Kooperatif nasıl kapatılır ?-Kemal özmen

A. DAĞILMA SEBEPLERİ (3476 sayılı kanunun 20’nci maddesi ile değişik)
Madde 81 – Kooperatif:
1. Anasözleşme gereğince,
2. Genel Kurul kararı ile,
3. İflasın açılmasıyla,
4. Kanunlarda öngörülen diğer hallerde, ilgili bakanlığın mahkemeden alacağı karar üzerine,
5. Diğer bir kooperatifle birleşmesi veya devralınması suretiyle,
6. Üç yıl olağan genel kurulunu yapmaması halinde,
7. Amacına ulaşma imkanının bulunmadığının ilgili Bakanlıkça tespiti halinde mahkemeden alacağı kararla,
dağılır.
Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır. Ancak tescil tarihinden itibaren 6 ay içerisinde usulüne uygun şekilde anasözleşme değişikliği yapılarak kooperatifin amacının değiştirilmesi halinde dağılmaya ilişkin hüküm uygulanmaz. Konut kooperatiflerinde yapı kullanma izninin alınmasını müteakip en geç bir yıl içinde ortakların Kat Mülkiyeti Kanununa göre ferdi münasebet işleri sonuçlandırılır.
Mahkemece veya genel kurulca tasfiye memurları seçilmediği takdirde tasfiye işlerini yönetim kurulu yapar. Tasfiye kurulu üyelerine, atamayı yapan merci tarafından tespit edilecek miktarda ücret ödenir.
Anasözleşme ile özel bir nisap belirlenmemiş ise, tasfiye halinde kooperatiflerin genel kurul toplantılarında nisap aranmaz. Kararlar oy çokluğu ile verilir.
Tasfiye kurulunun görevleri anasözleşmede gösterilir.
Tasfiye kurulu üyeleri, tasfiye işlerinin biran önce bitirilmesi için çalışmakla yükümlüdür.
56 ncı maddenin 1 inci fıkrasının 3 üncü bendi ile 62 nci madde hükümleri tasfiye kurulu üyeleri hakkında da uygulanır.
B. TİCARET SİCİLİNE BİLDİRME
Madde 82 – İflastan gayrı hallerde kooperatifin dağılması, yetkili organlar tarafından Ticaret Siciline tescil ile ilan ettirilir. Yetkili organların kimler olacağı Anasözleşmede gösterilir.

Kooperatifin feshi-Kemal özmen

A. DAĞILMA SEBEPLERİ (3476 sayılı kanunun 20’nci maddesi ile değişik)
Madde 81 – Kooperatif:
1. Anasözleşme gereğince,
2. Genel Kurul kararı ile,
3. İflasın açılmasıyla,
4. Kanunlarda öngörülen diğer hallerde, ilgili bakanlığın mahkemeden alacağı karar üzerine,
5. Diğer bir kooperatifle birleşmesi veya devralınması suretiyle,
6. Üç yıl olağan genel kurulunu yapmaması halinde,
7. Amacına ulaşma imkanının bulunmadığının ilgili Bakanlıkça tespiti halinde mahkemeden alacağı kararla,
dağılır.
Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır. Ancak tescil tarihinden itibaren 6 ay içerisinde usulüne uygun şekilde anasözleşme değişikliği yapılarak kooperatifin amacının değiştirilmesi halinde dağılmaya ilişkin hüküm uygulanmaz. Konut kooperatiflerinde yapı kullanma izninin alınmasını müteakip en geç bir yıl içinde ortakların Kat Mülkiyeti Kanununa göre ferdi münasebet işleri sonuçlandırılır.
Mahkemece veya genel kurulca tasfiye memurları seçilmediği takdirde tasfiye işlerini yönetim kurulu yapar. Tasfiye kurulu üyelerine, atamayı yapan merci tarafından tespit edilecek miktarda ücret ödenir.
Anasözleşme ile özel bir nisap belirlenmemiş ise, tasfiye halinde kooperatiflerin genel kurul toplantılarında nisap aranmaz. Kararlar oy çokluğu ile verilir.
Tasfiye kurulunun görevleri anasözleşmede gösterilir.
Tasfiye kurulu üyeleri, tasfiye işlerinin biran önce bitirilmesi için çalışmakla yükümlüdür.
56 ncı maddenin 1 inci fıkrasının 3 üncü bendi ile 62 nci madde hükümleri tasfiye kurulu üyeleri hakkında da uygulanır.
B. TİCARET SİCİLİNE BİLDİRME
Madde 82 – İflastan gayrı hallerde kooperatifin dağılması, yetkili organlar tarafından Ticaret Siciline tescil ile ilan ettirilir. Yetkili organların kimler olacağı Anasözleşmede gösterilir.

kooperatifin feshi davası,kooperatifin feshi dava dilekçesi,kooperatifin feshi ve mahkeme durumukooperatifin feshi dava,

kooperatifin feshi davası
kooperatifin feshi dava dilekçesi
kooperatifin feshi ve mahkeme durumu
kooperatifin feshi dava
kooperatifin taşınmazlarının devri
tasfiye halindeki kooperatifin satılması
tasfiye feshi
konut yapı kooperatifleri feshi
A. DAĞILMA SEBEPLERİ (3476 sayılı kanunun 20’nci maddesi ile değişik)
Madde 81 – Kooperatif:
1. Anasözleşme gereğince,
2. Genel Kurul kararı ile,
3. İflasın açılmasıyla,
4. Kanunlarda öngörülen diğer hallerde, ilgili bakanlığın mahkemeden alacağı karar üzerine,
5. Diğer bir kooperatifle birleşmesi veya devralınması suretiyle,
6. Üç yıl olağan genel kurulunu yapmaması halinde,
7. Amacına ulaşma imkanının bulunmadığının ilgili Bakanlıkça tespiti halinde mahkemeden alacağı kararla,
dağılır.
Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır. Ancak tescil tarihinden itibaren 6 ay içerisinde usulüne uygun şekilde anasözleşme değişikliği yapılarak kooperatifin amacının değiştirilmesi halinde dağılmaya ilişkin hüküm uygulanmaz. Konut kooperatiflerinde yapı kullanma izninin alınmasını müteakip en geç bir yıl içinde ortakların Kat Mülkiyeti Kanununa göre ferdi münasebet işleri sonuçlandırılır.
Mahkemece veya genel kurulca tasfiye memurları seçilmediği takdirde tasfiye işlerini yönetim kurulu yapar. Tasfiye kurulu üyelerine, atamayı yapan merci tarafından tespit edilecek miktarda ücret ödenir.
Anasözleşme ile özel bir nisap belirlenmemiş ise, tasfiye halinde kooperatiflerin genel kurul toplantılarında nisap aranmaz. Kararlar oy çokluğu ile verilir.
Tasfiye kurulunun görevleri anasözleşmede gösterilir.
Tasfiye kurulu üyeleri, tasfiye işlerinin biran önce bitirilmesi için çalışmakla yükümlüdür.
56 ncı maddenin 1 inci fıkrasının 3 üncü bendi ile 62 nci madde hükümleri tasfiye kurulu üyeleri hakkında da uygulanır.
B. TİCARET SİCİLİNE BİLDİRME
Madde 82 – İflastan gayrı hallerde kooperatifin dağılması, yetkili organlar tarafından Ticaret Siciline tescil ile ilan ettirilir. Yetkili organların kimler olacağı Anasözleşmede gösterilir.

kooperatiflere yapılan teslimlerde kdv iadesi-Kemal özmen

kooperatiflere yapılan teslimlerde kdv iadesi

Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde katma değer vergisi (KDV) istisnası ve indirimli KDV oranı uygulaması hakkında.

Tarih 07/05/2010
Sayı KDVK-56/2010-4
Kapsam

T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı

KATMA DEĞER VERGİSİ SİRKÜLERİ/56

Konusu : Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde katma değer vergisi (KDV) istisnası ve indirimli KDV oranı uygulaması hakkında.
Tarihi : 7/5 /2010
Sayısı : KDVK-56/2010-4
İlgili Olduğu Maddeler ve Tebliğler : KDV Kanununun 1/1, 28, 29/2 ve geçici 15 inci maddeleri.

A. Giriş

Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna ve indirimli oranda KDV uygulaması konusunda 49, 66 ve 106 Seri No.lu KDV Genel Tebliğleri ile 5 No.lu KDV Sirkülerinde gerekli açıklamalar yapılmıştır.

Ancak Başkanlığımıza intikal eden olaylardan, bahsi geçen konuyla ilgili işlemlerin niteliğinin belirlenmesi konusunda tereddütler yaşandığı anlaşılmış olup, konuyla ilgili olarak aşağıdaki açıklamaların yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

B. Konuyla İlgili Yasal Hüküm ve Düzenlemeler

KDV Kanununun geçici 15 inci maddesi ile 29/7/1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri KDV’den istisna edilmiştir.

29/7/1998 tarihinden sonra bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak “konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri” ise 30/12/2007 tarih ve 26742 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine ekli (I) sayılı listenin 12 nci sırası uyarınca % 1 oranında KDV’ye tabidir.

Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde KDV uygulamasına ilişkin açıklamalara 49, 66 ve 106 Seri No.lu KDV Genel Tebliğleri ile 5 No.lu KDV Sirkülerinde yer verilmiştir.

C. İstisna veya İndirimli Oran Uygulamasından Yararlanacak İnşaat İşleri

Yukarıda belirtilen düzenlemelere göre konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli oran uygulanabilmesi için;

– Kooperatifin konut yapı kooperatifi statüsünde olması,

– İşin konut yapı kooperatifine yapılması,

– Yapılan işin inşaat işi olması ve taahhüde dayanması

şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

İşin konut yapı kooperatifine yapılmasına ilişkin şartın gerçekleşip gerçekleşmediği, yapı ruhsatının münhasıran konut yapı kooperatifi adına düzenlenmiş olmasına (bir başka deyişle, ruhsatın “yapı sahibi” bölümünde yalnızca konut yapı kooperatifinin adına yer verilmiş olmasına) göre belirlenecektir.

D. Değerlendirme ve Sonuç

Yapı ruhsatının “yapı sahibi” bölümünde adı yer alan konut yapı kooperatiflerine verilecek inşaat taahhüt işleri, bu bölümde başkaca bir gerçek ya da tüzel kişinin adına yer verilmemiş olmak ve yukarıda sayılan diğer şartları taşımak kaydıyla istisna veya indirimli oran uygulamasından yararlanacaktır.

Yapı ruhsatının “yapı sahibi” bölümünde adı bulunmamasına rağmen “yapı müteahhidi” bölümünde adı yer alan bir konut yapı kooperatifine yapılan inşaat taahhüt işlerinde ise “işin konut yapı kooperatifine yapılması”na yönelik şart gerçekleşmediğinden istisna ya da indirimli oran uygulanmayacaktır.

Öte yandan, kat karşılığı inşaat işlerinde iki ayrı teslim (birincisi arsa sahibinin müteahhide arsa teslimi, ikincisi müteahhidin arsa sahibine konut teslimi) söz konusudur. Dolayısıyla, bu kapsamdaki işlemler teslim mahiyetinde olduğundan kat karşılığı inşaat işlerinde konut yapı kooperatiflerine ifa edilen bir inşaat taahhüt işinden söz edilemez. Örneğin, yapı ruhsatında adı “yapı sahibi” bölümünde yer alan bir konut yapı kooperatifinin, adı “yapı müteahhidi” bölümünde yer alan bir konut yapı kooperatifi ile kat karşılığı anlaşması durumunda yapı sahibi kooperatife konut teslimi söz konusu olduğundan istisna ya da indirimli oran uygulamasından söz edilemeyecektir. Bina inşaat ruhsatının “yapı müteahhidi” bölümünde adı yer alan konut yapı kooperatifine bu kapsamda ifa edilen inşaat taahhüt işleri ise, işin sahibi söz konusu konut yapı kooperatifi olmadığından ve dolayısıyla “işin konut yapı kooperatifine yapılması”na yönelik şart gerçekleşmediğinden genel hükümler çerçevesinde KDV’ye tabi olacaktır.

Diğer taraftan, 106 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (B) bölümünün yürütmesi, Danıştay 4 üncü Dairesinin 27/11/2008 tarih ve 2008/2158 Esas No.lu Kararı ile durdurulduğundan, konut yapı kooperatiflerine ifa edilecek inşaat taahhüt işlerinde istisna ya da indirimli oran uygulamasında “inşaatın yapıldığı arsanın tapu sicilinde inşaat taahhüt hizmetini alan kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olması” şartı ayrıca aranmayacaktır.

Buna göre, yukarıda açıklanan şartlar çerçevesinde, konut yapı kooperatiflerine ifa edilecek inşaat taahhüt işleri, bina inşaat ruhsatının 29/7/1998 tarihinden önce alınmış olması halinde KDV’den istisna tutulacak, bina inşaat ruhsatı bu tarihten sonra alınmışsa %1 oranında KDV’ye tabi olacaktır.

Ancak inşaat yapı ruhsatının münhasıran konut yapı kooperatifi adına düzenlenmediği durumlarda, söz konusu kooperatiflere verilecek inşaat taahhüt işlerinde istisna ya da indirimli oranda KDV uygulanması mümkün bulunmadığından bu kooperatiflere yapılacak teslim ve hizmetler, söz konusu teslim ve hizmetler için belirlenen oranlarda KDV’ye tabi tutulacaktır.

Duyurulur.

Mehmet KİLCİ

Gelir İdaresi Başkanı

kooperatiflere yapılan mal teslimlerinde kdv-Kemal özmen

kooperatiflere yapılan mal teslimlerinde kdv
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu’nun 1/1.maddesinde; Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesindeki teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu, 2. maddesinin 1. fıkrasında; teslimin, bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesi olduğu, 5. fıkrasında ise; trampanın iki ayrı teslim olduğu,

Kanunun 10. maddesinin (a) bendinde; mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde malın teslimi veya hizmetin yapılması anında, (b) bendinde; malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geleceği hükme bağlanmıştır.

Bilindiği üzere, gayrimenkullerde mülkiyetin devri esas itibariyle tapuda alıcı adına tescil suretiyle gerçekleşmektedir. Tapuda alıcı adına tescil yapılmayan ancak fiili olarak teslim edilerek alıcının malik gibi kullandığı gayrimenkullerde, gayrimenkulün teslimi ile KDV doğmaktadır.

Arsa karşılığı inşaat işinde ise iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından müteahhide arsa teslimi; ikincisi ise müteahhit tarafından arsaya karşılık olarak arsa sahibine verilen konut veya iş yeri teslimidir. Karşılıklı olarak gerçekleşen bu teslimlerin her birinin KDV karşısındaki durumu aşağıda açıklanmıştır.

1- Arsa sahibi tarafından müteahhide arsa teslimi;

Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutad ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, konut veya iş yeri karşılığı müteahhide yapılan bu arsa teslimi KDV’ye tabidir.

Ancak arsa sahibinin, gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde, arızi bir faaliyet olarak arsasını daire veya işyeri karşılığında müteahhide tesliminde vergi uygulanmayacaktır.

2- Müteahhit tarafından arsa sahibine konut veya iş yeri teslimi;

KDV Kanunu’nun Geçici 8. maddesi gereğince, 150 m2’ye kadar konutların teslimi KDV’den istisna edilmiş, 4369 sayılı Kanunun 60. maddesiyle (01.08.1998 tarihinden geçerli olmak üzere) KDV Kanunu’nun 17. maddesinin 4. bendine eklenen (k) fıkrası ile de konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri KDV’den istisna edilmiştir.

Bu nedenle, müteahhit tarafından arsa sahibine arsanın karşılığı olarak yapılan konut teslimlerinde istisnanın kapsamına göre KDV uygulanmayacak, işyeri teslimlerinde ise emsal bedel üzerinden KDV uygulanacaktır.

KDV Kanunu’nun 17/4-k maddesinde yer alan “ile konut yapı kooperatiflerinin üyelerine konut teslimleri” ibaresi, 5904 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 13. maddesi ile madde metninden çıkarılmış, ancak aynı Kanunun 16. maddesi ile KDV Kanununa eklenen Geçici 28. madde ile 03.07.2009 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince üyelerine yapılan konut teslimleri KDV’den istisna edilmiştir.

Diğer taraftan, 49 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin, “ İstisna Kapsamına Girmeyen İşlemler” başlıklı (c) bendinde; konut yapı kooperatiflerine yapılan ve inşaat işi niteliğinde olmayan veya taahhüde dayanmayan hizmet ifaları ile her türlü mal teslimlerinin istisnadan yararlanamayacağı, dolayısıyla bu teslim ve hizmetlerin genel hükümlere göre katma değer vergisine tabi olacağı belirtilmiştir.

Benzer konuda Bakanlık Makamı’ndan alınan 11.07.2008 tarih ve 70075 sayılı yazıda;

“Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununa 4369 sayılı Kanunla eklenen Geçici 15 inci maddede; 4369 sayılı Kanunun yayımlandığı 29/07/1998 tarihinden önce inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinin KDV’den istisna olduğu hükme bağlanmış, konu ile ilgili gerekli açıklamalar 49 ve 66 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerinde yapılmıştır. 2002/4480 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki (I) sayılı listenin 12 nci sırası ile konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri %1 oranında katma değer vergisine tabi tutulmuş, bu uygulama, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki (1) sayılı listenin 12 nci sırasında da aynen korunmuştur.

Konuya ilişkin tereddütlerin ortadan kaldırılması ve uygulamada işleme taraf olanların mağdur edilmemesi amacıyla yayımlanan 5 No.lu KDV Sirkülerinde, istisna ve indirimli oran uygulamasından faydalanabilmek için diğer şartların yanında inşaat ruhsatının münhasıran konut yapı kooperatifi adına düzenlenmiş olması gerektiği açıklanmıştır. Ancak, Sirkülerdeki bu düzenleme yargıya intikal etmiş; Danıştay 4. Dairesinin 31.10.2006 tarihli kararıyla, sirkülerde yer alan bu düzenlemenin iptaline karar verilmiştir. İptal kararı Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunda yürütmenin durdurulması talebi ile temyiz edilmiştir.

106 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin B bölümünde ise; 28.07.2007 tarihinden itibaren sözleşmesi imzalanacak inşaat taahhüt işlerinde istisna ve indirimli oranda KDV uygulamasından yararlanılabilmesi için, yapılan düzenlemelerde aranılan şartların yanı sıra, inşaatın yapıldığı arsanın tapu sicilinde inşaat taahhüt hizmetini alan kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olmasının da gerektiği belirtilmiştir.

Buna göre, 106 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin yayınlanmasından önce yapılan inşaat taahhüt işlerinde, inşaat yapılacak arsanın tapusu ve inşaat ruhsatı münhasıran konut yapı kooperatifi adına düzenlenmemiş olsa bile indirimli oran veya istisna uygulamasından yararlanılması mümkün bulunmaktadır.

106 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin yayınlanmasından sonra sözleşmesi imzalanan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli oran uygulamasında ise, diğer şartlarla birlikte arsanın tapu sicilinde kooperatif adına tescil edilmiş olması şartı da aranacaktır.” denilmektedir.

Buna göre;

1- Kooperatiflere 01.08.1998 tarihinden önce yapılacak inşaat taahhüt işleri KDV’ye tabi olmayacak, bu tarihten 28.07.2007 tarihine kadar yapılacak inşaat taahhüt işleri %1 oranında KDV’ye tabi olacaktır. Kooperatiflere işçiliği taahhüt edilmeksizin yapılacak her türlü mal ve malzeme teslimleri ise ait oldukları oranda KDV’ye tabi olacaktır.
2- Kooperatiflerin faaliyetlerini tamamlayıp, konutları maliklerine teslim etmiş olmaları (kullanımına tahsis edilmesi teslim sayılır) halinde, kooperatiflere yapılan işler inşaat taahhüt işi kapsamında değerlendirilemeyeceğinden diğer bir ifade ile kullanıma yönelik olacağından ait oldukları oranda KDV’ye tabi olacaktır.

3- Kooperatifler adına tescil edilmiş arsa tapusu ve bina inşaat ruhsatı bulunmaması halinde, 28.07.2007 tarihinden sonra sözleşmesi imzalanan inşaat taahhüt işleri kapsamında kooperatiflere yapılacak teslimler ile kooperatifler tarafından üyelerine yapılacak konut teslimleri ( 28.07.2007 tarihinden sonra sözleşmesi imzalanan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli oran uygulanabilmesi için diğer şartlarla birlikte arsanın tapu sicilinde kooperatif adına tescil edilmiş olması şartı da arandığından ) ait oldukları oranda KDV’ye tabi olacaktır.

4- Kooperatifler tarafından arsa sahiplerine arsa karşılığı olarak yapılan net alanı 150 m²’den küçük konut teslimleri emsal bedel üzerinden %1, net alanı 150 m²’den büyük konut teslimleri ile işyeri teslimlerinde ise emsal bedel üzerinden %18 oranında KDV hesaplanması, bu nedenle bu kooperatiflerin KDV mükellefiyeti tesis ettirmesi ve her ay boş da olsa KDV beyannamesi vermesi gerekmektedir.

Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde katma değer vergisi (KDV) istisnası ve indirimli KDV oranı uygulaması hakkında.

Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde katma değer vergisi (KDV) istisnası ve indirimli KDV oranı uygulaması hakkında.

T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı

KATMA DEĞER VERGİSİ SİRKÜLERİ/56

A. Giriş

Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna ve indirimli oranda KDV uygulaması konusunda 49, 66 ve 106 Seri No.lu KDV Genel Tebliğleri ile 5 No.lu KDV Sirkülerinde gerekli açıklamalar yapılmıştır.

Ancak Başkanlığımıza intikal eden olaylardan, bahsi geçen konuyla ilgili işlemlerin niteliğinin belirlenmesi konusunda tereddütler yaşandığı anlaşılmış olup, konuyla ilgili olarak aşağıdaki açıklamaların yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

B. Konuyla İlgili Yasal Hüküm ve Düzenlemeler

KDV Kanununun geçici 15 inci maddesi ile 29/7/1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri KDV’den istisna edilmiştir.

29/7/1998 tarihinden sonra bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak “konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri” ise 30/12/2007 tarih ve 26742 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine ekli (I) sayılı listenin 12 nci sırası uyarınca % 1 oranında KDV’ye tabidir.

Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde KDV uygulamasına ilişkin açıklamalara 49, 66 ve 106 Seri No.lu KDV Genel Tebliğleri ile 5 No.lu KDV Sirkülerinde yer verilmiştir.

C. İstisna veya İndirimli Oran Uygulamasından Yararlanacak İnşaat İşleri

Yukarıda belirtilen düzenlemelere göre konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli oran uygulanabilmesi için;

KOOPERATİF ORTAKLARININ EMLAK VERGİSİ MÜKELLEFİYETİ NE ZAMAN BAŞLAR?

KOOPERATİF ORTAKLARININ EMLAK VERGİSİ MÜKELLEFİYETİ NE ZAMAN BAŞLAR?

1- Kooperatif İnşaatı Devam Ederken Emlak Vergisi; Bu durumda, Emlak Vergisi’ni ‘Arsa Vergisi’ olarak, kooperatif tüzel kişiliği ortaklardan alarak ödeyecek. .

2- Kooperatif İnşaatı Bittiğinde Emlak Vergisi; Kooperatifin, konutları kura ile dağıtıp, evlerin tapusunu vermesiyle birlikte, kooperatif üyesi, evinin hukuki maliki olacak. Tapuyu aldığı yılın sonuna kadar, ilgili belediyeye emlak vergisi bildirimi verecek. İzleyen yıldan itibaren de  Emlak Vergisi ödeyecek.

Şirket envanterine kayıtlı ancak yurtdışında bulunan bilgisayar donanımının kurulum ve muhafaza bedelinin itfası ve ilgili bedele ait kesinti yoluyla vergi ödenip ödenmeyeceği hk. Tarih 29/11/2012-Kemal özmen

Başlık Şirket envanterine kayıtlı ancak yurtdışında bulunan bilgisayar donanımının kurulum ve muhafaza bedelinin itfası ve ilgili bedele ait kesinti yoluyla vergi ödenip ödenmeyeceği hk.
Tarih 29/11/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.99.16.01.0-VUK-315-239
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.99.16.01.0-VUK-315-239

29/11/2012

Konu

:

Şirket envanterine kayıtlı ancak yurtdışında bulunan bilgisayar donanımının kurulum ve muhafaza bedelinin itfası ve ilgili bedele ait kesinti yoluyla vergi ödenip ödenmeyeceği

İlgide kayıtlı dilekçenizde; şirketinizin “bilgisayar donanım” (ana server) yatırımı yapmaya karar verdiği, söz konusu bilgisayar donanım alımının Almanya’da mukim ……….. firmasından yapılacağı ve bahsi geçen donanımın, sistem güvenliğini daha etkin koruma altında tutabilmek, bakım ve koruma maliyetini düşürmek, çıkabilecek problemlere profesyonel çözümler üretmek gibi sebeplerle Türkiye’ye ithal edilmeden, ………. firması tarafından muhafaza edileceği, ………. firmasının Avrupanın çeşitli ülkelerinde faaliyet gösteren firmalara da bilgisayar donanımı (ana server) ile ilgili bakım, güvenlik ve geliştirme konularında hizmet sunduğu ve ilgili bilgisayar donanımlarını Almanya’da bulunan işyerinde muhafaza ettiği, şirketinizin ………. firmasına, kullanacağı bilgisayar donanımının alımı ve kurulumu ile ilgili yıllık bakım ve operasyon bedeli ödeyeceği, bahse konu bilgisayar donanımının şirketiniz envanterine kaydedileceği ancak ilgili donanımın ithal işlemi yapılmadan Almanya’da mukim ………. firması tarafından kurulup muhafaza edileceği ve kullanımının şirketinize ait olacağından bahisle bahsi geçen donanımın amortisman yoluyla mı yoksa direkt gider yazmak suretiyle mi itfa edileceği ile katma değer vergisi ve kurumlar vergisi açısından ödenmesi gereken bir vergi olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

Bilindiği üzere; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 269 uncu maddesinde; iktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkullerin maliyet bedelleri ile değerleneceği ve yine bu Kanuna göre, gayrimenkullerin mütemmim cüzüleri ve teferruatının, tesisat ve makinelerin, gemiler ve diğer taşıtlar ile gayrimaddi hakların gayrimenkuller gibi değerleneceği hüküm altına alınmıştır.

Ayrıca, mezkur Kanunun 313 üncü maddesinde; ” İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.” hükmü yer almaktadır.

Adı geçen Kanunun 5024 sayılı Kanunla değişik 315 inci maddesinde ise; ” Mükellefler amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Maliye Bakanlığı’nın tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa ederler. İlan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınır. ” hükmü bulunmaktadır.

Bahse konu maddenin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden amortismana tabi iktisadi kıymetler için uygulanacak “Faydalı Ömür ve Amortisman Oranları” tespit edilmiş ve bu oranlar 339, 365, 389 ve 399 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile değişik 333 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği eki liste ile açıklanmıştır.

Buna göre; sunucu bilgisayarların (server) ve bilgisayar donanımlarının faydalı ömür ve amortisman oranı 339, 365, 389 ve 399 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile değişik 333 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine ekli listenin “4. Bilgi Sistemleri” ayırımının “4.1. Kişisel Bilgisayarlar, el bilgisayarları (PDA), sunucu bilgisayarlar (server)” ve “4.2. Bilgisayar Donanımları” başlıklı alt ayrımında 4 yıl ve % 25 olarak tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar uyarınca; dilekçenizde belirtmiş olduğunuz maliyet bedeli ile sabit kıymet olarak kayda alınan bilgisayar donanımının alımı ve kurulumu ile ilgili harcamalarınızın doğrudan gider yazılmayıp, 4 yılda itfa edilmesi gerekmektedir.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; birinci maddede yazılı kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye içinde bulunmayanların, yalnız Türkiye’de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirileceği hükme bağlanmış, üçüncü fıkrasında ise dar mükellefiyet mevzuuna giren kurum kazancının hangi kazanç ve iratlardan oluştuğu belirtilmiştir. Anılan maddenin 3 üncü fıkrasının (a) bendinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun Türkiye’de bir işyeri olan veya daimi temsilci bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerden elde edilen ticari kazançların, (c) bendinde, Türkiye’de elde edilen serbest meslek kazançlarının dar mükellefiyet konusuna giren kurum kazancı olarak vergilendirileceği hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 30 uncu maddesinde, dar mükellefiyete tâbi kurumların maddede bentler halinde sayılan kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı belirtilmiş olup maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde serbest meslek kazançlarından kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmıştır. Vergi kesintisi oranları, 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 03.02.2009 tarihinden itibaren, petrol arama faaliyetleri dolayısıyla sağlanacak kazançlardan % 5, diğer serbest meslek kazançlarında % 20 olarak belirlenmiştir. Ticari kazanç kapsamındaki ödemelerden ise kurumlar vergisi kesintisi yapılacağına ilişkin bir hükme yer verilmemiştir.

Bu düzenlemeler çerçevesinde, Şirketiniz tarafından yurt dışında mukim firmadan satın alınan bilgisayar donanımına ait alım ve kurulum bedeli için yapılan ödemeler ticari kazanç kapsamında olduğundan bu nitelikteki ödemeler üzerinden kurumlar vergisi kesintisi yapılmayacaktır.

Diğer taraftan, Şirketiniz tarafından Almanya’da mukim ………. firmasından satın alınan, bilgisayar donanımına ait bakım, güvenlik ve geliştirme hizmetleri karşılığı anılan firmaya yıllık bakım ve operasyon adı altında yapılan ödemeler ise serbest meslek kazancı kapsamında olup, bu nitelikteki ödemelerden Kurumlar Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre kurumlar vergisi kesintisi yapılacaktır.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun “İşlemlerin Türkiye’de Yapılması” başlıklı 6 ncı maddesinde;

“İşlemlerin Türkiye’de yapılması,

a) Malların teslim anında Türkiye’de bulunmasını,

b) Hizmetin Türkiye’de yapılmasını veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmasını,

ifade eder.”

hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun “Vergi Sorumlusu” başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında ise; “Mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanunî merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.” hükmü bulunmaktadır.

15 seri no.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin “Yurtdışından Sağlanan Hizmetler” başlıklı C bendinde de; ” Katma Değer Vergisi Kanununun 1 inci maddesine göre işlemler Türkiye’de yapıldıkları takdirde vergiye tabi tutulabilecektir. Aynı Kanunun 6/b maddesine göre, Türkiye’de yapılan, değerlendirilen veya faydalanılan hizmetler Türkiye’de ifa edilmiş sayılacaktır. Yurt dışındaki firmalara yaptırılan hizmetlerden bu kapsama girenlerin vergiye tabi olacağı açıktır. Bu gibi hizmet ifalarında mükellef esas olarak yurt dışındaki firma olmakla birlikte, fırmanın Türkiye’de ikametgahı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmaması halinde vergi, sözü edilen Kanunun 9 uncu maddesi gereğince hizmetten faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından bağlı bulunulan vergi dairesine sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.” açıklamasına yer verilmiştir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre; Almanyada mukim ……… firmasının söz konusu bilgisayar ana donanımı ile ilgili kuruluş, muhafaza, bakım ve mevcut sistemi geliştirme gibi hizmetlerinden yurt içindeki muhatap olarak şirketinizce faydalanılması dolayısıyla; bahsi geçen işlemlerle ilgili katma değer vergisinin, sorumlu sıfatıyla şirketinizce beyan edilerek, bağlı bulunulan vergi dairesine ödenmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Konutlarda net kullanım alanı hk.-Kemal özmen

Başlık Konutlarda net kullanım alanı hk.
Tarih 07/09/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.01.16.02-2011-2694-KDV-92
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ADANA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

MÜKELLEF HİZMETLERİ GELİR GRUP MÜDÜRLÜĞÜ

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.01.16.02-2011-2694-KDV-92

07/09/2012

Konu

:

Konutlarda net kullanım alanı

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, şirketinizce yapılacak olan ve proje çalışmaları devam eden çok katlı mesken inşaatında imar yasası gereğince bulunması zorunlu olan yangın merdiveni ve bu merdivene meskenlerden ulaşılmayı sağlayan yangın kaçış koridoru (çelik kapıyla kapalı) ile müşterilerin talepleri doğrultusunda yer alan fransız balkonun meskenin net kullanım alanının içerisinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda bilgi verilmesi istenilmektedir.

KDV Kanununun 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesindeki teslim ve hizmetlerin vergiye tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.

Kanunun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 30/12/2007 tarih, 2007/13033 sayılı Kararname Eki Karar ile KDV oranları (I) sayılı listedeki mal ve hizmet teslimleri için %1, (II) sayılı listede yer alan mal ve hizmetler için %8, listelerde yer almayan diğer vergiye tabi işlemler için %18 olarak belirlenmiş olup, söz konusu Kararname Eki (I) sayılı listenin 11 inci sırasında; “Net alanı 150 m2’ye kadar konut teslimleri” yer almaktadır.

Konuyla ilgili olarak 9 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (1) bölümünde, net alan deyiminin “konut içerisinde duvarlar arasında kalan temiz alan” olarak tanımlanan faydalı alanı ifade ettiği, plan ve proje gereği konut dışında bir amaçla kullanılacak bölümleri de ihtiva eden inşaatlarda istisnanın sadece konut olarak kullanılacak bölümlere uygulanacağı açıklanmıştır.

Öte yandan, 30 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin “Konut istisnası” başlıklı (E) bölümünde;

1. Balkon, kömürlük, garaj, asansör boşluğu ve benzeri yerler, konutlardan ayrı olarak kullanılmaları mümkün olmadığından prensip olarak istisna kapsamı içinde mütalaa edilecektir.

2. Bu yerlerin 150 m2’lik sınırın hesabında ne ölçüde dikkate alınacağı ise 3 Seri No.lu “Konut İnşaatı ve Yatırımlarda Vergi, Resim, Harç Muafiyet ve İstisnası” Genel Tebliğinin 4 üncü bölümündeki açıklamalara göre belirlenecektir.

Halk konutu standartları”nın değişik 3 ve 4. maddelerine atıfta bulunan bu açıklamalara göre;

a) Faydalı alan konut içerisinde, duvarlar arasında kalan temiz alandır.

b) Faydalı alan genel olarak duvar yüzlerinde 2,5 cm sıva bulunduğu kabul edilerek, proje üzerinde gösterilmiş bulunan kaba yapı boyutlarının her birinden 5’er cm. düşülmek suretiyle hesaplanır.

Ancak konutlarda kapı ve pencere şeritleri, duman ve çöp bacası çıkıntıları, ışıklıklar ve hava bacaları; karkas binalardaki kolonların duvarlardan taşan dişleri; bir konuttaki balkonların veya arsa zemininden 0,75 m.den yüksek terasların toplamının 2 m2’si, çok katlı binalarda yapılan çekme katların etrafında kalan ve ticaret bölgelerinde zemin katların komşu hududuna kadar uzaması ile meydana gelen teraslar; çok katlı binalarda genel giriş, merdiven, sahanlıklar ve asansörler; iki katlı tek ev olarak yapılan konutlarda iç merdivenlerin altında 1,75 m. yüksekliğinden az olan yerler; bodrumlarda konut başına bir adet, konutun bulunduğu bina dışında konut başına 4 m2’den büyük olmamak üzere yapılan kömürlük veya depo; kalorifer dairesi, yakıt deposu, sığınak, kapıcı ve kalorifer dairesi, müşterek hizmete ayrılan depo, çamaşırlık; bina içindeki garajlar ile bina dışında konut başına 18 m2’den büyük olmamak üzere yapılan garajlar, faydalı alan dışındadır.

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu itibarla, Şirketinizin yapacağı konutlarda yer alacak olan fransız balkonun istisna olan (2 m2)’si düşüldükten sonra kalan kısmın faydalı alan kapsamında meskenin net kullanım alanına dahil edilmesi gerekmekte; ancak, yangın merdiveni ve bu merdivene meskenlerden ulaşılmayı sağlayan yangın kaçış koridoru ise faydalı alan dışında olduğundan net kullanım alanında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Şirket bünyesinde geçici olarak görevlendirilen personelin şirket tarafından karşılanan yemek, benzin, otopark, telefon faturasının gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı hk.

Başlık Şirket bünyesinde geçici olarak görevlendirilen personelin şirket tarafından karşılanan yemek, benzin, otopark, telefon faturasının gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı hk.
Tarih 29/11/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.34.16.01-125[8-2012/254]-3109
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.34.16.01-125[8-2012/254]-3109

29/11/2012

Konu

:

Şirket bünyesinde geçici olarak görevlendirilen personelin şirket tarafından karşılanan yemek, benzin, otopark, telefon faturasının gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün … vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuzu, kartlı ödeme sistemleriyle ilgili olarak yapılan sahtecilik ve dolandırıcılık olaylarının, kart hamilleri, üye işyerleri, bankalar ve ülke ekonomisine verdiği zararların önlenmesi ve bu suçların araştırılmasında ihtisaslaşmanın sağlanması maksadıyla Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü ile şirketiniz arasında yapılan protokol gereği, şirketiniz bünyesinde geçici olarak Jandarma Subayı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli görevlendirildiği belirtilerek, Şirketiniz tarafından protokol gereği geçici görevlendirilen personellere yapılan yemek, benzin, otopark, telefon faturası gibi muhtelif harcamaların kurum kazancınızın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Müdürlüğümüz görüşü aşağıda açıklanmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, Kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hüküm uyarıca tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “İndirilecek Giderler” başlıklı 40 ıncı maddesinde, safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup söz konusu maddenin birinci bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılabileceği hükme bağlanmıştır.

Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi maksadıyla yapılan genel giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için, söz konusu giderlerle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında doğrudan ve açık bir illiyet bağının bulunması gerekmekte olup bu mahiyette olmayan giderlerin ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Özelge talep formu ekinde yer alan Şirketiniz ile Emniyet Genel Müdürlüğü arasında imzalanan 21/06/2012 tarihli “Kartlı Ödeme Sistemleri Sahteciliği ve Dolandırıcılığı ile Etkin Mücadele Konusunda İş Birliği Protokolü”nün BKM’nin Yükümlülükleri başlıklı 2 nci maddesinin (b) bendinde, “İhtisas polisinin çalışmalarını yürütebileceği uygun ortamı BKM ofisi içersinde sağlamak, bilgisayar, yazıcı, internet erişimi, uluslar arası görüşmelere açık bir sabit telefon ile bir mobil telefon tahsis etmek”, aynı maddenin (c) bendinde ise, “ihtisas polisinin, ulaşım, konaklama, yemek vb. masraflarını, BKM düzenlemelerine göre karşılamak” olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca, Jandarma Genel Komutanlığı ile 26/03/2003 tarihinde imzalanan “Jandarma Genel Komutanlığı Mensubu (1) Subayın Kartlı Ödeme Sistemi Sahteciliği ve Dolandırıcılığı Konusunda Uzmanlaşmasına (Eğitilmesine) İlişkin Protokol”ün BKM’nin yükümlülükleri başlıklı 2 nci bölümün (e) bendinde, “İhtisas Jandarmasının kartlı ödeme sistemleri sahteciliği/dolandırıcılığı ile ilgili görevlendirilmesinde ulaşım, iaşe ve iskan masraflarını “BKM A.Ş. Harcırah ve Seyahat Yönetmeliği” esaslarına göre karşılanmasını sağlamak”, (f) bendinde ise, ” İhtisas Jandarmasına BKM’de kurs gördüğü süre içerisinde; çalışmalarını yürütebileceği bir ofis, bilgisayar, yazıcı, internet erişimi, milletlerarasına açık sabit PTT telefonu ile çağrı cihazı ve/veya cep telefonu tahsis etmek” olduğu hükmü yer almaktadır.

Öte yandan, Şirketiniz kuruluşuna ait Ticaret Sicil Gazetenizin amaç ve konuları içersinde, kartlı ödeme sistemleri ile ilişkili olarak, sahtekarlığı önleyici tedbirleri almak, birleşik uyarı listesi yayınlamak, güvenlik yöntemleri tespit etmek ve bunları uygulamak yer almaktadır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Şirketiniz faaliyet konusu ile ilgili olmak üzere, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı ile şirketiniz arasında düzenlenen protokol gereği, geçici görevlendirilen Jandarma Subayı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeline yapılan yemek, benzin, otopark, telefon faturası gibi muhtelif harcamaların, işin önem ve genişliği ile orantılı olmak şartıyla Gelir Vergisi Kanununun 40/1 maddesi gereğince kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkündür.

Öte yandan, Şirketiniz tarafından yapılan söz konusu harcamaların, Vergi Usul Kanununun 229 ve takip eden ilgili maddelerinde yer alan belgelerle tevsik edilmesi gerektiği ise tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Çalışana ödenecek bedelin satış hasılatının yüzdesi olarak belirlenmesi halinde ödemenin ücret olup olmadığı hk. Tarih 29/11/2012

Başlık Çalışana ödenecek bedelin satış hasılatının yüzdesi olarak belirlenmesi halinde ödemenin ücret olup olmadığı hk.
Tarih 29/11/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.99.16.02-120[61-2012]-240
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.99.16.02-120[61-2012]-240

29/11/2012

Konu

:

Çalışana ödenecek bedelin satış hasılatının yüzdesi olarak belirlenmesi halinde ödemenin ücret olup olmadığı.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, şirketinizin yeni açacağı perakende satış mağazalarında çalışacak kişiler ile hizmet sözleşmesi yapacağı, söz konusu perakende mağazaların firmanız tarafından kiralanacağı, ancak hizmet sözleşmesi imzalanan kişi ile firmanız arasında da kira kontratı düzenleneceği, mağazaların ve mağazalarda kullanılacak yazar kasaların şirketiniz adına tescil edileceği, aranızda kira ve hizmet sözleşmesi bulunan kişilerin şirketiniz bordrosunda yer almayacağı, şirketiniz tarafından kendilerine ay sonlarında satış tutarının belirli bir oranında yapılacak ödemeye karşılık şirketinize hizmet bedeli faturası düzenleyecekleri belirtilerek, şirketinizin perakende mağazalarında hizmet sözleşmesi ile çalışacak kişiler tarafından bu şekilde elde edilecek gelirin ticari kazanç mı, ücret geliri mi olacağı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Ticari Kazancın Tarifi” başlıklı 37 inci maddesinde “Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.” hükmü yer almaktadır.

Ticari kazançlar esas itibariyle sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğarlar. Bu kaynağa bağlı olarak devamlı bir organizasyona dayanan her türlü faaliyet ticari faaliyettir. Dolayısıyla, bu faaliyetler neticesinde elde edilen kazancın Gelir Vergisi Kanununun ticari kazançlara ilişkin hükümleri çerçevesinde vergiye tabi tutulması gerekmektedir.

Aynı Kanunun 61 inci maddesinin ikinci fıkrasında da,

“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak koşulu ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.”

hükmüne yer verilmiştir.

Gelir Vergisi açısından bir ödemenin ücret olarak vergilendirilebilmesi için, işverene tabi olması, belli bir iş yerine bağlı olunması ve hizmetin karşılığı olarak bir ödemenin yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla, bu üç unsuru birlikte taşıması suretiyle şirketinizin hizmet sözleşmesi mukabilinde yapacağı ödemelerin ücret olarak nitelendirilmesi ve Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94 103 ve 104 üncü maddeleri uyarınca vergilendirilmesi gerekmektedir.

Buna göre, şirketinizin yeni açacağı perakende satış mağazalarında çalışacak kişiler ile hizmet sözleşmesi yapılacak ve şirketinize bağlı olarak çalışılacak olması, mağazalarda kullanılacak yazar kasaların şirketiniz adına tescil edilecek ve satışların şirketiniz adına yapılacak olması, ticari organizasyonun şirketiniz tarafından üstlenilmesi gibi hususlar dikkate alındığında, anılan kişilerin faaliyetinin ticari faaliyet kapsamına girmediğinden bu kişilere yapılan ödemelerin ücret hükümlerine göre vergilendirilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, ücretin, satış hasılatının veya kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş olması yapılan ödemenin ücret olma niteliğini değiştirmeyecektir.

Aktife kayıtlı arsanın ve üzerinde inşa edilen otelin kısmi bölünme kapsamında olup olmadığı hk.

Başlık Aktife kayıtlı arsanın ve üzerinde inşa edilen otelin kısmi bölünme kapsamında olup olmadığı hk.
Tarih 16/11/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.07.16.01-KVK.ÖZ.2012.29.-453
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANTALYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

MÜKELLEF HİZMETLERİ GELİR GRUP MÜDÜRLÜĞÜ

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.07.16.01-KVK.ÖZ.2012.29.-453

16/11/2012

Konu

:

Aktife kayıtlı arsanın ve üzerinde inşa edilen otelin kısmi bölünme kapsamında olup olmadığı.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi olduğunuz belirtilerek şirketinizin Antalya’da halen faaliyetine devam eden bir otelinin ve golf sahasının bulunduğu, Muğla’da ise şirket aktifinde 29.405.369,33 TL ile kayıtlı bulunan arsa üzerinde inşa edilmiş olan ancak mobilya, dekarasyon ve mefruşat işleri devam eden henüz faaliyet geçmeyen natamam başka bir otel işletmesinin bulunduğu; otellerin farklı şehirlerde ve farklı işletme anlayışı ile işletilecek olması, Muğla’da bulunan otelin golf sahasının olmaması, ünvanınızda bulunan Antalya ve Golf ibarelerinin karışıklığa sebebiyet verecek olması ve her bir otelin ayrı ayrı daha verimli çalışacak olması nedeniyle şirketinizin Muğla İli … İlçesi … Beldesi sınırları içerisinde bulunan otelinin arsası ile birlikte 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 19 ve 20 inci maddesi kapsamında kısmi bölünme sureti ile mevcut ya da yeni kurulacak bir şirkete devredilip devredilemeyeceği hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde; “Kısmî bölünme: Tam mükellef bir sermaye şirketinin veya sermaye şirketi niteliğindeki bir yabancı kurumun Türkiye’deki iş yeri veya daimî temsilcisinin bilânçosunda yer alan taşınmazlar ile en az iki tam yıl süreyle elde tutulan iştirak hisseleri ya da sahip oldukları üretim veya hizmet işletmelerinin bir veya birkaçını kayıtlı değerleri üzerinden aynî sermaye olarak mevcut veya yeni kurulacak tam mükellef bir sermaye şirketine devretmesi, bu Kanunun uygulanmasında kısmî bölünme hükmündedir. Ancak, üretim veya hizmet işletmelerinin devrinde, işletme bütünlüğü korunacak şekilde faaliyetin devamı için gerekli aktif ve pasif kalemlerin tümünün devredilmesi zorunludur. Kısmî bölünmede devredilen varlıklara karşılık edinilen devralan şirket hisseleri, devreden şirkette kalabileceği gibi doğrudan bu şirketin ortaklarına da verilebilir. Taşınmaz ve iştirak hisselerinin bu bent kapsamında devrinde, devralan şirketin hisselerinin devreden şirketin ortaklarına verilmesi halinde, devredilen taşınmaz ve iştirak hisselerine ilişkin borçların da devri zorunludur.

Bu maddeye göre yapılacak bölünmelerde aktifi ve pasifi düzenleyici hesaplar ilgili olduğu aktif veya pasif hesapla birlikte devrolunur.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükme göre, kısmi bölünme işlemine taşınmazlar, iştirak hisseleri, üretim veya hizmet işletmeleri konu edilebilmektedir. Dolayısıyla …’ta bulunan henüz tamamlanmamış ve hizmete geçmemiş otelinizin üretim veya hizmet işletmesi olarak mevcut veya yeni kurulacak tam mükellef bir sermaye şirketine ayni sermaye olarak Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi kapsamında devri mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Defter tasdikleri için sicil tasdiknamesi örneği

Tarih: / / 20…..

BURSA TİCARET VE SANAYİ ODASI
TİCARET SİCİLİ MÜDÜRLÜĞÜNE

Türk Ticaret Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde Müdürlüğünüzde ……………… sicil numarasında………………………………………
…………………………………………………………………………………………………….. ünvanlı firmamız adına düzenlenmiş …….. adet Sicil Tasdiknamesi
verilmesini arz ve talep ederiz.

Şirket ünvanı veya kaşesi
yetkili adı ve imzası

İrtibat telefon numarası ​:
İşletmenin Vergi Dairesi​ ​:
İşletmenin Vergi Numarası ​:
İşletmenin Adresi​ ​:

Şirket binasını koruma amaçlı bulundurulan köpekler ile işletmede çalışanların sosyal aktiviteleri için yapılan harcamaların KV ve KDV karşısındaki durumu hk.

Başlık Şirket binasını koruma amaçlı bulundurulan köpekler ile işletmede çalışanların sosyal aktiviteleri için yapılan harcamaların KV ve KDV karşısındaki durumu hk.
Tarih 22/08/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.29-2667
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.29-2667

22/08/2012

Konu

:

Şirket binasını koruma amaçlı bulundurulan köpekler ile işletmede çalışanların sosyal aktiviteleri için yapılan harcamaların KV ve KDV karşısındaki durumu

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, firmanızın aktifinde kayıtlı olan binanın koruması için bulundurulan altı adet köpek için yapılan harcamalar ve firma çalışanlarına hafta sonları düzenlenen halı saha spor etkinlikleri harcamalarının şirket kayıtlarına gider kaydedilip kaydedilmeyeceği ile bu harcamalara ait katma değer vergisinin (KDV) indirim konusu yapılıp yapılamayacağı sorulmaktadır.

Kurumlar Vergisi Kanunu Açısından:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Gelir Vergisi Kanununun “Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti” başlıklı 38 inci maddesinde ise; bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükme bağlanmıştır. Anılan Kanunun 40 ıncı maddesinde de; safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmıştır.

Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında sayılan kanunen kabul edilmeyen giderler dışında kalan ticari organizasyona bağlı olarak yapılan giderlerdir. Bu giderlerin kurum kazancından indirilebilmesi için ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılmış olması, gider ile iş arasında açık, güçlü bir illiyet bağının bulunması gerekmektedir.

Buna göre, firmanızın aktifinde bulunan binanın güvenliğini sağlamak amacıyla kullanılan köpeklerin bakımı, beslenmesi ve barınması için yapılan harcamaların, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesine ilişkin giderler kapsamında değerlendirilerek, kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması mümkündür.

Öte yandan, firma çalışanlarına hafta sonları düzenlenen halı saha spor etkinlikleri için yapılan harcamalar ise doğrudan ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesiyle ilgili olmadığından kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılamayacaktır.

Katma Değer Vergisi Kanunu Açısından:

KDV Kanununun;

1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

29/1 inci maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi indirebilecekleri,

30/d maddesinde Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV nin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV den indirilemeyeceği

hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, firmanızın aktifinde bulunan binanın güvenliğini sağlamak amacıyla kullanılan köpeklerin bakımı, beslenmesi ve barınması için yapılan harcamalar nedeniyle yüklenilen KDV indirim konusu yapılabilecektir.

Ancak, firma çalışanlarına hafta sonları düzenlenen halı saha spor etkinlikleri için yapılan harcamalar Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler olduğundan, KDV Kanununun 30/d maddesi uyarınca bu harcamalar nedeniyle yüklenilen KDV nin indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Konut yapı kooperatifinin bekçi evi yapımının KDV ve Kurumlar Vergisi karşısındaki durumu hk.

Başlık Konut yapı kooperatifinin bekçi evi yapımının KDV ve Kurumlar Vergisi karşısındaki durumu hk.
Tarih 31/08/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.06.17.01-130[2011-2-8-25]-875
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

( Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.06.17.01-130[2011-2-8-25]-875

31/08/2012

Konu

:

Konut yapı kooperatifinin bekçi evi yapımının KDV ve Kurumlar Vergisi karşısındaki durumu

İlgide kayıtlı dilekçenizde; bekçi evi olarak kullanılmak üzere kooperatifinizce yaptırılacak olan bir adet prefabrik evin yapım işinde uygulanacak Katma Değer Vergisi oranının ne olduğu ve inşaat taahhüt harcamaları dışındaki giderlerinize ait katma değer vergisinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususları ile Kurumlar Vergisi mükellefiyetinize ilişkin Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

A) KURUMLAR VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde; tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf oldukları hükme bağlanmıştır.

Kooperatiflerin yukarıda belirtilen şartları sağlaması durumunda kurumlar vergisi muafiyetinden faydalanmaları mümkün bulunmaktadır.

Kooperatiflerin muafiyetine ilişkin ayrıntılı açıklamalara 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13.Kooperatifler” başlıklı bölümünde yer verilmiştir.

Buna göre; 5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen şartların sağlanmış olması koşuluyla, inşaat ruhsatında kır evi olarak görünen ve inşaat malzemelerinin konulması ile bekçinin oturması amacıyla inşa edilen prefabrik yapının inşa edilme işlemi, ortak dışı işlem olarak kabul edilmeyecek ve kooperatifinizin kurumlar vergisi muafiyetini etkilemeyecektir.

B) KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ye serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ye hizmetlerin KDV ye tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

KDV Kanununun geçici 15 inci maddesi ile 29/7/1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri KDV’den istisna edilmiş, 29/7/1998 tarihinden sonra bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerine uygulanacak KDV oranı ise 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine ekli (I) sayılı listenin 12 nci sırasında % 1 olarak belirlenmiştir.

Konut yapı kooperatiflerine ifa edilen inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli oran uygulamasına ilişkin olarak 49, 66 ve 106 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerinde gerekli açıklamalar yapılmıştır.

Bu düzenlemelere göre konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli oran uygulanabilmesi için;

-Kooperatifin konut yapı kooperatifi statüsünde olması

-İşin konut yapı kooperatifine yapılması,

-Yapılan işin inşaat işi olması ve taahhüde dayanması

şartlarının yanı sıra inşaatın yapıldığı arsanın tapu sicilinde inşaat taahhüt hizmetini alan kooperatif tüzel kişiliği veya kooperatifin bağlı olduğu üst birlik adına tescil edilmiş ve inşaat yapı ruhsatının konut yapı kooperatifi adına olması gerekmektedir.

Buna göre, yukarıda açıklanan şartlar çerçevesinde, konut yapı kooperatiflerine ifa edilecek inşaat taahhüt işleri, bina inşaat ruhsatının 29/7/1998 tarihinden önce alınmış olması halinde KDV den istisna tutulacak, bina inşaat ruhsatı bu tarihten sonra alınmışsa %1 oranında KDV ye tabi olacaktır.

Ancak inşaat yapı ruhsatının münhasıran konut yapı kooperatifi adına düzenlenmediği durumlarda, söz konusu kooperatiflere verilecek inşaat taahhüt işlerinde istisna ya da indirimli oranda KDV uygulanması mümkün bulunmadığından bu kooperatiflere yapılacak teslim ve hizmetler, söz konusu teslim ve hizmetler için belirlenen oranlarda KDV ye tabi tutulacaktır.

Konuya ilişkin olarak 113 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin “Konut Yapı Kooperatiflerinin Üyelerine Konut Teslimlerinde KDV Uygulaması” başlıklı (A/4) bölümünde;

“5904 sayılı Kanunun yayımlandığı 3/7/2009 tarihinden itibaren bina inşaat ruhsatını almış olan konut yapı kooperatifleri tarafından, üyelerine yapılacak konut teslimleri, söz konusu konutlar için belirlenen oranlarda katma değer vergisine tabi tutulacaktır.

Dolayısıyla, 3/7/2009 tarihinden itibaren bina inşaat ruhsatı alan konut yapı kooperatifleri adına, bina inşaat ruhsatının alındığı tarihten itibaren KDV mükellefiyeti tesis edilecek, vergiye tabi işlemleri bulunmasa dahi sözü edilen konut yapı kooperatifleri tarafından takvim yılının üçer aylık dönemleri itibariyle KDV beyannamesi verilecektir.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu kapsamda kooperatifinize ait inşaat yapı ruhsatının 03/07/2009 tarihinden sonra alınmış olması sebebiyle ruhsatın alındığı 24/06/2011 tarihinden itibaren adınıza KDV mükellefiyetinin tesis ettirilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, “Bekçi ve Şantiye Evi İnşaatı” 60 No.lu KDV Sirkülerinin 3.6.5.1. bölümündeki açıklamalara göre inşaat taahhüt işi kapsamında değerlendirilmektedir.

Buna göre, 29/7/1998 tarihinden sonra alınmış bina inşaat ruhsatları çerçevesinde, Kooperatifiniz adına kayıtlı ortak mülkiyet olan 103 ada 7 parsel için Kooperatifinize yapılacak bekçi evine ilişkin inşaat taahhüt işlerine indirimli oranda ( %1) KDV uygulanması mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan KDV Kanunun Vergi İndirimi başlıklı 29 uncu maddesinde mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri ve indirim hakkını vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanabilecekleri hüküm altına alınmıştır.

Bu kapsamda faaliyetlerinize ilişkin olarak fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak kaydıyla indirim konusu yapmanız mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Yabancı uyruklu ve şirketin hissedarı olan genel müdüre verilecek huzur hakkı veya ücretin vergilendirilmesi hk.

Başlık Yabancı uyruklu ve şirketin hissedarı olan genel müdüre verilecek huzur hakkı veya ücretin vergilendirilmesi hk.
Tarih 29/11/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.34.16.01-120[61-2012/793]-3114
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.34.16.01-120[61-2012/793]-3114

29/11/2012

Konu

:

Yabancı uyruklu ve şirketin hissedarı olan genel müdüre verilecek huzur hakkı veya ücretin vergilendirilmesi.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … Vergi Dairesinin … vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, Fransız uyruklu, sürekli oturma izni olan ve şirketiniz hissedarı genel müdürünüze huzur hakkı veya ücret ödenerek Türkiye’de görevlendirilmesi halinde bu ödemelerin istisnaya konu olup olmadığı hakkında özelge talep edildiği anlaşılmakta olup, konuyla ilgili Başkanlığımız görüşlerine aşağıda yer verilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti ile Fransa Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması 01/01/1990 tarihinden itibaren uygulanmaktadır.

Söz konusu Anlaşmanın “Mukim” başlıklı 4 üncü maddesinde;

“1. Bu Anlaşmanın amaçları bakımından, “bir Akit Devletin mukimi” terimi, o Devletin mevzuatı gereğince ikametgah, ev, kanuni merkez, iş merkezi veya benzer yapıda diğer herhangi bir kriter nedeniyle vergi mükellefiyeti altına giren kişi anlamına gelir.

2. 1 inci fıkra hükümleri dolayısıyla bir gerçek kişi her iki Akit Devlette de mukim olduğunda, bu kişinin statüsü aşağıdaki kurallara göre belirlenecektir:

a) Bu kişi, daimi olarak kalabileceği bir meskenin bulunduğu Devletin mukimi kabul edilecektir. Eğer bu kişinin her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir meskeni varsa, bu kişi kişisel ve ekonomik ilişkilerinin daha yakın olduğu Devletin mukimi kabul edilecektir (hayati menfaatlerin merkezi);

b) Eğer kişinin hayati menfaatlerinin merkezinin yer aldığı Devlet saptanamazsa veya kişinin her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir meskeni yoksa, bu kişi kalmayı adet edindiği evin bulunduğu Akit Devletin mukimi kabul edilecektir;

c) Eğer kişinin her iki Akit Devlette de kalmayı adet edindiği bir ev varsa veya her iki Devlette de böyle bir ev sözkonusu değilse, bu kişi vatandaşı bulunduğu Devletin mukimi kabul edilecektir;

d) Eğer kişi her iki Devletin de vatandaşıysa veya aksine her iki Devletin de vatandaşı değilse, Akit Devletlerin yetkili makamları sorunu karşılıklı anlaşmayla çözeceklerdir.

…”

hükmü yer almaktadır.

Anlaşmanın “Bağımlı Faaliyetler”i düzenleyen 15 inci maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları ise;

“1. 16, 18, 19, 20 ve 21 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, bir Akit Devlet mukiminin bir hizmet akdi dolayısıyla elde ettiği ücret, maaş ve diğer benzeri menfaatler, bu hizmet diğer Akit Devlette ifa edilmedikçe, yalnız ilk bahsedilen Devlette vergilendirilebilecektir.

Eğer hizmet diğer Devlette ifa edilirse, buradan elde edilen gelir diğer Devlette vergilendirilebilir.

2. 1 inci fıkra hükümlerine bakılmaksızın, bir Akit Devlet mukiminin diğer Akit Devlette ifa ettiği hizmet dolayısıyla elde ettiği gelir, eğer:

a) Gelir elde eden kişi, bu diğer Devlette bir takvim yılı içinde bir veya bir kaç seferde 183 günü aşmamak üzere kalırsa, ve

b) Ödeme, bu diğer Akit Devletin mukimi olmayan bir işveren tarafından veya böyle bir işveren adına yapılırsa, ve

c) Ödeme, işverenin diğer Devlette sahip olduğu bir işyerinden veya sabit yerden yapılmazsa

yalnızca ilk bahsedilen Devlette vergilendirilebilecektir.”

hükmünü içermektedir.

Buna göre; söz konusu kişinin Türkiye’de mukim olması durumunda vergileme, 15 inci maddenin 1 inci fıkrası kapsamında, Türkiye’de iç mevzuat hükümlerimiz çerçevesinde yapılacaktır. Anılan kişinin Fransa’da mukim olması durumunda ise, söz konusu kişiye Türkiye’de ifa edilen hizmetler karşılığında ödenen ücretlerin Türkiye’de vergilendirilmesi için yukarıda 2 nci fıkrada belirtilen ve gerçekleşmesi halinde yalnızca mukim olunan Devlete vergileme hakkı veren koşullardan en az birinin ihlal edilmesi gerekmektedir. Bu üç şartın topluca gerçekleştiği durumda vergileme Fransa’da; şartlardan birinin ihlali halinde ise vergileme Türkiye’de ve yine iç mevzuat hükümleri kapsamında yapılacaktır.

Vergileme hakkının Türkiye’de olması durumunda ise, aşağıdaki mevzuat hükümleri geçerli olacaktır;

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, “Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tabidir. Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.” denilmiş, aynı Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında “Bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.)”ın Türkiye’de yerleşmiş sayılacağı belirtilmiştir.

Aynı Kanunun 7 nci maddesinde ise,

“Dar mükellefiyete tabi kimseler bakımından kazanç ve iradın Türkiye’de elde edildiği aşağıdaki şartlara göre tayin olunur.

3-Ücretlerde :

a) Hizmetin Türkiye’de ifa edilmiş veya edilmekte olması veya Türkiye’de değerlendirilmesi;

Bu maddenin 3 üncü, 4 üncü, 5 inci ve 7 nci bentlerinde sözü edilen değerlendirmeden maksat, ödemenin Türkiye’de yapılması veya ödeme yabancı memlekette yapılmışsa, Türkiye’de ödeyenin veya nam ve hesabına ödeme yapılanın hesaplarına intikal ettirilmesi veya karından ayrılmasıdır.”

hükmü yer almıştır.

Diğer taraftan, aynı Kanunun 61 inci maddesinde;

“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.”,

94 üncü maddesinin birinci fıkrasında;

“Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.”,

hükümlerine yer verilmiş ve 94 üncü maddenin (1) numaralı bendinde hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği hükme bağlanmıştır.

Bu hükümlere göre, şirketiniz ortağı ve genel müdürüne yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerin Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104 üncü maddeleri uyarınca Türkiye’de tevkifat yoluyla vergilendirilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Nevi değişikliğinde vergi uygulamaları hk.

Başlık Nevi değişikliğinde vergi uygulamaları hk.
Tarih 13/11/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.06.16.01-125[19-12/56]-1170
Kapsam

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.06.16.01-125[19-12/56]-1170

13/11/2012

Konu

:

Nevi değişikliğinde vergi uygulamaları

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün … vergi kimlik numarasında limited şirket olarak faaliyet göstermekte iken 31.08.2012 tarihinde nev’i değiştirerek anonim şirkete dönüşeceğiniz belirtilerek, çalışanlarınıza yapılan ücret ödemelerinin vergilendirilmesi açısından Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesine göre limited şirketten gelen kümülatif vergi toplamlarının anonim şirkete devir olmasından sonra dikkate alınıp alınmayacağı hususunda bilgi istenilmiştir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.” 62 nci maddesinde ise, “İşverenler, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir.” hükümleri yer almış olup, aynı Kanunun 94 üncü maddesinde tevkifat yapmak zorunda olan mükellefler sayılmış, aynı maddenin birinci fıkrasının bir numaralı bendinde de “Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre hesaplanır.” hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan, konu ile ilgili olarak yayımlanan 128 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin verginin hesaplanmasını açıklayan 11 inci kısmının (b) bölümünde, “… hizmet erbabına çeşitli ödeme dönemleri itibariyle çeşitli adlar altında muayyen ve gayrimuayyen ücret ödemeleri yapıldığı gözönünde tutularak vergilemede basitlik sağlanabilmesi için ücretlerde vergi tevkifatı hizmet erbabına takvim yılı başından itibaren yapılan her türlü ücret ödemelerinin safi tutarları toplamı değişik 103 ncü maddede yer alan tarifenin aynı gelir dilimi içinde kaldığı sürece o nisbeti, aştığı anda ise aşan kısım sonra gelen dilimin nisbeti üzerinden yapılabilecektir.

Bu takdirde işverenlerin ücret ödemelerine ilişkin olarak, düzenleyecekleri ücret bordrolarında, hizmet erbabına o takvim yılı içinde daha önce yaptıkları ücret ödemelerinin safi tutarları toplamını göstermeleri zorunludur.” şeklinde açıklama yapılmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, Gelir Vergisi Kanununun 94 ve 104 üncü madde hükümlerine göre, bir takvim yılı içinde işverenlerce ücret adı altında yapılan ve gelir vergisine tabi olan ödemelerin gelir vergisi, bu ödemelerin vergi matrahları toplamına 103 üncü maddede yer alan vergi tarifesinin uygulanması suretiyle hesaplanacaktır.

Bu itibarla, Türk Ticaret Kanununa göre nevi değişikliği işletmenin hukuki ve ekonomik bütünlüğü bozulmadan mevcut şirket tipinin değiştirilmesi olduğundan limited şirketinizin nevi değişikliği yaparak anonim şirketine dönüşmesi, çalışanlar açısından işveren değişikliği sonucunu doğurmamaktadır. Dolayısıyla çalışanlara ödenen ücret matrahlarının kümülatif olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Anonim şirket limited şirket farklar-Erkan KİPİK SMMM

ANONİM ŞİRKETLER 1. Tek kişi ile kurulabilir ortak sayısı sınırsızdır. 2. 50.000.- TL Esas sermaye, 100.000.- TL Kayıtlı sermaye ile kurulabilir. 3. Tahvil çıkarılabilir. 4. Pay devri kolayca gerçekleştirilebilir. Noterden yapılma mecburiyeti yoktur. Hamiline yazılı pay senetlerinde teslim yeterlidir. Ticaret sicilde tescil mecburiyeti yoktur. 5. Şirket pay senedinin 2 yıl geçtikten sonra satılması durumunda elde edilen kazanç tutarı vergiye tabi değil. 6. Halka açılma imkanı vardır. 7. Ortağın kamu borçlarından sorumluluğu yoktur. Anonim Şirketlerde ortağın vergi, SGK ve şirketin diğer borçlarından dolayı hiçbir sorumluluğu yoktur. Tek sorumluluğu taahhüt ettiği sermaye borcunu ödemesidir. 8. Şirket sözleşmesi ancak esas sermayenin yarısına tekabül eden ortakların kararıyla değiştirilebilir. 9. Sermayesi 250.000.- TL ve üstünde olan şirketler bir avukatla danışmanlık anlaşması yapmak zorundadır. 10. Ortakların şirkete verdiği emanet paralar, ödünçler, borçlar hiçbir koşul belirtilmeden hemen iade edilebilir. ,

 

 

LİMİTED ŞİRKETLER 1. Tek kişi ile kurulabilir. Azami ortak sayısı 50 kişidir. 2. 10.000 TL Esas sermaye ile kurulabilir. 3. Tahvil çıkaramazlar 4. Şirket pay senedinin satışı genel kurul onayı gerekli olup satış noterden yapılmalıdır. Ticaret sicilden de tescil edilmesi gerekmektedir. 5. Şirket hissesi kaç yıl sonra satılırsa satılsın elde edilen kazanç gelir vergisine tabi. 6. Halka açılma imkanı yoktur. 7. Ortağın kamu borçlarından sorumluluğu vardır. Şirketin Vergi, SGK primi borçlarının tahsil edilemeyen kısmından tüm malvarlığıyla sorumludur. 8. Şirket sermayesinde esas sermaye öngörülmemişse şirket ortaklarının 2/3 ünün kararıyla değiştirilebilir. 9. Limited şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu yoktur. 10. Ortaklardan alınan tüm emanetler ve ödünç paralar, ancak tüm alacaklar ödendikten sonra geri ödenebilir. 11. Limited şirketler için sigortacılık faaliyeti yapma yasağı kaldırılmıştır.(Daha önceki uygulamada şirket türü olarak sadece A.Ş. ler sigortacılık faaliyeti yapabiliyorlardı.)