bölümünde de, kooperatiflerin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmeleri için ana sözleşmelerinde;

-Sermaye üzerinden kazanç dağıtılmamasına,

-Yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesine,

-Yedek akçelerin ortaklara dağıtılmamasına,

-Sadece ortaklarla iş görülmesine

dair hükümlerin bulunması ve bu kayıt ve şartlara fiilen uyulması gerektiği, ayrıca bu şartlara ana sözleşmelerinde yer vermeyen ya da yer vermekle beraber bu şartlara fiiliyatta uymayan kooperatiflerin, muafiyet hükümlerinden yararlanamayacakları belirtilmiştir.

Tebliğin “4.13.1.4. Sadece ortaklarla iş görülmesi” başlıklı bölümünde ise; “Kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarının ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının sağlanıp korunmasını amaçladıkları için faaliyetin normal olarak sadece ortaklarla sınırlı olması gerekmektedir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir. Ortak dışı işlemler, sadece ortak olmayanlarla yapılan işlemleri değil, ortaklarla kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda yapılan işlemleri de kapsamaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifinizin, anılan Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen şartları sağlaması ve herhangi bir ortak dışı işleminin de bulunmaması halinde kurumlar vergisinden muaf tutulması mümkün bulunmaktadır. Ancak, kooperatifinizin arsasının, ortaklar ve diğer arsa hissedarları arasındaki anlaşmazlık nedeniyle bir paylaşma davasına konu edilerek söz konusu arsanın kooperatifinizce açılan paylaşma davası sonucunda mahkeme kararına istinaden icra yoluyla üçüncü kişilere satılması halinde, bu satış işlemi ortak dışı işlem sayılacak ve kooperatifiniz adına kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi gerekecektir.

Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında menkul sermaye iradının tanımı yapılmış olup, ikinci fıkrasının (2) numaralı bendinde ise; iştirak hisselerinden doğan kazançların (Limited şirket ortaklarının, iş ortaklıklarının ve komanditerlerin kar payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii kazanç dağıtımı sayılmaz.) menkul sermaye iradı olduğu belirtilmiştir.

Anılan Kanunun 94 üncü maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşların, yine söz konusu maddelerde bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir ve kurumlar vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hükme bağlanmış olup, anılan maddenin birinci fıkrasının (6/b-i) bendinde, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz) % 15 tevkifat yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, kooperatifinizin icra yoluyla satılan arsası nedeniyle elde ettiği kazancın ortaklara hisseleri oranında dağıtılan tutarları üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6-b-i) bendine göre %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapması ve muhtasar beyanname ile beyan etmesi gerekmektedir.

II-VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

213 sayılı Vergi Usul Kanununun;

-227 nci maddesinde, bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu,

-229 uncu maddesinde faturanın satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu,

-231 inci maddesinin (5) numaralı bendinde; faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî yedi gün içinde düzenleneceği,

-232 nci maddesinde ise birinci ve ikinci sınıf tüccarların, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin: birinci ve ikinci sınıf tüccarlara; serbest meslek erbabına; kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara; defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere; vergiden muaf esnafa; sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları,

-262 nci maddesinde; maliyet bedelinin iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade ettiği,

-269 uncu maddesinde ise; iktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkullerin maliyet bedelleri ile değerleneceği,

hükümlerine yer verilmiştir.

Yukarıdaki madde hükümlerinde fatura kullanma mecburiyetinde bulunanlar tadadi olarak sayılmış olup, kurumlar veya katma değer vergisi mükellefiyeti bulunan mükellefler aktifinde kayıtlı gayrimenkullerin satışından dolayı fatura düzenlemek zorundadırlar. Kurumlar veya katma değer vergisi mükellefiyeti bulunan kooperatifler de sattıkları emtia ya da yaptıkları iş nedeniyle Vergi Usul Kanununa göre fatura kullanma mecburiyetleri bulunduğundan, söz konusu gayrimenkule ilişkin satış işleminizin tapuya tescil tarihinden itibaren, ancak tapuya tescil tarihinden önce fiilen teslim gerçekleşmiş ise mal tesliminin gerçekleştiği tarihten itibaren azami yedi gün içerisinde fatura düzenlenmesi gerekeceği tabiidir.

Öte yandan, aynı Kanunun 30.12.2003 tarih ve 25332 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5024 sayılı Kanunla değişik mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasında enflasyon düzeltmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

Söz konusu Kanuna eklenen Geçici 25 inci maddede ise, mükelleflerin 31.12.2003 tarihli bilançolarını bu madde hükmüne göre, anılan maddede hüküm bulunmayan hallerde Vergi Usul Kanununun 5024 sayılı Kanunla değişik mükerrer 298 inci maddesinde yer alan hükümlere göre düzeltecekleri hükme bağlanmıştır. Aynı geçici maddenin (j) bendinde, 2004 yılı hesap döneminden itibaren ilk defa bilanço esasına geçen mükelleflerin bu maddede yer alan esaslara göre düzeltme yapacakları hüküm altına alınmıştır. Anılan hükmün kapsamına enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde kazançlarını bilanço esasına göre tespit etmesine rağmen gelir veya kurumlar vergisinden muaf olmaları nedeniyle düzeltme yapmayan mükellefler de girmektedir.

Buna göre, kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunması halinde; mükellefiyetinizin tesis edildiği tarih itibariyle düzenlenen bilançonun anılan Kanunun geçici 25 inci maddesine göre, şartların oluşması halinde de mükerrer 298 inci maddesine göre düzeltilmesi gerekmektedir.

Yukarıdaki açıklamalara göre, kooperatifinizce mükellefiyetinin tesis edildiği tarih itibariyle düzenlenen bilançonun Kanunun geçici 25 inci maddesine göre düzeltmeye tabi tutulması gerekmektedir.

Aynı Kanunun geçici 25 inci maddesinin (l) bendinde ve mükerrer 298 inci maddesinin A fıkrasının 5 inci bendinde, enflasyon düzeltmesine tâbi tutulan değerlerin elden çıkarılması halinde, bunlara ilişkin enflasyon düzeltme farklarının maliyet addolunacağı hükmü yer almaktadır.

Bu durumda, enflasyon düzeltmesinin yapıldığı 2003 ve 2004 yıllarında arsanın kooperatifinizin aktifinde yer alması koşuluyla, (kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edildiği tarih itibarıyla düzenlenen bilançonun aktifinde yer alan) arsa için enflasyon düzeltmesi yapılması ve arsayı elden çıkarmanız durumunda buna ilişkin enflasyon düzeltme farkını arsanın maliyetine eklemeniz mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, geçici 25 inci madde ve mükerrer 298 inci madde kapsamında enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan geçmiş yıl karları ve zararlarına ilişkin yapılacak işlemler 328, 337, 338 ve 348 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile enflasyon düzeltmesi uygulamasına yönelik sirkülerler de ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

Konut yapı kooperatifinin faaliyetinde kullandığı aracı satması halinde muafiyet şartlarını ihlal edip etmeyeceği hk.- FARKLI GÖRÜŞ-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

Konut yapı kooperatifinin faaliyetinde kullandığı aracı satması halinde muafiyet şartlarını ihlal edip etmeyeceği hk.

Sayı: 62030549-125[2-2015/144]-78877 Tarih:
04/09/2015

Ekran Resmi 2015-11-21 18.56.29

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı : 62030549-125[2-2015/144]-78877 Konu : Konut yapı kooperatifinin faaliyetinde

kullandığı aracı satması halinde muafiyet şartlarını ihlal edip etmeyeceği hk.

04/09/2015

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kurumlar vergisinden muaf konut yapı kooperatifi olduğunuzu, faaliyetinizde kullanmak üzere satın almış olduğunuz kamyonet tipi aracınızı ihtiyacınız kalmadığı için satmak istediğinizi, satış tutarını ortaklarınıza dağıtılmayarak kooperatifinizin yatırımlarında kullanılacağı belirtilerek, söz konusu aracı satmanız durumunda kurumlar vergisi muafiyet şartının ihlal edilip edilmeyeceği ile aracın tasfiye sürecinde satılıp satılamayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımızın görüşü aşağıda açıklanmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde ise tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde muafiyet şartları detaylı olarak açıklanmış olup, “4.13.1.4 Sadece ortaklarla iş görülmesi” başlıklı bölümünde de;

“Kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarının ve özellikle meslek ve geçimlerine

ait ihtiyaçlarının sağlanıp korunmasını amaçladıkları için faaliyetin normal olarak sadece ortaklarla sınırlı olması gerekmektedir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hüküm bulunması
ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir.

Ortak dışı işlemler, sadece ortak olmayanlarla yapılan işlemleri değil, ortaklarla kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda yapılan işlemleri de kapsamaktadır.”

açıklamasına yer verilmiştir.

Söz konusu Tebliğin”4.13.1.4.3. Yapı kooperatiflerinde ortak dışı işlemler”başlıklı bölümünde de; kooperatifin amacını gerçekleştirmesinden sonra elinde kalan malzeme, alet ve edevatın satılmasının ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyeceği belirtilmiştir.

Öte yandan, aynı Tebliğin”4.17 Şarta bağlı muafiyetlerin kaybedilmesi ve kazanılması” bölümünde ise; muafiyet şartlarını taşıyan bir kooperatifin muafiyet şartlarını ihlal etmesi durumunda muafiyet şartlarının ihlal edildiği tarihten itibaren kurumlar vergisine tabi tutulması gerektiği açıklanmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifinizin faaliyetinde kullanmak üzere satın almış olduğu kamyonet tipi aracın ihtiyacınızın kalmamasından dolayı üçüncü kişilere satılması halinde “sadece ortaklarla iş görülmesi” şartı ihlal edilmiş sayılacağından satış tarihi itibarıyla kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekecektir.

Öte yandan, söz konusu kamyonet tipi aracın kooperatifinizin amacını gerçekleştirmesinden sonra satılması halinde bu satış işleminin ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyeceği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Elektronik faturada red süresi hk.

67854564-1741-317
26/06/2015
Konu
:
Elektronik faturada red süresi hk.
 
 
            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; ……….. Vergi Dairesi Müdürlüğünün …………. vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi olduğunuz, 28.04.2014 tarihinden itibaren e-fatura portalı üzerinden ticari fatura senaryosu ile göndermiş olduğunuz bazı faturalarınızın 11.08.2014 tarihinde alıcı firma tarafından e-fatura uygulaması üzerinden reddedildiği, söz konusu faturaların Türk Ticaret Kanununun 21’inci maddesinin 2’nci fıkrasında belirtilen 8 günlük itiraz süresi içinde itiraz edilmediğinden bahisle defterlerinize kayıt edilerek 2014/Nisan vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde beyan edildiği, 2014/Ağustos ayında karşı firma tarafından reddedilen ve 2014/Nisan ayında kayıtlara alınarak ilgili dönem beyannamesi ile beyan edilen söz konusu faturaların karşı firmanın kayıtlarına alınmadan yok hükmünde sayıldığı belirtilerek, konuyla ilgili olarak yapılacak işlem hususunda Başkanlığımız görüşü istenilmektedir.

           Bilindiği üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229’uncu maddesinde Faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun “Fatura ve teyit mektubu” başlıklı 21’inci maddesinin (1) nolu fıkrasında faturanın; ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer tarafın isteyeceği ve bedel ödenmiş ise bunun da gösterildiği belge olduğu hüküm altına alınmış ve aynı maddenin (2) nolu fıkrasında da ” Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.

 

            Ayrıca 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 242’nci maddesinin ikinci fıkrası ile Maliye Bakanlığının elektronik defter, kayıt ve belgelerin oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafazası ve ibrazı ile defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiş ve aynı maddede Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve belgelere ilişkin olarak yer alan hükümlerin elektronik defter, kayıt ve belgeler için de geçerli olduğu, Maliye Bakanlığının, elektronik defter, belge ve kayıtlar için diğer defter, belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esaslardan farklı usul ve esaslar belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

 

           Maliye Bakanlığına tanınan bu yetki çerçevesinde; yaygın olarak kullanılan belgelerden biri olan faturanın elektronik belge olarak düzenlenmesi, elektronik ortamda iletilmesi, muhafaza ve ibraz edilmesine ilişkin usul ve esasların düzenlendiği 397 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği 05.03.2010 tarih ve 27512 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

            Söz konusu Genel Tebliğin:
1. “3.Genel Olarak e-Fatura” başlıklı bölümünde; e-Faturanın yeni bir belge türü olmadığı, kağıt fatura ile aynı hukuki niteliklere sahip olduğu,
2. ”5.e-Fatura Düzenlenmesi ve İletilmesi” başlıklı bölümünde; e-Faturanın, bu Tebliğde belirlenen usul ve esaslara uygun olarak düzenlenmesi, gönderme veya alma işlemlerinin de Başkanlık tarafından oluşturulan e-Fatura Uygulaması aracılığı ile gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu, faturaların elektronik belge olarak oluşturulması ve gönderilmesinde uyulması gereken format ve standartların http://www.efatura.gov.tr/ internet adresinde duyurulmuş olduğu, e-faturanın bu Tebliğde belirlenen usul ve esaslar ile söz konusu format ve standartlara uygun olarak düzenlenmemesi veya düzenlense dahi e-Fatura Uygulaması aracılığı ile gönderilmemesi veya alınmaması durumunda Vergi Usul Kanunu kapsamında düzenlenmiş fatura hükmünde olmayacağı, mükelleflerin e-Fatura düzenlerken, bu Tebliğde belirtilmeyen hususlarda süreler başta olmak üzere Vergi Usul Kanunu ve ilgili diğer kanun ve düzenlemelerde yer alan usul ve esaslara uymak zorunda oldukları,
3. “11.Diğer Hususlar” başlıklı bölümünde; Gelir İdaresi Başkanlığının, e-Fatura Uygulamasının altyapısı ve işleyişini göz önünde bulundurarak, ilgilisine bilgi vermek suretiyle, e-Fatura Uygulamasından yararlanmak isteyen mükelleflerin başvurularının yanıtlanmasını belli bir süre erteleyebileceği veya başvuruları sıraya koyabileceği veya önceden haber vermek ve hazırlıklar için yeterli zaman tanımak kaydıyla, uygulama ile ilgili her türlü standart ile diğer teknik konularda genel veya özel değişiklikler yapabileceği gibi uluslararası standartlara uyma zorunluluğu getirebileceği, belirtilmiştir.
       Söz konusu Genel Tebliğ uyarınca Gelir İdaresi Başkanlığınca e-Fatura Uygulamasından yararlanma yöntemlerine göre 3 temel Teknik Kılavuz yayımlanmış ve bu kılavuzların fatura senaryoları ile ilgili bölümlerinde e-faturaların Temel ve Ticari olmak üzere iki senaryo baz alınarak düzenlenebileceği, bu senaryolar ile ilgili olarak UBL-TR Kılavuzları paketinde yer alan senaryolar kılavuzlarında gerekli açıklamaların yapıldığı belirtilmiştir. Ticari fatura senaryosu kılavuzunun “2.3 Taraflar ve Rolleri” başlıklı bölümünde, tarafların ticari fatura düzenlenebilmesi için önceden anlaşmış olmaları gerektiği belirtilmiştir.

 

Temel fatura senaryosunda düzenlenen faturalara e-fatura uygulaması üzerinden red yanıtı dönülme imkanı bulunmaz iken, Ticari fatura senaryosunda düzenlenen faturalara e-fatura uygulaması üzerinden itiraz mahiyetinde, mali mühür ile imzalı elektronik bir belge üreten yapıyı barındıran “red” yanıtı dönülebilmektedir. Temel fatura senaryosunda düzenlenen faturalara e-fatura uygulaması üzerinden red yanıtının dönülememesi, Türk Ticaret Kanununun 18’inci maddesinde belirtilen harici yöntemlerle ( noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile ) itiraz edilebilmesi imkanını ortadan kaldırmamaktadır. Bir başka ifade ile temel fatura senaryosunda düzenlenen faturalara Türk Ticaret Kanununun 18’inci maddesinde belirtilen yöntemler ile itiraz edilebilmesi imkanı bulunmaktadır. Ticari fatura senaryosunda düzenlenmiş olan faturalara ilişkin olarak alıcıların e-fatura uygulaması üzerinden red yanıtı dönmemeleri, Türk Ticaret Kanununun 18’inci maddesinde belirtilen yöntemlerin Kanunun 21’inci maddesinde belirtilen sürede kullanılabilme hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Gerek e-fatura uygulaması üzerinden red yanıtı dönülmesi gerekse Türk Ticaret Kanununun 18’inci maddesinde belirtilen yöntemler ile faturaya itiraz edilmesine ilişkin olarak Türk Ticaret Kanununun 21’inci maddesinde belirtilen 8 (sekiz) günlük itiraz süresine uymak tacir olmanın hukuki sonuçlarındandır. Bu süre geçtikten sonra yapılan itirazlar ve e-Fatura uygulaması üzerinden dönülen red yanıtları söz konusu faturaların alıcı tarafından fatura içeriğinin kabul edilmiş olduğu sonucunu doğurmaktadır.

 

Satıcısı tarafından düzenlenen e-Faturaların, elektronik fatura uygulaması üzerinden Başkanlık Bilgi Sistemlerince şema ve şematron kontrollerine tabi tutulduktan ve alıcısının posta kutusuna başarılı şekilde iletildikten sonra uygulama kılavuzlarında belirtilen sistem yanıtı alıcı tarafından dönülmektedir. Bu sistem yanıtları, uygulama yanıtı şeklinde iletilen “kabul”, “red” veya “iade” yanıtları ile farklılık arz etmektedir. Sistem yanıtları elektronik belgenin alıcının posta kutusuna elektronik olarak güvenli bir şekilde iletilmiş olduğunun tespiti açısından sistem tarafından otomatik olarak üretilirken, uygulama yanıtları alıcı tarafından (sistem tarafından otomatik olmaksızın) faturanın içeriğini kabul veya red etmek amacıyla oluşturulan ve elektronik imza mahiyetindeki mali mühür ile imzalanan elektronik bir belge mahiyetindedir.

 

           Ticari fatura senaryosuna göre düzenlenip gönderilmiş bir fatura için alıcısı tarafından dönülen “red” yanıtının satıcı açısından hukuki sonuç doğurabilmesi ve dikkate alınabilmesi için söz konusu yanıtın Türk Ticaret Kanununun 21’inci maddesinde belirtilen sürede yapılması gerektiği açık olup, bu sürede itiraz edilmiş olması faturanın düzenlenmiş ve alıcısına iletilmiş olduğunu kabul etme gereğini ortadan kaldırmamaktadır.

 

Bu nedenle düzenlenmiş ve alıcısının posta kutusuna başarılı şekilde iletilmiş e-Fatura, itiraz halinde alıcı ile satıcı arasındaki hukuki ihtilaf süreci tamamlanıncaya kadar geçerli kabul edilmesi gerekmektedir. Alıcı tarafın hukuki ihtilafa (itiraza) konu hususlarının, satıcı tarafından yasal ve zorunlu olarak yerine getirilmesi için itirazın Türk Ticaret Kanununun 21’inci maddesinde belirtilen sürede yapılması gerektiği açıktır. Süresinden sonra gerek e-Fatura uygulaması üzerinden “red” yanıtı ile gerekse harici yollar ile yapılan itirazların satıcı tarafından kabul edilme zorunluluğu bulunmamakta olup düzenlenmiş e-Faturanın taraflar arasındaki işlemlere dayanak teşkil etmesine hukuki bir engel bulunmamaktadır.

 

Ayrıca gerek e-Fatura uygulaması üzerinden “red” yanıtı ile gerekse harici yollar ile yapılan itirazların, fatura alıcısı tarafından süresinde yapılmış olup olmadığının satıcı tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

Bununla birlikte Başkanlığımızca e-Fatura uygulamasını portal yöntemi ile kullanan mükelleflerin düzenlemiş oldukları ticari fatura senaryosundaki faturalara alıcıları tarafından itiraz (red) yanıtı dönülebilmesi 8 (sekiz) günlük süre ile sınırlandırılmış olmakla birlikte, Entegrasyon ve özel entegrasyon yöntemlerinde ise itiraz (red) yanıtı dönülebilmesi 8 (sekiz) günlük süre sınırı, kısıtı “e-Fatura Uygulaması Entegrasyon Klavuzu”nda 05.01.2015 tarihinde yapılan düzenleme ile 15.01.2015 tarihinden geçerli olmak üzere getirilmiş ve söz konusu kılavuz www.efatura.gov.tr adresinde yayınlanmış ve 15.01.2015 tarihi itibariyle Entegrasyon ve Özel Entegrasyon yöntemi kullanıcılarının sistemlerinde buna yönelik güncellemelerini yapmak zorunda oldukları belirtilmiştir.

 

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre; sistem üzerinden yapılan sorguda e-Fatura uygulamasından Entegrasyon yöntemi ile faydalanmakta olduğunuz ve belirttiğiniz tarih olan 28.04.2014’te de bu yöntemi kullandığınız belirlenmiş olup, teknik olarak bu tarihte ve sonrasında (15.01.2015 tarihine kadar) ticari fatura senaryosu kapsamında gönderdiğiniz faturalara 8 günden sonra alıcıları tarafından kabul / red uygulama yanıtı verilmesi mümkün olmakla beraber, Türk Ticaret Kanununun ilgili hükmü gereğince kanuni itiraz süresinden sonra yapılmış olan itirazları dikkate alma zorunluluğunuz bulunmamaktadır. Bu nedenle, süresinden sonra yapılmış itiraza konu e-faturalarınızı ilgili oldukları vergilendirme dönemlerinde defter kayıtlarınıza almanız ve beyannamelerine intikal ettirmiş olmanız uygun olup, herhangi bir düzeltme işlemi yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.

 

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Kooperatife yeni giren ortağın sorumluluğu-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Kooperatife yeni giren ortağın sorumluluğu:

Kooperatifler kanunu

Ortakların şahsen sorumlu veya ek ödemelerle yükümlü olduğu bir kooperatife durumunu bilerek yeni giren kimse, girişinden önce doğmuş olan borçlardan diğer ortaklar gibi sorumlu olur. Buna aykırı mukavele hükümleriyle ortaklar arasındaki anlaşmalar üçüncü şahıslar hakkında hüküm ifade etmez (KK.m.35).

Daha önceden kurulan kooperatife bir ortağın girmesi; ortaklığın devri veya miras yoluyla ya da yeni ortak olma şeklinde olabilir.

Ortakları şahsan sorumlu veya ek ödemelerle yükümlü olan kooperatiflerde durumunu bilerek giren yeni ortağın girişinden önce doğmuş olan kooperatif borçlarından diğer ortaklar gibi sorumludur.

Kooperatifin iflası halinde ortakların sorumluluğu-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Kooperatifin iflası halinde ortakların sorumluluğu:

Kooperatifler de ticaret şirketleri gibi her türlü borçlarından dolayı iflasa tabidir. Kooperatifin dağılma nedenlerinden biri de iflasın açılmasıdır (KK.m.81). Kooperatifin iflasına alacaklıların veya kooperatifin isteği üzerine karar verilebilir.

Ekran Resmi 2015-11-21 18.56.29

Ortakları şahsen sorumlu bulunan veya ek ödemelerle yükümlü olan bir kooperatifin iflası halinde, iflas idaresi sıra cetvelini düzenlemekle beraber ortaklardan her birinin payına düşen borcun ödenmesini kendilerinden ister (KK.m.33/1).

Tahsil olunamayan meblağlar diğer ortaklar arasında bölüşülür. Aktif bakiyesi pay cetvellerinin kesin olarak tespiti üzerine geri verilir. Ortakların birbirlerine rücu hakları saklıdır. Ortakların geçici olarak tespit olunan borçlariyle pay cetveli aleyhine İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre itiraz hakları vardır (KK.m.33/2).

Yeni Türk Ceza Kanunu ile getirilen kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçu

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=PpWmdIZz6kU&w=560&h=315]

 

Yeni Türk Ceza Kanunu ile getirilen kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçu:

12.10.2004 tarih ve 25611 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, ceza hukukunda önemli değişiklikler yapmıştır. Bu kanunla mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan bazı suçlarda ve bunların cezalarında değişiklik yapıldığı gibi­, yeni suç tipleri de ihdas edilmiştir. Bu kapsamda, ihdas edilen yeni suç tiplerinden birisi de, ‘Malvarlığına Karşı Suçlar’ bölümünde yer alan ‘Şirket veya Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi’ verme suçudur.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Şirket veya Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi” başlıklı 164. maddesi hükmü;

“Bir şirket veya kooperatifin kurucu, ortak, idareci, müdür veya temsilcileri veya yönetim veya denetim kurulu üyeleri veya tasfiye memuru sıfatını taşıyanlar, kamuya yaptıkları beyanlarda veya genel kurula sundukları raporlarda veya önerilerde ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte gerçeğe aykırı önemli bilgiler verecek veya verdirtecek olurlarsa 6 aydan 3 yıla kadar hapis veya 1000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.” şeklindedir.

Bu yeni hükümle, kooperatif ortaklarının kamuya yaptıkları beyanlar veya genel kurula sundukları rapor ya da öneriler aracılığıyla ilgililere kasten yanlış bilgi verilmesi veya verdirtilmesi suç haline getirilmiş ve böylece kooperatif genel kurullarının ve kamunun aldatılmalarının önlenmesi amaçlanmıştır.

Bu gerçeğe aykırı bilgilerin ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte ve önemli olması gerekir.

Kooperatifler hakkında gerçeğe aykırı olarak verilen veya verdirtilen bilgilerin, kamuya yapılan beyanlarla veya genel kurula sunulan raporlar ya da öneriler yoluyla verilmiş olması gerekir. Kamuya yapılan beyanlardan deyimi; basın ve yayın yoluyla veya postayla prospektüsler gönderilerek belirli olmayan kişilere hitap edilmesi ve bunlara önemli yanlış bilgiler verilmesi anlamına gelmektedir. Bu bağlamda, kooperatif hakkında gerçeğe aykırı bilgilerin kamuya (kamuoyuna) gazete, dergi, televizyon, radyo, internet, e-mail, bilbord veya el ilanıyla ya da benzeri yollarla sunulması halinde suç oluşmaktadır.

Türk Ticaret Kanunu ve Kooperatifler Kanunu’na göre, kooperatif ve anonim şirketlerin genel kurullarına sunulan raporlar, yönetim kurulu faaliyet raporu, denetçi raporu, bilanço, mizan, gelir-gider tablosu ve diğer mali tablolar ile hesap tetkik komisyonu raporu vb. raporlardır.

Suçun oluşması için yapılan işlemin yanlış olduğunun bilinmesi ve doğruymuş gibi hareket edilmesi gerekir. Suçun oluşması için failin bir menfaat elde etmek için hareket etmiş olması şartı aranmamıştır. Ayrıca, gerçeğe aykırı bilgilerin açıklanması sonucu bir zararın doğmuş olması da şart değildir, bu bilgilerin zarara neden olabilecek nitelikte olması yeterlidir.

Madde metninde ortaklar da bu suçu işlenebilecekler arasında sayılmıştır. Dolayısıyla, kooperatif ortakları da bu suçun faili olabileceklerdir.

Bu suç ile ilgili olarak kanunda herhangi bir ağırlatıcı neden öngörülmemiş olmasının yanı sıra, 167. maddede belirtilen şahsi hafifletici nedenler ile şahsi cezasızlık nedenleri bu suç için de sözkonusudur.

Bu bağlamda, bu suçun; haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına olarak işlenmesi halinde ilgili akraba hakkında ceza verilmeyecektir. Bu suçun, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde ise ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

Bu suça yer verilen 164. maddede suçun şikayete tabi olduğu belirtilmemiş olup, kovuşturması Cumhuriyet Savcılıklarınca re’sen yapılabilecektir.

Diğer taraftan, bu suçun; haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde ilgili akraba hakkında kovuşturma yapılabilmesi için belirtilen kişilerden birisinin şikayetçi olması gerekir.

 

 

Kooperatifin borçlarından dolayı ortağın sorumluluğu-Mali Müşavir Evren Özmen

Kooperatifin borçlarından dolayı ortağın sorumluluğu:

Kural olarak kooperatif alacaklılarına karşı yalnız mal varlığı ile sorumludur. Ancak, anasözleşmede aksine bir hüküm konulabilir.

Kooperatifin varlıklarının borçlarına yetmediği durumlarda ortakların sorumluluğu kanunda sınırlı ve sınırsız sorumluluk başlıkları altında iki gruba ayrılmıştır.

Anasözleşme, kooperatifin varlığı borçlarını karşılamaya yetmediği hallerde, ortaklarının da şahsen ve sınırsız olarak sorumlu tutulacaklarını hüküm altına alabilir. Bu takdirde alacaklılar kooperatifin iflası veya diğer sebeplerle dağılması halinde alacaklarını tamamen sağlayamazlarsa, kooperatifin borçlarından dolayı, kooperatif ortakları zincirleme ve bütün varlıklarıyla sorumlu olurlar. Buna sınırsız sorumluluk denir.

Kooperatifler kanunuDiğer taraftan, anasözleşmeye kooperatif borçları için her ortağın kendi payından fazla olarak şahsen ve belirli bir miktara kadar kooperatiften sonra sorumlu olacakları hususunda bir hüküm konabilir. Buna sınırlı sorumluluk denir. Ortakların bu sınırlı sorumlu olacakları tutar kooperatifteki paylarının tutarı ile orantılı olarak da gösterilebilir.

Uygulamada neredeyse bütün kooperatiflerde ortakların sınırlı sorumlu oldukları yönünde anasözleşmelerinde hükümler bulunmaktadır.

Dolayısıyla, ortak olmak isteyenlerin ve ortakların kooperatifin borçlarıyla ilgili olarak sorumluluklarını öğrenmeleri açısından kooperatifin anasözleşmesini dikkatlice incelemeleri menfaatlerine olacaktır.

Kooperatif ORTAKLARIN ÖDEV VE SORUMLULUKLARI- MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

. ORTAKLARIN ÖDEV VE SORUMLULUKLARI:

Kooperatifler kanunu

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=pT6DDMcozPs&w=560&h=315]

Kooperatif ortaklarının yukarıda belirtilen haklarının yanı sıra, kooperatife karşı ödevleri (sorumlulukları) de vardır.

5.1. Sermaye koyma borcu ve aidat ödeme yükümlülüğü:

Kooperatiflerde ortaklık paylarının tamamı, kooperatifin sermayesini oluşturur. Kooperatife giren her ortağın en az bir ortaklık payı alması ve bunun bedelini kooperatife ödemesi gerekir (KK.m.19/1).

Ortaklık payının değeri Bakanlar Kurulu kararı ile arttırılabilmekte olup son olarak 24/12/2002 gün ve 2002/5089 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile ortaklık payı değeri 1.-YTL’ye çıkarılmıştır.

Diğer taraftan, 5000 ortaklık payını aşmamak kaydıyla anasözleşme, en yüksek haddi tespit ederek bir ortak tarafından bu had dahilinde birden fazla ortaklık payı alınmasına izin verebilir (KK.m.19/1,2).

Kooperatiflerde sermaye miktarları sınırlıdır. Bu sınırlı sermayeyle kooperatiflerin amaçlarını gerçekleştirmeleri neredeyse imkansızdır. Bu bakımdan amaçlarını gerçekleştirebilmek için kooperatifler genel kurulda aidat tespit ederler genel kurulca tespit edilen aidatların da ortaklarca zamanında ödenmesi gerekir. Zamanında ödenmeyen aidatlara genel kurulca gecikme cezası ödenmesi kararlaştırlmışsa ödemesini geciktiren ortaklar gecikme cezası da öder.

Ancak, aidat ödemelerini geciktiren ortaklara yürütülen gecikme faizlerinin ana borca eklenerek tekrar faiz (bileşik faiz) yürütülmesi sözkonusu olamaz.

Diğer taraftan, sermaye koyma borcunu zamanında yerine getirmeyen ortak, ihtara gerek kalmaksızın temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. Ayrıca, anasözleşmeyle ortaklar temerrüt halinde cezai şart ödemeye de mecbur tutulabilirler (KK.m.98, Türk Ticaret K.m.407).

5.2. Sır saklama yükümlülüğü ve ceza:

Kooperatif ortaklarının kooperatifin hangi sırlarını öğrenebilecekleri, hangi sırları öğrenmeye yetkili olmadıkları Kooperatifler Kanununun 25. maddesinde açıklanmıştır. Ayrıca, ortaklar her ne şekilde olursa olsun öğrenmiş olduğu iş sırlarını, sonradan ortaklık hakkını kaybetmiş olsa bile daima gizli tutmak zorundadırlar. Bu mecburiyete uymayan ortak meydana gelecek zararlardan kooperatife karşı sorumlu olduğu gibi kooperatifin şikayeti üzerine herhangi bir zarar umulmasa dahi bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır (KK.m.25).

Kooperatifi ve bağlı işletme ve fabrikalarını ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işlere ilişkin olup da açıklanması kooperatif aleyhine zarar doğuran veya zarar doğurması ihtimali bulunan ve kooperatifin konusuyla ilgili olan sırlar kooperatifin iş sırları olarak kabul edilmelidir.

5.3. Kooperatifin borçlarından dolayı ortağın sorumluluğu:

Kural olarak kooperatif alacaklılarına karşı yalnız mal varlığı ile sorumludur. Ancak, anasözleşmede aksine bir hüküm konulabilir.

Kooperatifin varlıklarının borçlarına yetmediği durumlarda ortakların sorumluluğu kanunda sınırlı ve sınırsız sorumluluk başlıkları altında iki gruba ayrılmıştır.

Anasözleşme, kooperatifin varlığı borçlarını karşılamaya yetmediği hallerde, ortaklarının da şahsen ve sınırsız olarak sorumlu tutulacaklarını hüküm altına alabilir. Bu takdirde alacaklılar kooperatifin iflası veya diğer sebeplerle dağılması halinde alacaklarını tamamen sağlayamazlarsa, kooperatifin borçlarından dolayı, kooperatif ortakları zincirleme ve bütün varlıklarıyla sorumlu olurlar. Buna sınırsız sorumluluk denir.

Diğer taraftan, anasözleşmeye kooperatif borçları için her ortağın kendi payından fazla olarak şahsen ve belirli bir miktara kadar kooperatiften sonra sorumlu olacakları hususunda bir hüküm konabilir. Buna sınırlı sorumluluk denir. Ortakların bu sınırlı sorumlu olacakları tutar kooperatifteki paylarının tutarı ile orantılı olarak da gösterilebilir.

Uygulamada neredeyse bütün kooperatiflerde ortakların sınırlı sorumlu oldukları yönünde anasözleşmelerinde hükümler bulunmaktadır.

Dolayısıyla, ortak olmak isteyenlerin ve ortakların kooperatifin borçlarıyla ilgili olarak sorumluluklarını öğrenmeleri açısından kooperatifin anasözleşmesini dikkatlice incelemeleri menfaatlerine olacaktır.

5.4. Ek ödeme yüklemi:

Kooperatifin faaliyetini sürdürmesi, tüzel kişiliğini koruması ve bilanço açıklarının kapatılması için anasözleşmelerle ek ödeme getirilebilir. Ek ödeme yüklemi sınırsız olabileceği gibi belirli miktarlarla veya iş hacmi ile veya paylarla orantılı olarak sınırlandırılabilir. Anasözleşmelerinde ek ödeme yükümlülüğü bulunan ortakların bunu kooperatife ödemesi zoruludur. Ek ödemeler sadece bilanço açıklarının kapatılmasında kullanılabilir (KK.m.31).

1163 sayılı kanunun 31. maddesi kapsamında yer alan ek ödeme yükümlülüğünün oluşabilmesi için; anasözleşme ortakları ek ödeme yükümlülüğü ile yükümlendirmiş olması, ek ödemelerin bilanço açıklarının kapatılmasında kullanılması, bilanço açıklarının öncelikle yedek akçelerle karşılanması gerekir.

5.5. Sorumluluğun bazı ortak gruplarına yüklenemeyeceği:

Sorumluluğu belirli bir zamana bırakan veya bazı ortak gruplarına yükleyen anasözleşme hükümleri muteber değildir (KK.m.32).

1163 sayılı kanunun 32. maddesinde de hüküm altına alındığı gibi, sorumluluk tüm ortaklara aittir ve anasözleşme ile sorumluluğun belirli bir zamana bırakılması ya da bazı ortaklara yükletilmesi mümkün değildir.

Benzer hüküm kanunun 23. maddesinde yer almaktadır: “Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittir.”

5.6. Kooperatifin iflası halinde ortakların sorumluluğu:

Kooperatifler de ticaret şirketleri gibi her türlü borçlarından dolayı iflasa tabidir. Kooperatifin dağılma nedenlerinden biri de iflasın açılmasıdır (KK.m.81). Kooperatifin iflasına alacaklıların veya kooperatifin isteği üzerine karar verilebilir.

Ortakları şahsen sorumlu bulunan veya ek ödemelerle yükümlü olan bir kooperatifin iflası halinde, iflas idaresi sıra cetvelini düzenlemekle beraber ortaklardan her birinin payına düşen borcun ödenmesini kendilerinden ister (KK.m.33/1).

Tahsil olunamayan meblağlar diğer ortaklar arasında bölüşülür. Aktif bakiyesi pay cetvellerinin kesin olarak tespiti üzerine geri verilir. Ortakların birbirlerine rücu hakları saklıdır. Ortakların geçici olarak tespit olunan borçlariyle pay cetveli aleyhine İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre itiraz hakları vardır (KK.m.33/2).

5.7. Ortakların sorumluluk hükümlerinin değiştirilmesi:

Ortakların şahsi sorumluluğundan kasıt; kooperatifin borçlarından dolayı kooperatifin varlıklarından sonra şahsen ve belirli bir miktara kadar sınırlı veya sınırsız olarak sorumlu olmasıdır.

Ek ödeme yükümü ise sadece bilanço açıklarını kapatmak için, ortağın belirli bir miktarla veya iş hacmiyle ya da sermaye paylarıyla orantılı bir şekilde sınırlı ya da sınırsız olarak sorumlu tutulmasıdır.

Ortakların sorumluluğu ve ek ödeme yükümlülüğü ile ilgili değişiklikler ancak anasözleşmenin tadili ile mümkündür (KK.m.34).

Bununla birlikte; ortakların şahsi sorumluluklarının ağırlaştırılması veya ek ödeme yükümleri ihdası için alınacak kararlarda bütün ortakların 3/4’ünün onayı gerekir (KK.m.52/1).

Öte yandan, ortakların şahsi sorumluluklarının ağırlaştırılması veya ek ödeme yükümlülüğü ihdası hakkında genel kurulda karar alınması halinde ortağın, kararın ticaret sicili gazetesinde ilanından başlayarak 3 ay içinde kooperatiften çıktığını bildirmesi ve bu kararlara katılmamış olması durumunda bu karar kendisini bağlamaz.

5.8. Kooperatife yeni giren ortağın sorumluluğu:

Ortakların şahsen sorumlu veya ek ödemelerle yükümlü olduğu bir kooperatife durumunu bilerek yeni giren kimse, girişinden önce doğmuş olan borçlardan diğer ortaklar gibi sorumlu olur. Buna aykırı mukavele hükümleriyle ortaklar arasındaki anlaşmalar üçüncü şahıslar hakkında hüküm ifade etmez (KK.m.35).

Daha önceden kurulan kooperatife bir ortağın girmesi; ortaklığın devri veya miras yoluyla ya da yeni ortak olma şeklinde olabilir.

Ortakları şahsan sorumlu veya ek ödemelerle yükümlü olan kooperatiflerde durumunu bilerek giren yeni ortağın girişinden önce doğmuş olan kooperatif borçlarından diğer ortaklar gibi sorumludur.

5.9. Ortağın ayrılmasından veya kooperatifin dağılmasından sonra sorumluluk:

Sınırsız veya sınırlı sorumlu bir ortak ölür veya diğer bir sebeple kooperatiften ayrılırsa bu ayrılmanın kesinleştiği tarihten başlayarak 1 yıl veya anasözleşme ile tespit olunan daha uzun bir süre içinde kooperatif iflas ettiği takdirde, ayrılmasından önce doğmuş olan borçlar için ortak sorumluluktan kurtulamaz. (Varsa) aynı şartlarla ve aynı süre içinde ek ödeme yükümü de mevcut olmaya devam eder (KK.m.36/1,2).

Kooperatif dağılırsa dağılmanın ticaret siciline tescilinden başlayarak 1 yıl veya anasözleşmede tespit olunan daha uzun bir süre içinde kooperatifin iflasının açılmasına karar verilmesi halinde ortaklar, (varsa) aynı şekilde ek ödemelerle birlikte sorumludurlar (KK.m.36).

Sorumluluğun başlangıcı, ortağın kooperatiften ayrılışının kesinleştiği tarihtir. Ortağın ölmesi, çıkması veya çıkarılması hallerinde ortağın kooperatiften ayrılması gerçekleşir.

Ortağın kooperatiften ayrılışının kesinleştiği tarihten itibaren başlayarak bir yıl içinde veya anasözleşme ile daha uzun bir süre tayin edilmişse bu süre kadar sorumluluk devam edecektir. Anasözleşmelerde bu süre daha uzun bir şekilde belirlenebilir.

5.10. Ortağın şahsi alacaklıları:

Bir ortağın şahsi alacaklıları sadece (varsa) ortağın sermaye payına ödenecek faizi, gelir gider farkından hissesine düşen miktarı (risturn), kooperatifin dağılması halinde ortağın hissesine düşecek payı haczettirebilirler (KK.m.19/6).

Bunların dışında, bir ortağın kişisel alacaklıları ortaklar tarafından ödenen ortaklık payları ile kooperatif amacının gerçekleşmesini sağlamak üzere; arsa, alt yapı, inşaat ve benzeri gider taksitleri için ödediği tutarları (aidatları) haczettiremez.

 

5.11. Sorumlulukta zamanaşımı:

Alacaklıların, ortakların şahsi sorumluluklarından doğan isteme hakları, daha önce kanuni bir hüküm gereğince düşmedikçe iflas işlemlerinin sona ermesinden başlayarak bir yıl süre ile alacaklılardan her biri tarafından ileri sürülebilir.

Ortakların birbirine olan rücu hakları da bu hakka vücut veren ödemenin yapıldığı andan başlamak üzere bir yıl içinde zamanaşımına uğrar (KK.m.37).

Kanunda geçen bir yıllık zamanaşımı iflas işlemlerinin sona ermesinden itibaren başlamakta olup, bu süre iflasın kapandığına dair mahkeme kararının ilan edildiği tarihtir (İcra ve İflas K.m.254).

İflas dairesince iflasın kapandığının ilan edildiği tarihten itibaren alacaklıların her birinin ortakların şahsi sorumluluklarından doğan isteme haklarına ilişkin bir yıllık zamanaşımı işlemeye başlar. Bu bir yıllık sürenin geçirilmesiyle alacaklıların isteme hakkı ortadan kalkar.

5.12 Yeni Türk Ceza Kanunu ile getirilen kooperatif hakkında yanlış bilgi verme suçu:

12.10.2004 tarih ve 25611 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, ceza hukukunda önemli değişiklikler yapmıştır. Bu kanunla mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan bazı suçlarda ve bunların cezalarında değişiklik yapıldığı gibi­, yeni suç tipleri de ihdas edilmiştir. Bu kapsamda, ihdas edilen yeni suç tiplerinden birisi de, ‘Malvarlığına Karşı Suçlar’ bölümünde yer alan ‘Şirket veya Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi’ verme suçudur.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Şirket veya Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi” başlıklı 164. maddesi hükmü;

“Bir şirket veya kooperatifin kurucu, ortak, idareci, müdür veya temsilcileri veya yönetim veya denetim kurulu üyeleri veya tasfiye memuru sıfatını taşıyanlar, kamuya yaptıkları beyanlarda veya genel kurula sundukları raporlarda veya önerilerde ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte gerçeğe aykırı önemli bilgiler verecek veya verdirtecek olurlarsa 6 aydan 3 yıla kadar hapis veya 1000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.” şeklindedir.

Bu yeni hükümle, kooperatif ortaklarının kamuya yaptıkları beyanlar veya genel kurula sundukları rapor ya da öneriler aracılığıyla ilgililere kasten yanlış bilgi verilmesi veya verdirtilmesi suç haline getirilmiş ve böylece kooperatif genel kurullarının ve kamunun aldatılmalarının önlenmesi amaçlanmıştır.

Bu gerçeğe aykırı bilgilerin ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte ve önemli olması gerekir.

Kooperatifler hakkında gerçeğe aykırı olarak verilen veya verdirtilen bilgilerin, kamuya yapılan beyanlarla veya genel kurula sunulan raporlar ya da öneriler yoluyla verilmiş olması gerekir. Kamuya yapılan beyanlardan deyimi; basın ve yayın yoluyla veya postayla prospektüsler gönderilerek belirli olmayan kişilere hitap edilmesi ve bunlara önemli yanlış bilgiler verilmesi anlamına gelmektedir. Bu bağlamda, kooperatif hakkında gerçeğe aykırı bilgilerin kamuya (kamuoyuna) gazete, dergi, televizyon, radyo, internet, e-mail, bilbord veya el ilanıyla ya da benzeri yollarla sunulması halinde suç oluşmaktadır.

Türk Ticaret Kanunu ve Kooperatifler Kanunu’na göre, kooperatif ve anonim şirketlerin genel kurullarına sunulan raporlar, yönetim kurulu faaliyet raporu, denetçi raporu, bilanço, mizan, gelir-gider tablosu ve diğer mali tablolar ile hesap tetkik komisyonu raporu vb. raporlardır.

Suçun oluşması için yapılan işlemin yanlış olduğunun bilinmesi ve doğruymuş gibi hareket edilmesi gerekir. Suçun oluşması için failin bir menfaat elde etmek için hareket etmiş olması şartı aranmamıştır. Ayrıca, gerçeğe aykırı bilgilerin açıklanması sonucu bir zararın doğmuş olması da şart değildir, bu bilgilerin zarara neden olabilecek nitelikte olması yeterlidir.

Madde metninde ortaklar da bu suçu işlenebilecekler arasında sayılmıştır. Dolayısıyla, kooperatif ortakları da bu suçun faili olabileceklerdir.

Bu suç ile ilgili olarak kanunda herhangi bir ağırlatıcı neden öngörülmemiş olmasının yanı sıra, 167. maddede belirtilen şahsi hafifletici nedenler ile şahsi cezasızlık nedenleri bu suç için de sözkonusudur.

Bu bağlamda, bu suçun; haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına olarak işlenmesi halinde ilgili akraba hakkında ceza verilmeyecektir. Bu suçun, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde ise ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

Bu suça yer verilen 164. maddede suçun şikayete tabi olduğu belirtilmemiş olup, kovuşturması Cumhuriyet Savcılıklarınca re’sen yapılabilecektir.

Diğer taraftan, bu suçun; haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde ilgili akraba hakkında kovuşturma yapılabilmesi için belirtilen kişilerden birisinin şikayetçi olması gerekir.

 

 

Kooperatiflerde Ortakların Bireysel Hakları nelerdir ?-Mali Müşavir Evren Özmen

4.1. Ortakların Bireysel Hakları: 

4.1.1. Ortaklıktan çıkma hakkı:

Kooperatifler kanunu

Her ortağın kooperatiften çıkma (istifa) hakkı vardır (KK.m.10). Bu hak hiçbir şekilde ortadan kaldırılamaz.

Ancak, çıkma sonucu kooperatifin mevcudiyeti (mali durumu) tehlikeye düşecekse ayrılmak isteyen ortaktan kooperatifin belli bir tutarda tazminat isteneceği konusunda kooperatif anasözleşmesine hüküm konulabilir.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=pT6DDMcozPs&w=560&h=315]

Diğer taraftan, ortaklıktan çıkma hakkının kullanılması, anasözleşmeyle en çok 5 yıl için sınırlandırılabilir. Bir ortağın hiçbir suretle kooperatiften çıkamayacağına ilişkin hükümler geçersizdir. (KK.m.11).

Çıkış, ancak bir hesap yılı sonu için ve en az 6 ay önceden haber verilerek yapılır. Anasözleşmede daha kısa bir süre belirtilip hesap yılı içinde çıkışa izin verilebilir (KK.m.12).

Ortaklıktan çıkmak için yönetim kurulunun istifayı kabul etmesi gerekir. Yönetim kurulu, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınacak olursa, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirir. Bildirimin noter aracılığıyla kooperatife tebliğ edildiği tarih itibariyle çıkma gerçekleşmiş olur (KK.m.13).

4.1.2. Ortaklığın Devredilmesi Hakkı:

Tarım satış kooperatifleri dışındaki kooperatiflerde ortaklık devredilebilir. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin kooperatif anasözleşmesinde belirtilen ortaklık şartlarını taşıması hâlinde, bu kişiyi ortaklığa kabul etmek zorundadır (KK.m.14/2).

Diğer taraftan, anasözleşmede gösterilecek şartlarla ölen ortağın mirasçılarının kooperatif ortağı olarak kalmaları sağlanabilir (KK.m.14/2). Bu da ortaklığın devrolmasını sağlayan diğer bir yoldur.

Ortaklığın devriyle bütün hak ve yükümlülükler yeni ortağa geçer.

4.1.3. Çıkarılma Kararına Karşı İtiraz Veya Dava Açma Hakkı:

Kendisine çıkarılma kararı tebliğ edilen ortak, kooperatiften ayrılmak istemiyorsa çıkarılma kararına itiraz edebilir.

İhraç kararı yönetim kurulunca veya genel kurulunca verilebilir. Çıkarma kararı genel kurulca verilmişse ortak 3 aylık hakdüşürücü süre içinde ortaklıktan ihracın iptaline yönelik olarak mahkemede dava açabilir.

Diğer taraftan, ihraç kararı yönetim kurulunca verilmişse ortak 3 ay içinde doğrudan mahkemede itiraz davası açabileceği gibi, çıkarılma kararına karşı genel kurula itiraz etme yolunu da seçebilir.

4.1.4. Bilgi Edinme ve Örnek İsteme Hakkı:

Yönetim kurulunun gelir gider farklarının dağıtım şekli hakkındaki tekliflerini içeren yıllık çalışma raporu, bilanço ve gelir gider farkı hesabı ile denetçilerin düzenleyecekleri rapor genel kurulun yıllık olağan toplantısından en az 15 gün öncesinden itibaren ve 1 yıl süre ile kooperatif merkezinde ve varsa kooperatif şubelerinde ortakların incelemesine hazır tutulması gerekir (KK.m.24/1).

Ortakların sözkonusu belgeleri genel kuruldan önce incelemek suretiyle bilgi sahibi olmaları genel kurulda bilinçli ve daha sağlıklı oy kullanmalarını sağlaması açısından önemlidir.

İsteyen ortaklara bilanço ve gelir gider farkı hesaplarının birer suretinin verilmesi mecburidir (KK.m.24/2). Yönetim kurulu, ortakların bu taleplerini yerine getirmek zorundadır. Ortakların bilgi edinme hakkı, anasözleşme ile ya da genel kurul veya yönetim kurulu kararıyla ortadan kaldırılamaz (KK.m.24/3).

Tasfiye memurları da, ortaklara tasfiye işlemlerinin durumu hakkında her zaman bilgi ve istedikleri takdirde bu hususta imzalı bir belge vermeye, ayrıca tasfiye sonunda da tasfiye iş ve işlemlerine ilişkin ortaklara hesap vermeye mecburdur (Türk Ticaret Kanunu.m.450,240).

4.1.5. Ticari Defterleri ve Belgeleri İnceleme Hakkı:

Ortakların kooperatife ait ticari defterleri ve haberleşme ile ilgili hususları inceleme hakkı, genel kurulun açık bir izni veya yönetim kurulu kararı ile mümkündür (KK.m.25). Aksi halde, ortak inceleme yapamaz.

Ticari defterler, Türk Ticaret Kanununun 66/1. maddesinde sayılan yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri ve karar defterleri ile aynı kanunun 1465. maddesine göre kooperatifin nitelik ve öneminin gerektirdiği (imalat defteri, stok giriş-çıkış defteri, çek defteri vb.) defterlerdir.

Genel kurul ya da yönetim kurulu kararıyla ortakların incelemesine izin verilen sözkonusu ticari defterler tek başlarına bir anlam taşımaz. Ticari defterlerin bu defterlerde yer alan kayıtlara esas teşkil eden gelir ve gider belgeleri ile birlikte incelenmesi halinde yapılan bu inceleme daha anlaşılır ve sağlıklı olacak ve amacına ulaşacaktır.

4.1.6. Genel kurula katılma, seçme ve seçilme hakkı:

3 ay evvel ortak olmayanlar hariç her ortak genel kurula katılma hakkına sahiptir. Yapı kooperatiflerinde genel kurul toplantılarına katılmak için bu şart aranmaz (KK.m.26). Bu kapsamda; konut yapı kooperatifleri, toplu işyeri yapı kooperatifleri, küçük sanayi sitesi yapı kooperatifleri gibi yapı kooperatiflerinde ortak olunan tarihe bakılmaksızın mevcut her ortak genel kurula katılma hakkına sahiptir.

Diğer taraftan, 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanunun 4. maddesinde; “Genel kurullara katılma hakkına sahip ortaklarda aranacak şartlar örnek anasözleşmelerde belirlenir” hükmüne yer verildiğinden bu tür kooperatiflerde hangi ortakların genel kurula katılma hakkının bulunduğunu anlamak için kooperatifin anasözleşmesine bakılmalıdır.

Genel kurul toplantısına katılma hakkına sahip olan ortaklar, aynı zamanda genel kurulda yapılan görüşmelere katılma, bu görüşmeler sırasında düşüncelerini açıklama, soru sorma, önerge verme, yönetim ve denetim kurullarının ibrası ve diğer konularda istediği yönde oyunu kullanma; yönetim kurulu üyeliğine, denetim kurulu üyeliğine, genel kurulda divan başkanlığına veya üyeliğine, oluşturulacaksa hesap tetkik komisyonu üyeliğine seçilme ve bunları seçme haklarına da sahiptir.

Diğer taraftan, genel kurul toplantılarına katılma hakkı olan ortakların genel anlamda seçilme hakkı bulunmakla birlikte, yönetim ve denetim kurulu üyeliği ile tasfiye kurulu üyeliğine seçilebilmek için aranan özel şartları taşımaları gerekir (KK.m.56,65,81, Türk Ticaret Kanunu.m.347, 349; Devlet Memurları Kanunu m.28).

Ortaklığın devri halinde; devreden ortağın tüm hak ve yükümlülükleri devralan yeni ortağa geçer. Bu itibarla, devralmak suretiyle ortak olan kişinin genel kurul toplantısına katılabilmesi için devir tarihinden itibaren üç ay beklemesi gerekmez. Devir eden eski ortak üç aylık süreyi doldurmadan devir gerçekleşmişse, devir alan ortak, devir eden ilk ortağın kooperatife giriş tarihinden itibaren üç aylık süre dolduktan sonra genel kurul toplantısına katılma hakkına sahip olacaktır.

Diğer taraftan, haklarındaki çıkarılma kararı kesinleşmeyenlerin ortaklık hak ve yükümlülükleri devam ettiğinden, bu durumdaki ortaklar çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar genel kurula katılma, oy kullanma, seçme ve seçilme haklarına da sahiptirler.

4.1.7. Olumlu gelir gider farkından pay alma hakkı:

Daha çok motorlu taşıyıcılar, tüketim, üretim, pazarlama, tarım satış, esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet gibi kooperatiflerde görülen gelir gider farkının ortaklara dağıtılması hususu Kanunun 38. maddesinde düzenlenmiştir. Bu bağlamda, kooperatiflerin anasözleşmelerinde olumlu gelir gider farkının (kârın) ortaklar arasında dağıtılması öngörülmüşse bu paylaşım ortakların kooperatifle yapmış oldukları işlemlerle orantılı olarak yapılır (KK.m.38).

Ortakların kooperatifle yapmış oldukları işlemler ise kooperatif türüne göre değişkenlik gösterir. Örneğin; bir tüketim kooperatifinde ortağın kooperatiften alışveriş yapması, motorlu taşıyıcılar kooperatifinde ortağın taşıma yapması, tarım satış kooperatifinde ortağın ürün teslim etmesi gibi işlemlerdir. Bu itibarla, ortağın kooperatifle yaptığı işlem hacmi yükseldikçe bu ortağın olumlu gelir farkından alacağı pay da artacaktır.

Diğer taraftan, Kanunun 4. maddesiyle “Yıllık gelir gider farklarının, hesaplama ve kullanma şekilleri” ile ilgili hükümlerin kooperatif anasözleşmesinde belitilmesi zorunlu tutulmuştur. Ayrıca, kanunun 42. maddesinde; gelir gider farkının bölüşülmesi hakkında karar verme hususu genel kurulun devir ve terk edemeyeceği yetkileri arasında sayılmıştır. Dolayısıyla, gelir gider farkının dağıtılabilmesi için genel kurulca karar verilmiş olması zorunlu bulunmaktadır.

Gelir gider farkının ortaklar arasında muameleleri oranında bölüşülebilmesi için, önceki yıllarda olumsuz gelir gider farkı meydana gelmişse, bunun ortadan kaldırılması gerekir (KK.m.38/6). Yine, anasözleşme ile ayrılması öngörülen yedek akçeler ve fonlarda ayrılmış olmalı ve bunlar çıktıktan sonra kalanı risturn olarak ortaklara dağıtılmalıdır (KK.m.41).

4.1.8. Oy hakkı:

Ortağın sahip olduğu ortaklık payının adedi ne olursa olsun her ortağın genel kurulda sadece bir oy hakkı vardır (KK.m.48). Ancak, bazı ortakların oy kullanma hakkına sınırlamalar getirilmiştir.

Kooperatif işlerinin görülmesine herhangi bir suretle katılmış bulunan ortaklar yönetim kurulunun ibrasına ait kararlarda oy kullanamayacakları gibi, hiçbir ortağın da kendisi veya eşi veya usul ve füru ile kooperatif arasında şahsi bir işe veya davaya dair olan görüşmelerde oy hakkını kullanması mümkün değildir (KK.m.50).

Yönetim kurulu üyelerinin kooperatif işlerinin görülmesine herhangi bir surette katılmış kimseler olmasından dolayı, bunların genel kurulda kendi ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanmaları yasaklanmıştır.

Öte yandan, ortak sayısı fazla olan kooperatiflerde toplantı ve karar nisaplarını sağlamanın güçlüğü dikkate alınarak, mektupla oy verme ya da temsilciler aracılığıyla oy kullanma hakkı da ortaklara tanınmıştır (KK.m.54). Ortak sayısı 1000 den fazla olan kooperatiflerde anasözleşmede hüküm bulunması halinde ortakların mektupla oy verme imkanı vardır. Gelen mektuplar yönetim kurulu ve bakanlık temsilcisi önünde açılarak incelenir ve içeriğinin neden ibaret olduğu tespit edilerek bir tutanak düzenlenir. Hazır bulunanlar tarafından imzalanan tutanağa göre verildiği anlaşılan kararlar yürürlüğe girer.

4.1.9. Genel kurulda temsil hakkı:

Anasözleşmede açıklama bulunduğu takdirde, bir ortak yazı ile izin vermek suretiyle genel kurul toplantısında oyunu ancak başka bir ortağa kullandırabilir. Bir ortak genel kurulda birden fazla ortağı temsil edemez (KK.m.49/1). Kanun, genel kurul toplantısında bir ortağın oyunun başka bir ortak tarafından kullanılmasını kabul etmiştir. Böylece, temsil müessesesi kooperatif genel kurul toplantılarında da sözkonusu olmaktadır. Ancak, bir ortağın genel kurulda başka bir ortak tarafından temsil edilebilmesi için bazı şartların varlığı gerekir.

Ortağın oyunu bir başka ortağa kullandırabilmesi için, temsil konusunun anasözleşmede düzenlenmiş olması, temsil için ortak tarafından yazı ile izin verilmiş olması, başka bir ortak tarafından ya da eşi veya birinci derece akrabası tarafından temsil edilmiş olması, aynı ortağın birden fazla ortağı temsil etmemesi, temsil edenin vekaleten genel kurula katılmayı kabul etmesi ve temsilci tayin yazısının yetkililere verilmesi gerekir.

Yukarıdaki şartların bir arada gerçekleşmesi halinde, bir ortak başka bir ortak ya da eşi veya birinci derece akrabası tarafından genel kurulda temsil edilebilme hakkına sahip olur.

Bir ortağın birden fazla ortağı temsil edemeyeceği şartının istisnası, ortak sayısı 1.000’den fazla olan kooperatiflerde anasözleşme ile her ortağın en çok 9 olmak üzere birden fazla ortağı temsil edebilme imkanının tanınmış olmasıdır (KK.m.49/2).

4.1.10. Genel kurul kararları aleyhine dava açma hakkı:

Genel kurul kararları aleyhine dava açma hakkı kanunun 53. maddesinde düzenlenmiştir. Kanun, iptal davası açma hakkını genel kurul toplantısında hazır bulunan ortaklar ile toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın tüm ortaklar olmak üzere iki farklı gruba tanımıştır. Buna göre kanuna, anasözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile genel kurul kararları aleyhine mahkemede iptal davası açılabilir.

Genel kurul toplantısında hazır bulunan ortaklardan; kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmeyen ortakların dava açma hakları bulunmaktadır. Buna göre; genel kurul toplantısında hazır bulunan bir ortağın kararın altına gerekçeli olarak muhalefetini yazdırıp imzalamak ya da gerekçeli olarak ayrı bir kağıda yazarak imzaladığı muhalefetini divana sunup gerekirse bakanlık temsilcisine de duyurarak bunun tutanağa geçmesini sağlamak suretiyle yapabilir.

Yine muhalefetinin genel kurul tutanağına yazılmadığını kanıtlayan ortağın da iptal davası açma hakkı bulunmaktadır. Benzer biçimde, genel kurul toplantısına katılmak isteyip de toplantıya alınmadığını ve dolayısıyla da oyunun kullanılmasına müsaade edilmediğini veya toplantıya katılmakla birlikte oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmediğini kanıtlayan bir ortağın da dava açma hakkı bulunmaktadır.

Genel kurul toplantısında hazır bulunsun ya da bulunmasın; toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini, genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden ortakların da iptal davası açma hakları bulunmaktadır.

Genel kurul kararı aleyhine toplantıyı kovalayan günden itibaren 1 ay içinde dava açılması gerekir. Bir aylık süre; toplantının yapıldığı gün, toplantı birkaç gün devam etmişse son günü takip eden ertesi gün başlar. Buradaki 1 aylık süre, hak düşürücü süredir ve bu süre geçtikten sonra iptal davası açma hakkı olan ortakların bu hakları düşecektir. Öte yandan, bir aylık hak düşürücü sürenin sona erip ermediği mahkemece resen dikkate alınmaktadır.

Diğer taraftan, ortaklıktan ihraca ilişkin genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma süresi 1 ay olmayıp, 3 aylık süreye tabidir. Bu halde, ihraç edilen ortak genel kurula katılmışsa da kararın onaylı bir örneğinin ortağa tebliğ edilmesi gerekir ve 3 aylık hak düşürücü süre de bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Batıl olan (ölü doğmuş) genel kurul kararları kooperatif ortakları ve üçüncü şahıslar için hiç bir hak ve borç doğurmaz bu gibi kararların iptali 1 aylık hak düşürücü süreye tabi olmayıp her zaman istenebilir. Genel kurul kararlarının mutlak butlanla sakat olduğunu iddia eden ortakların genel kurul toplantılarında hazırbulunması ve itirazını tutanağa yazdırması da şart olmayıp, genel kurul kararlarına katılmayan ortakların da böyle bir iddiayla dava açmaları mümkündür.

İptal davasının açılacağı mahkeme, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. Buna göre, genel kurul kararları aleyhine açılması istenen iptal davası, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesi, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır.

İptal davasının açıldığı hususu ile duruşmanın yapılacağı gün yönetim kurulu tarafından usulen ilan olunur (KK.m.53/2).

Genel kurul kararları aleyhine birden fazla iptal davası açılması halinde, davalar birleştirilerek görülür ve bir aylık hak düşürücü süre sona ermeden duruşmaya başlanılamaz (KK.m.53/3).

Kooperatifin karşı karşıya kalabileceği muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesi mahkeme tarafından istenebilir. Bu durumda, teminatın ne olacağı ve miktarını belirleme yetkisi yine mahkemeye aittir (KK.m.53/4).

Kooperatif aleyhine açılan dava sonucunda iptali istenen kararların iptali yönünde bir karar çıkması halinde, bu karar bütün ortaklar için hüküm ifade eder (KK.m.53/5).

Bir kararın bozulması bütün ortaklar için hüküm ifade eder (KK.m.53/5). Bu bağlamda, iptali kesinleşen genel kurul kararları artık hiçbir ortak için ileri sürülemez.

4.1.11. Denetçilerin dikkatini çekme ve açıklama yapılmasını isteme:

Ortaklar gerekli gördükleri hususlarda denetçilerin dikkatini çekmeye ve açıklama yapılmasını istemeye yetkilidirler (KK.m.66/3).

Ortaklar, denetçilere bir şikayette bulunabilecekleri gibi denetçilerden bir hususun açıklığa kavuşturulmasını da isteyebilirler. Ortaklarca böyle bir istekte bulunulması halinde denetçilerin konuyu incelemeleri zorunludur.

Denetçilerin dikkati çekilecek hususlarda bir sınırlama bulunmamaktadır. Bu nedenle, ortaklar kooperatifi ilgilendiren her konuda denetçilerin dikkatini çekebilirler.

Ortakların denetçilerden açıklama yapmalarını isteyebilecekleri hususlar ise, kanunun 25. maddesiyle belirlenen hususlarla sınırlıdır. Aksi halde, 25. maddede yer alan sınırları aşan denetçilerin hukuki ve cezai sorumlulukları doğabilir.

4.1.12. Tasfiye artığından pay alma hakkı:

Kooperatifin tasfiyesi sonucunda kalan mal varlığının nasıl paylaştırılacağı hususu kanunun 83. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Buna göre; tasfiye haline giren bir kooperatifin bütün borçları ödendikten ve ortakların ödedikleri pay bedelleri geri verildikten sonra varlığı kalmışsa ve kooperatifin anasözleşmesinde tasfiyeden kalan bu artığın ortaklara dağıtılabileceği yönünde hüküm varsa ortaklar arasında paylaştırılır (KK.m.83/1).

Anasözleşmede başka bir dağıtım şekli öngörülmemişse, paylaştırma dağılma anında kayıtlı bulunan ortaklar veya hukuki halefleri arasında eşit olarak yapılır (KK.83/2).

4.1.13. Hak arama ve dilekçe hakkı:

Ortaklar; hukuki yolları kullanmak suretiyle yargı makamları önünde, davacı ya da davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. (Anayasa m.36)

Ortaklar; kendileriyle veya kamuyla ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara dilekçeyle başvurma hakkına sahiptir. (3071 s. Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun.m.1,2,3)

Her Türk vatandaşı gibi kooperatif ortaklarının da kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetleriyle ilgili konularda bilgi edinme hakkı vardır (4982 s.Bilgi Edinme Hakkı Kanunu.m.,1,2,4).

4.2. Toplu kullanılabilen haklar:

Kooperatiflerde belli sayıdaki ortakların bir araya gelmesiyle veya aynı yönde oy kullanmasıyla işlerlik kazandırılabilen haklara toplu kullanılabilen (grupsal) haklar denilmektedir.

4.2.1. Genel kurulu toplantıya çağırma hakkı:

Dört ortaktan az olmamak kaydıyla ortak sayısının en az onda birinin isteği üzerine genel kurul toplantıya çağrılır. Buna göre; ortak sayısı 40 ve daha az olan kooperatiflerde 4 ortak, 40’ın üzerinde olan kooperatiflerde ise ortak sayısının 10’a bölünmesi sonucu bulunan sayıda ortak tarafından genel kurulu toplantıya çağırabilir. Sonucun küsürlü çıkması halinde sayı bir üst sayıya yuvarlanır. Örneğin 300 ortaklı bir kooperatifte 30 ortak genel kurulu toplantıya çağırabilecekken, 25 ortaklı bir kooperatife ise 4 ortak genel kurulu toplantıya çağırabilecektir.

Genel kurulu toplantıya çağırmak isteyen ortakların, toplantı gündemini belirlemeleri ve bu isteklerini de yazılı olarak yönetim kuruluna bildirmeleri gerekir. Bu bildirimin ya elden imza karşılığı yönetim kuruluna ya iadeli taahhütlü mektupla ya da noter aracılığıyla yapmasında ispat hukuku açısından fayda vardır.

Yönetim kurulunca bu istek 10 içinde yerine getirmediği takdirde, istek sahiplerinin önce denetim kuruluna ve denetim kurulunun da makul bir sürede genel kurulu toplantıya çağırmaması durumunda ilgili bakanlığa başvurmaları mümkündür. Ancak, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahip olan Bakanlığımızın bu yetkisini kullanma zorunluluğu yoktur (KK.m.43,44).

Bakanlığımız tarafından da genel kurul toplantıya çağrılmadığı takdirde istek sahipleri mahalli mahkemeye başvurarak genel kurulu toplantıya çağırma izni alan ortak bizzat genel kurulu toplantıya çağırma izni alabilirler (KK.m.44).

Mahkemeden böyle bir izin (yetki) alınması halinde genel kurul ortaklarca anasözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır (KK.m.45/2).

Diğer taraftan, genel kurulu çağrıya yetkili olanlar tespiti için kooperatif anasözleşmesine de bakılması gerekir.

4.2.2. Gündeme madde ilavesini isteme hakkı:

Gündeme madde ilave edilmesini isteme hakkı kanunun 46. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; genel kurul toplantısından en az 20 gün öncesinde ve genel kurul toplantısı esnasında olmak üzere iki farklı biçimde ortaklara gündeme madde eklemeyi isteme hakkı tanınmıştır.

Dörtten az olmamak kaydıyla ortakların en az onda biri tarafından genel kurul toplantısından en az 20 gün önce yazılı olarak bildirilecek hususların gündeme konulması zorunludur (KK.m.46/2).

Ortakların genel kurul toplantısından önce istedikleri maddeleri gündeme ilave ettirebilmek için; dört ortaktan az olmamak kaydıyla ortakların en az onda biri tarafından talep edilmiş olması, talebin genel kurul toplantısından en az 20 gün önce yazılı olarak yapılmış olması, genel kurul çağrısı kim tarafından yapılmışsa talebin de ona yapılmış olması gerekir.

Gündeme alınması zorunlu bulunan hususlarda herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen şartları taşıyan gündeme madde ilave etme isteği yerine getirilmelidir.

Ortakların genel kurul toplantısından önce gündeme madde ilave etme hakları bulunduğu gibi, genel kurul toplantısı sırasında ve gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce de gündeme madde ilavesini isteme hakları bulunmaktadır.

Buna göre; kayıtlı ortak sayısının en az onda birinin (en az dört ortak olması şartı aranmaksızın) gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce yazılı teklifte bulunmaları ve genel kurula katılanların yarıdan bir fazlasının kabulü halinde; hesap tetkik komisyonunun seçilmesi, bilanço incelemesi ve ibranın geriye bırakılması, çıkan veya çıkarılan ortaklar hakkında karar alınması, genel kurulun yeni bir toplantıya çağrılması, kanun, anasözleşme ve iyi niyet esasları ile genel kurul kararlarına aykırı olduğu ileri sürülen yönetim kurulu kararlarının iptali, yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin azli ve yerlerine yenilerinin seçilmesi ile ilgili hususların gündeme alınması zorunludur (KK.m.46/3).

Genel kurul esnasında gündeme madde ilavesi için gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce, divan kurulunun seçilmesi ve divana tutanakları imza yetkisinin verilmesinin ardından gündeme madde ilavesine ilişkin teklifin yazılı olarak divan kuruluna sunulması gerekir.

Gündemde olmadığı halde genel kurul esnasında gündeme ilave edilebilecek hususlar yukarıda belirtildiği gibi altı madde halinde sayılmış ve sınırlandırılmıştır (KK.m.46/3). Dolayısıyla, bu konuların dışındaki hususların genel kurul esnasında gündeme ilave edilmesi sözkonusu değildir. Bu bağlamda, kanunun 46. maddesinde sınırlı olarak belirtilen hususların dışındaki bir konuda gündeme madde ilave edilmesi isteniyorsa, ortaklarca genel kurul toplansından en az 20 gün önce yazılı bildirimle bu konuların gündeme ilave ettirilmesi yoluna gidilmelidir.

KOOPERATİFLERDE ORTAKLARIN HAKLARI-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

ORTAKLARIN HAKLARI:

Kooperatifler kanunu

Kooperatifler ortaklardan oluşan teşekküllerdir. Bu ortakların kaynağını kanun ve anasözleşmeden alan hakları bulunmaktadır.

1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 23’üncü maddesinde; “Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittir.” hükmü bulunmaktadır.

Bu madde, ortaklarla ilgili her konuda kooperatif ortak ilişkisi açısından göz önünde bulundurulması gereken temel ilkedir. Kanunun kabul ettiği bu temel ilkeyi mutlak ve nisbi eşitlik şeklinde anlamak gerekir.

Mutlak Eşitlik: Ortağın kooperatifle ilişkilerinin mahiyet ve derecesi ne olursa olsun, her ortağın haklarından eşit şekilde yararlanmasıdır. Örneğin: Her ortağın bir oyu olması, her ortağın iptal davası açabilmesi, bilgi alma ve denetleme hakkı gibi.

Nisbi Eşitlik: Ortakların kooperatifle olan ilişkilerine göre farklı davranılmasıdır. Her ortağın kooperatifle yaptığı işleme göre gelirden pay alması buna örnek gösterilebilir.

Kooperatif ortaklarının hakları, kullanılış biçimi bakımından; kişisel haklar ve toplu kullanılabilen (grupsal) haklar olarak ikiye ayrılabilir.

Sermaye ve mevduattan kısmen veya tamamen yoksun kalınamayacağı, ortağın alacak ve haklarını cari fiyat veya döviz kuru üzerinden değerlendirilmesini veya faiz verilmesini talep edemeyeceği:

Sermaye ve mevduattan kısmen veya tamamen yoksun kalınamayacağı, ortağın alacak ve haklarını cari fiyat veya döviz kuru üzerinden değerlendirilmesini veya faiz verilmesini talep edemeyeceği: 

Ekran Resmi 2015-11-20 11.08.04Çıkan ve çıkarılan ortağın sermaye veya mevduatından kısmen veya tamamen yoksun kalacağı hakkındaki şartlar hükümsüzdür (KK.m.17/3). Bu kural buyurucu olup, aksine uygulama sözkonusu olamaz. Bu itibarla, ortağın çıkması ya da çıkarılması halinde ödemelerinin belli bir oranının kooperatife kesildikten sonra kalanının kendisine iade edileceği yönünde anasözleşmeye hüküm konulması veya karar alınması mümkün değildir.

Ancak, bu hüküm ayrılan ortaklara iadeler yapılırken hisselerine düşen genel gider paylarının (geçmiş yıl + cari yıl zararlarının) düşülmesine engel değildir.

Diğer taraftan, ayrılan ortak veya mirasçılarınca ödemelerinin cari fiyat veya döviz kuru üzerinden hesaplanması istenilemeyeceği gibi, bu ödemeler için faiz verilmesi talebinde de bulunulamaz. Zira, ayrılan ortakların alacaklarının ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplacağı belirtilmiştir.

Bununla birlikte, anasözleşmede yer verilecek bir hükümle veya genel kurul kararı ile ortakların ödemelerinin faiz, endeks, enflasyon gibi bir oranla arttırılarak geri ödenmesi yoluna gidilebilir Continue reading

KOOPERATİFTEN ÇIKAN VE ÇIKARILAN ORTAKLARLA HESAPLAŞMA- MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Ekran Resmi 2015-11-21 18.57.53

KOOPERATİFTEN ÇIKAN VE ÇIKARILAN ORTAKLARLA HESAPLAŞMA:

Kooperatiflerle ortaklar arasında en çok yaşanan sorunlardan bir tanesi de çıkan ve çıkarılan ortaklarla hesaplaşmadır. Bu bakımdan, kooperatiften herhangi bir sebeple ayrılmış ortakların kooperatif üzerinde ne gibi hakları bulunduğu, kooperatif varlığı üzerindeki haklarının ne zaman ve ne şekilde iade olacağı ve kooperatifin mali durumunun ortaklara iade yapılmasına uygun olmaması halinde nasıl hareket edileceği gibi sorularla her zaman karşılaşılmaktadır.

Continue reading

Kooperatiflerde Parasal Yükümlülüklerini Yerine Getirmeyenlerin Ortaklığının Kendiliğinden Düşmesi:

Parasal Yükümlülüklerini Yerine Getirmeyenlerin Ortaklığının Kendiliğinden Düşmesi:

Kooperatifler Kanunun 27. maddesiyle sermaye yüklemleri ve sair ödemelerini (aidat vb.) yerine getirmeyen ortaklar hakkında yapılacak işlemler ve uygulama sırası düzenlenmiş ve ortaklığın kendiliğinden düşeceği belirtilmiştir. Burada geçen sermaye yüklemleri ile kanunun 19’uncu maddesinde düzenlenen ortaklık payları; sair ödemler ile de, ortaklık payı dışındaki ödemeler kastedilmektedir. Bu ödemeler ise kooperatif amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak için genel kurulca kararlaştırılan tutarlardaki arsa-altyapı payı, ortak tesisler ile genel giderlere katılım payı gibi ödemeler ile bunların gecikme faizinden oluşmaktadır.

Kanun maddesine göre, ortaklığın kendiliğinden düşebilmesi için belirtilen yükümlülüklerden en az birinin yerine getirilmemesi gerekir. Yani, ortaklığın kendiliğinden düşebilmesi için o ortak; ya sermaye yüklemlerinden, ya sair ödemelerden, ya da her ikisinden dolayı kooperatife borçlu olmalıdır.

Ortaklığın kendiliğinden düşebilmesi için sırasıyla aşağıdaki işlemlerin yerine getirilmesi gereklidir.

  1. Ortak parasal yükümlülüklerini belirli bir süre geciktirmiş, ödememiş olmalıdır:

Bu gecikme süresi kanunda gösterilmemiştir. Ancak, anasözleşmelerde serbestçe belirlenebilmektedir. Zira, Bakanlığımızca hazırlanan örnek anasözleşmelerde bu süre genellikle 30 gün, 1 ay veya 2 ay olarak belirlenmiştir.

  1. b) İlk istem ve münasip bir süre:

Bu münasip süre, ortağın borcunu temin edip ödeyebileceği bir süre olmalıdır. Örnek anasözleşmelerde bu ilk süre 10 gün olarak belirlenmiş olup, istemin ortağa tebliğinden itibaren sürenin başlayacağı hüküm altına alınmıştır.

Bu ilk istemde, borcun (ana para + varsa gecikme zammı) tutarı da belirtilerek tebliğinden itibaren 10 gün içinde ödenmesi, ödenmemesi halinde kanun 27’inci maddesi ile anasözleşmenin ilgili maddesi gereğince hakkında gerekli işlemin yapılacağı ihtar edilir. Bu münasip süre ortağa ya elden yazılı olarak, ya taahhütlü mektupla, ya da noter aracılığıyla veyahut da her üç yolun mümkün olmaması halinde ilanla bildirilir. İlanla bildirim yapılması durumunda Tebligat Kanunu hükümlerine göre hareket edilmelidir.

  1. c) İkinci istem ve 1 aylık süre:

İlk isteğe uymayan ortağa ikinci bir ihtar gönderilerek, bu ihtarın tebliğinden itibaren 1 ay içinde borcunu ödemesi istenir. Buradaki bir aylık süre kanunun emredici hükmü olduğundan herhangi bir şekilde azaltılamaz.

İkinci ihtarda da borcun tutarı gösterilerek, tamamının 1 aylık süre içinde ödenmemesi halinde, kanunun 27’inci ve anasözleşmenin ilgili maddesi gereğince ortaklığının kendiliğinden düşeceği ihtar edilir. İkinci ihtardaki borç tutarının da birinci ihtardakiyle aynı olmasına dikkat edilmeli, birinci ihtardan sonra herhangi bir ödeme yapıldıysa bunun da belirtilmesi ve borç tutarı, ödediği tutar ve kalan borcun ayrıntılı olarak yazılması gerekir.

  1. d) İkinci ihtarın tebliğinden itibaren 1 aylık süre içinde borç ödenmemiş olmalıdır:

Ortaklığın kendiliğinden düşebilmesi için, ikinci ihtarnamenin tebellüğ tarihinden itibaren 1 aylık süre içinde de borç ödenmemiş olmalıdır.

  1. e) Çıkarma kararı alınmalıdır:

Kanunun 27’inci maddesinde, yukarıda belirtilen şartların oluşması halinde ortaklığın kendiliğinden düşeceği belirtilmesine rağmen, ortaklığın düşebilmesi için genel kurul veya yönetim kurulu kararına ihtiyaç olup olmadığı konusunda bir açıklama yapılmamıştır. Ancak, uygulamada oluşan yargı içtihatlarına göre, ikinci ihtarın tebliğinden itibaren 1 aylık süre içinde de borç ödenmemişse; anasözleşme ile yetkili kılınmışsa yönetim kurulu, böyle bir yetki yoksa genel kurul tarafından çıkarılma kararı alınmalıdır.

  1. f) Çıkarma kararı ortağa tebliğ edilmelidir:

Ortaklığın kendiliğinden düşmesine ilişkin olarak alınan kararın ortağa tebliği ve itiraz yolları 2.5 nolu bölümde açıklanan ihraç kararının tebliği ve itiraz yolları ile aynıdır.

3. KOOPERATİFTEN ÇIKAN VE ÇIKARILAN ORTAKLARLA HESAPLAŞMA

Kooperatiflerde Ortaklıktan çıkarılma (ihraç) ve itiraz- Mali Müşavir Evren ÖZMEN

Ortaklıktan çıkarılma (ihraç) ve itiraz:

Kooperatifler Kanunu, anasözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarmayı yasaklamıştır. Bu nedenle, çıkarılma sebebinin açık ve net bir şekilde anasözleşmede belirtilmesi zorunludur. Anasözleşmede sayılan nedenlerin dışında çıkarılma kararı alan yönetim kurulu üyeleri için cezai sorumluluk getirilmiştir (KK.Ek.m.2/2). Kooperatif türleri itibariyle Bakanlığımızca hazırlanan örnek anasözleşmelerde çıkarılma sebepleri açıkça gösterilmektedir. Kooperatiflerin türü, amacı ve çalışma konularına göre değişmekte olan çıkarılma nedenlerinin başında, ortağın parasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve ortaklık şartlarının taşınmaması gelmektedir.

Ekran Resmi 2015-11-20 11.08.04

Kanuna göre ortaklıktan çıkarmaya esas itibariyle genel kurul yetkilidir. Bunun için yönetim kurulunun karar defteri üzerine çıkarma kararı alması, çıkarma hususunu genel kurul gündemine koyması ve genel kurulun da çıkarma kararı vermesi gerekir.

Ancak, anasözleşme ile çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere bu hususta yönetim kurulu da yetkili kılınabilmektedir.

Öte yandan, çıkarma kararı; genel kurulca verilmişse çıkarma kararı gerekçeleriyle birlikte genel kurul karar defterine; yönetim kurulunca verilmişse de aynı gerekçelerle yönetim kurulu karar defterine yazılır.

Kooperatif yetkililerince imzalanan çıkarma kararı, ortağa tebliğ edilmek üzere 10 gün içinde notere verilerek, çıkarılan ortağa noter aracığıyla tebligat yapılması sağlanır. Kanunda bahsedilen 10 günlük süre ve notere tevdi ortaklıktan çıkarılmanın birer şekil şartı değildir. Kanunun 10 günlük süre ile amacı; çıkarılma işleminin bir an önce sonuçlandırılması, noter aracılığıyla tebliğindeki amacı ise tebliğin belgeli olarak kanıtlanabilmesidir. Bu itibarla, bu tebligatın taahhütlü mektupla ya da elden imza karşılığı yapılması da mümkündür. Ancak, noter aracılığıyla yapılan tebligatlar, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağından en emin tebligat şeklidir.

Ortaklıktan çıkarmaya yönetim kurulu karar vermiş ise ortak bu karara karşı, ya itiraz davası açma hakkı saklı kalmak kaydıyla, yönetim kurulunun çıkarma kararının kaldırılması için genel kurula başvurabilir ya da doğrudan mahkemeye itiraz davası açabilir. Ancak, yönetim kurulunca verilen çıkarma kararına karşı hem genel kurula itiraz hakkı ve hem de mahkemeye itiraz davası açma hakkı birlikte kullanılamaz.

Çıkarılma kararının tebellüğ tarihinden itibaren ortağın 3 ay içinde genel kurula itiraz etmesi ya da dava açması gerekir. Bu 3 aylık süre içinde genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmezse çıkarılma kararı kesinleşir.

Bununla birlikte, kooperatif davalarında basit yargılama usulü uygulanır. Bu nedenle, itiraz davalarına ve bunlara ilişkin temyiz inceleme sürelerine “adli tatilde (01 Ağustos-05 Eylül)” de devam edilir (HUMK.m.176, 177); yani bu süre içinde de itiraz davası açılabilir ve 3 aylık hak düşürücü süre işler.

Ancak, ortaklıktan çıkarmaya ilişkin yönetim kurulu kararı veya genel kurul kararı batılsa, çıkarılma kararına karşı genel kurula itiraz veya iptal davası açılması herhangi bir süreye tabi değildir.

Genel kurula itiraz, çıkarma kararının yönetim kurulunca verilmesi halinde mümkündür. Ortak, yönetim kurulunun çıkarma kararına karşı itiraz davası açma yerine genel kurula itirazı tercih ederse, bu itirazını toplanacak ilk genel kurula sunmak üzere yönetim kuruluna noter aracılığıyla tebliğ ettireceği bir yazı ile yapması gerekir. Yönetim kurulunun çıkarma kararına karşı genel kurula itirazın esas itibariyle “noter” kanalıyla yapılması gerekmekle birlikte (KK.m.16), kooperatif yetkililerine elden imza karşılığı ya da iadeli taahhütlü mektupla yapılması da mümkündür.

Ortak, genel kurula itirazda bulunmuşsa, bu süreçte mahkemeye itiraz davası açamaz. Ancak, bu itirazı genel kurulda reddedilirse, yani genel kurul da yönetim kurulunun çıkarma kararını onaylarsa, genel kurulun bu kararına karşı itiraz davası açma hakkı saklıdır.

İtiraz davaları, ya yönetim kurulunun çıkarma kararı üzerine ve genel kurula itirazda bulunmadan ya da genel kurula yapılan itirazın reddedilmesi veya doğrudan doğruya genel kurulca ihraç kararının alınması durumunda açılabilir.

Çıkarılma kararına karşı, Ticaret Mahkemesi bulunan yerlerde bu mahkemeye, bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz davası açılabilir. Öte yandan, itiraz davası ortağın lehine sonuçlanırsa, çıkarma kararı hiç alınmamış sayılır ve ortağın hak ve vecibeleri aynen devam eder. Dava ortak aleyhine sonuçlanırsa, ortak 15 gün içinde kararı Yargıtay’da temyiz edebilir.

Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder.

Kooperatif ORTAKLIK SIFATININ KAYBEDİLMESİ, ORTAKLIKTAN ÇIKARILMA ESASLARI VE İTİRAZ- EVREN ÖZMEN

ORTAKLIK SIFATININ KAYBEDİLMESİ, ORTAKLIKTAN ÇIKARILMA ESASLARI VE İTİRAZ:

KOOPERATİF DANIŞMANI

Bir ortağın ortaklık sıfatı genel olarak; çıkma hakkını kullanarak kendi isteği üzerine ayrılmasıyla (KK.m.10), ortağın ölümü ile (KK.m.14/1), ortaklık payının başkasına devredilmesiyle (KK.m.14/3), ortaklık sıfatının bir görev veya hizmetin yerine getirilmesine bağlı olması halinde bu görev veya hizmetin sona ermesiyle (KK.m.15), parasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu ortaklıktan çıkarılmasıyla (KK.m.27) sona ermektedir.

Bunlara ilave olarak, kooperatif anasözleşmesinde açıkça gösterilecek başkaca sebeplerle de ortaklıktan ihracıyla ortaklık sona erdirilebilecektir.

2.1. Ortaklıktan Çıkma:

Her ortağın kooperatiften çıkma hakkı vardır (KK.m.10). Ortağa tanınan bu hak yönetim kurulu veya genel kurul kararıyla veyahut da kooperatif anasözleşmesine konulacak bir hükümle hiçbir şekilde ortadan kaldırılamaz.

Ancak, çıkma sonucu kooperatifin mevcudiyeti (mali durumu) tehlikeye düşecekse ayrılmak isteyen ortaktan kooperatifin belli bir tutarda tazminat isteneceği konusunda kooperatif anasözleşmesine hüküm konulabilir.

Diğer taraftan, ortaklıktan çıkma hakkının kullanılması, anasözleşmeyle en çok 5 yıl için sınırlandırılabilir.

Çıkış, ancak bir hesap yılı sonu için ve en az 6 ay önceden haber verilerek yapılır. Anasözleşmede daha kısa bir süre belirtilip hesap yılı içinde çıkışa izin verilebilir (KK. m. 12). Dolayısıyla, çıkış haberinin ne kadar süre önceden yapılması gerektiği konusunda kooperatif anasözleşmesine de bakılmalıdır.

Anasözleşmede belirlenen süre içinde yapılacak çıkış isteği, hesap senesi olarak takvim yılını kullanan kooperatifler için 31 Aralık günü gerçekleşmiş olacaktır. Ancak, ortaklıktan çıkmak için yönetim kurulunun istifayı kabul etmesi gerekir. Ortaklıktan çıkma hesap senesi sonunda gerçekleşeceğinden, istifa tarihinden hesap senesinin son gününe kadar ortaklık devam edecektir.

Yönetim kurulu, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınacak olursa, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirir. Bildirimin noter aracılığıyla kooperatife tebliğ edildiği tarih itibariyle çıkma gerçekleşmiş olur (KK.m.13). Bu tarih aynı zamanda, çıkan ortağın alacak ve haklarının ödenmesine ilişkin süreye, bunları isteyebileceğine ilişkin zamanaşımına (KK.m.17/2), ayrılmadan önce doğmuş olan kooperatif borçlarından dolayı sorumluluk zamanaşımına (KK.m.36/1) da başlangıç olması açısında oldukça önemlidir.

İstifa edildiğinin kanıtlanması açısından, istifa isteğinin yazılı olarak yapılması zorunluluğu doğmaktadır. İstifa istemi, elden imza karşılığı, taahhütlü mektupla veya noter aracılığıyla kooperatife bildirilebilir.

2.2. Ortağın Ölümü:

Kooperatifler Kanununun 14. maddesinde “Ortağın ölümü ile ortaklık sıfatı sona erer.” hükmüne yer verilmek suretiyle vefat halinde ortaklığın son bulacağı açıkça belirtilmiş olmaktadır.

Ancak, anasözleşmede ortaklığın mirasçılara geçebileceğine ilişkin hüküm bulunması halinde mirasçılar ortak olarak kalabilirler (KK. m.14).

Dolayısıyla, ortağın ölümü halinde mirasçıların kooperatif anasözleşmesindeki hükümlere göre hareket etmesi gerekir.

2.3. Ortaklığın Devri:

Bir kimsenin ortaklığını başka bir kişiye devretmesi halinde ortaklığı sona erer.

2.4. Görev veya hizmetin bitmesi:

Ortaklık sıfatı bir görev veya hizmetin yerine getirilmesine bağlı ise, bu görev veya hizmetin sona ermesi ile ortaklık sıfatı da sona erecektir. Ancak, bu şekildeki ortaklığın devam edeceği yönünde anasözleşmeye hüküm konulabilir (KK.m.15).

Kooperatife Ortak olurken dikkat edilmesinde fayda görülen hususlar

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=7nW0VQsUG1k&w=560&h=315]

.4. Ortak olurken dikkat edilmesinde fayda görülen hususlar:

Bir kooperatife ortak olmadan önce, o kooperatifin durumu, yönetim kurulu üyelerinin kim olduğu ve mesleklerinin neler olduğu, gerekli bilgi ve beceriye sahip olup olmadıkları, kendilerine güven duyulup duyulmadığı gibi konularda araştırma yapılmasında yarar vardır.

Bu bağlamda, özellikle yapı kooperatiflerine ortak olurken aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi faydalı olacaktır.

  • Kooperatife ortak olmak isteyen kişi, kooperatifin anasözleşmesini dikkatlice okumalı, hak ve ödevleri ile sorumluluklarının neler olduğunu iyi bilmelidir.
  • Aylık aidatların sabit olduğu, hiç artmayacağı, ara ödeme olmayacağı, çok düşük aidatlarla iki-üç-dört sene gibi kısa bir sürede inşaatların bitirileceği şeklindeki sözlere, ilanlara hemen inanılmamalı, temkinli davranılmalıdır.
  • Ödemeler kooperatif adına bankada açılmış hesaplara yatırılmalı ya da kooperatif yetkililerine kooperatif kaşesini ve ilgililerin imzasını taşıyan makbuz karşılığı ödeme yapılmalı, belgesiz ödeme yapılmamalı, yöneticiler adına açılan hesaplara para yatırılmamalıdır.
  • Arsa alındığı söyleniyorsa, arsanın tapu devri ya da tapuya şerh verdirilecek bir satış vaadi sözleşmesi ile alınıp alınmadığına, bu arsanın kooperatifin amacına uygun olup olmadığına bakılmalıdır.
  • Ortak sayısının, genel kurulca belirlenen konut/işyeri sayısından fazla olup olmadığı araştırılmalıdır.
  • İnşaata başlanılmış ise inşaat ruhsatının alınıp alınmadığı sorulmalı; inşaat seviyesi, mümkünse arsa alımı, inşaata yapılan harcamalar ve toplanan paralarla ilgili yönetim kurulundan bilgi edinmelidir.
  • Ortaklığı devralınacak şahsın, kooperatifin ortağı olup olmadığı, kooperatife borcunun bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
  • Ödenen aidat ve günün fiyat artışları da dikkate alınarak, inşaatın ne kadar sürede bitirilebileceği hususunda bir fikir edinilmelidir.

Yukarıdaki ve benzeri hususlarda iyi bir araştırma, inceleme yapılıp bilgi sahibi olunduktan sonra, ortak olmaya karar verilmelidir.