2016 yılına ilişkin faturaların kdv si

Geç gelen fatura 2016 tarihli ise

Fatura 24/01/2017’e kadar gelirse 2016 yılına gider kaydı atılarak KDV indirim konusu yapılacaktır.

Fatura 24/01-25/04/2017 arasında gelirse KDV dahil tutar 2017 yılında “681” hesaba kaydedilir. 2016 yılı Kurum beyanında indirime konu edilir. 2017 yılı için KKEG olarak dikkate alınır.​

ekran-resmi-2016-10-22-19-29-31

Hata: İletişim formu bulunamadı.

2017-1 vergi iç genelgesi

– Devam eden vergi incelemelerinde, nezdinde inceleme yürütülen gerçek kişilerde kendisi, tüzel kişilerde kanuni temsilcisi, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bu teşekkülleri idare edenler tarafından hazırlanan imzalı bir muvafakatnamenin verilmiş olması şartıyla, 3568 sayılı Kanun kapsamında yetkisi bulunan meslek mensupları ile avukatlar veya mükellefler tarafından belirlenen diğer kişilerin, mükellefle birlikte veya mükellef olmaksızın vergi incelemesini yürütenlerle inceleme ile ilgili olarak görüşmesi, bilgi ve belge sunması mümkün olup, muvafakat verilen bu kişilerden ayrıca resmi vekâletname istenmeyecektir. Söz konusu muvafakatname için özel bir şekil şartı aranmayacaktır. Bu muvafakatnamenin vergi incelemesini yürütenlerin huzurunda düzenlenebilmesi veya öncesinde düzenlenerek inceleme elemanına ibraz edilmesi mümkündür. Söz konusu muvafakatname, yalnızca yürütülen inceleme sürecine ilişkin hüküm ifade edecek, herhangi bir temsil veya vekâlet yetkisi verildiği anlamına gelmeyecektir. Dolayısıyla inceleme tutanakları ancak mükellefle ve/veya kanuni temsilcisiyle birlikte imza altına alınacaktır.

ISÇININ IŞE IADESINDE BOŞTA GEÇEN SÜRENIN SGK PRIMLERI KARŞISINDAKI DURUMU ÖZMEN MÜŞAVIRLIK Genel Bilgi

ISÇININ IŞE
IADESINDE BOŞTA
GEÇEN SÜRENIN
SGK PRIMLERI
KARŞISINDAKI
DURUMU
ÖZMEN MÜŞAVIRLIK
Genel Bilgi
28/11/2013 tarihli ve 28835 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan İşveren Uygulama
Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Tebliğ ile işçinin işe iadesi için kesinleşen
mahkeme veya özel hakem kararının
kendisine tebliğinden itibaren on işgünü
içinde işe başlamak için işverene başvurmuş
olması koşuluyla;
1) İşçinin işe başlatılması,
2) İşçinin istemesine rağmen işe
başlatılmaması, hallerinde, işçiye
çalıştırılmadığı süre için ödenen en çok dört
aya kadar ücret ve diğer haklarından iş
kazaları ve meslek hastalıkları ile işsizlik
sigortası primi de dahil olmak üzere tüm
sigorta kolları üzerinden prime tabi tutulması
ve bu süreler SGK hizmetinden sayılması
gerekmektedir.
İşverenin usulüne uygun daveti üzerine bir
ay içinde işe başlaması halinde, dört aylık
süreye ilişkin aylık prim ve hizmet
belgelerinin, işverenin davet yazısının işçiye
tebliğ edildiği tarihi izleyen ayın 23’üne
kadar verilmesi, muhteviyatı primlerin de
aynı ayın sonuna kadar ödenmesi
gerekmektedir.
4 aylık boşta geçen sürenin başlangıç tarihi
ise işçinin fesihe konu çıkış tarihinin
devamında olması gerekmektedir.
Bu evraklardan dolayı herhangi bir İdari para
cezası uygulanmayacaktır. Lakin düzenlenen
4 aylık sürenin evrakların üzerine kesinleşen
mahkeme kararının tarih-sayı numaralarının
yazılması ve bir dilekçe ile kuruma verilmesi
gerekmektedir. Kısacası 4 aylık boşta geçen
sürenin evrağının hangi sebeple kuruma
verildiğinin açıklamasının yapılması
gerekmektedir.
Sonuç olarak boşta geçen sürenin
bildirgesinin elden kuruma verilmesi
gerekmektedir.
Yargıtay Kesinleşme tarihi :

GENERAL INFORMATION ON TURKEY’S TAX REGIME
We advise foreign investors to always consult to and coordinate with a tax expert and/or an accountant while conducting its activities in Turkey. Following is general information on the tax regime in Turkey:

There are three types of taxes in Turkey: i) Income Tax, ii) Taxes on Expenditure (VAT, Special Consumption Tax, Banking and Insurance Transaction Tax and Stamp Tax) and iii) Taxes on Wealth (inheritances, property, etc.)

Non-residents earning income in Turkey through employment, ownership of property, business transactions, or any other activity which generates income are also subject to taxation, but only on the income earned in Turkey.

In Turkey, the basic corporate income tax rate levied on business profits is 20%. Dividends are subject to 15%. The personal income tax rate varies from 15% to 35% depending on the income of the individual.

As for the VAT, the generally applied VAT rate varies between 1%, 8%, and 18%. Commercial, industrial, agricultural, and independent professional goods and services, goods and services imported into the country, and deliveries of goods and services as a result of other activities are all subject to VAT.

Regarding the taxes on wealth, real estate owned in Turkey are subject to tax ranging at a rate of 0.1% and %0.06, while Contribution to the Conservation of Immovable Cultural Property is levied at a rate of %10 percent of this real estate tax. Motor vehicle taxes are collected on the basis of fixed amounts that vary according to the age and engine capacity of the vehicles every year. Inheritance and Gift Taxes are levied at a rate of %1-30.

Turkey has signed Double Taxation Prevention Treaties with 80 countries. This enables tax paid in one of two countries to be offset against tax payable in the other, thus preventing double taxation.

Kooperatif Nasıl Kurulur ?-EVREN ÖZMEN

KOOPERATİF KURULUŞ MALİYETİ HESAPLAMA

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Continue reading

COMPANY ESTABLİSHMENT PROCESS İN TURKEY

I-Preliminary Preparation: In this stage, investors must decide on the following issues:
• Company type – A.S. or Ltd. Sti.
• Trade Name – In Turkey, trade names must briefly specify the main area of business the company will operate in together with the name of the company type (e.g. X Nakliyat, Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi (in English, X Transportation, Commerce and Industry Joint Stock Company)
• Official address – where the headquarters of the company will be located.
• Capital amount – The minimum capital required to establish an A.S. is TRY 50,000 (app. USD 14,000 – EUR 13,000); whereas the minimum capital requirement for Ltd. Sti. is TRY 10,000 (app. USD 2,800 – EUR 2,500). %25 of the capital must be paid prior to the registration of the company, and the remaining must be paid within 24 months following the registration.
• Names of shareholder(s) – Companies, as a general rule, can be established with 1 foreign real or legal entity shareholder.
• Purpose and subject of the company – Mainly which commercial activities will be carried out by the company.
• Names of Manager(s)/Board of Directors member(s) – An A.S. is represented and managed by its “Board of Directors” appointed by the General Assembly (assembly of all shareholders). The Board of directors can be composed of 1 real person or legal entity member. Board of Directors members are not required to be shareholders of the company and they are no longer required to be Turkish citizens or residents of Turkey, but the presence of local members is certainly an advantage for the purposes of day-to-day representation and administration of the company. The maximum term of office of the Board of Directors members is 3 years. However, members can be re-elected.
The management of a Ltd. Sti. is carried out by 1 or more real person or legal entity managers, who can be shareholders or third parties. However, at least one shareholder in the company is required to act as a manager to be vested with the authority to represent and bind the company. Managers can be both of foreign or Turkish nationality.
• Authorized Signatory(ies) – Investors must decide who will be the authorized signatories of the company and who will be entitled to represent and bind the company vis-à-vis third parties.
In both A.S. and Ltd. Sti., authorized signatories can be appointed among Board of Directors members/managers or third parties. However, at least one Board of Directors member in an A.S. must be vested with the authority to represent and bind the company, whereas – as mentioned above – one shareholder in Ltd. Sti. must be an authorized signatory. Authorized signatories are not required to be Turkish citizens or residents of Turkey, but again the presence of local members is an advantage as the signatures of such signatories will be required frequently on a daily basis in order to conduct the activities of the company.
If investors decide to incorporate representation mechanisms with different signatory groups each vested with different powers that are subject to certain limits and thresholds, a specific provision must be added in the articles of association and certain corporate documents such as internal directive must be prepared.
II- Preparation of the Articles of Association: The articles of association is a mandatory public contract setting out terms and conditions regarding the management and governance of the company as well as the relationship between the shareholders. – Due to the recent procedures adopted in Turkey, articles of association must be prepared online on MERSIS and then notarized by a public notary in Turkey.

. III- Preparation of Other Required Documents: Below are the other documents that may be required for establishing a company in Turkey. The trade registry may always require additional information and documents.
• Petition
• Notarized articles of association
• Company formation declaration form
• Declaration of founding shareholders
• Notarized signature declarations of manager(s)/director(s) (and apostilled if signed outside of Turkey)
• Chamber registration form
• Notarized birth certificate copies of Turkish shareholder(s) and manager(s)/director(s), if any.
• Notarized passport (and apostilled if signed outside of Turkey) copies of foreign real person shareholder(s) and manager(s)/director(s),
• Notarized and apostilled Excerpts of Incorporation (or Activity Report) of foreign legal entity shareholder(s) (also indicating the signatory powers of the real persons who will sign and act on behalf of such foreign shareholder(s) in Turkey),
• Resolution adopted by the foreign legal entity shareholder(s) regarding that the said shareholder(s) will participate in and contribute to the company as a shareholder,
• Temporary tax numbers obtained in Turkey for foreign real person and legal entity shareholder(s) and manager(s)/director(s),
• A document evidencing that ¼ of the capital of the company is paid into an account opened in a bank in Turkey in the name of the company,
• Title deed or a lease agreement regarding the place where the company will be located,
• Work and/or residence permits for foreign employee(s) of the company (not necessary if there won’t be any foreign employee during the incorporation),
• In case of capital in-rem contribution, valuation report prepared by an expert appointed by the relevant court,
• A letter obtained from the relevant land registry regarding whether there are any encumbrances on the real estate which will contributed to the company as a capital in-rem
In countries where apostillation is not available, the relevant required documents may be certified by the Turkish embassy located in such country.

IV- Finalization of All Required Documents and Application to the Trade Registry: Once all the documents are duly signed, notarized and apostilled (if required), an application must be made to the relevant trade registry.
V- Further Actions:
i) Corporate books: Subsequent to the registration of the company with the relevant trade registry, certain mandatory corporate books such as share ledger, book of inventory must be prepared and notarized by a public notary (this stage can be completed within a single day). We always advise foreign investors to work with a local accountant/accounting firm at this stage.
ii) Tax number: Also, a tax number must be obtained for the company (this stage – as a rule – can be completed within a maximum of 1 week depending on the workload of the tax office).
iii) Signature circular: Last step is to prepare a signature circular (which will govern and indicate how and by whom the company will be represented vis-à-vis the third parties – details of which explained above) and having it notarized.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Ekran Resmi 2015-12-01 23.01.26
Evren ÖZMEN-Mesleki yayınlar

Kooperatifin aktifinde kayıtlı arsanın Belediye tarafından istimlak edilmesi durumunda vergilendirme ve belge düzeni hakkında.

Kooperatifin aktifinde kayıtlı arsanın Belediye tarafından istimlak edilmesi durumunda vergilendirme ve belge düzeni hakkında.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, kooperatifinizin üyelerine konut yapmak amacıyla 19.. yılında kurulduğu, yapmış olduğunuz konutları 19.. yılında üyelerine teslim ettiğinizi, 19.. yılından bu yana faaliyetinizin olmadığı, kooperatif aktifinde 19.. yılından beri kayıtlı olan ve imar planında yeşil alan olarak gözüken arsanın Belediye tarafından istimlak edilerek, istimlak bedelinin kooperatife ödemesinin yapılmasının gündemde olduğu belirtilerek istimlakin gerçekleşmesinden sonra elde edilecek kazancın ortaklara dağıtılarak tasfiye sürecine girilmesi halinde kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilip edilmeyeceği, ortaklara dağıtılan tutarların tevkifata tabi tutulup tutulmayacağı, kooperatifin tasfiyesi sırasında enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan geçmiş yıl karlarının vergilendirilip vergilendirilmeyeceği, arsanın istimlaki nedeniyle KDV tahakkuku olup olmayacağı ve fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.

I- KURUMLAR VERGİSİ VE VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüyle kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olmakla beraber aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olacağı hüküm altına alınmıştır.

Anılan Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ise; “Aşağıda belirtilen kazançlar, kurumlar vergisinden müstesnadır:

(e) Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75’lik kısmı.

Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.

İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır…”

hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca, anılan istisna ile ilgili ayrıntılı açıklamalara yer verilen 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “5.6.2.3.4.1. Kooperatiflerin durumu” başlıklı bölümünde, yapı kooperatiflerinin de önceki bölümlerde yapılan açıklamalar çerçevesinde söz konusu istisnadan yararlanabilmesinin mümkün olduğu; ancak istisna edilen kazancın özel bir fon hesabında tutulması, hiç bir şekilde ortaklara dağıtılmayarak kooperatif amaçları doğrultusunda kullanılması gerektiği belirtilmiştir.

Aynı Tebliğin “5.6.2.3.3. Fon hesabında tutulan kazançların işletmeden çekilmemesi” başlıklı bölümün üçüncü paragrafında, “Bu istisnanın amacı kurumların sermaye yapılarının güçlendirilmesi, finansman sıkıntılarının giderilmesi ve bağlı değerlerinin ekonomik faaliyetlerinde daha etkin bir şekilde kullanılmasına imkan sağlamak ve işletmelerin finansal bünyelerini güçlendirmektir. Tasfiyeye giren şirketlerde ise böyle bir amacın olamayacağı açıktır. Bu nedenle, istisna uygulamasında satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar tasfiyeye girilmiş olması halinde, fon hesabında tutulması gereken kazancın işletmeden çekildiği kabul edilecektir.” açıklamasına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; kooperatifinizin aktifinde kayıtlı olan taşınmazın (arsanın) Belediye tarafından istimlak edilmesi, kurumlar vergisi muafiyeti şartlarının ihlal edildiği anlamına gelmeyecektir. Ancak istimlak sonucu elde ettiğiniz kazancın ortaklarınıza dağıtılması, “sermaye üzerinden kazanç dağıtılması” şartının ihlali olarak değerlendirilecek ve bu şartın ihlal edildiği tarihten itibaren kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi gerekecektir.

Öte yandan, kooperatifinizin tasfiyeye girmiş olması nedeniyle mülkiyetinde bulunan gayrimenkulün satışından elde edilen kazancın, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen satış kazancı istisnasından yararlanması mümkün bulunmamaktadır.

Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasında, iştirak hisselerinden doğan kazançlar menkul sermaye iradı olarak sayılmış, aynı maddenin parantez içi hükmünde ise kooperatiflerin dağıttıkları kazançların bu zümreye dahil olduğu, kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevziinin, kazanç dağıtımı sayılmayacağı belirtilmiştir. Ayrıca, aynı Kanunun 94 üncü maddesinin (6) numaralı bendinin (b-i) alt bendinde, Tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından vergi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmış olup, anılan maddede yer alan yetkiye istinaden 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kesinti oranı %15 olarak belirlenmiştir.

Bu açıklamalar çerçevesinde kooperatife ait taşınmazın istimlak edilmesi nedeniyle doğan kazancın kooperatif üyelerine dağıtılması halinde, dağıtımı yapılacak tutar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin (6) numaralı bendinin (b-i) alt bendine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması ve muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde, fatura, “satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika” şeklinde tanımlanmış, 231 inci maddesinin 5 inci bendinde, faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı, 232 nci maddesinde ise, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin, birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere ve vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, mezkûr Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasının (5) numaralı bendinde, “… Pasif kalemlere ait enflasyon fark hesapları, herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemlerin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulur. Ancak öz sermaye kalemlerine ait enflasyon farkları düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilebilir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilebilir; bu işlemler kar dağıtımı sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre;

– Söz konusu taşınmazın tapuda Belediye adına tescil edildiği tarihten, bu tarihten önce Belediyenin kullanımına bırakılıyorsa kullanıma bırakıldığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

– Daha önce sermayeye eklenmiş olan pasif kalemlere ait enflasyon fark hesaplarının, kooperatifin tasfiye edilmesi sebebiyle ortaklara dağıtılması işlemi işletmeden çekiş sayılacak olup işletmeden çekilen tutarların öncelikle kurumlar vergisine tabi tutulması, vergi sonrası dağıtılan kazancın da kar dağıtımına bağlı vergi kesintisine tabi tutulması gerekecektir.

II- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 1/1 inci maddesi ile Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 17/4-r maddesinde ise; kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dâhil) bankalara devir ve teslimlerinin KDV’den istisna olduğu hükme bağlanmıştır.

Ancak, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışındadır.

Diğer taraftan, istisna kapsamında teslim edilen kıymetlerin iktisabında yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi, teslimin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınacaktır.

Buna göre, en az iki tam yıl süreyle kooperatifiniz aktifinde yer alan arsanın mutad taşınmaz alım satım ticareti kapsamında olmaması koşuluyla Belediye tarafından istimlak edilmesi; KDV Kanununun 17/4-r maddesi kapsamında KDV’den istisna olacaktır.

Bahse konu arsa; en az iki tam yıl süre ile kooperatifiniz aktifinde yer alsa dahi, mutad taşınmaz alım satım kapsamında olması durumunda söz konusu istisna hükmünden yararlanılması mümkün bulunmamakta olup, bahse konu istimlak işlemi KDV’ye tabi olacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Konut yapı kooperatifinin faaliyetinde kullandığı aracı satması halinde muafiyet şartlarını ihlal edip etmeyeceği hk.

Konut yapı kooperatifinin faaliyetinde kullandığı aracı satması halinde muafiyet şartlarını ihlal edip etmeyeceği hk.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kurumlar vergisinden muaf konut yapı kooperatifi olduğunuzu, faaliyetinizde kullanmak üzere satın almış olduğunuz kamyonet tipi aracınızı ihtiyacınız kalmadığı için satmak istediğinizi, satış tutarını ortaklarınıza dağıtılmayarak kooperatifinizin yatırımlarında kullanılacağı belirtilerek, söz konusu aracı satmanız durumunda kurumlar vergisi muafiyet şartının ihlal edilip edilmeyeceği ile aracın tasfiye sürecinde satılıp satılamayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımızın görüşü aşağıda açıklanmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde ise tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde muafiyet şartları detaylı olarak açıklanmış olup, “4.13.1.4 Sadece ortaklarla iş görülmesi” başlıklı bölümünde de;

“Kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarının ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının sağlanıp korunmasını amaçladıkları için faaliyetin normal olarak sadece ortaklarla sınırlı olması gerekmektedir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir.

Ortak dışı işlemler, sadece ortak olmayanlarla yapılan işlemleri değil, ortaklarla kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda yapılan işlemleri de kapsamaktadır.”

açıklamasına yer verilmiştir.

Söz konusu Tebliğin “4.13.1.4.3. Yapı kooperatiflerinde ortak dışı işlemler” başlıklı bölümünde de; kooperatifin amacını gerçekleştirmesinden sonra elinde kalan malzeme, alet ve edevatın satılmasının ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyeceği belirtilmiştir.

Öte yandan, aynı Tebliğin “4.17 Şarta bağlı muafiyetlerin kaybedilmesi ve kazanılması” bölümünde ise; muafiyet şartlarını taşıyan bir kooperatifin muafiyet şartlarını ihlal etmesi durumunda muafiyet şartlarının ihlal edildiği tarihten itibaren kurumlar vergisine tabi tutulması gerektiği açıklanmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifinizin faaliyetinde kullanmak üzere satın almış olduğu kamyonet tipi aracın ihtiyacınızın kalmamasından dolayı üçüncü kişilere satılması halinde “sadece ortaklarla iş görülmesi” şartı ihlal edilmiş sayılacağından satış tarihi itibarıyla kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekecektir.

Öte yandan, söz konusu kamyonet tipi aracın kooperatifinizin amacını gerçekleştirmesinden sonra satılması halinde bu satış işleminin ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyeceği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim

Tarımsal Sulama Kooperatifinin elektrik üretimi karşılığında fatura düzenleyip düzenlemeyeceği

Tarımsal Sulama Kooperatifinin elektrik üretimi karşılığında fatura düzenleyip düzenlemeyeceği

Ekran Resmi 2017-04-02 07.50.55

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve ek dilekçede, ….. Vergi Dairesi Müdürlüğünün ……………… vergi kimlik numarasında kayıtlı tarımsal sulama kooperatifi olduğunuzu, kooperatif üyelerini köyde yaşayanların oluşturduğunu, kooperatifinizin kuruluş amaçlarına bağlı kalarak tarımsal sulama faaliyetinizde kullanmak amacıyla, tesisinizin ihtiyacı olan elektriğin bir kısmını karşılayacak seviyede üretim kapasitesine sahip güneş panellerinden üretilen elektriğin, teknik imkansızlıklar dolayısıyla ……….Elektrik Dağıtım A.Ş. iletim hattı üzerinden tesisinize aktarıldığı ve kalan elektrik ihtiyacınızın yine söz konusu Şirketten temin edildiği belirterek, ………. EDAŞ’a verilen elektriğin kooperatifinizin daha önce tahakkuk etmiş ve bundan sonraki dönemlerde de tahakkuk edecek olan elektrik borçlarınıza mahsup edilip edilemeyeceği, güneş panellerinden üretmiş olduğunuz elektriğin ……… EDAŞ’a tesliminde fatura düzenlemenizin gerekip gerekmediği ile katma değer vergisi ve kurumlar vergisi yönünden vergiden muaf tutulmanızın mümkün olup olmadığı hususlarında Başkanlığımızdan görüş talep ettiğiniz anlaşılmıştır.

I-Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde ise tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hükümler bulunmakta olup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu hükme bağlanmıştır.

Tarımsal sulama kooperatiflerinde esas amaç, Devletçe ikmal edilmiş veya edilecek sulama tesislerinden alınacak veya her ne suretle olursa olsun tarım sahalarından çıkarılacak suyun ziraatta kullanılması ile ilgili arazi tesviyesi, tarla başı kanalları, tarla içi sulama ve drenaj gibi zirai sulama tesislerini kurmak veya kurulmuş olan sulama tesislerini işletmek, işlettirmek ve bakımını yapmak ve yaptırmaktır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde muafiyet şartları detaylı olarak açıklanmış, takip eden bölümlerde ise ortak dışı işlemler kooperatif türlerine göre ayrıntılı olarak örneklendirilmiş olup aynı Tebliğin “4.13.1.4. Sadece ortaklarla iş görülmesi” başlıklı bölümünde de;

“Kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarının ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının sağlanıp korunmasını amaçladıkları için faaliyetin normal olarak sadece ortaklarla sınırlı olması gerekmektedir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir.

Ortak dışı işlemler, sadece ortak olmayanlarla yapılan işlemleri değil, ortaklarla kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda yapılan işlemleri de kapsamaktadır.”

açıklamasına yer verilmiştir.

Kooperatifçe yapılan bir işlemin ortak içi işlem olarak dikkate alınabilmesi için; işlem, faaliyet amacına, diğer bir ifadeyle, kooperatifin ana sözleşmesinde belirtilen uğraşı konusuna dahil olmalıdır ve faaliyet amacına dahil olan işin münhasıran kooperatif ortağıyla yapılması gerekmektedir.

Özelge talep formunuz ekinde alınan “Ana Sözleşme”nin 7 nci maddesinin (e) bölümünde “Sulama hizmetlerinin gerektirdiği elektrik enerjisini temin etmek ve bununla ilgili tesisleri kurmak ve işletmek” kooperatifinizin çalışma konusu olarak sayılmıştır.

Diğer taraftan, Kooperatifiniz ile ………. EDAŞ arasında düzenlenen ……….2014 tarihli ve ……………… sayılı Lisanslı Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşmasının 2 nci maddesinde, söz konusu anlaşmanın Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik kapsamında üretim tesisi kuran kişilerin dağıtım sistemini kullanmasına ilişkin hükümleri içerdiği ifade edilmiştir. Dolayısıyla, özelge talep formunda belirtilen işin bir elektrik üretim taahhüdü olarak değil, dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bir hizmet alımı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede, kooperatifinizin ana sözleşmesinde belirtilen faaliyet konusuna dahil, ticari amaçlı olmayan ve tarımsal sulama faaliyetinizde kullanmak amacıyla, tesisinizin ihtiyacı olan elektriğin bir kısmını karşılayacak seviyede üretim kapasitesine sahip güneş panellerinden ürettiğiniz elektriğin, teknik imkansızlıklar dolayısıyla …….. Elektrik Dağıtım A.Ş. iletim hattı üzerinden tesisinize aktarılması ve kalan elektrik ihtiyacınızın yine söz konusu Şirketten temin edilmesi; üretmiş olduğunuz elektriğin ise daha önce tahakkuk etmiş ve bundan sonra tahakkuk edecek elektrik borçlarınıza mahsup edilmesi işlemi ortak dışı işlem olarak kabul edilmeyecek olup, Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan diğer şartların da sağlanması halinde, kooperatifinizin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanması mümkün olacaktır.

Ancak, güneş panellerinden üretilen elektrik miktarının tarımsal sulama faaliyetiniz için gerekli miktardan fazla olması ve üretim fazlasının üçüncü kişilere satılması halinde “Sadece ortaklarla iş görülmesi” şartı ihlal edileceğinden, kooperatifinize kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirileceği tabiidir.

II- Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden:

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

-1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin,

-1/3-g maddesinde de, genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların veya bunlara ait veya tabi diğer müesseselerin ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetlerinin katma değer vergisine tabi olduğu;

hükme bağlanmış, ticari, sınaî, ziraî faaliyet ile serbest meslek faaliyetinin devamlılığı, kapsamı ve niteliğinin Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre tayin ve tespit olunacağı, söz konusu faaliyetlerin devamlılığı, kapsamı ve niteliğinin Gelir Vergisi Kanununa göre, anılan Kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuata göre belirleneceği; verginin konusuna giren işlemleri yapanların hukuki statü ve kişiliklerinin vergilendirmeye engel teşkil etmeyeceği açıklanmıştır.

Buna göre, Kooperatifinizin ana sözleşmesinde belirtilen faaliyet konusuna dahil, ticari amaçlı olmayan ve tarımsal sulama faaliyetinizde kullanmak amacıyla, tesisinizin ihtiyacı olan elektriğin bir kısmını karşılayacak üretim kapasitesine sahip güneş panellerinden üretilen elektriğin, teknik imkansızlıklar dolayısıyla iletim hattı üzerinden tesisinize aktarılmasına yönelik ……… Elektrik dağıtım A.Ş. ne teslimi KDV nin konusuna girmemektedir.

Ancak, güneş panellerinden üretilen elektrik miktarının tarımsal sulama faaliyetiniz için gerekli miktardan fazla olması ve üretim fazlasının üçüncü kişilere satılması halinde KDV mükellefiyetinizin tesis ettirileceği ve söz konusu teslimlerde KDV hesaplanacağı tabiidir.

III-Vergi Usul Kanunu Yönünden:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde fatura, “satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika” olarak tanımlanmış 231/5 inci maddesinde faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükme bağlanmış, 232 nci maddesinde ise fatura kullanmak mecburiyetinde olanlar sayılmıştır.

Buna göre, kooperatifinizce üretilecek elektrik enerjisinin yine kooperatifinize ait tarımsal sulama işinde kullanılmak amacıyla elektrik dağıtım şirketine verilmesi durumunda müşteriye satılan bir mal veya yapılan bir iş söz konusu olmadığından, bu işlemler nedeniyle fatura düzenlenmesi mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Tasfiye halindeki kooperatife ait arsanın satılması ve bedelin ortaklara dağıtılmasının KV, KDV ve VUK karşısındaki durumu

Tasfiye halindeki kooperatife ait arsanın satılması ve bedelin ortaklara dağıtılmasının KV, KDV ve VUK karşısındaki durumu

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, kooperatifinizin 1995 yılında kurulduğu ve her üyeye bir konut yapmak suretiyle amacını gerçekleştirerek 01/01/2006 tarihinde tasfiyesinin sona erdiği, ancak imarsız olan arsadan belediye tarafından imar işlemi yapıldıktan sonra kesinti yapıldığı ve yapılan bu kesintinin kooperatifinize geri verildiği, kooperatifinizin yeniden ihyası için Ticaret Mahkemesine dava açıldığı, bu arsanın üçüncü şahıslara satıldıktan sonra bedeli üyelere dağıtılarak kooperatifinizin tekrar kapatılacağı belirtilerek, bu işlem sonucunda kurumlar vergisi, gelir vergisi, katma değer vergisi(KDV) ve Vergi Usul Kanunu yönünden yapılacak işlemler hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmiştir.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüyle kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olmakla beraber aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olacağı hüküm altına alınmıştır.

Konuyla ilgili olarak 03/04/2007 tarihli ve 26482 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde muafiyet şartları detaylı olarak açıklanmış olup kooperatiflerin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmeleri için ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmamasına, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesine, yedek akçelerinin ortaklara dağıtılmamasına, sadece ortaklarla iş görülmesine dair hükümlerin bulunması ve bu kayıt ve şartlara da fiilen uyulması gerekmektedir.

Bu şartlara ana sözleşmelerinde yer vermeyen ya da yer vermekle beraber bu şartlara fiiliyatta uymayan kooperatifler, muafiyet hükümlerinden yararlanamayacaktır.

Söz konusu Tebliğin “4.13.1.4.3. Yapı kooperatiflerinde ortak dışı işlemler” başlıklı bölümünde ise;

“….

Kooperatife ait taşınmazların, ortaklara veya ortak olmayanlara kiraya verilmesi veya kooperatifin inşa ettiği konut veya işyerlerinin ortaklara dağıtımından sonra elinde kalan işyeri, konut veya arsaların satılması ortak dışı işlem sayılacaktır.

…”

açıklamaları yer almaktadır.

Anılan Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ise; “Aşağıda belirtilen kazançlar, kurumlar vergisinden müstesnadır:

(e) Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75’lik kısmı…

Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.

İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır…”

hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Tebliğin, “5.6.2.3.3. Fon hesabında tutulan kazançların işletmeden çekilmemesi” başlıklı bölümün üçüncü paragrafında, “Bu istisnanın amacı kurumların sermaye yapılarının güçlendirilmesi, finansman sıkıntılarının giderilmesi ve bağlı değerlerinin ekonomik faaliyetlerinde daha etkin bir şekilde kullanılmasına imkan sağlamak ve işletmelerin finansal bünyelerini güçlendirmektir. Tasfiyeye giren şirketlerde ise böyle bir amacın olamayacağı açıktır. Bu nedenle, istisna uygulamasında satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar tasfiyeye girilmiş olması halinde, fon hesabında tutulması gereken kazancın işletmeden çekildiği kabul edilecektir.” açıklamasına yer verilmiştir.

“5.6.2.3.4.1. Kooperatiflerin durumu” başlıklı bölümünde, yapı kooperatiflerinin de önceki bölümlerde yapılan açıklamalar çerçevesinde söz konusu istisnadan yararlanabilmesinin mümkün olduğu; ancak istisna edilen kazancın özel bir fon hesabında tutulması, hiç bir şekilde ortaklara dağıtılmayarak kooperatif amaçları doğrultusunda kullanılması gerektiği belirtilmiştir.

Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun “Tasfiyenin Amacı” başlıklı 291 inci maddesinde de; “Tasfiye memurları, şirketin faaliyette bulunduğu dönemde başlamış olup da henüz sonuçlandırılmamış olan iş ve işlemleri tamamlamaya, şirketin borç ve taahhütlerini yerine getirmeye, şirketin alacaklarını toplamaya gereğinde yargı yolu ile almaya ve varlıkları paraya çevirmeye, net varlığı elde etmeye yönelik ve yarayan bütün iş ve işlemleri yapmaya yetkili ve zorunludurlar.” hükmü yer almaktadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda ek tasfiye müessesesi getirilmiş olup, aynı Kanunun 547 nci maddesinde ise; “(1)Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.

(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.” hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan, Türk Ticaret Kanununda yer alan ek tasfiye müessesesi, anılan madde gerekçesinde; ek tasfiye kararının bir tedbir kararı olduğu, yeni bir hukuki yapı meydana getirmediği, yapılması ihmal edilmiş tasfiye işlemlerinin yapılmasını takiben şirketin yine sonlandırılacağı, ek tasfiyenin tasfiye gayesinde herhangi bir değişikliğe yol açmayacağı, şirketin yine tasfiye şirketi olduğu ve şirket organlarının tasfiye gayesi çerçevesinde işlem yapmak zorunda olduğu ve ek tasfiyenin şirketin sicile yeniden tescilini talep etmeye yönelik olduğu, belirtilmiştir.

Özelge talep formunuzda, 01/01/2006 tarihinde tasfiyesinin sonuçlanması nedeniyle Ticaret Sicilinden kaydı silinen kooperatifinizin imarsız olan arsasına belediye tarafından imar işlemi yapılması nedeniyle kooperatif adına tescil işlemleri yapılan arsa payının üçüncü kişilere satılabilmesi için Ticaret Mahkemesinden ek tasfiye talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.

Bu itibarla, kooperatifinizin mahkemeye yaptığı ek tasfiye talebinin kabul edilerek ticaret siciline kaydının yapılmasını müteakip kurumlar vergisi yönünden durumunuz tasfiye halinde olan bir kooperatif olarak 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi çerçevesinde değerlendirilecektir.

Ayrıca, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendinde; tam mükellef kurumlar tarafından tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, bu Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından %15 oranında vergi kesintisi yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, imar uygulaması sonucu kesinti yapıldıktan sonra kooperatifiniz adına tescil işlemleri yapılan arsanın satılması “sadece ortaklarla iş görülmesi” şartının ihlali olacağından satışın yapıldığı tarih itibariyle kurumlar vergisi mükellefiyetinizin tesis edilmesi gerekmektedir. Arsanın satışı sonucu elde ettiğiniz kazancın ortaklarınıza dağıtılması halinde de dağıtılan kazanç tutarı üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 6 numaralı bendinin (b) alt bendine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması ve muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, kooperatifinizin tasfiyeye girmiş olması nedeniyle mülkiyetinde bulunan arsanın satışından elde edilen kazancın, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen satış kazancı istisnasından yararlanması da mümkün bulunmamaktadır.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

-1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

-17/4-r maddesinde, kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimlerin KDV’den istisna olduğu, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimlerinin ise istisna kapsamı dışında tutulacağı

hüküm altına alınmıştır.

Buna göre; kooperatifinize ait arsadan imar uygulaması sonucu kesinti yapılan payın kooperatifinize geri verilerek tescil işlemleri yapıldıktan sonra satışı, kooperatifinizin arsa ticareti ile uğraşmaması ve söz konusu arsanın kooperatifiniz aktifinde iki yıldan fazla süreyle kayıtlı bulunması şartıyla 3065 sayılı KDV Kanununun 17/4-r maddesi kapsamında KDV’den istisna olacaktır.

VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinde “Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 229 uncu maddesinde faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu, 231 inci maddesinin 5 inci fıkrasında faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî yedi gün içinde düzenlenmesi gerektiği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Buna göre, kooperatifinizin imarsız olan arsasına belediye tarafından imar işlemi yapılması sonucu kooperatif adına tescil işlemleri yapılan arsa payının üçüncü kişilere satışından dolayı kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edileceğinden ve kurumlar veya katma değer vergisi mükellefiyeti bulunan kooperatiflerin sattıkları emtia ya da yaptıkları iş nedeniyle Vergi Usul Kanununa göre fatura kullanma mecburiyetleri bulunduğundan, söz konusu arsaya ilişkin satış işleminin tapuya tescil tarihinden itibaren, ancak tapuya tescil tarihinden önce fiilen teslim gerçekleşmiş ise mal tesliminin gerçekleştiği tarihten itibaren azami yedi gün içerisinde fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, aynı Kanunun 262 nci maddesinde; “Maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin arttırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade eder.” hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca, Kanunun 269 uncu maddesinde ise; “İktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkuller maliyet bedelleri ile değerlenir…” hükmü mevcuttur.

Belediyeden geri alınan arsa payının belediyece devredildiği bedel üzerinden kayıtlara alınması ve üçüncü kişilere satılması durumunda ise gerçek satış bedeli üzerinden fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatifin üçüncü şahıslardan arsa alımında Kurumlar Vergisi ve KDV olup olmadığı

Kooperatifin üçüncü şahıslardan arsa alımında Kurumlar Vergisi ve KDV olup olmadığı

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, kooperatifinizin üyelerine işyeri yapmak üzere farklı şahıslardan temin ederek kooperatif tüzel kişiliği adına tescil ettirdiği arsaların teslim alınmasında ve işyerlerinin üyelerinize teslimine kadar olan süre içinde, kooperatifinize katma değer vergisi(KDV) mükellefiyeti tesis edilip edilmeyeceği, söz konusu teslimlerde KDV hesaplanıp hesaplanmayacağı ve kurumlar vergisine tabi olup olunmayacağı hususlarında bilgi istendiği anlaşılmaktadır.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında, kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olmakla beraber aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklar ile iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hükme bağlanmıştır.

Konu ile ilgili olarak 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13.1.4.3. Yapı kooperatiflerinde ortak dışı işlemler” başlıklı bölümünde, “Yapı kooperatiflerinin, arsalarını kat karşılığı vererek işyeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılacaktır. Ancak, bu kooperatiflerin, her bir hisse için bir işyeri veya konut elde etmesi halinde, bu işlem ortak dışı işlem olarak kabul edilmeyecektir.” açıklamasına yer verilmiştir.

Buna göre; farklı şahıslardan temin edilen ve kooperatifiniz adına tescil edilen arsalar üzerine işyeri yapılması ve üyelerinize dağıtılması halinde Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen şartların sağlanması kaydıyla kooperatifinizin kurumlar vergisinden muaf olacağı tabiidir.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

3065 sayılı KDV Kanununun 17/4-k maddesinde, organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla oluşturulan iktisadi işletmelerin arsa ve işyeri teslimlerinin KDV’den istisna olduğu, hüküm altına alınmıştır.

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (II/F-4.23) bölümünde “3065 sayılı Kanunun (17/4-k) maddesine göre; organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla oluşturulan iktisadi işletmelerin arsa ve işyeri teslimleri KDV’den istisnadır.

Organize sanayi bölgesi veya küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla, müteşebbis heyet, kooperatif veya diğer isimler altında iktisadi işletmeler oluşturulmaktadır. Bu organizasyonlar, arsayı temin etme, altyapıyı tamamlama, işyerlerini inşa etme gibi hizmetlerin tamamını veya bir kısmını yürütmek üzere kurulmaktadır.

Sözü edilen organizasyonların sadece arsa teslimleri ile işyeri teslimleri istisna kapsamına alınmıştır. Bu organizasyonların yapacakları her türlü hizmetler ile arsa ve işyeri dışındaki teslimlerinin yanı sıra bölge ve site dışındaki arsa ve işyeri teslimleri de genel hükümler çerçevesinde KDV’ye tabi olacaktır. Ayrıca bunlara yapılan mal ve hizmet satışlarında genel hükümler çerçevesinde vergi uygulanacağı tabiidir.” açıklamaları mevcuttur.

Buna göre, Kooperatifinizin üyelerine arsa ve işyeri teslimleri 3065 sayılı KDV Kanununun 17/4-k maddesine göre KDV den istisna olup, işlemlerinizin tamamının istisna kapsamına girmesi halinde KDV mükellefiyeti tesis edilmesine gerek bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Tarım üretimi yapmakta olan kooperatifin arazisini sözleşme ile kiralayarak zirai amaçlı su teslim hizmeti vermesinin ortak dışı işlem sayılıp sayılmayacağı.

Tarım üretimi yapmakta olan kooperatifin arazisini sözleşme ile kiralayarak zirai amaçlı su teslim hizmeti vermesinin ortak dışı işlem sayılıp sayılmayacağı.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, Kooperatif ortağınızın sulama sahasındaki arazisinde tarım üretimi yapmakta iken tarla ve kuyu suyu kira sözleşmesi ile … Limited Şirketine söz konusu arazisini kiraladığını, Kooperatifinizce de proje sahasındaki bu araziye verilen zirai amaçlı su teslim hizmeti karşılığı kiracı şirket adına fatura düzenlediğinizi belirterek, düzenlemiş olduğunuz faturaya konu işlemin ortak dışı işlem olup olmadığına ilişkin Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi istenilmektedir.

I- KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde ise tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hükümler bulunmakta olup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu hükme bağlanmıştır.

Tarımsal sulama kooperatiflerinde esas amaç, Devletçe ikmal edilmiş veya edilecek sulama tesislerinden alınacak veya her ne suretle olursa olsun tarım sahalarından çıkarılacak suyun ziraatte kullanılması ile ilgili arazi tesviyesi, tarla başı kanalları, tarla içi sulama ve drenaj gibi zirai sulama tesislerini kurmak veya kurulmuş olan sulama tesislerini işletmek, işlettirmek ve bakımını yapmak ve yaptırmaktır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde muafiyet şartlarına ilişkin ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş, takip eden bölümlerde ise ortak dışı işlemler kooperatif türlerine göre ayrıntılı olarak örneklendirilmiş olup aynı Tebliğin “4.13.1.4. Sadece ortaklarla iş görülmesi” başlıklı bölümünde;

“Kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarının ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının sağlanıp korunmasını amaçladıkları için faaliyetin normal olarak sadece ortaklarla sınırlı olması gerekmektedir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir.

Ortak dışı işlemler, sadece ortak olmayanlarla yapılan işlemleri değil, ortaklarla kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda yapılan işlemleri de kapsamaktadır.”

açıklamasına yer verilmiştir.

Kooperatifçe yapılan bir işlemin ortak içi işlem olarak dikkate alınabilmesi için; işlem, faaliyet amacına, diğer bir ifadeyle, kooperatifin ana sözleşmesinde belirtilen uğraşı konusuna dahil olmalıdır ve faaliyet amacına dahil olan işin münhasıran kooperatif ortağıyla yapılması gerekmektedir.

Buna göre, Kooperatifiniz ortağı ile anılan Şirket arasında Sivrihisar Noterliğince düzenlenen … tarihli ve … yevmiye nolu tarla ve kuyu kira sözleşmesi ile patates üretimi yapılmak üzere kiralanmış olan arazi için, Kooperatifinizin proje sahasında bulunan derin kuyudan zirai amaçlı su teslimi hizmeti vermesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan muafiyet şartlarından “Sadece ortaklarla iş görülmesi” şartı ihlal edilmiş olacağından, Kooperatifinize kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirileceği tabiidir.

II- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME

Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 1/1 inci maddesine göre, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetler Katma Değer Vergisine tabidir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun “1. Kültür ve Eğitim Amacı Taşıyan İstisnalar ” başlıklı 17/1-a maddesi ile; Genel ve Katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler, köyler, bunların teşkil ettiği birlikler, üniversiteler, döner sermayeli kuruluşlar,siyasi partiler ve sendikalar, kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları, kamu menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların; ilim, fen, ve güzel sanatları, tarımı yaymak, ıslah ve teşvik etmek amacıyla yaptıkları teslim ve hizmetleri; aynı maddenin “Diğer İstisnalar” başlıklı 4/h bendinde de; zirai amaçlı su teslimleri ile köy tüzel kişiliklerince köyde ikamet edenlere yapılan ticari amaçlı olmayan perakende içme suyu teslimleri, kamu kuruluşları, tarımsal kooperatifler ve çiftçi birliklerince yapılan arazi ıslahına ait hizmetler katma değer vergisinden istisna edilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Kooperatifinizin gerek ortaklarına gerekse bunun haricinde olanlara zirai amaçlı su teslimleri, KDV Kanununun 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının (h) bendi gereğince KDV den istisna bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatiflerde Tahmini bütçe Nasıl Hazırlanır ? Evren ÖZMEN

Güçlü bütçeleme süreçlerine girilmemesi, şirketlerin ve kuruluşların başarısızlığının temel nedenlerinden biri olarak sıralanır.

Bütçeler geliştirme veya bütçelerin geliştirilmesi sürecine dahil olma görevine sahip olanlar için, bütçeleme ilkeleri konusunda organizasyonun finansal sağlıkta fark yaratan önemli bir bilgiye sahip olmak önemlidir.

Iyimser değil muhafazakar olun

Bütçeleme ilkeleri: İyimser olma bütçelemenin ilk ilkesi, her şeyin beklendiği gibi olacağı temelinde bütçelemeden kaçınmaktır. Iyimser tahminler konusunda çok dikkatli olun. Gelirinizi hafife almaya ve masraflarınızı gereğinden fazla tahmin etmeye yönelterek bir güvenlik unsuru oluşturmaya çalışın. Her zaman beklenmedik olaylar olacaktır ve bu nedenle bütçeyi geliştirmede ortak bir strateji, “ihtimal” olarak adlandırılan ek bir masraf eklemektir. Gider bütçesindeki bu madde, öngörülemeyenlere karşı bir sigorta poliçesidir.

sORULARINIZ İÇİN

Hata: İletişim formu bulunamadı.

ekran-resmi-2016-12-24-14-24-06

VERGİ BORCU OLAN KOOPERATİFLERE MÜJDE-EVREN ÖZMEN

Yapılandırma koşulları 6736 sayılı Kanun ile paralel. Vadesi geldiği halde ödenmemiş veya ödeme süresi henüz geçmemiş olan vergilerin aslında bir indirim yapılması söz konusu değil. Dolayısıyla yapılandırma başvurusu halinde vergi aslının tamamı ödenmek durumunda.
Asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları (vergi ziyaı cezası) ve vergi asıllarına bağlı gecikme faizi ve gecikme zamları ise siliniyor. Bunların yerine vergi aslı üzerinden Kanun’un yayımı tarihine kadar yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın vergi aslı ile ödenmesi gerekiyor.

Kanunun yayım tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olan, vergi aslına bağlı olmaksızın kesilen vergi cezalarının (usulsüzlük ve özel usulsüzlük gibi) ise yarısı siliniyor. Kalan yarısı ile bu tutara gecikme zammı yerine kanunun yayım tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ödenmek suretiyle borç yapılandırılabilecek. İştirak nedeniyle kesilmiş olan vergi cezaları için de aynı durum geçerli.

Başvuru zamanı ve taksit imkanı

Tasarıda 30.06.2017 tarihi sonuna kadar başvuruda bulunulması gerektiği belirtiliyor. Yapılandırma kapsamında yeniden hesaplanan tutarın taksitle ödenme imkanı var. Bunun için başvuru sırasında 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitte ödeme seçeneklerinden birinin tercih edilmesi gerekiyor. Bu durumda ödenmesi gereken tutar;

– 6 eşit taksit için (1,045),

– 9 eşit taksit için (1,083),

– 12 eşit taksit için (1,105),

– 18 eşit taksit için (1,15),

katsayısı ile çarpılıyor ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ödenecek taksit tutarı hesaplanıyor.

Vergi borçlarına ilişkin ilk taksitin 31.07.2017 tarihine kadar ve diğer taksitlerin ise bu tarihleri takip eden ikişer aylık dönemler halinde ödenmesi gerekiyor.

Peşin ödeme halinde ekstra bir indirim daha söz konusu. Kanunun yayım tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süre için herhangi bir faiz hesaplanmıyor ve fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarlar üzerinden ayrıca %50 indirim yapılıyor.

Örneğin 100 TL vergi aslı, 100 TL vergi ziyaı cezası ve 50 TL faiz borcu olmak üzere toplam 250 TL kesinleşmiş borcu olan bir mükellefin yapılandırma talebinde bulunduğunu ve vergi aslı üzerinden gecikme faizi yerine 20 TL enflasyon farkı hesaplandığını varsayalım. Bu durumda yapılandırma kapsamında ödenecek tutar 100 TL vergi aslı ve 20 TL enfl asyon farkı olmak üzere toplam 120 TL olacaktır.

Mükellefin 18 taksitte ödeme imkanından yararlanmak istemesi durumunda ödeyeceği toplam tutar (120*1,15) 138 TL olacak ve iki ayda bir (138 / 18) 7,66 TL ödemek koşuluyla toplam 36 ayda borç kapatılmış olacaktır.

KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE KANUNUNA GÖRE GÜMRÜK VERGİLERİNİN EKSİK ÖDENMESİ NEDENİYLE ELKONULAN KARA TAŞITLARININ SAHİPLERİNE İADESİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

9 Mayıs 2017 SALI
Resmî Gazete
Sayı : 30061

YÖNETMELİK

Adalet Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Maliye Bakanlığından:
5607 SAYILI KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE KANUNUNA GÖRE GÜMRÜK
VERGİLERİNİN EKSİK ÖDENMESİ NEDENİYLE ELKONULAN KARA
TAŞITLARININ SAHİPLERİNE İADESİNE İLİŞKİN USUL
VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun geçici 10 uncu maddesine istinaden, gümrük vergilerinin kısmen eksik ödenmesi ve Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca açılan kamu davalarına konu olması sebebiyle elkonulan taşıtların sahiplerine iadesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.
(2) Bu Yönetmelik, Kanunun geçici 10 uncu maddesinin yürürlük tarihinden önce el konulan, müsadere kararı verilmemiş ve henüz tasfiyesi tamamlanmamış olan kara taşıtlarını kapsar.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun geçici 10 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Araç: Kara taşıtını,
b) Başvuru sahibi: Aracın malikini,
c) İlk iktisap: 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki kara ulaşım araçlarından Türkiye’de kayıt ve tescil edilmemiş olanlarının kullanılmak üzere ithalini, müzayede yoluyla veya kayıt ve tescil edilmiş olsa dahi 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre iade edilenler de dâhil motorlu araç ticareti yapanlardan iktisabını, motorlu araç ticareti yapanlar tarafından kullanılmaya başlanmasını, aktife alınmasını veya adlarına kayıt ve tescil ettirilmesini,
ç) Kanun: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununu,
ifade eder.
Ön Tespit Dilekçesi şekli ve süresi
MADDE 4 – (1) Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gümrük vergilerinin kısmen eksik ödenmesi nedeniyle açılan kamu davalarında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce el konulan ve müsadere kararı verilmemiş kara taşıtları için Kanunun geçici 10 uncu maddesi hükmünden yararlanmak isteyen kişiler tarafından, 31/7/2017 tarihi mesai saati bitimine kadar, ödemeleri gereken tutarın öğrenilmesi için EK-1’de yer alan “Ön Tespit Dilekçesi” ilgili gümrük idaresine verilir.
(2) Ön Tespit Dilekçesinde, aracın tescil belgesi bilgilerine, başvuru yapan kişinin açık adres ve iletişim bilgilerine, ilk iktisapla ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi dairesi bilgisine, varsa araca el koyma kararı örneğine ve araca el konulmasına ilişkin evrak suretine yer verilir.
(3) İlk iktisabın gerçekleştiği yer vergi dairesi bilgisi, motorlu taşıtlar vergisi ile görevli herhangi bir vergi dairesinden aracın tescil belgesi ibraz edilmek suretiyle öğrenilir. İlk iktisapla ilgili işlemlerin vergi dairelerinde gerçekleştirilmediğinin tespiti halinde ise bu durum dilekçe sahibine bildirilir.
Ön Tespit Dilekçesi üzerine yapılacak işlemler
MADDE 5 – (1) Ön Tespit Dilekçesini alan gümrük idaresince, aracın tasfiyesinin tamamlanıp tamamlanmadığı ile araç hakkında müsadere kararı bulunup bulunmadığı araştırılır. Aracın tasfiyesinin tamamlandığının veya araç hakkında müsadere kararının bulunduğunun tespit edilmesi halinde, talebin Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamına girmediği hususu dilekçe sahibine bildirilir.
(2) Ön Tespit Dilekçesinin verildiği tarihten itibaren işlemler sonuçlandırılıncaya kadar tasfiye işlemlerine devam edilmez.
(3) Gümrük idaresi tarafından, ilk iktisapla ilgili işlemlerin serbest dolaşıma girişten sonra gerçekleştirildiğinin anlaşılması halinde, ödenecek tutarın tespiti amacıyla üç gün içinde ilk iktisapla ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi dairesinden ithalatta olması gereken katma değer vergisi matrahına ilişkin mevcut bilgiye de yer verilerek taşıta ilişkin ödenmesi gereken özel tüketim vergisi tutarının bildirilmesi istenir.
(4) Bu bilgi, ilk iktisapla ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi dairesi tarafından ilgili gümrük idaresine bildirilir.
(5) İlk iktisapla ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi daireleri, dördüncü fıkra kapsamında ödenmesi gereken özel tüketim vergisinin belirlenmesinde;
a) Söz konusu araç ile ilgili dairelerine ulaşmış vergi inceleme raporunda veya takdir komisyonu kararında belirlenmiş vergi matrahı olması durumunda, bu matrahı ve ilk iktisaptaki oranı dikkate alır. Ancak bu şekilde hesaplanacak özel tüketim vergisi tutarı, ilgili gümrük idaresince bildirilen ithalatta olması gereken katma değer vergisi matrahı üzerinden hesaplanacak tutardan az olamaz.
b) Söz konusu araç ile ilgili dairelerine ulaşmış bir vergi inceleme raporu veya takdir komisyonu kararı bulunmaması durumunda, ilgili gümrük idaresince bildirilen ithalatta olması gereken katma değer vergisi matrahına göre hesaplanacak özel tüketim vergisi tutarından az olmamak üzere;
1) Devam eden inceleme veya takdir işlemi bulunduğunun anlaşılması halinde, inceleme raporu veya takdir komisyonu kararıyla,
2) Devam eden inceleme veya takdir işleminin bulunmadığının anlaşılması halinde ise yapılacak takdire sevk işlemine istinaden takdir komisyonu kararıyla,
belirlenecek matrah üzerinden hesaplanacak özel tüketim vergisi tutarı dikkate alınır.
(6) Bu maddenin dördüncü ve beşinci fıkraları kapsamında işlem yapılması, söz konusu araçların ilk iktisabında oluşan vergi ziyaı ile ilgili özel tüketim vergisi mükellefleri nezdinde tarhiyat yapılmasına ve ceza uygulanmasına engel teşkil etmez.
(7) İlk iktisabın aracın serbest dolaşıma girişinde gerçekleşmesi halinde, aracın ithalatında ödenmesi gereken özel tüketim vergisi üzerinden; serbest dolaşıma girişinden sonra gerçekleşmesi halinde ise vergi dairesinden alınan ödenmesi gereken özel tüketim vergisi bilgisi üzerinden, ilgili gümrük idaresince, hesaplanan %25’lik tutar ve bu tutarı ödemek üzere Kanunun geçici 10 uncu maddesinden yararlanmak için 31/7/2017 tarihi mesai saati bitimine kadar başvuruda bulunulması gerektiği, dilekçe sahibine yazı ile bildirilir. Bu bildirimde dilekçeye konu araç bilgilerine de yer verilir.
Kanundan yararlanmak üzere başvuru şekli ve süresi
MADDE 6 – (1) Gümrük idaresince ödenmesi gereken tutarın bildirilmesi üzerine, Kanunun geçici 10 uncu maddesinden yararlanmak isteyen kişilerin EK-2’de yer alan “Başvuru Formu” ile 31/7/2017 tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili gümrük idaresine başvuruda bulunmaları gerekmektedir. Yapılan inceleme sonucu gerekli şartları sağlamadığı anlaşılan başvurular, eksikliklerin 31/7/2017 tarihi mesai saati bitimine kadar tamamlanması halinde kabul edilir.
(2) Başvurunun iadeli taahhütlü posta yoluyla yapılması durumunda başvuru formunun postaya verildiği tarih, normal posta ile veya şahsen yapılması halinde ise başvuruda bulunulan idarenin evrak kayıtlarına intikal ettiği tarih, başvuru tarihi olarak dikkate alınır.
(3) 31/7/2017 tarihine kadar Ön Tespit Dilekçesi cevaplandırılmamış olanlar için ayrıca “Başvuru Formu” ile başvuru yapılması şartı aranmaz. Bu kişilerin 31/7/2017 tarihi itibariyle başvuruda bulunduğu kabul edilir. Bu kişiler, Ön Tespit Dilekçelerine cevaben kendilerine yapılan bildirimlerde belirtilen tutarları 31/8/2017 tarihine kadar ödemeleri kaydıyla, Kanun hükümlerinden faydalanabilir.
Ödeme
MADDE 7 – (1) Başvuru Formunun ilgili gümrük idaresine verildiği tarihten itibaren bir ay içinde ilgili gümrük idaresine ödeme yapılır. Gümrük idaresince, araç bilgilerinin de yer aldığı ödemeye ilişkin iki nüsha belge başvuru sahibine verilir.
Aracın iadesi
MADDE 8 – (1) Aracın iadesi kovuşturmayı yapan mahkemeden istenir.
(2) İade talebinde, ödemeye dair belgenin ibrazı zorunludur.
(3) Mahkeme tarafından verilen iade kararının ibrazı üzerine, araç sahibine iade edilir.
(4) Aracın muhafazası nedeniyle ortaya çıkan masraflar için, başvuru sahibinden yıllık 250 TL tahsil edilir. Aracın kaldığı sürenin tam yıl olmayan kısmı için, belirtilen miktar esas alınarak aylık tutar üzerinden hesaplama yapılır. Bu hesaplamada bir aydan az olan süreler tam ay olarak kabul edilir.
Diğer hükümler
MADDE 9 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında karşılaşılan; gümrük idareleri ile ilgili tereddütleri gidermeye Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, vergi daireleri ile ilgili tereddütleri gidermeye Maliye Bakanlığı, adli konularla ile ilgili tereddütleri gidermeye Adalet Bakanlığı yetkilidir.
(2) Başvuru konusu eylemin aynı zamanda 4458 sayılı Gümrük Kanununun geçici 9 uncu maddesi kapsamında bulunması halinde, sadece bu Yönetmelik uyarınca işlem yapılır.
Yürürlük
MADDE 10 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 11 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı, Gümrük ve Ticaret Bakanı ve Maliye Bakanı müştereken yürütür.

Ekleri için tıklayınız

Hata: İletişim formu bulunamadı.

ekran-resmi-2016-10-22-19-29-31