Kooperatif Tebligat

3- Davalılardan N… A… ve M… A…`a mahkemenin gerekçeli kararı ve davacı vekilinin temyiz dilekçesi Tebligat Yasası`nın 21. maddesi gereğince tebliğ edildiği bildirilmiş ise de, tebligat mazbatasındaki adresin “adres kayıt sistemi”nde gösterilen adresi ile aynı olup olmadığı belirtilmemiştir.

Bu durumda tebliğ işleminin Tebligat Yasası`nın değişik 21/2. maddesinde belirtilen usule uygun olduğu düşünülemez.

Öte yandan muhatabın haber verilen komşuya ait imzanın alınmadığı veya imzadan imtina edildiğine dair şerhin tebliğ mazbatasının üzerinde bulunmadığından yapılan tebligatın Tebligat Kanunu`nun 21/1.maddesinde belirtilen usule de uymadığı anlaşılmıştır.

Bu nedenle yapılan tebligat usulsüz olup mahkemece gerekçeli kararın adı geçen davalılara yöntemine uygun tebliği ile temyiz ve cevap sürelerinin beklenmesinden,

KOOPERATİF GENEL KURUL KARARININ İPTALİ

Y18HDEsas : 2014/14061Karar : 2015/2967Tarih : 02.03.2015 KOOPERATİF GENEL KURUL KARARININ İPTALİ

Kooperatif Genel Kurul Karanının iptali istemi ile açılan davada:

Dosya, bu tür davalarda toplanması gereken belgeler ve bilgilerdeki eksikliklerin tamamlanması için mahkemesine geri çevrilmiştir.fk

DAVA VE KARAR:

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ KARARI:Dava dilekçesinde, 4.11.2012 tarihli toplantıda alınan kararın iptali istenilmiştir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş,                      hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-  4.11.2012 tarihli toplantıya katılanları da gösterir şekilde hazirun cetvelinin, ayrıca kat maliki yerine vekaleten katılan varsa bunların vekaletnameleri ile site kat malikleri kurulu karar defterinin ve toplantıya çağrı belgelerinin onaylı örneğinin ilgili yönetimden,

2- Davaya konu taşınmazın kaç bloktan oluştuğu ve blok yöneticilerinin seçimine dair kararlarında içinde yer aldığı karar defterinin yönetimden,

3- Dava konusu anataşınmazın ada ve parsel numaraları taraf vekillerinin bilgisine başvurularak tespit edilip üzerinde bulunduğu sitenin parsel ya da parsellerde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulup kurulmadığı, bir ya da birden fazla parsel üzerinde olup olmadığı,
birden fazla parsel üzerinde bulunuyorsa 5711 Sayılı Kanun ile değişik Kat Mülkiyeti Yasasının 66 ve 67. maddeleri gereğince toplu yapıyı oluşturan imar parselleri ve ortak yerlerin tapuda birbirleriyle bağlantılarını sağlamak suretiyle irtibatlandırılıp irtibatlandırılmadığı sorularak buna dair tapu kayıtlarının ve toplu yapı yönetim planı örneğinin, toplu yapı kurulmamış ise ilgili ada ve parsellere ait tapu kaydı ile yönetim planı örneklerinin tapu müdürlüğünden,

SONUÇ:

Getirtilip dosyaya konulmasından sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın mahkemesine ( GERİ ÇEVRİLMESİNE ), oybirliğiyle karar verildi.

Kooperatif Mimari Projeye aykırılık

KOOPERATİFTE MİMARİ PROJEYE AYKIRILIĞIN KAL`İ
PROJEYE AYKIRILIKLARIN GİDERİLMESİ

Dava dilekçesinde, mimari projeye aykırılığın kal`i ile müdahalenin önlenmesi,
Karşı davacı dilekçesinde ise kendisi dışında 18 adet bağımız bölümdeki projeye aykırılıkların giderilmesi istenilmiş olup;

Davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karar temyiz edilmekle; Dosya, bu tür davalarda toplanması gereken belgeler ve bilgilerdeki eksikliklerin tamamlanması için mahkemesine geri çevrilmiştir.fk

DAVA VE KARAR:

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ KARARI:Dava dilekçesinde, mimari projeye aykırılığın kal`i ile müdahalenin önlenmesi,

Karşı davacı dilekçesinde ise kendisi dışında 18 adet bağımız bölümdeki projeye aykırılıkların giderilmesi istenilmiştir.

Mahkemece davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş,

hüküm davalı-karşı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş, ancak dosyaya davetiye masrafı konulmamıştır.

1-  Dava konusu kooperatifin ada ve parsel numaraları taraf vekillerinin bilgisine başvurularak tespit edilip, sözü edilen kooperatifin üzerinde kurulduğu parsel ya da parsellerde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulup kurulmadığı, bir ya da birden fazla parsel üzerinde olup olmadığı,
birden fazla parsel üzerinde bulunuyorsa 5711 Sayılı Kanun ile değişik 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası`nın 66. ve 67. maddeleri gereğince toplu yapıyı oluşturan imar parselleri ve ortak yerlerin tapuda birbirleriyle bağlantılarını sağlamak suretiyle irtibatlandırılıp irtibatlandırılmadığı sorularak buna dair tapu kayıtlarının ve toplu yapı yönetim planı örneğinin, toplu yapı kurulmamış ise ilgili ada ve parsellere ait tapu kaydı ve yönetim planı örneklerinin tapu müdürlüğünden istenilmesinden,

2 -Kooperatif üyeleri arasında kura çekilmek suretiyle ferdileşmeye geçilip geçilmediğinin, geçilmiş ise ferdileştirme tutanaklarının, kat irtifakı kurulmuş ise yapının fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisinin fiilen kullanılmaya başlanmış olup olmadığının, davalıya düşen bağımsız bölümün numarasının ilgili yönetimden sorulması ve düzenlenecek tutanakla bunların tespit edilmesinden,

SONUÇ:

Sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın mahkemesine ( GERİ ÇEVRİLMESİNE ), oybirliğiyle karar verildi.
Y18HD 02.03.2015 E.2014/15387 – K.2015/3076

ÜYELİKTEN İHRAÇ İHTARLARININ YASAL İÇERİĞİ KOOPERATİF ÜYELİĞİNDEN İHRAÇ KARARININ İPTALİ KOOPERATİFTE BİRDEN FAZLA ÜYELİK ( İhraç Kararının Yasal İçeriği )-Kooperatif Yargıtay Kararı

Esas : 2014/10428Karar : 2015/1622Tarih : 13.03.2015 ÜYELİKTEN İHRAÇ İHTARLARININ YASAL İÇERİĞİ
KOOPERATİF ÜYELİĞİNDEN İHRAÇ KARARININ İPTALİ
KOOPERATİFTE BİRDEN FAZLA ÜYELİK ( İhraç Kararının Yasal İçeriği )

Kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptaline karar verilmesini talebi ile açılan davada:

Davacının üç üyeliği bulunmasına rağmen bir üyelikle ilgili ihtarnameler keşide edilmesinin, davacı üyede tereddüt uyandıracak nitelikte olup,
hangi üyelik ile ilgili olarak ihraç edildiğini davacı bilmeyeceğinden;
bu ihtarnamelere dayalı olarak verilen ihraç kararının iptali gerekir.

Davacının ödemelerinin mahsubu sonucu ulaşılması gereken gerçek borcu yansıtmayan ikinci ihtara dayalı ihraç kararının iptalinin gerekir.

Bozma kararına uyularak, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.fk

DAVA VE KARAR:

Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ KARARI:Davacı, müvekkilinin davalı kooperatifin yönetim kurulu kararıyla üyelikten çıkarıldığını,
davalı kooperatif ile taşeron E. İnşaat ve müvekkili arasında imzalanmış protokol gereği, müvekkilinin yükümlülüğünü davalı kooperatife nakden ödediğini ve buna dair makbuz düzenlendiğini,
kooperatifin 09.05.2009 tarihli genel kurulunda müvekkilinin ek ödeme yapmasına karar verildiğini, bu kararın iptali için açılan davanın derdest olduğunu, protokol gereği müvekkilinden ödeme yapmasının istenemeyeceğini,
ayrıca çekilen ihtarda istenen borcun hangi aylara ait olduğunun belirtilmediğini, müvekkilinin birden fazla üyeliğinin olduğunu ve her bir üyelik için ayrı ayrı ihtar çekilmesi gerektiğini ileri sürerek, 07.07.2011 tarih ve 74 sayılı ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı temsilcileri, davacının katıldığı 09.05.2009 tarihli olağan genel kurul toplantısında her üyenin aylık 1.500,00 TL aidat ödemesine karar verildiğini, davacıya aidatları ödemesi hususunda iki kez ihtarname gönderildiğini, ihraç kararının davacıya bildirildiğini, yapılan her işlemin anasözleşmeye ve hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine;

Dairemizin 20.11.2013 tarih ve 2013/5685 E., 2013/7244 K. sayılı ilamıyla;
Dava konusu olayda, davacının, davalı kooperatifte üç üyeliği bulunduğunun uyuşmazlık dışı olduğu,
dosya kapsamından, davalı kooperatif tarafından davacıya gönderilen birinci ve ikinci ihtarnamede bir üyelik için toplam 30.000,00 TL borcun ödenmesinin istendiği,
ihraç kararında da hangi üyeliğe dair ihraç edildiği açıklanmaksızın kooperatif ortaklığından ihraç edildiğinin anlaşıldığı,

Davacının üç üyeliği bulunmasına rağmen bir üyelikle ilgili ihtarnameler keşide edilmesinin, davacı üyede tereddüt uyandıracak nitelikte olup, hangi üyelik ile ilgili olarak ihraç edildiğini davacı bilmeyeceğinden bu ihtarnamelere dayalı olarak verilen ihraç kararının iptalinin gerektiği,

diğer yandan, ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyen ortağa tebliğ edilen ihtarnamelerde, kısmi ödeme yapılması durumunda, bu hususun açıklanarak ihtarlardan önceki ödemenin borçtan düşülmesi ve ortağın borç miktarında tereddüte düşürülmemesinin ve ikinci ihtarın gerçek borcu yansıtmasının gerekli olduğu,
Davacı tarafça, birinci ihtarnamenin tebliğinden sonra 19.04.2011 tarihinde her bir üyelik için 100,00 TL ödeme yapıldığı ileri sürülerek banka dekontlarının sunulduğu, davalı tarafça bu iddiaların aksi savunulmadığına göre, ikinci ihtarnamede yapılan kısmi ödemelerin mahsup edilmesi gerekirken, ilk ihtarnamedeki miktar üzerinden ikinci ihtarnamenin tebliği ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 27. ve anasözleşmenin 14/2. madde hükümlerine uygun olarak temerrüde düşürülmüş olmadığından,

Davacının ödemelerinin mahsubu sonucu ulaşılması gereken gerçek borcu yansıtmayan ikinci ihtara dayalı ihraç kararının iptalinin gerektiği bu açıdan, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda dosya kapsamına göre; davacının, davalı kooperatif üyeliğinden ihracına ilişkin 07.07.2011 tarihli ve 74 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün (ONANMASINA), aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
Y23HD 13.03.2015 E.2014/10428 – K.2015/1622

Kooperatif YARGITAY Kararı

KOOPERATİFİN ORTAKLARINA BORÇLANMASI ( İtirazın İptali Davası )
İCRA ANKAR TAZMİNATI ( Kooperatifin Ortaklarına Borçlanması )

Parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortak aleyhine kooperatif tarafından girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada:
Bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiş ise de,

Bozma ilamında, hüküm altına alınan miktarla ilgili olarak 4.000,00 TL yönünden de davanın kabulü gerektiği belirtilmesine karşın, reddedilen faiz tutarını da kapsar mahiyette davanın tamamen kabulü yönünde hüküm kurul doğru görülmemiştir.fk

DAVA VE KARAR:

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ KARARI:Davacı vekili, müvekkili kooperatifin eski ortağı olan davalı aleyhine kooperatif ortaklığından kaynaklanan 4.433,13 TL asıl alacak, 1.105,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.538,13 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek,
itirazının iptali ile takibin devamına ve %40 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece,
iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davaya dayanak edilen 03.05.2008 tarihli genel kurul toplantısında akaryakıt istasyonlarına olan 500.000,00 TL borcun ödenmesi amacıyla ortaklardan 250.000,00 TL borçlanılması ve bunun her üyeden 4.000,00 TL alınarak gerçekleştirilmesine karar verilmiş ise de,
kooperatif anasözleşmesinde ortaklardan borç alınabileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi ortağın borç verme iradesinin bulunmadığı sürece bu karara dayanılarak davacı kooperatifin talepte bulunamayacağı,
ayrıca 1163 sayılı yasanın 52. maddesi uyarınca 3/4 toplantı yeter sayısı bulunmadığından;

4.000,00 TL` ye ilişkin talebin yerinde olmadığı, davalının takip tarihi itibariyle eski ortaklığı nedeniyle 360,00 TL aidat ve bunun 129,00 TL faizi ile şahsi 8,33 TL akaryakıt borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile bu miktarlar üzerinden itirazın iptaline ve takibin devamına,
kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş;

kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine,

Dairemizin 17.05.2013 tarihli, 2013/2290 E., 2013/3297 K. sayılı kararı ile

İptali kabil olan ve süresinde açılmış bir iptal davası bulunmadığından kesinleşmiş bulunan genel kurul kararına dayalı 4.000,00 TL`lik talep yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle reddine karar verildiği gerekçesiyle hüküm bozulmuş,

bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davanın kabulüne ve asıl alacağın %40`ı oranında icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı temyiz etmiştir.

Dava, parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortak aleyhine kooperatif tarafından girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne kararı verilmiştir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği görülmektedir.

Bozma ilamında hüküm altına alınan miktarla ilgili olarak 4.000,00 TL yönünden de davanın kabulü gerektiği belirtilmesine karşın, reddedilen faiz tutarını da kapsar mahiyette davanın tamamen kabulü yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 360,00 TL aidat, 129,00 TL faiz, 8,33 TL akaryakıt borcu ve 4.000,00 TL katılım payı yönünden itirazın kısmen iptaline ilişkin hüküm kurularak,  icra inkar tazminatı miktarının asıl alacak miktarına göre değerlendirilmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti hususunda da kabul ve red oranına göre hesaplama yapılarak bir karar verilmesi gerekirken,   yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına ( BOZULMASINA ),  karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,  oybirliği ile, karar verildi

İKİ YILI AŞKIN SÜRE ŞİRKET MÜLKİYETİNDE BULUNAN TAŞINMAZ ( KDV İstisnası Yönünden ) TAŞINMAZ İHALESİNDE KDV İSTİSNASI ( İki Yılı Aşkın Süredir Borçlu Şirketin Aktifinde Kalan )

Y12HDEsas : 2015/8105Karar : 2015/9305Tarih : 10.04.2015 İKİ YILI AŞKIN SÜRE ŞİRKET MÜLKİYETİNDE BULUNAN TAŞINMAZ ( KDV İstisnası Yönünden )
TAŞINMAZ İHALESİNDE KDV İSTİSNASI ( İki Yılı Aşkın Süredir Borçlu Şirketin Aktifinde Kalan )

İhale konusu taşınmazın iki yılı aşkın süredir borçlu şirketin aktifinde kaldığı ve anılan şirketin istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapmadığı görülmekle:ş
Şikayete konu ihalenin, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-r maddesinde belirtilen istisna kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.

Şikayetin kabulüne ilişkin mahkeme kararı doğru olup, Özel Dairece onanması gerekirken, bozulduğu anlaşılmakla şikayetçinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.fk

DAVA VE KARAR:

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 15/12/2014 tarih, 2014/23992 Esas – 2014/30276 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki ihale alıcısı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup,

dava dosyası için Tetkik Hakimi Hava Kandemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ KARARI:Şikayetçi ihale alıcısının, ihale konusu taşınmazın iki yılı aşkın süredir borçlu şirketin aktifinde kalması nedeni ile satımının KDV`den istisna olduğunu ileri sürerek icra mahkemesine başvurduğu,

mahkemece şikayetin kabulüne karar verildiği,

iş bu kararın hazine vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15/12/2014 tarih ve 2014/23992 E.-30276 K. sayılı kararı ile ihale alıcısı gerçek kişi şikayetçiye yapılan satışın katma değer vergisi muafiyet kapsamında olmaması nedeniyle şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulduğu anlaşılmaktadır.

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu`nun 17. maddesinde KDV`nin istisnaları düzenlenmiş olup, bu maddenindördüncü fıkrasının (r) bendinde, kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimlerinin,
istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kuramların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri hariç, KDV`den istisna olduğu belirtilmiştir.

Yine taşınmaz ve taşınmaz niteliği taşıyan mal ve hakların satışında katma değer vergisi uygulaması ile ilgili Maliye Bakanlığı`nca yayınlanan 23.06.2010 tarihli sirkülerin 3.4 maddesinde de kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan taşınmazların satışının KDV`den istisna olup, bu satışların müzayede suretiyle gerçekleşmesinin belirtilen duruma etkisinin olmadığı,
ancak istisna hükmünün, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz teslimleri için geçerli olmadığı ifade edilmiştir.

Anılan yasal düzenlemelerde belirtilen kurum kavramının içine şirketler de girdiğinden kural olarak şirketlerin de belirtilen istisnadan yararlanabileceklerinin kabulü gerekir.

Somut olayda, ihale konusu taşınmazın iki yılı aşkın süredir borçlu şirketin aktifinde kaldığı ve anılan şirketin istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapmadığı görülmektedir. Bu durumda, şikayete konu ihalenin, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-r maddesinde belirtilen istisna kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.

O halde, şikayetin kabulüne ilişkin mahkeme kararı doğru olup, Dairemizce onanması gerekirken, bozulduğu anlaşılmakla şikayetçinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.

SONUÇ:

Şikayetçi ihale alıcısının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 15/12/2014 tarih ve 2014/23992 E.-30276 K. sayılı bozma ilâmının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK`nun 366. ve HUMK`nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), oybirliğiyle karar verildi.

Y12HD 10.04.2015 E.2015/8105 – K.2015/9305

MADENİ YAĞ ÜRETİMİ ÖTV-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Petrol Piyasası Madeni Yağ Lisansı Başvuru Prosedürü

MADENİ YAĞ LİSANSI BAŞVURULARINDA SUNULMASI GEREKEN BİLGİ VE BELGELER

Not: Aşağıda aksi belirtilmeyen hallerde, gerekli belgelerin aslı veya son altı ay içerisinde noter tarafından tasdikli sureti aşağıdaki sıraya uygun olarak sunulacaktır. Bütün beyan yazıları ile eklerinin unvan, tarih, kaşe ve başvuru sahibini temsil ve ilzama yetkili kişilerin imzasını içermesi gerekmektedir.

1) Lisans Başvuru Dilekçesi

Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin ekinde yer alan “Lisans Başvuru Dilekçesi” örneği kullanılır.

2) Yetki Belgesi

Tüzel kişilerde temsil ve ilzama yetkili kılınanların adı, soyadı ve unvanının, tatbik imzasının, yetkinin sınırlarının yer aldığı imza sirküleri ve gerçek kişilerde, kişinin adı ve soyadının, kimlik bilgilerinin, ikametgâh adresinin, tatbik imzasının yer aldığı imza beyannamesidir.

3) Oda Sicil Kaydı

Bağlı olunan Sanayi ve/veya Ticaret Odası veya ilgili diğer odalardan kişinin ticari merkezi hakkında alınan oda sicil kayıt belgesi veya Ticaret Sicil Tasdiknamesidir.

Oda Sicil Kaydının ilgili oda tarafından onaylı sureti de kabul edilir.

Oda Sicil Kaydı, kamu ve belediye iktisadi teşebbüsleri haricindeki kamu tüzel kişilerinin yapacakları başvurularda aranmaz.

4) Vergi Kimlik Belgesi  

Bağlı olunan vergi dairesi ve vergi kimlik numarası bilgilerinin yer aldığı vergi kimlik belgesi sureti veya vergi levhası veya bu bilgilerin verildiği resmi yazıdır.

Serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir, yeminli mali müşavir veya vergi dairesi tarafından onaylı suretleri de kabul edilir.

5) Ortaklar, Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri ile Yetkililer Beyanı 

Tüzel kişiye doğrudan ortak olan gerçek kişilerin adı ve soyadı, T.C. uyruklular için kimlik numarası, diğerleri için varsa eşdeğer numara, ortaklık başlangıç tarihi, hisse oranı ve sermaye tutarı ile tüzel kişiye doğrudan ortak olan tüzel kişilerin unvanı, bağlı oldukları oda, oda sicil numarası, hisse oranı ve sermaye tutarı; Yönetim Kurulu Başkan ve Üyelerinin adı ve soyadı, T.C. uyruklular için kimlik numarası, diğerleri için varsa eşdeğer numara ve göreve başlama tarihi; tüzel kişiyi temsil ve ilzama yetkili kişilerin adı ve soyadı, T.C. uyruklular için kimlik numarası, diğerleri için varsa eşdeğer numara, yetki başlangıç tarihi ve süresi bilgilerinin beyan edildiği veya bağlı olunan oda tarafından bildirildiği metindir.

Bu kapsamda Ortaklar, Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri ile Yetkililer Beyanı örneği kullanılacaktır.

Ortaklar, Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri ile Yetkililer Beyanı; gerçek kişiler tarafından yapılan lisans başvurularında aranmaz. Dernek, vakıf ve kooperatifler tarafından yapılan başvurularda, sadece yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile yetkililere ilişkin bilgilere yer verilir. Başvuru sahibinin halka açık şirket olması halinde, beyanda halka açık hisselerin sahiplerine ilişkin bilgilere yer verilmez, ancak halka açık hisse oranı ayrıca belirtilir.

6) Adli Sicil Belgesi

Adli sicilden son altı ay içinde alınmış imzalı ve mühürlü sabıka kaydı veya Kurumca belirlenen adli sicil beyan formunun aslıdır.

Adli sicil beyan formu sunulması halinde, lisans işleminin sonuçlandırılabilmesi için beyan sahibinin adli sicil durumu Adalet Bakanlığı’na yazıyla sorulacak ve sunulan beyanın Adalet Bakanlığı’nca yazıyla teyit edilmesi beklenecektir.

Adli Sicil Belgesi şirketler tarafından yapılan lisans başvurularında başvuru sahibi şirkete doğrudan ortak olan gerçek kişiler için aranır. Başvuru sahibinin halka açık anonim şirket olması halinde, halka açık hisselerin sahipleri için Adli Sicil Belgesi aranmaz.

Adli Sicil Belgesi kooperatifler, dernekler ve vakıflar tarafından yapılan lisans başvurularında başvuru sahibinin yöneticisi veya temsil ve ilzama yetkilisi durumundaki gerçek kişiler için aranır.

7Kaçakçılık Fiilleri Nedeniyle Mühürleme, Adli Takibat, Ödenmemiş İdari Para Cezası ile Kesinleşmiş Mahkûmiyet Hükmü Bulunmadığına İlişkin Beyan

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa aykırı fiillerden dolayı;

1) Başvuru sahibi gerçek kişiyse kendisi; tüzel kişiyse ortakları hakkında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunmadığına,

2) Başvuru sahibi gerçek kişinin ya da tüzel kişilikte doğrudan pay sahiplerinin, hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan bir tüzel kişilikte suçun işlendiği tarih itibarıyla yüzde ondan fazla paya sahip ortak, yönetim kurulu başkan ve üyesi ile temsil ve ilzama yetkili kişi olmadığına,

3) Rafineri hariç olmak üzere, başvuruya konu tesiste gerçekleştiği tespit edilen fiiller nedeniyle devam eden adli kovuşturma bulunmadığına,

4) Başvuruya konu tesis için düzenlenmiş önceki lisans kapsamındaki faaliyetler çerçevesinde lisans sahibine Kurumca verilen ödenmemiş idari para cezası bulunmadığına,

ilişkin başvuru sahibince verilen yazılı beyandır.

8) ÖTV’siz Satışlardan Dolayı, Kanunun 20 nci Maddesi Kapsamında Lisansının İptal Edilmediği ve/veya Lisansı İptal Edilen Tüzel Kişilikler İle İlişkisinin Bulunmadığına Dair Beyan

Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 7 nci maddesinde yer alan “Mevzuata aykırı olarak Özel Tüketim Vergisiz (ÖTV’siz) satışlardan dolayı, Kanunun 20 nci maddesinin birinci ve/veya beşinci fıkraları uyarınca lisansı iptal edilen tüzel kişiye, lisans iptaline konu fiilin işlendiği tarihte bu tüzel kişilikte doğrudan veya dolaylı yüzde ondan fazla paya sahip ortaklara, yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile temsil ve ilzama yetkili olanlara lisans verilmez ve bu kişiler, lisans başvurusu yapan tüzel kişiliklerde doğrudan veya dolaylı pay sahibi olamaz.” hükmüne aykırı durumda bulunmadığına,

ilişkin başvuru sahibince verilen yazılı beyandır.

Bu kapsamda aşağıdaki beyan formu örneği kullanılacaktır:

Beyan formu

9) Ana Sözleşme

Tüzel kişilik ana sözleşmesinin tüm tadiller işlenmiş son hali veya buna ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi nüshalarıdır.

Ana Sözleşmenin ilgili ticaret sicil memurluğu tarafından onaylı sureti de kabul edilir.

Gerçek kişiler tarafından yapılan madeni yağ lisansı başvurularında Ana Sözleşme aranmaz.

10) Mali Tablolar

Başvuru sahibi tüzel kişinin yeni kurulmuş olması halinde bağımsız denetimden geçmiş veya vergi dairesince tasdiklenmiş kuruluş bilançosu ile cari yıla ilişkin gelir tablosu, diğer hallerde lisans başvuru tarihinden önceki yılsonu itibariyle düzenlenen ve bağımsız denetimden geçmiş veya vergi dairesince tasdiklenmiş bilanço ve gelir tablosu ibraz edilir.

11) Sanayi Sicil Belgesi

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca düzenlenen vizeleri yapılmış Sanayi Sicil Belgesi veya işletmenin üretime başladığında sanayi siciline kaydedileceğine dair resmi yazıdır.

12) İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı 

İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı Yönetmeliğine göre durumuna uygun olarak alınan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatıdır.

13) Tesis Bilgi Dosyası

Tesis Bilgi Dosyasında tesisle ile ilgili olarak;

a) Tesis adı ve yeri,

b) Tesiste üretilecek ürünlerin adı ve Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu,

c) Yıllık üretim kapasitesi,

d) Üretim standardı ve üretim standardına ilişkin belgenin tarih ve sayısı,

e) Üretimde kullanılacak hammaddelerin adı ve Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu,

f) Yıllık hammadde kullanım kapasitesi

bilgileri yer alır.

Bu dosya kapsamında aşağıdaki tablo doldurularak, ibraz edilecektir:

Tesis Bilgileri Tablosu

14)  Kapasite Raporu

Tesisin üretim konusu, yıllık üretim kapasitesi, teknolojisi, makine parkı, kullandığı hammaddeler, sermaye ve istihdam bilgilerini ve benzeri konuları içeren ve bağlı bulunulan Ticaret ve/veya Sanayi Odası tarafından düzenlenen kapasite raporudur.

Madeni yağ lisansı başvurularında, lisansa konu tesise ait Üretim Yetkinlik Puanı en az % 50 olan kapasite raporunun ibraz edilmesi gerekmektedir.

15) TSE Uygunluk Belgesi

Üretilecek ürüne ilişkin Türk Standartları Enstitüsü tarafından düzenlenen ve vizeleri yapılmış Türk Standartlarına Uygunluk Belgesi veya Kritere Uygunluk Belgesidir.

16) Güvenlik Bilgi Dosyası

Bu dosyada;

a) Tehlikeli maddelerin ve müstahzarların özelliklerine ilişkin ayrıntılı bilgileri, bulunduğu işyerlerinde madde ve müstahzarın tehlikeli özelliklerine göre alınacak güvenlik önlemlerini, insan sağlığı ve çevrenin tehlikeli maddelerin ve müstahzarların olumsuz etkilerinden korunmasına yönelik gerekli bilgileri içeren Güvenlik Bilgi Formu,

b) Güvenlik Bilgi Formunu düzenleyen kişinin yeterlilik belgesi,

c) Güvenlik Bilgi Formunu düzenleyen kişinin imza sirküleri,

yer alır.

17) Marka Tescil Belgesi

556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye göre Türk Patent Enstitüsü tarafından düzenlenen marka tescil belgesidir.

Marka tescil belgesinin 04 emtia kodunu içermesi gerekmektedir.

18) Sigorta Poliçesi

Tehlikeli Maddeler ve Tehlikeli Atıklar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesidir.

Tehlikeli Maddeler ve Tehlikeli Atıklar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin içerdiği teminatların Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından ilgili yıl için yürürlüğe konulan “Tehlikeli Maddeler İçin Yaptırılacak Zorunlu Sorumluluk Sigortalarına ilişkin Tarife ve Talimat” ile belirlenen asgari teminatlardan az olmaması gerekir. Bu poliçede Tehlikeli Maddeler ve Tehlikeli Atık Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına referans yapılması gerekmektedir.

19) Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi
Başvuruya konu tesisin TS 13541 İş Yerleri – Atık Yağ Rafinasyon ve Rejenerasyon Tesisleri – Genel Kurallar standardına uygun olduğunu gösteren TSE Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesidir.

Atık yağlardan geri kazanılmış baz yağların hammadde olarak kullanılacağı tesisler için yapılan madeni yağ lisansı başvurularında aranır.

İNCELEME VE DEĞERLENDİRME SIRASINDA İSTENECEK OLAN BELGELER

1) Yeminli Mali Müşavir Denetim ve Tasdik Raporu

Başvuru sahibi atık madeni yağların geri kazanımı suretiyle madeni yağ üretimi yapacak ise aşağıdaki formata uygun olarak düzenlenen yeminli mali müşavir raporunu ibraz eder.

Yeminli Mali Müşavir Denetim ve Tasdik Raporu’nun yeminli mali müşavir tarafından onaylı sureti de kabul edilir.

Yeminli Mali Müşavir Denetim ve Tasdik Raporu

2) Çevre İzni ve Lisansı Belgesi

Başvuru sahibi atık madeni yağların geri kazanımı suretiyle madeni yağ üretimi yapacak ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kendisine verilen Çevre İzni ve Lisansı Belgesini ibraz eder.

Madeni yağ lisansı alması Kurul kararıyla uygun bulunan başvuru sahipleri tarafından, uygun bulma kararında verilen süre içerisinde ibraz edilir.

Not: Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin son fıkrasına göre Kurum, başvuru sahibinden, inceleme ve değerlendirme sürecinin sonuçlandırılabilmesi için gereken her türlü ek bilgi ve belgeyi ayrıca isteyebilir ve başvuru sahibi gerçek veya tüzel kişiyi temsile yetkili şahısları doğrudan görüşme yapmak üzere çağırabilir.

Company Establishment in Turkey

Foreign capital has a significant place in the development of the Turkish economy in line with the trade idea of the global economy reaching out the macro dimensions exceeding the countries. Therefore, for example, Law No. 4875 on Foreign Direct Investments etc. legislations have been amended to encourage the foreign capital for investing to Turkey. As a result of these amendments in the legislation, the investments of the foreign capital companies in Turkey have increased, thus the investment based money flow from abroad has been accelerated.

Although the amendments in question in the legislation have ensured legitimate investments which caused an increase in the international economical and financial relationships, they have also caused illegitimate resources to be transferred to the country. Against the fact of money flow not based on a legitimate resource, it has required to establish financial intelligence units and effectively struggle against the national and international laundering of crime revenues. Therefore, the principles and methods related to the payment of the capital shares undertaken by the foreign partners of the companies are of great importance in terms of preventing the money transfers from being considered as a suspicious transaction by the banks and being subjected to financial investigation by the financial intelligence units. The Circular on Capital Movements of the Central Bank of the Republic of Turkey (TCMB) is evaluated below in the light of financial crimes.

Bringing Foreign Capital Share to Turkey

The cash capital brought by the foreign investor to the country for being used in establishing a company or branch with foreign capital, participation to the existing companies or share transfer or capital increase has to be deposited to a bank operating pursuant to the Banking Law No. 5411 and to be in a currency traded by the TCMB.

The Banks are liable for proving that the capital share amount, transferred or effectively brought, is actually received from the foreign partner abroad pursuant to the notice no. 55297 issued by the Undersecretariat of Treasury on September 10, 2003.

In this context, in order determine whether the foreign capital share amounts brought in effectively are actually from the foreign partner, the amount should be declared to the customs when entering the country and a cash statement form should be issued by the customs authorities. In order to recognize the amounts transferred from the free zones to Turkey as foreign capital, these amounts should have entered the free zone from abroad.

In line with article 344 “Payment of the Share Premiums” of the Turkish Commercial Law No. 6102, the cash payments brought in as a foreign capital share premium should meet the following in order to be deposited to a bank and to be accepted as a share premium by the relevant bank:

  1. The reason for bringing should be clearly stated as “foreign capital share” in the “Reason of Arrival” of the cash statement form,
  2. The identity of the person submitting the cash statement form should be made,
  3. The written statement of the person bringing the foreign capital share in cash should be sought for.

If the payments received as a foreign capital share premium are taken into Turkish Lira deposit account or foreign exchange account with a foreign exchange receipt document and a receipt is issued, then the following information should be available on the foreign exchange receipt certificate or the receipt:

  1. Name of the foreign capital company,
  2. Name of the foreign partner,
  3. Country where the foreign exchange or Turkish Lira is sent from,
  4. Receipt method of the foreign exchange or Turkish Lira (money transfer or effective),
  5. Type of foreign exchange, its amount / Turkish Lira amount
  6. US dollar equivalent (intermediary bank cross rate),
  7. Turkish Lira equivalent over the current foreign exchange buying rate of the intermediary bank,
  8. The reason for foreign capital share (capital increase, transfer related to affiliate, etc.),
  9. Industry or service line which the foreign capital share is received for.

Payment of Foreign Capital Share

The amount sent by the foreign partner for being used in a company establishment or capital increase within the scope of the Turkish Commercial Law No. 6102 and deposited to a special account to be opened for the company in a bank regulated under the Banking Law No. 5411 will be paid by the bank to the company only upon submitting a letter to bank received from the trade registry office and stating that the company has gained a legal entity.

Paying Capital Increase Fee Instead of Capital Advance

In order to tighten the capital movement controls and to prevent the company from using the money received as a capital, an amendment has been made in the Circular on Capital Movements with the Circular no. 2013/YB-7 of TCMB on 29.03.2013, and the acceptance of capital advance payments is prevented. Accordingly, while it was free for the foreign capital companies to accept capital advance payment from the foreign partner and to use this amount for the company before the Circular no. 2013/YB-7 dated 29.03.2013 is issued, this freedom is abolished with the issuance of the circular. In this respect, the amount sent for capital increase will now be monitored as a capital increase amount from the date it is entered as a credit to the Turkish Lira deposit or foreign exchange deposit account to the date it is registered.

In case the capital increase amount is not registered as a capital and requested to be returned back to abroad, then the refunding of this account will be made according to the relevant principles and methods. On the other hand, it is also possible and probable that the credit received by the foreign capital company from the foreign partner is not refunded to abroad, and included to the capital as the foreign partner’s capital share premium. In this case, when the process related to adding the amount in question to the capital, it is required to notify the General Directorate of Statistics Directorate of Payments Balance in writing that the credit of the bank, which has received the abroad credit, is not refunded and added to the capital.

ASSESSMENT FROM THE PERSPECTIVE OF FINANCIAL CRIMES

There are some liabilities imposed to the financial institutions and to the ones operating in some industries (for example investment trusts, insurance, reassurance and pension companies as well as insurance and reassurance brokers, investment fund directors, asset management companies) both in the international arena and with the domestic law in order to struggle against the laundering proceeds of crime and to prevent the use of the financial system by the criminals. Banks are among the top of the industries which a liability is imposed to.

Pursuant to article 4 of the Law on the Prevention of Laundering Proceeds of Crime no. 5549, in case of any information, suspicion or any sign requiring suspicion of the banks that the asset subject to the transaction carried out or attempted to be carried out before the banks are obtained by illegal means or used for illegal means, then the banks are obliged to inform about such transaction.

In this respect, considering that the cash capital brought by the foreign capital to the country has to be deposited to a bank operating pursuant to the Banking Law No. 5411 and any kind of transaction has to be completed before the banks, we believe the money transfers to be made before the banks related to the company establishment, capital increase and share transfer should be made pursuant to the Circular no. 2013/YB-7 of TCMB issued on 29.03.2013, in cooperation with the banks, in order to not consider them within the scope of suspicious transaction.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Kat karşılığı İnşaat ve Kdv sorunu

  1. GİRİŞ

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yahut 4721 sayılı Medeni Kanununun 1009. Maddesinde ifade edildiği üzere Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi açıkça düzenlenerek unsurları belirlenmiş bir sözleşme değildir. Bu sözleşme ile gerçek veya tüzel kişi arsa sahipleri, 634 Sayılı Kay Mülkiyeti Kanunun sağladığı imkanlardan faydalanarak bu sözleşme karşılığında kat mülkiyeti (konut veya iş yeri) edinmek amacıyla arsalarını yükleniciye (müteahhide) vermektedirler.[1] Birden fazla hukuki işlemi içinde barındırması nedeniyle biraz karmaşık ve sonuç itibariyle kendine özgü (sui generis) bir hukuki muamele ortaya çıkmaktadır.[2]

Kat karşılığı yapım sözleşmelerinde işin teslimi esnasında kesilecek faturada ayrıca KDV gösterileceğinden[3], KDV’nin eser bedeli içine girip girmediği, giriyorsa bu bedelin sözleşme ile kararlaştırılan iş bedeline dahil olup olmadığı tartışmalıdır. İnşaat sektörü enflasyonu yaşayan ülkemizde yükleniciler ile iş sahipleri arasında KDV borcu hususu tartışmasına katkı sağlamak amacı ile bu çalışmada öncelikle kat karşılığı yapım sözleşmesinin hukuki niteliğinden bahsedilecek, bu sözleşmelerde bedel hususu açıklanacak ve iş sonunda ödenmesi gereken KDV’si yükümlülüğü yüksek yargı organlarının görüşleri ışığında aşağıda incelenecektir.

  1. KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİ
  2. Hukuki İlişkinin Temeli

Kat karşılığı (Arsa payı) karşılığı inşaat sözleşmesi yüklenicinin kendisi tarafından finansmanı karşılanarak arsa malikinin üzerine bina yapımı işimi üstlendiği, arsa malikinin ise, bedel olarak binadaki bir kısım bağımsız bölüm mülkiyetini yükleniciye geçirmeyi vaat ettiği, karşılıklı edimleri içeren iş görme sözleşmelerdir. Bu sözleşme ile arsanın inşaata elverişli ve ayıpsız halde teslimi, gerektiğinde yükleniciye vekalet verme, imar durumuna ve sözleşmeye uygun plan ve projelerin yapılması, inşaat ruhsatının alınması, sözleşmede belirlenen arsa payının devri, işin süresinde bitirilmesi, sözleşme ile kararlaştırılan borçların ifa edilmesi ve diğer yasa ve uygulamadan kaynaklanan borçlardır.[4] [5] Bu borçlardan en önemlisi işin bedelidir.[6]

  1. Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde Bedel Hususu

Kat karşılığı yapım sözleşmeleri götürü bedel esasına dayalı olduğu kabul edilmektedir. Bina yapım işlerinde bu bedel için anahtar teslim deyimi de kullanılmaktadır.

Götürü usulde yapılması planlanan işin karşılığında bedel para yerine, anlaşma yapılan arsadan pay, kat veya bağımsız bölüm (işin büyüklüğüne göre blok, pay, kat, vs…) olarak verilmekte ve verilecek olanların değerleri teslim tarihinde ne olursa olsun işin bedeli sözleşme yapıldığı an sabitlenmiş olmaktadır. İş sahibi anlaşmadan sonra kararlaştırılandan daha az pay veya bağımsız bölüm verilmesi gerektiğini öne süremeyeceği gibi, yüklenici de sözleşmede öngörülenden daha fazla pay veya bağımsız bölüm isteminde bulunamaz.[7] [8]  Yargıtay kararlarında da kat karşılığı sözleşmelerin götürü bedelli sözleşme olduğu hususuna vurgu yapılmaktadır.

“Sözleşme, kat karşılığı inşaat yapımını içermekte olup, bu tür sözleşmeler Dairemiz’ce istikrarlı bir biçimde götürü bedelli olarak kabul edilmekte ve arsa sahibince tapuda yapılacak pay devri dışında bir bedelin yükleniciye ödenmeyeceği benimsenmektedir. Aksine bir hüküm olmadığı sürece arsa sahibinin pay devri dışında bir mükellefiyeti olmadığından, dava konusu edilen yapı denetim masraflarının da yüklenicinin sorumluluğunda olduğunun kabulü zorunludur. Bu nedenlerle sabit olmayan davanın reddi yerine tarafların yapı sahibi olduklarının kabulüyle masrafın paylaştırılması doğru olmamıştır.” (YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2002/2609 Karar Numarası: 2002/4538 Karar Tarihi: 10.10.2002; Legal İçtihat Bankası. )

“Kat karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri götürü bedelli sözleşmelerdir. BK’nın 365. maddesi gereğince götürü bedel kararlaştırılan işlerde yüklenici yapılacak şeyin kararlaştırılan fiyata yapmaya mecbur olup, yapılacak şey tahmin edilen miktardan fazla emek ve masrafı gerektirse bile yüklenici bedelin artırılmasını isteyemez ise de aynı maddenin 2. fıkrası gereğince evvelce tahmin olunamayan veya tahmin olunup da taraflarca dikkate alınmayan haller, işin yapılmasına engel olur ve yapılmasını son derece zorlaştırırsa hakim haiz olduğu takdir hakkı dolayısıyla ya kararlaştırılan bedeli artırır veya mukaveleyi feshedebilir.”  (YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2007/4752 Karar Numarası: 2010/5757 Karar Tarihi: 26.10.2010; Legal İçtihat Bankası.)

Proje uygulaması sonucunda götürü bedel kuralının aksine, örneğin kararlaştırılandan fazla veya az bağımsız bölüm imalatı gibi durumların ortaya çıkması mümkün olmakla beraber bu ayrıksı durumlar çalışma konusu içeriğine dahil edilmemiştir.[9]

  1. Götürü Bedel Usulü

Götürü bedel usulü 818 Sayılı Borçlar Kanunu m.365’te 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu m.480’de düzenlenmiştir. Madde içeriği genel olarak güncel dile uyarlanmış, madde içeriğinde değişikliğe gidilmemiştir. Öğretide her ne kadar madde metinlerinin salt dil sadeleştirmenin ötesinde bazı anlam karışıklıklarının da giderildiği öne sürülmektedir.[10]

Birim fiyatlı bedelde, genelde işin ayrıntılarına girilmek suretiyle hesaplama yapılır ve eserin niteliğine göre başlangıçta öngörülmüş yaklaşık bedelin aşılması veya ondan aşağı düşülmesi mümkün olabilmekte iken[11], yasalardaki tanımlamalara göre bedel götürü usul olarak kararlaştırılmış ise yüklenici, eseri o bedel ile meydana getirme yükümlülüğü altına girdiği kabul edilmektedir.

Yüklenici bedel artırımı, maliyet giderleri talep edemeyeceği gibi maddelerin son fıkrasında açıklandığı üzere iş sahipleri de eser kararlaştırılandan daha az emek ve masrafla tamamlanmış olsa dahi bedelden indirim isteyemeyecektir. sözleşme hukukunun genel ilkesi olan sözleşmeye bağlılık (pacta sunt servanda) ilkesinin bir görünümüdür. Ana ilke, sözleşmeye bağlı kalınmasıdır. Sözleşmeye bağlılık ilkesine göre, sözleşme tarafları, özgür iradeleri ile kurdukları sözleşmede kararlaştırdıkları hükümlere, ne pahasına olursa olsun riayet etmeye mecburdurlar.[12]

  • GÖTÜRÜ BEDEL KARARLAŞTIRILAN SÖZLEŞMELERDE KDV SORUMLULUĞU

3065 Sayılı KDV Kanunu 8/1-a maddesinde KDV mükellefi “mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanlardır.” Yani yüklenici KDV mükellefidir. KDV sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa iş sahibine aynen yansıtılır. Bu konuda yasaların getirdiği muafiyetlikler ayrıktır. KDV mükellefi yüklenici iş sonunda düzenleyeceği faturada ayrıca KDV’yi göstereceğinden, KDV eser bedeli içine girmektedir. Bedeli ödeyecek olan iş sahibi olduğundan sonuçta KDV’yi de ödemekle sorumludur.[13]

Eser sözleşmesi götürü usulde kararlaştırılması halinde, aksine bir kayıt yoksa KDV götürü bedelin içinde kabul edilir. Dolayısıyla yüklenici, iş sahibinden ayrıca KDV veya başa ad altında bir bedel ödemesini isteyemez.[14] Yargıtay uygulaması da bu yöndedir.

“Davacı iş sahibi ile davalı …… İnşaat Malzemeleri A.Ş. arasında imzalanan ve geçerli olduğu kabul edilen 08.07.2004 tarihli sözleşmenin 2. maddesinde yapılacak işler, 3. maddede iş sahibinin temin edeceği malzemeler belirtildikten sonra toplam iş bedelinin 65.000,00.-TL olduğu kabul edilmiştir. Sözleşmede ayrıca KDV ödeneceğine dair hüküm bulunmadığı ve götürü bedelli işlerde KDV iş bedeline dahil olduğundan sözleşme kapsamındaki işler bedelinin KDV dahil 65.000,00.-TL olduğunun kabulü gerekir.” (YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2009/203 Karar Numarası: 2010/94 Karar Tarihi: 18.01.2010, Legal İçtihat bankası, 12.01.2012)

“Götürü olarak yapımı kararlaştırılan bir işte sözleşmede belirtilen bedelin dışında başka bir bedel talep edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle yüklenici kooperatif arsa sahibinden şerefiye veya başka bir nam altında bir bedel talep edemez.” (YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2003/1249 Karar Numarası: 2003/4611 Karar Tarihi: 08.10.2003 Legal İçtihat bankası, 12.01.2012)

“Davacı tarafından verilen 21.10.1993 günlü delil listesine ekli yanların imzası ile düzenlenen ‘özel şartname’ başlıklı belgede işin  toplam bedelinin 2.111.386.601.-TL olduğu kararlaştırılmış, ödeme şekli de belirlenmiştir. Bu sözleşmede KDV’nin ayrıca ödeneceğine dair hüküm bulunmadığı gibi T.Haber-İş Yönetim Kurulunca düzenlenen 02.01.1992 günlü tekliflerin açılmasına dair tutanakta da teklif edilen bedel yanında KDV’nin ayrıca ödenmesini isteyen bir teklife yer verilmiş değildir. Davacının düzenlediği faturalarda yer alan iş bedeli ödenip, KDV’nin ödenmesine karşı çıkılması suretiyle KDV yönünden itiraz edildiği açıktır.

Bu durumda KDV’nin götürü bedel içersinde olduğunun kabulü zorunludur. Dairemizin süregelen ve kararlılık kazanan uygulaması da bu doğrultudadır. Aksine ve yetersiz bilirkişi beyanına bağlı kalınarak KDV’ye dair istemin ret yerine kabulüne karar karar verilmesi doğru olmamıştır.” (Yargıtay 15.HUKUK DAİRESİ 08.05.1997 T. 1574/2462 sayılı kararı)[15]

Taraflar götürü bedel kararlaştırılan sözleşmede yukarıdaki karardan da anlaşılacağı ve  sözleşme serbestisi kuralları içersinde ayrıca KDV ödeneceğini kararlaştırabilirler.

  1. SONUÇ: KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİNDE BEDEL VE KDV

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin karşılıklı olarak arsa sahibi ile yükleniciye edimler yükleyen, iş bedeli olarak genellikle arsadan pay ve benzeri edimlerin kararlaştırıldığı, iş bedelinin sözleşmenin yapıldığı esnada sabitlendiği üzere götürü bedelli bir sözleşme olduğu, bu bedel içersinde arsa payı dışındaki tüm imalat, benzeri masraf, vergi, harç, vs… bedellerin bulunduğu tartışmasızdır. Bu sayılan tüm giderlerin içinde KDV bedelinin de olduğu kabul edilmektedir. Her ne kadar ticari hayatta bir mal alım satımı veya hizmet alımında bedel ifade edildiğinde, ağırlıklı olarak KDV hariç bir bedel kastediliyorsa da Yargıtay uygulamasının kararlılık kazanan içtihatları ile kat karşılığı sözleşmelerde belirlenen ve götürü olduğu ön kabul gören ücretin KDV’yi de kapsadığı ifade edilebilecektir. Aşağıda içeriği verilen Yargıtay kararı bu açıklamaya ışık tutmaktadır.

“Taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi mevcuttur. Davacıların edimi davalıya ait arsada inşa edecekleri binadan bodrum ve zemin katları davalıya vermek, davalının edimi de bu iki kat karşılığı arsada 100’er den 200/400 payı davacılara devretmekten ibarettir. Bu haliyle eser sözleşmesindeki bedel arsa payı olarak ödenmekte olup, götürüdür. Götürü bedele KDV dahildir.”(YARGITAY15. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 1993/1084 Karar Numarası: 1994/472 Karar Tarihi: 01.02.1994, Legal İçtihat Bankası)

Hatta Yargıtay yakın tarihli bir kararında sonradan ortaya çıkacak koşullarda dahi KDV’nin iş bedeli içersinde olduğunu ve iş sahibinden bu bedelin istenemeyeceğine hükmetmiştir.

“Taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadi içerikli kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği davalı arsa malikine teslim edilen dairelerden kaynaklandığı ileri sürülen KDV bedelinin tahsili istemine ilişkin davada; kural olarak kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin götürü bedelli olduğu ve sözleşmede belirtilen bedelin dışında başka bir bedel talep edilmesinin mümkün bulunmadığı, müteahhit şirkete Gelir İdaresi Başkanlığınca belirli vasıflardaki bağımsız bölümlerinin rayiç değer üzerinden KDV’ye tabi olduğunun bildirilmiş olmasının veya bu bedeli müteahhitten tahsil etmesinin dahi, taraflar arasındaki 02.02.2005 günlü sözleşme hükümleri karşısında sonuca etkili olamayacağı ve davalıyı fatura konusu KDV bedelinden sorumlu kılamayacağı, arsa sahibi olan davalının adına tescil edilecek bağımsız bölümler nedeniyle davalının tacir vasfının olmadığı gibi, bu yönün sözleşme gereği binanın yapımındaki bir harcama kalemi olup taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre de davalının fatura konusu katma değer vergisini ödemek gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafından davalı aleyhine açılan alacak davasını reddeden Asliye Ticaret Mahkemesi kararının temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiştir.” (YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2009/534 Karar Numarası: 2010/184 Karar Tarihi: 22.01.2010)

Yargıtay uygulamasına yansıdığı ve yerleşik içtihatlarla da kararlılık kazandığı üzere yüklenici lehine kararlaştırılan götürü bedele aksi kararlaştırılmamışsa KDV’nin de dahil olduğu kabul edildiği görülmektedir.

Kanaat belirtmek gerekirse her ne kadar Yargıtay içtihatları yeknesak olsa da, özellikle ticari nitelikli bu nitelikli sözleşmelerde KDV’nin kararlaştırılan götürü ücrete dahil olmayabileceğinin de tartışmaya açık olduğu iddia edilebilecektir. Bu yorum Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen ticari teamül esasına ve Medeni Kanun m.2 dürüstlük kuralına uygun bir yorum olacaktır. Zira bir ticari faaliyette kararlaştırılan götürü bedele KDV’nin dahil edilmesi bir uygulama haline gelmişse, taraflarca bu konuda daha önceki uygulamalar bu yönde ise, aksinin uygulanması yüklenici tarafça beklenmeyen bir hal oluşturacaksa KDV için ayrıca iş teslimi ile fatura kesilebileceğinin de tartışılması gerekmektedir.

Yapı Kooperatifleri kurulurken dikkat edilecek hususlar nelerdir ?

Kooperatiflerde kuruluş işlemleri nelerdir ?

Kooperatif nasıl kurulur?

Kooperaftifler, Kooperatif Yasasına göre en az 7 ortak tarafından imzalanacak anasözleşme ile kurulur. Anasözleşmedeki imzaların noterce onanması şarttır.

Kuruluş amacına uygun olarak anasözleşmede kooperatifin amaçları belirtilmelidir. Tip anasözleşmelerden yararlanılabilir.

Anasözleşmeler , ilgili bakanlıkların il ve ilçelerdeki temsilciliklerine verilir.Bakanlığın kuruluşa izin vermesi halinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan olunur.

Tescil ve ilanla birlikte kooperatif tüzel kişilik kazanır.

Kooperatiflerde genel kurullarında seçilen denetçiler ile kendi iç denetimini gerçekleştirebildiği gibi, bakanlık denetimi de yapılmaktadır.

Aynı amaçlı 7 kooperatif bir araya gelerek il düzeyinde Kooperatifler Birliği kurabilir.

Kooperatif ortaklığından çıkarılma ve itiraz.

Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurul karar verir. Anasözleşmeyle, ortağın genel kurula itiraz hakkı saklı kalmak üzere, Yönetim Kuruluda yetkilendirilebilir.Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren durumlar anasözleşmede gösterilir. Anasözleşmede açıkça gösterilmeyen nedenler dışında üyeler, ortaklıktan çıkarılamazlar. Çıkarılma kararı gerekçeli olarak, tutanağa geçirileceği gibi ortaklar defterine de yazılır.Kararın onaylı örneği, çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içerisinde notere tevdii edilir.Bu ortak tebliğden itibaren 3 ay içerisinde itiraz davası açabilir. Karar yönetim kurulunca verilmiş ise, ortak,üç ay süre için de genel kurula itiraz edebilir.Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır.

Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulu kararı aleyhine itiraz davası açılamaz.İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşıda itiraz davası açılabilir.KEMAL ÖZMEN

Yapı kooperatiflerinde kuruluş işlemleri nelerdir ? konut yapı kooperatifi nasıl kurulur ?

Yapı Koop. Kuruluş İşlemleri

YAPI KOOPERATİFLERİNİN KURULUŞ İŞLEMLERİ

1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 3. ve 4. Maddesinde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ( Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine) verilecek ana sözleşmenin onaylanması ve kuruluşa izin verilmesini müteakip, kooperatif merkezinin bulunduğu yerin ticaret siciline tescil ve ilan olunması ile tüzel kişilik kazanır.

Hata: İletişim formu bulunamadı.

Yapı Kooperatifleri (Konut Yapı Kooperatifi, Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi ve Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi) ve Yapı Kooperatifi Birliklerinin kuruluş işlemleri için gerekli bilgi ve belgeler:

ÜNVAN SORGULAMA:

Kooperatif ünvanlarında kamu kurum ve kuruluşlarının isimlerinin kullanılmaması ve Türk Ticaret Kanununun 48. maddesinde belirtilen hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Unvan için isim sorgulama işlemi müdürlüğümüzce yapılmaktadır.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne dilekçe ile müracaat edilir.EK-1

Dilekçe ekinde;
  • Her sayfasının kurucular (en az yedi kurucu ortak) tarafından imzalanmış noter tasdikli 6 adet kooperatif Ana sözleşmesi, EK-2 EK3 EK4 Ana sözleşme örnekleri
Ana sözleşmede doldurulması zorunlu alanlar:
a) Unvan, merkez, süre ve ilk genel kurul toplantısına kadar görev yapacak yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile ilgili bölümlerin doldurulmuş olması,
b) Sermaye ve paylarla ilgili 7. ve 8. Maddelerdeki boş kısımların kurucu ortak sayısına bağlı olarak doldurulmuş olması,
c) Ana sözleşmelerin son sayfasında yer alan ve kurucuların Adı ve Soyadı, T.C. Kimlik Numarası., Tabiiyeti, sermaye taahhüdü, ödediği sermaye ve imza bölümlerinin doldurulmuş olması gerekmektedir.
d) 1163 Sayılı Kanunun 4.maddesine göre kurumlar tarafından taahhüt edilen nakdi sermayenin ¼’ü Ticaret Siciline tescil ve ilanı ile tüzel kişilik kazandıktan sonra kooperatif ya da kooperatif birliği hesabına aktarılmak üzere kurucu ortaklarca Ana sözleşmede belirtilen ilk yönetim kurulu üyelerinden birine ödenmesi ve bu hususun kooperatif izin başvuru formundabeyan edilmesi
gerekmektedir.
  • Kooperatif kuruluş bilgi formu EK-5
  • Yönetim ve Denetim Kurulu üyelerinin akrabalık taahhütnamesi EK-6
1163 Sayılı Kanunun 98. Maddesinin atıfta bulunduğu Türk Ticaret Kanununun 349. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin usul ve fürundan biri ile, eşi ve 3. dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımlarının denetçiliğe seçilmeleri mümkün bulunmadığından ana sözleşmenin arkasında yer alan ve ilk genel kurul toplantısına kadar görev yapmak üzere kurucular arasından seçilmesi gereken yönetim ve denetim kurullarının teşkilinde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin akraba olup olmadıkları araştırılarak, Türk Ticaret Kanununun 349. Maddesine uygunluğu sağlanmalıdır.
  • Yönetim Kurulu üyelerinin aynı türden başka bir kooperatifin yönetim kurulu üyesi olmadıklarına dair taahhütnameEK-7
  • Kurucu ortakların nüfus cüzdanı örnekleri ve ikametgâh belgeleri
  • Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatiflerinin kurulmasında Ana sözleşmenin ilgili maddelerinde belirtilen ortaklık şartlarını taşıdıklarını belirtir, Sanayi ve Ticaret Odaları ve Vergi Dairelerinden alınan belgenin aslı verilmelidir.
  • Kooperatif Birliklerinin kuruluşunda kooperatiflerin konularının aynı veya birbiri ile ilgili nitelikte olması kooperatif birliği kurulmasına ilişkin en az yedi kooperatif tarafından alınan genel kurul kararlarının Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne sunulması ve kooperatif birliğine iştirak edenlerin en az 50 pay taahhüt etmelerinin sağlanması gerekmektedir.
İzin, Tescil ve İlan için; Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından kooperatif kuruluşuna izin verildikten sonra; kooperatifin adresine kuruluş yazısı ve ekinde anasözleşme (5 adet) gönderilir. Bu gönderime müteakip bağlı bulunduğu Ticaret Sicil Memurluğuna tescil ve Ticaret Sicil gazetesine ilan ettirilir. Ticaret Sicil gazetesinde yayınlanan ilanın bir sureti Kırşehir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne gönderilir.

 YAPI KOOPERATİFLERİNİN ANASÖZLEŞME DEĞİŞİKLİĞİ İŞLEMLERİ

1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 3. maddesinin son fıkrasında belirtilen “Ana Sözleşme değişiklikleri de kuruluştaki usullere bağlıdır” hükmü uyarınca Yapı Kooperatiflerinin ana sözleşmelerinde unvan, süre, merkez ve sermaye değişikliğine ilişkin işlemler için gerekli bilgi ve belgeler:
Anasözleşmede yapılması istenen değişiklikler için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne dilekçe ile müracaat edilir.EK-8
Dilekçe ekinde;
1-) Değiştirilmesi düşünülen maddenin eski ve yeni şeklinin karşılıklı olarak altı nüsha halinde yazılmış ve yönetim kurulunca imzalanmış metni, EK-9
2-) Ana Sözleşme değişikliğinin gerekçesini içeren noter tasdikli yönetim kurulu kararı,
3-)Kooperatifin en son durumunu gösterir genel durum bilgi formu, EK-10
4-) Kooperatifin kuruluş işlemlerinin yayınlandığı Ticaret Sicili Gazetesinin aslı veya fotokopisi,
5-) Halen yürürlükte bulunan kooperatif ana sözleşmesinin Bakanlıkça onaylı aslı veya fotokopisi,
6-) Mevcut Yönetim Kuruluna ait noter onaylı imza sirküleri ve yönetim kurulu yetki belgesinin
verilmesi gerekmektedir.

Ana Sözleşmede gösterilen faaliyet süresinin değiştirilmesine ilişkin taleplerin değerlendirilmesi ile ilgili olarak kooperatifin süresinin dolmamış olması gerekmektedir. Kooperatifin süresinin dolmuş olması durumunda mahkemeden alınacak kooperatifin faaliyette olduğuna dair tespit kararının sunulması gerekmektedir.

Kooperatif merkezinin, unvanının ve her bir ortağın taahhüt edeceği pay miktarının değiştirilmesi taleplerinde, anasözleşme değişikliğine ilişkin yönetim kurulu kararında ilgili madde değişikliklerinin belirtilmiş olması gerekmektedir

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından kooperatif anasözleşme değişiklik iznini müteakip, ilk genel kurul toplantısında gündeme eklenerek görüşülüp kabul edildikten sonra genel kurul tutanağına yazılır. Bağlı bulunduğu Ticaret Sicil Memurluğuna tescil ve Ticaret Sicil gazetesine ilan ettirilir. Ticaret Sicil gazetesinde yayınlanan ilanın bir sureti Kırşehir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne gönderilir.

Iflas idaresi ücreti yazı ve tebliğ masrafı tarifesi hakkında tebliğ

12 Temmuz 2015 PAZAR
Resmî Gazete
Sayı : 29414

TEBLİĞ

Adalet Bakanlığından:
İFLAS İDARESİ ÜCRETİ, YAZI VE TEBLİĞ MASRAFI TARİFESİ
HAKKINDA TEBLİĞ

BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler ve İflâs İdaresi Ücreti
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı; 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 223 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca, iflas idarelerine ödenecek ücret tarifesini ve ücretin ödeme şeklini belirlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Tarifede yazılı iflas idaresi ücreti, iflas tasfiyesi sonuçlanıncaya kadar yapılan bütün hizmetlerin karşılığıdır. Ücretin belirlenmesinde iflas idaresi memurlarının emeği, çabası, işin önemi ve niteliği göz önünde tutulur.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 223 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca hazırlanmıştır.
Ücretin ödenmesi
MADDE 4 – (1) Ödeme, iflas idaresinin seçildiği tarihte yürürlükte bulunan Tarife hükümlerine göre yapılır. Tarife gereğince takdir olunacak ücret, iflas idare memurlarının her birine ayrı ayrı ve eşit oranda ödenir.
Ücret ödeme zamanı ve avans ödenmesi
MADDE 5 – (1) İflâs idaresinin ücreti, tasfiyenin sonunda ödenir. Ancak iflas idaresinin talebi üzerine icra hâkimi, gerektiğinde iflas dairesinin görüşünü de alarak, ücrete mahsuben makul ölçüde bir miktar avans ödenmesine karar verebilir.
Ücret miktarı
MADDE 6 – (1) İfa edecekleri hizmetler karşılığı olarak iflas idaresine; nihai hesapta adi alacaklılara ödenmesi öngörülen toplam alacak miktarı üzerinden aşağıda yazılı olan nispetler nazara alınarak ücret ödenir.
1- İlk (2600) TL için % 10
2- Sonra gelen (4.000) TL için % 8
3- Sonra gelen (7.000) TL için % 6
4- Sonra gelen (14.000) TL için % 4
5- Sonra gelen (28.000) TL için % 2
6- Sonra gelen (50.000) TL için % 1
7- (100.000) TL’den, (150.000) TL’ye kadar binde 6
8- (150.000) TL’den, (630.000) TL’ye kadar binde 2
9- (630.000) TL’den yukarısı için binde 1
(2) Rehinli alacağın paraya çevrilmesine ilişkin hizmetler için de, (sarf edilen mesai ve gayret göz önünde tutularak) tasfiye idaresine ek ücret ödenebilir. Ancak bu surette ödenecek ek ücret, rehinli alacak miktarı üzerinden yukarıdaki nispetlere göre bulunacak miktarın %25’ini geçemez.
İcra Mahkemesince ücret takdiri
MADDE 7 – (1) İcra mahkemesi, iflas idaresinin emek ve mesaisini, işin önem ve niteliğini göz önünde bulundurarak Tarifede belirtilen miktarın üç katına kadar ücret takdir edebilir.
(2) İcra mahkemesi, iflas idaresinin emek ve mesaisini, işin önem ve niteliğini göz önünde bulundurarak Tarifede belirtilen miktarların altında ücret takdir edebileceği gibi, haklı sebeplerin mevcut olması halinde ücret ödenmemesine de karar verebilir.
İstifa, azil ve ölüm gibi hâllerde ücret
MADDE 8 – (1) İflâs idare memurunun istifası, azli, ölümü gibi hâllerde ücret, o zamana kadar sarf ettiği emek ve mesaisi, işin önemi ve niteliği nazara alınarak icra hâkimince takdir olunur.
(2) Yukarıdaki fıkrada anılan boşalma hâllerinde iflas idaresinde görev alanlara, idareye katılma zamanından sonraki emek ve mesaileri nazara alınarak, yerlerine kaim oldukları şahsın bakiye ücretinden ödeme yapılır.
Konkordato hâlinde ücret
MADDE 9 – (1) Konkordato nedeniyle masa müflise intikal ettiğinde, iflas idare memurlarının o zamana kadar yukarıdaki esaslar dairesinde icra mahkemesince belirlenecek ücretleri, müflis tarafından peşinen iflas dairesine yatırılır.
İKİNCİ BÖLÜM
Masraf ve Tebligat Ücreti
Masraf ve tebligat ücreti
MADDE 10 – (1) İflâs idaresi, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kendilerine tebligat yapılmasını isteyen alacaklılardan, tasfiye sonunda mahsup ve iade edilmek üzere tahmini tebligat sayısı nazara alınarak hesaplanacak yazı ve normal tebligat masrafı toplamının üç misli kadar avansı, iflas dairesine yatırmasını ister.
Yürürlük
MADDE 11 – (1) Bu Tebliğ 15/7/2015 tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 12 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Adalet Bakanı yürütür.

Elektronik ortamda defter onayı -noter işlemleri elektronik ortama taşındı-mali Müşavir Evren özmen

11 Temmuz 2015 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 29413
YÖNETMELİK
Adalet Bakanlığından:

NOTERLİK İŞLEMLERİNİN ELEKTRONİK ORTAMDA

YAPILMASI HAKKINDA YÖNETMELİK
BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, noterlik işlemlerinin elektronik ortamda yapılmasına, saklanmasına, paylaşılmasına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile noter huzurunda veya huzurda olmadan yapılabilecek noterlik işlemleri ile 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununda tanımlanan zaman damgası kullanılmasının zorunlu olduğu noterlik işlemlerinin belirlenmesi, belirlenen bu işlemlerin elektronik ortamda yapılması, işlenmesi, saklanması, ilgili ve diğer kişi veya kurumlara elektronik ortamda gönderilmesi, Noterlik Kanununun 61 inci maddesinde düzenlenen tespit işleri ile elektronik ortamdaki durum, görüntü, işlem veya benzeri her türlü verinin tespiti işleri, elektronik ortamdan fizikî örnek çıkarılması, yabancı memleketlerde noterlik işlemlerinin elektronik ortamda yapılması için gerekli olan teknik ve idarî şartlara ilişkin usûl ve esasları kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 198/A maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Arşiv: Noterlikte yapılan işlemlere ilişkin bilgi ve belgelerin 18/9/1990 tarihli ve 20639 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Noterlik Daireleri Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak TNBBS’de saklanmasını,

b) Bakanlık: Adalet Bakanlığını,

c) Birlik: Türkiye Noterler Birliğini,

ç) Donanım: Üzerindeki verinin elektronik ortamda tespitine imkân veren cihazları,

d) Güvenli elektronik imza: 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 4 üncü maddesinde tanımlanan elektronik imzayı,

e) İlgili: Kanunun 72 nci maddesinde belirtilen belgelendirme talebinde bulunan kişiyi,

f) İz bilgisi (Log kaydı): TNBBS üzerinden yapılan tüm işlemlerin elektronik ortamda tutulan kaydını,

g) Kanun: 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununu,

ğ) KEP: 25/8/2011 tarihli ve 28036 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kayıtlı Elektronik Posta Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde tanımlanan kayıtlı elektronik posta sistemini,

h) Nitelikli elektronik sertifika: 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 9 uncu maddesinde sayılan nitelikleri haiz elektronik sertifikayı,

ı) SMS: Kısa mesaj servisini,

i) TNBBS: Türkiye Noterler Birliği Bilişim Sistemini,

j) Zaman damgası: 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan zaman damgasını,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Elektronik Ortamda Yapılacak Noterlik İşlemleri

Noterlik işlemlerinin elektronik ortamda yapılması ve güvenli elektronik imza ile zaman damgasının kullanılması

MADDE 5 – (1) Kanunda öngörülen işlemler, elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile de yapılabilir. Şu kadar ki, kanunların resmî şekle veya özel bir merasime tabi tuttuğu hukukî işlemler ile teminat sözleşmeleri güvenli elektronik imza ile gerçekleştirilemez. Güvenli elektronik imza ile yapılan tüm noterlik işlemlerinde zaman damgası kullanılır.

(2) Düzenleme şeklinde yapılması gereken işlemler ile irade beyanlarının alınmasına ilişkin işlemlerin noter huzurunda yapılması gerekir. İlgililer huzurda olmadan güvenli elektronik imzalarını kullanarak TNBBS’ye girerek işlem hazırlıklarını başlatabilir, ancak işlem noter huzurunda tamamlanır. Bu işlemler sırasında işleme katılanlar ve noter, güvenli elektronik imzalarını TNBBS sistemi üzerinde kullanırlar.

(3) Düzenleme şeklinde olmayan veya irade beyanının noter huzurunda alınması gerekmeyen işlemler TNBBS üzerinden güvenli elektronik imza ile başlatılıp, bu şekilde tamamlanabilir. Belgenin düzenlenmesi de dâhil tüm aşamalar elektronik ortamda yapılır. İşlem, noterlik ücretleri, vergi, harç ve diğer giderlerin tahsil edilmesi ile tamamlanır.

(4) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılacak noterlik işleminin bir belgeye dayanması hâlinde; belge sureti, taraflar, vekilleri veya temsilcileri tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanarak elektronik ortamda notere gönderilebilir. Gönderilen belgenin aslının ibrazının zorunlu olduğu hâller ile söz konusu belgenin TNBBS üzerinden doğrulanamaması hâlinde belge aslının fizikî olarak başvurudan sonraki üç iş günü içerisinde ve her halükârda işlem tamamlanmadan ibrazı zorunludur. Belgenin doğrulanamaması hâlinde süre, duruma ilişkin bildirimin ilgiliye noter tarafından SMS, KEP ya da TNBBS sistemi vasıtasıyla bildirimi gününden başlar. Anılan sürelerin sonunda belgenin ibraz edilmemesi hâlinde başvuru iptal edilir.

(5) Noterlik Kanununun 61 inci maddesindeki tespit işlemleri ilgilinin talep etmesi hâlinde elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile de yapılabilir.

(6) Elektronik ortamdaki bir verinin tespiti işleminde;

a) Bir donanımdaki veya internet ortamındaki verinin tespiti işlemi ile o verinin belirli bir anda ya da zaman aralığında o anki veya zaman aralığındaki hâlinin değişmez olarak belirlenmesi, tekrar edilebilir hâlde tutulması ve saklanması anlaşılır.

b) Tespit edilecek veri bir donanımda ise tespit, malikin ya da zilyedin rızasıyla noterlikte veya mahallinde yapılabilir.

c) Tespit edilecek veri internet ortamında ise tespit işlemi TNBBS kullanılarak yapılır.

ç) Elektronik ortamda yapılan tespit işlemine ilişkin tutanak noterlik mevzuatı çerçevesinde noterliğin çalışma saatlerinde düzenlenir.

Güvenli elektronik imza ile noter huzurunda olmadan yapılabilecek işlemler

MADDE 6 – (1) Aşağıdaki işlemler TNBBS üzerinde güvenli elektronik imza ile ilgililer noter huzurunda olmadan yapılabilir.

a) Çevirme işlemleri,

b) Tescil işlemleri,

c) Tespit işlemleri,

ç) Örnek verme işlemleri,

d) Defter onayları,

e) İmza onaysız ihtarname ve ihbarname.

Güvenli elektronik imza ile noter huzurunda yapılabilecek işlemler

MADDE 7 – (1) Bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde sayılanlar dışındaki işlemlerin güvenli elektronik imza ile yapılabilmesi ya da 5 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca başlatılan bir işlemin sonuçlanması ilgililerin noter huzurunda bulunması şartına bağlıdır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Elektronik Ortamda Yapılan Noterlik İşlemlerinin Güvenli Elektronik İmza ile

İşlenmesi, Kaydedilmesi, Saklanması ve Paylaşılması

Elektronik işlemler için kurulacak ve işletilecek sistem

MADDE 8 – (1) Birlik, elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile işlem yapılmasına imkân sağlayacak altyapıyı kurar ve işletir. Bu altyapının güvenli olarak kurulması ve işletilmesi için gerekli tüm tedbirleri alır.

(2) Bu Yönetmelik kapsamında diğer kurum ve kuruluşlarla yapılacak bilgi ve belge paylaşımlarında kullanım ve erişim standartları ile diğer gerekli şartlar Birlik tarafından belirlenir.

(3) TNBBS üzerinden elektronik ortamdan başvurunun başlatılması sırasında işlemin sistem tarafından herhangi bir notere yönlendirilmemesi için kişiye öncelikle istediği noteri seçme imkânı, seçtiği bir noter yok ise en yakın noterleri bulma imkânı sağlanır.

(4) İşlemlerin elektronik ortamda yürütülmesini sağlayacak yönergeleri Birlik hazırlar, bu yönergeler Birliğin resmî internet sitesinde yayımlanır.

(5) Sistem tarafından tutulacak iz bilgilerinin kapsamı Birlik tarafından belirlenir.

İşlemlerin elektronik ortamda kaydedilmesi ve saklanması

MADDE 9 – (1) İşleme katılanların tamamının güvenli elektronik imzası ile elektronik ortamda yapılan bir işlem için talep edilmedikçe fizikî olarak belge düzenlenmez ve bu işleme ilişkin olarak elektronik ortam dışında bir saklama yapılmaz. Bu kayıtlar iş sürekliliği ve bilgi güvenliğine ilişkin uluslararası kabul görmüş standartlara uygun olarak, yedekli ve güvenli bir şekilde saklanır.

(2) Birinci fıkra kapsamında kalmayan diğer noterlik işlemlerinde ise işleme ait belgenin imzaya açılan son hâli noter tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanarak TNBBS’ye kaydedilir. Belgenin ilgililerce imzalı hâli ise Noterlik Daireleri Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre saklanır.

İşlemlerin elektronik ortamda paylaşılması

MADDE 10 – (1) İşleme katılanların tamamının güvenli elektronik imzası ile yapılan işlemlere ilişkin bilgi ve belgeler gerektiğinde noterler ile diğer kişi ve kurumlarla paylaşılabilir.

(2) El ürünü imza ile hazırlanıp güvenli elektronik imza ile TNBBS’ye kaydedilen işlemlere ilişkin bilgiler gerektiğinde noterler ile diğer kişi ve kurumlarla paylaşılabilir.

(3) Birlik, noterlik işlemlerinin elektronik ortamda yapılması sırasında kişisel verilerin korunması ve bilgi güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alır.

(4) Noterlik işlemlerine ilişkin bilgi ve belgenin paylaşılmasının sağlanması için Bakanlığın görüşü alınarak Birlik tarafından ilgili kurum ve kuruluşlar ile protokol imzalanır. Paylaşıma ilişkin ücretler protokolde düzenlenir.

(5) Paylaşıma ilişkin iz bilgileri güvenliği, gizliliği ve bütünlüğü sağlanarak TNBBS’de tutulur. Saklanacak iz bilgisi içeriği Birlik tarafından belirlenir.

İlgilinin talebiyle belgenin elektronik ortamda gönderilmesi veya paylaşılması

MADDE 11 – (1) İlgilisi tarafından bir belgenin üçüncü kişi ile elektronik ortamda paylaşılmasının istenmesi durumunda belge, gerekli ücretlerin ödenmesi koşuluyla;

a) Üçüncü kişinin KEP adresine gönderilmesi,

b) Üçüncü kişinin Birlik tarafından bilgi ve belge paylaşımı için protokol imzalanan bir kurum veya kuruluş olması durumunda ilgili protokol hükümleri çerçevesinde belgeye erişim sağlanması,

c) İlgiliye erişim kodu verilmesi hâlinde bu kod ile TNBBS üzerinden erişiminin sağlanması,

yöntemlerinden biri veya birkaçı ile paylaşılır.

(2) Belgeye birinci fıkranın (c) bendinde belirlenen erişim kodu ile talep edilen üçüncü kişi yerine başka bir kişinin erişmesinden noter veya Birlik sorumlu tutulamaz.

(3) Birlik, kendi kuracağı sistem gereği ilgili kurumdan bilgi veya belge paylaşımı için, protokol imzalanmasını isteme, paylaşım alt yapısını belirleme hak ve yetkisine sahiptir. İlgili kurum veya kuruluş bu gerekleri karşılamadan bilgi ve belgenin elektronik ortamda paylaşılmasını talep edemez.

Yabancı memleketlerde noterlik işlemlerinin elektronik ortamda yapılması ve Dışişleri Bakanlığı ile bilgi ve belge paylaşımı

MADDE 12 – (1) Yabancı memleketlerde noterlik işlemleri bu Yönetmelikte gösterilen usullere göre elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile de yapılabilir, işlenebilir, saklanabilir, paylaşılabilir ve gönderilebilir.

(2) Yabancı memleketlerde noterlik işlemlerinin elektronik ortamda yapılması için sağlanması gerekli olan teknik ve idarî şartlara dair usul ve esaslar Birlik ve Dışişleri Bakanlığı arasında yapılacak protokol ile belirlenir.

(3) Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan süre ve bildirim usûlü Dışişleri Bakanlığınca belirlenir ve Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk resmî internet sitesinde ilân edilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Ortak Hükümler

Elektronik ortamda ödeme

MADDE 13 – (1) Elektronik ortamda yapılacak işlemlerden kaynaklanan noterlik işlem ücretleriyle, vergi, resim, harç ve değerli kâğıt bedellerine ve diğer giderlere ilişkin ödemelerin elektronik ortamda yapılmasına ilişkin alt yapı Birlik tarafından sağlanır.

Elektronik arşiv

MADDE 14 – (1) Bu Yönetmelik gereğince elektronik ortamda yapılan işlemlere ilişkin bilgi ve belgeler Noterlik Daireleri Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine, iş sürekliliği ve bilgi güvenliğine ilişkin uluslararası kabul görmüş standartlara uygun olarak, yedekli ve güvenli bir şekilde TNBBS’de saklanır. Belgelerin saklama süreleri de aynı Yönetmelik hükümlerine göre belge grupları esas alınarak belirlenir.

Elektronik belgeden fizikî örnek çıkarılması

MADDE 15 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerine göre işleme katılanların tamamının güvenli elektronik imzası ile imzalanan bir belgenin fizikî örneğinin çıkartılması gerektiği hâllerde belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek noter tarafından imzalanır, mühürlenir ve ilgilisine verilir.

Noterlik elektronik işlemler ücret tarifesi

MADDE 16 – (1) Bu Yönetmelik kapsamında yapılacak noterlik işlemlerinden ne kadar ücret alınacağı Kanunun 112 nci maddesi uyarınca Bakanlıkça hazırlanan tarifede gösterilir.

Noterlik Kanunu Yönetmeliğinin uygulanacağı hâller

MADDE 17 – (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hâllerde, 13/7/1976 tarihli ve 15645 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Noterlik Kanunu Yönetmeliğinin hükümleri uygulanır.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Geçiş hükümleri

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Yabancı memleketlerde, noterlik işlemlerinin elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile yapılmasına ilişkin Birlik ile Dışişleri Bakanlığı arasında yapılacak protokolde belirtilecek tarihe kadar noterlik işlemleri bu Yönetmelik uygulanmadan yapılmaya devam edilir. Gerekli altyapının sağlanamadığı dış temsilciliklerde işlemler bu Yönetmelik uygulanmadan yapılır.

Yürürlük

MADDE 18 – (1) Bu Yönetmelik 1/3/2016 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 19 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür.

 
 

Yolcu Taşıma Kooperatiflerine Ödenen Gecikme Ücretleri.

Yolcu taşıma kooperatiflerine ödenen gecikme ücretleri hk.Tarih 16/06/2015

Sayı 18008620-125[ÖZG-2013-8]-19

Kapsam 

 

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
MERSİN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)
 
 
 
Sayı
:
18008620-125[ÖZG-2013-8]-19
16/06/2015
Konu
:
Yolcu Taşıma Kooperatiflerine Ödenen Gecikme Ücretleri.
 
 
            İlgide kayıtlı özelge talep formunda, kooperatif üyelerinizin taşıma işini kendi nam ve hesabına yapan ve kendi adlarına mükellefiyetleri bulunan minibüs sahiplerinden oluştuğu, kooperatifinizin genel kurul kararına göre, minibüslerin yolcu indirme ve bindirme duraklarına gelmiş olması gereken dakikada gelmemesi halinde geciktikleri her dakika için … TL. gecikme ücreti ödedikleri belirtilerek, söz konusu gecikme ücretleri için minibüs sahipleri adına fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği, KDV oranı, Kurumlar Vergisi yönünden herhangi bir istisnanın olup olmadığı ile minibüs sahiplerinin bu faturaları Gelir Vergisi ve KDV yönünden indirim konusu yapıp yapamayacakları hususlarında bilgi verilmesi istenilmektedir.
            I – KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, kooperatiflerin ana sözleşmelerinde;
            a) Sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması,
            b) Yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden hisse verilmemesi,
            c) Yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması,
            d) Sadece ortaklarla iş görülmesi (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.)
            şartlarının yazılı bulunması ve fiilen bu şartlara uyulması halinde kooperatiflerin kurumlar vergisinden muaf tutulacakları hükme bağlanmıştır.
            Görüleceği üzere, tüketim ve taşımacılık kooperatiflerinin anılan muafiyet hükmünden yararlanması mümkün olmayıp kurumlar vergisi mükellefiyetlerinin tesisi gerekmektedir.
            Aynı Kanunun 1 inci maddesinin son fıkrasında ise kurum kazancının gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluşacağı; 6 ncı maddesinde de kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içende elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
            Ayrıca, söz konusu Kanunda, taşımacılık kooperatiflerinin üyelerinden aldıkları gecikme ücretlerinin kurumlar vergisinden istisna olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
            Buna göre, Kooperatifiniz üyelerince ödenen gecikme ücretlerinin, Kooperatifinizin kurum kazancının bir unsuru sayılarak vergiye tabi kurum kazancınıza dahil edilmesi gerekmektedir.
            II – KATMA DEĞER VERGİSİ VE VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
            3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 1/1 maddesi hükmü uyarınca kooperatiflerin ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti kapsamındaki teslim ve hizmetleri katma değer vergisine tabi bulunmaktadır.
            Dolayısıyla, Kooperatifiniz tarafından üyelerinize verilen hizmetler KDV’ye tabidir.
            Kanunun 20 nci maddesinde ise vergi matrahının, teslim ve hizmet işlemlerinin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği hükme bağlanmıştır.
            KDV oranları, KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile Kararname eki I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tespit edilmiştir.
            Aynı Kanunun 29/1-a maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
            Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, (4) numaralı bendinde de, işle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların safi kazancın tespitinde indiriminin kabul edileceği belirtilmiştir.
            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde, fatura, “…satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.” şeklinde tanımlanmış, 231 inci maddesinin 5 inci bendinde, faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı, 232 nci maddesinde ise, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin, birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere ve vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları hükme bağlanmıştır.
            Bu hükümler çerçevesinde, Kooperatifinizin genel kurulunda alınan karara istinaden üyelerinden tahsil ettiği durak gecikme bedellerinin, hizmetin karşılığını teşkil eden bedel olarak %18 oranında KDV’ye tabi tutularak minibüs sahipleri adına azami yedi gün içerisinde fatura düzenlenmesi gerekmektedir.
            Ayrıca, gerçek usulde KDV mükellefi olan üyeleriniz tarafından ödenen söz konusu gecikme ücretlerinin ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınması ve düzenlenen faturada gösterilen KDV’nin ise teslim ve hizmetlerine ilişkin olarak hesaplanan KDV’den indirimi mümkün bulunmaktadır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.

Çocuğa ödenen ücretin gider yazılıp yazılamayacağı

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup müdürlüğü)
 
 
 
Sayı
:
38418978-120[40-14/8]-128
05/02/2015
Konu
:
Çocuğa ödenen ücretin gider yazılıp yazılamayacağı
 
 
            İlgide kayıtlı özelge talep formunda, …. 1988 doğumlu oğlunuzu işyerinizde sigortalı olarak çalıştırmayı düşündüğünüz belirtilerek, çocuğunuza yapacağınız ücret ödemelerinin ticari kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Ücretin tarifi” başlıklı 61 inci maddesinde ise; “Ücret işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
            Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmü yer almıştır.
            Ayrıca, aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup, ücret sayılan ödemelerden, (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104 üncü maddelere göre gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.
            Anılan Kanunun 96 ncı maddesinde de; “Vergi tevkifatı, 94 üncü madde kapsamına giren nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.” hükmü yer almaktadır.
            Buna göre, oğlunuz adına nakden veya hesaben herhangi bir aylık veya ücret ödemesinde bulunulması ve yanınızda çalıştırdığınız oğlunuzun sigorta primlerini yatırmanız halinde ücretin ödenmiş olduğu kabul edilerek, yapmış olduğunuz ücret ödemelerinin Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddeleri gereğince gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması ve tevkif edilen vergilerin aynı Kanunun 98 inci maddesine göre muhtasar beyanname ile beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir.
            Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safı ticari kazancın tespitinde gider yazılabileceği, 41 inci maddesinin (2) numaralı bendinde ise teşebbüs sahibinin kendisine, eşine ve küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylık, ücret, ikramiye, komisyon ve tazminatların gider olarak kabul edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
            Ayrıca, 23/10/2012 tarih ve 85 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinin “10. Diğer Hususlar” başlıklı bölümünde “Çocuk veya küçük çocuk tabiri, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları ifade eder.” açıklamasına yer verilmiştir.
            Bu çerçevede, işyerinizde çalışacak …. 1988 doğumlu çocuğunuza yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde yapacağınız ücret ödemelerinin safı ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.