7020 sayılı kanunda trafik cezaları

7020 sayılı Kanun kapsamında trafik ve karayolu taşıma idari para cezalarının yapılandırılmasında aylık %5 oranında hesaplanacak faiz yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Ancak, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarı da ilgili Kanun gereğince idari para cezasının iki katını geçemeyecektir.
2918 sayılı Kanunun 31/7/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 115 inci maddesi hükmüne göre, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren on gün içerisinde ödenmeyen trafik idari para cezaları iki katına çıkarak ödeme süresi on gün daha uzamakta ve bu süre içerisinde de ödenmeyen trafik idari para cezaları üç katına çıkmaktaydı. 5228 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce verildiği hâlde 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan trafik idari para cezalarının yapılandırılmasında herhangi bir fer’i alacak bulunmadığından, bu alacak üzerinden Yİ-ÜFE tutarı hesaplanmayacak ve yapılandırmada üç katına çıkmış tutar esas alınacaktır. Aynı şekilde 4925 sayılı Kanunun 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 29 uncu maddesi hükmüne göre üç katına çıkmış karayolu taşıma idari para cezaları için de üç katına çıkan tutar üzerinden Kanundan yararlanılabilecektir.

7020 sayılı kanunda trafik cezaları

Örnek 10- 13/4/2016 vadeli 844,00 TL tutarlı trafik idari para cezasının, Kanundan yararlanılmak suretiyle ödenmesi durumunda ödenmesi gereken alacak tutarı ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı şu şekilde olacaktır.

Faiz Hesaplanan Süre
İdari Para Cezası Tutarı
(TL)
Faiz Oranı
Faiz Tutarı
(TL)
Toplam
Yİ-ÜFE Oranı
Yİ-ÜFE Tutarı
(TL)
14/4/2016-
26/5/2017
844,00
%70
590,80
%6,28
53,00

Ödenecek Tutar
İdari Para Cezası
:
844,00 TL
Yİ-ÜFE Tutarı (Faiz Yerine)
:
53,00 TL
TOPLAM
:
897,00 TL

Tahsilinden Vazgeçilen Alacak
Faiz
:
590,80 TL

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 897,00 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 590,80 TL tutarındaki faizin tahsilinden vazgeçilecektir.

Gözlükler ve çerçeveler için ilave alınan gümrük vergisi hk.

Gözlükler ve çerçeveler için ilave alınan gümrük vergisi hk.

01.06.2017 tarih ve 30083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2017/10310 Sayılı İthalat Rejimi Kararı’na Ek Karar ile;
Gözlükler ve benzeri eşya, bu eşyalara ait çerçeveler, bunların aksam ve
parçalarının ithalatında ilave gümrük vergisi alınacaktır.
İthalat Rejimi Kararına ekli (II)
sayılı listede yer alan ve Ek’te ki tabloda Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (G.T.İ.P)
ve ismi belirtilen ürünlerin ithalatında ilave gümrük vergisi alınacağı belirtilmiştir.
Ayrıca, bu Kararın yayımı tarihinden önce Türkiye’ye sevk edilmek üzere bir
taşıma belgesi düzenlenerek yüklemesi yapılmış olan eşyanın ithalatına ilişkin
gümrük beyannamesinin bu Kararın yayımı tarihinden itibaren en geç 45 gün
içerisinde tescil edilmesi halinde bu Karar hükümlerinin uygulanmayacağı ifade
edilmiştir.
Bilgileri saygıyla rica olunur.

Arabuluculuk ücreti için serbest meslek makbuzu kesilir mi ? mali müşavir evren özmen

Arabulucu, arabuluculuk faaliyetinin sonunda, ödeme karşılığında serbest meslek makbuzu
düzenleyerek taraflara verecektir.
Arabuluculuk faaliyeti süresince arabulucu tarafından düzenlenen evrak ve yapılan diğer
işlemler ayrı ücret gerektirmez. Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflarca anlaşmaya varılması
halinde arabulucu anlaşma belgesinin hazırlanmasına yardım edebilir. İş bu anlaşma belgesinin
imza edilmesini takiben arabuluculuk faaliyeti sona erer.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

ekran-resmi-2017-02-12-21-40-45
Ekran Resmi 2017-06-03 11.35.45.png

7020 SAYILI KANUN KAPSAMINDA GÜMRÜK ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASINA İLİŞKİN TEBLİĞ

3 Haziran 2017 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 30085

TEBLİĞ

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:
7020 SAYILI KANUN KAPSAMINDA GÜMRÜK ALACAKLARININ YENİDEN
YAPILANDIRILMASINA İLİŞKİN TEBLİĞ
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı; 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu ve ilgili diğer kanunlar kapsamında gümrük yükümlülüğü doğan ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip edilen gümrük vergileri, idari para cezaları, faizler, gecikme faizleri, gecikme zammı alacaklarının 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında yeniden yapılandırılarak tahsiline ilişkin usul ve esasları belirlemektir.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3 üncü maddesinin yirmi dördüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Tebliğin uygulanmasında;
a) Alacak: 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce 4458 sayılı Kanun ve ilgili diğer kanunlar kapsamında gümrük yükümlülüğü doğan ve 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gümrük idarelerince takip edilen gümrük vergileri ve bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları ile idari para cezalarını,
b) Gümrüklenmiş değer: İthal eşyası için eşyanın Uluslararası Kıymet Sözleşmesine göre belirlenecek CIF kıymeti ile gümrük vergileri toplamını, ihraç eşyası için FOB kıymeti ile gümrük vergileri toplamını,
c) Kanun: 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu,
ç) Yİ-ÜFE aylık değişim oranları: Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği 31/12/2004 tarihine kadar toptan eşya fiyatları endeksi (TEFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2005 tarihinden itibaren üretici fiyatları endeksi (ÜFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2014 tarihinden itibaren yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) aylık değişim oranlarını, 1/11/2016 tarihinden itibaren aylık % 0,35 oranını,
ifade eder.
(2) Tebliğ hükümlerine göre ödenecek alacaklara 2017 yılı Mayıs ayı için uygulanması gereken Yİ-ÜFE aylık değişim oranı olarak, %0,35 oranı esas alınır.
Kesinleşmiş alacaklar
MADDE 4 – (1) 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce gümrük yükümlülüğü doğan ve gümrük idarelerince takip edilen alacaklardan, 27/5/2017 tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil) kesinleşen;
a) Vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan gümrük vergilerinin ödenmemiş kısmının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine 27/5/2017 tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla gümrük vergilerine bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları ve aslı 27/5/2017 tarihinden önce ödenmiş olanlar dâhil olmak üzere asla bağlı olarak kesilen idari para cezalarının tamamının,
b) Vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve 4458 sayılı Kanun ve ilgili diğer kanunlar kapsamında gümrük yükümlülüğü nedeniyle gümrük vergileri asıllarına bağlı olmaksızın kesilmiş idari para cezaları ile 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun iştirak hükümleri nedeniyle kesilmiş idari para cezalarının %50’sinin, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin,
c) Eşyanın gümrüklenmiş değerine bağlı olarak kesilmiş idari para cezalarının %30’u ve varsa gümrük vergileri aslının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine 27/5/2017 tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan %70’i ile alacak asıllarına bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının,
tahsilinden vazgeçilir.
(2) İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk etmiş olan vergiler hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanır.
(3) Bu madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların maddede belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.
(4) Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olup, 27/5/2017 tarihi itibarıyla yargı kararı ile kesinleştiği hâlde mükellefe ödemeye yönelik tebligatın yapılmadığı alacaklar için mükelleflerce Kanunda öngörülen süre ve şekilde başvuruda bulunulması koşuluyla bu alacaklar da bu madde kapsamında yapılandırılır. Bu hüküm kapsamına giren alacaklar için ayrıca tebligat yapılmaz ve alacakların vade tarihi olarak Kanunun yayım tarihi kabul edilir. Bu kapsamda yapılandırılan tutarların Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmemesi hâlinde de vade tarihinde değişiklik yapılmaz.
Başvuru şekli ve süreler
MADDE 5 – (1) Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların, 30/6/2017 günü mesai bitimine kadar ilgili gümrük idaresine EK-1’de belirtilen forma uygun olarak başvuruda bulunmaları şarttır.
(2) Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren alacakların yapılandırılmasına ilişkin başvurular ilgili gümrük idaresine yapılır.
(3) Alacağın birden fazla gümrük idaresini ilgilendirmesi durumunda, her idareye ayrı ayrı başvurulur.
(4) Alacak aslı ve buna bağlı idari para cezaları ve fer’i alacaklara ilişkin başvurular gümrük beyannamesi, ek tahakkuk kararı ve para cezası kararı itibarıyla yapılır. Aynı idarece takip edilen birden fazla alacağın yapılandırılmasına ilişkin talepler tek başvuru ile yapılabilir. Bu durumda, yükümlülüğe ilişkin detay bilgiler başvuruda ayrı ayrı belirtilir.
(5) Başvurunun iadeli taahhütlü posta yoluyla yapılması durumunda başvuru belgelerinin postaya verildiği tarih, normal posta ile veya şahsen yapılması hâlinde ise başvuruda bulunulan idarenin genel evrak kayıtlarına intikal ettiği tarih başvuru tarihi olarak dikkate alınır.
(6) Gümrük vergileri aslına bağlı olmayan idari para cezalarına ilişkin başvurular her bir para cezası kararı için ayrı ayrı yapılır. Ancak, aynı idarece takip edilen birden fazla para cezasının yapılandırılmasına ilişkin talepler tek başvuru ile yapılabilir. Bu durumda, yükümlülüğe ilişkin detay bilgiler başvuruda ayrı ayrı belirtilir.
Gümrük idarelerince yapılacak işlemler
MADDE 6 – (1) Yapılandırma başvurusu, ilgili gümrük müdürlüğünün genel evrak kaydına alınmasını müteakip, ilgili servis tarafından başvuru sahibinin vergi numarası, ticaret unvanı, adres gibi bilgileri ile yapılandırılan alacaklara ilişkin bilgileri içerir şekilde kayda alınır.
(2) Süresi içinde yapılmadığı veya gerekli şartların sağlanmadığı anlaşılan başvurular gerekçe belirtilmek suretiyle reddedilir.
(3) Süresi içinde ilgili gümrük idaresine yapılan başvuru konusu alacakların tamamının veya bir kısmının farklı bir gümrük idaresince takip edildiğinin anlaşılması durumunda, başvuru süresi içinde yapılmış sayılır ve başvurunun yapıldığı gümrük idaresi tarafından başka gümrük idarelerince takip edilen alacaklara ilişkin başvurular ilgili gümrük idaresine gönderilir. Bu şekilde alınan başvurular ilgili gümrük idaresince, birinci fıkra uyarınca kayda alınır.
(4) Diğer koşullar sağlanmak kaydıyla, davadan vazgeçme dilekçesi veya dilekçelerinin yetkisiz kişilerce imzalanmış olduğunun anlaşılması durumunda başvuru doğrudan reddedilmez, borçluya Tebliğin 15 inci maddesine uygun, davadan vazgeçme dilekçesi veya dilekçelerinin gönderilmesi için 30/6/2017 günü mesai bitimine kadar süre verilir. Bu sürenin sonunda dilekçenin veya dilekçelerin gönderilmemiş olması durumunda başvuru gerekçe belirtilmek suretiyle reddedilir.
(5) Başvuru belgelerinin tam ve eksiksiz olduğunun anlaşılması durumunda, başvuru kabul edilerek, borçlu tarafından tercih edilen taksitle ödeme seçeneğine göre Tebliğin 12 nci maddesinde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde taksitler hesaplanarak ödeme planı hazırlanır.
(6) Kabul edilen başvurulara ilişkin davadan vazgeçme dilekçelerinin gümrük idarelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilir.
(7) Taleplerin süratle değerlendirilmesi amacıyla Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüklerince gerekli idari önlemler alınır.
(8) Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara ilişkin kayıtlar ilgili programlar üzerinden güncellenir.
Ödeme süresi
MADDE 7 – (1) Kanun hükümleri kapsamında ödenecek tutarların ilk taksitinin 31/7/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil), diğer taksitlerin ise bu tarihleri takip eden ikişer aylık dönemler hâlinde azami on sekiz eşit taksitte ödenmesi şarttır.
(2) Ödenecek taksitlerin ödeme süresinin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde süre, tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonunda biter.
Süresinde ödenmeyen taksitler
MADDE 8 – (1) Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti (peşin ödeme seçeneğinin tercih edilmesi hâlinde ilk taksiti) izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla Kanun hükümlerinden yararlanılır. İlk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu hüküm taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanır.
(2) Alacakların birinci fıkrada belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde borçlular ödedikleri tutarlar kadar Kanun hükümlerinden yararlanırlar.
Kesinleşmiş gümrük vergileri alacağında tahsil edilecek tutarın tespiti
MADDE 9 – (1) 27/5/2017 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş olan ya da henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan gümrük vergilerine ilişkin olarak ödenecek alacak tutarının tespiti için vergi asıllarına;
a) Vade tarihinden, 27/5/2017 tarihine kadar gecikme zammı yerine,
b) Daha önce hesaplanmış gecikme zammı oranında faiz olması hâlinde, bu faizin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme zammı oranında faiz yerine,
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanır. Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı bulunur.
(2) Yapılandırılan alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde gümrük vergilerine bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları ve aslı 27/5/2017 tarihinden önce ödenmiş olanlar dâhil olmak üzere asla bağlı olarak kesilen idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilir.
(3) 27/5/2017 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla asılları tamamen ödenmiş gümrük vergileri üzerinden;
a) Vade tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine,
b) Gecikme zammı oranında faizin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme zammı oranında faiz yerine,
Yİ-ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak alacak tutarı hesaplanır. Bu tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, gümrük vergilerine bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları ve asla bağlı olarak kesilen idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilir.
(4) Asılları tamamen ödenmiş gümrük vergilerine ilişkin gecikme zammı oranında faiz ve gecikme zamlarından, 27/5/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce kısmen tahsil edilmesi durumunda;
a) Gümrük vergilerinin vade tarihinden ödendiği tarihe kadar hesaplanan gecikme zammı yerine,
b) Gümrük vergilerine gecikme zammı oranında faizin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme zammı oranında faiz yerine,
Yİ-ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak alacak tutarı hesaplanır.
Ödenmiş gecikme zammı/gecikme zammı oranında faiz tutarının, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarından fazla olması halinde herhangi bir tahsilat yapılmaz, kalan gecikme zammı/gecikme zammı oranında faizin tahsilinden vazgeçilir. Bununla birlikte, tahsil edilmiş gecikme zammı ve gecikme zammı oranında faizden red ve iade yapılmaz. Ödenmiş gecikme zammı/gecikme zammı oranında faiz tutarının, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarından az olması halinde ise, ödenecek tutar Yİ-ÜFE tutarından ödenmiş olan gecikme zammı/gecikme zammı oranında faiz düşülmek suretiyle tespit edilir. Bu şekilde belirlenen Yİ-ÜFE tutarının kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, kalan gecikme zammı/gecikme zammı oranında faizin tahsilinden vazgeçilir.
Yİ-ÜFE tutarının hesaplanması
MADDE 10 – (1) Yİ-ÜFE tutarı, fer’i alacaklar için 30/6/2007 tarihli ve 26568 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tahsilat Genel Tebliği Seri: A Sıra No:1’de ve diğer mevzuatta esas alınan hesaplama yöntemleri ve hesaplama süreleri kullanılarak hesaplanır.
(2) Yİ-ÜFE tutarının hesaplanmasında; 4458 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammı oranında faiz ve 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammı oranı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılır.
(3) Bu hesaplamalarda esas alınacak ilk aya ilişkin Yİ-ÜFE aylık değişim oranı, alacağın vadesinin rastladığı ay için açıklanmış olan orandır. Alacağın vade tarihlerinin ayın son günlerine rastladığı hâllerde de Yİ-ÜFE aylık değişim oranı vade tarihinin rastladığı aydan başlamak suretiyle hesaplanır.
(4) Türkiye İstatistik Kurumunca açıklanan Yİ-ÜFE aylık değişim oranları ile 1/11/2016 tarihinden itibaren uygulanması gereken aylık değişim oranı, EK-2 sayılı tabloda yer almaktadır. Yİ-ÜFE tutarlarının tespitinde kullanılacak olan Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının eksi (negatif) çıkması durumunda bu oranlar da hesaplamada eksi değer olarak dikkate alınır. Belli bir döneme ilişkin olarak Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının toplamları eksi değer olması hâlinde alacak asılları üzerinden hesaplanan fer’iler yerine alınması gereken Yİ-ÜFE tutarı sıfır kabul edilir.
(5) Toplam Yİ-ÜFE aylık değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi gereken Yİ-ÜFE tutarı hesaplanır. Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre ödenecek alacak tutarı bulunur.
Yİ-ÜFE tutarının hesaplanmasında esas alınacak diğer hususlar
MADDE 11 – (1) Gecikme zammının günlük olarak hesaplanması gerektiği hâllerde, bu sürelere uygulanması gereken Yİ-ÜFE aylık değişim oranı da Tahsilat Genel Tebliği Seri: A Sıra No:1’de yapılan düzenlemeler çerçevesinde günlük olarak bulunur.
(2) 6183 sayılı Kanunun 52 nci maddesine göre gecikme zammı tatbik süresini durduran iflas ve aciz hâlleri söz konusu ise gecikme zammı uygulanmayan süreye Yİ-ÜFE aylık değişim oranı da uygulanmaz, bu hâllerin varlığı Yİ-ÜFE uygulanan süreyi de durdurur.
Ödeme, taksitlendirmede katsayı uygulaması ve zamanaşımı
MADDE 12 – (1) Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarların;
a) Peşin veya taksitler halinde ödenmesi mümkündür.
b) Tamamının ilk taksit ödeme süresi içerisinde peşin olarak ödenmesi hâlinde, bu tutarlara 27/5/2017 tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süre için herhangi bir faiz uygulanmaz ve fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarlar üzerinden ayrıca % 50 indirim yapılır.
c) Taksitle ödenmek istenmesi hâlinde, borçluların başvuru sırasında altı, dokuz, on iki veya on sekiz eşit taksitte ödeme seçeneklerinden birini tercih etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapılamaz. Ancak, tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme yapılması hâlinde ödenecek tutar ilgili katsayıya göre düzeltilir.
ç) Taksitle yapılacak ödemelerde ilgili maddelere göre belirlenen tutar;
1) Altı eşit taksit için (1,045),
2) Dokuz eşit taksit için (1,083),
3) On iki eşit taksit için (1,105),
4) On sekiz eşit taksit için (1,15),
katsayısı ile çarpılır ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı hesaplanır.
(2) Kanun kapsamındaki alacaklarla ilgili olarak ilgili mevzuatlarında yer alan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taksit ödeme süresince zamanaşımı süreleri işlemez.
Tecil edilen alacakların yapılandırılması
MADDE 13 – (1) 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 6552 sayılı Kanun, 3/8/2016 tarihli ve 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun hükümlerine göre 27/5/2017 tarihi itibarıyla taksit ödemeleri devam eden alacaklar ile 6736 sayılı Kanuna göre tahakkuk eden alacaklar hariç olmak üzere, Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren alacakların, 27/5/2017 tarihinden önce 6183 sayılı Kanun ve diğer kanunlar uyarınca tecil edilip de tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olanlarından, kalan taksit tutarları için borçlular, talep etmeleri hâlinde Kanun hükümlerinden yararlanabilirler. Bu takdirde tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süre için sadece ilgili kanunun öngördüğü faiz uygulanır. Kalan taksit tutarları vadesinde ödenmemiş alacak kabul edilir ve bu alacaklar hakkında bu Tebliğ hükümleri uygulanır.
(2) Kanun kapsamında süresinde ödenen alacaklara, Kanunda yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla 27/5/2017 tarihinden sonraki süreler için faiz, gecikme zammı ile gecikme cezası gibi fer’i amme alacakları hesaplanmaz.
(3) Kanuna göre ödenecek alacaklarla ilgili olarak, tatbik edilen hacizler yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminatlar iade edilir. Kanuna göre ödenecek alacaklar nedeniyle tatbik edilen hacizlere konu mallar, borçlunun talebi hâlinde 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre alacaklı tahsil dairesince satılabilir. Bu talep, Kanun kapsamında ödenmesi gereken tutarların Kanun hükümlerine göre ödenmesine engel teşkil etmez.
İade edilmeyecek alacaklar
MADDE 14 – (1) Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren alacaklara karşılık 27/5/2017 tarihinden önce tahsil edilmiş olan tutarlar, Kanun kapsamında tahsil edilen tutarlar ile 13 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında olan tecile ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizlerin Kanun hükümlerine dayanılarak red ve iadesi yapılmaz.
Davadan vazgeçme
MADDE 15 – (1) Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve ilgili madde uyarınca dava açmamaları veya açılan davalardan vazgeçmeleri gereken borçluların, Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için ilgili maddede belirlenen başvuru sürelerinde, yazılı olarak bu iradelerini belirtmeleri şarttır. Borçlularca, Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaflar sürdürülmez.
(2) Davadan vazgeçme dilekçeleri EK-3’te yer alan forma uygun olarak ilgili gümrük idaresine verilir ve bu dilekçelerin gümrük idarelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilir.
(3) Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak karar tarihine bakılmaksızın 27/5/2017 tarihinden sonra tebliğ edilen kararlar uyarınca işlem yapılmaz ve bu kararlar ile hükmedilen yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz. Vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri geri alınmaz.
Yetki
MADDE 16 – (1) Bu Tebliğde hüküm bulunmayan özel ve istisnai durumları inceleyip sonuçlandırmaya Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yetkilidir.
Yürürlük
MADDE 17 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 18 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

Ekleri için tıklayınız.

BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA DAİR 7020 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 2)

3 Haziran 2017 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 30085

TEBLİĞ

Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:
BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA DAİR
7020 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ
(SERİ NO: 2)
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 27/5/2017 tarihli ve 30078 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun (Kanun) 5 inci maddesinin (madde) uygulamasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.
(2) 7020 sayılı Kanunun yayım tarihi olan 27/5/2017 tarihi itibarıyla mücbir sebep süresi iki yılı aşmış Van İlinin tamamı, Ağrı İli Patnos ve Bitlis İli Adilcevaz İlçelerinde mücbir sebep hâlinin sonlandırılması, vergi beyannameleri ve bildirimlerinin verilmesi ile ödeme sürelerine ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 5 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Mücbir sebep hâlinin sona ermesi
MADDE 3 – (1) 23/10/2011 tarihinde Van İlinde meydana gelen deprem felaketi nedeniyle Van İli ile Ağrı İlinin Patnos ve Bitlis İlinin Adilcevaz İlçelerindeki tüm mükellefler için 23/10/2011 tarihinden başlamak üzere Bakanlığımızca mücbir sebep hâli ilan edilmiş ve mücbir sebep kapsamındaki mükellefler için, 23/10/2011 tarihinden itibaren verilmesi gereken tüm vergi beyannameleri ile bildirimlerinin verilme ve ödeme süreleri ileride belirlenecek bir tarihe kadar uzatılmıştır.
(2) Maddenin birinci fıkrasında “Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesine göre mücbir sebep hâli ilan edilmiş ve mücbir sebep süresi iki yılı aşmış yerlerde, mücbir sebep hâli devam eden mükelleflerin mücbir sebep hâli bu Kanunun yayımlandığı ayın son günü itibarıyla sona erer.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, Bakanlığımızca Van İlinin tamamı, Ağrı İli Patnos ve Bitlis İli Adilcevaz İlçelerinde 23/10/2011 tarihi itibarıyla ilan edilen mücbir sebep hâli, mücbir sebep hâli devam eden tüm mükellefler bakımından, Kanunun yayımlandığı ayın son günü olan 31/5/2017 tarihinde herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın kendiliğinden sona ermiştir.
Vergi beyannameleri ve bildirimlerinin verilmesi
MADDE 4 – (1) Maddenin ikinci fıkrasında, “Mücbir sebep ilanı nedeniyle verilmeyen; beyanname ve bildirimler bu Kanunun yayımını izleyen üçüncü ayın sonuna kadar verilir, geçici vergi beyannameleri, mükellef bilgileri bildirimleri ve kesin mizan bildirimleri verilmez…” hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükme göre, mücbir sebep hâlinin ilan edildiği 23/10/2011 tarihinden mücbir sebep hâlinin sona erdiği 31/5/2017 tarihine kadar verilmesi gereken beyanname ve bildirimlerin Kanunun yayımını izleyen üçüncü ayın sonu olan 31/8/2017 tarihine kadar ilgili beyanname ve bildirimin ait olduğu her bir dönem itibarıyla ayrı ayrı verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, mücbir sebep süresi içerisine rastlayan geçici vergi beyannameleri (2011 yılı üçüncü ve 2017 yılı birinci geçici vergi dönemleri dâhil), mükellef bilgileri bildirimleri ve kesin mizan bildirimleri verilmeyecektir.
(2) 31/8/2017 tarihine kadar verilmesi gerektiği halde verilmeyen beyanname ve bildirimlerle ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde gerekli takdire/incelemeye sevk işlemleri gerçekleştirilecektir. Söz konusu işlemler neticesinde tarh edilen vergiler ve/veya kesilen cezalarla ilgili olarak madde hükümleri çerçevesinde taksitlendirme imkânı bulunmadığı tabiidir.
Örnek 1: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi Bay (A) Bakanlığımızca 23/10/2011 tarihinde ilan edilen mücbir sebep hâli nedeniyle vermediği 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 takvim yıllarına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannameleri ile aylık dönemler itibarıyla (2016 yılı hariç) katma değer vergisi beyannamelerini 11/8/2017 tarihinde bağlı olduğu vergi dairesine vermiştir. Bununla birlikte Bay (A), 2016 takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi ile aynı yıla ilişkin KDV beyannamelerini (12 adet) 31/8/2017 tarihine kadar vergi dairesine vermemiştir.
2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 takvim yıllarına ilişkin verilen yıllık gelir vergisi beyannameleri ile aynı yıllara ilişkin aylık dönemler halinde verilen KDV beyannamelerine istinaden tahakkuk eden vergiler, maddede belirtilen şekilde taksitlendirilecektir. Diğer taraftan, kanuni süresinde verilmeyen 2016 takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi ile aynı yıldaki dönemlere ilişkin verilmeyen KDV beyannameleriyle ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde cezalı tarh işlemleri yapılması neticesinde ortaya çıkan vergi, gecikme faizi ve cezaların madde kapsamında taksitlendirilmesi mümkün değildir.
Ödemelerin yapılması
MADDE 5 – (1) Maddenin ikinci fıkrasında, “…Tahakkuk eden vergilerin vadesi beyanname ve bildirim verme süresinin son günü kabul edilir ve ilk taksiti 2018 yılının Ocak ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksitte ödenir. Bu şekilde ödenen vergilere herhangi bir zam, faiz, katsayı uygulanmaz…” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, verilen beyanname ve bildirimlere ilişkin olarak tahakkuk eden vergilerin vadesi 31/8/2017 tarihi olacak ve ilk taksiti 2018 yılının Ocak ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksitte ödenecektir. Madde hükmüne göre ödenen bu vergilere herhangi bir zam, faiz, katsayı uygulanmayacaktır.
Söz konusu taksitlendirme işlemi için mükelleflerden herhangi bir başvuru alınmayacak olup bu işlem vergi dairesi tarafından re’sen yapılacaktır.
Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen tutarlar
MADDE 6 – (1) Maddenin üçüncü fıkrasında, “Bu maddeye göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu madde hükümlerinden yararlanılır. İlk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu madde hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu takdirde süresinde ödenmeyen tutarlar, ikinci fıkrada belirtilen vade tarihinden itibaren gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. Bu madde uyarınca vadesinde ödenmesi öngörülen taksit tutarının %10’unu aşmamak şartıyla 5 Türk Lirasına (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu madde hükmü ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisi süresinde ödenmek şartıyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında en fazla iki taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, madde hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacak ve ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla madde hükümlerinden yararlanılacaktır.
Örnek 2: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi Bay (B) mücbir sebep hâli nedeniyle vermediği tüm beyanname ve bildirimlerini bağlı olduğu vergi dairesine vermiş, tahakkuk eden vergiler ilgili vergi dairesince ilk taksiti 2018 yılının Ocak ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksite bölünmüştür. Bay (B) 2018/Ocak, 2018/Mart, 2018/Mayıs ve 2018/Temmuz taksitlerini süresinde ödemekle birlikte 2018/Eylül ve 2018/Kasım taksitlerini ödememiştir.
Bu durumda Bay (B) 2018/Eylül ve 2018/Kasım taksit tutarlarını, otuzuncu taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödemesi durumunda bu madde hükümlerinden yararlanacaktır.
(2) Madde kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden;
– İlk ikisinin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,
– Bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,
– Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte son taksiti izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi,
hallerinde madde hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.
Bu takdirde süresinde ödenmeyen tutarlar, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen vade tarihi olan 31/8/2017 tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.
Örnek 3: Erciş Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi Bayan (C) mücbir sebep hâli nedeniyle vermediği tüm beyanname ve bildirimlerini bağlı olduğu vergi dairesine vermiş, tahakkuk eden vergiler ilgili vergi dairesince ilk taksiti 2018 yılının Ocak ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksite bölünmüştür. Bayan (C) 2018 yılındaki tüm taksitlerini süresinde ödemekle birlikte 2019/Mayıs, 2019/Temmuz ve 2019/Eylül taksitlerini ödememiştir.
Bu durumda, Bayan (C)’nin bir takvim yılında ikiden fazla taksiti süresinde ödememesi nedeniyle maddeden yararlanma hakkı sona erecek, ancak daha önce ödediği taksitler için madde hükümlerinden yararlanacaktır. Bu takdirde, 2019/Mayıs taksiti dâhil olmak üzere sonraki taksitler, vadeleri 31/8/2017 tarihi esas almak suretiyle hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilecektir.
(3) Madde kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden ilk ikisinin süresinde ve tam olarak ödenmesi maddeden yararlanma hakkının devamı için zorunlu olduğundan, mükelleflerin Ocak/2018 ve Mart/2018 taksitlerini süresinde ve tam olarak ödemeleri gerekmektedir.
(4) Maddenin üçüncü fıkrasında, taksitler için yapılan ödemelerde her bir taksite yönelik 5 Türk Lirasına kadar eksik ödemeler ihlal sebebi olarak sayılmamıştır. Ayrıca, taksit tutarının %10’u, 5 Türk Lirasının altında ise yüzde %10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme de ihlal sebebi sayılmayacaktır. Bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği tabiidir.
Örnek 4: Adilcevaz Malmüdürlüğü mükellefi olan Bay (D)’nin Mayıs/2018 dönemine ilişkin madde kapsamındaki taksit tutarı 2.000,00 TL olmasına rağmen bu döneme ilişkin 1.995,00 TL ödeme yapılmıştır. Eksik ödenen tutar 5,00 TL’yi aşmadığından madde hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır. Diğer taraftan, taksit tutarının %10’u olan (2.000,00 x %10=) 200,00 TL ise 5,00 TL’den fazla olduğundan tutarın oranla mukayese edilmesine gerek olmadığı tabiidir.
6736 sayılı kanunun 10 uncu maddesinin 19 uncu fıkrası kapsamındaki mükelleflerin durumu
MADDE 7 – (1) Maddenin dördüncü fıkrasında, “6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası kapsamında mücbir sebep hâlini sonlandıran ve anılan fıkrada öngörülen sürede beyanname ve bildirimlerini veren mükellefler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez. Anılan fıkra hükümlerine göre mücbir sebep hâlini sonlandırdığı hâlde beyanname ve bildirimlerini vermemiş olan mükellefler de bu maddede öngörülen süre içinde beyanname ve bildirimlerini vermeleri durumunda bu madde hükümlerinden yararlanırlar.” hükmü yer almaktadır.
(2) 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin 19 uncu fıkrası kapsamında mücbir sebep hâlini sonlandıran ve anılan fıkrada öngörülen sürede beyanname ve bildirimlerini veren mükellefler hakkında da herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın ve 6736 sayılı Kanun kapsamında ödeme yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Ayrıca bu maddenin yürürlüğe girdiği 27/5/2017 tarihinden önce tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmeyeceğinden, daha önce yapılmış ödemeler sonrası kalan tutarın madde hükmüne göre taksitlendirileceği tabiidir.
Örnek 5: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi (E) Limited Şirketi, 25 Kasım 2016 tarihinden önce 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin 19 uncu fıkrası kapsamında dilekçe vermek suretiyle mücbir sebep hâlini sonlandırmış, aynı tarihe kadar mücbir sebep süresi içinde verilmeyen beyanname ve bildirimlerini vererek tahakkuk eden vergileri yirmi dört eşit taksitte ödenecek şekilde yapılandırmıştır. 30 Kasım 2016 tarihinde ilk taksiti ödeyen mükellefin kalan borcu, 7020 sayılı Kanunun beşinci maddesi kapsamında ilk taksit 2018 yılı Ocak ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde otuz eşit taksite bölünecektir.
(3) Diğer taraftan, 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin 19 uncu fıkrası hükmüne göre mücbir sebep hâlini sonlandırdığı hâlde beyanname ve bildirimlerini vermemiş olan mükellefler de, 31/8/2017 tarihine kadar beyanname ve bildirimlerini vermeleri durumunda bu madde hükümlerinden yararlanacaklardır.
Örnek 6: Patnos Malmüdürlüğü mükellefi (F) Anonim Şirketi, 25 Kasım 2016 tarihinden önce 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin 19 uncu fıkrası kapsamında dilekçe vermek suretiyle mücbir sebep hâlini sonlandırmış, ancak mücbir sebep süresi içinde verilmeyen beyanname ve bildirimlerini 6736 sayılı Kanunda öngörülen sürede vermemiştir. Söz konusu mükellef 7020 sayılı Kanun kapsamında 31/8/2017 tarihine kadar bu beyanname ve bildirimleri vermesi durumunda Kanun hükümlerinden yararlanacak ve tahakkuk eden vergileri ilk taksit 2018 yılı Ocak ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde otuz eşit taksite bölünecektir.
(4) 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin 19 uncu fıkrasında yer verilen “Bu Kanunda öngörülen başvuru süresinin son günü bu alacaklar için vade tarihi kabul edilir.” hükmü gereği, söz konusu fıkra kapsamında mücbir sebep hâlini sonlandırdığı hâlde beyanname ve bildirimlerini vermemiş olan mükelleflerin, 31/8/2017 tarihine kadar da beyanname ve bildirimlerini vermemeleri halinde yapılacak cezalı tarhiyat işlemlerinde bu beyanname ve bildirimler üzerine tahakkuk edecek vergilerin normal vade tarihi 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin 19 uncu fıkrasındaki başvuru süresinin son günü olan 25 Kasım 2016 tarihi kabul edilecektir.
Örnek 7: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi Bay (G), 25 Kasım 2016 tarihinden önce 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin 19 uncu fıkrası kapsamında dilekçe vermek suretiyle mücbir sebep hâlini sonlandırmış, ancak mücbir sebep süresi içinde verilmeyen beyanname ve bildirimlerini 7020 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 27/5/2017 tarihine kadar vermemiştir. Söz konusu mükellefin 31/8/2017 tarihine kadar da bu beyanname ve bildirimleri vermemesi durumunda 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde gerekli takdire/incelemeye sevk işlemleri gerçekleştirilecektir. Bu durumda yapılacak tarhiyatlarla ilgili olarak gecikme faizinin hesabında, 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin on dokuzuncu fıkrasındaki hüküm dikkate alınarak, normal vade tarihi olarak 25 Kasım 2016 tarihi esas alınacaktır.
Diğer hususlar
MADDE 8 – (1) Bakanlığımızca ilan edilen mücbir sebep hâli 31/5/2017 tarihinde sona erdiğinden, mükellefler tarafından 1/6/2017 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyanname ve bildirimlerin kanuni sürelerinde verileceği ve ödemelerinin de kanuni sürelerinde yapılacağı tabiidir.
Örnek 8: Gevaş Malmüdürlüğü mükellefi olan Bayan (H) tarafından Mayıs/2017 vergilendirme dönemine ilişkin verilmesi gereken muhtasar beyannamenin, kanuni süresinde (23/6/2017 tarihine kadar) verilmesi, tahakkuk eden verginin ise kanuni süresinde (28/6/2017 tarihine kadar) ödenmesi gerekmektedir.
(2) Maddenin ikinci fıkrasında verilme ve ödeme süreleri belirlenen beyanname ve bildirimlerden, mücbir sebep döneminde veya sonrasında verilmiş olanların tekrar verilmeyeceği, verilmiş olmakla birlikte yapılmayan ödemelerin ise maddede belirlenen sürelerde yapılacağı tabiidir.
Yürürlük
MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 10 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA DAİR 7020 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 1)

3 Haziran 2017 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 30085

TEBLİĞ

Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:
BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA DAİR
7020 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ
(SERİ NO: 1)
I- AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR
18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Kanun) 27/5/2017 tarihli ve 30078 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu Tebliğ ile 7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme alacakları ile il özel idareleri ve belediyelere ait alacakların yapılandırılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasına dair usul ve esaslar belirlenmiştir.
A- TANIMLAR
1- Kesinleşmiş Alacak
7020 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde; Kanun kapsamına giren alacaklar, alacaklı idareler ve alacak türleri itibarıyla tanımlanmış ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş alacaklar kapsama alınmıştır.
Kanun kapsamında yapılandırılacak alacakların, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil) kesinleşmiş olması gerekmektedir. Tebliğin izleyen bölümlerinde yapılan açıklamalarda kesinleşme tarihinin Kanunun yayımı tarihi dâhil olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Bir alacağın kesinleşmesi, alacağın varlığının hukuk düzeninde ihtilaflı olmaması veya ihtilaflı hale gelme olasılığının kalmamasıdır.
Alacakların kesinleşmesi, düzenlendikleri veya ilişkili oldukları kanunlardaki hükümler nedeniyle farklı şekilde gerçekleşebilmektedir.
Bazı alacakların kesinleşme süreçleri;
a) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergiler ve vergi cezalarının kesinleşmesi;
(1) Beyanname ile beyan edilen vergiler beyan edildiği tarihte (ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin dava konusu yapılması hâlinde bu vergiler kesinleşmemiş alacak olduğu hâlde, 7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden bu durumdaki vergilerin de Kanun hükmüne göre yapılandırılması mümkün bulunmaktadır.),
(2) İkmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergiler ile kesilen vergi cezalarına ilişkin düzenlenen vergi/ceza ihbarnamesinin tebliği üzerine,
– Süresi içerisinde dava açılmamış olması veya dava açılmış olmakla birlikte yargılama aşamalarının son bulması,
– Uzlaşma hükümlerinden yararlanılarak uzlaşılması,
hallerinde söz konusu olacaktır.
213 sayılı Kanunun “Tahakkuk” başlıklı 22 nci maddesinde “Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, “verginin ödenebilir hale gelmesi” verginin tahakkuku olarak tanımlanmıştır.
“Tahakkuk” vergi hukukunun bir kavramı olduğu hâlde, “kesinleşme” yargılama hukukunun kavramıdır.
Vergi alacağının tahakkuku ile kesinleşmesi genellikle aynı zamanlarda gerçekleşmekle birlikte farklı olan durumlar da mevcuttur.
Örneğin, ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergi ve kesilen cezalar vergi/ceza ihbarnamesiyle mükelleflere tebliğ edilmekte, mükelleflerce ilk derece mahkemesi olan vergi mahkemesinde dava konusu yapılabilmekte ve vergi mahkemesince de bu cezalı tarhiyatların onanması (davanın reddedilmesi) hâlinde bir üst yargı merciine başvurulabilmektedir.
İtiraz/istinaf incelemesi bölge idare mahkemesinde, temyiz incelemesi Danıştay’da devam eden vergi ve cezalara ilişkin tarhiyatlar, vergi mahkemesi kararının vergi dairesine tebliği üzerine tebliğ tarihi itibarıyla 213 sayılı Kanunun 112 nci maddesine göre gecikme faizi hesaplanarak “tahakkuk” ettirildiği hâlde, bir üst yargı merciinde yargılamanın devam etmesi nedeniyle bu alacakların “kesinleşmiş alacak” olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla, ilk derece yargı kararı üzerine tahakkuk ettiği hâlde yargılamanın devam etmesi nedeniyle kesinleşmemiş olan alacaklar Kanun kapsamına girmemektedir.
b) İdari para cezalarının kesinleşmiş alacak olabilmesi için idari yaptırım kararlarına karşı süresi içerisinde dava açılmaması veya dava açılmış olmakla birlikte yargılama aşamalarının son bulması gerekmektedir.
Ancak, 10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, 18/1/1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun ve 23/5/1987 tarihli ve 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun gereğince verilen idari para cezaları hakkında dava yolu bulunmadığından, bu idari para cezaları verildikleri tarih itibarıyla kesinleşmektedir.
c) Ecrimisillerin kesinleşmiş alacak olarak değerlendirilebilmesi için ecrimisil ihbarnamesi/ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin tebliği üzerine süresi içerisinde dava açılmamış olması veya dava açılmış olmakla birlikte yargılama aşamalarının son bulması gerekmektedir.
ç) Yukarıda yer verilen alacakların dışında kalan ancak Kanun kapsamına giren diğer alacakların kesinleşmiş alacak olarak değerlendirilebilmesi için söz konusu alacakların varlığının hukuk düzeninde ihtilaflı olmaması veya ihtilaflı hale gelme olasılığının kalmaması gerekmektedir.
Feragat yoluyla kesinleşme süreci;
6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda feragat hakkında özel bir düzenleme yapılmadığı hâlde anılan Kanunun 31 inci maddesinde, feragat konusunda 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Ancak, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesi ile 1086 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış ve 6100 sayılı Kanunun 447 nci maddesinde, 1086 sayılı Kanuna yapılan atıfların 6100 sayılı Kanuna yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir.
6100 sayılı Kanunun 307 nci maddesinde feragat, “davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi” şeklinde tanımlanmıştır. Anılan Kanunun, 309 uncu maddesinde feragat beyanının dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği; 311 inci maddesinde ise feragatin, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı düzenlenmiştir. Ayrıca, yargılamanın her aşamasında davacının feragatte bulunması mümkündür.
Buna göre, açılmış bulunan davadan davacının feragati ile davacı dava dilekçesindeki talep sonucunun tamamından vazgeçmiş sayılmakta olup, davadan feragat, davacının tek taraflı bir irade beyanı ile yapılıp tamamlandığından, feragatin geçerliliği için feragatin davalı tarafından kabul edilmesine gerek bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu uyuşmazlığın feragat nedeniyle son bulduğunu tespit etme görevi mahkemeye aittir. Mahkemenin, davacının beyanının gerçekten feragat olduğunu ve kanunun öngördüğü şekilde yapıldığını tespit etmesi durumunda, davadan feragat nedeniyle uyuşmazlığın son bulduğuna karar vermesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklandığı gibi feragat, davacının talep sonucundan vazgeçmesi olup, feragat ile davacı, dava dilekçesinde belirttiği talepten tamamen veya kısmen vazgeçmiş olmaktadır. Davadan feragat ile davacı, sadece davasından feragat etmiş olmaz, aynı zamanda o dava ile istemiş olduğu haktan da tamamen vazgeçmiş olacaktır. Feragat eden davacı artık bu konuda yeniden dava açamayacağı gibi, feragatin her türlü sonucuna da katlanmak zorunda olup, davadan feragat edilmekle dava sona ermekte ve kesin hükmün sonuçları doğmaktadır.

Bu itibarla, 7020 sayılı Kanun kapsamına tür ve dönem olarak girdiği hâlde varlığına ilişkin dava açılmış olan alacaklardan; anılan Kanunun yayımı tarihinden önce davadan tamamen feragat edilmesi ve feragate ilişkin mahkeme kararı ile kesinleşerek taraflardan birine tebliğ edilmiş olanlar, 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş alacak olması şartıyla, Kanundan yararlanabilecektir.
Bu durumda, feragat edilen davaya konu olan ve kapsama giren alacakların tamamı esas alınarak Kanun hükümlerinin tatbiki gerekecektir.
Diğer taraftan, idari para cezaları için genel usul kanunu olan 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun “Vazgeçme ve kabul” başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında “(1) Kanun yoluna başvuran kişi, bu konuda karar verilinceye kadar başvurusundan vazgeçebilir. Vazgeçme halinde bir daha aynı konuda başvuruda bulunulamaz.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, Kanun kapsamına giren idari para cezalarından, dava konusu yapılmış olanlar hakkında, davacıların davalarından vazgeçmeleri hâlinde de “feragate” ilişkin olarak yukarıda yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
2- Vergi, Beyanname ve Yİ-ÜFE Aylık Değişim Oranları
Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a), (c) ve (ç) bentlerinde;
– vergi tabirinin, 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim ve harçları,
– beyanname tabirinin, vergi tarhına esas olan beyanname ve bildirimleri,
– Yİ-ÜFE aylık değişim oranları tabirinin, Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği 31/12/2004 tarihine kadar toptan eşya fiyatları endeksi (TEFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2005 tarihinden itibaren üretici fiyatları endeksi (ÜFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2014 tarihinden itibaren yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) aylık değişim oranlarını, 1/11/2016 tarihinden itibaren aylık %0,35 oranını (bu Kanunun yayımlandığı ay dâhil),
ifade ettiği hükme bağlanmıştır.
Bu Tebliğde, vergi, beyanname ve Yİ-ÜFE aylık değişim oranları tabirleri, 7020 sayılı Kanunda tanımlandığı şekilde kullanılmıştır.
B- MALİYE BAKANLIĞINA BAĞLI TAHSİL DAİRELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI
7020 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1), (2) ve (3) numaralı alt bentlerinde; Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme alacaklarından Kanun kapsamına alınan alacaklar belirtilmiştir. Bu hükümler çerçevesinde Kanun kapsamına giren alacaklar, tür ve dönemler itibarıyla aşağıda açıklanmıştır.
1- Alacağın Türü ve Dönemi
a) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu Açısından
(1) Alacağın türü
7020 sayılı Kanunun kapsamına, 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergiler ve vergi cezaları ile bunlara bağlı gecikme faizleri, gecikme zamları gibi fer’i alacaklar girmektedir.
(2) Alacağın dönemleri
Kanun kapsamına giren vergiler, vergilendirme dönemleri itibarıyla aşağıda açıklanmıştır.
i) 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde ise bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun kapsamındadır.
Konuya ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
– Vergilendirme dönemi 15 gün olan mükellefiyetler
Vergilendirme döneminin bitim tarihi ve beyanname verme süresinin son günü Mart/2017 ayı ve öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte, dönemin bitim tarihi Mart/2017 ayına rastlamakla beraber beyanname verme süresinin son günü Nisan/2017 ayına sirayet edenler kapsama girmemektedir.
Örneğin, 1-15 Mart 2017 vergilendirme dönemine ait petrol ve doğalgaz ürünlerine ilişkin özel tüketim vergisinin vergilendirme döneminin bitim tarihi ile beyanname verme süresinin son günü Mart/2017 ayına rastladığından kapsama girmekte, 16-31 Mart 2017 vergilendirme dönemi ise dönemin bitim tarihi Mart/2017 ayında olmakla birlikte beyanname verme süresi Nisan/2017 ayına sirayet ettiğinden kapsama girmemektedir.
Aynı şekilde, 1-15 Mart 2017 tarihleri arasında noterler tarafından tahsil edilen ve dönemi izleyen 7 nci iş günü mesai saati bitimine kadar ilgili vergi dairesine yatırılması gereken noter harçları kapsama girmekte, buna karşılık 16-31 Mart 2017 dönemine ilişkin olanlar kapsama girmemektedir.
– Vergilendirme dönemi aylık olarak belirlenen mükellefiyetler
Şubat/2017 vergilendirme dönemi ve önceki dönemler kapsama girmekte, Mart/2017 vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.
– Vergilendirme dönemi 3 aylık olarak belirlenen mükellefiyetler
Vergilendirme döneminin bitim tarihi ve beyanname verme süresinin son günü Mart/2017 ayı ve öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte, Mart/2017 ayından sonraya rastlayanlar kapsama girmemektedir.
Örneğin, 10-11-12/2016 dönemi (3 aylık) gelir (stopaj) vergisi ve katma değer vergisi kapsama girmekte, 1-2-3/2017 dönemine (3 aylık) ilişkin gelir (stopaj) vergisi ve katma değer vergisinin dönemi Mart/2017 itibarıyla sonlanmakla birlikte beyanname verme süreleri Nisan/2017 ayına rastladığından kapsama girmemektedir.
Ayrıca, Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinin (aa) alt bendi gereğince, gelir ve kurumlar vergisine mahsuben 2017 yılında ödenmesi gereken geçici vergi de Kanun kapsamında değildir.
– Yıllık beyanname ile beyan edilen gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyetleri
Vergilendirme dönemi yıllık olan vergilerde, 2016 takvim yılı ve önceki yıllara ilişkin vergilendirme dönemleri kapsama girmekte, 2017 takvim yılına ilişkin vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.
2016 takvim yılına ilişkin olarak 2017 yılının Şubat ve Mart aylarında beyan edilen gelir vergisi birinci taksitleri Kanun kapsamına girmekle birlikte, Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinin (aa) alt bendi gereğince, 2017 yılının Haziran ve Temmuz aylarında ödenmesi gereken gelir vergisinin ikinci taksitleri Kanun kapsamına girmemektedir.
Ayrıca, 2016 takvim yılına ilişkin olarak Nisan/2017 ayında beyan edilmesi gereken kurumlar vergisinin Kanun kapsamında olmadığı tabiidir.
Özel hesap dönemine tabi olan mükellefler bakımından, özel hesap döneminin sona erdiği tarih ve beyanname verme süresinin son günü 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olanlar kapsama girmekte, bu tarihten sonra olanlar ise kapsama girmemektedir.
2016 yılı kıst dönemlerine ilişkin olup vergi mevzuatı gereği 2017 yılı içerisinde verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinden, beyanname verme süresinin son günü 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olanlar kapsama girmektedir. Aynı şekilde, tasfiye dönemine ilişkin olarak verilmesi gereken beyannamelerden kanuni beyanname verme süresi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olanlar kapsama girmektedir.
– Veraset ve intikal vergisi mükellefiyetleri
Bu vergi türünde, beyanname verme süresinin son günü 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olan ve 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olanlar kapsama girmektedir.
– Harç mükellefiyetleri
2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlar genel olarak işlem anında beyanname alınmaksızın tahakkuk ettirilerek tahsil edilmektedir. Bununla birlikte, harçlar da 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tarhiyata konu olabilmektedir.
492 sayılı Kanuna göre gayrimenkullerin devir ve iktisap işlemleri nedeniyle ödenmesi gereken harç tutarı ile ilgili olarak devir ve iktisap tarihinden sonra tarhiyat yapılabilmektedir. Bu çerçevede, devir ve iktisap işlemleri nedeniyle, tarh edilip 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş bulunan harçlar Kanun kapsamına girmektedir.
492 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca tahsili gereken karar ve ilam harçları ile aynı Kanunun (8) sayılı tarifesi uyarınca tahsil edilen yıllık harçlardan, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunanlar kapsama girmektedir.
– Ücretlilerde asgari geçim indirimi
Ücretlilerde asgari geçim indirimi nedeniyle ilgililer veya işverenler adına tarh ve tahakkuk ettirilen gelir vergisi ve bu vergiye bağlı cezalar Kanun kapsamındadır. Bu alacaklar için de 31/3/2017 tarihi esas alınacak, aylık ya da üç aylık vergilendirme dönemleri için yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde Kanun kapsamına girip girmediği tespit edilecektir.
ii) 2017 yılına ilişkin olarak 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun kapsamındadır.
2017 yılına ilişkin olarak 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi, yıllık harçlar gibi alacaklar Kanunun kapsamına girmektedir.
Ancak, Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinin (bb) alt bendi gereğince, 2017 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi ikinci taksiti bu Kanun kapsamında değildir.
18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrası gereğince, yıl içinde ilk defa kayıt ve tescil edilen taşıtlara ilişkin olup, kayıt ve tescilin yapıldığı tarih 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olanlara ilişkin tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisinin birinci taksiti Kanun kapsamına girmekte, bu tarihten sonra olanlar ise girmemektedir.
2017 yılına ilişkin olarak yıllık tahakkuk etmesi gereken motorlu taşıtlar vergisi için yapılan tarhiyatlardan 31/3/2017 tarihine kadar tahakkuk ederek 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş olan ve bu tarih itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunanlar kapsama girmektedir. Ancak, 31/3/2017 tarihinden sonra tahakkuk edenler kapsama girmemektedir.
492 sayılı Kanuna bağlı (8) sayılı tarife uyarınca tahsil edilen ve 2017 yılına ilişkin olarak 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden yıllık harçlar kapsama girmektedir.
iii) 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilen vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları Kanun kapsamındadır.
Vergi aslına bağlı olmayan vergi cezalarında 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup, vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olanlar kapsamdadır.
Örneğin; Şubat/2017 dönemine ait olup 31/3/2017 tarihi saat 00:00’a kadar elektronik ortamda verilmesi gereken mal ve hizmet alımlarına ilişkin bildirim formu (Form Ba) ile mal ve hizmet satışlarına ilişkin bildirim formunun (Form Bs) bu tarihte verilmemesine ilişkin tespitler en erken bu tarihin bittiği 00:00 saatinden sonra dolayısıyla 1/4/2017 tarihinde yapılabileceğinden, bu tespitlere ilişkin vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları Kanun kapsamına girmemektedir. Şubat/2017 döneminden önceki dönemlere ait söz konusu bildirimler nedeniyle kesilmesi gereken cezalar ise Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş olması şartıyla Kanun kapsamına girmektedir.
Diğer taraftan, vergi aslına bağlı olarak kesilen vergi cezalarında ise verginin ait olduğu dönem dikkate alınarak kapsama girip girmediği tespit edilecektir.
b) Kapsama Giren İdari Para Cezaları
Kanun kapsamına;
– 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu,
– Mülga 11/2/1950 tarihli ve 5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun,
– 10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu,
– 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu,
– 18/1/1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun,
– 23/5/1987 tarihli ve 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun,
– Mülga 13/4/1994 tarihli ve 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun,
– 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu,
– 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu,
– 25/6/2010 tarihli ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun,
– 15/2/2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun,
hükümlerine göre 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilen idari para cezaları girmektedir.
7020 sayılı Kanun hükümlerine göre, söz konusu idari para cezalarından, 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup, vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olanlar kapsamdadır.
Ancak, 31/3/2017 tarihinden önce verilmekle birlikte Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmemiş ya da ilgilisine tebliğ edilmemiş olan idari para cezaları Kanun kapsamına girmemektedir.
c) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Kapsamında Takip Edilen Diğer Alacaklar
21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip edilen ve 7020 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi kapsamında olan alacaklardan, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup, vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olan asli ve fer’i amme alacaklarından takip için vergi dairelerine intikal edenler Kanun kapsamındadır.
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi kapsamına;
– Ecrimisiller,
– Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) alacakları,
– Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) alacakları,
– Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından verilen öğrenim ve katkı kredisi alacakları,
– Doğrudan gelir desteği ödemelerinden geri alınması gereken alacaklar,
– 30/6/1934 tarihli ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkümlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanuna göre doğan yiyecek bedelleri,
gibi alacaklardan vergi dairelerine takip için intikal etmiş olanlar girmektedir.
Ayrıca, 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında olup vergi dairelerine takip için intikal etmiş olan amme alacakları 7020 sayılı Kanun kapsamındadır.
6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hesaplanan %10 oranındaki zam, 68 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 79 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hesaplanan %10 oranındaki tazminatlar asli alacak olarak dikkate alınmak suretiyle Kanun kapsamında yapılandırılacaktır.
Ancak, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen;
– Adli ve idari para cezaları (Kanun kapsamına giren idari para cezaları hariç),
– Mülga 7/3/1954 tarihli ve 6326 sayılı Petrol Kanununa istinaden alınan Devlet hissesi ve Devlet hakkı ile 30/5/2013 tarihli ve 6491 sayılı Türk Petrol Kanununa istinaden alınan Devlet hissesi,
– Mülga 22/6/1956 tarihli ve 6747 sayılı Şeker Kanununa istinaden alınan şeker fiyat farkı,
– Mülga 10/9/1960 tarihli ve 79 sayılı Milli Korunma Suçlarının Affına, Milli Korunma Teşkilat, Sermaye ve Fon Hesaplarının Tasfiyesine ve Bazı Hükümler İhdasına Dair Kanuna istinaden alınan akaryakıt fiyat istikrar payı ve akaryakıt fiyat farkı,
– 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununa istinaden alınan Devlet hakkı ve özel idare payı ile madencilik fonu,
– Mülga 10/8/1993 tarihli ve 491 sayılı Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye istinaden alınan kılavuzluk ve römorkörcülük hizmet payları,
7020 sayılı Kanun kapsamı dışında tutulmuştur.
C- İL ÖZEL İDARELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI
7020 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi gereğince, il özel idarelerinin, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen, vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olan ve 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş bulunmakla birlikte, ödenmemiş asli ve fer’i amme alacakları Kanun kapsamına girmektedir.
Ancak, aynı bent ile il özel idarelerinin, idari para cezası ve 3213 sayılı Kanundan kaynaklanan özel idare payı alacakları Kanun kapsamı dışında tutulmuştur.

Ç- BELEDİYELERCE TAKİP EDİLEN ALACAKLAR
7020 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri ile belediyelerin anılan Kanun kapsamına giren alacakları sayılmış olup bu alacaklar aşağıda belirtilmiştir.
1- 213 sayılı Kanun Kapsamına Giren Alacaklar
– 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde ise bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamlarından,
– 2017 yılına ilişkin olarak 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamlarından,
kesinleşmiş olup, 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacaklar kapsama girmektedir.
Belediyelerin 213 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklarının dönemleri bu Tebliğin (I/B-1-a) bölümünde açıklandığı şekilde tespit edilecektir.
Örneğin, Şubat/2017 dönemine ait ilan ve reklam vergisi kapsama girmekte, Mart/2017 dönemine ait ilan ve reklam vergisi ise beyannamenin Nisan/2017 ayında verilmesi gerektiğinden kapsama girmemektedir. Aynı şekilde, Şubat/2017 dönemine ait haberleşme vergisi kapsama girmekte, Mart/2017 dönemine ait haberleşme vergisi ise kapsama girmemektedir.
7020 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (1) numaralı alt bendi gereğince, 2017 yılına ilişkin emlak vergisi, emlak vergisi üzerinden hesaplanan taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı ile işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisi Kanun kapsamına girmemektedir.
Ayrıca, 2017 yılına ilişkin olarak 31/3/2017 tarihinden önce yıllık olarak tahakkuk eden ve 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 16 ncı maddesine istinaden belediye meclislerince taksitle ödenmesi uygun görülen ilan ve reklam vergisi alacaklarından kesinleşmiş olup, 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacaklar kapsama girmektedir.
Diğer taraftan, 2464 sayılı Kanun gereğince alınan ve 31/3/2017 tarihinden önce tahakkuk eden yol harcamalarına katılma payı, kanalizasyon harcamalarına katılma payı ve su tesisleri harcamalarına katılma payından oluşan belediye alacaklarından kesinleşmiş olup, 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacaklar kapsama girmektedir.
2- 6183 sayılı Kanun Kapsamına Giren Alacaklar
Belediyelerin bu Tebliğin (I/Ç-1) bölümünde açıklanan alacaklarının yanı sıra, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen, vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olan ve 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş bulunmakla birlikte, ödenmemiş asli ve fer’i amme alacakları da Kanun kapsamına alınmıştır.
Ancak, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmekle birlikte belediyelerce verilen idari para cezaları ile 2464 sayılı Kanunun mükerrer 97 nci maddesinin (b) fıkrası gereğince, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde faaliyet gösteren maden işletmelerince 3213 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde yer alan paylara ilaveten belediyelere ödenmesi gereken paylar, Kanun kapsamı dışında tutulmuştur.
3- Belediyelerin Ücret Alacakları
7020 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendinde, 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesine göre tahsili gereken, vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olan ve 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş bulunmakla birlikte, ödenmemiş ücret alacakları ile bunlara bağlı fer’i alacaklar da Kanun kapsamına alınmıştır.
Örneğin, belediyelere ait iş makinelerinin 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesinin verdiği yetkiye istinaden kiralanması sebebiyle ödenmesi gereken kira ücretinin vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce ise Kanun kapsamına girmekte, bu tarihten sonra ise girmemektedir.
Diğer taraftan, belediyelerin gayrimenkul kira alacakları 7020 sayılı Kanun kapsamına girmemektedir.
4- Belediyelerin Su, Atık Su ve Katı Atık Ücreti Alacakları
7020 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt bendi ile 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamındaki belediyelerin, su abonelerinden; vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olup, 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş bulunmakla birlikte, ödenmemiş olan su, atık su ve katı atık ücreti alacakları ile bunlara bağlı fer’i alacakları (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) Kanun kapsamındadır.
Örneğin, su kullanım dönemi 15 Şubat 2017 ila 15 Mart 2017 olan su alacağının faturada yer alan son ödeme tarihi Mart/2017 ayı içerisine rastladığı takdirde Kanun kapsamına girmekte, Nisan/2017 ayına rastladığı takdirde Kanun kapsamına girmemektedir.

5- Büyükşehir Belediyelerinin Katı Atık Ücreti Alacakları
7020 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (4) numaralı alt bendi ile büyükşehir belediyelerinin, 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 11 inci maddesine göre, vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olup, 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş bulunmakla birlikte, ödenmemiş olan katı atık ücreti alacakları ile bunlara bağlı fer’i alacakları (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) Kanun kapsamındadır.
6- Büyükşehir Belediyeleri Su ve Kanalizasyon İdarelerinin Su ve Atık Su Alacakları
7020 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, 20/11/1981 tarihli ve 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamındaki büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin alacaklarına yönelik düzenleme yapılmış ve bu idarelerin, vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olup, 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş bulunmakla birlikte, ödenmemiş bulunan su ve atık su bedeli alacakları ile bu alacaklara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakları (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) Kanun kapsamına alınmıştır.
II- ALACAKLARIN YAPILANDIRILMASINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR
7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde, Kanun kapsamına giren alacakların ne şekilde yapılandırılacağı düzenlenmiştir.
Kanun kapsamında alacakların yapılandırılarak ödenebilmesi için bu alacakların;
– Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen tür ve dönemden kaynaklı bir alacak olması,
– “kesinleşmiş alacak” olması,
– Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olması (Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç), (d) ve (e) bendinde vadesi 31/3/2017 tarihi ve öncesi olarak belirlenen alacaklar için bu tarih ve öncesinin esas alınması),
şarttır.
Buna göre, bir alacağın 7020 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenebilmesi için bu üç şartın bir arada bulunması gerekmektedir.
A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ilgili maddelerde yer alan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla Kanundan yararlanmak isteyen borçluların 30/6/2017 tarihi sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunması şartı getirilmiştir.
Buna göre, Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine, belediyelere, büyükşehir belediyelerine, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerine bağlı tahsil dairelerine olan ve bu Kanun kapsamına giren borçlarını yapılandırarak ödemek isteyen borçluların, 30 Haziran 2017 tarihine (bu tarih dâhil) kadar borçlu bulundukları tahsil dairelerine yazılı olarak başvurmaları gerekmektedir.
Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine olan borçları için Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen borçlular, bağlı bulundukları vergi dairesine doğrudan başvurabilecekleri gibi posta yoluyla veya Gelir İdaresi Başkanlığının internet adresi (www.gib.gov.tr) üzerinden başvuruda bulunabileceklerdir.

Ayrıca, borçlular motorlu taşıtlar vergisi ve/veya taşıtla ilişkili idari para cezaları için bulundukları ildeki/ilçedeki motorlu taşıtlar vergisini tahsile yetkili vergi dairelerine de başvuru yapabileceklerdir. Bu takdirde, ödeme planları mükelleflerin bağlı oldukları vergi daireleri tarafından tanzim edilecek ve mükelleflere ödeme planları müracaat ettikleri vergi dairesinde imza karşılığında elden, gerekli şartların bulunması koşuluyla (www.gib.gov.tr) internet adresi üzerinden doğrudan verilebilecektir.
Bu Tebliğ ekinde yer alan başvuru dilekçeleri (Ek:2/A, 2/B, 2/C, 2/D), Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenecek kesinleşmiş alacaklar için Kanundan yararlanmak isteyen borçlularca kullanılmak üzere düzenlenmiş olup alacaklı diğer idarelerce örneğe uygun başvuru dilekçelerinin hazırlanarak borçluların kullanımına sunulması icap etmektedir.
Borçluların birden fazla vergi dairesine olan borçları için Kanundan yararlanma talebinde bulunmaları hâlinde, her bir vergi dairesine ayrı ayrı başvurmaları gerekmektedir.
213 ve 6183 sayılı Kanunlar ile diğer kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutarlar dikkate alınarak ilgili vergi dairesine yazılı başvuru yapmak suretiyle 7020 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir. Dolayısıyla bu kişilerin Kanundan yararlanabilmek için Gelir İdaresi Başkanlığının internet adresi üzerinden başvurmaları mümkün bulunmamaktadır.
Borçlular, Kanun kapsamına giren toplam borçları için Kanundan yararlanabilecekleri gibi talep ettikleri dönem ve türler açısından da Kanundan yararlanabileceklerdir. Ancak, motorlu taşıtlar vergisi mükelleflerinin, her bir taşıt itibarıyla hesaplanacak toplam borç tutarı için başvuruda bulunmaları zorunludur.
7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan hüküm gereğince, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olup bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla yargı kararı ile kesinleştiği hâlde Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesinin mükellefe tebliğ edilmemiş olması nedeniyle ödeme süresi oluşmamış alacaklar için maddeden yararlanmak isteyen mükellefler, başvuru dilekçesinde bu hususu ayrıca belirteceklerdir.
Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında vergi dairelerince Gümrük ve Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil daireleri adına niyabeten takip edilen alacaklar için vergi dairelerine başvurulması mümkün bulunmayıp, bu yöndeki taleplerin ilgili gümrük idaresine yapılması gerekmektedir.
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin onbeşinci fıkrası gereğince, Kanun hükümlerinden yararlanmanın şartlarından birisi de dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması olduğundan, bu Kanundan yararlanmak üzere başvuran borçluların, takip ve tahsilat işlemlerinden dolayı açtıkları davalardan da (ihtirazi kayıtla verilen beyannameye konu alacaklar için Kanundan yararlanmak isteyenlerin alacağa ilişkin olarak açmış oldukları davalar dâhil) vazgeçmeleri gerekmektedir.
Öte yandan, elektronik ortamda Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunan borçluların, yararlanmak istedikleri borçlarıyla ilgili davalar bulunması hâlinde ilgili vergi dairesine ayrıca yazılı olarak da başvurmaları şarttır.
B- ALACAK TUTARININ TESPİTİ
7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde, Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenecek tutarın tespitinde uygulanacak esaslar belirlenmiş ve alacak asılları üzerinden hesaplanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak hesaplanacak Yİ-ÜFE tutarının alacak asılları ile birlikte ödenmesi kuralı getirilmiştir.
Madde kapsamında, yapılandırılarak ödenecek alacakların tespitinde aşağıda yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
1- Yİ-ÜFE Tutarının Hesaplanması
Yİ-ÜFE tutarı, fer’i alacaklar için esas alınan hesaplama yöntemleri kullanılarak tespit edilecektir.
Yİ-ÜFE tutarının hesaplanmasında, 213 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme faizi ve 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammının hesaplama yöntemi ve hesaplama süreleri değiştirilmeyecek, sadece aylık gecikme faizi/gecikme zammı oranı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılacaktır.
Yİ-ÜFE tutarı, gecikme faizi veya gecikme zammı dışında Kanun kapsamına giren diğer fer’i alacaklar yerine de hesaplanabilmektedir. Bu durumda da ilgili fer’i alacağın hesaplama yöntemi kullanılarak ödenecek Yİ-ÜFE tutarı bulunacaktır.
Ayrıca, Yİ-ÜFE tutarı, 31/10/2016 tarihine kadar (bu tarih dâhil) Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği aylık değişim oranları, 1/11/2016 tarihinden itibaren Kanunun yayımlandığı Mayıs 2017 ayı dâhil geçen süreye her ay için aylık %0,35 oranı esas alınmak suretiyle hesaplanacaktır.
Yİ-ÜFE hesaplamalarında ilk aya ilişkin esas alınacak Yİ-ÜFE aylık değişim oranı, alacağın vadesinin rastladığı ay için açıklanmış olan orandır. Alacağın vade tarihinin ayın son günü olması hâlinde de hesaplamalarda başlangıç oranı olarak kullanılacak Yİ-ÜFE aylık değişim oranı, vade tarihinin rastladığı ay için belirlenmiş oran olacaktır.
Türkiye İstatistik Kurumunca, Ocak/1980 ayından Ekim/2016 ayına ait açıklanan Yİ-ÜFE aylık değişim oranları ile 1/11/2016 tarihinden itibaren esas alınacak aylık oran ekli tabloda (Ek:1) yer almaktadır. Yİ-ÜFE tutarlarının tespitinde kullanılacak olan Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının eksi değer çıkması durumunda bu oranlar da hesaplamada eksi değer olarak dikkate alınacaktır. Hesaplamaya konu döneme ilişkin olarak Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının toplamı eksi değer olduğu takdirde alacak asılları üzerinden hesaplanan fer’iler yerine alınması gereken Yİ-ÜFE tutarı sıfır kabul edilecektir.
Örnek 1- 24/8/2015 vadeli bir verginin Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olması hâlinde bu vergiye %29,4934 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları toplamı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Yİ-ÜFE Oranı ve Hesaplanacak Süre
SÜRE
ESAS ALINACAK ORAN (%)
25/8/2015 – 24/9/2015 için
Ağustos ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,98
25/9/2015 – 24/10/2015 için
Eylül ayına ait Yİ-ÜFE oranı
1,53
25/10/2015 – 24/11/2015 için
Ekim ayına ait Yİ-ÜFE oranı
-0,2
25/11/2015 – 24/12/2015 için
Kasım ayına ait Yİ-ÜFE oranı
-1,42
25/12/2015 – 24/1/2016 için
Aralık ayına ait Yİ-ÜFE oranı
-0,33
25/1/2016 – 24/2/2016 için
Ocak ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,55
25/2/2016 – 24/3/2016 için
Şubat ayına ait Yİ-ÜFE oranı
-0,2
25/3/2016 – 24/4/2016 için
Mart ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,4
25/4/2016 – 24/5/2016 için
Nisan ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,52
25/5/2016 – 24/6/2016 için
Mayıs ayına ait Yİ-ÜFE oranı
1,48
25/6/2016 – 24/7/2016 için
Haziran ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,41
25/7/2016 – 24/8/2016 için
Temmuz ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,21
25/8/2016 – 24/9/2016 için
Ağustos ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,08
25/9/2016 – 24/10/2016 için
Eylül ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,29
25/10/2016 – 24/11/2016 için
Ekim ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,84
25/11/2016 – 24/12/2016 için
Kasım ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,35
25/12/2016 – 24/1/2017 için
Aralık ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,35
25/1/2017 – 24/2/2017 için
Ocak ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,35
25/2/2017 – 24/3/2017 için
Şubat ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,35
25/3/2017 – 24/4/2017 için
Mart ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,35
25/4/2017 – 24/5/2017 için
Nisan ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,35
25/5/2017 – 26/5/2017 için
Mayıs ayına ait Yİ-ÜFE oranı
[(0,35/100)/30×100]x2*
0,0234

TOPLAM Yİ-ÜFE ORANI
7,2634
*Gecikme zammının ay kesrine isabet eden günleri için Yİ-ÜFE tutarının hesaplanmasında, ilgili ay Yİ-ÜFE aylık değişim oranı 30’a bölünmek suretiyle (Yİ-ÜFE aylık değişim oranı/100/30=) bulunacak günlük oran kullanılacaktır. Bulunacak rakamın virgülden sonraki 6 hanesi hesaplamalarda kullanılacak olup, 7 nci ve devam eden hanelerde bir sayı bulunması hâlinde 6 ncı hane bir üst sayıya tamamlanacak ve bulunan rakam 100 sayısı ile çarpılmak suretiyle günlük Yİ-ÜFE oranı bulunacaktır. Bulunan günlük oran geçen gün sayısı ile çarpılarak ay kesrine isabet eden toplam Yİ-ÜFE oranı bulunacaktır.
Toplam Yİ-ÜFE aylık değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi gereken Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak Kanuna göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.
Örnek 2- 30/6/2016 vadeli yıllık gelir vergisi ikinci taksitinin Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olması hâlinde bu vergiye %15,2142 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı yerine toplam Yİ-ÜFE oranı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Yİ-ÜFE Oranı ve Hesaplanacak Süre
SÜRE
ESAS ALINACAK ORAN (%)
1/7/2016 – 31/7/2016 için
Haziran ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,41
1/8/2016 – 31/8/2016 için
Temmuz ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,21
1/9/2016 – 30/9/2016 için
Ağustos ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,08
1/10/2016 – 31/10/2016 için
Eylül ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,29
1/11/2016 – 30/11/2016 için
Ekim ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,84
1/12/2016 – 31/12/2016 için
Kasım ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,35
1/1/2017 – 31/1/2017 için
Aralık ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,35
1/2/2017 – 28/2/2017 için
Ocak ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,35
1/3/2017 – 31/3/2017 için
Şubat ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,35
1/4/2017 – 30/4/2017 için
Mart ayına ait Yİ-ÜFE oranı
0,35
1/5/2017 – 26/5/2017 için
Nisan ayına ait Yİ-ÜFE oranı
[(0,35/100)/30×100]x26
0,3042
TOPLAM Yİ-ÜFE ORANI
3,8842

Toplam Yİ-ÜFE aylık değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi gereken Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak Kanuna göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.
Yİ-ÜFE Tutarının Hesaplanmasında Esas Alınacak Diğer Hususlar;
Gecikme zammının günlük olarak hesaplanması gerektiği hallerde, bu sürelere uygulanması gereken Yİ-ÜFE aylık değişim oranı da Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan düzenlemeler çerçevesinde günlük olarak bulunacaktır.
6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde yer alan asgari gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine alınacak Yİ-ÜFE tutarı için de uygulanacaktır.
6183 sayılı Kanunun 52 nci maddesine göre gecikme zammı tatbik süresini durduran iflas ve aciz halleri söz konusu ise gecikme zammı uygulanmayan süreye Yİ-ÜFE aylık değişim oranı da uygulanmayacak, bu hallerin varlığı Yİ-ÜFE uygulanan süreyi de durduracaktır.
6183 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi uyarınca, belediye sınırları dışındaki köylerde tahsildarlar tarafından tahsil edilen ve tahsildarın ilk uğradığı zaman ödeme yapılmadığı takdirde %10 oranında uygulanan gecikme zammı yerine, tahsildarın ilk uğradığı aydaki Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanacaktır.
2- Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla Kesinleşmiş ve Vadesi Geldiği Hâlde
Ödenmemiş Vergiler
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olan ve Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup, bu tarihe kadar (bu tarih dâhil) vadesi geldiği hâlde ödenmemiş vergiler girmektedir.
Madde kapsamında ödenecek alacak tutarının tespiti için vergi asıllarına;
– vade tarihinden, Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için gecikme zammı yerine,
– daha önce hesaplanmış gecikme faizi olması hâlinde, bu faizin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Yİ-ÜFE tutarı, vergi aslı ile toplanarak Kanuna göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.
Yapılandırılan alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde vergi aslına ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi aslına bağlı vergi cezaları ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 3- 26/1/2014 vadeli 13.400,00 TL gelir (stopaj) vergisi süresinde ödenmemiştir. Bu Kanunun yayımı tarihine kadar 7.504,00 TL gecikme zammı hesaplanmıştır. Kanunun yayımı tarihi itibarıyla toplam borç tutarı 20.904,00 TL’dir.
Bu Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, vergi aslına uygulanan gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre, gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı ve Yİ-ÜFE tutarı aşağıdaki şekilde olacaktır.

Gecikme Zammı Hesaplanan Süre
Alacak Aslı Tutarı
(TL)
Toplam Gecikme Zammı Oranı
Gecikme Zammı Tutarı
(TL)
Toplam Yİ-ÜFE Oranı
Yİ-ÜFE Tutarı
(TL)
27/1/2014 – 26/5/2017
13.400,00
%56
7.504,00
%18,55
2.485,70

Buna göre, ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.

Ödenecek Tutar

Gelir (Stopaj) Vergisi
:
13.400,00 TL

Yİ-ÜFE Tutarı (Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)
:
2.485,70 TL

TOPLAM
:
15.885,70 TL

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı
:
7.504,00 TL

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 15.885,70 TL tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 7.504,00 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 4- 2012 vergilendirme dönemine ilişkin olarak 25/3/2013 tarihine kadar elektronik ortamda verilmesi gereken yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmemiştir. Yapılan inceleme sonucunda, 2012 dönemi için 42.000,00 TL gelir vergisi tarh edilmesi ve bir kat vergi ziyaı cezası ile 1.170,00 TL özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Vergi/ceza ihbarnamesi 17/4/2014 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir. İnceleme sonucu yapılan bu tarhiyat 17/5/2014 tarihinde tahakkuk etmiş ve Kanunun yayımı tarihine kadar herhangi bir ödemede bulunulmamıştır. Bu tarhiyata göre tahakkuk eden vergi, vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezası, gecikme faizi ve gecikme zamları şu şekildedir.

Gelir Vergisi
:
42.000,00 TL
Vergi Ziyaı Cezası
:
42.000,00 TL
Özel Usulsüzlük Cezası
:
1.170,00 TL
Gecikme Faizi
:
6.468,00 TL
Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı
:
20.599,61 TL
Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı
:
20.599,61 TL
TOPLAM

132.837,22 TL

Bu Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları aşağıdaki gibi olacaktır.
Vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olan ve Kanun kapsamına giren vergi cezalarının Kanundan yararlanılarak ödenmek istenmesi hâlinde, Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince bu cezaların %50’sinin ödenmesi şartıyla, cezanın geri kalan %50’sinin tahsilinden vazgeçilecektir.
Vergi aslına uygulanan gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak, Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre, örnek olayda gecikme faizinin hesaplandığı süre, gecikme faizi tutarı, bu sürelere ilişkin toplam Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarları aşağıda gösterilmiştir.

Açıklama: ecblank
Gecikme Faizi Hesaplanan Süre
Alacak Aslı Tutarı
(TL)
Toplam Gecikme Faizi Oranı
Gecikme Faizi Tutarı (TL)
Toplam Yİ-ÜFE Oranı
Yİ-ÜFE Tutarı
(TL)
I. Taksit
1/4/2013-17/5/2014
21.000,00
%18,20
3.822,00
%12,53
2.631,30
II. Taksit
1/8/2013-17/5/2014
21.000,00
%12,60
2.646,00
%9,77
2.051,70
TOPLAM
Açıklama: ecblank
42.000,00
Açıklama: ecblank
6.468,00
Açıklama: ecblank
4.683,00

Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı ve Yİ-ÜFE tutarı aşağıdaki şekildedir.
Gecikme Zammı Hesaplanan Süre
Alacak Aslı Tutarı
(TL)
Toplam Gecikme Zammı Oranı
Gecikme Zammı Tutarı
(TL)
Toplam Yİ-ÜFE Oranı
Yİ-ÜFE Tutarı
(TL)
18/6/2014 -26/5/2017
42.000,00
(Gelir V.)
%49,3736
20.736,91
%13,6453
5.731,03
18/6/2014 -26/5/2017
42.000,00
(Vergi Ziyaı Cezası)
%49,3736
20.736,91
—–
—–

Ödenecek Tutar

Gelir Vergisi
:
42.000,00 TL
Özel Usulsüzlük Cezası (1.170,00 x %50=)
:
585,00 TL
Yİ-ÜFE Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)
:
4.683,00 TL
Yİ-ÜFE Tutarı (Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)
:
5.731,03 TL
TOPLAM
:
52.999,03 TL

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

Vergi Ziyaı Cezası
:
42.000,00 TL
Özel Usulsüzlük Cezası (1.070,00 x %50=)
:
585,00 TL
Gecikme Faizi
:
6.468,00 TL
Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı
:
20.736,91 TL
Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı
:
20.736,91 TL
TOPLAM
:
90.526,82 TL

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 52.999,03 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 90.526,82 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
3- Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla Kesinleşmiş ve Ödeme Süresi Henüz Geçmemiş Vergiler
7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla kesinleştiği hâlde ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacaklar için de Kanun hükmünden yararlanılabileceği belirtilmiştir.
Buna göre, muhtelif şekillerde kesinleşen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödeme süresi henüz geçmemiş olan alacaklar hakkında, aşağıda açıklanan hususlar ve bu Tebliğin önceki bölümlerinde yer alan açıklamalar dikkate alınarak işlem tesis edilecektir.
a) 213 sayılı Kanunun Uzlaşma Hükümlerine Göre Kesinleşen Alacaklar
7020 sayılı Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil) 213 sayılı Kanunun gerek uzlaşma gerekse tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerinden yararlanılarak uzlaşma sağlanmış ancak ödeme süresi henüz geçmemiş borcu olan mükellefler, uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi ve ceza tutarları ile hesaplanan gecikme faizleri dikkate alınarak Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Örnek 5- 24/6/2016 tarihinde verilmesi gereken katma değer vergisi beyannamesi süresinde verilmemiştir. Mükellefin defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucu adına 60.000,00 TL katma değer vergisi tarh edilerek bir kat vergi ziyaı cezası ile 1.370,00 TL özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Buna ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi 3/4/2017 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir.
Mükellef, 12/4/2017 tarihinde uzlaşma talebinde bulunmuş, 5/5/2017 tarihi uzlaşma günü olarak verilmiş ve aynı gün varılan uzlaşma sonucuna göre, vergi dairesince aşağıda yazılı tutarlar tahakkuk ettirilmiştir.

Katma Değer Vergisi
:
50.000,00 TL
Vergi Ziyaı Cezası
:
6.000,00 TL
Özel Usulsüzlük Cezası
:
1.370,00 TL
Gecikme Faizi
:
7.000,00 TL
TOPLAM
:
64.370,00 TL

Mükellefin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla uzlaşma sonucu tahakkuk eden alacakların ödeme süresi henüz geçmemiş (vade tarihi: 4/6/2017) olduğundan, Kanun hükmüne göre ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki şekilde olacaktır.
Gecikme Faizi Hesaplanan Süre
Alacak Aslı Tutarı
(TL)
Toplam Gecikme Faizi Oranı
Gecikme Faizi Tutarı
(TL)
Toplam Yİ-ÜFE Oranı
Yİ-ÜFE Tutarı
(TL)
27/6/2016-5/5/2017
50.000,00
%14,00
7.000,00
%3,58
1.790,00

Ödenecek Tutar

Katma Değer Vergisi
:
50.000,00 TL
Özel Usulsüzlük Cezası (1.370,00 x %50=)
:
685,00 TL
Yİ-ÜFE Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)
:
1.790,00 TL
TOPLAM
:
52.475,00 TL

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

Vergi Ziyaı Cezası
:
6.000,00 TL
Özel Usulsüzlük Cezası (1.370,00 x %50=)
:
685,00 TL
Gecikme Faizi
:
7.000,00 TL
TOPLAM
:
13.685,00 TL

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 52.475,00 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 13.685,00 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
b) 213 sayılı Kanunun 376 ncı Maddesinden Yararlanılarak Ödenecek Alacaklar
213 sayılı Kanun uyarınca kesilmiş olan vergi cezaları için anılan Kanunun 376 ncı maddesi hükmü uyarınca indirim talebinde bulunulan ancak, 7020 sayılı Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla dava açma süresi geçmiş, dolayısıyla kesinleştiği hâlde ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacaklar için indirimli ceza tutarları dikkate alınarak Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir.
Bu safhada bulunan alacaklar için, 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesine göre indirimli olarak tahakkuk ettirilen cezanın vergi aslına bağlı olmayan bir ceza ya da iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezası olması durumunda ödenecek ceza tutarının 7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüne göre indirilmiş tutar üzerinden hesaplanmasına dikkat edilecektir.
Örnek 6- 12/4/2017 tarihinde Bakanlığımız özel işaretli görevlisinin ikazına rağmen durmayan aracın sahibi adına 800,00 TL özel usulsüzlük cezası kesilmiş ve vergi/ceza ihbarnamesi 17/4/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mükellef söz konusu vergi cezası için 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesi hükmünden yararlanmak üzere dava açma süresinin son günü olan 17/5/2017 tarihinde vergi dairesine müracaat etmiştir.
Vergi dairesince mükellefin talebi üzerine cezanın 1/3’ü indirilerek, kalan 533,33 TL özel usulsüzlük cezası tahakkuk ettirilmiş ve mükellefe cezayı 17/6/2017 tarihine kadar ödemesi gerektiği bildirilmiştir.
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödeme süresi henüz geçmemiş olan bu alacağa ilişkin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesi çerçevesinde hesaplanan 533,33 TL özel usulsüzlük cezası, 7020 sayılı Kanun hükümlerine göre %50 oranında indirilerek tahsil edilecektir. Söz konusu cezanın %50’sine isabet eden (533,33 x %50=)266,67 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, özel usulsüzlük cezasından kalan 266,66 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.
c) 213 sayılı Kanunun 371 inci Maddesinde Yer Alan Pişmanlık Hükümlerine Göre Beyan Edilen Matrahlar Üzerinden Tahakkuk Eden Alacaklar
7020 sayılı Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla (bu tarih hariç) pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve 15 günlük ödeme süresi henüz geçmemiş olan alacaklar için Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir. Bu takdirde, pişmanlık zammı yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Ancak, 7020 sayılı Kanun hükümlerine göre ödeme yapılmamış olması hâlinde pişmanlık hükümlerinin ihlal edilmiş sayılacağı tabiidir. Dolayısıyla, kısmen pişmanlık ihlali olamayacağından borçlular ödedikleri tutar kadar Kanun hükmünden yararlanamayacaktır.
213 sayılı Kanunun pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla 371 inci maddede öngörülen 15 günlük ödeme süresinde ödenmemiş olan vergiler için pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş olacak ve vergi asılları ile bunlara hesaplanan gecikme faizi/gecikme zammı Kanun kapsamında yapılandırılacaktır.
Örnek 7- Şubat/2016 vergilendirme dönemine ilişkin elektronik ortamda verilmesi gereken gelir (stopaj) vergisi beyannamesi 15/5/2017 tarihinde pişmanlıkla verilmiş, bunun üzerine 18.600,00 TL vergi tahakkuk etmiş ve alacağın vadesi 30/5/2017 tarihi olarak oluşmuştur. Ayrıca, beyannamenin süresinde verilmemesi nedeniyle 1.370,00 TL tutarında özel usulsüzlük cezası kesilerek aynı gün mükellefe tebliğ edilmiştir.
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödeme süresi henüz geçmemiş olan bu alacağa ilişkin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, Kanun hükmüne göre ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.
Pişmanlık Zammı Hesaplanan Süre*
Alacak Aslı Tutarı
(TL)
Pişmanlık
Zammı
Oranı
Pişmanlık
Zammı Tutarı
(TL)
Yİ-ÜFE
Hesaplanacak
Süre
Toplam Yİ-ÜFE Oranı
Yİ-ÜFE Tutarı
(TL)
27/3/2016-
26/5/2017
18.600,00
%19,60
3.645,60
27/3/2016-
26/5/2017
%6,33
1.177,38
* Pişmanlık zammının hesabında Kanunun yayımı tarihi esas alınmıştır.

Ödenecek Tutar

Gelir (stopaj) Vergisi
:
18.600,00 TL
Damga Vergisi
:
33,90 TL
Yİ-ÜFE Tutarı (Pişmanlık Zammı Yerine)
:
1.177,38 TL
TOPLAM
:
19.811,28 TL

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

Pişmanlık Zammı (Gelir (stopaj) Vergisi için)
:
3.645,60 TL
Yukarıda belirtilen 19.811,28 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, 3.645,60 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.
Mükellefe kesilmiş olan 1.370,00 TL tutarındaki özel usulsüzlük cezasına ilişkin vergi/ceza ihbarnamesinin 15/5/2017 tarihinde tebliğ edilmiş olması ve 7020 sayılı Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla 30 günlük dava açma süresinin geçmemiş olması nedeniyle bu alacak kesinleşmemiş olduğundan, bu ceza için Kanun hükmünden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.
Mükellefçe, yapılandırılan tutarın tamamının Kanun hükümlerine göre ödenmemesi hâlinde, pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve Kanun hükmünden yararlanılamayacaktır.
ç) 213 sayılı Kanun Uyarınca İkmalen, Re’sen ya da İdarece Yapılan Tarhiyata İlişkin Olarak Dava Açılmaksızın Kesinleşen Alacaklar
İkmalen, re’sen ya da idarece tarh edilmiş ve Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla kesinleşmiş olan ve ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacaklar için tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamelerinde belirtilen tutar ve hesaplanan gecikme faizi dikkate alınarak Kanundan yararlanılabilecektir.
4- Kanunun Yayımı Tarihinden Önce Asılları Kısmen ya da Tamamen Ödenmiş Olan Vergiler
7020 sayılı Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihinden önce asılları kısmen ya da tamamen ödenmiş olan alacaklar Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre yapılandırılacaktır.
Buna göre, Kanunun yayımı tarihinden önce asılları kısmen ya da tamamen ödenmiş olan vergilerle ilgili olarak aşağıdaki şekilde işlem yapılacaktır.
a) Asılları Kısmen Ödenmiş Olan Vergiler
Asılları kısmen ödenmiş olan vergilerin ödenmemiş kısmına,
– vade tarihinden Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacak gecikme zammı yerine,
– daha önce hesaplanmış gecikme faizi olması hâlinde, gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine,
Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar, ödenmemiş vergi aslı ile toplanarak Kanuna göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.
Yapılandırılan alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde vergi aslına uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına bağlı cezalar ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Asılları kısmen ödenmiş vergilerin, ödenmiş kısmına isabet eden gecikme zammı ve gecikme faizinin ödenmemiş olması hâlinde ise aşağıdaki (b) bölümünde yer alan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
b) Asılları Tamamen Ödenmiş Vergilere İlişkin Gecikme Faizi ve Gecikme Zammı
7020 sayılı Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihinden önce asılları tamamen ödenmiş vergiler üzerinden hesaplanmış gecikme zammı ve gecikme faizleri;
– verginin vade tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine,
– vergiye gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,
Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Yİ-ÜFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde vergi aslına uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına bağlı cezalar ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Diğer taraftan, Kanunun yayımı tarihinden önce vergi aslının, vergi aslına uygulanan gecikme zammının, gecikme faizinin ve vergi cezalarının ödenmiş olması, başka bir ifadeyle, ödenmemiş kısmın sadece vergi cezasına uygulanan gecikme zammından ibaret olması hâlinde, herhangi bir şart aranmaksızın vergi cezalarına uygulanan gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
c) Asılları Tamamen Ödenmiş Vergilere İlişkin Gecikme Faizi ve Gecikme Zamlarından, Kanunun Yayımı Tarihinden Önce Kısmen Tahsil Edilenler
Asılları tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zamlarından, Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen tahsilat yapılmışsa,
– verginin vade tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine,
– vergiye gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine,
Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Ödenmiş gecikme faizi/gecikme zammı tutarının, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarından fazla olması hâlinde herhangi bir tahsilat yapılmayacak, kalan gecikme faizi/gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir. Bununla birlikte, tahsil edilmiş gecikme faizi ve gecikme zammından red ve iade yapılmayacaktır.
Ödenmiş gecikme faizi/gecikme zammı tutarının, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarından az olması hâlinde ise ödenecek tutar, Yİ-ÜFE tutarından ödenmiş olan gecikme faizi/gecikme zammı çıkartılmak suretiyle tespit edilecektir. Bu şekilde belirlenen tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, kalan gecikme faizi/gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 8- Ocak, Şubat, Mart/2016 vergilendirme dönemine ilişkin 22.850,00 TL kurum geçici vergi tahakkuk etmiştir. Ancak, mükellef 17/5/2016 vadeli kurum geçici vergi borcunu ödememiştir. Söz konusu kurum geçici vergi borcu mükellefin kurumlar vergisi beyannamesini, beyanname verme süresi içerisinde vermesi nedeniyle, 1/4/2017 tarihi itibarıyla terkin edilmiş ve 3.359,06 TL gecikme zammı hesaplanmıştır.
Mükellefin gecikme zammı borcuna karşılık vergi dairesince 2/5/2017 tarihinde 350,00 TL tahsilat yapılmıştır.
Mükellefin, 7020 sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması hâlinde geçici verginin vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı tutarı yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu durumda uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı %4,8855’dir.
Toplam Yİ-ÜFE tutarı ise (22.850,00 x %4,8855=)1.116,34 TL olacaktır.
Mükellefin gecikme zammına karşılık hiç ödeme yapmamış olması hâlinde, Kanun hükmünden yararlanmak için ödemesi gereken tutar 1.116,34 TL’dir.
Ancak, mükelleften Kanunun yayım tarihinden önce gecikme zammına karşılık 350,00 TL tahsilat yapıldığından, 7020 sayılı Kanuna göre ödemesi gereken Yİ-ÜFE tutarından, daha önce ödenen gecikme zammı tutarı çıkarılarak tahsili gereken Yİ-ÜFE tutarı bulunacaktır.
Buna göre, ödenecek Yİ-ÜFE tutarı; (1.116,34 – 350,00=)766,34 TL’dir.
Mükellefin bu tutarı Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi hâlinde gecikme zammından kalan (3.359,06 – 350,00=)3.009,06 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.
5- Sadece Vergi Aslına Bağlı Vergi Cezası ve Buna İlişkin Gecikme Zammından İbaret Borçlar
7020 sayılı Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla ödenmemiş borcun sadece vergi aslına bağlı kesilen cezalardan olması durumunda bu Tebliğin (II/F-14) bölümünde belirtilen açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
6- Bir Vergi Aslına Bağlı Olmaksızın Kesilmiş Olan Vergi Cezaları
7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilmiş olan vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları, Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla kesinleşmiş ve vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olması hâlinde, anılan bent kapsamında yapılandırılabilecektir.
Bu durumda, vergi aslına bağlı olmayan vergi cezalarının (I. ve II. derece usulsüzlük cezaları ile özel usulsüzlük cezaları) %50’sinin Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun yayımı tarihinden önce bu cezalara karşılık kısmi ödeme yapılmış olması hâlinde ödenmemiş kısım için bu Kanundan yararlanılacaktır.
Örnek 9- Mükellefe, yaptığı satışa ilişkin fatura vermemesinden dolayı 210,00 TL özel usulsüzlük cezası kesilmiş ve vergi/ceza ihbarnamesi 10/2/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Kesilen ceza itirazsız kesinleşmiştir.
Mükellefin, 7020 sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması hâlinde 210,00 TL özel usulsüzlük cezasının %50’sine isabet eden (210,00 x %50=)105,00 TL’yi ödemesi gerekecektir. Söz konusu tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde kalan 105,00 TL özel usulsüzlük cezasının tahsilinden vazgeçilecektir.
7- İştirak Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları
7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iştirak nedeniyle kesilen, Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla kesinleşmiş ve vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş vergi cezalarının %50’si ve bu tutara gecikme zammı yerine, bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, cezaların kalan %50’sinin ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun yayımı tarihinden önce bu cezalardan kısmen tahsilat yapılmış ise kalan tutar üzerinden Kanundan yararlanılabilecektir.
8- İhtirazi Kayıtla Beyan Edilen Vergiler
7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk etmiş olan vergiler hakkında, maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmünün uygulanacağı belirtilmiştir.
Buna göre, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ihtirazi kayıtla beyan edilmiş ancak ödenmemiş vergiler dava konusu yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın Kanun kapsamında yapılandırılacaktır. Bu takdirde, ihtilafa ilişkin yargı mercilerince verilmiş kararlar dikkate alınmadan mükelleflerin beyanı üzerine tahakkuk eden tutar esas alınarak Kanun hükmünden yararlanılacaktır.
Ayrıca, alacağa ilişkin açılmış olan davalardan vazgeçilmesi gerektiği tabiidir.
9- Motorlu Taşıtlar Vergisine İlişkin Yapılacak İşlemler
7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin dördüncü fıkrasıyla, Kanun kapsamında ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması koşuluyla, 197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmadan, taksit ödeme süresi sonuna kadar fenni muayene yaptırılmasına ve uçuşa elverişli belgesi verilmesine imkân sağlanmaktadır.
Ancak, taşıtın satış ve devri hâlinde taksitlendirilen borcun tamamının ödenmesi şartının aranılacağı tabiidir.
10- 5736 sayılı Kanuna Göre Uzlaşılmış Alacaklar
7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 20/2/2008 tarihli ve 5736 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanunun 1 ve 2 nci maddeleri gereğince ödenmesi gerektiği hâlde Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan tutarların Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılabileceği hüküm altına alınmıştır.
5736 sayılı Kanun kapsamında taksitlendirilen alacaklardan 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olanlar, Kanunun 2 nci maddesine göre yapılandırılacak ve ödenecek tutarın tespitinde, alacak asıllarına 5736 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince ödemede gecikilen her ay ve kesri için aylık olarak uygulanması gereken;
– %5 zammın yerine ilgili aylara ait Yİ-ÜFE aylık değişim oranları,
– 5736 sayılı Kanunda öngörülen ve taksitlere %5 zammın uygulandığı süreden sonra gecikilen süre için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanması gereken gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları,
esas alınarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
7020 sayılı Kanuna göre; 5736 sayılı Kanunun 1 ve 2 nci maddeleri uyarınca ödenecek taksitlere ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden itibaren her ay ve kesri için ayrı ayrı binde iki oranında hesaplanan faiz için herhangi bir Yİ-ÜFE tutarı hesaplanmayacaktır. Binde iki oranında hesaplanan tutar, 7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince, Kanun kapsamında yapılandırılan borcun Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla terkin edilecektir.
Diğer taraftan, 5736 sayılı Kanunun 1 inci maddesi kapsamında uzlaşılarak tahakkuk ettirilen ve taksitler hâlinde vadelendirilen alacak tutarı içerisinde yer alan vergi aslı ve gecikme faizi Kanun kapsamında yapılandırılacak ve varsa vergi cezaları hakkında da 7020 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.
11- Kanunun 2 nci Maddesi Kapsamındaki İdari Para Cezaları
7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup vadesi geldiği hâlde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi kapsamında olan idari para cezalarının yapılandırma usulü belirlenmiştir.
Buna göre, Kanun kapsamında yapılandırılması mümkün olan askerlik, seçim, nüfus, trafik, karayolu taşıma, otoyollar ve köprülerden ihlalli geçiş idari para cezaları ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından verilmiş olan idari para cezalarından, 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilmiş olan ve bu Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup vadesi geldiği hâlde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunanların asıllarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine, Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaya bağlı fer’ilerin tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanun kapsamında yapılandırılması mümkün olan idari para cezalarından;
– 2918 sayılı Kanuna göre verilen ve süresinde ödenmeyen idari para cezalarına, vade tarihinden ödendiği tarihe kadar,
– 4925 sayılı Kanuna göre verilen ve süresinde ödenmemiş olan idari para cezalarından, anılan Kanunda değişiklik yapan 5728 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8/2/2008 tarihinden önce (bu tarih hariç) verilmiş olanlara vade tarihinden 8/2/2008 tarihine kadar (bu tarih hariç),
geçen her ay ve kesri için aylık %5 oranında faiz hesaplanması ve hesaplanan faiz tutarının da cezanın iki katını geçmemesi gerekmektedir.
7020 sayılı Kanun kapsamında trafik ve karayolu taşıma idari para cezalarının yapılandırılmasında aylık %5 oranında hesaplanacak faiz yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Ancak, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarı da ilgili Kanun gereğince idari para cezasının iki katını geçemeyecektir.
2918 sayılı Kanunun 31/7/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 115 inci maddesi hükmüne göre, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren on gün içerisinde ödenmeyen trafik idari para cezaları iki katına çıkarak ödeme süresi on gün daha uzamakta ve bu süre içerisinde de ödenmeyen trafik idari para cezaları üç katına çıkmaktaydı. 5228 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce verildiği hâlde 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan trafik idari para cezalarının yapılandırılmasında herhangi bir fer’i alacak bulunmadığından, bu alacak üzerinden Yİ-ÜFE tutarı hesaplanmayacak ve yapılandırmada üç katına çıkmış tutar esas alınacaktır. Aynı şekilde 4925 sayılı Kanunun 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 29 uncu maddesi hükmüne göre üç katına çıkmış karayolu taşıma idari para cezaları için de üç katına çıkan tutar üzerinden Kanundan yararlanılabilecektir.
7020 sayılı Kanun kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin tutanakların ilgili vergi dairelerine intikal etmemiş olması hâlinde, borçlular vergi dairelerine idari yaptırım karar tutanaklarını ibraz ederek başvuruda bulunabilecek ve bu başvurular üzerine söz konusu idari para cezaları Kanun kapsamında yapılandırılacaktır.
Örnek 10- 13/4/2016 vadeli 844,00 TL tutarlı trafik idari para cezasının, Kanundan yararlanılmak suretiyle ödenmesi durumunda ödenmesi gereken alacak tutarı ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı şu şekilde olacaktır.

Faiz Hesaplanan Süre
İdari Para Cezası Tutarı
(TL)
Faiz Oranı
Faiz Tutarı
(TL)
Toplam
Yİ-ÜFE Oranı
Yİ-ÜFE Tutarı
(TL)
14/4/2016-
26/5/2017
844,00
%70
590,80
%6,28
53,00

Ödenecek Tutar
İdari Para Cezası
:
844,00 TL
Yİ-ÜFE Tutarı (Faiz Yerine)
:
53,00 TL
TOPLAM
:
897,00 TL

Tahsilinden Vazgeçilen Alacak
Faiz
:
590,80 TL

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 897,00 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 590,80 TL tutarındaki faizin tahsilinden vazgeçilecektir.
12- 6183 sayılı Kanun Kapsamında Takip Edilen Diğer Alacaklar
7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, vergiler ile Kanun kapsamına giren idari para cezaları dışında kalan ve bu Tebliğin (I/B-1-c) bölümünde belirtilen amme alacaklarının yapılandırılmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi kapsamında olan ve Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan asli alacakların ödenmemiş kısmının tamamı ile bu alacaklara bağlı faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla bu alacaklara uygulanan faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmemiş olan alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde ise fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla Kanun hükmünden yararlanılacak ve faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Söz konusu bent kapsamına giren alacak asıllarının Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen veya tamamen ödenmiş olması hâlinde yapılandırılacak tutar bu Tebliğin (II/B-4) bölümüne göre tespit edilecektir.
Bu bölümde yer verilen alacaklara yönelik olarak Kanundan yararlanılmak istenildiği takdirde dava açılmaması, dava açılmış olması hâlinde davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması şarttır.
Örnek 11- Yurtdışından 7 ay vadeli ihracatın finansmanı için 13/3/2013 tarihinde kredi kullanan mükelleften teşvik mevzuatı gereğince kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi yapılmamıştır.
İhracat taahhüdünü süresi içinde kapatan mükellefin taahhüt kapatılmasında kullanılan gümrük beyannamelerinin gerçeğe uygun olmadığının anlaşılması üzerine ilgili banka tarafından 12.000,00 TL kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi takip ve tahsil edilmek üzere mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine 17/7/2014 tarihinde bildirilmiştir. Vergi dairesince yapılan tebliğ üzerine vadesi 24/9/2014 tarihi olan kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi ile kredi kullanım tarihinden vade tarihine kadar hesaplanan cezai faiz için Kanunun yayımı tarihine kadar herhangi bir ödemede bulunulmamıştır.
Mükellefin, Kanundan yararlanmak üzere bağlı olduğu vergi dairesine başvurması hâlinde, kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi aslına;
– Kredi kullanım (13/3/2013) tarihinden vade tarihine kadar geçen süre için hesaplanan cezai faiz yerine,
– Vade tarihinden Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihine kadar (bu tarih hariç) geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine,
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre, kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi ile cezai faiz ve gecikme zammı yerine uygulanacak Yİ-ÜFE tutarları aşağıdaki şekilde olacaktır.

Cezai Faizin Hesaplandığı Süre
KKDF Tutarı
(TL)
Cezai
Faiz
(TL)
Toplam Yİ-ÜFE Oranı
Yİ-ÜFE Tutarı
(TL)
13/3/2013 – 23/9/2014
12.000,00
3.313,97
%13,6224
1.634,69
Örnek olayın meydana geldiği dönemde yıllık cezai faiz oranı; 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 1 inci maddesinde yer alan kanuni faiz oranlarının 2 katıdır. Hesaplamalarda, kredi kullanım tarihinden alacağın vade tarihine kadar yürürlükte olan kanuni faiz oranlarının 2 katı esas alınarak geçen gün sayıları üzerinden basit faiz hesaplama metodu kullanılmaktadır. 13/3/2013 tarihinden 23/9/2014 tarihine kadar geçen süre için faiz tutarı [12.000,00 x 560 x (9×2)]/36500=3.313,97 TL’dir.

Gecikme Zammının Hesaplandığı Süre
KKDF Tutarı
(TL)
Toplam Gecikme Zammı Oranı
Gecikme Zammı Tutarı
(TL)
Toplam
Yİ-ÜFE Oranı
Yİ-ÜFE Tutarı
(TL)
25/9/2014-26/5/2017
12.000,00
%44,8467
5.381,60
%12,3534
1.482,41
Ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı:

Ödenecek Tutar

Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Kesintisi
:
12.000,00 TL
Yİ-ÜFE Tutarı (Cezai Faiz Yerine)
:
1.634,69 TL
Yİ-ÜFE Tutarı (Gecikme Zammı Yerine)
:
1.482,41 TL
TOPLAM
:
15.117,10 TL

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

Cezai Faiz
:
3.313,97 TL
Gecikme Zammı
:
5.381,60 TL
TOPLAM
:
8.695,57 TL

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 15.117,10 TL tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 8.695,57 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
13- Tecilli Alacaklar
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin onikinci fıkrasında “(12) Bu Kanun kapsamına giren alacakların, bu Kanunun yayımı tarihinden önce 6183 sayılı Kanun ve diğer kanunlar uyarınca tecil edilip de tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olanlarından, kalan taksit tutarları için borçlular, talep etmeleri hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanabilirler. Bu takdirde tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süre için sadece ilgili kanunda öngörülen faiz uygulanır. Kalan taksit tutarları vadesinde ödenmemiş alacak kabul edilir ve bu alacaklar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm uyarınca, 7020 sayılı Kanun kapsamına giren alacakların, Kanunun yayımı tarihinden önce 6183 sayılı Kanun ve diğer kanunlar (4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi gibi) uyarınca tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun ödeniyor olması hâlinde borçlular, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödeme süresi geçmemiş olan taksit tutarları için Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Bu takdirde, tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılacaktır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süre için ilgili kanunun öngördüğü faiz uygulanmış ve tahsil edilmiş olduğundan, ödenmiş kısım ile ilgili herhangi bir işlem yapılmayacaktır. Kalan taksit tutarları vadesinde kısmen veya tamamen ödenmemiş alacak kabul edilerek 7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümleri uygulanacaktır.
İlgili kanunlara göre tecil edilmesine rağmen alacağın varlığına ilişkin mahkemelerde ihtilafın devam ediyor olması, dolayısıyla alacağın kesinleşmemiş bulunması durumunda bu alacağın Kanun kapsamında yapılandırılması mümkün olmayacaktır.
Ayrıca, 7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ondokuzuncu fıkrasında, bu Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilmiş olan tutarlar ile bu maddenin onikinci fıkrası kapsamında olan tecile ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizlerin bu Kanun hükümlerine dayanılarak red ve iadesinin yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu nedenle, Kanun hükümlerinden yararlanılarak ödenmek istenmesi hâlinde, 7020 sayılı Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihinden önce taksit tutarları ile birlikte ödenen tecil faizleri red ve iade edilmeyecektir.
Bu durumdaki alacaklar için Kanundan yararlanılmak istenilmesi hâlinde ödenmemiş alacak aslına uygulanmış olan fer’i alacaklar yerine, vade tarihinden Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Alacak aslı ile Yİ-ÜFE tutarı toplanarak yapılandırılan alacak tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde alacak asıllarıyla ilgili fer’i alacakları ile asla bağlı vergi cezaları ve bu cezalara ilişkin gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilecektir.
6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi ile diğer kanunlar gereğince tecil edilen alacağın gecikme zammı, gecikme faizi ve/veya vergi cezasından ibaret olması hâlinde, bu Tebliğin (II/B-4 ila 6) bölümlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde ödenecek Yİ-ÜFE tutarı tespit edilerek Kanun hükmünden yararlanılacaktır. Bu takdirde de Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş tecil faizlerinin red ve iadesi yapılmayacaktır.
Örnek 12- Mükellef tarafından 26/7/2016 tarihinde ödenmesi gereken 24.000,00 TL gelir (stopaj) vergisi zamanında ödenmemiştir. 3/11/2016 tarihinde vergi dairesine başvurularak toplam borç için tecil talebinde bulunulmuştur.
Vergi dairesi mükellefin gecikme zammı dâhil 25.086,46 TL borcu olduğunu tespit etmiş ve bu tutarın, ilk taksit Kasım/2016 ayından başlamak ve 12 ayda 12 eşit taksitte ödenmek üzere tecilini uygun görmüştür.
Aylık Taksit Tutarı: 25.086,46 / 12 = 2.090,54 TL’dir.
Mükellef ilk yedi taksitini zamanında ödemiş, 7/6/2017 tarihinde Kanundan yararlanmak için bağlı olduğu vergi dairesine başvuruda bulunmuştur. İlk yedi taksit ile birlikte toplam 573,51 TL tecil faizi ödenmiştir.
Bu örnekte, vergi dairesi öncelikle kalan borç tutarından ne kadarının vergi aslı, ne kadarının da gecikme zammı olduğunu tespit edecektir.
Örnek olayda;

Ödenen Borç Tutarı
=
Aylık Taksit Tutarı x Ay Sayısı

=
2.090,54 x 7

=
14.633,78 TL’dir.
Ödenen tutardan vergi aslına isabet eden tutar, aşağıdaki formüle göre tespit edilecektir.

Vergi aslına isabet eden tutar
=
Ödenen Tutar x Vergi Aslı Tutarı
Toplam Borç Tutarı

Vergi aslına isabet eden tutar
=
14.633,78 x 24.000,00
=
14.000,00 TL’dir.
25.086,46

Kalan vergi aslı tutarı = 24.000,00 – 14.000,00 = 10.000,00 TL’dir.
Bu durumda, tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılacaktır. Kalan 5 taksit tutarının toplamı 10.452,70 TL olup bunun 10.000,00 TL’si vergi aslı, 452,70 TL’si gecikme zammıdır.
Vergi aslından kalan 10.000,00 TL tutara, Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanan 1.400,00 TL gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak hesaplanacak 352,00 TL Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Kanuna göre ödenmesi gereken vergi aslı ve Yİ-ÜFE tutarının (10.352,00 TL), Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde 10.000,00 TL vergi aslına hesaplanan 1.400,00 TL gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Bununla birlikte, tecil kapsamında ilk yedi taksit tutarı ile birlikte Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilen 573,51 TL tecil faizi red ve iade edilmeyecektir.
14- Bazı Kanunlara Göre Yapılandırılmış Olan ve Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla Ödemeleri Devam Eden Alacaklar
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendinde; bu Kanun hükümlerinin, 5393 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesi, 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü maddesi kapsamında uzlaşılan alacaklar ile 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılandırılan alacaklar hakkında uygulanmayacağı hükme bağlandığından, anılan Kanunlar uyarınca uzlaşma ya da yapılandırma hükümlerinden yararlanan kuruluşların bu borçları Kanun kapsamında yapılandırılmayacaktır.
Ayrıca, Kanunun 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince;
– 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun,
– 6552 sayılı Kanun,
– 3/8/2016 tarihli ve 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun,
hükümlerine göre yapılandırılan ve 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla taksit ödemeleri devam eden alacaklar ile,
– 6736 sayılı Kanuna göre tahakkuk eden alacakların (matrah ve vergi artırımı ile işletme kayıtlarının düzeltilmesinden kaynaklanan vergiler),
7020 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması mümkün bulunmamaktadır.
6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası ile 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma başvurusunda bulunduğu hâlde geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği 27/1/2017 tarihi itibarıyla ödenmesi gereken tutarları süresinde ödemeyerek anılan Kanun hükümlerini ihlal eden borçlulara, ihlale neden olan tutarları, ödemeleri gerektiği tarihten bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar (bu tarih dâhil) geçen süre için 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrasında belirlenen ve ödemede gecikilen her ay ve kesri için hesaplanması gereken geç ödeme zammı ile birlikte 31 Mayıs 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödemeleri hâlinde 6736 sayılı Kanun hükümlerinden yeniden yararlanma imkânı sağlanmıştır.
Ayrıca, aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, 6736 sayılı Kanun kapsamında 2017 yılının Ocak ayından itibaren (ödeme süresi bu aya tekabül eden taksitler dâhil) ödenmesi gereken taksitlerin her birinin ödeme süreleri dörder ay uzatılmıştır.
Buna göre, 7020 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 27/5/2017 tarihi itibarıyla 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan ve taksit ödemeleri devam eden bu alacakların 7020 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması mümkün bulunmamaktadır.
Örnek 13- Mükellef, 26/4/2013 vadeli katma değer vergisi borcunu 6736 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında 12 taksit ödeme seçeneğini tercih etmek suretiyle yapılandırmış, 2012 takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi borcunu ise yapılandırmamıştır.
Mükellef, yapılandırılan borcuna ilişkin olarak, 30/11/2016 tarihine kadar ödemesi gereken birinci taksitini süresinde ödemediğinden, 6736 sayılı Kanundan yararlanma hakkını kaybetmiştir.
Ancak, 6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesiyle mükelleflere, ödenmeyen birinci taksit tutarlarının, hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte 31 Mayıs 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödenmesi hâlinde anılan Kanun hükümlerinden yeniden yararlanma imkânı sağlanmıştır.
Buna göre, mükellefin, yapılandırılan borcuna ilişkin süresinde ödemediği birinci taksiti 6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesine istinaden 31 Mayıs 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödeme imkânı bulunduğundan, 7020 sayılı Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla 6736 sayılı Kanun hükümleri ihlal olmamıştır. Bu nedenle, mükellefin 7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan borcu için 7020 sayılı Kanundan yararlanma imkânı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, mükellefin 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırmadığı 2012 takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi borcu için 7020 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanabilmesi mümkündür.
Örnek 14- 6736 sayılı Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanılan vergi incelemesi sonucu tarh edilen vergi ve kesilen cezalara ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi mükellefe 10/11/2016 tarihinde tebliğ edilmiş olup, mükellef 6736 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila sekizinci fıkrası hükümlerinden yararlanmak için peşin ödeme seçeneğini tercih ederek 6/12/2016 tarihinde başvuruda bulunmuş ve borcun vadesi 31/12/2016 olarak belirlenmiştir. Ancak, mükellef tarafından bu tarihe kadar ödeme yapılmamıştır.
Diğer taraftan, 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrası gereğince, süresinde ödenmeyen söz konusu borcun, 31/1/2017 tarihine kadar geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi halinde anılan Kanundan yararlanma imkanı bulunmasına rağmen mükellef bu süre içerisinde de ödeme yapmamıştır.
Bu durumda, 6736 sayılı Kanun kapsamındaki yapılandırması 1 Şubat 2017 tarihi itibarıyla ihlal olmuş ve 6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi hükümlerinden yararlanamamıştır.
Buna göre, mükellefin söz konusu vergi/ceza ihbarnamesine konu borcu için 7020 sayılı Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla 6736 sayılı Kanun hükümleri ihlal edilmiş olduğundan, söz konusu borcun 7020 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yapılandırılması mümkün bulunmaktadır.
15- Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla Yargı Kararına Göre Kesinleştiği Hâlde Ödeme Süresi Belirlenmemiş Alacaklar
7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında, bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olup, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla yargı kararı ile kesinleştiği hâlde mükellefe ödemeye yönelik tebligatın yapılmadığı alacaklar için mükelleflerce bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde başvuruda bulunulması koşuluyla bu alacakların da bu madde hükümlerinden yararlandırılacağı, bu hüküm kapsamına giren alacaklar için ayrıca tebligat yapılmayacağı ve alacakların vade tarihi olarak Kanunun yayımı tarihinin kabul edileceği, bu kapsamda yapılandırılan tutarların Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmemesi hâlinde de vade tarihinde değişiklik yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu hükme göre, Kanunun kapsadığı dönemlerle ilgili olup, tarhiyata ilişkin mahkemelerce verilerek taraflardan birine tebliğ edilen ve bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil) kesinleşen yargı kararına istinaden vergi dairelerince mükellefe ödemeye yönelik tebligatın (Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi) yapılmaması nedeniyle borcun vadesinin belirlenmediği alacaklar için bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde başvuruda bulunulması koşuluyla Kanundan yararlanılabilecektir.
Bu durumda, borçlunun başvuru dilekçesinde bu fıkra kapsamına giren borçları için Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini belirtmesi şartıyla, bu alacaklar için ayrıca vergi dairesince mükellefe Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi tebliğ edilmeyecek ve alacakların vade tarihi Kanunun yayımı tarihi kabul edilecektir.
Fıkra kapsamındaki alacakların yalnızca vergi aslı veya vergi aslı ile birlikte asla bağlı vergi cezası olması durumunda, verginin tamamı ile bu tutar üzerinden gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Alacak aslı ile Yİ-ÜFE tutarı toplanarak yapılandırılan alacak tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla alacak asıllarıyla ilgili gecikme faizi ile asla bağlı cezaların tahsilinden vazgeçilecektir.
Fıkra kapsamındaki alacağın yalnızca asla bağlı vergi cezası olması ve vergi aslının Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş olması durumunda, herhangi bir başvuruya bağlı olmaksızın bu cezaların tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Fıkra kapsamındaki alacağın yalnızca asla bağlı olmayan vergi cezası olması durumunda, bu vergi cezalarının (I. ve II. derece usulsüzlük cezaları ile özel usulsüzlük cezaları) %50’sinin Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin tahsilinden vazgeçilecektir.
7020 sayılı Kanunun yayımı tarihinden sonra bu fıkra kapsamına giren alacaklara yönelik başvuru süresi içerisinde yapılmış ödemelere ilişkin tebligatlar hakkında da başvurulması şartıyla bu fıkra hükmü uygulanacak ve alacakların vade tarihi olarak Kanunun yayım tarihi kabul edilecektir.
Diğer taraftan, Kanunun yayımı tarihinden önce fıkra kapsamına giren alacaklara karşılık kısmi ödeme yapılmış olması hâlinde ödenmemiş kısım için bu madde hükümlerinden yararlanılabilecektir. Ancak, fıkra kapsamına giren alacakların Kanunun yayımı tarihinden önce tamamının ödenmiş olması hâlinde bu madde hükümlerinden yararlanılamayacağı tabiidir.
Ayrıca, bu fıkra hükmünden yararlanılması durumunda, fıkra kapsamına giren alacaklar için tebligat yapılmayacağı gibi alacakların vade tarihi olarak Kanunun yayımı tarihi kabul edileceğinden, madde hükümlerinin ihlal edilmesi hâlinde söz konusu alacaklar için Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi tebliğ edilmeksizin ve Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi vade tarihi kabul edilmek suretiyle takip ve tahsil işlemlerine devam edilecektir.
Ancak, borçlu tarafından bu fıkra hükmünden yararlanmak için başvuruda bulunulmaması durumunda vergi dairesince alacağa yönelik Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesinin tebliğ edileceği tabiidir.
16- Belediyelerin Ücret, Su ve Atık Su Alacakları, Büyükşehir Belediyelerinin Katı Atık Ücreti Alacakları ile Büyükşehir Belediyeleri Su ve Kanalizasyon İdarelerinin Su ve Atık Su Alacakları
7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları gereğince yapılandırılacak ücret, su, atık su ve katı atık ücreti alacaklarından, vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olanlar ile bunlara bağlı fer’iler (sözleşmelerde düzenlenen her türlü zamlar dâhil) hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi hükümlerine göre yapılacak hesaplamalar sonucu belirlenen tutarların aynı fıkra hükümleri çerçevesinde ödenmesi hâlinde bu alacaklara bağlı cezaların ve fer’ilerin (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) tahsilinden vazgeçilecektir.
Söz konusu alacakların yapılandırılmasına ilişkin olarak bu Tebliğin (II/B-12) bölümünde yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ
1- Ödeme Süresi
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında “(1) Bu Kanunun ilgili maddelerindeki başvuru ve ödeme süresine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların;
a) 30/6/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilgili idareye başvuruda bulunmaları,
b) Gümrük ve Ticaret Bakanlığına, Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk taksitini 31/7/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil), Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk taksitini 31/8/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil), diğer taksitlerini ise bu tarihleri takip eden ikişer aylık dönemler hâlinde azami on sekiz eşit taksitte ödemeleri,
şarttır.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm çerçevesinde; Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil dairelerine borçlu olanların Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak istemeleri hâlinde, 30 Haziran 2017 tarihine (bu tarih dâhil) kadar borçlu bulundukları tahsil dairelerine başvurmaları gerekmektedir. Kanun kapsamında yapılandırılan borçların ilk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ya da ikişer aylık dönemler hâlinde azami onsekiz eşit taksitte ödenmesi mümkün olup ilk taksit ödeme süresi 31 Temmuz 2017 tarihi mesai saati bitiminde sona ermektedir.
Kanunun 3 üncü maddesi hükmü ile azami taksit süresi 18 eşit taksit olarak belirlenmiş olmakla birlikte 6, 9 ve 12 eşit taksitte ödeme seçenekleri de bulunmaktadır.
Kanuna göre ödenecek taksitlerin ödeme süresinin son gününün resmi tatile rastlaması hâlinde süre, tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonuna kadar uzayacaktır.
2- Ödeme ve Katsayı Uygulaması
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, Kanun hükümlerine göre yapılandırılan alacak tutarının peşin veya taksitle ödenmesi imkânı getirilmiş ve ödeme süresine bağlı olarak katsayı uygulaması öngörülmüştür.
Katsayı uygulamasının düzenlendiği Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “(3) Bu Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarlar peşin veya taksitler hâlinde ödenebilir.
a) Hesaplanan tutarların tamamının ilk taksit ödeme süresi içerisinde peşin olarak ödenmesi hâlinde, bu tutarlara bu Kanunun yayımı tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süre için herhangi bir faiz uygulanmaz ve fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarlar üzerinden ayrıca %50 indirim yapılır.
b) Hesaplanan tutarların taksitle ödenmek istenmesi hâlinde, borçluların başvuru sırasında altı, dokuz, on iki veya on sekiz eşit taksitte ödeme seçeneklerinden birini tercih etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapılamaz.
c) Taksitle yapılacak ödemelerde 2 nci ve 4 üncü maddelere göre belirlenen tutar;
1) Altı eşit taksit için (1,045),
2) Dokuz eşit taksit için (1,083),
3) On iki eşit taksit için (1,105),
4) On sekiz eşit taksit için (1,15),
katsayısı ile çarpılır ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı hesaplanır. Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme planı verilir. Ancak tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme yapılması hâlinde ödenecek tutar ilgili katsayıya göre düzeltilir.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükmün uygulamasında aşağıda yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
a) Kanuna göre, yapılandırılan alacak tutarının ilk taksit ödeme süresi içerisinde peşin olarak tamamen ödenmesi hâlinde, bu tutara Kanunun yayımı tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süre için herhangi bir faiz, gecikme zammı, gecikme cezası gibi fer’i amme alacağı ya da katsayı uygulanmayacaktır.
Söz konusu ödemenin defaten yapılması zorunlu olmayıp, ilk taksit ödeme süresi içerisinde farklı zamanlarda borcun tamamının ödenmesi hâlinde de bu hükümden yararlanılacaktır.
b) Kanuna göre, yapılandırılan alacak tutarının ilk taksit ödeme süresi içerisinde peşin olarak tamamen ödenmesi hâlinde, fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanan tutar üzerinden ayrıca %50 oranında indirim yapılacaktır.
Ancak, peşin ödeme indirimi ilk taksit ödeme süresi içerisinde borcun tamamına karşılık yapılan ödemelere uygulanacağından, Kanunun 3 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince ilk taksiti izleyen ayın sonuna kadar geç ödeme zammı ile birlikte yapılacak ödemelerde peşin ödeme indirimi uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
Örnek 15- Kanun hükümlerinden yararlanmak için vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef, peşin ödeme seçeneğini tercih etmiştir.
Vergi dairesi, Kanun kapsamında yapılandırılan alacak aslı tutarını 145.800,00 TL, fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanan tutarı ise 38.250,00 TL olmak üzere toplam 184.050,00 TL olarak hesaplamıştır.
Mükellef, yapılandırılan borç tutarını peşin ödeme seçeneği ile ödemeyi tercih ettiğinden, ayrıca bir katsayı hesaplanmamıştır.
Mükellef tarafından ilk taksit ödeme süresi içerisinde yapılandırılan borcun ödenmesi nedeniyle fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanan tutardan %50 oranında indirim yapılacaktır. Bu durumda, mükellef Yİ-ÜFE tutarı olarak [38.250,00 – (38.250,00 x %50)]=19.125,00 TL, toplamda 164.925,00 TL ödeme yapmak suretiyle Kanun hükümlerinden yararlanacaktır.
Ancak, yapılandırılan borcun mükellef tarafından Temmuz/2017 ayının sonuna kadar ödenmeyip, hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte Ağustos/2017 ayı içerisinde ödenmesi durumunda 38.250,00 TL Yİ-ÜFE tutarının tamamının ödenmesi gerekmektedir.
Örnek 16- Örnek 5’de belirtilen yapılandırılan alacağın peşin ödenmek istenmesi hâlinde ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilecek tutar aşağıda gösterilmiştir.

Ödenecek Tutar

Katma Değer Vergisi
:
50.000,00 TL
Özel Usulsüzlük Cezası (1.370,00 x %50=)
:
685,00 TL
Yİ-ÜFE Tutarının %50’si (Gecikme Faizi Yerine)
:
895,00 TL
TOPLAM
:
51.580,00 TL

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

Vergi Ziyaı Cezası
:
6.000,00 TL
Özel Usulsüzlük Cezası (1.370,00 x %50=)
:
685,00 TL
Gecikme Faizi
:
7.000,00 TL
Yİ-ÜFE Tutarının %50’si
:
895,00 TL
TOPLAM
:
14.580,00 TL

Örnek 5’de yer alan toplam 64.370,00 TL alacak, Kanun kapsamında yapılandırılarak peşin ödenmesi hâlinde 51.580,00 TL’ye düşmekte ve 14.580,00 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilmektedir.
c) Yapılandırılan alacak tutarının taksitle ödenmesi mümkündür. Bu takdirde, borçlularca başvuru sırasında; 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitte ödeme seçeneklerinden biri tercih edilecektir. Borçlu tarafından taksit sayısına ilişkin bir tercihte bulunulmaması hâlinde, idarece Kanunda öngörülen en uzun taksit sayısı olan 18 taksite ilişkin ödeme planı verilecektir.
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin açık hükmü sebebiyle borçlular tercih ettikleri taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapamayacaktır.
ç) Taksitle yapılacak ödemeler için Kanunun öngördüğü ilgili katsayı, yapılandırılan alacak tutarı ile çarpılacak ve bulunacak tutar borçlu tarafından seçilen taksit sayısına bölünerek ikişer aylık dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı bulunacaktır.
Örneğin; borçlu tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan alacağın 6 eşit taksitte ödenmesi yönünde tercih kullanıldığı takdirde yapılandırılan alacak tutarı 6 eşit taksit için öngörülen (1,045) katsayısı ile çarpılacak ve bulunan tutar taksit sayısı olan 6 sayısına bölünecektir. Aynı şekilde borçlunun 18 eşit taksiti seçmesi hâlinde, taksitle ödenecek alacak tutarı (1,15) katsayısı kullanılarak tespit edilecektir.
d) 7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ile borçlulara seçtikleri taksit süresinden daha kısa sürede ödeme yapma imkânı verilmekte ve daha kısa sürede yapılan ödemelerde madde hükmüne göre hesaplanan katsayının düzeltilmesi öngörülmektedir.
Örneğin; borçlu tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının 18 eşit taksitte ödenmesi yönünde tercih kullanıldığı hâlde borcun 9 eşit taksit için öngörülen sürede tamamen ödenmesi hâlinde, (1,15) katsayısı esas alınarak hesaplanan tutar, 9 eşit taksit için öngörülen (1,083) katsayısına göre düzeltilecektir.
Kanunda genel olarak 6, 9, 12 ve 18 eşit taksit süresi olmak üzere dört ayrı taksit süresi ve bu süreler için dört farklı katsayı belirlenmiştir. Erken yapılan ödemeler nedeniyle katsayı düzeltmesinin yapılabilmesi için borçlu tarafından seçilen taksit süresine uygulanacak katsayı ile alacağın tamamının ödendiği tarihin denk geldiği taksit süresi için belirlenmiş katsayının birbirinden farklı olması gerekmektedir.
Örnek 17- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef, borcunu 12 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.
Vergi dairesi Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 36.000,00 TL olarak hesaplamıştır.
Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 12 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden, 36.000,00 TL alacak tutarı (1,105) katsayısı ile çarpılacaktır.
Bu şekilde bulunan tutar, 12’ye bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.
12 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar : 36.000,00 x 1,105= 39.780,00 TL
Taksit tutarı : 39.780,00 / 12= 3.315,00 TL’dir.
Taksitlendirmeye esas olan 36.000,00 TL’nin (39.780,00 – 36.000,00=)3.780,00 TL’si toplam katsayı tutarıdır.
Mükellef, Temmuz/2017, Eylül/2017, Kasım/2017, Ocak/2018, Mart/2018 aylarında ödemesi gereken taksit tutarları toplamı olan (3.315,00 x 5=)16.575,00 TL’yi süresinde ödemiştir.
Nisan/2018 ayında mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.
Başvuru sırasında 12 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte, daha sonra 6 eşit taksit ödeme seçeneğinin ödeme süresi içerisinde, borcun tamamı ödenmek istendiğinden, öncelikle yapılandırılan alacak tutarına (1,105) katsayısı yerine 6 eşit taksit için öngörülmüş olan (1,045) katsayısı uygulanarak taksitle ödenecek alacak tutarının yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Yapılan hesaplamaya göre, (1,045) katsayısı esas alınarak ödenmesi gereken tutardan daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak ve tahsil edilmesi gereken tutar bulunacaktır.
Buna göre;

6 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar
:
36.000,00 x 1,045
=
37.620,00 TL
Ödenen toplam taksit tutarı
:
3.315,00 x 5
=
16.575,00 TL
Tahsil edilecek toplam tutar
:
37.620,00 – 16.575,00
=
21.045,00 TL

olacaktır.
Bu durumda, mükellefin 7020 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan 36.000,00 TL borcu için (37.620,00 – 36.000,00=)1.620,00 TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.
Yapılacak erken ödeme mükellefe (3.780,00 – 1.620,00=)2.160,00 TL daha az ödeme imkânı sağlayacaktır.
Örnek 18- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef, borcunu 18 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.
Vergi dairesi Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 22.000,00 TL olarak hesaplamıştır.
Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden, 22.000,00 TL alacak tutarı (1,15) katsayısı ile çarpılacaktır.
Bu şekilde bulunan tutar, 18’e bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.

18 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar
:
22.000,00 x 1,15 = 25.300,00 TL
Taksit tutarı
:
25.300,00 / 18 = 1.405,56 TL’dir.

Taksitlendirmeye esas olan 25.300,00 TL’nin (25.300,00 – 22.000,00=)3.300,00 TL’si toplam katsayı tutarıdır.
Mükellef, ilk 12 taksiti süresinde ödemiştir. Bu sürede yapılan toplam tahsilat (1.405,56 x 12=)16.866,72 TL’dir.
Haziran/2019 ayında mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.
Mükellef tarafından borcun tamamı 18 eşit taksit için öngörülmüş ödeme süresi (Temmuz/2017 ila Mayıs/2020) içinde erken ödenmiş olmakla birlikte, ödemenin yapıldığı Haziran/2019 ayı Kanunda belirlenen ve farklı katsayı uygulanmasını gerektiren 12 eşit taksit için öngörülmüş süreden (Temmuz/2017 ila Mayıs/2019) sonraya rastlamaktadır.
Kanunda 12 eşit taksit ila 18 eşit taksit arasındaki süreler için farklı bir katsayı belirlenmemiştir. Bu nedenle, mükellefçe yapılan ödemeye 18 eşit taksit için belirlenmiş katsayı dışında bir katsayı uygulanması imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Haziran/2019 ayında mükellefin kalan altı taksit tutarını defaten ödemesi hâlinde herhangi bir katsayı düzeltmesi yapılmayacaktır.
Örnek 19- Örnek 18’de belirtilen mükellefin taksitlendirilen borcunun ilk 5 taksitini süresinde ödedikten sonra kalan kısmın tamamını Mayıs/2018 ayında ödediği kabul edildiğinde Kanun kapsamında ödenecek tutar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarı 22.000,00 TL’dir. Katsayı uygulanmak suretiyle taksitlendirilen tutara (25.300,00 TL) karşılık beş taksit tutarı olan 7.027,80 TL tahsil edilmiştir.
Başvuru sırasında 18 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte, daha sonra 6 eşit taksit ödeme seçeneğinin ödeme süresi içerisinde borcun tamamı ödenmek istendiğinden, öncelikle yapılandırılan alacak tutarına (1,15) katsayısı yerine 6 eşit taksit için öngörülmüş olan (1,045) katsayısı uygulanarak taksitle ödenecek alacak tutarının yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Yapılan hesaplamaya göre, (1,045) katsayısı esas alınarak ödenmesi gereken tutardan daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak ve tahsil edilmesi gereken tutar bulunacaktır.

Buna göre;

6 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar
:
22.000,00 x 1,045
=
22.990,00 TL
Ödenen toplam taksit tutarı
:
1.405,56 x 5
=
7.027,80 TL
Tahsil edilecek toplam tutar
:
22.990,00 – 7.027,80
=
15.962,20 TL

olacaktır.

Bu durumda, mükellefin 7020 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan 22.000,00 TL borcu için (22.990,00 – 22.000,00=)990,00 TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.
Yapılacak erken ödeme mükellefe (25.300,00 – 22.990,00=)2.310,00 TL daha az ödeme imkânı sağlayacaktır.
e) 7020 sayılı Kanun kapsamında ödenecek tutarlar, vergi dairelerine, anlaşmalı bankalara ödenebileceği gibi, anlaşmalı bankaların banka kartı ve kredi kartı kullanılmak suretiyle de ödenebilecektir.
3- Kredi kartı ile ödeme
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında “(4) Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine bu Kanun kapsamında ödenecek olan alacakların 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi uygun görüldüğü takdirde, ödemeye aracılık yapan bankalarca, kart kullanıcılarına kredi kartı işlemine konu borç tutarının, taksitler hâlinde yansıtılması ve taksit ödeme aylarında hesaplarına borç kaydedilmesi koşuluyla, bu ödemeler için ödeme tarihi olarak kredi kartının kullanıldığı gün esas alınır ve borçluya tahsilatın yapıldığını gösteren makbuz verilir. Bu şekilde tahsil edilen tutarların bankalarca Hazine veya Sosyal Güvenlik Kurumu hesaplarına aktarılmasına ilişkin 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde belirlenen süre, taksit aylarının son gününü izleyen günden itibaren hesaplanır. Taksitlerin kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi bu madde hükmüne göre katsayı uygulanmasına engel teşkil etmez.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, 7020 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının kredi kartı kullanılmak suretiyle de ödenmesine imkân vermektedir. Madde hükmüne göre kredi kartı kullanılarak ödeme yapılabilmesi için aracılık yapan bankalarla anlaşma yapılması gerekmektedir.
Bu Tebliğin yayımı tarihi itibarıyla Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenecek alacakların tahsilatı amacıyla ödemeye aracılık yapacak bankalarla gerekli anlaşma sağlanmış olup kredi kartı kullanılmak suretiyle yapılacak ödemeler Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesi (www.gib.gov.tr) üzerinden yapılabilecektir. Ancak, bankaların uygulama geliştirmeleri hâlinde, internet siteleri veya şubeleri üzerinden de kredi kartıyla tahsilat işlemleri yapılması mümkündür.
Kredi kartı ile yapılacak ödemeler, tüm taksitlerin veya bir ya da birden fazla taksitin defaten ödenmesi ya da bir veya birden fazla taksitin ilgili taksit aylarına yansıtılmak suretiyle ödenmesi şeklinde yapılabilecektir.
Borçluların kredi kartına taksit şeklinde ödeme yapmak istemeleri hâlinde, 7020 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarı banka tarafından borçlunun hesaplarına Kanunun öngördüğü taksit aylarında yansıtılacaktır. Bununla birlikte, borçlu tarafından yapılan ödeme tutarını gösterir alındı, kredi kartı ile ödeme işleminin yapıldığı tarih itibarıyla verilecek ve borç ödenmiş kabul edilecektir.
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, kredi kartı kullanılmak ve borçlunun bankadaki kredi hesaplarına taksit aylarında borç olarak yansıtılmak suretiyle yapılan ödemeler, ilgili taksit ayının son gününü izleyen günden itibaren 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde belirlenen sürede Hazine hesaplarına aktarılacaktır.
Örneğin, borçlu tarafından Kanun kapsamında taksitlendirilmiş alacağın ilk iki taksit tutarının kredi kartı ile aynı gün ödendiği varsayıldığında, banka tarafından taksitler ilgili taksit ayları olan Temmuz/2017 ve Eylül/2017 aylarında borçlunun hesap ekstrelerine yansıtılacak ve bu suretle yapılan tahsilat tutarları taksit aylarının son gününü izleyen 20 gün içerisinde Hazine hesaplarına aktarılacaktır.
Kredi kartıyla yapılan taksitli ödemenin Kanunun öngördüğü taksitli ödeme şekli olduğu dikkate alındığında, bu şekilde yapılan ödemelerde de katsayı uygulanacaktır.
4- Mahsuben ödeme
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında, Kanun hükümlerinden yararlanarak borçlarını yapılandıran mükelleflerin vergi dairelerinden olan alacaklarıyla yapılandırılan borçlarını ne şekilde ödeyebilecekleri hususu düzenlenmiştir.
Madde hükmüne göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödenmesi gereken amme alacaklarına uygulanmak üzere, Kanun hükümlerinden yararlanmak için başvuruda bulunan ve ödenecek tutarları ilgili vergi mevzuatı gereği iade alacağından kendi borçlarına mahsuben ödemek isteyen borçluların, bu taleplerinin yerine getirilebilmesi için başvuru ve/veya taksit süresi içinde ilgili mevzuatın öngördüğü bilgi ve belgeleri tam ve eksiksiz olarak ibraz etmeleri şarttır. Belgelere ek olarak mahsuben iadenin gerçekleştirilebilmesi için teminat, yeminli mali müşavir raporu veya vergi inceleme raporu da aranan durumlarda, bunların da aynı süre içinde vergi dairesine intikal etmiş olması gerekmektedir.
Bu takdirde, ilgili mevzuatın borçlunun mahsup talebine esas aldığı tarih itibarıyla bu Kanuna göre ödenecek tutara mahsup işlemleri yapılacaktır. Mahsup talebine konu tutardan daha az tutarda mahsubun yapılması hâlinde, mahsuben ödeme suretiyle tahsil edilemeyen taksit tutarının bir ay içerisinde ödenmesi hususunda bildirimde bulunulması gerekmektedir.
Bir aylık süre içerisinde eksik ödenen taksit tutarının, ödenmesi gerektiği tarihten ödendiği tarihe kadar gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi hâlinde eksik ödenen tutar için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
Mükelleflerin bu hükümden yararlanmaları için başvurularını bu Tebliğe ekli (Ek:2/E) dilekçe ile yapmaları gerekmektedir.
Diğer taraftan, mükellefin mahsup talebi üzerine mahsup işlemleri yapıldıktan sonra, fazla veya yersiz mahsup yapıldığının tespiti hâlinde, haksız alınan iade tutarı için vergi mevzuatı gereği gerekli tarhiyatın yapılacağı tabiidir. Bu durumda, Kanun kapsamında mahsup yoluyla yapılmış olan tahsilatlar için herhangi bir düzeltme işlemi yapılmayacaktır.
Ç- KANUN HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI
1- Taksit Ödeme Süresince Mükelleflerin Beyanı Üzerine Tahakkuk Edecek Vergilerin Zamanında Ödenmesi
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci fıkrasında “(7) Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından takip edilen yıllık gelir veya kurumlar vergileri, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefler, taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden bu vergileri, çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri hâlinde bu Kanun hükümlerine göre yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme haklarını kaybederler.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, Kanundan yararlanmak üzere yıllık gelir veya kurumlar vergileri, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için başvuruda bulunan mükelleflerin Kanunda öngörülen diğer şartların yanı sıra; belirtilen vergi türlerinden, taksit ödeme süresince beyan üzerine ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden mükellef tarafından seçilen son taksit ödeme süresinin sonuna kadar, erken ödeme hâlinde borcun tamamen ödendiği tarihe kadar, tahakkuk edenleri vadesinde ödemeleri şarttır.
Bu hüküm, Kanuna göre ödenecek taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde uygulanacak hükümler ile ilişkili olmayıp, taksit ödeme süresince mükelleflerin beyanı üzerine tahakkuk edecek vergilerin zamanında ödenmesi ile ilgilidir.
Örneğin, gelir vergisi mükellefi olan borçlunun, Kanundan bu vergi türü için 12 eşit taksitte ödeme seçeneği ile yararlanması durumunda, ilk taksit ödeme süresinin başladığı 1/7/2017 tarihinden 12 eşit taksitin sona erdiği 31/5/2019 tarihine kadar beyanı üzerine tahakkuk eden, gelir vergisini, katma değer vergisini, gelir (stopaj) vergisini ve mükellefiyeti bulunması hâlinde özel tüketim vergisini ödemesi gerekmektedir. Ancak, bu vergilerle birlikte tahakkuk eden damga vergisinin vadesinde ödenmemesi hâlinde yapılandırma ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
Taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmesi şartı, bir takvim yılında her bir vergi türü için en fazla iki defa ihlal edilebilecektir. Böyle bir durumda borçlular Kanun hükümlerinden yararlanma haklarını kaybetmeyecektir.
Ancak, bir vergi türünün bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde mükellefler üçüncü ihlale konu verginin vadesinin rastladığı ayın sonuna kadar (bu tarih dâhil) ödedikleri taksitler için Kanun hükmünden yararlanacak bu tarihten sonra ise Kanun kapsamında ödeme haklarını kaybedeceklerdir.
Diğer taraftan, mükelleflerin çok zor durumda bulunmaları nedeniyle borçlarını vadesinde ödeyememeleri hali Kanunun ihlal nedeni sayılmamıştır.
Çok zor durum hali, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde geçen “çok zor durum” halini ifade etmektedir.
Buna göre, 6183 sayılı Kanuna göre vadesinde ya da vadesinden önce yapılan müracaatlara istinaden borçları tecil edilen mükelleflerin çok zor durumda bulundukları kabul edilecektir. Tecil talebi çok zor durum hali dışındaki nedenlerle (Örneğin, özel tüketim vergisi gibi taksitlendirilmesi uygun görülmeyen vergiler veya diğer nedenler) uygun görülmeyen mükellefler için tecil yapılmamakla birlikte, çok zor durum halinin varlığı tespit edilmişse Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
2- Dava Açılmaması, Açılmış Davalardan Vazgeçilmesi
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin onbeşinci fıkrasında, bu Kanun hükmünden yararlanmak isteyen borçluların Kanunda belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamalarının şart olduğu hükme bağlanmıştır.
Kanun kapsamına, alacağın varlığı hususunda ihtilaf olan alacaklar girmemekte olup, münhasıran kesinleşmiş alacaklar girdiğinden, bu Kanundan yararlanmak isteyen borçluların kesinleşmiş alacaklara ilişkin dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri (ihtirazi kayıtla verilen beyannameye konu alacaklar için Kanundan yararlanmak isteyenlerin alacağa ilişkin olarak açmış oldukları davalar dâhil) ve kanun yollarına başvurmamaları gerekmektedir. Bu nedenle, Kanun hükmünden yararlanmak isteyen borçluların bu yöndeki iradelerini başvuruları sırasında yazılı olarak belirtmeleri şarttır.
Tüzel kişiler ya da tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller tarafından açılan davalardan vazgeçme yetkisi, bunların kanuni temsilcilerinde bulunduğundan, Kanundan yararlanma başvuruları kanuni temsilcileri tarafından yapılacaktır. Aynı şekilde, iflas idaresi tarafından açılan ya da ihtilafı devam ettirilen davalardan da iflas idaresince vazgeçilmesi gerekecektir. Kanuni temsilcilerin bu başvuruları sırasında dilekçelerine temsilci sıfatlarını gösteren belgeyi eklemeleri icap etmektedir.
Kanunun 3 üncü maddesinin onbeşinci fıkrası hükmü gereğince, davadan vazgeçme dilekçeleri ilgili tahsil dairelerine verilecek ve bu dilekçelerin tahsil dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir. Bu nedenle, tahsil dairelerince alınan dilekçenin bir örneğinin derhal davanın bulunduğu yargı merciine gönderilmesi gerekmektedir.
Kanundan yararlanmak için elektronik ortamda başvuruda bulunan borçluların, devam eden ihtilaflardan vazgeçtiklerini gösterir ıslak imzalı dilekçelerini başvuru süresi içerisinde ilgili tahsil dairesine vermeleri gerekmektedir.
Diğer taraftan, mükelleflerce Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilafların sürdürülmeyeceği tabiidir.
3- Kanunun Yayımı Tarihinden Sonra Tebliğ Edilen Yargı Kararları İle Yargılama Giderleri
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin onaltıncı fıkrası gereğince, Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak karar tarihine bakılmaksızın Kanunun yayımı tarihinden sonra tebliğ edilen yargı kararları uyarınca işlem yapılmayacaktır.
Ayrıca, Kanunun 3 üncü maddesinin onyedinci fıkrasına göre, Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlarla hükmedilmiş yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile fer’ilerinin bulunması hâlinde bu tutarlar karşılıklı olarak talep edilmeyecek, bu alacaklar için icra takibi yapılamayacak ve vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri geri alınmayacaktır.
D- TAKSİTLERİN SÜRESİNDE ÖDENMEMESİ HALİNDE YAPILACAK İŞLEMLER
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde, Kanuna göre yapılandırılan alacakların taksitlerinin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, Kanun hükümlerinden yararlanabilme koşullarına yönelik düzenlemeler yer almaktadır.
1- Süresinde Ödenmeyen Taksitler
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin altıncı fıkrasında “(6) Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti (peşin ödeme seçeneğinin tercih edilmesi hâlinde ilk taksiti) izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır. İlk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu hüküm alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam olarak ödenmek koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında en fazla iki taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacak ve ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının borçlunun başvuru sırasında tercih ettiği taksitlendirme süresinin son taksitini izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır.
Dolayısıyla, Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden;
– İlk ikisinin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,
– Bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,
– Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte son taksiti izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi,
hâlinde Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.
Bu durumda, Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden ilk ikisinin süresinde ve tam olarak ödenmesi Kanundan yararlanma hakkının devamı için zorunlu olduğundan, taksitli ödeme seçeneğini tercih eden borçluların Temmuz/2017 ve Eylül/2017 taksitlerini süresinde ve tam olarak ödemeleri gerekmektedir.
Bu hüküm, alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanacaktır.
Ayrıca, Kanunun 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası gereğince, aynı maddenin yirminci ve yirmibirinci fıkra hükümlerine göre 213 sayılı Kanun kapsamında ilan edilen mücbir sebep halleri ile ilgili olarak 7020 sayılı Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin ödeme süresinin uzatılması hâlinde, bu taksitler için süresinde ve tam olarak ödenme şartı aranılmayacaktır. Bununla birlikte, süresinde ödenmeyen taksitler hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı tabiidir.
7020 sayılı Kanun hükümlerine göre borçlarını yapılandıran belediyeler ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlarca ödenmesi gereken taksit tutarlarının, 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanuna göre belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılan paylarından tahsil edilmesi gerekmekle birlikte, 5779 sayılı Kanuna göre yapılacak kesintilerin Bakanlar Kurulunca durdurulması hâlinde, aylık taksitlerin ödeme süreleri kesinti yapılmayan aylar için de durdurulacağından taksit ödemeleri yönünden bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
2- İhlal Nedeni Olmayan Eksik Ödemeler
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında “(9) Bu maddenin yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların veya taksit tutarının %10’unu aşmamak şartıyla 5 Türk lirasına (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, Kanun kapsamında ödenecek taksitler ile taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden ve Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen vergilerin (her bir vergi türü itibarıyla) vadesinde yapılan ödemelerinde 5,00 TL’ye kadar eksik ödemeler ihlal sebebi sayılmayacaktır. Bununla birlikte, tahakkuk eden alacağın %10’u 5,00 TL’nin altında ise yüzde %10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme hali ihlal sebebi sayılmamıştır. Ancak, bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği tabiidir.
Örneğin, Kanun hükmünden gelir vergisi için yararlanmış bir mükellefin Kasım/2017 dönemine ilişkin beyanı üzerine tahakkuk eden katma değer vergisi 2.435,00 TL olmasına rağmen bankaya 2.430,00 TL olarak ödeme yapılmıştır. Eksik ödenen tutar, 5,00 TL’yi aşmadığından Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır. Diğer taraftan, tahakkuk eden verginin %10’u olan (2.435,00 x %10=)243,50 TL ise 5,00 TL’den daha fazla olduğundan tutarın oranla mukayese edilmesine gerek olmadığı tabiidir.
3- İhlal Hâlinde Kanun Hükümlerinden Yararlanma
7020 sayılı Kanun kapsamında ödenecek taksitler ile taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden ve Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen vergilerin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde borçluların, Kanundan ne şekilde yararlanabileceklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
a) Kanunun 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasında, Kanun kapsamına giren alacakların aynı maddenin altıncı fıkrasında belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde, borçluların ödedikleri tutar kadar Kanun hükümlerinden yararlanacağı düzenlenmiştir.
Buna göre, Kanun kapsamında taksitlendirilen alacakların Kanunda öngörülen süre ve şekilde tamamen ödenmemesi hâlinde, bu Tebliğin (II/B-3-c) bölümlerinde yer alan açıklamalar saklı kalmak kaydıyla borçlular yaptıkları ödemeler nispetinde Kanun hükümlerinden yararlandırılacaktır.
Örnek 20- Mükellef, 7020 sayılı Kanun kapsamında olan kesinleşmiş borçları için Kanundan yararlanma talebinde bulunmuştur.
Mükellefin Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kapsama giren borçları aşağıdaki şekildedir:

2015 takvim yılı gelir vergisi

:

64.000,00 TL
Gelir vergisine ilişkin gecikme zammı
:
10.633,08 TL
26/9/2016 vadeli gelir (stopaj) vergisi
:
12.440,00 TL
Gelir (stopaj) vergisine ilişkin gecikme zammı
:
1.393,28 TL
TOPLAM
:
88.466,36 TL

Vergi asıllarına vade tarihleri ile Kanunun yayımı tarihine kadar gecikme zammı yerine hesaplanacak toplam Yİ-ÜFE oranları ve tutarları aşağıdaki gibidir:

Gelir Vergisi I. Taksit Tutarı İçin
:
32.000,00 x %6,2842 =
2.010,94 TL
Gelir Vergisi II. Taksit Tutarı İçin
:
32.000,00 x %3,4742 =
1.111,74 TL
Gelir (stopaj) Vergisi İçin
:
12.440,00 x %3,23 =
401,81 TL
TOPLAM (Yİ-ÜFE)
:

3.524,49 TL

Katsayısız Genel Toplam

:

76.440,00 + 3.524,49 = 79.964,49 TL
Mükellef, vergi asılları ile hesaplanan Yİ-ÜFE tutarları toplamını Kanun kapsamında 9 eşit taksitte ödemeyi tercih etmiştir.
Ödenecek Taksit Tutarları = [(Vergi Asılları + Toplam Yİ-ÜFE Tutarı) x 1,083] / 9
= [(76.440,00 + 3.524,49) x 1,083 ] / 9
= 9.622,40 TL
Mükellef Kanuna göre 8 taksiti süresinde ödemiş ancak, son taksit için herhangi bir ödeme yapmamıştır.
Bu durumda, mükellefin yaptığı ödemeler, vadesi önce gelen borçlardan başlanarak her bir dönem itibarıyla mahsup edilecektir. Yapılan ödemeler belirtilen şekilde mahsup edildikten sonra alacağın tamamen tahsil edilemediği dönemlerde Kanun hükmü ihlal edilmiş sayılacaktır. Bu takdirde, kısmi ödeme olan döneme ilişkin vergiler için yapılmış ödemeler kadar Kanundan yararlanılacaktır.
Mükellefin Kanundan yararlanacağı tutar hesaplanırken, yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.
Buna göre, Kanun kapsamında yapılandırılan toplam alacak tutarı 79.964,49 TL olup, bu tutara karşılık 8 taksit içerisinde ödenen tutar [(79.964,49 / 9=)8.884,94 x 8=]71.079,52 TL’dir.
Mükellefin vadesi önce gelen borcu yıllık gelir vergisi olduğundan, 71.079,52 TL yapılan ödeme tutarı, ilk önce yıllık gelir vergisi ile buna isabet eden Yİ-ÜFE tutarı toplamına (64.000,00 + 3.122,68=)67.122,68 TL mahsup edilecektir. Bu şekilde yapılan mahsup sonucunda mükellef, 31/3/2016 ve 31/7/2016 vadeli gelir vergisi ve buna ilişkin gecikme zammı için Kanundan yararlanmış olacaktır.
Mahsuptan sonra kalan (71.079,52 – 67.122,68 =)3.956,84 TL tutar, gelir (stopaj) vergisi ve bu vergiye ilişkin Yİ-ÜFE tutarı toplamı olan 12.841,81 TL’yi karşılayamadığından bu dönem borcu için Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılacaktır.
Bu durumda, yapılan ödeme tutarı kadar Kanundan yararlanılacaktır. Ödeme tutarından vergi aslına isabet eden tutar;

Vergi aslına isabet eden tutar
=
(Vergi Aslı) x (Yapılan Ödemeden Kalan Tutar)
(Vergi Aslı + Yİ-ÜFE Tutarı)

formülü ile bulunacaktır. Buna göre;

Vergi aslına isabet eden tutar
=
12.440,00 x 3.956,84
=
3.833,03 TL’dir.
12.841,81

Bu tutar, Kanun hükümlerine göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan (3.833,03 x %3,23=)123,81 TL ile birlikte (3.833,03 + 123,81=)3.956,84 TL olarak alacak aslı ve gecikme zammına mahsup edileceğinden, gelir (stopaj) vergisinin kalan (12.440,00 -3.956,84=)8.483,16 TL’si vade tarihinden itibaren uygulanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecektir.
Örnek 21- Temmuz, Ağustos, Eylül/2016 geçici vergilendirme dönemine ilişkin 158.000,00 TL kurum geçici vergi tahakkuk etmiştir. Ancak, mükellef 17/11/2016 vadeli kurum geçici vergi borcunu ödememiştir. Söz konusu geçici vergi, mükellefin kurumlar vergisi beyannamesini süresi içerisinde vermesi nedeniyle, 1/4/2017 tarihinde terkin edilmiş ve 9.954,79 TL gecikme zammı hesaplanmıştır.
Mükellefin, Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması hâlinde kurum geçici vergisinin vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı tutarı yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu durumda uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı %1,5755’dir.
Toplam Yİ-ÜFE tutarı ise (158.000,00 x %1,5755=)2.489,29 TL olacaktır.
Mükellefin söz konusu tutarı 12 eşit taksitte ödemek istemesi durumunda Kanun kapsamında toplam ödenecek tutar (2.489,29 x 1,105=)2.750,67 TL olarak bulunacaktır. Dolayısıyla, bir taksit tutarı (2.750,67 / 12=)229,22 TL olacaktır.
Mükellefin Kanun kapsamında ilk 10 taksitini süresinde ödediği, diğer taksitlerini ise ödemediği varsayıldığında, mükellef ödediği tutar kadar Kanundan yararlanabilecektir. Bu durumda mükellefin Kanundan yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.

Toplam Gecikme Zammı Tutarı x Ödediği Taksit Tutarları Toplamı (Katsayı Tutarı Hariç)
Hesaplanan Yİ-ÜFE Tutarı

=
9.954,79 x 2.074,40
=
8.295,62 TL
2.489,29

formülü kullanılacak ve hesaplanan 8.295,62 TL gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Kalan (9.954,79 – 8.295,62 =)1.659,17 TL gecikme zammının ise takip ve tahsiline devam edilecektir.
Örnek 22- Bu Tebliğin 4 numaralı örneğinde yer alan mükellefin Kanuna göre belirlenen tutarı 9 taksitte ödemek istediğini, ancak 6 taksiti süresinde ödediğini, kalan 3 taksiti ödemediğini varsaydığımızda, bu mükellefin Kanun kapsamında yararlanacağı tutar şu şekilde hesaplanacaktır.
Mükellefin, Kanuna göre yapılandırılan borç toplamı [(42.585,00 + 10.414,03) x 1,083=] 57.397,95 TL olup (57.397,95 / 9=) 6.377,55 TL, bir taksitte ödenecek tutardır. Buna göre, mükellef 6 taksitte toplam (6.377,55 x 6 =)38.265,30 TL ödeme yapmıştır.
Ancak, mükellefin Kanundan yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.
Buna göre, katsayı hariç olmak üzere yapılandırılan alacağa yönelik olarak taksitler içerisinde ödenmiş olan tutar, katsayının tatbik edildiği tutarın taksit sayısına bölünmesi ve ödenen taksit sayısı ile çarpılması sonucunda bulunacaktır.
Taksitler içerisinde katsayı hariç ödenen tutar [(52.999,03 / 9=)5.888,78 x 6=] 35.332,68 TL’dir.
Mükellefin Kanundan yararlanacağı tutarın yapılandırılan borçlarına mahsubunda Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılanan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
Mükellefin, 7020 sayılı Kanun gereğince vergi aslından yararlanacağı tutarın “A” olduğu varsayılmıştır.

A
=
Alacak Aslı (Vergi) x Ödenen Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)
Toplam Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)

A
=
42.000,00 x 35.332,68
52.999,03

A = 27.999,99 TL olarak hesaplanacaktır.

Bu tutar, Kanun hükümlerine göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan (27.999,99 x %13,6453=)3.820,68 TL ile birlikte (27.999,99 + 3.820,68=)31.820,67 TL olarak alacak aslı ve gecikme zammına mahsup edileceğinden, yıllık gelir vergisinin kalan (42.000,00 – 27.999,99=)14.000,01 TL’si vade tarihinden itibaren uygulanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecektir.
Diğer taraftan, 42.000,00 TL vergi aslı için hesaplanan gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak hesaplanan 4.683,00 TL Yİ-ÜFE tutarına karşılık kısmi ödeme nedeniyle mahsup edilecek tutar ile takip edilecek gecikme faizi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Yıllık gelir vergisi kanuni süresinde beyan edildiğinde iki eşit taksitte ödenmektedir. Kanuni süresinden sonra tahakkuk ettirilen yıllık gelir vergisi için gecikme faizi, taksitlerin kanuni ödeme süreleri dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Bu çerçevede örnek olayda gecikme faizi ve gecikme faizi yerine tahsil edilecek Yİ-ÜFE tutarının hesabında da yıllık gelir vergisi taksitlerinin kanuni ödeme süreleri esas alınmıştır.
Mükellefin, Kanun gereğince gecikme faizinden yararlanacağı tutar (F=F1+F2);
F1= Yıllık Gelir Vergisi 1. Taksit Tutarına İsabet Eden Gecikme Faizinin Kanundan Yararlanacağı Tutar: (27.999,99 / 2=)14.000,00 x %12,53 = 1.754,20 TL’dir.
F2= Yıllık Gelir Vergisi 2. Taksit Tutarına İsabet Eden Gecikme Faizinin Kanundan Yararlanacağı Tutar: (27.999,99 / 2=)13.999,99 x %9,77 = 1.367,80 TL’dir.
F= 1.754,20+1.367,80=3.122,00 TL olacaktır.
Mükellefin, 6.468,00 TL gecikme faizi yerine hesaplanmış olan 4.683,00 TL tutarında Yİ-ÜFE’ye karşılık 3.122,00 TL tahsil edildiği dikkate alındığında, bu tahsilata isabet eden gecikme faizi tutarı;
F =
Gecikme Faizi x Ödenen Yİ-ÜFE (Gecikme Faizi Yerine)
Hesaplanan Yİ-ÜFE (Katsayı Tutarı Hariç)

F =
6.468,00 x 3.122,00
4.683,00

F = 4.312,00 TL olarak hesaplanacaktır.
(6.468,00 – 4.312,00=)2.156,00 TL gecikme faizinin takibine devam edilmesi gerekmektedir.
Mükellefin, Kanun gereğince vergi ziyaı cezasından yararlanacağı tutarın “C” olduğu varsayılmıştır.

C
=
Alacak Aslı (Vergi Ziyaı Cezası) x Ödenen Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)
Toplam Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)

C
=
42.000,00 x 35.332,68

52.999,03

C = 27.999,99 TL olarak hesaplanacaktır.
Bu tutar, Kanun hükümlerine göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan (27.999,99 x %13,6453=)3.820,68 TL ile birlikte (27.999,99 + 3.820,68=)31.820,67 TL olarak alacak aslı ve gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir. Vergi ziyaı cezasından kalan (42.000,00 – 27.999,99=)14.000,01 TL’si vade tarihinden itibaren uygulanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecektir.
Mükellefin, Kanun gereğince özel usulsüzlük cezasından yararlanacağı tutarın “U” olduğu varsayılmıştır.

U
=
Alacak Aslı (Özel Usulsüzlük Cezası) x Ödenen Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)
Toplam Taksit Tutarı (Katsayı Tutarı Hariç)

U
=
585,00 x 35.332,68
52.999,03
U = 389,99 TL olarak hesaplanacaktır.
Yapılandırılan 585,00 TL özel usulsüzlük cezasına karşılık 389,99 TL ödeyen mükellefin Kanundan ödediği tutar kadar yararlandırılmasında yapılandırma öncesi tutarın da dikkate alınması gerektiğinden, yapılandırma öncesi 1.170,00 TL tutarındaki özel usulsüzlük cezasına karşılık Kanundan yararlanılacak tutar (Y) aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Y
=
Yapılandırma Öncesi Alacak Aslı x Özel Usulsüzlük Cezasına Karşılık Ödenen Tutar
Yapılandırılmış Tutar
Y
=

1.170,00 x 389,99
585,00

Y = 779,98 TL Kanundan yararlanılacaktır.
Borçludan özel usulsüzlük cezası olarak (1.170,00 – 779,98=)390,02 TL tutar takip edilecektir.
Yapılan tahsilatlardan bakiye 2.932,62 TL ise katsayı tutarı olup bu tutarla ilgili herhangi bir düzeltme yapılmayacaktır.
b) 7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasında, Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci fıkrası hükmü saklı kalmak suretiyle yapılan ödemeler nispetinde Kanun hükümlerinden yararlanılacağı düzenlenmiştir.
Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci fıkrasına ilişkin olarak bu Tebliğin (II/Ç-1) bölümünde gerekli açıklamalar yapılmıştır.
Bu itibarla, yıllık gelir veya kurumlar, gelir (stopaj), kurumlar (stopaj), katma değer ve özel tüketim vergilerinin Kanun kapsamında yapılandırılarak taksitlendirilmesi hâlinde, Kanunun 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında ödemeler nispetinde yararlanılabilmesi için taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden bu vergilerin vadesinde ödenmesi gerekmektedir.
Kanun hükümlerine göre yapılandırılan alacaklara ilişkin taksitlerin, süresinde veya bu bölümde yapılan açıklamalara göre ödenmesine rağmen, Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci fıkrası gereğince yararlanılan vergi türlerinin, taksit ödeme süresince verilen beyannameler üzerine tahakkuk edenlerinin bir takvim yılında her bir vergi türü itibarıyla çok zor durum olmaksızın ikiden fazla vadesinde ödenmemesi ya da eksik ödenmesi hâlinde, üçüncü ihlalin yapıldığı vade tarihinin rastladığı ayın sonunda Kanun hükümleri ihlal edilmiş olacak ve bu tarih itibarıyla, Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenmiş taksit tutarları için Kanun hükmünden yararlanılacaktır.
Örnek 23- Mükellef, Kanun kapsamında yapılandırılan gelir (stopaj) vergisi borcuna ilişkin Temmuz, Eylül, Kasım/2017 ile Ocak, Mart, Mayıs ve Temmuz/2018 aylarında ödemesi gereken taksitlerini taksit ödeme süresi içerisinde ödemiş olmakla birlikte; Kanun kapsamında yapılandırılmasını talep ettiği gelir (stopaj) vergisi ile ilgili olarak Mart, Nisan, Mayıs/2018 aylarında beyanı üzerine tahakkuk eden vergilerini ödeme süresi içerisinde ödememiştir.
Bu durumda, mükellef, taksitlendirme süresince tahakkuk eden gelir (stopaj) vergisini bir takvim yılında üç defa ödemeyerek Kanundan yararlanma şartını ihlal ettiğinden, ihlalin gerçekleştiği Mayıs/2018 ayına kadar ödediği Temmuz, Eylül, Kasım/2017 ile Ocak, Mart, Mayıs/2018 taksit tutarları için 7020 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanacak, Temmuz/2018 taksit tutarları için ise anılan Kanun hükümlerinden yararlanmayacaktır.
Diğer taraftan, mükellefin Temmuz, Eylül, Kasım/2017 ile Ocak, Mart, Mayıs ve Temmuz/2018 taksitlerini 31/5/2018 tarihinden önce ödemiş olması hâlinde, bu taksit tutarlarının tamamı için anılan Kanun hükümlerinden yararlanılacağı tabiidir.
E- MÜCBİR SEBEP HALLERİNDE KANUNDAN YARARLANMA
7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin yirmibirinci fıkrasında “(21) Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesine göre mücbir sebep hâli ilan edilmiş ve devam eden yerlerdeki vergi dairelerinde mükellefiyet kaydı bulunanlardan mücbir sebep hâli devam edenler ile Sosyal Güvenlik Kurumunca mücbir sebep hâli nedeniyle belge verme süresi ve prim ödemelerinin ertelendiği yerlerdeki kayıtlı işveren, sigortalı ve diğer prim ödeme yükümlülerinin, bu Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden, mücbir sebep hâli süresi içerisinde ödenmesi gereken taksitleri, mücbir sebep hâlinin bitim tarihini takip eden aydan başlamak üzere altı ay içinde ödenir.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, 7020 sayılı Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesine istinaden mücbir sebep hâli ilan edilmiş ve devam etmekte olan Diyarbakır İli Sur ve Silvan İlçeleri, Mardin İli Dargeçit, Derik ve Nusaybin İlçeleri, Siirt İli Eruh İlçesi, Hakkari, Şırnak, Kilis İlleri genelindeki vergi dairelerinde mükellefiyet kaydı bulunan mükelleflerin, bu Kanun hükümlerinden yararlanması durumunda, Kanun kapsamında yapılandırılan alacakların taksit ödeme süreleri bu fıkra uyarınca belirlenecektir.
Diğer taraftan, 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla mücbir sebep hali devam eden Van İli geneli, Bitlis İli Adilcevaz İlçesi, Ağrı İli Patnos İlçesinde mükellefiyet kaydı bulunan mükelleflerin mücbir sebep hali, bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince 31/5/2017 tarihi itibarıyla sona erdiğinden, Kanunun 3 üncü maddesinin yirmibirinci fıkra hükmünden yararlanmaları söz konusu olmayacak, mücbir sebep halinin başladığı tarihten önceki borçları ile mücbir sebep hali kapsamına girmeyen borçları için Kanundan yararlanmaları durumunda yapılandırılan tutarlar, Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenecektir.
Ancak, bu yerlerdeki mükelleflerden 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası kapsamında ilgili vergi dairesine başvurmak suretiyle mücbir sebep hallerini sona erdiren ve anılan fıkrada öngörülen sürede beyanname ve bildirimlerini veren mükelleflerin bu beyan ve bildirimleri üzerine tahakkuk eden vergiler hakkında 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi hükmü uygulanacaktır.
F- DİĞER HUSUSLAR
1- Tüzel kişiler ya da tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller için Kanun hükümlerinden yararlanma başvuruları bunların kanuni temsilcileri tarafından yapılacaktır.
2- 7020 sayılı Kanun hükümlerinden, 213 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutar dikkate alınarak yararlanabileceklerdir.
1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Müşavirlik Kanunu uyarınca mükellefle birlikte borcun ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunanların da bu Kanun hükmünden yararlanmaları mümkündür.
Asıl amme borçlusu ile birlikte borcun ödenmesinden birden fazla kişinin sorumlu olması hâlinde bu kişilerce Kanun hükümlerinden farklı taksit seçenekleri seçilmek suretiyle yararlanılması mümkün bulunmaktadır.
3- Adi ve kollektif şirketlerde ortak olanlar şirketin borçlarının tamamı üzerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarından, bu ortaklar da sorumlu oldukları bu borçlar için Kanun hükmünden yararlanabileceklerdir.
4- 7020 sayılı Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla haklarında 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre iflasın açılmasına karar verilen gerçek ve tüzel kişilerin Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için iflas işlemlerini yürüten iflas idaresinin ilgili vergi dairesine yazılı olarak müracaat etmesi zorunludur.
Bununla birlikte, iflas hâlindeki tüzel kişiliklerin ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin 213 sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun uyarınca sorumlu oldukları borçlar için Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.
Ancak, iflas hâlinde bulunan mükelleflerden aranılan kamu alacaklarına ilişkin olarak Kanundan yararlanmak için başvuru süresi içerisinde herhangi bir başvuruda bulunulmaması ve/veya bu alacakların 30/6/2017 tarihinden sonra iflas masasına kaydedilmiş olması hâlinde, alacaklar Kanunun kapsadığı dönemlere ait olsa dahi 7020 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanılamayacaktır.
2004 sayılı Kanunun 179 ve devamı maddelerinde düzenlenen iflas ertelemesine ilişkin hükümler çerçevesinde iflas ertelemesine karar verilen şirkete veya kooperatife mahkemece erteleme kararıyla birlikte kayyım atanmaktadır. Mahkeme, yönetim organının yetkilerini tümüyle elinden alıp kayyıma verebileceği gibi yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğini kayyımın onayına bağlı kılmakla da yetinebilir. Haklarında iflas ertelemesi kararı bulunan şirketler ve kooperatifler 7020 sayılı Kanuna göre yapacakları başvurularını haklarında verilmiş mahkeme kararına göre temsile yetkili kişiler vasıtasıyla yapacaklardır.
Ayrıca, 2004 sayılı Kanun dışındaki mevzuatlar gereğince de borçlulara kayyım atanması mümkün bulunmaktadır. Bu durumda, borçlu adına Kanundan yararlanmak için yapılan başvuruların yetkili kişilerce yapılıp yapılmadığının ilgili mevzuat hükümleri ve kayyım atanmasına ilişkin kararlar dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir.
5- 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce, vergi mevzuatında yer alan düzenlemeler nedeniyle mahsuben iade talebi bulunan mükellefler diledikleri takdirde mahsup talep ettikleri borçları için Kanun hükümlerinden yararlanabilecektir. Bu takdirde, mahsuben iade talebinden vazgeçtiklerini bağlı bulundukları vergi dairesine, birden fazla vergi dairesine mahsup talepli borçları olması hâlinde, her birine ayrı ayrı Kanundan yararlanmak için belirlenen başvuru süresi içinde ekte yer alan (Ek:2/F) dilekçeyle bildirmeleri gerekmektedir.
Mükellefin kendi borcu dışında, ilgili mevzuat uyarınca üçüncü şahısların borçlarına mahsup talebi olması hâlinde ise mahsup talebinden vazgeçebilmesi için borcuna mahsup istenen üçüncü şahsın da bu konuya yönelik irade beyanı aranılacaktır. Bu takdirde, mükellefin üçüncü şahıs lehine yaptığı mahsup talebi hükümsüz kalacaktır. Lehine mahsup talep edilen üçüncü şahsın ise mükellefin irade beyanı olmadan Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunabileceği tabiidir.
Bununla birlikte, mahsup talebinden vazgeçen mükelleflerin, mahsup talebine konu iade alacaklarını 7020 sayılı Kanun kapsamındaki taksitlerine Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre veya Kanun kapsamında yapılandırılmayan vergi borçlarına ilgili mevzuat uyarınca mahsubunu talep etmeleri mümkündür. Bu durumda, mahsuba esas alınacak tarih, Kanunun yayımı tarihinden sonra yaptıkları başvuru esas alınarak belirlenecektir.
Diğer taraftan, ilgili vergi mevzuatından doğan iade alacağının vergi borcuna mahsubunu talep eden ve vergi borcunu 7020 sayılı Kanuna göre ödemek üzere bu mahsup talebinden vazgeçen mükelleflere iade alacaklarının, mahsubundan vazgeçilen borcun söz konusu Kanun kapsamında yapılandırılmasından sonra hesaplanan taksit tutarları toplamını aşan kısmı, ilgili mevzuat hükümleri ve 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi göz önünde bulundurularak nakden iade edilebilecektir.
6- Kanundan yararlanılarak süresinde ödenen alacaklara, Kanunun 3 üncü maddesinde öngörülen katsayı uygulaması hariç olmak üzere Kanunun yayımı tarihinden sonraki süreler için faiz, gecikme zammı, gecikme cezası gibi herhangi bir fer’i alacak tatbik edilmeyecektir.
7- 7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ondördüncü fıkrasında, Kanuna göre ödenecek alacaklarla ilgili olarak tatbik edilen hacizlerin yapılan ödemeler nispetinde kaldırılacağı ve buna isabet eden teminatların iade edileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, Kanun kapsamındaki borçlarını ödemek üzere başvuran ve borçlarına karşılık ödemede bulunan mükelleflerin mal varlığına tatbik edilen hacizler, bu malların bölünebilir nitelikte olması ve haczin devam edeceği malların, ödenmemiş taksitlerin yapılandırma öncesi tutarını karşılayacak değerde olması şartıyla ödemeler nispetinde kaldırılacaktır.
Bu hüküm çerçevesinde, borçları Kanun hükmüne göre taksitlendirilen mükelleflerin teminat değişikliği talepleri de değerlendirilebilecektir.
Diğer taraftan, bu Kanun kapsamında yapılandırılan borçlar muaccel olmaktan çıktığından, bu borçlarla ilgili olarak 6183 sayılı Kanun kapsamında takip işlemi yapılmamaktadır. Ancak, Kanunun 3 üncü maddesinin ondördüncü fıkrası hükmüne göre, bu Kanun kapsamında ödenecek alacaklar nedeniyle tatbik edilen hacizlere konu mallar, borçlunun talebi hâlinde 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre alacaklı tahsil dairesince satılabilecektir. Satış sonucunda elde edilecek tutarın, ilgili mevzuata göre öncelikli alacakların mahsubundan sonra yapılandırmaya konu borçlara mahsup edilmesi icap etmektedir.
Aynı fıkra gereğince, borçlu tarafından hacizli malların satılmasının talep edilmiş olması, alacaklı tahsil dairesince söz konusu malların satışa çıkarılamaması ya da satışa çıkarıldığı hâlde satılamaması durumunda, borçluya Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitleri süresinde ödememe hakkı vermemektedir.
8- Borçlu tarafından Kanun kapsamında yapılan ödemelerin kredi kartı kullanılmak suretiyle yapılması durumunda borç kredi kartı ile ödeme işleminin gerçekleştiği anda ödenmiş olacağından, bu şekilde yapılmış olan ödemeler yönünden de varsa ödenen alacaklara ilişkin tatbik edilmiş hacizler ödeme nispetinde kaldırılacak ve alınmış teminatlar iade edilecektir.
Kredi kartıyla son taksiti de içerecek şekilde ödeme yapılması hâlinde;
– Kredi kartıyla yapılan ödemelerin ilişkin olduğu motorlu taşıtların satış ve devrine izin verilebilecektir.
– Kredi kartı ile yapılan ödeme tarihinden itibaren Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci fıkrasında yer alan taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenme şartı aranılmayacaktır.
9- 7020 sayılı Kanuna göre başvuruda bulunan ve borçları Kanuna göre taksitlendirilen mükellefler tarafından, borcu olup olmadığına dair yazı istenilmesi hâlinde Kanun hükümleri ihlal edilmediği sürece bu borçları için vadesi geçmiş borcun bulunmadığına dair yazı verilecektir.
10- 7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde, il özel idareleri ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar ile Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye’de sportif alanda faaliyette bulunan spor kulüplerine, Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarlarını ikişer aylık dönemler hâlinde azami 36 eşit taksitte ödenmesi imkânı verilmiştir.
Spor kulüplerinin bu imkândan yararlanabilmeleri için başvuru sırasında Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş spor kulübü olduklarını belirten belgeyi ibraz etmeleri gerekmektedir. Bu kulüplerin dernek veya şirket şeklinde örgütlenmiş olması Kanun ile verilen imkândan yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir. Spor kulüplerinden aranılan amme alacaklarıyla ilgili olarak ikincil sorumluluğu bulunan kişiler de bu hükümden yararlanabilecektir.
7020 sayılı Kanun hükmüne göre bu kuruluşların kendilerine verilen imkânı kullanarak ödeme yapmak istemeleri hâlinde, yapılandırılan alacak tutarına; yirmidört eşit taksit için (1,194), otuz eşit taksit için (1,238), otuzaltı eşit taksit için (1,318) katsayısı uygulanacaktır. Katsayı uygulaması bu Tebliğin (II/C-2) bölümüne göre yapılacaktır.
Diğer taraftan, il özel idareleri ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar dışında il özel idarelerine ait tüzel kişiler ise Kanunun tanıdığı azami 36 eşit taksit imkânından yararlanamayacaklardır.
11- 7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi ile belediyeler ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların bu Kanun kapsamında yapılandırdıkları borçlarına ilişkin taksit tutarları, belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılan paylarından, 5779 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki %40 oranı dikkate alınmaksızın aylık dönemler hâlinde azami yüz kırk dört eşit taksitte tahsil edilecektir. Bu kapsamda, kesinti tutarı her hal ve takdirde bu idareler adına genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılan payların aylık tutarının %50’sini aşamayacaktır.
7020 sayılı Kanun hükmüne göre bu kuruluşların kendilerine verilen imkânı kullanarak ödeme yapmak istemeleri hâlinde, yapılandırılan alacak tutarına;
– altı eşit taksit için (1,032),
– dokuz eşit taksit için (1,053),
– oniki eşit taksit için (1,064),
– onsekiz eşit taksit için (1,086),
– yirmidört eşit taksit için (1,109),
– otuzaltı eşit taksit için (1,19),
– kırksekiz eşit taksit için (1,247),
– altmış eşit taksit için (1,304),
– yetmişiki eşit taksit için (1,361),
– yüzkırkdört eşit taksit için (1,703)
katsayısı uygulanmak suretiyle bulunan tutar, taksit sayısına bölünerek ödenecek taksit tutarları aylık dönemler hâlinde kesinti yoluyla tahsil edilecektir.
5779 sayılı Kanuna göre yapılacak kesintilerin Bakanlar Kurulunca durdurulması hâlinde, yapılandırılan borçlara ilişkin aylık taksitlerin ödeme süreleri kesinti yapılmayan aylar için durdurulacak ve ödenmeyen taksitler tercih edilen taksit ödeme süresinin sonundan itibaren ayrıca bir katsayı ve geç ödeme zammı uygulanmaksızın aylık dönemler itibarıyla paylardan kesinti suretiyle tahsil edilecektir. Bu kapsamdaki taksitlerin süresinde ödenmemiş olması ihlal nedeni sayılmayacaktır.
Öte yandan, bu idarelerin taksit tutarlarının, genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden aktarılacak tutarlardan daha yüksek olması hâlinde, eksik tutarların taksit ödeme süresini takip eden ay sonuna kadar borçlu tarafından ödenmesi durumunda, bu tutarlara geç ödeme zammı hesaplanmayacaktır. Bu suretle ödeme yapılmaması hâlinde eksik ödenen tutarlara geç ödeme zammı hesaplanacağı tabiidir.
Bu bent kapsamında kesinti yoluyla tahsil edilecek olan taksitlerin, bent hükmünde belirtildiği şekilde bir takvim yılında ikiden fazla süresinde ödenmemesi hâlinde Kanundan yararlanma hakkı kaybedilecektir.
Ayrıca, belediyelerin peşin ödeme indirimden yararlanabilmesi için yapılandırılan tutarın tamamını Temmuz/2017 ayı içerisinde ödemeleri gerekmektedir.
12- 7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası gereğince, Kanun hükümlerinden yararlanan il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci fıkrası hükmü uygulanmayacaktır. Buna göre, anılan kuruluşların, Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruları üzerine yapılandırılan borçlarının ödeme süresince, beyanları üzerine tahakkuk eden vergilerini vadesinde ödeme şartı bulunmamaktadır.
13- 7020 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak için açılmış davalardan vazgeçilmesi şart olduğundan, borçlular tarafından Kanundan yararlanmak için yapılan başvurular üzerine tahsilat işlemlerinden dolayı açılmış davalar sulh yoluyla sonuçlanacaktır. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesi uyarınca alacağın takibi için düzenlenerek tebliğ edilen ödeme emrine karşı açılmış olan davalara konu alacaklar için Kanun hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, ödeme emrine karşı açılmış davalardan da vazgeçildiğinden, 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesi gereğince %10 oranındaki haksız çıkma zammı talep edilmeyecektir.
14- 7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasında “(23) Bu Kanun kapsamındaki alacaklarla ilgili olarak mevzuatlarında yer alan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taksit ödeme süresince zamanaşımı süreleri işlemez.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, 7020 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarla ilgili olarak 213 sayılı Kanunda yer alan ceza kesme zamanaşımı sürelerinin işlememesini de sağlamaktadır.
Kanunun yayımı tarihinden önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergiler kesinleştiği halde bu vergilere bağlı olarak kesilmesi gereken vergi ziyaı cezaları Kanunun yayımı tarihi itibarıyla farklı safhalarda bulunabilmektedir.
Vergi aslının bu Kanuna göre yapılandırılması durumunda, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vergi ziyaı cezasının bulunduğu hukuki aşama dikkate alınarak işlem tesis edilecektir. Kanunun yayımı tarihi itibarıyla;
a) Vergi ziyaı cezasının henüz kesilmediği haller ile vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edilmediği hallerde vergi aslına ilişkin taksit ödemeleri devam ettiği müddetçe vergi ziyaı cezası kesilmeyecek ve vergi/ceza ihbarnameleri tebliğ edilmeyecektir. Vergi aslının bu Kanuna göre tamamen ödenmesi şartıyla, vergi ziyaı cezalarının kesilmesinden ve tebliğinden vazgeçilecektir. 7020 sayılı Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi durumunda ise Kanunun 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına göre işlemeyen ceza kesme zamanaşımı süresi dikkate alınarak gerekli işlemlerin tesis edileceği tabiidir.
b) Vergi ziyaı cezası kesilerek vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği hallerde vergi ziyaı cezası için;
-uzlaşma talep edilmiş ve uzlaşma talebinden vazgeçilmemiş ise Kanunun yayımı tarihinden sonra uzlaşma sağlanmış olsa dahi, vergi aslının tam ödenmesine müteakip cezanın tahsilinden vazgeçilmesi, Kanunun yayımı tarihinden sonra tahsil edilen bir tutarın bulunması halinde red ve iade edilmesi,
-ceza indirimi talep edilmiş ve indirim talebinden vazgeçilmemiş ise, Kanunun yayımı tarihinden sonra vergi ziyaı cezasına karşılık ödeme yapılmış olması halinde vergi aslının bu Kanuna göre tam olarak ödenmiş olması şartıyla, vergi ziyaı cezasının tahsilinden vazgeçilerek tahsil edilen tutarın red ve iade edilmesi,
-dava açılmış ve ihtilaftan vazgeçilmemiş ise, vergi aslının bu Kanuna göre tamamen ödenmesi şartıyla, ödemenin tam yapıldığı tarihten sonra yargı kararları uyarınca işlem yapılmaması ve idarece de ihtilafın sürdürülmemesi, Kanunun yayımı tarihinden sonra tahsil edilen bir tutarın bulunması halinde red ve iade edilmesi,
gerekmektedir.
Diğer taraftan, vergi aslının Kanunun yayımı tarihinden önce tamamen ödenmiş olması halinde, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vergi ziyaı cezalarının;
– kesilmemiş olması durumunda kesilmesinden, kesildiği halde vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ edilmemiş olması durumunda tebliğ edilmesinden,
– vergi/ceza ihbarnamesinin Kanunun yayımı tarihinden önce kesilerek tebliğ edildiği hallerde; uzlaşma talep edilmişse uzlaşma talebinden, ceza indirimi talep edilmişse, indirim talebinden vazgeçildiği kabul edilerek söz konusu vergi ziyaı cezalarının tahsilinden,
– kesilmiş ancak ihbarnameye veya takibe ilişkin ihtilafın bulunması durumunda borçlunun müracaat etmesi ve ihtilafından vazgeçmesi şartına bağlı olarak bu cezaların ve bunlara ilişkin gecikme zamlarının tamamının tahsilinden,
– kesinleştiği (Kanunun yayımı tarihinden sonra kesinleşenler dahil) halde takibe ilişkin ihtilafın bulunmaması koşuluyla vergi dairesi tarafından re’sen, bu cezaların ve bunlara ilişkin gecikme zamlarının tamamının tahsilinden,
vazgeçilecektir.
15- 7020 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara ilişkin zamanaşımı süreleri 6183 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının onbirinci bendi hükmü dikkate alınarak tayin edilecektir.
16- 7020 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunmayan ya da borçları Kanun kapsamına girmeyen mükelleflerden aranılan amme alacaklarının takip ve tahsiline devam edilecektir.
17- 7020 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık;
– Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihinden önce tahsil edilmiş olan tutarlar,
– Kanun kapsamında tahsil edilen tutarlar,
– Kanunun 3 üncü maddesinin onikinci fıkrasında belirtilen tecile ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizler,
red ve iade edilmeyecektir.
18- Bu Kanun hükümlerine göre yazılı olarak yapılan başvuruların taahhütlü posta veya APS ile gönderilmesi hâlinde postaya verildiği tarih, adi posta ile gönderilmesi hâlinde ise tahsil dairesinin kayıtlarına intikal ettiği tarih başvuru tarihi olarak dikkate alınacaktır.
Diğer taraftan, başvuruların Gelir İdaresi Başkanlığının internet adresi (www.gib.gov.tr) üzerinden yapılması hâlinde, başvuru tarihi, elektronik ortamda başvurunun yapıldığı tarih olacaktır.
19- 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin onüçüncü fıkrasında, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç kullandığı tespit edilen sürücülerin geri alınan sürücü belgesinin iade edilebilmesi için ilgili kişi hakkında trafik kurallarına aykırılık dolayısıyla verilmiş olan idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olmasının şart olduğu hükme bağlanmıştır.
Anılan hüküm çerçevesinde, 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında geri alınan sürücü belgelerinin iade edilebilmesi için sürücü belgesi geri verilecek olan kişi hakkında trafik kurallarına aykırılık dolayısıyla anılan Kanun hükümlerine göre verilmiş olan tüm trafik idari para cezalarının ödenmiş olması gerekmektedir.
Dolayısıyla, 7020 sayılı Kanun kapsamında borçlarını yapılandıran borçlulara, 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin onüçüncü fıkrasına göre trafik idari para cezası borcu bulunmadığına dair yazının verilebilmesi için bu borçların tamamının ödenmiş olması gerekmektedir.
20- Bu Tebliğin ekleri, çoğaltılmak suretiyle kullanılabilir.
21- 7020 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, diğer bazı alacakların da Kanun kapsamında yapılandırılacağı hüküm altına alınmış olup Kanunun 4 üncü maddesinde Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenecek alacaklar, alacaklı idareler de belirtilmek suretiyle bu Tebliğe ekli tabloda (Ek:3) gösterilmiştir.
Tebliğ olunur.

Ekleri için tıklayınız.

BANKALARIN EŞYA SATMASI BSMV YE TABİ MİDİR ?-EVREN ÖZMEN

Bankacılık faaliyetinde bulunan

kurumun emtia alım-satımının BSMV

veya KDV’ye tabi olup olmadığı.

….

İlgi : … tarihli ve …. evrak kayıt numaralı Özelge Talep Formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, yatırım ve kredi bankacılığı alanında faaliyet gösteren Bankanız tarafından emtia alım satımı yapılması durumunda bu satış işlemlerinin banka ve sigorta muameleleri vergisine mi (BSMV) yoksa katma değer vergisine mi tabi olacağı ile söz konusu emtia satışlarının dekontla belgelendirilmesinin mümkün olup olmadığı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde, banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paraların BSMV’ye tabi olduğu, 30 uncu maddesinde BSMV’yi banka ve bankerlerle sigorta şirketlerinin ödeyeceği, 31 inci maddesinde ise BSMV matrahının 28 inci maddede yazılı paraların tutarı olduğu hükümleri yer almaktadır.

Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-e maddesi uyarınca BSMV kapsamına giren işlemler KDV’den istisnadır.

Bununla birlikte, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden yayımlanan 243 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “Bankalar Tarafından Düzenlenecek Belgeler” başlıklı (A) bölümünde; bankaların, döviz alım satım işlemleri ile menkul kıymetler borsasında aracı kurum sıfatıyla müşterileri adına yaptıkları menkul kıymet alım satımları hariç olmak üzere, yaptıkları bütün hizmetler veya satışlar dolayısıyla lehlerine tahakkuk edecek tutarları Tebliğde belirtilen şartlara uygun olarak düzenleyecekleri dekontlarla belgeleyecekleri belirtilmiştir.

Buna göre, bankaların her ne şekilde olursa olsun yaptıkları bütün muameleler sonucu lehlerine aldıkları paralar BSMV’ye tabi olduğundan, Bankanızca emtia satışı yapılması durumunda da lehe alınan paralar üzerinden BSMV hesaplanması ve söz konusu satış işlemleri için fatura yerine 243 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen şartlara uygun olarak dekont düzenlenmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Bina inşaat izin harcı-Yapı Kullanma izin harcı

Sayı

:

90792880-175.02.02.07[2016/125]-1629

03.01.2017

Konu

:

Bina İnşaat Harcı [2016/125]

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinde, … Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü tarafından ihalesi yapılan ve uhdenizde kalan … Belediyesi Kent Meydanı, Çok Katlı Yeraltı Otoparkı ve Sosyal Tesis inşaatının bina inşaat harcı ile yapı kullanma izni harcından istisna olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Ek 1 inci maddesinde, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde yapılan her türlü bina inşaatının (ilave ve tadiller dahil), inşaat veya tadilat ruhsatının alınmasında Ek Madde 6’da yer alan tarifede gösterilen nispet ve hadlerde bina inşaat harcına tabi olduğu; Ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, inşaat giderleri genel ve katma bütçeler ile il özel idareleri ve belediye bütçelerinden karşılanan her türlü binaların, (b) bendinde de hastane, prevantoryum, sanatoryum, dispanser ve benzeri sağlık kuruluşlarının bina inşaat harcından istisna olacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun ‘İmar ile ilgili harçlar’ başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, yapı kullanma izni verilmesi işleminin yapı kullanma izni harcına tabi olduğu hükme bağlanmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise imar ile ilgili harçlar ile ilgili istisna hükümlerine yer verilmiştir.

Bu itibarla, iş ortaklığınızca yapılacak olan … Belediyesi Kent Meydanı, Çok Katlı Yeraltı Otoparkı ve Sosyal Tesis inşaatı giderlerinin belediye bütçesinden karşılanması halinde söz konusu inşaata ilişkin olarak düzenlenecek bina inşaat ruhsatının 2464 sayılı Kanunun Ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü gereğince bina inşaat harcından istisna tutulması mümkün bulunmakla birlikte, 2464 sayılı Kanunda imarla ilgili harçlara ilişkin olarak belediyelere tanınan herhangi bir istisna hükmü bulunmadığından söz konusu inşaatın yapı kullanma izni harcından istisna tutulması mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

KOOPERATİFLERDE ORTAKLIĞI SONA ERENLERLE HESAPLAŞMA-EVREN ÖZMEN-HESAPLAMA NASIL YAPILIR ?

Devir dışında bir nedenle ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacakları, o yılın bilançosuna göre
hesaplanarak, bilanço tarihinden itibaren bir ay içerisinde geri verilir.
Ancak ortaklığı sona erenlerin yerine yeni ortak alınması halinde eski ortağın 21’nci madde uyarınca ödediği
gider taksitleri derhal geri verilir.
Ayrılan ortaklar, kooperatifin yedek akçeleri üzerinde bir hak iddia edemezler.
Ortaklığı sona erenlerin alacak ve hakları, bunları isteyebilecekleri günden itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına
uğrar.
Ekran Resmi 2017-03-26 22.21.19

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Yurtiçi uçak bedellerinde Alan Vergisi bedellerine Ba Bs formlarında yer verilip verilmeyeceği.- MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Yurtiçi uçak bedellerinde Alan Vergisi bedellerine Ba Bs formlarında yer verilip verilmeyeceği.
Ekran Resmi 2017-06-02 11.18.19

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, şirketinizin seyahat acentesi aracılığı ile yurt içi ve yurt dışı uçak biletleri satın aldığı, Alan Vergisinin bilet toplam tutarında KDV’den önce hesaplanıp KDV’siz şekilde tutara dahil edildiği belirtilerek, yurt içi uçak biletlerinde ödenecek vergilerin içeresine dahil edilen Alan Vergisinin Ba formu ile bildirilip bildirilmeyeceği hususunda Başkanlığımızdan özelge talep ettiğiniz anlaşılmıştır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve mükerrer 257 nci maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, 350 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirmeleri hususunda yükümlülük getirilmiş, 362, 381 ve 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleriyle de bu yükümlülüğe ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin;

– (1.2.1) numaralı bölümünde, “Bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce, belirlenen hadler çerçevesinde yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları, bunlara ilişkin belgenin türüne (fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi, sigorta komisyon gider belgesi ve yolcu bileti gibi) bakılmaksızın Ba-Bs bildirim formlarına dahil edilecektir.”,

– (1.2.2) numaralı bölümünde ise, “Mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak yeniden belirlenmiştir. Buna göre, bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alışları, “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; bir kişi veya kuruma katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet satışları ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)”nun Tablo II alanında bildirilecektir.”

açıklamaları yer almaktadır.

Bu kapsamda, yurt içi uçak biletlerinde gösterilen alan vergisinin (meydan servis ücreti), 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde form Ba bildirimine dahil edilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

VETERİNERLER KOOPERATİF KURABİLİR Mİ ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Ekran Resmi 2017-06-02 10.52.49.png

T.C.

AMASYA VALİLİĞİ

Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

Sayı

:

65771276-120[65-2015/6]-8

01.03.2017

Konu

:

Veteriner hekimlere yapılacak destekleme bedeli ödemelerinde Gelir Vergisi, Katma Değer Vergisi ve Damga Vergisi uygulaması

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden; odanız ile Amasya İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile hayvancılığın desteklenmesi hakkında 08.04.2015 tarih ve 29320 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2015/7495 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 4 üncü maddesinin 15 inci fıkrasına göre hayvancılığın desteklenmesi amacıyla programlı aşılama yapılması için 26.02.2015 tarihli protokolün imzalandığı, protokol kapsamında odanız üyesi veteriner hekimlerce süresinde tamamlanan aşılama işlemleri için ilgili Müdürlükçe 88.335,75 TL destekleme bedelinin odanız hesabına yatırıldığı, bahse konu destekleme bedellerinin üyeniz olan veteriner hekimlere ödenmesi işlemlerinde Gelir Vergisi ve Katma Değer Vergisi kesintisi yapılıp yapılmayacağı, ne şekilde beyan edileceği ile söz konusu ödemelerin Gelir Vergisi Kanununun 29 uncu maddesinin (1) numaralı bendine göre gelir vergisinden istisna olup olmadığı hususlarında Defterdarlığımızdan görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

29 uncu maddesinde; “Teşvik gayesiyle verilen aşağıda yazılı ikramiye ve mükafatlar Gelir Vergisinden müstesnadır:

1. İlim ve fenni, güzel sanatları, tarımı, hayvan yetiştirilmesini ve memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik maksadıyle verilen ikramiyeler ve mükafatlar; …” hükmü

61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmü

65 inci maddesinde ” Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü,

66 ncı maddesinde “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez…” hükmü

yer almaktadır.

Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, ” Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” hükmüne yer verilmiş ve aynı maddenin 2/b bendinde ise; yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden (2009/14592 sayılı B.K.K. ile 03.02.2009 tarihinden geçerli olmak üzere) % 20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması öngörülmüştür.

Ayrıca, söz konusu Kanunun 98 inci maddesinde 94 üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın yirmiüçüncü günü akşamına kadar, ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecbur oldukları belirtilmektedir.

Buna göre, odanız üyesi veteriner hekimlere programlı aşılama uygulaması kapsamında yapacağınız destekleme ödemelerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi kapsamında gelir vergisi tevkifatı yapılması ve muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, söz konusu ödemeler, serbest meslek faaliyeti icabı yapılan “serbest meslek kazancı” niteliğinde olduğundan Gelir Vergisi Kanununun 29 uncu maddesinin (1) numaralı bendi kapsamında gelir vergisinden müstesna tutulması mümkün bulunmamaktadır.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

3065 sayılı KDV Kanununun;

-1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

– 4 üncü maddesinde; hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu işlemlerin; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,

– 9 uncu maddesinde, gerekli görülen hallerde vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutma konusunda Bakanlığımıza yetki verildiği,

-17/1-a maddesinde, Genel ve katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler, köyler, bunların teşkil ettikleri birlikler, üniversiteler, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasî partiler ve sendikalar, kanunla kurulan veya tüzelkişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları, kamu menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların, ilim, fen ve güzel sanatları, tarımı yaymak, ıslah ve teşvik etmek amacıyla yaptıkları teslim ve hizmetlerinin KDV’den istisna olduğu,

hükümlerine yer verilmiştir.

KDV oranları, KDV Kanununun 28 inci maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi (BKK) ile BKK ya ekli (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tespit edilmiştir.

2007/13033 sayılı BKK eki (II) sayılı listenin (B/21) inci sırasında, ilgili Bakanlıklar ya da kanunlarla izin verilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından yerine getirilen insan veya hayvan sağlığına yönelik koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri (hayvan ırkının ıslahına yönelik hizmetler dahil) ile ambulans hizmetlerinin % 8 oranında KDV ye tabi olduğu belirtilmiştir.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C-2.1.3.1) bölümünde kısmi tevkifat uygulayacak alıcılar, (I/C-2.1.3.2) bölümünde kısmi tevkifat uygulanacak hizmetler, (I/C-2.1.3.3) bölümünde kısmi tevkifat uygulanacak teslimler belirtilmiştir.

Tebliğin “Yukarıda Belirlenenler Dışındaki Hizmetler” başlıklı (I/C-2.1.3.2.13) bölümünde; “KDV mükellefleri tarafından, 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlara ifa edilen ve yukarıda belirtilmeyen diğer bütün hizmet ifalarında söz konusu idare, kurum ve kuruluşlar tarafından (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır.”

ifadesine yer verilmiştir.

Buna göre,

– Odanız üyesi veteriner hekimlerce verilen aşılama hizmetinin 3065 sayılı KDV Kanununun 17/1-a maddesindeki istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

– Veteriner hekimlerce verilen aşılama hizmeti 2007/13033 sayılı BKK eki (II) sayılı listenin (B/21) inci sırası kapsamında %8 oranında KDV ye tabi olacaktır.

– Veteriner hekimlerce aşılama hizmetinin 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlara verilmesi halinde bu hizmet nedeniyle düzenlenen serbest meslek makbuzunda hesaplanan KDV nin (5/10) oranında tevkifata tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Genç Girişimcilere vergi istisnası için vergi dairesine başvurmaya gerek bulunmamaktadır.-EVREN ÖZMEN

Ekran Resmi 2017-06-02 10.40.59.png

İlgi

:

07.11.2016 tarih ve 18522/6273 evrak kayıt sayılı özelge talep formu

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 08.09.2016 tarihinden itibaren … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi olarak diş hekimliği faaliyetinde bulunduğunuzu belirtilerek, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 20 nci maddesinde düzenlenen genç girişimcilerde kazanç istisnasından faydalanmak için vergi dairesine müracaat şartı olup olmadığı hususunda Başkanlığımızdan görüş talep ettiğiniz anlaşılmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 20 nci maddesinde; ”Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla yirmi dokuz yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilerin, faaliyete başladıkları takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri bu kazançlarının 75.000 Türk lirasına kadar olan kısmı, aşağıdaki şartlarla gelir vergisinden müstesnadır.

1. İşe başlamanın kanuni süresi içinde bildirilmiş olması,

2. Kendi işinde bilfiil çalışılması veya işin kendisi tarafından sevk ve idare edilmesi (Çırak, kalfa veya yardımcı işçi çalıştırmak ya da seyahat, hastalık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak işinde bilfiil çalışmamak bu şartı bozmaz.),

3. Faaliyetin adi ortaklık veya şahıs şirketi bünyesinde yapılması hâlinde tüm ortakların işe başlama tarihi itibarıyla bu maddedeki şartları taşıması,

4. Ölüm nedeniyle faaliyetin eş ve çocuklar tarafından devralınması hâli hariç olmak üzere, faaliyeti durdurulan veya faaliyetine devam eden bir işletmenin ya da mesleki faaliyetin eş veya üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan veya kayın hısımlarından devralınmamış olması,

5. Mevcut bir işletmeye veya mesleki faaliyete sonradan ortak olunmaması.

İstisna kapsamındaki faaliyetlerden kazanç elde edilmemesi veya istisna haddinin altında kazanç elde edilmesi hâllerinde dahi yıllık beyanname verilir.

Bu istisnanın, bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” denilmektedir.

Konu ile ilgili ayrıntılı açıklamalar 292 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

Buna göre, Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 20 nci maddesinde yer alan şartları topluca taşımanız kaydıyla genç girişimcilerde kazanç istisnasından yararlanmanız mümkün bulunmakta olup konu ile ilgili olarak vergi dairesine başvuru yapmanıza gerek bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

YAPI KOOPERATİFLERİ VE ÜST KURULUŞLARININ GENEL KURULLARINDA GÖREVLENDİRİLECEK BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANLIĞI TEMSİLCİSİ KILAVUZU

1
YAPI KOOPERATİFLERİ VE ÜST KURULUŞLARININ
GENEL KURULLARINDA GÖREVLENDİRİLECEK
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANLIĞI TEMSİLCİSİ
KILAVUZU
Yapı kooperatifleri ve üst kuruluşlarının genel kurul toplantıları ile ilgili hizmetlerin
gereği gibi yürütülmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla, Bakanlık Temsilcisi için
başvuruda bulunulması, Bakanlık Temsilcilerinin görevlendirilmesi, toplantıya katılımı,
tutanak ve raporların düzenlenmesi konularında nasıl hareket edilmesi gerektiğine ilişkin
hususları içeren bir Kılavuz hazırlanmıştır.
A) BAKANLIK TEMSİLCİSİ GÖREVLENDİRİLMESİ
1) Yapı kooperatifleri ve üst kuruluşlarınca, genel kurul toplantıları için Bakanlık Temsilcisi
görevlendirilmesi isteminde bulunulması zorunludur. Başvuru sırasında kullanılacak yazı
örneği ekte yer almakta olup, başvuru ile birlikte;
 Çağrı için alınan kararın örneği (yönetim kurulu, denetim kurulu veya tasfiye
memurları, üst birlik yönetim kurulu kararı ya da kesinleşme şerhli mahkeme
kararı),
 Çağrıyı yapanların yetkili olduklarını gösteren belge (Başvuru sahipleri, ticaret
sicil memurluğundan kooperatifi temsile yetkili son yönetim kurulu üyeleri
olduklarını gösterir yazı alacaklardır. Ticaret sicil memurluklarınca verilecek bu
yazıda, başvuru sahiplerinin kooperatifin temsili konusunda yetkili oldukları,
yetkilerinin başlangıç tarihi, yetki süreleri dolmuşsa yetkinin bitiş tarihi vb.
hususlara yer vereceklerdir. Azlık tarafından çağrı yapılmakta ise çağrı iznini
veren kesinleşme şerhli mahkeme kararı),
 Toplantı gündemi,
 Vezne alındısı,
genel kurul toplantı tarihinden en az 15 gün önce İl Müdürlüğüne teslim edilmesi
gerekmektedir.
Diğer yandan, Kooperatifler Kanununun 47 nci maddesine göre yapılan genel kurul
toplantıları için de Bakanlık Temsilcisi görevlendirilmesi hususunda başvuruda bulunulması
zorunlu olup, bu tip toplantılar için yapılacak başvurularda yukarıda belirtilen 15 günlük süre
şartı aranmayacaktır.
Yapılan başvurularda belgeler incelendikten sonra eksiklikler, ilgililere bildirilerek
tamamlanması istenilecektir. Buna rağmen, herhangi bir belge eksikliği halinde veya 15 günlük
süreye uyulmadan yapılan başvurularda müracaat usulüne uygun yapılmış sayılmayacak ve
temsilci görevlendirilmeyecektir.
Öte yandan, Bakanlık Temsilcilerinin her biri için yatırılan ücret tutarının,
Bakanlığımızca belirlenen miktara uygun olarak yatırılıp yatırılmadığı kontrol edilecek,
belirlenen miktarın altında ücret yatıran kooperatiflere temsilci görevlendirilmeyecektir.
2
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 45 inci maddesi uyarınca, kooperatiflerin olağan
genel kurul toplantılarının her hesap devresi sonundan itibaren 6 ay içinde ve en az yılda bir
defa yapılması gerektiğinden ve ayrıca Kanunun Ek: 2/2’nci maddesi de, genel kurulu olağan
toplantıya çağırmayan yönetim kurulu üyeleri için cezai müeyyide getirdiğinden,
kooperatiflerin olağan genel kurul toplantılarını yasal süresi içinde yapıp yapmadıklarının İl
Müdürlüğünüzce takip edilmesi ve olağan genel kurul toplantılarını zamanında yapmayan
kooperatifler için Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir.
Ayrıca, genel kurulu süresinde (01 Ocak-30 Haziran tarihleri arasında) toplanacak
şekilde çağıran ancak, İl Müdürlüklerine yapılan “Bakanlık Temsilcisi” görevlendirilmesi
talebinde “15 günlük” süreye uymayan ya da Bakanlık Temsilcisi talebine yönelik başvuruda
belge eksikliği bulunan kooperatif ve üst kuruluşlarının yöneticileri hakkında çağrıyı süresinde
yapmış olmaları nedeniyle suç duyurusunda bulunulmayacaktır;
2) Genel kurul toplantılarını üç yıl üst üste yapmayarak kanunen dağılmış sayılan
kooperatiflerin veya üst kuruluşlarının genel kurul toplantısı için Bakanlık Temsilcisi
müracaatında bulunmaları halinde, toplantı gündeminde münhasıran tasfiye kararı
alınması yönünde madde bulunup bulunmadığına bakılması zorunludur. Söz konusu
durumu içeren bir gündem maddesi yoksa temsilci görevlendirilmeyecek, ancak
faaliyetlerinin devam ettiğine dair mahkemece verilmiş karar bulunması halinde temsilci
görevlendirilebilecektir.
3) Genel kurul toplantılarını çalışma saatleri içerisinde yapan kooperatif ve üst
kuruluşlarının, Bakanlık Temsilcisi ücretini çalışma saatleri için belirlenen ücretten,
toplantılarını çalışma saatleri dışında yapan kooperatif ve üst kuruluşlarının ise Bakanlık
Temsilcisi ücretini çalışma saatleri dışı için belirlenen ücretten yatırmaları gerekmektedir.
Genel kurul toplantısına katılan temsilci sayısına denk düşen tutardan fazla yatırılan
temsilci ücretleri bilahare iade edilecektir.
4) İl merkezi dışında yapılan genel kurul toplantılarına katılan Bakanlık Temsilcilerine,
Maliye Veznesine yatırılan temsilci ücreti dışında, İl Müdürlüğünce geçici görev yolluğu
ödenecektir.
5) Genel kurul toplantılarının yoğun olduğu dönemlerde, temsilci isteminde bulunan
kooperatiflerin ortak sayıları, türleri, genel kurul gündeminde önemli hususların bulunup
bulunmadığı, sorunlu olup olmadıkları, genel kurul toplantısının yapılacağı yer ile İl
Müdürlüklerinde temsilci olarak görevlendirilebilecek personel sayısı da göz önünde
bulundurularak öncelikle temsilci gönderilmesi zorunlu görülenlerin talepleri
karşılanacak, önemine göre bir toplantı için en fazla iki temsilci görevlendirilecek, bir
temsilci günde ikiden fazla toplantı için görevlendirilmeyecektir.
6) Genel kurul toplantıları için yalnızca; Bakanlığımızca hazırlanacak yeni tüzük
yayımlanana kadar, halen yürürlükte bulunan Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Temsilci
Tüzüğünün 3 üncü maddesinde belirtilen nitelikleri taşıyan personelin yanında, aynı
maddenin son fıkrasındaki “Bu maddede yazılı nitelikleri taşıyan temsilci
görevlendirilemediği takdirde, atama, diğer Devlet memurları arasından yapılır.”
hükmüne göre, Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatlarında en az önlisans mezunu olmak
şartı ile beş yıldan fazla memur veya sözleşmeli (4B) olarak görev yapmış olanların
arasından temsilci görevlendirilmesi yapılabilir.
3
7) Bakanlığımız İl Müdürlerinin hiyerarşik konumları ile Bakanlık Temsilcileri ve genel
kurul toplantıları ile ilgili sorunların sonuçlandırılmasında ifa ettikleri görevler dikkate
alındığında; İl Müdürlerimizin kooperatif ve üst kuruluşlarının genel kurul toplantılarında
görev almaları uygun görülmemekte, ancak Valilik Makamının takdirine bağlı olarak özel
durumu bulunan kooperatif ve üst kuruluşların genel kurul toplantılarına Bakanlık
Temsilcisi sıfatıyla katılmalarında sakınca görülmemektedir.
8) 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 87 nci maddesine göre, genel kurul toplantısı öncesi
Bakanlık Temsilcisi talebi yasal bir zorunluluk olduğundan, usulüne uygun olarak temsilci
talebinde bulunulmadığı takdirde genel kurul toplantılarının geçersizliği konusunda,
ilgililer ve gerektiğinde Ticaret Sicil Memurlukları uyarılmalıdır.
B) GENEL KURUL TOPLANTISI HAZIRLIĞI VE AÇILIŞI
1) Bakanlık Temsilcisi, görevlendirildiği toplantılara Devlet memuruna yakışır kılık ve
kıyafetle zamanında gitmelidir.
2) Bakanlık Temsilcisi, 1163 sayılı kooperatifler Kanununun 87 nci maddesine göre
görevlendirildiğini ve toplantıda hazır olduğunu belirtir bir konuşma yaparak toplantıyı
açar.
3) Bakanlık Temsilcisi toplantı açılmadan önce, genel kurulun toplantıya çağrı şekli, gazete
ilanı ve yazılı bildirim gibi konularda kanun ve anasözleşme hükümlerine uyulup
uyulmadığını incelemeli; toplantıya asaleten ve vekaleten katılanların sayısının rakamla ve
yazıyla tutanağa geçirilmesini sağlamalı; toplantı yeter sayısı, ilan edilen toplantı
saatinden bir saat sonrasına kadar beklenmesine rağmen sağlanamamışsa genel kurulu
toplantıya çağıran yetkililer ile tutanağı düzenleyerek toplantı yerinden ayrılmalıdır.
4) Bakanlık Temsilcisi, ortaklar listesinin Türk Ticaret Kanunu ve anasözleşme hükümlerine
uygun şekilde düzenlenip düzenlenmediğini, ortaklar ve temsilciler tarafından imzalanıp
imzalanmadığını inceledikten sonra imzalamalı ve bu listenin, ortaklar tarafından
görülebilecek bir yere asılmasını sağlamalıdır.
5) Bakanlık Temsilcisi, ilke olarak bizzat kimlik denetimi yapmamalı, ortakların ya da
temsilcilerinin kimliklerinin ve temsil belgelerinin imza sırasında ibraz edilip edilmediğini
inceleyerek gerektiğinde uyarılarda bulunmalı; ancak şikayet veya ihbar olduğunda ya da
kuşku duyulduğunda kimlik denetimini bizzat yapmalıdır. Ayrıca faks ile gönderilen ya da
aslı ibraz edilmeyen temsil belgelerinin (vekaletnamelerin) geçerli olmadığı
belirtilmelidir.
6) Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların hak ve yükümlülükleri devam
ettiğinden genel kurula katılma, seçme ve seçilme haklarını kullanmaları sağlanmalıdır.
7) Genel kurul toplantısının yönetiminin, ortaklar veya üst kuruluş temsilcilerinden seçilen
başkan ve üyeler tarafından yürütülmesine dikkat edilmeli; divan heyetinin seçimi
titizlikle izlenmelidir. Bakanlık Temsilcisi, genel kurul toplantısının sevk ve idaresine
karışmamalı, ancak gerektiğinde divan başkanını ve genel kurulu uyarmalı, yol göstermeli
ve açıklama yapmalıdır.
8) Genel kurul toplantısı için birden fazla Bakanlık Temsilcisinin görevlendirilmesi
4
durumunda, toplantının her iki temsilcinin huzurunda açılması ilke olmakla birlikte,
temsilcilerin aynı anda gelememesi durumunda, diğer temsilci makul bir süre beklenecek,
bu süre içinde de gelmediği takdirde toplantı mevcut temsilcinin gözetiminde açılacaktır.
Toplantının açılmasından sonra gelen temsilci toplantıya katılmayacaktır.
9) 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 86 ncı maddesine göre, bir saatlik süre beklendikten
sonra toplantının Bakanlık Temsilcisi olmadan açılması durumunda, bu toplantılara
temsilciler sonradan katılmayacaktır.
C) GÜNDEM MADDELERİNİN GÖRÜŞÜLMESİ, KARARLARIN ALINMASI
VE TUTANAĞIN YAZILMASI
1) Bakanlık Temsilcisi; genel kurulda, toplantıyla ilgili olarak kendisine sorulan soruları
cevaplandırmalı, toplantının kanun ve anasözleşmeye uygun olarak yürütülmesini
sağlamak için gereken açıklamaları yapmalıdır.
Bilhassa gergin ortamda geçen genel kurul toplantılarında açıklama ve uyarılar kısa, açık,
kesin ve uygun bir dille yapılmalı, tereddütlü ifadeler kullanılmamalı, taraflı izlenimi
verecek konuşmalardan kaçınılmalı, karmaşık ya da tartışmalı konularda konu iyi
biliniyorsa açıklama yapılmalı, mümkünse ilgili kanun ve anasözleşme hükmü hemen
bulunup yüksek sesle okunmalıdır.
Divan başkanı ve ortaklar ile herhangi bir tartışmadan kaçınılmalı, toplantıyı terk etme
gibi bir davranışa kesinlikle girilmemelidir.
2) Divan başkanı ve katip üyeler toplantıyı yönetebilecek ve tutanağı yazabilecek bilgi ve
yeteneğe sahip değilse, Bakanlık Temsilcisi divana yardımcı olmalı; tutanağı bizzat
yazmamalı, yapılan konuşmaların ve alınan kararların tutanağa yazılmasına nezaret
etmelidir.
3) Genel kurul toplantı tutanağının, toplantının yapıldığı yerde yazılıp imzalanması zorunlu
olup tutanağın toplantı yerinde, genel kurul divanınca düzgün ve okunaklı biçimde
yazdırılmasına Bakanlık Temsilcisince yardımcı olunmalıdır. Toplantı tutanağının,
toplantının yapıldığı yer ve zamanda yazılıp imzalanmaması durumunda Bakanlık
Temsilcisi, tutanağa imza atmamalı, bu konuda tutanağa şerh düşerek bu şerhi imzalamalı,
raporunda bu hususa yer vermeli ve toplantıda alınan kararlardan raporunda kısaca
bahsetmelidir. Şerhli tutanak İl Müdürlüğü tarafından acele olarak Ticaret Sicil
Memurluğuna intikal ettirilmeli ve genel kurul toplantı tutanağının tescil edilmemesi
istenmelidir.
4) Bakanlık Temsilcileri genel kurul toplantısında kanun ve anasözleşmeye aykırı karar
alındığı veya karar nisabı bulunmadığının sayısal olarak tespit edildiği durumlarda,
kararların geçerli olmayacağı yönünde gerekli uyarılarda bulunmalı, buna rağmen karar
alınmışsa alınan kararlar hakkındaki görüş ve itirazlarını tutanakta ve temsilci raporunda
belirtmelidir. Tutanak ve temsilci raporu İl Müdürlüğü tarafından acele olarak Ticaret
Sicili Memurluğuna gönderilmeli ve tescil yapılmaması istenmelidir.
5) Genel kurul tutanağında, görüşmelerin içeriği, söz alanların kimler olduğu, kimlerin alınan
kararlara karşı muhalefet şerhi düştükleri ve muhalefet sebepleri, lehte, aleyhte ve
çekimser oyların sayıları ile bilinmesi gerekli diğer hususlar açıkça belirtilmelidir.
5
Toplantı sırasında önerge verilmesi durumunda, önergelerden özetle söz edilip alınan
kararlar açıkça yazılmalı, önergelerin özetlenemeyecek kadar uzun ve karmaşık olması
gibi durumlarda tutanağa geçirilmekle birlikte önergelerin tüm sayfalarının altları divan
üyeleri ve Bakanlık Temsilcisi tarafından imzalanmalı ve önergeler tutanağa ek
yapılmalıdır.
Süre darlığı ya da başka bir toplantıya yetişebilme nedenleriyle yükümlülükler
aksatılmamalıdır.
6) 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 46 ncı maddesine göre, dörtten az olmamak üzere
ortakların en az 1/10’u tarafından genel kurul toplantısından en az 20 gün önce yazılı
olarak bildirilecek hususların gündeme alınması zorunlu olduğundan, gündem ortaklara
duyurulduktan sonra başvuru yapıldığı takdirde, konu yine de gündeme eklenmeli; bu
yasal zorunluluğa yönetim kurulu uymamışsa genel kurul divan başkanının konuyu
gündeme alması sağlanmalıdır. Ancak istemde bulunan 1/10 ortağın, yasal başvuruyu
zamanında yaptığını divan başkanına kanıtlaması da istenmelidir.
7) Gündemin görüşülmesine geçilmeden önce, gündeme madde eklenmesi hususunda teklif
bulunup bulunmadığının genel kurula sorulması konusunda divan başkanlığı
yönlendirilmelidir.
8) Bakanlığımızca görevlendirilen Müfettiş ve Denetim Elemanlarınca yapılan denetim
sonucunda gönderilen talimatın bir örneği Bakanlık Temsilcisinde bulunmalı; talimatlar
gündeme alınmış ise ilgili gündem maddesinde görüşülmesine nezaret edilmeli, gündeme
alınmamış ise yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin gündem maddesinde
söz konusu talimatlarla ilgili olarak Bakanlık Temsilcisi tarafından genel kurula ayrıntılı
bir şekilde açıklama yapılmalıdır.
9) Gündemde anasözleşme değişikliği varsa, Bakanlık Temsilcisi, Bakanlıkça ön izin verilip
verilmediğini araştırmalı, ön izin alınmamışsa genel kurula gerekli uyarılarda
bulunmalıdır.
10) Bakanlığımızca hazırlanan örnek anasözleşmelerde, ibra edilmeyen yönetim ve denetim
kurulu üyelerinin bu organlara aynı genel kurulda tekrar seçilemeyecekleri hükme
bağlandığından, ibra edilmeyen yönetim ve denetim kurulu üyelerinin aday
olamayacakları konusunda divan başkanı ve genel kurul uyarılmalıdır.
11) Genel kurul toplantısında, yönetim ve denetim kurulu raporları ile bilanço ve gelir gider
cetvelinin mutlaka okunması konusunda gerekli uyarılar yapılmalıdır.
12) Yönetim ve denetim kurulları üyeliklerine seçilme koşullarına ilişkin kanun ve
anasözleşme hükümlerinin, seçimlere geçilmeden önce gerektiğinde genel kurula
okunması ve üyelerin kaç yıl için seçildiğinin tutanakta belirtilmesi sağlanmalıdır.
13) Yanlış yazılan kelime, rakam ve satırlar karalanmamalı, okunacak biçimde ortasından tek
çizgiyle iptal edilmeli, yanına parantez içinde (çizildi) denilerek doğrusu yazılmalıdır. Ay
adları, bir ve iki basamaklı sayılar, rakamla değil yazıyla yazılmalı; tutanakta sonradan
ilaveler yapılmasına imkân verebilecek boşluklar olmamalı ve çıkıntı yapılmamalıdır.
Tutanağın başlangıç kısmına, genel kurul toplantısının başlama saati ve tutanağın son
6
kısmına da genel kurul toplantısının bitiş saati mutlaka yazdırılmalıdır.
14) Tutanağın giriş bölümü, her bir gündem maddesine ilişkin genel kurul kararı, tutanağın
bitiş bölümü, sırasıyla genel kurulca görüşülüp belirlendikçe, genel kurul başkanınca
katiplere yüksek sesle okutularak yazdırılacak, biri yazdırılıp bitirilmedikçe sonraki bölüm
ya da gündem maddesinin görüşülmesine geçilmeyecektir.
15) Kooperatif unvanının; toplantı tutanağına ve temsilci raporuna Bakanlığımızca izin verilen
ve Ticaret Sicil Memurluğunca tescil edilen şekliyle tam olarak yazılmasına gerekli özen
gösterilecektir.
D) TOPLANTININ SONA ERMESİ, KAPANMASI, ERTELENMESİ VE
TOPLANTI SONRASI
1) Kanun ve anasözleşmenin, toplantı ve karar yeter sayılarına ilişkin hükümlerine uygun
hareket edilmeli, toplantı nisabının kalmadığı sayım sonucu tespit edilmişse toplantıya
devam edilmemesi yönünde gerekli uyarılarda bulunulmalı ve durum tutanağa
bağlanmalıdır. Düzenlenecek bu tutanakta toplantı nisabına ilişkin olması gereken ortak
sayısı ile toplantı mahallinde bulunan mevcut ortak sayısı ayrıca belirtilmelidir.
2) Toplantıya Bakanlık Temsilcisi katılmış ise, genel kurul tutanağı ve ortaklar listesinin
sadece birer nüshası temsilci tarafından toplantı bitiminde alınıp, genel kurul toplantısına
ilişkin belgelerin nelerden ibaret olduğunu belirten bir üst yazı ekinde İl Müdürlüğüne
teslim edilmelidir. Bu belgeler kooperatif yetkililerinden ayrıca istenmemelidir.
3) Temsilci raporunda, tutanak içinde ya da tutanak altındaki temsilci muhalefet şerhinin
dışında kalan kayda değer hususlar belirtilecektir. Ayrıca, toplantı tutanağının taraflarca
düzenlenememesi ya da imzalanamaması gibi durumlarda bu hususlara raporda mutlaka
yer verilecektir. Bu gibi hususlar söz konusu değilse raporda, toplantıda kayda değer bir
olayın olmadığının belirtilmesi ile yetinilecektir.
E) DİĞER HUSUSLAR
1) Mal bildirimlerini (3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla
Mücadele Kanununun 8 inci maddesinin (k) bendi uyarınca, kooperatifler ve birliklerin
başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürleri için kooperatiflerin ve birliklerin
denetimlerinin yapıldığı kuruluşlara) vermeyen kooperatif yöneticileri tespit edilerek bu
kişilere, anılan kanunun 10 uncu maddesine göre mal bildirimlerinin, tebliğ tarihinden
itibaren otuz gün içinde verilmesi, aksi takdirde mazeretsiz olarak bu süre içinde mal
bildirimlerini vermeyenlerin savcılığa bildirileceği yönünde ihtarda bulunulması
gerekmektedir.
Bu ihtarın, kooperatifin genel kurul toplantısına Bakanlık Temsilcisi olarak katılan İl
Müdürlüğü personeli tarafından öncelikle toplantıda mevcut kooperatif yöneticilerine ve
toplantıda seçim yapılmışsa yeni seçilen yöneticilere elden imza karşılığı yapılması, posta
masrafı ve zaman tasarrufu açısından uygun olacaktır.
Yapılan uyarıya rağmen süresi içinde mal bildirimini vermeyen kooperatif ve üst kuruluş
yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürlerinin Kanunun 10 uncu maddesi gereği ilgili
Başsavcılığa bildirilmesi gerekmektedir.
7
2) İl Müdürlüklerine verilen belgelerde tekdüzeliğin ve uygulama birliğinin sağlanması
amacıyla, Bakanlığımızca hazırlanan matbu yazı ve formlar (Bakanlığımız internet
adresinde de yayımlanmıştır.) ekte gönderilmiş olup ilgili hususlarda ekli formların
kullanılması gerekmektedir
3) Toplantı sonrasında, gündem, gazete ilanı (varsa), taahhütlü davet mektubu listesi ve/veya
elden imza karşılığı teslim listesi, toplantı tutanağı, yönetim kurulu faaliyet raporu,
denetim kurulu raporu, ortaklar listesi, bilanço, gelir-gider tablosu, genel durum bildirim
formu ve gelir-gider tablosunun düzenlendiği hesap dönemine ilişkin yevmiye defterinin
son kayıt ve noterce yapılan kapanış tasdikini içeren sayfasının fotokopisi, birer adet
olmak üzere, alınarak dosyasına konulur.
Genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetveli, yönetim ve denetim kurulu faaliyet raporu
ile bilanço ve gelir-gider farkı hesaplarının bir nüshasının ortaklar tarafından talep
edilmesi halinde, 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanununa göre verilmesi uygundur.
4) Yönetim kurulunca hazırlanacak yıllık çalışma raporları ile denetim kurulunca
hazırlanacak raporların, 11.06.2008 tarih ve 26903 sayılı Resmi Gazetede Sanayi ve
Ticaret Bakanlığınca yayımlanan “Kooperatifler ve Üst Kuruluşları Yönetim Kurulu
Üyelerinin Genel Kurul Toplantılarına Sunacakları Yönetim Kurulu Yıllık Çalışma
Raporunun Usul ve Esaslarına İlişkin Tebliğ” ile “Kooperatifler ve Üst Kuruluşları
Denetim Kurulu Üyelerinin Genel Kurul Toplantılarına Sunacakları Denetim Kurulu
Raporunun Usul ve Esaslarına İlişkin Tebliğ” hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi
gerektiğinin, bu Tebliğlerdeki esaslara uygun olarak düzenlenmeyen raporların genel
kurulda görüşülemeyeceği ve kabul edilemeyeceğinin, ilinizde bulunan kooperatifler ve
üst kuruluşlarına bildirilmesi uygun olacaktır.
Tebliğ hükümlerine uygun olmayan, bir iki cümle ya da paragraftan ibaret genel ve soyut
bilgiler ihtiva eden raporlarla ilgili olarak, Kooperatifler Kanununun 86 ncı maddesinin
beşinci fıkrası hükmüne uygun olarak görevli ve yetkili merci olan Bakanlığımızın
yürürlüğe koyduğu düzenlemeye aykırı olduğu kabul edilerek, görevli Bakanlık
Temsilcilerince toplantı tutanağına gerekli şerhlerin düşülmesi yerinde olacaktır.
Ayrıca, yönetim ve denetim kurulu faaliyet raporlarının söz konusu Tebliğ hükümlerine
uygun olmaması nedeniyle görüşülememesi, yönetim ve denetim kurullarının ibra
edilmedikleri anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla, bu durumda ibraya ilişkin menfi veya
müspet bir genel kurul kararının varlığı söz konusu olmayacağından, mevcut yönetim ve
denetim kurulu üyelerinin aynı organlara tekrar seçilmeleri de mümkün bulunmaktadır.
5) Yevmiye defterinin son kaydı ve noterce yapılan kapanış tasdikinin fotokopisinin
tetkikinde, Türk Ticaret Kanununun 70/son maddesine uygun olarak ilgili dönem yevmiye
defterinin noter kapanış tasdikinin bulunmadığının tespiti halinde, durumun görevli
Bakanlık Temsilcisi tarafından İl Müdürlüğüne bildirilmesi ve İl Müdürlüğünce de Türk
Ticaret Kanununun 67 nci maddesi hükmü gereğince ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına suç
duyurusunda bulunulması gerekmektedir.
NOT: Bu Kılavuzda açıklanan hususlarla ilgili olarak;
8
 Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca 24.01.2009 tarihli ve 27120 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan “Kooperatifler ve Üst Kuruluşlarının Genel Kurul Toplantılarına Bakanlık
Temsilcisi Görevlendirilmesi İşlemlerinde Uyulması Gerekli Usul ve Esaslara İlişkin
Tebliğ”,
 Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca 11.06.2008 tarih ve 26903 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan “Kooperatifler ve Üst Kuruluşları Yönetim Kurulu Üyelerinin Genel
Kurul Toplantılarına Sunacakları Yönetim Kurulu Yıllık Çalışma Raporunun Usul ve
Esaslarına İlişkin Tebliğ”,
 Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca 11.06.2008 tarih ve 26903 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan “Kooperatifler ve Üst Kuruluşları Denetim Kurulu Üyelerinin Genel
Kurul Toplantılarına Sunacakları Denetim Kurulu Raporunun Usul ve Esaslarına
İlişkin Tebliğ”
hükümlerine, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı arasında
13.09.2010 tarihinde imzalanan, Yapı Kooperatiflerinin Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca
Bayındırlık ve İskan Bakanlığına Devrine İlişkin Usul ve Esaslar konulu Protokolün
10.maddesi uyarınca, bu konularda Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca farklı bir düzenleme
yapılıncaya kadar uyulacaktır.
EKLER:
1- Başvuru sırasında kullanılacak yazı örneği (1 sayfa)
2- Temsilci görevlendirilmesi bildirim yazısı (1 sayfa)
3- Genel kurul toplantı tutanağı formatı (2 sayfa)
4- Genel kurul toplantısı yapacak kooperatif ve üst kuruluş tarafından doldurularak Bakanlık
Temsilcisine verilecek form (1 sayfa)
5- Bakanlık Temsilcisi raporu (1 sayfa)
6- Kooperatif ve üst kuruluşları genel durum bildirim formu (2 sayfa)

BİNALARIN GÜRÜLTÜYE KARŞI KORUNMASI HAKKINDA YÖNETMELİK

31 Mayıs 2017 ÇARŞAMBA
Resmî Gazete
Sayı : 30082

YÖNETMELİK

Çevre ve Şehircilik Bakanlığından:
BİNALARIN GÜRÜLTÜYE KARŞI KORUNMASI HAKKINDA YÖNETMELİK
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; her türlü yapı, bina, tesis ve işletmenin işletimi ve kullanımı safhalarında insanların maruz kalacağı, binaların dışından veya içinden kaynaklanan gürültülerin, kişilerin huzur ve sükûnuna, beden ve ruh sağlığına olumsuz etkilerini en aza indirecek iyi işitme ve algılama koşullarının sağlanması için, tasarım, yapım, kullanım, bakım ve işletim bakımından uyulacak kuralların belirlenmesidir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik; belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde inşa edilecek resmi ve özel her türlü yapı, bina, tesis ile işletmelerde iç mekanlarda insanların maruz kaldığı ulaşım, sanayi, yapım ve insan kaynaklı gürültüler gibi dış çevre gürültülerinin ve yapı içinde oluşan komşuluk gürültüleri, darbe sesleri, mekanik sistem ve servis ekipmanlarının gürültüleri ile cihazlardan yayılan mekanik titreşimlerin kontrol altına alınmasına yönelik önlemlere ilişkin temel kuralları kapsar.
(2) Bu Yönetmelik;
a) 10/9/2014 tarihli ve 29115 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliğine göre işletme ve tesislere verilecek çevre izin veya lisans belgesi kapsamında binaların içinde gürültü kirliliği değerlendirmesi yapılması, işletmelerin denetlenmesi ve her türlü idari yaptırım uygulamalarını,
b) 28/7/2013 tarihli ve 28721 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çalışanların Gürültü ile İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik ile 22/8/2013 tarihli ve 28743 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çalışanların Titreşimle İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik hükümlerine göre yapılan uygulamaları,
c) 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki işyerlerinde çalışan işçilerin maruz kaldığı gürültüyle ilgili uygulamaları,
ç) Konferans, konser, sinema ve tiyatro salonu gibi özel kullanımların salon akustiği tasarımı konularını ve hesaplarını,
kapsamaz.
(3) Bu Yönetmelik hükümleri; iyileştirme ve yenileme nedeniyle mevcut yapılardan, Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra, kullanım amacı kısmen veya tamamen değiştirilmek istenen bina ve tesislerin değerlendirilmesinde ve esaslı onarım ve tadilat projelerinde de uygulanır.
(4) Korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen binalarda gerekli yapısal önlemler, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun görüşü alınarak binanın özelliğini etkilemeyecek biçimde uygulanır.
(5) Türk Silahlı Kuvvetlerince kullanılan ve yeni yapılacak veya yaptırılacak yapı, bina ve tesislerin gürültüden korunmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma Bakanlığınca; ceza infaz kurumu olarak kullanılan yapı, bina ve tesislerin gürültüden korunmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığınca bu Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak belirlenir.
(6) Mevcut kamu binalarında, gürültünün önlenmesi bakımından gerekli ölçüm ve testlerin yapılmasından ve akustik koşulların iyileştirilmesinden, sağlanacak ses yalıtım düzeyinin belirlenmesinden, bu Yönetmelik hükümleri ve asgari yalıtım düzeyleri esas alınarak yetkili idaresi sorumludur.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik; 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 14 üncü maddesi, 29/6/2011 tarihli ve 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci ve 8 inci maddeleri ile 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 38 inci ve 40 ıncı maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) A – ağırlıklı ses basınç düzeyi (dBA): İnsan işitme sisteminin düşük basınçlı seslere karşı en çok hassas olduğu orta ve yüksek frekanslara daha fazla ağırlık veren ve gürültüden olan etkilenmeyi belirleyen ve gürültü kontrolünde yaygın olarak kullanılan A-ağırlık şebekesi yardımıyla elde edilen tek sayılı bir ses düzeyi birimini,
b) Ağırlıklı darbe sesi yalıtımı iyileştirme indeksi (ΔLw): 1/3 oktav bantlarda belirlenen darbe sesi yalıtımı iyileştirme indeksi ΔL’nin bir referans eğri kullanılarak elde edilen tek sayılı değerini,
c) Ağırlıklı ses azaltma indeksleri (Rw, R’w): Yapı elemanlarının yalıtım performanslarını belirtmek üzere elemanın ses azaltım indeks veya görünür ses azaltım indeksi değerlerinden, bir referans eğri kullanılarak elde edilen tek sayılı yalıtım göstergelerini,
ç) Ağırlıklı ses azaltma iyileştirme indeksi (ΔRw):1/3 oktav bantlarda belirlenen ses azaltma iyileştirme indeksi ΔR’nin, bir referans eğri kullanılarak elde edilen tek sayılı değerini,
d) Ağırlıklı ses yutuculuk kat sayısı (αw): Ses yutuculuğunun frekansa bağlı değerlerinin, bir referans eğri kullanılarak elde edilen tek sayılı değerini,
e) Ağırlıklı standardize edilmiş cephe düzeyi farkı (D2m,nT,w): Cephenin 2 metre önünde mevcut trafik gürültüsü veya özel bir ses verici kaynak yardımıyla ölçülen ses basınç düzeyi ile alıcı odadaki ses basınç düzeyi arasındaki farkın, alıcı odasındaki reverberasyon süresine göre düzeltilmiş değerinden bir referans eğri kullanılarak elde edilen tek sayılı yalıtım göstergesini,
f) Ağırlıklı standardize edilmiş darbe sesi basınç düzeyi (L’nT,w): Alan ölçümlerinde alıcı odasında ölçülmüş ve hesaplanmış darbe sesi basınç düzeyinin, alıcı odasının reverberasyon süresine bağlı bir düzeltme terimi kullanılarak azaltılmış spektral değerinden bir referans eğri kullanılarak elde edilen tek sayılı yalıtım göstergesini,
g) Ağırlıklı standardize edilmiş düzey farkı (DnT,w):Bitişik iki odadan birisinde bir veya daha fazla ses kaynağı tarafından üretilen hava doğuşlu sesin her iki odada oluşturduğu ses basınç düzeylerinin yer ve zaman ortalamaları arasındaki farkın, alıcı odanın reverberasyon süresine göre düzeltilerek elde edilen spektral değerinden bir referans eğri kullanılarak elde edilen tek sayılı yalıtım göstergesini,
ğ) Akustik: Ses dalgalarının oluşumu, yayılması, ses kaynakları, işitme-algılama-etkilenme, ölçüm, kontrol teknolojileri gibi konuları inceleyen ve uygulama olanaklarını araştıran bilim dalını,
h) Akustik performans belgesi: Bu Yönetmeliğe göre tüm gürültüye karşı hassas binalar veya içindeki bağımsız birimler için yapılacak akustik testler sonucunda akustik performans sınıfını gösteren belgeyi,
ı) Akustik performans sınıfı: Binalarda ve içindeki bağımsız birimlerde iç gürültü düzeylerine, yapı elemanlarının yalıtım değerlerine, tesisat ve servis ekipmanlarından kaynaklanan iç gürültü düzeylerine ve reverberasyon zamanlarına bağlı olarak bir bağımsız birim veya binanın tümü için yapılan değerlendirme ile ortaya konulan; A, B, C, D, E veya F şeklinde ifade edilebilen derecelendirme sistemini (A, en yüksek performansı; F, en düşük performansı gösterir),
i) Akustik proje: Bu Yönetmelik hükümleri kullanılarak hazırlanan akustik proje ve detay çizimlerini, anahtar paftaları, hesap ve/veya ölçüm sonuçlarını, değerlendirme raporlarını içeren proje dökümanlarını,
j) Alıcı odası: Bir ses yalıtımı ölçümünde sesin iletildiği ve alıcı mikrofonların konumlandığı odayı,
k) Arka plan gürültüsü (binalar için): Bir çevrede veya kapalı mekanda incelenen gürültü kaynağı faaliyette değil iken aynı konum ve koşulda ölçülen geriye kalan toplam sesi,
l) Arka plan gürültüsüne göre düzeltme: Bir çevrede veya kapalı mekanda gerçek kaynak değerinin; ölçülmüş toplam değerden arka plan gürültüsünün logaritmik çıkarma işlemiyle bulunması işlemini,
m) Bağımsız birim: 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre, bir binanın ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli ve bağımsız mülkiyete konu olan bölümünü,
n) Bakanlık: Çevre ve Şehircilik Bakanlığını,
o) Belirsizlik değeri: Ölçülen büyüklüğün gerçek değer etrafında bulunabileceği aralığı tanımlayan tahmini değeri (ölçüm kalitesinin ve ölçüm sonuçlarının güvenilirliğinin göstergesi),
ö) Bina akustiği: Binaların yakın çevresi, binalar içindeki mekanların iç akustiği ve yapı elemanları ile her türlü mekanik ve elektriksel sistemlerin meydana getirdiği gürültü sorunlarını inceleyen; zararlı seslerin engellenmesini amaçlayan ve reverberasyon süresini de içine alan akustik biliminin alt bilim dalını,
p) Bina akustiği uzmanı: Bu Yönetmelikte öngörülen bina akustiği konusunda rapor ve akustik proje hazırlama, yapım sırasında değerlendirme, uygulama sonrasında ölçümlerle sonuçların ortaya konulması gibi hizmetleri gerçekleştirenleri,
r) Bölme elemanı: Kaynak ve alıcı odasını ayıran, kapı ve pencere gibi bileşenleri de içerebilen duvar gibi düşey yapı elemanları ile döşeme, çatı gibi yapı elemanlarını,
s) C – Ağırlıklı ses basınç düzeyi (dBC): 35 Hz’e kadar alçak frekans seslerine sahip gürültülerin değerlendirilmesinde kullanılan ve C ağırlık şebekesi yardımıyla elde edilen tek sayılı ses düzeyi birimini,
ş) Çevresel gürültü veya dış gürültü: Ulaşım araçları, kara yolu trafiği, demir yolu trafiği, hava yolu trafiği, deniz yolu trafiği, rüzgar türbinleri, açık alanda kullanılan makina ve donatım, şantiye alanları, sanayi tesisleri, atölye, imalathane, işyerleri ve benzeri işletmeler ile rekreasyon alanları ve eğlence yerleri, lunapark, çocuk oyun alanları, spor alanları ve insan etkinlikleri sırasında oluşan zararlı veya istenmeyen hava doğuşlu sesleri,
t) Darbe sesi: İki kütlenin birbirine çarpması veya kapı çarpması, ayak sesi, eşya çekilmesi, sürtünmesi gibi doğrudan katı ortamda, örneğin döşemede ortaya çıkan, bina taşıyıcı sistemine ve yapı elemanlarına iletilen, dolayısıyla katı ortam doğuşlu seslerin üretilmesine neden olan sesleri,
u) Darbe sesi basınç düzeyi (Li): Darbe sesi yalıtımı ölçülecek döşemenin standart darbe sesi kaynağı tarafından uyarılması sırasında, alıcı odasında 1/3 oktav bantlarından birinde çeşitli mikrofon konumlarına göre enerji ortalaması alınmış ses basınç düzeyini,
ü) Darbe sesi yalıtımı: Üst kat döşemesine konumlandırılmış adım sesini modelleyen standart darbe sesi kaynağının çalışması durumunda, alt odada ölçülen ses basınç düzeyinden elde edilmiş, alıcı odasının akustik koşullarını da hesaba katan spektral veya tek sayılı yalıtım göstergesi değerini,
v) Darbe sesi yalıtımı iyileştirme indeksi (ΔL): Laboratuvarda yapılan ölçümlerde bir yapı elemanının darbe seslerine karşı yalıtım değerini arttırmakta kullanılan bir ek katmanın performansını belirtmekte kullanılan ve bir referans döşemenin katmanlı ve katmansız durumlarında 1/3 oktav bantlarda ölçülen normalize edilmiş darbe sesi basınç düzeyleri arasındaki farkı gösteren birimini,
y) Desibel (dB): Ölçülen seslerin güç, şiddet ve basınçlarının, işitilebilen en hafif ses referans alınarak, bu referans değere göre karşılaştırılması ile elde edilen sonucun logaritmik olarak verildiği “düzey”in birimini,
z) Dış yapı elemanları: Bina dışı gürültü kaynaklarına ve diğer çevresel etkenlere maruz kalan, bir dış ortamla iç ortamı ayıran; kapı, pencere gibi bileşenleri de içerebilen dış duvar, giydirme cephe, çatı, teras ve altı açık döşemeleri belirten bina kabuğu elemanlarını,
aa) Doğrudan iletim: Bir yapı elemanına gelen seslerin elemanın titreşimi ile katı ortam doğuşlu olarak veya eleman üzerindeki yarıklar, panjurlar ve havalandırma üniteleri gibi boşluklar ile hava doğuşlu olarak elemanın arkasına iletilmesini,
bb) Dolaylı veya yanal iletim: Bir alıcı odasına bitişik odadan bölme elemanı aracılığı ile dış yapı elemanından doğrudan iletilen seslerin dışında, bu elemanlara bitişik olan yan duvarlar, tavan, döşeme gibi diğer elemanlar ile sesin iletilmesini,
cc) Döşeme: Bina iç bölümlerini yatay veya eğimli olarak ayıran yapı elemanlarını,
çç) Düzey farkı (D): Bitişik iki odadan birisinde bir veya daha fazla ses kaynağı tarafından üretilen hava doğuşlu sesin her iki odada oluşturduğu ses basınç düzeylerinin yer ve zaman ortalamaları arasındaki ses basınç düzeyi farkını,
dd) Eğlence yeri: Bir konaklama tesisi bünyesinde veya müstakil olarak faaliyet gösteren, müşterinin eğlence ihtiyacını karşılamaya yönelik, ortamında elektronik olarak yükseltilmiş sesler ve canlı müzik bulunan işyerini,
ee) Eşdeğer ses yutuculuk alanı (A): Bir yüzeyin alanı ile yutuculuk katsayısının çarpımını,
ff) Eşdeğer sürekli ses basınç düzeyi (Leq): Belli bir süre içinde ses basınç düzeyleri değişim gösteren, dalgalı bir gürültünün eşit enerjiye sahip olan sürekli bir sese eşdeğer düzeyini (A Ağırlıklı ses düzeyi olarak ölçüldüğü zaman LAeq olarak adlandırılır),
gg) En yüksek ses basınç düzeyi (LF,max): Belirli bir ölçüm süresi içinde hızlı tepki zaman ağırlığı kullanılarak ölçülen ses basınç düzeylerinin her oktav bantta en büyük değerini (A Ağırlıklı ses düzeyi olarak ölçüldüğü zaman LAF,max olarak adlandırılır),
ğğ) Frekans: Saf ton ses dalgasının saniyedeki titreşim sayısını,
hh) Frekans spektrumu: Bir gürültünün oktav ve 1/3 oktav bantların her birinde sahip olduğu ses basınç düzeylerinin frekanslara göre değişiminin grafik üzerinde gösterilmesini,
ıı) Gece düzeyi (Lgece veya Lnight): A ağırlıklı uzun süreli ortalama ses düzeylerinden elde edilen ve gece saatlerinde tanımlanan, dış çevre gürültülerinin düzeyini belirten göstergeyi,
ii) Gündüz-akşam-gece düzeyi (Lgag veya Lden): A ağırlıklı uzun süreli ortalama ses düzeylerinden elde edilen ve dış çevre gürültülerinin düzeyini belirten göstergeyi,
jj) Gürültü değerlendirmesi: Bir gürültü göstergesi kullanılarak gürültünün olumsuz etkilerini belirlemek, tahmin etmek veya ölçmek için kullanılan her türlü yöntemi,
kk) Gürültü göstergesi: Gürültünün olumsuz etkisinin tanımlanmasında kullanılan fiziksel bir ölçek olup, ölçüm sonuçlarını belirli ağırlıklar uygulanarak tek bir sayı ile ifade etmeye yarayan değerlendirme birimlerini,
ll) Gürültü kontrolü: Herhangi bir ses kaynağından yayılan gürültü niteliğine sahip sesleri, bu Yönetmelikte öngörülen düzeye indirmek, akustik özelliğini değiştirmek, etki süresini azaltmak, daha az rahatsız eden bir başka ses ile maskelemek gibi yöntemlerle zararlı etkilerini tamamen veya kısmen yok etmek için yapılan işlemleri,
mm) Gürültü kontrolü ölçütü veya kriteri (NR): Bir kapalı mekanda mevcut gürültünün spektral niteliklerini işitme-algılama özelliklerine göre değerlendirmeye yarayan tek sayılı bir değerlendirme yöntemini,
nn) Gürültü ölçümü: Elektroakustik ölçüm sistemleri yardımıyla dış ve iç çevrelerde mevcut bir kaynak nedeniyle ortaya çıkan gürültünün veya arka plan gürültüsünün ses basınç düzeylerini, EK-9’da listelenen ilgili standardında belirtilen yöntem ve cihazlar kullanılarak ölçülmesi, spektral, zamansal ve istatistiksel olarak analiz edilmesi ve sonuçların raporlanması işlemini,
oo) Gürültü ölçütü: Bir gürültü göstergesi kullanılarak insan sağlığı, konforu, performansı ve iş veriminin olumsuz etkilenmemesi için kabul edilebilecek gürültü düzeylerini çeşitli kullanımlar için ayrıntılı olarak belirleyen sınır değerleri,
öö) Gürültülülük derecesi: Mekanları gürültü düzeylerine göre sınıflandırmak için kullanılan ve yüksek, orta ve düşük olarak sınıflanan gürültü üretim özelliğini,
pp) Gürültüye az hassas binalar: İdari ve ticaret binaları, spor tesisleri, terminaller gibi kullanımları,
rr) Gürültüye çok hassas binalar: Konut, yataklı hizmet veren sağlık kurumları, çocuk ve yaşlı bakım evleri, yatılı eğitim kurumları, öğrenci yurtları gibi kullanımları, kültürel tesisler gibi kullanımları,
ss) Gürültüye hassas binalar: Yataklı hizmet veren konaklama tesisleri, eğitim kurumları, dini tesisler gibi kullanımları,
şş) Gürültüye hassas olmayan binalar: Otoparklar, garajlar, eğlence yerleri, sanayi tesisleri gibi kendisi gürültü kaynağı olabilen ve gürültüye karşı hassas olmayan alan ve kullanımları,
tt) Hava doğuşlu ses: Havada bulunan ses kaynağının titreşimi ile hava içinde yayılan ve uzak mesafelere iletilen sesleri,
uu) Hava doğuşlu ses yalıtımı: Bir yapı elemanına çarpan hava doğuşlu sesin elemanın arkasına iletildiğinde ortaya çıkan ses azalımından elde edilmiş, alıcı odasının akustik koşullarını da hesaba katan spektral veya tek sayılı yalıtım göstergesi değerini,
üü) Hertz (Hz): Saf ton ses dalgasının saniyedeki titreşim sayısını gösteren birimi,
vv) İç ortam gürültüsü veya iç gürültü: Bina içindeki mekanik ve elektrik tesisat gürültüsü ve her türlü komşuluk gürültüsü kaynaklarından doğan ve mekan içinde bulunan insanları olumsuz etkileyen, istenmeyen ve zararlı seslerin bütününü,
yy) Katı ortam doğuşlu ses: Bir darbe kaynağının temas ettiği katı ortamı, örneğin yapı elemanını titreştirmesi sonucu oluşan ve eleman içinde her doğrultuda iletilen, sürekli veya kesikli sesleri,
zz) Kaynak odası: Bir ses yalıtımı ölçümünde gürültü kaynağının konumlandığı odayı,
aaa) Komşuluk gürültüsü: Ev faaliyetleri ve komşuların oluşturduğu gürültüler olup, konut içerisinde kişilerin kendi davranış ve alışkanlıklarından ve çeşitli ev araçlarından kaynaklanan; kapı, pencere kapatma, yürüme, yüksek sesle konuşma, bağırma, çocukların koşma ve zıplamaları, temizlik yapma, mobilya çekme, televizyon seyretme, radyo ve elektronik ses vericilerle yükseltilmiş müzik dinleme, müzik aleti kullanımı, çamaşır, bulaşık, kurutma, dikiş makinaları, buzdolabı, çöp öğütücü, elektrik süpürgesi gibi ev aletlerini kullanma, evcil hayvan besleme gibi faaliyetler ile bina içinde yapılacak tadilat gibi işlerden doğan ve ortak alanlarda merdivenler, koridorlar ve diğerlerinden gelen gürültüleri,
bbb) Kesikli ses: Düzenli veya düzensiz aralıklarla tekrarlanan ve en az 5 sn süren sesleri,
ccc) Mekanik titreşim: Bir katı cisme uygulanan bir uyarıcı kuvvetin etkisi altında ortaya çıkan ve işitme sınırları altında kalan frekanslarda olup, dokunma duyusu olarak algılanan periyodik titreşimleri,
ççç) Mekanik ve elektrik sistem gürültüsü: Binalarda yapı içinde veya dışında yer alan her türlü konut klima dış üniteleri, merkezi klima sistemleri ve ekipmanları, sıhhi tesisat ekipman ve boruları, asansörler, jeneratörler ve benzeri sistemlerin ürettiği hava doğuşlu ve darbe seslerini,
ddd) Mimari akustik raporu: Yapı elemanlarının ses yalıtım özellikleri, detayları, ilgili hesap ve uygulama ilkelerini içeren raporu,
eee) Oktav bant: Ses basınç düzeyinin frekansa göre değişimini ortaya çıkarmakta yararlanılan, alt ve üst frekans sınırları birbirinin iki katı olan ve bant genişliği merkez frekansın % 70’ine eşit olan frekans bandını,
fff) 1/3 Oktav bant: Her oktav bandın 3’e bölünmesi ile daha detaylı analizlere olanak veren ve bant genişliği merkez frekansın % 23’üne eşit olan frekans bandını,
ggg) Reverberasyon veya çınlama süresi (T): Hacim içinde faaliyette olan bir ses kaynağının susmasından itibaren ses basınç seviyesinin 60 dB azalması için geçen süre olup, bir hacmin akustik özelliğini frekansa bağlı olarak belirleyen ve ses yalıtımının değerlendirilmesinde de kullanılan parametreyi,
ğğğ) Servis ekipmanı: Binanın işletimi için gerek duyulan, ısıtma, iklimlendirme, sıhhi tesisat sistemleri, pompalar, jeneratörler, asansörler, garaj kapıları gibi iç ve dış teknik donatıları,
hhh) Ses azaltım iyileştirme indeksi veya yalıtım iyileştirme indeksi (ΔR): Laboratuvarda yapılan ölçümlerde bir yapı elemanının hava doğuşlu seslere karşı yalıtım değerini arttırmakta kullanılan bir ek katmanın performansını belirtmekte kullanılan ve bir altlık temel elemana uygulandıktan sonra 1/3 oktav bantlarda ölçülen katmanlı ve katmansız durumlardaki ses azaltım indeksleri arasındaki farkı gösteren birimi,
ııı) Sınır değer: Bu Yönetmelikte, bir yalıtım veya gürültü göstergesi cinsinden izin verilen en yüksek ya da en düşük düzeyi,
iii) Ses azaltma indeksi (R): Bir yapı elemanının üzerine gelen ses gücü W1’in, elemandan iletilen ses gücü W2’ye oranının on tabanına göre logaritmasının on katı büyüklüğü olup, elemanının ses azaltma performansını belirtmekte kullanılan birimi,
jjj) Ses basınç düzeyi (Lp): Ortamda belli bir noktada ölçülen ses basıncının, 20×10-6 Pa veya 20 µPa referans ses basıncına oranının 10 tabanına göre logaritmasının 20 ile çarpılmasıyla bulunan ve dB cinsinden belirtilen değeri,
kkk) Ses gücü düzeyi (Lw): Ses kaynağının yaydığı ses gücünün işitilebilir en hafif ses gücü olan 10-12 Watt referans ses gücüne oranının 10 tabanına göre logaritmasının 10 ile çarpılmasıyla bulunan ve dB cinsinden belirtilen değeri,
lll) Ses emisyon değeri: Laboratuvarda veya alanda ilgili standartlara göre ölçülen ses gücü düzeylerini,
mmm) Spektral düzey: Bir sesin oktav veya 1/3 oktav bantlarının her birinde diğer bir deyişle, bir gürültünün farklı frekans bileşenlerine ait ağırlıksız ses basınç düzeylerini,
nnn) Spektrum uyarlama terimleri (Ctr, C, CI, Ctr,50-3150, C50-3150, CI,50-2500): Tek sayılı yalıtım göstergelerinin elde edilmesi için belirli bir standart frekans spektrum eğrisi kullanılarak oktav veya 1/3 oktav bantlar için TS EN ISO 717-1 ve TS EN ISO 717-2 standartlarına göre hesaplanan terimleri,
ooo) Standardize edilmiş cephe düzeyi farkı (D2m,nT): Cephenin 2 metre önünde mevcut trafik gürültüsü veya özel bir ses verici kaynak yardımıyla ölçülen ses basınç düzeyi ile alıcı odadaki ses basınç düzeyi arasındaki farkın alıcı odasındaki reverberasyon süresine göre düzeltilmiş değerini,
ööö) Standardize edilmiş darbe ses basınç düzeyi (L’nT): Alan ölçümlerinde alıcı odasında ölçülmüş ve hesaplanmış darbe sesi basınç düzeyinin, alıcı odasının reverberasyon süresine bağlı bir düzeltme terimi kullanılarak azaltılmış spektral değerini,
ppp) Standardize edilmiş düzey farkı (DnT): Bitişik iki odadan birisinde bir veya daha fazla ses kaynağı tarafından üretilen hava doğuşlu sesin her iki odada oluşturduğu ses basınç düzeylerinin yer ve zaman ortalamaları arasındaki farkın, alıcı odanın reverberasyon süresine göre düzeltilerek elde edilen spektral değerini,
rrr) Standardize edilmiş eşdeğer sürekli ses basınç düzeyi (Leq,nT): Oktav veya 1/3 oktav bantlarda referans reverberasyon süresi 0.5 s alınarak standardize edilmiş eşdeğer sürekli ses basınç düzeyini (A Ağırlıklı ses düzeyi olarak ölçüldüğü zaman LA,eq,nT olarak adlandırılır),
sss) Standardize edilmiş en yüksek ses basınç düzeyi (LF,max,nT): Hızlı tepki zaman ağırlığı kullanılarak oktav bantlarda ölçülen en yüksek ses basınç düzeyinin ölçüm yapılan odanın reverberasyon süresine göre ve referans reverberasyon süresi 0.5 s alınarak standardize edilmiş değeri (A Ağırlıklı ses düzeyi olarak ölçüldüğü zaman LAF,max,nT olarak adlandırılır),
şşş) Sürekli ses: Belirli bir zaman süresi içinde ses basınç düzeyi sabit, dalgalı veya az değişken olan sesleri,
ttt) Taşıyıcı Sistem: Binanın taşıyıcı sistemi ve taşıyıcı sisteme ilişkin her türlü eleman ve bileşeni,
uuu) Tekrarlanabilirlik: Aynı ölçüm yöntemi, aynı gözlemci, aynı ölçme cihazı, aynı konum, aynı kullanım koşulları, aynı ölçülen büyüklüğe ait kısa zaman aralığında tekrarlanan ölçüm sonuçları arasındaki uyuşma yakınlığını,
üüü) Yalıtım göstergesi: Yapı elemanlarının frekanslara göre değişen ses yalıtım performanslarını tek bir sayı ile ifade etmeye yarayan değerlendirme birimlerini,
vvv) Yapı bileşeni: Yapı elemanları üzerinde yer alan, farklı malzeme ve yapıya sahip kapı, pencere, cam havalandırma ünitesi, kanal açılışları, panjurlar gibi tamamlayıcı elemanları,
yyy) Yapı elemanı: Bina kabuğunu oluşturan, üzerinde pencere ve kapı gibi yapı bileşenlerini de kapsayan dış duvarlar, giydirme cepheler, çatı ve bina içinde taşıyıcı olan veya olmayan yatay ve düşey bölme elemanlarının tümünü,
zzz) Yüzer döşeme: Döşeme kaplaması veya döşeme kaplaması altındaki şap katmanı gibi tamamlayıcı bileşenler ile döşeme gövdesi ve duvar gövdesi gibi binanın taşıyıcı veya bölücü bileşenleri arasındaki bağlantının yatayda ve düşeyde esnek, basınç dayanımı olan, darbe sesi yalıtımı katmanı ile kesilmesi yoluyla ses yalıtımı sağlanmış döşeme tipini,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Genel Esaslar
Proje ve ruhsat işleri
MADDE 5 – (1) Yeni binaların inşasında, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra kullanım amacı kısmen veya tamamen değiştirilmek istenen mevcut bina ve tesislerde, esaslı tadilat projelerinde, kullanım amacına ve mekan özelliklerine göre bu Yönetmelikte öngörülen esaslar göz önüne alınır.
(2) Projeler, diğer kanuni düzenlemeler yanında, gürültüye karşı önlem bakımından bu Yönetmelikte öngörülen şartlara uygun değil ise, yapı ruhsatı verilmez. Yeni yapılan veya proje tadilatı ile kullanım amacı değiştirilen bina veya binadaki bağımsız birimlerde bu Yönetmelikte öngörülen esaslara göre imalat yapılmadığının tespiti hâlinde, bu eksiklikler giderilinceye kadar binaya yapı kullanma izin belgesi verilmez.
(3) Bu Yönetmelikte tanımlanmamış olan ve açıklık gereken hususlar hakkında, Türk Standartları, bu standartların olmaması hâlinde ise, Avrupa Standardizasyon Komitesi (CEN) Standartları esas alınır. Türk veya Avrupa Standartlarında düzenlenmeyen hususlarda, uluslararası geçerliliği kabul edilen dokümanlar da kullanılabilir.
(4) Bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasından ilgisine göre yapı ruhsatı vermeye yetkili idareler, yatırımcı kuruluşlar, yapı sahipleri, tasarım ve uygulamada görevli mimar ve mühendisler ile uygulayıcı yükleniciler ve imalatçılar, yapı yapılmasında ve kullanımında görev alan bina akustiği uzmanları, yapı değerlendirme ve işletme yetkilileri görevli, yetkili ve sorumludur.
(5) Bodrum katı ve çatı arası dışında en çok dört katlı konutlar ile yalnızca bir bodrum katın inşaat alanı hesaba katılmaksızın toplam inşaat alanı 2.000 metrekareyi geçmeyen yapılardan merkezi iklimlendirme sistemi bulunmayanlar için akustik uzman tarafından akustik proje hazırlanması şartı aranmaz. Ruhsata tabi yapılarda ve işlerde; binaların gürültüye karşı yalıtımına ait yapısal düzenlemeler ve birleşim noktalarına dair detay çizimler bu Yönetmelikte bina akustiği uzmanı tarafından yapılması belirtilmediği müddetçe, ilgili proje müellifince hazırlanacak veya hazırlatılacak mimari akustik raporuna uygun olarak yapılır.
(6) Kamuya açık mekanların bulunduğu ve farklı kullanımları içeren binalar, konser ve dinleme salonları gibi özel akustik tasarım gerektiren kullanımları içeren binalar ile A veya B akustik performans sınıfını hedefleyen binaların ses yalıtım ve akustik projeleri, mimari ve tesisat projelerinden ayrı olarak bina akustiği uzmanı tarafından hazırlanır. A veya B akustik performans sınıfındaki binalar için akustik performans belgesi düzenlenir.
(7) Ses yalıtımına ait detay ve çizimler ile hesap ve/veya ölçüm sonuçları, bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak akustik proje veya mimari akustik raporu dahilinde, yapı sahibi veya kanuni vekillerince yapı ruhsatı almak için sunulan müracaat dilekçesi ekindeki ruhsat eki mimari proje ve tesisat projeleri ile birlikte ilgili idareye teslim edilir.
Yapı elemanları, malzemeleri ve bileşenleri
MADDE 6 – (1) Akustik performansa katkısı bulunan; yapı malzemeleri, bileşenleri ve bir veya birden fazla katmandan oluşan yapı elemanlarının akustik performans özellikleri veya ilgili parametreleri, ilgili ürün standardına göre beyan edilir. Akustik performansa katkısı bulunan ve akustik performans özellikleri veya buna ilişkin parametreleri ürün standartlarında bulunmayan eleman, bileşen ve malzemelerin EK-1’de yer alan ilgili laboratuvar ölçüm standardına uygun olarak, akreditasyon belgesine sahip laboratuvarlarda akustik teste tabi tutulması gerekmektedir.
(2) Ses yutucu malzeme, darbe sesi kesici katmanlar, titreşim yalıtıcıları, akustik panjurlar, kabinler, modüler gürültü perdeleri, akustik macun, profil, kapı altı ses kesiciler, kanal astarlama ve kanal giydirme malzemeleri, ses susturucuları, yapı elemanlarında katmanları bağlayan, noktasal veya doğrusal ses köprüsünü engelleyen ve birleşim noktalarında kullanılan ara elemanlar ve özel olarak ses yalıtımı amacıyla kullanılan yapı malzemeleri, takım malzemeler, özel tasarlanan sistemler, pencere, kapı, doğrama ve camlar akustik performans beyanına tabidir.
(3) Binalarda kullanılacak tüm mekanik ve elektrik ekipman ve donatılarının ses emisyon değerleri için, üretici tarafından beyan edilen spektral düzeyler ile A ağırlıklı ses gücü düzeyi kullanılır. Emisyon ses gücü düzeyinin ölçüldüğü standart ile birlikte beyan edilmesi gereklidir.
Yükümlülükler ve sorumluluklar
MADDE 7 – (1) Binalarda ses yalıtımına dair detay ve yapısal çözümleri içeren akustik proje ve ölçümler, Bakanlık tarafından hazırlanan uygun sertifika programlarındaki başvuru koşullarında belirtilen meslek grubundan olup, düzenlenecek eğitime katılarak bina akustiği uzmanı olarak yetkilendirilenler tarafından yapılabilir.
(2) Bina akustiği uzmanlarının yetkilerini kötüye kullandıklarının veya gerçeğe aykırı belge düzenlediklerinin tespit edilmesi halinde, durum, yapı ruhsatı vermeye yetkili idare tarafından ilgili meslek odasına bildirilir ve haklarında yapılacak inceleme ve soruşturma sonucunda disiplin cezası alanların sertifikaları, bir daha verilmemek üzere Bakanlığın bildirimi üzerine, sertifikayı düzenleyen kuruluş tarafından iptal edilir.
(3) Açık alanda kullanılan ekipmanlarda uyulması gereken şartlar, bina içinde kullanılan gürültü kaynakları için emisyon düzeyleri, sanayi tesislerinde kullanılan alet, ekipman ve makinelerde uyulması gereken koşullar için 4/6/2010 tarihli ve 27601 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği esas alınır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kullanılacak Gürültü ve Yalıtım Göstergeleri ve Uygulanması
Çevresel gürültü göstergeleri
MADDE 8 – (1) Binaların dışındaki gürültü düzeylerinin ölçülmesi, hesaplanması ve değerlendirilmesinde Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği esas alınır. Ölçümler, TS 9315 ISO 1996-1 ve TS ISO 1996-2 standartlarına göre yapılır. Dış yapı elemanları için yapılacak yalıtım hesaplamalarında gündüz ve gece saatleri için 10 uncu maddede belirtilen frekans aralıklarında ve 1/3 oktav bantlarında Leq, LF,max dB ve frekans ağırlıklı Lgag(Lden), dBA değerleri kullanılır.
İç gürültü göstergeleri
MADDE 9 – (1) Binalarda iç mekanlarda arka plan gürültüsü değerlendirmesinde LAeq ve NR göstergeleri kullanılır. LAeq kullanıcının mekanı kullanma saatlerine göre ve gündüz, akşam, gece veya 24 saat için hesaplanır. NR 63-8000 Hz arasındaki oktav bantlarda belirlenir.
(2) Binalarda servis ekipmanından kaynaklanan iç gürültülerin değerlendirilmesinde LAeq,nT ve LAF,max,nT göstergeleri kullanılır. LAeq,nT ve LAF,max,nT değerleri; ekipmanın türüne göre 63-8000 Hz arasında oktav bantlarda belirlenir. Sürekli ses üreten servis ekipmanı için LAeq,nT, kesikli ses üreten servis ekipmanı için LAF,max,nT kullanılır. Ölçümler en az 3 farklı noktada ve TS EN ISO 10052 ve TS EN ISO 16032’ye göre yapılır.
Ses yalıtım göstergeleri
MADDE 10 – (1) Binaların dış yapı elemanlarının hava doğuşlu seslere karşı yalıtımlarının değerlendirilmesinde; DnT,A,tr veya D2m,nT,50 kullanılır. DnT,A,tr değeri, D2m,nT,w değerinin 100 Hz – 3150 Hz aralığında saptanan Ctr spektrum uyarlama terimi ile birlikte gösterimidir. D2m,nT,50 değeri; D2m,nT,w değerinin 50 Hz – 3150 Hz aralığında saptanan Ctr ,50-3150 spektrum uyarlama terimi ile birlikte gösterimidir.
(2) Binalarda bölme elemanlarının hava doğuşlu seslere karşı yalıtımlarının değerlendirilmesinde DnT,A veya DnT,50 kullanılır. DnT,A değeri, DnT,w değerinin 100 Hz – 3150 Hz aralığında saptanan C spektrum uyarlama terimi ile birlikte gösterimidir. DnT,50 değeri; DnT,w değerinin 50 Hz – 3150 Hz aralığında saptanan C spektrum uyarlama terimi ile birlikte gösterimidir.
(3) Binalarda döşemelerin darbe sesine karşı yapılacak yalıtımın değerlendirilmesinde L’nT,w veya L’nT,50 göstergeleri kullanılır. L’nT,50 değeri; L’nT,w değerinin 50 Hz – 2500 Hz aralığında saptanan CI,50-2500 spektrum uyarlama terimi ile birlikte gösterimidir.
(4) Akustik proje hazırlanacak mekanik sistemlerin ve servis ekipmanlarının bulunduğu bina tiplerinde, eğlence yerlerinde ve sanayi yapılarında bina akustiği uzmanı tarafından ön analizlerle gürültü düzeyleri saptanır. Gürültü kaynağının veya alıcı mekanına iletilen gürültü spektrumunun içinde 50-100 Hz arasında hakim tonal bileşenler bulunduğu belirlenirse veya hafif yapı elemanlarının rezonans frekanslarının 50-100 Hz aralığına düştüğü saptanırsa gürültüden etkilenen dış yapı elemanları ile düşey ve yatay bölme elemanlarında yapılacak tüm yalıtım ölçüm ve hesapları 50 Hz’den başlar ve D2m,nT,50, DnT,50, L’nT,50 ses yalıtım göstergeleri kullanılır. Önlem alma çalışmaları için bina akustiği uzmanı gerekli gördüğünde incelenecek üst frekansı gürültü spektrumuna bağlı olarak 5000 Hz’e kadar çıkartılabilir.
(5) Ses yalıtım ölçümlerinde TS EN ISO 16283-1, TS EN ISO 16283-2 ve TS EN ISO 16283-3 standartlarında belirtilen teknikler kullanılır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Binalarda Akustik Performans Sınıfları İçin Sınır Değerler
Ses yalıtım sınır değerleri
MADDE 11 – (1) Farklı bina tipleri ve mekanların işlevlerine bağlı olarak gürültü kaynağı olmaları durumunda gürültülülük dereceleri, alıcı olmaları durumunda gürültüye karşı hassasiyetleri, EK-2 Tablo 2.1’e göre belirlenir.
(2) Binanın sahip olması gereken akustik performans sınıfı, bu Yönetmeliğe göre belirlenir. Hava doğuşlu ses yalıtımı ve darbe sesi yalıtımında akustik performans sınıflarının sağladığı öznel değerlendirmeler için EK-2 Tablo 2.2 dikkate alınır.
(3) Yeni yapılacak binalarda en az C akustik performans sınıfı sağlanır. Mevcut binalarda kullanım amacının değişmesi durumunda etkilenen bağımsız birimlerde en az D, esaslı tadilat bulunması durumunda ise etkilenen yapı elemanlarında en az D akustik performans sınıfı sağlanır. Yapı elemanlarının pencere gibi saydam bileşenleri de dahil olmak üzere, bütününün ses yalıtımı bu değerlendirmeye tabidir. Kapı içeren yapı elemanlarında kapı ile beraber sağlanan ses yalıtım değerinin bu Yönetmelikte belirtilen sınır değerlerden en fazla 10 dB düşük olmasına izin verilir.
(4) Gürültüye hassasiyet dereceleri belirlenen mekanların dış yapı elemanları için temel alınacak en düşük hava doğuşlu ses yalıtım gerekleri EK-3 Tablo 3.1’de yer almaktadır.
(5) Gürültülülük ve hassasiyet dereceleri belirlenen mekanları ayıran düşey ve yatay elemanlar için temel alınacak en düşük hava doğuşlu ses yalıtım gerekleri EK-3 Tablo 3.2’de yer almaktadır.
(6) Gürültülülük ve hassasiyet dereceleri belirlenen mekanları ayıran döşemeler için esas alınacak en yüksek darbe sesi sınır değerleri EK-3 Tablo 3.3’te yer almaktadır.
(7) Sıklıkla karşılaşılan bina tipleri ve mekanlar için bitişik veya alt alta hacimlerin komşuluk ilişkileri tanımlanmış, ilgili sınır değerler EK-3 Tablo 3.4 ve Tablo 3.5’te yer almaktadır. Bu tablolarda yer almayan bir komşuluk ilişkisi gösteren bitişik veya alt alta iki komşu mekanı ayıran yapı elemanları için yalıtım gereklerinin belirlenmesinde Tablo 2.1 kullanılır ve değerler Tablo 3.2 ve Tablo 3.3’ten alınır.
(8) EK-2’de yer almayan bir mekan işlevi söz konusu olduğunda, mekana ait yapı elemanları için, bu Yönetmelikte belirtilen ilkeler doğrultusunda ekte yer alan tablolardan uygun değerler seçilerek yalıtım gerekleri belirlenir.
Mekan içi gürültü sınır değerleri
MADDE 12 – (1) Binalarda akustik performans sınıfına bağlı olarak izin verilen mekan içi gürültü düzeyleri EK-4 Tablo 4.1’de yer almaktadır.
(2) İçerisinde elektronik olarak yükseltilmiş müzik yayını veya canlı müzik yapılan restoran, bar, alışveriş merkezi, mağaza, oyun salonu gibi birincil işlevi müzik dinlemek olmayan mekanlarda müzik sesi dâhil izin verilen en yüksek iç gürültü düzeyleri EK-4 Tablo 4.1’de yer almaktadır.
(3) Yeni yapılacak binalarda en az C, mevcut binalarda kullanım amacının değişmesi ya da esaslı tadilat bulunması durumunda, tadilatın etkilediği bağımsız birimlerde en az D sınıfı sağlanır.
Tesisat ve servis ekipmanlarından kaynaklanan iç gürültü sınır değerleri
MADDE 13 – (1) Sürekli gürültü üreten servis ekipmanlarından kaynaklanan gürültü düzeyleri, EK-5 Tablo 5.1’deki değerleri geçemez.
(2) Kesikli gürültü üreten servis ekipmanlarından kaynaklanan gürültü düzeyleri, EK-5 Tablo 5.2’deki değerleri geçemez.
(3) Yeni yapılacak binalarda en az C, mevcut binalarda kullanım amacının değişmesi ya da esaslı tadilat bulunması durumunda, tadilatın etkilediği bağımsız birimlerde en az D sınıfı sağlanır.
Reverberasyon süreleri ve yüzey yutuculukları için sınır değerler
MADDE 14 – (1) Çeşitli mekanlarda izin verilen reverberasyon süresi en yüksek sınır değerleri EK-6 Tablo 6.1’de yer almaktadır. Bu değerler yapı elemanlarından istenen en düşük hava doğuşlu ses yalıtım değerlerinin hesaplanmasında kullanılır.
(2) Eğitim yapıları, sağlık tesisleri, büro ve idari binalar, yemekhane ve lokantalar, tüm sirkülasyon alanları, kütüphaneler, terminaller, kamuya ait tesisler, spor salonları içerisinde tavan kaplamasının ağırlıklı ses yutuculuk katsayısının (αw) en az 0.75’i sağlaması gerekmektedir. Diğer yüzeyler için istenen yutuculuklar reverberasyon sürelerine bağlı olarak elde edilir.
(3) Akustik proje ve raporlarda, EK-6’da yer alan reverberasyon sürelerinin sağlandığının hesaplar ile gösterilmesi durumunda, ikinci fıkrada belirtilen koşul aranmaz.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Ses Yalıtımı Uygulama Süreci ve Yalıtım Kuralları
Hava doğuşlu sesler ve darbe sesleri için sınır değer belirleme yöntemleri
MADDE 15 – (1) Bu Yönetmelikte belirtilen hava doğuşlu ve darbe sesleri için yalıtım sınır değerlerinin belirlenmesi ve uygulanmasındaki süreç EK-7’de yer almaktadır.
(2) Mekanik odalarda ve ses yükseltici sistemlerin kullanıldığı mekanlarda uygulanacak en düşük hava doğuşlu ses yalıtım değeri EK-4 Tablo 4.1’de belirtilen düzeyleri sağlayacak şekilde EK-7’de verilen hesaplama yoluyla belirlenir.
Yalıtım tasarlama, hesaplama ve modelleme yöntemleri
MADDE 16 – (1) İstenilen yalıtımın tasarlanmasında uygulanacak kurallar EK-7’de yer almaktadır.
a) Yapı elemanları ve bileşenlerinin 6 ncı maddeye göre ölçülmüş ses azaltım indeksi R ve darbe sesi basınç düzeyi Ln değerleri spektral düzeyler olarak oktav veya 1/3 oktav bantlarda beyan edilmiş ise yalıtım tasarlama ve hesaplamalarında bu değerler kullanılır.
b) Laboratuvarda yapılmış ölçüm sonuçları bulunmuyorsa; ses azaltım indeksi R ve darbe sesi basınç düzeyi Ln değerleri spektral veya ağırlıklı düzeyler Rw (C;Ctr) ve Ln,w olarak, sesin doğrudan iletimi için literatürde genel kabul görmüş bilimsel yöntemler veya bu yöntemlere dayalı yazılımlar kullanılarak hesaplanabilir.
c) Laboratuvar ölçümleri veya bilimsel yöntemlerle saptanan R ve Ln değerlerine yapı elemanlarının birleşim bölgesi özelliklerine göre gerçekleşen yanal iletimleri de ekleyerek bina içinde ses yayılımını modelleyen TS EN 12354-1, TS EN 12354-2 ve TS EN 12354-3 standartlarının ilgili bölümleri kullanılarak yapı elemanlarının ses yalıtım performansı hesaplanır.
ç) Uygulanacak yapı elemanları akustik projede/mimari akustik raporda liste halinde ses yalıtım detayları ve hesaplanan akustik performans değerleri ile birlikte verilir; uygulama ilkeleri açıklanır.
d) Özel durumlar için gürültü kaynaklarına ve mekanların iç akustik gereklerine bağlı olarak istenen yalıtım değerleri EK-7’de verilen hesaplama yöntemine göre ayrıca hesaplanarak yapı elemanı ve detaylar bu değere göre belirlenir.
(2) Laboratuvar ölçümleri veya hesaplarla belirlenen Rw (C;Ctr) ve Ln,w performans değerlerinin hesaplama ile DnT,A veya DnT,50 ve L’nT,w veya L’nT,50 değerlerine dönüştürülmesi için literatürde genel kabul görmüş bilimsel yöntemler kullanılabilir.
ALTINCI BÖLÜM
Tesisat ve Servis Ekipmanı Gürültü Kontrol Önlemleri
Gürültü kontrolü
MADDE 17 – (1) Tesisat ve servis ekipmanlarından kaynaklanan gürültünün kontrolü amacıyla EK-8’de belirtilen kurallar uygulanır.
Gürültü kontrol önlemleri
MADDE 18 – (1) Mekanik sistem kurulumu tamamlanıp işletmeye alınması aşamasında, idaresince istenmesi durumunda, TS EN ISO 10052 ve TS EN ISO 16032 standartlarına göre ölçümler yapılır. Ölçüm sonuçlarının sınır değerlerden yüksek çıkması durumunda EK-8’e göre önlem alınır.
YEDİNCİ BÖLÜM
Uzmanlık, Değerlendirme, Testler ve Raporlama
Ölçüm, hesaplama, rapor ve akustik proje hazırlayacaklarda değerlendirme kriterleri
MADDE 19 – (1) Bina akustiği proje ve ölçüm hizmetlerini yerine getireceklerin eğitim koşulları, mesleki yeterlilik ve deneyim kriterleri ve bunların belgelendirilmesi ile hizmetin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar akustik sertifika programlarında tanımlanır.
Hizmetlere ilişkin kullanılacak standartlar
MADDE 20 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında yapılacak hesaplama ve testlerde kullanılacak standartlar EK-9’da yer almaktadır.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Denetim ve Belgelendirme
Denetim
MADDE 21 – (1) Binalarda yapım aşamasında veya sonrasında ölçümlere dayalı akustik test ve raporlar bina akustiği uzmanı tarafından yapılır, ölçüm raporu düzenlenir.
Akustik performans sınıfı ve belgelendirmesi
MADDE 22 – (1) İsteğe bağlı olarak akustik performans belgesi düzenlenecek binalarda, EK-10’da açıklanan esaslara uygun olarak seçilecek örnek yapı elemanları ve mekanları için EK-9’da listelenen ölçüm standartları uygulanarak akustik testler yapılır ve akustik performans belgesi tüm bina için bina akustiği uzmanı tarafından düzenlenir. Akustik performans belgesi, bina içindeki yapı elemanlarının ses yalıtımı, mekan içi gürültü düzeyleri, reverberasyon süresi ve servis ekipmanları gürültü düzeyleri açılarından yapılan performans değerlendirmelerinin tümünü kapsar. Düzenlenen A veya B akustik performans belgesinin bir nüshası Bakanlığa gönderilir.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Son Hükümler
Yürürlük
MADDE 23 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinden bir yıl sonra yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 24 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Şehircilik Bakanı yürütür.

Ekleri için tıklayınız.

Tedarik ve dağıtım kooperatifleri-PERAKENDE TİCARETİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN

Tedarik ve dağıtım kooperatifleri
MADDE 14 – (1) Esnaf ve sanatkâr işletmelerince satışa sunulan malların etkin bir şekilde piyasadan temini
amacıyla esnaf ve sanatkârların üyesi olduğu tedarik ve dağıtım kooperatifleri kurulabilir. Bu kooperatiflerin kuruluşu ve ana
sözleşme değişikliği Bakanlık iznine tabidir.
(2) Kooperatif ortaklarının en az iki yıl kesintisiz olarak 5362 sayılı Kanuna tabi odalara kayıtlı olması şarttır.
Bakanlık; bu kooperatiflerin ortaklık şartlarını, kuruluşunda aranacak asgari sermaye miktarını ve ortak sayısını belirlemeye,
örnek ana sözleşmelerini düzenlemeye, güvenli, açık ve istikrarlı bir şekilde faaliyet göstermelerine ilişkin düzenlemeler
yapmaya yetkilidir.
(3) 5362 sayılı Kanuna tabi esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının yönetim ve denetim kurulu üyeleri, görev
yaptıkları sürece, bu madde kapsamında kurulmuş olan kooperatiflerin yönetim ve denetim kurullarında görev alamazlar.

Siteler resmi defterlerini ne zaman kapatmak zorundadır ?

Site Defterlerin Kapanış Tasdiki Zorunluluğu
Karar defterinin her takvim yılının bitmesinden başlayarak bir ay içinde yönetici tarafından notere kapattırılması mecburidir. Bu maddede yazılı görevleri yerine getirmeyen yöneticiye 33. maddenin son fıkrasında yazılı cezalar uygulanır” denilerek gelir ve giderlerin kaydedileceği defterin “Karar Defteri” olduğu belirlenmiş ve bu mükellefiyetlere aykırı fiillerin cezası da belirlenmiştir. 33. maddenin son fıkrasında “Tespit edilen süre içinde hâkimin kararını yerine getirmeyenlerden, aynı mahkemece para cezası alınmasına kesin olarak hükmolunur; yirmibeşinci madde hükmü mahfuzdur” hükmü ile de ceza miktarı tespit edilmiştir. İşletme defteri tutulursa onun da her takvim yılının bitmesinden başlayarak bir ay içinde yönetici tarafından notere kapattırılması mecburidir.

Saygılarımla

BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE BAZI KANUNLARDA VE BİR KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 7020 Kabul Tarihi: 18/5/2017

27 Mayıs 2017 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 30078

KANUN

BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE BAZI
KANUNLARDA VE BİR KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE
DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
Kanun No. 7020 Kabul Tarihi: 18/5/2017

Kapsam ve tanımlar
MADDE 1 – (1) Bu Kanun hükümleri;
a) Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince tahsil edilen;
1) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren;
(aa) 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri ile gecikme zamlarından (gelir ve kurumlar vergisine mahsuben 2017 yılında ödenmesi gereken geçici vergi ile 2017 yılında ödenmesi gereken gelir vergisi ikinci taksitleri hariç),
(bb) 2017 yılına ilişkin olarak 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri ile gecikme zamlarından (2017 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi ikinci taksiti hariç),
(cc) 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak vergi aslına bağlı olmayan vergi cezalarından,
2) 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce, 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu, mülga 11/2/1950 tarihli ve 5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun, 10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 18/1/1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun, 23/5/1987 tarihli ve 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun, mülga 13/4/1994 tarihli ve 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 25/6/2010 tarihli ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve 15/2/2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun gereğince verilen idari para cezalarından,
3) Bu bendin (1) ve (2) numaralı alt bentleri dışında kalan, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip edilen 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında olup tahsil dairesine takip için intikal etmiş olan amme alacakları dâhil olmak üzere asli ve fer’i amme alacaklarından (adli ve idari para cezaları ile mülga 7/3/1954 tarihli ve 6326 sayılı Petrol Kanununa istinaden alınan Devlet hissesi ve Devlet hakkı, 30/5/2013 tarihli ve 6491 sayılı Türk Petrol Kanununa istinaden alınan Devlet hissesi, mülga 22/6/1956 tarihli ve 6747 sayılı Şeker Kanununa istinaden alınan şeker fiyat farkı, mülga 10/9/1960 tarihli ve 79 sayılı Millî Korunma Suçlarının Affına, Millî Korunma Teşkilât, Sermaye ve Fon Hesaplarının Tasfiyesine ve Bazı Hükümler İhdasına Dair Kanuna istinaden alınan akaryakıt fiyat istikrar payı ve akaryakıt fiyat farkı, 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununa istinaden alınan Devlet hakkı ve özel idare payı ile madencilik fonu, mülga 10/8/1993 tarihli ve 491 sayılı Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ve 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye istinaden alınan kılavuzluk ve römorkörcülük hizmet payları hariç),
b) 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu ve ilgili diğer kanunlar kapsamında gümrük yükümlülüğü doğan ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilen gümrük vergileri, idari para cezaları, faizler, gecikme faizleri ile gecikme zammı alacaklarından,
c) Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil daireleri tarafından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilen ve bu Kanunun yayımı tarihi veya bu Kanunun ilgili hükümlerinde belirtilen sürelerin sonuna kadar tahakkuk ettiği hâlde ödenmemiş olan;
1) 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan (5510 sayılı Kanunun geçici 72 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında ödeme süresi ertelenen prim tutarları hariç), 2017 yılı Mart ayı ve önceki aylara ilişkin sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı alacaklarından,
2) 2017 yılı Mart ayı ve önceki aylara ilişkin isteğe bağlı sigorta primleri ve topluluk sigortası primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı alacaklarından,
3) Yaşlılık aylığı, emekli aylığı veya malûllük aylığı bağlandıktan sonra 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sigortalılık statüsü kapsamında sigortalı sayılmasını gerektirir nitelikte çalışması nedeniyle ilgili mevzuatına göre ödenmesi gereken 2016 yılı Şubat ayı ve önceki aylara ilişkin sosyal güvenlik destek primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı alacaklarından,
4) 2017 yılı Mart ayı sonuna kadar bitirilmiş olan özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin yapılan ön değerlendirme, araştırma veya tespit sonucunda bulunan eksik işçilik tutarı üzerinden hesaplanan sigorta primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı alacaklarından,
5) 2017 yılı Mart ayı sonuna kadar işlenen fiillere ilişkin idari para cezaları ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı alacaklarından,
6) İlgili kanunları gereğince takip edilen 2017 yılı Mart ayı ve önceki aylara ilişkin damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı ile bunlara bağlı gecikme zammı alacaklarından,
7) İşverenlerin ve üçüncü şahısların, 5510 sayılı Kanunun 14 üncü, 21 inci, 23 üncü, 39 uncu ve 76 ncı maddeleri, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun mülga 10 uncu, 26 ncı, 27 nci ve 28 inci maddeleri, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun mülga 63 üncü maddesi ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun mülga 129 uncu maddesi gereğince iş kazası ve meslek hastalığı, malûllük, adi malûllük ve ölüm hâlleri ile genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere yönelik fiiller nedeniyle ödemekle yükümlü bulundukları her türlü borçlardan,
ç) İl özel idarelerinin, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan asli ve fer’i amme alacaklarından (idari para cezaları ve 3213 sayılı Kanuna istinaden alınan özel idare payı hariç),
d) Belediyelerin;
1) 213 sayılı Kanun kapsamına giren ve 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, 2017 yılına ilişkin olarak 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden vergi (2017 yılına ilişkin tahakkuk eden emlak vergisi ile iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisi hariç) ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, bunların dışında kalan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan asli ve fer’i amme alacaklarından (idari para cezaları ile 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun mükerrer 97 nci maddesinin (b) fıkrası gereğince belediyelere ödenmesi gereken paylar hariç),
2) 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesine göre tahsili gereken ve vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan ücret alacakları ile bunlara bağlı fer’i alacaklarından,
3) 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamındaki belediyelerin su abonelerinden olan ve vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan su, atık su ve katı atık ücreti alacakları ile bunlara bağlı fer’i (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) alacaklarından,
4) Büyükşehir belediyelerinin, 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 11 inci maddesine göre vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan katı atık ücreti alacakları ile bunlara bağlı fer’i (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) alacaklarından,
e) 20/11/1981 tarihli ve 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamındaki büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin, vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan su ve atık su bedeli alacakları ile bu alacaklara bağlı faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) alacaklarından,
f) Bu Kanunda belirtilen diğer alacaklardan,
kesinleşmiş olup bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacaklar (bu maddede vadeye ilişkin belirtilen hükümler saklı kalmak kaydıyla) hakkında uygulanır.
(2) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Vergi: 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim ve harçları,
b) Gümrük vergileri: İlgili mevzuat uyarınca eşyanın ithali veya ihracında uygulanan ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından takip ve tahsil edilen gümrük vergisi, diğer vergiler, eş etkili vergiler ve mali yüklerin tümünü,
c) Beyanname: Vergi tarhına esas olan beyanname ve bildirimleri,
ç) Yİ-ÜFE aylık değişim oranları: Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği 31/12/2004 tarihine kadar toptan eşya fiyatları endeksi (TEFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2005 tarihinden itibaren üretici fiyatları endeksi (ÜFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2014 tarihinden itibaren yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) aylık değişim oranlarını, 1/11/2016 tarihinden itibaren aylık %0,35 oranını (bu Kanunun yayımlandığı ay dâhil),
ifade eder.
(3) Bu Kanun, bazı alacakların yapılandırılmasına ilişkin hükümler ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması ve yeni hükümler ihdasına ilişkin hükümleri kapsar.
Kesinleşmiş alacakların yapılandırılması
MADDE 2 – (1) Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil daireleri tarafından takip edilen alacaklardan bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil);
a) Vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan vergilerin ödenmemiş kısmının tamamı ile bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilere bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları ile aslı bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş olanlar dâhil olmak üzere asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,
b) Vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş vergi cezaları ile iştirak nedeniyle kesilmiş vergi cezalarının %50’si ve bu tutara gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece gecikme zammından ibaret olması hâlinde gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,
c) Vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve bu Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi kapsamında olan idari para cezalarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaya bağlı fer’ilerin tamamının,
ç) Vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve yukarıdaki bentlerin dışında kalan asli amme alacaklarının ödenmemiş kısmının tamamı ile bu alacaklara bağlı faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla uygulanan faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının,
d) 20/2/2008 tarihli ve 5736 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanunun 1 inci ve 2 nci maddeleri gereğince ödenmesi gerektiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan tutarların bu madde kapsamında ödenmesi hâlinde 5736 sayılı Kanun gereğince hesaplanan binde iki oranındaki faiz alacaklarının tamamının,
tahsilinden vazgeçilir.
(2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından takip edilen alacaklardan bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil);
a) Vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan gümrük vergilerinin ödenmemiş kısmının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla gümrük vergilerine bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları ve aslı bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş olanlar dâhil olmak üzere asla bağlı olarak kesilen idari para cezalarının tamamının,
b) Vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve 4458 sayılı Kanun ve ilgili diğer kanunlar kapsamında gümrük yükümlülüğü nedeniyle gümrük vergileri asıllarına bağlı olmaksızın kesilmiş idari para cezaları ile 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun iştirak hükümleri nedeniyle kesilmiş idari para cezalarının %50’sinin, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin,
c) Eşyanın gümrüklenmiş değerine bağlı olarak kesilmiş idari para cezalarının %30’u ve varsa gümrük vergileri aslının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan %70’i ile alacak asıllarına bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının,
tahsilinden vazgeçilir.
(3) İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk etmiş olan vergiler hakkında bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarının (a) bendi hükmü uygulanır.
(4) Bu Kanun kapsamında ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, bu Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması koşuluyla, bu Kanunda belirtilen ödeme süresi sonuna kadar 18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) bendi hükmü uygulanmaz.
(5) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olup bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla yargı kararı ile kesinleştiği hâlde mükellefe ödemeye yönelik tebligatın yapılmadığı alacaklar için mükelleflerce bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde başvuruda bulunulması koşuluyla bu alacaklar da bu madde kapsamında yapılandırılır. Bu hüküm kapsamına giren alacaklar için ayrıca tebligat yapılmaz ve alacakların vade tarihi olarak bu Kanunun yayım tarihi kabul edilir. Bu kapsamda yapılandırılan tutarların bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmemesi hâlinde de vade tarihinde değişiklik yapılmaz.
(6) 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesine göre tahsili gereken ücretler ile su, atık su ve katı atık ücreti alacaklarından vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olanlar ile bunlara bağlı fer’iler (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi hükümlerine göre yapılacak hesaplamalar sonucu belirlenen tutarların aynı fıkra hükümleri çerçevesinde ödenmesi hâlinde bu alacaklara bağlı cezaların ve fer’ilerin (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) tahsilinden vazgeçilir.
(7) Büyükşehir belediyelerinin, 2872 sayılı Kanunun 11 inci maddesine göre vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan katı atık ücreti alacak asıllarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’iler (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi hükümlerine göre yapılacak hesaplamalar sonucu belirlenen tutarların aynı fıkra hükümleri çerçevesinde ödenmesi hâlinde bu alacaklara bağlı cezaların ve gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’ilerin (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) tahsilinden vazgeçilir.
(8) 2560 sayılı Kanun kapsamında büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin, vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan; su ve atık su bedeli alacak asıllarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’iler (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi hükümlerine göre yapılacak hesaplamalar sonucu belirlenen tutarların aynı fıkra hükümleri çerçevesinde ödenmesi hâlinde bu alacaklara bağlı cezaların ve gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’ilerin (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) tahsilinden vazgeçilir.
(9) Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil daireleri tarafından takip edilen alacaklardan 2017 yılı Mart ayı ve önceki aylara ilişkin olup bu Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen ilk taksit ödeme süresinin sonuna kadar tahakkuk ettiği hâlde ödenmemiş olan;
a) 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan; sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi,
b) Bu Kanuna göre yapılan başvuru tarihi itibarıyla ilgili mevzuatına göre ödenmesi imkânı ortadan kalkmamış isteğe bağlı sigorta primi ve topluluk sigortası primi,
c) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgili kanunları gereğince takip edilen damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı,
asılları ile bu alacaklara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden bu Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilir.
(10) Yaşlılık aylığı, emekli aylığı veya malûllük aylığı bağlandıktan sonra 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sigortalılık statüsü kapsamında sigortalı sayılmasını gerektirir nitelikte çalışması nedeniyle ilgili mevzuatına göre sosyal güvenlik destek primi ödemesi gerekenlerden, 2016 yılı Şubat ayı ve önceki aylara ilişkin olup bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan sosyal güvenlik destek primi asılları ile bu alacaklara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden bu Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilir.
(11) 2017 yılı Mart ayı ve önceki aylarda bitirilmiş özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin olup bu Kanunun yayımı tarihinden önce Sosyal Güvenlik Kurumunca re’sen tahakkuk ettirilerek işverene tebliğ edildiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan; özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin yapılan ön değerlendirme, araştırma veya tespitler sonucunda bulunan eksik işçilik tutarı üzerinden hesaplanan sigorta primi asılları ile bu alacaklara gecikme cezası ve gecikme zammı hesaplanan sürenin başlangıç tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilir.
(12) İşverenlerin ve üçüncü şahısların, 5510 sayılı Kanunun 14 üncü, 21 inci, 23 üncü, 39 uncu ve 76 ncı maddeleri, 506 sayılı Kanunun mülga 10 uncu, 26 ncı, 27 nci ve 28 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanunun mülga 63 üncü maddesi ve 5434 sayılı Kanunun mülga 129 uncu maddesi gereğince iş kazası ve meslek hastalığı, malûllük, adi malûllük ve ölüm hâlleri ile genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere yönelik fiiller nedeniyle ödemekle yükümlü bulundukları her türlü borçları ile bu borçlara kanuni faiz uygulanan sürenin başlangıcından bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde bu borçlara uygulanan kanuni faizin tahsilinden vazgeçilir.
(13) Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil daireleri tarafından takip edilen alacaklardan, 2017 yılı Mart ayı ve önceki aylarda işlenen fiillere ilişkin idari para cezası asıllarının %50’si ile bu tutara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden bu Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde idari para cezası asıllarının kalan %50’si ile idari para cezasına uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilir.
(14) Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil daireleri tarafından takip edilen ve bu Kanun kapsamına giren alacakların; asıllarının bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş olmasına rağmen, fer’ilerinin bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olduğu durumlarda, aslı ödenmiş fer’i alacağın %40’ının bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde kalan %60’ının tahsilinden vazgeçilir.
(15) 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların, aynı Kanunun ek 5 inci ve ek 6 ncı maddeleri kapsamında sigortalı olanların, bu madde kapsamındaki borçlarını yapılandırmaları hâlinde, yapılandırılan borç haricinde altmış günden fazla prim ve prime ilişkin borçlarının bulunmaması veya altmış günden fazla prim ve prime ilişkin borçları bulunmakla birlikte bu borçlarını ilgili kanunlara göre taksitlendirmiş veya yapılandırmış olup ödeme yükümlülüklerini de yerine getiriyor olmaları ve bu maddeye göre yapılandırılan borçlarının ilk taksitini ödemeleri kaydıyla genel sağlık sigortasından yararlanmaya başlatılır.
Ortak hükümler
MADDE 3 – (1) Bu Kanunun ilgili maddelerindeki başvuru ve ödeme süresine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların;
a) 30/6/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilgili idareye başvuruda bulunmaları,
b) Gümrük ve Ticaret Bakanlığına, Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk taksitini 31/7/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil), Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk taksitini 31/8/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil), diğer taksitlerini ise bu tarihleri takip eden ikişer aylık dönemler hâlinde azami on sekiz eşit taksitte ödemeleri,
şarttır.
(2) Bu Kanuna göre ödenecek taksitlerin ödeme süresinin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde süre, tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonunda biter.
(3) Bu Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarlar peşin veya taksitler hâlinde ödenebilir.
a) Hesaplanan tutarların tamamının ilk taksit ödeme süresi içerisinde peşin olarak ödenmesi hâlinde, bu tutarlara bu Kanunun yayımı tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süre için herhangi bir faiz uygulanmaz ve fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarlar üzerinden ayrıca %50 indirim yapılır.
b) Hesaplanan tutarların taksitle ödenmek istenmesi hâlinde, borçluların başvuru sırasında altı, dokuz, on iki veya on sekiz eşit taksitte ödeme seçeneklerinden birini tercih etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapılamaz.
c) Taksitle yapılacak ödemelerde 2 nci ve 4 üncü maddelere göre belirlenen tutar;
1) Altı eşit taksit için (1,045),
2) Dokuz eşit taksit için (1,083),
3) On iki eşit taksit için (1,105),
4) On sekiz eşit taksit için (1,15),
katsayısı ile çarpılır ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı hesaplanır. Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme planı verilir. Ancak tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme yapılması hâlinde ödenecek tutar ilgili katsayıya göre düzeltilir.
ç) Bu Kanun kapsamında ödenmesi gereken tutarlar; il özel idareleri ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar ile Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye’de sportif alanda faaliyette bulunan spor kulüplerince ikişer aylık dönemler hâlinde azami otuz altı eşit taksitte ödenebilir. Bu takdirde, bu fıkra hükmüne göre hesaplanacak katsayı yirmi dört eşit taksit için (1,194), otuz eşit taksit için (1,238), otuz altı eşit taksit için (1,318) olarak uygulanır.
d) Bu Kanun kapsamında belediyeler ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlarca ödenmesi gereken tutarlar, belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılan paylarından, 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki %40 oranı dikkate alınmaksızın aylık dönemler hâlinde azami yüz kırk dört eşit taksitte tahsil edilir. Ancak bu kapsamda yapılacak kesinti tutarı her hâl ve takdirde bu idareler adına genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılan payların aylık tutarının %50’sini aşamaz.
1) Taksitle yapılacak ödemelerde belirlenen tutar;
(aa) Altı eşit taksit için (1,032),
(bb) Dokuz eşit taksit için (1,053),
(cc) On iki eşit taksit için (1,064),
(çç) On sekiz eşit taksit için (1,086),
(dd) Yirmi dört eşit taksit için (1,109),
(ee) Otuz altı eşit taksit için (1,19),
(ff) Kırk sekiz eşit taksit için (1,247),
(gg) Altmış eşit taksit için (1,304),
(ğğ) Yetmiş iki eşit taksit için (1,361),
(hh) Yüz kırk dört eşit taksit için (1,703),
katsayısı ile çarpılır ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle aylık dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı hesaplanır.
2) 5779 sayılı Kanuna göre yapılacak kesintilerin Bakanlar Kurulunca durdurulması hâlinde aylık taksitlerin ödeme süreleri kesinti yapılmayan aylar için de durdurulur ve taksit ödemeleri yönünden bu Kanun hükümlerine göre ihlal nedeni sayılmaz. Bu taksitler, taksit ödeme süresinin sonundan itibaren ayrıca bir katsayı ve geç ödeme zammı uygulanmaksızın aylık dönemler itibarıyla paylardan kesinti suretiyle tahsil edilir. Taksit tutarlarının, bu bent kapsamındaki borçluların genel bütçe paylarından daha yüksek olması hâlinde ise eksik tutarlar borçlularca taksit ödeme süresini takip eden ay sonuna kadar geç ödeme zammı uygulanmaksızın ödenir.
(4) Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine bu Kanun kapsamında ödenecek olan alacakların 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi uygun görüldüğü takdirde, ödemeye aracılık yapan bankalarca, kart kullanıcılarına kredi kartı işlemine konu borç tutarının, taksitler hâlinde yansıtılması ve taksit ödeme aylarında hesaplarına borç kaydedilmesi koşuluyla, bu ödemeler için ödeme tarihi olarak kredi kartının kullanıldığı gün esas alınır ve borçluya tahsilatın yapıldığını gösteren makbuz verilir. Bu şekilde tahsil edilen tutarların bankalarca Hazine veya Sosyal Güvenlik Kurumu hesaplarına aktarılmasına ilişkin 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde belirlenen süre, taksit aylarının son gününü izleyen günden itibaren hesaplanır. Taksitlerin kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi bu madde hükmüne göre katsayı uygulanmasına engel teşkil etmez.
(5) Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödenmesi gereken amme alacaklarına uygulanmak üzere, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak için başvuruda bulunan ve ödenecek tutarları ilgili vergi mevzuatı gereği iade alacağından kendi borçlarına mahsuben ödemek isteyen mükelleflerin, bu taleplerinin yerine getirilebilmesi için başvuru ve/veya taksit süresi içinde ilgili mevzuatın öngördüğü bilgi ve belgeleri tam ve eksiksiz olarak ibraz etmeleri şarttır. Bu takdirde, ilgili mevzuatın mükellefin mahsup talebine esas aldığı tarih itibarıyla bu Kanuna göre ödenecek tutara mahsup işlemleri yapılır; mahsup talebine konu tutardan daha az tutarda mahsubun yapılması hâlinde, mahsuben ödeme suretiyle tahsil edilemeyen tutar için borçluya bildirimde bulunularak eksik ödenen bu tutarın bir ay içerisinde ödenmesi istenilir. Bu süre içerisinde eksik ödenen tutarın, ödenmesi gerektiği tarihten ödendiği tarihe kadar gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi hâlinde eksik ödenen tutar için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz.
(6) Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti (peşin ödeme seçeneğinin tercih edilmesi hâlinde ilk taksiti) izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır. İlk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu hüküm alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanır.
(7) Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından takip edilen yıllık gelir veya kurumlar vergileri, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefler, taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden bu vergileri, çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri hâlinde bu Kanun hükümlerine göre yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme haklarını kaybederler.
(8) Bu Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki alacaklar için bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan borçlular, taksit ödeme süresince tahakkuk eden sigorta primlerini çok zor durum olmaksızın bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri hâlinde, belirtilen madde hükümlerine göre yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme haklarını kaybederler.
(9) Bu maddenin yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların veya taksit tutarının %10’unu aşmamak şartıyla 5 Türk lirasına (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz.
(10) Bu Kanun kapsamına giren alacakların altıncı fıkrada belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde, bu maddenin yedinci ve sekizinci fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla borçlular, ödedikleri tutarlar kadar bu Kanun hükümlerinden yararlanırlar.
(11) Bu Kanun hükümleri;
a) 5393 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesi, 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü maddesi kapsamında uzlaşılan alacaklar ile 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılandırılan alacaklar,
b) 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 6552 sayılı Kanun, 3/8/2016 tarihli ve 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun hükümlerine göre bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla taksit ödemeleri devam eden alacaklar ile 6736 sayılı Kanuna göre tahakkuk eden alacaklar,
hakkında uygulanmaz.
(12) Bu Kanun kapsamına giren alacakların, bu Kanunun yayımı tarihinden önce 6183 sayılı Kanun ve diğer kanunlar uyarınca tecil edilip de tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olanlarından, kalan taksit tutarları için borçlular, talep etmeleri hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanabilirler. Bu takdirde tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süre için sadece ilgili kanunda öngörülen faiz uygulanır. Kalan taksit tutarları vadesinde ödenmemiş alacak kabul edilir ve bu alacaklar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır.
(13) Bu Kanun kapsamında süresinde ödenen alacaklara, bu Kanunda yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanunun yayımı tarihinden sonraki süreler için faiz, gecikme zammı ile gecikme cezası gibi fer’i amme alacakları hesaplanmaz.
(14) Bu Kanuna göre ödenecek alacaklarla ilgili olarak, tatbik edilen hacizler yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminatlar iade edilir. Bu Kanuna göre ödenecek alacaklar nedeniyle tatbik edilen hacizlere konu mallar, borçlunun talebi hâlinde 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre alacaklı tahsil dairesince satılabilir. Bu talep, bu Kanun kapsamında ödenmesi gereken tutarların bu Kanun hükümlerine göre ödenmesine engel teşkil etmez.
(15) Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların bu Kanunda belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri, kanun yollarına başvurmamaları ve başvuru süresi içerisinde yazılı olarak bu iradelerini belirtmeleri şarttır. Borçlularca, bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaflar sürdürülmez. Davadan vazgeçme dilekçeleri, ilgili tahsil dairesine verilir ve bu dilekçelerin tahsil dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilir. Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince tahsili gerektiği hâlde tahakkuku diğer kamu idarelerince yapılan alacaklara ilişkin ilgili kamu idaresi aleyhine açılmış davalardan vazgeçme dilekçelerinin verileceği idari mercii belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
(16) Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak karar tarihine bakılmaksızın bu Kanunun yayımı tarihinden sonra tebliğ edilen kararlar uyarınca işlem yapılmaz.
(17) Bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlar ile hükmedilen yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz. Vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri geri alınmaz.
(18) İl özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar hakkında bu maddenin yedinci ve sekizinci fıkra hükümleri uygulanmaz.
(19) Bu Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık bu Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilmiş olan tutarlar, bu Kanun kapsamında tahsil edilen tutarlar ile bu maddenin onikinci fıkrası kapsamında olan tecile ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizlerin bu Kanun hükümlerine dayanılarak red ve iadesi yapılmaz.
(20) Bakanlar Kurulu, yabancı ülkelerde de faaliyette bulunan vergi mükelleflerinden, Ekonomi Bakanlığı tarafından olağanüstü politik riskin gerçekleştiği tespit edilen ülkede faaliyette bulunan ve bu ülkedeki faaliyetleri nedeniyle durumları 213 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre mücbir sebep hâli kabul edilenlerin, bu Kanun kapsamında alacakları yapılandırılan alacaklı idarelere mücbir sebep hâllerinin devam ettiği süre içinde ödemeleri gereken taksitlerin ödeme süreleri ile 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesine göre mücbir sebep hâli ilan edilen yerlerdeki dairelere (alacaklı idarelere) mücbir sebep hâlinin vukuu tarihinden itibaren ödenmesi gereken taksitlerin ödeme sürelerini, mücbir sebep hâlinin bitim tarihini takip eden aydan başlamak üzere topluca veya ayrı ayrı bir yıla kadar uzatmaya yetkilidir.
(21) Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesine göre mücbir sebep hâli ilan edilmiş ve devam eden yerlerdeki vergi dairelerinde mükellefiyet kaydı bulunanlardan mücbir sebep hâli devam edenler ile Sosyal Güvenlik Kurumunca mücbir sebep hâli nedeniyle belge verme süresi ve prim ödemelerinin ertelendiği yerlerdeki kayıtlı işveren, sigortalı ve diğer prim ödeme yükümlülerinin, bu Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden, mücbir sebep hâli süresi içerisinde ödenmesi gereken taksitleri, mücbir sebep hâlinin bitim tarihini takip eden aydan başlamak üzere altı ay içinde ödenir.
(22) Bu maddenin yirminci fıkrası hükümlerine göre mücbir sebep nedeniyle ödeme süresi uzatılan taksitler ile yirmibirinci fıkra hükümlerine göre ödeme süresi uzatılan taksitler için altıncı fıkrada yer alan ilk iki taksitin süresinde ödenme şartı aranmaz.
(23) Bu Kanun kapsamındaki alacaklarla ilgili olarak mevzuatlarında yer alan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taksit ödeme süresince zamanaşımı süreleri işlemez.
(24) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ilgisine göre Maliye Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı veya Sosyal Güvenlik Kurumu ile bu Kanunda belirtilen diğer kamu idareleri yetkilidir. İl özel idarelerine ve belediyelere ait amme alacaklarına ilişkin hükümlerin uygulanmasına dair usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.
Diğer bazı alacakların yapılandırılması
MADDE 4 – (1) Orman köylerinde oturan köylüler ile bu köylülerce kendi aralarında 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulmuş veya durumları bu Kanun hükümlerine intibak ettirilmiş çok amaçlı tarımsal kalkınma kooperatiflerine Orman Genel Müdürlüğünce kullandırılan kredilerden ödeme süresi geldiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan kredi alacaklarının asıllarının tamamı ile bu alacaklara ilişkin fer’iler yerine, bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar orman bölge müdürlüklerine yazılı başvuruda bulunulması ve ödenmesi gereken tutarın, ilk taksiti 2017 yılı Kasım ayından başlamak üzere ve her yıl ilk taksitin tekabül ettiği ayda toplam beş eşit taksitte ödenmesi şartıyla bu alacakların ödenen kısmına isabet eden fer’ilerin tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükümlerine uygun ödeme yapıldığı takdirde bu Kanunun yayımı tarihinden sonraki sürelere herhangi bir faiz, zam ve katsayı uygulanmaz. Bu fıkra uyarınca taksitlendirilen alacaklara ilişkin olarak açılmış davalar sonlandırılır. Yargılama giderleri ile icra masrafları karşılıklı olarak talep edilmez. Borçluların vekâlet ücretini ilk taksit tutarıyla birlikte ödemeleri şarttır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Orman Genel Müdürlüğü yetkilidir.
(2) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca, tarımsal amaçlı kooperatiflere veya bu kooperatiflerin ortaklarına 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce kullandırılan ve bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla muaccel hâle gelen krediler ile müteakiben yeniden yapılandırılan kredi alacaklarının bakiye asılları ile ödenmeyen alacağın vadesinin başlangıç tarihi itibarıyla bu Kanunun yayımı tarihine kadar Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca bu Kanunun yayımı tarihinde kredilere uygulanan sözleşme faiz oranı olan yıllık %3 oranı esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı il müdürlüklerine başvuruda bulunulması ve ödenmesi gereken tutarın ilk taksiti 2018 yılı Kasım ayından başlamak üzere ve her yıl ilk taksitin tekabül ettiği ayda toplam on eşit taksitte ödenmesi şartıyla bu alacakların ödenen kısmına isabet eden fer’ilerin tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükümlerine uygun ödeme yapıldığı takdirde bu Kanunun yayımı tarihinden sonraki sürelere herhangi bir faiz, zam ve katsayı uygulanmaz. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar sonlandırılır ve icra takipleri durdurulur. Bu takdirde borçluların mahkeme ve icra masrafları ile vekâlet ücretini ilk taksit tutarı ile birlikte ödemeleri şarttır. Bu fıkra kapsamına giren alacakların tamamının fıkrada öngörülen süre ve şekilde ödenmemesi hâlinde alacak ilgili mevzuatın öngördüğü şekilde hesaplanır ve ödenen tutarlar mahsup edilir. Bu fıkra kapsamına giren alacaklara karşılık bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödenen tutarlar bu fıkra hükümlerine dayanılarak red ve iade edilmez. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilidir.
(3) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesinden organize sanayi bölgelerine ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerine kullandırılan kredilerden, 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce ödeme süresi geldiği hâlde ödenmeyen kredi borçları ile kanuni takipte olan kredi borçlarının; bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ayın sonuna kadar Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ya da bu Bakanlığın uygun görmesi hâlinde kredi ödemelerine aracılık eden bankaya başvuruda bulunulması ve ödenmemiş kredi alacak asıllarının tamamı ile buna bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanan tutarın, ilk taksiti bu Kanunun yayımı tarihini izleyen üçüncü aydan başlamak üzere bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde bu alacaklara bağlı fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Ancak yapılandırılan tutarların tamamının ödenmemesi hâlinde ödenen kısmına isabet eden fer’ilerin tahsilinden vazgeçilir. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun, bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde, davalar sonlandırılır ve icra takipleri durdurulur. Bu takdirde borçluların mahkeme ve icra masrafları ile vekâlet ücretini ilk taksit tutarı ile birlikte ödemeleri şarttır. Bu fıkra kapsamına giren alacakların tamamının bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmemesi hâlinde alacak, ilgili mevzuatın öngördüğü şekilde hesaplanır ve ödenen tutarlar mahsup edilir. Bu fıkra kapsamına giren alacaklara karşılık bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödenen tutarlar bu fıkra hükümlerine dayanılarak red ve iade edilmez. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilidir.
(4) Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun 4/12/1984 tarihli ve 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu kapsamına giren bandrol ücretleri, elektrik enerjisi payları, gecikme faizleri ve idari para cezaları hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır.
a) 3093 sayılı Kanun uyarınca Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna bildirilmesi gereken yükümlülüklere ilişkin olup bu Kanunun yayımı tarihine kadar (bu tarih dâhil) vadesi geldiği hâlde ödenmemiş veya ödeme süresi geçmemiş olan elektrik enerjisi satış bedeli payı ve bandrol ücretlerinin aslı ile bu alacaklara bağlı gecikme faizi ve faiz yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş veya ödeme süresi geçmemiş olan idari para cezalarının %20’sinin, bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar başvuruda bulunulması ve ödenecek tutarların ilk taksiti bu Kanunun yayımı tarihini izleyen üçüncü aydan başlamak üzere bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla, bu alacaklara bağlı gecikme faizi ve faizin tamamı ile idari para cezalarının kalan %80’inin tahsilinden vazgeçilir.
b) Bu fıkra hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların bu fıkrada belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açtıkları davalardan vazgeçmeleri, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun açmış olduğu davaları kabul etmeleri, kanun yollarına başvurmamaları, açılmış dava ve icra takiplerinde bu hükümlerden yararlanmak üzere başvuruda bulunan borçluların ilk taksit ödeme süresi içerisinde Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu tarafından hesaplanan dava ve icra takip masrafları ile vekâlet ücretlerini ödemeleri şarttır.
c) Bu fıkra kapsamına giren alacaklara karşılık bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödenen tutarlar bu fıkra hükümlerine dayanılarak red ve iade edilmez.
ç) Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu yetkilidir.
(5) 31/3/2017 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla, ödenmesi gerektiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu hükümlerine göre esnaf ve sanatkarların üyesi oldukları odalara olan aidat borçları ile odaların birlik ve üyesi oldukları federasyonlara, birlik ve federasyonların Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonuna olan katılma payı, esnaf ve sanatkarların meslek eğitimini geliştirme ve destekleme fonu borç asıllarının ödenmemiş kısmının birinci taksiti bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden üçüncü ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam altı eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar alacaklı birime başvurulması şarttır. Fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu kapsamda tamamı ödenen alacaklara ilişkin yargılama giderleri ile icra masrafları ve vekâlet ücretleri karşılıklı olarak talep edilmez. Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla üyelerin odalara, odaların birlik ve federasyonlara, birlik ve federasyonların da Konfederasyona kısmen veya tamamen ödemiş olduğu aidat ve katılma payı asıllarına isabet eden ve ödenmemiş olan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir.
(6) 31/3/2017 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla, ödenmesi gerektiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerine göre avukatların ve stajyer avukatların baro kesenekleri ile staj kredisi borçlarının asıllarının tamamının birinci taksiti bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden üçüncü ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam altı eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların, alacak asıllarının bu Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen veya tamamen ödenmiş olması hâlinde ödenmiş borç asıllarına isabet eden faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Baro keseneğinin ve staj kredisi borcunun ödenmemesine bağlı olarak yürütülen levhadan ve sicilden silme işlemleri ile yasal takip işlemleri bu Kanunun yayımı tarihini izleyen aydan itibaren taksitlerin ödeme süresinin sonuna kadar durdurulur. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar alacaklı baroya başvurulması şarttır. Fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu kapsamda tamamı ödenen alacaklara ilişkin icra harcı alınmaz, yargılama giderleri ile icra masrafları ve vekâlet ücretleri karşılıklı olarak talep edilmez. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Türkiye Barolar Birliği yetkilidir.
(7) 31/3/2017 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla ödenmesi gerektiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu hükümlerine göre üyelerin oda ve borsalara olan aidat, navlun hasılatından alınacak oda payları ve borsa tescil ücreti ile oda ve borsaların Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine olan aidat borçları asılları ile 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 26 ncı maddesinin yirmiüçüncü fıkrası ile 27 nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine ödenmesi gereken sigorta eksperleri ve sigorta acenteleri levha aidat borç asıllarının ödenmemiş kısmının birinci taksiti bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden üçüncü ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam altı eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar alacaklı birime başvurulması şarttır. Fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dâhil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar ve/veya icra takipleri sonlandırılır. Bu takdirde, borçluların mahkeme ve icra masrafları ile vekâlet ücretini ilk taksit tutarı ile birlikte ödemeleri şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla üyelerin oda ve borsalara, oda ve borsaların da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine, sigorta eksperlerinin ve sigorta acentelerinin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine kısmen veya tamamen ödemiş olduğu aidat asıllarına isabet eden ve ödenmemiş olan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir.
(8) 31/3/2017 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla ödenmesi gerektiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu hükümlerine göre meslek mensuplarının üyesi oldukları odalara olan aidat borçları ile odaların Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğine olan birlik payı borçlarının asıllarının ödenmemiş kısmının birinci taksiti bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden üçüncü ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam altı eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar alacaklı birime başvurulması şarttır. Fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dâhil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar ve/veya icra takipleri sonlandırılır. Bu takdirde, borçluların mahkeme ve icra masrafları ile vekâlet ücretini ilk taksit tutarı ile birlikte ödemeleri şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla üyelerin odalara, odaların da Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğine kısmen veya tamamen ödemiş olduğu aidat asıllarına isabet eden ve ödenmemiş olan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir.
Bazı yerlerde mücbir sebep hâlinin sonlandırılmasına ilişkin hükümler
MADDE 5 – (1) Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesine göre mücbir sebep hâli ilan edilmiş ve mücbir sebep süresi iki yılı aşmış yerlerde, mücbir sebep hâli devam eden mükelleflerin mücbir sebep hâli bu Kanunun yayımlandığı ayın son günü itibarıyla sona erer.
(2) Mücbir sebep ilanı nedeniyle verilmeyen; beyanname ve bildirimler bu Kanunun yayımını izleyen üçüncü ayın sonuna kadar verilir, geçici vergi beyannameleri, mükellef bilgileri bildirimleri ve kesin mizan bildirimleri verilmez. Tahakkuk eden vergilerin vadesi beyanname ve bildirim verme süresinin son günü kabul edilir ve ilk taksiti 2018 yılının Ocak ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksitte ödenir. Bu şekilde ödenen vergilere herhangi bir zam, faiz, katsayı uygulanmaz.
(3) Bu maddeye göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu madde hükümlerinden yararlanılır. İlk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu madde hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu takdirde süresinde ödenmeyen tutarlar, ikinci fıkrada belirtilen vade tarihinden itibaren gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. Bu madde uyarınca vadesinde ödenmesi öngörülen taksit tutarının %10’unu aşmamak şartıyla 5 Türk lirasına (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu madde hükmü ihlal edilmiş sayılmaz.
(4) 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası kapsamında mücbir sebep hâlini sonlandıran ve anılan fıkrada öngörülen sürede beyanname ve bildirimlerini veren mükellefler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez. Anılan fıkra hükümlerine göre mücbir sebep hâlini sonlandırdığı hâlde beyanname ve bildirimlerini vermemiş olan mükellefler de bu maddede öngörülen süre içinde beyanname ve bildirimlerini vermeleri durumunda bu madde hükümlerinden yararlanırlar.
(5) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
MADDE 6 – 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “doğal afetler nedeniyle” ibaresi “Maliye Bakanlığınca” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 7 – 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
“Vergiye uyumlu mükelleflerin borçlarının tecili:
MADDE 48/A- Devlete ait olup Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim, harç ve cezalar ile bu alacaklara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammının vadesinde ödenmesi veya haczin tatbiki veyahut haczolunmuş malların paraya çevrilmesi amme borçlusunu çok zor duruma düşürecekse, borçlu tarafından yazı ile istenmiş olmak ve aşağıdaki şartları taşımak koşuluyla vadesi bir yılı geçmemiş alacaklar, Maliye Bakanınca 36 ayı geçmemek üzere faiz ve teminat alınarak tecil olunabilir.
Madde hükmünden yararlanacak borçlunun;
1. Başvuru tarihi itibarıyla en az 3 yıl süreyle; ticari, zirai veya mesleki faaliyetleri nedeniyle yıllık gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olması,
2. Başvuru tarihinden geriye doğru 3 yıla ait vergi beyannamelerini kanuni sürelerinde vermiş olması (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.),
3. Bu madde kapsamına giren ve başvuru tarihi itibarıyla vadesi 1 yılı geçmemiş borcunun borç ödemede hüsnüniyet sahibi olmasına rağmen ödenememiş olması,
şarttır. Şu kadar ki, bu madde ile 48 inci maddeye göre tecil edilen veya özel kanunlara göre ödeme planına bağlanan borcun bulunması madde hükmünden yararlanılmasına engel teşkil etmez.
Bu madde kapsamında tecil edilen alacaklara, 48 inci maddeye göre belirlenen oranda faiz tatbik edilir.
Amme borçlusunun alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamı beşyüz bin Türk lirasını (bu tutar dâhil) aşmadığı takdirde teminat şartı aranmaz. Bu tutarın üzerindeki amme alacaklarının tecilinde, gösterilmesi zorunlu teminat tutarı beşyüz bin Türk lirasını aşan kısmın %25’idir.
Bakanlar Kurulu;
1. Teminatsız tecil tutarını; yarısına kadar indirmeye, yeniden kanuni tutarına getirmeye, zorunlu teminat oranını %50’ye kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye, yeniden kanuni orana getirmeye,
2. Borçlunun çok zor durum hâlinin tespitinde kullanılmak üzere varlıklar, yükümlülükler ve nakit akımlarını esas alan mali göstergeler ile mali durumu tespite yarayan diğer ölçütlere dayalı kriterleri belirlemeye, belirlenen kriterler çerçevesinde çok zor durum hâlini derecelendirmeye ve bu dereceleri dikkate alarak;
a) Tecil süresini 60 aya kadar uzatmaya,
b) Farklı faiz oranları belirlemeye,
3. Tecil edilecek gecikme zammını, Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksinin (Yİ-ÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak hesaplatmaya,
4. Madde hükmünü, alacaklı diğer amme idarelerini, alacak türlerini ve uyumlu borçlu kapsamına girebilecek borçlu kriterlerini belirleyerek uygulatmaya (Devlete ait olup Maliye Bakanlığına bağlı olanlar dışındaki tahsil dairelerince takip edilen alacaklar dâhil),
yetkilidir. Bu fıkranın (4) numaralı bendindeki yetkinin kullanılması hâlinde bu madde ile Maliye Bakanına tanınan yetkiler 48 inci maddede tanımlanan alacaklı amme idarelerinin tecile yetkili makamları tarafından kullanılır.
Maliye Bakanı;
1. Tecil edilecek amme alacağını tür ve tutar olarak belirlemeye,
2. Tecilde taksit zamanlarını, ödemelerin başlayacağı ayı, tecil talep tarihini takip eden aydan başlamak üzere 12 ayı geçmeyecek şekilde belirlemeye, ödeme dönemlerini, azami altı ayda bir yapılacak şekilde düzenlemeye,
3. Tecilde diğer şartları belirlemeye,
yetkilidir.
Maliye Bakanı, tecil yetkisini, sınırlarını açıkça belirtmek ve yazılı olmak şartıyla oluşturulacak tecil komisyonlarına devredebilir. Komisyonların teşkili ile çalışma usul ve esasları Maliye Bakanınca belirlenir.
Tecil şartlarına riayet edilmemesi nedeniyle muaccel olan amme alacağının tecili, talep edilmesi hâlinde en fazla iki defa geçerli sayılabilir.
Haciz yapılmışsa mahcuz mal, değeri tutarınca teminat yerine geçer. Tecil edilen amme alacakları ile ilgili olarak daha önce tatbik edilen ve borcun tamamını karşılayacak değerde olan hacizler, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminat iade edilir. Ancak, mahcuz malların değeri tecil edilen borç tutarından az, zorunlu teminat tutarından fazla olması hâlinde, tatbik edilen hacizler, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarı mahcuz mal değerinin altına inmediği müddetçe kaldırılmaz. Tecilli borca karşılık alınan teminat ise, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarının zorunlu teminat tutarının altına inmesi durumunda, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır.
Tecil edilen amme alacağının ikimilyon Türk lirasını (bu tutar dâhil) aşmaması, mahcuz malın 10 uncu maddenin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde sayılan mal olması ve bu Kanuna göre belirlenmiş değerinin %50’sinden aşağı olmamak üzere satış bedelinin %50’sinin tahsil dairesine ödenmesi şartıyla mahcuz malın satışına izin verilir. Bu takdirde, kalan tecilli borç tutarı için zorunlu teminat tutarını karşılayacak mahcuz mal ve/veya teminat bulunması şartıyla satılan mal üzerindeki haciz kaldırılır. Bu hüküm ikimilyon Türk lirasını aşan tecilli borçlarda, değeri ikimilyon Türk lirasına kadar olan mahcuz mallar için uygulanır.
Tecil şartlarına riayet edilmemesi hâlinde tecil talep tarihinden itibaren 5 yıl geçmedikçe bu madde hükümlerinden, sekizinci fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla, yararlanılamaz.
Bu madde kapsamında tecil edilen amme alacakları hakkında 48 inci maddenin yedinci fıkrası hükümleri uygulanır ve tecil edilen gecikme zammının (Yİ-ÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanmış olması hâlinde gecikme zammı hesabı 51 inci maddeye göre düzeltilir.
Muhtelif kanunlarda vergi borcu bulunmadığına ilişkin şartları içeren hükümler çerçevesinde 48 inci maddeye yapılan atıflar bu maddeye de yapılmış sayılır.”
MADDE 8 – 213 sayılı Kanunun mükerrer 355 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Gelir Vergisi Kanununun 98/A maddesi uyarınca verilmesi gereken beyanname ile ilgili olarak bu maddeye veya 352 nci maddeye göre ceza kesilmesini gerektiren fiillerin, aynı zamanda 5510 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası kesilmesini gerektirmesi durumunda aynı fiillerden dolayı bu madde ve 352 nci madde uyarınca ayrıca ceza kesilmez.”
MADDE 9 – 3213 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Kamu kurum ve kuruluşlarınca buluculuk belgesi talep edilmesi hâlinde kaynak veya rezerv raporu verilmesi yeterlidir.”
MADDE 10 – 3213 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Birbirine bitişik veya yakın maden sahalarında, yapılan üretimin çevresel etkileri, şehirleşme, işletme güvenliği, rezervin verimli işletilmesi ve benzeri sebeplerden dolayı yapılacak proje ve planlama çerçevesinde Genel Müdürlüğün teklifi ve Bakan onayı ile maden bölgesi ilan edilebilir. Maden bölgesindeki ruhsatların bir veya birden fazla ruhsatta birleştirilmesi Genel Müdürlükçe yapılır.”
“Maden bölgesinde belirlenen alandaki ruhsatların tüzel kişiliği haiz bir şirkette birleştirilmesi için ruhsat sahiplerine altı aya kadar süre verilir. Ruhsat sahiplerinin kurulacak olan bu şirketteki ortaklık payları, maden rezervi de göz önüne alınarak belirlenir. Ruhsatların birleştirilmesi, belirlenen alandaki toplam rezervin en az yarısına tekabül eden ruhsat sahiplerinin talebi hâlinde gerçekleştirilir. Bu talep sahipleri ikiden az olamaz. Talep sahibinin iki olması hâlinde ise hissedarlardan birinin rezerv oranı en az yüzde on olmalıdır. Yeterli talebin sağlanamaması durumunda belirlenen alandaki tüm ruhsatlar iptal edilir. Bu sahalar, alan sınırlamasına bağlı kalmaksızın Genel Müdürlük tarafından belirlenen kriterlere göre ihale edilerek ruhsatlandırılır. İptal edilen ruhsatlara ilişkin Genel Müdürlükçe tespit edilen yatırım giderleri Bakanlık bütçesinden karşılanır. Birleşen ruhsatların alan sınırlarını belirleme yetkisi Genel Müdürlüğe aittir. Maden bölgesi içerisinde bulunan ihalelik sahalar, ihale taban bedeli yatırılarak birleşen ruhsata ilave edilebilir.
Belirlenen alandaki toplam rezervin en az yarısına tekabül eden ruhsat sahiplerince birleştirmenin talep edilmesi hâlinde, birleştirmeye dâhil olmayan diğer ruhsatlar iptal edilir. İptal edilen ruhsatların Genel Müdürlükçe tespit edilen yatırım giderleri, birleştirme yapılan ruhsat sahibince ödenir ve bu ruhsat alanları birleştirilmiş ruhsata ilave edilir. Tespit edilen yatırım giderinin ruhsat sahibince altı ay içinde ödenmemesi hâlinde ise belirlenen alandaki ruhsatların tümü iptal edilir.
Şehirleşme, çevresel ve benzeri etkiler dikkate alınarak bazı alanlardaki I. Grup ve II. Grup (a) madencilik faaliyetleri valilik görüşü ile Bakanlık tarafından kısıtlanabilir. Bakan onayı ile kısıtlanan alandaki I. Grup ve II. Grup (a) bendi maden ruhsatları, rezervi dikkate alınmak suretiyle maden bölgesine ya da başka bir alana taşınarak ruhsatlandırılabilir. Bu tür ruhsatlandırma işlemi ihalelik sahalar üzerinde de ihalesiz yapılabilir. Kısıtlama ve taşınma alanlarındaki rezerv tespitleri valiliklerce yapılır.
Maden bölgesi olan illerde bu bölgeleri yönetmek üzere maden bölgesi komisyonu kurulur. Bu komisyon, büyükşehirlerde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı bünyesinde, diğer illerde ise il özel idaresi bünyesinde faaliyet gösterir. Komisyon; valilik, ilgili belediye ve ruhsat sahibi şirket temsilcilerinden oluşur.
Komisyon, ruhsat sahasındaki faaliyetlerin projeye, çevre ve insan sağlığına uygun yürütülmesini kontrol ederek madencilik faaliyetlerinin geçici olarak durdurulması dâhil gerekli tedbirlerin alınmasını sağlar. Komisyon geçici olarak durdurma faaliyetlerini Genel Müdürlüğe bildirir. Genel Müdürlük, komisyonun maden bölgeleri ile ilgili faaliyetlerini inceler ve denetler.
Ruhsat sahibi tarafından, ocak başı satış tutarının %0,5’i, komisyonun maden bölgesi için yapacağı harcamaları karşılamak üzere, büyükşehirlerde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, diğer illerde ise il özel idaresi hesabına yatırılır. Maden bölgesindeki her grup maden işletme ruhsatı için bu Kanun kapsamında irtifak ve/veya intifa hakkı tesis edilebilir ve kamulaştırma yapılabilir. Maden bölgesi alanında rödövans sözleşmesi yapılamaz ve varsa mevcut sözleşmeler iptal edilir.
Maden bölgesi ilan edilmesi, ruhsatların birleştirilmesi, taksiri ve iptal edilmesi, yatırım giderlerinin belirlenmesi ve ödenmesi, maden sahalarının ihale edilmesi, rezerv tespiti ve ruhsatlandırma, bir veya birden fazla il sınırına giren maden bölgeleri komisyonunun oluşturulması, toplanma ve çalışma süresi, görev ve yetkileri, faaliyetlerin inceleme ve denetimi ile ruhsatların taşınması, proje ve planlaması gibi uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
MADDE 11 – 3213 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından buluculuk hakkı kazanılan maden ruhsat sahaları, bedeli karşılığında ihtisaslaşmış Devlet kuruluşları ile bunların bağlı ortaklıklarına Bakan onayı ile devredilebilir. Devir aşamasında bu Kanunun 17 nci maddesinde belirtilen süreler bu kararların uygulanması esnasında aranmaz. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Kanunun 17 nci maddesinde belirtilen arama dönemi faaliyet raporları yerine kaynak/rezerv raporu verir.”
MADDE 12 – 15/11/2000 tarihli ve 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
“EK MADDE 1- Geçici 3 üncü madde uyarınca tasfiyeye giren “Tasfiye Halinde Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi”, “Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi” adı altında, Genel Kurul tarafından belirlenecek esas sözleşme kapsamında ilgili mevzuatın gerektirdiği izinlerin alınmasını takiben bankacılık faaliyetlerinde bulunmak üzere bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tasfiye hâlinden çıkmıştır.
Bu madde kapsamında tasfiyeden çıkan Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi’nin yeni esas sözleşmesi Genel Kurul tarafından kabul edilinceye kadar Tasfiye Kurulunun ilgili mevzuattan ve esas sözleşmeden kaynaklanan tüm yetki ve sorumlulukları ile Bankanın tüm iş ve işlemlerinde yetki ve sorumluluk Yönetim Kuruluna geçer.
Banka, faaliyet izni alıncaya kadar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte kullanmakta olduğu adreste faaliyetlerini sürdürür.
Bu maddenin uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.”
MADDE 13 – 4603 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Tasfiye Halinde Emlak Bankası Anonim Şirketi” ibaresi “Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi” olarak değiştirilmiş; dördüncü, beşinci, altıncı ve sekizinci fıkraları ile geçici 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 14 – 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 22- 6360 sayılı Kanun ile tüzel kişiliği kaldırılarak bağlı bulundukları ilçe belediyesine mahalle olarak katılan İstanbul ili Silivri ilçesine bağlı Sayalar, Danamandıra ve Çayırdere köyleri ile Çatalca ilçesi Hallaçlı, Gümüşpınar, Aydınlar, Karamandere ve Yaylacık köylerinin eski köy yerleşim alanları ile Çatalca ilçesi Binkılıç Mahallesinin yerleşim alanında bulunan Hazineye ait taşınmazların yedi bin metrekareye kadar olan kısmı; 19/7/2003 tarihinden önce kullanılıyor olması ve kullanımın hâlen devam etmesi kaydıyla ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde idareye başvuruda bulunulması hâlinde, kullanıcılarına veya bunların kanuni haleflerine rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir. Satış bedeli peşin veya taksitle ödenebilir. Satış bedelinin taksitle ödenmesi hâlinde, bu bedel en fazla beş yılda on eşit taksitte faizsiz olarak ödenir.”
MADDE 15 – 5326 sayılı Kanunun 26 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(4) İdari yaptırım kararları, Maliye Bakanlığı ile idari yaptırım kararı verenler arasında yapılacak protokoller çerçevesinde, kararı verenler adına 213 sayılı Kanunun 107/A maddesi hükümlerine göre kurulan teknik altyapı kullanılmak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından elektronik ortamda tebliğ edilebilir. Elektronik ortamda yapılan tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu şekilde yapılan tebligatlar, birinci fıkra kapsamındaki tebliğ yerine geçer.”
MADDE 16 – 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin onaltıncı fıkrasına aşağıdaki cümle ve yirmiikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Bakanlar Kurulu, Kurumun 6183 sayılı Kanuna göre takip edilen alacakları için anılan Kanunun 48/A maddesini; en az üç yıl süreyle prim yükümlüsü olup son üç yıl içerisinde verilmesi gereken bildirgeleri kanuni sürelerinde vermiş olanlardan başvuru tarihi itibarıyla vadesi bir yılı geçmemiş borcunu borç ödemede hüsnüniyet sahibi olmasına rağmen ödeyememiş olanlar hakkında uygulatmaya ve uyumlu prim borçlularını belirlemeye yetkilidir.”
“Kurum görev alanı kapsamındaki tebliğler, bu Kanunun 99 uncu maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda yapılabilir. Elektronik ortamda yapılan tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Kurum, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye, kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir. Kurum tarafından yapılacak tebliğler, Maliye Bakanlığı ile yapılacak protokol çerçevesinde 213 sayılı Kanunun 107/A maddesi hükümlerine göre kurulan teknik altyapı kullanılarak da elektronik ortamda yapılabilir. Bu şekilde yapılan tebligatlar, 99 uncu maddenin ikinci fıkrası kapsamındaki bildirim yerine geçer.”
MADDE 17 – 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 27 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Elektrik enerjisi mübadele, ithalat ve ihracat anlaşmaları ile mevcut imtiyaz ve uygulama sözleşmeleri kapsamında enerji alış ve satış anlaşmaları imzalayabilir.”
MADDE 18 – 6446 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“Üretime geçememiş önlisans veya lisanslara ilişkin işlemler
GEÇİCİ MADDE 21 – (1) Mevcut üretim veya otoprodüktör önlisanslarını, lisanslarını ya da lisans başvurularını sonlandırmak isteyen tüzel kişilerin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden iki ay içerisinde Kuruma başvurmaları hâlinde önlisansları, lisansları veya lisans başvuruları sonlandırılarak teminatları iade edilir.”
MADDE 19 – 6736 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin onbirinci fıkrasında yer alan “beş” ibaresi “on” olarak değiştirilmiştir.
MADDE 20 – 3/6/2011 tarihli ve 640 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 40 ıncı maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 40/A maddesi eklenmiştir.
“Elektronik ortamda tebliğ
MADDE 40/A- Bakanlık görev alanı kapsamındaki tebliğler, ilgili kanunlarda belirtilen usullerle bağlı kalınmaksızın, Maliye Bakanlığı ile yapılacak protokol çerçevesinde 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesi hükümlerine göre kurulan teknik altyapı kullanılarak elektronik ortamda yapılabilir.
Elektronik ortamda yapılan tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
Bakanlık, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye, kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) İlgili trafik sicilinde adlarına kayıt ve tescilli bulunan, model yılı 1997 veya daha eski olan motorlu taşıtlarını; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten 31/12/2018 tarihine kadar ilgili mevzuat gereğince kayıt ve tescillerinin silinmesi ve hurdaya çıkarılması suretiyle il özel idarelerine veya büyükşehir belediyelerine bedelsiz olarak teslim eden veya 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 21 inci maddesinin (4) numaralı fıkrasında düzenlenen uygulama çerçevesinde Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerinden herhangi birine teslim eden gerçek ve tüzel kişiler adına, hurdaya çıkarılan taşıta ilişkin olarak 31/12/2018 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 31/12/2016 tarihine kadar tescil plakasına kesilen idari para cezaları terkin edilir.
(2) Motorlu taşıtlarını noter satış senediyle veya kamu kurum ve kuruluşlarından satın alıp ilgili trafik tescil kuruluşunda adlarına kayıt ve tescil ettirmemiş olan gerçek ve tüzel kişiler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten 31/12/2018 tarihine kadar kayıt ve tescil işlemlerini tamamlayarak bu maddenin öngördüğü diğer şartları da yerine getirmeleri hâlinde bu madde hükmünden yararlanabilirler.
(3) Bu madde kapsamında trafik tescil kayıtları silinen motorlu taşıtların, adlarına tescil kaydı bulunanlar tarafından ilgili kurumlara teslimi ile il özel idarelerinin veya büyükşehir belediyelerinin bu kapsamda teslim aldıkları hurda taşıtların satışından elde ettikleri kazançlar ve bu faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemler ve düzenlenen kağıtlar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesnadır. Bu madde kapsamında yapılan motorlu taşıt teslimlerine ilişkin olarak 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin (a) bendi hükmü uygulanmaz.
(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut olmayan veya herhangi bir nedenle motorlu taşıt vasfını kaybetmiş olup model yılı 2005 ve daha eski olan taşıtların, bu durumlarının kanaat verici belgelerle tevsik edilmesi veya ilgili trafik tescil kuruluşu nezdinde adlarına kayıtlı olanlar tarafından yazılı bildirimde bulunulması hâlinde, bu taşıtlara ait motorlu taşıtlar vergilerinin 1/4’ünün 31/12/2018 tarihine kadar ödenmesi şartıyla, kalan vergi aslı, gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve tescil plakasına kesilen idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilir ve ödemeyi müteakip trafik tescil kayıtları silinir. Bu fıkra kapsamında trafik tescil kayıtları silinen motorlu taşıtların daha sonra bulunması veya varlığının tespiti hâlinde, terkin tarihi itibarıyla trafik tescil kaydı yapılır. Bu takdirde terkin edilen vergi ve diğer amme alacakları ayrıca bir işleme gerek olmaksızın bulundukları veya tespit edildikleri yılın Ocak ayında motorlu taşıtlar vergisi adıyla tahakkuk etmiş sayılır ve Ocak ayının son günü vade tarihi kabul edilerek takip ve tahsil edilir. Bulunan veya varlığı tespit edilen taşıtın noter satış senediyle veya kamu kurum ve kuruluşlarından satın alındığının tevsiki hâlinde taşıt, satış tarihi itibarıyla alıcı adına tescil edilir ve alıcı adına motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyeti tesis edilir.
(5) Bu madde hükmünden gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak suretiyle yararlananlar, bu fiilleri başkaca bir suç teşkil etmediği takdirde 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi gereğince, il özel idareleri, büyükşehir belediyeleri ve MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğünce bu madde hükmüne göre teslim alınan taşıtları, taşıt vasfını kaybettirecek şekilde kullanılamaz hâle getirmeyenler ile bu hususa ilişkin gerekli tedbirleri almayanlar aynı Kanunun 257 nci maddesi gereğince cezalandırılır.
(6) Bu madde kapsamında tescil kayıtları silinen motorlu taşıtlara ait daha önce ödenmiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile buna ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve idari para cezaları red ve iade edilmez. Tescil kayıtları silinen bu taşıtlar üzerine 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş olan hacizler kaldırılır.
(7) Dördüncü fıkra gereğince trafik tescil kayıtları silinecek taşıtların, motorlu taşıt vasfını kaybettikleri hâller ile mevcut olmadıklarının kabul edileceği durumları tespite ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye, İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı müştereken yetkilidir.
Yürürlük
MADDE 21 – (1) Bu Kanunun;
a) 7 nci maddesi ve çerçeve 16 ncı maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin onaltıncı fıkrasına eklenen cümlesi 1/1/2018 tarihinden itibaren vadesi gelen alacaklara uygulanmak üzere yayımı tarihinde,
b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 22 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
26/5/2017

BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE BAZI KANUNLARDA VE BİR KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 7020 Kabul Tarihi: 18/5/2017- Hurda affı 2017

BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE BAZI KANUNLARDA VE BİR KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 7020 Kabul Tarihi: 18/5/2017-
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) İlgili trafik sicilinde adlarına kayıt ve tescilli bulunan, model yılı 1997 veya daha eski olan motorlu taşıtlarını; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten 31/12/2018 tarihine kadar ilgili mevzuat gereğince kayıt ve tescillerinin silinmesi ve hurdaya çıkarılması suretiyle il özel idarelerine veya büyükşehir belediyelerine bedelsiz olarak teslim eden veya 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 21 inci maddesinin (4) numaralı fıkrasında düzenlenen uygulama çerçevesinde Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerinden herhangi birine teslim eden gerçek ve tüzel kişiler adına, hurdaya çıkarılan taşıta ilişkin olarak 31/12/2018 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 31/12/2016 tarihine kadar tescil plakasına kesilen idari para cezaları terkin edilir.
(2) Motorlu taşıtlarını noter satış senediyle veya kamu kurum ve kuruluşlarından satın alıp ilgili trafik tescil kuruluşunda adlarına kayıt ve tescil ettirmemiş olan gerçek ve tüzel kişiler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten 31/12/2018 tarihine kadar kayıt ve tescil işlemlerini tamamlayarak bu maddenin öngördüğü diğer şartları da yerine getirmeleri hâlinde bu madde hükmünden yararlanabilirler.
(3) Bu madde kapsamında trafik tescil kayıtları silinen motorlu taşıtların, adlarına tescil kaydı bulunanlar tarafından ilgili kurumlara teslimi ile il özel idarelerinin veya büyükşehir belediyelerinin bu kapsamda teslim aldıkları hurda taşıtların satışından elde ettikleri kazançlar ve bu faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemler ve düzenlenen kağıtlar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesnadır. Bu madde kapsamında yapılan motorlu taşıt teslimlerine ilişkin olarak 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin (a) bendi hükmü uygulanmaz.
(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut olmayan veya herhangi bir nedenle motorlu taşıt vasfını kaybetmiş olup model yılı 2005 ve daha eski olan taşıtların, bu durumlarının kanaat verici belgelerle tevsik edilmesi veya ilgili trafik tescil kuruluşu nezdinde adlarına kayıtlı olanlar tarafından yazılı bildirimde bulunulması hâlinde, bu taşıtlara ait motorlu taşıtlar vergilerinin 1/4’ünün 31/12/2018 tarihine kadar ödenmesi şartıyla, kalan vergi aslı, gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve tescil plakasına kesilen idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilir ve ödemeyi müteakip trafik tescil kayıtları silinir. Bu fıkra kapsamında trafik tescil kayıtları silinen motorlu taşıtların daha sonra bulunması veya varlığının tespiti hâlinde, terkin tarihi itibarıyla trafik tescil kaydı yapılır. Bu takdirde terkin edilen vergi ve diğer amme alacakları ayrıca bir işleme gerek olmaksızın bulundukları veya tespit edildikleri yılın Ocak ayında motorlu taşıtlar vergisi adıyla tahakkuk etmiş sayılır ve Ocak ayının son günü vade tarihi kabul edilerek takip ve tahsil edilir. Bulunan veya varlığı tespit edilen taşıtın noter satış senediyle veya kamu kurum ve kuruluşlarından satın alındığının tevsiki hâlinde taşıt, satış tarihi itibarıyla alıcı adına tescil edilir ve alıcı adına motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyeti tesis edilir.
(5) Bu madde hükmünden gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak suretiyle yararlananlar, bu fiilleri başkaca bir suç teşkil etmediği takdirde 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi gereğince, il özel idareleri, büyükşehir belediyeleri ve MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğünce bu madde hükmüne göre teslim alınan taşıtları, taşıt vasfını kaybettirecek şekilde kullanılamaz hâle getirmeyenler ile bu hususa ilişkin gerekli tedbirleri almayanlar aynı Kanunun 257 nci maddesi gereğince cezalandırılır.
(6) Bu madde kapsamında tescil kayıtları silinen motorlu taşıtlara ait daha önce ödenmiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile buna ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve idari para cezaları red ve iade edilmez. Tescil kayıtları silinen bu taşıtlar üzerine 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş olan hacizler kaldırılır.
(7) Dördüncü fıkra gereğince trafik tescil kayıtları silinecek taşıtların, motorlu taşıt vasfını kaybettikleri hâller ile mevcut olmadıklarının kabul edileceği durumları tespite ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye, İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı müştereken yetkilidir.