Kooperatifin aktifine kayıtlı demirbaşı bedelsiz site yönetimine devrinin KDV ve Kurumlar Vergisi karşısındaki durumu

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)

Sayı: 84974990-130[1-2014/41]-11415

09/03/2016

Konu: Kooperatifin aktifine kayıtlı demirbaşı bedelsiz site yönetimine devrinin KDV ve Kurumlar Vergisi karşısındaki durumu

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, tasfiyeye girmiş olan kooperatifinizin envanterinde kayıtlı demirbaşları site yönetimine bedelsiz olarak devir işleminin KDV ve Kurumlar Vergisine tabi olup olmayacağı hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.

A- KURUMLAR VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2’nci maddesinin ikinci fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, aynı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde ise tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.

1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 4.13. Kooperatifler başlıklı bölümünde muafiyet şartları detaylı olarak açıklanmış olup, 4.13.1.4.3. Yapı kooperatiflerinde ortak dışı işlemler” başlıklı bölümünde de;

” Kooperatifin amacını gerçekleştirmesinden sonra elinde kalan malzeme, alet ve edevatın satılması ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyecektir.

açıklamalarına yer verilmiştir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, kurumlar vergisinden muaf kooperatifinizce amacın gerçekleştirilmesinden sonra envanterde kayıtlı bulunan demirbaşların yeni kurulan site yönetimine devredilmesi ortak dışı işlem olarak değerlendirilemeyeceğinden, bu işlem dolayısıyla kooperatifiniz için kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesine gerek bulunmamaktadır.

B- KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME;

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun,

1/1 inci maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu,

27/1 inci maddesinde; bedeli bulunmayan veya bilinmeyen işlemler ile bedelin mal, menfaat, hizmet gibi paradan başka değerler olması halinde matrah işlemin mahiyetine göre emsal bedeli veya emsal ücretidir,

hükümlerine yer verilmiştir.

Konuyla ilgili olarak yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/A-2) bölümünün son paragrafında,

“Malın tasarruf hakkının mutlaka bir bedel karşılığı devredilmesi şart değildir. Bedelsiz teslimler de (hibe gibi) vergiye tabidir. Bu gibi durumlarda matrah,3065 sayılı Kanunun 27 nci maddesi uyarınca emsal bedeli olur.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, tasfiye edilen kooperatifinizin aktifine kayıtlı demirbaşlarların site yönetimine bedelsiz devri durumunda bu demirbaşların emsal bedeli üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Ödenmemiş sigorta primlerinin gider yazılamayacağı

Ödenmemiş sigorta primlerinin gider yazılamayacağı-Ruknettin Kumkale YMM

5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Primlerin Ödenmesi başlıklı 88. maddesine göre “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma öder.” hükmünü taşımaktadır.

Aynı maddenin ilerleyen fıkralarında da “Kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarları, gelir vergisi ve kurumlar vergisi uygulamasında gider yazılamaz. “ ifadeleri bulunmaktadır.

Buna göre gerek işçiden kesilen işçi hissesi ve gerekse işveren payının kuruma ödenmemesi durumunda gider olarak yazılmasına olanak bulunmamaktadır.

Bu konuda 174 Seri No lu Gelir Vergisi Genel tebliğinde açıklamalar bulunmaktadır.

SSK priminin gider olarak dikkate alınabilmesi için, bu primlerin Sosyal Sigortalar Kurumuna fiilen ödenmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, sigorta primleri, dönemine ve ait olduğu yıla bakılmaksızın fiilen ödendiği tarihte gider yazılacaktır. Diğer bir anlatımla süresi içinde ödenmemiş olmasından dolayı gider yazılamamış sigorta primlerinin sonraki senelerde ödenmesi durumunda ödendiği tarihte gider yazılmasına olanak bulunmaktadır.

Ancak, bir aya ait sigorta primleri ertesi ayın sonuna kadar ödenebileceğınden, Aralık ayına ait olan sigorta primlerinin ertesi yılın Ocak ayı içinde ödenmesi durumunda bu primler Aralık ayının gideri olarak dikkate alınabilecektir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Primlerin Ödenmesi başlıklı 88. maddesine göre “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma öder.” hükmünü taşımaktadır.

Aynı maddenin ilerleyen fıkralarında da “Kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarları, gelir vergisi ve kurumlar vergisi uygulamasında gider yazılamaz. “ ifadeleri bulunmaktadır.

Buna göre gerek işçiden kesilen işçi hissesi ve gerekse işveren payının kuruma ödenmemesi durumunda gider olarak yazılmasına olanak bulunmamaktadır.

Bu konuda 174 Seri No lu Gelir Vergisi Genel tebliğinde açıklamalar bulunmaktadır.

SSK priminin gider olarak dikkate alınabilmesi için, bu primlerin Sosyal Sigortalar Kurumuna fiilen ödenmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, sigorta primleri, dönemine ve ait olduğu yıla bakılmaksızın fiilen ödendiği tarihte gider yazılacaktır. Diğer bir anlatımla süresi içinde ödenmemiş olmasından dolayı gider yazılamamış sigorta primlerinin sonraki senelerde ödenmesi durumunda ödendiği tarihte gider yazılmasına olanak bulunmaktadır.

Ancak, bir aya ait sigorta primleri ertesi ayın sonuna kadar ödenebileceğınden, Aralık ayına ait olan sigorta primlerinin ertesi yılın Ocak ayı içinde ödenmesi durumunda bu primler Aralık ayının gideri olarak dikkate alınabilecektir.

Eurobond alsak vergi var mı ?

Eurobond alım-satım kazancının ve Eurobondlardan elde edilen faiz gelirlerinin vergilendirilmesi hk.

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
DENİZLİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

 

TARİH : 31.05.2012
SAYI : B.07.1.GİB.4.20.15.01-120[75-2012/288]-371
KONU : Eurobond alım-satım kazancının ve Eurobondlardan elde edilen faiz gelirlerinin vergilendirilmesi hk.

İLGİ: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 56.893,66 TL.EUROBOND alım-satım kazancı ve 8.710,31 TL (Eurobond) yabancı para faiz gelirinizin bulunduğu belirtilerek, faiz gelirinizin 23.000,00 TL ‘yi aşmaması nedeniyle alım-satım kazancınızla birlikte beyan edilip edilmeyeceği hakkında Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.

193 sayılı GVK.nun 75. maddesinde; sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkül sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratların menkul sermaye iradı olduğu, 5. fıkrasında da, her nevi tahvil ve hazine bonosu faizleri menkul sermaye iradı olarak belirtilmiştir.

Kanunun geçici 59. maddesinde ise; 31.12.2007 tarihine kadar 26.07.2001-31.12.2005 tarihleri arasında ihraç edilen Devlet tahvilleri ve Hazine bonolarının faiz gelirleri ve elden çıkarılmasından sağlanan diğer kazançlar toplamının; 2001 yılında 50 milyar liirası, 2002 ve izleyen yıllarda bu tutarın veya artırılmış tutarın her yıl için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmasıyla bulunacak tutar gelir vergisinden müstesnadır. Bu istisnadan yararlananlar, mükerrer 80 inci ve geçici 56. maddelerde yer alan istisnalardan ayrıca yararlanamaz.

Ticari işletmelere ait olan bu tür gelirler hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.” hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 258 seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 5.2- Faiz Gelirlerinin Vergilendirilmesi başlıklı bölümünde;

“GVK.nun 75. maddesinde; ticari, zirai veya mesleki faaliyet dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden oluşan sermaye dolayısıyla elde edilen kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradı olarak değerlendirilmekte olup, yukarıda da belirtildiği üzere, her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri menkul sermaye iradı olarak kabul edilmektedir.

Vergi uygulaması bakımından, Hazine tarafından yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetler de (Eurobond) Devlet tahvili ve Hazine bonosu gibi değerlendirilmektedir.

Bu kapsamda, Eurobondlardan elde edilen faiz gelirleri, GVK.nun 94. maddesinin 7/a bendine göre %0 (sıfır) oranında tevkifata tabi tutulmakta olup, vergi uygulamasında tevkifat oranı sıfır olarak belirlenmiş kazançlar tevkifatlı kabul edilmektedir.

Eurbondların döviz cinsinden ihraç edilmesi nedeniyle elde edilen faiz gelirlerine indirim oranı uygulanmamaktadır.

Bu durumda, gerek 01.01.2006 tarihinden önce gerekse bu tarihten sonra ihraç edilen Eurobondların elde tutulması sürecinde elde edilen faiz gelirlerinin tam ve dar mükellef gerçek kişiler yönünden vergilendirilmesi aşağıdaki gibi olacaktır.

5.2.1- Tam Mükellef Gerçek Kişiler:

GVK.nun 3. maddesine göre, tam mükellef gerçek kişiler Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilmektedir.

Tam mükellef gerçek kişilerce elde edilen faiz gelirinin 26.07.2001 tarihinden önce ihraç edilen Eurobondlara ilişkin olması halinde, bu gelirlere Geçici 59. maddedeki istisna uygulanmayacak olup, faiz gelirinin 103. maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan beyan sınırını aşması halinde, tamamının yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

31.12.2007 tarihine kadar uygulanmak üzere, 26.07.2001-31.12.2005 tarihleri arasında ihraç edilen Eurobondlardan faiz geliri elde edilmesi durumunda ise, Geçici 59. maddeye göre ilgili yıl için belirlenmiş istisna tutarı düşülecek olup, kalan tutarın beyan sınırını aşması halinde bu tutarın tamamı beyan edilecektir.

Tam mükellef gerçek kişilerce elde edilen faiz gelirinin 01.01.2006 tarihinden sonra ihraç edilen Eurobondlara ilişkin olması halinde, bu gelirlere Geçici 59. maddedeki istisna uygulanmayacak, beyan sınırının aşılması halinde, tamamı yıllık beyanname ile beyan edilecektir.

Eurobondların döviz cinsinden ihraç edilmesi nedeniyle, bu kıymetlerin itfası sırasında oluşan değer artışları irat sayılmadığı gibi, elde edilen gelirlere indirim oranı uygulaması da söz konusu değildir. Bu uygulamada Eurobondların ihraç tarihinin herhangi bir önemi bulunmamaktadır.” açıklamaları yer almaktadır.

Diğer taraftan, … Vergi Dairesi Müdürlüğüne 2011 yılı için tarafınızdan diğer kazanç ve iratlara ilişkin yıllık gelir vergisi beyanında bulunulduğu görülmüştür.

Buna göre, Eurobondlardan elde edilen faiz gelirleriniz ile ilgili olarak herhangi bir istisna uygulanması söz konusu olmayıp, ilgili yılda elde ettiğiniz değer artışı kazancınızla birlikte 23.000. TL’lik beyan haddi aşıldığından Eurobond faiz gelirinizin de yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatif Müdürü için Sözleşme örneği-Evren özmen

  1. İş Sözleşmesinin Başlangıcı – Deneme Süresi

 

 

  1. İşbu iş Sözleşmesinin (“Sözleşme”) başlangıç tarihi 15.06.2015’dir.

 

  1. Taraflar Sözleşme’nin ilk iki (2) aylık süresinin deneme süresi olduğu konu­sunda mutabıktır. Deneme süresi sonunda taraflar işbu sözleşmeyi hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın feshedebilirler.

 

 

  1. İş Sorumluluğu

 

 

  1. Sayın ………………………….. MUHASEBE pozisyonunda çalışmak üzere işe alınmıştır.

İşyeri; – Bahçelievler Mah. Bosna Bulvarı (Nato Yolu) Ata-2 Sitesi Palmiye Cad. Nilüfer Sok.

B7 Adası No : 1 Kooperatif Merkezi Çengelköy – Üsküdar / İSTANBUL. Adresindedir.

 

Sayın ………………………….., işbu iş sözleşmesi kapsamında üstlendiği görevlerini KOOPERATİF’İN Türkiye içerisinde işyerlerinde de yerine getirmeye hazır bulunacaktır.

 

Sayın ………………………….., işbu Sözleşme kapsamında tanımlanan görevlerini yukarıda belirtilen adreste veya Kooperatif tarafından belirtilebilecek başka bir yerde yerine getireceği hususunu kabul ve taahhüt eder ve Kooperatif anılan amaçlar için Sayın …………………………..’İ işbu Sözleşmede

Şirket Kuruluşunda Ana sözleşmeyi notere onaylatma ve noter masrafı ödeme zorunluluğu kaldırıldı-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

6 Aralık 2016 SALI

Resmî Gazete

Sayı : 29910

TEBLİĞ

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:

ŞİRKET KURULUŞ SÖZLEŞMESİNİN TİCARET SİCİLİ MÜDÜRLÜKLERİNDE

İMZALANMASI HAKKINDA TEBLİĞ

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı; kuruluş aşamasında sözleşmenin ticaret sicili müdürü huzurunda imzalanmasına ve imza beyannamesinin ticaret sicili müdürlüklerinde düzenlenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ; 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 210 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğin uygulanmasında;

a) Ayırt etme gücü: Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı,  akıl zayıflığı,  sarhoşluk ya da benzer sebepler nedeniyle akla uygun davranma yeteneğinden yoksun bulunmama halini,

b) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını,

c) Kanun: 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu,

ç)                Kayyım: Belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanan kişiyi,

d) Kısıtlı: 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda tanımlanan kısıtlılık hâlleri kapsamındaki kişileri,

e) Kimlik kartı: Gerçek kişinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu ve aile kütüğüne kayıtlı bulunduğunu gösteren Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartını,

f) Kişi: Gerçek veya tüzel kişiyi,

g) Kurucu: Şirket kurmaya teşebbüs eden kişi veya kişileri,

ğ) Mavi kart: Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesinde belirtilen altsoylarına verilen ve söz konusu maddede belirtilen haklardan faydalanabileceklerini gösteren resmi belgeyi,

h) Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS): Ticaret sicili işlemlerinin elektronik ortamda yürütüldüğü, ticaret sicili kayıtları ile tescil ve ilan edilmesi gereken içeriklerin düzenli olarak depolandığı ve elektronik ortamda sunulduğu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile TOBB nezdinde oluşturulan ve işletilen merkezi ortak veri tabanını da içeren bilgi sistemini,

ı) MERNİS: İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen Merkezi Nüfus İdaresi Sistemini,

i) Müdür: Ticaret sicili müdürünü,

j) Müdürlük: Ticaret sicili müdürlüğünü,

k) Müdür Yardımcısı: Ticaret sicili müdür yardımcısını,

l) Sözleşme: Kollektif, komandit, sermayesi paylara bölünmüş komandit ve limited şirkette şirket sözleşmesini, anonim şirkette esas sözleşmeyi,

m) Sürücü belgesi: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda belirtilen motorlu araçların sürülmesine yetki veren belgeyi,

n) Şirket: Kollektif, komandit, anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketi,

o) Temsilci: Kurucu adına imza yetkisine sahip vekil, veli, vasi, kayyım ile tüzel kişilerde temsil ve ilzama yetkili kişiyi,

ö) Ticari işletme:  Esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin, devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmeyi,

p) TOBB: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğini,

r)                Vasi: Vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlü kişiyi,

s)                Vekil: Vekâlet verenin işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlenen kişiyi,

ş)                Veli: Velayet altındaki küçüğü temsil eden velayet sahibi kişi veya kişileri, 

ifade eder. 

İKİNCİ BÖLÜM

Sözleşmenin İmzalanması

Sözleşmenin hazırlanması 

MADDE 4 – (1) Şirket sözleşmesi MERSİS’te hazırlanır.

Müdürlüğe başvuru

MADDE 5 – (1)  Kurucular, sözleşmenin imzalanması için şirketin kurulacağı yer müdürlüğünde hazır bulunur.

 (2) Kurucusu gerçek kişi veya tüzel kişi olan şirketlerin sözleşmesi müdürlükte bizzat kendileri veya temsilcileri tarafından imzalanır.

 (3) Kurucu veya temsilcinin, okur-yazar olmaması, Türkçe bilmemesi, işitme, konuşma veya görme engelli olması halinde sözleşmeler noter huzurunda imzalanır.

(4) On sekiz yaşından küçük kişilerin şirkette kurucu ortak olabilmesi için şirket sözleşmesinin velileri tarafından imzalanması gerekir. Velinin tek kişi olması halinde, nüfus kayıt örneğinin ibraz edilmesi zorunludur.

(5) On sekiz yaşından küçük kişinin velisiyle birlikte şirket kurucusu olması halinde, vasi veya kayyım kararı müdürlüğe ibraz edilir.

(6) Kurucu Türk vatandaşı ise geçerli kimlik kartı, pasaport veya sürücü belgesi ibraz edilir.

(7) Kurucunun doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişi olması durumunda mavi kart ibraz edilir.  

(8) Kurucu yabancı uyruklu ise başvuruda geçerli pasaport ibraz edilir.

(9) Kurucu adına imza atacak temsilciler, sıfat ve yetkileri ile işlemi yapmaya izinli olduklarını gösterir belge ibraz etmekle yükümlüdür. Ayrıca bu kişiler, geçerli kimlik belgelerini ibraz eder. 

(10) Kurucu adına imza atacak kişinin vekil olması halinde vekâletname düzenlemeye yetkili makam veya noterlerce onanmış vekâletnamenin aslı ibraz edilir.

(11) Kurucu adına imza atacak kişinin vasi veya kayyım olması halinde konuya ilişkin mahkeme kararının aslı veya onaylı sureti ibraz edilir.

(12) İbraz edilen belgelerin birer örneği tarih kaşesi ile mühürlenerek dosyasında saklanır.

Belgelerin doğrulanması

MADDE 6 – (1) Müdür, şirket kuruluş işlemi için başvuruda bulunan kişinin kimliğini gösterir belgeyi inceler, belgedeki fotoğraf ile gelen kişiyi karşılaştırır, fotoğrafta soğuk mühür izinin olduğunu kontrol eder.  İbraz edilen belgeden şüpheye düşülmesi halinde ikinci bir kimlik belgesi istenir. MERNİS’ten kimlik kartı ve mavi kart bilgilerinin doğruluğu sorgulanır.

(2) İbraz edilen pasaport ise; pasaport sahibinin imzası, pasaportun sayısı, fotoğraf, kişinin adı, soyadı, doğum yeri ve doğum tarihi ve belgenin verildiği makam kontrol edilir. Pasaportta, belgeyi veren makamın mühür, kaşe ve imzası olmalıdır. 

(3) İbraz edilen sürücü belgesi ise; kişi bilgileri ile soğuk mühür izi kontrol edilir. 

(4) İbraz edilen kimlik belgesinin yırtık veya yıpranmış olması, belgedeki resmin eski olması veya benzeri durumlar nedeniyle kimlik doğrulanmasında tereddüt yaşanması durumunda, kimlik belgesinin değiştirilmesi veya yenilenmesi istenir. 

Diğer doğrulama işlemleri

MADDE 7 – (1) Sözleşmenin imzalanmasından önce kurucu veya temsilciler, iradesini serbestçe ve kendi isteğine uygun olarak beyan eder.

(2) Müdür, kurucunun ayırt etme gücüne ilişkin yaşlılık, hastalık veya dış görünüş nedeniyle şüpheye düşerse veya ihbar ve şikâyet varsa başvuru reddedilir.

Sözleşmenin imzalanması 

MADDE 8 – (1) Bu Tebliğin 6 ncı ve 7 nci maddelerinde yer alan doğrulama işlemlerinin ardından, sözleşmenin müdürlük tarafından MERSİS’ten alınacak nüshası kurucular veya temsilciler tarafından müdür huzurunda imzalanır.

(2) Birinci fıkra çerçevesinde imzalanan sözleşme nüshalarının her sayfası, müdür tarafından imzalanarak mühürlenir. Ayrıca nüshaların son sayfasına işlem tarihi de yazılır veya tarih kaşesi basılır.

(3) İmza onay belgesi hazırlanarak müdür tarafından imzalanır. Söz konusu belge mühürlenir ve sözleşmenin arkasına eklenir.

(4) Müdür tarafından yapılan bu onay, imzaların kuruculara veya temsilcilere ait olduğunun tasdikidir ve Kanunun 32 nci maddesinde yer alan inceleme görevinin yerine getirilmesi sonucunu doğurmaz.

Düzeltme beyanı

MADDE 9 – (1) Sözleşmenin imzalanması ve mühürlenmesinden sonra sözleşmede herhangi bir değişiklik olması halinde, ilgililerden sözleşme nüshası adedince düzeltme beyanı alınır. Düzeltme beyanı oluşturulurken bu Tebliğin 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddesi hükümleri uygulanır. Bu şekilde oluşturulan düzeltme beyanı, sözleşme nüshalarının arkasına eklenir. 

Sözleşmenin saklanması ve teslimi 

MADDE 10 – (1) İmzalanan ve mühürlenen sözleşmenin bir nüshası müdürlükçe alınır ve şirketin tescil başvurusu ile birleştirilerek dosyasında saklanır. 

(2) Kalan sözleşme nüshaları ilgililere teslim edilir.

Sözleşmenin süresi

MADDE 11 – (1) Müdürlükte imzalanan sözleşmenin bu Tebliğin 8 inci maddesi çerçevesinde gerçekleştirilen onay tarihinden itibaren üç ay içinde tescili için başvuruda bulunulmaması halinde, sözleşmede imzası bulunanların şirket kurma iradelerinin devam ettiğine dair beyanda bulunmaları gerekir. İrade beyanı oluşturulurken, bu Tebliğin 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddesi hükümleri uygulanır. Kurucuların bu beyanı, sözleşme nüshalarının arkasına eklenir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

İmza Beyannamesi

Genel olarak

MADDE 12 – (1) Şirket kuruluş ve ticari işletme açılışı işlemlerinde müdürlüklere ibrazı zorunlu olan imza beyannameleri, müdürlükler tarafından düzenlenebilir. İmza beyannameleri, gerçek kişi tacir ile tüzel kişi tacir adına imza atmaya yetkili kişinin, ticaret unvanı ve bunun altına atacağı imzayı içeren belgedir. 

Hazırlanması

MADDE 13 – (1) İmza beyannamesi düzenlenen kişilerin kimlik bilgileri bu Tebliğin 6 ncı ve 7 nci maddeleri çerçevesinde doğrulandıktan sonra imza beyannamesi hazırlanır ve müdür huzurunda imzalatılır. 

(2) İmza onayı belgesi hazırlanarak müdür tarafından imzalanır. Söz konusu onay belgesi beyanname ile birlikte mühürlenir ve beyannamenin arkasına eklenir. 

(3) Beyanname müdürlükçe saklanmak üzere teslim alınır ve tescil başvuru belgeleriyle birleştirilerek dosyasında saklanır.

(4) Tebliğin 5 inci maddesinin ilgili hükümleri imza beyannamesinin düzenlenmesinde de kıyasen uygulanır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Görevlendirme

MADDE 14 – (1) Sicil müdürü, bu Tebliğde düzenlenen işlemlerin yerine getirilmesi için sicil müdür yardımcılarını görevlendirebilir. Bu takdirde, bu Tebliğde müdür tarafından yapılacak işlemler görevlendirilen müdür yardımcısı tarafından yerine getirilir. Müdür tarafından gerekli görülmesi halinde birden fazla müdür yardımcısı da görevlendirilebilir.

(2) Müdür, sözleşmelerin imzalanması ve imza beyannamelerinin oluşturulması işlemlerinin müdürlükte hızlı, eksiksiz ve doğru bir biçimde yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri alır. Bu Tebliğ kapsamındaki işlemlerin yerine getirilmesi için gerekli fiziki koşullar ile donanım, müdürlüğün kurulu bulunduğu Oda tarafından temin edilir. Gerekli görülmesi halinde müdür tarafından, bu Tebliğ kapsamındaki işlerin yürütülmesi için müdürlük içinde ayrı bir yer oluşturulur.

Dosya numarası

MADDE 15 – (1) Müdürlüklerde imzalanan sözleşmeler ile düzenlenen imza beyannamelerinin her birine dosya numarası verilir. Dosya numarası, sözleşmeler ile imza beyannameleri üzerine kaşe ile basılır.

Ticaret sicili hizmet bedeli

MADDE 16 – (1) Bu Tebliğin, 

a) 8 inci maddesi ile düzenlenen sözleşmenin imzalanması,

b) 9 uncu maddesi ile düzenlenen düzeltme beyanı,

c) 11 inci maddesi ile düzenlenen irade beyanı,

ç) 13 üncü maddesi ile düzenlenen imza beyannamesi,

d) Sözleşmenin tescili,

işlemlerinden alınacak hizmet bedeli asgari ücretin yüzde onundan fazla olamaz. Bu maddenin (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde yer alan işlemlerin birlikte veya ayrı ayrı yapılmasına bakılmaksızın bu hizmetler için tek hizmet bedeli tahsil edilir.

Yürürlük

MADDE 17 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 18 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

 

 3

İşletme esasına göre defter tutan mükellefin sehven tasdik ettirdiği yevmiye defterini işletme defteri olarak kullanıp kullanamayacağı

Usul Müdürlüğü

Sayı

:

77058783-105[VUK.ÖZ.15.71]-89

09/03/2016

Konu

:

İşletme esasına göre defter tutan mükellefin sehven   tasdik ettirdiği yevmiye defterini işletme defteri olarak kullanıp   kullanamayacağı

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzdan, 20.. yılında işletme defteri tutmakta iken 20.. yılı için sehven yevmiye defteri tasdik ettirdiğiniz, tasdik ettirilen yevmiye defterini işletme hesabı defteri olarak kullanma imkanınızın bulunup bulunmadığı konusunda Başkanlığımızdan görüş talep ettiğiniz anlaşılmıştır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176 ncı maddesinde birinci sınıf tüccarların bilanço esasına göre, ikinci sınıf tüccarların işletme hesabı esasına göre defter tutacakları hükme bağlanmış, 177 nci maddesinin (6) numaralı bendinde ise ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih edenlerin de I nci sınıfa dahil olacakları hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, yevmiye defteri tasdik ettirmek suretiyle ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih ettiğinizden dolayı işletme hesabı esasına göre defter tutmanız mümkün bulunmadığı gibi, tasdik ettirdiğiniz yevmiye defterini işletme hesabı defteri olarak kullanmanız da mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Dava sonucuna göre işe başlatılan personele geçmiş dönemler için yapılan ücret ödemelerinde asgari geçim indirimi uygulanıp uygulanmayacağı

Konu

:

Dava sonucuna göre işe başlatılan personele geçmiş   dönemler için yapılan ücret ödemelerinde asgari geçim indirimi uygulanıp   uygulanmayacağı

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, şirketinizin Diyarbakır İşletme Müdürlüğünce yapılan sınav sonucuna göre personel alınacakken Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kapsamına alınmanız nedeniyle işe alım işlemlerinin iptal edildiğini, işlemi iptal edilen bir kişinin dava açtığını ve yürütmeyi durdurma kararı alması sonucu kişinin işe başlatıldığını, geriye dönük bir yılı aşkın bir süre için ücret ödemesi yapıldığını belirterek ilgili personele geriye dönük olarak asgari geçim indirimi uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde; ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olarak tanımlanmıştır.

Aynı Kanununun “Asgari geçim indirimi” başlıklı 32 nci maddesinde de Ücretin gerçek usulde vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulanacağı, mahsup edilecek kısmın fazlı olması halinde iadenin yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

 

 Diğer taraftan, asgari geçim indirimi uygulamasına ilişkin usul ve esaslara ilişkin ayrıntılı açıklamalar 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde  yapılmıştır.

 

Anılan Tebliğin;” Asgari Geçim İndirimi Tutarının Hesaplanması” başlıklı 5 inci bölümünde; “Asgari geçim indirimi (A.G.İ.) tutarı, ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarına bu Tebliğin “3. Uygulamanın Esasları” başlıklı bölümünde yer alan oranların uygulanması ile bulunan tutarın, gelir vergisi tarifesinin birinci dilimine karşılık gelen oranla çarpımı sonucu bulunur.

 

A.G.İ. Yıllık Tutarı = ( Asgari Ücretin Yıllık Bürüt Tutarı x A.G.İ. Oranı) x %15

 

Asgari geçim indirimi yıllık tutarı, ücretlinin asgari geçim indiriminden bir yıl boyunca faydalanacağı net menfaattir. Aylık yapılan ücret ödemelerinde ise asgari geçim indirimi, hesaplanan yıllık tutarın 12’ye bölünmesi suretiyle uygulanacak ve bir ay içerisinde yararlanılabilecek asgari geçim indirimi tutarı, yıllık olarak hesaplanan tutarın 1/12’sini geçemeyecektir.”,6.Medeni Durum ve Eşin Gelirinin Olmadığının Tespiti” başlıklı bölümünde ise “Ücretliler, medeni durumları ve çocuk sayıları ile eşinin iş ve gelir durumu hakkında Tebliğ ekinde yer alan “Aile Durumu Bildirimi” (EK:1) ile işverenlerine bildirimde bulunacaklardır. “,

açıklamasına  yer verilmiştir.

 

Öte yandan, 166 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde ise Aralık-Ocak dönemi itibariyle yapılan ödemelere uygulanan gelir vergisi tarifesi hakkında açıklamalara yer verilmiştir. Söz konusu tebliğde yapılan açıklamalara göre bir ücret ödemesinin tahakkuk ve ödemesi hangi ayda yapılmışsa bu ödemenin o ay ücreti kabul edilerek Gelir Vergisi Kanununun 103 ve 104 üncü maddeleri dikkate alınmak suretiyle vergi tevkifatı yapılması gerektiği belirtilmiştir.

 

Yukarıdaki hüküm ve açıklamalara göre; bir ay içinde yararlanılacak asgari geçim indirimi tutarı, yıllık olarak hesaplanan tutarın 1/12′ sini geçmemesi gerekir. Dolayısıyla, anılan personelin “Aile Durumu Bildirimi”ni Kurumunuza zamanında vermiş olması halinde mahkeme kararına istinaden geçmiş döneme ilişkin ödenen ücretin  tahakkuk ve ödemesi hangi dönemde yapılmış ise yapılan ödemenin o dönemin ücreti kabul edilerek ödemenin yapıldığı aya ait asgari geçim indiriminin de sadece o dönemdeki tahakkuk eden vergiden mahsup edilerek  uygulanması, geçmiş dönemler için asgari geçim indirimi uygulanmaması gerekmektedir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Site yönetimi tarafından yaptırılan Bahçe peyzaj, boya-badana, tamirat İşlerinin vergilendirilmesi- MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Sayı

:

11355271-120.01.02.11[94-2015/28]-72978

08/11/2016

Konu

:

Site yönetimi tarafından yaptırılan Bahçe peyzaj,   boya-badana, tamirat İşlerinin vergilendirilmesi.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; site yönetimi olarak bahçe peyzajı, boya-badana, çatı tamiri vb. hizmetleri vergiden muaf olan kişilere yaptıracağınızı belirterek düzenleyeceğiniz gider pusulasının noter onaylı olup, olmayacağı ve vergi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

            GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde vergiden muaf esnafa ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, kimlerin esnaf muaflığından faydalanacakları da maddede bentler halinde sayılmıştır.

Aynı maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, “Motorlu nakil vasıtaları kullanmamak şartı ile gezici olarak veya bir işyeri açmaksızın perakende ticaret ile işgal edenler (Giyim eşyalarıyla zati ve süs eşyaları, değeri yüksek olan ev eşyaları ile pazar takibi suretiyle gıda, bakkaliye ve temizlik maddelerini ve sabit işyerlerinin önünde sergi açmak suretiyle o işyerlerinde satışı yapılan aynı neviden malları satanlar hariç.)”, (2) numaralı bendinde, “Bir iş yeri açmaksızın gezici olarak ve doğrudan doğruya müstehlike iş yapan hallaç, kalaycı, lehimci, musluk tamircisi, çilingir, ayakkabı tamircisi, kundura boyacısı, berber, nalbant, fotoğrafçı, odun ve kömür kırıcısı, çamaşır yıkayıcısı ve hamallar gibi küçük sanat erbabı” hükmü yer almakta olup maddenin mülga ikinci fıkrasından sonra gelen üçüncü fıkrasında, ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tabi olanlar ile yukarıda sayılan işleri gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapanların esnaf muaflığından faydalanamayacakları açıklanmış, son fıkrasında da “Bu muaflığın Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle kesilen vergiye şümulü yoktur.” denilmiştir.

Diğer taraftan, aynı Kanunun 61 inci maddesinde “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmü yer almaktadır.

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, vergi tevkifatı yapmak zorunda olanlar ile tevkifata tabi tutulacak ödemeler belirtilmiş, 13 numaralı bendinde esnaf muaflığından yararlananlara mal ve hizmet alımları karşılığında yapılan ödemelerden (2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca);

d) Diğer hizmet alımları (a, b ve c alt bentleri hariç olmak üzere mal ve hizmet bedelinin ayrılamaması hali de bu kapsamdadır) için %10,

oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması hükme bağlanmıştır.

Yukarıda yer alan hükümler uyarınca, site yönetimi olarak bahçe peyzajı, boya-badana, çatı tamiri ve benzeri işlerin;

            – Bir hizmet sözleşmesine dayalı olarak işçi-işveren ilişkisi doğuracak şekilde yaptırılması halinde, yapılan ödemelerin ücret kabul edilerek Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre vergilendirilmesi,

            – Esnaf muaflığı kapsamında faaliyette bulunanlara yaptırılması halinde, bunlara yapılan ödemeler üzerinden, Gelir Vergisi Kanununun 94/13-d maddesi gereğince %10 oranında vergi tevkifatı yapılması,

            – Esnaf muaflığından yararlanmayan ve vergi mükellefiyeti bulunmayanlara yaptırılması halinde yapılan ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmaması

gerekmektedir.

 

VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:

213 sayılı Vergi Usul Kanununda vergi mükelleflerinin tutması gereken defterler, düzenleyeceği belgeler ile kayıtların tevsikine ait hükümler yer almaktadır. Mükelleflerin gelir, kurumlar ya da katma değer vergilerinin herhangi birinden mükellefiyetinin bulunması halinde Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutma ve belge düzenleme mecburiyeti bulunmaktadır.

 

Diğer yandan, aynı Kanunun 234 üncü maddesinde; “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin;

            …

            3- Vergiden muaf esnafa;

            Yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir.” denilmiş, 238 inci maddesinin birinci fıkrasında ise “İşverenler her ay ödedikleri ücretler için (Ücret bordrosu) tutmaya mecburdurlar. Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf olan ücretlerle diğer ücret üzerinden vergiye tabi hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri için bordro tutulmaz.”hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca, 225 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde; gider pusulalarında, işin mahiyeti, cinsi adedi, fiyatı, tutarı, toplamı, tevkif edilen vergi oranı ve net tutarı, işi yaptıran ile yapanın veya emtiayı satın alan ile satanın adlarıyla soyadları (tüzel kişilerde unvanları) adresleri, varsa vergi dairesi ve hesap numarası, seri ve müteselsil sıra numarası ve düzenleme tarihine ilişkin bilgilere yer verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Buna göre, site yöneticiliğinizin kurumlar vergisi veya katma değer vergisi yönünden mükellefiyet kaydı bulunmaması nedeniyle, Vergi Usul Kanunu Uyarınca Vergi Mükellefleri Tarafından Kullanılan Belgelerin Basım ve Dağıtımı Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre anlaşmalı matbaalarda belge bastırma zorunluluğu da bulunmamaktadır.

            Bu itibarla, gider pusulasının üzerine “Vergi Usul Kanunu Yönetmelik Hükümlerine Tabi Değildir.” ibaresini bastırmak suretiyle anlaşmalı matbaalarda veya anlaşması olmayan herhangi bir matbaada belge bastırmanız mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim

Hangi e arşiv yöntemi daha mantıklı ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Bilgi İşlem Sisteminin Entegrasyonu Yöntemi

Bu yöntem, kendilerine ait bilgi işlem sistemini 7/24 işletebilen, yeterli yazılım ve teknik donanım alt yapısına sahip mükelleflerin, e-Arşiv Uygulamasını kendi bilgi işlem sistemleri üzerinden kullanabilmeleri için geliştirilmiştir. Bilgi işlem sistemleri yeterli olan kullanıcılar , gerekli entegrasyonu sağlamaları koşulu ile e-Arşiv Uygulamasını doğrudan kendilerine ait bilgi işlem sistemleri aracılığı ile kullanabilirler.

 

Özel Entegrasyon Yöntemi

Başkanlıktan özel entegrasyon izni almış mükelleflerin bilgi işlem sistemi vasıtası ile e-Arşiv Uygulamasından yararlanma yöntemidir.

e- Arşiv Uygulaması için Başkanlıktan özel entegrasyon izni almış mükellefleri görüntülemek için tıklayınız.

E-Arşiv süreci

e- Arşiv Uygulaması Hakkında

433 Seri Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yürürlüğe giren e-Arşiv Uygulaması, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenen standartlara uygun olarak faturanın elektronik ortamda oluşturulması, elektronik ortamda muhafazası, ibrazı ve raporlamasını kapsayan bir uygulamadır.

e-Arşiv Uygulamasından yararlanmak isteyen mükelleflerin, öncelikle e-fatura uygulamasına kayıtlı olmaları gerekmektedir.

Elektronik Fatura Kayıt Sistemi (EFKS) kapsamında faturalarını elektronik ortamda oluşturma ve muhafaza izni almış olan mükellefler, 1/4/2015 tarihinden geç olmamak üzere Başkanlığın kendilerine yazıyla bildireceği bir tarihe e-Arşiv Uygulamasına geçmek zorundadırlar.

İnternet üzerinden mal ve hizmet satışı yapan ve 2014 yılı gelir tablosu brüt satış hasılatı tutarı 5 milyon lira ve üzerinde olan mükellefler, en geç 1/1/2016 tarihine kadar e-Arşiv Uygulamasına geçmek zorundadır.

KOOPERATİF AİDATLARINDA GÖREVLİ MAHKEME

GÖREVLİ MAHKEMEYE DİKKAT

Son olarak sitelere ilişkin açılacak davalarda görevli mahkemeye ilişkin bir ayrıntıya da dikkat. KMK kapsamında kurulan bir site yönetimi sözkonusuysa ilgili Sulh Mahkemesi görevli. Ancak site yönetimi kooperatifse ve ferdileşme yapılmayıp kat mülkiyetine geçilmemiş ise; Kooperatifler Kanunu’nun, 99. maddesi uyarınca ilgili Ticaret Mahkemesi görevli ve bu mahkemede dava açılması gerekiyor.

BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINAİLİŞKİN 6736 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ(SERİ NO: 4)

2 Aralık 2016 CUMA

Resmî Gazete

Sayı : 29906
TEBLİĞ
Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA

İLİŞKİN 6736 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ

(SERİ NO: 4)
Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) 3/8/2016 tarihli ve 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanunun 7 nci maddesinin uygulanmasına ilişkin açıklamalara 1 seri no.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 6736 Sayılı Kanun Genel Tebliğinin (VII) bölümünde yer verilmiştir.

(2) Bu Tebliğin amacı, Bakanlığımıza iletilen hususlar da dikkate alınarak, 6736 sayılı Kanunun 7 nci maddesi kapsamında “Yurt Dışından Türkiye’ye Getirilen Varlıklar”a ilişkin ilave açıklamalar yapılmasıdır.

Yurt dışındaki varlıkların Türkiye’ye getirilmesi

MADDE 2 – (1) Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, 6736 sayılı Kanunun 7 nci maddesi hükümleri çerçevesinde 31/12/2016 tarihine kadar Türkiye’ye getiren gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu varlıkları serbestçe tasarruf edebileceklerdir. Yurt dışında bulunan varlıkların 31/12/2016 tarihine kadar Türkiye’ye getirilmesi koşuluyla, bu varlıklara yurt dışında hangi tarih itibarıyla sahip olunduğunun anılan madde hükmünden yararlanılması açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

(2) Yurt dışında bulunan ancak anılan madde kapsamına girmeyen varlıkların (örneğin taşınmazların) kapsamdaki varlıklara dönüştürülmek suretiyle söz konusu madde hükümleri çerçevesinde Türkiye’ye getirilmesi mümkündür.

(3) 6736 sayılı Kanunun 7 nci maddesi hükmü çerçevesinde Türkiye’ye getirilen varlıklardan dolayı herhangi bir vergi tarhiyatı yapılamayacağından, gerçek ve tüzel kişilerce bu varlıkların Türkiye’ye getirilmesinde herhangi bir vergi ödenmeyecektir.

(4) Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda mevcut ya da yeni açılacak bir hesaba transfer edilebilecek veya fiziki olarak Türkiye’ye getirilebilecektir.

(5) Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının banka veya aracı kurumlara, kendileri veya yetkilendirdiği kişilerce bildirilmesi, söz konusu kıymetlerin Türkiye’ye getirildiğinin kabulü için yeterli olacaktır. Bu şekilde bildirimde bulunma seçeneğini tercih edenler bakımından söz konusu varlıkların daha sonra hesaben veya fiziken Türkiye’ye getirilmesi ihtiyaridir. Bankalar ve aracı kurumlar, hesaba transfer edilmek veya fiziken getirilmek suretiyle hesap açma halleri hariç olmak üzere, kendilerine bildirilen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları için yapılan bildirimi tabi oldukları mevzuatları çerçevesinde muhafaza edecekler ve bu varlıklara ilişkin ayrıca bir hesap oluşturmayacaklar veya kayden izlemeyeceklerdir.

(6) Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda mevcut ya da yeni açılan bir hesaba transfer edilmesi durumunda, banka dekontu veya aracı kurum işlem sonuç formları, varlıkların Türkiye’ye getirilmiş olduğunun tevsikinde kullanılabilecektir.

(7) Yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların Türkiye’ye fiziki olarak getirilmesi sırasında yapılan deklarasyon/bildirime istinaden Gümrük İdaresinden alınan belgeler, varlıkların Türkiye’ye getirilmiş olduğunun tevsikinde kullanılabilecektir.

(8) Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye’ye getirilmesinde veya menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının banka ya da aracı kurumlara bildirilmesinde, bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Tebliğ ekinde yer alan ve ıslak imzalı olarak hazırlanacak “Form” kullanılacaktır. Diğer taraftan, bu Tebliğin yayımından önce bildirimde bulunanlar bakımından Tebliğ eki Form’un düzenlenerek ilgili banka veya aracı kurumlara verilmesi ise ihtiyaridir.

(9) Gerçek ve tüzel kişiler, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının banka veya aracı kurumlara bildirilmesinde, yurt dışındaki ilgili kurum veya kuruluştan alınacak tevsik edici belgeleri kullanabilecektir. Bu kapsamda, bildirilen varlığa ilişkin olarak yurt dışındaki ilgili kurum veya kuruluştan alınan ve Tebliğ eki Form’a eklenen dekont, ekstre, makbuz gibi belgeler ilgili kuruluşlar açısından yeterli kabul edilecektir. 6736 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin uygulanması bakımından, banka ve aracı kurumların kendilerine ibraz edilen söz konusu belgelerin teyitlerini almak gibi bir yükümlülüğü de bulunmamakta olup, söz konusu belgelerin, varlığın bulunduğu ülkedeki Türk elçilik ve konsoloslukları, bunların bulunmaması halinde mahallinde Türk menfaatlerini koruyan ülkenin aynı mahiyetteki temsilcileri tarafından onaylanmış olması şart değildir.

(10) 6736 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin uygulanması bakımından, banka veya aracı kurumlar ya da Gümrük İdaresi ile ilgili diğer kurum ve kuruluşlar, gerçek ve tüzel kişilerin madde kapsamında Türkiye’ye getirdikleri varlıklarına yönelik işlemlere ilişkin taleplerini yerine getirmeye mecburdurlar. Dolayısıyla, anılan maddenin uygulanması bakımından banka ve aracı kurumlar, gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışından getirdikleri varlıklara ilişkin hesap açma taleplerini karşılamak ve bildirimlerini almak, ilgili diğer kurum ve kuruluşlar da bu varlıklara ilişkin işlem taleplerini yerine getirmek zorundadırlar.

(11) Şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri adına görünen, ancak gerçekte şirketlere ait olan varlıkların şirketler tarafından Türkiye’ye anılan madde kapsamında getirilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu kapsamda, şirketlerin, kanuni temsilcileri, ortakları veya 19/8/2016 tarihinden önce yetkili kuruluşlarca düzenlenmiş bir vekalet veya temsil sözleşmesi olmak koşuluyla vekilleri aracılığıyla yurt dışında değerlendirdikleri kendilerine ait varlıkları, madde kapsamında Türkiye’ye getirme imkanları bulunmaktadır. Bu durumda, şirket adına açılmış veya yeni açılacak bir hesaba kanuni temsilciler, ortaklar veya vekiller tarafından transfer edilecek varlıklar, şirket tarafından Türkiye’ye getirilmiş sayılacaktır. Madde kapsamındaki varlıkların bu şekilde Türkiye’ye getirilmesinde, usulüne uygun olarak şirket yetkili organlarınca alınmış karar örneği, vekalet veya temsil sözleşmesi gibi tevsik edici belgelerin Tebliğ eki Form’a eklenmesi gerekmektedir.

(12) 6736 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin altıncı fıkrası, özel hüküm niteliği taşıdığından, anılan maddenin uygulanması bakımından banka veya aracı kurumlar ya da Gümrük İdaresi ile ilgili diğer kurum ve kuruluşlara, gerçek ve tüzel kişilerden bu varlıkların kaynağını beyan etmelerini istemeye yönelik ayrı bir yükümlülük getirilmediği gibi, söz konusu varlıkların kaynağını araştırma hususunda da ilave herhangi bir sorumluluk yüklenmemiştir. Bu nedenle, söz konusu kurum ve kuruluşlar Türkiye’ye getirilen varlığın daha önceden yurt dışında hangi şekilde tasarruf edildiğine veya değerlendirildiğine (örneğin; alım, satım, itfa gibi tasarruflar ile varlığın çeşitli şekillerde değerlendirilmesi sonucunda ortaya çıkan her türlü kazanç ve iratlar gibi) ilişkin olarak ayrıca bir inceleme ve araştırma yapmayacakları gibi Tebliğ eki Form ve ekleri dışında herhangi bir belge istemeyeceklerdir. Banka veya aracı kurumların, kendilerine yapılan bildirimlere ilişkin belgeleri tabi oldukları mevzuatları çerçevesinde muhafaza etmeleri gerektiği tabiidir.

Yurt dışından getirilen varlıkların değerlemesi

MADDE 3 – (1) Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, Türkiye’ye getirildiği veya bildirildiği tarih itibarıyla, aşağıdaki değerleme ölçütleri ile değerlenecektir.

a) Türk lirası cinsinden para, itibari (nominal) değeriyle.

b) Altın, rayiç bedeliyle.

c) Döviz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla.

ç) Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarından;

– Hisse senedi gibi pay senetleri, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle.

– Tahvil, bono, eurobond gibi borçlanma araçları, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle.

– Yatırım fonu katılma belgeleri, ilgili piyasasında belirlenmiş kapanış fiyatıyla.

– Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri gibi türev araçlar, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle.

(2) Bu Tebliğin uygulanmasında rayiç bedel, söz konusu varlıkların sahiplerince Türkiye’ye getirildiği veya bildirildiği tarih itibarıyla belirlenen alım-satım bedeli olup bu bedelin gerçek durumu yansıtması gerekmektedir.

(3) Borsa rayiciyle değerlenecek varlıkların borsa rayicinin belirlenmesinde, söz konusu varlıkların Türkiye’ye getirildiği veya bildirildiği tarihte işlem gördüğü yurt içi veya yurt dışındaki borsalarda oluşan değerler dikkate alınacaktır.

(4) Döviz cinsinden varlıklarda, bunların Türkiye’ye getirildiği veya bildirildiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru dikkate alınacaktır.

Vergi incelemesi ve tarhiyatı ile araştırma, inceleme, soruşturma ve kovuşturma yapılmaması

MADDE 4 – (1) 6736 sayılı Kanunun 7 nci maddesi kapsamında yurt dışından Türkiye’ye getirilen varlıklar nedeniyle, madde hükmünden yararlananlar ve bunların kanuni temsilcileri hakkında sırf bu işlemin yapılmış olmasından dolayı ve bu işlemden hareket edilerek, hiçbir şekilde vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı ile herhangi bir araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma yapılamayacak, vergi cezası ve idari para cezası kesilemeyecektir.

(2) Kapsama giren varlıkların Türkiye’ye getirilmesi nedeniyle, ithalde alınanlar da dahil olmak üzere her türlü vergi, resim, harç ve fon yönünden herhangi bir inceleme ve tarhiyat yapılamayacak, ceza kesilemeyecektir.

(3) Yurt dışından getirilen söz konusu varlıklar nedeniyle, hiçbir şekilde geçmişe dönük bir vergi incelemesi yapılmayacağı gibi başka suretlerle de hiçbir vergi türü yönünden tarhiyat yapılmayacaktır. Bu kapsamda, Türkiye’ye getirilen varlık sebebiyle geçmişte elde edilmiş olabilecek kazanç ve iratlar ile söz konusu varlıkların iktisabında kullanılan kaynaklar nedeniyle geçmişe dönük bir vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağı gibi bu kişilerden Türkiye’ye getirilen varlıklara ilişkin hiçbir şekilde bilgi talebinde de bulunulamayacaktır. Ayrıca, yurt dışından getirilen söz konusu varlıklar nedeniyle hiçbir şekilde diğer mevzuat kapsamında da herhangi bir araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma söz konusu olmayacaktır. Örneğin, yurt dışından getirilen varlıklar nedeniyle kişi hakkında gümrük mevzuatı, kambiyo mevzuatı veya sermaye piyasası mevzuatı kapsamında herhangi bir araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma söz konusu olmayacaktır.

Örnek 1: Türkiye’de mukim (K) gerçek kişisi, sahip olduğu nakit para ile 2011 yılında İngiltere’de bulunan bir yatırım kuruluşu aracılığıyla Londra Borsasından hisse senedi almıştır. (K) gerçek kişisi, söz konusu hisse senetlerinden 2012 yılında temettü geliri elde etmiş ve aynı yıl içinde bu hisse senetlerini satarak değer artışı kazancı elde etmiştir. Daha sonra, bu işlemlerden elde ettiği gelirler de dahil olmak üzere, yurt dışındaki toplam varlığını eurobond alımında kullanmıştır. Sonraki tarihlerde eurobondların elde tutulma sürecinde faiz geliri; ayrıca bu eurobondların bir kısmının satışından dolayı da değer artışı kazancı elde etmiştir. (K) gerçek kişisi, bu şekilde oluşturduğu varlığın tamamını veya bir kısmını nakit veya eurobond olarak 6736 sayılı Kanunun 7 nci maddesi kapsamında 31/12/2016 tarihinde Türkiye’ye getirmiştir. Dolayısıyla (K) gerçek kişisi tarafından yurt dışında elde edilen kazanç ve iratların da eklenmesiyle oluşan varlık, nihai haliyle Türkiye’ye getirilmiştir. (K) gerçek kişisinin Türkiye’ye getirdiği söz konusu varlıklar nedeniyle, 2011 yılından 2016 yılı sonuna kadar olan dönem için yurt dışında elde ettiği kazanç ve iratlara ilişkin olarak veya bu varlıkların Türkiye’ye getirilmesi nedeniyle, herhangi bir vergi türü yönünden hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacak, vergi cezası kesilemeyecektir.

Örnek 2: Türkiye’de mukim Bay (V), 2005 yılında yurt dışında satın aldığı taşınmaz dolayısıyla bu yıldan itibaren kira geliri elde etmiş ve bu kira gelirlerini yurt dışında açtırmış olduğu bir mevduat hesabında değerlendirmiştir. Bay (V), 31/12/2016 tarihinde, kira gelirleri ile mevduat faizinden oluşan döviz varlığının bir kısmını Türkiye’ye getirmiştir. Türkiye’ye getirilen bu döviz nedeniyle, herhangi bir vergi türü yönünden hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacak, vergi cezası kesilemeyecektir.

Örnek 3: Türkiye’de mukim Bayan (S), 2009 yılında yurt dışında bilişim teknolojilerine yatırım yapan bir şirket kurmuş, bu şirkete ait ortaklık paylarını 2015 yılında yurt dışında yerleşik bir holdinge kazançlı olarak satmış ve bu satıştan elde ettiği hasılat ile altın satın almıştır. Bayan (S), 31/12/2016 tarihinde, yurt dışındaki bu altınlarını Türkiye’ye getirmiştir. Türkiye’ye getirilen bu varlık nedeniyle, herhangi bir vergi türü yönünden hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacak, vergi cezası kesilemeyecektir.

(4) Türkiye’ye getirilen varlıklar veya bu varlıklara ilişkin bildirimler, mevzuatımızda yer alan diğer düzenlemeler bakımından herhangi bir araştırma, inceleme veya soruşturma kapsamında değerlendirilemeyecektir. 

(5) Yurt dışından varlığı Türkiye’ye getirenin tüzel kişi olması halinde, sırf getirilen bu varlıklar nedeniyle bu tüzel kişinin kanuni temsilcileri, ortakları ve vekilleri ile bunların ortak oldukları şirketler hakkında da vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı ile herhangi bir araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma yapılamayacak, vergi cezası ve idari para cezası kesilemeyecektir.

(6) Yurt dışından varlığı Türkiye’ye getirenin gerçek kişi olması halinde, sırf getirilen bu varlıklar nedeniyle bu gerçek kişinin yönetiminde bulunduğu veya ortak olduğu şirketler hakkında da vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı ile herhangi bir araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma yapılamayacak, vergi cezası ve idari para cezası kesilemeyecektir.

Örnek 4: 30/11/2016 tarihinde (L) gerçek kişisi yurt dışında (M) Bankasında bulunan 100.000 Euro tutarındaki dövizini, Türkiye’de bulunan (N) Bankasındaki hesabına transfer etmiştir. (L) gerçek kişisi, aynı zamanda Türkiye’de bulunan (O) Limited Şirketinin %52 ortaklık payına sahiptir.

(L) gerçek kişisinin Türkiye’ye getirdiği döviz ile ilgili olarak gerek kendisi hakkında ve gerekse ortağı bulunduğu (O) Limited Şirketi hakkında hiçbir şekilde vergi incelemesi ve tarhiyatı, araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma yapılamayacak, vergi cezası ve idari para cezaları da uygulanmayacaktır.

(L) gerçek kişisinin söz konusu varlıklarını (O) Limited Şirketinin sermayesine eklemek üzere Türkiye’ye getirmesi durumunda da getirilen varlıklar nedeniyle kurumlar vergisi dahil diğer vergiler bakımından herhangi bir inceleme veya tarhiyat yapılmayacaktır.

(7) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, 4458 sayılı Gümrük Kanunu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile bu kanunlara ilişkin diğer mevzuat uyarınca sır kapsamında olduğu belirlenen bilgi ve belgeler saklanmakta, korunmakta ve mahremiyet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Dolayısıyla bu Tebliğin uygulanması bakımından, Türkiye’ye getirilen varlıklar ve bu varlıklara ilişkin bildirimlerde yer alan bilgiler ve diğer belgeler de sır ve mahremiyet kapsamında değerlendirilecektir.

Yürürlük

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

Eki için tıklayınız

 

Ç

KOOPERATİFLER 2017 YILINDA HANGİ DEFTERLERİ TASDİK ETTİRMESİ GEREKLİDİR ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN-KOOPERATİFLERİN TUTMAK ZORUNDA OLDUĞU DEFTERLER 2017

KOOPERATİFLERİN TUTACAĞI DEFTERLER:

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na göre kurulan kooperatifler ile bunların üst kuruluşları aşağıdaki defterleri tutacaktır.

a) Yevmiye Defteri,

b) Defter-i Kebir,

c) Envanter Defteri,

d) Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri,

e) Yönetim Kurulu Karar Defteri,

f) Pay Defteri.

Ekran Resmi 2016-12-01 08.46.37.png
KOOPERATİFLERİN TUTMAK ZORUNDA OLDUĞU DEFTERLER 2017

Bilirkişilik kanunu

Bilirkişilik kanunu

6754 Sayılı Bilirkişilik Kanunu 03.11.2016 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş olup 24.11.2016 tarih ve 29898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

Kanun ile getirilen bilirkişi olacaklar için önemli olan hususlar özet olarak ele alınmıştır.

Bilirkişi, görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirir.
Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.

Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.

Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen yahut tamamen başka bir kimseye devredemez.

Bilirkişi görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen bilgi ve belgelerin veya öğrendiği sırların gizliliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, bilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam eder.

Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorun açıkça belirtilmeden ve inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ile sınırları açıkça gösterilmeden bilirkişi görevlendirilemez.

Aynı konuda bir kez rapor alınması esastır ancak rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebilir.
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ile bu Sisteme entegre bilişim sistemleri veya yazılımlar vasıtasıyla ulaşılabilen bilgiler veya çözülebilen sorunlar için bilirkişiye başvurulamaz.

Kanun ile, Bilirkişilik Danışma Kurulu, Bilirkişilik Daire Başkanlığı ve Bilirkişilik Bölge Kurulları kurulmuştur.

Bilirkişiliğe kabul şartları

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkum olmamak.

Daha önce kendi isteği dışında bilirkişilik sicilinden çıkarılmamış olmak.
Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak.

Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak.

Bilirkişilik temel eğitimini tamamlamak.

Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak ya da daha fazla çalışma süresi belirlenmiş ise bu süre kadar fiilen çalışmış olmak.

Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için mevzuat tarafından aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olan uzmanlık alanını gösteren diploma, mesleki yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak.

Bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşımak.

Özel hukuk tüzel kişilerinin bünyesinde bilirkişi olarak çalışacak kişiler bakımından da birinci fıkradaki şartlar aranır ve düzenlenen raporlarda bu kişilerin adı ve soyadı ile imzası bulunur.

Daha önce yaptığı başvurusu mesleki olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamazlar.

Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirmediği takdirde, bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemez.

Bilirkişiliğe başvuru, seçilme usulü ve sicile kayıt

Bilirkişiliğe başvuru, ilgilinin yerleşim yerinin veya mesleki faaliyetlerini yürüttüğü yerin bağlı olduğu bölge kuruluna ya da adli veya idari yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonuna ilgili belgeler eklenmek suretiyle yazılı olarak yapılır.
Adalet komisyonlarına yapılan başvurular, bölge kuruluna gönderilir.

Başvuru dilekçesine eklenmesi zorunlu belgelerin eksik olması hâlinde, başvuru sahibine belgeleri tamamlaması için on beş gün süre verilir. Eksik belgelerin tamamlanması hâlinde bölge kurulu tarafından başvuru hakkında karar verilir.
Bölge kurulu karar verirken sicile kayıt bakımından öncelikle başvuranın 10 uncu maddedeki şartları taşıyıp taşımadığını değerlendirir ve şartları taşıyanlar arasından başvuranın mesleki tecrübesini, katıldığı meslek içi eğitimleri veya uzmanlığı gösteren belgeleri dikkate alarak en liyakatli olanları seçer.

Bilirkişiliğe kabul edilenler, sicile üç yıl için kaydedilir.

Bilirkişilik sicilinin ve listesinin tutulması ile bilirkişinin görevlendirilmesi
Bilirkişilik siciline kayıtlı kişilerin ad ve soyadları, temel ve alt uzmanlık alanları ve meslekleri gösterilmek suretiyle bölge kurulu bilirkişi listesi oluşturulur. Bu listeler alenidir.

Bilirkişiler, sicile kaydolmak şartıyla yemin ederek göreve başlar.

Adli, idari ve askerî yargıda görev alacak bilirkişiler, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden görevlendirilir. Ancak kendi bölge kurulu bilirkişi listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi olmasına rağmen diğer bir bölgedeki bilirkişinin, görevlendirme yapılan yere daha yakın bir mesafede bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme yapılabilir.

Yüksek mahkemelerin ilk derece mahkemesi olarak baktıkları işlerde, tüm bölge kurulları bilirkişilik listelerinde kayıtlı bilirkişiler arasından görevlendirme yapılabilir.

Bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılma

Bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya sicile kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi.

Kanuni bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi.

Bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması.

Bölge kurulu tarafından yapılacak performans değerlendirmeleri sonucunda yeterli bulunulmaması.

Bilirkişilik süresinin dolmasına rağmen süresi içerisinde yenileme talebinde bulunulmaması.
Bilirkişinin sicilden çıkarılmayı talep etmesi.

Denetim ve inceleme

Bilirkişiler, göreviyle ilgili tutum ve davranışlarının veya hazırladıkları raporların ilgili mevzuata uygunluğu bakımından bölge kurulları tarafından resen veya başvuru üzerine denetlenir.

Hâkim veya Cumhuriyet savcısı, görevlendirdiği bilirkişinin göreviyle ilgili tutum ve davranışlarının veya hazırladığı raporun mevzuata uygun olmadığına ilişkin kanaat edinmesi durumunda, bu hususu bölge kuruluna bildirir.
Bölge kurulları, bilirkişi raporlarını özel veya teknik bilgi yönünden denetleyemez.

Bilirkişi raporlarının özel veya teknik bilgi yönünden içeriğine ilişkin bölge kurullarına başvuru yapılamaz; yapılan başvurular incelenmeksizin reddedilir.

Bölge kurulu yaptığı inceleme sırasında yargı mercilerinden, kamu kurum ve kuruluşlarından, meslek odalarından, özel hukuk tüzel kişilerinden ve gerçek kişilerden inceleme konusuyla ilgili bilgi ve belge talep edebilir. İlgililerce bu talebin yerine getirilmesi zorunludur

Rüknettin KUMKALE

TAKSİ FİŞLERİNDE KDV 2017 -EVREN ÖZMEN

[mailchimp_subscriber_popup baseUrl=’mc.us10.list-manage.com’ uuid=’69c6d526b898edca6d59fe356′ lid=’bc8d847c5e’ usePlainJson=’true’ isDebug=’false’]

Taksi Fişlerinde Kdv

ekran-resmi-2016-11-29-21-47-12

FATURADA KDV DAHİL YAZIYORSA İNDİREBİLİRSİNİZ YOKSA İNDİREMEZSİNİZ.

https://medium.com/t%C3%BCrkiye/%C5%9Firketlerde-ayl%C4%B1k-muhasebe-i%C5%9Flemleri-nelerdir-evren-%C3%B6zmen-557bedc07454

Mali Müşavir Hizmet Teklif Talep Formu

Hata: İletişim formu bulunamadı.

88 Seri Nolu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği ile yapılan açıklamalarda;

‘’Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-a maddesinde 4842 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle Gelir Vergisi Kanununa göre basit usulde vergilendirilen mükelleflerin teslim ve hizmetleri 01.07.2003 tarihinden geçerli olmak üzere katma değer vergisinden istisna edilmiştir. Bu mükelleflerin 01.07.2003 tarihinden sonra yapacakları işlemler için katma değer vergisi beyannamesi verilmeyecek, mükellefiyetleri de terkin edilecektir.

Ortaklarının tamamı basit usule tabi olan adi ortaklıkların teslim ve hizmetleri de bu hüküm kapsamında değerlendirilecektir. Ancak ortaklarından en az birisi Gelir Vergisi Kanununa göre gerçek usulde vergilendirilen adi ortaklıkların teslim ve hizmetleri istisna kapsamına girmemektedir. Gelir Vergisi Kanununa göre basit usulde vergilendirilen mükelleflerin 01.07.2003 tarihinden sonra yaptıkları teslim ve hizmetlerde işlem bedeli üzerinden katma değer vergisi hesaplanmayacak, bu işlemlerle ilgili olarak düzenlenecek belgelerde katma değer vergisi gösterilmeyecek veya “KDV dahildir” mealinde bir şerhe yer verilmeyecektir.

Ancak, bu mükelleflerin düzenleyecekleri belgelerin özel gider indirimi ve vergi iadesinde geçerli belge olarak kullanımına devam edilecektir. Kayıtları meslek odaları bünyesinde oluşturulan bürolarda tutulan basit usule tabi mükelleflerin bürolara belge tesliminde eski uygulama geçerli olacaktır. Diğer taraftan, basit usule tabi mükelleflerin ellerinde bulunan belgelerde yer alan katma değer vergisi sütunu, mükellefler tarafından üzeri çizilerek söz konusu belgelerin kullanılmasına devam edilecektir.’’ denilmiştir. Günümüzde taksi işletmelerinin bir çoğu basit usul mükellefiyet kaydına tabi olduğundan dolayı federasyonlar tarafından hazırlanarak taksi işletmeleri tarafından düzenlenerek müşterilere verilen PSF için KDV ayrımı yapılmadan tamamı gider kabul edilecektir.

Ancak basit usule tabi olmayan ve verdikleri PSF’ lerde KDV dahildir ibaresi bulunan ve federasyona ait olmayan fişlerden iç yüzde yöntemi ile KDV ayrımı yapılabilir

2017 Yılı Noter ücretleri ile ilgili yazımıza aşağıdan ulaşabilirsiniz

2018 YILI NOTER DEFTER TASDİK ÜCRETLERİ 2018- DEFTER TASDİK ÜCRETİ 2018-RESMİ DEFTER ÜCRETLERİ-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

Site Yönetimleri Artık Araç alabilecek – Site yönetimleri araç alabilir mi ?-Sitelerde araç alımı EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

ekran-resmi-2016-11-29-21-09-27

 

Danıştay 15. Daire Başkanlığı
Esas No : 2013/577
Karar No : 2016/547

Ekran Resmi 2016-11-29 21.30.06.png
İstemin Özeti : .. plâkalı aracın davacı, … Sitesi Toplu Yapı Yönetim Başkanlığı adına tescil edilmesi talebiyle yapılan başvurunun site yönetimin tüzel kişiliğinin bulunmadığından bahisle reddine ilişkin ‘nün 27/05/2009 gün ve 6545-92612 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; Ankara 14. İdare Mahkemesi’nce, davacı site yönetiminin tüzel kişiliği bulunmamakta ise de anagayrimenkulün ortak yönetim işlerinin görülmesi amacıyla kat malikleri kurulu tarafından seçilen bir yönetici ya da yönetim kurulu tarafından temsil edilen toplu yapı yönetiminin, anagayrimenkulün gayesine uygun olarak kullanılması, korunması, bakımı ve onarımı için gereken tedbirlerin alınması görev ve yetkisi kapsamına muvafık olarak hak ehliyetine sahip bir “hukuki varlık” olduğu, toplu yapı yönetimi, anagayrimenkulün ortak ihtiyaçlarının görülmesi ve karşılanması amacıyla sınırlı olarak bu ihtiyaçların görülmesinde kullanılacak taşınır mallara malik olma ve bu mallar üzerinde tasarruf etme yetkisine sahip olduğu, malvarlığı nedeniyle doğacak uyuşmazlıklarda aktif ve pasif dava/takip ehliyetinin de bulunduğu, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptali yolunda verilen kararın, hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hâkimi Düşüncesi :Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi’nce tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, dosyadaki belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “kararın bozulması” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasında; temyiz incelemesi sonucu Danıştayın; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı kuralına yer verilmiştir.

Dosyadaki belgeler ile temyiz dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, temyiz istemine konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın bozulmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddine, Ankara 14. İdare Mahkemesi’nin 16/12/2009 tarih ve E:2009/639; K:2009/1474 sayılı kararının ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 03/02/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Dava; …plâkalı aracın davacı Site Yönetim Başkanlığı adına tescil edilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ‘nün 27/05/2009 tarih ve 6545-92612 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 19. maddesinde; “Araç sahipleri araçlarını yönetmelikte belirtilen esaslara göre yetkili kuruluşa tescil ettirmek ve tescil belgesi almak zorundadırlar.” hükmüne, 20. maddesinde; “Tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslar şunlardır:a) Araç sahipleri,1. Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçların satın alma veya gümrükten çekme tarihinden itibaren üç ay içinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içinde tescilin silinmesi için ilgili trafik tescil kuruluşuna veya nün belirleyeceği kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine başvurmak,2. Tescilin yapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarası ile yönetmelikte belirtilen bilgi ve belgeleri sağlamak, zorundadırlar.b) Araçların giriş işlemlerini yapan gümrük idareleri bu durumu 15 gün içinde araç sahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekle yükümlüdürler.c) Tescil belgesi, aracın başkasına satış veya devrine, hurdaya çıkarılmasına veya araçta, yönetmelikte belirtilen niteliklerin değişmesine kadar geçerli sayılır…” düzenlemesine ve 21. maddesinde ise; “Tescil edilen araçlar, “Trafik Belgesi” ve “Tescil Plakası” alınmadan karayollarına çıkarılamaz. Ancak, ilk tescili yapılan araçlar için düzenlenen tescile ilişkin geçici belgelerin geçerlilik süresi içinde, trafik belgesi alma zorunluluğu aranmaz.Bu madde hükmüne uymayan sürücüler 14 400 000 lira para cezası ile cezalandırılırlar.Bu gibi araçlar eksiklikleri giderilinceye kadar trafikten menedilir.Trafik belgesi, tescil belgesi geçersiz duruma gelince sürekli olarak, üzerinde eksik veya yanlış bilgi bulunması halinde geçici olarak trafik zabıtasınca geri alınır.” hükmüne yer verilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 28. maddesinde, araçların tescil mecburiyeti düzenlenerek bütün motorlu araçlar ile bu Yönetmelikte tescili zorunlu kılınan motorsuz araçların sahiplerinin, araçlarını yetkili tescil kuruluşuna tescil ettirmek ve tescil belgesi almak mecburiyetinde olduğu öngörülmüş, 29. maddesinde, tescile yetkili kuruluşlar, tescil için müracaat etme ve bildirme mecburiyeti ve sürelerine değinilmiş, 30. maddesinde tescil işlemlerinin müşterek hükümleri düzenlenmiş, 31. maddesinde ise tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak araçlarla ilgili yeni kayıt işlemleri düzenlenmiş ve maddenin sekizinci fıkrasında, tescil işlemlerinde, gerçek kişiler için Kimlik Paylaşımı Sisteminde yer alan yerleşim yeri adresi, tüzel kişiler için ise ticaret sicil gazetesi, tüzük veya diğer resmi kayıt belgelerinde belirtilen adresin esas alınacağı kurala bağlanmış, dolayısıyla gerçek ve tüzel kişilerle ilgili düzenleme yapılmıştır.

Faaliyetlerini, esas itibariyle, yürütme organları vasıtasıyla sürdüren tüzel kişileri çoğu kez yürütme organları temsil etme yetkisine sahiptir. Tüzel kişi, kendi organlarının eylem ve işlemlerinden dolayı, Türk Medeni Kanunu uyarınca sorumlu kılınmıştır. Bu sorumluluk, hem hukuka aykırı işlemleri ve hem de haksız eylemleri kapsamaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, tescil işlemlerinde hukuki sorumluluk sadece gerçek ve tüzel kişilerce üstlenebilecektir. Bu durumda tüzel kişiliği bulunmayan davacı site yönetimi adına araç tescili yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken dava konusu işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

CATERİNG DE TEVKİFAT VAR MI ?

İLGİ: …

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; kişi, firma, kurum ve kuruluşlara bireysel ve toplu olarak yemek servisi hizmeti verdiğiniz belirtilerek, 91 Seri No.lu Katma Değer Vergisi (KDV) Genel Tebliğinde belirtilen fatura düzenleme sınırının üzerindeki satışlarınıza tevkifat uygulanıp uygulanmayacağı sorulmaktadır.

KDV Kanununun 9. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 91 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (A) bölümünde, sorumlu tayin edilen ve tevkifat yapacak kuruluşlar, tevkifat uygulanacak işlemler ve tevkifat oranları açıklanmıştır.

Söz konusu Tebliğde, her türlü yemek servisi hizmet alımının tevkifata tabi olduğu, ancak Tebliğin A/1 bölümünde sayılan kurum ve kuruluşların birbirlerine karşı ifa ettikleri hariç olmak üzere, Tebliğin A/3 bölümünde sayılan hizmetler için tevkifat uygulamak zorunda oldukları,

A-5/e bölümünde, yemek servis hizmetlerinin, Tebliğin A/1 bölümünde sayılan kurum ve kuruluşların personel, öğrenci, hasta, müşteri, misafir, yolcu sıfatı taşıyan kişilerin yemek ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapacakları hizmet alımlarını kapsadığı, ayrıca bu kuruluşların kokteyl, davet, toplu yemek vb. hizmet alımlarının da tevkifata tabi olduğu, bu amaçla yapılan hizmet alımlarının tevkifat yapmakla sorumlu kurum veya kuruluşlara ait bir yerde hazırlanmasının (pişirilmesi) veya tüketilmeye hazır halde temin edilmesinin tevkifat uygulamasına engel olmadığı,

7. bölümünde, bu Tebliğ kapsamına giren her bir işlemin bedelinin Vergi Usul Kanununa göre o yıl için geçerli fatura düzenleme sınırını aşmadığı takdirde hesaplanan KDV nin tevkifata tabi tutulmayacağı ancak, tespit edilen tutarı aşan işlemlere ait KDV nin tevkifat zorunluluğundan kaçınmak amacıyla bedel parçalara ayrılmayarak, aynı işleme ait bedellerin toplamı üzerinden tevkifat yapılmasının gerekeceği

ifade edilmiştir.

Aynı Tebliğin A/4 bölümünde 95 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin 5/2 bölümü ile yapılan değişikliğe göre, yemek servisi hizmetlerinde uygulanması gereken tevkifat oranı 1/2 olarak belirlenmiştir.

Buna göre, Tesisleriniz, … Belediyesine bağlı bir işletme olduğundan, 91 Seri No.lu Tebliğin A/1 bölümünde sayılan kurum ve kuruluşlara verdiğiniz yemek servis hizmeti bedeli üzerinden hesaplanan KDV tevkifata tabi tutulmayacaktır.

Diğer taraftan, 91 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile sorumlu tayin edilenler dışında yer alan ve KDV mükellefiyeti bulunan veya bulunmayan kişi veya firmaların yemek servis hizmeti temininde tevkifat yapma zorunluluğu bulunmadığından, işletmeniz tarafından bunlara bireysel veya toplu olarak verilen yemek servis hizmet bedeli üzerinden hesaplanan KDV tevkifata tabi tutulmayacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim