Electronic notification shall begin to be implemented as of 1 January 2016.

Electronic notification shall begin to be implemented as of 1 January 2016.

As per the Tax Procedures Law General Communiqué series no. 456 published in the Official Gazette dated 27 August 2015 payers of Income (Income taxpayers, with respect to commercial, agricultural and professional gain.) and Corporate Tax have been obligated to use e-mail address to receive the notifications submitted by the tax office.

Electronic notification is an application of submitting the required documents to addressee’s registered email address via electronic notifications systems by the tax office. With this regulation, it is mandatory that all the notifications are sent through internet by the tax office.

Taxpayers have to sign and submit “Electronic Notification Request Form No.1” which is attached to the General Communiqué Serial No.456 to the affiliated tax office until the 1 January 2016.

Abovementioned Form No.1 must be submitted by the legal representatives or authorized person with the power of attorney. Afterwards, addressees shall obtain their electronic address, user code and password from the tax office.

On the other hand, taxpayers that already have internet tax office user code and password, will be able to use their previously defined codes and passwords by only marking the related check box on the Electronic Notification Request Form No.1.  

Electronic notification will be accepted to have been made at the end of the fifth day following the communication date of the notification. In this context, it is beneficial to check your email accounts at least once a week as of January 1, 2016.

Kat karşılığı inşaat işi yapan yapı kooperatifinin vergilendirilmesi.

Sayı : 27575268-105[229-2012-9398]-307 20/03/2015
Konu : Kat karşılığı inşaat işi yapan yapı kooperatifinin vergilendirilmesi.

İlgi özelge talep formunuzda, ………. Vergi Dairesi Müdürlüğünün ………vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuzu, konut yapı kooperatifi olarak arsa sahipleri ile kooperatifiniz arasında kat karşılığı inşaat yapım ve satış vaadi sözleşmesi düzenlendiği, söz konusu sözleşme hükümlerine göre, inşaatı tamamlanacak olan 154 konuttan 72 konutun arsa sahiplerine, 82 konutun ise kooperatifinize kalacağı, kooperatifinize kalacak olan 82 konuttan 32 konutun ise kooperatifin inşaat taahhüt işlerini yapmakta olan taşeron firmaya teslim edileceği belirtilerek,

-Kooperatifinizin kurumlar vergisi karşısındaki durumu,

-Kooperatifinize yapılan inşaat taahhüt işinde KDV oranının ne olacağı,

-Konut teslimlerinde arsa sahiplerine ve kooperatifiniz üyelerine teslim edilecek her biri net 150 m² yi geçmeyen konutlarda KDV oranının ne olacağı,

-İnşaat taahhüt işlerini yapan taşeron firmaya teslim edilecek her biri net 150 m² altında olan konutlarda KDV oranının ne olacağı,

-Söz konusu inşaat taahhüt işinde KDV oranının %18 ve net alanı 150 m² yi geçmeyen konut teslimlerinde KDV oranının %1 olması durumunda ilgili dönemde yüklenilip indirim yoluyla giderilemeyen KDV farkının nasıl bir uygulamaya tabi tutulacağı,

-Kooperatifinizce gerçekleştirilecek konut teslimlerinde faturanın ne zaman ve hangi bedel üzerinden düzenleneceği,

hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

            A)    KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile ek ve değişiklikleri 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere 21.06.2006 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmış olup, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ise 21.06.2006 tarih ve 26205 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 1 inci maddesinin onuncu fıkrasında, bu Kanunun yürürlüğünden önceki dönemler itibarıyla 5422 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hüküm altına alındığından, 01.01.2006 tarihinden önceki dönemler için 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu hükümleri uygulanacaktır.

5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7/16 ncı maddesinde, esas mukavelelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, idare meclisi başkan ve üyelerine kazanç üzerinden hisse verilmemesi, ihtiyat akçelerinin ortaklara dağıtılmaması ve münhasıran ortaklar ile iş görülmesine dair hükümler bulunması şartı ile kooperatiflerin (Esas mukavelelerinde yukarıdaki şartlar mevcut olmakla beraber fiilen bu kayıt ve şartlara uymayan kooperatifler ile faaliyete geçen üst kuruluşlara girmeyen kooperatifler muafiyetten faydalanamaz.) kurumlar vergisinden muaf olduğu hükme bağlanmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde de; Tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklar ile iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir işyeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.

Özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden; kooperatifiniz adına kayıtlı olmayan arsa üzerinde kat karşılığı inşaat işi yaptığınız anlaşılmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre; başkasına ait arsa üzerine kat karşılığı inşaat yapmak suretiyle, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7/16 maddesinde ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen şartlardan “sadece ortaklarla iş görülmesi” şartını ihlal etmiş olmanız nedeniyle, kooperatifinizin, bu faaliyete başladığı tarihten itibaren kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekmektedir.

            B)    KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

-1 inci maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu; söz konusu faaliyetlerin devamlılığı, kapsamı ve niteliğinin Gelir Vergisi Kanununa göre, anılan Kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuata göre belirleneceği; verginin konusuna giren işlemleri yapanların hukuki statü ve kişiliklerinin vergilendirmeye engel teşkil etmeyeceği,

-2/1 nci maddesinde; teslimin, bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesi olduğu,

-2/5 inci maddesinde, trampanın iki ayrı teslim hükmünde olduğu,

-4 üncü maddesinde, hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu işlemlerin; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi, şekillerde gerçekleşebileceği, bir hizmetin karşılığının bir mal teslimi veya diğer bir hizmet olması halinde bunların her birinin ayrı işlem olup, hizmet veya teslim hükümlerine göre ayrı ayrı vergilendirileceği,

-5904 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle eklenen Geçici 28 inci maddesinde (Yürürlük Tarihi: 03.07.2009), bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince, üyelerine yapılan konut teslimlerinin katma değer vergisinden müstesna olduğu

hüküm altına alınmıştır.

Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde KDV uygulamasına ilişkin açıklamalar mülga 49, 66 ve 106 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerinde yer almaktadır.

60 Seri No.lu KDV Sirkülerinin “3.6.5. Konut Yapı Kooperatiflerine Yapılan İnşaat Taahhüt Hizmetlerinde KDV Uygulaması” başlıklı ve “8.2.2. Konut Yapı Kooperatiflerinin Üyelerine Konut Teslimi” başlıklı bölümlerinde de konuya ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Başkanlığımıza verilen ilgi özelge talep formunuz ekinde yer alan belgelerin tetkikinde; …………………. düzenlenen ……………. tarihli yapı ruhsatında ve ………… tarihli yenileme ruhsatlarında konut yapı kooperatifinizin yapı sahibi değil yapı müteahhidi olarak yer aldığı, kooperatifiniz adına inşaat yapılan tapuda kayıtlı herhangi bir arsa bulunmadığı, inşaatların ……….tarihli “Düzenleme Şeklinde Arsa Payı Karşılığı Kat Yapımı ve İnşaat Sözleşmesi ve Satış Vaadi Sözleşmesi” kapsamında gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

Buna göre,

-28.02.2005 tarihli yapı ruhsatında ve 07.06.2010 tarihli yenileme ruhsatlarında konut yapı kooperatifinizin yapı sahibi değil yapı müteahhidi olarak yer alması nedeniyle kooperatifinize yapılan inşaat taahhüt işlerine genel oranda (% 18) KDV uygulanması gerekmektedir.

-5904 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 3/7/2009 dan önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatifinizin üyelerine yapacakları konut teslimleri, m2 büyüklüğüne bakılmaksızın KDV’den istisna olacaktır.

Öte yandan, üyeleriniz dışındaki kişilere yapacağınız (arsa sahibi ve taşeron firmaya) konut dahil taşınmaz satışları KDV ye tabi olup, net alanı 150 m² ye kadar olan konut teslimlerinde % 1 oranında, diğer taşınmaz teslimleri ile 150 m² nin üzerindeki konut teslimleri ise % 18 oranında KDV uygulanacaktır.

-KDV’ye tabi işlemleriniz nedeniyle, kooperatifiniz adına KDV mükellefiyeti tesis ettirilmesi, gerçekleştirilen işlemlerin ilgili dönem beyannamelerinde beyan edilmesi ve KDV Kanununun 40/3 maddesi gereğince vergiye tabi işlemlerin bulunmadığı dönemlerde de boş da olsa KDV beyannamesi verilmesi gerekmektedir.

-İlgili dönemde indirimli orana tabi işlemleriniz nedeniyle yüklenilip indirim yoluyla giderilemeyen KDV tutarlarının Katma Değer Vergisi Kanununun 29/2 nci maddesine göre teslimin yapıldığı yılda mahsuben, yılı içinde mahsuben iadenin mümkün olmaması halinde ise izleyen yılda nakden veya mahsuben iadeye konu edilebileceği tabiidir.

            C)    VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu, 231 inci maddesinin 5 inci fıkrasında faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği belirtilmiştir.

Aynı Kanunun 262 nci maddesinde maliyet bedelinin, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin arttırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade ettiği, 269 uncu maddesinde, iktisadi işletmelere dahil bulunan gayrimenkullerin maliyet bedeliyle değerleneceği; 270 inci maddesinde ise; gayrimenkullerde, maliyet bedeline, satın alma bedelinden başka, noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Özel Tüketim Vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükelleflerin serbest oldukları ve 271 inci maddesinde, inşa edilen binalarda ve gemilerde, imal edilen makine ve tesisatta, bunların inşa ve imal giderlerinin, satın alma bedeli yerine geçeceği hükme bağlanmıştır.

Mezkûr Kanunun 267 nci maddesinde ise; “Emsal bedeli, gerçek bedeli olmayan veya bilinmeyen veyahut doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değerdir.

            Emsal bedeli sıra ile aşağıdaki esaslara göre tayin olunur:

Birinci sıra: (Ortalama fiyat esası) aynı cins ve nevideki mallardan sıra ile değerlemenin yapılacağı ayda veya bir evvelki veya bir daha evvelki aylarda satış yapılmışsa, emsal bedeli bu satışların miktar ve tutarına göre mükellef tarafından çıkarılacak olan “Ortalama satış fiyatı” ile hesaplanır. Bu esasın uygulanması için, aylık satış miktarının, emsal bedeli tayin olunacak her bir malın miktarına nazaran %25 ten az olmaması şarttır.

İkinci sıra: (Maliyet bedeli esası) Emsal bedeli belli edilecek malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, bu takdirde mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için %5, perakende satışlar için %10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli eder.

Üçüncü sıra: (Takdir esası) Yukarıda yazılı esaslara göre belli edilemeyen emsal bedelleri ilgililerin müracaatı üzerine takdir komisyonunca takdir yolu ile belli edilir. Takdirler, maliyet bedeli ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma dereceleri nazara alınmak suretiyle yapılır. Takdir edilen bedellere mükelleflerin vergi mahkemesinde dava açma hakkı mahfuzdur. Ancak, dava açılması verginin tahakkuk ve tahsilini durdurmaz.

Emsal bedelinin mükellef tarafından bizzat hesaplandığı hallerde, bu hesaplara ait kayıt ve cetveller ispat edici kağıtlar olarak muhafaza edilir.

            Yukarıdaki esaslarla mukayyet olmaksızın kaza mercilerinin re’sen biçtikleri değerler ile zirai kazanç ölçülerini tespit eden kararnamelerde yer alan unsurlar emsal bedeli yerine geçer.

Ücretle yapılan imalatta ücretin gerçek miktarının bilinmemesi veya doğru olarak tayin edilememesi hallerinde tespit edilecek emsal ücret de aynı esaslara göre tayin olunur.” hükmü bulunmaktadır.

Yukarıdaki açıklamalara göre, ortalama fiyat esasında, emsal bedeli belirlenecek malın daha önceki aylardaki satış bedelleri ve miktarlarına dayanarak emsal bedeli belirlendiğinden, önceki aylara ait bir satış varsa ilk olarak bu esasın kullanılması gerekir.

Ancak, ortalama fiyat esasının kullanılması mümkün değilse, maliyet bedeli esası kullanılabilir. Maliyet bedeli esasında ise malın maliyet bedeline toptan satışlar için % 5, perakende satışlar için % 10 eklenerek emsal bedel belirlenmektedir. Arsa karşılığı olmak üzere arsa sahibine daire verilmesi durumunda karşılığı ayni olan bir taahhüt söz konusudur. Ayni taahhütler olmasına rağmen, maliyet bedelinin belirlenmesi mümkün olduğu takdirde, Vergi Usul Kanununun 267 nci maddesinde yer alan bu esasın kullanılması mümkün bulunmaktadır.

Ancak, maliyet bedeli esasının kullanılması mümkün olmazsa takdir komisyonunca takdir esasına göre emsal bedel belirlenmesi mümkün bulunmaktadır.

Diğer taraftan, kat/arsa karşılığı inşaatlarda genellikle;

– Kat karşılığı olmak üzere arsa sahibine daire verilmesi durumunda karşılığı ayni olan bir taahhüt söz konusudur. Arsa sahibi arsasının bir kısmını müteahhide devretme, müteahhit ise bunun karşılığında inşa edeceği dairelerin bir kısmını arsa sahibine devretme taahhüdünde bulunmaktadır.

– Arsa sahibi, arsasının belli bir payını devretmiş olup, karşılığında müteahhidin verdiği dairelere, işyerlerine veya belli bir nakit paraya sahip olmaktadır. Arsa payının bir kısmı ise arsa sahibinde kalmakta, bu kalan kısım da müteahhit tarafından kendisine verilen dairelerin arsa payına isabet etmektedir.

– Arsa sahibi ticari işletme ise, bu işlem sonucunda arsası aktifinden çıkmakta olup, bunun karşılığında dairelere, işyerlerine veya belli bir nakit paraya sahip olmaktadır. Ticari işletmenin müteahhide devretmediği arsa payı, müteahhitçe verilen dairelere isabet ettiği için ticari işletme bu iktisadi kıymetleri kayıtlarına arsa payı dâhil olarak kaydetmelidir.

– Müteahhit ise, inşa ettiği dairelerden bir kısmını arsa sahibine vermekte olup, bunun karşılığında elde ettiği iktisadi kıymet ise müteahhidin arsa sahibinden devraldığı (müteahhide kalan dairelere isabet eden) arsa payıdır. Buna göre, arsa sahibine bırakılan dairelerin karşılığında müteahhit kendisinde kalan dairelere isabet eden arsa payını devralmaktadır.

– Müteahhit açısından arsa maliyet bedeli (arsa payı karşılığında) arsa sahibine teslim edilen daire ve işyerlerinin yapımı için yapılan harcamaların toplamını oluşturmakta olup, bu bedel inşaat maliyetinin de içerisinde yer almaktadır. Buna göre, arsa karşılığında müteahhit firma tarafından arsa sahibine verilecek daireler, işyerleri için yapılan harcamalar veya ödenen nakit para anılan müteahhit firma açısından arsa sahibinden alınan arsa payının maliyet bedeli olacaktır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar doğrultusunda;

– Yapı müteahhidi konumunda olan kooperatifiniz tarafından, kat karşılığı olmak üzere arsa sahiplerine bırakılan daireler için, söz konusu dairelerin teslim edilmesinden (inşaatın tamamlanarak mülkiyetin alıcıya geçmesinden veya tescilden önce dairelerin alıcıların kullanımına terk edilmesinden) itibaren yedi gün içerisinde arsa sahipleri adına Vergi Usul Kanununun 267 nci maddesine göre tespit edilen emsal bedel üzerinden fatura düzenlenmesi,

– Yapı müteahhidi olarak kooperatifinize teslim edilen arsanın bir iktisadi işletmeye dâhil olması veya arsa sahiplerinin arsa alım satımını mutad ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, teslim edilen arsa için arsa sahipleri tarafından, kooperatifinizce arsa sahiplerine teslim edilen dairelerin emsal bedeli üzerinden kooperatifiniz adına fatura düzenlenmesi,

– Arsa sahiplerinin gerçek usulde mükellefiyetlerini gerektirmeyecek şekilde, arızi bir faaliyet olarak arsalarını kooperatifinize tesliminde, arsa sahiplerinin mükellef olmamalarından dolayı kooperatifiniz tarafından arsa sahipleri adına teslim edilen dairelerin emsal bedeli üzerinden gider pusulası düzenlenmesi,

– Kooperatifinize kalan dairelerin satılması veya arsa sahipleri dışındakilere yapılacak daire teslimlerine ilişkin olarak ise; tapuda tescil işleminin yapıldığı tarihten itibaren, tescilden önce dairelerin alıcıların kullanımına terk edilmesi durumunda, bu tarihten itibaren yedi gün içerisinde gerçek satış bedeli üzerinden fatura düzenlenmesi

gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim

Küçük Sanayi Sitesi Kooperatifi Adına Kayıtlı Arsanın Satışında KDV

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ŞANLIURFA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Vergi ve Anlaşmalar Uygulama Müdürlüğü

Sayı : 64958909-015-13 25/05/2015
Konu : Küçük Sanayi Sitesi Kooperatifi Adına Kayıtlı Arsanın Satışında KDV

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden; üyelerinizin işyeri ihtiyacını karşılamak amacıyla kooperatifin kurulduğu,  kooperatifinizin 26.04.2012 tarihinde 22.000,00 TL bedelle Ceylanpınar İlçesi Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığından satın aldığı (imar planında akaryakıt istasyonu alanı olarak belirlenen) 6.944,28 m² yüz ölçümlü arsa niteliğindeki taşınmazın 31.08.2014 tarihinde açık arttırma usulü ile satışa çıkarılacağı, söz konusu satış işleminin katma değer vergisinden istisna olup olmadığı, istisna olmadığı takdirde hesaplanacak katma değer vergisi oranının ne olacağı hususunda Başkanlığımızdan görüş talep ettiğiniz anlaşılmaktadır.

            KURUMLAR VERGİSİ YÖNÜNDEN

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüyle kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olmakla beraber aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançlarının % 75’lik kısmı maddede belirtilen şartlar çerçevesinde kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur.

Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.

Ayrıca, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “5.6.2.3.4.1. Kooperatiflerin durumu” başlıklı bölümünde, yapı kooperatiflerinin de önceki bölümlerde yapılan açıklamalar çerçevesinde söz konusu istisnadan yararlanabilmesinin mümkün olduğu, ancak, istisna edilen kazancın özel bir fon hesabında tutulması, hiç bir şekilde ortaklara dağıtılmayarak kooperatif amaçları doğrultusunda kullanılması gerektiği belirtilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifinize ait arsa vasıflı taşınmazın satılması halinde; Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen şartlardan “sadece ortaklarla iş görülmesi’ şartı ihlal edilmiş olacağından, bu satış işleminin gerçekleştiği tarihten itibaren kooperatif nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi ve arsanın satışından elde edilen kazancın vergilendirilmesi gerekmektedir. Öte yandan Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan şartların taşınması şartıyla söz konusu arsanın satışından doğan kazancın da anılan istisnaya konu edilmesi mümkün bulunmaktadır.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasında, iştirak hisselerinden doğan kazançlar menkul sermaye iradı olarak sayılmış, aynı maddenin parantez içi hükmünde ise kooperatiflerin dağıttıkları kazançların bu zümreye dahil olduğu, kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevziinin, kazanç dağıtımı sayılmayacağı belirtilmiştir.

Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin (6) numaralı bendinin (b-i) alt bendinde; tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından vergi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmış olup, anılan maddede yer alan yetkiye istinaden 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kesinti oranı %15 olarak belirlenmiştir.

Buna göre, kooperatifinize ait taşınmazın satışından doğan kazancın kooperatif üyelerine dağıtılması halinde kooperatifinizin Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan istisnadan yararlanması mümkün olmayacağı gibi kar dağıtımı nedeniyle Gelir Vergisi Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b-i) alt bendi uyarınca % 15 oranında gelir vergisi kesintisi yapılması gerekmektedir.

            KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN:

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 1/1 inci maddesinde; Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisinin konusunu oluşturduğu hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 17/4-r maddesinde ise kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimlerinin KDV den istisna edildiği, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışında olduğu, istisna kapsamında teslim edilen kıymetlerin iktisabında yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen KDV nin, teslimin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, söz konusu taşınmazın satışı, söz konusu taşınmazın Kooperatifiniz tarafından ticareti yapılmak amacıyla satın alınmamış olması ve en az iki tam yıl süreyle Kooperatifiniz aktifinde bulunması koşuluyla KDV Kanununun 17/4-r maddesine göre KDV’den istisnadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim

Konut Yapı Kooperatifine yapılacak ısı yalıtım hizmetinin KDV’den istisna olup olmadığı.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü

Sayı : 39044742-010.01-60685 15/06/2015
Konu : Konut Yapı Kooperatifine yapılacak ısı yalıtım hizmetinin KDV’den istisna olup olmadığı.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuza ek dilekçenizde 390 üyeli kooperatifinizin 22.01.1988 tarihinde kurulduğunu, satın aldığı 101.200 m2 tapulu arsada 1990 yılında inşaata başlamak için mevzii imar planı ve inşaat ruhsatı müracaaatını Üsküdar Belediyesine yaparak inşaata başladığınızı, plan onayı ve inşaat ruhsatı tanzimi sırasında tapunuzun orman iddiası ile iptali istendiğinden yargı sürecinin başladığını, inşaat ruhsatı alınmadan binaların 1996 yılında bittiğini ve üyelere teslim edilerek oturmaya başlanıldığını, 26.04.2012 tarihinde yayınlanan 6292 sayılı 2B Yasası gereğince tapunuzun bedelsiz olarak iade edilmek üzere olduğunu, inşaat yapımı döneminde ısı yalıtımı yapılmadığını, Enerji Verimliliği Kanunu gereğince 2017 yılına kadar yapılması zorunlu olan ısı yalıtımı için teklifler alındığını ve 13.07.2014 tarihli Olağanüstü Genel Kurulunuzda alınan karar gereği binalarınızda ısı yalıtımı işinin ………………………. firmasına 1.640.349 TL + KDV bedel karşılığı verildiğini belirterek yüklenici firmaya yapılacak yalıtım imalatı ödemelerinde uygulanacak KDV oranı hakkında Başkanlığımızın görüşü sorulmaktadır.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 1/1 inci maddesine göre ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetler KDV’ye tabidir. KDV Kanununun geçici 15 inci maddesi ile 29/7/1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri KDV’den istisna edilmiştir.

29/7/1998 tarihinden sonra bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak “konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri” ise 30/12/2007 tarih ve 26742 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine ekli (I) sayılı listenin 12 nci sırası uyarınca % 1 oranında KDV’ye tabidir.

Konuya ilişkin olarak Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin “II./G./4.2.Konut Yapı Kooperatiflerine Yapılan İnşaat Taahhüt İşlerinde İstisna/İndirimli Oran Uygulaması” başlıklı bölümünde

3065 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesi ile 29/7/1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri KDV’den istisna edilmiştir. Bu madde çerçevesinde, konut yapı kooperatiflerine ifa edilecek inşaat taahhüt işleri, bina inşaat ruhsatı 29/7/1998 tarihinden önce alınmış ise KDV’den istisna tutulur. Bina inşaat ruhsatı bu tarihten sonra alınmışsa söz konusu işlere (% 1) oranında KDV uygulanır.

            Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli KDV oranı (%1) uygulanabilmesi için;

– Kooperatifin konut yapı kooperatifi statüsünde olması,

– İşin konut yapı kooperatifine yapılması,

– Yapılan işin inşaat işi olması ve taahhüde dayanması,

gerekir.

            İstisna veya indirimli oran uygulaması kapsamına girip girmediği konusunda Bakanlığımızca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan alınan görüşler çerçevesinde inşaat taahhüt işi olarak değerlendirilen işler girmektedir.

Konut yapı kooperatiflerine yapılan ve inşaat işi niteliğinde olmayan veya taahhüde dayanmayan hizmet ifaları ile mal teslimleri, istisna ya da indirimli oran uygulamasından yararlanamaz. Dolayısıyla bu teslim ve hizmetlere genel hükümler çerçevesinde KDV uygulanır.

… ” açıklamalarına yer verilmiştir.

Ayrıca konuya ilişkin olarak 60 No.lu KDV Sirkülerinde gerekli açıklamalar yapılmış olup, 3.6.5.4. başlıklı bölümde iseKDV Kanununa göre konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli oran uygulamasının, konutların kullanılmaya başlanılmasına (yapı kullanım izin belgesi alınmasına) kadar yaptırılacak inşaat taahhüt işlerini kapsadığı ifade edilmiştir.

Buna göre, konutların 1996 yılında kullanılmaya başlanmış olması nedeniyle söz konusu konutlar için tarafınıza yapılacak olan ısı yalıtım işi genel oranda (%18) KDV’ye tabi olacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatifin ana faaliyet konusu dışında işlem yapması durumunda Kurumlar Vergisi mükellefiyeti

Sayı : 51421814-125[4-2014/107]-105 26/05/2015
Konu : Kooperatifin ana faaliyet konusu dışında işlem yapması durumunda Kurumlar Vergisi mükellefiyeti

…………. Vergi Dairesi Müdürlüğünün 28.0..2014 tarih ve ………. sayılı yazısı ekinde alınan ilgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kooperatifinizin ortaklarının sulama suyu ihtiyacını sağladığı, sulama ve ortak aidatı dışında başkaca bir geliri olmadığı, kurumlar vergisi ve KDV yönünden mükellefiyet kaydı bulunmadığı bildirilerek kooperatifinizin asıl faaliyet konusu olan sulama dışında ana sözleşmesindeki kırsal turizm ortaklarınıza ve yakınlarına sosyal faaliyetlerde bulunmak amacıyla hazineye ait yeri çay bahçesi, lokanta, piknik alanı ve benzeri faaliyet konularında işletmek istediğiniz belirtilerek kurumlar vergisi ve KDV mükellefiyeti yönünden durumunuzun ne olacağı hususunda bilgi verilmesi istenilmiştir.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklar ile iş görülmesine ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu, hüküm altına alınmıştır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde muafiyet şartları detaylı olarak açıklanmış, takip eden bölümlerde ise ortak dışı işlemler kooperatif türlerine göre ayrıntılı olarak örneklendirilmiş olup “4.13.1.4. Sadece ortaklarla iş görülmesi” başlıklı bölümünde de;

“Kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarının ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının sağlanıp korunmasını amaçladıkları için faaliyetin normal olarak sadece ortaklarla sınırlı olması gerekmektedir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir.

            Ortak dışı işlemler, sadece ortak olmayanlarla yapılan işlemleri değil, ortaklarla kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda yapılan işlemleri de kapsamaktadır.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Kooperatifçe yapılan bir işlemin ortak içi işlem olarak dikkate alınabilmesi için; işlemin kooperatifin faaliyet amacına, diğer bir ifadeyle, kooperatifin ana sözleşmesinde belirtilen uğraşı konusuna dahil olması ve faaliyet amacına dahil olan işin münhasıran kooperatif ortağıyla yapılması gerekmektedir.

Buna göre, asıl faaliyet konusu ortaklarının tarımsal sulama ihtiyacını karşılamak olan kooperatifinizin ana sözleşmesinde yer alan, ancak asıl faaliyet konusu dışında kalan kırsal turizm ile ortaklarının ve bunların yakınlarının sosyal faaliyetlerinde kullanılmak üzere hazineye ait kargir bina ve arsasının çay bahçesi, lokanta, piknik alanı ve benzeri faaliyet konularında işletilmesi, muafiyet şartlarından biri olan “sadece ortaklarla iş görülmesi” şartının ihlali sayılacağından ortak dışı işlem olarak değerlendirilecek olup, söz konusu faaliyetlere başlanıldığı tarihten itibaren gerek sulama ve gerekse çay bahçesi, lokanta vb. işletmecilik faaliyetleri nedeniyle kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekecektir.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17/1 inci maddesinde; Genel ve katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler, köyler, bunların teşkil ettikleri birlikler, üniversiteler, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasî partiler ve sendikalar, kanunla kurulan veya tüzelkişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları, kamu menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların:

a) İlim, fen ve güzel sanatları, tarımı yaymak, ıslah ve teşvik etmek amacıyla yaptıkları teslim ve hizmetleri, ile kanunun aynı maddesinin 4/h bendinde; ziraî amaçlı su teslimleri ile köy tüzel kişiliklerince köyde ikamet edenlere yapılan ticarî amaçlı olmayan perakende içme suyu teslimleri kamu kuruluşları, tarımsal kooperatifler ve çiftçi birliklerince yapılan arazi ıslahına ait hizmetler, katma değer vergisinden istisna tutulmuştur.

Bu nedenle yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde,  kooperatifinizce yapılan zirai amaçlı su teslimlerinin Katma Değer Vergisinden istisna tutulması, ancak çay bahçesi lokanta vb. faaliyetleriniz katma değer vergisine tabi olduğundan katma değer vergisi mükellefiyetinizin tesis edilmesi gerekecektir.

            Bilgilerinize rica ederim.

Yapı Kooperatifinin küçük sanayi sitesi yapılmak üzere mülkiyeti hazineye ait olan bir arsa satın alması durumunda tapuda yapılacak işlemden damga vergisi ve tapu harcından aranılıp aranılmayacağı hk

Başlık Yapı Kooperatifinin küçük sanayi sitesi yapılmak üzere mülkiyeti hazineye ait olan bir arsa satın alması durumunda tapuda yapılacak işlemden damga vergisi ve tapu harcından aranılıp aranılmayacağı hk.
Tarih 15/04/2015
Sayı 64958909-492-8
Kapsam
T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ŞANLIURFA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Vergi ve Anlaşmalar Uygulama Müdürlüğü

Sayı : 64958909-492-8 15/04/2015
Konu : Yapı Kooperatiflerinin Damga Vergisi ve Harç Muafiyetinin Bulunup Bulunmadığı Hk.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzdan, küçük sanayi sitesi yapılmak üzere mülkiyeti hazineye ait olan bir arsa satın alacağınız belirtilerek, tapuda yapılacak söz konusu işlem nedeniyle damga vergisi ve tapu harcından muaf olup olmadığınız konusunda Başkanlığımızdan görüş talep edildiği anlaşılmıştır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisi mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu ve resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemler nedeniyle düzenlenen kağıtların damga vergisinin kişiler tarafından ödeneceği hükme bağlanmıştır.

492 sayılı Harçlar Kanununun 57 nci maddesinde, tapu ve kadastro işlemlerinden bu Kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanların, tapu ve kadastro harçlarına tabi olduğu belirtilmiş; tarifenin I-20/a fıkrasında, gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden (Cebri icra ve şuyuun izalesi hallerinde satış bedeli, istimlaklerde takdir edilen bedel üzerinden) devir eden ve devir alan için ayrı ayrı nispi harç alınacağı hüküm altına alınmış; aynı Kanunun 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında, özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmayacağı hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasında ise, “Hazineye ait taşınmaz malların satış ve devir işlemleri ve bu işlemler sırasında düzenlenen belgeler vergi, resim ve harçtan müstesnadır. Satışı yapılan taşınmaz mallar, satış tarihini takip eden yıldan itibaren beş yıl süre ile emlak vergisine tâbi tutulmaz.” hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, başvurunuza konu arsa vasıflı taşınmazın Hazine adına tescilli bir taşınmaz olması halinde, 4706 sayılı Kanunun 7 nci maddesi uyarınca, söz konusu taşınmazın satışına ilişkin düzenlenen kağıtların damga vergisinden, tapuda yapılacak devir işleminin tapu harcından istisna tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır

1945 den önce alınan arsa hk

Kazanç sayılmıyacak farklar:

Geçici Madde 8 – Bu kanunun 328 ve 329 uncu maddelerinin uygulanmasında 1945 yılının sonundan önce satınalınmış veya inşa ettirilmiş veyahut trampa yolu ile iktisabedilmiş olan gayrimenkuller ile bunların mütemmim cüzülerinin (Sabit tesisatta makinalar dahil) ve teferruatının ve gayrımenkul olarak tescil edilen hakların satışından ve bu mallar ve haklar için alınan sigorta tazminatından doğan farklar kazanç sayılmaz.

Kooperatiflerde sermaye ne kadar olmalıdır ?- Mali MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

14 Ocak 2010 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 27462
TEBLİĞ
Sanayi ve Ticaret Bakanlığından:

1163 SAYILI KOOPERATİFLER KANUNUNA TABİ KOOPERATİFLERDE

BİR  ORTAKLIK PAYININ DEĞERİNİN 100 (YÜZ) TÜRK LİRASINA

YÜKSELTİLMESİ VE YENİ PAY DEĞERİNE GÖRE

KOOPERATİFLERCE YAPILMASI GEREKLİ

OLAN İŞLEMLERE İLİŞKİN TEBLİĞ

(TEBLİĞ NO: 2010/2)

23/7/2009 tarih, 27297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 14/7/2009 tarih, 2009/15233 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca; 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa bağlı kooperatiflerde, bir ortaklık payının değeri 100 (Yüz) Türk Lirasına yükseltilmiştir.

Yeni pay değerine göre kooperatiflerce yapılması gerekli olan işlemlere ilişkin olarak aşağıdaki açıklamaların yapılması uygun görülmüştür.

Bir ortaklık payının değerinin 100 (Yüz) Türk Lirasına yükseltilmesine yönelik söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı ve dayanağını oluşturan 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 19 uncu maddesi hükmü çerçevesinde;

1- Halen faaliyetlerini sürdüren kooperatifler ve üst kuruluşlarının sermayelerinin anasözleşme değişikliğine ve genel kurul kararına gerek kalmadan bir ortaklık payının değeri 100 (Yüz) Türk Lirası olacak şekilde tamamlanması,

2- Anasözleşmesinde bir ortağın birden fazla ortaklık payı taahhüt ve tediye etmesi öngörülmüş olan kooperatiflerde, bir payın yeni değerine (100.-TL) göre taahhüt ve tediye edilecek toplam sermaye tutarının fazla bulunması halinde, anasözleşme değişikliği yapılarak asgari ortaklık payı sayısının azaltılması,

3- Yeni kurulacak kooperatiflerde bir ortaklık payının değerinin 100 (Yüz) Türk Lirası olarak dikkate alınması, kooperatif sermayesinin de en az 7 kurucu ortak sayısı gözetilerek 700 (Yediyüz) Türk Lirası olması, anasözleşmelerin sermaye ve paylarla ilgili maddelerinde ve ayrıca anasözleşmenin sonundaki kuruculara ait beyan maddesinde buna göre düzenleme yapılması, Bakanlığımızca bastırılmış örnek anasözleşmelerdeki 1.-TL biçiminde yazılı olan bir ortaklık payının değerinin de 100 (Yüz) Türk Lirası olarak düzeltilmesi,

4- Yeni pay değerine göre taahhüt edilen pay tutarlarının ortaklarca ödenmesinde anasözleşmenin sermayenin ödenmesine ilişkin hükümlerine uyulması, zorunlu hallerde bu sürelerin uzatılmasına ilişkin anasözleşme değişikliğine gidilmesi,

gerekmektedir.

Tebliğ olunur.

Kurumlar vergisi mükellefi olmayan kooperatif fatura düzenleyecek midir ?- MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Danıştay Dördüncü Daire

Kurumlar vergisinden muaf olsa bile kooperatifler fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu gibi belgeleri düzenlemek zorundadır. Ortaklarına tarımsal girdi sağlayan Kooperatif tüzel kişiliği adına, bu satışları nedeniyle fatura düzenlemediği saptanarak kesilen özel usulsüzlük cezasını kaldıran, yevmiye defterini onaylatmakla birlikte herhangi bir işlem kaydı yapmadığı tespit edildiği için kesilen usulsüzlük cezasını ise değişiklikle onayan Vergi Mahkemesi kararı, temyiz edilmiştir. Vergi Usul Kanunu’nun, usulsüzlük dereceleri düzenleyen 352. maddesinin 1. derece usulsüzlüklere ilişkin ikinci bendinde, aynı Kanun’a göre tutulması gereken defterlerden herhangi birinin tutulmaması, birinci derece usulsüzlük sayılmıştır. Bu eylemin bağlandığı ceza miktarım gösteren Vergi Usul Kanunu’na bağlı cetvelde, birinci derece usulsüzlüğün sermaye şirketleri için 6.000 ve sermaye şirketleri dışındaki birinci sınıf tüccarlar için 4.000 lira üzerinden uygulanması kabul edilmiştir. Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün, 3.7.1985 tarihinde kayda geçen savunmanın incelenmesinden, usulsüzlük cezasının 4.000 lira esas alınarak kesilmesi gerektiği yolunda herhangi bir sav yer almadığı, 6.000 liraya göre uygulanan cezanın aynen onanmasının istendiği anlaşılmıştır. Bu durumda, temyiz olunan kararda, usulsüzlük cezasının Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün kısmen feragat etmediği belirtilerek değiştirilmesinin herhangi bir dayanağı bulunmadığı gibi dava dilekçesine davalı tarafından verilen savunmada iddianın kısmen ya da tamamen doğrulanması, koşulları gerçekleştiği takdirde feragat değil kabul niteliğindedir. Davalı tarafından davacının açtığı dava ile varılmasını istediği sonucun benimsenmesi anlamım içeren kabul yolunda herhangi bir irade açıklamasında bulunulmadığından, kararın bu ceza ile ilgili hüküm fıkrasının temyiz istemine konu yapılmasına engel olmadığı kararlaştırıldıktan sonra sermaye şirketi olmadığı tartışmasız kurum adına iki kat kesilen usulsüzlük cezasına, yasaya bağlı cetvelin ikinci sırasında yazılı 4.000 liranın esas alınması gerektiğinden, hüküm sonucu ile aynı miktarın belirlendiği karara, bu noktada yöneltilen temyiz isteminin kabulüne olanak bulunmamıştır. Kurumlar Vergisi Kanunu, 1. maddesinin (B) işaretli bendinde, kooperatifler kazançları n in, kurumlar vergisine tabi olduğunu kurala bağlamıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun yürürlüğe konulduğu 1969 yılma değin, Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlerle, ilgili kurallarına bağlı kılınan kooperatifler, amaçlarında beliren farklılıktan dolayı sermaye şirketlerinden ayrıldığından, Kurumlar Vergisi Kanunu’nda mükellefiyet açısından ayrıca ve açıkça anılmıştır. Kurumlar vergisinden muafiyetin muafiyetin düzenlendiği aynı Kanun’un 7. maddesinin onaltıncı bendinde de esasen vergiye tabi olması gereken kooperatifler, kimi koşulları anasözleşmelerinde benimsemek ve eylemli olarak bunlara uymak kaydıyla vergiden muaf kabul edilmişlerdir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun bu kurallarına göre vergiye tabi ya da muaf olsa da kooperatifler, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 25 ve 38. maddeleri ile bu kurallara göre yürürlüğe konulan Kooperatifler, Kooperatif Birlikleri, Kooperatif Merkez Birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliği Muhasebe Yönetmeliği’nde yazılı kurallardan dolayı defter tutmak zorundadır. Yukarıda anılan Yönetmeliğin 2. maddesine göre kooperatifler, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 182. ve Türk Ticaret Kanunu’nun 66. maddeleri gereğince defter tutmakla yükümlü kılınmış, muhasebeyle ilgili belgeleri bakımından da Vergi Usul Kanunu’nun kayıtların belgelenmesi ile kurallarına göndermeler yapılarak Vergi Usul Kanunu’nda öngörülen belgeleri düzenlemeleri kurala bağlanmıştır. Bu nedenlerle kurumlar vergisinden muaf kabul edilse dahi kooperatifler fatura, gider makbuzu, müstahsil makbuzu gibi belgeleri düzenlemek zorundadırlar. Esasen, muafiyet koşullarının eylemli olarak devam edip etmediğinin ancak bu gibi belgelerle kanıtlanabileceğinde de kuşku bulunmamaktadır. Amacı gereği, ortaklarına 1985 takvim yılında tarımsal girdi sağlayan ve teslim eden Kooperatifin, bu işlemlerden dolayı fatura düzenlemediği, teslimlerim kasa fişiyle belgelediği tartış. malı değildir. Sözkonusu satışlar için fatura düzenlemek zorunda bulunan Kooperatifin bu eylemi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmesini gerektirmektedir. Kooperatif tarafından her ortağa ne miktar ve bedelle tarımsal girdi teslim edildiği belirli olduğundan, Yasa’nın anılan maddesindeki üst sınıra göre 500.000 lira özel usulsüzlük cezası kesilmesinde yasaya yakınlık bulunmadığından, sözü geçen cezayı kaldıran Vergi Mahkemesi kararının bu hususa ilişkin hüküm fıkrasında yasal uygunluk görülmemiştir. Bu nedenlerle, Vergi Dairesi Müdürlüğüsün temyiz isteminin usulsüzlük cezası yönünden reddine, özel usulsüzlük cezası yönünden kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına, kesilen 500.000 lira özel usulsüzlük cezasının onanmasına, oybirliğiyle karar verildi.

Balkonu Mutfağa eklemek kat mülkiyeti kanununa göre yasak mıdır ?

Y18HDEsas : 2014/17734Karar : 2015/1734Tarih : 10.02.2015 BAĞIMSIZ BÖLÜMÜN İÇİNDE TADİLAT YAPILMASI
BAĞIMSIZ BÖLÜMÜN İÇİNDEKİ ORTAK YERLER
ORTAK YERLER ( Bağımsız Bölümün İçindeki )
BAĞIMSIZ BÖLÜM İÇİNDEN GEÇEN SIHHİ TESİSAT ( Ortak Yerler )
ODANIN MUTFAK HALİNE GETİRİLMESİ

Kat maliklerinden her biri 19. madde de belirtildiği üzere kendi bağımsız bölümünde değişiklik yaparken anayapının sıhhi tesisat projesine aykırılık oluşturmamaya özen göstermelidir.
Sıhhi tesisat projesine aykırı ya da ona zarar verici bir değişiklik söz konusu olduğu takdirde bunun 19. madde kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

Kendi bağımsız bölümünde oda olarak gösterilen yeri, anataşınmazın onaylı mimari projesine aykırı olarak, mutfak haline dönüştürerek kullandığı anlaşılan kat maliki aleyhine açılan müdahalenin önlenmesi davasında:

Davalının mutfağının yerinin değiştirilmesi sebebiyle verdiği rahatsızlık konusunda davacının tüm delilleri toplanıp,
çalıştırılacak elektrikli ev aletlerinin ( bulaşık makinesi vs. ) vb seslerin çıkardığı gürültünün herhangi bir rahatsızlık verip vermeyeceği, veriyor ise bunun tahammül sınırlarını aşacak ölçüde bulunup bulunmadığı;
bulunuyor ise ne gibi önlemlerle giderilebileceği hususlarında bilirkişiden açıklayıcı rapor alınması ve

Davalının kendi bağımsız bölümünde gerçekleştirdiği onarım, tesis ve değişikliğin anayapının sıhhi tesisat projesini değiştirip değiştirmediği ya da ortak tesisata zarar verip vermediği hususunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerekirken;

yetersiz araştırma ve eksik incelemeye dayalı olarak yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.fk

Site bahçesinde bir bölümü çitle çevirip sebze ekilmesi – ortak alan müdahale- Kat mülkiyeti kanunu 19. Daire

Y18HDEsas : 2014/12750Karar : 2015/1628Tarih : 09.02.2015 SİTE BAHÇESİNİN ÇİTLE ÇEVRİLMESİ
ORTAK ALANA MÜDAHALE ( Site Bahçesinin Çitle Çevrilip Sebze Fidesi Ekilmesi )

Ortak alana müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi istemi ile açılan davada:

Kat mülkiyetli anataşınmazın bahçesinin 33,496 m²`lik kısmının davalı tarafça çitle çevrilerek sebze ekilmek suretiyle kullanıldığı ve bu alanın ortak yer olduğu anlaşılmış olduğundan;

Ortak yere müdahalenin önlenmesi ile çitin ve sebze fidelerinin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.fk

DAVA VE KARAR:

Dava dilekçesinde, ortak alana müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi istenilmiştir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ KARARI:Davacı dava dilekçesinde, davalıların anataşınmazın ortak yerlerinden olan bahçesinin bir kısmını çitle çevirerek sebze ekmek suretiyle yaptıkları ortak alana müdahalenin önlenmesini ve söz konusu çitin ve sebze fidelerinin kaldırılarak bahçenin eski hale getirilmesini istemiş,

Mahkemece davalının kullandığı dava konusu yerin site içerisinde, kendisinin arsa payına düşen bağımsız bölüm içerisinde yer aldığı,  davalının davacıya herhangi bir müdahalesinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası`nın 19. maddesinin ikinci fıkrasına göre kat maliklerinden biri, kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anataşınmazın ortak yerlerinde inşaat, onarım, tesis ve değişiklik yaptıramaz.

Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, yargılama sırasında yerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor içeriğinden;

Kat mülkiyetli anataşınmazın bahçesinin 33,496 m²`lik kısmının davalı tarafça çitle çevrilerek sebze ekilmek suretiyle kullanıldığı ve bu alanın ortak yer olduğu anlaşılmıştır.
Sözü edilen ortak yerin bir kısmının çitle çevrilerek sebze ekilmesinin yukarıda belirtilen Yasa hükmüne aykırı olduğu dikkate alınarak, mahkemece ortak yere müdahalenin önlenmesi ile çitin ve sebze fidelerinin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ:

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün ( BOZULMASINA), oybirliği ile karar verildi.

Kooperatif aidatlarının inşaatı gerçekleştirmesi hakkında

Y23HDEsas : 2014/2459Karar : 2014/5074Tarih : 02.07.2014

DAVA VE KARAR:

Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinin tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı kooperatif vekili Av. F… Ş… gelmiş diğer taraflardan gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ KARARI:Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan 31.05.1998 tarihli sözleşme uyarınca, eski ünvanı Jetpa Toplu Konut Yapı Kooperatifi olan diğer davalı kooperatif bünyesinde yapılacak Jetkent-2 Projesinde inşa edilecek binalardan 23 blok 1102 numaralı bağımsız bölümün 11.292.270.000,00 TL bedelle müvekkili tarafından satın alınıp bedelinin peşin ve taksitler halinde tam ve eksiksiz olarak ödendiğini ve ödenen bedelin inşaatın yapımında kullanıldığını, ancak davalı kooperatifin yeni yönetiminin davalı şirketten konut satın alan kişileri üyeliğe kabul etmemekte veya yeni üye stasüsünde kabul ederek fazladan ödeme talep ettiğini, davalı kooperatifin konutların diğer davalı şirket tarafından satıldığını, taraflar arasında bu konuda sözleşme olduğunu, müvekkili tarafından yapılan tüm başvurulara rağmen davalı kooperatifin müvekkilini üye olarak kabul etmediğini ileri sürerek, dava konusu bağımsız bölüm yönünden bunun mümkün olmaması halinde aynı nitelikli bir daire yönünden müvekkilinin üyeliğinin tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı kooperatif vekili, müvekkiline bu davada husumet düşmeyeceğini, zira davacının diğer davalı şirket ile sözleşme yaptığını, ayrıca bu sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığını, bu nedenle geçerli olmadığını, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı`nın gönderdiği talimattan çok daha sonra davacının ileri sürdüğü sözleşmenin imzalandığını, ortaklık kaydının genel kurul tarafından yetkilendirilen yönetim kurulunun görevi olduğunu, davacının sözleşme imzaladığı şirkete karşı dava açması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Diğer davalı Jetpa Sınai Ürünleri Paz. Ltd. Şti. vekili, davaya konu olan meskenlerin yapımının başlangıçta müvekkili şirket tarafından üstlenildiğini ve diğer davalı kooperatifin verdiği yetkiye dayalı olarak reklam, pazarlama ve satışının müvekkili şirket tarafından yapıldığını ve davacı ile de 31.05.1998 tarihinde sözleşme imzalandığını, davacının ödemelerini   müvekkili şirkete yaptığını, ancak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı`nın yaptığı teftiş sonrası müvekkilinin yaptığı işi sonlandırmak zorunda kaldığını, müvekkili ile sözleşme imzalayan müşterilerle ilgili olarak verilen taahhütlerinin davalı kooperatife geçtiğini, ancak davalı kooperatifin bazı kişileri üyeliğe kabul ettiğini, daha sonra değişen yönetimle birlikte talepleri reddettiğini, müvekkilinin sözleşme ile yüklendiği edimleri yerine getirdiğini belirterek, müvekkili yönünden davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi kurulu raporları ve tüm dosya içeriğine göre; davacı ile davalı şirket arasında 31.05.1998 tarihinde adi yazılı şekilde satış sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede davacının diğer davalı kooperatife ortaklığına ilişkin bir ibarenin bulunmadığı ve davalı kooperatifin sözleşmede taraf olmadığı, davacının sözleşme uyarınca edimini yerine getirmiş olsa dahi, dava konusu taşınmazın davalı kooperatif adına tescil edildiği, yapılan inceleme sonucu davacının davalı kooperatifle doğrudan bir ilişkisinin bulunmadığı, davacının üyelik için davalı kooperatife başvurusunun olmadığı, benzer uyuşmazlıklarda, davaların davalı kooperatif yönünden husumet nedeni ile reddedilip, şirket aleyhine açılan davaların ise alacak talebi yönünden kabul edilip bu kararların Yargıtay denetiminden geçtiği, somut olayda davacının sadece üyeliğinin tespit ve tescilini talep ettiği, alacak talebinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın her iki davalı yönünden reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dosya içeriğinden davalı S.S. Çakmaklı Gölşehir Toplu Konut Yapı Kooperatifinin ilk ünvanının S.S Jetpa Toplu Konut Yapı Kooperatifi olduğu, dava konusu 1196 ada 1197 parsel sayılı taşınmazın 775 sayılı Yasa gereği 1995 yılında S.S Jetpa Toplu Konut Yapı Kooperatifine tahsis edildiği, inşaatın yapımının da davalı kooperatif tarafından üstlenildiği, davalı kooperatif ile diğer davalı şirket arasında 22.06.1995 tarihinde imzalanan hizmet sözleşmesi uyarınca davalı şirketin diğer davalı kooperatife iştirakçi teminini üstlendiğini ve davalı kooperatifin 26.06.1996  tarihli genel kurulunda hizmet sözleşmesinin onaylandığı anlaşılmaktadır.

Hizmet sözleşmesi kapsamında davacı ile davalı şirket arasında 31.05.2008 tarihli sabit fiyat garantili konut satış sözleşmesi imzalandığı ve bu sözleşme uyarınca davacının ödemelerde bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı ile benzer şekilde daire satın alan bazı kişilerin ortaklığa kabul edildiği, ancak davacının da bulunduğu bir kısım kişilerin ise ortaklığa kabul edilmediği tespit edilmiştir.

Bu durumda davalılar arasındaki ilişkinin ve davalı şirketin hizmet sözleşmesi ile tahsil ettiği paraların ne şekilde tasarruf edildiği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekir.

Mahkemece alınan 12.03.2013 tarihli son bilirkişi kurulu raporunda davacı ile aynı konumda bulunan bazı kişilerin kooperatife üye kaydedildiği ve davalı şirket tarafından davacı gibi konut satın alan kişilerden tahsil edilen paranın kooperatife aktarıldığı ve davalı şirketin kooperatifin temsilcisi gibi hareket ettiği hususları belirtilmiş ise de, açıklanan hususların tartışmasız ve kesin bir şekilde tespiti gerektiği gibi inşaatların yapıldığı tarihteki ortak sayısı ile genel kurul kararı gereğince toplanmasına karar verilen aidatlar ile fiilen gerçekleştirilen tahsilat miktarına göre inşaatların bulundukları seviyelere getirilmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmamış olup, yapılacak araştırmada ortaklardan toplanacak aidatlarla bu inşaatın bulunduğu seviyeye getirilmesinin mümkün olup olmadığının anlaşılması ve inşaatın finanmanının davalı şirketçe yapıldığının kanıtlanması halinde davacının da kooperatif varlığı üzerinde hak sahibi olacağı dikkate alınmalıdır. Davalı kooperatif ile diğer davalı şirket arasındaki hukuki sorumluluk bağlantısının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 23. maddesi de dikkate alınarak davalı kooperatifin, davacı ile benzer  nitelik taşıyan diğer ortaklarına ne gibi bir uygulama yaptığının da kesin bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerekir.

Bu durumda mahkemece, izah edilen hususlar üzerinde durulup, kooperatifler konusunda uzman bilirkişi kurulundan açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilmek sureti ile uygun sonuç dairesince bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.