Konut yapı kooperatifinin faaliyetinde kullandığı aracı satması halinde muafiyet şartlarını ihlal edip etmeyeceği hk.-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Ekran Resmi 2015-12-13 09.02.00
Evren ÖZMEN-Mesleki yayınlar
   
Sayı : 62030549-125[2-2015/144]-78877 04/09/2015
Konu : Konut yapı kooperatifinin faaliyetinde kullandığı aracı satması halinde muafiyet şartlarını ihlal edip etmeyeceği hk.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kurumlar vergisinden muaf konut yapı kooperatifi olduğunuzu, faaliyetinizde kullanmak üzere satın almış olduğunuz kamyonet tipi aracınızı ihtiyacınız kalmadığı için satmak istediğinizi, satış tutarını ortaklarınıza dağıtılmayarak kooperatifinizin yatırımlarında kullanılacağı belirtilerek, söz konusu aracı satmanız durumunda kurumlar vergisi muafiyet şartının ihlal edilip edilmeyeceği ile aracın tasfiye sürecinde satılıp satılamayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımızın görüşü aşağıda açıklanmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde ise tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde muafiyet şartları detaylı olarak açıklanmış olup, “4.13.1.4 Sadece ortaklarla iş görülmesi” başlıklı bölümünde de;

Kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarının ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının sağlanıp korunmasını amaçladıkları için faaliyetin normal olarak sadece ortaklarla sınırlı olması gerekmektedir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir.

            Ortak dışı işlemler, sadece ortak olmayanlarla yapılan işlemleri değil, ortaklarla kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda yapılan işlemleri de kapsamaktadır.

açıklamasına yer verilmiştir.

Söz konusu Tebliğin “4.13.1.4.3. Yapı kooperatiflerinde ortak dışı işlemler” başlıklı bölümünde de; kooperatifin amacını gerçekleştirmesinden sonra elinde kalan malzeme, alet ve edevatın satılmasının ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyeceği belirtilmiştir.

Öte yandan, aynı Tebliğin “4.17 Şarta bağlı muafiyetlerin kaybedilmesi ve kazanılması” bölümünde ise; muafiyet şartlarını taşıyan bir kooperatifin muafiyet şartlarını ihlal etmesi durumunda muafiyet şartlarının ihlal edildiği tarihten itibaren kurumlar vergisine tabi tutulması gerektiği açıklanmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifinizin faaliyetinde kullanmak üzere satın almış olduğu kamyonet tipi aracın ihtiyacınızın kalmamasından dolayı üçüncü kişilere satılması halinde “sadece ortaklarla iş görülmesi” şartı ihlal edilmiş sayılacağından satış tarihi itibarıyla kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekecektir.

Öte yandan, söz konusu kamyonet tipi aracın kooperatifinizin amacını gerçekleştirmesinden sonra satılması halinde bu satış işleminin ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyeceği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

2015 in review

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2015 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Louvre Müzesi, yıllık 8.5 milyon ziyaretçi ye sahip. Bu blog, 2015 içinde yaklaşık 120.000 kez görüntülendi. Eğer bu Louvre Müzesi’nde bir sergi olsaydı, bu kadar insanın bunu görmesi yaklaşık 5 gün sürerdi.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

PERAKENDE ENERJİ SATIŞ FİYATLARININ DÜZENLENMESİ HAKKINDA TEBLİĞ

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan: PERAKENDE ENERJİ SATIŞ FİYATLARININ DÜZENLENMESİ HAKKINDA TEBLİĞ BİRİNCİ KISIM Genel Hükümler BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, görevli tedarik şirketlerinin uygulayacakları perakende satış fiyatının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, görevli tedarik şirketlerinin uygulayacakları perakende satış fiyatının hesaplanmasına esas maliyetlerin tespitine ve fiyatı oluşturan unsurların ve dü- zeltme bileşenlerinin hesaplanmasına ilişkin düzenlemeleri kapsar. Dayanak MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 22/8/2015 tarihli ve 29453 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğine dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen; a) Abone grubu oransallığı: Perakende satış enerji fiyatının abone gruplarına göre farklılaştırılmasında kullanılan oranı, b) Amortisman gideri: Bilançoda yer alan ve tarife hesaplamalarında esas alınan 1/1/2016 tarihinden itibaren yapılan yatırımlar kapsamındaki varlıkların 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca yıllar itibarıyla gider yazılan kısmını, c) Brüt kâr marjı tavanı (BKMT): Perakende satış fiyatının belirlenmesinde kullanılan brüt kâr marjı tavanını, ç) DUY: 14/4/2009 tarihli ve 27200 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğini, d) Düzenlemeye esas işletme giderleri: Perakende satış gelir tavanının tespitinde esas alınan işletme giderlerini, e) Faiz oranı (FO): Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenen ağırlıklı ortalama Türk Lirası mevduat faiz oranını, f) Genel kalite indikatörü: Görevli tedarik şirketinin performansına ilişkin olarak belirlenen performans teşvikine esas değişkeni, g) Kabul edilen net yatırım harcamaları: Kabul edilen yatırım harcamaları tutarından varlık satış gelirlerinin düşülmesi suretiyle her bir tarife yılı için hesaplanan tutarı, ğ) Kabul edilen yatırım harcamaları: 19/12/2015 tarihli ve 29567 sayılı Dağıtım Sistemi Gelirinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğde belirlenen sistematik dikkate alınmak suretiyle gelir ve tarife düzenlemelerinde esas alınmaları Kurul kararıyla onaylanan yatırım harcamalarını, h) KDV: Katma Değer Vergisini, ı) Kurul: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunu, i) Kurum: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunu, Tebliğ Perakende Disketten Formül Cetvelleri Film – 1 j) LÜY: 2/10/2013 tarihli ve 28783 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliği, k) Normalize edilmiş işletme giderleri: Geçmiş dönem işletme giderlerinin arızi nitelikte olanların çıkarılması, daha önce oluşmamış ancak gelecekte oluşması olası işletme giderlerinin eklenmesi gibi düzeltmeler yapılarak elde edilen işletme giderlerini, l) Perakende satış fiyatı (PSF): Perakende satış fiyatlarının belirlenmesinde esas alınan ortalama değeri, m) Perakende satış geliri tavanı (PSGT): Perakende satış faaliyeti kapsamında oluşan amortisman giderleri eklenmiş işletme giderlerinin gelir ve tarife düzenlemeleri çerçevesinde karşılanabilmesi için tarifesi düzenlemeye tabi tüketicilerden toplanacak gelirin sınır değerini, n) Perakende satış tarife dönemi: Kurul onaylı perakende satış tarifelerinin geçerli olacağı süreyi, o) PS: Perakende satışı, ö) Son kaynak tedariki: Serbest tüketici niteliğini haiz olduğu hâlde elektrik enerjisini ikili anlaşma ile almayan serbest tüketicilere son kaynak tedarikçisi tarafından yapılan elektrik enerjisi tedarikini, p) Tahsilat riski: Görevli tedarik şirketinin şüpheli ticari alacak karşılık giderlerinden, ticari alacaklarla ilgili konusu kalmayan karşılık gelirlerinin düşülmesi ile bulunan tutarların, satılan ticari mallar maliyetine oranını, r) Tarife yılı: Bir uygulama dönemi içerisindeki her bir takvim yılını, s) TETAŞ: Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim Şirketini, ş) Uygulama dönemi: Parametrelerin geçerli olduğu süreyi, t) Ülke tahsilat riski: Görevli tedarik şirketlerinin tahsilat riskinin ağırlıklı ortalamasını, u) Verimlilik parametresi (X): Görevli tedarik şirketinin perakende satış faaliyeti kapsamındaki verimliliğinin artırılmasının teşvik edilmesi için; yurt içi ve/veya yurt dışı benzer uygulamalardaki performanslar göz önüne alınarak gelir düzenlemesi kapsamında belirlenen parametreyi, ü) YEKDEM: 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynakları destekleme mekanizmasını, v) Yönetmelik: Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğini, ifade eder. (2) Bu Tebliğde geçmekle birlikte tanımlanmamış diğer terim ve kavramlar ilgili mevzuattaki anlam ve kapsama sahiptir. İKİNCİ BÖLÜM Perakende Satış Fiyatı Perakende satış fiyatının kapsamı ve unsurları MADDE 5 – (1) Perakende satış fiyatı, görevli tedarik şirketlerinin tarifesi düzenlemeye tabi tüketicilere yaptıkları enerji satışına ilişkin faaliyetlerini yürütebilmeleri için gerekli olan maliyetlerinden hareketle belirlenir. Bu kapsamda; perakende satış fiyatının belirlenmesinde, faaliyetin yürütülmesi için gerekli olan yatırım harcamalarına ilişkin amortisman giderleri, işletme giderleri, enerji maliyetleri ile faaliyetin sürdürülebilmesi için katlanılan diğer maliyetlerden ve maruz kalınan risklerden hareketle belirlenen brüt kâr marjı dikkate alınır. (2) Görevli tedarik şirketlerinin düzenlenmeyen faaliyetlere ilişkin maliyetleri perakende satış fiyatı hesaplamalarında dikkate alınmaz. Maliyetlerin düzenlenen ve düzenlenmeyen faaliyetler arasında ayrıştırılmasında kullanılacak dağıtım anahtarları, tüketici sayısı ve tüketim miktarı gibi değişkenlerden hareketle oluşturulur. Tebliğ Perakende Disketten Formül Cetvelleri Film – 2 (3) Kurum, perakende satış fiyatına esas işletme giderlerinin hesaplanmasında; ilgili görevli tedarik şirketinin önceki yıllara ait verilerini, aynı faaliyetle iştigal eden yerli ve/veya yabancı diğer tüzel kişilere ait verileri ve/veya ekonometrik modeller, referans şirket modellemesi gibi modellemeler ile hesaplanan verileri dikkate alır. Hesaplamalarda bunlardan birisi dikkate alınabileceği gibi birden fazlası da dikkate alınabilir. (4) Gerçekleşen işletme giderinin, tarife hesaplamalarında dikkate alınan işletme giderinin üzerinde ya da altında oluşması durumunda ortaya çıkan fark, gelir ve fiyat hesaplamalarında dikkate alınmaz. Ancak, kontrol edilemeyen işletme giderleri dikkate alınarak belirlenen kontrol edilemeyen maliyet bileşeni kapsamında bu Tebliğ hükümlerine göre yapılan düzeltmeler bu hükmün istisnasını oluşturur. Değişken işletme giderlerine ilişkin düzeltme, bu giderlerin hesaplanmasında esas alınan değişkenlerin gerçekleşmeleri ile öngörülen değerleri arasındaki farka göre yapılır. (5) Perakende satış fiyatı, enerji tedarik maliyeti ve öngörülen satış miktarı unsurlarından hareketle belirlenir. Enerji tedarik maliyeti; enerji maliyeti, brüt kâr marjı ve perakende satış gelir tavanını da içeren diğer giderler kalemlerinden oluşur. (6) Tarifeye tabi tüketicilerin sınıflandırılması, tüketici sınıflarına uygulanacak perakende satış fiyatına ilişkin metodoloji ve bu fiyatın uygulanmasıyla ilgili düzenlemeler, tarife uygulamalarına ilişkin usul ve esaslarda yer alır. Söz konusu usul ve esaslar her bir görevli tedarik şirketi tarafından hazırlanarak Kuruma sunulur. Kurul söz konusu usul ve esasları aynen veya değiştirerek onaylar ve onaylanan usul ve esaslar ilgili tarife dönemi boyunca uygulanır. Perakende satış fiyatının hesaplanması MADDE 6 – (1) Görevli tedarik şirketlerinin d perakende satış tarife dönemi için perakende satış fiyatı (PSFd) aşağıdaki eşitlik (1)’e göre hesaplanır: u : DUY uyarınca belirlenen her bir uzlaştırma dönemini, n : d perakende satış tarife dönemindeki uzlaştırma dönemi sayısını, z : LÜY uyarınca enerji alımı yapılan her bir mikro kojenerasyon tesisini, y : LÜY uyarınca enerji alımı yapılan mikro kojenerasyon tesisi sayısını, r : İkili anlaşma yoluyla enerji alımı yapılan her bir şirketi, s : İkili anlaşma yoluyla enerji alınan şirket sayısını, TMd,u : d perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemi için TETAŞ ile yapılan elektrik enerjisi satış anlaşması uyarınca yapılmış uzlaştırmaya esas ikili anlaşma bildirimi miktarını (kWh), GÖPd,u : d perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemi için gün öncesi piyasasında alınması/satılması öngörülen net enerji miktarını (kWh), GİPd,u :t perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemi için gün içi piyasasında alınması/satılması öngörülen net enerji miktarını (kWh), Tebliğ Perakende Disketten Formül Cetvelleri Film – 3 DGPd,u : d perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemi için enerji dengesizlik miktarı öngörüsünü (kWh), MKd,u,z : d perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemine ait LÜY uyarınca enerji alımı yapılan tüzel kişilerce kurulan z numaralı mikro kojenerasyon tesisinden satın alınması öngörülen enerji miktarını (kWh), İAd,u,r : d perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemine ait r numaralı şirket ile yapılan elektrik enerjisi satış anlaşması uyarınca yapılmış uzlaştırmaya esas ikili anlaşma bildirimi miktarını (kWh), gösterir. (3) Her bir perakende satış tarife dönemi için abone grubu bazında perakende enerji satış fiyatı, birinci fıkra kapsamında hesaplanan perakende satış fiyatı, ilgili abone grubu tü- ketim miktarı öngörüsü, piyasa fiyatları ve abone grubu profilleri de dikkate alınarak Kurum tarafından belirlenebilecek olan tüketici maliyet oransallığı gibi hususlar dikkate alınarak belirlenir. Görevli tedarik şirketleri abone grubu tüketim öngörülerinde, perakende satış tarife döneminden önceki dönemlerde gerçekleşen dört zamanlı enerji bilançosundaki abone grubu tüketim miktarlarını ve gerçekleşen dört zamanlı enerji bilançosunda yer alan/yer almayan ancak, daha sonraki dönemlerde görevli tedarik şirketinin portföyünden çıkması/portföyüne girmesi beklenen tüketicilerin tüketim miktarını da dikkate alır. İKİNCİ KISIM Perakende Satış Gelir Tavanı BİRİNCİ BÖLÜM Perakende Satış Gelir Gereksinimi Gelir gereksinimi MADDE 7 – (1) Gelir gereksinimi, uygulama dönemi öncesinde her tarife yılı için perakende satış faaliyeti için belirlenen amortisman giderleri eklenmiş düzenlemeye esas işletme giderinden hareketle belirlenir. (2) İkinci uygulama döneminde yapılan yatırımlardan hareketle 16 ncı maddeye göre hesaplanan yükümlenilen tutar, 1/1/2016 tarihinden itibaren uygulama dönemi içerisinde PS gelir gereksinimine ilave edilmek suretiyle gelir tavanına yansıtılır. 1/1/2016 tarihinden itibaren yapılan yatırımlar için mali mevzuat kapsamında ayrılan amortisman giderlerinden düzenlenen tarifeye ilişkin kısım işletme giderlerine eklenerek PS gelir gereksiniminde dikkate alınır. (3) PS gelir gereksinimi tutarları ve bu hesaba esas tüm unsurlar uygulama dönemi baz TÜFE endeksine göre hesaplanır. Bu tutarlarla ilgili bu Tebliğ hükümlerine göre yapılacak güncelleme, baz TÜFE endeksine göre yapılır. Baz TÜFE endeksi gelir gereksinimlerinin onaylandığı Kurul kararında yer alır. (4) Her bir tarife yılı için belirlenen PS gelir gereksinimi; sabit, değişken ve kontrol edilemeyen maliyet bileşenlerine ayrılır. Düzenlemeye esas işletme gideri hesaplamaları MADDE 8 – (1) Görevli tedarik şirketleri, geçmiş yıllara ilişkin düzenlenen faaliyetler kapsamındaki işletme giderlerine ait verileri düzenleyici hesap planı çerçevesinde Kuruma sunar. (2) Dava giderleri, icra giderleri, sosyal sorumluluk giderleri, seminer, panel ve konferans giderleri, reklam giderleri, dernek, sendika ve oda aidatları, temsil ve ağırlama giderleri, danışmanlık giderleri, bağımsız denetim ve mali müşavirlik giderleri gibi giderler ile mahkeme Tebliğ Perakende Disketten Formül Cetvelleri Film – 4 kararı gereği oluşan tazminat ve benzeri (emsal kararlar dikkate alınarak mahkeme kararı olmaksızın ödenenler de dahil) giderleri için söz konusu giderler eklenmeden belirlenen kontrol edilemeyen işletme giderleri hariç düzenlemeye esas işletme gideri %7 artırılır. (3) Finansman gideri niteliğinde olan faiz giderleri, vade farkı, finansal kiralama giderleri, kambiyo zararları ve gecikme zammı giderleri ile benzer mahiyette olan diğer finansman giderleri düzenlemeye esas işletme gideri hesaplamalarında dikkate alınmaz. (4) Düzenlemeye tabi tüketiciler için yapılan enerji tedariki kapsamında oluşan KDV ve Kurumlar Vergisi hariç her türlü vergi, resim, harç, lisans bedeli ve benzeri giderler hesaplamalarda dikkate alınır. (5) Düzenlemeye esas işletme gideri hesaplamalarına dâhil olan faaliyet ve hizmetler için önceki yıllara göre makul olmayan artışlar ile arızi nitelikte olanlar dikkate alınmaz. Bu kapsamda, düzenlemeye esas işletme gideri hesaplamalarında normalize edilmiş işletme giderleri dikkate alınır. (6) Müşteri hizmetleri, faturalama ve tahsilat hizmetleri gibi faaliyetlere ait giderlerden düzenlemeye tabi tarifeler üzerinden enerji alan tüketicilere ait olanlar düzenlemeye esas iş- letme gideri kapsamında değerlendirilir. (7) Gelir düzenlemesi hesaplamalarında, Kurul tarafından onaylanmış düzenlemeye esas işletme giderine Kurul tarafından uygun bulunması halinde verimlilik parametresi uygulanabilir. Bu kapsamda, verimlilik parametresi hesaplamalarında kontrol edilemeyen işletme giderleri dikkate alınmaz. Perakende satış gelirleri MADDE 9 – (1) Görevli tedarik şirketleri, perakende satış fiyatına tabi tüketicilere bu Tebliğ ve ilgili diğer mevzuat kapsamında sayılan ve Kurul tarafından belirlenen bedeller, toplanmasına aracı olduğu bedeller ile vergi, fon ve paylar ve benzeri yasal yükümlülükler haricinde herhangi bir bedel uygulayamaz. (2) Kullanıcılara yeni bir hizmet sunulması ya da mevcut hizmetler için bir bedel uygulanmasının gerekmesi halinde söz konusu hizmetin maliyetini karşılamak için Kurul tarafından uygun bulunan bedeller uygulanabilir. Yeni bedelin uygulanması kapsamında elde edilen gelirlerin gelir farkı hesabına dahil edilmesi esastır. Ancak, yeni sunulmaya başlanan hizmetin teşvik edilmesinin öngörülmesi halinde, elde edilen gelirin söz konusu bedeli belirleyen mevzuat düzenlemesinde belirtilen kısmı düzeltme bileşeni hesaplamaları dışında tutulabilir. (3) Düzenlemeye tabi olmayan gelirler, aşağıdakilerle sınırlı olmamak üzere şunlardır: a) İştirak ve bağlı ortaklıklardan sağlanan temettü gelirleri. b) Faiz gelirleri. c) Gecikme zammı gelirleri. ç) Kambiyo kârı gelirleri. d) Teşvik gelirleri. (4) Üçüncü fıkrada sayılan gelirler ile benzer nitelik taşıyan gelir kalemleri de gelir ve tarife hesaplamalarında dikkate alınmaz. Düzenlemeye esas işletme giderinin unsurları MADDE 10 – (1) Düzenlemeye esas işletme gideri; sabit, değişken ve kontrol edilemeyen işletme giderleri olarak sınıflandırılır. (2) Bir uygulama dönemi içerisinde talep miktarı ve/veya tüketici sayısı gibi değişkenlere bağlı olarak değişmeyeceği öngörülen ve kontrol edilemeyen işletme giderleri kapsamına girmeyen PS işletme giderleri sabit işletme giderleri olarak kabul edilir. Tebliğ Perakende Disketten Formül Cetvelleri Film – 5 (3) Talep miktarı ve/veya tüketici sayısı gibi değişkenlere bağlı olarak değişebilen, gö- revli tedarik şirketi tarafından kontrol edilebilir nitelikteki perakende satış işletme giderleri, değişken işletme giderleri olarak kabul edilir. (4) Kontrol edilemeyen işletme giderleri, tutarı şirket tarafından kontrol edilemeyen ve PS faaliyeti kapsamında oluşan işletme giderleridir. Aşağıdaki işletme giderleri bu kapsamda değerlendirilir: a) Görevli tedarik faaliyeti kapsamında oluşan KDV ve Kurumlar Vergisi hariç her türlü vergi, resim, harç, lisans bedeli ve benzeri giderler. b) Kıdem ve ihbar tazminatı giderleri. c) 1/1/2016 tarihinden itibaren yapılan yatırımlarla ilgili mali mevzuat kapsamında olu- şan amortisman giderleri. ç) Şüpheli ticari alacak karşılık giderlerine ilişkin olarak; her bir görevli tedarik şirketinin tahsilat riski ile ülke tahsilat riskinin ortalamasının ilgili şirketin satılan ticari mallar maliyeti ile çarpılması suretiyle bulunan tutar, kontrol edilemeyen işletme gideri kapsamında dikkate alınır. (5) Uygulama dönemi içerisinde oluşacak ilave/yeni işletme giderlerinden Yönetmeliğin olağandışı halleri düzenleyen hükmü kapsamında uygun görülenler de kontrol edilemeyen iş- letme giderleri olarak kabul edilir. İKİNCİ BÖLÜM Gelir Tavanı ve Düzeltme Bileşenlerine İlişkin Hesaplamalar Perakende satış geliri tavanının (PSGTt) hesaplanması MADDE 11 – (1) Perakende satış lisansı sahibi tüzel kişinin t tarife yılı için geçerli perakende satış geliri tavanı aşağıdaki eşitlik (3)’e göre hesaplanır: ud : Uygulama dönemini, PSGTt : Görevli tedarik şirketinin t tarife yılında elde edebileceği ve t-1 tarife yılının Ekim TÜFE değerine göre hesaplanmış perakende satış gelir tavanını, SMBt : t tarife yılı perakende satış gelir tavanının sabit maliyet bileşenini, DMBt : t tarife yılı perakende satış gelir tavanının eşitlik (4)’e göre hesaplanan de- ğişken maliyet bileşenini, KMBt : t tarife yılı perakende satış gelir tavanının kontrol edilemeyen maliyet bile- şenini, TÜFEt-1 : t-1 tarife yılının onuncu ayı için açıklanan TÜFE değerini, TÜFEbaz : Baz TÜFE değerini, Xi : Görevli tedarik şirketinin uygulama döneminin ilk yılından t tarife yılına kadar olan verimlilik parametrelerini, GKIt : t tarife yılında görevli tedarik şirketi için belirlenen ve ticari kalite göstergelerini de içeren genel kalite indikatörünü, GFDBt : Eşitlik (5)’e göre hesaplanan perakende satış gelir farkı düzeltme bileşenini, YTt : Yükümlenilen tutarın t tarife yılına yansıtılan kısmını, gösterir. Tebliğ Perakende Disketten Formül Cetvelleri Film – 6 Değişken maliyet bileşeninin hesaplanması MADDE 12 – (1) t tarife yılı için geçerli değişken maliyet bileşeni aşağıdaki eşitlik (4)’e göre hesaplanır: at : Görevli tedarik şirketinin t tarife yılı için belirlenen değişken maliyet oranını, GGt : Perakende satış gelir gereksinimini, f : Değişken maliyet bileşenini etkileyen satış miktarı ve/veya tüketici sayısı gibi her bir faktörü, fs : Faktör sayısını, wf : f faktörü için uygulama dönemi boyunca geçerli olmak üzere dönem öncesinde belirlenen ağırlık oranını, Mt,f : Değişken maliyet bileşeni hesabında dikkate alınan f faktörünün t tarife yılı için öngörülen değerini, M0,f : Değişken maliyet bileşeni hesabında dikkate alınan f faktörünün dönem öncesinde belirlenen baz değerini, gösterir. Gelir farkı düzeltme bileşeninin hesaplanması MADDE 13 – (1) t tarife yılı için gelir farkı düzeltme bileşeni (GFDBt ) aşağıdaki eşitlik (5)’e göre hesaplanır: GFt-2 : Görevli tedarik şirketinin eşitlik (6)’ya göre hesaplanan t-2 tarife yılı için de- ğişken parametrelerin gerçekleşmeleri kapsamında oluşan düzeltmeye esas perakende satış gelir tavanı ile t-2 tarife yılında gerçekleşen perakende satış geliri arasındaki farkı (TL), FOt-1 : Cari uygulama döneminin t-1 tarife yılı için belirlenen ve yüzde olarak ifade edilen faiz oranını, gösterir. (2) t-2 tarife yılı için gelir farkı, aşağıdaki eşitlik (6)’ya göre hesaplanır: DPSGT* t-2 : Görevli tedarik şirketinin t-2 tarife yılı için eşitlik (7)’ye göre hesaplanan düzeltmeye esas perakende satış gelir tavanının, t-2 tarife yılı Haziran ayı TÜFE endeksi değeri kullanılarak yeniden hesaplanan değerini, GPSGt-2 : Görevli tedarik şirketinin eşitlik (9)’a göre hesaplanan t-2 tarife yılı gerçekleşen perakende satış gelirini, gösterir. Düzeltmeye esas perakende satış gelir tavanı MADDE 14 – (1) t-2 tarife yılı için düzeltmeye esas perakende satış gelir tavanı aşa- ğıdaki eşitlik (7)’ye göre hesaplanır: Tebliğ Perakende Disketten Formül Cetvelleri Film – 7 ud : Uygulama dönemini, DPSGTt-2 : Görevli tedarik şirketinin t-2 tarife yılı için düzeltmeye esas perakende satış gelir tavanını, SMBt-2 : t-2 tarife yılı perakende satış gelir tavanının sabit maliyet bileşenini, GDMBt-2 : Değişken maliyetleri oluşturan parametrelerdeki gerçekleşmeler dikkate alınarak eşitlik (8)’e göre hesaplanan, ilgili görevli tedarik şirketinin t-2 tarife yılında elde etmesi gereken değişken maliyet bileşenini, GKMBt-2 : Görevli tedarik şirketinin kontrol edilemeyen maliyet bileşeni kapsamında yer alan gider unsurları için t-2 tarife yılında gerçekleşen tutarların toplamından oluşan ger- çekleşen kontrol edilemeyen maliyet bileşenini, Xi : Görevli tedarik şirketinin uygulama döneminin ilk yılından t tarife yılına kadar olan verimlilik parametrelerini, TÜFEt-3 : t-3 tarife yılının onuncu ayı için açıklanan TÜFE değerini, TÜFEbaz : Baz TÜFE değerini, GKIt-2 : t-2 tarife yılında görevli tedarik şirketi için belirlenen ve ticari kalite göstergelerini de içeren genel kalite indikatörünü, GFDBt-2 : t-2 tarife yılı için hesaplanan perakende satış gelir farkı düzeltme bileşenini, YTt-2 : Yükümlenilen tutarın t-2 tarife yılına yansıtılan kısmını, gösterir. (2) t-2 tarife yılı için geçerli gerçekleşen değişken maliyet bileşeni (GDMBt-2) aşağıdaki eşitlik (8)’e göre hesaplanır: GMt-2, f : Değişken maliyet bileşeni hesabında dikkate alınan bir faktörün t-2 tarife yılı için gerçekleşen değerini, at-2 : Görevli tedarik şirketinin t-2 yılı için belirlenen değişken maliyet oranını, GGt-2 : t-2 tarife yılına ilişkin perakende satış gelir gereksinimini, fs : Faktör sayısını, wf : f faktörü için uygulama dönemi boyunca geçerli olmak üzere dönem öncesinde belirlenen ağırlık oranını, M0, f : Değişken maliyet bileşeni hesabında dikkate alınan f faktörünün dönem öncesinde belirlenen baz değerini, gösterir. Gerçekleşen perakende satış geliri MADDE 15 – (1) Gerçekleşen perakende satış geliri (GPSGt-2), perakende satış fiyatı uygulaması kapsamında elde edilen gelirlerin gelir tavanına tabi perakende satış faaliyetine düşen kısmından oluşur ve aşağıdaki eşitlik (9)’a göre hesaplanır: ds : t-2 tarife yılındaki perakende satış tarife dönemi sayısını, d : t-2 tarife yılındaki her bir perakende satış tarife dönemini, Tebliğ Perakende Disketten Formül Cetvelleri Film – 8 GPSGt-2,d : t-2 tarife yılının d perakende satış tarife döneminde gerçekleşen perakende satış gelirini, TÜFE6 : t-2 tarife yılının Haziran ayı için açıklanan TÜFE değerini, TÜFEd : t-2 tarife yılının d perakende satış tarife döneminin dönem başı ve dönem sonu TÜFE değerlerinin aritmetik ortalamasını, gösterir. Yükümlenilen tutara ilişkin veri ve hesaplamalar MADDE 16 – (1) Görevli tedarik şirketleri, yükümlenilen tutarın hesaplanmasına esas verileri istenen formatta Kuruma sunar. (2) Yükümlenilen tutar (YT) aşağıdaki eşitlik (10)’a göre hesaplanır: (3) Kabul edilen yatırım harcaması tutarlarının tespitinde, Dağıtım Sistemi Gelirinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğin düzenlemeye esas net yatırım harcamasının hesaplanmasına ilişkin hükümlerinde yer alan sistematik dikkate alınır. (4) İkinci fıkraya göre hesaplanan yükümlenilen tutarın 2016 yılı gelir tavanı hesaplamalarında dikkate alınması esastır. Söz konusu tutarın tarifede önemli değişime yol açması durumunda, bu tutar birden fazla tarife yılının gelir tavanı hesaplamalarında faiz oranı ile gerekli güncelleme yapılarak dikkate alınır. (5) 2015 yılı için varsayılan net yatırım harcaması tutarı ile ilgili yıl kabul edilen net yatırım harcaması tutarının farklı olması halinde, aradaki fark faiz oranı ile güncellenerek 2017 yılı ve sonrasına ilişkin yükümlenilen tutar içerisinde gelir tavanı hesaplamalarında dikkate alınır. Tebliğ Perakende Disketten Formül Cetvelleri Film – 9 ÜÇÜNCÜ KISIM Enerji Tedarik Maliyeti BİRİNCİ BÖLÜM Enerji Tedarik Maliyeti Hesaplamaları Enerji tedarik maliyetinin kapsamı MADDE 17 – (1) Görevli tedarik şirketinin d perakende satış tarife dönemi için enerji tedarik maliyeti (ETMd) aşağıdaki eşitlikler (11), (12), (13), (14), (15) ve (16)’ya göre hesaplanır: DGTt : t perakende satış tarife dönemine ilişkin diğer giderler tutarını, TMd,u : d perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemi için TETAŞ ile yapılan elektrik enerjisi satış anlaşması uyarınca yapılmış uzlaştırmaya esas ikili anlaşma bildirimi miktarını (kWh), BKMT : Perakende enerji satışı brüt kâr marjı tavanını, SFd,u : d perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemine ait TETAŞ’ın Kurul tarafından onaylanmış toptan satış tarifesinde yer alan fiyatı (kr/kWh), PTFd,u : d perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemi için gün öncesi piyasasında oluşması öngörülen piyasa takas fiyatını (kr/kWh), GÖPd,u : d perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemi için gün öncesi piyasasında alınması/satılması öngörülen net enerji miktarını (kWh), GİPd,u : t perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemi için gün içi piyasasında alınması/satılması öngörülen net enerji miktarını (kWh), DGPd,u : d perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemi için enerji dengesizlik miktarı öngörüsünü (kWh), MYEKd,u : d perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemine ait YEK Kanununa ekli 1 sayılı cetvelde belirlenen en düşük fiyat öngörüsünü (kr/kWh), İAFd,u,r : d perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma döneminde r numaralı şirketten ikili anlaşma yoluyla temin edilen enerji için Kurul tarafından tarife hesaplamalarında dikkate alınmak üzere belirlenen fiyatı (kr/kWh), MKd,u,z : d perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemine ait LÜY uyarınca enerji alımı yapılan tüzel kişilerce kurulan z numaralı mikro kojenerasyon tesisinden satın alınması öngörülen enerji miktarını (kWh), İAd,u,r : d perakende satış tarife döneminin u uzlaştırma dönemine ait r numaralı şirket ile yapılan elektrik enerjisi satış anlaşması uyarınca yapılmış uzlaştırmaya esas ikili anlaşma bildirimi miktarını (kWh), Tebliğ Perakende Disketten Formül Cetvelleri Film – 10 Ω1 : YEKDEM kapsamında (a, d perakende satış tarife döneminin ilk ayını göstermek üzere) (a-3) ayından başlayarak geçmişe dönük daha önce hesaplamalara dahil edilmemiş olan aylardaki görevli tedarik şirketine yansıtılan net bedelin, tarifesi düzenlenen tüketicilere kalan kısmının geçen süre için faiz oranı ile güncellenmiş değerini, Ω2 : Perakende satış lisansı sahibine organize toptan satış piyasalarındaki iş- lemler kapsamında piyasa işletim lisansı sahipleri tarafından fatura edilen, geçmişe dönük dü- zeltme kalemi, piyasa işletim ücreti, iletim ek ücreti, süresinde ödenmeyen alacaklar payı, fark fonu ve Kurulca uygun bulunan kalemler ile Kurulca uygun bulunan diğer kalemlerin (a-3) ayından başlayarak geriye dönük daha önce hesaplamalara dâhil edilmemiş olan aylardaki toplam tutarının tarifesi düzenlenen tüketicilere kalan kısmının geçen süre için faiz oranı ile güncellenmiş değerini, Ω3 : Bir perakende satış tarife dönemi için DUY’da yer alan ikili fiyat uygulaması kapsamında (a-3) ayından başlayarak geriye dönük daha önce hesaplamalara dahil edilmemiş olan aylarda oluşan farkın perakende satış lisansı sahibinin ilgili aylardaki sıfır bakiye düzeltme katsayısı (SBDK) ile çarpımı suretiyle piyasa işletmecisi tarafından hesaplanan sistem enerji dengesizlik gelir kaleminin (SEDGK), tarifesi düzenlenen tüketicilere kalan kısmının geçen süre için faiz oranı ile güncellenmiş değerini, Ω4 : Herhangi bir d perakende satış tarife dönemi için, eşitlik (20)’ye göre hesaplanan enerji tedariği düzeltme bileşenini, Ω5 : PS gelir tavanının ilgili perakende satış tarife dönemi içerisinde görevli tedarik şirketi tarafından gelir olarak toplanması Kurum tarafından öngörülen kısmı, K : k1 ve k2 Kurul tarafından belirlenmek üzere, düzeltme bileşeninin (Ω4) pozitif olduğu durumda (1-k1), negatif olduğu durumda (1+k2) olan düzeltme katsayısını, gösterir. (2) Eşitlik (16)’da yer alan maliyet unsurları hesaplamalarında faiz oranı ile gerekli güncelleme yapılarak dikkate alınır. (3) Görevli tedarik şirketleri tarafından lisanssız üreticilere ödenen tutarlar Ω2 bileşeni kapsamında hesaplamalara dahil edilir. (4) Ω4 düzeltme bileşenine esas tahakkuk ettirilen perakende satış geliri hesaplanırken gün etkisi de dikkate alınır. (5) Perakende satış şirketleri alımı yapılacak enerjiye ilişkin fiyat ve miktar öngörülerinde bir önceki yıl aynı dönemde oluşan sistem gün öncesi fiyatları ile verilerin sunulduğu tarihe en yakın dönemde oluşan sistem gün öncesi fiyatları gibi geçmiş dönem gerçekleşmelerini dikkate alır. Enerji tedariki düzeltme bileşeni MADDE 18 – (1) Enerji tedariki düzeltme bileşeni aşağıdaki eşitlik (20)’ye göre hesaplanır: m : d-2 perakende satış tarife dönemindeki her bir ayı, as : d-2 perakende satış tarife dönemindeki ay sayısını, g : her bir abone grubunu, ks : abone grubu sayısını, Tebliğ Perakende Disketten Formül Cetvelleri Film – 11 Ω4 : d perakende satış tarife dönemi hesaplamalarında dikkate alınan d-2 perakende satış tarife dönemi için hesaplanan düzeltme bileşenini, PSFd-2,g : g abone grubu için d-2 perakende satış tarife döneminde geçerli olan perakende satış fiyatını, SMm,g : g abone grubundaki tüketiciler için d-2 perakende satış tarife döneminin m ayında gerçekleşen tahakkuk miktarını, PSGTd-2 : d-2 perakende satış tarife dönemi için perakende satış fiyatı hesaplamalarında dikkate alınan PS gelir tavanını, DTm : d-2 perakende satış tarife döneminin m ayında ödenen (-)/ alınan (+) destek tutarını, TÜFEd-2 : d-2 perakende satış tarife döneminin dönem başı ve dönem sonu TÜFE değerlerinin aritmetik ortalamasını, TÜFEm : d-2 perakende satış tarife döneminin m ayı TÜFE değerini, GETMd-2,m : d-2 perakende satış tarife döneminin m ayı için gerçekleşmeler dikkate alınarak hesaplanan enerji tedarik maliyetini, Ω4d-2 : d-2 perakende satış tarife dönemi hesaplamalarında dikkate alınan d-4 perakende satış tarife dönemi için hesaplanan düzeltme bileşenini, FOd-2 : d-2 perakende satış tarife döneminin birinci ayına ait faiz oranını, gösterir. Enerji tedarik maliyetine ilişkin veriler MADDE 19 – (1) Görevli tedarik şirketi tarafından temin edilecek enerjiye ilişkin ikili anlaşmalar ilgili perakende satış tarife döneminin ilk gününden en az yirmi gün önce Kuruma bildirilir. (2) Görevli tedarik şirketi d perakende satış tarife dönemine ilişkin öngörülen ve d-2 perakende satış tarife dönemine ilişkin gerçekleşen olmak üzere; TETAŞ’tan yapılan alımlara ilişkin fiyat ve miktar bilgilerini, organize toptan satış piyasalarındaki alım/satım ve dengesizliğe ilişkin fiyat ve miktar bilgilerini, LÜY kapsamındaki tüzel kişilerce kurulan mikro kojenerasyon tesislerine ilişkin bilgileri, diğer tedarikçilerle ve sahibi olduğu veya iştirak ilişkisinde bulunduğu üretim şirketleri ile yapılan ikili anlaşmalara ilişkin fiyat ve miktar bilgilerini, abone grubu bazında dört zamanlı enerji bilançosu ve tahakkuk eden perakende enerji satış gelirini Kurumca istenen formatta perakende satış tarife döneminin ilk gününden en az yirmi gün önce düzenlemeye tabi tarifelerin her biri için ayrıştırarak Kuruma bildirir. (3) Görevli tedarik şirketi ortalama perakende enerji satış fiyatı hesaplamasında dikkate alınan diğer giderler toplamına ilişkin detayları ve talep edilen diğer bilgileri Kurumca istenen formatta perakende satış tarife döneminin ilk gününden en az yirmi gün önce düzenlemeye tabi tarifelerin her biri için ayrıştırarak Kuruma bildirir. (4) Piyasa işletim lisansı sahibi tüzel kişiler, perakende enerji satış fiyatı tavanı hesaplamasında ihtiyaç duyulan verileri Kurumca istenen formatta perakende satış tarife döneminin ilk gününden en az bir ay önce Kuruma bildirir. İKİNCİ BÖLÜM Brüt Kâr Marjı Tavanı Brüt kâr marjının kapsamı MADDE 20 – (1) İlgili uygulama dönemine ilişkin BKMT, görevli tedarik şirketlerinin faaliyetlerinin sürdürülebilmesi kapsamında, aşağıdaki maliyetlere ve maruz kalınan risklere mukabil olarak belirlenir. Tebliğ Perakende Disketten Formül Cetvelleri Film – 12 (2) BKMT’nin belirlenmesinde görevli tedarik faaliyeti kapsamında; a) Enerji alımı ve satışı kapsamında oluşan risk primi, b) Ödeme periyotlarındaki uyumsuzluktan kaynaklanan finansman maliyeti, c) DUY kapsamında yürütülen tedarik işlemleri ile ilgili finansman maliyeti niteliğindeki giderler, ç) İşletme sermayesi finansman gideri, d) Net kâr marjı, dikkate alınır. DÖRDÜNCÜ KISIM Çeşitli ve Son Hükümler Yürürlükten kaldırılan tebliğ MADDE 21– (1) 30/12/2012 tarihli ve 28513 ikinci mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Perakende Satış Hizmet Geliri ile Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır. Atıflar MADDE 22 – (1) Bu Tebliğde düzenlenmiş olan hususlara ilişkin 24/1/2003 tarihli ve 25003 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasasında Gelir ve Tarife Düzenlemesi Kapsamında Düzenlemeye Tabi Unsurlar ve Raporlamaya İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğe yapılan atıflar bu Tebliğe yapılmış sayılır. (2) 30/12/2012 tarihli ve 28513 ikinci mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Perakende Satış Hizmet Geliri ile Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğe yapılan atıflar bu Tebliğe yapılmış sayılır. Tarife uygulamalarına ilişkin usul ve esaslar GEÇİCİ MADDE 1 – (1) 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında uygulanan ulusal tarife ve çapraz sübvansiyon uygulamaları yürürlükte olduğu sü- rece, bu Tebliğin 5 inci maddesinde geçen görevli tedarik şirketlerinin tarife uygulamalarına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından hazırlanır ve Kurul tarafından onaylanır. Bu süre boyunca tüm görevli tedarik şirketleri Kurul tarafından onaylanan usul ve esaslara uymakla yü- kümlüdür. Sıfır bakiye düzeltme tutarı GEÇİCİ MADDE 2 – (1) 17 nci maddenin birinci fıkrası kapsamında ilgili tarife dö- neminin Ω2 bileşeni hesaplamalarında 2015 yılı Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ait sıfır bakiye düzeltme tutarı da dikkate alınır. 2016 yılı için referans niteliğindeki perakende satış hizmeti bedeli GEÇİCİ MADDE 3 – (1) Bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce imzalanan ikili anlaşmalarda; düzenlemeye tabi perakende satış hizmeti bedelinin aynen veya belli bir oranda uygulanacağının belirtilmiş olması ve enerji bedelinin düzenlemeye tabi aktif enerji bedelinden bağımsız belirlenmiş olması durumunda geçerli olmak üzere, bu sözleşmeler kapsamındaki perakende satış hizmet bedeli, 31/12/2017 tarihini geçmemek kaydıyla, 0,7233 kr/kWh olarak belirlenmiştir. Yürürlük MADDE 23 – (1) Bu Tebliğ 1/1/2016 tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 24 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür. Tebliğ Perakende Disketten Formül Cetvelleri Film – 13

e tebligat nisana ertelendi-Evren ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

E-Tebligat Erteleme Nisan 2016- EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 456)’NDE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR GENEL TEBLİĞ

(SIRA NO: 467)

27/8/2015 tarihli ve 29458 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 456)’nin “5.1. Kurumlar Vergisi Mükelleflerinin Bildirimi ve Elektronik Tebligat Adresi Edinmesi”, “5.2. Gelir Vergisi Mükelleflerinin Bildirimi ve Elektronik Tebligat Adresi Edinmesi” ve  “10. Diğer Hususlar” başlıklı bölümlerinde yer alan “01.01.2016” ibareleri “1/4/2016” şeklinde değiştirilmiştir.

Tebliğ olunur.

Electronic notification delayed to 1 april 2016-Cpa Evren özmen

Turkey: Revenue Administration introduces electronic notification system

On 27 August 2015, the Revenue Administration published a document explaining procedures for using an electronic notification system. The system applies to the following groups of taxpayers:

  • Companies
  • Entrepreneurs, farmers and self-employed individuals
  • All other taxpayers opting for electronic communication

The procedural rules require taxpayers participating in the electronic notification system mandatorily or voluntarily to request an account from the tax authorities and a user ID and password by 1 January 2016.

In addition, the procedural rules deal with the following aspects:

  • The circumstances under which it is allowed to withdraw from the system
  • Penalties if obligations are not met
  • Electronic signatures and electronic address of the tax administration
  • Documents which have to be submitted electronically

E-Tebligat Erteleme Nisan 2016- EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 456)’NDE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR GENEL TEBLİĞ

(SIRA NO: 467)

27/8/2015 tarihli ve 29458 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 456)’nin “5.1. Kurumlar Vergisi Mükelleflerinin Bildirimi ve Elektronik Tebligat Adresi Edinmesi”, “5.2. Gelir Vergisi Mükelleflerinin Bildirimi ve Elektronik Tebligat Adresi Edinmesi” ve  “10. Diğer Hususlar” başlıklı bölümlerinde yer alan “01.01.2016” ibareleri “1/4/2016” şeklinde değiştirilmiştir.

Tebliğ olunur.

konut yapı kooperatiflerinde kdv istisnası

  • Tarih:  15.03.2007
  • Konu:  Konut Yapı Kooperatiflerince Yaptırılan İnşaat Taahhüt İşlerinde Bina İnşaat Ruhsatının Kooperatif Adına Düzenlenme Zorunluluğunun Hukuki Niteliği
  • Yazar:  Ahmet KUTSAL –   Yeminli Mali Müşavir –   Yönetim Kurulu Başkanı

I) GİRİŞ

Konut yapı kooperatifleri, üyelerini ucuz konut sahibi yapmak için faaliyet gösteren tüzel kişiliklerdir. Anayasada sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilen Devletin, yine Anayasanın 57.maddesinde; şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri almak ve toplu konut teşebbüslerini desteklemek, görevleri arasında zikredilmiştir. Devlet bu görevini icra ederken; Toplu Konut İdaresi aracılığıyla ucuz konutlar üretebileceği gibi, bir takım vergisel avantajlar sağlayarak konut yapı kooperatiflerini de özendirebilmektedir. Bu bağlamda, yasama organı çıkardığı yasalarla yada yürütme organı yayımladığı kararnamelerle, konut yapı kooperatiflerinin yaptırdığı inşaat taahhüt işleri, katma değer vergisinden istisna kılınmış yada indirimli oranda katma değer vergisine tabi tutulmuştur. 
Bugün meri mevzuatımıza göre, konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde KDV istisnası uygulanması; konutlar üretilirken yapılan mal ve hizmet alımları sebebiyle yüklenilen katma değer vergilerinin konut maliyetine yazılması, bu maliyetin de kooperatife ve dolayısıyla üyeye yüklenmesi anlamına gelmektedir. Bu işlere indirimli oranda (%1) katma değer vergisi uygulanması ise, yüklenilen katma değer vergisinin devletçe müteahhide iade edilmesi suretiyle üyeye yüklenecek maliyetin azalması anlamına gelecektir. Bu işlere genel oranda (%18) katma değer vergisi uygulanması ise, bu iki yol dışında konutun değerinin (%18) oranında artması anlamına gelecektir. 
Konut yapı kooperatiflerinin yaptırdığı inşaat taahhüt işlerinin hangi dönemlerde ve hangi şartlarda katma değer vergisinden istisna olduğu yada indirimli oranda katma değer vergisine tabi olduğu hususları ile bilhassa Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünce 21.11.2003 tarihinde yayımlanan 2003/5 sayılı KDV Kanunu sirküleri ile getirilen, indirimli oranda katma değer vergisi uygulamasından yararlanabilmek için bina inşaat ruhsatının münhasıran konut yapı kooperatifi adına düzenlenmesi gerektiğine ilişkin düzenleme makalemizin konusunu teşkil etmektedir.  
II) İSTİSNA UYGULAMASININ TARİHSEL SEYRİ VE ŞARTLARI
3065 sayılı KDV Kanununun Geçici 8.maddesine göre, konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri, 31.12.1997 tarihine kadar katma değer vergisinden istisna idi. Bu geçici maddenin yürürlük süresi 01.01.1998 tarihi itibariyle bitmişti. 
29.07.1998 tarihinde yayımlanan 4369 sayılı Kanunun 62.maddesiyle, 3065 sayılı KDV Kanununa eklenen ve yürürlük tarihi 01.01.1998 olarak belirlenen Geçici 15.madde ile söz konusu istisna uygulaması 29.07.1998 tarihine kadar bina inşaat ruhsatı alınan konut yapı kooperatifleri için tekrar uygulamaya konulmuştur. 
3065 sayılı KDV Kanununun Geçici 15.maddesinde,
 “(4369 sayılı Kanunun 62’nci maddesiyle eklenen geçici madde. Yürürlük; 1.1.1998 tarihinden geçerli olmak üzere 29.7.1998 tarihinde) 
Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce bina inşaat ruhsatı alınmış olan inşaatlara ilişkin olarak; 
a) Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri, 
b) Sadece 150 m2’yi aşmayan konutlara münhasır olmak üzere kanunla kurulmuş sosyal güvenlik kuruluşları ve belediyelere yapılan inşaat taahhüt işlerinin” 
Katma değer vergisinden müstesna olduğu belirtilmiştir. 
Bu maddenin madde gerekçesinde, 
“Kanunun Geçici 8 ve 9 uncu maddelerinde yer alan istisna hükmünün uygulama süresi 31.12.1997 tarihinde sona ermiş bulunmaktadır. Bu durumda, 01.01.1998 tarihinden sonra konut yapı kooperatifleri ve 150 m2’yi geçmeyen konutlarla ilgili olarak belediyeler ile sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan inşaat işleri katma değer vergisine tabi olacaktır. 
Ancak, istisna hükmünün yürürlükte olduğu tarihlerde ve istisna hükümleri çerçevesinde yapılan hesaplamalarla başlamış inşaatlar yönünden istisnanın belli bir tarihte kesilmesi müteahhitler ve işi yaptıranlar arasında hukuki ihtilaflara neden olabilecek niteliktedir.
 Kanuna eklenen geçici madde ile bir geçiş sağlanmakta ve istisna hükmü çerçevesinde başlamış inşaat taahhüt işleri bakımından istisnanın devamı sağlanmaktadır. İnşaata başlanmış olması 01.01.1998 tarihinden önce bina ruhsatı alınmış olmasını ifade etmektedir.
 Getirilen düzenleme ile 01.01.1998 tarihinden önce ruhsatı alınmış istisna hükmü çerçevesinde başlanmış inşaatların devamı süresince konut yapı kooperatiflerine ve sadece 150 m2’yi geçmeyen konutlarla ilgili olarak belediyeler ve sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisnanın devamı sağlanmaktadır” denilmektedir.
4369 Sayılı Kanun’un yayımlanma tarihinden (29.07.1998) önce, bina inşaat ruhsatı alınmış olan inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri, geçici olarak katma değer vergisinden istisna edilmiştir. Görüldüğü gibi konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinin katma değer vergisinden istisna olabilmesi için bu inşaatların bina inşaat ruhsatlarının 29.07.1998 (madde gerekçesinde bu tarih 01.01.1998 iken yasalaşma aşamasında, yayım tarihi yani 29.07.1998 tarihi benimsenmiştir) tarihinden önce alınmış olması şarttır. Diğer bir anlatımla, bina inşaat ruhsatları bu tarihten sonra alınan konut inşaatları ile ilgili olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde katma değer vergisi istisnası uygulanmayacaktır. 
Madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere Kanun koyucu, Kanunun yayım tarihinden önce bina inşaat ruhsatı alınmasını, istisnadan yararlanma şartları arasında sayarken, yayım tarihinde yapılmakta olan inşaatlara ilişkin kazanılmış hakların korunmasını amaçlamış gütmüş, “inşaata başlanmış olması”nın belirlenmesinde bina inşaat ruhsatının tarihinin belirleyici olacağını belirtmiştir. Bu anlamda Kanun koyucunun bina inşaat ruhsatı alış tarihine ilişkin getirmiş olduğu sınırlamanın amacı, gereksiz bürokratik engeller çıkarmak değil, kazanılmış hakların korunmasına yöneliktir. Zira bina inşaat ruhsatı alınış tarihi, inşaat işine başlanılmış olduğu anlamına geleceğinden, yürürlükteki mevzuata göre bir faaliyete başlayan mükelleflerin haklarının muhafaza edilmesi, hukuk devleti ilkesinin gereği olarak görülmüştür. 
Diğer taraftan anılan maddede, bina inşaat ruhsatının varlığına ve alınış tarihine vurgu yapılmış, bu ruhsatın kimin adına düzenlenmesi gerektiğine dair bir zorunluluk öngörülmemiştir. Dolayısıyla konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisnadan yararlanabilmek için, inşaat işine ne zaman başlandığını tespiti amacıyla, bina inşaat ruhsatına (bu ruhsatın alınış tarihine) ihtiyaç vardır. 
III) İNDİRİMLİ ORANDA KDV UYGULAMASI
3065 sayılı KDV Kanununun 28.maddesinde “Katma değer vergisi oranı, vergiye tabi her bir işlem için % 10’dur. Bakanlar Kurulu bu oranı, dört katına kadar artırmaya, % 1’e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların perakende safhası için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkili” olduğu, bu yetkiye istinaden yayımlanan 2002/4480 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki (I) sayılı listenin 12.sırasında ise “konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri”nin (%1) oranından katma değer vergisine tabi olduğu belirtilmektedir. Buna göre (%1) oranının uygulanabilmesi için; işin konut yapı kooperatifine yapılması ve inşaat taahhüt işi olması gerekli ve yeterli olmaktadır.
IV) KOOPERATİFLERİN ARSA TEMİNLERİ VE BİNA İNŞAAT RUHSATLARI
Amacı üyelerini ucuz konut sahibi yapmak olan konut yapı kooperatifleri, bu amacı gerçekleştirmek için öncelikle üyelerinin gelir seviyesine uygun alanlardan arsa tedarik etmek üzere girişimlerde bulunmakta, ancak arsaya ödenecek birikmiş paraları olmayan kooperatifler, uygun gördükleri arsaların sahipleri ile arsa karşılığı inşaat (kat, daire, konut) sözleşmeleri yapmak suretiyle, o arsa üzerine yaptırılacak dairelerin belirlenen bir miktarını arsa sahiplerine vermeyi, arsa sahipleri de bu daireler karşılığında, arsa üzerine yaptırılacak inşaatla ilgili bütün tasarruflarda bulunma genel yetkisini kooperatife vermeyi taahhüt altına almaktadırlar. Vergi ve kooperatif mevzuatında bunu engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Sıkça kullanılan bu yöntemle; konut yapı kooperatifiyle arsa sahibi arasında düzenlenen arsa karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden, inşaat işi de bir müteahhitle inşaat taahhüt sözleşmesi yapılarak yaptırılmaktadır. Bina inşaat ruhsatı almak için belediyeye başvurulduğunda belediyece, gerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 684.maddesindeki “Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur” hükmü, gerekse 3194 sayılı İmar Kanununun 20.maddesinde yer alan, yapının kuruluş ve kişilerin kendilerine ait tapusu bulunan arazi, arsa veya parsellerde yapılabileceği hükmü çerçevesinde, bina inşaat ruhsatı tapu sicilinde kayıtlı olan arsa sahibi adına düzenlenmektedir.
V) MALİYE BAKANLIĞININ BU KONUDA SİRKÜLER İLE YAPTIĞI DÜZENLEMENİN HUKUKİ DEĞERLENDİRMESİ (*)
Hal böyle iken, Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünce 21.11.2003 tarihinde yayımlanan 2003/5 sayılı KDV Kanunu sirküleri yayımlanmıştır. Söz konusu sirkülerde,
 “3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 4369 sayılı Kanunla eklenen geçici 15 inci maddesinde, bu Kanunun yayımlandığı 29.07.1998 tarihinden önce inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinin katma değer vergisinden istisna olduğu hükme bağlanmıştır. Söz konusu istisnaya ilişkin açıklamalar 49 ve 66 seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğlerinde yapılmıştır. 
Bu durumda, 29.07.1998 tarihinden önce inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinin katma değer vergisinden istisna olabilmesi için;
-Kooperatifin konut yapı kooperatifi olması,
-İşin konut yapı kooperatifine yapılması,
-Yapılan işin inşaat işi olması ve taahhüde dayanması gerekmektedir.
Bu hükümler uyarınca, söz konusu istisna, anılan Kanun ve genel tebliğlerde belirtildiği üzere, konut yapı kooperatiflerine yönelik bulunduğundan, konut yapı kooperatiflerinin yaptırdığı inşaat taahhüt işi bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, inşaat ruhsatının münhasıran konut yapı kooperatifi adına düzenlenmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, 2002/4480 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki (I) sayılı listenin 12 nci sırası ile konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri %1 oranında katma değer vergisine tabi tutulmuştur.
İnşaat yapı ruhsatı münhasıran konut yapı kooperatifi adına düzenlenmemiş ise yapılan inşaat taahhüt işlerinin istisnadan veya indirimli oranda katma değer vergisinden yararlanması mümkün değildir.
Ancak Bakanlığımıza intikal eden olaylardan adına inşaat yapı ruhsatı düzenlenmeyen veya sonradan değiştirilerek düzenlenen konut yapı kooperatiflerine inşaat taahhüt hizmeti veren mükelleflerin Katma Değer Vergisi Kanununun 29/2 maddesi uyarınca iade talebinde bulundukları anlaşılmaktadır. Bu sirkülerin yayımlandığı tarihe kadar olan işlemlerde; Vergi Usul Kanununun 3 üncü Maddesi hükmü çerçevesinde işlemin gerçek mahiyetinin tespiti amacıyla düzenlenecek olan vergi inceleme raporu veya yeminli mali müşavir raporu ile durumun tevsiki halinde indirimli orana tabi inşaat taahhüt işlerini yapanlar Katma Değer Vergisi Kanununun 29/2 maddesi uyarınca iade talebinde bulunabilecektir.
Bu sirkülerin yayımından sonra ise adına münhasıran inşaat yapı ruhsatı bulunmayan kooperatiflere katma değer vergisi istisnası veya indirimli oranda katma değer vergisi uygulanması söz konusu olmayacaktır”
denilmektedir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 3.maddesinde ise, 
“A) Vergi kanunlarının uygulanması: Bu kanunda kullanılan “Vergi Kanunu” tabiri işbu kanun ile bu kanun hükümlerine tabi vergi, resim ve harç kanunlarını ifade eder. 
Vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder. Lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak uygulanır. 
B) İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. 
Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz. 
İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa” ait olduğu ifade edilmiştir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 3/B.maddesinde yer alan, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas alınacağı hükmü, geçerliliğini korurken ve söz konusu sirküler yayımlanana kadar, vergi idaresince, bu hüküm muvacehesinde idari işlemler tesis edilirken, hangi kanunda veya bakanlar kurulu kararında yeni düzenleme yapılmıştır ki söz konusu sirküler ile“Bu sirkülerin yayımlandığı tarihe kadar olan işlemlerde; Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesi hükmü çerçevesinde işlemin gerçek mahiyetinin tespiti amacıyla düzenlenecek olan vergi inceleme raporu veya yeminli mali müşavir raporu ile durumun tevsiki halinde indirimli orana tabi inşaat taahhüt işlerini yapanlar Katma Değer Vergisi Kanununun 29/2 maddesi uyarınca iade talebinde bulunabilecektir”   ve   “Bu sirkülerin yayımından sonra ise adına münhasıran inşaat yapı ruhsatı bulunmayan kooperatiflere katma değer vergisi istisnası veya indirimli oranda katma değer vergisi uygulanması söz konusu olmayacaktır” şeklinde düzenlemeler getirilme ihtiyacı duyulmuştur ? 49 ve 66 seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğlerinde, adına münhasıran inşaat yapı ruhsatı bulunmayan kooperatiflere indirimli oranda katma değer vergisi uygulanmayacağına dair herhangi bir hüküm mevcut değildir. Bu sirkülerle söz konusu hükümlerin getirilmesini, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 3.maddesinin ve 2002/4480 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının görmezden gelinmesini, gerektirecek herhangi bir kanunda veya kararname düzeyinde yapılmış bir düzenleme değişikliği de mevcut değildir. Esasen Kanuna ve Kararnameye uygun olan işlem biçimi söz konusu sirkülerde mündemiçtir. Şöyle ki, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 3.maddesi gereğince işlemin gerçek mahiyetinin tespiti amacıyla düzenlenecek olan vergi inceleme raporu veya yeminli mali müşavir raporuna dayanılarak işlem yapılmasının kanuni ve hukuki dayanağı mevcuttur.
Bina inşaat ruhsatının kooperatif adına düzenlenmemiş olması, vergisel anlamda olayın gerçek mahiyetine müessir bir unsur değil, tamamen imar mevzuatının öngördüğü şekli bir düzenlemedir. Söz konusu sirkülerde belirtildiği şekilde işlem yapılacak olursa; konut yapı kooperatiflerinin sadece kendi adına kayıtlı arsalar üzerine yaptıracakları inşaat taahhüt işlerinde indirimli oranda katma değer vergisi uygulanabilecektir. Bu ise Kanunun ve Bakanlar Kurulu Kararının amaçladığı ve öngördüğü bir durum olmadığı gibi iktisadi ve ticari icaplara da uygun değildir. 
Anayasanın 73.maddesinde “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir” hükmü ile “verginin kanuniliği” ilkesi benimsenmiştir. Anayasaya göre vergi oranları, kanunla alt ve üst sınır konulmak şartıyla, sadece Bakanlar Kurulu tarafından belirlenebilmektedir. Bunun dışında Tebliğ, Yönetmelik, Sirküler v.s. gibi ikincil mevzuatla vergi oranlarının belirlenmesi mümkün değildir. Danıştayın çeşitli kararlarında yasada düzenlenmiş olan bir konuda idari düzenleyici işlemle yasadaki düzenlemeye ters düşen farklı bir uygulama getirilemeyeceği, bunun verginin kanuniliği ilkesi ile de bağdaşmayacağı belirtilmiştir.
Söz konusu sirkülerin yayımlanmasından sonraki tarihte görülen bir davada, Ankara 5.Vergi Mahkemesinin 12.07.2004 tarih E:2004/586, K:2004/801 no’lu kararında, 
“Görüldüğü üzere % 1 KDV uygulanmasının dayanağını oluşturan 92/3896 sayılı kararname eki (I) sayılı listenin 10’uncu sırasında, bina inşaat ruhsatının kooperatif adına olması gerektiğine ilişkin bir şart bulunmamaktadır. Aksi bir düşünce konut yapı kooperatiflerinin düşük oranlı katma değer vergisi uygulamasından yararlanmaları için sadece kendi arsaları üzerine inşaat yapmaları gerektiği sonucunu doğurur ki; bu da bu uygulamanın düzenleniş amacına uygun düşmez” denilmektedir.
Kaldı ki, konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaatın “konut” inşaatı olması dahi gerekmemekte, bu kooperatiflere yapılan ve yapı ruhsatı alınmasını bile gerektirmeyen çocuk parkı, bahçe düzenlemesi v.s. gibi işler dahi (%1) oranında katma değer vergisine tabi tutulmaktadır. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nca 14.03.2006 tarihinde yayımlanan KDVK-38/2006-4 sayılı sirkülerde, 
“İnşaat taahhüt işlerinin katma değer vergisinden istisna olabilmesi veya bu işler için indirimli oranda katma değer vergisi uygulanabilmesi için;
-Kooperatifin konut yapı kooperatifi olması,
-İşin konut yapı kooperatifine yapılması,
-Yapılan işin inşaat işi olması ve taahhüde dayanması,”
gerektiği ifade edildikten sonra,
“istisna veya indirimli oran uygulamasından yararlanabilecek inşaat işleri arasında konut yapımı yanında çocuk parkı, bahçe gibi sosyal tesisler de yer almaktadır. 
Buna göre, konut yapı kooperatiflerince üyelerinin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak üzere yaptırılan okul, hastane, sağlık ocağı, ibadethane gibi yapılara ilişkin inşaat taahhüt işlerinde; 
– Kooperatifin inşaat ruhsatının 29.07.1998 tarihinden önce alınmış olması halinde kısmi istisna hükümlerine göre,
– Ruhsatın bu tarih veya daha sonra alınmış olması halinde % 1 KDV oranı uygulanmak suretiyle,”
işlem yapılabileceği belirtilmiştir. 
VI) SONUÇ
Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünce 21.11.2003 tarihinde yayımlanan 2003/5 sayılı KDV Kanunu sirkülerine göre, adına münhasıran bina inşaat ruhsatı bulunmayan kooperatiflere yapılan inşaat taahhüt işlerinde indirimli oranda katma değer vergisi uygulanması söz konusu olmayacaktır. Hukuka aykırı bu düzenlemenin düzeltilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bina inşaat ruhsatı kooperatif adına değil de arsa sahibi adına olan inşaat işlerinde, müteahhitlerce hak edişlere ilişkin katma değer vergisinin (%18) oranında hesaplanarak, ihtirazi kayıtla beyan edilmesi ve bilahare de dava yoluna gidilmesi tercih edilebilecektir.  
(*) KDVK-5/2003-5 No’lu Sikülerin “İnşaat yapı ruhsatı münhasıran konut yapı kooperatifi adına düzenlenmemiş ise yapılan inşaat taahhüt işlerinin istisnadan veya indirimli oranda katma değer vergisinden yararlanması mümkün değildir” hükmü, Yaklaşım Dergisi’nin Nisan 2007 sayısında yayınlanan, Danıştay 4.Dairenin 31.10.2006 tarih ve E:2006/1452, K:2006/2080 No’lu kararı ve Makalemizde açıklanan gerekçelerle, iptal edilmiştir. 
Yararlanılan Kaynaklar            :
(1) Abdullah TOLU, “Kat Karşılığı İnşaat İşi Yapan Konut Yapı Kooperatiflerine Verilen İnşaat Taahhüt İşlerinde KDV”, Yaklaşım Dergisi, Sayı:104, Ağustos 2001, s.206-210 
(2) Abdullah TOLU, “Kat Karşılığı İnşaat İşi Yapan Konut Yapı Kooperatiflerinde KDV Karmaşası Devam Ediyor”, Yaklaşım Dergisi, Sayı:158, Şubat 2006, s.227-230

Damga Vergisi 2016

Damga Vergisi 2016 yılı oranları için basınız

 

 

Gelir Vergisi Dilimleri 2016-Mali Müşavir Evren

25 Aralık 2015 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29573
TEBLİĞ
Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

(SERİ NO: 290)

31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 21, 23/8, 31, 47, 48, mükerrer 80, 82, 86 ve 103 üncü maddelerinde yer alan ve yeniden değerleme oranında artırılan maktu had ve tutarlar ile 1/1/2006 tarihinden önce ihraç edilen bir kısım menkul kıymetlerden 2015 takvim yılında elde edilen menkul sermaye iradının beyanında dikkate alınacak indirim oranı uygulamasına ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturur.

1. Yeniden değerleme oranında artırılan had ve tutarlar

Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 123 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, Kanunun 21, 23/8, 31, 47, 48, mükerrer 80, 82 ve 86 ncı maddelerinde yer alan maktu had ve tutarların, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacağı, bu şekilde hesaplanan maktu had ve tutarların %5’ini aşmayan kesirlerinin dikkate alınmayacağı, Bakanlar Kurulunun, bu surette tespit edilen had ve tutarları yarısına kadar artırmaya veya indirmeye yetkili olduğu hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında da 103 üncü maddede yer alan vergi tarifesinin gelir dilimi tutarları hakkında da yukarıdaki hükmün uygulanacağı öngörülmüştür.

Bu hüküm göz önüne alınarak Gelir Vergisi Kanununun 21, 23/8, 31, 47, 48, mükerrer 80, 82, 86 ve 103 üncü maddelerinde yer alıp, 2015 yılında uygulanan had ve tutarların 10/11/2015 tarihli ve 29528 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 457) ile 2015 yılı için %5,58 (beş virgül elli sekiz) olarak tespit edilen yeniden değerleme oranında arttırılması suretiyle belirlenen ve 2016 takvim yılında uygulanacak olan had ve tutarlar aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir.

1.1. Gayrimenkul sermaye iratlarında uygulanan istisna tutarı

Gelir Vergisi Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan mesken kira gelirleri için uygulanan istisna tutarı, 2016 takvim yılında elde edilen kira gelirleri için 3.800 TL olarak tespit edilmiştir.

1.2. Hizmet erbabına işyeri veya işyerinin müştemilatı dışında kalan yerlerde yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaatlere ilişkin istisna tutarı

Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde yer alan, işverenlerce işyeri veya işyerinin müştemilatı dışında kalan yerlerde hizmet erbabına yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaatlere ilişkin istisna tutarı, 2016 takvim yılında uygulanmak üzere 13.70 TL olarak tespit edilmiştir.

1.3. Engellilik indirimi tutarları

Gelir Vergisi Kanununun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan engellilik indirimi tutarları, 2016 takvim yılında uygulanmak üzere; birinci derece engelliler için 900 TL, ikinci derece engelliler için 460 TL, üçüncü derece engelliler için 210 TL olarak tespit edilmiştir.

1.4. Basit usule tabi olmanın genel şartlarından olan işyeri kira bedeline ilişkin tutar

Gelir Vergisi Kanununun 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan yıllık kira bedeli toplamı, 2016 takvim yılında uygulanmak üzere büyükşehir belediye sınırları içinde 6.300 TL, diğer yerlerde 4.200 TL olarak tespit edilmiştir.

1.5. Basit usule tabi olmanın özel şartlarını belirleyen hadler 

Gelir Vergisi Kanununun 48 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan hadler, 2016 takvim yılında uygulanmak üzere;

–  1 numaralı bent için 88.000 TL ve 126.000 TL,

–  2 numaralı bent için 42.000 TL,

–  3 numaralı bent için 88.000 TL,

olarak tespit edilmiştir.

1.6. Değer artışı kazançlarına ilişkin istisna tutarı

Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan değer artışı kazançlarına ilişkin istisna tutarı, 2016 takvim yılı gelirlerine uygulanmak üzere 11.000 TL olarak tespit edilmiştir.

1.7. Arızi kazançlara ilişkin istisna tutarı

Gelir Vergisi Kanununun 82 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan arızi kazançlara ilişkin istisna tutarı, 2016 takvim yılı gelirlerine uygulanmak üzere 24.000 TL olarak tespit edilmiştir.

1.8. Tevkifata ve istisnaya konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarına ilişkin beyanname verme sınırı

Gelir Vergisi Kanununun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin (d) alt bendinde yer alan tevkifata ve istisnaya konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarına ilişkin beyanname verme sınırı, 2016 takvim yılı gelirlerine uygulanmak üzere 1.580 TL olarak tespit edilmiştir.

1.9. Gelir vergisine tabi gelirlerin vergilendirilmesinde esas alınan tarife

Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan gelir vergisine tabi gelirlerin vergilendirilmesinde esas alınan tarife, 2016 takvim yılı gelirlerinin vergilendirilmesinde esas alınmak üzere aşağıdaki şekilde yeniden belirlenmiştir.

12.600 TL’ye kadar                                                                                                    % 15

30.000 TL’nin 12.600 TL’si için 1.890 TL, fazlası                                                     % 20

69.000 TL’nin 30.000 TL’si için 5.370 TL, (ücret gelirlerinde

110.000 TL’nin 30.000 TL’si için 5.370 TL), fazlası                                                 % 27

69.000 TL’den fazlasının 69.000 TL’si için 15.900 TL, (ücret

gelirlerinde 110.000 TL’den fazlasının 110.000 TL’si için

26.970 TL), fazlası                                                                                                    % 35

2. Basit usulde vergilendirmeyle ilgili hususlar

2.1. Kar hadleri emsallerine göre düşük olarak tespit edilmiş bulunan emtia için özel hadler

Milli piyango bileti, akaryakıt, şeker ve bunlar gibi kar hadleri emsallerine göre düşük olarak tespit edilmiş bulunan emtia için özel hadler belirleme yetkisi Gelir Vergisi Kanununun 48 inci maddesi ile Maliye Bakanlığına verilmiştir. Bu yetki kullanılarak 2015 yılı için 30/12/2014 tarihli ve 29221 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 287) ile belirlenen tutarlar yeniden artırılmıştır.

Buna göre, anılan maddelerin ticaretini yapanların, 2016 takvim yılında da basit usulden yararlanabilmeleri için; alış, satış veya hasılatlarının 31/12/2015 tarihi itibariyle aşağıda belirtilen hadleri aşmaması gerekmektedir.

 

 

 

Emtianın Cinsi

Büyükşehir Belediye Sınırları
Dışında Kalan Yerlerde
Büyükşehir Belediye Sınırları
İçinde Kalan Yerlerde
Yıllık Alım Ölçüsü (TL) Yıllık Satış Ölçüsü (TL) Yıllık Alım Ölçüsü (TL) Yıllık Satış Ölçüsü (TL)
Değerli Kağıt 137.000 158.000 179.000 200.000
Şeker – Çay 110.000 137.000 126.000 168.000
Milli Piy. Bileti, Hemen

Kazan, Süper Toto  vb.

110.000 137.000 126.000 168.000
İçki (Bira ve Şarap Hariç) – İspirto– Sigara–Tütün 110.000 137.000 126.000 168.000
Akaryakıt ( LPG hariç ) 158.000 168.000 200.000 230.000

 

Belirtilen bu malların alım satımı ile uğraşanlar hakkında, basit usulün özel şartları bakımından yukarıdaki hadler dikkate alınmak suretiyle, 2/5/1982 tarihli ve 17682 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 136)’ndeki hesaplamalar doğrultusunda işlem yapılacaktır.

2.2. Basit usule tabi mükelleflerde gün sonunda toplu belge düzenleme uygulaması

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerle ilgili 6/12/1998 tarihli ve 23545 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 215) ile getirilen, belge vermedikleri günlük hasılatları için gün sonunda tek bir fatura düzenlenmesine ilişkin uygulamanın, 31/12/2016 tarihine kadar devam etmesi Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden uygun görülmüştür.

3. 2015 takvim yılında elde edilen bir kısım menkul sermaye iradının beyanında dikkate alınacak indirim oranı uygulaması

Gelir Vergisi Kanununun 76 ncı maddesinin 5281 sayılı Kanunun 44 üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılan ikinci fıkrasında, Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (5), (6), (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yer alan menkul sermaye iratlarına (döviz cinsinden açılan hesaplara ödenen faiz ve kâr payları, dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymetler ile döviz cinsinden ihraç edilen menkul kıymetlerden elde edilenler hariç) fıkrada belirtilen indirim oranının uygulanması suretiyle bulunacak kısmın, bu iratların beyanı sırasında indirim olarak dikkate alınacağı belirtilmişti.

Gelir Vergisi Kanununun indirim oranı uygulamasına yönelik 76 ncı maddesinin ikinci fıkrası 1/1/2006tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere 5281 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmakla birlikte, anılan Kanunun geçici 67 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmü gereğince 1/1/2006 tarihinden önce ihraç edilen her nevi tahvil ve Hazine bonolarından elde edilen gelirlerin vergilendirilmesinde 31/12/2005 tarihinde yürürlükte olan hükümler esas alınacağından, indirim oranı uygulaması ile ilgili olarak aşağıdaki açıklamaların yapılmasında yarar görülmüştür.

İndirim oranı; Vergi Usul Kanununa göre o yıl için tespit edilmiş olan yeniden değerleme oranının, aynı dönemde Devlet tahvili ve Hazine bonosu ihalelerinde oluşan bileşik ortalama faiz oranına bölünmesi suretiyle tespit edilmektedir.

Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre 2015 yılı için tespit edilmiş olan yeniden değerleme oranı %5,58’dir. Bu dönemde Devlet tahvili ve Hazine bonosu ihalelerinde oluşan bileşik ortalama faiz oranı ise %9,24’tür.

Buna göre, 2015 yılında elde edilen bir kısım menkul sermaye iradının beyanında uygulanacak indirim oranı (%5,58/%9,24 =) %60,39 olmaktadır.

Bu kapsamda, 2015 takvim yılında elde edilen menkul sermaye iratlarından, 1/1/2006 tarihinden önce ihraç edilmiş olan ve Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (5) numaralı bendinde sayılan her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler indirim oranı uygulanmak suretiyle beyan edilecektir.

Dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymetler ile döviz cinsinden ihraç edilen menkul kıymetlerden elde edilen menkul sermaye iratlarının beyanında indirim oranı uygulanmayacaktır.

Ayrıca, ticari işletmelere dahil kazanç ve iratlar için indirim oranı uygulanması söz konusu değildir.

Diğer taraftan, geçici 67 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından 1/1/2006 tarihinden itibaren ödemeyi yapanlarca vergi tevkifatı yapılmakta olup, bu gelirlerin beyanı ve bu gelirlere indirim oranı uygulanması söz konusu değildir.

Tebliğ olunur.

 

 

NAKİT ÖDEME SINIRI 2016-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

24 Aralık 2015 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 29572
TEBLİĞEkran Resmi 2015-11-16 21.04.28
Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ

(SIRA NO: 459)

1. Giriş

Vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayı, belli kurumların kayıt ve belgeleri yardımıyla tespit etmek ve böylece kayıt dışılığı önlemek amacı doğrultusunda tahsilat ve ödemelerde tevsik zorunluluğu getirilmesi bu Tebliğin konusunu teşkil etmektedir.

2. Yetki

4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde Maliye Bakanlığına mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini bankalar, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme yetkisi verilmiştir.

Vergi Usul Kanununun yukarıda belirtilen hükmünün Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden yapılan düzenlemeler aşağıda yer almaktadır.

3. Tanımlar

http://www.webkodu.com/kod-kaynak/yukari-cik/wk-yukari-cik-13.js

Bu Tebliğde geçen;

a) Aracı finansal kurum: Bu Tebliğ uygulaması bakımından tahsilat ve ödemelere aracılık eden 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan bankayı, 29/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında yetkilendirilmiş ödeme kuruluşlarını ve 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre kurulan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketini,

b) Ödeme: Nakit ve her an kullanıma hazır banka varlığından oluşan ödeme mevcudundaki azalışı,

c) Tahsilat: Nakit ve her an kullanıma hazır banka varlığından oluşan ödeme mevcudundaki artışı,

ç) Tevsik zorunluluğu kapsamında olanlar: Bu Tebliğ uygulaması bakımından, Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında fatura almak zorunda olan birinci ve ikinci sınıf tüccarları, serbest meslek erbabını, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarları, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçileri, vergiden muaf esnafı,

d) Tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlar: Bu Tebliğ uygulaması bakımından tevsik zorunluluğu kapsamında olanlar dışında kalanları

ifade eder.

4. Tevsik Zorunluluğunun Kapsamı ve Tutarı

4.1. Kapsam ve Tutar

Tevsik zorunluluğu kapsamında olanların, kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlarla yapacakları, 7.000 TL’yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemelerini aracı finansal kurumlar kanalıyla yapmaları ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmeleri zorunludur.

Bu kapsamda örneğin;

– Her türlü mal teslimi veya hizmet ifasına ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

– Avans, depozito, pey akçesi gibi suretlerle yapılacak tahsilat ve ödemelerin,

– İşletmelerin kendi ortakları ve/veya diğer gerçek ve tüzel kişilerle yaptığı her türlü tahsilat ve ödemelerin

belirlenen haddi aşması durumunda, aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması ve bu işlemlerin söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik edilmesi zorunludur.

 

4.1.1. Aynı Günde Aynı Kişi veya Kurumlarla Yapılan İşlemler 

Aynı günde aynı kişi veya kurumlarla yapılan işlemlerin toplam tutarının bu Tebliğin (4.1.) bölümünde belirlenen haddi aşması durumunda, işlemlerin her biri işlem bazında belirlenen haddin altında kalsa bile, aştığı işlemden itibaren işleme konu tahsilat ve ödemelerin de aracı finansal kurumlar aracılığıyla yapılması zorunludur.

Örnek: Tevsik zorunluluğu kapsamında olan (A) A.Ş., aynı gün içerisinde (B) Ltd. Şti.’nden sırasıyla 1.000 TL, 3.000 TL, 3.500 TL ve 500 TL tutarında ayrı ayrı mal alımları gerçekleştirmiştir. Tevsik zorunluluğu kapsamında olan (A) A.Ş.’nin (B) Ltd. Şti.’nden aynı günde yaptığı mal alımları toplamı 3.500 TL’lik alımla 7.000 TL’lik haddi aştığından, son iki işleme ait tahsilat ve ödemelerin tevsik zorunluluğu kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması gerekmektedir.

Söz konusu tahsilat ve ödemelerde tevsik zorunluluğuna uyulmaması durumunda (A) A.Ş. ile (B) Ltd. Şti.’ne ayrı ayrı ceza uygulanacaktır.

4.1.2. Kısım Kısım Yapılan Tahsilat ve Ödemeler

Tahsilat ve ödemeye konu işlem tutarının tevsik zorunluluğu kapsamında bu Tebliğin (4.1.) bölümünde belirlenen haddi aşması halinde, bedelin farklı tarihlerde kısım kısım ödenmesinde işlemin toplam tutarı dikkate alınacak ve her bir tahsilat ve ödeme, tevsik zorunluluğu kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla gerçekleştirilecektir.

Örnek: Serbest meslek erbabı (C), (D) A.Ş.’ye bir yıl süreyle vereceği hizmet karşılığında 12.000 TL alacaktır. Aralarındaki anlaşma gereği (D) A.Ş., hizmet bedelini 1.000 TL’lik taksitler halinde ödeyecektir. Bu durumda serbest meslek makbuzunun, taksitlerin ödendiği tarihlerde 1.000 TL üzerinden düzenlenmesi tevsik zorunluluğunu ortadan kaldırmayacak, sözleşmenin toplam tutarı belirlenen haddi aştığından kısım kısım yapılan her bir tahsilat ve ödeme de aracı finansal kurumlar kanalıyla tevsik edilecektir.

Söz konusu tahsilat ve ödemelerde tevsik zorunluluğuna uyulmaması durumunda serbest meslek erbabı (C) ile (D) A.Ş.’ye ayrı ayrı ceza uygulanacaktır.

4.2. Kapsamda Olmayan Tahsilat ve Ödemeler

a) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda yer alan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile bunlara ait döner sermaye işletmelerinin işlemlerine konu tahsilat ve ödemelerin,

b) 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda tanımlanan sermaye piyasası aracı kurumlarında yapılan işlemlere konu tahsilat ve ödemelerin,

c) 11/8/1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 89/14391 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda tanımlanan yetkili döviz müesseselerinin yapacakları döviz alım satım işlemlerine ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

ç) Tapu sicil müdürlüklerinde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin,

d) Noterlerde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin,

e) 5018 sayılı Kanunda yer alan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler ile bunların teşkil ettikleri birlikler, kanunla kurulan diğer kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan ve işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşlar veya bunlara ait veya tabi diğer müesseseler tarafından yapılan ihale işlemlerine ilişkin yatırılması gereken teminat tutarlarına ilişkin tahsilat ve ödemelerin

aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.

4.3. Diğer Hususlar

Bu Tebliğ kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunlu bulunan tahsilat ve ödemelerin bu kurumlarca mevzuatlarına göre düzenlenen belgelerle (dekont, hesap bildirim cetveli, alındı vb.) tevsiki zorunludur.

Tevsik zorunluluğu kapsamında yapılan işlemler için aracı finansal kurumlar tarafından düzenlenen belgeler yapılan işlemi değil o işleme ilişkin tahsilat veya ödemeyi tevsik etmektedir. Dolayısıyla tahsilat ve ödemelerin tevsik zorunluluğu kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması, bu zorunluluğu ortaya çıkaran işleme ilişkin olarak Vergi Usul Kanununda yer alan belgeleri düzenleme zorunluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.

5. Ceza Uygulaması

Tahsilat ve ödemelerin aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunluluğuna uyulmaması durumunda ilgililere Vergi Usul Kanununda yer alan cezalar tatbik edilir.

6. Yürürlük

Bu Tebliğ 1/1/2016 tarihinde yürürlüğe girer.

Tebliğ olunur.

 

 

Tevsik Sınırı 2016 Tebliğ-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

24 Aralık 2015 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 29572
TEBLİĞ
Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ

(SIRA NO: 459)

1. Giriş

Vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayı, belli kurumların kayıt ve belgeleri yardımıyla tespit etmek ve böylece kayıt dışılığı önlemek amacı doğrultusunda tahsilat ve ödemelerde tevsik zorunluluğu getirilmesi bu Tebliğin konusunu teşkil etmektedir.

2. Yetki

4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde Maliye Bakanlığına mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini bankalar, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme yetkisi verilmiştir.

Vergi Usul Kanununun yukarıda belirtilen hükmünün Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden yapılan düzenlemeler aşağıda yer almaktadır.

3. Tanımlar

Bu Tebliğde geçen;

a) Aracı finansal kurum: Bu Tebliğ uygulaması bakımından tahsilat ve ödemelere aracılık eden 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan bankayı, 29/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında yetkilendirilmiş ödeme kuruluşlarını ve 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre kurulan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketini,

b) Ödeme: Nakit ve her an kullanıma hazır banka varlığından oluşan ödeme mevcudundaki azalışı,

c) Tahsilat: Nakit ve her an kullanıma hazır banka varlığından oluşan ödeme mevcudundaki artışı,

ç) Tevsik zorunluluğu kapsamında olanlar: Bu Tebliğ uygulaması bakımından, Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında fatura almak zorunda olan birinci ve ikinci sınıf tüccarları, serbest meslek erbabını, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarları, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçileri, vergiden muaf esnafı,

d) Tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlar: Bu Tebliğ uygulaması bakımından tevsik zorunluluğu kapsamında olanlar dışında kalanları

ifade eder.

4. Tevsik Zorunluluğunun Kapsamı ve Tutarı

4.1. Kapsam ve Tutar

Tevsik zorunluluğu kapsamında olanların, kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlarla yapacakları, 7.000 TL’yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemelerini aracı finansal kurumlar kanalıyla yapmaları ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmeleri zorunludur.

Bu kapsamda örneğin;

– Her türlü mal teslimi veya hizmet ifasına ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

– Avans, depozito, pey akçesi gibi suretlerle yapılacak tahsilat ve ödemelerin,

– İşletmelerin kendi ortakları ve/veya diğer gerçek ve tüzel kişilerle yaptığı her türlü tahsilat ve ödemelerin

belirlenen haddi aşması durumunda, aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması ve bu işlemlerin söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik edilmesi zorunludur.

4.1.1. Aynı Günde Aynı Kişi veya Kurumlarla Yapılan İşlemler 

Aynı günde aynı kişi veya kurumlarla yapılan işlemlerin toplam tutarının bu Tebliğin (4.1.) bölümünde belirlenen haddi aşması durumunda, işlemlerin her biri işlem bazında belirlenen haddin altında kalsa bile, aştığı işlemden itibaren işleme konu tahsilat ve ödemelerin de aracı finansal kurumlar aracılığıyla yapılması zorunludur.

Örnek: Tevsik zorunluluğu kapsamında olan (A) A.Ş., aynı gün içerisinde (B) Ltd. Şti.’nden sırasıyla 1.000 TL, 3.000 TL, 3.500 TL ve 500 TL tutarında ayrı ayrı mal alımları gerçekleştirmiştir. Tevsik zorunluluğu kapsamında olan (A) A.Ş.’nin (B) Ltd. Şti.’nden aynı günde yaptığı mal alımları toplamı 3.500 TL’lik alımla 7.000 TL’lik haddi aştığından, son iki işleme ait tahsilat ve ödemelerin tevsik zorunluluğu kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması gerekmektedir.

Söz konusu tahsilat ve ödemelerde tevsik zorunluluğuna uyulmaması durumunda (A) A.Ş. ile (B) Ltd. Şti.’ne ayrı ayrı ceza uygulanacaktır.

4.1.2. Kısım Kısım Yapılan Tahsilat ve Ödemeler

Tahsilat ve ödemeye konu işlem tutarının tevsik zorunluluğu kapsamında bu Tebliğin (4.1.) bölümünde belirlenen haddi aşması halinde, bedelin farklı tarihlerde kısım kısım ödenmesinde işlemin toplam tutarı dikkate alınacak ve her bir tahsilat ve ödeme, tevsik zorunluluğu kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla gerçekleştirilecektir.

Örnek: Serbest meslek erbabı (C), (D) A.Ş.’ye bir yıl süreyle vereceği hizmet karşılığında 12.000 TL alacaktır. Aralarındaki anlaşma gereği (D) A.Ş., hizmet bedelini 1.000 TL’lik taksitler halinde ödeyecektir. Bu durumda serbest meslek makbuzunun, taksitlerin ödendiği tarihlerde 1.000 TL üzerinden düzenlenmesi tevsik zorunluluğunu ortadan kaldırmayacak, sözleşmenin toplam tutarı belirlenen haddi aştığından kısım kısım yapılan her bir tahsilat ve ödeme de aracı finansal kurumlar kanalıyla tevsik edilecektir.

Söz konusu tahsilat ve ödemelerde tevsik zorunluluğuna uyulmaması durumunda serbest meslek erbabı (C) ile (D) A.Ş.’ye ayrı ayrı ceza uygulanacaktır.

4.2. Kapsamda Olmayan Tahsilat ve Ödemeler

a) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda yer alan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile bunlara ait döner sermaye işletmelerinin işlemlerine konu tahsilat ve ödemelerin,

b) 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda tanımlanan sermaye piyasası aracı kurumlarında yapılan işlemlere konu tahsilat ve ödemelerin,

c) 11/8/1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 89/14391 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda tanımlanan yetkili döviz müesseselerinin yapacakları döviz alım satım işlemlerine ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

ç) Tapu sicil müdürlüklerinde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin,

d) Noterlerde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemelerin,

e) 5018 sayılı Kanunda yer alan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler ile bunların teşkil ettikleri birlikler, kanunla kurulan diğer kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan ve işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşlar veya bunlara ait veya tabi diğer müesseseler tarafından yapılan ihale işlemlerine ilişkin yatırılması gereken teminat tutarlarına ilişkin tahsilat ve ödemelerin

aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.

4.3. Diğer Hususlar

Bu Tebliğ kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunlu bulunan tahsilat ve ödemelerin bu kurumlarca mevzuatlarına göre düzenlenen belgelerle (dekont, hesap bildirim cetveli, alındı vb.) tevsiki zorunludur.

Tevsik zorunluluğu kapsamında yapılan işlemler için aracı finansal kurumlar tarafından düzenlenen belgeler yapılan işlemi değil o işleme ilişkin tahsilat veya ödemeyi tevsik etmektedir. Dolayısıyla tahsilat ve ödemelerin tevsik zorunluluğu kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması, bu zorunluluğu ortaya çıkaran işleme ilişkin olarak Vergi Usul Kanununda yer alan belgeleri düzenleme zorunluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.

5. Ceza Uygulaması

Tahsilat ve ödemelerin aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması zorunluluğuna uyulmaması durumunda ilgililere Vergi Usul Kanununda yer alan cezalar tatbik edilir.

6. Yürürlük

Bu Tebliğ 1/1/2016 tarihinde yürürlüğe girer.

Tebliğ olunur.

 

 

Tevsik sınırı 7000 tl olmuştur- Tevsik sınırı 2016-Mali müşavir EVREN ÖZMEN

8.000,00 TL olan Tevsik Zorunluluğu 7.000,00 TL ye indirilmiştir

ÖZMEN MÜŞAVİRLİK

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ

(SIRA NO: 459)

4.1. Kapsam ve Tutar

Tevsik zorunluluğu kapsamında olanların, kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlarla yapacakları, 7.000 TL’yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemelerini aracı finansal kurumlar kanalıyla yapmaları ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmeleri zorunludur.

Bu kapsamda örneğin;

– Her türlü mal teslimi veya hizmet ifasına ilişkin tahsilat ve ödemelerin,

– Avans, depozito, pey akçesi gibi suretlerle yapılacak tahsilat ve ödemelerin,

– İşletmelerin kendi ortakları ve/veya diğer gerçek ve tüzel kişilerle yaptığı her türlü tahsilat ve ödemelerin

belirlenen haddi aşması durumunda, aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması ve bu işlemlerin söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik edilmesi zorunludur.

6. Yürürlük

Bu Tebliğ 1/1/2016 tarihinde yürürlüğe girer.

Tebliğ olunur.

Kooperatif kat karşılığı inşaat tapu harcı-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

 

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.34.18.01-003.01-1702

03/10/2011

Konu

:

Kat karşılığı inşaat işinde müteahit payına düşen, ancak arsa sahibi mülkiyetine kaydedilen dairelerin satışında tapu harcı ve gelir vergisi  

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, adınıza kayıtlı ve kat karşılığı müteahhide verilen arsa üzerine inşa edilen dairelerin tarafınızca satıldığı belirtilerek bu satıştan dolayı vergi ve harç yükümlülüğü meydana gelip gelmediği hususunda bilgi verilmesi istenilmektedir.

1-GELİR VERGİSİ YÖNÜNDEN

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Ticari kazancın tarifi” başlıklı 37’nci maddesinde ticari kazanç, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar olarak tanımlanmış, aynı maddenin ikinci fıkrasının 4 numaralı bendinde ise gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleri ile devamlı olarak uğraşanların bu işlerden elde ettikleri kazancın ticari kazanç olduğu hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanun’un ” Değer artış kazancı” başlıklı Mükerrer 80’inci maddesinde, ” Aşağıda yazılı mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artışı kazançlarıdır.

6. İktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70’inci maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tâbi çiftçilerin ziraî istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak (5615 sayılı Kanun’un 5’inci maddesiyle değişen ibare Yürürlük; 1/1/2007 tarihinden geçerli olmak üzere 04.04.2007) beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar (Kooperatiflerin ortaklarına bu sıfatları dolayısıyla tahsis ettikleri gayrimenkulleri tahsis tarihinde ortak tarafından satın alınmış sayılır.).

Bu maddede geçen “elden çıkarma” deyimi, yukarıda yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade eder.

Bir takvim yılında elde edilen değer artışı kazancının, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlananlar hariç, 6.000 TL’si(2007 yılı için 6.400TL; 2008 yılı için 6.800 TL) gelir vergisinden müstesnadır…” hükmü yer almaktadır.

Öte yandan aynı Kanun’un “Safi Değer Artışı” başlıklı mükerrer 81’inci maddesinde, ” Değer artışında safi kazanç, elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen her türlü menfaatlerin tutarından, elden çıkarılan mal ve hakların maliyet bedelleri ile elden çıkarma dolayısıyla yapılan ve satıcının uhdesinde kalan giderlerin ve ödenen vergi ve harçların indirilmesi suretiyle bulunur. Hâsılatın ayın ve menfaat olarak sağlanan kısmının tutarı Vergi Usul Kanununun değerleme ile ilgili hükümlerine göre tayin ve tespit olunur.

Maliyet bedelinin mükelleflerce tespit edilememesi halinde maliyet bedeli yerine; Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre, takdir komisyonlarınca tespit edilecek bedel, kazancı bilanço veya işletme hesabı esasına göre tespit edilen işletmelerde ise son bilançoda veya envanter kayıtlarında gösterilen değer esas alınır.

Mal ve hakların  elden çıkarılmasında iktisap bedeli, elden çıkarılan mal ve hakların, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edilir. Şu kadar ki, bu endekslemenin yapılabilmesi için artış oranının % 10 veya üzerinde olması şarttır.” hükmü yer almaktadır.

264 Seri No.lu Gelir Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nin, “Mal ve Hakların 5 Yıl İçinde Elden Çıkarılmasında Değer Artış Kazancı” başlıklı 4. bendinde, “Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80’inci maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan düzenlemeye göre; iktisap şekli ne olursa olsun ( ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70’inci maddenin 1, 2, 4 ve 7 numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tabi çiftçilerin zirai istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak dört yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artışı kazancı olarak gelir vergisine tabi tutulmaktaydı.

5615 sayılı Kanun’un 5’inci maddesiyle anılan Kanunun mükerrer 80’inci maddesinin (6) numaralı bendinde yapılan değişiklikle, anılan bentte sayılan mal ve hakların elden çıkarılmasında değer artışı kazancı olarak değerlendirilecek süre, iktisap tarihinden itibaren, 4 yıldan 5 yıla çıkarılmıştır.

Ancak, Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 71’inci maddeyle, 01/01/2007 tarihinden önce iktisap edilmiş olan anılan mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesinde dört yıllık süre esas alınacaktır.” açıklamalarına yer verilmiştir.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 71’inci maddesinde, “Bu Kanunun mükerrer 80’inci maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin uygulanmasına ilişkin olarak, 70’inci maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde sayılan ve 1/1/2007 tarihinden önce iktisap edilmiş olan mal (gerçek usulde vergilendirilen çiftçilerin ziraî istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesinde dört yıllık süre esas alınır.” hükmü yer almaktadır.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3’üncü maddesinde, “B) İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.” hükmü yer almakta olup, aynı Kanunun mükerrer 298/(C) fıkrasında da, “Vergi Kanunlarında yer alan “toptan eşya fiyatlarıgenel endeksi” ibaresi “üretici fiyatları genel endeksi” ve “TEFE” ibaresi “ÜFE” olarak uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 704 üncü maddesinde, arazi ve kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümlerin taşınmaz mülkiyetinin konusuna girdiği hüküm altına alınmış olup, anılan Kanunun 705’inci maddesinde ise taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının tescille olacağı hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre; tapuda arsa adınıza kayıtlı olmakla birlikte ilgide kayıtlı özelge talep formu ekinde ibraz edilen … Noterliği nezdinde düzenlenen …/…/… tarihli … numaralı ” Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ” nin 4’üncü maddesi uyarınca, adınıza ait olan sekiz adet dairenin dışında kalan müteahhit firmaya ait 12 adet dairenin müteahhit firma tarafından, tapuda kendi adına tescil edilmeden fatura düzenlenerek müşterilerine satılması halinde satıştan elde edilecek gelirin, ticari kazanç olarak müteahhit firma tarafından beyan edilmesi gerekmektedir.

2- HARÇLAR KANUNU YÖNÜNDEN

492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 57’nci maddesinde, Tapu ve kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanların, tapu ve kadastro harçlarına tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin I-20/a fıkrasında da; gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden (Cebri icra veya şuyuun izalesi hallerinde satış bedeli, istimlâklerde takdir edilen bedel üzerinden) devir eden ve devir alan için ayrı ayrı harç alınacağı hükme bağlanmıştır. Söz konusu harcın oranı 29/12/2009 tarih ve 2009/15725 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01/01/2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere binde  16,5 olarak belirlenmiştir.

Bu hükme göre tapu harcı, tapuda (4) sayılı tarifede yazılı işlemler üzerinden alınmakta olup, gayrimenkullerin satışı sırasında (4) sayılı tarifenin I-20/a fıkrası gereğince devir eden ve devir alandan ayrı ayrı binde 16,5 oranında tapu harcı tahsil edilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

Financial Accounting Firm Turkey- İstanbul

We are professionals to help companies by maintaining their books and records and interfacing with management to help them meet their financial reporting and tax requirements, thereby enabling them to focus on growing their businesses 

Contact us : [email protected]

Check our english web site

www.systemscpa.com

 

Companies are under constant pressure to improve their performance and build shareholder value at the same time.
In line with this trend, SystemsCPA serves its clients in order to meet their outsourcing needs for secondary activities such as accounting, payroll, management reporting and others. Our approach to outsourcing is to build a close cooperation with our clients in a flexible way in order to meet their different needs.

We assist many local and multinational entities from various sectors, with its team of practitioners specialized in different areas.
By providing complete outsourcing of all your accounting functions, we can serve as a member of your organization and assist your business with any accounting related function.

Ekran Resmi 2015-12-22 05.18.53

YENİ NESİL KOOPERATİFLER VE YENİ KOOPERATİFLER KANUNU

YENİ NESİL KOOPERATİFLER KURULUYOR
Ekran Resmi 2015-11-16 21.04.28
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü tarafından 2012 Yılında yürürlüğe giren ‘Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı’nda yer alan hedefler doğrultusunda artık yeni alanlarda kooperatifler kurulabilecek.
Yeni nesil diye tabir edilen 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na tabi kooperatifler şu şekilde kurulacak; Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri, Eğitim Kooperatifleri, Kadın Girişimi Üretimi ve İşletme Kooperatifleri, Karşılıklı Sigorta Kooperatifi, Hizmet Kooperatifi, Çocuk Bakım Hizmetleri, Gayrimenkul İşletme Kooperatifi.
Yeni nesil kooperatiflerden bazıları incelendiğinde günümüz doğal enerjileri değerlendirme yönünde en dikkat çekici kooperatiflerden birisi ‘Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri’. Kaynağı güneş, hidrolik, rüzgâr, biyokütle, jeotermal, dalga akıntısı ve gel-git gibi fosil olmayan kaynaklardan enerji elde edilmesi amacıyla kurulan bu kooperatifler, EPDK’nın lisanssız elektrik üretimine ilişkin yönetmelik gereği, 1 megavat’a kadar EPDK’dan üretim lisansı almadan elektrik enerjisi üretim tesisi kurulabilecek. Elektrik enerjisi üretim kooperatifi kurmak için,elektrik tüketim aboneliğine sahip gerçek veya tüzel kişi olmak gerekiyor. Elektrik enerjisi üretim kooperatifleri kurularak, özellikle güneşlenme oranı en yüksek İllerden biri olan kentimiz Denizli’de enerji kooperatiflerinin sayısını artırmak, ülke ekonomisine ve enerji açığımızın azalmasına katkı sağlayacak.
 Ekran Resmi 2015-12-22 05.05.37
Bir diğer yeni nesil kooperatif olan ‘Eğitim Kooperatifleri’ ise, ülkemizin eğitim alanındaki açığını gidermek amacıyla kuruluyor. Okul öncesi eğitim, özel eğitim okulları, öğrenci etüt eğitim merkezleri ve rehabilitasyon merkezleri açmak, işletmek, özel eğitim yasaları hükümlerine göre devir alıp devir yaparak hem ortaklarına kazandıracak, hem de ülke eğitimine katkı sağlayacak. Medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişiler, eğitim kooperatifi kurabilecek.
Yeni nesil kooperatiflerden girişimci ve üreten kadınlarımızı ilgilendiren ‘Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ de, kadınlarımızın ürettiği mal ve hizmetlerin yurtiçinde ve yurt dışında pazarlama, tanıtım ve satışına aracılık ederek ülke ekonomisine ve kadın istihdamının artmasında katkı sağlayacak.
‘Karşılıklı Sigorta Kooperatifi’ ise, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu hükümleri uyarınca karşılıklı sigorta kooperatiflerinin amacı; yalnızca ortaklarıyla sigorta sözleşmesi düzenlemek,ortaklarının sigortacılık faaliyetlerinin artmasını sağlamak. Gerçek kişi ya da kamu ve özel hukuk tüzel kişilerden olmak ve kooperatifin faaliyet gösterdiği sigorta branşlarından en az birinde kooperatife bir sigorta yaptırmayı taahhüt etmek ortak olmak için yeterli.
Ticaret İl Müdür Vekili Abdullah Hasyıldırım dünyada kamu ve özel sektörün yanında üçüncü sektör olarak tanımlanan ve ülkemizde henüz yeni yeni oluşmaya başlayan kooperatiflerin İlimizde de kurulması için öncelikli olarak kooperatifleşme bilincinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Hasyıldırım, yeni nesil kooperatifler aracılığıyla Denizli’de özellikle enerji üretimini artırmak, kadın girişimci ve kadın istihdamı için toplumsal farkındalık oluşturmak ve bu alanda girişimcilik ruhunu aşılamayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.

kooperatifçilik günü

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Türkiye’de 38 farklı türde 56 binden fazla kooperatif ile bunların 7 milyonu aşkın ortağı bulunduğunu belirterek, “Yedi milyonu aşkın insanımızın güçlerini birleştirmeyi başaran kooperatiflerimiz, refahın, gelişmişliğin, ülkemizin en ücra köşelerine kadar ulaşmasına öncülük ediyorlar” dedi.

21 ARALIK DÜNYA KOOPERATİFÇİLİK GÜNÜNÜKUTLARIZ kopya

Bakan Tüfenkci, Dünya Kooperatifçilik Günü dolayısıyla bu alanda akademik çalışma yapanlar ile Amesia Çalışan Arılar Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi yöneticilerine, Bakanlıkta düzenlenen törende ödüllerini verdi.

Tüfenkci, burada yaptığı konuşmada, kooperatifçilik anlayışının, Anadolu medeniyetindeki yardımlaşma ve dayanışma anlayışının temel felsefesiyle neredeyse bire bir örtüştüğünü belirterek, Türkiye’nin sadece kendi çıkarını gözeten bir toplum olmadığının altını çizdi. Yaşadığı coğrafyada herkesin mutlu olmasını isteyen bir toplum olduğunu belirten Tüfenkci, “Bugün de Suriyeli kardeşlerimize, Türkmen kardeşlerimize, tüm mültecilere kapılarımızı açmamız, soframızı paylaşmamız işte bu anlayışın bir sonucudur. Biz, herkes refah içindeyse, yaşanan refahın bir manası olduğuna inanan bir toplumuz. Biz, herkes barış içindeyse barışın kalıcı olacağını bilen bir toplumuz” değerlendirmesinde bulundu.

Dünya genelinde 1 milyardan fazla insanın kooperatif ortağı olduğunu, bunların tarımdan sanayiye, el sanatlarından bankacılığa kadar çok farklı alanlarda faaliyet yürüttüğünü anlatan Tüfenkci, dünya gıda üretiminin yarısından fazlasının kooperatifler eliyle sağlandığını kaydetti.

Tüfenkci, kooperatiflerin ticaret hacimleri, gelişen ve gelişmekte olan ülkelerin gayrisafi yurtiçi milli hasıla rakamlarının yüzde 3 ila 10’unu oluşturduğunu, bugün itibarıyla Türkiye’de 38 farklı türde 56 binden fazla kooperatif ve bu kooperatiflerin 7 milyondan fazla ortağı bulunduğunu bildirdi. Kooperatiflerin bulundukları bölgelere ve faaliyet gösterdikleri sektörlere yönelik katkılarını görmenin mutluluğunu dile getiren Tüfenkci, “Yedi milyonu aşkın insanımızın güçlerini birleştirmeyi başaran kooperatiflerimiz, refahın, gelişmişliğin, ülkemizin en ücra köşelerine kadar ulaşmasına öncülük ediyorlar” diye konuştu.

“Kooperatifçiliğe de özel bir önem verdik”

Bakan Tüfenkci, hükümet olarak 2023 yılı için her alanda somut hedefler belirlediklerini, bu hedeflere ulaşmak için yol haritaları hazırladıklarını belirterek, AK Parti hükümetleri döneminde kooperatifçiliğe de özel bir önem verildiğini bildirdi.

2012’de “Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı” hazırlandığını ve dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde uygulanmaya başlandığını anımsatan Tüfenkci, strateji kapsamında yer alan 36 faaliyetin tamamlanması için Bakanlık olarak kooperatif üst kuruluşları başta olmak üzere tüm paydaşlarla işbirliği yaptıklarını anlattı.

Bakanlığının bu konudaki çalışmalarını özetleyen Tüfenkci, Kooperatif Bilgi Sistemi (KOOP-BİS) ve Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından başlatılan Kooperatif İstatistiklerinin Geliştirilmesi Projesi (KOOP-İST) hakkında bilgi verdi.

Tarım Satış Kooperatif ve Birliklerinin Sürdürülebilir İdari ve Mali Yapıya Kavuşturulması Projesi’nin (BİR-GEP), ülkenin tarım satış kooperatifçiliğinin yeni kooperatifçilik stratejisi çerçevesinde dönüştürülmesi ve geliştirilmesi, sürdürülebilir mali ve idari yapıya kavuşturulması, yaşadıkları sorunların çözümüne yönelik tedbirlerin alınması, yeniden yapılandırma diye adlandırılan geçiş sürecinin sonlandırılması amacıyla hazırlandığını ifade eden Tüfenkci, Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Hakkında 4572 sayılı Kanunda 28 Mart 2013 tarih ve 6455 sayılı Kanunla yeniden düzenlenerek köklü değişiklikler yapıldığını bildirdi.

 “2015’te 575 kadın girişimciye eğitim verildi”

Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) Gider Hesabı kredilerinin yeniden yapılandırılarak 1,3 milyar lira olan borcun 574 milyon liraya indirildiğini, böylece birliklerin 710 milyon lira borç yükünden kurtarıldığını, ödemelerin yılda bir kez olmak üzere 15 taksite ertelendiğini kaydeden Tüfenkci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bakanlık olarak kadın kooperatiflerini desteklemeyi de önemsiyor ve öncelikli sorumluluk alanlarımızdan biri olarak kabul ediyoruz. Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı’nda belirlenen ‘kadın girişimcilerin kooperatif çatısı altında örgütlenmeleri ve ticari hayatta ekonomik aktör olarak yer almaları için çalışmalar yürütülecek’ eylemi Kadın Kooperatifleri Tanıtım ve Kapasite Geliştirme Projesi dahilinde uygulamaktayız. Bu kapsamda; hukuki altyapı oluşturmak ve eğitim materyali olarak kullanılmak üzere Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Örnek Ana Sözleşmesi hazırlanmıştır. Proje kapsamında, ekonomik bir faaliyet yürütmek isteyen kadın girişimcilere Bakanlığımız tarafından genel kooperatifçilik eğitimi yanında, faaliyete geçmiş olanlara kapasite geliştirme eğitimi verilmektedir. 2015 yılında Trabzon, Konya, Polatlı, Merzifon ve Bolu’da 575 kadın girişimciye eğitim verilmiştir.”

Bu çalışmaların en son meyvelerinden biri olan “Amesia Çalışan Arılar Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi”nin Amasya Merzifon’da yaşayan kadınların bir araya gelmesiyle 15 Mayıs 2015’te kurulduğunu belirten Tüfenkci, kooperatif üyelerini tebrik etti.

Bakan Tüfenkci, kooperatifçilik alanında hazırlanmış yüksek lisans veya doktora tezlerini desteklediklerini, bu kapsamda yüksek lisans tezleri için 3 bin lira, doktora tezleri için 10 bin lira maddi destek verdiklerini bildirdi.

Tüfenkci, Bakanlığıyla Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği, Türkiye Kent Kooperatifleri Merkez Birliği, Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği, Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği, Tariş Üzüm Tarım Satış Kooperatifleri Birliği, Tariş Zeytin, Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ve Trakya Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliğiyle sözleşmeler imzaladıklarını da kaydetti.

Bakan Tüfenkci, 21 Aralık Dünya Kooperatifçilik Günü’nü kutladı.

 “Engelleri aştık”

Konuşmanın ardından Amesia Çalışan Arılar Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifinin tanıtım filmi gösterildi.

Kooperatifteki lakabının “Muhasip Arı” olduğunu belirten Medine Alkoç, kooperatif üyeleri adına yaptığı konuşmada, başlangıçta kooperatif kurmaya korktuğunu ancak daha sonra başardıklarını anlattı. Köylerdeki atıl okulları üretim atölyesine çevirmek istediklerini, böylece köylerde çalışmak isteyen kadınların ekonomiye kazandırılabileceğini söyleyen Alkoç, “Eş ve kayınvalide, kayınpeder engelleri çok fazlaydı başta. Biz o engelleri aştık ve bir yerlere geldik” diye konuştu.

Lakabının “Cankurtaran Arı” olduğunu belirten Hülya Çalışkan, Bakan Tüfenkci’den prosedürlerin azaltılmasını istedi. Tüfenkci de “Genel Müdürümüz sizin emrinizde” ifadelerini kullandı.

Kooperatifçilik Genel Müdürü Arif Seğmenoğlu, kooperatifçilik konusundaki akademik çalışmalara destek verdiklerini belirterek, 2 doktora, 2 yüksek lisans tezini desteklediklerini söyledi.

Daha sonra Tüfenkci, Amesia Çalışan Arılar Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi yöneticileri ile tezleri desteklenen Bengü Everest, Çağdaş İnan, Veysel Tolga Atik ve Caner Eren’e ödüllerini verdi. Amesia Kooperatifi üyesi kadınlar, Tüfenkci’ye kooperatif madalyası ve hediye takdim ettiler. Tören, katılımcıların fotoğraf çektirmeleriyle tamamlandı.

TÜRK TİCARET KANUNUNA GÖRE CEZALAR KİME KESİLİR ?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK)  kabahat olarak tanımlanan birçok fiil için idarî para cezası öngörülmüştür. İdarî para cezalarının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanması gerekmektedir. TTK, kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi hâlinde, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verilmesini ve ilgili hükme göre verilecek cezanın iki kat artırılmasını öngörmektedir. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın bu konulardaki düzenlemesi ve uygulaması ise, TTK’da öngörülen idarî para cezalarının artırımlı olarak uygulanmasında, cezanın verileceği tarihin değil, kabahati oluşturan fiilin işlendiği tarihin esas alınması ve kabahatin birden fazla işlenmesi halinde temel ceza miktarı üzerine bu cezanın iki katının karşılığı olan tutarın eklenmesi yönündedir. Bakanlık, ayrıca, kabahatin birden fazla işlenmesi halinde, kabahatin en son işlendiği yıla ait idarî para cezasının tutarını esas almaktadır. Örneğin; 2013 ve 2014 yıllarına ait yönetim kurulu karar defterinin kapanış onaylarını zamanında yaptırmayan bir anonim şirkete uygulanacak ilgili para cezası hesaplanırken, 2015 yılı için artırılmış temel ceza tutarı olan 4 bin 934 TL’ye, temel cezanın iki katı olan 9 bin 868 TL ilave edilmekte ve ağırlaştırılmış idarî para cezası 14 bin 802 TL olarak uygulanmaktadır.

Uygulamada, idari para cezaları şirket tüzel kişiliğine verilmekte; bu cezadan dolayı şirketin yönetim organı üyelerine rücu edilip edilmeyeceğinin yapılacak olan ilk genel kurul toplantısında görüşülüp karara bağlanması hususu şirkete talimatlanmaktadır. İdarî para cezasını kanun yoluna başvurmadan önce ödeyen tacirden bunun dörtte üçü tahsil edilmektedir. İdari para cezasının indirimli olarak ödenebilmesi için ödemenin kanun yoluna başvurmadan önce yapılması zorunlu olduğundan, indirim, idari yaptırım kararının tebliğ tarihinden itibaren geçecek 15 günlük başvuru süresi içinde yapılacak ödemelere uygulanmaktadır. TTK’da öngörülen idarî para cezaları, özellikle ağırlaştırılmış şekilde uygulandığında, tacirlere ciddi yükler getirebilecek tutarlara ulaşabilmektedir. Bu nedenle, gerçek ve tüzel kişi tacirlerin Türk Ticaret Kanunu’nun idarî yaptırıma bağladığı yasal yükümlülüklere titizlikle riayet etmeleri, aynı kabahati birden fazla işlemekten çekinmeleri ve olası bir ceza durumunda indirimli ödeme hakkından faydalanarak en azından cezanın malî yükünü biraz da olsa hafifletmeleri menfaatlerine olacaktır.

Kooperatifçilik günü Açıklamaları 

AK Parti Karaman Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ve Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, kooperatiflerin günümüzde üstlendiği rol ve işlevin hiçbir tanıma veya tarife sığmayacak kadar büyük, hiçbir tanım ve tarifle anlatılmayacak kadar önemli olduğunu vurguladı. 21 Aralık Dünya Kooperatifçilik Günü dolayısıyla mesaj yayınlayan Konuk, mesajında şunları söyledi;“Tarih sahnesine çıkışları henüz iki asrı yeni bulan kooperatifler, dünyanın dört bir tarafında insanlara başını sokacağı ev kazandırmaktan, ihtiyaçlarını piyasada ezilmeden karşılamaya, finansman ihtiyaçlarına uygun koşullarla cevap üretmekten, birikimi sınırlı toplum kesimlerini ekonominin etkin aktörü yapmaya kadar çok sayıda alanda hitap ettiği kesimlerin hayatını değiştirecek rol ve roller üstlenmiştir. Dünyamızda bugün için 1 milyarın üzerinde insan kurduğu veya ortağı olduğu kooperatifler vasıtasıyla ekonomi çarkının etkin aktörüdür. Her sektör ve her alanda kooperatiflerin hitap ettiği kesime artı bir katkısı olmuştur. Ancak hiçbir sektördeki kooperatif organizasyonunun veya hiçbir kooperatif çeşidinin katkısı, tarım kooperatiflerinin tarım sektörüne ve üreticiye katkısı ile boy ölçüşemez. Son yüz yılın tarım sektöründeki en büyük buluşu tarım kooperatifleridir. Tarım kooperatiflerini de dahil olmak üzere dünya ekonomisinde kooperatifler 1.800’lü yıllarla birlikte rol üstlenmeye başladılar. Ülkemizde ise bugünkü bilinen anlamıyla ilk kooperatif girişim, dünyada kooperatiflerin sahne alışından yaklaşık üç çeyrek asır sonra 1800’lü yılların sonunda gerçekleşti. Yaklaşık 75 yıllık zaman farkı kimseyi aldatmasın, bu topraklarda kooperatiflerin ihtiva ettiği mana bütünlüğü ve kooperatifçiliğe de ilham kaynağı olan birlikte üretme, birlikte başarma geleneği, hayat yükünü birlikte omuzlama alışkanlığı, hem kültürü hem de kurumlarıyla asırlardır vardı. Bu toprakların, ekonomik sistemine kooperatifleri sandık veya kooperatif adıyla dahil etmesi sadece ve sadece dünyadaki terminolojiyi kullanmaya başlamasından ibarettir. Kooperatifçilikte dünyaya ilham vermiş bir medeniyetin mirasçıları olarak bizim mesuliyetimiz, kooperatifleri toplumsal kalkınmanın bir dinamiği olarak ekonomik hayatın her alanına taşımak, kooperatif girişimlerle daha çok insanın refahtan daha çok pay almasına aracılık etmektir. Dünyada binlerce yüzde 13’ten fazla insanı ekonomik sisteme dahil ediyor, onların birlikte hareket ederek refahtan daha fazla pay almasını sağlıyor. Dünyamızda tarım sektöründeki ekonomik faaliyetlerin yüzde 50’sinden fazlası kooperatif işletmeler eliyle yürütülüyor. Dünyadaki 300 büyük kooperatifin bir yıllık iş hacmi 1,6 Trilyon Doların üzerindedir. Tüm dünya hem gıda güvenliğinin, hem sürdürülebilir tarımsal üretimin hem de kırsal kalkınmanın teminatı olarak kabul edilen kooperatifler, tarımsal kooperatifler özel ve önemli bir rol üstlenmiştir.”BU TOPRAKLARIN GENLERİNDE BİRLİK RUHU VARDIR

Bu topraklarda da kooperatifçiliğin hızla gelişip tüm sosyal kesimler de özellikle de tarım sektöründe ekonomimize yeni bir dinamizm kazandırabileceğini bildiklerini ifade eden AK Parti Karaman Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ve Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, “Çünkü bu toprakların genlerinde birlik ruhu var. Bu topraklar komşusu açken tok yatmayacak, meslektaşı siftah yapmadan yeni bir alış veriş yapmayacak kadar erdemli. Ve bu topraklar kendisinden daha az dünya nimetine sahip kardeşleri incinmesin diye azami dikkat gösteren ahlaka sahip bir kültürün ana vatanı. Bu topraklar, kardeşlerinin işi rast gittikçe daha mutlu, refah iklimi komşularına da sirayet ettikçe daha huzurlu olan bir milletin yaşadığı topraklar. Yani varlıkta da yoklukta da bir olma, bir davranma, yükü birlikte omuzlama ve zenginliği paylaşma bu toprakların özelliği. O özellikler dünyanın kooperatif diye adlandırdığı sistemi hem kapsayan hem de onu aşan özelliklerdir. Dâhil olduğumuz medeniyet havzasının bize mirası olan bu hasletlerimiz bu topraklarda ve bu toprakların geleceği için kooperatifçilikten çok daha fazla istifade edebilmek için yaptığımız işlerde bizim asli dayanağımızdır” diye konuştu.

BU MODELİN MÜELLİFİ, PANCAR ÜRETİCİLERİDİR

“Ülkemiz kooperatifçiliği yeni bir döneme girmiştir” diyen Konuk, 21 Aralık Dünya Kooperatifçilik Günü mesajını şöyle tamamladı: “Ülke kooperatifçiliği açısından umutlu olmamızı gerektirecek sebeplerimiz çoğalmıştır. Üç sene önce kooperatifçilik strateji belgesini yayınladık. Kooperatifleri bir sivil toplum örgütü konumundan iktisadi bir aktör konumuna yükselttik. Türkiye’nin her tarafında kooperatif çatısı altında birleşip ne yaparız sorusuna cevap aramaya, neleri nasıl başaracağımız konusunda akıl terletmeye başladık. Kooperatif çatısı altında birlik olmak konusunda Türkiye’nin özellikle tarım sektörünün fikir birliği artık tamdır. İki Binli yıllara girerken kooperatifçilikle nelerin başarılabileceğini bu toprakların dışından örneklerle izah ediyor, uzaklara methiyeler düzüyorduk. Şimdi kendi örneklerimiz, kendi modellerimiz de var. Dün özendiklerimizin özendiği bir modelimiz, başka coğrafyalarda anlatılan başarı hikâyemiz, hikâyelerimiz var. Bu modelin müellifi, pancar üreticileridir. El ve gönül birliği yapılınca kooperatif çatısı altında nelerin başarılabileceğinin örneği pancar üreticisinin son 16 yılda başardıklarıdır. Kooperatifçiliği eğer ucuz almak ve pahalı satmak gibi dar kalıplara hapsetmezseniz. O’nun sanayi ile de taçlanacağının, finansman problemine de çözüm üreteceğinin, tarlada atılan tohuma da müdahil olacağının, ürettiğini katma değerli hale getirerek ekonomik sürecin bütününe de müdahil olunabileceğinin ve daha da önemlisi faaliyet alanını büyüttükçe üreticisini de büyüteceğinin ispatı Konya Ovasındadır. 1 fabrikadan sadece 16 yılda 35 fabrika çıkarmak, tek üretim kaleminden binin üzerinde mamul ürüne doğru genişlemek, tarlada başlayan süreci bir marka altında toplayıp rafa kadar ulaştırmak ve dünün içe kapanık sektöründen dünyanın en büyük beş gıda şirketinden birini çıkarmayı hedeflemek kooperatifçiliği geniş yorumlamanın ve bir kalıba hapsetmemenin sonucudur. Dünya Kooperatifçilik günü vesilesiyle ülkemiz kooperatifçiliğine yeni bir ivme kazandırmanın, yeni bir bakış açısı getirmenin gururunu yaşıyoruz. Ancak yaptıklarımızla yetinmeyeceğimizi ve başka coğrafyalarda halen anlatılan bu başarı hikâyesini yeni başarılarla zenginleştirerek bu topraklarda yazmaya devam etme kararlılığında olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Türk Kooperatifçiliğine ve ülke ekonomisine katkı verme azim ve kararlılığından asla taviz vermeyen, refah ve zenginliğin her kesime ve herkese ulaşmasını amaç edinen Pancar Üreticileri Kooperatifleri ve onun sahipleri adına, birlik ruhunun her meselenin çaresi olduğunu hatırlatıyorum. Türk Kooperatifçiliğine emek vermiş değerli büyüklerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anarak, 21 Aralık Dünya Kooperatifçilik Gününü kutluyorum.” Haber Merkezi