Kooperatiflerde genel kurul

20120728-093902.jpg

Kooperatifin münfesih olmasi -Kemal OZMEN

2-TASFİYE SÜRECİNE GİRMİŞ VEYA MÜNFESİH DURUMDA OLAN ŞİRKETLER VE KOOPERATİFLERE BÜYÜK KOLAYLIK

6335 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 7.maddesine göre;

2.1- 24.6.1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler.

2.2- Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya yürürlük tarihinden itibaren iki yıl içinde münfesih olan anonim ve limited şirketler.
2.3-Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan kooperatifler.

2.4- Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler.

2.5- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatiflerin

Tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın 6335sayılı kanunun geçici 7. Maddesinde yer alan hükümlere göre yapılacaktır.

Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmayacaktır.

Bu madde kapsamındaki şirket ve kooperatifler; ilgili ticaret sicili müdürlüğünce resen veya herhangi bir kişi, kurum veya kuruluş tarafından kanıtlarıyla birlikte yapılacak bildirimleri de kapsayacak şekilde, ticaret sicili kayıtları üzerinden yapılacak incelemeyle tespit edilecektir.

3-TİCARET SİCİLİ MÜDÜRLÜKLERİNCE YAPILACAK İŞLEMLER

3.1- Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu

günün akşamı itibarıyla, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır.

3.2-559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılır.

3.3-Sermaye artırımında bulunmayarak münfesih duruma düşen şirketler dışında kalan kapsam dâhilindeki diğer münfesih şirketler ile kooperatiflerden ayrıca, faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları hâlinde münfesih olma nedenini ortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerin bildirilmesi istenir.

3.4-Tasfiye memuru olarak; şirket veya kooperatifin ortaklarından herhangi biri, ticaret siciline kayıtlı en son yetkilileri ya da bunların belirleyecekleri üçüncü şahıslar bildirilebilir. Tasfiye memuru olarak başka ortak veya yönetici tarafından bildirilen ortak veya yöneticiler ile üçüncü şahısların bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyan da bildirime eklenir. Üçüncü şahısların tasfiye memuru olarak tescil edilebilmeleri ortakların veya yöneticilerin hiçbirinin tasfiye memuru olarak bildirilmemiş olmasına bağlıdır.

3.5-Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içinde tasfiye memurlarını bildiren şirket ve kooperatiflerin, tasfiye memurları ve tasfiye adresi, ilgili ticaret sicili müdürlüğü tarafından tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir.

3.6- Bu ilanda; şirket veya kooperatifin alacaklıları, alacaklarını kanıtlarıyla birlikte ilan tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurlarına bildirmeye davet edilir. Ayrıca ilanda, şirket veya kooperatifin mevcut malvarlığı ile alacak ve borçlarını gösterir listenin; belgeleri ile birlikte ilan tarihinden itibaren bir ay içinde, anonim şirket veya kooperatifin yönetim kurulu, kurulun bir veya birkaç üyesi, denetçileri, limited şirketlerde ise müdür veya müdürler tarafından ilgili tasfiye memuruna verilmesi ihtar edilir.

3.7- Bu fıkra gereğince yapılacak ilan, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer.

3.8- Tasfiye memurları, alacaklıların alacaklarını bildirmeleri için öngörülen sürenin sonunda şirketin veya kooperatifin durumunu gösteren bir bilanço hazırlar ve tasfiyeyi altı ay içinde sonuçlandırır. Gerekli hâllerde bu süreyi aşmamak üzere, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca bir defaya mahsus olmak üzere ek süre verilebilir.

3.9- Tasfiye memurlarınca hazırlanan bilançoya göre şirket veya kooperatifin borçlarının varlığından fazla olması hâlinde tasfiye memurları durumu derhal alacaklılara bildirerek şirket veya kooperatifin iflasına karar verilmesi için mahkemeye başvuruda bulunmalarını ister. Bildirimde ayrıca, bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde şirket veya kooperatifin iflası için mahkemeye müracaat edildiğinin bildirilmemesi hâlinde kaydın silineceği ihtar olunur. Alacaklıların başvurusu üzerine mahkeme iflasın açılmasına karar verir ve tasfiye İcra ve İflas

Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Süresi içinde şirket veya kooperatifin iflası için mahkemeye müracaat edildiğinin bildirilmemesi hâlinde tasfiye memurlarının başvurusu üzerine ilgili şirket veya kooperatifin unvanı ticaret sicilinden silinir ve bu durum Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.

3.10-Bu madde hükümlerine göre yapılacak tasfiye işlemlerinde, ilgili kanunların veya esas sözleşmelerin genel kurul kararı alınmasını zorunlu kılan hükümleri uygulanmaz.

3.11- Bu madde kapsamında tasfiye memurlarınca düzenlenecek son ve kati bilançonun ticaret sicili müdürlüğüne verilmesi ile tasfiye sona ermiş kabul edilir ve şirketin unvanı ticaret sicilinden silinerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. İflasına karar verilen şirket veya kooperatifin ise iflas işlemlerinin tamamlandığının bildirilmesi üzerine şirketin veya kooperatifin unvanı ticaret sicilinden silinir ve bu durum Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.

3.12-Tasfiye memurlarına 3,6 ayrımında belirtilen bilgi ve belgelerin verilmemesi veya tasfiye memurlarınca da bu bilgi ve belgelere erişilememesi hâlinde durum ticaret sicili müdürlüğüne bildirilerek, başka bir işleme gerek kalmaksızın unvan silinir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.

3.13- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış şirket veya kooperatiflerin genel kurullarının, kanunun öngördüğü asgari süre ve şartlara uygun olarak toplantıya çağrılmış olmasına rağmen iki defa üst üste toplanamaması ve bu durumun tevsik edilmesi kaydıyla tasfiye memuru tarafından son ve kati bilançonun ticaret sicili müdürlüğüne tevdi edilmesi ile tasfiye sona ermiş kabul edilir ve unvan ticaret sicilinden silinerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.

3.14-Şirket ve kooperatiflere yapılan ihtar ve ilana rağmen, süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hâle getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla birlikte bildirmeyen şirket ve kooperatiflerin unvanı ticaret sicilinden resen silinir. Resen unvanı silinen şirket ve kooperatifler, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir.

Yeni Türk ticaret kanununa göre kooperatiflerin tasfiyesi kolaylaştı -Kemal OZMEN

Uygulama icin bize ulaşın [email protected]
2-TASFİYE SÜRECİNE GİRMİŞ VEYA MÜNFESİH DURUMDA OLAN ŞİRKETLER VE KOOPERATİFLERE BÜYÜK KOLAYLIK

6335 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 7.maddesine göre;

2.1- 24.6.1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler.

2.2- Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya yürürlük tarihinden itibaren iki yıl içinde münfesih olan anonim ve limited şirketler.
2.3-Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan kooperatifler.

2.4- Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler.

2.5- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatiflerin

Tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın 6335sayılı kanunun geçici 7. Maddesinde yer alan hükümlere göre yapılacaktır.

Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmayacaktır.

Bu madde kapsamındaki şirket ve kooperatifler; ilgili ticaret sicili müdürlüğünce resen veya herhangi bir kişi, kurum veya kuruluş tarafından kanıtlarıyla birlikte yapılacak bildirimleri de kapsayacak şekilde, ticaret sicili kayıtları üzerinden yapılacak incelemeyle tespit edilecektir.

3-TİCARET SİCİLİ MÜDÜRLÜKLERİNCE YAPILACAK İŞLEMLER

3.1- Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu

günün akşamı itibarıyla, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır.

3.2-559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılır.

3.3-Sermaye artırımında bulunmayarak münfesih duruma düşen şirketler dışında kalan kapsam dâhilindeki diğer münfesih şirketler ile kooperatiflerden ayrıca, faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları hâlinde münfesih olma nedenini ortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerin bildirilmesi istenir.

3.4-Tasfiye memuru olarak; şirket veya kooperatifin ortaklarından herhangi biri, ticaret siciline kayıtlı en son yetkilileri ya da bunların belirleyecekleri üçüncü şahıslar bildirilebilir. Tasfiye memuru olarak başka ortak veya yönetici tarafından bildirilen ortak veya yöneticiler ile üçüncü şahısların bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyan da bildirime eklenir. Üçüncü şahısların tasfiye memuru olarak tescil edilebilmeleri ortakların veya yöneticilerin hiçbirinin tasfiye memuru olarak bildirilmemiş olmasına bağlıdır.

3.5-Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içinde tasfiye memurlarını bildiren şirket ve kooperatiflerin, tasfiye memurları ve tasfiye adresi, ilgili ticaret sicili müdürlüğü tarafından tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir.

3.6- Bu ilanda; şirket veya kooperatifin alacaklıları, alacaklarını kanıtlarıyla birlikte ilan tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurlarına bildirmeye davet edilir. Ayrıca ilanda, şirket veya kooperatifin mevcut malvarlığı ile alacak ve borçlarını gösterir listenin; belgeleri ile birlikte ilan tarihinden itibaren bir ay içinde, anonim şirket veya kooperatifin yönetim kurulu, kurulun bir veya birkaç üyesi, denetçileri, limited şirketlerde ise müdür veya müdürler tarafından ilgili tasfiye memuruna verilmesi ihtar edilir.

3.7- Bu fıkra gereğince yapılacak ilan, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer.

3.8- Tasfiye memurları, alacaklıların alacaklarını bildirmeleri için öngörülen sürenin sonunda şirketin veya kooperatifin durumunu gösteren bir bilanço hazırlar ve tasfiyeyi altı ay içinde sonuçlandırır. Gerekli hâllerde bu süreyi aşmamak üzere, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca bir defaya mahsus olmak üzere ek süre verilebilir.

3.9- Tasfiye memurlarınca hazırlanan bilançoya göre şirket veya kooperatifin borçlarının varlığından fazla olması hâlinde tasfiye memurları durumu derhal alacaklılara bildirerek şirket veya kooperatifin iflasına karar verilmesi için mahkemeye başvuruda bulunmalarını ister. Bildirimde ayrıca, bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde şirket veya kooperatifin iflası için mahkemeye müracaat edildiğinin bildirilmemesi hâlinde kaydın silineceği ihtar olunur. Alacaklıların başvurusu üzerine mahkeme iflasın açılmasına karar verir ve tasfiye İcra ve İflas

Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Süresi içinde şirket veya kooperatifin iflası için mahkemeye müracaat edildiğinin bildirilmemesi hâlinde tasfiye memurlarının başvurusu üzerine ilgili şirket veya kooperatifin unvanı ticaret sicilinden silinir ve bu durum Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.

3.10-Bu madde hükümlerine göre yapılacak tasfiye işlemlerinde, ilgili kanunların veya esas sözleşmelerin genel kurul kararı alınmasını zorunlu kılan hükümleri uygulanmaz.

3.11- Bu madde kapsamında tasfiye memurlarınca düzenlenecek son ve kati bilançonun ticaret sicili müdürlüğüne verilmesi ile tasfiye sona ermiş kabul edilir ve şirketin unvanı ticaret sicilinden silinerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. İflasına karar verilen şirket veya kooperatifin ise iflas işlemlerinin tamamlandığının bildirilmesi üzerine şirketin veya kooperatifin unvanı ticaret sicilinden silinir ve bu durum Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.

3.12-Tasfiye memurlarına 3,6 ayrımında belirtilen bilgi ve belgelerin verilmemesi veya tasfiye memurlarınca da bu bilgi ve belgelere erişilememesi hâlinde durum ticaret sicili müdürlüğüne bildirilerek, başka bir işleme gerek kalmaksızın unvan silinir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.

3.13- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış şirket veya kooperatiflerin genel kurullarının, kanunun öngördüğü asgari süre ve şartlara uygun olarak toplantıya çağrılmış olmasına rağmen iki defa üst üste toplanamaması ve bu durumun tevsik edilmesi kaydıyla tasfiye memuru tarafından son ve kati bilançonun ticaret sicili müdürlüğüne tevdi edilmesi ile tasfiye sona ermiş kabul edilir ve unvan ticaret sicilinden silinerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.

3.14-Şirket ve kooperatiflere yapılan ihtar ve ilana rağmen, süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hâle getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla birlikte bildirmeyen şirket ve kooperatiflerin unvanı ticaret sicilinden resen silinir. Resen unvanı silinen şirket ve kooperatifler, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir.

1163 sayili kooperatifler kanununa muhalefet -Kemal OZMEN

Kooperatif görevlileri işlenen suç normalde itimadı suistimal suçudur.Ancak 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nunda hususi hüküm bulunduğundan zimmet suçundan hüküm tesis etmek gerekir
1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 62. maddesinede olduğu gibi, bazı hususi kanunlarda, irtikap fiilin zimmet olarak vasıflandırılacağına dair bir hüküm olup olmadığına bakmak gerekir.Kooperatifte şoför olarak çalışan sanığın, köylerden topladığı suçu eksik teslim etme fiili, mezkur Kanunun 63/2 maddesi gereğince zimmet yönünden değerlendirilmesi gerekir(11.CD.04.02.2007 tarih ve 2005/8544, 2007/820)

Yeni Türk ticaret kanunu ve kooperatifler hakkinda -Kemal OZMEN

Tarafımızdan hazırlanan 24 sayfalık rapor icin bize ulaşabilirsiniz
[email protected]
Raporumuz ucretlidir.

20120728-092832.jpg

Limited Şirket Pay Devirlerinde Damga Vergisi ve Harç Uygulaması Hakkında Genelge Yayınlandı. -Kemal Ozmen

VERGİ SİRKÜLERİ
NO: 2012/89
KONU: Limited Şirket Pay Devirlerinde Damga Vergisi ve Harç Uygulaması Hakkında Genelge Yayınlandı.

Bilindiği üzere limited şirket kuruluşlarında düzenlenen ana mukaveleler damga vergisinden, noterlik işlemleri de harçtan istisna edilmiştir.

Yine bu uygulama çerçevesinde limited şirket pay devir sözleşmeleri ana mukaveleyi tadil eden belge vasfında kabul edildiğinden;
a) Düzenlenen pay devir mukavelelerine de damga vergisi istisnası uygulanmakta,
b) Pay devrinin,
– Ortak içine yapılıyor olması halinde devir bedeli üzerinden iki imza itibariyle,
– Pay devrinin ortak dışına yapılıyor olması halinde ise devredenden devir bedeli üzerinden, pay devir alarak şirkete yeni ortak giren şahıstan da şirket sermayesi üzerinden,
harç alınmakta ve uygulama halen bu şekilde yürütülmekte idi.
Noterler Birliği, Danıştay Dokuzuncu Dairesinin, ortak dışına yapılan hisse devir işlemlerinde, yeni ortak giren şahsın şirket sermayesi üzerinden harç ödemeye mecbur tutulmasının yasal dayanaktan yoksun olduğuna hükmettiği 2006/982 Esas ve 2007/4198 Sayılı Kararı’nı esas almak suretiyle ve kendisine intikal eden talepler üzerine, Gelir İdaresi Başkanlığına müracaatla uygulamanın yeniden gözden geçirilmesini talep etmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı 12.06.2012 tarihli ve 062857 sayılı yazısında; limited şirket ortaklık paylarının devrine ilişkin olarak düzenlenen Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi şirket ana sözleşmesinin tadili hükmünde değerlendirilemeyeceğinden, hisse devir sözleşmesinin; sözleşmeyle devredilen hissenin ihtiva ettiği tutar üzerinden 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (2) sayılı tarifenin I/1 fıkrasına göre her bir imza için binde 0,99 oranında (2012 Yılı için 43,90 TL den az 22.499,75 den çok olmamak üzere) noter harcına, nüsha sayısı dikkate alınarak 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tablonun I/A-1 fıkrasına göre damga vergisine tabi tutulması gerektiğine ilişkin görüş bildirmiştir.
Noterler Birliği, Gelir İdaresi Başkanlığının bu görüşü üzerine, internet sitesinde yayınladığı 20.07.2012 tarihli ve 14 Sayılı Genelge’de özetle aşağıdaki açıklamalarda bulunmuştur.
1. Limited şirket pay devirlerinde düzenlenen sözleşmeler devir bedeli üzerinden nispi damga vergisine tabi tutulacaktır.
2. Limited şirket hissesi devir alan şahıs şirkete yeni ortak olarak giriyor olsa dahi nispi harcı şirket sermayesi üzerinden değil, devreden şahısta olduğu gibi pay devir bedeli üzerinden ödeyecektir.
3. Limited şirket ortaklarının paylarını diğer ortaklara veya pay alarak şirkete yeni ortak girenlere devretmelerinde, örneğin;
a) Bir ortağın hissesini iki ortağa,
b) İki ortağın hisselerini diğer iki ortağa veya şirkete yeni ortak giren şahıslara devirleri aynı kağıtta yapılıyor olsa dahi
– aynı ortağın birden fazla şahsa yaptığı devir işlemlerinin,
– birden fazla ortağın bir veya birden fazla şahsa yaptığı pay devirlerinin
her birine, bu işlemlerin her biri ayrı kağıtta düzenlenmiş gibi, her bir devir işlemi için asgari ve/veya azami harç tutarlarının tatbiki icap eder.
4. Limited şirket pay devri sözleşmelerinin feshinde, fesih talebinin kimden geldiğine bakılmaksızın fesih işlemini temin eden sözleşmeden devir konusu hisse değeri üzerinden binde 1.65 nispetinde damga vergisi, yine aynı değer üzerinden beher imza için binde 0,99 nispetinde harç alınması gerekmektedir.
Söz konusu genelgeye ulaşmak için tıklayınız.
Saygılarımızla,
Deloitte Türkiye
Sirkülerlerimizde yer alan bilgiler belli bir konunun veya konuların çok geniş kapsamlı bir şekilde ele alınmasından ziyade genel çerçevede bilgi vermek ve yorum yapmak amacını taşımaktadır. Bu sirkülerler ile amacımız muhasebe, vergi, yatırım, danışmanlık alanlarında veya diğer türlü profesyonel bağlamda tavsiye veya hizmet sunmak değildir. Bilgileri kişisel finansal veya ticari kararlarınızda yegane dayanak olarak kullanmaktan ziyade, konusuna hakim profesyonel bir danışmana başvurmanız tavsiye edilir. Bu sirkülerler ve içeriğindeki bilgiler, oldukları şekliyle sunulmaktadır; “DRT Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş.” ve İngiltere mevzuatına gore kurulmuş olan “Deloitte Touche Tohmatsu Limited” ve onun üye firmaları ve bunların iştirakleri ve filyalleri (bundan böyle ayrı ayrı veya birlikte “Deloitte”), bunlarla ilgili sarih veya zımni bir beyan ve garantide bulunmamaktadır. “Deloitte”, söz konusu sirkülerlerin ve içeriğindeki bilgilerin hata içermediğine veya belirli performans ve kalite kriterlerini karşıladığına dair bir güvence vermemektedir. Sirkülerleri ve içeriğindeki bilgileri kullanımınız sonucunda ortaya çıkabilecek her türlü risk tarafınıza aittir ve bu kullanımdan kaynaklanan her türlü zarara dair risk ve sorumluluk tamamen tarafınızca üstlenilmektedir. “Deloitte”, söz konusu kullanımdan dolayı, (ihmalkarlık kaynaklı olanlar da dahil olmak üzere) sözleşmesel bir dava, kanun veya haksız fiilden doğan her türlü özel, dolaylı veya arızi zararlardan ve cezai tazminattan dolayı sorumlu tutulamaz.

kooperatif hissesinin satışı

Noterden kooperatif hisse devri yapılmak zorunda mıdır ?-Evren ÖZMEN

Bu kapsamdaki sorularınızı aşağıdaki iletişim kutusundan bize gönderebilirsiniz

Hata: İletişim formu bulunamadı.

20120726-231653.jpg

Kooperatif hisse devri noterden mı yapılır ?-Kemal OZMEN

20120726-231513.jpg

kooperatif hisse devri-Kemal OZMEN

20120726-231337.jpg

Kooperatifin Nev’i değiştirerek Anonim Şirkete dönüştürülmesinde damga vergisi ve harç uygulaması-Kemal OZMEN

Kooperatifin Nev’i değiştirerek Anonim Şirkete dönüştürülmesinde damga vergisi ve harç uygulaması

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)

Sayı :B.07.1.GİB.4.06.17.02-155[9-2011/1886]-1183 29/12/2011
Konu : Kooperatifin Nev’i Değiştirerek
Anonim Şirkete Dönüştürülmesinde Damga Vergisi ve Harç Uygulaması.hk.

İlgi : …. evrak kayıt sayılı özelge talep formu.
İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, kooperatifinizin anonim şirkete dönüştürülmesi işlemine ilişkin olarak şirket ana sözleşmesinin noterde tasdik ettirilmesi esnasında harç, damga vergisi ve kurumlar vergisi istisnası uygulanıp uygulanmayacağı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.
A – KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Muafiyetler” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde; tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.
Bu itibarla, adı geçen kooperatifinizin maddede belirtilen şartları taşıması halinde kurumlar vergisinden muaf tutulması gerekmektedir.
Diğer taraftan; Kanunun 19 uncu maddesinde;
“(1) Bu Kanunun uygulanmasında aşağıdaki şartlar dahilinde gerçekleşen birleşmeler devir hükmündedir:
a) Birleşme sonucunda infisah eden kurum ile birleşilen kurumun kanunî veya iş
merkezlerinin Türkiye’de bulunması.
b) Münfesih kurumun devir tarihindeki bilânço değerlerinin, birleşilen kurum tarafından
bir bütün halinde devralınması ve aynen bilançosuna geçirilmesi.
(2) Kurumların yukarıdaki şartlar dahilinde tür değiştirmeleri de devir hükmündedir.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun “Devir, Bölünme ve Hisse Değişimi Hallerinde Vergilendirme ” başlıklı 20 nci maddesinde de;
“(1) Devirlerde, aşağıdaki şartlara uyulduğu takdirde, münfesih kurumun sadece devir tarihine kadar elde ettiği kazançlar vergilendirilir; birleşmeden doğan kârlar ise hesaplanmaz ve vergilendirilmez:
a) Şirket yetkili kurulunun devre ilişkin kararının Ticaret Sicilinde tescil edildiği tarih, devir tarihidir. Münfesih kurum ile birleşilen kurum;

1) Devir tarihi itibarıyla hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları münfesih kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesi ile,
2) Devir işleminin hesap döneminin kapandığı aydan kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın sonuna kadar geçen süre içerisinde yapılması halinde, münfesih kurumun önceki hesap dönemine ilişkin olarak hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları münfesih kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesini, birleşmenin Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde münfesih kurumun bağlı bulunduğu vergi dairesine verirler.
b) Birleşilen kurum, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini münfesih kurumun birleşme sebebiyle verilecek olan kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde vereceği bir taahhütname ile taahhüt eder. Mahallin en büyük mal memuru, bu hususta birleşilen kurumdan ayrıca teminat isteyebilir.”
hükmüne yer verilmiştir.
1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “19” ve “20” numaralı bölümlerinde konu ile ilgili ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.
Bu çerçevede; kooperatifinizin devir tarihindeki bilanço değerlerinin, nev’i değişikliği suretiyle kurulacak anonim şirket tarafından bir bütün halinde devralınması ve aynen bilançosuna geçirilmesi kaydıyla söz konusu devir işlemi 5520 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi kapsamında gerçekleştirilen bir devir işlemi olarak kabul edilecektir.
Öte yandan, söz konusu nev’i değişikliğinde, 5520 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde belirtilen şartlara uyulduğu takdirde devir nedeniyle doğan kârlar hesaplanmayacak ve vergilendirilmeyecektir.
Bu çerçevede, kooperatifiniz genel kurulunun nev’i değişikliği kararı alması üzerine anonim şirkete dönüşüm süreci başladığından, bu tarih itibariyle kurumlar vergisi mükellefiyetinizin tesis ettirilmesi ve devir tarihi itibarıyla hazırlanan ve müştereken imzalanan kooperatifinize ait kurumlar vergisi beyannamesinin nevî değişikliğinin Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde bağlı bulunduğunuz vergi dairesine verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, nevî değişikliği sonucu kurulacak anonim şirket, kooperatifinizin tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini beyanname ekinde vereceği bir taahhütname ile taahhüt edecek ve söz konusu taahhütname ile birlikte devre ilişkin bilanço ve gelir tablosu da verilecektir.
B – DAMGA VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtların damga vergisine tabi olduğu; 9 uncu maddesinde, bu Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kâğıtların damga vergisinden müstesna olduğu, Kanuna ekli (2) sayılı tablonun “IV -Ticari ve medeni işlerle ilgili kâğıtlar” başlıklı bölümünün (17) numaralı fıkrasında ise, Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapılan birleşme, devir ve bölünmeler nedeniyle düzenlenen kâğıtların damga vergisinden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.
Buna göre, nev’i değişikliği nedeniyle devir işleminin Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesindeki şartlar dahilinde devir hükmünde değerlendirilmesi gerektiğinden, Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapılacağı anlaşılan nev’i değişikliği işlemine ilişkin olarak düzenlenen şirket ana sözleşmesinin, 488 sayılı Damga Vergisi Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV/17 fıkrası hükmüne göre damga vergisinden istisna edilmesi gerekmektedir.
C- HARÇLAR KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
492 sayılı Harçlar Kanununun 123 üncü maddesinde, anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev’i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemlerden harç alınmayacağı belirtilmektedir.
Buna göre, anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev’i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemlerinin harçtan istisna tutulması gerekmektedir. Ancak, 492 sayılı Kanunun 123 üncü maddesinde kooperatiflere yer verilmediğinden, kooperatifin nev’i değişikliğine ilişkin olarak yapılan işlemlerden harç alınması gerekmektedir.

Kooperatif adına kayıtlı olmayan arsa üzerinde kat karşılığı inşaat işi yapılmasının kurumlar vergisi muafiyeti açısından değerlendirilmesi hk-Kemal OZMEN

Kooperatif adına kayıtlı olmayan arsa üzerinde kat karşılığı inşaat işi yapılmasının kurumlar vergisi muafiyeti açısından değerlendirilmesi hk.
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
MERSİN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı
:
B.07.1.GİB.4.33.15.01-2010-721-6-12
05/05/2011
Konu
:
Kooperatif adına kayıtlı olmayan arsa üzerinde kat karşılığı inşaat işi yapılmasının kurumlar vergisi muafiyeti açısından değerlendirilmesi

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi numaralı mükellefi olduğunuz, 2006 yılından önce kurulan Kooperatifinizin emanet usulü ile inşa ettiği meskenlerin kat irtifakı tapularının Kasım/2005-Kasım/2006 tarihleri arasında arsa sahiplerinden Kooperatifiniz tüzel kişiliği üzerine alınarak yine aynı tarihler arasında üyeleriniz adına tescillerinin yapıldığı ve 2006 yılı sonuna kadar Kooperatif tüzel kişiliği adına kayıtlı taşınmaz kalmadığı, 28/07/2006 tarihinde bloklara ait yapı kullanma izin yazısının alındığı ve mevcut yapı ruhsatının geçerliliğinin sona erdiği, bu tarihten sonra kooperatif tüzel kişiliği adına yapı ruhsatı alınmasına da ihtiyaç kalmadığı, ayrıca 10/06//2007 tarihinde tasfiye kararı alındığı, bu nedenle Kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyeti ile ilgili olarak tereddüte düşüldüğü belirtilerek, konu hakkındaki Başkanlığımız görüşününün bildirilmesi istenilmektedir.
5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile ek ve değişiklikleri 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere 21.06.2006 tarihinden itibaren yürülükten kaldırılmış olup, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ise 21.06.2006 tarih ve 26205 sayılı Resmi Gazete’de yayınlamlanarak yürürlüğe girmiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 1 inci maddesinin onuncu fıkrasında, bu Kanunun yürürlüğünden önceki dönemler itibarıyla 5422 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hüküm altına alındığından, 01.01.2006 tarihinden önceki dönemler için 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu hükümleri uygulanacaktır.
5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7/16 ncı maddesinde, esas mukavelelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, idare meclisi başkan ve üyelerine kazanç üzerinden hisse verilmemesi, ihtiyat akçelerinin ortaklara dağıtılmaması ve münhasıran ortaklar ile iş görülmesine dair hükümler bulunması şartı ile kooperatiflerin (Esas mukavelelerinde yukarıdaki şartlar mevcut olmakla beraber fiilen bu kayıt ve şartlara uymayan kooperatifler ile faaliyete geçen üst kuruluşlara girmeyen kooperatiflermuafiyetten faydalanamaz.) kurumlar vergisinden muaf olduğu hükmüne yer verilmiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde; Tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklar ile iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmenveya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden kooperatifiniz adına kayıtlı olmayan arsa üzerinde kat karşılığı inşaat işi yaptığı anlaşılmıştır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre başkasına ait arsa üzerine kat karşılığı inşaat yaparak, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7/16 ncı maddesinde ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen şartlardan “sadece ortaklarla iş görülmesi” şartını ihlal eden kooperatifinizin bu faaliyete başladığı tarihten itibaren kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edileceği tabiidir.

Kooperatiflerde ortaklara çağrı yapılmadan nasil genel kurul yapılır -Kemal OZMEN

IV – BÜTÜN PAY SAHİPLERİNİN HAZIR BULUNMASI HALİ:
Kooperatifin bütün ortakları toplantıda hazır bulunduğu sürece ve bir itiraz olmadığı takdirde Genel Kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartiyle toplantıya çağrı hakkındaki hükümlere uyulmamış olsa dahi kararlar alınabilir. Bu gibi kararların, ortaklar veya ortakların toplantıda oy birliği ile seçecekleri temsilciler tarafından imzalanması gereklidir.

20120726-230517.jpg

mahsup işleminin teminat mektubu olmaksızın yerine getirilip, getirilmeyeceği sorulmaktadır

T.C.

İSTANBUL VALİLİĞİ

İl Defterdarlığı      

Vasıtasız Vergiler Gelir Müdürlüğü

 

Sayı:  B.07.4.DEF.0.34.11/KVK-44

Konu: Mahsuplar sonunda arta kalan tutarın 2.000.000.000 TL’yı aşması halinde banka teminat mektubu istenip istenmeyeceği hk.

            İLGİ: Maliye Bakanlığı’na hitaben verilen 13.03.2003 tarihli dilekçeniz.

            İlgide kayıtlı dilekçenizde, ………………….. Vergi dairesi Müdürlüğü’nün 3330032588 vergi numaralı mükellefi olduğunuzu, şirketinizin faaliyet gereği yurtiçi ve yurtdışında 1984 yılından bu yana büyük inşaat projeleri ve sanayi tesisleri kapsamında yıllara sari elektrik tesisat montajı ve elektrik panoları imalatı yaptığını, bu nedenle şirketinizin Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/3. maddesi gereği yapılan tevkifatlar nedeniyle 2000 yılında 97.078.440.000 TL, 2001 yılında 12.244.740.000TL, 2002 yılında 154.721.718.000 TL. iade kurumlar vergisinin doğduğunu, bu tevkifatların saymanlıklarına yatırıldığına dair onaylı belgelerin vergi dairesine verildiğini, söz konusu iade alacağınızın vergi borçlarınıza mahsubunu istemiş bulunduğunuzu ve arta kalan kısmını ise 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu ile ilgili taksit borçlarınıza mahsup etmek istediğinizi, ancak anılan vergi dairesince banka teminat mektubu veremediğiniz dolayısıyla mahsup işleminin yerine getirilmeyeceğini belirterek, söz konusu mahsup işleminin teminat mektubu olmaksızın yerine getirilip, getirilmeyeceği sorulmaktadır.

            5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 44.maddesinde de beyannamede gösterilen kazançlardan bu kanuna ve Gelir Vergisi Kanunu’na göre tevkifan kesilmiş olan vergilerin beyanname üzerinden hesaplanan Kurumlar Vergisi’nden mahsup edileceği, mahsubu gereken miktarın beyanname üzerinden hesaplanan Kurumlar Vergisi’nden fazla olması halinde durumun vergi dairesince mükellefe yazı ile bildirileceği, aradaki farkın mükellefin bu yazıyı tebellüğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı halinde kendisine iade olunacağı ve bir yıl içinde müracaat etmeyen mükelleflerin bu farktan doğan alacaklarının düşeceği hükme bağlanmıştır.

            Buna göre ilgili şirket kazançlarından yıl içerisinde kesilen vergilerin öncelikle Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 44.maddesi uyarınca beyannamede gösterilen kazançlar üzerinden hesaplanan Kurumlar Vergisi’ne mahsubu gerekmekte iken, cari yıl şirket kazancının yetersizliği nedeniyle Kurumlar Vergisi’ne mahsup işlemleri yapılamayan kesinti yoluyla ödenmiş vergilerin diğer vergi (Muhtasar ve Katma Değer Vergisi) borçlarına mahsuben iadesinde ise Gelir Vergisi Kanunu’nun 169,

194, 207 ve 226, 233 Seri Nolu Genel Tebliğlerindeki düzenlemelere göre işlem yapılacaktır.

            Konuya açıklık getiren 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 22.07.1992 tarih ve 21292 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 169 Seri No’lu Genel Tebliği’nin A-1. bölümünde;

1-Tevkif yoluyla kesilen vergilerin mahsuplar sonunda kalan kısmının nakden

ve/veya mahsuben iade edilebilmesi için aranan belge:

            “ Tevkif yoluyla kesilen vergilerin mahsuplar sonunda kalan kısmının nakden ve/veya mahsuben iade edilebilmesi için, tevkif yoluyla kesilen verginin vergi sorumlusu tarafından ilgili vergi dairesine yatırılmış olması şarttır.

            Mükellefler sözü edilen vergilerin ilgili vergi dairesine sorumlusu tarafından yatırılmış olduğunu gösterir bir belgeyi ilgili vergi dairesinden alarak iade ve/veya mahsup talep dilekçelerine ekleyeceklerdir. Ancak, bankalara yapılan ödemeler ile tam mükellefiyete tabi Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine bankalarca yapılan ödemelerden kesilen vergilerin iadesine ilişkin taleplere, söz konusu vergilerin ilgili vergi dairesine yatırıldığına dair belge eklenmeyecektir. Bu taleplere vergi kesintisinin yapıldığını gösterir bir belge eklenecektir.

            İade ve/veya mahsup taleplerine sözü edilen belgeyi eklemeyen mükelleflerin iade ve/veya mahsup talepleri yerine getirilmeyecektir.” denilmiştir.

            Öte yandan, aynı tebliğin A.2 bölümünde “…………Gelir Vergisi Kanunu’nun 42. maddesi kapsamına giren birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işleri dolayısıyla alınan istihkak bedellerinden tevkif edilmiş bulunan vergilerin, yıllık Gelir veya Kurumlar Vergisi beyannamesinde gösterilen gelire dahil kazançlar üzerinden hesaplanan Gelir veya Kurumlar Vergisi’nden mahsubu neticesinde, mükellefe iadesi gereken bir verginin kalması halinde, bu vergi aşağıda açıklanan esaslara göre nakten ve/veya diğer vergi borçlarına mahsup edilmek suretiyle iade edilecektir.

            a) Mahsuplar sonunda kalan ve tutarı 25.000.000 TL (Bu miktar Gelir Vergisi Kanunu’nun 248 Seri No’lu Genel Tebliği ile 15.000.000.000 TL’na çıkartılmıştır) ve daha az olanların tamamı, teminat aranmaksızın ve inceleme yapılmaksızın iade edilecektir.

b)25.000.000 TL’nı (15.000.000.000TL) aşan vergilerin ise 25.000.000  Lirasının (15.000.000.000 TL) tamamı ile fazlasının %30’u, teminat aranmaksızın ve inceleme raporu beklenmeksizin mükellefin talebi üzerine “süresiz ve şartsız banka teminat mektubu” karşılığında red ve iade edilecektir.

c)   Sermayesinin % 51’i veya daha fazlası kamuya ait olan kuruluşlara yapılacak iadelerde, teminat mektubu aranmayacaktır. Ancak, bu kuruluşlara yapılan iadelerle ilgili olarak inceleme yapılacağı tabiidir.

            ….

            Yıllık beyanname ile beyan edilen gelir üzerinden hesaplanan Gelir veya Kurumlar Vergisi’nden mahsup edilen ve mahsuplar sonunda arta kalan tevkif yoluyla kesilen vergilerin, mükelleflerin kendilerinin diğer vergi borçlarına mahsup edilmek suretiyle iadesi de yapılacaktır.

            Mahsuben iadelerde, nakten iadelerde olduğu gibi işlem yapılacaktır.

            Öte yandan, mükellefin mahsup taleplerinin hüküm ifade edebilmesi için, bu konuya ilişkin olan dilekçelerine (1). ve bu bölümde belirtilen belgeleri eklemeleri gerekmektedir. Bu belgelerle birlikte yapılan mahsup talepleri, dilekçenin vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarihten itibaren hüküm ifade edecek ve mahsup bu tarih itibariyle yapılmış sayılacaktır. Bu tarihten itibaren, mükelleflerin iade olunacak alacaklarından mahsubunu talep ettikleri vergi borçları için gecikme zammı uygulanmayacaktır” açıklamaları yer almaktadır.

            Bu hüküm ve açıklamalara açıklamalara göre, mahsup ve iadelerde 169, 177, 194, 207, 226, 233 ve 248 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğleri’nde belirtilen esasların dikkate alınması gerekmekte olup, inşaat ve onarma işleriniz dolayısıyla aldığınız istihkak bedellerinden tevkif edilmiş bulunan vergilerin, yıllık Gelir veya Kurumlar Vergisi beyannamenizde gösterilen gelire dahil kazançlarınız üzerinden hesaplanan Gelir veya Kurumlar Vergisi’nden mahsubu sonucunda artan kısmın 2 Milyar Lira’yı aşması halinde 15 Milyar Lira’nın tamamı ile fazlasının %30’unun teminat aranmaksızın ve inceleme raporu beklenmeksizin talebiniz üzerine süresiz ve şartsız banka teminat mektubu karşılığında mahsubu yapılacaktır.

            Buna göre, söz konusu mahsup işleminin yapılabilmesi için mahsuplar sonunda arta kalan tutarın 15.000.000.000 TL’yı aşması durumunda aşan kısmın %70’i için diğer belgelerin yanında teminat mektubunun da verilmesi şarttır.Bu nedenle ilgili vergi dairesince yapılan işlem Defterdarlığımızca da uygun görülmüştür.

            Diğer taraftan 1996/1 Seri No’lu Kurumlar Vergisi İç Genelgesine göre, yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri nedeniyle bu işleri yapan mükelleflere ödenen istihkaklardan kesilen vergilerin Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 44. maddesi uyarınca, beyannamede gösterilen kazançlar üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsubundan sonra kalan miktarın istediğiniz halinde teminat ve inceleme raporu aranmaksızın Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/6-b bendi uyarınca hesaplanan gelir vergisine mahsubunun yapılması mümkün bulunmaktadır.

            Ayrıca 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunundan faydalanarak ödeyeceğiniz borçlarınıza mahsubunun yukarıda yer alan kanun ve tebliğde yer alan açıklamalar çerçevesinde yerine getirmeniz halinde mümkün olacağı tabidir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

Yıllara sari onarım işinden dolayı işi dolayısı ile hakedişlerden yapılan damga vergisi kesintileri-Kemal özmen

T.C.

MALİYE BAKANLIĞI

İSTANBUL  DEFTERDARLIĞI 

Vasıtalı Vergiler Gelir Müdürlüğü

SAYI   :  B.07.4.DEF.0.34.12.2.10-7363                                                    21.09.2001/1502

KONU : Yıllara sari onarım işinden dolayı işi

            yaptıran A.Ş’nin hak edişlerinden damga

            vergisi kesintisi yapılıp yapılamayacağı.                                           

 

 

………………. A.Ş

İLGİ :   ……………

 

            Dilekçenizde, yıllara sari “otel inşaatı” işini taahhüt etmiş olduğunuz Anonim Şirket tarafından sözkonusu inşaat işi ile ilgili olarak düzenlemiş olduğunuz hakediş bedelleri üzerinden binde 7.5, nispetinde damga vergisi kesintisi yapıldığı, resmi daire dışındaki kuruluş veya kişilere taahhüt edilen inşaat ve onarma işleri ile ilgili olarak düzenlenen hakediş bedelleri üzerinden damga vergisi kesintisi yapılıp yapılmayacağı konusunda bilgi verilmesi istenilmektedir.

 

488 sayılı Damga Vergisi Kanunun 1 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, “Bu kanuna ekli 1 sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga Vergisine tabidir.” denilmekte olup, kanuna ekli 1 sayılı tablonun IV-1/g fıkrasında avans makbuzlarının binde 7,5, IV-I/h fıkrasında ise, kişiler tarafından belli parayı mutazammın olarak resmi dairelere verilen makbuz ve ibra senetleri ve resmi daireler hesabına ödenen paralar hakkında müteaddit nüsha olarak bankalara verilen makbuz senetlerinin mezkür dairelere ait nüshalarının binde 7,5 nispetinde damga vergisine tabi olacağı belirtilmiştir.

 

            Damga Vergisi Kanununa göre resmi daire sayılmayan kişi ve kuruluşlar tarafından, diğer kişi ve kuruluşlara yapılan ödemelerde düzenlenen makbuzlar (bu meyanda, istihkak ödemelerinde düzenlenen makbuzlar) 01.12.1985 tarihinden önce Kanuna ekli (1) sayılı tablonun IV-I/a-f fıkraları gereğince 10 ila 100 TL maktu damga vergisine tabi iken, 11.12.1985 gün ve 18995 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 3239 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesi ile 01.01.1986 tarihinden itibaren maktu vergiye tabi söz konusu makbuzlar damga vergisinin kapsamı dışında bırakılmıştır.

 

            Diğer taraftan, aynı kanunun 8 inci maddesinde, “Bu kanunda yazılı resmi daireden maksat, genel ve katma bütçeli daire ve idarelerle, İl özel idareleri, belediyeler ve köylerdir.

 

            Bu dairelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmeler resmi daire sayılmaz.”denilmektedir.

 

            Bakanlığımızca yayımlanan 4 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, inşaat ve onarım işlerinde düzenlenen mukavelelerde, işe başlamadan evvel ödenmesi şart koşulan paraların avans sayılması ve mezkur paraların ödenmesinde düzenlenen makbuzların binde (7,5) oranında vergiye tabi tutulması,  mukavelede böyle bir şart yoksa yapılan iş ve öngörülen hizmet karşılığı ödenecek paralar bir istihkak raporuna müsteniden ödendiği takdirde bunun avans sayılmayacağı açıklanmıştır.

 

            Ayrıca, sözkonusu tebliğ gereğince, hakediş raporlarına istinaden resmi daireler dışında kalan daire ve müesseselerce yapılan ödemeler üzerinden damga vergisi kesintisi yapılmayacak, ancak avans ödemeleri ile ilgili olarak düzenlenecek makbuzlar binde 7.5 damga vergisine tabi tutulacaktır.

 

10 Seri No.lu Damga Vergisi Genel Tebliği ile Damga Vergisinin istihkaktan kesinti suretiyle ödeme usulünün kapsamı genişletilmiş ve yaptıkları ödemelerden kestikleri gelir vergisini sorumlu sıfatıyla aylık muhtasar beyanname ile vergi dairesine bildirerek ödemek zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin, müteahhit ve diğer şahıslara yaptıkları avans ödemeleri üzerinden hesaplanan damga vergisinin de, bu kişilerce muhtasar beyanname ile beyan edilerek aynı süre içinde ödemeleri esası getirilmiştir.

 

11 Seri Nolu Damga Vergisi Genel Tebliğinde de, 193 Seri Nolu Gelir Vergisi Kanunun 98 nci maddesinden faydalanmak suretiyle gelir (stopaj) vergisini üç ayda bir beyan edip ödeme yolunu tercih eden tüm gerçek ve tüzel kişilerin; üç aylık dönem içinde müteahhitlere veya diğer şahıslara yaptıkları avans ödemeleri ile ilgili olarak düzenlenen kağıtlara ait damga vergilerinin de üçüncü ayı takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine beyan edilerek ödeyebileceği belirtilmiştir.

 

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde Resmi daire sayılmayan kişi  ve kuruluşlarca, avans ödemeleri üzerinden hesaplanan damga vergisi muhtasar beyanname ile bağlı bulunulan vergi dairesine kesintinin yapıldığı ayın veya üç aylık dönemi takip eden ayın  yirminci günü akşamına kadar beyan edilerek aynı süre içerisinde ödenmesi gerekmektedir.

 

           Bu durumda, resmi daireler dışında kalan gerçek ve tüzel kişilerce yaptırılan inşaat ve onarım işlerine ilişkin ödemelerde sadece avans ödemeleri ile ilgili olarak düzenlenen makbuzların binde 7,5 nispetinde damga vergisine tabi tutulması, kati istihkak ödemeleri üzerinden ise herhangi bir damga vergisi kesintisi yapılmaması gerekmektedir.

 

           Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatife yapılan inşaat işinin yıllara sari olması-Kemal özmen

T.C.

İSTANBUL VALİLİĞİ

İl Defterdarlığı

Vasıtasız Vergiler Gelir Müdürlüğü

 

Sayı : B.07.4.DEF.0.34.ll/GVK-42

Konu : Yıllara sari inşaat ve onarım işinde

süre uzatımı olması halinde tevkifat

yapılıp yapılmayacağı hk.

 

 

 

 

İLGİ : Tarihsiz dilekçeniz.

 

İlgide kayıtlı dilekçenizde; M.E.B. tarafından ihalesi yapılan …………………. Çıraklık Eğitim Merkezi İnşaatının sözleşmeye göre işe başlama tarihinin …….02.2002 bitiş tarihinin ise ….12.2002 olduğunu belirterek, eksik iş olması nedeniyle idare tarafından 30 gün süre verildiğinden stopaj kesilip, kesilmeyeceği ile işin yıllara sari olup olmayacağını sormaktasınız.

 

Bilindiği gibi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 3946 Sayılı Kanunun 22.maddesiyle değişik vergi tevkifatına ilişkin 94.maddesinin 1.fıkrasında kimlerin tevkifat yapmaya mecbur oldukları sayılmış olup, aynı kanun maddesinin 3.bendinde “42.madde kapsamına giren işler dolayısıyla bu işleri yapanlara (Kurumlar dahil) ödenen istihkak bedellerinden % 5” gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükmü yer almaktadır.

 

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanunu’nun 42.maddesinde “Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinden kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilir.

 

Mükellefler bu madde kapsamına giren hallerde her inşaat ve onarım işinin hasılat ve giderlerini ayrı bir defterde veya tutmakta oldukları defterlerin ayrı sayfalarında göstermeye ve düzenleyecekleri beyannameleri işlerin ikmal edildiği takvim yılının takip eden yılın Mart ayı sonuna kadar vermeye mecburdurlar.” hükmü yer almıştır.

 

Bir işin Gelir Vergisi Kanunu’nun 42.maddesi kapsamına girmesi için;

 

a) Faaliyet konusunun inşaat ve onarım işi olması,

b) İnşaat ve onarım işinin birden fazla yıla sirayet etmesi,

c) İnşaat ve onarım işinin resmi veya özel taahhütlere bağlı olarak yapılması gerekmektedir.

 

Diğer taraftan 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5.maddesinde “Yapı, karada veya suda daimi ve muvakkat resmi ve hususi yer altı ve yerüstü inşaat ile bunların ilave değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir.” şeklinde tanımlanmıştır.

 

Öte yandan, “İnşaatı genellikle demir, çimento v.s. gibi iptidai maddelerden bir yapı veya bunların mütemmim cüzilerinin imali” olarak tanımlamak mümkündür.

 

Bu açıklamalara göre sözleşme ile üstlenilen işin inşaat taahhüt işi olması halinde süresinde bitirilemeyen iş 42.maddede belirtilen yıllara sari inşaat işi niteliği kazanacak ve bu sebeple bu madde hükümleri çerçevesinde vergilendirilmesi gerekecektir.

 

Bu durumda süre uzatımı nedeniyle işin 2003 yılına sarkacağı anlaşıldığından 2003 yılı içinde yapılacak istihkak ödemelerinin Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/3.numaralı bendine göre % 5 oranında tevkifata tabi tutulması gerekir.

 

Diğer taraftan bu tarihten önceki dönemlere ait hakedişlerin bu tarihten sonra onaylanması ve ödenmesi halinde de tevkifat yapılacaktır.

 

Ancak aynı yıl içerisinde bitirilmesi sözleşmeye bağlanmış bulunan ve işin süresinde bitirilememesi nedeniyle bir sonraki takvim yılına sirayet eden söz konusu taahhüt işi için süre uzatımının kesinleştiği tarihten önce onaylanmak suretiyle tevkifat yapılmaksızın ödenmiş bulunan istihkaklar nedeniyle ayrıca tevkifat yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Site veya apartmanlarda tadilat yapmak icin kat malikleri onay vermiyor ise ne yapılabilir ?-Kemal OZMEN

Ancak, ortak yer ve tesislerdeki bir bozukluğun anayapıya veya bağımsız bir bölüme veya bölümlere zarar verdiğinin ve acilen onarılması gerektiğinin veya anayapının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunun mahkemece tespit edilmiş olması halinde, bu onarım ve güçlendirmenin projesine ve tekniğine uygun biçimde yapılması konusunda kat maliklerinin rızası aranmaz

Site veya apartmanlarda tadilat yapmak icin kat malikleri onay vermiyor ise ne yapılabilir ?-Kemal OZMEN

Ancak, ortak yer ve tesislerdeki bir bozukluğun anayapıya veya bağımsız bir bölüme veya bölümlere zarar verdiğinin ve acilen onarılması gerektiğinin veya anayapının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunun mahkemece tespit edilmiş olması halinde, bu onarım ve güçlendirmenin projesine ve tekniğine uygun biçimde yapılması konusunda kat maliklerinin rızası aranmaz