Miras Taksim Sözleşmesine istinaden Veraset ve İntikal Beyannamesi verilip

Başlık Miras Taksim Sözleşmesine istinaden Veraset ve İntikal Beyannamesi verilip verilmeyeceği hk.
Tarih 20/08/2013
Sayı 66813766-160[7-2013-1]-516
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

66813766-160[7-2013-1]-516

20/08/2013

Konu

:

Miras Taksim Sözleşmesine istinaden Veraset ve İntikal Beyannamesi verilip verilmeyeceği.

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinde, 05.02.2012 tarihinde vefat eden babanız … …’dan kalan bir kısım mallara ilişkin 04.02.2013 tarihinde Noterde “Miras Taksim Sözleşmesi” yaptığınız belirtilerek, söz konusu miras taksim sözleşmesine istinaden Veraset ve İntikal Vergisi Beyannamesinin verilip verilemeyeceği hususundaki Başkanlığımız görüşünün sorulduğu anlaşılmaktadır.

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir şekilde bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu, aynı Kanunun 2 ,inci maddesinin (c) fıkrasında da;”Veraset” tabiri; miras vasiyet ve miras mukavelesi gibi ölüme bağlı tasarrufları ifade ettiği, 5 inci maddesinde ise; veraset ve intikal vergisinin mükellefinin veraset tarikiyle veya ivazsız bir tarzda mal iktisabeden şahıs hükme olacağı hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, Türk Medeni Kanununun 646. maddesinde ise; “Yasal mirasçılar, gerek kendi aralarında, gerek atanmış mirasçılarla birlikte mirası aynı kurallara göre paylaşırlar.

Aksine düzenleme olmadıkça mirasçılar, paylaşmanın nasıl yapılacağını serbestçe kararlaştırırlar.

Tereke mallarına zilyet olan veya miras bırakana borçlu bulunan mirasçılar, paylaşma sırasında bu konuda eksiksiz bilgi vermekle yükümlüdürler.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükme göre; miras bırakanın ölümü ile birlikte kanuni mirasçılar arasında terekenin taksimine kadar terekeye dahil hak ve borçların tamamını kapsayan bir ortaklık doğar. Bu ortaklığın anlaşma, yani rızai taksim sözleşmesi ile son bulması mümkündür.

Özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden; 08.02.2012 tarihinde Bornova 6. Noterliğince düzenlenen mirasçılık belgesinde; miras bırakan … …’ın terekesinin 8 pay kabul edilerek; 3 payın tarafınıza, 3 payının … …’a, 2 payının da … …’a ait olduğunun belirlendiği, Bornova 4. Noterliğinin 04.02.2013 tarih ve 4637 yevmiye No.lu Düzenleme Şeklindeki Miras Taksim Sözleşmesi ile de muristen intikal eden araba ile bir kısım gayrimenkullerin mirasçılar arasında paylaştırıldığı anlaşılmıştır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde 05.02.2012 tarihinde vefat eden babanızdan tarafınıza ve diğer mirasçılara intikal eden bir kısım mallara ilişkin olarak Bornova 4 üncü Noterliğinde düzenlenen Miras Taksim Sözleşmesine istinaden veraset ve intikal vergisi beyannamesinin verilmesi mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Veraset ve intikal vergisinden istisna çeyiz parasında limitin ne olduğu hk. Tarih 20/08/2013

Başlık Veraset ve intikal vergisinden istisna çeyiz parasında limitin ne olduğu hk.
Tarih 20/08/2013
Sayı 97895701-160.01.03[3-2013/5-1.23.4403]-1287
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Sayı

:

97895701-160.01.03[3-2013/5-1.23.4403]-1287

20/08/2013

Konu

:

Veraset ve intikal vergisinden istisna çeyiz parasında limitin ne olduğu hk.

İlgide kayıtlı özelge talep formu eki dilekçede, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun “İstisnalar” başlıklı 4’üncü maddesinin (c) fıkrasında yer alan ve veraset ve intikal vergisinden müstesna tutulacağı belirtilen, gayrimekuller hariç olmak üzere örf ve adete göre verilmesi mutat bulunan hediye, cihaz, yüzgörümlüğü ve drahomalarda limit bulunup bulunmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun 4 üncü maddesinin (c) fıkrasında; “Örf ve adete göre verilmesi mutat bulunan hediye, cihaz, yüzgörümlüğü, drahomaların (Gayrimenkuller hariç);” veraset ve intikal vergisinden müstesna tutulacağı hükme bağlanmış olup maddede sayılan istisnaya konu mallar için bir limit bulunmamaktadır.

Öte yandan, 4 üncü maddenin (c) fıkrasının gerekçesinde de, içtimai hayatta büyük yeri olan cihaz, yüzgörümlüğü, hediye ve drahoma gibi bazı intikalleri de örf ve ananelerimizin zaruri bir icabı olarak, vergi mevzuunun dışında bırakıldığı, bu istisnayı miktar itibariyle tahdidetmekte bir fayda görülmediği, zira öncelikle olayın tespiti güç olduğu gibi aile arasında verilip alınan hediye, cihaz veya drahomanın taksimi suretiyle istisna içinde bırakılmasının da mümkün olduğu, fıkrada muvazaa imkanlarına yol açmamak üzere bu kabul iktisaplar için muayyen ve tahdidi bir miktar belirtilmemiş, sadece büyük intikalleri kavrayabileceğini nazari itibara alınarak parantez içinde gayrimenkullerin bu istsinanın dışında bırakıldığı belirtilmiştir.

Ayrıca, 1 Seri No.lu Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde de, tescile tabi olsun olmasın, örf ve adete göre verilmesi mutat bulunan hediye, cihaz, yüzgörümlüğü ve drahomalar vergiden istisna edilmiş ve yalnız bu mahiyette verilen gayrimenkuller bu hükmün dışında bırakılmıştır. Buna göre, hediye, cihaz, yüzgörümlüğü ve drahoma adıyla verilen gayrimenkullerden dolayı ilgililer adına vergi tarh olunacağı açıklanmıştır. Örf ve ananelerimiz gereği verilen cihaz, yüzgörümlüğü, hediye ve drahomalar genellikle kıymet itibarıyla yüksek olmamakta ve esas itibarıyla bir servet intikaliyle sonuçlanmamaktadır. Bu nedenle, değeri yüksek olan bu nevi hediyelerin örf ve ananeler içinde olup olmadığı hususu değerlendirilerek veraset ve intikal vergisine tabi tutulabilecektir.

Öte yandan, konuya ilişkin olarak İzmir Vergi Dairesi Başkanlığınca verilen 26/3/2013 tarih ve 176 sayılı yazıda, kızınıza verdiğiniz 400 bin Amerikan doları tutarındaki hediye, örf ve adete göre verilmesi mutat bulunan hediye kapsamında değerlendirilmediğinden veraset ve intikal vergisinden istisna edilmeyerek vergiye tabi tutulacağı yönünde görüş yer almaktadır. Diğer taraftan 7338 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (d) fıkrasında belirtilen istisna tutarının verginin matrahından indirilebileceği mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Kuru mülkiyetin veraseten intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olup olmadığı hk

Başlık Kuru mülkiyetin veraseten intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olup olmadığı hk.
Tarih 23/08/2013
Sayı 97895701-160.01.03[4-2013/5-1.12.4419]-1323
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Sayı

:

97895701-160.01.03[4-2013/5-1.12.4419]-1323

23/08/2013

Konu

:

Kuru mülkiyetin veraseten intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olup olmadığı hk.

İlgide kayıtlı özelge talep formunun incelenmesinden, İstanbul, … İlçesi, … Mahallesinde bulunan ve tapunun … pafta, … ada, … ve … parsellerde kayıtlı gayrimenkullerin kuru mülkiyetinin 1/2 hissesine sahip olan … … ‘in … tarihinde vefat ettiği belirtilerek, adı geçenden mirasçılarına veraset yoluyla intikal eden 1/2 hisseli kuru mülkiyetli gayrimenkuller için veraset ve intikal vergisi ödenip ödenmeyeceği hususundaki Başkanlığımız görüşünün sorulduğu anlaşılmaktadır.

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu, 2 nci maddesinin (b) bendinde de, “Mal” tabirinin, mülkiyete konu olabilen menkul ve gayrimenkul şeylerle mameleke girebilen diğer bütün hakları ve alacakları ifade ettiği hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun 4/j maddesinde ise sağlar arasında ivazsız bir tarzda vukubulan intikaller hariç olmak üzere kuru mülkiyet halinde intikal eden malların (kuru mülkiyet halinde kaldığı müddetçe) veraset ve intikal vergisinden müstesna olacağı belirlenmiştir.

Bu hükme göre, kuru mülkiyetin veraset yolu ile intikalinin vergiden istisna edilebilmesi için intikalden sonra kuru mulkiyet halinin devam etmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, İstanbul, … İlçesi, … Mahallesinde bulunan ve tapunun … pafta, … ada, … ve … parsellerde kayıtlı gayrimenkullerin kuru mülkiyetinin 1/2 hissesine sahip olan muris … … ‘den tarafınıza veraset yoluyla intikal eden gayrimenkullerin kuru mülkiyet hisselerinin veraset ve intikal vergisine tabi tutulmaması gerekmektedir.

Yeşil alan, yol ve idari alan olarak belirlenen taşınmazların veraset ve intikal vergisi hk. Tarih 19/08/2013

Başlık Yeşil alan, yol ve idari alan olarak belirlenen taşınmazların veraset ve intikal vergisi hk.
Tarih 19/08/2013
Sayı 97895701-160[14-2013/5-1.3.1368]-1278
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Sayı

:

97895701-160[14-2013/5-1.3.1368]-1278

19/08/2013

Konu

:

Yeşil alan, yol ve idari alan olarak belirlenen taşınmazların veraset ve intikal vergisi

İlgi’de kayıtlı özelge talep formunuzda, taşınmazınızın bir kısmının Belediye tarafından yeşil alan, yol ve idari alan olarak belirlendiği belirtilerek, veraset ve intikal vergisi tarhiyatının gayrimenkulün emlak vergisi beyannamesinde belirtilen vergi değeri üzerinden mi yoksa emlak vergisi muafiyeti düşüldükten sonraki vergi değeri üzerinden mi yapılması gerektiği hususunda bilgi verilmesi istenilmiştir.

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 14’üncü maddesinde, verginin mükellef tarafından verilen beyanname üzerinden tarh olunacağı, aynı Kanun’un 10’uncu maddesinin 2’nci fıkrasında ilk tarhiyatta mükelleflerce bu maddede yazılı değerleme ölçülerine göre beyan edilecek değerlerin dikkate alınacağı, aynı fıkranın (b) bendinde de gayrimenkullerin ticari işletmeye dahil olsun veya olmasın emlak vergisine esas olan değerle değerleneceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 22 Seri No.lu Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, intikal edecek gayrimenkuller için beyan edilecek değerin emlak vergisi tarhına esas olacak değer kadar olması gerektiği, beyan edilen değerin emlak vergisine esas olan değerden düşük olması halinde, veraset ve intikal vergisinin tarhında bu değerin yerine emlak vergisi değerinin esas alınacağı açıklanmıştır.

Diğer taraftan, emlak vergisi değeri 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 01.01.2002 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 4751 sayılı Kanun’la değişik 29 uncu maddesi hükümleri çerçevesinde hesaplanmaktadır.

Aynı Kanun’un 30’uncu maddesindeki, “kanunlar veya diğer kamu düzeni koyan mevzuatla tasarrufu kısıtlanan bina, arsa ve arazinin vergisinin kısıtlamanın devam ettiği sürece 1/10 oranında tahsil olunacağı, kısıtlamanın devam ettiği sürece tecil edilen verginin 9/10 unun, bina, arsa veya arazinin satılması, istimlaki veya hibe yoluyla başka şahıslara devir ve temliki halinde tahsilat zamanaşımına uğramamış olanların muaccel hale geleceği” hükmü ise emlak vergisi uygulamalarında dikkate alınmaktadır. Bu hüküm gereğince emlak vergisi değerinde herhangi bir indirim söz konusu olmayıp yalnızca tahakkuk eden emlak vergisi 1/10 oranında tahsil edilmektedir. Söz konusu madde veraset ve intikal vergisi beyannamesinde beyan edilecek gayrimenkulün vergi değerinin tespitinde herhangi bir hüküm ifade etmemektedir.

Bu itibarla, bir kısmı Belediye tarafından yeşil alan, yol ve idari alan olarak belirlenen taşınmazınız nedeniyle verilecek veraset ve intikal vergisi beyannamesinde beyan edilmesi gereken emlak vergisi değerinin, söz konusu gayrimenkulün intikal ettiği yıla ilişkin olarak Emlak Vergisi Kanunu’nun 29’uncu maddesi hükümlerine göre hesaplanan emlak vergi değeri olması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Kooperatiflerde kar dağıtımı nedir ? risturn nedir ? Farkları nedir?

i) Kooperatif ortaklarının yönetim gideri karşılığı olarak ödedikleri paralardan harcanmayarak iade edilen kısımlar ile aşağıda belirtilen kooperatiflerin ortakları için;

1) Tüketim kooperatiflerinde, ortakların kişisel ve ailevî gıda ve giyecek ihtiyaçlarını karşılamak için satın aldıkları malların değerine,

2) Üretim kooperatiflerinde, ortakların üreterek kooperatife sattıkları veya kooperatiften üretim faaliyetinde kullanmak üzere satın aldıkları malların değerine,

3) Kredi kooperatiflerinde, ortakların kullandıkları kredilere,

göre hesapladıkları risturnlar.

Bu risturnların ortaklara dağıtımı, kâr dağıtımı sayılmaz. Risturnun nakden veya aynı değerde mal ile ödenmesi istisnanın uygulanmasına engel değildir.

Ortaklardan başka kimselerle yapılan işlemlerden doğan kazançlar ile ortaklarla ortaklık statüsü dışında yapılan işlemlerden doğan kazançlar hakkında risturnlara ilişkin istisna hükmü uygulanmaz. Bunların genel kazançtan ayrılmasında, ortaklarla yapılan iş hacminin genel iş hacmine olan oranı esas alınır.

İ[email protected]

Kat irtifakı olan gayrimenkulün, bina olarak kullanılmaya başlanılması halinde uygulanacak emlak vergisi hk. Tarih 07/08/2012

Başlık Kat irtifakı olan gayrimenkulün, bina olarak kullanılmaya başlanılması halinde uygulanacak emlak vergisi hk.
Tarih 07/08/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.34.18.01-175.01[3-2012/6-1.22.6618]-2457
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetletleri Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.34.18.01-175.01[3-2012/6-1.22.6618]-2457

07/08/2012

Konu

:

Kat irtifakı olan gayrimenkulün emlak vergisi hk.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, İstanbul İli, … Belediyesi sınırlarında bulunan ve 19/3/2010 tarihinde kat irtifaklı tapu aldığınız gayrimenkul için adı geçen Belediye Başkanlığı tarafından kat mülkiyetine geçmediğiniz gerekçesiyle arsa vergisi tahakkuk ettirildiği belirtilerek konu hakkında Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun bina vergisinin mükellefini belirleyen 3 üncü maddesinde; bina vergisini, binanın malikinin, varsa intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun vergi değerini tadil eden sebepleri belirleyen 33 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında, yeni bina inşa edilmesinin vergi değerini tadil eden sebep olduğu; 23 üncü maddesinin birinci fıkrasında da, 33 üncü maddede (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde (geçici ve daimi muafiyetten faydalanılması hali dahil) emlak vergisi bildiriminin verilmesinin zorunlu olduğu, bildirimlerin yeni inşa edilen binalar için, inşaatın sona erdiği veya inşaatın sona ermesinden evvel kısmen kullanılmaya başlanmış ise her kısmın kullanılmasına başlandığı bütçe yılı içerisinde, inşaatın bitimi bütçe yılının son üç ayı içinde vuku bulmuş ise olayın vuku bulduğu tarihten itibaren üç ay içinde emlakın bulunduğu yerdeki ilgili belediyeye verileceği; 19 uncu maddesinin beşinci fıkrasında ise, üzerine bina yapılan arsanın, arazi vergisi mükellefiyetinin inşaatın bittiği yılı takip eden bütçe yılından itibaren sona ereceği hükümlerine yer verilmiştir.

Bu hükümlere göre, bina vergisi mükellefiyeti; yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihi takip eden bütçe yılından itibaren, bina yapı kullanma izin belgesinin alınmasından önce kullanılmaya başlanılmış ise kullanılmaya başlanıldığı tarihi takip eden bütçe yılından itibaren başlamış olmaktadır.

Öte yandan, binanın, fen ve sağlık bakımından oturmaya elverişli hale gelmesi, su, elektrik ve doğalgaz aboneliğinin tesis edilmesi, mesken olarak kullanıldığına karine teşkil etmekte olup dolayısıyla mükelleflerin bina vergisi ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerekmektedir.

Bu itibarla, İstanbul İli, … Belediye sınırları içinde bulunan ve 19/3/2010 tarihinde kat irtifaklı tapu aldığınız gayrimenkulün bina olarak kullanılmaya başlanması halinde, kat mülkiyetine geçilip geçilmediğine bakılmaksızın, kullanılmaya başlandığı tarihi takip eden bütçe yılı itibarıyla bina vergisine tabi tutulması gerekecektir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Satış vaadi sözleşmesi ile alınan fabrika binasının aktife alınarak amortisman ayrılması ve belge düzeni hk

Başlık Satış vaadi sözleşmesi ile alınan fabrika binasının aktife alınarak amortisman ayrılması ve belge düzeni hk.
Tarih 20/03/2013
Sayı 47285862-VUK-6-3
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KAHRAMANMARAŞ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

47285862-VUK-6-3

20/03/2013

Konu

:

Satış vaadi sözleşmesi ile alınan fabrika binasının aktife alınarak amortisman ayrılması ve belge düzeni hk.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, noter aracılığıyla yaptığınız satış vaadi sözleşmesi ile aldığınız … fabrikasının (fabrika binası, makine-teçhizat ve demirbaşlar) şirket aktifine alınarak amortisman ayrılıp ayrılmayacağı ile bu fabrikanın üretim sürecinde oluşacak gelir ve giderlerin yasal defterlere kaydının yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi istenilmektedir.

I-VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin, bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.” hükmü yer almaktadır.

Mezkur Kanunun 189 uncu maddesinde; “Üzerinden amortisman yapılan kıymetler ve bunların amortismanları aşağıda yazılı şekillerden herhangi biri ile gösterilir:

1.Envanter defterinin ayrı bir yerinde;

2.Özel bir amortisman defterinde;

3.Amortisman listelerinde.

Amortisman kayıtları, amortismana başlandığı tarihten itibaren her yılın amortismanı ayrı ayrı gösterilmek şartı ile birbirine bağlanır. İşletmeye yeniden giren iktisadi kıymetlerle bunların amortismanlarının evvelki yıllara ait kayıtlarda devam ettirilmesi caizdir.

Amortisman defteri veya listelerinin kayıtları envanter kaydı hükmündendir. Yukarıdaki esaslara göre kayıtlarda gösterilen iktisadi kıymetlere ait değerler envanter defterine toplu olarak geçirilebilir.” hükmü yer almaktadır.

Mezkur Kanunun 315 inci maddesine göre mükelleflerin amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa edecekleri ve ilan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürlerinin dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hükme istinaden belirlenen oranlar, iktisadi kıymetlerin kullanıldıkları yerler itibariyle 333, 339, 365, 389, 399, 406 ve 418 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ekindeki listelerde gösterilmiş ve uygulamayla ilgili gerekli açıklamalara yer verilmiştir.

Satış vaadi sözleşmesi, noter önünde resen düzenlenmesi gereken, başka bir anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde, Türk Medeni Kanununun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilmektedir.

Satış vaadi sözleşmeleri, sözleşme alacaklısına şahsi hak veren sözleşmeler olup, alıcı tarafça yapılan satış vaadi sözleşmelerinin, mahkeme ilamlarıyla geçerli olduğunun tespit edilmesi mümkün bulunmaktadır.

İlgide kayıtlı özelge talep formu ekinde Başkanlığımıza sunulan …. Noterliğince onaylı …/2011 tarih ve … No.lu “Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesi”nin incelenmesinden; bahse konu taşınmazın, sözleşmede 16 madde halinde belirtilen şartlar dahilinde ve … TL’lik taşınmaz bedelinin alıcı tarafından ödenmesi halinde mülkiyet devrinin yapılacağı hususunda karşılıklı olarak mutabakata varıldığı anlaşılmıştır.

Yapılan açıklamalar doğrultusunda, iktisadi kıymetin amortisman konusu yapılabilmesi için envantere alınıp, işletmede kullanılabilir olması gerekmektedir. Envantere alınmayan bir iktisadi kıymet fiilen işletmede kullanılsa dahi amortisman konusu yapılamaz.

Öte yandan; fabrika binasının üretim sürecinde oluşacak gelir ve giderlerinin ise Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesi gereğince ve aynı Kanuna istinaden tutulacak yasal defterlere 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinden belirtilen açıklamalar çerçevesinde kaydedilmesi gerekmektedir.

II-KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde ise Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde; safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup, birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, (7) numaralı bendinde de, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hükümlerine yer verilmiştir. Aynı Kanunun 41 inci maddesinde ise gider kabul edilmeyen ödemelere ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.

Yapılan genel giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için, söz konusu giderlerle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında doğrudan ve açık bir illiyet bağının bulunması gerekmekte olup, bu mahiyette olmayan giderlerin ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilmesi mümkün değildir. Ayrıca indirim konusu yapılabilecek giderlerin Vergi Usul Kanununun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu vb. belgelerden herhangi biri ile tevsik edilmesi gerekmektedir.

Buna göre, şirketiniz ile … arasında düzenlenen satış vaadi sözleşmesi uyarınca şirketiniz kullanımına bırakılan fabrika binasının işletilmesi dolayısıyla elde edilecek gelirler ile bu gelirlerin elde edilmesi için yapılan giderler dikkate alınmak suretiyle genel hükümlere göre tespit edilecek kazancın vergilendirilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, fabrika binası ile ilgili olarak banka adına düzenlenen belgelere istinaden sözleşme çerçevesinde ödeyeceğiniz emlak vergisi ve sigorta gibi giderler ise, şirketiniz ile banka arasında imzalanan sözleşmeye istinaden banka tarafından şirketinize dekont düzenlenmek suretiyle yansıtılması halinde şirketiniz safi kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabilecektir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Geri iade edilen malın indirim fiyatı üzerindenmi işlem yapılacağı hk. Tarih 18/04/2013

Başlık Geri iade edilen malın indirim fiyatı üzerindenmi işlem yapılacağı hk.
Tarih 18/04/2013
Sayı 39044742-KDV.35-598
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri KDV Grup Müdürlüğü

Sayı

:

39044742-KDV.35-598

18/04/2013

Konu

:

geri iade edilen malın indirim fiyatı üzerindenmi işlem yapılacağı

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Şirketinizce teslimi gerçekleştirilen malların fiyatlarında indirim olduktan sonra alıcılar tarafından iade edilmesi durumunda, söz konusu malların iadesi işleminin satış fiyatından mı yoksa indirimli fiyattan mı yapılacağı konusunda tereddüt edildiği belirtilerek Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

1. Vergi Usul Kanunu Açısından:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun “İspat edici kağıtlar” başlıklı 227 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan, aynı Kanunun 234 üncü maddesinde; “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle, defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin;…” hükmü bulunmaktadır.

3-Vergiden muaf esnafa;

Yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir. Bu belge birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zati eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları, altın mücevher gibi kıymetli eşya için de tanzim edilir

Buna göre, tüketiciler tarafından satın alınan malların çeşitli nedenlerle iade edilmek istenildiği durumlarda şirketinizce, iade edilen mal nedeniyle gider pusulası düzenlenerek tüketiciden iade edilen mala ait belge geri alınmak suretiyle işlem yapılması gerekmektedir.

2. Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu Açısından:

3065 sayılı KDV Kanununun;

1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

35 inci maddesinde, malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükellefin bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhatap olan mükellefin ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzelteceği

hükme bağlanmıştır.

Buna göre, şirketiniz tarafından satılan malların alıcılar tarafından iade edilmesi halinde, iade edilen malların fiilen işletmenize girmiş olması kaydıyla satış bedeli esas alınarak işlemin düzeltilmesi mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Kooperatife ait arsa satışının KV ve KDV karşısındaki durumu hk. Tarih 20/05/2013

Başlık Kooperatife ait arsa satışının KV ve KDV karşısındaki durumu hk.
Tarih 20/05/2013
Sayı 39044742-KDV.17.4-731
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisis Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

39044742-KDV.17.4-731

20/05/2013

Konu

:

Kooperatife ait arsa satışının KV ve KDV karşısındaki durumu

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; Kooperatifinizin 1998 yılında 30 kişinin arsalarını kooperatife vererek kurulduğu, arsanızın 3 üncü derece sit alanı olması (imar kısıtlaması) nedeniyle kooperatifinizin herhangi bir faaliyetinin olmadığı, ……….. Büyükşehir Belediyesi tarafından yol genişletme amacıyla arsanın bir bölümünün istimlâk edildiği, konunun mahkemeye taşındığı ve sonuçlanan mahkeme kararına göre kooperatifiniz hesabına 718.957,30 TL ……… Büyükşehir Belediyesi tarafından tazminat yatırıldığı belirtilerek, söz konusu paranın ortaklarınıza hisseleri oranında dağıtılması ile arsanın kalanının satılması durumunda, Kurumlar Vergisi ve KDV yönünden vergilendirmenin nasıl olacağı hususunda tereddüt hasıl olduğu belirtilerek Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

KURUMLAR VERGİSİ YÖNÜNDEN:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüyle kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olmakla beraber aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançlarının % 75 lik kısmı maddede belirtilen şartlar çerçevesinde kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur.

Bu istisna satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden, istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziya uğramış sayılır.

Ayrıca, 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Kanunu Tebliğinin “5.6.2.3.4.1. Kooperatiflerin durumu” başlıklı bölümünde, istisnadan yararlanmak için gereken diğer şartların yanında istisna edilen kazancın özel bir fon hesabında tutulması ve hiçbir şekilde ortaklara dağıtılmayarak kooperatif amaçları doğrultusunda kullanılması şartıyla yapı kooperatiflerinin de bu istisnadan yararlanabilmesinin mümkün olduğu ve kooperatiflerin amaçlarını gerçekleştirdikten sonra kalan fazla arsa veya konutu elden çıkarmaları halinde de doğan kazancın istisnaya konu olabileceği açıklanmaktadır.

Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (2) numaralı bendinde; iştirak hisselerinden doğan kazançların (Limited şirket ortaklarının, iş ortaklıkları ortaklarının ve komanditerlerin kar payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii, kazanç dağıtımı sayılmaz) menkul sermaye iradı olduğu belirtilmiş olup, 94 üncü maddenin birinci fıkrasının (6/b-i) bendinde ise; tam mükellef kurumlar tarafından, tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz) % 15 oranında vergi kesintisi yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; Kooperatifinizin aktifinde kayıtlı olan taşınmazın (arsanın) bir kısmının ……….. Büyükşehir Belediyesi tarafından yol genişletme amacıyla istimlak edilmesi ve bu istimlak sonucunda mahkemenin vermiş olduğu karara istinaden kooperatifinize ödenen tazminatın, ortaklara dağıtılmayıp kooperatif amaçları doğrultusunda harcanması hallerinde yapılan bu işlemler ortak dışı işlem sayılmayacak ve kurumlar vergisi muafiyetini etkilemeyecektir.

Ancak, mahkeme ilamına istinaden alacağınız tazminat tutarlarının üyelerinize dağıtılması ile kooperatifin elinde kalan arsanın tamamının satılması halinde, kurumlar vergisi muafiyet şartlarından olan “sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması” ve “sadece ortaklarla iş görülmesine” ilişkin şartlar ihlal edilmiş olacağından, bu şartlardan birinin ihlal edildiği tarih itibariyle kurumlar vergisi mükellefiyetinizin tesis edilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, söz konusu taşınmazın kooperatifinizin aktifinde iki yıldan fazla bulunması halinde, Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-e maddesinde yer alan diğer şartların da sağlanması durumunda taşınmaz satışından elde edilecek kazancın % 75 inin kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmakta; ancak söz konusu satıştan doğan kazançların, kooperatif ortaklarına dağıtılması durumunda ise bu istisna hükmünden yararlanılamayacağı tabiidir.

Ayrıca, Kooperatifinize mahkeme kararına istinaden ödenen tazminat tutarları ile kooperatifin aktifine kayıtlı arsanın satılması sonucu bu satıştan elde edilecek kazancı ortaklarınıza dağıtmanız halinde, dağıtılan bu tutarlar üzerinde Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 6/b-i bendine göre % 15 oranında gelir vergisi kesintisi yapılması ve muhtasar beyanname ile beyan edilerek süresi içerisinde ödenmesi gerektiği gibi ortaklar tarafından elde edilen menkul sermaye iradı mahiyetindeki bu gelirlerin, Gelir Vergisi Kanununun 22/2 nci maddesi uyarınca yarısı gelir vergisinden istisna olup, kalan tutarların ilgili yıl için belirlenen beyan haddini aşması halinde tamamı yıllık beyanname ile beyan edilecek olup, beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan gelir vergisinden, kurum bünyesinde karın dağıtımı aşamasında yapılan vergi kesintisinin tamamı mahsup edilecektir.

KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN:

Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

17/4-r maddesinde, kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimlerin KDV den istisna olduğu hükme bağlanmıştır.

Konu ile ilgili olarak 60 Seri No.lu KDV Sirkülerinin “8.2.4. İki Tam Yıl Süreyle Sahip Olunan Taşınmazların Satışı” başlıklı bölümünde;

“KDV Kanununun 17/4-r maddesine göre, kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler KDV den müstesnadır.

Bu hüküm uyarınca, kurumların aktiflerinde, belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde en az iki tam yıl süreyle bulunan taşınmazların (arsa, arazi, bina) satışı KDV den müstesnadır. Bu satışların müzayede suretiyle yapılması halinde de istisna uygulanacaktır.

Ancak, istisna hükmü, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz teslimleri için geçerli olmadığından, taşınmazların ticaretini yapan kurumlar ile mülkiyetlerindeki taşınmazları ticari bir organizasyon içinde satan belediyeler ve il özel idarelerinin bu istisnadan faydalanmaları mümkün değildir.” denilmektedir.

Buna göre; Kooperatifinizin aktifinde iki yıldan fazla süreyle kayıtlı bulunan arsanın ………. Büyükşehir Belediyesi tarafından kamulaştırılması ile kamulaştırma sonrasında kalan kısmın üçüncü kişilere satışı Kanunun 17/4-r maddesi kapsamında KDV den istisna olacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Kat katşılığı inşaat işinde, arsa tapusunun şirket adına tapuda tescili sonrasında yapılan dairelerin teslimi hk

Başlık Kat katşılığı inşaat işinde, arsa tapusunun şirket adına tapuda tescili sonrasında yapılan dairelerin teslimi hk.
Tarih 02/08/2013
Sayı 31435689-125[1-2012]-72
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KONYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

31435689-125[1-2012]-72

02/08/2013

Konu

:

Kat katşılığı inşaat işinde, arsa tapusunun şirket adına tapuda tescili sonrasında yapılan dairelerin teslimi

İlgide kayıtlı dilekçenizde; inşaat taahhüt işleri ile iştigal ettiğiniz, kat karşılığı arsa temin ederek bina yapıp sattığınız, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılırken aynı parsel için birçok kat maliki ile muhatap olduğunuz, arsa sahipleri ile noterde imzalanan sözleşmede, anlaşılan oran/daire taksimatının belirtildiği ve bu taksimata göre şirketinize tapu devri yapıldığı, arsa sahibine isabet eden oran kadar tapu hissesinin, arsa sahibi üzerinde bırakıldığı, ancak arsa sahibi sayısının çok olduğu durumlarda belli sıkıntılarla karşılaşıldığından arsa sahibi ile sözleşme yaptıktan sonra, arsa sahibinin hissesi de dahil olmak üzere arsanın tamamını rayiç bedel üzerinden satın alarak arsa maliklerine anlaşma oranında daire hisselerini teslim etmeyi düşündüğünüz belirtilerek, tapunun tamamının şirketinize devredilmesi sebebiyle, arsa maliklerine kat irtifakı kurulmuş daire hisselerinin devir işlemi tapuda satış gibi yer alsa da gerçek bir satış işlemi olmayacağından, devir işleminin tapuda hangi bedel üzerinden gösterileceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Verginin konusu” başlıklı 1 inci maddesinin birinci fıkrasında; sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadî kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadî işletmeler ile iş ortaklıklarının kazançlarının kurumlar vergisine tâbi olduğu, ikinci fıkrasında ise kurum kazancının, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluştuğu hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun; “Safi kurum kazancı” başlıklı 6 ıncı maddesinde; mükelleflerin bir hesap dönemi içerisinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Mükellef ve vergi sorumlusu” başlıklı 8 inci maddesinde ise; “Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişidir.

Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir. Vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamaz…” hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 229 uncu maddesinde ise faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığı müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu, 231 inci maddesinin 5 inci fıkrasında faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği hükmü yer almaktadır.

Bu hükümler çerçevesinde; arsa sahiplerince, arsa tapularının tamamının şirketinize devredilmesi ve söz konusu arsaların kat irtifakı kurularak hisseleri oranında tekrar aldığınız kişilere teslimi halinde, bu işlem kat karşılığı inşaat niteliğinde olmayacağından, her bir teslimin ayrı ayrı satış işlemi olarak değerlendirilmesi ve satış bedeli üzerinden fatura düzenlemeniz gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Belediyeye bağışlanmak üzere kültür merkezi tesisinin onarım ve organizasyon işleri için yapılan harcamaların kurum kazancından indirilip indirilemeyeceği hk.

Başlık Belediyeye bağışlanmak üzere kültür merkezi tesisinin onarım ve organizasyon işleri için yapılan harcamaların kurum kazancından indirilip indirilemeyeceği hk.
Tarih 23/08/2013
Sayı 62030549-125[10-2012/327]-1308
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

62030549-125[10-2012/327]-1308

23/08/2013

Konu

:

Belediyeye bağışlanmak üzere kültür merkezi tesisinin onarım ve organizasyon işleri için yapılan harcamaların kurum kazancından indirilip indirilemeyeceği.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, … Belediyesi adına kayıtlı bulunan gayrimenkul üzerine kültür merkezi tesisinin onarım ve organizasyon işlerinin şirketinizce yapıldığı ve bedelsiz olarak anılan belediyeye devredildiği belirtilerek, kültür merkezi tesisine ilişkin olarak şirketinizce karşılanan harcamaların kurum kazancından indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Diğer İndirimler” başlıklı 10 uncu maddesinde,

“(1) Kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından sırasıyla aşağıdaki indirimler yapılır:

c) Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımların toplamının o yıla ait kurum kazancının % 5’ine kadar olan kısmı.

…”

hükmüne yer verilmiştir.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin; “10.3.2. Bağış ve yardımlar” başlıklı bölümünde konu ile ilgili açıklamalara yer verilmiş olup, “Kurum kazancının %5’i ile sınırlı bağış ve yardımlar” başlıklı 10.3.2.1 bölümünde,

“Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere, köylere, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımların toplamının o yıla ait kurum kazancının %5’ine kadar olan kısmı, kurumlar vergisi beyannamesinde ayrıca gösterilmek şartıyla kurum kazancından indirim konusu yapılabilecektir.

Matrahtan indirilmesi için bağış ve yardımın;

-Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara, kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan kurum ve kuruluşlara yapılması,

-Makbuz karşılığı olması,

-Karşılıksız yapılması,

-Sadece ilgili dönem kazancından indirilmesi

-Beyannamede ayrıca gösterilmesi

gerekir. İndirilemeyen kısım diğer yıla nakledilemez.

Kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilecek bağış ve yardımların tutarı, o yıla ait kurum kazancının %5’i ile sınırlıdır.

İndirilebilecek bağış ve yardım tutarının tespitinde esas alınan kurum kazancı, zarar mahsubu dahil giderler ile iştirak kazançları istisnası düşüldükten sonra, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki [Ticari bilanço kârı – (iştirak kazançları istisnası + geçmiş yıl zararları)] tutardır.”

açıklamaları yer almaktadır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, … Belediyesi ile şirketiniz arasında imzalanan protokole istinaden anılan belediyenin kültür merkezi tesisinin onarım ve organizasyon işlerine ilişkin şirketinizce gerçekleştirilen harcamaların, beyanname üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, o yıla ait kurum kazancınızın % 5’ine kadar olan kısmının indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Rusya\’daki şirketlerden alınan hizmetler dolayısıyla yapılan ödemelerin vergilendirilmesi hk.

Başlık Rusya\’daki şirketlerden alınan hizmetler dolayısıyla yapılan ödemelerin vergilendirilmesi hk.
Tarih 28/08/2013
Sayı 18008620-125[ÖZG-2012-19]-85
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

MERSİN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

18008620-125[ÖZG-2012-19]-85

28/08/2013

Konu

:

Rusya’daki şirketlerden alınan hizmetler dolayısıyla yapılan ödemelerin vergilendirilmesi

İlgide kayıtlı özelge talep formlarının tetkikinden; merkezi Rusya Federasyonu’nda bulunan Şirketinizin Türkiye şubesi olarak Başkanlığımız … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün … vergi kimlik numarasında dar mükellef olduğunuz, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti’nde … Sahasında Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşma kapsamında Nükleer Güç Santralı (NGS) inşası için, emtiaların tedariki, hizmetlerin icrası ve projenin inşa aşaması ile ilgili genel yüklenicisi olduğunuz, NGS inşası için Rusya Federasyonu’na bağlı şirketlerden hizmet satın aldığınız ve söz konusu firmaların Türkiye’de herhangi bir şubesinin bulunmadığı, bir kısım hizmetlerin Türkiye’ye gelinerek sahada, bir kısım hizmetlerin ise Rusya’da yapıldığı ödemelerin ise Türkiye’deki Şubeniz hesaplarından yapıldığı belirtilerek, hizmet satın aldığınız Rusya’daki şirketlere yapılan;

-Mühendislik, montaj, danışmanlık, eğitim hizmeti, özel yazılım yaptırılması, tercüme yaptırılması gibi serbest meslek niteliğindeki hizmet bedelleri,

-Kiralama hizmeti karşılığında yapılan ödemeler ( Finansal kira veya normal kira),

-Borç verme/alma, mevduat ve benzeri fonlamalar karşılığında ödenen faizler,

-Telif, imtiyaz, ticaret ünvanı, marka, know-how ve benzeri gayrimaddi haklar için ödenen bedel ve kiralar,

gibi ödemelerden kurumlar vergisi stopajı yapılıp yapılmayacağı hususunda bilgi verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Tam ve dar mükellefiyet” başlıklı 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, dar mükellefiyete ilişkin olarak, Kanun’un 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayanların, sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilecekleri hükme bağlanmış, dar mükellefiyet mevzuuna giren kurum kazançları aynı maddenin üçüncü fıkrasında bentler halinde belirtilmiştir.

Öte yandan, aynı Kanun’un 30 uncu maddesinde, dar mükellefiyete tabi kurumların Türkiye’de elde ettikleri ve aynı maddede bentler halinde sayılan kazançları üzerinden vergi kesintisi yapılması öngörülmüş olup, bahse konu vergi kesintisi oranları 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 03/02/2009 tarihinden itibaren;

– Gelir Vergisi Kanunu’nda belirtilen esaslara göre birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemelerinden % 3,

– Petrol arama faaliyetleri dolayısıyla sağlanacak kazançlardan % 5, diğer serbest meslek kazançlarından % 20,

-3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu kapsamındaki faaliyetlerden sağlanacak gayrimenkul sermaye iratlarından %1, diğer gayrimenkul sermaye iratlarından %20,

– Her nev’i alacak faizlerinden % 10,

– Ticari veya zirai kazanca dahil olup olmadığına bakılmaksızın telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayrimaddi hakların satışı, devir ve temliki karşılığında nakden veya hesaben ödenen veya tahakkuk ettirilen bedeller üzerinden % 20,

olarak belirlenmiştir.

ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMALARI YÖNÜNDEN:

31/12/1999 tarihinden itibaren yürürlükte bulunan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması”nın hükümleri 01/01/2000 tarihinden itibaren uygulanmaktadır.

Özelge talep formunuzda Türkiye’de herhangi bir şubesinin bulunmadığını belirttiğiniz Rusya mukimi teşebbüslerin Türkiye’den elde edeceği mühendislik, montaj, danışmanlık, eğitim hizmeti, özel yazılım hazırlanması ve tercüme işleri gibi serbest meslek faaliyeti kapsamındaki kazançlarının söz konusu Anlaşmanın “Serbest Meslek Faaliyetlerinden Elde Edilen Gelir”i düzenleyen 14 üncü maddesi yalnızca gerçek kişilere yönelik olarak düzenlenmiş olduğundan, Anlaşmanın birer örnekleri ekli 5 ve 7 nci maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Anlaşmanın “İş Yeri” başlıklı 5 inci maddesinde hangi hallerde diğer devlette bir iş yeri oluşacağı veya oluşmayacağı açıkça belirtilmiş olup, ayrıca 3 üncü fıkranın (a) bendinde onsekiz ayı aşan bir süre devam eden bir inşaat şantiyesi, yapım, montaj veya kurma projesi veya bunlarla ilgili gözetim faaliyetlerinin bir iş yeri oluşturacağı hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, söz konusu teşebbüslerin Türkiye’de şubesi bulunmasa dahi, söz konusu bentte sayılan faaliyetlerin icrasının belirtilen süreyi aşması durumunda Türkiye’de iş yerinin varlığından söz edilmesi mümkün olabilecektir.

Bu tür hizmetlerin Türkiye’de bir iş yeri vasıtasıyla yürütülmesi durumunda ise, elde edilecek gelirlerin Anlaşmanın 7 nci maddesi kapsamında iş yerine atfedilebilir gelirle sınırlı olmak üzere Türkiye’de iç mevzuat hükümlerimiz çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmektedir.

Rusya mukimi teşebbüslerin bu hizmetleri Türkiye’de, Anlaşmanın 5 inci maddesi kapsamında bir iş yerine sahip olmaksızın ifa etmesi durumunda, elde edeceği gelirleri vergileme hakkı sadece Rusya’ya ait olacaktır.

Rusya mukimi teşebbüslere yapılan faiz ödemelerinin vergilendirilmesi hususunda ise Anlaşmanın “Faiz”e ilişkin 11 inci maddesinin dikkate alınması gerekmektedir.

Söz konusu maddenin 1, 2, 4, 5 ve 6 ncı fıkraları;

“1. Bir Âkit Devlette doğan ve diğer Devletin bir mukimine ödenen faiz bu diğer Devlette vergilendirilebilir.

2. Bununla beraber bu faiz, elde edildiği Âkit Devlette ve o Devletin mevzuatına göre de vergilendirilebilir; ancak faiz elde eden kişi faizin gerçek lehdarı ise, bu şekilde alınacak vergi, faizin gayrisafi tutarının yüzde 10’unu aşmayacaktır.

4. Bu maddede kullanılan “faiz” terimi, her nevi alacaktan doğan gelirleri ve özellikle kamu menkul kıymetleri ile tahvil ve borç senetlerinden elde edilen gelirler ile sözkonusu menkul kıymetler, tahviller ve borç senetlerine bağlı prim ve ikramiyeler dahil olmak üzere, gelirin elde edildiği Devletin vergi mevzuatına göre ikrazat geliri sayılan diğer gelirleri ifade eder.

5. Bir Âkit Devlet mukimi olan faizin gerçek lehdarı, faizin elde edildiği diğer Âkit Devlette yer alan bir iş yeri vasıtasıyla ticarî faaliyette bulunursa veya bulunmuşsa veya bir Türkiye mukimi, Rusya’da bulunan bir sabit yer vasıtasıyla serbest meslek faaliyetinde bulunursa ve sözkonusu faizin ödendiği alacak ile bu iş yeri veya sabit yer arasında etkin bir bağ bulunmaktaysa, 1 inci ve 2 nci fıkra hükümleri uygulanmayacaktır. Bu durumda, olayına göre bu Anlaşmanın 7 nci veya 14 üncü maddesi hükümleri uygulanacaktır.

6. Bir Âkit Devletin Hükümeti, bölgesel veya mahallî idaresi veya bu Devletin bir mukimi tarafından ödenen faizin, o âkit Devlette elde edildiği kabul olunacaktır. Bununla beraber, faiz ödeyen kişi, bir Âkit Devletin mukimi olsun veya olmasın, bir Âkit Devlette faiz ödemeye neden olan borç-alacak ilişkisiyle bağlantılı bir işyerine veya sabit yere sahip olduğunda ve faiz bu işyeri veya sabit yer tarafından yüklenildiğinde, sözkonusu faizin, işyerinin veya sabit yerin bulunduğu Âkit Devlette elde edildiği kabul olunacaktır.”

hükümlerini öngörmektedir.

Buna göre; Türkiye’de doğup bir Rusya mukimine yapılan faiz ödemelerini vergileme hakkı Rusya’ya ait olup, bununla birlikte Türkiye’nin de faiz ödemelerinin gayrisafi tutarının yüzde 10’unu aşmayacak şekilde vergi alma hakkı bulunmaktadır. Ancak, söz konusu ödemelere iç mevzuatımızda daha düşük bir oranın uygulanması halinde iç mevzuatımızda belirlenen bu düşük oranın uygulanacağı tabiidir.

Diğer taraftan, faiz gelirlerinin Türkiye’de bulunan bir iş yeri vasıtasıyla elde edilmesi durumunda ise vergileme, Anlaşmanın 11 inci maddesine göre değil, 7 nci maddeye ilişkin “Ticari Kazançlar” kapsamında iş yeri kazançlarıyla birlikte Türkiye’de yapılacaktır.

Rusya mukimi teşebbüslere telif, imtiyaz, ticaret unvanı, marka, know-how ve benzeri gayrimaddi haklar karşılığında ödenen bedel veya kiraların ise Anlaşmanın “Gayrimaddi Hak Bedelleri”ni düzenleyen 12 nci maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmekte olup, söz konusu maddenin 1, 2, 3, 4 ve 5 inci fıkraları;

“1. Bir Âkit Devlette doğan ve diğer Âkit Devletin bir mukimine ödenen gayrimaddî hak bedelleri bu diğer Devlette vergilendirilebilir.

2. Bununla beraber, sözkonusu gayrimaddî hak bedelleri elde edildikleri Âkit Devlette ve o Devletin mevzuatına göre de vergilendirilebilir; ancak, gayrimaddî hak bedeli elde eden kişi gayrimaddî hak bedelinin gerçek lehdarı ise, bu şekilde alınacak vergi, gayrimaddî hak bedelinin gayrisafi tutarının yüzde 10’unu aşmayacaktır.

3. Bu maddede kullanılan “gayrimaddî hak bedelleri” terimi, sinema filmleri ile radyo ve televizyon yayınlarında kullanılan bantlar dahil olmak üzere edebî, sanatsal veya bilimsel her nevi telif hakkının, her nevi patentin, alameti farikanın, desen veya modelin, planın, gizli formül veya üretim yönteminin veya sınaî, ticarî veya bilimsel tecrübeye dayalı bilgi birikiminin kullanımı, kullanım hakkı veya satışı veya sınaî, ticarî veya bilimsel teçhizatın kullanımı veya kullanım hakkı karşılığında yapılan her türlü ödemeleri kapsar.

4. Bir Âkit Devlet mukimi olan gayrimaddî hak bedelinin gerçek lehdarı, sözkonusu bedelin elde edildiği diğer Âkit Devlette yer alan bir iş yeri vasıtasıyla ticarî faaliyette veya bir Türkiye mukimi Rusya’da bulunan bir sabit yer vasıtasıyla serbest meslek faaliyetinde bulunursa ve sözkonusu bedelin ödendiği hak veya varlık ile bu iş yeri veya sabit yer arasında etkin bir bağ bulunmaktaysa, 1 inci ve 2 nci fıkra hükümleri uygulanmayacaktır. Bu durumda, olayına göre, bu Anlaşmanın 7 nci veya 14 üncü maddesi hükümleri uygulanacaktır.

5. Bir Âkit Devletin Hükümeti, bölgesel veya mahallî idaresi veya bu Âkit Devletin bir mukimi tarafından ödenen gayrimaddî hak bedelinin, o Âkit Devlette elde edildiği kabul olunacaktır. Bununla beraber, gayrimaddî hak bedelini ödeyen kişi, bir Âkit Devletin mukimi olsun veya olmasın, bir Âkit Devlette gayrimaddî hak bedelini ödemeye neden olan hak veya varlık ile bağlantılı bir iş yerine veya sabit yere sahip olduğunda ve gayrimaddî hak bedeli bu iş yeri veya sabit yer tarafından yüklenildiğinde, sözkonusu gayrimaddî hak bedelinin, iş yerinin veya sabit yerin bulunduğu Âkit Devlette elde edildiği kabul olunacaktır.”

hükümlerini öngörmektedir.

Buna göre, Türkiye’de doğan ve Rusya mukimi teşebbüslere özelge talep formunuzda belirtilen gayrimaddi hak bedeli ödemeleri üzerinden Türkiye’nin, 2 nci fıkra hükümleri kapsamında gayrimaddi hak bedelinin gayrisafi tutarının yüzde 10’unu aşmamak üzere vergi alma hakkı bulunmaktadır. Ancak, söz konusu ödemelere iç mevzuatımızda daha düşük bir oranın uygulanması halinde iç mevzuatımızda belirlenen bu düşük oranın uygulanacağı tabiidir.

Ancak, Türkiye’de 5 inci madde kapsamında iş yeri oluşması ve Rusya mukimi teşebbüslerin söz konusu gayrimaddi hak gelirini bu iş yeri vasıtasıyla elde etmeleri durumunda vergileme, 12 nci maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen yüzde 10 vergi oranı dikkate alınarak değil, 7 nci maddeye ilişkin “Ticari Kazançlar” kapsamında iş yeri kazançlarıyla birlikte Türkiye’de yapılacaktır.

Diğer taraftan, özelge talep formunuzda kiralama hizmeti karşılığında yapılan ödemelerin vergilendirilmesi sorulmasına rağmen, ne tür bir kiralama hizmeti aldığınız belirtilmemiştir. Kiralama, Anlaşmanın tek bir maddesinde düzenlenmediğinden, kiralanan varlık veya hakkın niteliği Anlaşmanın hangi maddesinin çalıştırılacağı açısından önem taşımaktadır. Söz konusu ayrıntının verilmesi durumunda konunun yeniden değerlendirileceği tabiidir.

Bununla birlikte, Anlaşma hükümlerinin uygulandığı durumlarda Türkiye’de ödenecek vergiler, Anlaşmanın “Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi”ne ilişkin 22 nci maddesi çerçevesinde, Rusya’da ilgili gelire ilişkin hesaplanacak vergiden mahsup edilmek suretiyle çifte vergilendirme önlenebilecektir.

Anlaşma hükümlerinin iç mevzuata göre değişiklik getirdiği durumlarda, Anlaşma hükümlerinden yararlanabilmek için Rusya mukimi teşebbüslerin, Rusya’da tam mükellef olduklarının ve tüm dünya kazançları üzerinden bu ülkede vergilendirildiklerinin Rusya yetkili makamlarından alınacak bir belge (mukimlik belgesi) ile kanıtlaması ve bu belgenin aslı ile birlikte Noter veya Rusya’daki Türk Konsolosluklarınca tasdik edilecek Türkçe tercümesinin bir örneğinin ilgili vergi dairesi veya vergi sorumlularına ibraz edilmesi gerekmektedir.”

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Başlık Sayısal loto bayiliğinden elde edilen gelirlerinin vergilendirilmesi hk

Başlık Sayısal loto bayiliğinden elde edilen gelirlerinin vergilendirilmesi hk.
Tarih 29/08/2013
Sayı 49327596-125[KVK.ÖZ.2012/13]-222
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANTALYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Grup Müdürlüğü

Sayı

:

49327596-125[KVK.ÖZ.2012/13]-222

29/08/2013

Konu

:

Sayısal loto bayiliğinden elde edilen gelirlerinin vergilendirilmesi

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, limited şirket olarak sayısal loto bayiliği aldığınız ve sayısal loto cihazından aldığınız haftalık hesap özetinde gelir vergisi kesintisi yapılmadığı belirtilerek, sayısal loto bayiliğinden elde edilen gelirin nasıl vergilendirileceği ve müşteriye ödenen ikramiyelerden vergi kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN :

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun birinci maddesine göre; sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler, iş ortaklıklarının kazançları kurumlar vergisine tabi olup söz konusu kurumlar vergisi mükelleflerinin kazançları gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluşmaktadır.

Aynı Kanunun “Vergi kesintisi” başlıklı 15 inci maddesinde de;

“(1) Kamu idare ve kuruluşları, iktisadî kamu kuruluşları, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, ziraî kazançlarını bilânço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler; kurumlara avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben yaptıkları aşağıdaki ödemeler üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben % 15 oranında kesinti yapmak zorundadırlar:

(6322 sayılı Kanunun 38.maddesiyle eklenen bent;Yürürlük 01.07.2012) g) Başbayiler hariç olmak üzere 5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunlarına ilişkin bilet, kupon ve benzerlerini satanlara, düzenlenen her türlü bahis ve şans oyunlarının oynatılmasına aracılık edenlere, diğer kişilerce çıkartılan bu nitelikteki biletleri satanlara yapılan komisyon, prim ve benzeri ödemelerden.”

hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu vergi kesintisi oranı 2012/3322 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %15 olarak belirlenmiştir.

Buna göre, 01/07/2012 tarihinden itibaren şirketinizin sayısal loto bayiliği faaliyetinden elde ettiği komisyon, prim ve benzeri gelirler üzerinden %15 oranında vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN :

Katma Değer Vergisi Kanununun; 1/3-b maddesinde, her türlü şans ve talih oyunlarının tertiplenmesi ve oynanmasının KDV ye tabi olduğu, 8/e maddesinde, her türlü şans ve talih oyunlarını tertip edenlerin KDV nin mükellefi olduğu, 23/a maddesinde, spor toto oyununda ve milli piyango dahil her türlü piyangoda oyuna ve piyangoya katılma bedelinin özel matrah şekline tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Buna göre, her türlü şans ve talih oyunlarında KDV nin mükellefi bu oyunları tertipleyen kurum ve kuruluşlar olup, özel matrah şekline tabi bu faaliyetlerde KDV nin tamamı önceki aşamada bu kurum ve kuruluşlar tarafından beyan edilip ödenmektedir.

Özel matrah şekli uygulamasına ilişkin açıklamaların yer aldığı 89 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (B/l) bölümünde de, teslim ve hizmetleri münhasıran vergisi önceki safhada beyan edilen işlemlerden oluşanların katma değer vergisi mükellefi olmayacakları, bu işlemlerin kısmen yapılması halinde ise, mükellefiyetin sadece diğer teslim ve hizmetlerle sınırlı olacağı belirtilmiştir.

Buna göre, sayısal loto oyunu oynatmanız karşılığında aldığınız bedellere ilişkin KDV nin tamamı önceki safhada beyan edilip ödeneceğinden bu faaliyetiniz nedeniyle KDV mükellefiyeti tesis edilmesine gerek bulunmamakta olup, diğer faaliyetleriniz nedeniyle KDV mükellefiyetinizin bulunması halinde ise söz konusu faaliyetinizi yalnızca 1 No.lu KDV Beyannamesinin 42 nci satırında beyan etmeniz gerekmektedir.

VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN :

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır. Buna göre, şans oyunlarında kazanılan ikramiyeler de ivazsız intikal kapsamına girdiğinden veraset ve intikal vergisine tabi tutulmaktadır.

Diğer taraftan, Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin (e) bendinde, para ve mal üzerine düzenlenen yarışma ve çekilişler ile 5602 sayılı Şans Oyunları Hâsılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunda tanımlanan şans oyunlarında kazanılan ikramiyelerin 3.244 TL’sinin ( 2013 yılı için) vergiden istisna edileceği, aynı Kanunun 16 ncı maddesinin son fıkrasında da 5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunları ile gerçek ve tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiyelerin %10 oranında vergilendirileceği ve ikramiyenin ayni olarak ödenmesi halinde, fatura değerinin esas alınacağı belirlenmiştir.

Ayrıca, aynı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ise 5602 sayılı Kanun kapsamında şans oyunları düzenleyen ilgili kurum ve kuruluşlar ile yarışma ve çekiliş düzenleyen gerçek ve tüzel kişilerin, ikramiye kazananların ikramiyeleri üzerinden kesilen vergileri bir beyanname ile bildirmek zorunda oldukları; 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında söz konusu beyannamenin, gerçek ve tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişler ile 5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunlarında, yarışma ve çekiliş ile müsabakaların yapıldığı günü takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar verileceği ve bu Kanunun 19 uncu maddesi gereğince kesilen vergilerin beyanname verme süresi içinde ödeneceği hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, 06/06/1988 tarih ve 19834 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 320 sayılı Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ” Vergi Muafiyeti” başlıklı 53 üncü maddesinde; “İdarenin hasılatı ile bilet, kupon, ilanları, resmi dairelerle olan muhaberatı tertiplediği bilumum oyunları ile yaptığı çekilişlerde kazananların ikramiye ve amortileri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükümlere göre, 5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunları ile gerçek ve tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişler sonucu kazananlara ödenecek ikramiyelerin istisna tutarını aşması halinde, aşan kısım üzerinden %10 oranında vergi kesintisi yapılması ve kesilen vergilerin, yarışma ve çekiliş ile müsabakaların düzenlendiği tarihi izleyen ayın 20 nci günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine beyan edilmesi ve aynı süre içinde ödenmesi gerekmektedir. Ancak, Milli Piyango İdaresi tarafından tertip ve çekilişi düzenlenen şans oyunlarında kazananlara ödenen ikramiyeler veraset ve intikal vergisine tabi tutulmayacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Müzisyen ve garsonlara verilen bahşişler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hk.

Başlık Müzisyen ve garsonlara verilen bahşişler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hk.
Tarih 02/08/2013
Sayı 62030549-120[94-2012/1190]-1166
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

62030549-120[94-2012/1190]-1166

02/08/2013

Konu

:

Müzisyen ve garsonlara verilen bahşişler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı.

İlgi (a)’da kayıtlı özelge talep formu ve ilgi (b) ve (c)’de kayıtlı dilekçede, derneğin amacının üniversitede okuyan kız öğrencilere burs vermek olduğu, bu amaçla üyeler, aileleri ve öğrencilerin katılımıyla düzenlenen müzikli yemek etkinliğinde müzisyen ile garsonlara bahşiş verildiği belirtilerek, verilen bahşişlerden gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Ücretin Tarifi” başlıklı 61’inci maddesinde;

“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin, ödenek, tazminat, kasa tazminatı, mali sorumluluk tazminatı, tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.”

hükmüne yer verilmiş olup, aynı Kanunun 64’üncü maddesinde, kazançları basit usulde tespit edilen ticaret erbabı yanında çalışanlar, özel hizmetlerde çalışan şoförler, özel inşaat sahiplerinin ücretle çalıştırdığı inşaat işçileri, gayrimenkul sermaye iradı sahibi yanında çalışanlar ve ücretlerinin tespitine imkan olmaması sebebiyle, Danıştay’ın müspet mütalaasıyla, Maliye Bakanlığı’nca diğer ücret kapsamına (4369 sayılı Kanun ile ibare değişikliği 1.1.1999 tarihinden itibaren) alınanların safi ücretlerinin, takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarının %25’i olacağı, aynı maddenin 2’nci fıkrasında ise, diğer ücretler için yıllık beyanname verilmeyeceği, diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bunların beyannameye ithal edilmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 65’inci maddesinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğu, serbest meslek faaliyetinin, sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması olduğu hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, aynı Kanunun 94’üncü maddesinde, “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

1. Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,

2. Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);

a) 18’inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden % 17,

b) Diğerlerinden % 20,

…” hükümleri yer almaktadır.

Öte yandan, 94 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin giriş bölümünde yapılan açıklamalarda; büyük otel, gazino, lokanta ve kulüplerde çalışmakta olup bu müesseselerden hiçbir ücret almadan sadece müşteriden servis, garson ücreti ve bahşiş gibi namlarla alınan paraların tamamı kendilerine terk edilenlerin diğer ücret olarak, çalıştıkları müesseselerden her ne nam ile olursa olsun herhangi bir ücret alınması halinde ise bunların her iki istihkakının toplamı üzerinden tevkif suretiyle vergilendirileceği belirtilmiştir.

Buna göre;

-Bahşiş verildiği belirtilen müzisyen, dansöz gibi kişilerin şahsi mesai veya mesleki bilgiye dayanarak kendi nam ve hesabına faaliyette bulunması durumunda, faaliyetin arızi ya da sürekli olduğuna bakılmaksızın ödenen bedeller üzerinden %20 oranında vergi tevkifatı yapılması,

-Faaliyetin işverene tabi ve işyerine bağlı olarak gerçekleştirilmesi durumunda söz konusu ödemelerin ücret olarak kabul edilmesi ve Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94 ve 103 üncü maddeleri uyarınca vergilendirilmesi,

-Garsonların, yaptıkları hizmetler dolayısıyla doğrudan müşterilerden bahşiş alarak hizmet ifa etmeleri halinde elde ettikleri gelirin diğer ücret kapsamında değerlendirilmesi,

-Bahşişin servis bedeli olarak fatura bedellerine yansıtılması veya söz konusu eğlence veya organizasyonu düzenleyenlerce biriken bahşişlerin dağıtılması durumunda, işverenden alınan ücretin bir parçası olarak değerlendirilmesi ve ücret matrahına eklenerek vergilendirilmesi,

gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

SERMAYE ŞİRKETLERİNİN AÇACAKLARI İNTERNET SİTELERİNE DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

21 Eylül 2013 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 28772

YÖNETMELİK

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:

SERMAYE ŞİRKETLERİNİN AÇACAKLARI İNTERNET SİTELERİNE

DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 31/5/2013 tarihli ve 28663 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sermaye Şirketlerinin Açacakları İnternet Sitelerine Dair Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (j) bentleri yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 5 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kurulan şirketlerin kuruluşlarının ticaret siciline tescil edildiği tarihten itibaren üç ay içinde internet sitesi açmaları ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanması için özgülemeleri gerekir.

(2) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kapsama dahil olan sermaye şirketlerinin, kapsama girdikleri tarihten itibaren üç ay içinde internet sitesi açmaları ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanması için özgülemeleri gerekir.

(3) Şirketler topluluğuna dahil olup da doğrudan bağımsız denetim kapsamında olmayan sermaye şirketleri, internet sitesi açmakla yükümlü değildir.

(4) Şirketler, internet sitesine ilişkin yükümlülüklerini doğrudan kendileri yerine getirebilecekleri gibi MTHS’lerden destek hizmeti almak suretiyle de yerine getirebilirler.

(5) Şirketler topluluğuna dahil olan şirketlerin internet sitesine ilişkin yükümlülükleri, MTHS yetkisine sahip olmasa bile topluluk içinde yer alan şirketlerden biri tarafından da yerine getirilebilir. Bu durumda hizmet alan topluluk şirketi kendi internet sitesini açmış sayılır. Şirketler topluluğunda internet sitesi yükümlülüğü ile ilgili destek hizmeti sağlayan şirketin, topluluktan ayrılması halinde bu hizmeti sürdürebilmesi için ayrılacağı tarihte MTHS yetkisine sahip olması zorunludur.

(6) Kanun uyarınca oluşturulan internet sitesi, şirketlerin MERSİS numarası altında tescil edilir.”

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Şirketler” ibaresi “MTHS’lerden destek hizmeti alan şirketler” olarak ve dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, ikinci fıkrasında yer alan “şirket unvanı” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

“(4) Sahip oldukları internet sitesi üzerinde bu bilgileri sağlayan şirketler, ilgili bilgilere erişim için internet sitesi içinde “http://firmaalanadi/bilgitoplumuhizmetleri” adresinden ya da ikinci fıkra doğrultusunda doğrudan MTHS’ye yönlenmeyi sağlarlar.”

MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve beşinci fıkrasında yer alan “Arşiv Elektronik İmza Uzun Dönemli ve SİL Kontrollü Güvenli Elektronik İmza Politikaları (Profil P3)’na veya” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

“(4) Şirketler ve MTHS’ler, işleyiş ve güvenlik kriterlerine ilişkin olarak Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Kamu Sertifikasyon Merkezinin internet sitesinde (http://www.kamusm.gov.tr) yayımlanan İnternet Sitesi Yükümlülüğüne Tabi Şirketlerin veya MTHS’lerin Alacakları Teknik Raporda Yer Alması Gereken Teknik Kriterler Rehberindeki şartları sağlarlar.”

MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ikinci fıkrada belirtilen kurumlara tespit ettirmek ve söz konusu kurumlar” ibaresi, “Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumuna tespit ettirmek ve söz konusu kurum” olarak ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) İnternet sitesi yükümlülüğünü kendisi yerine getiren şirketler, birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerini, internet sitelerini açtıkları veya var olan internet sitelerini bu amaca özgüledikleri tarihten itibaren en geç bir yıl içinde yerine getirirler. Haklı gerekçelerin varlığı halinde, şirketlere talepleri üzerine Bakanlıkça ek süre verilebilir. Düzenlendiği tarih dikkate alınarak teknik rapor, MTHS’lerce üç yılda, internet sitesi yükümlülüğünü kendisi yerine getiren şirketlerce ise beş yılda bir yenilenir ve Bakanlığa verilir.”

MADDE 6 – Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici 2 nci madde eklenmiştir.

“Ek rapor alma yükümlülüğü

GEÇİCİ MADDE 2 – (1) MTHS hizmeti vermek amacıyla bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce teknik rapor almak için Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumuna başvuranların talepleri, Yönetmeliğin bu maddenin yürürlüğe girmeden önceki hükümlerine göre sonuçlandırılır. Bu maddeye göre teknik rapor alan MTHS’ler, belirlenen kriterlerin sağlandığını gösterir ek raporu, teknik raporun alındığı tarihi takip eden bir yıl içinde almak ve Bakanlığa vermekle yükümlüdür.”

MADDE 7 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 8 – Bu Yönetmelik hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin

Tarihi

Sayısı

31/5/2013

28663

Osb lerde sanayi oda meclisleri yönetime devam edecek

Geçici Madde 2 – (Değişik: 4/7/2012-6353/41 md.)
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, mülga 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanununun 5 inci maddesinin (r) bendinin (5) numaralı alt bendine göre kurulup yönetilmekte olan OSB’ler, bu Kanunda adı geçen OSB’lerden sayılır. Bu OSB’lerden sanayi odaları tarafından kurulup yönetilmekte olan OSB’lerde, genel kurul ve müteşebbis heyet görevlerini, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununa göre faaliyette bulunan sanayi oda meclisleri yürütür. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri sanayi oda meclisi üyeleri tarafından ve yönetim kurulu üyelerinin en az üçü OSB katılımcıları arasından seçilir.

ANATAŞINMAZIN TAMAMLAYICI PARÇASI ( Olan Kalorifer Kazanının Tümden Değiştirilmesi İle İlgili Giderlerin Kiracı Tarafından Değil Doğrudan Kat Maliki Tarafından Karşılanması Gerektiği )

Demirbaş giderleri için kiracı icraya verilemez

Kiracı sadece işletme giderlerinin tahsili için icraya verilebilir.

18. Hukuk Dairesi-Anataşınmazın Tamalayıcı Parçası
T.C. YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ E. 2008/9018 K. 2008/13197 T. 25.12.2008
• ANATAŞINMAZIN TAMAMLAYICI PARÇASI ( Olan Kalorifer Kazanının Tümden Değiştirilmesi İle İlgili Giderlerin Kiracı Tarafından Değil Doğrudan Kat Maliki Tarafından Karşılanması Gerektiği )
• ORTAK GİDERLER ( Anataşınmazın Tamamlayıcı Parçası Olan Kalorifer Kazanının Tümden Değiştirilmesi İle İlgili Giderlerin Kiracı Tarafından Değil Doğrudan Kat Maliki Tarafından Karşılanması Gerektiği )
• KAT MALİKİNİN SORUMLULUĞU ( Anataşınmazın Tamamlayıcı Parçası Olan Kalorifer Kazanının Tümden Değiştirilmesi İle İlgili Giderlerin Kiracı Tarafından Değil Doğrudan Kat Maliki Tarafından Karşılanması Gerektiği )
634/m.10, 20, 22
ÖZET : Dava konusu anataşınmazın tamamlayıcı parçası olan kalorifer kazanının tümden değiştirilmesi ile ilgili giderlerin kiracı tarafından değil, doğrudan kat maliki tarafından karşılanması gerekir.
DAVA : Dava dilekçesinde, itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu anataşınmazın kalorifer kazanının patladığını, acilen değiştirilmesi gerektiğini, davalı M … TAŞ.’nin kiracı olarak bulunduğu 9 nolu bağımsız bölümün malikinin kalorifer kazanının değiştirilmesinden dolayı payına düşen miktarın malikin adresinin saptanamaması nedeniyle ondan istenemediğini, bu nedenle davalı kiracı aleyhine icra takibine girişildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini, takibin devamını, inkar tazminatına hükmedilmesini istemiş, mahkemece itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, tapu kaydına göre dava konusu edilen 9 nolu bağımsız bölümün malikinin Ata ve Mercan olduğu, davalı M … TAŞ.’nin bu bölümde kiracı olarak bulunduğu, anataşınmazın kalorifer kazanının patlaması sonucu değiştirildiği, davalının anataşınmazda 9 nolu bağımsız bölümde kiracı olduğu anlaşılmaktadır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 22. maddesine göre, kat malikinin 10. maddeleri uyarınca payına düşecek gider ve avans borcundan, gecikme tazminatından bağımsız bölümlerin birinde kira akdine, oturma hakkına veya başka bir sebebe dayanılarak devamlı bir şekilde faydalananlar da müştereken ve müteselsilen sorumludur. Ancak, kiracının sorumluğu ödemekle yükümlü olduğu kira miktarı ile sınırlı olup, yaptığı ödeme kira borcundan düşülür. Aynı Yasa’nın 20. maddesinde de kat maliklerinin, anataşınmazın hangi giderlerinden kiracı ile birlikte sorumlu olacakları belirtilmiştir. Yasanın bu maddesinde sayılan ortak giderler arasında süreklilik arz eden anataşınmazın esaslı tamiratına ilişkin olanlar bulunmamaktadır. Somut olaya gelince; dava konusu anataşınmazın tamamlayıcı parçası olan kalorifer kazanının tümden değiştirilmesi ile ilgili giderlerin doğrudan doğruya kat maliki tarafından karşılanması gerektiği dikkate alınmadan, Yasa hükümlerinin yanlış yorumlanması sonucu bağımsız bölümde kiracı olarak bulunan davalıdan sözü edilen masrafın tahsili için yürütülen icra takibi sonucu açılan itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, kabulü ile hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.