KİRALANAN YERE ZARAR VERME- KEMAL ÖZMEN DANIŞMANLIK

Y6HDEsas : 2014/8978Karar : 2014/11470Tarih : 23.10.2014 KİRALANAN YERE ZARAR VERME
HOR KULLANMA TAZMİNATI
ÖZENLE KULLANMA VE KOMŞULARA SAYGI GÖSTERME BORCU

Dava, hor kullanım sebebiyle kiralanana verilen zarar ve erken tahliye sebebiyle mahrum kalınan kira bedellerinin tahsiline ilişkindir. Mahkemece alınacak bilirkişi raporu ile tespit edilen hasar ile ilgili olarak hor kullanım ve olağan kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasar ayrımı yapıldıktan sonra kullanım süresi ile orantılı olarak yıpranma payının hesap edilip alacaktan düşülmesi gerekir.

DAVA VE KARAR:

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ KARARI:Dava, hor kullanım sebebiyle kiralanana verilen zarar ve erken tahliye sebebiyle mahrum kalınan kira bedellerinin tahsiline ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne, 3.500 TL`nin davalıdantahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı davaya konumeskenin, davalı tarafından 20.07.2013 tarihinde boşaltılacağı vaadinde bulunmasına rağmen, bu tarihten önce 20.4.2013 tarihinde kiralananı tahliye ettiğinden bahisle, mahrum kaldığı üç aylık kira paraları toplam 1350 TL ile kiralananı temiz ve boyalı olarak davalıya teslim etmesine rağmen, aynı şekilde kiralanana teslim almadığından ve davalının hor kullanım sebebiyle kiralanana vermiş olduğu hasarlara ilişkin bulunan tadilat bedelleri toplamı 2150 TL`nin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı yargılamaya katılmamış, mahkemece talep doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Olayımızda davaya dayanak yapılan ve taraflar arasında düzenlenen 20.07.2011 başlangıç tarihli bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesinin varlığı, davalının adi yazılı taahhütnamedeki kiralananı boşaltmayı taahhüt ettiği dönem sonu 20.07.2013 tarihinden önce 20.04.2013 tarihinde kiralananı tahliye ettiği taraflar arasında uyuşmazlık söz konusu değildir. Davalı kiracı kural olarak taahhüt tarihi yeni dönem sonuna kadar ki kira paralarından sorumludur. Ancak zararın artmaması için davacı kiralayanında bu yeri bir an evvel kiraya vermek için kendisinden beklenen özen ve gayreti göstermesi gerekir. Bunun bir sonucu olarak taşınmazın aynı şart ve koşullarda yeniden kiraya verilebileceği makul sürenin belirlenmesi, davalı kiracının da bu süreye ilişkin kira parası ilesorumlu kılınması gerekir. Mahkemece bilirkişi aracılığıyla belirlenecek olan bu süre tespit edilmeden talep edilen üç aylık kira bedelinin tamamının davalıdan tahsili doğru değildir.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı B.K.’nun 256(1.7.2012 de yürürlüğe giren 6098 sayılı T.B.K.’nun 316) maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı tam bir özenle kullanmak ve aynı Kanunun 266. (6098 sayılı TBK`nun 334) maddesi gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana teslim etmekle yükümlüdür. Ancak, kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp, münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur. Davalının kiralananı kullandığı süre ve kullanma amacı gözetildiğinde olağan kullanımdan kaynaklanan yıpranma ve eskimelerin olacağı kuşkusuzdur.

O halde mahkemece alınacak bilirkişi raporu ile tespit edilen hasar ile ilgili olarak hor kullanım ve olağan kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasar ayrımı yapıldıktan sonra kullanım süresi ile orantılı olarak yıpranma payının hesap edilip alacaktan düşülmesi gerekir.

Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen hasarın hor kullanmadan mı, yoksa olağan kullanımdan mı kaynaklandığı açık bir şekilde belirlenmediği gibi, hasar bedeli tespit edilirkenkullanım süresi ile orantılı olarak yıpranma payının hesap edilip alacaktan mahsup edilip edilmediği anlaşılamamıştır. Bu nedenle mahkemece, Yargıtay denetimine elverişli, yukarıda açıklandığı şekilde bilirkişiden yeniden rapor alınarak gerçek zararınbelirtilen şekilde tespit edilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi de doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.

SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün (BOZULMASINA), bozma nedenlerine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine,   oybirliği ile, karar verildi.
Y6HD 23.10.2014 E.2014/8978 – K.2014/11470

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir