Bankalar kredi karti aidati alabilirler-Kemal Ozmen

İçtihat : Yargıtay 13.Hukuk Dairesi 2011/ 20013 Esas 2012/ 3120 Karar

Yargıtay 13.Hukuk Dairesi 2011/ 20013 Esas 2012/ 3120 Karar İçtihat

Üyemizin Özeti
Bankalar kar amacıyla kurulan müesseselerdir. Bu yüzden gördükleri, hizmetin karşılığını da isteyebilirler. Ayrıca çok sayıda banka bulunduğuna göre de davacı kendi yükümlülüklerini yerine getirmek kaydıyla dilediği bankadan kredi kartı kullanma imkanına da sahiptir.

Davacı bankanın kredi kartı sözleşmesi yapmış olduğu müşterisinden üyelik ücreti adı altında tahakkuk ettirilen ücreti isteyebilir ve bu uygulamanın 4077 sayılı Yasa kapsamında hukuka aykırılığından söz edilemez.
(Karar Tarihi : 16.02.2012)
Taraflar arasındaki tüketici hakem kurulu kararına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle geçmişte ifa edilmiş döneme ilişkin kredi kartı aidatına ilişkin ödemelerin istirdadının mümkün olamayacağının anlaşılması karşısında yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 2,75 TL kalan harcın temyiz edenden alınmasına, 16.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

YEREL MAHKEME KARARI

T.C.
ALANYA
3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA)

ESAS NO: 2011/486
KARAR NO: 2011/624
DAVA TARİHİ: 08.07.2011
KARAR TARİHİ: 13.10.2011

Mahkememizde görülmekte bulunan Tüketicinin Hakem Kumlu Kararına itirazı davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

Gereği Düşünüldü: Davacı vekili 08.07.2011 tarihli dilekçesinde davalının Alanya Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığının 26.05.2011 tarih, 2011/1249/1149 sayılı üyelik ücretinin iptaline ilişkin kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı 13.10.2011 tarihli oturuma katılarak beyanda bulunmuş, ilgili şikayetini yasal hakkı olarak kullandığını düşündüğünü, takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir.

Dava Alanya Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’nin 26.05.2011 gün ve 1149 sayılı kararının iptali isteminden ibaret olup dosya kapsamı ve anılan karar kapsamından yanlar arasında kredi kartı sözleşmesinin bulunduğu bu sözleşme uyarınca davalı hakkında davacı tarafça tahakkuk ettirilen kredi kartı üyelik ücretinin hakem heyetince tüketici davalıya iadesine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 22.03.2011 tarih, 2010/14259 Esas 2011/4306 sayılı kararında “Sözleşme özgürlüğü yasalarca güvence altına alınmış olup, bu özgürlüğün ancak kamu yararı ile sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir. Kural olarak herkes dilediği, sözleşmeyi yapmakta serbest olduğu gibi, istemediği bir sözleşmeyi sürdürmek zorunda da değildir. Bunun istisnası -iltihakı- sözleşmeler- olarak adlandırılan kamu hizmeti görmekte olan (elektrik, su işletmeleri gibi) kamu İdare ve müesseseleri ile bunlardan hizmet alan şahıslar arasında kurulan sözleşmelerdir. Bu tür sözleşmelerde kamu idare ve müesseseleri kar amacından ziyade kamu hizmeti görmekle yükümlü olduklarından talep eden her şahısla sözleşme yapma zorunlulukları vardır.

Bankalar bunun aksine kar amacıyla kurulan müesseselerdir. Bu yüzden gördükleri, hizmetin karşılığını da isteyebilirler. Ayrıca çok sayıda banka bulunduğuna göre de davacı kendi yükümlülüklerini yerine getirmek kaydıyla dilediği bankadan kredi kartı kullanma imkanına da sahiptir. Bu durumda davacı ile davalı banka arasındaki sözleşmenin iltihakı bir sözleşme olmadığının kabulü gerekir. Bankalar gördükleri hizmetin uygun bir karşılığını istemek hakkına sahiptir. Kredi kartı hizmetinin banka için riski bulunduğu gibi bir maliyeti de bulunmaktadır. Bankanın bu maliyeti kredi kartı kullanıcılarına yansıtması doğaldır. Bankaların 5464 sayılı Yasanın 25. maddesi gereğince belirledikleri bu ücreti kart kullanıcılarından istediklerinde bunu ödemeye yanaşmayan kişilerle sözleşme yapmaya zorlanamayacakları gibi, mevcut sözleşmeleri de bundan sonra sürdürmeye zorlanamazlar” biçiminde ifadelere yer verilmiş olup;

Mahkememizce de benimsenen anılan Yargıtay ilamı doğrultusunda davacı bankanın kredi kartı sözleşmesi yapmış olduğu müşterisinden üyelik ücreti adı altında tahakkuk ettirilen ücreti isteyebileceği ve bu uygulamanın 4077 sayılı Yasa kapsamında hukuka aykırılığından söz açamayacağı sonuçlarına varılmış bu doğrultuda davanın kabulüne dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

Hüküm: Yukarda açıklanan nedenlerle,

1-) Davanın kabulü ile dava konusu Alanya Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’nin 26.05.2011 gün ve 2011/1249/1149 sayılı kararının iptaline, ayrıca anılan kararın icrasının durdurulmasına talep halinde bu konuda yazı yazılmasına,

2-) Harçtan muaf olan davalı tüketiciden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine,

3-) Davacı tarafça yapılan yargılama gideri olan (tebligat gideri) 12,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-) Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince takdir olunan 550,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dair davacı vekili ile davalının yüzlerine karşı kesin olmak üzere verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. 13.10.2011
İlgili Mevzuat Hükmü : Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun MADDE 6 :(Değişik madde: 06/03/2003 – 4822 S.K./7. md.)

Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.

Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir.

Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.

Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez.

Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir.

6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir ve sözleşmede bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda eksiklik sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Bu eksiklik satıcı veya sağlayıcı tarafından derhal giderilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir