Apartman Huzurunu Kaçıranlar Hakkında Şikayet davası

Apartman Huzurunu Kaçıranlar Hakkında Şikayet

SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

………

DAVACI                   : …

DAVALILAR           :

DAVA                       : 634 NO.LU KAT MÜLKİYETİ KANUNUN 18 NCİ ADRESİ GEREĞİNCE TAHLİYE

AÇIKLAMALAR     : Yöneticisi bulunduğum …….. adresinde mukim bulunan Apartmanda yukarıda isim ve adresini belirttiğim davalılar MAL SAHİBİ olarak oturmaktadır.
Ancak kat maliklerimizin (sakinlerimizin) müteakip tarihlerde yönetimimize dilekçe ile başvurarak davalıların kendilerine rahatsız edici davranışlarda bulunduğu,apartmanda huzuru,sakinliği ve düzeni bozduğunu dile getirmişlerdir.

Davalılara, apartman yöneticisi olarak gerekli sözlü ve yazılı ihtarlar yapıldığı halde davalılar aynı apartmanda oturan kat maliklerini rahatsız eden gürültü ve hareketleri yapmaya devam ettiği ve verdiği rahatsızlığın her an apartmanda düzen ve huzurun kaçmasına ve ileride telafisi mümkün olmayan olayların çıkacağından kuşku duymaktayım.

Tüm ihtarlara rağmen apartmandaki huzur ve düzeni rahatsız eden hal ve davranışlarını düzeltmeyen davalıların 634 sayılı kat maliki kanunun 18 nci maddesine aykırı davrandığından Cankent B Blok 37 Ada daki meskenden TAHLİYESİNE temin için iş bu müracaatı yapmak zarureti hasil olmuştur.

KANUN MADDELERİ: 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 18,24,33 ncü maddeleri ve ilgili hükümler.

SÜBUT DELİLLER     : Yönetim Kurulu Karar defteri,şikayet Dilekçeleri ,tanık beyanları Vs.

NETİCE VE TALEP: İş bu müracaatımızın kabulü ile dilekçemizin bir suretinin davalılara tebliğine, duruşma günü tayinine,yargılama icrası sonunda iddiamiz sübuta ereceğinden davalıların 634 sayılı kat mülkiyeti kanunun ilgili hükümlerine aykırı hareket ederek apartman içerisindeki huzur ve düzeni bozduğundan dolayı ……….. B Blok 37 Ada ADRESİNDEKİ MESKENDEN TAHLİYESİNE;

Dava masraflarının dahi davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim.

DAVACI
……. B Blok 47 Ada

YÖNETİCİSİ

Apartmanda hasar tespiti dava dilekçesi

ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

……….

DELİL TESPİTİ                      :

İSTEYEN                              :

KARŞI TARAF                      :

APARTMAN YÖNETİCİSİ      :

TALEP KONUSU                  : Delil Tespiti,

AÇIKLAMALAR                  : Aleyhine tespit istenen ………….. benimle birlikte beraber ikamet eden diğer kat malikleri ile birlikte oturan apartman yöneticimizdir.

Bu apartmanda ikamete baslayalıdan beri çatıda oluşan eksiklik ve kusurlar sebebi ile mağdur durumdayım. Kusurlu ve eksik yapılan inşaat sebebi ile ve apartman sakinlerinin çatıya monte ettirmiş oldukları güneş enerjisi sistemleri,TV antenleri,buna benzer teknolojik aygıtların monte edilmeleri sırasında ve monte edildikten sonra çatıda meydana getirdikleri hasar ve bacaların kullanım sonrası dökük ve virane bir hal alması sonucu çatılar akmakta ve üst katlar oturulamaz hale gelmektedir.Hatta bu nedenle üst katta mal sahibi olan apartman sakini evini terk etmek zorunda kalmıştır. Bu durumu apartman yöneticisi olarak davalıya defalarca bildirdik ve ihtar ettik. En son ….. 1.Noterliğinin ….. numaralı ve ………. tarihli ihtarnamesi ile ihtar ettim.Ancak noter kanalı ile vermiş olduğum sürenin dolmasına rağmen yönetici hiçbir faaliyette bulunmadığı gibi benimle istisarede de bulunmamıştır.Bu Sebeple Yukarıda bahsettiğim eksiklikleri ve kusurların Apartman Dairelerine verdiği zararların resen mahkemece seçilecek bilirkişi marifeti ile tespitinin yapılmasını,ileride açacağım davaya karine olması yönünden talebimin kabul olunmasını ve gereğini arz ederim.

NETİCE VE TALEP            :Yukarıda arz ve izah ettiğim üzere tespitin yapılmasını,talep olunan hususlarda tespit olunacak durumları gösterir raporun tanzimini ve gereğinin arz ederim.

TESPİT İSTEYEN

APARTMAN YÖNETİCİ ATANMASI DAVASI DİLEKÇESİ

…………………………SULH HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN DEĞERİ : ……………..-TL

KONU : Apartman Yöneticisi Atanması İstemimizdir.

AÇIKLAMALAR :

1-
2-
3-

YASAL NEDENLER : Kat Mülkiyeti Kanunu m.34/6, BK, HUMK ve Sair Yasal Mevzuat.

DELİLLER : Yönetim Planı, Karar Defteri ve sair delil.

İSTEM SONUCU : Açıklanan nedenler ile müvekkilimizin oturmakta olduğu ………… Apartmanına mahkemenizce Yönetici atanmasına karar verilmesini bilvekale talep ederiz.

DAVACILAR VEKİLİ
Avukat —————

Sat Geri kirala

Şükrü kızılot

Ofis, dükkân, otel, fabrika binası, arsa, arazi, şirket binası ve depo gibi üzerinde (aktifinde) kayıtlı gayrimenkulü olan ve özellikle “nakit ihtiyacı” bulunan ve “bankalardan kredi almakta zorlanan” şirketler, bu uygulamadan yararlanarak “bir taşla 12-13 kuş” vurabilirler.
Örneğin, işini büyütmek isteyen ya da nakde ihtiyacı olan bir KOBİ, aktifinde 500 bin liraya kayıtlı ama piyasa değeri 10 milyon lira olan binasını;
1- Bir leasing şirketine 10 milyon liraya satar.
2- 10 milyon lirayı tahsil edip, finansman sorununu çözer.
3- Satıştan doğan kazanç Kurumlar Vergisine tabi olmaz.
4- Satış işlemi KDV’den de istisna tutulur.
5- Satış işleminde, binde 20 yerine binde 4.55 “tapu harcı” alınır.
6- Satışın ardından, leasing şirketi ile sözleşme yaparak, sattığı binayı kiralar.
7-.Ödediği faizleri defterine masraf yazar.
8- Kira ödemesi KDV’den istisna tutulur.
9- Bilançosunda duran varlıklar 500 bin lira azalırken, dönen varlıklar 10 milyon lira artmış olur.
10- Bu tablo, kamu ihalelerinde şirketin rasyolarını olumlu etkiler.
11- Kiralama süresinin bitiminde, binayı geri alır. O aşamada para da ödemez.
12- Binanın geri alımı da KDV’den istisna.
13- Binayı şirket üzerine alırken “tapu harcı” da ödemez.

Sat ve Geri Kiralama

Erdoğan Karahan
Yeminli Mali Müşavir
İstanbul Denetim ve YMM AŞ. Genel Müdürü [email protected]

ŞİRKET AKTİFİNDE YER ALAN GAYRİMENKULLER ARTIK BİRER FİNANSMAN KAYNAĞI:

Şirketlerin aktiflerinde gerek fabrika, depo, ofis gibi kullandıkları, gerekse arsa ve arazi gibi yatırım amacıyla elde tuttukları birçok gayrimenkul bulunabilir. Bu gayrimenkullerin atıl durumdan çıkarılarak ekonomiye kazandırılması ve şirketin sermaye yapısının güçlendirilmesi amacıyla, literatürdeki adıyla “İştirak Hissesi ve Gayrimenkul satış kazanç istisnası” olarak bilinen uygulama, Türk Vergi Sisteminde (5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu) yıllardır mükelleflerin yararlandıkları bir uygulama olarak varlığını sürdürmektedir.

Şirketlerin aktifine en az iki yıldır kayıtlı bulunan gayrimenkuller kanunda belirtilen şartların yerine getirilmesi kaydıyla satılmaları durumunda, satıştan elde edilen kazancın %75’i, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/e maddesine göre kurumlar vergisinden istisna tutulmaktadır. Bunun yanı sıra bu kapsamdaki bir gayrimenkulün satışı aynı zamanda 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-r maddesine göre katma değer vergisinden de istisna tutulmuştur.

İşletmelerin aktifinde kayıtlı olan taşınmazların ekonomiye kazandırılması, şirketlerin sermaye yapılarının güçlendirilmesi, kredi talep edilmesi ve alınması sürecinde yaşanan gecikmeler, finansman sıkıntılarının aşılması ve acil nakit ihtiyaçlarının karşılanmasıamacıyla, kanun koyucu bu defa 6495 sayılı kanunla, birçok açıdan kolaylıklar sağlayan, adeta devrim niteliğinde bir istisna hükmü tesis etmiştir. Makalemizin konusunu bu yeni düzenlemenin sağladığı avantajlar oluşturmaktadır.

Şimdi Gel de Gayrimenkulü Satma:

Şirket aktifinde; dükkan, otel, üretim tesisi, arsa, arazi, yönetim binası,fabrika, ofis, depo gibi gayrimenkuller bulunan ve nakit ihtiyacı olan işletmeler artık bankalardan kredi almak için türlü sıkıntıların için girmeyecek, daha kolay ve daha az maliyetli olan sat, kiralave tekrar geri alyöntemini uygulayabileceklerdir. Bu yeni yöntemin uygulanabilmesi için öncelikle finansal kiralamanın tanımı değiştirilmiş ve düzenleme tam olarak amacına ulaşsın diye vergi kanunlarında da gerekli düzenlemeler yapılmıştır.

Finansal kiralamanın yeni tanımı: “kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören sözleşmedir.” Şeklindedir. Bu tanımlamaya göre kiracı elindeki varlığı finansal kiralama şirketine satıp, tekrar finansal kiralama

şirketinden aynı varlığı kiralayabilecektir. Bu durumda finansal kiralama şirketine satış yapan ve kiracı aynı işletme olacaktır. Böylece kiracı elindeki mevcut bir varlık ile finansman temin etmiş olacaktır.

Sat Kirala ve Tekrar Geri Al Yöntemi Olarak Adlandırabileceğimiz Bu Yöntem Nedir ve Nasıl İşlemektedir?

Düzenlemenin özü,şimdiye kadar yaygın olarak kullanılan şirket aktifine kayıtlı olan veya ortağa ait gayrimenkulün bankaya ipotek verilmesi ve karşılığında kredi alınması uygulamasının bir adım öteye taşınmasıdır.

Şirket, elindeki gayrimenkulü finansal kiralama şirketine satar ve parasını alır,finansal kiralama şirketi bu gayrimenkulü, şirkete finansal kiralama sözleşmesi ile kiralar, kira süresincegayrimenkulü kiralayan şirket tarafından leasing şirketine finansal kiralama bedeli (kira) ödenir,finansal kiralama sözleşmesinin sonunda şirket gayrimenkulü tekrar finansal kiralama şirketinden satın alır.

Bu yasal düzenleme vergisel yükler sebebiyle uygulanamaz bir hal almasın diye yapılan bazı vergi düzenlemeleri ile desteklenmiştir. Şimdi yapılan vergisel düzenlemelere değinelim.

Örneğin; Bir şirket aktifine 1 milyon TL. bedellekayıtlı olan ancak piyasa değeri de 7 milyon TL. olangayrimenkulünü, anlaştığı bir Leasing şirketine satıp 7 milyon lirayı tahsil ederek finansman sıkıntısını çözebilir.

-Taşınmaz Satışının 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5/e Fıkrasında Düzenlenen Kurumlara Yapılmış Olması Gerekir; Bu kurumlar, kaynak kuruluşlarca, kira sertifikası ihracı yapan varlık kiralama şirketleri ile finansal kiralama şirketleridir. (Satış halihazırda uygulanmakta olan istisna hükümlerine göre bu kurumlar dışında kalan gerçek veya tüzel bir kişiye yapılırsa yeni düzenlemeden değil de eski hükümlerden yararlanılacaktır.)

-Satış İşlemi Sonucunda Elde Edilen Kazanç Kurumlar Vergisinden İstisnadır; Yani şirket elde etmiş olduğu 6 milyon TL. kazanç için kurumlar vergisi ödemeyecektir.Yeni düzenlemede elde edilen kazancın tamamı kurumlar vergisinden istisnadır. (Gayrimenkulün satışı varlık kiralama şirketleri ve leasing şirketleri dışında kalan kişi veya kurumlara yapılmış ise diğer şartları taşımaları durumunda istisna, %75 olarak uygulanmaya devam edecektir.)

-Satış İşlemi Aynı Zamanda Katma Değer Vergisinden de İstisna Tutulmuştur; Yani satışı gerçekleştiren şirket 7 milyon tutarında bir satış faturası düzenleyecek ancak bu faturada KDV hesaplamayacaktır.(Katma Değer Vergisi Kanunu 17/4-ubendine göre “Menkul, gayrimenkul ve maddi olmayan varlıkların, varlık kiralama şirketlerine devri ile bu varlıkların varlık kiralama şirketlerince kiralanması ve devralınan kuruma devri.” Katma Değer Vergisi Kanunu 17/4-yhükmüne göre de “21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında; finansal kiralama

şirketlerince bizzat kiracıdan satın alınıp geriye kiralanan taşınmazlara uygulanmak üzere ve kiralamaya konu taşınmazın mülkiyetinin sözleşme süresi sonunda kiracıya devredilecek olması koşulu ile kiralanmaya konu taşınmazların kiralayana satılması, satan kişilere kiralanması ve devri.”KDV’den istisnadır.

-İki Yıllık Süre Şartı Kaldırılmıştır; Öteden beri uygulanmakta olan“İştirak Hissesi ve Gayrimenkul satış kazanç istisnası” olarak adlandırdığımız uygulamada, satılacak olan gayrimenkulün istisnadan yararlanabilmesi için şirket aktifinde en az 2 yıldır kayıtlı olması şartı aranırken, yeni düzenlemede herhangi bir süre sınırı yoktur. Bir yıl önce alınarak şirket aktifine kaydedilen bir gayrimenkulün dahi belirlenen kurumlara satılması halinde istisnadan yararlanılacaktır.

-İstisna Tutarı Yüzde Yüzdür; Bunun yanı sıra öteden beri uygulanmakta olan “İştirak Hissesi ve Gayrimenkul satış kazanç istisnasında” satıştan elde edilen kazancın %75’i kurumlar vergisinden istisna iken, %25’i kurumlar vergisine tabi tutulmuştur. Ancak yeni düzenlemede satıştan elde edilen kazancın tamamı kurumlar vergisinden istisnadır.

-Satış İşleminde Düşük Oranlı Harç Uygulanacaktır;492 sayılı Harçlar Kanununun Tapu ve Kadastro işlemlerinden alınacak harçlar başlıklı (4) sayılı tarifesinin “I-Tapu işlemleri” bölümünün yirminci fıkrasına eklenen (g) bendinde “Satıp geri kiralama yöntemi ile gerçekleştirilen kiralama sözleşmeleri kapsamında kiracı tarafından sözleşme süresi sonunda geri alınmak kaydıyla kiralanan taşınmazların kiralayana satışı sırasında devredenden…binde 3,96”oranında tapu harcı alınacağına dair hüküm yer almaktadır. Normal satış işlemlerinde tapu harcı binde 20 olarak uygulanmaktadır.

Daha sonra Leasing şirketine satılan gayrimenkul yapılanfinansal kiralama sözleşmesiyle leasing şirketinden geri kiralanır. Yani işletme artık kendi gayrimenkulünün maliki değil kiracısıdır.

-Bu Kiralama İşlemi Karşılığında Leasing Şirketine Ödenen Faizler ve Kiralar Gider Olarak Yazılabilir; Bu uygulama da yapılan düzenlemenin diğer bir artısıdır. Satış işleminden sonra şirketin eline yüklü bir miktarda nakit geçtikten sonra, şirket küçük bedeller halinde geri ödemelerde bulunmakta ve bu ödemelerini de giderlerine yansıtabilmektedir.

-Ödenen Kiralar KDV’den İstisna Tutulmuştur;KDV Kanunu 17/4-y bendine yukarıda değinilmiştir.

-Gayrimenkulün Geri Alım İşlemi de KDV’den İstisnadır; KDV Kanunu 17/4-y bendine yukarıda değinilmiştir.

-Kiralama İşleminin Sonunda İşletme Kendi Gayrimenkulünü Herhangi Bir Bedel Ödemeden Geri Alır; Çünkü gerekli olan geri alım tutarı zaten aylık taksitler halinde kira olarak leasing şirketine ödenmiştir.

-Taşınmazın Geri Alınma İşlemi Tapu Harcından İstisnadır;Satıp geri kiralama yöntemi ile yapılan kiralama sözleşmeleri kapsamında kiralanan taşınmazların sözleşme süresi sonunda kiracı adına tapuya tescili tapu harcından müstesnadır.

DEĞERLENDİRME:

Normal şartlarda da kredi ihtiyacı olan bir şirket tarafından Bankalara müracaat edildiğinde, çoğu zaman şirketin aktifine kayıtlı gayrimenkuller üzerine kredi veren banka tarafından ipotek koyulmaktadır. Yani şirketlerin aktifinde bulunan gayrimenkuller bankalardan sağlanan finansman ihtiyacının garantisini oluşturmaktadır.

Kanun koyucu yapmış olduğu bu yeni düzenleme ile aktife cari değerinden daha düşük bir bedelle kayıtlı olan gayrimenkulü bulunan, ancak Türk Vergi Sistemi gereği satış yapmadan gayrimenkulünü güncel değerine yükseltemeyen şirketlerin imdadına yetişmiştir. Böylece şirketlerbankalardan kredi almak için uğraşmak zorunda kalmayacak, sat, kirala ve geri al yöntemi ile daha az bir maliyetle finansman ve nakit ihtiyaçlarına çözüm üretebilir duruma geleceklerdir.Sağlanan bu kadar avantajdan sonra insanın tapu dairesine kadar koşası geliyor.

İşletmede Kayıtlı Taşınmazın Finansal Kiralama Şirketine Sat-Kirala-Geri Al Yöntemiyle Satışında Kurumlar Vergisi İstisnası- Mali Müşavir Evren Özmen

Ekran Resmi 2015-11-24 22.31.36

İşletmede Kayıtlı Taşınmazın Finansal Kiralama Şirketine Sat-Kirala-Geri Al Yöntemiyle Satışında Kurumlar Vergisi İstisnası  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda: ………………. Vergi Dairesi Müdürlüğünün ………………….. vergi numarasında kayıtlı mükellefi olduğunuz, inşaat ve taahhüt işleriyle iştigal ettiğiniz, şirketinizin sahip olduğu arsalar veya başka kişi ya da kurumlara ait arsalar üzerinde iş yeri ve konut inşa ederek bunların satışını/ticaretini yaptığınız, aktifinizde kayıtlı arsanızı 10 adet daire (villa) karşılığında müteahhide verdiğiniz, yapımına başlanan ve kat irtifakı tesis edilmiş olan villaları finansman temini için 6361 sayılı Finansal Kiralama Kanunu hükümleri uyarınca sat-kirala-geri al yöntemi ile finansal kiralama şirketine satacağınız ve sözleşme sonunda söz konusu taşınmazların geri alınacağı belirtilerek bu işlemin Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan hüküm gereğince istisna olup olmadığı hususunda görüş talep edilmiştir.

 

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun istisnaları düzenleyen 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde;

 

            “Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75’lik kısmı (Taşınmazların; kaynak kuruluşlarca, kira sertifikası ihracı amacıyla varlık kiralama şirketlerine satışı ile 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında geri kiralama amacıyla ve sözleşme sonunda geri alınması şartıyla, finansal kiralama şirketlerine satışı ve varlık kiralama ile finansal kiralama şirketlerince taşınmazın devralındığı kuruma satışından doğan kazançlar için bu oran %100 olarak uygulanır ve bu taşınmazlar için en az iki tam yıl süreyle aktifte bulunma şartı aranmaz. Ancak söz konusu taşınmazların; kaynak kuruluş, kiracı veya sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilememesi hâli hariç olmak üzere, varlık kiralama veya finansal kiralama şirketi tarafından üçüncü kişi ve kurumlara satılması durumunda, bu taşınmazların kaynak kuruluşta veya kiracıdaki varlık kiralama veya finansal kiralama şirketine devirden önceki kayıtlı değeri ile anılan kurumlarda ayrılan toplam amortisman tutarı dikkate alınarak satışı gerçekleştiren kurum nezdinde vergilendirme yapılır.)

 

            …

 

            Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.”

 

hükmüne yer verilmiştir.

 

Diğer taraftan, konuya ilişkin açıklamalar 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin (5.6.) bölümünde yapılmıştır.

 

Anılan Tebliğin  “5.6.2.3.4. Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ile uğraşılmaması” başlıklı bölümünde de;

 

            “Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları istisna kapsamındaki değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.

 

          İstisna uygulaması esas itibarıyla bütün kurumlar için geçerlidir. Ancak, faaliyet konusu menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanması olan kurumların bu amaçla iktisap ettikleri ve ellerinde tuttukları kıymetlerin satışından elde ettikleri kazançlar için istisnadan yararlanmaları mümkün değildir.

 

            Satışa konu edilen kıymetlerin iki tam yıl kurum aktifinde kayıtlı olması da durumu değiştirmeyecektir. Aynı durum, satmak üzere taşınmaz inşaatı ile uğraşan mükellefler açısından da geçerlidir. Ancak, taşınmaz ticareti ile uğraşan mükelleflerin faaliyetlerinin yürütülmesine tahsis ettikleri taşınmazların satışından elde ettikleri kazançlara istisna uygulanabilecek; taşınmaz ticaretine konu edilen veya kiralama ya da başka surette değerlendirilen taşınmazların satış kazancı ise istisnaya konu edilmeyecektir.”

 

açıklamalarına yer verilmiştir.

 

Buna göre,  5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin birinci paragrafındaki parantez içi hükmünde 02.08.2013 tarihinden itibaren uygulanmak üzere 6495 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında geri kiralama amacıyla ve sözleşme sonunda geri alınması şartıyla taşınmazların finansal kiralama şirketlerine satışı ve finansal kiralama şirketlerince taşınmazın devralındığı kuruma satışından doğan kazançların % 100’ünün, taşınmazı en az iki tam yıl süreyle aktifte bulundurma şartı aranmaksızın, kurumlar vergisinden istisna edilmesi hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla, bu kapsamda gerçekleştirilen işlemlerde istisnadan faydalanılabilmesi için en az iki tam yıl süreyle aktifte bulundurma şartı hariç olmak üzere anılan maddede yer alan diğer tüm şartların sağlanması gerekmektedir.

 

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan şirketinizin, aktifinizde kayıtlı arsa karşılığında elde ettiği taşınmazları (villaları) 6361 sayılı Finansal Kiralama Kanunu hükümleri uyarınca sat-kirala-geri al yöntemiyle bir finansal kiralama şirketine satmanız durumunda söz konusu satıştan doğan kazançlar için 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen istisnadan faydalanması mümkün bulunmamaktadır.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Organize Sanayi bölgesi emlak muafiyeti-Evren Özmen Mali Müşavir

Kooperatifler kanunu

 İlgide kayıtlı özelge talep formunda; İskenderun Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde bulunan ve yeni inşa edilen termik santral tesisinizin Emlak Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin (f) fıkrası gereği 5 yıl süre ile geçici muafiyet durumunun söz konusu olduğu, aynı maddenin (a), (b), (c) ve (d) fıkralarında yer alan muafiyetlerden istifade için bu fıkralarda yazılı hallerin vukuunda keyfiyetin bildiriminin zorunlu olduğu, (f) fıkrasıyla ilgili böyle bir zorunluluğun bulunmamasına karşın  bildirimde bulunulmadığı gerekçesiyle ilgili taşınmaz için emlak vergisi tahakkuku yapılmak istenildiği  belirtilerek, Hatay İskenderun Belediyesi Emlak Müdürlüğüne verilmek üzere muafiyetinizin mevcudiyeti ve bildirim zorunluluğu olmadığını ifade edici özelge verilmesi talep edilmektedir.

            Bilindiği üzere, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye sınırları içinde bulunan binaların bu Kanun hükümlerine göre bina vergisine tabi olduğu, 2 nci maddesinde, bina tabirinin, yapıldığı madde ne olursa olsun, gerek karada gerek su üzerindeki sabit inşaatın hepsini kapsadığı, 3 üncü maddesinde de bina vergisinin binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler tarafından ödeneceği, hükme bağlanmıştır.

            Anılan Kanununun “Geçici muaflıklar” başlıklı 5 inci maddesinde,

            “…

          f) Organize sanayi bölgeleri ile sanayi ve küçük sanat sitelerindeki binalar, inşalarının sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile geçici muafiyetten faydalandırılır.

          Yukarda (a), (b), (c) ve (d) fıkralarında yazılı muafiyetlerden istifade için, mezkür fıkralarda yazılı hallerin vukuunda, keyfiyetin bütçe yılı içinde ilgili vergi dairesine bildirilmesi şarttır. Ancak, bu olaylar bütçe yılının son üç ayı içinde vukubulduğu takdirde bildirim, olayın vukubulduğu tarihten itibaren üç ay içinde yapılır.

          Süresinde bildirimde bulunulmazsa muafiyet, bildirimin yapıldığı yılı takibeden bütçe yılından muteber olur. Bu takdirde bildirimin yapıldığı bütçe yılının sonuna kadar geçen yıllara ait muafiyet hakkı düşer. (Köylerdeki inşaat için bildirimde bulunulmaz.)” hükmü yer almaktadır.

            Aynı Kanunun 33 üncü maddesinin (1) inci fıkrasında, yeni bina inşa edilmesinin vergi değerini tadil eden sebep olduğu belirtilmiş, 23 üncü maddesinde, bu Kanunun 33 üncü maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde değişikliğin vuku bulduğu bütçe yılı içerisinde, değişiklik bütçe yılının son üç ayı içinde vuku bulmuş ise üç ay içinde ilgili belediyeye emlak vergisi bildirimi verileceği hükme bağlanmıştır.

       Buna göre, organize sanayi bölgesi içerisinde yer alan bina ya da binalarınızın bildirim verilip verilmediğine bakılmaksızın inşaatlarının sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile emlak vergisinden muaf tutulması gerekmektedir. Öte yandan; söz konusu taşınmazlarınızın yeni inşa edilmiş olması, vergi değerlerinin tadiline neden olduğundan ilgili belediyeye bu duruma ilişkin bildirimin verilmesi zorunludur.

             Bilgi edinilmesini rica ederim.

Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi Emlak vergisi muafiyeti- EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR-

T.C.

ARTVİN VALİLİĞİ

Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

Ekran Resmi 2015-11-24 22.10.55

   
Sayı : 29973770-08-OZELGE-001-1 16/06/2015
Konu : Emlak Vergisinden Muaf olup olmadığı hk.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, küçük sanayi sitesi kooperatifi olarak yapmış olduğunuz site içerisindeki binaların bir kısmına 2008 yılında işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının verildiği belirtilerek 5 yıllık emlak vergisi muafiyet başlangıç tarihinin; site içerisindeki binaların inşaat bitim tarihi olan 2011 yılı mı yoksa 2008 yılı işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verildiği tarih itibariyle mi dikkate alınacağı hususu sorulmaktadır.

Bilindiği üzere, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye sınırları içinde bulunan binaların bu Kanun hükümlerine göre bina vergisine tabi olduğu, 2 nci maddesinde, bina tabirinin, yapıldığı madde ne olursa olsun, gerek karada gerek su üzerindeki sabit inşaatın hepsini kapsadığı, 3 üncü maddesinde de bina vergisinin binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler tarafından ödeneceği, hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanununun “Geçici muaflıklar”  başlıklı 5 inci maddesinde,

“….

  1. f) Organize sanayi bölgeleri ile sanayi ve küçük sanat sitelerindeki binalar, inşalarının sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile geçici muafiyetten faydalandırılır.

            Yukarda (a), (b), (c) ve (d) fıkralarında yazılı muafiyetlerden istifade için, mezkür fıkralarda yazılı hallerin vukuunda, keyfiyetin bütçe yılı içinde ilgili vergi dairesine bildirilmesi şarttır. Ancak, bu olaylar bütçe yılının son üç ayı içinde vukubulduğu takdirde bildirim, olayın vukubulduğu tarihten itibaren üç ay içinde yapılır.

            Süresinde bildirimde bulunulmazsa muafiyet, bildirimin yapıldığı yılı takibeden bütçe yılından muteber olur. Bu takdirde bildirimin yapıldığı bütçe yılının sonuna kadar geçen yıllara ait muafiyet hakkı düşer. (Köylerdeki inşaat için bildirimde bulunulmaz.)” hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun 33 üncü maddesinin (1) inci fıkrasında, yeni bina inşa edilmesinin vergi değerini tadil eden sebep olduğu belirtilmiş, 23 üncü maddesinde, bu Kanunun 33 üncü maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde değişikliğin vuku bulduğu bütçe yılı içerisinde, değişiklik bütçe yılının son üç ayı içinde vuku bulmuş ise üç ay içinde ilgili belediyeye emlak vergisi bildirimi verileceği hükme bağlanmıştır.

Buna göre, Kooperatifinizin küçük sanayi sitesinde yer alan ve inşaatları 2008 yılında sona eren binalarının 2009 yılından itibaren, inşaatları 2011 yılında sona eren binalarının ise 2012 yılından itibaren bildirim verilip verilmediğine bakılmaksızın 5 yıl süre ile emlak vergisinden muaf tutulması gerekmektedir. Öte yandan, söz konusu taşınmazların yeni inşa edilmiş olması vergi değerlerinin tadiline neden olduğundan ilgili belediyeye bu duruma ilişkin bildirimin verilmesi zorunludur.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Şirket adına otel faturası gider yazılır mı ?-Mali Müşavir Evren ÖZMEN

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzdan; otelinizde kalan müşterilerin kendilerine ait kredi kartları ile ödemede bulundukları, ancak faturanın çalıştıkları firmaları adına düzenlenmesini talep ettikleri belirtilerek, bu durumun Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı olup olmadığı hususunda Başkanlığımızdan görüş talebinde bulunduğunuz anlaşılmaktadır.

 

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinin (B) fıkrasında; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği hükme bağlanmıştır.

 

Mezkur Kanunun 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükmüne yer verilmiş, 229 uncu maddesinde, fatura, “satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.” şeklinde tanımlanmış, 231 inci maddesinin 5 inci bendinde, faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı, 232 nci maddesinde ise, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin, birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere ve vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları hükme bağlanmıştır.

 

Buna göre faturanın, otelinizde hizmet verdiğiniz kişi adına düzenlenmesi gerekmekte olup, kişinin konaklama hizmetinden ilgili firma hesabına yararlanması durumunda faturanın bu firma adına düzenlenmesi mümkün bulunmaktadır. Öte yandan faturanın adına düzenlendiği firma ile beraber, faturada, otelde bilfiil kalan kişinin de ismine ayrıca yer verilmesinin talep edilmesi durumunda bu talebin de yerine getirilmesi gerektiği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.Ekran Resmi 2015-11-21 18.57.53

Organize Sanayi Bölgelerinde Elektrik teslimlerinde, vergiyi doğuran olay ve elektronik ortamda fatura düzenlenmesi-Mali Müşavir Evren Özmen

Sayı : 27575268-105[229-2014-160]-728 06/07/2015
Konu : Elektrik teslimlerinde, vergiyi doğuran olay ve elektronik ortamda fatura düzenlenmesi  

Ekran Resmi 2015-11-24 22.14.45

İlgi talep formunuzda; … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi numaralı mükellefi olduğunuz, şirketinizin ağırlıklı olarak toptan elektrik ticareti ile uğraştığı, bugüne kadar bir takvim ayı içinde abonelere satılan elektrikle ilgili faturaların kağıt ortamında aynı takvim ayının son günü itibariyle düzenlendiği, ancak … tarihinden itibaren elektronik fatura düzenlemekle yükümlü olduğunuz, sektörünüzde sistemin işleyişinde; Nisan ayında abonelere gerçekleştirilen elektrik satışlarına ilişkin tüketim rakamlarının ilgili dağıtım şirketleri tarafından okunarak tespit edildiği, abonelerin Nisan ayındaki tüketim bilgilerinin dağıtım şirketleri tarafından … Anonim Şirketinin Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi (PMUM)  sitesine 01 Mayıs ila 15 Mayıs tarihleri arasında girilebildiği, dolayısıyla herhangi bir abonenin Nisan ayına yönelik tüketim bilgilerinin 15 Mayısta sisteme girilebildiği, şirketinizin bu bilgilere, tüketim bilgileri belirtilen sisteme girildikten sonra vakıf olduğu, söz konusu abonelerin Nisan ayına ait faturalarının kağıt ortamında 30 Nisan tarihli olarak düzenlenmesinin mümkün olduğu halde, elektronik fatura uygulamasında aynı faturaların elektronik ortamda 30 Nisan tarihli olarak oluşturulup düzenleme ve onay verme tarihinin en erken 15 Mayıs olabileceği belirtilerek, abonelerin Nisan ayındaki elektrik tüketimine ilişkin satış faturalarının elektronik ortamda 30 Nisan tarihli olarak 15 Mayısta oluşturularak düzenlenmesi ve onaylanmasının Vergi Usul Kanununun 231/5 inci maddesinde yer alan 7 günlük düzenleme süresine aykırı olup olmadığı ile Nisan ayında abonelere gerçekleştirilen elektrik satışlarına ait faturaların elektronik ortamda 15 Mayıs tarihli olarak 15 Mayısta oluşturularak düzenlenmesi ve onaylanmasının mümkün olup olmadığı hususlarında Başkanlığımızdan görüş talep edilmiştir.

I- GELİR VE KURUMLAR VERGİLERİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Ticari kazancın tespitinde “tahakkuk esası ilkesi” ve “dönemsellik ilkesi” olmak üzere iki temel ilke geçerlidir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleşmiş olması yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir.

Dönemsellik ilkesi ise, bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır. Ayrıca “Dönemsellik” kavramı gereği işletmeler, gelir ve giderlerini tahakkuk esasına göre muhasebeleştirmek; hasılat, gelir ve karlarını aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırmak durumundadırlar. Bu ilke uyarınca gelir ve giderlerin ilgili oldukları dönemde kaydedilmesi gerekir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, şirketiniz tarafından yapılan elektrik teslimlerinde, gelirin bedelin tahakkuk ettirildiği, yani mahiyet ve tutar itibarıyla kesinleştiği tarih itibariyle kurum kazancına dahil edilmesi gerekmektedir.

II- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 2/3 maddesinde su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma ve benzeri şekillerdeki dağıtımların da mal teslimi olduğu; 10/g maddesinde ise,  su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma ve benzeri enerji dağıtım veya kullanımlarında bunların bedellerinin tahakkuk ettirilmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geleceği hüküm altına alınmıştır.

Bu hükümlere göre, şirketiniz tarafından yapılan elektrik teslimlerinde, bedelin tahakkuk ettirildiği tarih itibariyle vergiyi doğuran olay gerçekleşmiş olacaktır.

III- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu,  231/5 inci maddesinde de faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükmüne yer verilmiş, 232 nci maddesinde ise fatura kullanmak mecburiyetinde olanlar sayılmıştır.

Diğer taraftan, 416, 421, 424 ve 433 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile değişik 397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde Vergi Usul Kanununun Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden faturanın elektronik belge olarak düzenlenmesi, elektronik ortamda iletilmesi, muhafaza ve ibraz edilmesine ilişkin usul ve esaslar açıklanmıştır.

Söz konusu Tebliğin 3 üncü bölümünde elektronik faturanın (e-fatura) yeni bir belge olmadığı, kağıt fatura ile aynı hukuki niteliklere sahip olduğu, 5 inci bölümünde ise mükelleflerin e-fatura düzenlerken, Tebliğde belirtilmeyen hususlarda süreler başta olmak üzere Vergi Usul Kanunu ve ilgili diğer kanun ve düzenlemelerde yer alan usul ve esaslara uymak zorunda olduğu düzenlemelerine yer verilmiştir.

Öte yandan, elektrik dağıtım faaliyetlerinde faturanın nihai bedeli Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğine göre belirlenmektedir. Söz konusu Yönetmeliğin;

– 90 ıncı maddesinde fatura döneminin, bir takvim ayının ilk günü saat 00:00’da başlayıp, aynı ayın son günü saat 24:00’da biten süreyi ifade ettiği,

 

-132/A maddesinin birinci fıkrasında, uzlaştırma hesaplamaları sonucunda piyasa katılımcılarının her fatura dönemi için piyasa işletmecisine  (Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi (PMUM)) ödeyeceği ya da piyasa işletmecisi tarafından piyasa katılımcılarına ödenecek tutarları içeren ön uzlaştırma bildiriminin, fatura dönemini takip eden ayın altıncı günü, nihai uzlaştırma bildiriminin ise, fatura dönemini takip eden ayın onbirinci günü, piyasa yönetim sistemi (PYS) aracılığı ile ilgili piyasa katılımcılarına duyurulacağı,

 

– 132/B maddesinin birinci fıkrasında, piyasa katılımcılarının uzlaştırma bildirimlerinde tespit ettikleri maddi hatalara ilişkin itirazlarının, ilgili fatura dönemine ait işlemler kapsamında değerlendirmeye alınabilmesi için, ön ve nihai uzlaştırma bildirimlerine yapılacak itirazın bildirimlerin yapıldığı ayın onikinci günü saat 16:00’a kadar yapılması gerektiği, itirazların piyasa işletmecisi tarafından ayın ondördüncü günü 16:00’a kadar uygun bulunması halinde, faturaların düzeltilmiş bildirim miktarları esas alınarak düzenleneceği, itirazların ayın ondördüncü günü saat 16:00’a kadar sonuçlandırılamaması halinde 133 üncü maddedeki sürecin uygulanacağı, itirazın uygun bulunmaması durumunda da, bu süre içerisinde piyasa katılımcısına bilgi verileceği,

 

-132/C maddesinin birinci fıkrasında ise piyasa işletmecisinin, bildirimlerin yapıldığı ayın onbeşinci gününden itibaren yedi gün içinde, geçerli nihai uzlaştırma bildiriminde yer alan tutarlar veya nihai uzlaştırma bildirimine yapılan itirazın kabul edildiği hallerde düzeltilmiş tutarlara göre faturaları düzenleyeceği, PYS’de faturanın yayımlanma tarihinin, faturanın tebliğ tarihi olarak kabul edileceği,

 

Aynı maddenin dördüncü fıkrasında da ödeme yapılacak piyasa katılımcılarının, bildirimlerin yapıldığı ayın onbeşinci gününden itibaren yedi gün içinde, geçerli nihai uzlaştırma bildiriminde yer alan tutarlara veya nihai uzlaştırma bildirimine yapılan itirazın kabul edildiği hallerde düzeltilmiş tutarlara göre ve gün öncesi dengeleme faaliyetleri, dengeleme güç piyasası faaliyetleri ve dengesizliklerin uzlaştırılmasına ilişkin düzenlenen faturayı piyasa işletmecisine göndereceği

açıklamaları yer almaktadır.

Bu itibarla, elektrik teslimlerine ilişkin elektronik ortamda düzenlenenler de dahil olmak üzere faturanın, yukarıdaki belirtilen şekilde belli edilen tarihi izleyen yedi gün içinde düzenlenmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

İşletme bünyesinde iki ayrı damga vergisi defteri tutulmasının mümkün olup olmadığı-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

sayı : 11395140-105[171-2015/VUK2/8406]-69397 21/07/2015
Konu : İşletme bünyesinde iki ayrı damga vergisi defteri tutulmasının mümkün olup olmadığı  

Ekran Resmi 2015-11-21 18.56.29

İlgi özelge talep formunuzdan; şirketinizin taraf olduğu kiralama sözleşmeleri ile yine şirketinizin taraf olduğu ve damga vergisine tabi diğer kağıtları ayrı ayrı takip edebilmeniz amacıyla iki ayrı damga vergisi defteri tutmanızın mümkün olup olmadığı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmıştır.

 

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 220 nci maddesinde, tasdike tabi defterler sayılmış olup, aynı Kanunun 221 ve 223 üncü maddelerinde de tasdik zamanı ve tasdik makamına ait hükümlere yer verilmiştir.

 

Vergi Usul Kanununda sayılan tasdike tabi defterler arasında “Damga vergisi defteri” yer almamakta olup, 16 seri nolu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde sayılmak suretiyle belirlenen kuruluşlardan olan anonim şirketlerin sürekli damga vergisi mükellefiyeti tesis ettireceğine; 20 seri nolu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde ise belirlenen bu kuruluşların makbuz karşılığı ve istihkaktan kesinti yapılması şeklindeki ödemelerini kaydetmek için “Damga vergisi defteri” adı altında özel bir defter tutacağı, bu defterin tutulmasında, Vergi Usul Kanununun kayıt nizamı ve tasdik zamanına ilişkin 215-219 uncu ve 221 inci maddelerindeki hükümlere uyulacağı ve söz konusu defterin notere tasdik ettirileceğine ilişkin açıklamalar yer almaktadır.

 

Buna göre, şirketinizin taraf olduğu kağıtlara ilişkin olarak tek bir damga vergisi defteri tutması gerekmekte olup bu deftere ilaveten kağıt türü itibarıyla ayrı bir damga vergisi defteri tutulması mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

TÜRK CEZA KANUNUNA GÖRE KOOPERATİF YÖNETİCİLERİNİN SORUMLULUKLARI-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi Turk ceza kanunu 164

Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi
MADDE 164. – (1) Bir şirket veya kooperatifin kurucu, ortak, idareci, müdür veya temsilcileri veya yönetim veya denetim kurulu üyeleri veya tasfiye memuru sıfatını taşıyanlar, kamuya yaptıkları beyanlarda veya genel kurula sundukları raporlarda veya önerilerde ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte gerçeğe aykırı önemli bilgiler verecek veya verdirtecek olurlarsa altı aydan üç yıla kadar hapis veya bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar

özmen-2

Akaryakıt istasyonlarında e-fatura uygulamas ile GTİP No.sunun e- Faturada Nasıl Gösterilebileceği ve Kağıt Fatura Üzerine Sevk İrsaliyesi Yerine Geçer İbaresi Yazılıp Yazılamayacağı

T.C.

MALİYE BAKANLIĞI

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ekran Resmi 2015-11-21 18.57.53

 

   
Sayı : 27192137-105[2013-275]-143 09/10/2015
Konu : Akaryakıt istasyonlarında e-fatura uygulamas ile GTİP No.sunun e- Faturada Nasıl Gösterilebileceği ve Kağıt Fatura Üzerine Sevk İrsaliyesi Yerine Geçer İbaresi Yazılıp Yazılamayacağı  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; Başkanlığımız ……… Vergi Dairesinin ……….. vergi kimlik numarası ile toptan ve perakende madeni yağ ticareti yapan firmanızın elektronik fatura uygulamasına geçtiği,

 

-E-fatura modülün de GTİP No’larına ilişkin bir alan bulunmadığından faturada gösterilme zorunluluğu bulunan GTİP No’sunun e-faturanın alt tarafında bulunan diğer kısmına yazılması sırasında 10-15 kalem madeni yağ olması durumunda hepsinin GTİP No’sunun bu alana sığmayacağı ve karmaşık bir yapıda olacağı,

 

-Firmanıza ait akaryakıt istasyonlarının bulunduğu, e-fatura sistemindeki başka bir firma aracının firmanızdan yakıt alması durumunda e-fatura düzenlemek zorunda olup olmadığınız, e-fatura düzenlenecekse satış sırasında akaryakıt pompalarına bağlı cihazlardan çıkan fişlerin iptal edilip edilmeyeceği,

 

-Matbaada bastırılmış olarak elinizde bulunan faturaların üzerine “Elektronik fatura suretidir, irsaliye yerine geçer” ibaresi yazılırsa sevk irsaliyesi yerine geçip geçmeyeceği konularında Başkanlığımızdan görüş talep etmektesiniz.

 

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Mükerrer 242’nci maddesinin iki numaralı fıkrası ile Bakanlığımıza verilen yetkiye istinaden yayımlanan ve elektronik fatura  kullanımına ilişkin usul ve esasları belirleyen 397 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile anonim ve limited şirketlerin elektronik fatura oluşturmalarına, alıcısına iletmelerine, muhafaza ve istenildiğinde ibraz etmelerine izin verilmiştir.

 

416 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 232’nci maddesi kapsamında fatura düzenlemek zorunda olan mükelleflere elektronik fatura uygulamasından yararlanma hakkı tanınmış olup, 421 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile, bazı mükellef gruplarına elektronik defter tutma ve elektronik fatura uygulamasına dahil olma zorunluluğu getirilmiştir.

 

Öte yandan, 421 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “Elektronik Defter ve Elektronik Fatura Zorunluluğu” başlıklı 3’üncü bölümünde; bu Tebliğ veya 397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında elektronik fatura uygulamasından yararlanan mükelleflerin birbirlerine yapmış oldukları mal teslimi veya hizmet ifaları için elektronik fatura düzenlemelerinin zorunlu olduğu, Elektronik fatura uygulamasından yararlanan mükelleflerin, fatura düzenlemeden önce muhatabın www.efatura.gov.tr internet adresinde yer alan kayıtlı kullanıcı listesine kayıtlı olup olmadığını kontrol edecekleri, kayıtlı kullanıcı ise elektronik fatura, kayıtlı kullanıcı değilse kâğıt fatura düzenleyecekleri  açıklamalarına yer verilmiştir.

 

Aynı Tebliğin; “Sorumluluk ve Cezai Yaptırımlar” başlıklı 5’inci bölümünün 5.4 bendinde “Elektronik fatura uygulamasına dâhil olma zorunluluğu getirilen mükellefler elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olan diğer mükelleflere kâğıt ortamında fatura düzenleyemezler; düzenlemeleri halinde kâğıt ortamında düzenlenen bu faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.” hükümlerine yer almaktayken,  bu kısım 448 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 4/4/2015 tarihinden itibaren kaldırılmış ve 447 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 4/4/2015 tarihinden geçerli olmak üzere 397 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin ” 9. Sorumluluk ve Cezai Müeyyideler” başlıklı bölümü yeniden düzenlenmiş ve ” Elektronik fatura uygulamasına dâhil olan mükelleflerin elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olan diğer mükelleflere düzenleyecekleri faturaların elektronik fatura olması zorunludur. Bu zorunluluğa uymayan mükellefler hakkında Vergi Usul Kanununda öngörülen cezai hükümler uygulanacaktır.” hükmüne yer verilmiştir.

 

Bilindiği üzere Elektronik fatura uygulamasına ilişkin;  e fatura portalı,bilgi işlem sisteminin  entegrasyonu  ve özel entegrasyon  olmak üzere  üç yöntemden oluşmaktadır. Bu yöntemlere ilişkin ayrıntılı açıklamalar www.efatura.gov.tr internet adresinde yer alan klavuzlarda  açıklanmıştır. e- Fatura oluşturmak için kullanılan UBL  uygulamasına ilişkin açıklamalar ise UBL-TR klavuzlarında yer almaktadır. Söz konusu  klavuzlarda e- Faturada yer alması gereken zorunlu alanlar belirtilmiştir. Bu kapsamda UBL-TR klavuzlarında  e-Faturada bulunması gereken zorunlu ve seçimlik alanlara ilişkin kapsamlı bilgiye ulaşılabilmektedir.

 

Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin ÖKC Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında 3100 sayılı Kanunla ilgili 58 Seri No.lu Genel Tebliğin 1. bölümünde;
“a) Taşıtlara akaryakıt satışının yapıldığı pompalar, özellikleri 3100 sayılı Kanun ve Tebliğlerle belirlenen ve Bakanlığımızca onaylanan bir veya daha fazla ödeme kaydedici cihaza bağlanmış olacaktır. Pompalar, kasiyer veya pompacı olmaksızın bilfiil müşteri tarafından da (kredi kartlı vb.) kullanılabilen ödeme kaydedici cihazlara da bağlanabilecektir. Pompaların bağlı olduğu ödeme kaydedici cihazlar, pompanın içerisine, hemen yanına veya yakınındaki bir büroya yerleştirilebilecektir.

  1. b) Pompalar akaryakıt verilen taşıtın plaka numarası girildikten sonra çalışacak şekilde düzenlenmiş olacaktır. Diğer bir ifade ile taşıtın plaka numarası girilmediği takdirde pompadan akaryakıt akmayacaktır. Şu kadar ki, taşıtlara yapılmayan (bidonla, varille vb.) her türlü akaryakıt satışında pompalara plaka  numarası yerine müşterinin adı soyadı veya ünvanı bilgileri girilecektir.
  2. c) Yapılan akaryakıt satışlarıyla ilgili bilgiler ödeme kaydedici cihaz hafızasına otomatik olarak  kaydedilecektir. Hafızaya kaydedilen bilgiler, akaryakıt verme işleminin sonunda ödeme kaydedici cihazdan yine otomatik olarak çıkacak fişler ile belgelendirilecektir…”

denilmektedir.
68 Seri No.lu Ödeme Kaydedici Cihaz Genel Tebliğinin ” 1- Akaryakıt Pompalarına Bağlı Ödeme Kaydedici Cihazlar Kullanılarak Verilen Fişlerin Fatura Yerine Geçen  Belge Olarak Kabul Edilmesi” başlıklı bölümünde;
“….
Anılan hükümlerle Bakanlığımıza tanınan yetkiye dayanılarak, akaryakıt pompalarının bağlı olduğu ödeme kaydedici cihazlar kullanılmak suretiyle otomatik olarak düzenlenen fişlerin, fatura düzenleme tutarının (2006 yılı için 520,00 YTL) altında veya üstünde olsa dahi “fatura yerine geçen belge” olarak kabul edilmesi ve bu şekilde belgelenen satışlar dolayısıyla nihai tüketiciler veya vergi mükelleflerince yapılan fatura düzenleme taleplerinin dikkate alınmaması uygun görülmüştür.” şeklinde açıklama yapılmıştır.
Ayrıca ilgili tebliğde akaryakıt pompalarına bağlı ÖKC’ler kullanılarak verilen fişlerin fatura yerine geçen belge olarak kabul edildiği belirtilerek, taşıt tanıma, müşteri tanıma veya özel anlaşmalara dayanılarak yapılan akaryakıt satışlarında cihazlardan çıkacak fişlerin üzerinde “TAŞIT TANIMA VEYA MÜŞTERİ TANIMA SİSTEMİ FATURAYA DÖNÜŞTÜRÜLECEK” ibaresinin yer alacağı ve bu fişlerin bilahare listelenerek faturaya dönüştürüleceği ayrıntılı bir şekilde açıklanmaktadır.

 

Öte yandan ; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde fatura, “satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.” şeklinde tanımlanmış, 230 uncu maddesinin 5 inci bendinde ise; “… Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının, taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlenmesi ve taşıtta bulundurulması şarttır.” hükmüne yer verilmiştir.

 

Anılan bent hükmünden de anlaşılacağı üzere, sevk irsaliyesi ticari mal hareketinin izlenmesi için düzenlenen bir belgedir.

 

Ayrıca, mezkur Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin Bakanlığımıza vermiş olduğu yetkiye dayanılarak yayımlanan 211 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile; fatura ve sevk irsaliyesinin ayrı belgeler olarak değil, isteyen mükellefler açısından “irsaliyeli fatura” adı altında tek belge olarak düzenlenmesi ve kullanılması esası getirilmiş, sattıkları mallar dolayısıyla Vergi Usul Kanunu’nun 231/5 inci maddesinin mükelleflere tanıdığı, malın tesliminden itibaren faturanın yedi gün içinde düzenlenmesi imkanından vazgeçerek, bu yükümlülüğü derhal yerine getirmek isteyen mükelleflerin fatura ve sevk irsaliyesini ayrı ayrı düzenlemeksizin, diledikleri takdirde Tebliğde belirlenen esaslara uygun olarak “irsaliyeli fatura” düzenleyebilecekleri açıklanmıştır.

 

Bununla birlikte; mezkur Kanun uyarınca kâğıt ortamında düzenlenmek, muhafaza ve ibraz edilmek zorunluluğu bulunan faturanın elektronik ortamda düzenlenmesi ve ikinci nüshasının elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesine imkân tanıyan e-Arşiv Uygulamasına ilişkin usul ve esasların düzenlendiği 433 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin; “15- 397 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile Getirilen e-Fatura Uygulamasına Kayıtlı Mükellefler Arasında Yapılan Satışlar” başlığı altında ; “e-Fatura Uygulamasına kayıtlı kullanıcılara düzenlenecek elektronik faturada, düzenleme tarihi yanında düzenleme zamanının da saat ve dakika olarak gösterilmesi halinde elektronik faturanın kâğıt çıktısı irsaliye yerine geçer. Söz konusu kâğıt çıktıya “İrsaliye yerine geçer.” ifadesinin yazılması ve kâğıt çıktının satıcı veya yetkilisi tarafından imzalanması zorunludur. Ancak bu imkândan yararlanabilmek için elektronik faturanın malın teslimi anında düzenlenmesi gerekir.

 

            Hizmet ifasına konu e-faturanın satış anında düzenlenmesi halinde, söz konusu kâğıt çıktının talep eden müşteriye verilmesi zorunludur.”   ifadelerine yer verilmiştir.

 

Buna göre; 68 Seri No.lu  Ödeme Kaydedici Cihaz Genel Tebliğinde yapılan açıklama uyarınca, taşıt tanıma, müşteri tanıma veya özel anlaşmalara dayanılarak yapılan akaryakıt satışları ile ilgili olarak bilahare ayrıca fatura düzenleneceği için bu tür satışlarda her iki tarafın da e-Fatura kullanıcısı olması halinde  e-fatura uygulaması kapsamında fatura düzenlenmesi gerekmekte olup, taşıt tanıma, müşteri tanıma veya özel anlaşmalara dayanılarak yapılan satışlar dışında, taşıtlara yapılan ve akaryakıt pompalarına bağlı ÖKC’ lerden otomatik olarak çıkan (plaka numarası ihtiva eden ve fatura yerine geçen) fişlerle belgelenen satışlarda ise ayrıca e-Fatura düzenlenmeyecektir.

 

Diğer taraftan 433 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar  doğrultusunda  elektronik faturanın kâğıt çıktısına  “İrsaliye yerine geçer.” ifadesinin yazılması suretiyle sevk irsaliyesi olarak işlem yapılması  sadece; e-Fatura olarak düzenlenen faturalar için getirilmiş bir uygulama olup matbaada bastırılmış şekilde elde bulunan kağıt faturaların üzerine ” irsaliye yerine geçer” ibaresi yazılarak sevk irsaliyesi olarak kullanılması mümkün değildir.

 

Ayrıca,  düzenlediğiniz madeni yağ faturalarında bulunması gereken  GTİP numaralarının giriş yapılacağı alan UBL-TR üzerinde mevcut olup “UBL-TR Ortak Elemanlar” Teknik Kılavuzunda bu alan belirtilmiştir.

 

 

Buna göre, UBL-TR1.0 şemasında  “Item” alanı altındaki “CommodityClassification alanına;  UBL-TR 1.2 şemasında ise  “CustomsDeclaration” alanının altındaki “ID” alanına ilgili GTIP numarası girişi yapılabilecektir. Ancak  entegrasyon veya özel entegrasyon yöntemi seçilerek veya portal yöntemi kullanılıyorsa kullanılan muhasebe yazılım programı üzerinde oluşturulan UBL-TR formatındaki fatura üzerinde bu işlemin yapılabileceği tabiidir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatifinize yapılan işyeri teslimleri ile Toplu İşyeri Yapı Kooperatifinizin üyelerine yapacağı işyeri teslimleri genel oranda (% 18) KDV ye tabi olacaktır.-TOPLU İŞYERİ YAPI KOOPERATİFİ-EVREN ÖZMEN KDV

Kooperatifinize yapılan işyeri teslimleri ile Toplu İşyeri Yapı Kooperatifinizin üyelerine yapacağı işyeri teslimleri genel oranda (% 18) KDV ye tabi olacaktır.

Kooperatifler kanunu

Kooperatifin Kurumlar Vergisi Muafiyeti ve internet üzerinden beyanname verme ve form Ba-Bs bildiriminde bulunup bulunmayacağı hk.-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)

 

   
Sayı : 27575268-105[Mük257-2012-9208]-843 20/08/2015
Konu : Kooperatifin Kurumlar Vergisi Muafiyeti ve internet üzerinden beyanname verme ve form Ba-Bs bildiriminde bulunup bulunmayacağı hk.  

 

İlgi özelge talep formunuzda; ………… Vergi Dairesi Müdürlüğünün ………………. vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, kooperatifinize ait 2 ayrı grupta ortak kaydınız bulunduğu, kooperatifinizin birinci grup ortakları için …………… mevkiinde, ikinci grup ortaklarınız için ise …………….. OSB’de arsa alındığı, ……………. mevkiinde alınmış olan arsa için 24 kayıtlı ortağınızın bulunduğu, bu arsanızla ilgili olarak herhangi bir işleminizin söz konusu olmadığı, …………….. mevkiinde bulunan arsa tapularınızdan söz konusu arsalara belirli hisseler ile sahip olunduğu ve bu arsalara ilişkin olarak henüz inşaata başlanılmadığı, yapı ruhsatının alınmadığı ve kat karşılığı sözleşmenin yapılmadığı,

………….. OSB’deki arsanıza ise 4 kişinin ortak olduğu ve bu arsanın 20.06.2014 tarihinde “Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Karşılığı İnşaat Sözleşmesine” istinaden müteahhit bir firmaya verildiği ve bu sözleşme karşılığında söz konusu arsanıza yapılacak iş merkezinden 4 adet işyerinin kooperatifiniz ortaklarına verileceği belirtilerek; kurumlar vergisi ve katma değer vergisi yönünden muafiyetinizin devam edip etmeyeceği, kurumlar vergisi muafiyetinizin devam etmesi ve katma değer vergisi mükellefiyetinizin açılması halinde, katma değer vergisi beyannameleri ile Ba-Bs bildirim formlarının kağıt ortamında verilip verilmeyeceği hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmiştir.

 

A-Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:

 

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Muafiyetler” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13. maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf oldukları hükme bağlanmıştır.

 

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin; “4.13.1. Muafiyet şartları” başlıklı bölümünde kooperatiflerin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmeleri için taşımaları gereken şartlara ayrıntılarıyla yer verilmiştir.

 

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen şartları taşımanız halinde kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanmanız mümkün bulunmaktadır.

 

 

B-Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:

 

3065 sayılı KDV Kanununun;

 

1/1 inci maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

 

17/4-k maddesinde ise; organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla oluşturulan iktisadi işletmelerin arsa ve işyeri teslimlerinin KDV den istisna olduğu

hükme bağlanmıştır.

 

Organize sanayi bölgeleri ve küçük küçük sanayi sitelerine tanınan istisna ile ilgili açıklamalara, 16.10.2014 tarih ve 29147 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 Seri No.lu KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’in (4.23.) bölümünde yer verilmiştir.

 

Buna göre;

 

Kooperatiflerin kuruluş amacının ve faaliyetlerinin organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulmasına yönelik olması halinde, söz konusu istisna hükmünden yararlanılacak ve bu istisna yalnızca kooperatiflerin arsa ve işyeri teslimlerini kapsayacaktır.

 

Bunların dışında Kooperatifler tarafından yapılacak her türlü hizmetler, arsa ve işyeri dışındaki teslimlerin yanı sıra bölge ve site dışındaki arsa ve işyeri teslimleri ile Kooperatiflere yapılacak teslim ve hizmetler genel hükümler çerçevesinde KDV ye tabi bulunmaktadır.

 

Özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, söz konusu toplu işyeri yapı kooperatifinizin bağımsız bir kooperatif olduğu, küçük sanayi sitesi kurulması amacıyla oluşturulan bir kooperatif konumunda bulunmaması nedeniyle küçük sanayi sitesinin kurulmasından, oluşturulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olmadığı anlaşılmıştır.

 

Söz konusu hüküm ve ilgili Tebliğde yapılan açıklamalar çerçevesinde; müteahhit firma tarafından Kooperatifinize yapılan işyeri teslimleri ile Toplu İşyeri Yapı Kooperatifinizin üyelerine yapacağı işyeri teslimleri genel oranda (% 18) KDV ye tabi olacaktır.

 

   C-Vergi Usul Kanunu Yönünden Değerlendirme:

 

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve Mükerrer 257’nci maddelerinin Bakanlığımıza  verdiği  yetkiye  dayanılarak,  350 Sıra  No.lu  Vergi  Usul  Kanunu  Genel  Tebliğiyle, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirmeleri yükümlülüğü getirilmiş, 362, 381 ve 396 Sıra  No.lu  Vergi  Usul  Kanunu  Genel  Tebliğleriyle  de  bu  yükümlülüğe  ilişkin  düzenlemeler yapılmıştır.

 

396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak yeniden belirlenmiş olup, bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alışları, “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; bir kişi veya kuruma katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet satışları ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirilecektir.

 

Söz konusu Genel Tebliğin 1.1.2. bölümünde kurumlar vergisinden muaf olan mükelleflerin, muafiyetten yararlandıkları hesap döneminden itibaren Ba-Bs bildirim formu vermeyecekleri ve 3.1.1. bölümünde bilanço esasına göre defter tutan ve 376 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine göre beyannamesini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükelleflerin, Ba ve Bs bildirim formlarını da elektronik ortamda vermek zorunda oldukları açıklanmıştır.

 

Aynı Kanunun  mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan düzenleme ile Maliye Bakanlığı vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye yetkili kılınmıştır.

 

Bu yetkiye istinaden yayımlanan 367 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile kurumlar vergisi mükelleflerine hiçbir hadle sınırlı olmaksızın Kurumlar Vergisi Beyannamesini, 376 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de Muhtasar Beyannamesini ve Katma Değer Vergisi Beyannamesini elektronik ortamda gönderme zorunluluğu getirilmiştir.

 

Yukarıda yer alan açıklamalara göre; kooperatifinizin kurumlar vergisinden muaf olması halinde; muafiyetten yararlanılan hesap döneminden itibaren Ba-Bs bildirim formu verme yükümlülüğü bulunmamakta olup, kooperatifinizin kurumlar vergisinden muaf olmaması halinde ise muafiyet şartlarının ihlal edildiği dönemden itibaren Ba-Bs bildirim formu verme yükümlülüğü bulunmaktadır.

 

Diğer taraftan, kurumlar vergisi mükellefiyeti olmayan mükelleflerin muhtasar ve Katma Değer Vergisi beyannamelerini elektronik ortamda gönderme zorunlulukları bulunmamaktadır. Dolayısıyla kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyetinin bulunmaması halinde Muhtasar ve Katma Değer Vergisi beyannamelerini elektronik ortamda gönderme mecburiyetinin olmadığı, kurumlar vergisi mükellefiyetinin bulunması halinde ise; Muhtasar ve Katma Değer Vergisi beyannameleri ile Ba-Bs bildirim formlarını elektronik ortamda gönderme mecburiyetinin bulunduğu tabiidir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

Kooperatife ait arsanın icra yoluyla satılması durumunda vergilendirmenin nasıl yapılacağı.-EVREN ÖZMEN

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)

 

   
Sayı : 27575268-105[262-2014-158]-844 20/08/2015
Konu : Kooperatife ait arsanın icra yoluyla satılması durumunda vergilendirmenin nasıl yapılacağı.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kooperatifinizin 1990 yılında kurulduğu ve 51 hissedarı bulunan bir arsanın 14 hissedarı dışındaki ortaklarının arsa paylarını kooperatifinize bedelsiz olarak devretmek suretiyle arsa değeri üzerinden hissedar oldukları, ancak hissedarlar arasındaki uyuşmazlık nedeniyle açılan dava neticesinde söz konusu arsanın mahkeme kararına istinaden icra yoluyla üçüncü kişilere 861.000 TL’ye rayiç değerinin altında satıldığı belirtilerek, bu satış işleminden dolayı kooperatifiniz adına kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilerek kurumlar vergisi beyannamesi verilip verilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

            I-KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüyle kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olmakla beraber aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklar ile iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hükme bağlanmıştır.

Öte yandan 1 seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde, kooperatif muafiyeti ile ilgili olarak ayrıntılı açıklamalar yapılmış olup, “4.13.1. Muafiyet şartları” başlıklı bölümünde de, kooperatiflerin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmeleri için ana sözleşmelerinde;

-Sermaye üzerinden kazanç dağıtılmamasına,

-Yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesine,

-Yedek akçelerin ortaklara dağıtılmamasına,

-Sadece ortaklarla iş görülmesine

dair hükümlerin bulunması ve bu kayıt ve şartlara fiilen uyulması gerektiği, ayrıca bu şartlara ana sözleşmelerinde yer vermeyen ya da yer vermekle beraber bu şartlara fiiliyatta uymayan kooperatiflerin, muafiyet hükümlerinden yararlanamayacakları belirtilmiştir.

Tebliğin “4.13.1.4. Sadece ortaklarla iş görülmesi” başlıklı bölümünde ise; “Kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarının ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının sağlanıp korunmasını amaçladıkları için faaliyetin normal olarak sadece ortaklarla sınırlı olması gerekmektedir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir. Ortak dışı işlemler, sadece ortak olmayanlarla yapılan işlemleri değil, ortaklarla kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda yapılan işlemleri de kapsamaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifinizin, anılan Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen şartları sağlaması ve herhangi bir ortak dışı işleminin de bulunmaması halinde kurumlar vergisinden muaf tutulması mümkün bulunmaktadır. Ancak, kooperatifinizin arsasının, ortaklar ve diğer arsa hissedarları arasındaki anlaşmazlık nedeniyle bir paylaşma davasına konu edilerek söz konusu arsanın kooperatifinizce açılan paylaşma davası sonucunda mahkeme kararına istinaden icra yoluyla üçüncü kişilere satılması halinde, bu satış işlemi ortak dışı işlem sayılacak ve kooperatifiniz adına kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi gerekecektir.

Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında menkul sermaye iradının tanımı yapılmış olup, ikinci fıkrasının (2) numaralı bendinde ise; iştirak hisselerinden doğan kazançların (Limited şirket ortaklarının, iş ortaklıklarının ve komanditerlerin kar payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii kazanç dağıtımı sayılmaz.) menkul sermaye iradı olduğu belirtilmiştir.

Anılan Kanunun 94 üncü maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşların, yine söz konusu maddelerde bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir ve kurumlar vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hükme bağlanmış olup, anılan maddenin birinci fıkrasının (6/b-i) bendinde, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz) % 15 tevkifat yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, kooperatifinizin icra yoluyla satılan arsası nedeniyle elde ettiği kazancın ortaklara hisseleri oranında dağıtılan tutarları üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6-b-i) bendine göre %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapması ve muhtasar beyanname ile beyan etmesi gerekmektedir.

II-VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

213 sayılı Vergi Usul Kanununun;

-227 nci maddesinde, bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu,

-229 uncu maddesinde faturanın satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu,

-231 inci maddesinin (5) numaralı bendinde; faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî yedi gün içinde düzenleneceği,

-232 nci maddesinde ise birinci ve ikinci sınıf tüccarların, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin: birinci ve ikinci sınıf tüccarlara; serbest meslek erbabına; kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara; defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere; vergiden muaf esnafa; sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları,

-262 nci maddesinde; maliyet bedelinin iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade ettiği,

-269 uncu maddesinde ise; iktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkullerin maliyet bedelleri ile değerleneceği,

hükümlerine yer verilmiştir.

Yukarıdaki madde hükümlerinde fatura kullanma mecburiyetinde bulunanlar tadadi olarak sayılmış olup, kurumlar veya katma değer vergisi mükellefiyeti bulunan mükellefler aktifinde kayıtlı gayrimenkullerin satışından dolayı fatura düzenlemek zorundadırlar. Kurumlar veya katma değer vergisi mükellefiyeti bulunan kooperatifler de sattıkları emtia ya da yaptıkları iş nedeniyle Vergi Usul Kanununa göre fatura kullanma mecburiyetleri bulunduğundan, söz konusu gayrimenkule ilişkin satış işleminizin tapuya tescil tarihinden itibaren, ancak tapuya tescil tarihinden önce fiilen teslim gerçekleşmiş ise mal tesliminin gerçekleştiği tarihten itibaren azami yedi gün içerisinde fatura düzenlenmesi gerekeceği tabiidir.

Öte yandan, aynı Kanunun 30.12.2003 tarih ve 25332 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5024 sayılı Kanunla değişik mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasında enflasyon düzeltmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

Söz konusu Kanuna eklenen Geçici 25 inci maddede ise, mükelleflerin 31.12.2003 tarihli bilançolarını bu madde hükmüne göre, anılan maddede hüküm bulunmayan hallerde Vergi Usul Kanununun 5024 sayılı Kanunla değişik mükerrer 298 inci maddesinde yer alan hükümlere göre düzeltecekleri hükme bağlanmıştır. Aynı geçici maddenin (j) bendinde, 2004 yılı hesap döneminden itibaren ilk defa bilanço esasına geçen mükelleflerin bu maddede yer alan esaslara göre düzeltme yapacakları hüküm altına alınmıştır. Anılan hükmün kapsamına enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde kazançlarını bilanço esasına göre tespit etmesine rağmen gelir veya kurumlar vergisinden muaf olmaları nedeniyle düzeltme yapmayan mükellefler de girmektedir.

Buna göre, kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunması halinde; mükellefiyetinizin tesis edildiği tarih itibariyle düzenlenen bilançonun anılan Kanunun geçici 25 inci maddesine göre, şartların oluşması halinde de mükerrer 298 inci maddesine göre düzeltilmesi gerekmektedir.

Yukarıdaki açıklamalara göre, kooperatifinizce mükellefiyetinin tesis edildiği tarih itibariyle düzenlenen bilançonun Kanunun geçici 25 inci maddesine göre düzeltmeye tabi tutulması gerekmektedir.

Aynı Kanunun geçici 25 inci maddesinin (l) bendinde ve mükerrer 298 inci maddesinin A fıkrasının 5 inci bendinde, enflasyon düzeltmesine tâbi tutulan değerlerin elden çıkarılması halinde, bunlara ilişkin enflasyon düzeltme farklarının maliyet addolunacağı hükmü yer almaktadır.

Bu durumda, enflasyon düzeltmesinin yapıldığı 2003 ve 2004 yıllarında arsanın kooperatifinizin aktifinde yer alması koşuluyla, (kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edildiği tarih itibarıyla düzenlenen bilançonun aktifinde yer alan) arsa için enflasyon düzeltmesi yapılması ve arsayı elden çıkarmanız durumunda buna ilişkin enflasyon düzeltme farkını arsanın maliyetine eklemeniz mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, geçici 25 inci madde ve mükerrer 298 inci madde kapsamında enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan geçmiş yıl karları ve zararlarına ilişkin yapılacak işlemler 328, 337, 338 ve 348 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile enflasyon düzeltmesi uygulamasına yönelik sirkülerler de ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatife ait arsanın satışı ve istifa eden üyelerin hisselerinin kooperatif tarafından satın alınması- Mali Müşavir Evren ÖZMEN

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

MANİSA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

   
Sayı : 85373914-125[49.01.13]-73 12/06/2015
Konu : Kooperatife ait arsanın satışı ve istifa eden üyelerin hisselerinin kooperatif tarafından satın alınması  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 1995 yılında tarla olarak satın almış olduğunuz arsayı 10/04/2013 tarihinde sattığınız ve elde ettiğiniz tutarı üyelere dağıtarak tasfiyeye girmek istediğiniz belirtilerek söz konusu arsanın değerlemesinin nasıl yapılacağı ve satış kazancının nasıl tespit edileceği ile kooperatifinizden istifa ederek ayrılan üyelerinizin hisselerinin kooperatifinizce satın alınması durumunda, hisseler için ödenen bedelin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

            I- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 262 nci maddesinde “Maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade eder.”; 269 uncu maddesinde ise “İktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkuller maliyet bedelleri ile değerlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 30.12.2003 tarihli ve 25332 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5024 sayılı Kanunla değişik mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasında enflasyon düzeltmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

Söz konusu Kanuna eklenen geçici 25 inci maddede ise, mükelleflerin 31.12.2003 tarihli bilançolarını bu madde hükmüne göre, anılan maddede hüküm bulunmayan hallerde Vergi Usul Kanununun 5024 sayılı Kanunla değişik mükerrer 298 inci maddesinde yer alan hükümlere göre düzeltecekleri hükme bağlanmıştır. Aynı geçici maddenin (j) bendinde, 2004 yılı hesap döneminden itibaren ilk defa bilanço esasına geçen mükelleflerin bu maddede yer alan esaslara göre düzeltme yapacakları hüküm altına alınmıştır. Anılan hükmün kapsamına enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde kazançlarını bilanço esasına göre tespit etmesine rağmen gelir veya kurumlar vergisinden muaf olmaları nedeniyle düzeltme yapmayan mükellefler de girmektedir.

Buna göre, kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunması halinde; mükellefiyetinizin tesis edildiği tarih itibariyle düzenlenen bilançonun anılan Kanunun geçici 25 inci maddesine göre, şartların oluşması halinde de mükerrer 298 inci maddesine göre düzeltilmesi gerekmektedir.

Aynı Kanunun geçici 25 inci maddesinin (l) bendinde ve mükerrer 298 inci maddesinin A fıkrasının (5) numaralı bendinde, enflasyon düzeltmesine tâbi tutulan değerlerin elden çıkarılması halinde, bunlara ilişkin enflasyon düzeltme farklarının maliyet addolunacağı hükmü yer almaktadır.

Buna göre, kooperatifinizin 2013 yılında satmış olduğu arsayı maliyet bedeli ile değerlemesi ve enflasyon düzeltmesinin yapıldığı 2003 ve 2004 yıllarında arsanın kooperatifinizin aktifinde yer alması nedeniyle arsa için enflasyon düzeltmesi yapılması ve buna ilişkin enflasyon düzeltme farkının da arsanın maliyetine eklenmesi mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, anılan Kanunun geçici 25 inci ve mükerrer 298 inci maddeleri kapsamında enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan geçmiş yıl karları ve zararlarına ilişkin yapılacak işlemler 328, 337, 338 ve 348 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile enflasyon düzeltmesi uygulamasına yönelik sirkülerlerde ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

            II – KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde kooperatifler, kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olup, aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde de tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olacakları hükme bağlanmıştır.

Diğer yandan,  Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

193 sayılı  Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde; safi kazancın tespit edilmesi sırasında indirilecek giderler tadadi olarak sayılmış olup, ayrıca Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinde de kurum kazancından indirilebilecek bazı giderler belirtilmiştir.

Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında, sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kâr payı, faiz, kira ve benzeri iratların menkul sermaye iradı olduğu belirtilerek, ikinci fıkrasının (2) numaralı bendinde de, “İştirak hisselerinden doğan kazançlar (Limited şirket ortaklarının, iş ortaklıklarının ortakları ve komanditerlerin kâr payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir.Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan kârların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii, kazanç dağıtımı sayılmaz.) kaynağı ne olursa olsun menkul sermaye iradı sayılır.” hükmü yer almaktadır.

Söz konusu Kanunun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşların, yine söz konusu maddelerde bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hükme bağlanmış olup, anılan maddenin (6/b-i) numaralı bendinde, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz.) % 15 oranında tevkifat yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre; kooperatifinizin sahip olduğu arsayı satması durumunda “münhasıran ortaklar ile iş görülmesi” şartı ihlal edilmiş olacağından kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanılması mümkün bulunmayacak olup, satışın yapıldığı tarih itibariyle de kooperatifin kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis ettirilmesi gerekecektir. Söz konusu arsanın satış bedeli ile enflasyon düzeltmesine tabi tutulmuş maliyet bedeli arasındaki fark satış kazancı olarak kurum kazancına dahil edilerek kurumlar vergisine tabi tutulacaktır.

Öte yandan, kooperatifinizden istifa ederek ayrılan üyelerinize ait hisselerin kooperatifinizce satın alınması halinde ödenen bedeller, gerek Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde gerekse Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinde indirim konusu yapılacak giderler arasında sayılmadığından, söz konusu bedeller kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacaktır. Diğer taraftan, söz konusu hisselerin kooperatifiniz tarafından geri alınması sırasında ödenen bedelle, ayrılan üyelerin  ayrıldıkları tarihe kadar kooperatifinize ödedikleri aidat bedelleri  arasında müspet bir bir fark olması durumunda ise, oluşan bu fark üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin (6/b-i) numaralı bendine göre % 15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kooperatife ait arsanın icra yoluyla satılması durumunda vergilendirmenin nasıl yapılacağı-MALİ MÜŞAVİR EVREN ÖZMEN

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)

Ekran Resmi 2015-11-21 18.57.53

   
Sayı : 27575268-105[262-2014-158]-844 20/08/2015
Konu : Kooperatife ait arsanın icra yoluyla satılması durumunda vergilendirmenin nasıl yapılacağı.  

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kooperatifinizin 1990 yılında kurulduğu ve 51 hissedarı bulunan bir arsanın 14 hissedarı dışındaki ortaklarının arsa paylarını kooperatifinize bedelsiz olarak devretmek suretiyle arsa değeri üzerinden hissedar oldukları, ancak hissedarlar arasındaki uyuşmazlık nedeniyle açılan dava neticesinde söz konusu arsanın mahkeme kararına istinaden icra yoluyla üçüncü kişilere 861.000 TL’ye rayiç değerinin altında satıldığı belirtilerek, bu satış işleminden dolayı kooperatifiniz adına kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilerek kurumlar vergisi beyannamesi verilip verilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

            I-KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüyle kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olmakla beraber aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklar ile iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hükme bağlanmıştır.

Öte yandan 1 seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde, kooperatif muafiyeti ile ilgili olarak ayrıntılı açıklamalar yapılmış olup, “4.13.1. Muafiyet şartları” başlıklı bölümünde de, kooperatiflerin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmeleri için ana sözleşmelerinde;

-Sermaye üzerinden kazanç dağıtılmamasına,

-Yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesine,

-Yedek akçelerin ortaklara dağıtılmamasına,

-Sadece ortaklarla iş görülmesine

dair hükümlerin bulunması ve bu kayıt ve şartlara fiilen uyulması gerektiği, ayrıca bu şartlara ana sözleşmelerinde yer vermeyen ya da yer vermekle beraber bu şartlara fiiliyatta uymayan kooperatiflerin, muafiyet hükümlerinden yararlanamayacakları belirtilmiştir.

Tebliğin “4.13.1.4. Sadece ortaklarla iş görülmesi” başlıklı bölümünde ise; “Kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarının ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının sağlanıp korunmasını amaçladıkları için faaliyetin normal olarak sadece ortaklarla sınırlı olması gerekmektedir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hüküm bulunması ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir. Ortak dışı işlemler, sadece ortak olmayanlarla yapılan işlemleri değil, ortaklarla kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda yapılan işlemleri de kapsamaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifinizin, anılan Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen şartları sağlaması ve herhangi bir ortak dışı işleminin de bulunmaması halinde kurumlar vergisinden muaf tutulması mümkün bulunmaktadır. Ancak, kooperatifinizin arsasının, ortaklar ve diğer arsa hissedarları arasındaki anlaşmazlık nedeniyle bir paylaşma davasına konu edilerek söz konusu arsanın kooperatifinizce açılan paylaşma davası sonucunda mahkeme kararına istinaden icra yoluyla üçüncü kişilere satılması halinde, bu satış işlemi ortak dışı işlem sayılacak ve kooperatifiniz adına kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi gerekecektir.

Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında menkul sermaye iradının tanımı yapılmış olup, ikinci fıkrasının (2) numaralı bendinde ise; iştirak hisselerinden doğan kazançların (Limited şirket ortaklarının, iş ortaklıklarının ve komanditerlerin kar payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii kazanç dağıtımı sayılmaz.) menkul sermaye iradı olduğu belirtilmiştir.

Anılan Kanunun 94 üncü maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşların, yine söz konusu maddelerde bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir ve kurumlar vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hükme bağlanmış olup, anılan maddenin birinci fıkrasının (6/b-i) bendinde, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz) % 15 tevkifat yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, kooperatifinizin icra yoluyla satılan arsası nedeniyle elde ettiği kazancın ortaklara hisseleri oranında dağıtılan tutarları üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6-b-i) bendine göre %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapması ve muhtasar beyanname ile beyan etmesi gerekmektedir.

II-VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

213 sayılı Vergi Usul Kanununun;

-227 nci maddesinde, bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu,

-229 uncu maddesinde faturanın satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu,

-231 inci maddesinin (5) numaralı bendinde; faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî yedi gün içinde düzenleneceği,

-232 nci maddesinde ise birinci ve ikinci sınıf tüccarların, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin: birinci ve ikinci sınıf tüccarlara; serbest meslek erbabına; kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara; defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere; vergiden muaf esnafa; sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları,

-262 nci maddesinde; maliyet bedelinin iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade ettiği,

-269 uncu maddesinde ise; iktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkullerin maliyet bedelleri ile değerleneceği,

hükümlerine yer verilmiştir.

Yukarıdaki madde hükümlerinde fatura kullanma mecburiyetinde bulunanlar tadadi olarak sayılmış olup, kurumlar veya katma değer vergisi mükellefiyeti bulunan mükellefler aktifinde kayıtlı gayrimenkullerin satışından dolayı fatura düzenlemek zorundadırlar. Kurumlar veya katma değer vergisi mükellefiyeti bulunan kooperatifler de sattıkları emtia ya da yaptıkları iş nedeniyle Vergi Usul Kanununa göre fatura kullanma mecburiyetleri bulunduğundan, söz konusu gayrimenkule ilişkin satış işleminizin tapuya tescil tarihinden itibaren, ancak tapuya tescil tarihinden önce fiilen teslim gerçekleşmiş ise mal tesliminin gerçekleştiği tarihten itibaren azami yedi gün içerisinde fatura düzenlenmesi gerekeceği tabiidir.

Öte yandan, aynı Kanunun 30.12.2003 tarih ve 25332 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5024 sayılı Kanunla değişik mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasında enflasyon düzeltmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

Söz konusu Kanuna eklenen Geçici 25 inci maddede ise, mükelleflerin 31.12.2003 tarihli bilançolarını bu madde hükmüne göre, anılan maddede hüküm bulunmayan hallerde Vergi Usul Kanununun 5024 sayılı Kanunla değişik mükerrer 298 inci maddesinde yer alan hükümlere göre düzeltecekleri hükme bağlanmıştır. Aynı geçici maddenin (j) bendinde, 2004 yılı hesap döneminden itibaren ilk defa bilanço esasına geçen mükelleflerin bu maddede yer alan esaslara göre düzeltme yapacakları hüküm altına alınmıştır. Anılan hükmün kapsamına enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde kazançlarını bilanço esasına göre tespit etmesine rağmen gelir veya kurumlar vergisinden muaf olmaları nedeniyle düzeltme yapmayan mükellefler de girmektedir.

Buna göre, kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunması halinde; mükellefiyetinizin tesis edildiği tarih itibariyle düzenlenen bilançonun anılan Kanunun geçici 25 inci maddesine göre, şartların oluşması halinde de mükerrer 298 inci maddesine göre düzeltilmesi gerekmektedir.

Yukarıdaki açıklamalara göre, kooperatifinizce mükellefiyetinin tesis edildiği tarih itibariyle düzenlenen bilançonun Kanunun geçici 25 inci maddesine göre düzeltmeye tabi tutulması gerekmektedir.

Aynı Kanunun geçici 25 inci maddesinin (l) bendinde ve mükerrer 298 inci maddesinin A fıkrasının 5 inci bendinde, enflasyon düzeltmesine tâbi tutulan değerlerin elden çıkarılması halinde, bunlara ilişkin enflasyon düzeltme farklarının maliyet addolunacağı hükmü yer almaktadır.

Bu durumda, enflasyon düzeltmesinin yapıldığı 2003 ve 2004 yıllarında arsanın kooperatifinizin aktifinde yer alması koşuluyla, (kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edildiği tarih itibarıyla düzenlenen bilançonun aktifinde yer alan) arsa için enflasyon düzeltmesi yapılması ve arsayı elden çıkarmanız durumunda buna ilişkin enflasyon düzeltme farkını arsanın maliyetine eklemeniz mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, geçici 25 inci madde ve mükerrer 298 inci madde kapsamında enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan geçmiş yıl karları ve zararlarına ilişkin yapılacak işlemler 328, 337, 338 ve 348 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile enflasyon düzeltmesi uygulamasına yönelik sirkülerler de ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

Konut yapı kooperatifinin faaliyetinde kullandığı aracı satması halinde muafiyet şartlarını ihlal edip etmeyeceği hk.- FARKLI GÖRÜŞ-EVREN ÖZMEN MALİ MÜŞAVİR

Konut yapı kooperatifinin faaliyetinde kullandığı aracı satması halinde muafiyet şartlarını ihlal edip etmeyeceği hk.

Sayı: 62030549-125[2-2015/144]-78877 Tarih:
04/09/2015

Ekran Resmi 2015-11-21 18.56.29

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı : 62030549-125[2-2015/144]-78877 Konu : Konut yapı kooperatifinin faaliyetinde

kullandığı aracı satması halinde muafiyet şartlarını ihlal edip etmeyeceği hk.

04/09/2015

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kurumlar vergisinden muaf konut yapı kooperatifi olduğunuzu, faaliyetinizde kullanmak üzere satın almış olduğunuz kamyonet tipi aracınızı ihtiyacınız kalmadığı için satmak istediğinizi, satış tutarını ortaklarınıza dağıtılmayarak kooperatifinizin yatırımlarında kullanılacağı belirtilerek, söz konusu aracı satmanız durumunda kurumlar vergisi muafiyet şartının ihlal edilip edilmeyeceği ile aracın tasfiye sürecinde satılıp satılamayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımızın görüşü aşağıda açıklanmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde ise tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden kazanç dağıtılmaması, yönetim kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine (Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek her bir hisse için bir iş yeri veya konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.) ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle tüzel kişi temsilcilerine veya Kanunun 13 üncü maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatiflerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde muafiyet şartları detaylı olarak açıklanmış olup, “4.13.1.4 Sadece ortaklarla iş görülmesi” başlıklı bölümünde de;

“Kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarının ve özellikle meslek ve geçimlerine

ait ihtiyaçlarının sağlanıp korunmasını amaçladıkları için faaliyetin normal olarak sadece ortaklarla sınırlı olması gerekmektedir. Bu nedenle, bir kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için ana sözleşmesinde sadece ortaklarla iş görülmesine ilişkin hüküm bulunması
ve fiilen de bu hükme uyulması gerekmektedir.

Ortak dışı işlemler, sadece ortak olmayanlarla yapılan işlemleri değil, ortaklarla kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan konularda yapılan işlemleri de kapsamaktadır.”

açıklamasına yer verilmiştir.

Söz konusu Tebliğin”4.13.1.4.3. Yapı kooperatiflerinde ortak dışı işlemler”başlıklı bölümünde de; kooperatifin amacını gerçekleştirmesinden sonra elinde kalan malzeme, alet ve edevatın satılmasının ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyeceği belirtilmiştir.

Öte yandan, aynı Tebliğin”4.17 Şarta bağlı muafiyetlerin kaybedilmesi ve kazanılması” bölümünde ise; muafiyet şartlarını taşıyan bir kooperatifin muafiyet şartlarını ihlal etmesi durumunda muafiyet şartlarının ihlal edildiği tarihten itibaren kurumlar vergisine tabi tutulması gerektiği açıklanmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifinizin faaliyetinde kullanmak üzere satın almış olduğu kamyonet tipi aracın ihtiyacınızın kalmamasından dolayı üçüncü kişilere satılması halinde “sadece ortaklarla iş görülmesi” şartı ihlal edilmiş sayılacağından satış tarihi itibarıyla kooperatifinizin kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekecektir.

Öte yandan, söz konusu kamyonet tipi aracın kooperatifinizin amacını gerçekleştirmesinden sonra satılması halinde bu satış işleminin ortak dışı işlem olarak değerlendirilmeyeceği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.