Gayrimenkul işletme kooperatifi ana sözleşmesi-kemal Özmen
Detaylı bilgi için bize ulaşın
[email protected]
Gayrimenkul işletme kooperatifi nedir?-Kemal Özmen
Detaylı bilgi için bize ulaşın
[email protected]
MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI SERBEST MUHASEBECİ, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİR VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI KLOZU
MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI SERBEST MUHASEBECİ, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİR VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI KLOZU
I. Kapsam
Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına bağlı olarak verilen bu kloz ile sigortacı, sözleşmedeki şartlara tabi olmak kaydı ile sigortalının poliçede belirlenmiş mesleki faaliyeti ifa ederken neden olduğu zarar dolayısıyla ödeyeceği tazminat tutarları ile kararlaştırılmışsa;
a) Yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerini,
b) Sigortalının müteselsil sorumluluk gereği ödeyeceği SSK primi, vergi, vergi cezası, gecikme zammı ve gecikme faizini,
poliçede yazılı limitler dahilinde temin eder. Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “B.1. Rizikonun Gerçekleşmesi” maddesinde iki yıl olarak belirlenen süre, bu kloz kapsamındaki mesleki faaliyet için beş yıl olarak uygulanır. Ancak, taraflar daha uzun bir süre kararlaştırabilir.
II. Teminat Dışında Kalan Haller
Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “A.3. Teminat Dışında Kalan Haller” maddesinde yer alan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, ticari veya endüstriyel sırların saklanmaması veya kötüye kullanılması sonucu meydana gelebilecek zararlar teminat dışındadır.
III. Aksine Sözleşme Yoksa Teminat Dışında Kalan Tazminat Talepleri
Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “A.4. Aksine Sözleşme Yoksa Teminat Dışında Kalan Haller, Tazminat Talepleri ve Ödemeler” maddesinde yer alan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla;
1. Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı dışındaki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek tazminat talepleri,
2. Sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin kasıtlı hareketlerinden kaynaklanabilecek tazminat talepleri,
3. Yasal belgelerin, mevcut yasa ve yönetmeliklerde öngörülen zamanlarda tamamlanmamasından kaynaklanan tazminat talepleri,
4. Yazılım veya donanımla ilgili her türlü görüş veya tavsiyeden kaynaklanan tazminat talepleri,
5. Sigortalının yedi emin veya benzeri sair bir sıfatla yürüttüğü faaliyetlerden kaynaklanan tazminat talepleri,
aksine sözleşme yoksa teminat dışındadır.
MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI AVUKATLIK MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI KLOZU
I. Kapsam
Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına bağlı olarak verilen bu kloz ile sigortacı, sözleşmedeki şartlara tabi olmak kaydı ile sigortalının poliçede konusu belirlenmiş mesleki faaliyeti ifa ederken görevini gereği gibi yapmamasından, müvekkiline karşı özen borcunu yerine getirmemesinden veya diğer kusurlu davranışlarından doğan zararlar nedeniyle ödemek zorunda kaldığı veya kalacağı tazminat tutarları ile kararlaştırılmışsa yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerini poliçede yazılı limitler dahilinde temin eder.
II. Teminat Dışında Kalan Haller
Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın “A.3. Teminat Dışında Kalan Haller” maddesinde yer alan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, müvekkille bağlantılı sırların saklanmaması veya kötüye kullanılması sonucu meydana gelebilecek zararlar teminat dışındadır.
Yola ve parka terk edilen gayrimenkul bedelinin kurum kazancı tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı hk.
Başlık Yola ve parka terk edilen gayrimenkul bedelinin kurum kazancı tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı hk.
Tarih 13/03/2013
Sayı 62030549-125[8-2012/386]-389
Kapsam
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)
Sayı
:
62030549-125[8-2012/386]-389
13/03/2013
Konu
:
Yola ve parka terk edilen gayrimenkul bedelinin kurum kazancı tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuzu, şirketiniz aktifinde kayıtlı 1843 ada 1 ve 2 parsel no.lu arsanın bir kısmı … Belediyesi Encümen Kararına istinaden 3194 sayılı İmar Kanununun 15 ve 16 ncı maddeleri kapsamında “yola ve parka terk” adı altında bedelsiz olarak anılan belediyeye terk edilerek kalan kısımların tevhid edildiği, bu işlemler sonucunda imar artışı sağlanmadığı gibi arsanın mevcut konumu caddeden geriye çekildiği ve düzenleme ortaklık payından da bahsedilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek, belediyeye terk edilen söz konusu kısımların kurum kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, safi kazancın tespitinde gider olarak indiriminin mümkün olduğu kabul edilmiştir.
Bu fıkra uyarınca, yapılan bir harcamanın gider olarak matrahtan indirilebilmesi için;
-Yapılan gider, ticari kazancın elde edilmesi ve idamesi ile doğrudan ilgili olmalıdır.
– Gider, kanunen kabul edilebilir nitelikte olmalıdır.
– Yapılan gider karşılığında sabit kıymet iktisap edilmiş olmamalıdır. Yapılan bir harcama karşılığında maddi veya gayrimaddi bir kıymet iktisap edilmesi halinde, indirilecek bir genel giderden değil, sahip olunan aktif kıymetlerin amortismanı söz konusu olacaktır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 269 uncu maddesinde, iktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkullerin maliyet bedelleri ile değerleneceği; 313 üncü maddesinde, işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin, bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesinin amortisman mevzuunu teşkil edeceği; 314 üncü maddesinde ise, boş arazi ve boş arsaların amortismana tabi olmadığı hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, 3194 sayıl İmar Kanununun 15 inci maddesinde; imar planlarına göre yol, meydan, yeşil saha, park ve otopark gibi umumi hizmetlere ayrılan yerlere rastlayan gayrimenkullerin bu kısımlarının ifrazına veya tevhidine izin verilmeyeceği, imar parselasyon planı tamamlanmış olan yerlerde yapılacak ifraz veya tevhidin bu planlara uygun olmasının şart olduğu, 16 ncı maddesinde ise, belediye ve mücavir alan hudutları içindeki gayrimenkullerin re’sen veya müracaat üzerine tevhid veya ifrazının, bunlar üzerinde irtifak hakkı tesisi veya bu hakların terkinin, bu Kanun ve yönetmelik hükümlerine uygunluğunun belediye encümenleri veya il idare kurullarınca onaylanacağı, Onaylama işleminin, müracaatın belediyelere veya valiliklere intikalinden itibaren en geç 30 gün içinde sonuçlandırılacağı ve tescil veya terkini için 15 gün içinde tapuya bildirileceği, tapu dairesinin, tescil veya terkin işlemini bir ay içinde sonuçlandırmak zorunda olduğu, bu Kanun hükümlerine göre şüyulandırılan gayrimenkullerin sahiplerinin ilgili idarenin tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde aralarında anlaşamadıkları veya şüyuun izalesi için, mahkemeye müracaat edilmediği takdirde ilgili idarenin hissedarmış gibi, şüyuun izalesi davası açabileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, şirketiniz aktifinde bulunan arsanın, Ümraniye Belediyesi Encümen Kararına istinaden 3194 sayılı İmar Kanununun 15 ve 16 ncı maddeleri kapsamında yola ve parka terk işlemi nedeniyle belediyeye kalan kısmı, arsanın yüzölçümünde bir azalma meydana getirmekte olup arsanın genel maliyetini değiştirmemesi nedeniyle söz konusu kısımlara ait bedelin gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Yabancı para cinsinden kullanılan kredilerin değerlemesinde meydana çıkan kur farklarının ne zaman gider yazılacağı hk.
Başlık Yabancı para cinsinden kullanılan kredilerin değerlemesinde meydana çıkan kur farklarının ne zaman gider yazılacağı hk.
Tarih 20/03/2013
Sayı 77058783-105-68
Kapsam
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANTALYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)
Sayı
:
77058783-105-68
20/03/2013
Konu
:
Yabancı para cinsinden kullanılan kredilerin değerlemesinde meydana çıkan kur farklarının ne zaman gider yazılacağı
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden; şirketinizin bankalardan çekmiş olduğu uzun vadeli yapancı paralı kredilerin değerlemesi sonucu kur farklarında meydana gelen artış ya da azalışların değerleme yapılan geçici vergi dönemindeki kâr veya zarara mı yoksa kredinin ödeneceği vade yılındaki kâr/zarar hesaplarına mı intikal ettirileceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 262 nci maddesinde, maliyet bedelinin iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade ettiği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanunun 280 nci maddesinde, yabancı paraların borsa rayici ile değerleneceği, borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınacağı ve yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunacağı hükmüne yer verilmiştir.
238 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “B -Dönem Sonu Stoklarının Değerlemesi İle İlgili Hususlar” başlık bölümünde de, emtianın satın alınıp işletme stoklarına girdiği tarihe kadar oluşan kur farklarının maliyete intikal ettirilmesi zorunlu olduğu, stokta kalan emtia ile ilgili olarak daha sonra ortaya çıkacak kur farklarının ise, ilgili bulundukları yıllarda gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.
334 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “III-Kur Farkları” başlıklı bölümünde ise; “163 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yatırımların finansmanında kullanılan kredilere ilişkin faiz giderleri ile yurt dışından döviz kredisi ile sabit kıymet ithal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan kur farklarının, aktifleştirme tarihine kadar olan kısmının maliyete intikal ettirilmesi, aktifleştirildikten sonraki döneme ilişkin olanların ise seçimlik hak olarak doğrudan gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması gerektiği açıklanmış bulunmaktadır.
Lehe oluşan kur farklarının da aktifleştirme işleminin gerçekleştiği dönemin sonuna kadar oluşan kısmının maliyetle ilişkilendirilmesi, aktifleştirildikten sonraki döneme ilişkin olanların ise kambiyo geliri olarak değerlendirilmesi veya maliyetten düşülmek suretiyle amortismana tabi tutulması gerekecektir. Ayrıca, daha sonraki dönemlerde, seçimlik olarak hangi hak kullanılmışsa o yönteme göre işlem yapılmasına devam edilecektir.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safî kurum kazancının tespitinde de, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının; (1) numaralı bendinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, (7) numaralı bendinde de, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların, safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, şirketinizin bankalardan kullandığı uzun vadeli yabancı paralı kredilerin nerelerde harcandığı önemli olduğundan;
-Söz konusu kredilerin sabit kıymetlerin iktisabında kullanılması durumunda;
Aleyhte oluşan kur farklarının, sabit kıymetin aktifleştirildiği dönemin sonuna kadar olan kısmının maliyete intikal ettirilmesi, aktifleştirildiği dönemden sonraki döneme ilişkin olanların ise seçimlik hak olarak doğrudan gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmesi,
Lehe oluşan kur farklarının da, sabit kıymetin aktifleştirme işleminin gerçekleştiği dönemin sonuna kadar oluşan kısmının maliyetle ilişkilendirilmesi, aktifleştirildiği dönemden sonraki döneme ilişkin olanların ise kambiyo geliri olarak değerlendirilmesi veya maliyetten düşülmek suretiyle dikkate alınması,
-Söz konusu kredilerin emtianın satın alımında kullanılması durumunda ise, emtianın satın alınıp işletme stoklarına girdiği tarihe kadar oluşan kur farklarının maliyete intikal ettirilmesi, emtianın stoklara girdiği tarihten sonra ortaya çıkacak kur farklarının da, ilgili bulundukları yıllarda gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmesi
gerekmektedir.
Ancak, daha sonraki dönemlerde, seçimlik olarak hangi hak kullanılmışsa o yönteme göre işlem yapılmasına devam edilecektir.
Öte yandan, bunların dışında kullanılan kredilerin değerlenmesinde şirketinizin lehine veya aleyhine oluşan kur farklarının, kambiyo kârı veya zararı olarak dikkate alınarak elde edildiği geçici ve yıllık kurumlar vergisi dönemlerinde doğrudan gelir veya gider yazılması gerekeceği tabiidir.
Derneğe yapılan arsa bağışının kurumlar vergisi matrahından indirilip indirilemeyeceği hk.
Derneğe yapılan arsa bağışının kurumlar vergisi matrahından indirilip indirilemeyeceği hk.
Tarih 19/03/2013
Sayı 46480499-125[10-2013/850]-35
Kapsam
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
BALIKESİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)
Sayı
:
46480499-125[10-2013/850]-35
19/03/2013
Konu
:
Derneğe yapılan arsa bağışının kurumlar vergisi matrahından indirilip indirilemeyeceği
İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ile şirketinizin aktifinde kayıtlı bulunan arsanın…… Derneğine bağışlanması durumunda söz konusu bağışın kurum kazancınızdan indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ile indirim konusu yapılması halinde dernekten hangi belgelerin isteneceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Diğer İndirimler” başlıklı 10 uncu maddesinde,
“(1) Kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından sırasıyla aşağıdaki indirimler yapılır:
…
ç) (c) bendinde sayılan kamu kurum ve kuruluşlarına bağışlanan okul, sağlık tesisi, 100 yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde 50 yatak) kapasitesinden az olmamak kaydıyla öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi ve bakım ve (6322 sayılı kanunun 36.maddesiyle değişen ibare; Yürürlük 15.06.2012)rehabilitasyon merkezi ile mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethaneler ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımların tamamı.
…”
hükmüne yer verilmiştir.
Konu ile ilgili olarak 1 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “10.3.2.2. Eğitim ve sağlık tesisleri ile dini tesislere ilişkin bağış ve yardımlar” başlıklı bölümünde;
-Düzenlemedeki ‘ibadethane’ ve “yaygın din eğitimi verilen tesis” ifadelerinden Diyanet İşleri Başkanlığınca ibadethane sayılan yerler ile Diyanet İşleri Başkanlığı denetimine tabi olan ve din eğitimi verilen tesislerin anlaşılması gerektiği,
-Mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethanelerin umuma açık olması, inşasının mülki idare amirlerinin iznine istinaden gerçekleştirilmesi, inşa ve faaliyetine devam etmesi için yapılan bağış ve yardımların da yine mülki idare amirlerinin denetiminde gerçekleştirilmesi gerektiği, yaygın din eğitimi verilen tesisler için yapılan harcamaların da Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatınca denetlenmesi gerektiği
belirtilmiştir.
Ayrıca, anılan Tebliğin “10.3.2.2.4. Bağış ve yardımın belgelendirilmesi” başlıklı bölümünde;
“Ayni veya nakdi olarak yapılan bağış ve yardımların kurumlar vergisi mükelleflerince indirim olarak dikkate alınabilmesi için makbuz karşılığı yapılmış olması gerekli ve yeterlidir.
Ayni bağış ve yardımın, işletmenin aktifinden veya stokundan çekilerek bağışlanmış olması durumunda, mükelleflerin işletmeden çekip bağışladıkları değerler için fatura düzenlemesi; düzenlenen faturanın arka yüzüne faturada belirtilen değerlerin ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından bağış veya yardım olarak alındığına ilişkin şerh konularak yetkili kimseler tarafından imzalanmış olması yeterlidir.
………………..
Mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethaneler ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin inşası ve/veya faaliyetine devam etmesi amacıyla kurulmuş bulunan vakıf veya derneklere yapılan bağışlar, anılan kurumlardan alınan makbuzlara veya bunlar tarafından bankalarda açılan hesaplara yatırıldığına ilişkin alınan banka dekontlarına istinaden kurum kazancından indirim konusu yapılabilecektir.
Ancak, bunlar dışındaki diğer dernek veya vakıflara bu amaçla yapılan bağış ve yardımların ise; mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethaneler ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin inşası ve/veya faaliyetine devam etmesi amacıyla gerekli harcamaları finanse etmek üzere bağış ve yardım toplama amacıyla bir organizasyon oluşturulması ve bu hususta mülki idare amirleri ile bir protokol yapılması, nakdi olarak yapılacak bağış ve yardımlar için sadece protokol kapsamındaki işte kullanılmak üzere bir hesap açılması ve yapılan bağış ve yardımların bu hesaba yatırılması, ayni olarak yapılan bağış ve yardımların protokol kapsamındaki işte kullanılmak üzere şartlı olarak makbuz karşılığında yapılması, banka dekontu ile makbuzda hangi amaçla yapıldığına ilişkin bir açıklamanın yer alması, yapılan bağış ve yardımların, sadece yapılacak o işle ilgili olarak mülki idare amirleri gözetim ve denetimi altında kullanılması şartlarıyla, tamamının kurum kazancından indirim konusu yapılabilmesi mümkün olacaktır.”
açıklamalarına yer verilmiştir.
İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesi neticesinde, …… …… Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneğine bağış yapılan ve halen ibadet yapılmakta olan …… …… Camisine bitişik durumda bulunan şirketinizin aktifinde kayıtlı bulunan arsanın, bay-bayan tuvaletleri, gusilhane, cami cemaatının ihtiyacı ve abdest almak için şadırvan yapılması ve kız-erkek kuran kursu inşaatı için kullanılacağı anlaşılmaktadır.
Buna göre, yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, söz konusu arsa bağışınız için fatura düzenlemeniz ve düzenlenen faturanın arka yüzüne faturada belirtilen değerlerin ilgili dernek tarafından bağış veya yardım olarak alındığına ilişkin şerh konularak yetkili kimseler tarafından imzalanması şartıyla kurum kazancından indirim konusu yapılması mümkündür.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
İşe başlama bildirim üzerine yoklama sonucu beklenmeksizin mükellefiyet tesisi ve yazar kasa izin yazısının verilmesi
T.C.
ANKARA VALİLİĞİ
İl Defterdarlığı Usul Gelir Müdürlüğü
Sayı: B.07.4.DEF.0.06.14/32131- /
Konu:İşe başlama bildirim üzerine yoklama sonucu beklenmeksizin mükellefiyet tesisi ve yazar kasa izin yazısının verilmesi
İlgi: tarihli ve sayılı dilekçeniz.
İlgide kayıtlı dilekçenizde, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olarak faaliyet gösterdiğinizi, müşterilerinizle yapmış olduğunuz sözleşme çerçevesinde işe başlama bildirimlerini imzaladığınız mükelleflerin, işyeri açılışlarında, yazar kasa izin yazılarını yoklama sonucu beklenilmeksizin tarafınıza verilip verilemeyeceği hususu ile bahse konu mükelleflerin yoklamalarının tarafınızca imzalanıp imzalanamayacağı hakkında görüş talep edilmektedir.
Bilindiği üzere; 1999/4 Seri No.lu Uygulama İç Genelgesinde; “22 Sıra No’lu Serbest Muhasebecilik Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Genel Tebliğinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 153’ncü maddesinde sayılan mükelleflerin diledikleri takdirde İşe Başlama/Bırakma Bildirimlerini, 03.01.1990 gün ve 20391 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” in 24/a maddesi uyarınca defterlerini tutmak üzere sözleşme düzenledikleri veya işletmede bağımlı çalışan ve 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış serbest muhasebeci veya serbest muhasebeci mali müşavirlere de imzalatabilecekleri;
Serbest muhasebeci veya serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından imzalanan İşe Başlama/Bırakma Bildirimlerine istinaden, vergi dairelerince yapılacak yoklamanın sonucu beklenilmeksizin mükellefiyet tesis edilerek vergi kimlik numarası verileceği veya mükellefiyet terk işlemlerinin yapılacağı işe başlama veya bırakmalara ilişkin yoklama işlemlerinin ise vergi daireleri tarafından mükellefiyet tesis veya terk tarihinden itibaren en geç 1 ay içinde yaptırılacağı,” açıklamasına yer verilmiştir.
Serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirler imzaladıkları veya tasdik ettikleri İşe Başlama/Bırakma Bildirimleri ile ilgili bilgilerin ve eklerinin doğruluğundan sorumlu bulunduğundan, bu sorumluluk kapsamına giren işlemlerden bir vergi ziyaı ortaya çıktığı takdirde, meslek mensupları hakkında tebliğde belirtilen cezai işlemler uygulanacaktır
Vergi Usul Kanununun 131 inci maddesinde de “Yoklama neticeleri tutanak mahiyetinde olan “yoklama fişine” geçirilir.
Bu fişler yoklama yerinde iki nüsha tanzim olunarak tarihlenir, bulunursa nezdinde yoklama yapılana veya yetkili adamına imza ettirilir; bunlar bulunmaz veya imzadan çekinirlerse keyfiyet fişe yazılır ve yoklama fişi polis, jandarma, muhtar ve ihtiyar meclisi üyelerinden birine imzalatılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Mükellefin yetkili adamı ifadesinden; mükellefle aralarında hukuki, ticari veya mali bağlantı bulunan işçi, çırak, katip, eş, reşit çocuklar, vekil veya mümessil gibi kişilerin anlaşılması gerekmektedir. Nezdinde yoklama yapılan mükellefin işlerini yürüten kişiler de mükellefin yetkili adamıdır.
Yukarıda yer alan açıklamalara göre; serbest muhasebeci veya serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından imzalanan işe başlama bildirimleri üzerine vergi dairelerince yapılacak yoklamanın sonucu beklenilmeksizin mükellefiyet tesis işlemleri yapıldığından, yazar kasa izin yazısının yoklama sonucu beklenilmeksizin verilmesi ve fatura ve benzeri belge bastırılması mümkün bulunmakla birlikte, yapılacak işe özgü bir vekaletname olması şartıyla yoklama fişlerini (yoklama yerinde olması kaydı ile) yetkili adam sıfatıyla imzalamanızda da Kanunen bir sakınca bulunmamaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Ortak alan
E:1987/27283 – K:1988/6287
ECRİMİSİL ( Ortak Yerlere Elatma, Kömürlük – Kapıcı Dairesi )
ORTAK YERLERE ELATMA ( Ecrimisil )
ÖZET :
Dava konusu kömürlük ve kapıcı dairesi kira veya gelir getiren yerlerden olmadığı için, buralara el atıp depo olarak kullanan ortak aleyhine ecrimisil kararıverilmemesi isabetlidir.
DAVA VE KARAR :
Taraflar arasındaki 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasıuyarınca ortak yere yapılan elatmanın önlenmesi ve depo olarak kullanılan yerinbedelinin ödenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; davanın reddinedair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalıvekili yönünden süresinde verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgelerokunup, iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp, düşünüldü:
Kat mülkiyetine geçilmiş bir apartmanda kat maliki olan davalıların ana yapının ortak yerlerinden olan kömürlük ve kapıcı dairesine şahsî eşyalarını koyarak, bu kısımları depo olarak kullandıkları ileri sürülerek 4 yıllık ecrimisil tutarı 225.000 liranın davalılardan alınması istenilmiş ise de, dava konusu kömürlük ve kapıcı dairesi kira veya gelir getiren yerlerden olmadığı ve bu nedenle sebepsiz zenginleşme bulunmadığı gözönünde tutularak, mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru görülmüştür.
SONUÇ :
Davacıların temyiz itirazları yerinde olmadığından Usul ve Yasa’yauygun bulunan hükmün ( ONANMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.
Kapıcı dairesi için ecrimisil isteyebilir mi?
E:1987/27283 – K:1988/6287
ECRİMİSİL ( Ortak Yerlere Elatma, Kömürlük – Kapıcı Dairesi )
ORTAK YERLERE ELATMA ( Ecrimisil )
ÖZET :
Dava konusu kömürlük ve kapıcı dairesi kira veya gelir getiren yerlerden olmadığı için, buralara el atıp depo olarak kullanan ortak aleyhine ecrimisil kararıverilmemesi isabetlidir.
DAVA VE KARAR :
Taraflar arasındaki 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasıuyarınca ortak yere yapılan elatmanın önlenmesi ve depo olarak kullanılan yerinbedelinin ödenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; davanın reddinedair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalıvekili yönünden süresinde verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgelerokunup, iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp, düşünüldü:
Kat mülkiyetine geçilmiş bir apartmanda kat maliki olan davalıların ana yapının ortak yerlerinden olan kömürlük ve kapıcı dairesine şahsî eşyalarını koyarak, bu kısımları depo olarak kullandıkları ileri sürülerek 4 yıllık ecrimisil tutarı 225.000 liranın davalılardan alınması istenilmiş ise de, dava konusu kömürlük ve kapıcı dairesi kira veya gelir getiren yerlerden olmadığı ve bu nedenle sebepsiz zenginleşme bulunmadığı gözönünde tutularak, mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru görülmüştür.
SONUÇ :
Davacıların temyiz itirazları yerinde olmadığından Usul ve Yasa’yauygun bulunan hükmün ( ONANMASINA ), oybirliğiyle karar veri
Kooperatiflerde genel kurul Islemleri
Kooperatifler nasıl bölünür?
Kooperatifler sadece aynı tür kooperatiflere mi bölünebilir ?
Bölünme prosedürü nasıl işler
Detaylı bilgi için [email protected]
Kooperatif nasıl tasfiye edilir?-Kemal Özmen
Kooperatif kurarken dikkat edilecek noktalar ?-Kemal Özmen
Detaylı bilgi ve kuruluş işlemleri için [email protected]
Kooperatif nasıl kurulur?-Kemal Özmen
Detaylı bilgi ve kuruluş işlemleri için [email protected]
Kooperatiflerde sermaye payı nasıl hesaplanır? Muhasebe kaydı nasıl yapılır?
Detaylı bilgi için [email protected]
Kooperatiflerde seçim nasıl yapılır ?-kemal özmen
Detaylı bilgi için [email protected]
Kooperatiflerde yönetim ve denetim kurulunun süresi ne zaman biter?
Kooperatiflerde seçim nasıl yapılır ?
VERGİ BEYANNAMELERİNİN SERBEST MUHASEBECİ VE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLERCE İMZALANMASI HAKKINDA GENEL TEBLİĞ (SIRA NO: 6)
4 Mayıs 2013 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 28637
TEBLİĞ
Maliye Bakanlığından:
VERGİ BEYANNAMELERİNİN SERBEST MUHASEBECİ VE SERBEST
MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLERCE İMZALANMASI HAKKINDA
GENEL TEBLİĞ (SIRA NO: 6)
Bilindiği gibi, vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler (meslek mensupları) tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibariyle ayrı ayrı uygulatmaya ve söz konusu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirleme hususlarında Bakanlığımıza yetki veren 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 227 nci maddesine istinaden “4 Sıra No.lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğ”1 yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Söz konusu Tebliğin “VII- BEYANNAMELERİN VERGİ DAİRELERİNE VERİLMESİ” başlıklı bölümünde;
“Meslek mensuplarına imzalattırılan beyannameler, mükellef veya vekili tarafından vergi dairesine bizzat verilecek veya posta ile taahhütlü olarak gönderilecektir. Ancak meslek mensupları, beyannamelerini imzaladıkları mükelleflerin adı-soyadı, bağlı bulundukları vergi dairesi ve vergi numaralarını içeren bir listeyi Mayıs ayının 15 inci günü mesai bitimine kadar kendilerinin bağlı bulundukları vergi dairesine vermek zorundadırlar. Bu listeler, meslek odasına kayıtlı olduğunu “Oda Kayıt Belgesi” veya “Oda Faaliyet Belgesi” ile belgeleyen meslek mensubu tarafından bizzat imzalanarak vergi dairesine yazı ekinde teslim edilecektir.”
hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, mükelleflerin vergilendirmeye ilişkin ödevlerini yerine getirmede, gelişen bilgi işlem teknolojilerinden yararlanmak, vergi beyannameleri ile bildirim ve eklerinin kolay, hızlı, ekonomik ve güvenilir bir şekilde idareye intikalini sağlamak, vergi beyannamelerinin doldurulmasındaki hataları en aza indirerek mükellef mağduriyetini önlemek, vergi dairesinin beyanname kabul, tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerini azaltarak iş ve işlemlerini kolaylaştırmak ve diğer alanlarda mükellefe daha iyi hizmet vermesini sağlamak amacıyla 340 sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği2 ile beyannamelerin elektronik ortamda alınması sağlanmış ve elektronik beyanname aracılık ve sorumluluk sözleşmelerinin internet vergi dairesine bildirimine ilişkin olarak düzenlemeler yapılmıştır.
Bu itibarla, meslek mensuplarınca 340 sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında, mükellefler ile düzenlemiş oldukları hizmet sözleşmesi eki olan “elektronik beyanname aracılık ve sorumluluk sözleşmesi”ni internet vergi dairesine elektronik ortamda bildirilmiş olan mükellefler için, 4 sıra No.lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliği’nin “VII- BEYANNAMELERİN VERGİ DAİRELERİNE VERİLMESİ” başlıklı bölümündeki liste bildirimini verme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Bu Tebliğ yayımlandığı tarih itibariyle yürürlüğe girer.
Tebliğ olunur.
——————————
1 29/6/1997 tarihli ve 23034 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
2 30/9/2004 tarihli ve 25599 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
. eğitimi hizmetinde vergiyi doğuran olay ve belge düzeni.
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü
Sayı
:
11395140-105[229-2012/VUK-1- . . .]–255
21/02/2013
Konu
:
… eğitimi hizmetinde vergiyi doğuran olay ve belge düzeni.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda kurumunuzun 5580 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanunu’na tabi olarak … kursu eğitimi verdiği, kurs hizmetinin son sınav tarihi ile tamamlanarak kursiyerlere sertifika verildiği belirtilerek, vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi ve belge düzeni hususunda Başkanlığımız görüşünü talep etmektesiniz.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 10 uncu maddesinin (a) bendine göre vergiyi doğuran olay, malın teslimi ve hizmetin yapılması ile meydana gelmektedir. Aynı maddenin (b) bendinde ise malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesiyle, (c) bendinde de kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutat olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması anında meydana geleceği hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, özelge talep formunuzda, kurumunuzun sunmuş olduğu hizmet gerek ders saatleri, gerek yayınları ve gerekse de eğitimin verilme şekli itibariyle ehliyet kurslarına birebir paralellik gösterdiği belirtilmektedir. Ancak 1991/8 Sıra No.lu KDV İç Genelgesinde, özel sürücü kurslarında vergiyi doğuran olayın, hizmetin yapılması ile meydana gelmekte olduğu ve hizmetin her dönemin sonunda yapılan son sınav tarihi ile tamamlandığı, işleme ait faturanın ise kurs döneminin bitiminden sonra yapılan sınav tarihinden itibaren 7 gün içinde düzenlenmesi gerektiği belirtildiğinden söz konusu düzenleme sadece özel sürücü kursları için yapılmıştır.
Bu hükümler çerçevesinde, kurumunuz tarafından toplam hizmet bedeli eğitim döneminin bitişinde alınsa dahi hizmet ifasının gerçekleştiği vergilendirme dönemlerine isabet eden tutarın ilgili olduğu dönemde beyan edilmesi gerekmekte olup hizmet bedelinin tamamının eğitim dönemi sonunda beyan edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, bir vergilendirme döneminden fazla devam eden hizmetlerin taksitlere bağlanması halinde, takvim yılının birer ayından oluşan her bir vergilendirme dönemi itibariyle katma değer vergisinin hesaplanması ve verilecek hizmetlere ilişkin faturanın aylık ödeme tutarı belirtilerek tanzim edilmesi gerekmektedir. Belli bir vergilendirme döneminde beyan edilecek katma değer vergisinin matrahının ise bir öğretim yılı için belirlenen hizmet bedelinin hizmetin ifa edileceği aylık sürelere bölünmesi suretiyle tespiti mümkün bulunmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Vergiyi Doğuran Olay” başlıklı 19 uncu maddesine göre vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.
Aynı Kanun’un “Faturanın Tarifi” başlıklı 229 uncu maddesinde faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu, 231 inci maddesinin (5) numaralı bendinde de faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmemiş olan faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu itibarla, vergiyi doğuran olay kısım kısım hizmet yapılması mutat olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde her bir kısım hizmetin yapılması anında meydana geleceğinden, faturanın hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde düzenlenmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.