Harçlar kanunu kapsamında kooperatiflerin durumu-ÖZMEN MALİ MÜŞAVİRLİK

Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev’i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile (5615 Sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle eklenen ibare; Yürürlük:04.04.2007)Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (Bu kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler dahil) bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak (6322 sayılı kanunun  19.maddesiyle değişen ibare; Yürürlük 15.06.2012)kredilere, bunların teminatlarına ve geri ödenmelerine ilişkin işlemler (yargı harçları hariç)(2)(5766 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (ç) bendiyle değişen ibare, Yürürlük: 06.06.2008)bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır.(1)

Ekran Resmi 2015-11-29 06.59.46
Evren ÖZMEN-Mesleki yayınlar

Kooperatiflerde Huzur Hakkı

Soner ALTAŞ / Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müfettişi

Kooperatiflerin temsil ve idare organı yönetim kuruludur. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu (KoopK)’na göre, kooperatif yönetim kurulunun en az üç üyeden oluşması zorunludur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır.

Kooperatif yönetim kurulu üyeleri, kendilerine Kooperatifler Kanunu ve kooperatif anasözleşmesi ile tanınan yetki ve görev tanımları çerçevesinde, kooperatif adına onun amacının gerektirdiği bütün hukuki işlemleri yapabilirler. Nitekim, Kanunda, yönetim kurulunun, kooperatif işlerinin yönetim için gereken titizliği göstereceğine ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda bütün gayretini sarf edeceğine vurgu yapılmıştır. Yapılan bu görev karşılığında kooperatif yönetim kurulu üyelerinin bir ücreti ya da kavramı daha geniş tutarsak bir ödemeyi hak ettiği tabidir. Buna karşılık, KoopK’da, yönetim kurulu üyelerine yapılacak ödemeler konusunda birtakım sınırlamalar getirilmiş ve buna aykırı davranan kişiler için birtakım cezalar öngörülmüştür. Ancak, konunun bu yönünün yeterince bilinmemesi ya da dikkatlerden kaçması nedeniyle, uygulamada zaman zaman yönetim kurulu üyelerine usule aykırı ödemeler yapıldığına rastlanılmaktadır.

Peki, Kooperatifler Kanunu’nun bu konudaki sınırlaması ve yaptırımı nedir? KoopK.nun 56ncı maddesinin 6ncı fıkrasına göre kooperatiflerin ve üst kuruluşlarının (birlikler, merkez birliği ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliği) “yönetim kurulu üyelerine genel kurulca belirlenen aylık ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluk dışında hiç bir ad altında başkaca ödeme yapılamaz.”. Kanunun Ek 2nci maddesinin birinci fıkrasına göre, anılan hükme aykırı davranılması halinde, kooperatif ve üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyeleri ve memurları üç aydan iki yıla kadar hapis ve elli günden beş yüz güne kadar adlî para cezası verilir.

Dolayısıyla, kooperatiflerin ve üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyelerine, sadece sayılan bu dört kalem, yani aylık ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluk ödenebilecektir. Sayılanlar haricinde bir ödeme yapılması ise suç teşkil edecektir. Uygulamada, yönetim kurulu üyelerine, aylık ücret ya da huzur hakkından birisinin ödenmesi tercih edilmektedir.

Ancak, hemen belirtelim ki, yukarıdaki yasal düzenleme genelde tek taraflı olarak ele alındığından dolayı, bazen yorum yanlışlığı yapılabilmektedir. Oysa, Kooperatifler Kanunu, burada birbirinden ayrı iki fiil için ceza öngörmektedir. Bunlardan birincisi, kooperatiflerin veya üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyelerine, genel kurul tarafından belirlenen aylık ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluk dışında bir ödeme yapılmasıdır. İkincisi ise, ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluğun, genel kurulca kararlaştırılmadan yönetim kurulu üyelerine ödenmesidir. Dolayısıyla, yaptıkları görev karşılığında yönetim kurulu üyelerinin bir ücreti hak ettiği düşünülse dahi, bunun genel kurul tarafından açıkça karara bağlanması gerekmektedir.

Diğer yandan, anılan düzenleme, sadece yönetim kurulu üyelerini değil, kooperatiflerin ve üst kuruluşlarının genel kurullarını ve ödeme yapmakla görevli çalışanlarını da ilgilendirmektedir. Yani, kooperatifin veya üst kuruluşunun en yetkili organı olsa dahi, genel kurul, yönetim kurulu üyelerine anılan dört kalem haricinde bir ödeme yapılmasını kararlaştıramaz. Ya da kooperatifin veya üst kuruluşun ödemelerden sorumlu çalışanı -muhasebecisi, mali işler müdürü, vs- böyle bir genel kurul kararı olmadan yönetim kurulu üyelerine ödeme yapamaz.

Bu çerçevede, cezaî sorumluluklarının doğmamasını teminen, kooperatiflerin ve üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyelerinin, kendilerine yapılacak ödemeleri genel kurul gündemine aldırıp müzakeresini ve bu konuda bir karar alınmasını sağlamaları; yine, genel kurulca karara bağlanan kalemler haricinde bir ödemeyi kabulden imtina etmeleri menfaatlerine olacaktır.

KOOPERATİFTEN AYRILAN ORTAĞA YAPILACAK ÖDEME NASIL HESAPLANIR-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 17/1. ve dosyada mevcut davalı kooperatif anasözleşmesinin 15.maddeleri hükümleri gereğince, kooperatiften ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, (aynı Kanunun 17/2. maddesi uyarınca kooperatifin mev- cudiyetini tehlikeye düşürecek olması nedeniyle iade ve ödemelerin gecik- tirilmesine ilişkin bir genel kurul kararı alınmış olmamak koşulu ile) ay- rıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkını haizdir.” hükmü verilmiştir (Yar- gıtay 11.Hukuk Dairesi, 2000)

Ekran Resmi 2015-12-06 12.09.08
Evren ÖZMEN-Mesleki yayınlar

Anonim Şirketlerde Sır saklama yükümlülüğü-Mali Müşavir Evren ÖZMEN

TTK m. 562/7, TTK m. 527’deki sır saklama yükümlülüğüne aykırı davrananların TCK’nın “Ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması” başlıklı 239. maddesi hükümlerine göre cezalandırılacağını düzenlemiştir. Söz konusu hüküm uyarınca,  anonim şirkette görevleri dolayısıyla defter ve belgeleri inceleyenler öğrendikleri iş ve işletme sırlarını yetkisiz kişilere vermeleri ya da kamuya ifşa etmeleri durumunda şikayet üzerine bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır

Ekran Resmi 2016-01-19 08.01.02

Kooperatiflerde Huzur hakkı ödemesi ile aidat ödemesi birbiri ile mahsup edilebilir mi ?

Kooperatiflerde Huzur hakkı ödemesi ile aidat ödemesi birbiri ile mahsup edilebilir mi ?

Konut yapı kooperatifleri

Kooperatifler Kanunu’nun bu konudaki sınırlaması ve yaptırımı nedir? KoopK.nun 56ncı maddesinin 6ncı fıkrasına göre kooperatiflerin ve üst kuruluşlarının (birlikler, merkez birliği ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliği) “yönetim kurulu üyelerine genel kurulca belirlenen aylık ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluk dışında hiç bir ad altında başkaca ödeme yapılamaz.”. Kanunun Ek 2nci maddesinin birinci fıkrasına göre, anılan hükme aykırı davranılması halinde, kooperatif ve üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyeleri ve memurları üç aydan iki yıla kadar hapis ve elli günden beş yüz güne kadar adlî para cezası verilir.

Dolayısıyla, kooperatiflerin ve üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyelerine, sadece sayılan bu dört kalem, yani aylık ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluk ödenebilecektir. Sayılanlar haricinde bir ödeme yapılması ise suç teşkil edecektir. Uygulamada, yönetim kurulu üyelerine, aylık ücret ya da huzur hakkından birisinin ödenmesi tercih edilmektedir.

Kooperatif imarsız arsaları için emlak vergisi ödemek zorunda mı ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinde, kanunlar veya diğer kamu düzeni koyan mevzuatla tasarrufu kısıtlanan bina, arsa ve arazinin vergisinin kısıtlamanın devam ettiği sürece 1/10 oranında tahsil olunacağı, kanunla ve diğer mevzuatla yapılan kısıtlamaların neler olduğunun, süresinin, tevsikinin ve kısıtlama koyan kamu organlarının görevleri ve sorumluluklarının Bakanlığımızca, Milli Eğitim ve Bayındırlık ve İskan ve İçişleri Bakanlıklarının mütalaaları alınarak hazırlanacak bir yönetmelikle tanzim olunacağı hükme bağlanmıştır.

Kısıtlı vergi uygulaması, söz konusu hükme istinaden hazırlanan ve 17/11/1986 tarih ve 19284 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 9/11/1985 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yürürlüğe giren “Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik” esaslarına göre yapılmaktadır.

Söz konusu Yönetmeliğin 2 nci maddesinde, “İmar planlarında, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binaların tasarrufu kısıtlanmış sayılır.

            Bu hallerde kısıtlı olarak vergileme, imar planının kesinleştiği tarihi izleyen yıl başından itibaren yapılır. Kısıtlama, ilgili arsa veya binanın bulunduğu alan imar programına alınıncaya (imar programının kesinleştiği tarihe) kadar devam eder.

            Arsanın imar planında kısıtlılığı gerektiren amaçlara tahsis edildiğinin bu yönetmeliğin 5 inci maddesindeki bildirim mecburiyeti hükümlerine göre tespit edilmemiş olması halinde, arsa veya bina sahibi tarafından yazılı müracaatta bulunularak kısıtlamayı koyan idareden alınacak kısıtlılık durumunu gösteren belge verginin tarhına yetkili daireye ibraz edildiğinde kısıtlılık aynı esaslar dairesinde uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

Bu itibarla, kısıtlı verginin, imar planlarında, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binalar için uygulanması mümkün olup kısıtlı emlak vergisinin, (verginin 1/10 unun tahsili, 9/10 unun tecili) imar planının kesinleştiği tarihi izleyen yıl başından itibaren uygulanması gerekmektedir.

Sermaye hakkında yanlış beyanda bulunma cezası -MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

TTK 562/9 sermaye hakkında yanlış beyanda bulunanların ve ödeme yetersizliğinin bilinmesine rağmen onay verenlerin üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmalarını öngörmüştür.  TTK 562/10 uyarınca, değer biçilmesinde yolsuzluk yapanların 90 günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılacakları hüküm altına alınmıştır.

Yapı Denetim arsa sahibinin sorumluluğunda mı yoksa müteahhitin mi ? Mali Müşavir Evren Özmen

Yapı Denetim Kanunu’nda sözleşmenin tarafı olarak arsa sahibi belirtilmiş olsa da, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafları yapı denetim hizmet bedelinin hangi tarafça ödeneceğini serbestçe kararlaştırabilirler.  Ancak, Sözleşmede bu yönde açık bir hüküm yoksa, sözleşmede kararlaştırılan ücret tipine göre yani sabit götürü ya da birim fiyat oluşuna göre yapı denetim hizmet bedelinin kimin tarafından ödeneceği belirlenmektedir. Nitekim gerek doktrin gerek de Yargıtay, sabit götürü ücret kararlaştırıldığında iş sahibi o eseri teslim almak için son fiyatı müteahhide ödemeyi taahhüt ettiğinden yapı denetim hizmet bedelinin de bu bedelin kapsamında olduğunu kabul etmektedir.

 

Ekran Resmi 2016-01-15 09.18.29

Belediye ile kooperatifin Kat karşılığı inşaat yapımına ilişkin düzenlenen faturaların damga vergisine tabi olup olmadığı hk.-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

Konu : Kat karşılığı inşaat yapımına ilişkin

düzenlenen faturaların damga vergisine tabi olup olmadığı hk.

Ekran Resmi 2015-11-24 22.31.36

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, … Belediyesi adına kayıtlı arsa üzerine inşa edilmek üzere 29.06.2009 tarihinde … Belediyesi ile imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesine ait damga vergisi ve karar harcının ödendiği, arsa sahibi Belediyede kalacak bağımsız bölümler için rayiç bedel üzerinden fatura düzenlendiği, söz konusu faturalara ilişkin şirketinize nakdi anlamda hiçbir ödeme yapılmayacağı belirtilerek, şirketinizce … Belediyesi adına düzenlenen faturaların damga vergisine tabi tutulup tutulmayacağı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmıştır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, bu Kanundaki kağıtlar teriminin yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade ettiği; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu, resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisini kişilerin ödeyeceği, 8 inci maddesinde, bu Kanunda yazılı resmi daireden maksadın, genel ve özel bütçeli idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köyler olduğu, bu dairelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmelerin resmi daire sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar” başlıklı bölümünün 1/a fıkrasında, resmi daireler tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler (avans olarak yapılanlar dahil) nedeniyle, kişiler tarafından resmi dairelere verilen ve belli parayı ihtiva eden makbuz ve ibra senetleri ile bu ödemelerin resmi daireler nam ve hesabına, kişiler adına açılmış veya açılacak hesaplara nakledilmesini veya emir ve havalelerine tediyesini temin eden kağıtların nispi damga vergisine tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, 30 Seri No.lu Damga Vergisi Genel Kanunu Genel Tebliğinde, nispi damga vergisine tabi kâğıtların muhtevasında, katma değer vergisi yönünden herhangi bir düzenleme olup olmadığına bakılmaksızın damga vergisinin katma değer vergisi hariç olmak üzere sadece işin bedeli üzerinden hesaplanması, katma değer vergisi dâhil edilerek düzenlenen kâğıtlardan alınması icabeden damga vergisinin ise katma değer vergisi tutarı düşüldükten sonra kalan meblağ üzerinden hesaplanması gerektiği belirtilmiştir.

Bu itibarla, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 8 inci maddesi kapsamında resmi daire statüsünde bulunan ….. Belediyesi tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden Belediyeye kalacak bağımsız bölümler için şirketinize ödeme yapılmak üzere kağıt düzenlenmesi halinde, ödemeye ilişkin düzenlenecek kağıtların Kanuna ekli (1) sayılı tablonun IV/1-a fıkrası gereğince damga vergisine tabi tutulması ve verginin belediye tarafından istihkaktan kesinti suretiyle ödenmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, faturalar 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tabloda sayılan kağıtlar arasında yer almadığından, söz konusu sözleşme hükümlerine istinaden teslim edilen gayrimenkuller ile ilgili olarak şirketinizce düzenlenecek faturalar damga vergisine tabi değildir.

Bilgilerinize rica ederim.

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde Damga Vergisi hk.

Konu : Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde Damga Vergisi hk.

 

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinden, Adalet Başmüfettişliğinin teftişine konu olan ve … İnşaat Tic. Ltd. Şti. ile mal sahipleri arasında imzalanan satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesini, adı geçen Şirketin hem müteahhit firma olarak hem de Şirket yetkililerinin garantör olarak imzalamış olmalarından bahisle, damga vergisinin ne şekilde alınması gerektiği hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtların damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kâğıtları imza edenler olduğu; 6 ncı maddesinde, bir kağıtta birbirinden tamamen ayrı birden fazla akit ve işlem bulunduğu takdirde bunların herbirinden ayrı ayrı vergi alınacağı, bir kağıtta toplanan akit ve işlemler birbirine bağlı ve bir asıldan doğma oldukları takdirde damga vergisinin, en yüksek vergi alınmasını gerektiren akit veya işlem üzerinden alınacağı, ancak bu akit ve işlemlere asıl işlemin akitlerinden başka bir şahsın eklenen akit ve işleminin de ayrıca vergiye tabi olacağı. 10 uncu maddesinde, damga vergisinin nispi veya maktu olarak alınacağı, nispi vergide, kağıtların nevi ve mahiyetlerine göre, bu kağıtlarda yazılı belli paranın, maktu vergide kağıtların mahiyetlerinin esas olacağı, belli para teriminin, kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hasıl edeceği parayı ifade edeceği; 12 nci maddesinde, damga vergisine tabi kağıtlarda yazılı yabancı paraların Maliye Bakanlığınca tayin ve ilan edilecek fiyat üzerinden Türk parasına çevrilerek damga vergisinin alınacağı parayı ifade edeceği hükümleri yer almaktadır.

Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “LAkitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/1 fıkrasında, belli parayı ihtiva eden mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin nispi damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

35 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, vergiye tabi kağıdın yabancı para cinsinden düzenlenmesi halinde kağıt üzerinde yer alan dövizin, kağıdın düzenlendiği tarihteki T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan olunan cari döviz satış kuruna göre bulunacak Türk Lirası karşılığı üzerinden damga vergisinin hesaplanacağı belirtilmektedir.

Diğer taraftan, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 128 inci maddesinde, üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenenin, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

Buna göre, başkasının fiilini taahhüt etme, garanti akdinin bir özel şeklini teşkil etmekte olup, bu akitte, borçlu diğer bir şahsın verme, yapma ya da yapmama şeklindeki bir edimini onun mümessili sıfatıyla hareket etmeksizin, bağımsız olarak kendi adına ve hesabına yaptığı bir sözleşme ile taahhüt etmektedir. Bu nedenle, her bir garantörün akit borçlusunun edimini ayrı ayrı taahhüt etmesi söz konusudur.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, söz konusu sözleşmenin, ihtiva ettiği tutar üzerinden 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-1 fıkrasına göre nispi damga vergisine tabi tutulması ayrıca, sözleşmeye müteselsil garantör sıfatıyla dahil olan taraflar için 488 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkra hükmüne göre her bir garanti edenin imzası itibarıyla aynı nispet üzerinden nispi damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin damga vergisi ile noter harcının matrahı hk.

T.C.

MALİYE BAKANLIĞI

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 

 

Sayı : B.07.1.GİB.0.06.62-010-10                                                                                     24/04/2012

Konu : Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin damga vergisi

ile noter harcının matrahı hk.

 

 

 

İlgi :   … tarihli ve … sayılı dilekçeniz.

 

İlgide kayıtlı dilekçeniz ve eklerinin incelenmesinden, … ve … arasında düzenlenen bir örneği ekli kat karşılığı inşaat sözleşmesi üzerinden hesaplanacak damga vergisi ile noter harcının matrahına ilişkin görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde; bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olacağı; 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılarak buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı; mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı; 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, bir kağıtta toplanan akit ve işlemler birbirine bağlı ve bir asıldan doğma oldukları takdirde damga vergisi, en yüksek vergi alınmasını gerektiren akit veya işlem üzerinden alınacağı, 10 uncu maddesinde; damga vergisinin nispi veya maktu olarak alınacağı, nispi vergide kağıtların nevi ve mahiyetlerine göre vergi alınacağı, bu kağıtlarda yazılı belli paranın, maktu vergide kağıtların mahiyetlerinin esas olduğu, belli parateriminin kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hasıl edeceği parayı ifade edeceği hükümleri yer almaktadır.

Mezkur kanununa ekli (1) sayılı tablonun “I-Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/1 fıkrasında, mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin binde 7,5 nispetinde damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır. 2009/15725 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01/01/2010 tarihinden geçerli olmak üzere Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-1 fıkrasındaki kağıtlara ilişkin damga vergisi oranı binde 8,25 olarak belirlenmiştir.

Diğer taraftan, 492 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Noter işlemlerinden bu kanuna bağlı (2) sayılı tarifede yazılı olanları noter harçlarına tabidir.” denilmiş; 41 inci maddesinde, noter harçlarının (2) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer veya ağırlık ölçüsüne göre nispi, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı belirtilmiş, 42 nci maddesinin ikinci fıkrasında da, menkul ve gayrimenkul mallar hakkında alım, satım, taahhüt ve rehinle ilgili her nevi mukavele, senet ve kağıtlarda değer gösterilmesinin mecburi olduğu hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan aynı Kanunun 46 ncı maddesinde, “Birbirleriyle ilgili işler bir arada bulunursa en yüksek harç alınmasını gerektiren iş üzerinden bir harç alınır'” hükmüne yer verilmiştir.

Yazınız eki Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin incelenmesinden, arsa sahiplerinin, yüklenicinin yapacağı inşaata mukabil inşa edilecek işyeri sayısının %50 sinin müteaahit firmaya verilmesi hususunda vaat ve taahhütte bulundukları, ayrıca inşa sonucu oluşacak zemin kat işyeri, asma kat ve bodrum kat oluşabilecek depo yerleri ve ekleri dışında kalan bağımsız bölümlerden arsa sahiplerine kalacak işyerlerinin yüklenici tarafından satılmasının taahhüt edildiği, iş yerlerinin 30/06/2011 tarihine kadar satılması halinde metrekaresinin 2.000,00 TL’den daha az bedelle satılamayacağı, bu tarihten sonraya kalan bölümlerin ise metrekaresinin 2.500,00 TL’den az olamayacağı; arsa sahiplerinin bu sözleşmeden doğan sebepler dışında vazgeçmeleri halinde, yüklenicinin o tarihe kadar yapmış bulunduğu imalatın ve hizmetlerin toplam bedelinin ve verilen 100.000,00. TL’nin iki katını tazminat bedeli olarak ödemeyi kabul edeceği; yüklenicinin bu sözleşmeden doğan hak ve sebepler dışında vazgeçmesi halinde ödediği paranın iade edilmeyeceği, yaptığı imalatlarında bedelsiz olarak arsa sahiplerine bırakılacağı hususlarında mutabakata varıldığı anlaşılmaktadır.

İncelenmesinden görüleceği üzere, söz konusu kağıtta kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile inşa olunacak binanın bir kısım bağımsız bölümünün satışına yönelik satış taahütü olmak üzere birbirine bağlı bir asıldan doğma iki ayrı işlem bulunmaktadır

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, arsa sahibi ile müteahhit arasında bina inşaasına yönelik düzenlenen bir hizmet sözleşmesi olup, sözleşmenin değeri verilen hizmete karşılık müteaahhite verilecek bedeldir. Söz konusu sözleşmede, yapılacak inşaata mükabil inşa edilecek işyeri sayısının %50 sinin müteahhide verilmesi taahhüt edilmiş fakat değer belirtilmemiştir. Ancak, sözleşmenin 9 uncu maddesinde işyerinin satışına yönelik belirlenmiş metrekare bedeller mevcuttur. Bu nedenle, inşa olunan taşınmazdan müteahhitte kalacak %50 oranındaki işyerinin metrekaresinin belirlenerek, sözleşmenin 9 uncu maddesinde belirlenen ve inşaatın tamamlandığı tarih itibariyle geçerli olan 2.000,00 TL bedel üzerinden değer tespitine gidilmesi; ayrıca müteaahhit tarafından satışı taahhüt edilen işyerlerinin de metrekaresinin belirlenerek 2.000,00 TL bedel üzerinden değer tespitine gidilmesi gerekmektedir.

Buna göre, birbiriyle ilgili olan söz konusu işlemlerden kat karşılığı inşaat sözleşmesine ilişkin tespit edilecek değer, satış taahhütüne ilişkin tespit edilecek değerden yüksek olacağından, söz konusu kağıdın 492 sayılı Kanunun 46 ncı maddesi ile 488 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkra hükümleri gereğince en yüksek harç alınmasını gerektiren değer üzerinden nispi harca ve damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde Damga Vergisi hk.

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Diğer Vergiler Müdürlüğü)

 

05/01/2015

Sayı : 97895701-155[1-2013/285]-32

Konu : Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde Damga Vergisi hk.

 

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinden, Adalet Başmüfettişliğinin teftişine konu olan ve … İnşaat Tic. Ltd. Şti. ile mal sahipleri arasında imzalanan satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesini, adı geçen Şirketin hem müteahhit firma olarak hem de Şirket yetkililerinin garantör olarak imzalamış olmalarından bahisle, damga vergisinin ne şekilde alınması gerektiği hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtların damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kâğıtları imza edenler olduğu; 6 ncı maddesinde, bir kağıtta birbirinden tamamen ayrı birden fazla akit ve işlem bulunduğu takdirde bunların herbirinden ayrı ayrı vergi alınacağı, bir kağıtta toplanan akit ve işlemler birbirine bağlı ve bir asıldan doğma oldukları takdirde damga vergisinin, en yüksek vergi alınmasını gerektiren akit veya işlem üzerinden alınacağı, ancak bu akit ve işlemlere asıl işlemin akitlerinden başka bir şahsın eklenen akit ve işleminin de ayrıca vergiye tabi olacağı. 10 uncu maddesinde, damga vergisinin nispi veya maktu olarak alınacağı, nispi vergide, kağıtların nevi ve mahiyetlerine göre, bu kağıtlarda yazılı belli paranın, maktu vergide kağıtların mahiyetlerinin esas olacağı, belli para teriminin, kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hasıl edeceği parayı ifade edeceği; 12 nci maddesinde, damga vergisine tabi kağıtlarda yazılı yabancı paraların Maliye Bakanlığınca tayin ve ilan edilecek fiyat üzerinden Türk parasına çevrilerek damga vergisinin alınacağı parayı ifade edeceği hükümleri yer almaktadır.

Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “LAkitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/1 fıkrasında, belli parayı ihtiva eden mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin nispi damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

35 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, vergiye tabi kağıdın yabancı para cinsinden düzenlenmesi halinde kağıt üzerinde yer alan dövizin, kağıdın düzenlendiği tarihteki T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan olunan cari döviz satış kuruna göre bulunacak Türk Lirası karşılığı üzerinden damga vergisinin hesaplanacağı belirtilmektedir.

Diğer taraftan, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 128 inci maddesinde, üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenenin, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

Buna göre, başkasının fiilini taahhüt etme, garanti akdinin bir özel şeklini teşkil etmekte olup, bu akitte, borçlu diğer bir şahsın verme, yapma ya da yapmama şeklindeki bir edimini onun mümessili sıfatıyla hareket etmeksizin, bağımsız olarak kendi adına ve hesabına yaptığı bir sözleşme ile taahhüt etmektedir. Bu nedenle, her bir garantörün akit borçlusunun edimini ayrı ayrı taahhüt etmesi söz konusudur.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, söz konusu sözleşmenin, ihtiva ettiği tutar üzerinden 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-1 fıkrasına göre nispi damga vergisine tabi tutulması ayrıca, sözleşmeye müteselsil garantör sıfatıyla dahil olan taraflar için 488 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkra hükmüne göre her bir garanti edenin imzası itibarıyla aynı nispet üzerinden nispi damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim

Vergi ödevi nedir?

  1. Vergi ödevi

MADDE 73- Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.

sgarî ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da gözönünde bulundurulur.

VII. Ücrette adalet sağlanması

MADDE 55- Ücret emeğin karşılığıdır.

Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.

(Değişik: 3/10/2001-4709/21 md.) Asgarî ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da gözönünde bulundurulur.

Çalışma şartları ve dinlenme hakkı nedir ?

  1. Çalışma şartları ve dinlenme hakkı

MADDE 50- Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.

Küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.

Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.

Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.

Çalışma ve sözleşme hürriyeti nedir ?

  1. Çalışma ve sözleşme hürriyeti

MADDE 48- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.

Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır

Kamulaştırma nedir ?

  1. Kamulaştırma

MADDE 46- (Değişik: 3/10/2001-4709/18 md.)

Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.

Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.

İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.

Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi nedir ?

Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi

MADDE 42- Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.

Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.

Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz.

İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.

Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir.

(Ek fıkra: 9/2/2008-5735/2 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/6/2008 tarihli ve E.: 2008/16, K.: 2008/116 sayılı Kararı ile)

Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.

Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez.

Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası andlaşma hükümleri saklıdır.