Cami alemi mukteza

belirterek bu çalışmalarınız nedeniyle Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisnadan yararlanıp yararlanamayacağınız konusunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.
 
            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde, “Müellif, mütercim, heykeltıraş, hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.
 
            Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir.
 
            Serbest meslek kazançları istisnasının, bu Kanun’un 94’üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.” hükmü yer almaktadır.
 
            Özelge talep formu ekinde yer alan Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünün bila tarih ve 173998 sayılı yazısı ile, alem çalışmalarınız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre güzel sanat eseri olarak değerlendirilmiş olmakla birlikte, söz konusu çalışmalar Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde sayılan eser grupları içerisinde yer almadığından, bu çalışmalar nedeniyle anılan maddede belirtilen istisnadan faydalanmanız mümkün bulunmamaktadır.
 
            Diğer taraftan, aynı kanununun 9 uncu maddesinde vergiden muaf esnafa ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, kimlerin esnaf muaflığından faydalanabileceği maddede bentler halinde sayılmıştır.
 
            Aynı maddenin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde, “Bu Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları haiz olanlardan kendi ürettikleri ürünleri satanlara münhasır olmak üzere el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanlar” hükmü yer almaktadır.
 
            Anılan meslek kollarında faaliyette bulunanların söz konusu muafiyetten yararlanabilmeleri için Gelir Vergisi Kanununun 47 nci maddesinde yazılı basit usule tabi olmanın genel şartlarını topluca taşımaları ve münhasıran kendi ürettikleri ürünleri satmak suretiyle faaliyette bulunmaları gerekmektedir.
 
            Öte yandan, söz konusu meslek kollarında; devamlı veya arızi olarak, işyeri açılarak, motorlu araç kullanılarak, yardımcı işçi veya çırak çalıştırılarak faaliyette bulunulması muafiyetten yararlanmaya engel teşkil etmeyecektir.
 
            Ancak, söz konusu meslek kollarında aşağıdaki şekilde faaliyette bulunulması halinde ise muafiyetten yararlanılması mümkün değildir:
Ticari işletmelere ait malları mutat olarak veya belli aralıklarla satanlar ile kendi ürettikleri ürünlerle birlikte başkalarına ait ürünleri de satanlar,

Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde faaliyette bulunanlar,

Ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tâbi olanlar…”

            şeklinde açıklamaya yer verilmiştir.
 
            Aynı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (9) numaralı bendinde yer alan “Yukarıdaki bentlerde sözü edilen işlere benzerlik gösterdikleri Maliye Bakanlığınca kabul edilen ticaret ve sanat işleri ile iştigal edenler.” hükmü ile Maliye Bakanlığına muafiyetten yararlanan mükellefleri belirlemede yetki verilmiştir.
 
            Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre, cami alemi yapımı faaliyetinizin Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde sayılan geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kolları arasında yer almaması, aynı maddenin (9) numaralı bendinde belirtilen yetkinin kullanılması suretiyle herhangi bir belirlemenin yapılmamış olması nedeniyle, anılan muafiyetten ancak kanun metninde ismen zikredilen meslek kollarında faaliyet gösterenler yararlanabilecektir. Bu nedenle esnaf muaflığından yararlanmanız mümkün bulunmamaktadır.
 
            Bilgi edinilmesini rica ederim.
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir