E:1987/27283 – K:1988/6287
ECRİMİSİL ( Ortak Yerlere Elatma, Kömürlük – Kapıcı Dairesi )
ORTAK YERLERE ELATMA ( Ecrimisil )
ÖZET :
Dava konusu kömürlük ve kapıcı dairesi kira veya gelir getiren yerlerden olmadığı için, buralara el atıp depo olarak kullanan ortak aleyhine ecrimisil kararıverilmemesi isabetlidir.
DAVA VE KARAR :
Taraflar arasındaki 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasıuyarınca ortak yere yapılan elatmanın önlenmesi ve depo olarak kullanılan yerinbedelinin ödenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; davanın reddinedair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalıvekili yönünden süresinde verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgelerokunup, iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp, düşünüldü:
Kat mülkiyetine geçilmiş bir apartmanda kat maliki olan davalıların ana yapının ortak yerlerinden olan kömürlük ve kapıcı dairesine şahsî eşyalarını koyarak, bu kısımları depo olarak kullandıkları ileri sürülerek 4 yıllık ecrimisil tutarı 225.000 liranın davalılardan alınması istenilmiş ise de, dava konusu kömürlük ve kapıcı dairesi kira veya gelir getiren yerlerden olmadığı ve bu nedenle sebepsiz zenginleşme bulunmadığı gözönünde tutularak, mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru görülmüştür.
SONUÇ :
Davacıların temyiz itirazları yerinde olmadığından Usul ve Yasa’yauygun bulunan hükmün ( ONANMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.
Kapıcı dairesi için ecrimisil isteyebilir mi?
E:1987/27283 – K:1988/6287
ECRİMİSİL ( Ortak Yerlere Elatma, Kömürlük – Kapıcı Dairesi )
ORTAK YERLERE ELATMA ( Ecrimisil )
ÖZET :
Dava konusu kömürlük ve kapıcı dairesi kira veya gelir getiren yerlerden olmadığı için, buralara el atıp depo olarak kullanan ortak aleyhine ecrimisil kararıverilmemesi isabetlidir.
DAVA VE KARAR :
Taraflar arasındaki 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasıuyarınca ortak yere yapılan elatmanın önlenmesi ve depo olarak kullanılan yerinbedelinin ödenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; davanın reddinedair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalıvekili yönünden süresinde verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgelerokunup, iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp, düşünüldü:
Kat mülkiyetine geçilmiş bir apartmanda kat maliki olan davalıların ana yapının ortak yerlerinden olan kömürlük ve kapıcı dairesine şahsî eşyalarını koyarak, bu kısımları depo olarak kullandıkları ileri sürülerek 4 yıllık ecrimisil tutarı 225.000 liranın davalılardan alınması istenilmiş ise de, dava konusu kömürlük ve kapıcı dairesi kira veya gelir getiren yerlerden olmadığı ve bu nedenle sebepsiz zenginleşme bulunmadığı gözönünde tutularak, mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru görülmüştür.
SONUÇ :
Davacıların temyiz itirazları yerinde olmadığından Usul ve Yasa’yauygun bulunan hükmün ( ONANMASINA ), oybirliğiyle karar veri
Kooperatiflerde genel kurul Islemleri
Kooperatifler nasıl bölünür?
Kooperatifler sadece aynı tür kooperatiflere mi bölünebilir ?
Bölünme prosedürü nasıl işler
Detaylı bilgi için [email protected]
Kooperatif nasıl tasfiye edilir?-Kemal Özmen
Kooperatif kurarken dikkat edilecek noktalar ?-Kemal Özmen
Detaylı bilgi ve kuruluş işlemleri için [email protected]
Kooperatif nasıl kurulur?-Kemal Özmen
Detaylı bilgi ve kuruluş işlemleri için [email protected]
Kooperatiflerde sermaye payı nasıl hesaplanır? Muhasebe kaydı nasıl yapılır?
Detaylı bilgi için [email protected]
VERGİ BEYANNAMELERİNİN SERBEST MUHASEBECİ VE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLERCE İMZALANMASI HAKKINDA GENEL TEBLİĞ (SIRA NO: 6)
4 Mayıs 2013 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 28637
TEBLİĞ
Maliye Bakanlığından:
VERGİ BEYANNAMELERİNİN SERBEST MUHASEBECİ VE SERBEST
MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLERCE İMZALANMASI HAKKINDA
GENEL TEBLİĞ (SIRA NO: 6)
Bilindiği gibi, vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler (meslek mensupları) tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibariyle ayrı ayrı uygulatmaya ve söz konusu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirleme hususlarında Bakanlığımıza yetki veren 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 227 nci maddesine istinaden “4 Sıra No.lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğ”1 yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Söz konusu Tebliğin “VII- BEYANNAMELERİN VERGİ DAİRELERİNE VERİLMESİ” başlıklı bölümünde;
“Meslek mensuplarına imzalattırılan beyannameler, mükellef veya vekili tarafından vergi dairesine bizzat verilecek veya posta ile taahhütlü olarak gönderilecektir. Ancak meslek mensupları, beyannamelerini imzaladıkları mükelleflerin adı-soyadı, bağlı bulundukları vergi dairesi ve vergi numaralarını içeren bir listeyi Mayıs ayının 15 inci günü mesai bitimine kadar kendilerinin bağlı bulundukları vergi dairesine vermek zorundadırlar. Bu listeler, meslek odasına kayıtlı olduğunu “Oda Kayıt Belgesi” veya “Oda Faaliyet Belgesi” ile belgeleyen meslek mensubu tarafından bizzat imzalanarak vergi dairesine yazı ekinde teslim edilecektir.”
hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, mükelleflerin vergilendirmeye ilişkin ödevlerini yerine getirmede, gelişen bilgi işlem teknolojilerinden yararlanmak, vergi beyannameleri ile bildirim ve eklerinin kolay, hızlı, ekonomik ve güvenilir bir şekilde idareye intikalini sağlamak, vergi beyannamelerinin doldurulmasındaki hataları en aza indirerek mükellef mağduriyetini önlemek, vergi dairesinin beyanname kabul, tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerini azaltarak iş ve işlemlerini kolaylaştırmak ve diğer alanlarda mükellefe daha iyi hizmet vermesini sağlamak amacıyla 340 sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği2 ile beyannamelerin elektronik ortamda alınması sağlanmış ve elektronik beyanname aracılık ve sorumluluk sözleşmelerinin internet vergi dairesine bildirimine ilişkin olarak düzenlemeler yapılmıştır.
Bu itibarla, meslek mensuplarınca 340 sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında, mükellefler ile düzenlemiş oldukları hizmet sözleşmesi eki olan “elektronik beyanname aracılık ve sorumluluk sözleşmesi”ni internet vergi dairesine elektronik ortamda bildirilmiş olan mükellefler için, 4 sıra No.lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliği’nin “VII- BEYANNAMELERİN VERGİ DAİRELERİNE VERİLMESİ” başlıklı bölümündeki liste bildirimini verme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Bu Tebliğ yayımlandığı tarih itibariyle yürürlüğe girer.
Tebliğ olunur.
——————————
1 29/6/1997 tarihli ve 23034 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
2 30/9/2004 tarihli ve 25599 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
. eğitimi hizmetinde vergiyi doğuran olay ve belge düzeni.
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü
Sayı
:
11395140-105[229-2012/VUK-1- . . .]–255
21/02/2013
Konu
:
… eğitimi hizmetinde vergiyi doğuran olay ve belge düzeni.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda kurumunuzun 5580 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanunu’na tabi olarak … kursu eğitimi verdiği, kurs hizmetinin son sınav tarihi ile tamamlanarak kursiyerlere sertifika verildiği belirtilerek, vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi ve belge düzeni hususunda Başkanlığımız görüşünü talep etmektesiniz.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 10 uncu maddesinin (a) bendine göre vergiyi doğuran olay, malın teslimi ve hizmetin yapılması ile meydana gelmektedir. Aynı maddenin (b) bendinde ise malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesiyle, (c) bendinde de kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutat olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması anında meydana geleceği hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, özelge talep formunuzda, kurumunuzun sunmuş olduğu hizmet gerek ders saatleri, gerek yayınları ve gerekse de eğitimin verilme şekli itibariyle ehliyet kurslarına birebir paralellik gösterdiği belirtilmektedir. Ancak 1991/8 Sıra No.lu KDV İç Genelgesinde, özel sürücü kurslarında vergiyi doğuran olayın, hizmetin yapılması ile meydana gelmekte olduğu ve hizmetin her dönemin sonunda yapılan son sınav tarihi ile tamamlandığı, işleme ait faturanın ise kurs döneminin bitiminden sonra yapılan sınav tarihinden itibaren 7 gün içinde düzenlenmesi gerektiği belirtildiğinden söz konusu düzenleme sadece özel sürücü kursları için yapılmıştır.
Bu hükümler çerçevesinde, kurumunuz tarafından toplam hizmet bedeli eğitim döneminin bitişinde alınsa dahi hizmet ifasının gerçekleştiği vergilendirme dönemlerine isabet eden tutarın ilgili olduğu dönemde beyan edilmesi gerekmekte olup hizmet bedelinin tamamının eğitim dönemi sonunda beyan edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, bir vergilendirme döneminden fazla devam eden hizmetlerin taksitlere bağlanması halinde, takvim yılının birer ayından oluşan her bir vergilendirme dönemi itibariyle katma değer vergisinin hesaplanması ve verilecek hizmetlere ilişkin faturanın aylık ödeme tutarı belirtilerek tanzim edilmesi gerekmektedir. Belli bir vergilendirme döneminde beyan edilecek katma değer vergisinin matrahının ise bir öğretim yılı için belirlenen hizmet bedelinin hizmetin ifa edileceği aylık sürelere bölünmesi suretiyle tespiti mümkün bulunmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Vergiyi Doğuran Olay” başlıklı 19 uncu maddesine göre vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.
Aynı Kanun’un “Faturanın Tarifi” başlıklı 229 uncu maddesinde faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu, 231 inci maddesinin (5) numaralı bendinde de faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmemiş olan faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu itibarla, vergiyi doğuran olay kısım kısım hizmet yapılması mutat olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde her bir kısım hizmetin yapılması anında meydana geleceğinden, faturanın hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde düzenlenmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
KGS ve OGS otoyol geçiş ücretlerinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ve ödenen bedellerin KDV iade taleplerinde yüklenim tablosunda gösterilip gösterilemeyeceği hk.
Başlık KGS ve OGS otoyol geçiş ücretlerinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ve ödenen bedellerin KDV iade taleplerinde yüklenim tablosunda gösterilip gösterilemeyeceği hk.
Tarih 15/08/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.41.15.01-KDV-2011/34-189
Kapsam
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)
Sayı
:
B.07.1.GİB.4.41.15.01-KDV-2011/34-189
15/08/2012
Konu
:
KGS ve OGS otoyol geçiş ücretlerinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ve ödenen bedellerin KDV iade taleplerinde yüklenim tablosunda gösterilip gösterilemeyeceği
İlgide kayıtlı dilekçenizde, makine ve yedek parça imalatı faaliyeti ile iştigal ettiğiniz, aktifinize kayıtlı araçları otoyol ve köprü geçişi için KGS ve OGS sistemine kaydettirdiğiniz, ödemelerin banka kanalı ile ve nakit olarak yapıldığı belirtilerek, araç başına ödenen KGS ve OGS bedellerinin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılıp yapılmayacağı ile ödenen bu bedellerin KDV iade taleplerinde yüklenim tablosunda gösterilip gösterilemeyeceği hususunda bilgi talep edilmektedir.
Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmış olup bu Kanunun 37 nci maddesinde her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilerek 40 ıncı maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde gayrisafi kazançtan indirilebileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, aktifinize kayıtlı araçların otoyol ve köprü geçişleri dolayısıyla makina ve yedek parça imalatı faaliyeti ile iştigal eden şirketiniz tarafından ödenmiş olan KGS ve OGS bedellerinin, kurum kazancının elde edilmesi ve idamesi ile doğrudan ve açık bir illiyet bağının bulunması kaydıyla safi kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29 uncu maddesinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri, indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği,
34 üncü maddesinde, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV nin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği,
53 üncü maddesinde de bu Kanunda geçen fatura ve benzeri vesikalar tabirinin Vergi Usul Kanununda düzenlenen vesikaları ifade edeceği,
hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, şirketinizin aktifinde kayıtlı araçların otoyol ve köprü geçişleri dolayısıyla ödemiş olduğunuz KGS ve OGS bedellerinin, kazancın elde edilmesi ve idamesi ile doğrudan açık bir illiyet bağının bulunması kaydıyla safi kurum kazancından indirimi mümkün bulunduğundan, bu bedellere ait KDV nin indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
Bilgi edinilmesini rica edeim.
Vakfa ait taşınmaz üzerine akaryakıt istasyonu, iş, sağlık ve alış veriş merkezi tesisleri inşa edilmesi durumunda vakfın 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ve 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca aranılan harçlardan muaf olup olmadığı hk.
KANUNLAR GEREKÇELER B.K.K. YÖNETMELİKLER TEBLİĞLER İÇ GENELGELER GENEL YAZILAR ÖZELGELER SİRKÜLER
Kanun Son güncelleme:30/04/2013
Madde:
Başlangıç: / / Bitiş: / /
Başlık Vakfa ait taşınmaz üzerine akaryakıt istasyonu, iş, sağlık ve alış veriş merkezi tesisleri inşa edilmesi durumunda vakfın 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ve 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca aranılan harçlardan muaf olup olmadığı hk.
Tarih 07/02/2013
Sayı 90792880-175.02[80-2012-36]-103
Kapsam
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)
Sayı
:
90792880-175.02[80-2012-36]-103
07/02/2013
Konu
:
Vakfın Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca alınacak harçlar karşısındaki durumu
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, vakfınıza tahsisli İstanbul İli, … İlçesi, … pafta, … ada, … parselde bulunan taşınmaz üzerine akaryakıt istasyonu, iş, sağlık ve alış veriş merkezi tesisleri inşa edeceğinizden bahisle, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ve 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca tahsil edilen harçlardan muaf olup olmadığınız hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.
A) 492 SAYILI HARÇLAR KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanununun 57 nci maddesinde tapu ve kadastro işlemlerinden bu Kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanların, tapu ve kadastro harçlarına tabi olduğu belirtilmiş; Kanunun 59 uncu maddesinin (a) bendinde, genel ve özel bütçeli idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köylerin iktisap edecekleri gayrimenkullerin vesair ayni hakların tescili, şerhi gerektiren işlemleri ve bunların terkinlerinin; (b) bendinde de kamu menfaatlerine yararlı dernekler ile Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların iktisap edecekleri gayrimenkullerin vesair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleriyle, bu dernek ve vakıflara ait tesislerin ve bu tesislerin sonradan iktisap edecekleri gayrimenkullerin vesair aynı hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleri ve bunların terkinlerinin harçtan müstesna tutulacağı hüküm altına alınmıştır.
Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifenin “I- Tapu işlemleri” başlıklı bölümünün 13/a fıkrasında, arsa ve arazi üzerine inşa olunacak bina vesair tesislerin tescilinde (Her bir bağımsız bölüm vesair tesis için) harç alınacağı hükme bağlanmıştır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, 7/9/1982 tarih ve 17805 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 8/5223 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Vakfınıza vergi muafiyeti tanındığı anlaşılmıştır.
Buna göre;
– İstanbul İli, … İlçesi, … pafta, … ada, … parselde bulunan gayrimenkulün hazine adına kayıtlı bulunması halinde, söz konusu gayrimenkul üzerine Vakfınızca inşa edilecek tesisler için tapuda hazine adına yapılacak cins değişikliği işleminden 492 sayılı Harçlar Kanununun 59/a maddesine göre,
– Söz konusu gayrimenkulün Hazine tarafından irtifak hakkı tesis edilmek suretiyle Vakfınız adına tahsisli olması halinde ise, gayrimenkul üzerine inşa edilecek tesisler için vakfınız adına tapuda yapılacak cins değişikliği işleminden 492 sayılı Harçlar Kanununun 59/b maddesine göre harç aranılmaması gerekmektedir.
B) 2464 SAYILI BELEDİYE GELİRLERİ KANUNU YÖNÜNDEN
DEĞERLENDİRME:
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun ek 1’inci maddesinde, “Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde yapılan her türlü bina inşaatı (ilave ve tadiller dahil), inşaat veya tadilat ruhsatının alınmasında Ek Madde 6’da yer alan tarifede gösterilen nispet ve hadlerde bina inşaat harcına tabidir.” hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, aynı Kanunun “İmar ile ilgili harçlar” başlıklı 80 inci maddesinde imar mevzuatı gereğince belediyece alınacak harçlar bentler halinde sayılmıştır.
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda belediyelerce tahsil edilecek bina inşaat ve imar ile ilgili harçlara ilişkin hükümler düzenlenmiş olup, bu düzenlemelerde Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların bina inşaat, parselasyon, ifraz ve tevhit, plan ve proje tasdik, zemin açma izni ve toprak hafriyatı ile yapı kullanma izni harçlarından muaf veya istisna olduğuna dair her hangi bir hükme yer verilmemiştir.
Bu itibarla, vakfınızca inşa edilecek akaryakıt istasyonu, iş, sağlık ve alış veriş merkezi inşaatına ilişkin olarak yukarıda belirtilen bina inşaat ve imar ile ilgili harçların ödenmesi gerekmekle birlikte, adı geçen Kanunun bina inşaat harcına ilişkin istisnaları düzenleyen Ek 2 nci maddesinin (b) fıkrasında hastane, prevantoryum, sanatoryum, dispanser ve benzeri sağlık kuruluşları bina inşaat harcından istisna tutulmuş olduğundan, sağlık merkezinin 2464 sayılı Kanunun Ek 2 nci maddesinin (b) fıkrasında belirtilen sağlık kuruluşlarından olması halinde münhasıran sağlık merkezi binasının bina inşaat harcından müstesna tutulması mümkün bulunmaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
TEYDEPx/ten maddi destek alan Ar-Ge projesi çerçevesinde yapılan harcamalara ilişkin indirim uygulaması söz konusu harcamaların muhasebeleştirilmesi hk.
KANUNLAR GEREKÇELER B.K.K. YÖNETMELİKLER TEBLİĞLER İÇ GENELGELER GENEL YAZILAR ÖZELGELER SİRKÜLER
Kanun Son güncelleme:30/04/2013
Madde:
Başlangıç: / / Bitiş: / /
Başlık TEYDEPx/ten maddi destek alan Ar-Ge projesi çerçevesinde yapılan harcamalara ilişkin indirim uygulaması söz konusu harcamaların muhasebeleştirilmesi hk.
Tarih 19/02/2013
Sayı 64597866-VUK-313-27
Kapsam
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü
Sayı
:
64597866-VUK-313-27
19/02/2013
Konu
:
TEYDEP’ten maddi destek alan Ar-Ge projesi çerçevesinde yapılan harcamalara ilişkin indirim uygulaması söz konusu harcamaların muhasebeleştirilmesi
İlgide kayıtlı dilekçelerinizde; pamuktan iplik, iplikten denim kumaş üretimi yapan firmanızın 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun uyarınca Ar-Ge Merkezi oluşturduğu, söz konusu Merkezde pek çok Ar-Ge projesi çerçevesinde harcamalar yapıldığı, bahsi geçen projelerin bazılarının ayrıca Tübitak Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığına (TEYDEP) sunulduğu ve ilgili projeye ait raporun kabul edilmesi ile projeye ilişkin maddi destek sağlandığı, bahse konu projeler ile ilgili yapılan harcamalar neticesinde bazen maliyet azaltıcı ve verim arttırıcı sonuçlar ortaya çıktığı, bazı projelerden ise beklenen sonuçların elde edilemediği ve projelerin başarısız olduğu belirtilerek;
– Projeden beklenen amacın gerçekleştiği durumlarda proje kapsamında yapılan harcamaların doğrudan gider yazılıp yazılamayacağı gider yazılacaksa hangi dönemde yazılacağı,
– Proje tamamlanmakla birlikte beklenen faydanın gerçekleşmemesi durumda yapılan harcamaların doğrudan gider yazılıp yazılamayacağı, gider yazılacaksa hangi dönemde yazılacağı,
– Aktife alınıp amortisman yoluyla itfa edilmesi gereken Ar-Ge harcamalarının projenin bittiği dönemde mi yoksa her ay yapılan harcamanın ilgili ayda mı giderleştirileceği,
– Süresi 3 yıl olan ar-ge projenizde itfa süresi olarak hangi yılın dikkate alınacağı ve hızlandırılmış amortisman uygulamasının mümkün olup olmadığı,
– Ar-Ge indirimi hesaplamasında esas alınacak olan hibe tutarları ile ilgili olarak tahsil esasının mı yoksa tahakkuk esasının mı uygulanması gerektiği
hususlarında tereddüt oluştuğu belirtilerek Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun, teknoloji merkezleri (teknoloji merkezi işletmeleri) ile Türkiye’deki Ar-Ge merkezleri, Ar-Ge projeleri ve rekabet öncesi işbirliği projeleri ve tekno girişim sermayesine ilişkin destek ve teşvikleri kapsamaktadır.
Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama ve Denetim Yönetmeliğinin “Ar-Ge indirimi uygulama esasları” başlılık 8 inci maddesin (6) numaralı bendinde, Ar-Ge ve yenilik faaliyeti kapsamındaki harcamaların Vergi Usul Kanununa göre aktifleştirilerek amortisman yoluyla itfa edileceği; (7) numaralı bendinde, projelerin tamamlanmasına zorunlu nedenlerle imkan kalmaması veya projenin başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle iktisadi kıymet oluşmaması hallerinde, Ar-Ge ve yenilik faaliyeti kapsamında yapılan ve önceki yıllarda aktifleştirilmiş olan tutarların doğrudan gider yazılacağı; (11) numaralı bendinde de Ar-Ge ve yenilik harcamalarının, işletmelerin diğer faaliyetlerinden ayrılarak, Ar-Ge indiriminin doğru hesaplanmasına imkan verecek şekilde muhasebeleştirilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Zikredilen Yönetmeliğin “Nakdi desteklerin izlenmesi” başlıklı 24 üncü maddesinde ise
– Ar-Ge ve yenilik faaliyetinde bulunanların, kamu kurum ve kuruluşları, kanunla kurulan vakıflar ile uluslararası fonlardan aldıkları hibe desteklerinin, desteğin tabi olduğu mevzuat hükümlerine uygun olarak özel bir hesapta izleneceği,
– Bu hesapta yer alan tutarların, Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanununa göre vergiye tabi kazancın tespitinde gelir, Ar-Ge indirimi tutarının tespitinde Ar-Ge harcaması olarak dikkate alınmayacağı, bu şekilde sağlanan karşılık fonlardan yapılan harcamaların yapıldığı yere göre doğrudan gider ya da amortismana tabi iktisadi kıymet olarak muhasebeleştirileceği,
– Bu hesabın elde edildiği hesap dönemini izleyen 5 yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte işletmeden tahsil edileceği,
– Ar-Ge ve yenilik faaliyetinde bulunanların, kamu kurum ve kuruluşları, kanunla kurulan vakıflar ile uluslararası fonlardan aldıkları geri dönüşlü desteklerin bu kapsamda değerlendirilmeyeceği
açıklamalarına yer verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinde, “İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.
Değeri (01.01.2012 den itibaren) 770 TL’yi (2010 yılı için 680 TL) aşmayan peştemallıklar ile işletmede kullanılan ve değeri (01.01.2012 den itibaren) 770 TL’yi aşmayan alet, edevat, mefruşat ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabilir.” hükmü bulunmaktadır.
Bu hükme göre, bir iktisadi kıymetin amortismana tâbi tutulabilmesi için, işletmenin aktifinde kayıtlı olması, kullanıma hazır halde bulunması, işletmede bir yıldan fazla kullanılması, yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunması ve değerinin yukarıda belirtilen haddin üzerinde olması gerekmektedir.
Öte yandan, 26/12/1992 tarihli ve 21447 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 sıra no.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinin “V-Tekdüzen Hesap Çerçevesi, Hesap Planı ve Hesap Planı Açıklamaları” “C-Hesap Planı Açıklamaları” bölümünde “263-Araştırma ve Geliştirme Giderleri” hesabı “işletmede yeni ürün ve teknolojiler oluşturulması, mevcutların geliştirilmesi ve benzeri amaçlarla yapılan her türlü harcamalardan, aktifleştirilen kısmının izlendiği hesap” olarak tarif edilmiş ve bu hesabın işleyişine ilişkin olarak “Maliyet değerleri ile bu hesaba borç kaydedilir. 5 yıl içinde eşit taksitlerle itfa edilerek yok edilir.” açıklamasına yer verilmiştir.
Ayrıca, Vergi Usul Kanununun 5024 sayılı Kanunla değişen 315 inci maddesinde “Mükellefler amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa ederler. İlan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınır.” hükmü bulunmaktadır. Bu hükmün Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden amortismana tabi iktisadi kıymetler için uygulanacak “Faydalı Ömür ve Amortisman Oranları” tespit edilmiş ve bu oranlar 333, 339, 365, 389, 399 ve 406 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile açıklanmıştır.
Buna göre, 339, 365, 389, 399 ve 406 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile değişik 333 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği eki listenin “57. Araştırma ve Geliştirme Giderleri” sınıflandırması uyarınca şirketinizce aktifleştirilmiş olan araştırma ve geliştirme giderlerinin beş yılda ve % 20 amortisman oranı ile itfa edilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara istinaden;
– Şirketinizce yürütülen Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri kapsamındaki harcamaların tamamı ilgili yılın kurumlar vergisi beyannamesinde kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılmasının yanısıra “263-Araştırma ve Geliştirme Giderleri Hesabı”nda aktifleştirilmesi gerekmektedir.
– Ar-Ge faaliyetleri neticesinde, tescil edilip edilememesine bağlı kalınmaksızın gayri maddi hak niteliğinde aktifleştirilmesi gereken bir kıymete ulaşılması halinde aktifleştirilen söz konusu harcamaların 333 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği eki listenin “57-Araştırma ve Geliştirme Giderleri” sınıflandırması uyarınca beş yılda ve %20 amortisman oranı ile itfa edilmesi gerekmektedir.
– Projelerin tamamlanmasına imkan kalmaması veya projenin başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle herhangi bir iktisadi kıymetin ortaya çıkmadığı durumlarda önceki yıllarda aktifleştirilmiş olan tutarlar projenin başarısızlıkla sonuçlandığı hesap döneminde doğrudan gider yazılabilecektir.
– 1 sıra no.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde açıklandığı üzere aktifleştirilen araştırma ve geliştirme giderlerinin 5 yıl içinde eşit taksitlerle itfa edilerek yok edilmesi gerektiğinden söz konusu giderlerin azalan bakiyeler usulü ile itfası mümkün bulunmamaktadır.
– TEYDEP tarafından hibe olarak verilecek destek tutarlarının, verildiği tarihte özel bir fon hesabına alınması gerekmekte olup, bu hesapta yer alan tutarların kurum kazancına dahil edilmeyeceği, başka bir deyişle Kurumlar Vergisi Kanununa göre vergiye tabi kazancın tespitinde gelir, Ar-Ge indirimi tutarının tespitinde Ar-Ge harcaması olarak dikkate alınmayacağı tabiidir.
Ancak, yukarıda anılan Yönetmeliğin 20/1 inci maddesi ve Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun İç Genelgesi uyarınca; Ar-Ge ve yenilik projeleri kapsamında, destek karar yazısının düzenlendiği veya proje sözleşmesinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yapılan Ar-Ge ve yenilik harcamalarının Ar-Ge indirimine konu edilmesi mümkün olduğundan TEYDEP tarafından desteklenen ve Şirketinizce yürütülen Ar-Ge projeleri ile ilgili olarak destek karar yazısının düzenlendiği veya proje sözleşmesinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yapılan Ar-Ge ve yenilik harcamalarının Ar-Ge indirimine konu edilmesi mümkün bulunmaktadır.
Diğer taraftan, Ar-Ge indirimi hesaplamasında TEYDEP tarafından sağlanan hibe tutarları ile ilgili olarak tahakkuk esasına göre hareket edilmesi, hibe tutarını aşan Ar-Ge harcamalarının ise yapıldığı dönemde Ar-Ge indirime konu edilmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
Tas. halindeki şirketin aktifinde kayıtlı bulunan arsaların ortaklara satışı halinde şirketin aktifinde kayıtlı olduğu değer üzerinden mi yoksa rayiç bedel üzerinden mi faturalanacağı hk.
KANUNLAR GEREKÇELER B.K.K. YÖNETMELİKLER TEBLİĞLER İÇ GENELGELER GENEL YAZILAR ÖZELGELER SİRKÜLER
Kanun Son güncelleme:30/04/2013
Madde:
Başlangıç: / / Bitiş: / /
Başlık Tas. halindeki şirketin aktifinde kayıtlı bulunan arsaların ortaklara satışı halinde şirketin aktifinde kayıtlı olduğu değer üzerinden mi yoksa rayiç bedel üzerinden mi faturalanacağı hk.
Tarih 04/03/2013
Sayı 84098128-125[17/2017/2]-115
Kapsam
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü
Sayı
:
84098128-125[17/2017/2]-115
04/03/2013
Konu
:
Tas. halindeki şirketin aktifinde kayıtlı bulunan arsaların ortaklara satışı halinde şirketin aktifinde kayıtlı olduğu değer üzerinden mi yoksa rayiç bedel üzerinden mi faturalanacağı
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; tasfiye halindeki şirketinizin aktifine 21.06.2002 tarihinde alınan 4 adet parselli arsanın bulunduğu, bu arsaların tasfiyeyi sonlandırmak amacıyla şirket ortaklarına satılması halinde, arsaların şirketin aktifinde kayıtlı olduğu değeri üzerinden mi yoksa belediye rayiç bedelleri üzerinden mi fatura edileceği ve bu satıştan doğan kazancın kurumlar vergisi ve KDV’den istisna olup olmadığı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
A-Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:
Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançlarının % 75’lik kısmı maddede belirtilen şartlar çerçevesinde kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur.
Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.
Ayrıca, istisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır.
Öte yandan, menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.
Konu ile ilgili 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin;
-“5.6.2.3.3. Fon hesabında tutulan kazançların işletmeden çekilmemesi” başlıklı bölümün üçüncü paragrafında, “Bu istisnanın amacı kurumların sermaye yapılarının güçlendirilmesi, finansman sıkıntılarının giderilmesi ve bağlı değerlerinin ekonomik faaliyetlerinde daha etkin bir şekilde kullanılmasına imkan sağlamak ve işletmelerin finansal bünyelerini güçlendirmektir. Tasfiyeye giren şirketlerde ise böyle bir amacın olamayacağı açıktır. Bu nedenle, istisna uygulamasında satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar tasfiyeye girilmiş olması halinde, fon hesabında tutulması gereken kazancın işletmeden çekildiği kabul edilecektir.”,
-“5.6.2.3.4. Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ile uğraşılmaması” başlıklı bölümünde ise, “… faaliyet konusu menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanması olan kurumların bu amaçla iktisap ettikleri ve ellerinde tuttukları kıymetlerin satışından elde ettikleri kazançlar için istisnadan yararlanmaları mümkün değildir.”
açıklamalarına yer verilmiştir.
Şirketin ana sözleşmesinde, yurt içinde ve dışında özel ya da devlet sektöründe yer alan her türlü bina, tesis, araç ve gereçlerin bu arada konut, işhanı, fabrika, depo, toplu konut, … … yapmak, yaptırmak, proje satmak, satın almak, yarışmalara katılmak, kiralamak, kiraya vermek; resmi ve özel her nevi inşaat taahhütlerinde bulunmak veya bunları yapmak için ortaklıklar tesisi etmek gibi faaliyetlerin yazılı olması, şirketinizin taşınmaz ticareti ile uğraştığının kabulünü gerektirmektedir.
Buna göre; tasfiyeye giren şirketlerin, sermaye yapısını güçlendirmek, finansal sıkıntılarını gidermek, bağlı değerlerinin ekonomik faaliyetlerinde daha etkin bir şekilde kullanılması imkân sağlamak ve işletmenin finansal bünyesini güçlendirmek gibi bir amacının olmaması nedeniyle, tasfiye halinde bulanan şirketinizin iki yıldan fazla aktifinde bulundurduğu taşınmazları satması ile şirketinizin ana sözleşmesinde yer alan faaliyet konuları arasında taşınmaz ticareti yapılacağına ilişkin hüküm bulunması hasebiyle, bu satışından elde edilecek kazancın Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-e maddesi kapsamındaki istisna hükmünden yararlanması mümkün değildir.
Öte yandan; anılan Kanunun “Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı” başlıklı 13 üncü maddesinin;
-Birinci fıkrasında; kurumların, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunmaları durumunda, kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı, alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemlerin her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirileceği,
-İkinci fıkrasında, ilişkili kişi tanımının, kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade ettiği,
-Üçüncü fıkrasında, emsallere uygunluk ilkesinin, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkini bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade ettiği,
-Dördüncü fıkrasında da, kurumların ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, bu fıkrada belirtilen yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit edeceği
hüküm altına alınmıştır.
Bu çerçevede, şirketiniz ortaklarına söz konusu taşınmazların satış işleminde uygulanan fiyat veya bedelin emsallere uygun olması gerekmektedir. Emsallere uygun fiyat veya bedelin tespitinde anılan madde hükmü ile 1 seri numaralı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğde yapılan açıklamalara göre işlemin mahiyetine en uygun yöntem kullanılmalıdır. Satış işlemine ilişkin fiyat veya bedelin emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilmesi halinde kazanç transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacaktır.
B-Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:
KDV Kanununun;
1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,
17/4-r maddesinde; kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimlerinin vergiden istisna olduğu,
İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışında olduğu ve istisna kapsamında teslim edilen kıymetlerin iktisabında yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisinin, teslimin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınacağı
hükme bağlanmıştır.
Buna göre, şirketinizin ana sözleşmesinde yer alan faaliyet konuları arasında taşınmaz ticareti ile uğraştığına dair hüküm bulunması sebebiyle, taşınmazların (en az iki tam yıl aktifinizde kayıtlı olsa dahi) şirket ortaklarına satışı, KDV Kanununun 17/4-r maddesine göre KDV’den istisna olması söz konusu değildir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
Cami ve Müştemilatı İnşaatı İçin Derneğe Yapılacak Bağış ve Yardımların Gelir ve Kurumlar Vergisi Matrahından İndirilip İndirilemeyeceği Hk.
KANUNLAR GEREKÇELER B.K.K. YÖNETMELİKLER TEBLİĞLER İÇ GENELGELER GENEL YAZILAR ÖZELGELER SİRKÜLER
Kanun Son güncelleme:30/04/2013
Madde:
Başlangıç: / / Bitiş: / /
Başlık Cami ve Müştemilatı İnşaatı İçin Derneğe Yapılacak Bağış ve Yardımların Gelir ve Kurumlar Vergisi Matrahından İndirilip İndirilemeyeceği Hk.
Tarih 04/03/2013
Sayı 41931384-125[10-2012-28]-7
Kapsam
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
SAKARYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)
ÇOK İVEDİ
Sayı
:
41931384-125[10-2012-28]-7
04/03/2013
Konu
:
Cami ve Müştemilatı İnşaatı İçin Derneğe Yapılacak Bağış ve Yardımların Gelir ve Kurumlar Vergisi Matrahından İndirilip İndirilemeyeceği Hk.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, derneğinizin cami ve müştemilatını yapmak amacı ile kurulduğu belirtilerek; derneğinize cami ve müştemilatı inşaatı için gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince yapılacak bağış ve yardımların, gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilip indirilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde, genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanan okul, sağlık tesisi, 100 yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde 50 yatak) kapasitesinden az olmamak kaydıyla öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi ve bakım ve rehabilitasyon merkezi ile mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethaneler ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdi ve ayni bağış ve yardımların tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde, gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından veya beyan edilecek gelirlerden indirilebileceği hükmüne yer verilmiştir.
Konu ile ilgili olarak 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “10.3.2.2. Eğitim ve sağlık tesisleri ile dini tesislere ilişkin bağış ve yardımlar” başlıklı bölümünde,
-Düzenlemedeki ‘ibadethane’ ifadesinden, Diyanet İşleri Başkanlığınca ibadethane sayılan yerler anlaşılması gerektiği,
-Mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethanelerin umuma açık olması, inşasının mülki idare amirlerinin iznine istinaden gerçekleştirilmesi, inşa ve faaliyetine devam etmesi için yapılan bağış ve yardımların da yine mülki idare amirlerinin denetiminde gerçekleştirilmesi gerektiği,
-Mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethanelerin inşası ve/veya faaliyetine devam etmesi amacıyla kurulmuş bulunan vakıf veya derneklere yapılan bağışlar, anılan kurumlardan alınan makbuzlara veya bunlar tarafından bankalarda açılan hesaplara yatırıldığına ilişkin alınan banka dekontlarına istinaden kurum kazancından indirim konusu yapılacağı
açıklamalarına yer verilmiştir.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun eklerinin incelenmesinden; derneğinizin mülkiyeti Maliye Hazinesine ait olan ve Sakarya İl Müftülüğüne tahsis edilen Sakarya İli, Adapazarı İlçesi, Camili Mahallesi,…..pafta,….ada, ……no.lu parseldeki arsa üzerine cami ve müştemilatını yapmak amacı ile kurulduğu, bu ibadethane yerinin yapımı konusunda İl Müftülüğü ile protokol yapıldığı ve Valiliğin 09.03.2011 tarihli oluru ile de derneğinize cami yapım izni verildiği, ayrıca cami inşaatı denetiminin İl Müftülüğü tarafında yapılacağı anlaşılmıştır.
Buna göre; derneğiniz tarafından yaptırılacak cami inşası ve müştemilatı için gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince derneğinize makubuz mukabili yapılan ya da açtırılan banka hesabına yatırılan bağış ve yardımların, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89/1-5 inci maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10/1-ç maddesi gereğince gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinde ayrıca gösterilmek üzere beyan edilen gelir veya kurum kazancından indirim konusu yapılması mümkündür.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre anagayrimenkulün mesken olarak gösterilen bağımsız bölümlerinde kat maliklerinin izni ve benzeri şartlar aranmaksızın avukatlık büroları faaliyet gösterebilir. Bu konuda, yönetim planındaki aksine hükümler uygulanmaz.”
MADDE 3 – 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir.
“23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre anagayrimenkulün mesken olarak gösterilen bağımsız bölümlerinde kat maliklerinin izni ve benzeri şartlar aranmaksızın avukatlık büroları faaliyet gösterebilir. Bu konuda, yönetim planındaki aksine hükümler uygulanmaz.”
Mali müşavir ve avukatlara apartmanlarda çalışma izni çıktı-30 Nisan 2013
“23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre anagayrimenkulün mesken olarak gösterilen bağımsız bölümlerinde kat maliklerinin izni ve benzeri şartlar aranmaksızın serbest muhasebeci mali müşavirlik veya yeminli mali müşavirlik faaliyetlerinde bulunulabilir. Bu konuda, yönetim planındaki aksine hükümler uygulanmaz.”
“23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre anagayrimenkulün mesken olarak gösterilen bağımsız bölümlerinde kat maliklerinin izni ve benzeri şartlar aranmaksızın serbest muhasebeci mali müşavirlik veya yeminli mali müşavirlik faaliyetlerinde bulunulabilir. Bu konuda, yönetim planındaki aksine hükümler uygulanmaz.”
“23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre anagayrimenkulün mesken olarak gösterilen bağımsız bölümlerinde kat maliklerinin izni ve benzeri şartlar aranmaksızın serbest muhasebeci mali müşavirlik veya yeminli mali müşavirlik faaliyetlerinde bulunulabilir. Bu konuda, yönetim planındaki aksine hükümler uygulanmaz.”
Apartmanlarda mali müşavirlik ve avukatlık bürolarına izin çıktı 30 Nisan 2013 tarihli resmi gazete
30 Nisan 2013 SALI
Resmî Gazete
Sayı : 28633
KANUN
HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA
DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
Kanun No. 6460 Kabul Tarihi: 17/4/2013
MADDE 1 – 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373 üncü maddesinin beşinci fıkrasından, 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 439 uncu maddesinin beşinci fıkrasından ve 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 429 uncu maddesinin üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
“Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her hâlde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.”
MADDE 2 – 1086 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 4 – Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 16 ncı maddesiyle değiştirilmeden önceki 429 uncu maddesine eklenen dördüncü fıkra, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.”
MADDE 3 – 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir.
“23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre anagayrimenkulün mesken olarak gösterilen bağımsız bölümlerinde kat maliklerinin izni ve benzeri şartlar aranmaksızın avukatlık büroları faaliyet gösterebilir. Bu konuda, yönetim planındaki aksine hükümler uygulanmaz.”
MADDE 4 – 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin (4) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“4. Aynı yargı çevresinde birden fazla idare veya vergi mahkemesinin faaliyet gösterdiği hâllerde, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, mahkemeler arasındaki iş bölümü Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Mahkemeler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır.”
MADDE 5 – 2576 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 19 – Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 2 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasında yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından mahkemeler arasındaki iş bölümüne ilişkin olarak karar verilir ve bu karar Resmî Gazete’de yayımlanır. Kararda mahkemelerin iş bölümü esaslarına göre çalışmaya başlayacakları tarih de belirtilir. Mahkemelerin iş bölümü esaslarına göre çalışmaya başlayacakları tarihe kadar açılmış olan davaların görülmesine bulundukları mahkemelerde devam olunur.”
MADDE 6 – 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “çıkardıkları işlerin miktar ve mahiyetleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin uygulanmasına ilişkin çalışmaları,” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 7 – 2802 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “iş cetvelleri” ibaresi “alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine ilişkin uygulamayı da kapsayacak biçimde iş cetvelleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 8 – 2802 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Ancak, bu madde kapsamında yurt dışında görevlendirilen hâkim ve savcılar, 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun 10 uncu maddesi, 7/7/2010 tarihli ve 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 16, 17 ve 18 inci maddeleri ve yılı merkezi yönetim bütçe kanununda öngörülen yurt dışı kira katkısından aynı usul ve esaslar dâhilinde yararlandırılırlar.”
MADDE 9 – 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununun 45 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre anagayrimenkulün mesken olarak gösterilen bağımsız bölümlerinde kat maliklerinin izni ve benzeri şartlar aranmaksızın serbest muhasebeci mali müşavirlik veya yeminli mali müşavirlik faaliyetlerinde bulunulabilir. Bu konuda, yönetim planındaki aksine hükümler uygulanmaz.”
MADDE 10 – 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır.”
MADDE 11 – 5235 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 4 – Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrasında yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından mahkemeler arasındaki iş dağılımına ilişkin olarak karar verilir ve bu karar Resmî Gazete’de yayımlanır. Kararda mahkemelerin iş dağılımı esaslarına göre çalışmaya başlayacakları tarih de belirtilir. Mahkemelerin iş dağılımı esaslarına göre çalışmaya başlayacakları tarihe kadar açılmış olan davaların görülmesine bulundukları mahkemelerde devam olunur.”
MADDE 12 – Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ve ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı cetvelin Danıştay Başkanlığına ait bölümlerine eklenmiştir.
MADDE 13 – 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 263 üncü maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 14 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 15 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
29/4/2013
Listeleri görmek için tıklayınız.
27 Nisan 2013 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 28630 BAKANLAR KURULU KARARI Karar Sayısı : 2013/4552 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun bazı maddelerinde yer alan tevkifat nispetleri ve vergi kesintisi oranları hakkındaki 2009/14592, 2009/14593 ve 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu kararlarında değişiklik yapılmasına ilişkin ekli Kararın yürürlüğe konulması; Maliye Bakanlığının 4/4/2013 tarihli ve 433 sayılı yazısı üzerine, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci ve 30 uncu maddelerine göre, Bakanlar Kurulu’nca 8/4/2013 tarihinde kararlaştırılmıştır. Abdullah GÜL CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı S. ERGİN F. ŞAHİN E. BAĞIŞ N. ERGÜN Adalet Bakanı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı H. YAZICI E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU M. Z. ÇAĞLAYAN Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı V. Çevre ve Şehircilik Bakanı Dışişleri Bakanı Ekonomi Bakanı S. KILIÇ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı V. Gençlik ve Spor Bakanı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Gümrük ve Ticaret Bakanı M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELİK M. ŞİMŞEK İçişleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı N. AVCI İ. YILMAZ V. EROĞLU Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma Bakanı Orman ve Su İşleri Bakanı M. MÜEZZİNOĞLU B. YILDIRIM Sağlık Bakanı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı 8/4/2013 TARİHLİ VE 2013/4552 SAYILI KARARNAMENİN EKİ KARAR MADDE 1 – 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde yer alan tevkifat nispetleri hakkındaki 12/1/2009 tarihli ve 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinin (a) alt bendinde yer alan “, Kamu Ortaklığı İdaresi” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı alt bentte yer alan “menkul kıymetlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarına” ibaresi eklenmiştir. MADDE 2 – 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinde yer alan dar mükellefiyete tabi kurumların vergi kesintisine tabi kazanç ve iratlarından yapılacak vergi kesintisi oranları hakkındaki 12/1/2009 tarihli ve 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinin (a) alt bendinde yer alan “menkul kıymetlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarına” ibaresi eklenmiştir. MADDE 3 – 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinde yer alan vergi kesinti oranları hakkındaki 12/1/2009 tarihli ve 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin (a) alt bendinde yer alan “menkul kıymetlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarına” ibaresi eklenmiştir. MADDE 4 – Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 5 – Bu Karar hükümlerini Maliye Bakanı yürütür. 2009/14592, 2009/14593 ve 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararlarının Yayımlandığı Resmî Gazete’nin Tarihi Sayısı 3/2/2009 27130
27 Nisan 2013 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 28630
27 Nisan 2013 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 28630
BAKANLAR KURULU KARARI
Karar Sayısı : 2013/4552
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun bazı maddelerinde yer alan tevkifat nispetleri ve vergi kesintisi oranları hakkındaki 2009/14592, 2009/14593 ve 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu kararlarında değişiklik yapılmasına ilişkin ekli Kararın yürürlüğe konulması; Maliye Bakanlığının 4/4/2013 tarihli ve 433 sayılı yazısı üzerine, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci ve 30 uncu maddelerine göre, Bakanlar Kurulu’nca 8/4/2013 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Abdullah GÜL
CUMHURBAŞKANI
Recep Tayyip ERDOĞAN
Başbakan
B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ
Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı
S. ERGİN F. ŞAHİN E. BAĞIŞ N. ERGÜN
Adalet Bakanı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı
H. YAZICI E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU M. Z. ÇAĞLAYAN
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı V. Çevre ve Şehircilik Bakanı Dışişleri Bakanı Ekonomi Bakanı
S. KILIÇ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı V. Gençlik ve Spor Bakanı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Gümrük ve Ticaret Bakanı
M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELİK M. ŞİMŞEK
İçişleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı
N. AVCI İ. YILMAZ V. EROĞLU
Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma Bakanı Orman ve Su İşleri Bakanı
M. MÜEZZİNOĞLU B. YILDIRIM
Sağlık Bakanı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı
8/4/2013 TARİHLİ VE 2013/4552 SAYILI
KARARNAMENİN EKİ
KARAR
MADDE 1 – 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde yer alan tevkifat nispetleri hakkındaki 12/1/2009 tarihli ve 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinin (a) alt bendinde yer alan “, Kamu Ortaklığı İdaresi” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı alt bentte yer alan “menkul kıymetlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarına” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 2 – 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinde yer alan dar mükellefiyete tabi kurumların vergi kesintisine tabi kazanç ve iratlarından yapılacak vergi kesintisi oranları hakkındaki 12/1/2009 tarihli ve 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinin (a) alt bendinde yer alan “menkul kıymetlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarına” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 3 – 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinde yer alan vergi kesinti oranları hakkındaki 12/1/2009 tarihli ve 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin (a) alt bendinde yer alan “menkul kıymetlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarına” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 4 – Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 5 – Bu Karar hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.
2009/14592, 2009/14593 ve 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararlarının
Yayımlandığı Resmî Gazete’nin
Tarihi
Sayısı
3/2/2009
27130
a değişiklik yapılmasına ilişkin ekli Kararın yürürlüğe konulması; Maliye Bakanlığının 4/4/2013 tarihli ve 433 sayılı yazısı üzerine, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci ve 30 uncu maddelerine göre, Bakanlar Kurulu’nca 8/4/2013 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Abdullah GÜL
CUMHURBAŞKANI
Recep Tayyip ERDOĞAN
Başbakan
B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ
Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı Başbakan Yardımcısı
S. ERGİN F. ŞAHİN E. BAĞIŞ N. ERGÜN
Adalet Bakanı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa Birliği Bakanı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı
H. YAZICI E. BAYRAKTAR A. DAVUTOĞLU M. Z. ÇAĞLAYAN
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı V. Çevre ve Şehircilik Bakanı Dışişleri Bakanı Ekonomi Bakanı
S. KILIÇ S. KILIÇ M. M. EKER H. YAZICI
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı V. Gençlik ve Spor Bakanı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Gümrük ve Ticaret Bakanı
M. GÜLER C. YILMAZ Ö. ÇELİK M. ŞİMŞEK
İçişleri Bakanı Kalkınma Bakanı Kültür ve Turizm Bakanı Maliye Bakanı
N. AVCI İ. YILMAZ V. EROĞLU
Milli Eğitim Bakanı Milli Savunma Bakanı Orman ve Su İşleri Bakanı
M. MÜEZZİNOĞLU B. YILDIRIM
Sağlık Bakanı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı
8/4/2013 TARİHLİ VE 2013/4552 SAYILI
KARARNAMENİN EKİ
KARAR
MADDE 1 – 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde yer alan tevkifat nispetleri hakkındaki 12/1/2009 tarihli ve 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinin (a) alt bendinde yer alan “, Kamu Ortaklığı İdaresi” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı alt bentte yer alan “menkul kıymetlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarına” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 2 – 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinde yer alan dar mükellefiyete tabi kurumların vergi kesintisine tabi kazanç ve iratlarından yapılacak vergi kesintisi oranları hakkındaki 12/1/2009 tarihli ve 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinin (a) alt bendinde yer alan “menkul kıymetlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarına” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 3 – 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinde yer alan vergi kesinti oranları hakkındaki 12/1/2009 tarihli ve 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin (a) alt bendinde yer alan “menkul kıymetlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarına” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 4 – Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 5 – Bu Karar hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.
2009/14592, 2009/14593 ve 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararlarının
Yayımlandığı Resmî Gazete’nin
Tarihi
Sayısı
3/2/2009
27130