Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde kooperatiflerin, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa veya özel kanunlarına göre kurulan kooperatifler ile benzer nitelikteki yabancı kooperatifleri ifade ettiği belirtilmiş, ancak kooperatifler türleri itibarıyla tek tek sayılmamıştır. Bu çerçevede, hangi türde olursa olsun kooperatifler kurumlar vergisi mükellefi olarak kabul edilmektedir. Yabancı bir kuruluşun kooperatif niteliğinde olup olmadığı ise Kooperatifler Kanununun ilgili hükümlerine göre değerlendirilecektir.
Kooperatifler Kanununun 1 inci maddesinde kooperatifler aşağıdaki gibi tanımlanmıştır:
“Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklara kooperatif denir.”
Dernek veya adi şirket mahiyetinde olmakla birlikte kooperatif olarak adlandırılan okul kooperatifleri, Kurumlar Vergisi Kanununun uygulanmasında kooperatif sayılmamaktadır. Okul kooperatiflerinin 1163 sayılı Kanuna göre veya derneğe bağlı iktisadi işletme şeklinde kurulmaları durumunda ise hukuki durumlarının gerektirdiği şekilde kurumlar vergisi mükellefi olarak dikkate alınacağı tabiidir.
1163 sayılı Kanun dışında özel kanunlarına göre kurulan kooperatifler de önceden olduğu gibi kurumlar vergisi mükellefi sayılacaklardır
İş ortaklıkları mükellefiyet tesisi
İş ortaklığının adi ortaklık şeklinde mükellefiyet tesis edilmesi: 21.06.2006 tarihinde yürür leğe giren yeni kurumlar vergisi yasasıyla iş ortaklığı kuruluşu hem kurumlar statüsü korunmuş hem de adi ortaklık olarak tesis edilmesi imkanı getirilmiştir.Kurumlar vergisi kanunun 2/7 maddesindeki iş ortaklığı unsurlarını taşıyan iş ortakları istedikleri takdirde ihtiyarilik hakkından yararlanarak kurumlar vergisi şeklinden değil adi ortaklık şeklinde mükellefiyetlerini tesis edebilirler.Bu oluşumun şartları ise, adi ortaklık adına defter tasdik edilecek, adi ortaklık adına fatura belge basılacak, adi ortaklık adına sadece katma değer vergisi ve stopaj vergisi mükellefiyeti açılacak işin bitiminde ortaklar kendi hisselerine düşen kazancı kendi şahsi beyannamelerine dahil ederek beyan edeceklerdir.Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur.Tescil ve ilan gerektirmez.
Sonuç: İş ortaklıkları kurumlar vergisi statüsüne tabi olarak kurulabilirler.Tescil ve ilanları olmamalarına rağmen kurum sayılmaktadırlar.Kar dağıtımı ve vergilendirme kurum olan ortaklarda Kurumlar Vergisi Kanununa uygun olarak yapacaktır.Kazanç iş ortaklığı bünyesinde vergilendirildikten sonra kar dağıtımı yapılacaktır.
Ortaklardan diğerinin gelir vergisi mükellefi olması durumunda ise gerçek kişinin de Gelir Vergisi Kanununa vergilendirilmesi yapılacaktır.İş ortaklıkları aynı zamanda Adi ortaklık olarak da kurulabilirler. Adi ortaklık sayılan iş ortaklıklarında karın dağılımı vergiden önce iş ortaklığı bünyesinde yapılacaktır.Dönemin vergilendirme işlemleri ise şirketlerin bünyelerinde yapılacaktır.
İş ortaklığına ait tevkif yoluyla kesilen vergilerin iş ortaklığına ait kurumlar vergisi beyannamesinden mahsubu sonunda kalan iade alacağının, vergi borçlarına mahsuben iade edilmesi hk.
TARİH : 16.05.2013
SAYI : 71387770-120[94-2013/77]-19
KONU : İş ortaklığına ait tevkif yoluyla kesilen vergilerin iş ortaklığına ait kurumlar vergisi beyannamesinden mahsubu sonunda kalan iade alacağının, vergi borçlarına mahsuben iade edilmesi hk.
…
İLGİ: …
İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ile iş ortaklığınızca kesinti yoluyla ödenen verginin kurumlar vergisinden mahsubundan sonra kalan kısmının iş ortaklığının taraflarından olan Şirketinizin doğmuş/doğacak vergi borçlarına mahsup işlemlerinin yapılması sırasında Ortaklığı oluşturan firmaların ortaklık payından fazla oranda (diğer ortağın payına düşen meblağdan da) ortaklardan birinin borçlarına mahsuben iadesinin mümkün olup olmadığının (iş ortaklığını oluşturan iki şirketinde muvafakatname dilekçeleri mevcuttur) bildirilmesi istenilmiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 34 üncü maddesinde, beyannamede gösterilen kazançlardan, Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasına ve 30 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına göre kaynağında kesilmiş olan vergilerin, beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edileceği, mahsup edilecek vergilerin beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden fazla olduğu takdirde, bu durumun vergi dairesince mükellefe yazı ile bildirileceği, aradaki farkın mükellefin söz konusu yazıyı tebellüğ tarihinden itibaren bir yıl içinde başvurusu halinde kendilerine red ve iade edileceği belirtilmiştir.
Konuya ilişkin yayımlanan 252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “1.3.1 Mahsup Yoluyla İade” başlıklı bölümünde, “Tevkif yoluyla kesilen vergilerin yıllık beyannamedeki mahsuplar sonunda kalan kısmının diğer vergi borçlarına mahsup talebi tutarına bakılmaksızın, inceleme raporu ve teminat aranılmadan yerine getirilir.
…
Mükellefler dilerlerse ortağı bulundukları adi ortaklık veya kollektif şirketlerin müteselsilen sorumlu oldukları vergi borçlarına da mahsuben iade talebinde bulunabilirler. Bu taleplerin yerine getirilebilmesi için, iade alacaklısı mükellefin muaccel hale gelmiş vergi borcunun bulunmaması ve mahsup dilekçesinde adi ortaklık veya kollektif şirketin hangi dönem borçları için mahsup talep edildiğinin belirtilmesi gerekir…” açıklamalarına yer verilmiştir.
Öte yandan, aynı Tebliğin “1.3.2. Nakden iade” başlıklı bölümünde ise, 10 bin liraya kadar olan nakden iade taleplerinin inceleme raporu ve teminat aranmaksızın yerine getirileceği, 10 bin lirayı aşan kısmının ise Vergi Usul Kanununa gore vergi incelemesi yetkisi bulunanlarca yapılacak inceleme sonucunda düzenlenecek vergi inceleme raporuna göre iade edileceği, teminat gösterilmesi halinde inceleme sonucu beklenmeksizin yerine getirileceği belirtilmiştir.
Ayrıca, nakden iade edilebilir aşamaya gelen alacağın üçüncü şahısların vergi borçlarına mahsubunun talep edilebileceği, bu mahsup işlemine ilişkin verilecek dilekçede (Ek: 2), lehine mahsup talebinde bulunulan kişinin adı-soyadı veya unvanı, vergi kimlik numarası, bağlı olduğu vergi dairesi ile borcun türü, miktarı ve döneminin bildirileceği ve bu şekilde yapılan mahsup taleplerinin düzeltme fişinin onaylandığı tarih itibariyle yerine getirileceği açıklanmıştır.
Buna göre, kurumlar vergisi mükellefi olan iş ortaklığınıza ait tevkif yoluyla kesilen vergilerin iş ortaklığınıza ait kurumlar vergisi beyannamesinden mahsubu sonunda kalan iade alacağının; öncelikle ortaklığın muaccel hale gelmiş başka vergi borçlarına mahsup edilmesi, böyle bir borcun olmaması halinde ise, iş ortaklığını oluşturan ortakların muvafakatının da alınması şartıyla, ortaklığı oluşturan ortakların vergi borçlarına mahsuben iade edilmesi mümkündür. Ancak, ortakların hisse oranlarını aşan tutarlarda yapılan mahsuben iadelerde transfer fiyatlandırması ile ilgili hükümlerin dikkate alınması gerekmektedir.
İş ortaklıkları
Belli bir iş için kurulacak olan iş ortaklığında işin bitim tarihi, taahhüt sözleşmesinde belirlenen esaslara göre tayin olunacaktır. Ancak Gelir Vergisi Kanunu 44’ncü madde kapsamında İnşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde “geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih”; diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih bitim tarihi olarak kabul edilir. Ancak işin bitimi iş ortaklığının da sona erdiğini göstermez. Bu iş dolayısıyla mükellefiyetle ilgili ödevlerin tamamının da yerine getirilmesi gerekir (Örneğin tahakkuk eden vergilerin tamamının ödenmesi). Vergisel ödevlerin tamamının ikmal edilmesinden sonra iş ortaklığı sona ermiş sayılır.
Türk Borçlar Kanununun 315. maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının veya yan giderin muaccel (istenebilir) olması ve kira bedeli ile yan giderin verilen sürede ödenmemiş bulunması, ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir.
Türk Borçlar Kanununun 315. maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının veya yan giderin muaccel (istenebilir) olması ve kira bedeli ile yan giderin verilen sürede ödenmemiş bulunması, ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir.
ürün kiralarında en az altmış gün, diğer kira ilişkilerinde ise en az on gündür.
Kira parası götürülüp ödenmesi gereken borçlardan olduğundan kiralayana götürülüp elden ödenmesi veya gideri kiracıya ait olmak koşuluyla konutta ödemeli olarak PTT kanalıyla gönderilmesi gerekir.
Bundan ayrı, sözleşmede özel bir koşul kabul edilmişse bu hususta gözönünde tutulmalıdır.
Açıklanan şekilde yapılmayan ödemeler yasal ödeme olarak kabul edilemez. Ancak teamül haline gelmiş bir ödeme şekli varsa bu şekilde yapılan ödemede geçerlidir.
Olayımıza gelince; Davacı, dava dilekçesinde, davalının 15.09.2011 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, kiraların her ayın 15`i ile 20`si arasında peşin ödeneceğinin düzenlendiğini;
ancak, davalı kiracının 2013 yılı Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ait kira paralarını ödememesi nedeniyle temerrüt ihtarları gönderildiğini, borcun ödenmediğini belirterek temerrüt nedenleriyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmiştir.
Davacı tarafça davalıya kiraların ödenmesi için gönderilen 09.12.2013 tarihli ihtarda da kira paralarının bir an önce ödenmesi belirtilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu`nun 315. maddesi gereğince 30 günlük ödeme süresi verilmeyen ihtarlar geçerli bir temerrüt ihtarı olarak kabul edilemez. Bu nedenle şartları oluşmayan temerrüt nedeniyle tahliye davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
2015/2175Tarih : 04.03.2015 İŞYERİ İHTİYACI SEBEBİYLE TAHLİYE ( Kısa Dönem Askere Giden Davacının Oğlu ) TAHLİYE ( İşyeri İhtiyacı ) ASKERE GİDEN OĞULUN İŞYERİ İHTİYACI
| Y6HDEsas : 2015/1904Karar : 2015/2175Tarih : 04.03.2015 | İŞYERİ İHTİYACI SEBEBİYLE TAHLİYE ( Kısa Dönem Askere Giden Davacının Oğlu ) TAHLİYE ( İşyeri İhtiyacı ) ASKERE GİDEN OĞULUN İŞYERİ İHTİYACI Kiralayanın ihtarnamede taşınmazı kendi ihtiyacında kullanmak istediğini, daha sonrasında ise dava dilekçesinde oğlunun ihtiyacına dayanarak tahliye istemesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak davacının ihtiyaç sahibi oğlunun kısa dönem askere gittiğinin bildirilmesine göre; |
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ KARARI:Dava, işyeri ihtiyacı sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6098 Sayılı TBK.nun 350. madde hükmüne göre kiralayan, kendisinin, eşinin, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut (veya işyeri) ihtiyacı için dava açabilir.
İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir.
Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir.
Olayımıza gelince; davacı, ihtarnamede kendi ihtiyacı için büro, dava dilekçesinde stajyer avukat oğlunun avukatlık bürosu olarak kullanacağından bahisle kiralananın tahliyesini istemiş, davalı davanın reddini savunmuş,
mahkemece ihtiyaç iddiasının samimi olmadığı ve davacının oğlunun askerlik hizmetini yerine getirmek üzere kıtasına teslim olduğu beyan edildiğinden henüz ortaya çıkmamış bir ihtiyaç için davanın açıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Kiralayanın ihtarnamede taşınmazı kendi ihtiyacında kullanmak istediğini, daha sonrasında ise dava dilekçesinde oğlunun ihtiyacına dayanarak tahliye istemesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak davacının ihtiyaç sahibi oğlunun kısa dönem askere gittiğinin bildirilmesine göre bu hususun mahkemece araştırılarak ihtiyaç iddiasının değerlendirilmesi gerekirken uzun sürede askerlik hizmetine uygulanan daire içtihadının olaya uygulanması doğru görülmemiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün ( BOZULMASINA ), oybirliği ile, karar verildi.
Aidat Ödemelerinde gecikme durumunda önce faiz sonra ana para mı alınır ?-
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu`nun 20. maddesinin
1. fıkrası gereğince;
kat maliklerinden her biri anagayrimenkulün ortak giderler ve tesislerinin işletme giderlerine katılmakla yükümlü olup,
3. fıkrasına göre de;
gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki ödemede geciktiği günler için (14.11.2007 tarihine kadar % 10, bu tarihten sonra ise % 5) gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür.
Yargıtay uygulamalarında ise;
gecikme tazminatından sorumluluk kat malikinin aidatların belirlendiği kat malikleri kurulu toplantısına katılması, katılmamış ise alınan kat malikleri kurulu kararının veya bu karar doğrultusunda oluşturulan işletme projesinin kendisine tebliğ edilmesine ya da malik tarafından öğrenildiğinin ispatlanması (aidatın ödenmesi vb gibi) halinde başlamaktadır.
Somut olayda 2001 yılından takibin yapıldığı tarihe kadar ödenmeyen aidatlar istenilmekte, davacı tarafından da bir kısım ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda davacının takibe konu aidatların belirlendiği kat malikleri kurulu toplantısına katılıp katılmadığının, katılmamışsa alınan kararların ya da işletme projesinin tebliğ edilip edilmediğinin, edilmemiş olmasına rağmen istenen aidatların ödenip ödenmediğinin araştırılması, karar ya da proje tebliğ edilmemişse takip öncesi toplu ödemenin yapıldığı tarihte davacının aidatları öğrendiği kabul edilerek, bilirkişiden bu ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gecikme tazminatını hesaplanması suretiyle asıl alacak ve borç miktarını belirlemesi, yapılan ödemelerin Borçlar Kanunu`nun 84. maddesi (yeni Türk Borçlar Kanunu 100. madde) gereğince öncelikle gecikme tazminatından düşülmesi suretiyle hesaplama yapılması, takip sonrası yapılan ödemeler de gözününe alınarak buna göre borç miktarı belirlenip rapor alınması ve ayrıca Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi`nin (bozma öncesi E.2011/857-K.2013/496 sayılı) şikayet davasına ilişkin dosyası da getirtilip incelenerek bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün ( BOZULMASINA ), oybirliği ile, karar verildi.
ORTAK GİDERLERE KATILMADA GECİKME TAZMİNATI ( Aidat Borcunun Öğrenilme Tarihi ) ORTAK GİDERLERE KATILMA VE AİDAT BORCUNUN ÖĞRENİLDİĞİ GÜN ( Gecikme Tazminatı Yönünden )
| Y18HDEsas : 2014/14796Karar : 2015/2710Tarih : 24.02.2015 | ORTAK GİDERLERE KATILMADA GECİKME TAZMİNATI ( Aidat Borcunun Öğrenilme Tarihi ) ORTAK GİDERLERE KATILMA VE AİDAT BORCUNUN ÖĞRENİLDİĞİ GÜN ( Gecikme Tazminatı Yönünden ) Mahkemece, davalının aidat borcunu öğrendiği günün açıkça belirlenmesi, |
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ KARARI:Dava dilekçesinde, davalının ortak gider (aidat, demirbaş ve yakıt) alacağı için yürütülen icra takibine yaptığı itirazın iptali ile % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi istenmiş,
mahkemece davanın kısmen kabulüne ve asıl alacağın % 20`si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Kat Mülkiyeti Yasası`nın 20. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre ortak giderden payına düşeni ödemeyen bağımsız bölüm malikinin ödemede geciktiği günler için ödemekle yükümlü bulunduğu gecikme tazminatının başlangıç gününün açıkça saptanmış olması gerekir.
Dava konusu ortak giderin dayanağını oluşturan kat malikleri kurulu kararına davalı katılmışsa karar tarihi, kararın alındığı toplantıya katılmamışsa bu kararın kendisine tebliğ edildiği ya da başka bir biçimde borcunu öğrendiği tarih, bu da yoksa hakkında açılan icra takibi nedeniyle ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih esas alınmalıdır.
Mahkemece, yukarıdaki esaslar dikkate alınarak davalının aidat borcunu öğrendiği günün açıkça belirlenmesi, icra takibinden önce öğrenmediği saptandığında gecikme tazminatının ödeme emrinin tebliğinden itibaren başlatılması gerekirken, bu konuda yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan borcun ait olduğu aydan itibaren gecikme tazminatının hesaplanıp buna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün ( BOZULMASINA ), oybirliği ile, karar verildi.
Y18HD 24.02.2015 E.2014/14796 – K.2015/2710
____________ oOo ____________
KOOPERATİF ORTAĞINDAN BORÇ ALABİLİR Mİ ?
| Y23HDEsas : 2014/10351Karar : 2015/1585Tarih : 12.03.2015 | KOOPERATİFİN ORTAKLARINA BORÇLANMASI ( İtirazın İptali Davası ) İCRA ANKAR TAZMİNATI ( Kooperatifin Ortaklarına Borçlanması ) Parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortak aleyhine kooperatif tarafından girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada: Bozma ilamında, hüküm altına alınan miktarla ilgili olarak 4.000,00 TL yönünden de davanın kabulü gerektiği belirtilmesine karşın, reddedilen faiz tutarını da kapsar mahiyette davanın tamamen kabulü yönünde hüküm kurul doğru görülmemiştir.fk |
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ KARARI:Davacı vekili, müvekkili kooperatifin eski ortağı olan davalı aleyhine kooperatif ortaklığından kaynaklanan 4.433,13 TL asıl alacak, 1.105,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.538,13 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek,
itirazının iptali ile takibin devamına ve %40 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davaya dayanak edilen 03.05.2008 tarihli genel kurul toplantısında akaryakıt istasyonlarına olan 500.000,00 TL borcun ödenmesi amacıyla ortaklardan 250.000,00 TL borçlanılması ve bunun her üyeden 4.000,00 TL alınarak gerçekleştirilmesine karar verilmiş ise de,
kooperatif anasözleşmesinde ortaklardan borç alınabileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi ortağın borç verme iradesinin bulunmadığı sürece bu karara dayanılarak davacı kooperatifin talepte bulunamayacağı,
ayrıca 1163 sayılı yasanın 52. maddesi uyarınca 3/4 toplantı yeter sayısı bulunmadığından;
4.000,00 TL` ye ilişkin talebin yerinde olmadığı, davalının takip tarihi itibariyle eski ortaklığı nedeniyle 360,00 TL aidat ve bunun 129,00 TL faizi ile şahsi 8,33 TL akaryakıt borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile bu miktarlar üzerinden itirazın iptaline ve takibin devamına,
kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş;
kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine,
Dairemizin 17.05.2013 tarihli, 2013/2290 E., 2013/3297 K. sayılı kararı ile
İptali kabil olan ve süresinde açılmış bir iptal davası bulunmadığından kesinleşmiş bulunan genel kurul kararına dayalı 4.000,00 TL`lik talep yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle reddine karar verildiği gerekçesiyle hüküm bozulmuş,
bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davanın kabulüne ve asıl alacağın %40`ı oranında icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
Dava, parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortak aleyhine kooperatif tarafından girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne kararı verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği görülmektedir.
Bozma ilamında hüküm altına alınan miktarla ilgili olarak 4.000,00 TL yönünden de davanın kabulü gerektiği belirtilmesine karşın, reddedilen faiz tutarını da kapsar mahiyette davanın tamamen kabulü yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 360,00 TL aidat, 129,00 TL faiz, 8,33 TL akaryakıt borcu ve 4.000,00 TL katılım payı yönünden itirazın kısmen iptaline ilişkin hüküm kurularak, icra inkar tazminatı miktarının asıl alacak miktarına göre değerlendirilmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti hususunda da kabul ve red oranına göre hesaplama yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına ( BOZULMASINA ), karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, oybirliği ile, karar verildi
kooperatif anasözleşmesinde ortaklardan borç alınabileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi ortağın borç verme iradesinin bulunmadığı sürece bu karara dayanılarak davacı kooperatifin talepte bulunamayacağı,
kooperatif anasözleşmesinde ortaklardan borç alınabileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi ortağın borç verme iradesinin bulunmadığı sürece bu karara dayanılarak davacı kooperatifin talepte bulunamayacağı,
KOOPERATİFTEN İHRAÇ KARARININ İPTALİ ( Genel Kurul Kararından Ucuza satış ) KOOPERATİFTEN TAŞINMAZ ALAN DAVACININ ÜYELİKTEN İHRACI
| Y22HDEsas : 2015/1777Karar : 2015/1661Tarih : 17.03.2015 | KOOPERATİFTEN İHRAÇ KARARININ İPTALİ ( Genel Kurul Kararından Ucuza satış ) KOOPERATİFTEN TAŞINMAZ ALAN DAVACININ ÜYELİKTEN İHRACI Yönetim kurulu kararı ile satılan daireyi alarak kooperatif üyeliği kaydedilen davacının, genel kurul tarafından alınan üyelikten ihrac kararının iptali istemi ile açtığı davada: Davalı kooperatifin defter ve belgelerinin usulüne uygun tutulmamış olması; davacının kooperatiften ihracının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 16. ve 27. maddeleri ile kooperatif anasözleşmesinin 14. maddesindeki ihraçla ilgili düzenlemeye aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne dair karar usul ve yasaya uygundur.fk |
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ KARARI:Davacı vekili, müvekkilinin 02.02.2008 tarihli genel kurul kararı ile 35.000,00 TL ödeme karşılığında davalı kooperatife ortak olduğunu,
kooperatifin 09.06.2013 tarihli genel kurulunda bahsi geçen dairenin 2006 yılı genel kurul toplantısında en az 40.000,00 TL bedelle satışına karar verildiği halde düşük bedelle satışın yapıldığı gerekçesiyle müvekkilinin ihracına karar verildiğini,
ihraç hallerinin mevzuatta ve anasözleşmede açıkça belirlendiğini, ancak ortaklık yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi halinde ve önceden ihtar edilmek kaydıyla yönetim kurulu kararına istinaden ihraç yapılabileceğini,
bahsi geçen genel kurul kararının yasaya ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, 09.06.2013 tarihli genel kurulun 10. maddesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aslında dava konusu hissenin bir çok usulsüz işlem gerçekleştiren, zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi`nde yargılanmakta olan eski başkan A… Y… tarafından alındığını,
davacının ise eski başkanın eşinin akrabası olduğunu, önceki genel kurulda bu hissenin 40.000,00 TL karşılığı satışına karar verildiğini,
kayıtlarda makbuzla 35.000,00 TL para girişi göründüğü halde kasa ve banka hesabında bu paranın görünmediğini,
anasözleşme gereği para tahsilatlarının en az iki kişi imzası ile yapılması gerektiğini, ancak makbuzda tek imza bulunduğunu,
dairenin elektrik ve su aboneliklerinin eski başkan A… Y… adına alındığını,
kooperatifin hak edişine giren bu daire hakkında eski başkan A… Y…`in kız kardeşi H… E… aleyhine tapu iptal ve tescil davası açılması üzerine davacıya satılmış gibi gösterilen daire için eksik kalan 5.000,00 TL`lik bedel ile bunun faizini A.. Y…`in kooperatifin banka hesabına ödediğini savunarak, Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi`nde yargılaması süren davanın sonucunun beklenmesini ve açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre;
Davalı kooperatifin defter ve belgelerinin usulüne uygun tutulmadığı,
davacıya 02.02.2008 tarihli 6 sayılı yönetim kurulu kararı ile B blok giriş kat 1 nolu bağımsız bölümün satışına karar verildiği,
üye kayıt defterinde üye olarak kaydının bulunduğu, paranın kooperatif kasasında görülmemesinin davacının kusurundan kaynaklanmadığı,
davacının usulüne uygun tutulmayan kooperatif kayıtlarından sorumlu tutulamayacağı,
18.06.2011 tarihinde yapılan genel kurulda göreve gelen yeni yönetim tarafından genel kurul toplantı tutanağının 10. Maddesi gerekçe gösterilerek ihtar yapılmaksızın davacının kooperatiften ihracının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 16. ve 27. maddeleri ile kooperatif anasözleşmesinin 14. maddesindeki ihraçla ilgili düzenlemeye aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ( ONANMASINA ), alınması gereken harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, oybirliği ile, karar verildi.
Y22HD 17.03.2015 E.2015/1777 – K.2015/1661
kar dağıtmı muhtasar beyanname
olay gelirin elde edilmesiyle gerçekleşmekte olup, gelirin elde edilmesi ticari ve zirai kazançlarda tahakkuk esasına, serbest meslek kazancı ve gayrimenkul sermaye iradında tahsil esasına, menkul sermaye iratları ile ücret gelirlerinde ise hukuki ve ekonomik tasarrufun gerçekleşmesine bağlanmıştır.
Menkul sermaye iratları açısından vergiyi doğuran olay niteliğinde olan hukuki ve ekonomik tasarrufun gerçekleşmesinde, gelirin sahibi tarafından talep edilebilir hale gelmesi anlamına gelen hukuki tasarruf aşaması, gelirin istendiği anda sahibine ödenecek hale gelmesi anlamına gelen ekonomik tasarruf aşamasınca izlenmekte olup, söz konusu menkul sermaye iradı gelirinin fiilen tahsil edilip edilmemesi gelirin elde edilmesine etki etmemektedir.
Diğer yandan Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnemenin 36 ncı maddesinde;
“1. Teşekküller ve müesseseler yıllık karlarının % 20’sini nominal sermayelerinin tamamına ulaşıncaya kadar birinci tertip yedek akçe olarak ayırırlar. Bankalar Kanununa tabi iktisadi devlet teşekkülleri, Bankalar Kanununda öngörülen yedek akçeleri de ayrıca ayırırlar.
2. Teşekküller ve müesseseler birinci fıkrada belirtilen olağan yedek akçeler ile vergi ve diğer kanuni yükümlülükler ayrıldıktan sonra kalan karın % 20’sini nominal sermayenin tamamına ulaşıncaya kadar ikinci tertip olağan yedek akçe olarak ayırırlar. Nominal sermayenin tamamına ulaştıktan sonra % 10 oranında yedek akçe ayrılmasına devam olunur.
3. Teşekkül ve müesseselerde kardan varsa geçmiş yıl zararları mahsup edilir.
4. Yukarıdaki indirimler yapıldıktan sonra kalan kâr, müesseselerde teşekküle, teşekküllerde ise Hazineye devredilir.”
hükmü yer almıştır.
Buna göre, kar payı dağıtımına ilişkin yazı her ne kadar 12.05.2014 tarihinde Genel Müdürlüğünüze gönderilmiş olsa da kar payı dağıtımı yapılacak tarihler ayrıca belirtilmiş olduğundan bu tarihte Hazine Müsteşarlığına nakden veya hesaben kar payı ödemesi yapılmamış olması halinde tevkifat da yapılmayacaktır.
Dolayısıyla, hukuki ve ekonomik tasarrufun gerçekleştiği başka bir deyişle Hazine Müsteşarlığı tarafından söz konusu temettülerin talep edilebilir hale geldiği tarih itibarıyla Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6/b-i) bendi uyarınca vergi tevkifatı yapılacağı tabiidir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Satış vaadi sözleşmesi değer Artış kazancında dikkate alınır mı?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 705 inci maddesine göre, taşınmaz mülkiyeti tapuya tescille kazanılmaktadır. Öte yandan, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, alıcı ve satıcının karşılıklı olarak satıcının taraflarca belirlenen bir bedel karşılığında taşınmazını vermek, alıcının da bu taşınmazı satın almak ve bedelini ödemek konusunda taahhüt beyanlarının alınması esasına dayanan bir ön akit çeşididir. Bu nedenle, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi tek başına bir taşınmazın mülkiyet devrini sağlamaz. Buna göre, bir taşınmaza ilişkin mülkiyet hakkının kazanılmasında “iktisap tarihi” olarak, bu taşınmaza ilişkin satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarihin değil, ilgili taşınmazın tapuya tescil tarihinin esas alınması gerekir.
Konu ile ilgili olarak yayımlanan 76 Sayılı Gelir Vergisi Sirküleri’nin “Gayrimenkullerde İktisap Tarihinin Belirlenmesi” başlıklı bölümünde “Gayrimenkullerde iktisap, Türk Medeni Kanununun 705 inci maddesi uyarınca, tapuya tescille olmaktadır. Buna göre, kat karşılığı müteahhide veya kooperatiflere verilen arsa karşılığında alınan gayrimenkuller dahil, iktisap edilen gayrimenkullerin elden çıkarılması halinde, değer artışı kazancının tespiti yönünden iktisap tarihi olarak, gayrimenkulün tapuya tescil edildiği tarih esas alınacaktır.” denilmektedir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre; bahse konu arsanıza ilişkin değer artış kazancının tespitinde ilgili arsanın iktisap tarihi olarak; söz konusu taşınmaza ilişkin olarak düzenlenen satış vaadi sözleşmesinin akdedildiği 27.06.2005 tarihi ya da Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili taşınmazın tesciline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği 27.02.2012 tarihinin değil, söz konusu arsayı tapuya tescil ettirdiğiniz 12.09.2014 tarihinin dikkate alınması gerekir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
konsoloslukta çalışanların vergisel durumu
Anlaşmanın yukarıdaki 19 uncu maddesinin 1/b bendi hükmü uyarınca, Türk vatandaşlığını haiz veya Türkiye’de mukim (yalnızca bu hizmeti sunmak için Türkiye’ye gelenler hariç) olan kişilere Türkiye’deki ABD temsilciliklerinde ifa ettikleri görevleri dolayısıyla yapılan ücret ödemelerini vergilendirme hakkı, ödeme ABD kaynaklı olsa dahi, Türkiye’ye ait bulunmaktadır.
Bu itibarla, hem Türk vatandaşı olmanız hem de Amerikan Konsolosluğunda göreve başlamadan önce Türkiye’de ikamet etmeniz sebebiyle Türkiye mukimi addedildiğinizden, söz konusu göreviniz dolayısıyla elde etmiş olduğunuz ücret gelirlerini vergileme hakkı Türkiye’ye ait olup, vergilemenin iç mevzuat hükümlerimiz çerçevesinde yapılması gerekmektedir.
Bu çerçevede, Amerikan Konsolosluğundan almış olduğunuz ücretlerin Gelir Vergisi Kanununun 16 ncı maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, anılan maddede yer alan istisnadan yararlanılabilmesi için de karşılıklı olmak şartının sağlanması gerekmektedir.
Buna göre, ülkemizde bulunan yabancı büyükelçilik ve konsolosluklarında çalışan Türk vatandaşı ve diğer ülke vatandaşlarına ödenen ücretlerin karşılıklı olarak gelir vergisinden istisna tutulabilmesi için yabancı ülkelerde bulunan Türk Büyükelçilik ve Konsolosluklarında çalışan Türk vatandaşı ve diğer ülke vatandaşı personelin ücretlerinin de gelir vergisinden istisna olması gerekmektedir.
Sonuç olarak, karşılıklı olmak şartının sağlanması halinde Amerikan Konsolosluğundan almış olduğunuz ücretler Gelir Vergisi Kanununun 16 ncı maddesine göre gelir vergisinden istisna edilecek ve söz konusu ücret geliriniz için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecektir.
Ancak, karşılıklı olmak şartının sağlanmaması durumunda söz konusu ücret gelirin yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerektiği tabiidir.
Diğer taraftan, Türkiye-ABD Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması’nın “Kişilere İlişkin Kapsam”a dair 1 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında yer alan; “Birleşik Devletler ise kendi vatandaşlarını vatandaşlık ilişkisi dolayısıyla, sanki bu Anlaşma yürürlüğe girmemiş gibi vergilendirebilir” hükmü uyarınca Amerikan Konsolosluğundaki göreviniz dolayısıyla elde ettiğiniz ücret gelirini Amerika’nın da vergilendirmesi söz konusu olabilecektir.
Bu durumda, Anlaşmanın “Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi”ne ilişkin 23 üncü maddesinin 1/a bendi uyarınca, Türkiye’de ödediğiniz verginin Amerika’da ödeyeceğiniz vergilerden mahsup edilmesi gerekmektedir.
Dar gelirliye konut desteği kooperatiflerle sağlanabilir’
‘Dar gelirliye konut desteği kooperatiflerle sağlanabilir’Perpa Başkanı Mithat Yümlü, devletin kooperatiflere destek vermesini istedi
Kooperatiflerde gündeme madde ekletmek
Kooperatiflerde Hesap tetkik komisyonu ne zaman görüşülmelidir ?
Hesap Tetkik Komisyonu kooperatif
Kooperatifler Kanunu’nun 46. maddesi gereğince Hesap Tetkik Komisyonu seçilmesi halinde, bilanço incelemesi ve ibranın da geriye bırakılması gerekir mi?
Kooperatif üyelerine işyeri tesliminde fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği hk.
Kooperatif muhasebe yönetmeliği 2015
Kooperatifler ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliği Muhasebe Yönetmeliği!
KOOPERATİFLER, KOOPERATİF BİRLİKLERİ, KOOPERATİF MERKEZ BİRLİKLERİ VE TÜRKİYE MİLLİ KOOPERATİFLER BİRLİĞİ MUHASEBE YÖNETMELİĞİ
Yayımlandığı R.G. : 28.11.1973 – 14726
Amaç ve kapsam:
Madde 1- 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulan kooperatiflerin, kooperatif birliklerinin ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliği’ nin muhasebe usulleri ve tutacakları defterler hakkında bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.
BİRİNCİ BÖLÜM
Tutulacak defterler:
Madde 2- Kooperatifler ve bunların üst kuruluşları aşağıda belirtilen defterleri tutarlar.
a) Kanuni defterler,
b) Diğer kanuni defterler,
c) Yardımcı defterler.
A) Kanuni defterler:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 182 ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 66 ncı maddeleri gereğince tutulması zorunlu olan defterlerdir.
a) Yevmiye defterleri:
(TTK. md. 70)
Yevmiye defteri kayda geçirilmesi icabeden işlemleri vesikalardan çıkararak tarih sırasiyle ve madde halinde tertipli olarak yazmaya mahsus defterdir.
Yevmiye defteri ciltli ve sahifeleri müteselsil sıra numaralı olur. Vergi kanunlarına göre, müteharrik yapraklı yevmiye defterinin kullanılmasına müsaade olunduğu takdirde, vergi kanunlarına uygun olarak bu defterler de kullanılabilir.
Yevmiye defterinin en az aşağıdaki bilgileri ihtiva etmesi gerekmektedir.
1) Madde sıra numarası,
2) Tarih,
3) Borçlu hesap,
4) Alacaklı hesap,
5) Meblağ (Yardımcı hesaplara taksim edilenlerin izahat sütununda gösterilmesi şarttır)
6) Her kaydın dayandığı vesikaların nev’ i, varsa tarih ve numarası.
Bu defter; borç, alacak, izahat, fiş numarası, yevmiye defteri, madde numarası, defteri kebir sahife numarası ve varsa tarih kayıtlarının yazılmasına imkan verecek şekilde tertip edilir.
Nakden yapılan işlemler için tahsil veya tediye, mahsuben yapılan işlemlerde mahsup fişi kullanılır.
Günlük işlemleri ihtiva eden bu işler, yevmiye defterine aşağıda belirtilen şekilde kaydedilir.
İş hacminin genişliği, işlemlerin bir yevmiye defterine kaydına imkan vermediği durumda tek ve çift günler veya tek ve çift aylar için ayrı ayrı yevmiye defteri kullanılabilir.
İş yılı bittiği halde defter dolmamışsa, gelecek yıl işlemlerinin kaydında da kullanılabilir.
Yevmiye defterinin borç ve alacak toplamlarının birbirine eşit olması gerekir.
Her iş yılı sonunda kati mizanın çıkarılmasını müteakip kati mizan bakiyeleri esas alınmak ve borç bakiyesi veren hesaplar alacak, alacak bakiyesi veren hesaplar borç kaydedilmek üzere bir mahsup fişi düzenlenerek yevmiye defterinin sonuna kapanış maddesi kaydedilir. Yeni iş yılında yevmiye defterinin ilk maddesine kati mizan bakiyeleri yazılır.
b) Defteri kebir:
(TTK. md. 71)
Defteri kebir, yevmiye defterine kaydedilmiş olan işlemleri buradan alarak sistemli bir surette hesaplara dağıtan ve tasnifli olarak bu hesaplarda toplayan defterdir.
Defteri kebir en azından şu bilgileri ihtiva etme zorundadır.
1) Tarih,
2) Yevmiye defteri madde numarası,
3) Meblağ,
4) Toplu hesaplarda yardımcı nihai hesapların isimleri.
Defteri kebir ciltli ve sahifeleri müteselsil sıra numaralıdır. Karşılıklı iki sahifesi bir hesaba tahsis edilir. Birinci sahifeye ilgili hesabın borç işlemleri, ikinci sahifeye alacak işlemleri kaydolunur.
Defteri kebir sahifeleri, hesap planındaki sıraya ve hesabın işleme durumuna göre takdim olunur.
İş hacmi az olan kooperatif kuruluşlar, yevmiyeli defteri kebir kullanabilirler.
Bu defter, defteri kebir ile yevmiye defteri ve kasa defterinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu üç defterin vazifesini görür.
Kasa ve mahsup işlemlerinin tarih sırasıyla düzenli ve müfredatlı alacak kaydına mahsustur. Ciltli olup sahifeleri müteselsil sıra numaraları taşır.
c) Envanter ve bilanço defteri:
(TTK. md. 72, 73)
Envanter çıkarmak; saymak, ölçmek, tartmak ve değerlendirmek suretiyle, bilanço günündeki mevcutları, alacakları ve borçları, kesin bir şekilde ve müfredatlı olarak tespit etmektir.
Envanter defteri, işe başlama tarihinde ve müteakiben her iş yılı sonunda çıkarılan envanter ve bilançoların kaydına mahsus defterdir.
Envanter defteri ciltli ve sahifeleri müteselsil sıra numaralıdır.
Kanunda aksine hüküm olmadıkça iş yılı sonu için çıkarılacak envanter ve bilançoların gelecek iş yılının ilk üç ayı içinde tamamlanmış olması lazımdır.
Envanter esas itibariyle defter üzerine çıkarılır. Ancak işlerinde geniş ölçüde ve çeşitli mal kullanan büyük kooperatifler işletmeleri, envanterlerini listeler halinde tanzim ve listeler muhteviyatını envanter defterine icmalen kaydedebilirler.
Bu takdirde envanter cetvellerinin;
a) Sahifelerinin numaralanarak sıraya konulması,
b) Envanterleri çıkaran memurla yetkililer tarfından imzalanması ve tanzim tarihinin konulması gerekir.
ç) Karar defterleri:
(TTK. md. 78. 236)
Karar defterleri kooperatifin yetkili organlarınca (Genel Kurul ve Yönetim Kurulu) alınan kararların kaydına mahsus defterlerdir.
I- Genel kurul karar defteri:
Bu deftere, genel kurul tarafından alınmış olan kararlar, toplantı tarihi, toplantıda bulunan ortakların ortak numarası, ad ve soyadları ile, alınan kararlarda oy sayısı ve müzakerelerin tam bir surette bilinmesi için gerekli diğer hususlar kaydedilir, kararların altı imzaya yetkili olanlar tarafından imzalanır.
Defter ciltli ve müteselsil sıra numaralı olacaktır.
Bu defter, sahifeleri bitinceye kadar kullanılır.
II- Yönetim kurulu karar defteri:
Yönetim kurulu karar defteri yönetim kurulu tarafından alınan kararların kaydına mahsustur.
Ciltli ve müteselsil sıra numaralıdır.
Yönetim kurulu tarafından alınan kararların, deftere yazılması ve altının toplantıda hazır bulunan üyeler, tarafından toplantı sırasında imsalanması mecburidir.
Verilen karara aykırı oy kullanılan veya çekimser kalan üyeler sorumluluktan kurtulabilmek için karar altına aykırı oy kullanma ve çekimserlik sebeplerini belirterek kararı imzalarlar ve bu durumu denetçilere bildirirler.
Karar metninde; toplantı günü, karar numarası, toplantıda hazır bulunan üyelerin ad ve soyadları, beyan edilen oy ve müzakerelerin tam bir suretle bilinmesi için gerekli diger hususlar bulunur.
d) Ortaklar defteri:
(TTK.md.326; KK. md. 16)
Bu deftere; ortakların ad ve soyadları, iş ve konut adresleri, ortaklığa giriş çıkış tarihleri ve çıkarılma sebepleri, taahhüt ettikleri sermaye payları ile bu paylara karşılık yapılan tahsilat ve iadeler, ortaklığa kabul ve çıkışları ile ilgili yönetim kurullarının kararı tarih ve numaraları kaydedilir.
B) Diğer kanuni defterler:
(VUK. md. 197, 201, 206, 213)
Vergi Usul Kanunu işletmelerin özelliğine göre bazı ilave defterlerinin tutulmasını gerekli kılmıştır. Eğer kooperatif, sınai bir işletme kurmuşsa, bu işletme için ( İmalat Defteri ) ile ( İstihsal Vergisi Defteri ) tutacaktır. Kooperatif nakliyat işleri için uğraşıyorsa ( Nakliyat Vergisi Defteri ) veya zırai işletme söz konusu ise ( Çiftçi İşletme Defteri ) tutulması gereklidir.
C) Yardımcı defterler:
Kooperatifler ve üst kuruluşlar kanuni defterler dışında aşağıda belirtilen yardımcı defterleri tutmakla zorunludur.
1- Kasa defteri, (kaldırıldı)
2- Stok giriş-çıkış defteri veya kartları,
3- Sabit kıymetler ve demirbaş defteri,
4- Kıymetli evrak defteri,
5- Teftiş defteri,
6- Gelen-giden evrak kayıt defteri.
Bu defterler dışında ihtiyaca göre her hesap için ayrı ve müfredatlı diğer defter ve föyler tutulabilir.
Bu defterler tasdike tabi değildir. Defter veya kalamoza şeklinde tutulur. Şekilleri ihtiyaç ve iş icaplarına göre değişik olabilir.
1- Kasa defteri:
Günlük tahsil ve tediye işlemlerinin kaydına ve kasa mevcudunun kontroluna yarıyan yardımcı bir defterdir.
Tahsil edilen paralar bu defterin borç kısmına, nakden yapılan ödemeler de alacak kısmına kaydedilir. Bu defterin borç bakiyesi kasa mevcudunu gösterir.
Günlük işlemlerin sonunda kasadaki paralar sayılarak kasa yardımcı defteri kayıtlarına uygun olup olmadığı kontrol edilir.
Yevmiyeli defteri kebir kullanan kooperatif kuruluşlar, kasa mevcudunu bu defter üzerinde takip edebileceklerinden ayrıca kasa kasa yardımcı defteri tutmalarına lüzum yoktur.
( Tahsil ve tediye işlemlerinden ve kasadaki paraların saklanmasından sorumlu olanların yönetim kurulu tarafından alınacak bir kararla yazılı olarak tespiti gerekir.)
2- Stok giriş ve çıkış defteri:
Depoya giren ve çıkan malların kaydına ve depodaki malların kontroluna mahsus bir defterdir.
Bu defterin borç kısmına depoya giren mallar, alacak kısmına depodan çıkan mallar miktar ve bedel olarak kaydedilir. Her malın cinsine göre bu defterde aynı bölümler tahsis edilebildiği gibi işin önemine göre çeşitli türdeki mallar için ayrı ayrı defterler de tutulabilir.
3- Sabit kıymetler ve demirbaş defteri:
Bu defter, kooperatif kuruluşlara ait sabit kıymetlerle, demirbaşların alım tarihini, cinsini, maliyet bedellerini, miktarını, yıllar itibariyle ayrılan amortismanları gösteren bir defterdir. Sabit kıymetler ve demirbaş defteri şeklinde ayrı ayrı olarak da düzenlenebilir.
4- Kıymetli evrak defteri:
Bu defteri kooperatifte kullanılan çekler, tahsil, tediye ve mahsup fişleri, ambar giriş ve çıkış fişleri, çek pusulaları, nakliye fişleri gibi evrakın giriş ve çıkışlarının kaydına mahsus defterdir.
5- Teftiş defteri:
Bu defter Ticaret Bakanlığı veya görevlendireceği kuruluşların müfettişleri tarafından yapılan teftişler ve düzenlenen raporlarla ilgili defterdir.
6- Gelen-giden evrak defteri:
Kooperatife gelen, kooperatiften gönderilen yazıların kaydına mahsus defterdir.
Hesap dönemi:
Madde 3- Defterler hesap dönemi itibariyle tutulur. Kayıtlar her hesap dönemi sonunda kapatılır ve ertesi dönem başında yeniden açılır.
Hesap dönemi normal takvim yılıdır.
Şu kadar ki, takvim yılı dönemi faaliyet ve muamelelerinin mahiyetine uygun bulunmayan kooperatif kuruluşları Maliye Bakanlığına müracaat ederek 12 aylık özel hesap dönemleri uygulayabilirler. (VUK. md. 174).
İKİNCİ BÖLÜM
Kanuni defterlerin tasdiki:
Madde 4- Yevmiye defteri defteri kebir ( veya yevmiyeli defteri kebir), envanter ve bilanço defteri, karar defterlerinin kullanılmaya başlanılmadan önce notere tasdik ettirilmesi gerekir (TTK. md. 69).
Vergi mükellefiyeti yönünden defterlerin tasdiki hakkında Vergi Usul Kanununun 220 ve 221 inci maddeleri hükümleri saklıdır.
A) Beyanname verme:
Kooperatif ve üst kuruluşlar tutmaya mecbur oldukları diğer defterlerle tutmak istedikleri defterlerin her birin nev’ i ve mahiyetleriyle sayfa sayılarını gösteren iki nüsha beyannameyi bu defterleri kullanmaya başlamadan önce sicil memuruna vermeye mecburdur.
Memur bunlardan birisini tasdik ederek ilgili kuruluşa geri verir. Bu mükellefiyeti hiç veya kanuna uygun şekilde yerine getirmeyen kooperatif kuruluşun bu gibi defterleri lehine delil olamaz. ( TTK. md. 69).
B) Tasdikli yenileme:
Yevmiye ve envanter defteri ile V. U. Kanununa göre tutulması mecburi olan diğer defterleri ertesi yıl da kullanmak isteyenler Ocak ayı, hesap dönemleri Maliye Bakanlığınca tespit edilenler bu dönemin ilk ayı içinde tasdiki yeniletmeye mecburdurlar. (VUK. md. 222).
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kayıt nizamı:
Madde 5- Bu Yönetmeliğin 2 nci maddesinde sayılan kooperatif kuruluşları tutacakları defter ve kayıtların:
a) Türkçe olarak tutulması, ( VUK. md. 215 )
b) Mürekkeple veya makine ile yazılması (VUK. md. 216) gerekir.
Bilumum defterlerde hesaplar kapatılıncaya kadar toplamlar geçici olarak kurşun kalemle yapılabilir. Bu mizan çıkarılarak mutabakat sağlandıktan sonra mürekkeplenir ve müteakip aya kurşun kalem ile yazılmış yazı veya yekun bırakılamaz. (VUK. md. 216).
Yevmiye defteri maddelerinde yapılan yanlışlar ancak muhasebe kaidelerine göre düzeltilir. Diğer bilumum defter ve kayıtlara rakam ve yazılar yanlış yazıldığı takdirde, düzeltmeler ancak yalnız rakam ve yazı okunacak şekilde çizilmek, üste veya yan tarafına veyahut ilgili bulunduğu hesaba doğrusu yazılmak suretiyle yapılabilir.
Defterlere geçirilen bir kaydı kazımak, çizmek veya silmek suretiyle okunamaz hale getirmek yasaktır. ( VUK. md. 217 ).
Defterlerde, kayıtlar arasında usulen yazılmaya mahsus olan satırlar çizilmeksizin boş bırakılamaz ve atlanamaz.
Ciltli defterlerde, defter sayfaları ciltten koparılamaz. Tasdikli müteharrik yapraklarda bu yaprakların sırası bozulamaz ve bunlar yırtılamaz. (VUK. md. 218).
Kayıtların mazeretsiz ve sebepsiz olarak 10 günden fazla geciktirilmesi caiz değildir. (VUK. md. 219/9).
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Muhasebeyle ilgili belgeler:
Madde 6- Kooperatif kuruluşların işlemlerinin muhasebeleştirilmesinde aşağıdaki belgeler kullanılır;
A) Fişler:
1- Tahsil fişi,
2- Tediye fişi,
3- Mahsup fişi.
1-Tahsil fişi:
Tahsil fişleri, numaraları, teselsül eden ve her numarası biri dip koçan olmak üzere ikişer nüshalı olan matbu belgelerdir. Kasaya giren paralar için kullanılır.
2- Tediye fişi:
Tediye fişleri de tahsil fişleri şeklinde matbu belgelerdir. Kasadan çıkan paralar için kullanılır.
Fişlerin üzerinde borçlu veya alacaklı hesapların numara ve isimleri, tahsil veya tediyenin yapıldığı şahıs veya müessesenin ismi, meblağ ve muamelenin açık şekilde müstenidatının cins, numara ve tarihini de belirtecek izahat bulunur.
Fişlere eklenen evrakı müsbitenin cinsi ve adedi fiş üzerine kaydedilir. Fiş onu yazan tarafından ve ayrıca yetkililer tarafından imzalanır. Fişlere istinaden kasadan yapılacak tediye veya tahsilatı müteakip bunların üzerine veznedar tarafından “tahsil edilmiştir”, “tediye edilmiştir” damgası vurulur ve imzalanır.
Bu fişlerin ilk nüshaları müsbet evrak olarak kayıt ve muhafaza olunur. Dip koçanı ayrıca muhafaza edilir.
3- Mahsup fişi:
Mahsup fişlerinin numaralı olması zorunlu değildir. Bu fişte de tahsil ve tediye fişlerinde olduğu gibi muamelenin mahiyetini açıkca belirtecek şekilde izahat, müstenidatın cins, tarih ve numarası, borçlu ve alacaklı hesapların isim ve numaraları, miktar, fişi yazanın ve yetkililerin imzası bulunur. Fişlerin dayanağı olan eklerin adetleri de fişe kaydedilir.
Tahsil, tediye ve mahsup fişleri yevmiye defterine işlendikten sonra yevmiye defterinin madde numarası kırmızı mürekkeple bu fişlerin üzerine kaydedilir.
B) Makbuz:
Kasaya giren paralar ile depoya giren ayniyat karşılığında verilen vesikalara makbuz denir.
Kasaya giren para karşılığında ve yatıranın isteği üzerine verilen kasa makbuzları iki nüsha olarak düzenlenir. Makbuz numaraları matbu ve müteselsildir. İlk nüsha ilgili şahıs ve müesseseye verilir. Sabit nüshası dip koçan olarak saklanır.
Makbuz üzerinde paranın niçin alındığı, parayı verenin adı, alınan paranın yazı ve rakamla miktarı, makbuzu yazanın ve ayrıca yetkililerin imzaları ve tarih bulunur.
C) Çek:
Kooperatif bankalar nezdinde açtırmış olduğu mevduat hesaplarından veya bankalarca kooperatif lehine açılmış bulunan kredi dahilinde borçlu cari hesaplardan çekilecek paralar için kullanılan, usulüne uygun şekilde düzenlenen matbu bir vesikadır. Çekler ilgili bankalardan temin edilir. Kullanılan çeklerin dip koçanları saklanır.
D) Faturalar:
Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.
a) Faturada bulunması gereken bilgiler:
Faturada en az aşağıdaki bilgiler bulunur.
1- Faturanın sıra numarası ve tarihi,
2- Faturayı çıkaranın ticaret ünvanı ve iş adresi,
3- Müşterinin ticaret ünvanı ve adresi,
4- Emtianın veya işin nev’i, miktarı, fiyatı ve tutarı,
5- Satılan malların faturanın düzenlenmesinden evvel teslim edilmemişse teslim tarihi.
b) Fatura düzenlenmesi: (VUK. md. 230, 231)
Faturaların düzenlenmesinde aşağıdaki kaideler uygulanır.
1- Faturalar sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir Aynı müessesenin muhtelif şube ve kısımlarında her biri ayrı numara ile başlamak üzere ayrı ayrı fatura kullanıldığı takdirde, bu faturalara şube ve kısımlara göre şube veya kısmın isimlerinin yazılması veya özel işaretle seri tefriki yapılması mecburidir.
2- Faturalar mürekkeple, makine ile veya kopya kalemiyle doldurulur.
3- Faturalar en az bir asıl ve bir örnek çıkarılır. Birden fazla örnek çıkarıldığı takdirde her birine kaçıncı örnek olduğu işaret edilir.
c) Fatura kullanma mecburiyeti: ( VUK. md. 232)
Kooperatif kuruluşlar Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre birinci sınıf tüccar olarak mütalaa edilir.
Bu bakımdan:
1- Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara,
2- Serbest meslek erbabına,
3- Kazançları götürü usulde tespit olunan tüccarlara,
4- Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere,
5- Vergiden muaf esnafa,
sattıkları emtia veya yaptırdıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.
Yukarıdakiler dışında kalanların kooperatiften satın aldıkları emtia veya kooperatife yaptırdıkları iş bedelinin bin lirayı geçmesi veya bedeli bin liradan az olsa dahi istemeleri halinde kooperatifin fatura vermesi mecburidir.

