Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. İcra Mahkemesi`nce yapılacak iş; gerektiğinde bilirkişi aracılığıyla yapılan ödemenin kısmi ödeme olması nedeniyle TBK 100. maddeye uygun olarak, bu ödemenin öncelikle dosyadaki faiz ve masraflara (avukatlık ücreti de dahil) mahsup edildikten sonra bakiye dosya alacağının belirlenmesinden ibarettir.

Y8HDEsas : 2016/587Karar : 2016/3553Tarih : 29.02.2016 KISMİ ÖDEME

Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. İcra Mahkemesi`nce yapılacak iş; gerektiğinde bilirkişi aracılığıyla yapılan ödemenin kısmi ödeme olması nedeniyle TBK 100. maddeye uygun olarak, bu ödemenin öncelikle dosyadaki faiz ve masraflara (avukatlık ücreti de dahil) mahsup edildikten sonra bakiye dosya alacağının belirlenmesinden ibarettir.


Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire`ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

6098 sayılı T.B.K`nun 100. (Eski 818 sayılı BK 84.) maddesinde, “Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. “ hükmü yer almaktadır.

İcra dosyasında 242.417,32 TL toplam alacak için takibe başlandığı, İcra Müdürlüğü`nce 03.12.2012 tarihinde yapılan dosya hesabında alacağın, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi`ne göre vekalet ücreti de belirlendikten sonra 257.637,58 TL borç çıkarıldığı, bu tarihten sonra icra dosyasına 20.12.2012 tarihinde 226.961,30 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. İcra Mahkemesi`nce yapılacak iş; gerektiğinde bilirkişi aracılığıyla yapılan ödemenin kısmi ödeme olması nedeniyle TBK 100. maddeye uygun olarak, bu ödemenin öncelikle dosyadaki faiz ve masraflara (avukatlık ücreti de dahil) mahsup edildikten sonra bakiye dosya alacağının belirlenmesinden ibarettir. Anılan maddeye uymayan ve denetime açık olmayan hesaplama ve raporla sonuca gidilmesi doğru değildir.

SONUÇ:

Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK`nun 366 ve 6100 sayılı HMK`nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK`nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK`nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,   oybirliğiyle karar verildi.

KOOPERATİFLERDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ 1 TEMMUZ 2016

KOOPERATİFLERDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ 1 TEMMUZ 2019

Kooperatifimizin 50’den az çalışanı olması nedeni ile tam zamanlı uzman ve hekim çalıştırılması gerekmemektedir. Kooperatif olarak ortak sağlık ve güvenlik birimlerine (OSGB) başvurarak iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalıştırmamız gerekmektedir. Az tehlikeli sınıftaki yer alan kooperatifimizin çalışan başına ayda en az 10 dakika iş güvenliği uzmanı ve en az 5 dakika işyeri hekimi çalıştırmamız gerekmektedir.

Sigorta Kooperatiflerinin Ortak Sayısı 1 Milyonu Geçti

Bakan Tüfenkci: “Sigorta Kooperatiflerinin Ortak Sayısı 1 Milyonu Geçti”

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda karşılıklı sigorta şirketlerinin yalnızca kooperatif şeklinde kurulacağının hüküm altına alınmasıyla oluşan sigorta kooperatiflerinin ortak sayısının 2012 yılından bu yana 1 milyonu geçtiğini belirtti.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda karşılıklı sigortaşirketlerinin yalnızca kooperatif şeklinde kurulacağının hüküm altına alınmasıyla oluşansigorta kooperatiflerinin ortak sayısının 2012 yılından bu yana 1 milyonu geçtiğini belirtti.

Sigorta kooperatiflerinin kuruluş, işleyiş ve denetimlerinin Gümrük ve Ticaret BakanlığıKooperatifçilik Genel Müdürlüğü tarafından yapıldığını belirten Bakan Tüfenkci, sigortakooperatifçiliğinin aynı veya benzer risklere sahip bireylerin veya kurumların bir araya gelerek kooperatifçilik kurallarına göre kooperatif kurması olarak tanımlandığını kaydetti. Tüfenkci, sigorta kooperatiflerinin kuruluş ve işleyişine değinerek, “Kooperatif ortaklarının eşit miktarda ödedikleri ortaklık payı ile bir sermaye oluşturuluyor. Ardından sigortacılık kurallarına göre poliçe düzenleme süreçleri belirlenerek, ortaklar risklerine göre belirlenen primlerini ödüyorlar” açıklamasında bulundu.

SİGORTA KOOPERATİFLERİYLE SİGORTALILAR ŞİRKETE ORTAK OLUYOR

Sigorta kooperatifçiliğinde sigortalıların doğrudan doğruya şirkete ortak olduğuna dikkat çeken Tüfenkci, böylece ortakların kooperatifin kar dağıtımından prim alabildiğini söyledi. Ortakların hasarı olduğunda evrensel sigortacılık kurallarına göre tazminat ödendiğini belirten Tüfenkci, “Yıl sonunda toplanan ortaklık payları ve primlerden elde edilen gelir, ödenen hasar ve yapılan masraflar düşüldükten sonra ya kooperatif sermayesine katılıyor ya da eşit olarak ortaklara dağıtılıyor. Bu modelde biriken meblağ fon, faiz, repo, hisse senedi ve devlet tahvili gibi araçlarla değerlendirilebiliyor” şeklinde konuştu.

SİGORTA KOOPERATİFLERİ YERLİ SERMAYE İLE KURULUYOR

Bakan Tüfenkci, Türkiye‘de mevcut 36 hayat dışı sigorta şirketinden 26’sının, toplam 24 hayat ve emeklilik şirketinden ise 18’inin doğrudan veya dolaylı olarak uluslararası sermayeye sahip bulunduğunu, bu şirketlerin 39’sında uluslararası sermayenin payının yüzde 50 ve üzerinde olduğunu bildirdi. Türkiye‘de faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin yüzde 73,3’ünün sermayesinin yüzde 50’sinden fazlasının yabancı kaynaklı şirketlerden oluştuğunun altını çizen Bakan Tüfenkci, “Sigorta kooperatiflerinin sermayeleri ve prim ödemeleri ise yerli kaynaklardan meydana geliyor. Ülkemizde halen iki sigorta kooperatifi faaliyet gösteriyor. Bu iki kooperatifin toplam ortak sayısı ise 1 milyonu geçmiş bulunuyor” diye konuştu

Kurumlar vergisinden muaf olan özel bütçeli kamu kurumunun ÖKC kullanıp kullanamayacağı hk.

T.C.

GELİR İDARESİ   BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ   DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef   Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

27575268-105[3100-2015-253]-7670

24/02/2016

Konu

:

Kurumlar vergisinden muaf olan özel bütçeli kamu   kurumunun ÖKC kullanıp kullanamayacağı hk.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun II sayılı cetvelinde yer alan özel bütçeli bir kamu kurumu olduğunuzu, Enstitünüz bünyesinde, motorlu taşıtlar ile ilgili araç proje ve tip onay işlemleri, ADR kapsamında muayene ve inceleme hizmetleri ile LPG/CNG’li araçların sızdırmazlık kontrolü faaliyetlerinin gerçekleştirildiği, verilen bu hizmetler karşılığında fatura düzenlediğinizi belirterek, kurumlar vergisinden muaf olan Enstitünüzce verilen bu hizmetler karşılığında, işgücü, zaman kaybı gibi nedenlerden dolayı ödeme kaydedici cihaz kullanılıp kullanılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.

A-KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile iktisadi kamu kuruluşları kurumlar vergisinin konusu kapsamına alınmış olup, aynı Kanunun 2 nci maddesinde de Devlete, il özel idarelerine, belediyelere, diğer kamu idarelerine ve kuruluşlarına ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan sermaye şirketleri ve kooperatifler dışında kalan ticari, sınai veya zirai faaliyetlerin iktisadî kamu kuruluşu olduğu, bunların kazanç amacı gütmemelerinin, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunmasının, tüzel kişiliklerinin olmamasının, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerini etkilemeyeceği, mal ve hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olmasının, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi niteliğini değiştirmeyeceği hükme bağlanmıştır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin (2.3.1) bölümünde, iktisadi işletmenin belirlenmesinde iktisadi işletmenin en belirgin özelliğinin bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesi olduğu diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin unsurlarının ticari faaliyetin de temel özelliklerinden olan, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde bedel karşılığı mal alım-satımı, imalatı veya hizmet ifaları gibi faaliyetler olduğu, Kanunun bu gibi halleri tek tek saymak yerine, dernek veya vakıf tarafından piyasa ekonomisi içerisinde icra edilen tüm iktisadi faaliyetleri kapsamına aldığı, satılan mal veya hizmete ait bedelin sadece maliyeti karşılayacak kadar olmasının, kâr edilmemesinin, kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin iktisadi işletme olma vasfını değiştirmeyeceği ifade edilmiştir.

Anılan Genel Tebliğin (2.3.1) bölümünün devamında ise  iktisadi kamu kuruluşunun ticari, sınai veya zirai bir işletme oluşturup oluşturmadığı hususunda, bu Tebliğin “2.4. Dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler” bölümünde yapılan açıklamaların dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

Kurumunuzun, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun II sayılı cetvelinde yer alan özel bütçeli bir kamu kurumu olması nedeniyle, bizzat kendisi vergi mükellefi olmayacak varsa iktisadi kuruluşları vergiye tabi olacaktır.

Diğer yandan, 22.11.1960 tarih ve 10661 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 132 sayılı Türk Standartları Enstitüsü Kuruluş Kanunun 11 inci maddesinde Türk Standartları Enstitüsünün gelirleri sayılarak; “… Türk Standartları Enstitüsünün yukarıdaki fıkralarda sayılan gelirleri ve muameleleri ve sahibi bulunduğu gayrimenkulleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.”  hükmüne yer verilmiştir.

Bu itibarla, motorlu taşıtlar ile ilgili araç proje ve tip onay işlemleri, ADR kapsamında muayene ve inceleme hizmetleri ile LPG/CNG’li araçların sızdırmazlık kontrolü faaliyetlerinin anılan Kuruluş Kanunu çerçevesinde yerine getirildiği anlaşıldığından, Enstitünüzün söz konusu faaliyetlerden elde ettiği gelirler dolayısıyla kurumlar vergisinden muaf tutulması gerekmektedir. Ancak, Enstitünüzün Kuruluş Kanununda yer alan faaliyetler dışında ticari, zirai, sınai faaliyetlerde bulunması halinde Enstitünüze bağlı iktisadi kamu kuruluşu oluşacağı ve kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edileceği tabiidir.

B-3100 SAYILI KANUN YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

Bilindiği gibi, Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında 3100 Sayılı Kanunun 1/1 maddesinde “Satışı yapılan malları aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar dışındaki kimselere satan veya aynı kimselere hizmet veren birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, bu Kanuna göre ödeme kaydedici cihaz kullanmak mecburiyetindedirler.” denilmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:

            1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;

            2. Serbest meslek erbabına;

            3. Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara;

            4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;

            5. Vergiden muaf esnafa.

            Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.

            Yukarıdakiler dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tesbit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin 50.000.000 lirayı (442 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2015’den itibaren 880, -TL) geçmesi veya bedeli 50.000.000 liradan (442 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2015’den itibaren 880, -TL) az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesi mecburidir.”hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 50 Seri No.lu Ödeme Kaydedici Cihaz Genel Tebliğinin “Ödeme Kaydedici Cihazların Satışı” başlıklı A-1/a bölümünde, ancak perakende satış yapmakla beraber kurumlar vergisinden muaf olan ve teslimleri katma değer vergisinden istisna olanların, (askeri kantinler vb.) kurumlarınca düzenlenen ve faaliyet konuları ile neye istinaden vergiden muaf olduklarını belirtir bir yazıyla birlikte faaliyet gösterdikleri mahallin yetkili bulunduğu vergi dairesinden alacakları yazıyla ödeme kaydedici cihaz satın alabilecekleri açıklanmıştır.

206 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin A/5.bölümünde ise; “Perakende ticaretle uğraşmaları sebebiyle 3100 sayılı Kanuna göre ödeme kaydedici cihaz kullanan kurumlar vergisinden muaf kurumlar, ellerindeki cihazlarını, fiş üzerine “Kurumlar Vergisinden Muaf.” ibaresini yazacak şekilde programlayacaklar veya programlatacaklardır. Söz konusu “Kurumlar Vergisinden Muaf” ibaresi (Ek: 1 deki örnekte olduğu gibi ödeme kaydedici cihaz fişlerinin mükellefe ilişkin bilgilerin yer aldığı baş taraftaki bölümünün son satırına yazılacak ve anlaşılabilir kısaltmalarla gösterilebilecektir.

Yapılacak program değişikliği, cihaza ait kullanma kılavuzlarından yararlanılarak mükellefler tarafından veya yetkili teknik personel aracılığıyla cihaz mühürü sökülmeden tuşlarına basılmak suretiyle … gerçekleştirilecektir.” denilmiştir.

Buna göre, Vergi Usul Kanununa uyarınca birinci ve ikinci sınıf tacir kapsamına girmeyen, diğer bir ifade ile vergi mükellefi olmadıklarından defter tutma yükümlülükleri de olmayanların ödeme kaydedici cihaz kullanma mecburiyetleri bulunmamaktadır. Ancak mükellef olmamakla beraber perakende ticaretle uğraşan bazı kamu kurumları (polisevleri, askeri kantinler vb.) faaliyet gösterdikleri mahallin yetkili bulunduğu vergi dairesinden alacakları yazıyla ihtiyari olarak ödeme kaydedici cihaz alıp kullanabilmektedirler.

Bu nedenlerle, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, Kurumunuzun mal satışları veya hizmet ifalarının belgelendirilmesinde; Vergi Usul Kanununa göre fatura düzenlenmesi zorunlu olan hallerde fatura,Vergi Usul Kanununa göre fatura düzenlenmesi zorunlu olmayan perakende satış vesikaları ile belgelendirilecek nitelikteki satışlarında ise ödeme kaydedici cihazların kullanılması, ödeme kaydedici cihazlardan düzenlenecek fişlerin üzerinde “Kurumlar Vergisinden Muaf” ibaresinin yer alması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

e-Fatura Uygulamasına kayıtlı kullanıcılara düzenlenecek elektronik faturada, düzenleme tarihi yanında düzenleme zamanının da saat ve dakika olarak gösterilmesi halinde elektronik faturanın kâğıt çıktısı irsaliye yerine geçer.

            Diğer taraftan, 433 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “15- 397 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile Getirilen e-Fatura Uygulamasına Kayıtlı Mükellefler Arasında Yapılan Satışlar” başlıklı bölümünde “e-Fatura Uygulamasına kayıtlı kullanıcılara düzenlenecek elektronik faturada, düzenleme tarihi yanında düzenleme zamanının da saat ve dakika olarak gösterilmesi halinde elektronik faturanın kâğıt çıktısı irsaliye yerine geçer. Söz konusu kâğıt çıktıya “İrsaliye yerine geçer.” ifadesinin yazılması ve kâğıt çıktının satıcı veya yetkilisi tarafından imzalanması zorunludur. Ancak bu imkândan yararlanabilmek için elektronik faturanın malın teslimi anında düzenlenmesi gerekir.

Eğitim Kooperatifleri ne yapar ? Nasıl Kurulur ? MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Kooperatifin amacı; özel öğretim mevzuatına uygun olarak, ortaklarının eğitim-öğretim ve araştırma gereksinimlerini karşılamak üzere, özel eğitim kurumları açmak, işletmek; araştırma ve incelemelere imkân sağlamaktır.

Ekran Resmi 2016-05-18 06.48.14

Kooperatif bu amaçla;

1) Okul öncesi eğitim, ilk ve ortaöğretim ve özel eğitim okulları ile uzaktan öğretim yapan kuruluşlar, dershaneler, motorlu taşıt sürücü kursları, hizmetiçi eğitim merkezleri, öğrenci etüt eğitim merkezleri, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri açar, işletir, özel eğitim yasaları hükümlerine göre bu kurumları devir alır ya da devredebilir.

2) Amacı ve faaliyet konuları ile ilgili özel kurslar düzenler,

3) Ortaöğrenim veya yüksek öğretim özel öğrenci yurtları ve misafirhaneleri açar, işletir, kiralar veya kiraya verebilir.

4) Gerektiğinde konusu ile ilgili eğitim, yayın, araştırma ve benzeri faaliyetlerde bulunur.
5) Eğitim amaçlı araç ve gereçleri imal eder, gerektiğinde satın alır, pazarlar ve satar.
6) Kantin işletmeleri, lokal, sosyal tesis, kafeterya, otopark, spor ve gençlik merkezleri ve benzeri

tesisleri inşa eder, ettirir, kiralar, kiraya verir, satın alır, satar, işlettirir ve var olanlara ortak olur.
7) Her nevi taşıma araçlarını iktisap edebilir, gerektiğinde satabilir, kiraya verebilir, gayrimenkul ve haklar iktisap edilebilir, satın alabilir, binalar üzerinde her türlü hukuki tasarruflarda bulunabilir, ipotek verebilir, kiralama yapabilir, başkalarına ait gayrimenkul ve haklar üzerinde de Koo

Hata: İletişim formu bulunamadı.

KOOPERATİFLERDE ARAÇ SATIŞI-ÖZMEN DANIŞMANLIK-EVREN ÖZMEN

Sayı : 62030549-125[2-2015/144]-78877 04/09/2015
Konu : Konut yapı kooperatifinin faaliyetinde kullandığı aracı satması halinde muafiyet şartlarını ihlal edip etmeyeceği hk. ÖNEMLİ NOT: MUKTEZAYA KATILMAMAKTAYIZ
Ekran Resmi 2015-12-13 09.02.00
Evren ÖZMEN-Mesleki yayınlar

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kurumlar vergisinden muaf konut yapı kooperatifi olduğunuzu, faaliyetinizde kullanmak üzere satın almış olduğunuz kamyonet tipi aracınızı ihtiyacınız kalmadığı için satmak istediğinizi, satış tutarını ortaklarınıza dağıtılmayarak kooperatifinizin yatırımlarında kullanılacağı belirtilerek, söz konusu aracı satmanız durumunda kurumlar vergisi muafiyet şartının ihlal edilip edilmeyeceği ile aracın tasfiye sürecinde satılıp satılamayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımızın görüşü aşağıda açıklanmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde ise tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde muafiyet şartları detaylı olarak açıklanmış olup, “4.13.1.4 Sadece ortaklarla iş görülmesi” başlıklı bölümünde de;

Kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarının ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının sağlanıp korunmasını amaçladıkları için faaliyetin normal olarak sadece ortaklarla sınırlı olması gerekmektedir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir. 

            Ortak dışı işlemler, sadece ortak olmayanlarla yapılan işlemleri değil, ortaklarla kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda yapılan işlemleri de kapsamaktadır.

açıklamasına yer verilmiştir.

Söz konusu Tebliğin “4.13.1.4.3. Yapı kooperatiflerinde ortak dışı işlemler” başlıklı bölümünde de; kooperatifin amacını gerçekleştirmesinden sonra elinde kalan malzeme, alet ve edevatın satılmasının ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyeceği belirtilmiştir.

Öte yandan, aynı Tebliğin “4.17 Şarta bağlı muafiyetlerin kaybedilmesi ve kazanılması” bölümünde ise; muafiyet şartlarını taşıyan bir kooperatifin muafiyet şartlarını ihlal etmesi durumunda muafiyet şartlarının ihlal edildiği tarihten itibaren kurumlar vergisine tabi tutulması gerektiği açıklanmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifinizin faaliyetinde kullanmak üzere satın almış olduğu kamyonet tipi aracın ihtiyacınızın kalmamasından dolayı üçüncü kişilere satılması halinde “sadece ortaklarla iş görülmesi” şartı ihlal edilmiş sayılacağından satış tarihi itibarıyla kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekecektir.

Öte yandan, söz konusu kamyonet tipi aracın kooperatifinizin amacını gerçekleştirmesinden sonra satılması halinde bu satış işleminin ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyeceği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederi

Kooperatiflerde Yönetim Planı değişikliği nasıl gerçekleşir ?

KARAR NO: 2009/15   GENEL MÜDÜRLÜK MAKAMINA             …… İli, ………. İlçesi, …….. Mahallesinde ……. ada l parselde mevcut 84 bağımsız bölümden 47 bağımsız bölümün imzası ile ……… ada l parselin yönetim planının 5711 Sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesi gereğince değiştirilme isteminde; ……Tapu ve Kadastro …Bölge Müdürlüğünün 10.11.2008 tarih, 2008/11 nolu kararı ile onanan ………Tapu Müdürlüğünün 25.06.2008 tarih, 19030 yevmiyeli ret kararının kaldırılarak talebin karşılanması istenmiştir. RED NEDENİ:         5711 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi gereğince talep edilen yeni yönetim planı değişiklik talebinde; …… ada l parselin kat mülkiyetine tesisinde imzalanan mevcut yönetim planında; “……. III. Etap Toplu Yapı Yönetim Planı” başlığı altında …… ada l parselin içinde bulunduğu ….. imar adası ile …….. 3. Etap Toplu Yapısı olarak belirtildiği ve bu adaların üzerinde yetkili belediyelerce onaylı yerleşim planı ve uygulama projesine göre yapılmış( ve yapılacak) merkezi ısıtma tesisi vb. altyapı tesisleri, ortak kullanım yerleri, sosyal tesis ve hizmetler ve bunların yönetim bakımından birbiri ile bağlantılı olduğunu, bu itibarla her ada’nın münferiden yönetim planı değişikliği yapmaya yetkili olmadığı gerekçesiyle ……..Tapu Müdürlüğü tarafından Türk Medeni Kanunun 1016 ve Tapu Sicil Tüzüğünün 23 ncü maddesine göre 25.06.2008 tarih 19030 yevmiye ile ret edilmiştir. YAPILAN İNCELEME VE HUKUKİ SEBEPLER:         Ret dosyası tetkik edildiğinde; Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 5711 sayılı Kanun 28.11.2007 tarih 26714 sayı ile Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğü girmesi ile 5711 sayılı Kanunun geçici 3. maddesine göre ……. Mahallesi ……. ada l parselde mevcut 84 bağımsız bölümden 47 bağımsız bölümün imzası ile yönetim kurulu 28.05.2008 tarihinde Yönetim Planı değişikliğinde bulunulduğu,           ……. Mahallesi ……. ada l parselin kat mülkiyetine tesisinde imzalanan mevcut yönetim planını “…….III. Etap Toplu Yapı Yönetim Planı” başlığında ve “Kapsam” başlığının l nci maddesi ” …… İli …….. İlçesine bağlı ……. mevkiinde bulunan ……… ada l parselin içinde bulunduğu 48 imar adası üzerinde yetkili belediyelerince onaylı yerleşim planı ve uygulama projesine göre yapılmış ( ve yapılacak), merkezi ısıtma tesisi vb. altyapı tesisleri, ortak kullanım yerleri, sosyal tesis ve hizmetler ve bunların yönetimi bakımından birbiri ile bağlantılı birden çok anagayrimenkulü kapsayan ……. III. Etap Toplu Yapısı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun ve ilgili öteki yasaların emredici kuralları saklı olmak koşuluyla, bu ” Yönetim Planı”na göre yönetilir.” “Yönetim Planının Değiştirilmesi” başlıklı 4 ncü maddesi ” Yönetim planı, …….. II.Etap Toplu Yapı(Tüm) kat malikleri tarafından, üye tam sayısının beşte dördünün oylarıyla değiştirilebilir.”       ” Toplu Yapı” 9 ncu maddesi ” Ekli “Yerleşim PIanı”nda gösterilen (Ek 4 ), sınırları belli 48 imar adasını içeren alanda kurulu; konut, tüm ticaret, kültürel ve sosyal amaçlı bloklar(anayapılar) ve bunların her türlü altyapıları, açık alanları ile arsa payına ve dolasıyla kat mülkiyetine konu olmayan kamuya açık alan ve tesisleri kapsayan bir yerleşim yeridir.” Hükmünde olduğu, Gözlenmiştir.               Bilindiği üzere; 5711 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi, ” Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kurulan toplu yapılara ait yönetim plânları, yürürlük tarihinden itibaren en geç altı ay içinde bu Kanun hükümlerine uyarlanır. Yönetim plânında bu yönde değişiklik yapılması için mevcut kat malikleri kurulunun salt çoğunluğu yeterlidir. Mevcut toplu yapı yönetimleri, yönetim plânı değişip buna göre yönetici seçilene kadar geçici yönetim olarak görevini sürdürür. Toplu yapı yöneticisi seçimi, en geç yönetim plânının değişimini takip eden üç ay içinde yapılır.” Anılan Kanunun ” Toplu Yapılara İlişkin Özel Hükümler- Kapsam” başlığı 66 ncı maddesi, ” Toplu yapı, bir veya birden çok imar parseli üzerinde, belli bir onaylı yerleşim plânına göre yapılmış veya yapılacak, alt yapı tesisleri, ortak kullanım yerleri, sosyal tesis ve hizmetler ile bunların yönetimi bakımından birbirleriyle bağlantılı birden çok yapıyı ifade eder.             Toplu yapı kapsamındaki imar parsellerinin bitişik veya komşu olmaları şarttır. Ancak bu parseller arasında kalan ve imar plânına göre yol, meydan, yeşil alan, park, otopark gibi kamuya ayrılan yerler için bu şart aranmaz. Toplu yapı kapsamındaki her imar parseli, kat irtifakının veya kat mülkiyetinin tesisinde ayrı ayrı dikkate alınır. Ancak, toplu yapı birden fazla imar parselini içeriyorsa, münferit parseller üzerinde toplu yapı hükümlerine tâbi olacak şekilde kat mülkiyeti ilişkisi kurulamaz. Yapılar tamamlandıkça, tamamlanan yapılara ilişkin kat irtifakları kat mülkiyetine çevrilebilir.”               Anılan Kanunun ” Yönetim” Başlığının 69 ncu maddesinin 3 ncü fıkrası ” Toplu yapı kapsamındaki ortak yapı, yer ve tesisler, bu kapsamda yer alan bağımsız bölüm maliklerinden oluşan toplu yapı kat malikleri kurulunca yönetilir ve yönetim tarzı, kanunların emredici hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu kurul tarafından kararlaştırılır.             Bu yetki, yönetim plânında toplu yapı temsilciler kuruluna verilebilir. Yönetim plânında başka türlü düzenlenmemişse, toplu yapı temsilciler kurulu, blok yapılarda her blokta bulunan bağımsız bölüm maliklerince seçilen blok yöneticileri ve blok niteliğinde olmayan yapıların bağımsız bölüm maliklerince seçilen temsilcilerden oluşur. Toplu yapı temsilciler kurulu üyelerinin sayısı ve nasıl seçileceği toplu yapının özelliği dikkate alınarak yönetim plânında belirtilir. Toplu yapı temsilciler kurulunda bu yöneticiler ve temsilciler yönettikleri ve temsil ettikleri bağımsız bölüm sayısı kadar oy hakkına sahiptirler.”               Anılan Kanunun ” Yönetim plânı ve değiştirilmesi” başlıklı 70 nci maddesi ” Toplu yapı kapsamındaki yapı ve yerler için tamamını kapsayan bir tek yönetim plânı düzenlenir.            Yönetim plânı, toplu yapı kapsamındaki bütün kat maliklerini bağlar. Yönetim plânının değiştirilebilmesi için, toplu yapı temsilciler kurulu üyelerinin temsil ettikleri bağımsız bölümlerin tamsayısının beşte dördünün oyu şarttır. Geçici yönetimle ilgili yönetim plânı hükümleri, toplu yapı alanındaki bağımsız bölüm maliklerinin beşte dördünün oylarıyla değiştirilebilir” Hükmündedir.             Buna göre; ……. Mahallesi ……… ada l parselin kat mülkiyeti tesisinde imzalanan mevcut yönetim planında açıklandığı üzere; ……… ada l parselin içinde bulunduğu 48 imar adası üzerinde yetkili belediyelerince onaylı yerleşim planı ve uygulama projesine göre yapılmış …….III. Etap Toplu Yapı olduğu, ……. Mahallesi ……… ada l parselde mevcut 84 bağımsız bölümden 47 bağımsız bölümün imzası ile yeni ibraz edilen …….. ada Yönetim Planını ile diğer 47 ada dan ayrılarak tek bir yönetim planı kapsamında değerlendirilmesi suretiyle değişiklik talebi 634 sayılı Kanunun 66, 69 ve 5711 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesine aykırı olduğu tespit edildiğinden talebin karşılanması mümkün görülmemiştir.             5711 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddelerine göre Yönetim Planında değişiklik Kararı alınamamasından dolayı yeni değişiklik taleplerinin anılan Kanunun 70 nci maddesine göre talep etmesi gerekmektedir. SONUÇ:           Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı …….Tapu ve Kadastro …Bölge Müdürlüğünün 10.11.2008 tarih, 2008/11 nolu kararı ile onanan …….. Tapu Müdürlüğünün 25.06.2008 tarih, 19030 yevmiyeli ret kararının “ONANMASI” gerektiği sonucuna varılmıştır.               Takdirlerinize arz ederim.

KOOPERATİFLERDE GENEL KURUL YAPMAMA CEZASI NEDİR ?

Ekran Resmi 2016-01-18 13.44.00

5728 sayılı Kanun ile Kooperatifler Kanunu’nun Ek 2. maddesinde yapılan değişiklikle, kooperatif genel kurulunu olağan toplantıya çağırmayan yönetim kurulu üyeleri hakkında verilen hapis cezası (en üst sınırdan uygulansa dahi) adli para cezası dahil TCK’nın 50. maddesinde öngörülen seçenek yaptırımlara çevrilebilecek, dolayısıyla yönetim kurulu üyeleri cezalarını tutuklu olarak geçirmek zorunda kalmayacaktır. Buna karşın, hüküm kesinleştikten sonra yönetim kurulu üyeleri Cumhuriyet Savcılığı’nca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek yaptırımın gereklerinin yerine getirilmesine başlamaz veya başlayıp da devam etmezse, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verecek ve bu karar derhal infaz edilecektir (TCK md. 50/6).

– Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla oluşturulan iktisadi işletmelerin arsa ve işyeri teslimi KDV den istisna olduğundan bu teslimler nedeniyle yüklenilen vergiler indirim konusu yapılamayacaktır.

– Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla oluşturulan iktisadi işletmelerin arsa ve işyeri teslimi KDV den istisna olduğundan bu teslimler nedeniyle yüklenilen vergiler indirim konusu yapılamayacaktır.

OSB’de ilan ve reklam vergisi tahsil etme yetkisi kimdedir ?

Konu : OSB’de ilan ve reklam vergisi tahsil etme yetkisi hk.  

Ekran Resmi 2016-03-27 20.54.19

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Turgutlu 1. Organize Sanayi Bölgesi tarafından Belediyenize hitaben verilen dilekçede, organize sanayi bölgesi içerisinde yer alan firmalardan ilan ve reklam vergisinin alınmamasının talep edildiği belirtilerek, söz konusu bölgelerdeki fabrika, işyeri, işletme vb. yerlerden ilan ve reklam vergisinin tarh, tahakkuk ve tahsil etme yetkisinin Belediyenize ait olup olmadığı hususlarında Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

Bilindiği üzere, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 12 nci maddesinde, “Belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü ilan ve reklam, İlan ve Reklam Vergisine tabidir.”;13 üncü maddesinde de, “İlan ve Reklam Vergisinin mükellefi, yurt dışından gönderilen ilan ve reklamlar dahil olmak üzere, ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzelkişilerdir.” hükmü yer almaktadır. Ayrıca aynı Kanunun 14 üncü maddesinde, ilan ve reklam vergisine ilişkin istisna ve muafiyet hükümleri düzenlenmiş olup organize sanayi bölgesi içerisinde yer alan firmaların yaptığı veya yaptırdığı ilan ve reklamların söz konusu vergiden istisna olduğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7 nci maddesi ile büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları belirlenmiş olup 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunuyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığına ve organize sanayi bölgelerine tanınan yetki ve sorumluluklar bu Kanunun kapsamı dışında olduğu; 23 üncü maddesinin (e) bendinde, 7 nci maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen alanlar ile bu alanlara cephesi bulunan binalar üzerindeki her türlü ilân ve reklamların vergileri ile asma, tahsis ve bakım ücretleri. büyükşehir belediyesinin gelirleri arasında olduğu hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 21 inci maddesinde, “OSB tüzel kişiliği, bu Kanunun uygulanması ile ilgili işlemlerde her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır…” hükmü yer almaktadır.

Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, ilan ve reklam vergisinin mükellefi, yurt dışından gönderilen ilan ve reklamlar da dahil olmak üzere, ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzel kişiler olduğundan, büyükşehir belediyesi sınırları içinde bulunan organize sanayi bölgelerinde yer alan sanayi kuruluşlarının, büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki meydan, bulvar, cadde ve ana yollar üzerinde bulunan kendi binaları ile bu alanlara cephesi bulunan binalar   üzerindeki her türlü ilan ve reklamlarının vergileri  büyükşehir belediyesine, büyükşehir ilçe belediyesi sınırları içinde yapılacak ilan ve reklamlarının vergileri ise,  büyükşehir ilçe belediyelerine ödenmesi gerekmektedir.

Ancak, organize sanayi bölgesi tüzel kişiliğince yapılan veya yaptırılan ilan ve reklamların ise, 4562 sayılı Kanunun 21’inci maddesine göre ilan ve reklam vergisinden muaf tutulması gerekir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.