Mali Müşavir hangi giderleri indirim konusu yapabilir ?

T.C.

ORDU VALİLİĞİ

Defterdarlık   Gelir Müdürlüğü

Sayı

:

25953680-002-5

01/03/2016

Konu

:

Serbest Meslek Kazancından İndirilebilecek Giderler.

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Mali Müşavirlik faaliyetiniz nedeniyle gelir vergisi mükellefi olduğunuz, mesleğinizi icra ederken işyerinize ait günlük temizlik, büro malzemeleri, kırtasiye, mutfağınızda tükettiğiniz yiyecek ve içecek gibi gıda maddeleri aldığınız, bunun dışında zaman zaman doğalgaz, elektrik, su ve diğer bakım için hırdavat malzemeleri ve hizmet alışlarınızın olduğu, bu giderlerinizin genellikle fatura alma sınırlarının altında olduğu belirtilerek, bu gibi giderlerinize ait aldığınız ödeme kaydedici cihaz fişleri ve perakende satış fişlerinin serbest meslek kazanç defterine kaydedilip serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilecek gider olarak yazılıp indirim konusu yapılıp yapılamayacağı, bu belgelerdeki katma değer vergilerinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ile Sosyal Güvenlik Kurumundan emekli olduğunuz, emekli maaşınızdan işyerinizi açtığınız tarihten itibaren % 15 sosyal güvenlik destekleme primi olarak kesinti yapıldığı, yıllık kesinti tutarlarının hasılattan veya yıllık gelir vergisi beyannamesinde gelir vergisi matrahından indiriminin yapılıp yapılamayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

            GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN :

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Serbest meslek kazancının tarifi” başlıklı 65 inci maddesinde;

 

            “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

            Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”

Aynı Kanunun “Serbest Meslek Kazancının Tespiti” başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.” hükmüne yer verilmiştir.

Yine aynı Kanunun “Mesleki Giderler” başlıklı 68 inci maddesinde de, “Serbest meslek kazancının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir.

            1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgahlarının bir kısmını iş yeri olarak kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)”

8. Serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla emekli sandıklarına ödenen giriş ve emeklilik aidatları ile mesleki teşekküllere ödenen aidatlar.

…”

hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin 4 numaralı alt bendi hariç olmak üzere diğer alt bentlerine tabi çalışmaya başlayanlardan aylıklarının kesilmemesi için yazılı istekte bulunanların yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilir. Bunlardan almakta oldukları aylıklarının %15’i oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir…” denilmiş, aynı Kanunun 88 inci maddesinde ise kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarlarının, gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider yazılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan, aynı Kanunun 4 üncü maddesinde sigortalı sayılanlar, 60 ıncı maddesinde genel sağlık sigortalısı sayılanlar belirtilmiş olup, “Prim Ödeme Yükümlüsü” başlıklı 87 nci maddesinin (b) bendinde ise hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası ve isteğe bağlı sigorta bakımından prim ödeme yükümlüsü olduğu hükme bağlanmıştır.

Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan genel giderlerin, serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak indirilebilmesi için kazancın elde edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının bulunması, yapılan işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip olması gerekmektedir.

Bu düzenlemelere göre işyerinizde kullandığınız; temizlik, büro malzemeleri, kırtasiye ve işyeri mutfağında tükettiğiniz yiyecek ve içecek gibi gıda maddeleri, doğalgaz, elektrik, su ve diğer bakım için kullanılan hırdavat malzemeleri giderleri ile faaliyetinizle ilgili olarak hizmet alış giderlerinizin Gelir Vergisi Kanununun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan genel giderler kapsamında, serbest meslek faaliyetiniz dolayısıyla emekli maaşınızdan kesinti yapılması suretiyle ödenen sosyal güvenlik destek primlerinizin ise aynı fıkranın (8) numaralı bendine göre mesleki kazancın tespitinde gider olarak indirilmesi mümkün bulunmaktadır.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN :

 

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

 

– 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesindeki teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

 

– 29 uncu maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi indirebilecekleri, indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği,

 

– 34 üncü maddesinde, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV’nin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği

 

hüküm altına alınmıştır.

 

Ayrıca, KDV Genel Uygulama Tebliğinin (III/C-5.) bölümünde;

 

204 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde; “Ancak, mükelleflerin ticari faaliyetlerine ilişkin olarak; işyerlerinde kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları (Kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri gibi) ve bedeli fatura düzenleme mecburiyetini belirleyen Kanuni haddi aşmayan diğer bir anlatımla perakende satış fişi (veya yazar kasa fişi) düzenleme sınırları içinde kalan mal ve hizmet bedelleri için düzenlenen perakende satış veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak uygun görülmüştür.

 

            İşletmenin tüketimi dışında satışa konu olacak mal ve hizmetlerin alımlarında ise bedeli ne olursa olsun fatura düzenlenmesi defterlere faturalara dayanılarak kayıt yapılması gerekmektedir.

 

Ayrıca, 206 sıra numaralı Vergi Usul Genel Tebliğinin (G) bölümünde; “3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun ilgili hükümleri gereğince mükelleflerin, faaliyetleri ile ilgili olarak yapmış oldukları mal ve hizmet alımlarına ilişkin alış vesikalarında ayrıca gösterilen katma değer vergisinin, belgelerin kanuni defterlere kaydedilmiş olması şartıyla, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilmesi mümkün bulunmaktadır.

 

            Bu durumda, sözü edilen Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde gider belgesi olarak kabul edilen perakende satış veya yazar kasa fişlerinde ayrıca gösterilen katma değer vergisi, bu belgelerin kanuni defterlere de kaydedilmesi şartıyla, genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılacaktır.

 

açıklamalarına yer verilmiştir.

 

KDV mükelleflerinin işletmelerinde tüketime konu olacak kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri, gıda gibi genel giderlerin ödeme kaydedici cihaz fişi ile tevsik edilmesi mümkündür. Ancak, bunlar dışında kalan alış ve giderler ödeme kaydedici cihaz fişi ile tevsik edilemeyeceğinden, söz konusu belgelerde yer alan KDV de indirim konusu yapılamaz.

 

açıklamalarına yer verilmiştir.

 

Buna göre, serbest meslek faaliyetinizin icra edilmesi ile ilgili olmak kaydıyla yapmış olduğunuz kırtasiye, büro, temizlik malzemeleri ve gıda harcamalarına ilişkin KDV’nin yukarıda belirtilen şartlar dahilinde indirim konusu yapılması mümkündür.

 

            VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:

 

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükmüne yer verilmiş, 229 uncu maddesinde, fatura, “… satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.” şeklinde tanımlanmış, 231 inci maddesinin 5 inci bendinde, faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı, 232 nci maddesinin birinci fıkrasında; birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin, birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere ve vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları, ikinci fıkrasında, bunlar dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tespit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin 2015 takvim yılı için 880 TL’yi geçmesi veya bedeli 880 TL’den az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesinin mecbur olduğu hükmüne yer verilmiştir.

 

Öte yandan, aynı Kanunun 233 üncü maddesinde; “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin fatura vermek mecburiyetinde olmadıkları satışları ve yaptıkları işlerin bedelleri aşağıdaki vesikalardan herhangi biri ile tevsik olunur.

 

            1. Perakende satış fişleri;

 

            2. Makineli kasaların kayıt ruloları;

 

            3. Giriş ve yolcu taşıma biletleri…”

 

hükmü bulunmaktadır.

 

Öte yandan, 167 sıra numaralı Vergi Usul Genel Tebliğinde birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde beş bent halinde sayılan kimselere sattıkları emtia veya yaptıkları işler için satılan emtianın veya yapılan işin bedeli ne olursa olsun fatura vermelerinin, emtiayı satın alan veya hizmeti yaptıran bu kimselerinde fatura istemelerinin ve almalarının zorunlu olduğu ve bunlar için perakende satış fişlerinin geçerli olmayacağı açıklanmıştır.

 

Ancak, daha sonra yayımlanan 204 ve 206 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile bu düzenlemeye bazı istisnalar getirilerek, mükelleflerin ticari faaliyetlerine ilişkin olarak işyerlerinde kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları (kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri gibi) ve bedeli fatura düzenleme mecburiyetini belirleyen kanuni haddi aşmayan mal ve hizmet bedelleri için düzenlenen perakende satış veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür. İşletmenin tüketimi dışında satışa konu olacak mal ve hizmetlerin alımlarında ise bedeli ne olursa olsun fatura düzenlenmesi ve defterlere, faturalara dayanılarak kayıt yapılması gerektiği açıklanmıştır.

 

Buna göre, kırtasiye, büro, mutfak, temizlik malzemeleri ve gıda maddeleri gibi sadece iş yerinizde kullanmak ve tüketmek amacıyla satın aldığınız ve bedeli fatura düzenleme mecburiyetini belirleyen kanuni haddi aşmayan mal ve hizmet bedelleri için düzenlenen perakende satış veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi mümkün bulunmaktadır.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

ÖZEL İLETİŞİM VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 14)

İKİNCİ BÖLÜM

İnternet Servis Sağlayıcılığı Hizmetlerinde ÖİV Uygulaması

Kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmeti sunmaya yetkili işletmeciler tarafından verilen internet erişim hizmetlerinde ÖİV uygulaması

MADDE 4 – (1) Kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmeti sunan işletmeciler tarafından verilen internet erişim hizmetlerinde % 5 oranında ÖİV uygulanır.

(2) İnternet servis sağlayıcılığı hizmeti, kullanıcılara internet şebekesi üzerinden sunulan internet erişim hizmeti olarak tanımlanmaktadır. İnternet servis sağlayıcılığı hizmeti vermek üzere yetkilendirilen işletmecilere verilen internet erişim hizmeti de bu kapsamda olduğundan % 5 oranında ÖİV’ye tabidir.

Mobil elektronik haberleşme işletmecileri tarafından faturalı hat abonelerine verilen internet erişim hizmetlerinde ÖİV uygulaması

MADDE 5 – (1) Mobil elektronik haberleşme işletmecilerince faturalı hat abonelerine verilen internet erişim hizmet bedelleri üzerinden % 5 oranında ÖİV hesaplanır.

(2) Mobil elektronik haberleşme işletmecileri tarafından internet erişim hizmetleri ile diğer haberleşme hizmetlerinin birlikte verilmesi halinde her bir hizmet türüne tabi olduğu oranın uygulanabilmesi için hizmetlerin teknik olarak ayrıştırılması ve faturalarda her bir hizmet türünün ayrıca gösterilmesi gerekmektedir.

EK MALİ TABLO VERİLMESİNİN SINIRI (2016 Yılı)

EK MALİ TABLO VERİLMESİNİN SINIRI (2016 Yılı)
|————————————————|
|            | Aktif Toplamı   | Net Satışlar    |
|            | (TL)            | Toplamı (TL)    |
|————|—————–|—————–|
| 2016       | 14.074.300      | 31.275.800      |
|————————————————|

BABADAN VE EŞTEN BİRLİKTE ÖLÜM AYLIĞI ALINAMAZ-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Y21HDEsas : 2015/10274Karar : 2016/2303Tarih : 18.02.2016

Ekran Resmi 2015-12-13 23.12.49

BABADAN VE EŞTEN BİRLİKTE ÖLÜM AYLIĞI ALINAMAZ
ÖLÜM AYLIĞI

Davacı, 506 sayılı Yasa kapsamında bulunan koca ve babasından dolayı her iki ölüm aylığını alabileceğinin tespitini istemiştir.Uyuşmazlık 506 sayılı Yasa `ya kapsamında ölen koca ve babadan dolayı ayrı ayrı ölüm aylığı bağlanıp bağlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Yasanın 68/VI. Maddesi hükmüne göre, babasından ölüm aylığı alan kız çocuğunun evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanması halinde bu aylıklardan fazla olanı ödenecektir.


Davacı, eşinden dul aylığı almakta iken babasından da yetim aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

Davacı, 506 sayılı Yasa kapsamında bulunan koca ve babasından dolayı her iki ölüm aylığını alabileceğinin tespitini istemiştir.

Mahkeme davanın kabulüne karar vermiştir.

Uyuşmazlık 506 sayılı Yasa `ya kapsamında ölen koca ve babadan dolayı ayrı ayrı ölüm aylığı bağlanıp bağlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Yasanın 68/VI. Maddesi hükmüne göre, babasından ölüm aylığı alan kız çocuğunun evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanması halinde bu aylıklardan fazla olanı ödenecektir.

Öte yandan, 506 Sayılı Yasaya 02.07.2005 tarih ve 5386 sayılı Yasayla eklenen geçici 91.madde hükmü, kız çocuklarına 06.08.2003 tarihinden önce bağlanan gelir ve aylıkların kendi çalışmaları dışında sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir veya aylık almaları halinde kesilmeyeceği yönündedir.

506 sayılı Yasaya eklenen geçici 91. madde 506 sayılı Yasa`nın 68. maddesini yürürlükten kaldırmamıştır. 06.08.2003 tarihinden önce de yasal engel nedeniyle kız çocuklarına her iki aylığın bağlanması mümkün değildir. Geçici 91. maddede sözü edilen gelir ve aylıklar daha önce yasal engel bulunmaması nedeniyle iki ayrı sosyal güvenlik yasası kapsamında bağlanan aylıklardır.

Mahkemenin 506 sayılı Yasanın 68. (5510 sayılı Yasanın 54/5) maddelerini gözardı ederek, davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurması isabetsiz olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.

ÖZELGE İSTENİRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

BASIN DUYURUSU

Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde kurulan Özelge Sistemi” uygulamasına ilişkin olarak, 16/01/2010 tarihli ve 27464 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 395 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yer alan açıklamalardan hareketle bazı basın yayın organlarında gerçeği yansıtmayan beyanlar yer almıştır. Söz konusu beyanlara göre bundan böyle odalar ve birlikler gibi meslekî kuruluşların üyelerine bildirmek üzere Maliye Bakanlığı’ndan soru soramayacakları, her bir üyenin kendisinin soru sorması gerektiği, mükellefler ve mesleki kuruluşların vergi kanunlarının uygulanmasıyla ilgili Maliye Bakanlığına öneride bulunamayacakları ve mükelleflerin vergiye ilişkin olarak yapmış oldukları hataların düzeltilmesine yönelik müracaat edemeyecekleri yönünde haksız ve yanlış ithamlar yer almıştır.

Vergi Usul Kanununun 413 üncü maddesi uyarınca özelge, mükelleflerin veya vergi sorumlularının, kendi vergi durumları ve vergi uygulamaları ile ilgili olarak tereddüt ettikleri hususlar hakkında yetkili makamlardan izahat istemeleri üzerine yetkili mercilerce kendilerine verilen yazılı cevaptır. Özelgenin doğurduğu hukukî netice, mükellefin kendisine verilen cevap yönünde işlem yapması halinde, bu işlemin mevzuata aykırı olduğunun sonradan anlaşılması üzerine mükellefe vergi cezası kesilmemesidir.

Konuya ilişkin olarak yayımlanan 395 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde de bu husus açıkça vurgulanmış ve özelge talebinde bulunabilecek kişiler ile özelgenin konusu ve kapsamı açıkça belirtilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nca uygulamaya konulan yeni özelge sistemi ile şeffaflık sağlanması amaçlanmıştır. Bu amaçla, mükelleflerin özelge taleplerine ilişkin işlemlerin daha kısa süre içinde sonuçlandırılabilmesi ve uygulama birliğinin sağlanabilmesi amacıyla Başkanlık bünyesinde “Özelge Otomasyon Sistemi” kurulmuştur. Bu doğrultuda, yetkili makamlarca verilen özelgeler (Vergi mahremiyeti ile ilgili hükümler de göz önünde bulundurularak) herkese açık hale gelecektir.

Buna göre, mükellefler veya vergi sorumluları tarafından Vergi Usul Kanununun 413 üncü maddesi uyarınca yapılan izahat talepleri, Başkanlık bünyesinde oluşturulan özelge sistemine göre cevaplandırılacak, bunun dışındaki diğer kişi veya kurumlarca vergiye ilişkin konulardaki görüş isteme veya öneride bulunmaya ilişkin müracaatlar, özelge sistemine dâhil edilmeksizin Gelir İdaresi Başkanlığının yetkili birimlerince yazılı olarak cevaplandırılmaya devam edilecektir.

Bu çerçevede;

— Odalar ve birlikler gibi mesleki kuruluşlar, üyelerine bildirmek üzere özelge talebinde bulunamayacak, talep mükelleflerin kendileri tarafından yapılacaktır. Ancak bu durum, bahsedilen kuruluşların üyelerine duyurmak üzere Başkanlığımızdan görüş talep etmelerini engellememektedir. Bu müracaatlar daha önceden de olduğu gibi görüş talebi olarak değerlendirilecektir.

— Vergi uygulamalarına ilişkin olarak mükellefler ve mesleki kuruluşlarca her zaman, herhangi bir merci sınırlaması olmaksızın öneride bulunulması mümkündür.

— Mükelleflerin, vergi kanunları veya düzenlemelerine aykırılık teşkil eden uygulamaları ile ilgili olarak düzeltme talebinde bulunmaları veya pişmanlık hükümlerinden yararlanmaları, Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri ve var olan düzenlemeler çerçevesinde her zaman mümkün bulunmakta olup, bu konuda anılan Tebliğ ile herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

Bilgilerinize saygıyla duyurulur.

KOOPERATİFLER VE ÜST KURULUŞLARI YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN GENEL KURUL TOPLANTILARINA SUNACAKLARI YÖNETİM KURULU YILLIK ÇALIŞMA RAPORUNUN USUL VE ESASLARINA İLİŞKİN TEBLİĞ

11 Haziran 2008 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 26903
TEBLİĞ

Sanayi ve Ticaret Bakanlığından:

KOOPERATİFLER VE ÜST KURULUŞLARI YÖNETİM KURULU

ÜYELERİNİN GENEL KURUL TOPLANTILARINA

SUNACAKLARI YÖNETİM KURULU YILLIK

ÇALIŞMA RAPORUNUN USUL VE

ESASLARINA İLİŞKİN TEBLİĞ

 

             Amaç ve kapsam

             MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, kooperatif ortaklarının ve diğer ilgili kişi ve kuruluşların bilgilendirilmelerini sağlamak amacıyla kooperatif yönetim kurulunun genel kurul toplantısına sunacağı “Yönetim Kurulu Yıllık Çalışma Raporu”nun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

(2) Bu Tebliğ hükümleri, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa tabi olan Bakanlığımız görev alanındaki kooperatifler, kooperatif birlikleri, kooperatif merkez birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliği hakkında uygulanır.

             Hukuki dayanak

             MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 3143 sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 13 ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 86 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının 5 inci bendi hükmüne dayanılarak düzenlenmiştir.

             Yönetim kurulu yıllık çalışma raporuna ilişkin genel hükümler 

             MADDE 3 – (1) Yönetim kurulu yıllık çalışma raporunda, yanıltıcı, abartılı ve yanlış kanaat uyandırıcı, gerçeğe aykırı ifadelere yer verilemez.

(2) Bu rapor, genel kurulun yıllık toplantısından en az 15 gün öncesinden itibaren bir yıl süre ile kooperatif merkezinde ve varsa şubelerinde ortakların incelemesine sunulur. Talep eden ortaklara raporun bir sureti verilir.

(3) Bu Tebliğde belirlenen usul ve esaslara uyulmak kaydıyla raporda 4 üncü maddede yer alan kısımlara ilave bilgiler verilebilir, kooperatifin türü ve özelliği ile yapılan iş ve işlemlere göre yeni bölüm eklenebilir.

(4) Raporun, dönemi ve düzenleme tarihi belirtilir. Yönetim kurulu tarafından imzalanır.

(5) Düzenlenen rapor genel kurula sunulur ve bir nüshası kooperatifte saklanır. Bununla birlikte, rapor, genel kurul toplantı gününden itibaren en geç bir ay içinde kooperatifin ticaret siciline tescil edildiği yerdeki İl Sanayi ve Ticaret Müdürlüğüne tevdi edilir.

(6) Bu Tebliğdeki esaslara uygun olarak düzenlenmeyen yönetim kurulu yıllık çalışma raporları, genel kurullarda görüşülemez ve kabul edilemez.

             Yönetim kurulu yıllık çalışma raporunun içeriği

             MADDE 4 – (1) Yönetim kurulu yıllık çalışma raporu, içeriği aşağıda belirtilen bölümlerden oluşur.

a) Genel bilgiler bölümünde;

1) Kuruluş bilgileri, unvanı, tüzel kişilik kazandığı tarih, ticaret sicil numarası, adres, telefon, faks numaralarını, elektronik site ve elektronik posta adreslerini içeren iletişim bilgileri,

b) Yönetim ve denetim kurulu ile personel işlemleri bölümünde;

1) Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ad ve soyadları, görev dönemi, bunlara yapılan her tür ödemeler,

2) Müdür ve diğer personel ile muhasebecilerin ad ve soyadları, görev dönemi, bunlara yapılan ödemeler ve sigorta işlemleri,

3) Önceki dönem bütçe kalemlerinde belirtilen gelir ve gider rakamlarının gerçekleşme durumu,

4) Faaliyet dönemine ilişkin değerlendirme ve geleceğe yönelik beklentiler,

c) Mali durum ve muhasebe işlemleri bölümünde;

1) Bilanço ve gelir gider farkı hesabı kalemleri hakkında genel bilgiler,

2) Tutulan defterlerin türleri, noter açılış ve kapanış tasdikleri,

3) Dönem içerisinde gerçekleşen toplam gelir ve giderler,

4) Arsa, proje, inşaat, vergi ve harç, sigorta, genel gider gibi harcamalar,

5) Kullanılan banka kredilerinin tutarı, kredinin şartları ve geri ödeme durumu,

6) Belediye, vergi ve sigorta gibi kurumlar ile kişilere olan borçlar,

7) Demirbaşların alım bedeli cinsi ve adedi ile diğer araçlara ilişkin bilgiler,

ç) Ortaklık işlemleri bölümünde;

1) Mevcut ortak sayısı, dönem içerisinde kaydedilen ortak sayısı, yapı kooperatiflerinde genel kurulca belirlenen ortak sayısı, ortaklar ile ortak olmak için müracaat edenlerin kanun ve ana sözleşmede gösterilen şartları taşıyıp taşımadıkları,

2) Genel kurulca belirlenen aidat miktarı, ortaklardan yapılan aidat tahsilatı, ortakların aidat borçları,

3) Genel kurul kararı ile belirlenen gecikme faiz oranı, usul ve esasları, gecikme faizi tahakkuk ve tahsilat miktarı,

4) Hisse devirlerine ilişkin bilgiler,

5) Çıkarılan ortakların ad ve soyadları, çıkarılma sebepleri, çıkarılma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine ortak alınıp alınmadığına ilişkin işlemler,

6) İstifa, ölüm ve çıkarılma yoluyla ortaklığı sona eren kişilere yapılan ödemeler,

d) Arsa, inşaat ve ferdileşme çalışmaları bölümünde;

1) Gayrimenkul alımı ve satımında takip edilen usul ile alınacak gayrimenkulün azami fiyatı, satılacak gayrimenkulün asgari fiyatının belirlenmesine ilişkin genel kurul kararı,

2) Gayrimenkul alım ve satım tutarları,

3) Gayrimenkul alımının, kat karşılığı arsa devralınmasının tapu devri veya tapuya şerh verdirilecek bir satış vaadi sözleşmesiyle yapıldığına ilişkin açıklamalar,

4) İnşaatların yaptırılma yöntemi, mevcut konut ve işyeri sayısı, bu konularda alınan genel kurul kararları,

5) Yapılan ihaleler, imzalanan sözleşmelerin tarihi, tarafları, konusu ve bedeli,

6) Arsa ve arazinin imar durumu, plan, proje, yapı ruhsatı, alt yapı işleri, imalat ve çevre düzenleme çalışmaları,

7) İnşaat giderleri, düzenlenen hak edişler, müteahhit ve taşeronlara yapılan ödemeler,

8) İnşaat seviyesi, inşaatların tahmini tamamlanma tarihi ve maliyetleri,

9) Konutların veya işyerlerinin kesin maliyetlerinin tespiti ve ortaklara dağıtılması, ferdileşme, tapu tahsisi ve yapı kullanma izni, tasfiye gibi işlemler,

e) Hukuki faaliyetler bölümünde;

1) Genel kurul kararlarına karşı açılan itiraz davaları, ihraç kararları aleyhine açılan itiraz davaları, alacak, tespit, iptal ve tazminat davaları gibi idare ve hukuk mahkemelerinde açılan tüm davaların mahkemesi, dosya numarası, taraflarına ve aşamasına ilişkin bilgiler,

2) Kooperatif hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapılan suç duyuruları,

3) Kooperatif ile ilgili devam eden veya sonuçlanan tüm ceza davalarının mahkemesi ve dosya numaraları,

verilir.

             Yürürlük

             MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

             Yürütme

             MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Sanayi ve Ticaret Bakanı yürütür.

 

Makina alımında kullanılan krediler için bsmv istisnası getirildi-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Ekran Resmi 2016-03-27 20.54.19

İstisnadan yararlanabilecek sanayi işletmeleri

MADDE 5 – (1) Sanayi sicil belgesini haiz olmak koşuluyla gerçek veya tüzel kişilik bünyesinde faaliyette bulunan tüm sanayi işletmeleri, münhasıran imalat ve üretim faaliyetlerine ilişkin alacakları yeni (kullanılmamış) makine ve teçhizatın finansmanı için kullandıkları krediler dolayısıyla istisnadan faydalanabilecektir.

İstisna kapsamında kredi kullanılarak alınabilecek makine ve teçhizat

MADDE 6 – (1) İstisnadan yararlanabilmek için, makine ve teçhizatın münhasıran imalat ve üretim işlerinde kullanılabilecek mahiyette olması gerekmektedir. Bu kapsamda imalat ve üretimle doğrudan ilgisi olmayan büro malzemeleri, demirbaşlar, trafik tescil kuruluşlarınca tescil edilen taşıt araçları vb. makine ve teçhizat kapsamına girmez. Örneğin, tekstil ürünleri imalatı alanında faaliyet gösteren bir sanayi işletmesinin imalat konusu ile doğrudan ilgisi bulunan ve işletmenin imalat bölümünde kullanılmak üzere alınan örgü makinasının finansmanı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılabilecek; ancak, aynı işletmede kullanılmak üzere ısınma sistemine ilişkin alınan kalorifer tesisatının finansmanı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılamayacaktır.

Vergi kesintisi

Vergi kesintisi (2)

            MADDE 15- (1) Kamu idare ve kuruluşları, iktisadî kamu kuruluşları, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, ziraî kazançlarını bilânço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler; kurumlara avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben yaptıkları aşağıdaki ödemeler üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben % 15 oranında kesinti yapmak zorundadırlar:

Kurumlar vergisi kanunu madde 14-5 (5) Kooperatiflerin gelirlerinin vergi kesintisine tâbi tutulan taşınmaz kira gelirlerinden ibaret olması halinde, bu gelirler için beyanname verilmez.

(5) Kooperatiflerin gelirlerinin vergi kesintisine tâbi tutulan taşınmaz kira gelirlerinden ibaret olması halinde, bu gelirler için beyanname verilmez.

 

Ekran Resmi 2015-12-06 12.09.08
Evren ÖZMEN-Mesleki yayınlar

Beyan esası

Beyan

            Beyan esası

            MADDE 14- (1) Kurumlar vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur. Beyanname, ilgili bulunduğu hesap döneminin sonuçlarını içerir.

(2) Her mükellef vergiye tâbi kazancının tamamı için bir beyanname verir. Ancak, tüzel kişiliği bulunmayan iktisadî kamu kuruluşları ile dernek ve vakıflara ait iktisadî işletmelerden her biri için, bunların bağlı olduğu kamu tüzel kişileri ile dernek ve vakıflar tarafından ayrı beyanname verilir.

(3) Kurumlar vergisi beyannamesi, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmibeşinci günü akşamına kadar mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verilir.

(4) Mükelleflerin şubeleri, ajansları, alım-satım büro ve mağazaları, imalâthaneleri veya kendilerine bağlı diğer iş yerleri için, bunların bağımsız muhasebeleri ve ayrılmış sermayeleri olsa dahi ayrı beyanname verilmez.

(5) Kooperatiflerin gelirlerinin vergi kesintisine tâbi tutulan taşınmaz kira gelirlerinden ibaret olması halinde, bu gelirler için beyanname verilmez.

(6) Mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi, kurumun kanunî veya iş merkezinin bulunduğu yerin vergi dairesidir.

(7) Maliye Bakanlığı, mükelleflerin bağlı oldukları vergi dairelerini, kanunî veya iş merkezlerine bakmaksızın belirlemeye yetkilidir.

(8) Beyannamelerin şekil, içerik ve ekleri Maliye Bakanlığınca belirlenir. Mükellefler beyanlarını bu beyanname ile yapmak veya bu beyannamelerde yazılı bilgilere uygun olarak bildirmek zorundadır.

Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı NEDİR ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı

            MADDE 13- (1) Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.

(2) İlişkili kişi; kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi sayılır. Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulunca ilan edilen ülkelerde veya bölgelerde bulunan kişilerle yapılmış tüm işlemler, ilişkili kişilerle yapılmış sayılır.

(3) Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder. Emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt, cetvel ve belgelerin ispat edici kâğıtlar olarak saklanması zorunludur.

(4) Kurumlar, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, aşağıdaki yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit eder:

  1. a) Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi: Bir mükellefin uygulayacağı emsallere uygun satış fiyatının, karşılaştırılabilir mal veya hizmet alım ya da satımında bulunan ve aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilerin birbirleriyle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı piyasa fiyatı ile karşılaştırılarak tespit edilmesini ifade eder.
  2. b) Maliyet artı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, ilgili mal veya hizmet maliyetlerinin makul bir brüt kâr oranı kadar artırılması suretiyle hesaplanmasını ifade eder.
  3. c) Yeniden satış fiyatı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, işlem konusu mal veya hizmetlerin aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilere yeniden satılması halinde uygulanacak fiyattan, makul bir brüt satış kârı düşülerek hesaplanmasını ifade eder.

ç) Emsallere uygun fiyata yukarıdaki yöntemlerden herhangi birisi ile ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemlerin mahiyetine uygun olarak kendi belirleyeceği diğer yöntemleri kullanabilir.

(5) İlişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanacak fiyat veya bedelin tespitine ilişkin yöntemler, mükellefin talebi üzerine Maliye Bakanlığı ile anlaşılarak belirlenebilir. Bu şekilde belirlenen yöntem, üç yılı aşmamak üzere anlaşmada tespit edilen süre ve şartlar dahilinde kesinlik taşır.

 

9895

 

(6) Tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında, bu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü kazanç dağıtan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.

(7) (Ek: 4/6/2008-5766/21 md.) Tam mükellef kurumlar ile yabancı kurumların Türkiye’deki işyeri veya daimi temsilcilerinin aralarında ilişkili kişi kapsamında gerçekleştirdikleri yurt içindeki işlemler nedeniyle kazancın örtülü olarak dağıtıldığının kabulü Hazine zararının doğması şartına bağlıdır. Hazine zararından kasıt, emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen fiyat ve bedeller nedeniyle kurum ve ilişkili kişiler adına tahakkuk ettirilmesi gereken her türlü vergi toplamının eksik veya geç tahakkuk ettirilmesidir. (1)

(8) Transfer fiyatlandırması ile ilgili usûller Bakanlar Kurulunca belirlenir. (1)

 

Örtülü sermaye NEDİR ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Örtülü sermaye

              MADDE 12- (1) Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(2) Yukarıda belirtilen karşılaştırma sırasında, sadece ilişkili şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar hariç olmak üzere, ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar % 50 oranında dikkate alınır.

(3) Bu maddenin uygulanmasında;

  1. a) Ortakla ilişkili kişi, ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az % 10 oranında ortağı olduğu veya en az bu oranda oy veya kâr payı hakkına sahip olduğu bir kurumu ya da doğrudan veya dolaylı olarak, ortağın veya ortakla ilişkili bu kurumun sermayesinin, oy veya kâr payı hakkına sahip hisselerinin en az % 10’unu elinde bulunduran bir gerçek kişi veya kurumu,
  2. b) Öz sermaye, kurumun Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit edilmiş hesap dönemi başındaki öz sermayesini,

ifade eder.

(4) Kurumların İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisselerinin edinilmesi durumunda, söz konusu hisse nedeniyle ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılanlardan temin edilen borçlanmalarda en az % 10 ortaklık payı aranır.

(5) Yukarıda belirtilen oranlar, borç veren ortaklar ve ortakların ilişkide bulunduğu kişiler için topluca dikkate alınır.

(6) Aşağıda sayılan borçlanmalar örtülü sermaye sayılmaz:

  1. a) Kurumların ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin sağladığı gayrinakdî teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden yapılan borçlanmalar.
  2. b) Kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı şartlarla kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmalar.
  3. c) 5411 sayılı Bankacılık Kanununa göre faaliyette bulunan bankalar tarafından yapılan borçlanmalar.

ç) 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu kapsamında faaliyet gösteren finansal kiralama şirketleri, 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında faaliyet gösteren finansman ve faktoring şirketleri ile ipotek finansman kuruluşlarının bu faaliyetleriyle ilgili olarak ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan bankalardan yaptıkları borçlanmalar.

(7) Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.

 

Kurumlar vergisi matrahında indirim konusu yapılmayan giderler nelerdir ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Kabul edilmeyen indirimler

              MADDE 11- (1) Kurum kazancının tespitinde aşağıdaki indirimlerin yapılması kabul edilmez:

  1. a) Öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizler.
  2. b) Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderler.
  3. c) Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar.

ç) Her ne şekilde ve ne isimle olursa olsun ayrılan yedek akçeler (Türk Ticaret Kanununa, kurumların kuruluş kanunlarına, tüzüklerine, ana statülerine veya sözleşmelerine göre safî kazançlardan ayırdıkları tüm yedek akçeler ile Bankacılık Kanununa göre bankaların ayırdıkları genel karşılıklar dahil).

  1. d) Bu Kanuna göre hesaplanan kurumlar vergisi ile her türlü para cezaları, vergi cezaları, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizleri.
  2. e) Kanunlarla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak tespit edilen hadler saklı kalmak kaydıyla, menkul kıymetlerin itibarî değerlerinin altında ihracından doğan zararlar ile bu menkul kıymetlere ilişkin olarak ödenen komisyonlar ve benzeri her türlü giderler.

________________

(1) 31/5/2012 tarihli ve 6322 sayılı Kanunun 36 ncı maddesiyle bu bentte yer alan “Türkiye Kızılay Derneğine” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Türkiye Yeşilay Cemiyetine” ibaresi eklenmiştir.

 

9892-2

 

  1. f) Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan; yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz taşıtları ile uçak, helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ve amortismanları.
  2. g) Sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddî ve manevî zarar tazminat giderleri.
  3. h) Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddî ve manevî zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri.

ı) Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin % 50’si. Bakanlar Kurulu bu oranı % 100’e kadar artırmaya veya sıfıra kadar indirmeye yetkilidir.

  1. i) (Ek: 31/5/2012-6322/37 md.) Kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’unu aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan kısmı. Belirlenecek oranı sektörler itibarıyla farklılaştırmaya Bakanlar Kurulu, bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. (1)

İMES TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTASI

İstanbul Anadolu Yakası’ndaki organize sanayi şirketleri ve Medical Park Hastaneler Grubu,sağlık alanında dev bir işbirliğine imza attı. ’Herkes İçin Sağlık’ felsefesiyle 17 ilde 25 hastaneyle faaliyet gösteren Medical Park, BTNsigorta işbirliğiyle Anadolu Yakası’ndaki 100 bin organize sanayi çalışanı ve ailesine sağlık hizmeti verecek.
BTN Sigorta ve İstanbul Anadolu Yakası’ndaki organize sanayi siteleri arasında Tamamlayıcı Sağlık Sigortası anlaşması yapıldı. İMES Sanayi Sitesi’nde imzalanan protokolle, Anadolu Yakası Organize Sanayi Bölgeleri çalışanları ve aileleri, Medical Park hastanelerinde ayaktan ve yatarak tedavi hizmetlerinden fark ödemeden faydalanacak.
Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu’nun huzurunda gerçekleştirilen Tamamlayıcı Sağlık Sigortası protokolü imza törenine, Medical Park Hastaneler GrubuYönetim Kurulu Başkanı Dr.Muharrem Usta,İMES Sanayi Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akar,Anadolu yakasındaki pek çok Organize Sanayi Bölgesi ve Sanayi Sitelerinin başkan ve yöneticileri, protokol kapsamındaki ekonomi gazetecilerini temsilen Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak,BTN Sigorta Genel Müdürü Dr. Ruhsan Gezgin ileBTN Sigorta’nın çözüm ortakları Halk Sigorta Genel Müdürü Bülent Somuncu ve Güneş Sigorta Genel Müdürü Serhat Süreyya Çetin katıldı.
’’ÖZEL SEKTÖRE KARŞI OLUMSUZ BAKIŞIMIZ YOK’’
Medical Park Hastaneler Grubu’na ve İMES’e teşekkür ederek konuşmasına başlayan Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu,şunları söyledi:
“Özel sektörle sağlık hizmetlerini buluşturan ve sağlık hizmetlerinin genel kapsayıcı sağlık sigortası dışında,’Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’ boyutuyla Medical Park Grubu ile İMES’in yaptığı protokolün ülkemizin sağlık hizmetleri dinamiklerine ayrı katkı ve boyut kazandıracağına inanıyorum. Hayırlı uğurlu olsun diyorum. ’Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nın sağlık hizmetleri alımında sağlayacağı, gerek ekonomik gerek psikolojik gerekse özgüven anlamında ilave desteklerinden dolayı kendilerini tebrik ediyorum. Şu anlamda iddiamızdan vazgeçmiyoruz: Bizim şehir hastanelerimiz en az Medical Park Grubu kadar kaliteli, standardı yüksek hizmetler veriyor. Özel sağlık sektörüne karşı olumsuz bakışımız yok. Güçlü rekabet anlayışımızdan asla vazgeçmedik ve vazgeçmeyeceğiz. Sağlık turizmini onlarla beraber yapacağız, millete hizmeti onlarla beraber yapacağız. Üniversitelerimiz bilimsel anlamda çok daha iyi noktaya taşımasında ve Türkiye’nin tıp biliminde alanında dünya ile yarışacak noktaya gitmesinde yanında olacağız. Aramızdaki tatlı rekabet ile bu ülkeye ve millete, sağlık olduğu içinde tüm insanlığa daha güçlü hizmetler yapabilmeği birlikte başaracağız. Artık Türkiye olarak sağlık turizminde önemli bir ülkeyiz. 2000’lerin başında bu ülkenin 100 bin ‘çok ciddi ekonomik imkanları olan’ insanı teşhis ve tedavi için yurt dışına giderken 2015 yılı itibariyle 500 bin yabancı sağlık hizmeti almaya geldi. Bu anlamda ülkemize yaklaşık 3 milyar dolarlık bir döviz bıraktılar. Türkiye’nin bu potansiyelini 2019’lı yıllarda 9-10 milyar dolarlara, 2023’te de 20 milyar dolarlara çıkarmayı planlıyoruz. ’’
’’SAĞLIK SEKTÖRÜ TÜRKİYE’DE 15 YILDA ÇAĞ ATLADI’’
İmza töreninde bir konuşma yapan Medical Park Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Usta, ’’bugün bizi burada buluşturan sağlık ve sanayi konulu Gündem gerçekten çok önemli. Türkiye’mizin gelişmesi ve kalkınması için en önemli etkenlerden birisi doğal olarak sanayi ve üretimdir. Birlikte yapmakta olduğumuz bu projede, İMES’in yönetime, İMES sanayi bölgesindeki bütün üreticilere katkılarından dolayı teşekkür ederim. Sağlık bizimde içinde bulunduğumuz ve son 15 yıla baktığımızda Türkiye’de çağ atlayan bir hizmet sektörü. Geriye dönüp baktığımızda, ülkemizdeki sağlığın çıtasının gerçekten dünyanın en iyi ülkeler seviyesine çıkmasına katkı sağmış olan hükümetimize, Cumhurbaşkanımıza, sağlığın içinde olan bakanlarımıza, Sayın Bakan Dr. Mehmet Müezzinoğlu’na şükranlarımı sunmak istiyorum. Çünkü sağlık bir ülkenin medeniyetinin en önemli işaretlerinden birisidir. Sağlık gelişirken doğası gereği sigortacılık sistemi bunun olmazsa olmazı. Ülkemizdeki sigortacılık sistemi yine dünyadaki örnek sistemlerden birisidir. Nüfusun tamamını kapsayan bir sigortacılık sistemi birçok ülkenin imrendiği sistemdir. Ülkemizde bunu başarabilmek adına çok hızlı, olağanüstü adımlar atıldı ve bugüne geldik. İşin bir ucunda da ’Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’ diye bir kavram var. Bu kavramla ilgili buradaki sanayicilerimiz ve onlarla birlikte emek veren tüm çalışanlarımızın içinde bulunduğu o büyük organizasyon BTN Sigorta, Halk Sigorta, Güneş Sigorta ve Medical Park’ın da içinde bulunduğu yapıyla, ’Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’ ile daha da derin nefes alacak. Bütün bunların hepsi ülkemizin geldiği seviyeyi gösteriyor” dedi.
Medical Park Hastaneler Grubu olarak hedeflerinin her zaman Türkiye’de tüm kişilerin sağlık hizmetlerinden eşit kalitede yararlanmasını sağlamak olduğunu belirten Usta, sözlerine şöyle devam etti:
“Sektörde bugüne dek pek çok uygulamaya öncülük ettik, ilklere imza attık. Türkiye sağlık sektöründe çığır açan Tamamlayıcı Sağlık Uygulaması da, ilk kez 4 yıl önce grubumuz hastanelerinde hayata geçti. Bugün ise bu alanda yepyeni bir adım atmanın gururunu yaşıyoruz. Yapılan bu anlaşmayla, yaklaşık 100 bin organize sanayi çalışanı ve ailesi, hastanelerimizde ayaktan ve yatarak sağlık hizmetlerinden fark ödemeden yararlanacak. Bu protokolün herkese hayırlı uğurlu olmasını ve ülkemizin için önemli olan ’Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’ gelişimine katkı sağlamasını diliyorum’’ diye konuştu.
’’SANAYİCİLERİMİZİN VE ÇALIŞANLARIMIZIN ALIN TERLERİNİ SAĞLIKLA TAÇLANDIRIYORUZ’’
Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Protokolü’ne ev sahipliği yapan İMES Sanayi Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akar törende şöyle konuştu: ’’Türk sanayisinin en önemli kilometre taşlarından biri olan İMES’de sizleri misafir etmekten büyük mutluluk duyuyor ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hiç şüphesiz ki ülkemizin gelişmesi ve kalkınmasında ekonomimizin vazgeçilmez parçası olan KOBİ’lerimizin büyük emeği,çabası ve alınteri vardır. İMES’in içinde yer aldığı DES ve KADOSAN fabrikalar bölgesi ile Dudullu Sanayi Bölgesi, komşu sanayi sitelerimiz ülkemizin her zaman önemli üretim merkezlerinden olmuştur. Bugün üretim, istihdam, ihracatlarımızın yüzakı olmuş sanayicilerimizin ve çalışanlarımızın alın terlerini sağlıkla taçlandırıyoruz. Sayın Bakanımızın huzuru ile onurlandırdığı çalışanlarımızın sosyal hayatlarına değer katmak için ’Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’ protokolüne imza attık. Hükümetimizin ve Bakanlığımızın emek ve gayretleriyle son 10 yılda sağlık alanında ülkemiz pek çok Avrupa ülkesinin gıpta ettiği seviyeye gelmiştir. Bu konudaki yoğun mesaisine bizzat şahit olduğum Sayın Bakanımıza şükranlarımı sunuyorum. Uzunca süre üzerinde çalışarak bu sigorta paketi üzerinde emeği geçen tüm arkadaşlarıma, Medical Park yönetim kuruluna, yöneticilere, taleplerine çözüm sunan Güneş ve Halk Sigorta idarecilerine teşekkürü borç bilirim. Protokolün hayırlara vesile olmasını diliyorum.’’
DOKTORDAN DOKTORA PLAKET
İmza töreni bitiminde Medical Park Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Muharrem Usta tarafından Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu’na bir katılım plaketi armağan edildi. Sağlık Bakanı Dr. Müezzinoğlu’nun da aralarında bulunduğu davetliler, daha sonra İMES’teki Kızılay eğitim ve Lojistik Merkezi ve İMES Enver- Suna Akın Kan Alma Birimi’nin açılış törenlerine katıldı.

KİRACININ AİDAT SORUMLULUĞUNUN KAPSAMI NEDİR ?-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Kat Mülkiyeti Kanununun 22.maddesine göre, kat malikinin 20. madde uyarınca payına düşecek gider ve avans borcundan ve gecikme tazminatından, bağımsız bölümlerin birinde kira aktine, oturma (sükna) hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı bir şekilde faydalananlar müştereken ve müteselsilen sorumludur. Ancak kiracının sorumluluğu, ödemekle yükümlü olduğu kira miktarıyla sınırlı olup, yaptığı ödeme kira borcundan düşülecektir.

Ekran Resmi 2016-01-27 07.07.06

Kooperatiften kira tazminatı istenebilir mi ?-ÖZMEN MALİ MÜŞAVİRLİK

Ekran Resmi 2015-11-21 18.57.53
ÖZMEN MÜŞAVİRLİK


Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda,
  Dosya kapsamına göre;
Dava tarihi itibariyle davacının davalı kooperatife borcunun bulunması nedeniyle adına tescil isteyemeyeceği, ancak kendisine taşınmaz tahsis edilemediğinden bahisle tazminat talep edebileceği, hesaplanan tazminat miktarının 18.969,55 TL olduğu, davacının, dava konusu edilen taşınmazdan istifade edememesinin söz konusu olmadığından kira tazminatı talep edemeyeceği, ayrıca davacının manevi tazminat şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle, tapu iptali ve tescil ile kira tazminatı ve manevi tazminat taleplerinin reddine, konut yerine tazminat isteminin kabulü ile, 18.969,55 TL`nin davalı kooperatiften tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ile davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı vekili ile davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.