KOOPERATİF GENEL KURULLARINDA OY HAKKI -KOOPERATİF GENEL KURULLARINDA VEKALET-EVREN ÖZMEN

Bütün ortaklar genel kurula katılma hakkına sahiptir. Her ortak yalnız bir oya sahip olup, yazı ile izin verilmek suretiyle bir ortak diğer bir ortağın oyunu kullanmak üzere temsilci tayin edebilir.

Kooperatifin ortak sayısı 1000’i geçtiğinde her ortak en çok 9 olmak üzere birden fazla ortağı temsil edebilir.

Ancak, ortak sayısı 500’den fazla olması halinde, yönetim ve denetim kurulu belirleme seçimleri, gizli oy açık tasnif esasına göre yapılır. Bu durumda her ortak, en fazla bir ortağı temsilen oy kullanabilir.

ekran-resmi-2016-09-16-20-17-49Eş ve birinci derece (ortağın; çocuğu, anne ve babası, eşinin annesi ve babası) akrabalar için temsilde ortaklık şartı aranmaz. Yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile kooperatifi temsile yetkili kılınılan kimseler vekaleten oy kullanamazlar.

Yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile kooperatifin işlerinin görülmesine herhangi bir suretle katılmış olanlar yönetim kurulunun ibrasına ait kararlarda oylamaya katılamazlar. Bu hüküm denetçiler hakkında uygulanamaz. Denetçiler kendi ibralarında oy kullanamazlar. Hiçbir ortak; kendisi, eşi veya usul ve füruğu ile kooperatif arasında ortaklık ilişkileri dışındaki şahsi bir işe veya uyuşmazlığa ait görüşmelerde oy kullanamaz.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

KOOPERATİFLERDE GENEL KURULUN GÖREV VE YETKİLERİ-DEVREDİLEMEZ-EVREN ÖZMEN

En yetkili organ olan Genel Kurulun görev ve yetkileri şunlardır:

ekran-resmi-2016-09-16-20-17-49

1- Bilanço, bilanço hesaplarının dökümü, gelir-gider farkı hesapları ile yönetim kurulu ve denetçiler tarafından verilen raporları inceleyerek kabul veya reddetmek.

2- Yönetim kurulu üyeleri ile denetim kurulu üyelerini seçmek, ibra etmek veya sorumluluklarına karar vermek, gerektiğinde bunları azletmek.

3- Yönetim ve denetim kurulu üyelerine verilecek aylık ücret, huzur hakkı ve yolluk miktarı ile bütçeyi görüşerek karara bağlamak,

4-Yönetim kurulu tarafından verilen ortaklıktan çıkarma kararlarına yapılan itirazları inceleyip karara bağlamak,

5- Kanun, anasözleşme ve iyi niyet esasları ile genel kurul kararlarına aykırı olduğu ileri sürülen yönetim kurulu kararlarının iptal edilip edilmeyeceği konusunda karar vermek,

6- Ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartlan ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek.

7- Üst kuruluşa girme kararı vermek ve bu kuruluşta görevlendirilecek temsilcileri seçmek, 8- Anasözleşmede yapılması öngörülen değişiklikler hakkında karar vermek,

9- Gayrimenkul alımında ve satımında takip edilecek usul ile alınacak gayrimenkulun niteliğini, yerini ve azami fiyatını, satılacak gayrimenkulun asgari fiyatını belirlemek.

10- İmalat ve inşaat işlerinin yaptırılma yönetimini kararlaştırmak,

11- Kooperatifin ortak sayısı ile yapılacak konut sayısını tespit etmek,

12- Kooperatifin dağılması hakkında karar vermek, tasfiye kurulunu seçmek.

13- Kanun ve anasözleşme ile genel kurula tanınmış olan diğer konular hakkında karar vermek,

Genel kurul, yukarıdaki görev ve yetkilerini devir ve terk edemeyeceği gibi, kooperatifin amaçları ile ilgili her türlü işler hakkında da karar verebilir.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Kiracı stopajı beyan etmez ise ne olur?

Burada şöyle önemli bir sorun var. İşyeri kira ödemesi nedeniyle beyan edilmesi gereken stopaj gelir vergisi beyan edilmemişse, mülk sahibi uğradığı kaybı kimden talep edecektir. İlk anda akla gelen, kesinti yapıp da vergi dairesine beyan etmeyen kiracıdan isteneceğidir. Ancak bu tutarlar mülk sahibinden vergi olarak kesilmiştir. Burada artık hukukun özel kişileri arasındaki bir alacak verecek değil, devletin vergi alacağı söz konusudur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 17.11.1997 tarih ve E. 1997/12145 K. 1997/12798 sayılı kararıyla “İşyeri kiralarından doğan stopajın eksik ya da hiç ödenmemesi halinde vergi dairesi mal sahibini sorumlu tutamaz, mal sahibi de bu tutarları kiracıdan talep edemez” şeklinde karar vermiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı da (GİB) kira stopajının yapılmamasından geliri elde edenin herhangi bir sorumluluğu olmadığı görüşünü benimsemiş ve özelgeler yoluyla açıklamıştır. Yani gerek Vergi idaresi gerekse Yargıtay meselenin bir vergi meselesi olduğu görüşündedir. Şu halde çözüm yeri adli yargı değil, vergi dairesidir. Bu durumda öncelikle bu tutarların vergi alacağına dönüştürülmesi yani tahakkuku sağlanmalıdır. Peki, tahakkuk işlemi nasıl mümkün olabilir? Söz konusu vergi olunca vergi dairesinin bunun tarh, tahakkuk ve takibinde hassasiyet göstereceği malumdur. Stopaj kesintisinin beyan edilmeyişinin vergi yasaları yönünde bir takım müeyyideleri vardır: Bir kat kadar vergi ziyaı cezası ve doğduğu tarihten başlayarak ödeme tarihine kadar oranları oldukça yüksek olan gecikme faizleri. Şu halde öncelikle vergi dairesinin burada bir vergi kaybı olduğunu tespit etmesi gerekmektedir. Mülk sahibi vergi dairesini durumdan haberdar edebilir. Hatta yıllık gelir vergisi beyannamesini ihtirazı kayıtla verip, bu tutarları gösterip kira kontratını ekleyerek mahsup işleminin yapılmasını da bir yöntem olarak deneyebilir. Bu da vergi dairesini harekete geçirir. Talebi reddedilen mülk sahibi, açacağı bir davayla konuyu vergi yargısının denetimine tabi tutmak imkanına sahip olacaktır. Hülasa, işyeri kiralarından kesilen gelir vergisinin beyan edilmemesi öncelikle devletin vergi kaybıdır. Bu tutarların ancak ve ancak vergi olarak tahakkuk ettirilmesi halinde, mülk sahibi bu tutarları mahsup veya iade yoluyla vergi dairesinden talep edebilir.

Kira gelirinizi beyan ederken site ortak alanlardan tarafınıza düşen payı eklediniz mi ?-EVREN ÖZMEN

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; 616 malikin bulunduğu site yönetimi olarak 2009 yılında sitenin ortak kullanım alanında bulunan 2 adet işyerinden 42.187,50-TL kira geliri elde edildiği, kira ödemelerinin gayrisafi tutarı üzerinden  kiracılar tarafından tevkifat yapılarak beyan edildiği, kiralama faaliyeti sonucu elde edilen kira hâsılatının sitenin ihtiyaçları için kullanıldığı belirtilerek, elde edilen kira gelirinden dolayı site yönetimi olarak vergi mükellefi olup olmayacağınız hususu ile söz konusu kira geliri için kat maliklerince ayrı ayrı beyanname verilip verilmeyeceği konusunda bilgi istenilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde, bu maddede bentler halinde sayılan mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesi sonucu elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olarak tanımlanmış olup, söz konusu madde hükmüne göre, kat maliklerinin ortak olarak sahip olduğu kullanım alanlarının site yönetimi tarafından kiraya verilmesi nedeniyle elde edilen gayrimenkul sermaye iradının mükellefleri, kat malikleri olacaktır.  

Diğer taraftan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinde; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilânço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” hükmüne yer verilmiş olup, aynı maddenin birinci fıkrasının 5 numaralı bendinin (a) alt bendinde ise; 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben (2006/11449 sayılı B.K.K ile % 20 Yürürlük; 01.01.2007) tevkifat yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Yine aynı  Kanunun “Toplama Yapılmayan Haller” başlıklı 86 ncı maddesinin birinci bendinin (c) alt bendinde; vergiye tabi gelir toplamının [(a) ve (b) bentlerinde belirtilenler hariç] 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı ( 2009 ve 2010 yılları için 22.000-TL) aşmaması koşuluyla, Türkiye’de tevkifata tabi tutulmuş olan; birden fazla işverenden elde edilen ücretler, menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratları için yıllık beyanname verilmeyeceği, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde de bu gelirlerin beyannameye dâhil edilmeyeceği hükmü düzenlenmiş olup; anılan bendin (d) alt bendinde de, bir takvim yılında elde edilen ve toplam tutarı (2009 yılı için 1.070-TL; 2010 yılı için 1.090-TL) aşmayan, tevkifat ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları için beyanname verilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, 616 hak sahibinin ortak mülkiyeti olan gayrimenkullerin, hak sahiplerinin şahsi mülkü olması halinde;

a) 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre tevkifat yapma mecburiyetinde olmayanlara kiraya verilmesi (Örneğin, basit usulde vergiye tabi olanlara kiraya verilmesi) söz konusu ise, hak sahibi başına elde edilen kira bedeli, adı geçen Kanunun 86 ncı maddesinin birinci bendinin (d) alt bendinde yer alan tutarı (2009 yılı için 1.070.-TL; 2010 yılı için 1.090-TL) aşması halinde beyana dâhil edilecek, aşmaması halinde ise beyana dâhil edilmeyecek,

b) Söz konusu gayrimenkullerin, anılan Kanunun 94 üncü maddesine göre tevkifat yapma mecburiyetinde olanlara kiraya verilmesi söz konusu ise, hak sahibi başına elde edilen kira bedeli, yine aynı Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı ( 2009 ve 2010 yılları için 22.000.-TL) aşması halinde beyana dâhil edilecek, aşmaması halinde ise beyana dâhil edilmeyecektir.

Diğer taraftan, hak sahiplerinin ortak mülkiyeti olan bu gayrimenkullerin ticari, zirai veya kurumlar vergisine tabi olan işletmelerin aktifinde kayıtlı olması halinde, bu gayrimenkuller, anılan Kanunun 94 üncü maddesinde sayılanlar tarafından kiralanmış olsa bile, ödenen kira bedellerinden ticari, zirai veya kurumlar vergisine tabi işletmelere isabet eden kısım üzerinden herhangi bir gelir vergisi tevkifatı yapılmayacak olup, hak sahiplerinin elde ettikleri kira gelirlerinin ticari, zirai veya kurum kazancının tespitine müteallik hükümlere göre hesaplanıp, beyan edileceği tabidir.

Öte yandan, kat maliklerinin beyana tabi başkaca bir gelirinin bulunması halinde ise, elde edilen gayrimenkul sermaye iradının beyannameye dâhil edilip edilmeyeceği kat maliklerinin mükellefiyet türlerine göre belirlenecektir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

Vergi Dairesi Başkanı

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

KİRA GELİRLERİ İLE İLGİLİ ÖNEMLİ ÖZELGELER

Kira gelirini beyan edenler, beyanname verdikten sonra götürü gider usulünden dönebilir mi?

(29.12.2016 tarih ve 108276 sayılı özelge) Yasa gereği, götürü gider usulünü kabul edenler iki yıl geçmedikçe bu usulden dönemezler. Bu nedenle, kira geliri beyannamelerini götürü gider usulünü seçerek tahakkuk ettirenler, söz konusu dönemi takip eden yıl için verecekleri kira geliri beyannamelerinde gerçek gider usulünü seçemezler. Elde edilen kira gelirine ilişkin gelir vergisi beyannamesinde, yanlışlıkla götürü gider usulünün seçilmesi halinde, beyannamenin verildiği takvim yılı içerisinde olmak kaydıyla, düzeltme beyannamesi verilerek gerçek gider usulünden yararlanılması mümkündür.

Buna göre, 2014 ve 2015 takvim yıllarına ait gelir vergisi beyannamelerinin, 2016 yılı Mart ayında verilmiş olması nedeniyle, 2016 takvim yılı sonuna kadar düzeltme beyannamesi verilerek gerçek gider usulünden yararlanılması ve sahip olunan konutun ediniminde kullanılan krediye ilişkin olarak ödenen faizlerin indirim konusu yapılması mümkündür.

Kira gelirinden, gelirin elde edildiği dönem dışındaki süreler için ödenen kira bedeli gider olarak indirilebilir mi?

(19.12.2016 tarih ve 255055 sayılı özelge) Kira gelirinin beyanında gerçek gider usulünün seçilmesi halinde, istisna edilen gayrisafi hasılata isabet edenler hariç olmak üzere, beyan edilecek kira gelirinden, kira geliri elde etmeye başlanılan tarihten itibaren, ikamet edilen konut için ödenen kira tutarı indirim konusu yapılabilir. Bu tarihten önce ödenen tutarların indirilmesine olanak yoktur.

Kentsel dönüşüm projesi kapsamında alınan kira yardımının beyan edilmesi gerekir mi?

(07.10.2016 tarih ve 158154 sayılı özelge) Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında, müteahhit firma tarafından yıkılan gayrimenkul için ödenen ve aylık kira yardımı olarak belirtilen bedel, kiralama işlemine dayanmamaktadır ve yardım niteliğindedir.

Bu ödemelerin, elde edilen kira geliri olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, proje kapsamında yıkılan gayrimenkul nedeniyle tahsil edilen tutarların, gayrimenkul sermaye iradı olarak beyan edilmesine gerek yoktur.

Mahkeme kararına istinaden tahsil edilen işgal tazminatı (ecrimisil) ve faiz gelirinin beyanı gerekir mi?

(30.11.2016 tarih ve 146711 sayılı özelge) Belediye tarafından, mahkeme kararına bağlı olarak ve stopaj yapılmaksızın ödenen haksız işgal tazminatının (ecrimisil), gayrimenkul sermaye iradı sayılarak, yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekir.

Mahkeme kararına istinaden tahsil edilen haksız işgal tazminatı (ecrimisil) dışındaki yasal faiz ödemelerinin, menkul sermaye iradı (alacak faizi) kabul edilerek, tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul sermaye iratları için belirlenen (2016 takvim yılı için 1.580 TL) haddi aşması durumunda, tamamının yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekir.

Üst hakkı bedeli nasıl vergilendirilir?

(30.12.2016 tarih ve 38 sayılı özelge) Türk Medeni Kanunu’nun 726. maddesinde üst hakkı, sahibine başkasına ait taşınmaz üzerindeki yapının maliki olma yetkisi veren bir irtifak hakkı olarak tanımlanmıştır. Bir kimsenin, üçüncü kişiye, taşınmazı üzerinde veya altında yapı yapmak veya mevcut yapıyı muhafaza etmek yetkisi vermek üzere üst hakkı kurması mümkün olup, buna dair sözleşmenin en az otuz yıl süreli ve bağımsız nitelikli olması durumunda üst hakkı tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilmektedir.

Sahibi bulunulan arsa üzerine, üçüncü kişi lehine üst hakkı tesis ettirilmesi işleminin kiralama olarak kabulü gerekmekte olup bahse konu üst hakkı tesisi karşılığında yapılan ödemelerin gayrimenkul sermaye iradı olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Sağlık harcamasının sigorta şirketince karşılanmayan kısmı beyan edilecek gelirden düşülebilir mi?

(08.09.2016 tarih ve 13674 sayılı özelge) Yapılan sağlık harcamalarından sigorta şirketince karşılanmayan kısmın, beyan edilen gelirin %10’unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince tevsik edici belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılması mümkündür.

DERNEKLERDE VEKALET OLUR MU ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

bu konuda Dernek Tüzüğünün 10.maddesinin “Toplantı Usulü” başlığını taşıyan bölümünde

“Üye oyunu şahsen kullanmak zorundadır. Tüzel kişinin üye olması halinde tüzel kişinin yönetim kurulu başkanı veya temsille görevlendireceği kişi oy kullanır.” hükmü yer almaktadır. (Şirketlerin temsilcilerinin, Karar Defterinde temsilci olduklarına dair kararı temsilci dilekçelerine eklemeleri istenilmektedir. Şirketin üyelik kaydı sırasında verilen belgelerde bir değişiklik yoksa ilk verilen temsilcilik belgesi geçerli olmaktadır. Ancak şirket temsilcisi değişiyor ise, yeni temsilcilik kararını dilekçeye eklemesi istenilmektedir. Her iki durumda da temsilci görevlendirildiğine dair kararın genel kurula gelirken temsilcinin yanında olması gerekmektedir.)

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Beyanname verme süreleri uzatılmıştır

22 Mart 2017 tarihli ve 90 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Sirküleri ile;

  • 23 Mart 2017 günü sonuna kadar verilmesi gereken Muhtasar Beyannameler ile Damga Vergisi Beyannameleri ve 24 Mart 2017 günü sonuna kadar verilmesi gereken Katma Değer Vergisi Beyannamelerinin verilme süreleri 27 Mart 2017 Pazartesi günü sonuna kadar,
  • 27 Mart 2017 günü sonuna kadar verilmesi gereken 2016 takvim yılına ait Yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerinin verilme süreleri 31 Mart 2017 Cuma günü mesai saati bitimine kadar

uzatılmıştır.

Türk ticaret kanununa göre huzur haklarının durumunun , kooperatiflerdeki huzur hakkı ile karşılaştırılması-mali müşavir evren özmen

Yönetim kurulu üyelerinin mali hakları
MADDE 394– (1) Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir.

Kooperatiflerde ise….

Devamı için [email protected]

Milli Emlaktan kiralanan kooperatif arsalarında hasılat payı ödemesinde değişiklik-

İrtifak hakkı kurulan Hazine taşınmazı üzerinde bulunan tesisin tamamının veya bir kısmının hak lehtarınca üçüncü kişilere kiraya verilmesi hâlinde; hak lehtarından brüt kiranın binde biri oranında, kiracı/kiracılardan ise, tesisin işletilmesinden elde edilecek toplam yıllık hâsılattan hak lehtarına ödenen kira bedeli düşüldükten sonra, kalan tutar üzerinden binde bir oranında ayrıca pay alınır.

Hak lehtarı ile kiracılar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin bir örneği ile bunlardan alınacak kira/hasılat paylarının ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiğine dair taahhütnameler kiralama işleminin yapıldığı tarihten itibaren bir ay içerisinde Bakanlığa verilir.

Hak lehtarı ve kiracılara ait olan yıllık hasılatı gösteren ve ilgili vergi dairesine yıllık beyanname ekinde verilen gelir tablosu, 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre yetkili kılınanlara tasdik ettirilerek, her yılın yıllık beyanname verme dönemini takip eden ay içinde ilgili defterdarlığa/malmüdürlüğüne verilir ve kira/hasılat payları aynı süre içerisinde ilgili muhasebe birimine yatırılır. Kiracılardan alınamayan hasılat payları hak lehtarından alınır.

Toplam yıllık hasılat; işletmenin, irtifak hakkı tesis edilen Hazine taşınmazı üzerindeki faaliyetleri çerçevesinde satılan mal veya hizmetler karşılığında alınan ya da tahakkuk ettirilen her türlü bedellerle, vade ve kur farkları, faiz ve kira gelirleri ile diğer gelirlerden oluşur ve tek düzen muhasebe sistemindeki gelir tablosunda yer alan net satışlar, diğer faaliyetlerden olağan gelir ve karlar ile olağandışı gelir ve karların toplamı üzerinden tespit edilir.

Arsa sahibinin de kooperatif ortağı olmak istemesi durumunda izlenecek süreç-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Yapı Kooperatiflerinde zaman zaman arsa sahipleri de kooperatife ortak olmak istemektedirler. Arsa sahibine bir kısım ödeme ve üzerine ortaklık payı verildiği veya hiç ödeme yapılmadığı sadece ortaklık payı hissesi verildiği bilinmektedir.

Bu durum mevzuata uygun mudur ? Bu süreçte yapılması gereken işlemler nelerdir ?

Detaylı bilgi için

[email protected]

Hata: İletişim formu bulunamadı.

ekran-resmi-2016-09-16-20-52-22

housing cooperatives ile konut yapı kooperatiflerinin karşılaştırılması

Bir konut kooperatifi, kooperatifin gayrimenkulündeki eşitliğini yansıtan ya da kâr amacı gütmeyen bir kooperatifte üyelik ve doluluk haklarına sahip olan konutların sahipliği için yasal bir mekanizma (hisse senedi ortak op) Sermaye işbirliği) ve aboneliklerini ödeyerek veya kiralayarak konutlarını üstleniyorlar.

Kooperatif işletme modelinin ticari firmalar ile karşılaştırılması

bir kooperatif “malların üretiminde veya dağıtımında veya müşterilerin karşılıklı yararları için işletilen, tipik olarak tüketiciler veya çiftçiler tarafından organize edilen hizmetler tedarik eden ortak girişim” olarak tanımlanabilir. [4] Kooperatif işleri, diğer işletme modellerine kıyasla (% 41) ilk beş yılını geride bırakan, iki kat fazla kooperatif (% 80) ile, genellikle diğer birçok işletme biçiminden daha ekonomiktir. [5] Kooperatiflerin sıklıkla, ticaret kârlarının bir kısmını topluluklarına geri yatırarak başarmak istedikleri sosyal hedefleri vardır. Buna örnek olarak, 2013’te Birleşik Krallık’taki perakende kooperatifler vergi öncesi kârlarının% 6.9’unu, ticaret yaptıkları topluluklara, diğer rakip süpermarketler için% 2.4’e kıyasla yatırım yaptı.

Dünyada Kooperatifler

 

Bir kooperatif (kooperatif, kooperatif veya küme olarak da bilinir) ortak olarak sahip olunan ve demokratik olarak kontrol edilen bir iktidar vasıtasıyla ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaç ve isteklerini yerine getirmek için gönüllü olarak bir araya geldikleri özerk bir birliktir. [1] Kooperatifler, kâr amacı gütmeyen toplum örgütlerini ve hizmetlerini kullanan insanlar tarafından işletilen ve işletilen işletmeleri (tüketici kooperatifi) içerir; Orada çalışan insanlar (bir işçi kooperatifi) tarafından; Orada yaşayan insanlar (konut kooperatifi) tarafından; Tüketici kooperatifleri veya kredi birlikleri olan işçi kooperatifleri gibi melezler; Toplumsal ihtiyaçları karşılamak için sivil toplumu ve yerel aktörleri bir araya getiren çok paydaşlı kooperatifler; Ve üyeleri diğer kooperatifler olan ikinci ve üçüncü derece kooperatifleri. 2012’de yaklaşık bir milyar kişinin en az bir kooperatife üye olduğu ve dünyanın en büyük üç yüz kooperatifin cirosunun 2.2 trilyon dolara ulaştığı tahmin edildi

KOOPERATİF VE İŞBİRLİĞİ

İşbirliği, sistem bileşenlerinin küresel özelliklere erişmek için birlikte çalıştığı bir süreçtir. Başka bir deyişle, “bencil” ve bağımsız görünen bireysel bileşenler, birlikte çalışarak çok karmaşık, daha fazla-toplamın-parçadan oluşan bir sistem yaratır. [Kaynak belirtilmeli] Örnekler: Bir hücredeki bileşenler birlikte yaşamak için birlikte çalışırlar. Nöronlar düşünce ve bilinç oluşturur, diğer hücreler birlikte çalışırlar ve çok hücreli organizmalar üretmek için iletişim kurarlar. Organizmalar besin zincirleri ve ekosistemler oluştururlar. İnsanlar aileleri, kabileleri, şehirleri ve ulusları oluşturmaktadır. Atomlar molekülleri oluşturmak için bir araya gelerek basit bir şekilde işbirliği yapar.

 

Kooperatif tanım

İşbirliği (bazen kooperasyon veya işbirliği olarak yazılır), bencil yarar için rekabette çalışmak yerine, ortak ya da karşılıklı yarar sağlamak için birlikte çalışan ya da birlikte hareket eden organizmalar grubu sürecidir. Birçok hayvan ve bitki türü, hem kendi türlerinin diğer üyeleriyle hem de diğer türlerin üyeleriyle (ortak yaşam veya karşılıklılık) işbirliği yapar. [1]
İşbirliği (bazen kooperasyon veya işbirliği olarak yazılır), bencil yarar için rekabette çalışmak yerine, ortak ya da karşılıklı yarar sağlamak için birlikte çalışan ya da birlikte hareket eden organizmalar grubu sürecidir. Birçok hayvan ve bitki türü, hem kendi türlerinin diğer üyeleriyle hem de diğer türlerin üyeleriyle (ortak yaşam veya karşılıklılık) işbirliği yapar. [1]

Organize Sanayi Bölgeleri Endüstri 4.0 sürecine hazır mı ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

ekran-resmi-2016-09-11-08-58-57

İmalat endüstrisindeki son gelişmeler, ilgili tüm perspektiflerden gelen bilgilerin yakından takip edildiği ve fiziki fabrika zemini ile sibern hesaplama alanı arasında senkronize edildiği Siber-Fiziksel Sistemlerin (CPS) sistematik bir şekilde kurulumunun yolunu açtı. Dahası, gelişmiş bilgi analizi kullanan ağa bağlı makineler daha verimli, işbirlikçi ve esnek bir şekilde çalışabilecektir. Bu eğilim, imalat sanayiini yeni nesil, yani Endüstri 4.0’a dönüştürüyor.

Çin örneğinden hareket ettiğimizde Çinin gelişmesi üzerinde organize sanayi bölgelerinin etkisi..

Ekran Resmi 2017-03-19 17.56.55.png

Hata: İletişim formu bulunamadı.

KOOPERATİFLER İÇİN KURUMLAR VERGİSİ İSTİNALARI NELERDİR ?

i) Kooperatif ortaklarının yönetim gideri karşılığı olarak ödedikleri paralardan harcanmayarak iade edilen kısımlar ile aşağıda belirtilen kooperatiflerin ortakları için;

1) Tüketim kooperatiflerinde, ortakların kişisel ve ailevî gıda ve giyecek ihtiyaçlarını karşılamak için satın aldıkları malların değerine,

2) Üretim kooperatiflerinde, ortakların üreterek kooperatife sattıkları veya kooperatiften üretim faaliyetinde kullanmak üzere satın aldıkları malların değerine,

3) Kredi kooperatiflerinde, ortakların kullandıkları kredilere,

göre hesapladıkları risturnlar.

Bu risturnların ortaklara dağıtımı, kâr dağıtımı sayılmaz. Risturnun nakden veya aynı değerde mal ile ödenmesi istisnanın uygulanmasına engel değildir.

Ortaklardan başka kimselerle yapılan işlemlerden doğan kazançlar ile ortaklarla ortaklık statüsü dışında yapılan işlemlerden doğan kazançlar hakkında risturnlara ilişkin istisna hükmü uygulanmaz. Bunların genel kazançtan ayrılmasında, ortaklarla yapılan iş hacminin genel iş hacmine olan oranı esas alınır.

Hata: İletişim formu bulunamadı.