Kooperatiflerde Mirasçıların hakları ne kadar sürede zaman aşımına uğrar-EVREN ÖZMEN

Kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortaklarla hesaplaşma süresi ve yükümlülük:

KOOPERATİF DANIŞMANI
Evren ÖZMEN-Mesleki yayınlar

Kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortakların kendilerinin yahut mirasçılarının kooperatif varlığı üzerinde hakları olup olmadığı ve bu hakların nelerden ibaret bulunduğu anasözleşmede gösterilir. Bu haklar, yedek akçeler hariç olmak üzere, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanır. Kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir. Bu durumda kooperatifin muhik bir tazminat isteme hakkı saklıdır.

Çıkan veya çıkarılan ortaklar ile mirasçılarının alacak ve hakları bunları isteyebilecekleri günden başlayarak beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Kooperatiflerde ortak ihraç işlemine karşı ne kadar sürede dava açabilir ?-EVREN ÖZMEN

Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir.

ekran-resmi-2016-09-16-20-17-49
Kooperatif Nasıl Kurulur ?-EVREN ÖZMEN

Tebliğ edilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir.

Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır.

Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz.

İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır.

Üç aylık süre içinde, genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmiyen çıkarılma kararları kesinleşir. (Ek: 6/10/1988 – 3476/4 md.)

Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz.

Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder

 

Kooperatiflerde Ortaklıktan çıkarılma esasları ve itiraz-EVREN ÖZMEN

Ortaklıktan çıkarılma esasları ve itiraz:

Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir.

ekran-resmi-2016-09-16-20-17-49
Kooperatif Nasıl Kurulur ?-EVREN ÖZMEN

Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar.

Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca karar verilir.

Anasözleşme, çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim kurulunu da yetkili kılabilir.

Çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağa geçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır.

Kararın onaylı örneği, çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içinde notere tevdi edilir.

Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir.

Tebliğ edilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir.

Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır.

Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz.

İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır.

Üç aylık süre içinde, genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmiyen çıkarılma kararları kesinleşir. (Ek: 6/10/1988 – 3476/4 md.)

Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz.

Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder

 

Tapu Maliki olmayan Kooperatife ortak olabilir mi ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Kooperatiflerde Görev veya hizmetin bitmesi, taşınmaz mal veya işletme karşılığı ortaklık:

Kooperatiflerde Yönetim Kurulu

Ortaklık sıfatı bir görev veya hizmetin yerine getirilmesine bağlı ise, bu görev veya hizmetin sona ermesi ile ortaklık sıfatı kalkar.

Bu halde Anasözleşmeye hüküm konulmak suretiyle ortaklığın devamı sağlanabilir.

Ortaklık sıfatının kazanılması, Anasözleşme ile bir taşınmaz malın mülkiyetine bağlı hakların kullanılmasına veya bir teşebbüsün işletilmesine bağlanabilir.

Bu gibi hallerde taşınmaz malın mülkiyetinin veya işletmenin üçüncü şahıslara devir veya temliki ile ortaklık sıfatının bir hak olarak yeni malike veya işletmeyi alana geçebileceğini anasözleşme hüküm altına alabilir.

Taşınmaz mala ait bu şekil iktisabın üçüncü şahıslara karşı muteber olması tapu siciline bu yoldan meşruhat verilmesine bağlıdır

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Kooperatiflerde Ortağın ölümü ve ortaklığın devri- EVREN ÖZMEN

Ortağın ölümü ve ortaklığın devri:

Kooperatif Genel Kurul 2018

Ortağın ölümü ile ortaklık sıfatı sona erer. Ana sözleşmede gösterilecek şartlarla ölen ortağın mirasçılarının kooperatifte ortak olarak kalmaları sağlanabilir. (Değişik: 6/10/1988 – 3476/3 md.)

 

Ortaklık devredilebilir. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder

Konut yapı kooperatifi nasıl kurulur ?

Konut yapı kooperatif nasıl kurulur ? EVREN ÖZMEN

NEDEN KOOPERATİF KURULUŞU SIRASINDA VE DEVAMINDA PROFESYONEL DESTEK ALMANIZ GEREKMEKTEDİR ?

Ekran Resmi 2017-12-12 11.14.12

1-Usülsüz işlemlerden dolayı Kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyeleri kamu personeli gibi yargılanırlar.( Örnek genel kurul zamanında yapılmaması, resmi defterlerin süresi içinde tasdik edilmemesi, muhasebe organizasyonunun doğru kurulamaması nedeni ile ödeme ve tahsilatların resmi belgelere dayandırılamaması gibi )

pexels-photo-206172.jpeg

2-Kooperatiflerin vergi mükellefiyetleri anonim ve limited şirketlerden farklıdır. Cezalı duruma düşmemek için hatalı vergi mükellefiyeti açılmaması gereklidir.

pexels-photo-259600.jpeg

3-Kanunda kooperatifler için belirtilen istisna ve muafiyetlerden faydalanılması ortakların menfaatine olup, maliyetleri önemli ölçüde düşürür.( Katma değer vergisi, tapu harçları v.b.)

pexels-photo-534171.jpeg

4-Ödemelerini  zamanında yapmayan ortaklar ile ilgili eksik işlem yapıldığı takdirde ortaklıktan ihracı mümkün değildir.

pexels-photo-286744.jpeg

5-Kooperatifler şirketlerden farklı olarak sadece iş ve işlemlerinde maliye bakanlığına değil, türüne göre değişmek ile birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığına veya Gümrük ve Ticaret bakanlığına da bağlıdır. Bu nedenle yapılacak işlemler bakanlık tarafından da denetlenmektedir

Yukarıda özetle belirttiğimiz konulara ek olarak hizmetlerimizi ve çalışma konularımızı aşağıda bulabilirsiniz.

İletişim: [email protected]

 

1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 3. ve 4. Maddesinde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ( Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine) verilecek ana sözleşmenin onaylanması ve kuruluşa izin verilmesini müteakip, kooperatif merkezinin bulunduğu yerin ticaret siciline tescil ve ilan olunması ile tüzel kişilik kazanır.

Yapı Kooperatifleri (Konut Yapı Kooperatifi, Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi ve Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi) ve Yapı Kooperatifi Birliklerinin kuruluş işlemleri için gerekli bilgi ve belgeler:

Kooperatif ünvanlarında kamu kurum ve kuruluşlarının isimlerinin kullanılması ve Türk Ticaret Kanununun 48.maddesinde belirtilen hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Unvan sorgulama ve anasözleşmelerin doldurulması Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Mersis Sisteminden gerçekleştirilmektedir.

KOOPERATİFLER EMLAK VERGİSİNDEN MUAF MIDIR ?-EVREN ÖZMEN

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
( Mahalli İdareler Genel Müdürlüğüne)
shout_1515906769465
S.S. …. Kooperatifi tarafından Bakanlığımıza verilen 11.11.1998 tarihli dilekçenin bir örneği ilişik olarak gönderilmiştir.
Dilekçede, Kooperatife ait arsanın 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 93 üncü maddesinin ( c ) fıkrası hükmü uyarınca emlak (arsa) vergisinden muaf olup olmadığı hususundaki Bakanlığımız görüşünün bildirilmesi istenilmektedir.

1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 93 üncü maddesinin 1/C fıkrasında kooperatifler, kooperatif birlikleri, kooperatif merkez birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin, kiraya verilmediği veya irat getirmeyen bir cihete tahsis edilmediği müddetçe sahip oldukları gayrimenkul mallar üzerinden alınacak her türlü vergilerden muaf olduğu belirtilmektedir.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinde, arazi vergisi ile ilgili muaflık hükümleri düzenlenmiş, ancak kooperatiflere ait arazi ve arsalara bu hükümlerde yer verilmemiştir.

Öte yandan, Emlak Vergisi Kanununun 41/4 üncü maddesinde, özel kanunların bina ve arazi vergilerine ilişkin muaflık ve istisna hükümlerinin 1.3.1972 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırıldığı belirtilmiş, aynı maddenin 22 nci maddesinde de bina ve arazi vergileriyle ilgili muaflık ve istisna hükümlerinin bu Kanuna eklenmek veya bu Kanunda değişiklik yapılmak suretiyle düzenleneceği, hükme bağlanmıştır.

Bu itibarla, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 93 üncü maddesinin 1/c fıkrası hükmünün doğrudan doğruya emlak vergisi muafiyetini açıkça içermediği gibi, Emlak Vergisi Kanununun 22 ve 41 inci maddeleri hükümleri de yürürlükte bulunduğundan, Kooperatifler Kanununun söz konusu hükmünün emlak vergisi bakımından uygulanmasına imkan bulunmamaktadır.

Bu nedenle, adı geçen Kooperatifin ilişik dilekçede sözü edilen arsasının emlak vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini, konu hakkındaki Bakanlıkları görüşünün belirlenerek gerekli duyurunun yapılmasını arz ederim.

Kooperatif evinde oturan emekli emlak vergisi öder mi ?-EVREN ÖZMEN

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, ……, … İlçesi, … Mahallesi, … Sokak No:…’da bulunan kooperatifinizin henüz ferdileşmediğini, üyelerinizin ikamet ettiğini ve emlak vergisinin … Belediye Başkanlığınca tarafınızdan tahsil edildiğini belirterek emekli üyelerinizin indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanıp yararlanamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

Ekran Resmi 2017-03-26 22.21.19

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun bina vergisinin mükellefini belirleyen 3 üncü maddesinde, bina vergisini binanın malikinin, varsa intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun, vergi değerini tadil eden sebepleri belirleyen 33 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, bir bina veya arazinin taksim veya ifraz edilmesi veya mükellefinin değişmesinin vergi değerini tadil eden sebep olduğu, bina vergisi mükellefiyetinin başlamasını belirleyen 9/a maddesinde de, bina vergisi mükellefiyetinin bu Kanunun 33 üncü maddesinin (1) ila (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vukubulduğu tarihi takip eden bütçe yılından itibaren başlayacağı belirtilmektedir.

Bu itibarla, Kooperatifiniz tarafından inşa edilen ve tapu devri yapılmaksızın üyelere teslim edilen gayrimenkullerin maliki, dolayısıyla emlak vergisi mükellefi  Kooperatifiniz olduğundan, bu binalara ait emlak vergisinin Kooperatifiniz tarafından ödenmesi gerekmekte olup tapu devri yapılmadığı sürece emekli üyelerinizin indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanmalarına imkan bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Mutfak malzemelerinde Amortisman oranı-Evren özmen

Faydalı ömrü bir yıldan kısa olan süzgeç kevgir v.b. mutfak malzemelerinin doğrudan gider olarak yazılıp yazılamayacağı.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, yerinde ve taşıma usulü … işiyle iştigal etmekte olan şirketinizin faaliyet konusu itibariyle kullanmakta olduğu süzgeç, kevgir, çırpma teli, cam su bardağı vb. mutfak malzemelerinin kullanım sürelerinin bir yılın altında olduğu belirtilerek, söz konusu mutfak malzemelerinin amortismana tabi tutulmaksızın doğrudan gider olarak kaydedilip kaydedilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

            Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinde; “İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin, bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.

            …

            Değeri 50.000.000.- lirayı (411 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile 1.1.2012’den itibaren 770-TL) aşmayan peştemallıklar ile işletmede kullanılan ve değeri 50.000.000.- lirayı (411 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile 1.1.2012’den itibaren 770-TL) aşmayan alet, edevat, mefruşat ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edenlerde bu had topluca dikkate alınır.” hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır.

            Ayrıca, mezkur Kanunun 5024 sayılı Kanunla değişen 315 inci maddesinde; amortisman oranlarının iktisadi kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.

            Bahsi geçen maddenin verdiği yetkiye istinaden, amortismana tabi iktisadi kıymetler için uygulanacak “Faydalı Ömür ve Amortisman Oranları” tespit edilmiş ve bu oranlar 339, 365, 389, 399 ve 406 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile değişik 333 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği eki liste ile açıklanmıştır.

            Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen “İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük” kavramı ile bir işletmede belli bir fonksiyon etrafında birleşerek bir üretimde bulunan veya üretime herhangi bir aşamada bir değer kazandıracak nitelikteki bir fonksiyonu birbirini tamamlayarak yerine getiren iktisadi kıymetler topluluğu ifade edilmektedir.

            Bu itibarla, bir otel için alınan yatak, yorgan ve battaniyeler, lokanta ve benzeri işletmeler için alınan tabak, çatal, bıçak, bardak vb. kıymetler aynı fonksiyona hizmet ettiklerinden iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük oluşturmaktadırlar.

            Buna göre, şirketinizce kullanılan süzgeç, kevgir, çırpma teli, cam su bardağı vb. mutfak malzemeleri aynı fonksiyona hizmet ettiklerinden işletmede bir yıldan fazla kullanılmaları ve toplam değerlerinin Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinde yer verilen haddi aşması şartıyla aktifleştirilerek amortismana tâbi tutulmaları gerekmektedir.

            Diğer yandan, belirtilen mutfak malzemelerinden faydalı ömrü bir yıldan daha az olanların amortismana tabi tutulmaları mümkün olmayacağından kayıtlara doğrudan gider olarak intikal ettirilmeleri mümkün bulunmaktadır.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatif iktisadi işletme-EVREN ÖZMEN

Tarafımızdan Kooperatiflere ait iktisadi işletme kuruluşu gerçekleştirilmiş olup detaylı bilgi için bize ulaşabilirsiniz. Mali Müşavir Evren ÖZMEN-16.01.2018

Bu kapsamdaki diğer yazılarımıza aşağıdan ulaşabilirsiniz.

1-İktisadi işletme kurulduktan sonra yapılması gereken işlemler

 

shout_1516089854033.gif

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Elektronik Ticaret Bilgi Platformu

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:

ELEKTRONİK TİCARET BİLGİ SİSTEMİ VE BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜKLERİ HAKKINDA TEBLİĞ
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, elektronik ticaret bilgi sistemi üzerinden yapılması gereken kayıt ve bildirimlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, ağ üzerinde mal veya hizmet satışına yönelik sözleşme yapılmasını veya sipariş verilmesini sağlayan hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcılar ile bu Tebliğde belirtilen diğer gerçek veya tüzel kişilerin elektronik ticarete ilişkin kayıt veya bildirim yükümlülüklerini kapsar.
(2) Bu Tebliğ hükümleri, münhasıran elektronik posta, telefon araması, kısa mesaj veya elektronik ortamda doğrudan iletişime imkân veren benzeri bireysel iletişim araçlarıyla yapılan sözleşmeleri gerçekleştiren hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcılara uygulanmaz.

Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 3/6/2011 tarihli ve 640 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9 uncu maddesi, 23/10/2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 11 inci maddesi ile 26/8/2015 tarihli ve 29457 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektronik Ticarette Hizmet Sağlayıcı ve Aracı Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmeliğin 16 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar ve kısaltmalar
MADDE 4 – (1) Bu Tebliğin uygulanmasında;
a) Ağ: Elektronik ticarete dair işlemlerin yapılmasına imkân sağlayan internet gibi bilgisayar tabanlı ortamları,
b) Aracı hizmet sağlayıcı: Başkalarına ait iktisadî ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ya da tüzel kişileri,
c) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını,
ç) Elektronik ticaret: Fizikî olarak karşı karşıya gelmeksizin, elektronik ortamda gerçekleştirilen çevrim içi iktisadî ve ticari her türlü faaliyeti,
d) Elektronik ticaret altyapı sağlayıcı: Hizmet sağlayıcı veya aracı hizmet sağlayıcıların elektronik ticaret yapmasına imkan sağlayan altyapı ve yazılım hizmetini sunan gerçek ya da tüzel kişileri,
e) Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi (ETBİS): Hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların kayıt altına alınması, elektronik ticaret verilerinin toplanması, bu verilerin işlenerek istatistiki bilgilerin üretilmesi amacıyla Bakanlık tarafından oluşturulan ve bu Tebliğ kapsamında kayıt ve bildirim yapılabilmesine imkan sağlayan bilgi sistemini,
f) Elektronik ticaret ortamı: Elektronik ticaret faaliyetinde bulunulan internet sitesi, mobil site veya uygulama gibi platformları,
g) Elektronik ticaretin türü: Elektronik ticaretin tarafları arasında yapılan ve işletmeden işletmeye veya işletmeden tüketiciye gibi elektronik ticaretin yönünü gösteren sınıflandırmayı,
ğ) Hizmet sağlayıcı: Elektronik ticaret faaliyetinde bulunan gerçek ya da tüzel kişileri,
h) Kayıtlı elektronik posta (KEP): Elektronik iletilerin gönderimi ve teslimatı da dâhil olmak üzere kullanımına ilişkin olarak hukukî delil sağlayan, elektronik postanın nitelikli şeklini,
ı) MERSİS numarası: Merkezi Sicil Kayıt Sistemi tarafından verilen ve özel algoritma ile üretilmiş tekil numarayı,
ifade eder.

ETBİS’e kayıt işlemleri
MADDE 5 – (1) Aşağıda belirtilen gerçek veya tüzel kişiler faaliyete başlamadan önce ETBİS’e kayıt olur:
a) Kendilerine ait elektronik ticaret ortamında faaliyet gösteren hizmet sağlayıcılar.
b) Aracı hizmet sağlayıcılar.
c) Yurt içinde yerleşik olup yurt içinde elektronik ticaret faaliyetinde bulunmamakla birlikte yurt dışında yerleşik bir aracı hizmet sağlayıcı üzerinden sözleşme yapan veya sipariş alan hizmet sağlayıcılar.
(2) Kayıt için ETBİS’e aşağıdaki bilgiler girilir:
a) Gerçek veya tüzel kişi tacirler için MERSİS numarası ve vergi kimlik numarası, esnaf ve sanatkârlar için T.C. kimlik numarası ve vergi kimlik numarası.
b) Elektronik ticaret veya aracılık faaliyetinde bulunulan mobil uygulama ve alan adı.

Bildirim yükümlülüğü
MADDE 6 – (1) ETBİS’e kayıt edilen hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcılar kendilerine ilişkin olarak aşağıda belirtilen hususlarda bildirimde bulunur:
a) Tebligata elverişli KEP adresi.
b) Elektronik ticaretin türü.
c) Elektronik ticaret dışındaki ticari faaliyetleri.
ç) Elektronik ticaret ortamında sunulan mal ve hizmetlerin türü.
d) Elektronik ticaret ortamında sunulan ödeme yöntemleri.
e) Elektronik ticaret ortamında ikinci el malların satışa sunulup sunulmadığı ve satışa sunulan ikinci el malların türü.
f) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında faaliyet gösteren bankalar ile 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında faaliyet gösteren ödeme ve elektronik para kuruluşlarından alınan hizmetlere ilişkin bilgiler.
g) Varsa (f) bendinde zikredilen kuruluşlar dışında ödeme hizmeti alınan kuruluşlardan alınan hizmetlere ilişkin bilgiler ile (f) bendinde zikredilen kuruluşların aracı olmadığı ödeme yöntemleri.
ğ) 11/6/2009 tarihli ve 27255 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği uyarınca M türü yetki belgesi alan kargo ve lojistik işletmecilerinden alınan hizmetlere ilişkin bilgiler.
h) Hizmet alınan elektronik ticaret altyapı sağlayıcılarına ilişkin bilgiler.
ı) Kişisel verilerin ve müşteri bilgilerinin tutulduğu veri tabanlarının bulunduğu ülke ve adres bilgileri.
i) Elektronik ticaret ortamında sınır ötesi elektronik ticaret gerçekleştirilmesi halinde ülke ve ödeme yöntemi bazında bu ticaretin yıllık hacmi.
j) Bakanlıkça gerekli görülen diğer bilgiler.
(2) Kendine ait elektronik ticaret ortamında faaliyet gösteren hizmet sağlayıcılar, üretim yeri ve depo adresleri ile sınır ötesi elektronik ticaret faaliyetinde bulunduğu aracı hizmet sağlayıcıların alan adlarını birinci fıkrada belirtilenlere ek olarak bildirir.
(3) Ödeme ve elektronik para kuruluşları, bankalar, Bankalararası Kart Merkezi Anonim Şirketi, kargo ve lojistik işletmecileri, elektronik ticaret altyapı sağlayıcıları ve aracı hizmet sağlayıcılar internet üzerinden yapılan sözleşme ve verilen siparişlere ilişkin Bakanlıkça detayları belirlenen ve anonim hale getirilmiş istatistiki bilgileri aylık dönemler halinde bildirir. Bir aya ait bilgiler, takip eden ayın son günü saat 24:00’e kadar iletilir.
(4) ETBİS’e bildirim sırasında hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların sanal pos bilgileri Bankalararası Kart Merkezi Anonim Şirketi üzerinden sistem aracılığıyla teyit edilir.

Bildirim süresi
MADDE 7 – (1) Hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcılar 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (i) bendi dışında kalan yükümlülükler ile ikinci fıkrasındaki yükümlülükleri ETBİS’e kayıt tarihinden itibaren otuz gün içinde, birinci fıkranın (i) bendindeki yükümlülüğü ise her yıl mart ayı sonuna kadar yerine getirir.
(2) Hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcılar, kayıt ve bildirim yükümlülüğü bulunan hususlarda meydana gelen değişiklikleri, değişiklik tarihinden itibaren otuz gün içinde bildirir.
(3) Elektronik ticaret faaliyeti sona eren hizmet sağlayıcılar ile aracılık faaliyeti sona eren aracı hizmet sağlayıcılar bu durumu faaliyetlerinin sona erdiği tarihten itibaren otuz gün içinde bildirir.

Bildirim usulü
MADDE 8 – (1) Bu Tebliğ uyarınca gerçek kişiler tarafından yapılacak bildirimler kendileri veya yetkili temsilcileri, tüzel kişiler tarafından yapılacak bildirimler ise yetkili temsilcileri tarafından e-Devlet kapısı üzerinden ETBİS’e yapılır.

İlan
MADDE 9 – (1) ETBİS’e kayıt edilen hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcılar ile bunlara ilişkin gerekli görülen diğer bilgiler Bakanlık internet adresinden veya Bakanlıkça oluşturulan “www.eticaret.gov.tr” internet adresinde ilan edilir.

Geçiş hükmü
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) 1/12/2017 tarihi itibarıyla faaliyette olan hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcılar 5 inci ve 6 ncı maddelerde belirtilen yükümlülüklerini söz konusu tarihten itibaren otuz gün içinde yerine getirir.
(2) 6 ncı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bildirim yükümlülüğü getirilenler bu yükümlülüklerini 1/1/2018 tarihinden itibaren yerine getirir.

Yürürlük
MADDE 10 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme
MADDE 11 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

: Kira alacağı karşılığı bankadan demirbaş devir alınmasında belge düzeni ve dekontta gösterilen KDV tutarının indirim konusu yapılıp yapılamayacağı

Konu : Kira alacağı karşılığı bankadan demirbaş devir alınmasında belge düzeni ve dekontta gösterilen KDV tutarının indirim konusu yapılıp yapılamayacağı  
İlgi : 06/02/2017 tarih ve 151782 evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … Bankasının kira alacağınızın bir kısmı karşılığında Şirketinize devredeceği demirbaşlar için düzenleyeceği “fiyatlarımıza KDV dahildir” ibaresi bulunan dekonttaki katma değer vergisi (KDV) tutarının indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

A- 213 SAYILI VERGİ USUL KANUNU UYGULAMASI

Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinde; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü mevcut olup, 229-242 nci maddelerinde ise belgelendirmeye ait hükümlere yer verilmiştir.

Bunun yanı sıra, mezkûr Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasıyla Maliye Bakanlığı, bu Kanuna göre tutulmakta olan defter ve belgeler ile bunlara ilaveten tutulmasını veya düzenlenmesini uygun gördüğü defter ve belgelerin mahiyet, şekil ve ihtiva etmesi zorunlu bilgileri belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya; bu defter ve belgelere tasdik, muhafaza ve ibraz zorunluluğu getirmeye veya kaldırmaya, bu Kanuna göre tutulacak defter ve düzenlenecek belgelerin tutulması ve düzenlenmesi zorunluluğunu kaldırmaya yetkili kılınmıştır.

Bu kapsamda, söz konusu yetkiye istinaden yayımlanan 243 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “A- Bankalar Tarafından Düzenlenecek Belgeler” bölümünde, “Bankalar, yaptıkları hizmet ve satış işlemlerine ilişkin kayıtlarının dayanağı olan fatura yerine, aşağıda açıklanan şartlara uygun olarak belge düzenlemek zorundadırlar.

1- Bankalar, döviz alım-satım işlemleri ile menkul kıymetler borsasında aracı kurum sıfatıyla müşterileri adına yaptıkları menkul kıymet alım satımları hariç olmak üzere, yaptıkları bütün hizmetler veya satışlar dolayısıyla lehlerine tahakkuk edecek tutarları aşağıdaki şartlara uygun olarak düzenleyecekleri dekontlarla belgeleyeceklerdir.

…” düzenlemesine yer verilmiştir.

Buna göre, … Bankası A.Ş. tarafından kira alacağınıza karşılık şirketinize yapılan demirbaş devir işlemi için, fatura yerine geçmek üzere, bahse konu Genel Tebliğin (A) bölümü çerçevesinde, dekont düzenlenmesi gerekmektedir.

B- 3065 SAYILI KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU UYGULAMASI

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde, banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paraların banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olduğu belirtilmiştir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;

– (1/1) maddesinde, ticari, sınaî, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

– (17/4-e) maddesinde, banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemleri ve sigorta aracılarının sigorta şirketlerine yaptığı sigorta muamelelerine ilişkin işlemlerinin katma değer vergisinden istisna olduğu,

– (29/1-a) maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergilerini indirebilecekleri,

– 53 üncü maddesinde de, bu Kanunda geçen fatura ve benzeri vesikalar tabirinin Vergi Usul Kanununda düzenlenen vesikaları ifade ettiği

hükme bağlanmıştır.

Buna göre, … Bankası A.Ş. tarafından kira alacağınıza karşılık şirketinize yapmış olduğu demirbaş devir işlemi BSMV kapsamına girdiğinden Katma Değer Vergisi Kanununun (17/4-e) maddesi gereğince KDV’den istisnadır.

Bu nedenle, anılan banka tarafından devredilen demirbaşlar için KDV hesaplanması söz konusu olmayıp, şirketiniz tarafından bu işlemlere ilişkin “fiyatlarımıza KDV dahildir” ibaresi bulunan dekontta yer alan KDV’nin indirimi mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim

Dietisyenler faturayı ne zaman düzenleyeceklerdir ?-EVREN ÖZMEN

Birden fazla KDV vergilendirme dönemini kapsayan beslenme danışmanlığı hizmetinde belge düzeni pexels-photo-317157.jpeg

İlgi : 24.02.2014 tarihli ve 2964 (gelen evrak) sayılı özelge talep formunuz.

Başkanlığımıza vermiş olduğunuz ilgide kayıtlı özelge talep formunuzda, beslenme danışmanlığı, beslenme ile ilgili gıda ürünleri satışı ve spor salonu işletmeciliği faaliyetinde bulunduğunuz, beslenme danışmanlığı hizmetini 2, 4, 6’şar aylık dönemler halinde sözleşme düzenlemek suretiyle sunduğunuz ancak, zaman zaman danışmanlık ücretlerinizin ödenmediği, bazen de programların yarım kaldığı ve tamamlanamadığı belirtilerek, bu durum karşısında faturayı hangi süre içerisinde düzenleyeceğinizin bildirilmesi istenilmektedir.

A- GELİR VERGİSİ KANUNU İLE VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır…” hükmü yer almaktadır.

Serbest meslek faaliyetinde ana unsur, faaliyetin sermayeden ziyade kişisel çalışmaya, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanması ve faaliyetin kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. Burada, yalnızca emeğe dayanan organizasyon yeterli olmadığı gibi, geliri doğuran emeğin, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanıyor olması gerekmektedir.

Ayrıca, Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, “Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır” hükmü yer almakta olup, aynı Kanunun 38 inci maddesinin birinci fıkrasında, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hüküm altına alınmıştır.

Ticari kazancın tespitinde iki temel ilke geçerli olup, bunlar “dönemsellik” ve “tahakkuk esası” ilkeleridir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Bu esas dikkate alındığında bir gelir veya gider unsurunun özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönemin kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. Dönemsellik ilkesi ise bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır.

Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 172 nci maddesiyle ticaret ve sanat erbabları ile serbest meslek erbaplarına defter tutmak zorunda oldukları, 176 ncı maddesinde tüccarların defter tutma bakımından bilanço esasına ve işletme hesabı esasına göre defter tutacaklar şeklinde iki sınıfa ayrılmış oldukları, 182 nci maddesinde bilanço esasında yevmiye defteri, defterikebir ve envanter defterinin tutulacağı, 193 üncü maddesinde işletme hesabı esasında işletme hesabı defterinin tutulacağı, 232 nci maddesinde birinci ve ikinci sınıf tüccarların hangi satış ve işleri için fatura düzenlemek mecburiyetinde oldukları, 233 üncü maddesinde ise birinci ve ikinci sınıf tüccarların fatura vermek zorunda olmadıkları satışları ve yaptıkları işler için düzenlemek zorunda oldukları perakende satış vesikalarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

Mezkûr Kanunun 210 uncu maddesinde de serbest meslek erbabının serbest meslek kazanç defteri tutacağı belirtilmiş, 236 ncı maddesinde ise serbest meslek erbabının, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim edeceği ve bir nüshasını da müşteriye vereceği, müşterinin ise bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetinde olduğu hüküm altına alınmıştır.

Buna göre;

– Beslenme danışmanlığı faaliyetinin bir işverene bağlı olmaksızın, sermayeden ziyade ilmi ya da mesleki bilgiye bağlı olarak yapılması ve bir organizasyon kurmayıp kişinin kendi sorumluluğu altında gerçekleştirilmesi halinde söz konusu faaliyetin serbest meslek kazancının tespitine ilişkin hükümler çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmekte olup, mesleki faaliyete ilişkin her türlü tahsilat için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim edilerek bir nüshasının müşteriye verilmesi ve bu faaliyetlerinizden elde edilen gelir için serbest meslek kazanç defteri tasdik ettirilerek kullanılması zorunludur.

– Ticari amaçlı alım satıma konu olmamak şartıyla, serbest meslek faaliyetinin sürdürülmesi için zorunlu olarak alınan ve verilmiş olan hizmetin ifasında kullanılan ilaç ve gıdalar dolayısıyla serbest meslek faaliyetinin vasfı değişmeyecektir. Dolayısıyla, satın alınan ilaç ve gıdaların sadece beslenme danışmanlığı faaliyeti kapsamında tedavi amacıyla yapılan satışlardan ibaret olması ve bu satışlardan elde edilen kazancın da serbest meslek kazancına dahil edilerek tahsil edilmesi halinde düzenlenecek serbest meslek makbuzunda tedavi ile tedavide kullanılan ilaç ve gıda bedellerinin ayrı ayrı gösterilmesi gerekmektedir.

– Spor salonu işletmeciliği faaliyetinden elde edilen kazanç ile beslenme danışmanlığı işlemlerinde kullanılan ilaç ve gıdaların danışmanlık faaliyeti dışında sadece alım-satıma konu olması halinde, bu ilaç ve gıdaların satışından elde edilen kazancın Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanca ilişkin hükümleri çerçevesinde vergilendirilmesi gerektiğinden, Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinde sayılan şartlardan birini taşımanız halinde bilanço esasına göre, aksi takdirde işletme hesabı esasına göre defter tasdik ettirilerek, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında fatura veya fatura yerine geçen belge düzenlenmesi icap etmektedir.

B- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin (a) bendine göre, vergiyi doğuran olay, malın teslimi ve hizmetin yapılması ile meydana gelmektedir. Malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi halinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesiyle de vergiyi doğuran olayın meydana geleceği Kanunun 10 uncu maddesinin (b) bendinde hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun 10 uncu maddesinin (c) bendinde de, kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutat olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması anında vergiyi doğuran olayın meydana geleceği hüküm altına alınmıştır.

Bu bağlamda, beslenme danışmanlık hizmeti ile spor salonu işletmek suretiyle spor tesisinde vereceğiniz hizmetlerde her bir vergilendirme dönemi itibariyle vergiyi doğuran olay meydana gelmektedir.

Öte yandan, tarafınızca verilecek hizmetlerde bedelin tamamının veya bir kısmının verilecek hizmetlerden önce tahsil edilmesi halinde fatura veya benzeri belge düzenlenmemiş olması kaydıyla KDV doğmamaktadır.

Bu çerçevede, bir vergilendirme döneminden fazla devam eden hizmetler için takvim yılının bir ayından oluşan her bir dönem itibariyle KDV matrahının; hizmet için belirlenen toplam bedelin, hizmetin verildiği ay sayısına bölünmek suretiyle hesaplanması mümkün bulunmaktadır. Bir vergilendirme döneminden fazla devam etmeyen hizmetler için ise, belirlenen bedele ilişkin KDV’nin hizmetin verildiği dönem KDV beyannamesinde beyan edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, gıda ürünleri satışına ilişkin KDV’nin, satışın yapıldığı dönem beyannamesinde beyan edileceği tabiidir.

Ancak, beslenme danışmanlık hizmeti ile spor tesislerinde verilecek hizmetlerin yapılmasından veya gıda ürünlerinin tesliminden önce fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi halinde, KDV Kanununun 10 uncu maddesinin (b) bendi gereğince toplam bedel üzerinden KDV hesaplanarak beyan edilecektir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Teknoparktaki mükellefin internette arkadaşlık ve alış-veriş sitesi oluşturması.-EVREN ÖZMEN

Konu : Teknoparktaki mükellefin internette arkadaşlık ve alış-veriş sitesi oluşturması.  

   İlgide kayıtlı özelge talebinizle; Gebze GOSB Teknoparkta yazılım işlerini yaptığınız, hazırladığınız yazılımla kullanıcıların sisteme ücretle abone olarak kendilerine ait bilgileri girerek kişiselleştirilmiş profil sayfası oluşturup tarafınızca geliştirilmiş olan “……….” sayesinde kendilerine uygun arkadaş profilleriyle iletişim kurmalarının sağlandığı, tahsilatın mobil ödeme (üç cep telefonu operatörü ile ödeme kontörlü hatlarda kredisinden düşülerek, faturalı hatlarda faturaya yansıtılarak) veya kredi kartı vasıtasıyla haftalık ya da aylık olarak alındığı,

   Cep telefonu operatörlerinin kullanıcılardan tahsil ettiği üyelik ücretlerini………’ye gönderdiği, bu şirketin de komisyon düştükten sonraki payı hesabınıza gönderdiği,

   Ayrıca, uluslararası bir sosyal ağ olan Facebook’un bir uygulaması şeklinde geliştirilen …….. uygulamasına abone olan kullanıcılara astrolojik premium içeriklerin de sağlandığı, ödeme şekli olarak yukarıda belirtilen mobil ödeme sisteminin kullanıldığı,

    Diğer yandan, “…..”’ın Türkiye’deki bir çok internet sitesi üzerinden alışveriş imkanı  sağlayan e-ticaret sitelerinin tüm ürünlerini listelediği, bu ürünlerin fiyatlarının ve özelliklerinin karşılaştırıldığı, tüm internet üzerinden alışveriş yapan kullanıcılar için çok büyük kolaylık sağlayan ürün-fiyat karşılaştırma motoru olduğu, buradaki gelir modelinin ise ürünlerini listelemek isteyen e-ticaret sitelerinin kredi kartı vasıtası ve banka transferi ile ödeme yapıp kredi aldığı ve bu sitelerin ürünlerinin uygunfiyat.com internet adresinde listelenmeye başladığı, siteyi ziyaret eden kullanıcıların bu e-ticaret sitelerinin ürünlerini tıklayarak ilgili e-ticaret sitesine yönlendirilen müşteri başına da satın almış olduğu kredisinden kredinin düşüldüğü belirtilerek, Teknopark Yönetim Kurulunda onay gören Şirketinizin Kurumlar Vergisi, KDV, Gelir Vergisi ve Damga Vergisinden istisna olup olmadığı hakkında bilgi istenildiği anlaşılmaktadır.

  1. A) KURUMLAR VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

    4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun 12.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6170 sayılı Kanunla değişen “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde;

   “Bu Kanunun uygulanmasında;

   …

  1. c) Araştırma ve Geliştirme (AR-GE): Araştırma ve geliştirme, kültür, insan ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bunun yazılım dahil yeni süreç, sistem ve uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmaları,

   …

  1. l) Yazılım: Bir bilgisayar, iletişim cihazı veya bilgi teknolojilerine dayalı bir diğer cihazın çalışmasını ve kendisine verilen verilerle ilgili gereken işlemleri yapmasını sağlayan komutlar dizisinin veya programların ve bunların kod listesini, işletim ve kullanım kılavuzlarını da içeren belgelerin, belli bir sistematik içinde, tasarlama, geliştirme şeklindeki ürün ve hizmetlerin tümü ile bu ürün ya da mal ve hizmetlerin lisanslama, kiralama ve tüm hakları ile devretme gibi teslim şekillerinin tümünü ifade eder.…”

   hükümlerine yer verilmiştir.

   Aynı Kanunun geçici 2 nci maddesinde ise; “Yönetici şirketlerin bu Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31.12.2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.” hükmü yer almaktadır.

    Söz konusu madde hükmünden yararlanılabilmesi için;

    -Bu Kanunda tanımlanan teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösterilmesi,

   -Kazancın münhasıran bu bölgedeki yazılım ve Ar-Ge’ye dayalı üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlardan olması,

   -Bölge içi ve dışı faaliyetlerden elde edilen kazanç ayırımının yapılması

   gerekmektedir.

    Diğer yandan, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “5.12.2.2. Yazılım ve Ar-Ge Faaliyetlerinden Elde Edilen Kazançlarda Kurumlar Vergisi İstisnasının Kapsamı” başlıklı bölümünde;

    “Yapılan düzenlemeyle teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar, faaliyete başlanılan tarihten bağımsız olmak üzere, 31/12/2023 tarihine kadar kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

    Bölgede faaliyette bulunan mükelleflerin bölge dışında gerçekleştirdikleri faaliyetlerinden elde ettiği kazançlar, yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilmiş olsa dahi istisnadan yararlanamaz.

    Öte yandan, teknoloji geliştirme bölgelerinde yazılım ve Ar-Ge faaliyetinde bulunan şirketlerin, bu faaliyetler sonucu buldukları ürünleri kendilerinin seri üretime tabi tutarak pazarlamaları halinde, bu ürünlerin pazarlanmasından elde edilen kazançların lisans, patent gibi gayri maddi haklara isabet eden kısmı, transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırılmak suretiyle istisnadan yararlanabilecektir. Üretim ve pazarlama organizasyonu nedeniyle doğan kazancın diğer kısmı ise istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.

    Ancak, lisans, patent gibi gayri maddi haklara bağlanmamış olmakla birlikte uyarlama, yerleştirme, geliştirme, revizyon, ek yazılım gibi faaliyetlerden elde edilen kazançların istisna kapsamında değerlendirileceği tabiidir.

    Örneğin; teknoloji geliştirme bölgesinde yazılım faaliyetinde bulunan şirketin, ürettiği yazılımların lisans satışından veya kiralanmasından elde edeceği kazançlar istisnadan yararlanacak, ancak söz konusu yazılımın disk, CD veya elektronik ortamda pazarlanmasından elde edilen kazançların (lisansa isabet eden kısmi hariç) istisnadan yararlanması mümkün olmayacaktır.

    Aynı şekilde, bir ilaç şirketince bölgede gerçekleştirilen Ar-Ge faaliyeti sonucu ortaya çıkan kanser ilacına ait gayrimaddi hakkın kiralanması veya devrinden elde edilecek kazançlar istisnadan yararlanacak, ilacın bizzat üretilerek satılması halinde bu faaliyetten elde edilen kazancın gayrimaddi hakka isabet eden kısmı hariç istisnadan yararlanması mümkün olmayacaktır.”

   açıklamalarına yer verilmiştir.

   Yine aynı Tebliğin “5.12.2.4. İstisna Kazanç Tutarının Tespiti” başlıklı bölümünde;

   “4691 sayılı Kanunun Geçici 2’nci maddesinde yer alan istisna, bir kazanç istisnası olup istisna kapsamındaki faaliyetlerden elde edilen hasılattan bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurlarının düşülmesi sonucu bulunacak kazancın tamamı kurumlar vergisinden istisna olacaktır.

   İstisna kazancın ve bu bağlamda kurumlar vergisi matrahının tespiti açısından, Kanun uygulaması kapsamında bulunan ve bulunmayan hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi ve istisna kapsamında olan faaliyetlere ait hasılat, maliyet ve gider unsurlarının, diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması gerekmektedir.

   Kanun uygulaması kapsamında istisna olan faaliyetlerin zararla sonuçlanması halinde, bu zararların istisna kapsamında olmayan diğer faaliyetlere ilişkin kazançlardan indirilmesi mümkün değildir.”

   açıklamaları yer almaktadır.

   Buna göre, Şirketinizin Teknoloji Serbest Bölgesinde yapmış olduğu yazılımlar kapsamında oluşturduğu internet sitelerinde sunulan hizmetlerin pazarlanması sonucu elde edilen kazançların (lisans, patent gibi gayrimaddi haklara isabet eden kısmı hariç) üretim ve pazarlama organizasyonu nedeniyle doğan kısmı, istisna kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, bu yazılımlarla internette oluşturduğunuz, ……. uygulaması, arkadaşlık ve alış-veriş siteleri dolayısıyla elde ettiğiniz kazançların 4691 sayılı Kanun kapsamındaki istisna hükmünden yararlanması mümkün bulunmamaktadır.

  1. B) KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

   KDV Kanununun geçici 20/1 inci maddesi ile, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimcilerin kazançlarının gelir veya kurumlar vergisinden istisna bulunduğu süre içinde münhasıran bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetlerinin KDV’den müstesna olduğu hüküm altına alınmıştır.

   Uygulamanın usul ve esaslarının yer aldığı KDV Genel Uygulama Tebliğinin “II/G-2” bölümünde;

   – Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde bulunan mükelleflerin 31/12/2023 tarihine kadar bu bölgede ürettikleri sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımları şeklindeki teslim ve hizmetlerinin KDV’den istisna olduğu,

   – Güncelleme dışında bir yazılımla ilgili olarak verilen bakım, destek (otomasyon) hizmetleri, teknoloji geliştirme bölgesinde üretilse dahi, oyun programları, network uygulamaları gibi yazılımlar, işlevlerini yerine getirmek için yazılım kullanan ürün, aygıt, eşya vb. donanımlar ile bu donanımlara ilişkin hizmetler, web sitesi aracılığıyla verilen reklam hizmetleri ve ar-ge çalışmaları kapsamında yer alan teslim ve hizmetlerin istisna kapsamında değerlendirilmeyeceği ifade edilmiştir.

   Buna göre, şirketiniz tarafından Teknoloji Geliştirme Bölgesindeki 4691 sayılı Kanun kapsamındaki yazılım faaliyetleriniz 31/12/2023 tarihine kadar KDV’den istisna olacaktır. Ancak, söz konusu yazılım dolayısıyla internette siteler oluşturarak pazarlanmasından elde edilen kazançların istisnadan yararlanması mümkün bulunmamaktadır.

  1.  C) DAMGA VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

   488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu hükmü yer almaktadır.

   Bu çerçevede, damga vergisine ilişkin görüş verilebilmesi somut olaya ilişkin kağıt örnekleri ile başvurulması halinde mümkün bulunmaktadır.

   Bilgi edinilmesini rica ederim.

Bahreyn’de alt taşeron olarak yapılan kaba inşaat işinden elde edilen kazancın kurumlar vergisinden isisna olup olmadığı-EVREN ÖZMEN

Sayı : 62030549-125[5-2016/372]-541480 08.12.2017
Konu : Bahreyn’de alt taşeron olarak yapılan kaba inşaat işinden elde edilen kazancın kurumlar vergisinden isisna olup olmadığı  

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; Şirketinizin 2016 yılında İstanbul merkezli olarak kurulduğu belirtilerek, Bahreyn’de ……  alt taşeronu olarak imzalamış olduğunuz sözleşme gereğince Türkiye’den personel götürmek suretiyle … inşaatın gerçekleştirileceği belirtilerek, söz konusu inşaat işine ilişkin olarak elde edilen kazancın, yurt dışı inşaat taahhüt işi kapsamında kurumlar vergisinden istisna olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN:

Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Tam mükellefiyet: Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanunî veya iş merkezi Türkiye’de bulunanlar, gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirilirler.”hükmü yer almaktadır.

Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde; yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanarak Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançlar kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

Diğer taraftan, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin  “5.9. Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanan kazançlarda istisna” başlıklı bölümünde;

“Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ile yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanarak Türkiye’de genel sonuç hesaplarına aktarılan kazançlar, herhangi bir koşula bağlanmaksızın kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde, kurumların yurt dışında bulunan işyerleri veya daimi temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri kazançlar, maddede belirtilen tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olmak ve en az %15 oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri vergi yükü taşımak koşuluyla vergiden istisna edilmiştir.

Benzer şekilde, anılan fıkranın (h) bendi ile de yurt dışında bulunan işyerleri veya daimi temsilcileri aracılığıyla yapılan ve yurt dışında vergilendirilen inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanan kazançların (vergi yükü oranına bakılmaksızın), ayrıca yurt içinde de vergilendirilmesinin önüne geçilmesi amacıyla bu kazançlar kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

Teknik hizmetler esas itibariyle inşaat, onarım ve montaj işleriyle ilgili olarak yürütülen planlama, projelendirme, mimarlık ve mühendislik, etüd, fizibilite, harita tasarım, metraj, keşif, idari ve teknik şartname ile ihale dosyası hazırlama, ihale değerlendirme, mesleki kontrollük, inşaat kontrollüğü, tasarım kontrollüğü, işletmeye alma danışmanlığı, proje ve yatırım yönetimi ve benzeri hizmetleri kapsamaktadır.

Teknik hizmetlerden elde edilen kazançların da anılan istisnadan yararlanabilmesi için bu işlerin yurt dışında bulunan işyerleri veya daimi temsilciler aracılığıyla yapılması; yurt dışında ayrıca bir işyeri veya daimi temsilci olmadan yapılan teknik hizmetlerin, hizmet ihracatı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, teknik hizmetlerin yurt dışındaki inşaat, onarım ve montaj işlerine bağlı olarak yapılma şartı bulunmamaktadır.

İnşaat, onarım ve montaj işlerinin yurt dışında gerçekleştirilmesi için bir işyeri bulunması gerekirken, bu işlere bağlı teknik hizmetlerin yurt dışında herhangi bir işyeri olmaksızın Türkiye’den gerçekleştirilebilmesi de mümkün olabilmektedir. Proje hazırlanması gibi teknik hizmetler, inşaat ve onarma işinin tamamlayıcı bir unsuru olmasına karşın; kurumların yurt dışında devam eden bir inşaat ve onarma işi olmadığı ya da ayrıca bir işyeri veya daimi temsilci bulundurulmadığı durumlarda, bu faaliyetin ihracat olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup yurt dışındaki inşaat işine bağlı olarak Türkiye’de yapılan teknik hizmetlerden sağlanan kazançların bu istisnadan yararlandırılması mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla, kurumların yurt dışında bir inşaat ve onarım işi varsa, buna bağlı teknik hizmetler ister Türkiye’de isterse yurt dışında yapılsın, elde edilen kazançlar istisnadan yararlanabilecektir. Kurumların yurt dışında yaptıkları bir inşaat ve onarım işinin bulunmaması halinde ise ancak yurt dışında bir işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla yaptıkları teknik hizmetlerden elde edilen kazançlar istisnadan yararlanılabilecektir.

Bu istisnanın uygulanması açısından, yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanan kazançların Türkiye’ye getirilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Söz konusu kazançların Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilmesi istisnadan yararlanması için yeterlidir.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Diğer taraftan, aynı Tebliğin “33.3. Mahsup edilebilecek yurt dışı vergilerin sınırı” başlıklı bölümünde ise yurt dışında elde edilen kazançların kurumlar vergisinden istisna edilmiş olması halinde, bu kazançlar üzerinden yurt dışında ödenen vergilerin yurt içinde hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir.

Bu açıklamalara göre, alt taşeron olarak Bahreyn’de yapılan ……… işinin yurt dışında bulunan iş yeri veya daimi temsilci aracılığı ile yapılması halinde bu işle ilgili olarak Şirketinizce elde edilerek Türkiye’deki genel sonuç hesaplarına intikal ettirilecek kazançların, Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendine göre istisna edilmesi mümkün bulunmaktadır.

ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMASI AÇISINDAN:

02.09.2007 tarihinden itibaren yürürlükte olan “Türkiye Cumhuriyeti ile Bahreyn Krallığı Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması” hükümleri 01.01.2008 tarihinden itibaren uygulanmaktadır.

   Söz konusu Anlaşmanın “İşyeri” başlıklı 5 inci maddesinin, inşaat şantiyesi, yapım veya kurma projesi ile ilgili iş yerinin oluşmasını düzenleyen 3 üncü fıkrasının hükmü şu şekildedir:

   “3. 9 ayı aşan bir süre devam eden bir inşaat şantiyesi, yapım veya kurma projesi bir işyeri oluşturur.”

   Buna göre, Türkiye-Bahreyn Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması’nda inşaat işleri bakımından iş yerinin oluşması dokuz aylık süre koşuluna bağlanmış olup, bahsi geçen şirketin Bahreyn’de bir iş yeri bulunmasa dahi taşeron firma olarak yapılmış olduğu faaliyetlerin icrasının belirtilen süreyi aşması halinde Bahreyn’de bir iş yerinin varlığından söz edilmesi mümkün olacaktır.

   Anlaşmanın “Ticari Kazançlar” başlıklı 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasında ise;

   “1. Bir Akit Devlet teşebbüsüne ait kazanç, söz konusu teşebbüs diğer Akit Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla orada ticari faaliyette bulunmadıkça, yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir. Eğer teşebbüs yukarıda bahsedilen şekilde ticari faaliyette bulunursa, teşebbüsün kazançları yalnızca işyerine atfedilebilen miktarla sınırlı olmak üzere bu diğer Devlette vergilendirilebilir.

hükmü yer almaktadır.

Bu hükümler uyarınca, Bahreyn’de bir iş yerinin bulunması ya da şirketin üstlendiği faaliyetlerin dokuz ayı aşması neticesinde burada bir iş yerinin oluşması halinde vergileme, Anlaşmanın ticari kazançlara ilişkin 7 nci maddesi kapsamında bu iş yerine atfedilebilir kazançlarla sınırlı olmak üzere Bahreyn’nin de vergi alma hakkı olacaktır.

Ancak, yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde şirket tarafından üstlenilen söz konusu inşaat işinin süresinin dokuz ayı aşmaması halinde, Bahreyn’de bir iş yeri oluşmayacak ve bu faaliyetler çerçevesinde elde edilecek kazançlar, iç mevzuat hükümlerimiz çerçevesinde yalnızca Türkiye’de vergiye tabi tutulacaktır.

Diğer taraftan, Türkiye mukimi bu şirketin Bahreyn’de ki faaliyetlerinden elde ettiği gelirleri üzerinden Bahreyn’de vergi ödemesi durumunda, bu şekilde ödenecek vergiler söz konusu Anlaşmanın “Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi” başlıklı 22 nci maddesinin 1 inci fıkrası çerçevesinde, Türkiye’de ödenecek vergiden Bahreyn’de ödenen verginin eşit tutarı kadarının mahsup edilmesi suretiyle çifte vergilendirme önlenebilecektir.

Anlaşma hükümlerinin uygulanabilmesi için ilgili şirket adına Türkiye’de tam mükellef olduğunu ve tüm dünya kazançları üzerinden bu ülkede vergilendirildiğini gösteren, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’ndan alınacak mukimlik belgesinin Bahreyn yetkili makamlarına ibraz edilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatifler yapılaşmasını tamamladıktan sonra hangi hukuki statü ile yönetilmesi uygun olmaktadır ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Kooperatifler ferdileşme işlemini gerçekleştirmesine müteakip hangi hukuki statü ile yönetileceğine karar vermeden önce

1-Kooperatifin Türü

2-Kooperatifin ortak mülkleri

3-Ortakların site ile ilgili düşünceleri

göz önüne alınması gerekmektedir. Bu hususlar netleştirildikten sonra kooperatifler

1- Continue reading

KOOPERATİFLER TASFİYE EDİLMEDEN TAPULARIN VERİLMESİNİN SAKINCALARI NELERDİR ?

1 Yaklaşım Dergisi, Temmuz 2008 KOOPERATİFLER TASFİYE EDİLMEDEN TAPULARIN VERİLMESİNİN SAKINCALARI NELERDİR?

I. GİRİŞ Karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma duygularıyla başlatılan ve ortaklarını yıllar itibariyle yapılan ödemelerle ev sahibi yapmayı amaçlayan konut yapı kooperatiflerinde uygulamada ortaya çıkan bazı sorunlar, güzel niyetleri sıkıntılı durumlara çevirmekte ve istenmeyen olayların yaşanmasına neden olmaktadır. Konut yapı kooperatiflerinden bazıları tasfiye ve terkin edilmeden önce kooperatif ortaklarına konutlarının tapu kaydını devretmekte ve bunun sonucunda uygulamada bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlar genellikle kooperatifin ortaklardan genel kurul kararı ile istediği parasal yükümlülüklerin ödenmemesi, ortağın diğer sorumluluklarını yerine getirmemesi veya gerçek ortağın belirlenmesi noktalarında kendini göstermektedir. Bu çalışmada bu tür sorunların ortaya çıkışı ve sonuçları üzerinde durulacaktır. II. KOOPERATİF ORTAKLIĞINA GİRİŞ VE ORTAKLIKTAN AYRILIŞ Konut yapı kooperatifleri, ortaklarının konut ihtiyaçlarını karşılamak üzere arsa satın alınmasından konutların bitirilip sahiplerine dağıtılmasına kadar geçen süredeki iş ve işlemleri mevzuata uygun olarak yerine getiren ortaklıklardır. Bu kuruluşlar sermaye birikimi olmadığı için faaliyetlerini ve konut imalatını ortakların ödediği aidatlarla gerçekleştirmektedirler. Bu bakımdan gelir düzeyi yüksek olmayan toplum kesimlerinin ortak olduğu bu kooperatiflere yapılan ödemeler yüksek düzeylere ulaşmakta ve ortaklar için oldukça önemli olmaktadır. Bazı durumlarda mali açıdan sıkıntıya giren veya ödemelerin boyutu kendi gücünü aşan ortaklar da konutlarını satarak kooperatiften ayrılma yolunu seçmektedirler. Bu aşamada mevzuatın tam olarak uygulanmamasından dolayı uygulamada sorunların ortaya çıktığı gözlenmektedir. Ülkemiz kooperatifçilik sisteminde, Uluslararası Kooperatifler Birliği’nin (ICA) belirlediği uluslararası kooperatifçilik ilkelerinden gönüllü ve serbest giriş ilkesi uygulanmaktadır. Bazı sınırlamalar dahilinde kooperatiflere giriş ve çıkış serbestisi ilkesi geçerlidir. Dolayısıyla ortaklık şartlarını taşıyanlar için kooperatifler ortaklığına girme ve ortaklıktan ayrılma hakları bulunmaktadır. Nitekim 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 8. maddesinde, kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları ve kooperatif anasözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvurmaları yeterli görülmüştür. Yönetim kurulu da başvuranların anasözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırdıktan sonra ortaklığını gerçekleştirecektir. 2 Öte yandan, Kanunun 10. maddesi her ortağın kooperatiften çıkma hakkının olduğu, 11. maddesi kooperatiften çıkma hakkının sınırlandırılması ve hiçbir suretle kooperatiften çıkamayacağına dair bağlamların hükümsüz olduğu, 13. maddesi de yönetim kurulunun anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınması halinde bunun noter aracılığı ile yapılarak gerçekleşeceğini hükme bağlanmıştır. Yine Kanunun 14. maddesinde, kooperatif ortaklığının devredilebileceği, yönetim kurulunun ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul edeceği belirtilmektedir. Devir halinde kooperatif üzerindeki tüm haklar ve yükümlülükler yeni şahsa geçmektedir. Bu hükümler karşısında herhangi bir kooperatif ortağı kendi istediği bir zamanda ortaklıktan istifa edebilmekte veya başka bir şahsa devredebilmektedir. III. TASFİYE EDİLMEDEN ÖNCE ORTAKLARA TAPU KAYITLARININ DEVREDİLMESİNİN ORTAYA ÇIKARABİLECEĞİ SAKINCALAR Kooperatifler Kanununun 81. maddesinde, konut yapı kooperatiflerinin anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılacağı ve dağılacağı, yapı kullanma izninin alınmasını müteakip en geç bir yıl içinde ortakların Kat Mülkiyeti Kanununa göre ferdi münasebet işlerinin sonuçlandırılacağı belirtilmektedir. Kanunda, konut yapı kooperatifleri için faaliyetlerin tamamlanma sırası, anasözleşmede gösterilen işlerin bitirilmesi, ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesi ve kooperatifin dağılması olarak belirlenmiştir. Ancak uygulamada ortakların acil olarak yerleşerek kiradan kurtulmayı istemeleri, başkalarına tapulu olarak satma düşünceleri veya psikolojik olarak rahatlama gerekçeleri ile kooperatiflerin tasfiye edilmeden tapu kayıtlarının ortaklara verilerek konutların teslim edildiği görülmektedir. Bu türlü gerekçelerle konutları ortakların hizmetine sunmak isteyen kooperatiflerin aşağıda açıklanan sorunları yaşamamak için tapu devri yapma konusunda acele etmeden konutları teslim etmeleri daha yararlı olacaktır. Konutunun tapusunu alan ortak konut üzerinde sınırsız yetki kullanmakta ve kooperatiften habersiz olarak durumuna göre konutu tapu devri yaparak satmaktadır. Tasfiye edilmeyen kooperatifin tamamlanmamış işleri oranında ortaklarından aidat almaya devam etmesi gerekmektedir. Kooperatifin çalıştırılan işçilerin sosyal güvenlik ödemeleri, kooperatifin vergi borçları, tasfiye aşamasındaki giderleri ve çevre düzenlemesi, göze çarpmayan ufak işlerin yapılması, önceden oluşan borçların ödenmesi gibi tamamlanmayan faaliyetleri olabilir. Söz konusu işler için ortaklardan aidat isteyen kooperatifin, bunları ödemeyen bu durumdaki ortaklara ödeme konusunda tazyik uygulama imkanı azalacaktır. Çünkü ortak konutunu almış, hatta üçüncü bir şahsa satmış durumdadır. Bu nedenle ortaklıktan atılması halinde dahi büyük çapta kaybı olmayacaktır. Ancak konut tapusu ortağa verilmediği 3 durumda, ortaklıktan çıkartılma halinde ortak açısından oldukça fazla kayıp söz konusudur. Çünkü ayrılma zamanına kadar ödediği aidatların nominal değerini kooperatiften alabilmekte, ödemelerine geçen zamana uygun değerleme yapılmamaktadır. Bu durumdaki bir kooperatifin, ortağı parasal yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle ortaklıktan çıkarma ve ortağın anasözleşmede belirlenmiş olan hukuki sorumluluğunu işletme imkanları vardır. Ancak bu yola başvurulmasının ortak açısından getirdiği olumsuzluk, tapu devrinin yapılmamış olduğu duruma göre karşılaştırılamayacak kadar azdır. Bu nedenle ortaklar ödeme noktasında isteksiz olacaklardır. Diğer taraftan bazen tapusunu alan ortak evini satmakta ve kooperatif ortaklığının bittiğini veya evi alan kişiye geçtiğini sanmaktadır. Ancak kooperatif ortaklığından çıkma veya devir ile ilgili yönetim kurulu kararı alınmadan ortaklık statüsü bitmemektedir. Bilgisizlikle yapılan bu kabil satışlarda ortağın kim olduğu konusunda da tereddüt yaşanmaktadır. Kooperatif yönetim kurulu doğal olarak eski ortağa başvurmakta, o şahıs da ben evimi sattım, ortak değilim diye savunma yapmakta, evi satın alan kişi de ben kooperatif ortağı olmadım, sadece evi satın aldım, kooperatifle herhangi bir ilişkim olamaz demektedir. Bu durumda yapılacak işler için talep edilen ödemeleri kimin yapacağı noktasında karışıklık oluşmaktadır. Kooperatifler Kanunu’nda ve yapı kooperatifi örnek anasözleşmelerinde, kooperatif ortaklığından edindiği konutunu ferdi mülkiyete geçildikten sonra, tapu devri yapmak suretiyle bir başkasına satan ortağın bu satış işlemi ile birlikte ortaklığının sona ereceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durum tek başına ortaklıktan çıkarma işlemine de konu olamamaktadır. Dolayısıyla, tapu devri yaparak konutunu satan bir ortağın, ortaklığını devretmediği veya herhangi bir nedenle ortaklıktan çıkmadığı ya da çıkarılmadığı sürece ortaklığının devam edeceği açıktır. Olması gereken de, konutların tamamlanmadan önceki satış işlemlerinde olduğu gibi, konut satışlarının ortaklığın devri işlemi ile birlikte gerçekleştirilmesi ve satın alan kişinin yeni ortak olmasıdır. Diğer taraftan, tapu devri ile konutu satın alan şahıs doğrudan ortaklık sıfatını kazanmadığından dolayı ortak alanlar için yapılacak harcamalara katılma payı için kooperatif anasözleşme hükümlerinin uygulanması söz konusu olamayacaktır. Bu şahıslar hakkında Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri çerçevesinde işlemler yapılabilecektir. Yine uygulamada bu durumdaki ortakların, yani konutunu başkalarına sattığı halde kooperatif ortaklığından çıkmayan veya ortaklığını devretmeyen ortakların kooperatif yönetim kurulu üyeliğine seçilip seçilemeyeceği ya da yönetim kurulu üyesi ise görevinin sona erip ermeyeceği hususunda tereddütler oluşmaktadır. Bu şahısların ortaklığını devretmediği veya ortaklıktan çıkmadığı ya da çıkarılmadığı sürece ortaklığının devam edeceğinden dolayısıyla yönetim kurulu üyeliklerinin de devam edeceği ortadadır. Konut kooperatiflerinde ortaya çıkabilecek olan bu tür sorunların yaşanmaması, hem kooperatif hem de ortaklar açısından istenmeyen durumlarla karşılaşılmaması bakımından tapuların devri işlemlerine özel önem verilmesi gereklidir. Seçkin CENKIŞ 4 Sanayi ve Ticaret Bakanlığı İç Denetçisi

TARIMSAL KALKINMA KOOPERATİFİ ANASÖZLEŞMESİ

Kooperatif Kuruluşu ve Danışmanlık Hizmetlerimiz için [email protected]

Kooperatif Nasıl Kurulur ?

Özmen Mali Müşavirlik

40 yıllık sektörel deneyimimiz ile Türkiye’nin önde gelen kooperatiflerinde yönetim ve mali danışmanlık deneyimi, konusunda uzman 18 kişilik ekibi ile 250’den fazla kooperatife tarafımızdan mali ve hukuki danışmanlık hizmeti verilmektedir.

Continue reading

Sanayi Sitelerinde emlak vergisinde son durum

Emlak vergisinde 18.06.2017 sonrası

shout_1515991035333.gif

Hakan Şirin- Mali Müşavir

Emlak vergisi servet üzerinden alınan ve sahip olunan taşınmazların tabi olduğu bir vergi türüdür. 1970 yılından bu yana yürürlükte olan Emlak Vergisi Kanunu günümüze kadar bazı değişiklilere uğramıştır. Bu değişikliklerden en can alıcı olanı kanunun Daimi Muaflıklar Başlığı ile yürürlükte olan dördüncü maddesinde yapılmıştır. 18/6/2017 tarihli ve 7033 sayılı Sanayi’nin Geliştirilmesi Ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Birçok Değişiklikleri İçeren Kanun’un 10’uncu maddesi ile bazı taşınmazlar emlak vergisinden daimi olarak muaf tutulması hükmü getirilmiştir.

Bu değişiklik ile emlak vergisine tabi taşınmazlardan organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi sitelerindeki binaların kiraya verilmemek şartı ile daimi olarak emlak vergisinden muaftır. Mezkur değişiklik 18/6/2017 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu tarihten sonra hüküm ifade edeceği açıktır. Fakat hangi yönde hüküm ifade edeceği konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Şöyle örneklendirmek gerekirse, kanunun yürürlük tarihi 18/6/2017 tarihinden önce organize sanayi bölgesinde bulunan ve kiraya verilmemiş bir yapının emlak vergisi beyannamesi verilmemiş ve vergileri ödenmemiş olarak düşünelim. 18/6/2017 tarihinden sonra herhangi bir tarihte idari makam olan belediyece 2010 yılında yapıldığı tespit edilen bir taşınmazın 2010 ve 2016 yılları arası emlak vergisi istemiş olsun. Bu durumda belediyece yapılacak idari işlemin yani emlak vergisi tarhiyatının, kanun yürürlük tarihinden sonra olacağından; idari işlem tarihinde mezkur evsaftaki taşınmazın emlak vergisine tabi olmadığı hükmedildiğinden geriye dönük emlak vergilerinin istenmemesi gerekir. Elbette ki belediyeler konuya böyle bakmayacaktır. Fakat bu iddia ile yargıya gidildiğinde kazanma ihtimali yüksek olan bir dava konusudur.

İkinci olarak akla zamanaşımı süreleri gelir. Fakat emlak vergisi kanunun 40. maddesinde “Bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında zamanaşımı, bu bina ve arazinin bildirim dışı bırakıldığının idarece öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlar” denilerek emlak vergisine has bir zamanaşımı ihdas edilmiştir. Bu hükme göre emlak vergisinde zamanaşımı yok gibi düşünülebilir. Çünkü idarenin bina veya arazinin bildirim dışı kaldığının öğrendiğinin ispatı biraz göreceli bir kavram. Ancak söz konusu taşınmaza belediyece ilgili yıllarda hizmet verildiği tevsik edilir ise tevsike müsteniad belgenin tarihi zamanaşımı başlangıç tarihi olarak kabul edilebilir. Bu durumda tahsil zamanaşımı iddiası ile emlak vergisinin ödenme zorunluluğu kalkar.