Farklı Tür Kooperatifler birleşebilir mi ?

T.C.
YARGITAY
Onbirinci Hukuk Dairesi
Esas No : 2002/10741
Karar No : 2003/3011
Tarih : 31.3.2003
kooperatifin FESİH VE TASFİYESİ ( kooperatifin Anasözleşmesinde Sayılan Amaçlarını Gerçekleştirme İmkanı Bulunup Bulunmadığının Araştırılması Gereği – Kamu Yararının kooperatifin Asıl Amacı ile Sınırlı Olduğu )
AMAÇ DIŞI FAALİYET ( Bakanlığın Uzun Süre Amaç Dışı Faaliyetine Sessiz Kalmış Olması Kooperatife Amaç Dışı Faaliyette Bulunma Serbestisi Tanımayacağı – Tüketim kooperatifinin Amacıyla Sınırlı Olarak Gayrimenkul Alım Satım ve Yapı İşi Yapması )
TÜKETİM KOOPERATİFİ ( Ortaklarının Tüketim Maddelerine Olan İhtiyacını Karşılamak Üzere Kurulması – Tüketim kooperatifinin Amacına Uygun Gayrımenkul Alıp Satması ve Konut Yapması )
ÖZET :

Dava, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 81/7 nci maddesi uyarınca açılmış bulunan, davalı Kooperatif fesih ve tasfiyesi ile tasfiye memuru tayini istemine ilişkindir. Kamu yararı düşüncesi kooperatifin asıl amacı ile sınırlıdır. Kaldı ki, Bakanlığın uzun süre davalı kooperatifin amaç dışı faaliyetlerine sessiz kalmış olması, kooperatife amaç dışı faaliyette bulunma serbestisi de tanıyamaz. Bu durumda, mahkemece, kooperatifin 1163 sayılı Kanun’un 81/7 nci maddesi uyarınca, Anasözleşmesi’nin 6 ncı maddesinde sayılan amaçlarını gerçekleştirme imkanının bulunup, bulunmadığı tespit edilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.
DAVA :

Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.04.2002 tarih ve 2002/68 – 2002/218 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve müdahil İ. E. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A.S. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR :

Davacı Hazine vekili, Ankara’da kurulu davalı kooperatif nezdinde müvekkili bakanlık başmüfettişince yapılan inceleme sonucunda,davalı kooperatifin bir tüketim kooperatifi olmasına karşın kooperatif amacının gerçekleştirilmediği ve bu amaç doğrultusunda bir faaliyetinin bulunmadığı, tam tersine amacına aykırı olarak bir yapı kooperatifi gibi çalıştığının tespit edildiği, bunun üzerine Bakanlıkça 03.08.2000 günlü talimatla kooperatifin derhal tasfiye edilmesi, bu amaçla kooperatif genel kurulunun toplantıya çağrılması ve gerekli kararların alınması, aksi takdirde 1163 sayılı Yasa’nın 81/7 nci maddesi uyarınca münfesih addedilmesinin gerekeceğinin bildirildiği, kooperatif genel kurullarınca 17.06.2000 ve 18.11.2000 tarihlerinde kooperatifin “S.S Bizim Töyko Ana Konut Yapı Kooperatifi” ile birleşmesine karar alınmasına karşın her iki genel kurulunda mahkeme kararlarıyla iptal edildiği, TTK.nun 147 nci maddesi uyarınca birleşmenin aynı türde olan kooperatifle arasında yapılabileceği, oysa davalının bir tüketim kooperatifi ve birleşilmek istenen kooperatifin bir yapı kooperatifi olduğunu, bakanlık talimatına rağmen gerekli sonucun sağlanamadığını ileri sürerek, davalı kooperatifin fesih ve tasfiyesi ile tasfiye memurları tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davaya davacı yanında katılan İ. E., davacı bakanlık vekilince verilen dava dilekçesindeki gerekçelerle, davanın kabulünü istemiştir.

Davalı Kooperatif vekili, müvekkili kooperatifin 1975 yılından 1990 yılına kadar ana sözleşmesine uygun olarak ortaklarını arsa ve konut sahibi yaptığı, 1990 yılında getirilen tek tip ana sözleşme zorunluluğu nedeniyle ,ana sözleşmenin amaç ve faaliyet konulan başlıklı 6 nci maddesine getirilen ekle bu faaliyetlerinin devamının mümkün kılındığı, o tarihten bu yana 10’u aşkın genel kurul toplantısı yapan kooperatifin bakanlıkça hiçbir biçimde uyarılmadığını, tek uyarının 03.08.2000 tarihli uyarı olup, kooperatifçe bakanlık talimatının yerine getirilmesi ve noksanlıkların giderilmesi için canla başla çalışıldığını, kooperatif anasözleşmesinin konut yapı kooperatifine dönüştürülmesi amacıyla iki ayrı genel kurulda gene aynı kooperatif ortaklarınca kurulan yapı kooperatifiyle birleşme kararlarının, usuli bir takım noksanlıklar nedeniyle mahkemelerce iptal edildiğini, kooperatifin bakanlığın istediği dönüşümü sağlama konusunda ısrarlı olup, talimata karşı direnmesinin söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

Davalı kooperatif yanında davaya müdahil olarak katılan bir kısım ortaklar, davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davalı kooperatifin bir yardımlaşma ve tüketim kooperatifi ise de, bu gaye yanında bir arsa ve konut kooperatifi olarak da faaliyet gösterip ortaklarını konut ve arsa sahibi yaptığı, kooperatifin ana sözleşmesine yaptığı ek değişiklik ile bir kısım üyelerine konut ve arsa temin etmek amacıyla faaliyette bulunmasının ana sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği, davalı kooperatifin dava dışı Yapı Kooperatifi ile birleşme çabalarının davacı bakanlığı uyarıları ile uyum sağlama çabaları olduğu, halen ortakların büyük çoğunluğunun kooperatifin varlığını devamını istediği, Bakanlığın kooperatif ortaklarının çıkarlarına olan hususlara destek vermesi gerektiği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili ile davaya davacı yanında müdahil olarak katılan İsmail E… tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 81/7 nci maddesi uyarınca açılmış bulunan, davalı Kooperatif fesih ve tasfiyesi ile tasfiye memuru tayini istemine ilişkindir.

Mahkeme kararı gerekçesinde de belirtildiği üzere, davalı kooperatifin bir “Tüketim Kooperatifi” olduğu hususu tartışmasızdır. Davalı Kooperatif Ana Sözleşmesi’nin “Amaç ve faaliyet Konuları” başlığını taşıyan 6 ncı maddesinde ” kooperatifin amacı ortaklarının tüketim maddelerine olan ihtiyaçlarını karşılamak” olarak belirlenmiş ve devamında “bu amaçla kooperatifin …7-Amaçlarına uygun gördüğü gayrimenkulleri satın alır veya yaptırır gerekirse ihtiyaç fazlasını satar.” denilmek suretiyle, ortaklarının tüketim maddelerine olan ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla sınırlı olarak kooperatifin gayrimenkul alım ve satımı ile yaptırmasına müsaade edilmiştir. Bu nedenle, mahkeme kararının gerekçesinin aksine 6 ncı maddenin 7 nci bendinin ayrı bir madde gibi değerlendirilmesi mümkün değildir ve yine gerekçede yer alan kamu yararı düşüncesi kooperatifin asıl amacı ile sınırlıdır. Kaldı ki, Bakanlığın uzun süre davalı kooperatifin amaç dışı faaliyetlerine sessiz kalmış olması, kooperatife amaç dışı faaliyette bulunma serbestisi de tanıyamaz. Bu durumda, mahkemece, kooperatifin 1163 sayılı Kanun’un 81/7 nci maddesi uyarınca, Anasözleşmesi’nin 6 ncı maddesinde sayılan amaçlarını gerçekleştirme imkanının bulunup, bulunmadığı tespit edilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve hatalı bir takım gerekçelerle hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ :

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ile feri müdahilin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 31.03.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sorunuzu bize buradan iletebilirsiniz